Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kronik Böbrek

Kapsül Haber Ajansı - Kronik Böbrek haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kronik Böbrek haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sessiz İlerleyen Böbrek Yetmezliği 7 Sinyal Veriyor Haber

Sessiz İlerleyen Böbrek Yetmezliği 7 Sinyal Veriyor

Bu nedenle erken belirtiler genellikle fark edilmiyor ya da farklı nedenlere bağlanıyor. Oysa erken dönemde yapılan basit kan ve idrar testleri, geri dönüşü zor olan böbrek hasarını önlemeye yardımcı oluyor. Kronik böbrek yetmezliği hem dünyada hem de ülkemizde giderek artan bir halk sağlığı sorunu olarak görülüyor. Diyabet ve hipertansiyon en sık nedenler arasında yer alıyor. Erken dönemde tanı konulmadığında süreç diyaliz ya da böbrek nakline kadar ilerliyor. Böbrekler Hasar Gördüğünde Vücut Sinyal Veriyor Böbrekler yalnızca idrar üretmiyor, kanı süzüyor, toksinleri uzaklaştırıyor, sıvı ve elektrolit dengesini sağlıyor, D vitamini aktivasyonunda rol oynuyor ve kan basıncını düzenliyor. Fonksiyon kaybı başladığında bu sistemlerin tamamı etkileniyor. Nefroloji Hekimi Doç. Dr. Osman Z. Şahin, böbrek hastalıklarının erken evrede sinsi seyrettiğini belirtiyor ve “Hastalar çoğu zaman şikayetleri başka nedenlere bağlıyor. Oysa vücudun verdiği küçük sinyaller böbrek fonksiyonlarında azalmaya işaret ediyor” diyor. Böbrek Yetmezliğinin 7 Erken Belirtisi Doç. Dr. Şahin, aşağıdaki belirtilerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguluyor: Sabah Göz Kapaklarında Şişlik Böbreklerin protein tutma fonksiyonu bozulduğunda idrarla protein kaybı oluşuyor. Kandaki protein düzeyi düştüğünde sıvı dokulara geçiyor ve özellikle sabah saatlerinde göz kapaklarında şişlik görülüyor. Gün içinde azalması yanıltıcı oluyor. Gece Sık İdrara Çıkma Böbrekler normalde gece saatlerinde daha konsantre idrar üretiyor. Fonksiyon bozulduğunda bu yetenek azalıyor ve gece idrara çıkma artıyor. Özellikle yeni başlayan ve giderek sıklaşan noktüri önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Köpüklü İdrar İdrarda kalıcı ve belirgin köpük oluşması protein kaçağını düşündürüyor. Proteinüri, kronik böbrek hastalığının en erken ve en önemli bulgularından biri olarak kabul ediliyor. Basit bir idrar tahlili ile tespit ediliyor. Nedensiz Halsizlik ve Çabuk Yorulma Böbrekler eritropoetin adı verilen ve kemik iliğinde kan üretimini uyaran hormonu salgılıyor. Fonksiyon azaldığında kansızlık gelişiyor. Ayrıca kanda biriken toksinler yorgunluk hissine neden oluyor. Uzun süren halsizlik böbrek fonksiyon testleri ile değerlendiriliyor. Bacaklarda ve Ayak Bileklerinde Ödem Sodyum ve su dengesinin bozulması vücutta sıvı birikimine yol açıyor. Özellikle gün sonunda belirginleşen ayak bileği şişlikleri ve çorap izi kalması önemli bir bulgu olarak görülüyor. İştahsızlık ve Mide Bulantısı Kandaki üre ve kreatinin gibi atık maddelerin artışı mide bulantısına, ağızda metalik tada ve iştahsızlığa neden oluyor. Bu belirtiler ilerleyen evrelerde daha belirgin hale geliyor ancak erken dönemde hafif şikayetler şeklinde başlıyor. Kontrol Altına Alınamayan Yüksek Tansiyon Böbrekler kan basıncının düzenlenmesinde temel rol oynuyor. Dirençli hipertansiyon hem böbrek hastalığının nedeni hem de sonucu olarak ortaya çıkıyor. Üçlü ilaç tedavisine rağmen düşmeyen tansiyon böbrek açısından araştırma gerektiriyor. Risk Faktörü Olanlar İçin Kontrol Şart Diyabet hastaları, hipertansiyon hastaları, kalp-damar hastalığı bulunanlar, ailesinde böbrek hastalığı öyküsü olanlar ve uzun süre ağrı kesici kullananlar risk grubunda yer alıyor. Doç. Dr. Şahin, özellikle risk grubundaki kişilerin yılda en az bir kez kreatinin, GFR ve idrar tahlili yaptırması gerektiğini ifade ediyor. “Kronik böbrek hastalığı erken dönemde tespit edildiğinde ilerleme hızı ciddi şekilde yavaşlıyor” diyor. Erken Tanı Böbrek Sağlığını Koruyor Kronik böbrek hastalığı beş evrede ilerliyor. İlk üç evrede genellikle belirgin şikayet görülmüyor. Dördüncü ve beşinci evrede diyaliz ihtiyacı doğuyor. Ancak erken evrede tanı konulan hastalarda kan şekeri ve tansiyon kontrolü, tuz kısıtlaması, kilo kontrolü ve uygun ilaç tedavisi ile süreç uzun yıllar stabil seyrediyor. Çakmak Erdem Hastanesi’nden Nefroloji Hekimi Doç. Dr. Osman Z. Şahin, “Böbrek hastalıkları sessiz ilerliyor ancak sonuçları ağır oluyor. Basit bir kan ve idrar testi erken tanı sağlıyor. Risk grubunda yer alan herkesin düzenli kontrol yaptırması gerekiyor” diyerek farkındalık çağrısında bulunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Diş Renklenmeleri Neyin Habercisi? Haber

Diş Renklenmeleri Neyin Habercisi?

Tüketilen yiyecek ve içecekler nedeniyle diş yüzeylerinde zamanla renk değişimleri görülebildiğini ifade eden Demir, minik gülüşlerdeki farklılıkların yalnızca estetik açıdan değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı. Doğuştan gelen bazı metabolik hastalıkların dişlerin kahverengi, sarı-yeşil ya da kırmızı-kahverengi tonlarda sürmesine neden olabileceğini aktaran Demir, bazı durumlarda bu renklenmelerin çocuk büyüdükçe ortadan kaybolabildiğini, etkenine göre bazı vakalarda ise yetişkinlik dönemine taşınarak beyazlatma işlemlerine yanıt vermeyebileceğini belirtti. Bazı kalıtsal hastalıklarda grimsi, sarı-kahverengi renklenmeler görülebileceğini ifade eden Demir, bu durumun ebeveynlerde “çocuğumun dişleri çürük çıktı” yanılgısına yol açabildiğini söyledi. Diş sert dokularının etkilenme derecesine göre koruyucu tedavilerin yeterli olabileceğini; ancak hastanın yaşı, sistemik durumu, hastalığın tipi ve şikâyetine bağlı olarak ileri seviye tedavilerin de planlanabileceğini kaydetti. Her Siyahlık Diş Çürüğü Değildir Çocukların kullandığı bazı ilaçlar ve takviye ürünler, yetersiz ağız hijyeni ve kromojenik bakterilerin de dişlerde renk değişimine yol açabileceğini belirten Demir, en sık karşılaşılan renklenme tiplerinden birinin demir takviyesi kullanan çocuklarda görülen lekelenmeler olduğunu ifade etti. Demir renklenmelerinin siyaha yakın koyu görüntüsü nedeniyle çürükle karıştırılabildiğini vurgulayan Demir, bu durumda ağız hijyeni alışkanlıklarının sürekliliğinin sağlanmasının ve çürük oluşumunun engellenmesinin önemine dikkat çekti. Süt Dişi Travmaları Daimi Dişlerde Lekelenmeye Sebep Olabilir Diş minesini etkileyen renk değişimlerinin en sık görülen nedenlerinden birinin süt dişi kaynaklı travma veya enfeksiyonlar olduğunu belirten Demir, diş yüzeylerinde beyaz, sarı ya da kahverengi lekelenmelerle dikkat çeken opasiteler görülebileceğini ifade etti. Konjenital D vitamini eksikliği, bazı enfeksiyon hastalıkları, hamilelik döneminde ya da çocukluk çağında görülen kalsiyum eksikliği ve ilaç kullanımının da diş minesinde renk değişimlerine yol açabileceğini belirtti. Kalp ve Böbrek Sağlığı için Dişleri Dinleyin Kronik böbrek yetmezliği varlığında dişlerde hipoplazi ve hipokalsifikasyona bağlı renklenmeler oluşabileceğinin göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade eden Demir, doğuştan kalp hastalığı ile doğan çocuklarda diş minesinde yapısal bozukluklar görülebileceğini söyledi. Bu durumun dişlerde çürük riskini artırabileceğini vurguladı. Nurgül Demir, dişlerdeki renk değişimlerinin yalnızca estetik bir mesele olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, metabolik bozukluklardan hayati önem taşıyan sistemik hastalıklara kadar genel sağlık durumunun bir uyaranı olabileceğini ifade etti. Dişlerde görülen masum lekelerin, fizyolojik işleyişteki bozulmaların ilk alarm sinyali olabileceğini sözlerine ekledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

C Vitamininin Fazlası Böbrek Taşı Riskini Artırıyor Haber

C Vitamininin Fazlası Böbrek Taşı Riskini Artırıyor

Böbreklerin gün boyu vücudun ihtiyacına göre çalıştığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Enes Murat Atasoyu, “Böbrekler bu kanı süzer, vücut için gerekli büyük proteinleri ayırır ve süzüntü adı verilen bir sıvı oluşturur. Gün içinde yaklaşık 180 litre oluşan bu süzüntünün büyük bölümü geri alınır, atık maddeler ve sıvı fazlası ise günde yaklaşık 1,5–2 litre idrar olarak vücuttan atılır. Ancak farkında olunmadan kullanılan bazı ilaçlar ve besin destekleri bu işleyişi olumsuz etkileyebilir. Örneğin aşırı C vitamini böbrek taşı riskini, aşırı D vitamini ise dehidratasyon ve böbrek taşı riskini artırabilir” dedi. Ülkemizde yaklaşık 9 milyon kronik böbrek hastası bulunduğunu vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Enes Murat Atasoyu, “İlaçlar ve besin destekleri de dahil olmak üzere kana karışan her madde böbreklerden geçer ve bazıları burada hasara yol açabilir. Özellikle kronik böbrek hastalığı olan ya da diyabet, hipertansiyon, kalp yetmezliği ve obezite gibi risk faktörlerine sahip kişilerin çok daha dikkatli olması önemli. Bazı ağrı kesiciler ve antibiyotikler başta olmak üzere çeşitli ilaçların kullanımı sonrasında idrar renginde değişiklik, vücutta şişlik ve idrar miktarında azalma görülmesi böbrek hasarını düşündürebilir” dedi. Sıvı alımı yetersizse protein tozları böbreklere zarar verebilir Besin takviyelerinin içeriği, kullanım dozu ve sürelerinin net olmaması ayrıca birbirleriyle ya da diğer ilaçlarla olan etkileşimlerinin bilinmemesinin sağlık problemleri doğurabileceğine dikkat çeken Atasoyu, “Bu ürünler çoğu zaman reçetesiz satılır ve sağlık uzmanına danışılmadan kullanılır. Oysa özellikle böbrek fonksiyon bozukluğu olan ya da farklı nedenlerle risk altındaki kişilerde besin takviyeleri dikkatle kullanılmalı. Örneğin sağlıklı bireylerde B ve C vitaminlerinin fazlası böbreklerden atılırken, kronik böbrek hastalarında bu maddeler vücutta birikebilir ve böbrek taşı ya da sıvı kaybı gibi sorunlara yol açabilir. Ayrıca protein tozu ve kreatin gibi sporcu destekleri, böbrekleri tek başına tehdit etmese de yeterli su içilmediğinde, aşırı egzersiz yapıldığında ya da böbrekleri etkileyen ilaçlarla birlikte kullanıldığında tehlikeli durumlara yol açabilir” şeklinde konuştu. Türkiye’de tuz tüketimi önerilenin üç katı Diyabet, hipertansiyon, kalp-damar hastalığı ve obezitesi olanlar, uzun süreli ilaç kullanmak zorunda kalanlar, yeterince su içmeyenler, ailesinde böbrek hastalığı bulunanlar ve ileri yaştaki kişilerde böbrek hastalığına yatkınlığın daha yüksek olduğunu dile getiren Atasoyu, “Kişinin kan tahlillerinin normal olması böbreklerin her zaman tamamen sağlıklı olduğu anlamına gelmez. Bu nedenle idrar tahlili ve ultrason ile birlikte değerlendirme yapılması gerekir. Bu durum, birçok kişinin böbrek hastalığının farkında olmadan yaşamını sürdürmesine de yol açabiliyor. Ülkemizde böbrek hastalığı riskini artıran en önemli etkenlerden biri ise aşırı tuz tüketimi. Dünya Sağlık Örgütü günlük tuz tüketiminin 5 gramı geçmemesini önerirken, ülkemizde bu miktar 16–18 gram civarında. Tuz tüketimini azaltmak böbrek sağlığını korumada etkili bir adım” dedi.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.