Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kronik Hastalıklar

Kapsül Haber Ajansı - Kronik Hastalıklar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kronik Hastalıklar haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye’de Sağlık Erişimine Yönelik Yeni Toplumsal Destek Modeli Başlıyor Haber

Türkiye’de Sağlık Erişimine Yönelik Yeni Toplumsal Destek Modeli Başlıyor

İmzalanan iş birliği kapsamında; Türkiye'de sağlık erişimine yönelik toplumsal destek modeli olan 'Sağlıkta El Ele' projesi hayata geçirilecek. Bir Halk Sağlığı inovasyonu olarak hayata geçen ve koruyucu sağlık yaklaşımını yaygınlaştırmayı amaçlayan Bir Adım Sağlık, Türkiye Sağlık Vakfı ile çok önemli bir iş birliği imzaladı. İmzalanan 'Sağlıkta El Ele' projesi; ihtiyaç sahipleri, bağışçılar ve sağlık profesyonellerini buluşturacak. Proje kapsamında; sağlık hizmetlerine erişimde zorluk yaşayan bireylere düzenli tıbbi destek, evde bakım ve rehabilitasyon hizmeti sunulması hedefleniyor. Yeni bir toplumsal dayanışma modeli olarak konumlanan 'Sağlıkta El Ele' projesi, kronik hastalıklar, evde bakım ihtiyacı ve sosyoekonomik engeller nedeniyle sağlık hizmetlerine zamanında erişemeyen binlerce kişiyi kapsıyor. Bağışçıları, sağlık profesyonellerini ve ihtiyaç sahiplerini aynı çatı altında buluşturarak sürdürülebilir çözüm sunan proje ilk yılında 10.000 ihtiyaç sahibine ulaşmayı hedefliyor. Uzun yıllardır sağlık alanında böyle önemli bir projeyi hayata geçirmek için çalıştığını vurgulayan Bir Adım Sağlık Genel Müdürü Ayşe Şengel; "Evde sağlık alanında uzun yıllara dayanan sahadaki deneyimimizle, ihtiyaç sahiplerine uzman kadrolarımızla ulaşacağız. Bu proje ile sağlık hizmetini sadece tedavi değil; erişilebilirlik, takip ve güven boyutlarıyla ele alıyoruz. Böyle bir projede tüm ekiplerimiz ve bilgimizle biz de elimizi taşın altına koymaktan mutluluk duyuyoruz." diye konuştu. Türkiye Sağlık Vakfı adına yaptığı açıklamada Vakıf Genel Başkanı Dr. Murat Balaban (Phd); "Türkiye'de giderek artan yaşlı nüfus ve kronik hastalık yükü, sürdürülebilir sağlık destek modellerini kritik hale getirmiştir. 'Sağlıkta El Ele' projesi ile hem sağlık hizmetlerine erişimi güçlendirmeyi hem de toplumsal dayanışmayı artırmayı hedefliyoruz." denildi. Proje kapsamında; hekim muayenesi ve tıbbi değerlendirme, mobil hemşirelik uygulamaları, fizik tedavi ve rehabilitasyon, evde refakat ve bakım hizmetleri ile sağlık eğitimi ve danışmanlık gibi alanlarda düzenli hizmet sunulması planlanıyor. Projenin fonlama ve raporlama süreçleri Türkiye Sağlık Vakfı tarafından yürütülürken, operasyonel sağlık hizmetleri Bir Adım Sağlık'ın uzman ekipleri tarafından sahada uygulanacak. Böylece şeffaf bağış modeli, düzenli raporlama, sağlık çıktılarının ölçümlenmesi ve kalıcı toplumsal etki hedefleri doğrultusunda sürdürülebilir bir yapı oluşturulacak. 'Sağlıkta El Ele' Projesi, ilk yılında 10.000 ihtiyaç sahibine ulaşmanın yanı sıra; kronik hastalık yönetiminde düzenli takip sağlamayı ve evde bakım yükünü azaltmayı amaçlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Soğuk ve Rüzgârlı Havalar Yüz Felci Riskini Artırıyor Haber

Soğuk ve Rüzgârlı Havalar Yüz Felci Riskini Artırıyor

Yüz felcinin ne olduğundan bahseden Prof. Dr. Kazkayası, “Yüz felci (fasiyal paralizi), yüz mimik kaslarını kontrol eden 7. kraniyal sinirin hasarına bağlı olarak gelişen ve yüzün bir yarısında hareket kaybıyla seyreden bir klinik tablodur. Kadın ve erkeklerde benzer sıklıkta görülmekle birlikte; gebelik, doğum sonrası dönem, hipertansiyon, diyabet ve otoimmün hastalıkları olan bireylerde risk daha yüksektir” diye konuştu. ‘YÜZ FELCİNE VİRÜSLER DE NEDEN OLABİLİR’ Yüz felcinin nedenlerine değinen Prof. Dr. Kazkayası, “Yüz felcinin kesin nedeni her zaman saptanamasa da olguların yaklaşık üçte ikisi ‘idiopatik (nedeni saptanamayan)’ olarak değerlendirilir. En sık kabul gören neden viral inflamasyondur. Herpes simpleks tip 1, varisella zoster ve Epstein-Barr gibi virüsler de sinirde iltihaplanmaya yol açabilir. Bu virüsler, daha önce vücuda girmişken stres, soğuk hava, fiziksel travma ve mevsimsel değişikliklerle yeniden aktive olabilir” dedi. ‘SOĞUK ORTAMLAR RİSKİ ARTIRIYOR’ Soğuk ve rüzgâra uzun süre maruz kalmanın yüz sinirinde hassasiyete neden olabileceğini belirten Prof. Dr. Kazkayası, geçmişte yüz felcinin “şoför hastalığı” olarak adlandırıldığını hatırlattı. Araçlarda klima bulunmadığı dönemlerde açık camdan gelen rüzgâra maruz kalan sürücülerde yüz felcinin sık görüldüğünü aktaran Prof. Dr. Kazkayası, “Banyo veya duş sonrası saçlar kurutulmadan dışarı çıkmak da yüz felcine davetiye çıkarabilir. Saçlar kurutulsa bile vücudun dış ortam ısısına uyum sağlaması için evde bir süre beklenmesi faydalıdır” dedi. ‘KULAK ARKASINDAKİ AĞRI GÖZ ARDI EDİLMEMELİ’ Yüz felcinin en sık belirtilerinin yüzün bir yarısında hareket kaybı, ağız köşesinde sarkma, göz kapamada güçlük ve yüzde asimetri olduğunu söyleyen Prof. Dr. Kazkayası, “Bazı hastalarda felç gelişmeden önce kulak arkasında ağrı görülebilir. Özellikle kulak arkasında başlayan ve orta şiddette olan ağrının yüz felcinin habercisi olabilir. Ağrının şiddetli olması ise prognoz açısından olumsuz bir işaret olabilir. Kulakta dolgunluk hissi, yüksek sese tahammülsüzlük ve tat duyusunda azalma da eşlik edebilen diğer belirtiler arasındadır” açıklamasında bulundu. ‘TANI VE TEDAVİDE ERKEN MÜDAHALE ÖNEMLİ’ Yüz felci tanısında ayrıntılı öykü ve fizik muayenenin yanı sıra odyolojik testler, görüntüleme yöntemleri ve laboratuvar tetkiklerinden yararlanıldığını belirten Prof. Dr. Kazkayası, “Gerek görülen hastalarda bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans görüntüleme ile enfeksiyöz ya da tümöral nedenler dışlanabilir” dedi. ‘HASTALARIN BÜYÜK KISMI İLK ÜÇ AYDA İYİLEŞİYOR’ Yüz felci geçiren hastaların yaklaşık yüzde 80-85’inde ilk üç ay içinde tama yakın iyileşme görüldüğünü söyleyen Prof. Dr. Kazkayası, “Yüzde 15-20 oranında hastada ise hafif ya da ciddi sekel kalabilir. Felcin tam olması, üç haftaya rağmen düzelme görülmemesi, ileri yaş, şiddetli kulak arkası ağrısı ve eşlik eden kronik hastalıklar iyileşme sürecini olumsuz etkileyebilir” ifadelerini kullandı. ‘BELİRTİLER VARSA VAKİT KAYBETMEDEN SAĞLIK KURULUŞUNA BAŞVURUN’ Prof. Dr. Kazkayası, “Soğuk havalarda ıslak saçla dışarı çıkmaktan kaçınılması, rüzgâra doğrudan maruziyetin azaltılması ve yüz felci belirtileri fark edildiğinde vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması, kalıcı hasarın önlenmesi açısından büyük önem taşıyor” diyerek açıklamalarını sonlandırdı.

Zatürrenin Erken Belirtilerine Dikkat!  Haber

Zatürrenin Erken Belirtilerine Dikkat! 

Acıbadem Fulya Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Reha Baran, sonbahar ve kış aylarında kapalı alanlarda daha fazla zaman geçirilmesi nedeniyle görülme sıklığı artan zatürrenin özellikle ileri yaşta ve kronik hastalığı olan kişilerde son derece ciddi ve ölümcül seyredebileceğine dikkat çekerek, “Enfeksiyon sebebiyle vücuttaki oksijen seviyesinin düşmesi tüm organları etkilemektedir. Bunun sonucunda akciğerin yanı sıra böbrek, kalp ile karaciğer yetmezlikleri gelişebilmektedir. Özellikle 65 yaş üstü ve kronik hastalığı olan kişilerde bu organlar çok daha kolay hasar görmektedir” diyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Reha Baran, dolayısıyla zatürreden korunmanın yaşamsal önem taşıdığını vurgulayarak, “Bu enfeksiyondan en etkili korunma yöntemi ise özellikle 65 yaş üstü ve/veya altta kronik hastalığı olanların düzenli yıllık grip aşısı ve 1 kez zatürre aşısı yaptırmalarıdır” diyor. Kapalı alanlarda hızla bulaşıyor Sonbahar ve kış aylarında zatürrenin görülme sıklığı belirgin şekilde artış gösteriyor. Bu artışın nedenleri arasında grip (influenza), RSV (Respiratuar Sinsityal Virüs), koronavirus gibi solunum yolu virüslerinin bu mevsimlerde daha yaygın olmaları yer alıyor. Virüsler akciğerlerin savunmasını zayıflatıyor ve bakterilerin yerleşip iltihap yapmalarını kolaylaştırıyor. Soğuk havada kapalı ortamlarda uzun süre zaman geçirilmesi de damlacık yoluyla bulaşan mikroorganizmaların hızla yayılmalarını kolaylaştırıyor. Aynı zamanda soğuk hava burun ve solunum sistemindeki savunma mekanizmalarını zayıflatıyor. Güneş ışığının az olması da D vitamini düzeylerinin düşmesine ve bağışıklık sisteminin zayıflamasına sebep olabiliyor. Bu etkenler zatürrenin görülme sıklığını dolaylı olarak artırıyor. KOAH, kalp yetmezliği ve diyabet gibi kronik hastalıklar da soğuk havalarda kötüleşerek zatürrenin gelişimini kolaylaştırıyor. Mikroplar oksijen seviyesini düşürüyor! Bakterilerin, virüslerin ve nadir olarak mantar enfeksiyonlarının akciğerlere ulaşmasıyla gelişen zatürre bulaşıcı ve hızlı ilerleyebilen bir hastalık. Çoğunlukla solunum yoluyla bulaşan zatürrenin bulaşma riski ise virüs veya bakterilerin türüne göre değişiyor. Hasta bir kişi öksürürken veya hapşırırken damlacıklar havaya karışıyor. Sağlıklı kişi bu damlacıkları soluduğunda mikroplar burun, boğaz veya soluk borusundan akciğerlere ulaşıyor. Normalde akciğerler kendini iyi koruyor; burun, soluk borusundaki tüyleri ve mukus ise mikropları dışarı atarken, bağışıklık hücreleri de mikropları yutuyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Reha Baran, “Ancak grip ve soğuk algınlığı gibi üst solunum yolu enfeksiyonu sonrasında, sigara kullanımında, bağışıklık sistemi zayıfladığında, aşırı yorgunlukta veya beslenme bozukluğunda mikroplar akciğerin hava keseciklerine kadar ulaşmaktadır” uyarısında bulunuyor. Vücudun burada çoğalan mikropları yok etmek için iltihap karşıtı hücrelerini bölgeye gönderdiğini belirten Prof. Dr. Reha Baran, “Bu savaş sırasında alveoller, yani akciğer dokuları sıvı iltihap hücreleri ve bakterilerle dolmaktadır. Bunun sonucunda, vücutta oksijen seviyesi düşerken; ateş, öksürük ve göğüs ağrısı gibi sorunlar başlamaktadır” diyor. Hafif öksürük ve ateş erken belirtisi olabilir! Zatürre basit bir soğuk algınlığı gibi başlayıp, hızla ağırlaşabilen bir hastalık. Başlangıcında genellikle 38-40 derece ateş, titreme ve öksürük görülüyor. Önce kuru özellik sergileyen öksürük daha sonra sarı, yeşil veya pas renginde balgamlı hale geliyor. Nefes alırken göğüste batar tarzda ağrı, halsizlik, yorgunluk, hafif egzersizlerde veya konuşurken hissedilen nefes darlığı, özellikle virüs zatürrelerinde kas-eklem ağrıları, diğer belirtilerini oluşturuyor. Prof. Dr. Reha Baran, bu dönemde hekime başvurmanın yaşamsal önem taşıdığı uyarısında bulunarak, “Risk grubunda olanlarda ise sadece hafif öksürük ve ateş bile erken zatürre belirtisi olabilmektedir” diyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Reha Baran, erken tanı konulduğunda enfeksiyonun akciğerin tamamına yayılmadan durdurulabildiğine işaret ederek, “Bu sayede solunum yetmezliği ve kan zehirlenmesi gibi komplikasyonlar önlenirken, hastaneye yatış ihtimali azalmaktadır. Özellikle yaşlılarda ve kronik bir hastalığı olanlarda erken tedavi ölüm riskini önemli ölçüde düşürmektedir” diye konuşuyor. Bol sıvı alımı ve istirahat önemli! Zatürrenin tedavisinde amaç enfeksiyonu yok etmek, akciğer fonksiyonunu düzeltmek ve nefes darlığı ile organ yetmezliği gibi komplikasyonları önlemek. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Reha Baran, bakteri kaynaklı zatürrelerde tedavinin temelini antibiyotiklerin oluşturduğunu belirterek, “Viral zatürrelerde ise antibiyotik etkisizdir. Bu durumda; bol sıvı alımı, istirahat, ateş düşürücü ilaçlar ve gerekiyorsa oksijen desteği önemlidir. İnfluenza (grip) kaynaklı gelişen zatürrelerde özel bir antiviral ilaçlar ve covid-19 gibi enfeksiyonlarda ise kortizon kullanılabilir” bilgisini veriyor. Zatürreden korunmak için 8 kritik kural! Zatürre ve grip aşılarınızı yaptırın. Sigara ve alkolü mutlaka bırakın. Ellerinizi sık sık sabunlu suyla en az 2 dakika boyunca yıkamayı alışkanlık edinin. Kapalı ortamlarda bulunmaktan kaçının, eğer mecbursanız mutlaka maske kullanın. Hastalar ile yakın temasta bulunmamaya özen gösterin. Bağışıklık sistemini güçlendirmek için dengeli beslenin, özellikle protein ve C vitamini yönünden zengin besinler tüketin, yeterli süre uyuyun, düzenli egzersiz yapın, stresi yönetmeye çalışın, kronik bir hastalığınız varsa düzenli olarak kontrolünü yaptırın. Odanızı her gün üç kez olacak şekilde 15’er dakika havalandırın. Ayrıca, nem oranı çok düşük ortamlarda bulunmamaya dikkat edin. Soğuk havada burundan nefes alın. Burun, soğuk havayı akciğerlere ulaşmadan önce ısıtır ve nemlendirir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.