Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kronik Yorgunluk

Kapsül Haber Ajansı - Kronik Yorgunluk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kronik Yorgunluk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kas Ağrıları İçin Ozon Tedavisi Uygulanabiliyor! Haber

Kas Ağrıları İçin Ozon Tedavisi Uygulanabiliyor!

Ozonun düşük dozlarda vücudun antioksidan savunma sistemini aktive ederek etki gösterdiğini ifade eden Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Asiye Gülsüm Kakı, “Vücuda ozon verildiğinde dolaşımdaki oksijen miktarı artar, ödem ve ağrı mediatörleri azalır. Böylece kişinin iyilik hali desteklenir.” dedi. Tedavinin herkese uygulanamayacağına dikkat çeken Dr. Kakı, ozon tedavisi öncesinde hastanın genel sağlık durumunun değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Asiye Gülsüm Kakı, ozon tedavisinin vücutta nasıl etki gösterdiği, hangi durumlarda kullanılabildiği ve tedavi öncesi-sonrasında nelere dikkat edilmesi gerektiği hakkında açıklamalarda bulundu. Ozon tedavisi sistemik veya lokal yöntemlerle uygulanabiliyor! Ozon molekülünün 3 oksijen atomundan oluştuğunu hatırlatan Dr. Asiye Gülsüm Kakı, “Tıbbi ozon olarak kullandığımız ozon doğada da bulunan ozondan farklı olarak saf oksijenden elde edilir.” dedi. Ozon tedavisinin amacına göre sistemik veya lokal yöntemlerle uygulanabildiğini aktaran Dr. Kakı, “Hasta değerlendirildikten sonra hangi yöntemin uygulanacağına karar verilir. Eğer sistemik bir etki isteniyorsa majör ozon denilen, hastanın kanıyla yapılan ozon, serum ozon, rektal ozon ya da sauna ozon tedavileri tercih edilebiliyor. Kişide eğer lokal bir şikayet varsa daha lokal etki eden tedaviler uygulanabiliyor.” şeklinde konuştu. Ozon, vücudun antioksidan savunma sistemini aktive ediyor! Ozonun vücuda nasıl etki ettiği hakkında bilgi veren Dr. Kakı, “Ozon aslında oksidan bir gazdır. Vücuda yeterli ve düşük dozlarda verildiğinde vücudun antioksidan sistem denilen savunma sistemini aktive ederek vücudun kendi kendini iyileştirme kapasitesini arttırma yöntemiyle etki eder.” dedi. Vücuda ozon verildiğinde dolaşımdaki oksijen miktarının arttığını, ödemin azaldığını ve ağrı mediatörlerinin azaldığını kaydeden Dr. Kakı, “Böylece kişinin iyilik hali desteklenir. Ağrıda azalma ve fonksiyonel kapasitesinin artması sağlanır.” ifadelerini kullandı. Ozon tedavisi herkese uygulanamıyor! En çok kas iskelet sistemi ağrılarında ve kas iskelet sistemi hastalıklarında ozon tedavisinin uygulandığına işaret eden Dr. Asiye Gülsüm Kakı, “Fibromiyalji, kronik yorgunluk sendromu, Covid sendromu, tendenitler, bursitler, eklem patolojileri, bel fıtıkları, boyun fıtıkları, diz yaralanmaları, ortopedik eklem yaralanmaları, spor yaralanmaları ya da diyabetik ayak yaralanmaları gibi mevcut durumlarda ozon tedavisi kullanılabiliyor.” dedi. Ozon tedavisinin herkese uygulanamayacağına dikkat çeken Dr. Kakı, “Hastada glikoz 6 fosfatlı hidrogenez eksikliği mevcut ise, kontrol edilemeyen hipertiroid varsa, kontrol edilemeyen kanama problemi var ise ve kişinin hemodinamisi ozona uygun değil ve ozonla ilgili alerjik bir reaksiyon öyküsü mevcut ise bu hastalarda ozon tedavisi uygulanamaz.” açıklamasını yaptı. Ozon tedavisi öncesi hastanın genel durumu mutlaka değerlendirilmeli! Ozon tedavisi öncesi ve sonrası nelere dikkat edilmesi gerektiğine de değinen Dr. Asiye Gülsüm Kakı, sözlerini şöyle tamamladı: “Hekim tarafından hasta değerlendirildikten ve ozon tedavisine uygun görüldükten sonra tedavi öncesi hastanın tokluk ve açlık durumu ile yeterli miktarda sıvı alıp almadığı sorgulanmalı. Geçirdiği enfeksiyonlar ve mevcut klinik tablosu gözden geçirildikten sonra ozon tedavisine başlanmalıdır. Ozon tedavisi aldıktan sonra hafif yorgunluk, uyku hali, baş ağrısı gibi semptomlar olabileceği bilgisi de hastayla muhakkak paylaşılmalı.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Psikiyatrik İlaçlar, Hastanın Yaşam Tarzı ve İhtiyacına Göre Belirleniyor! Haber

Psikiyatrik İlaçlar, Hastanın Yaşam Tarzı ve İhtiyacına Göre Belirleniyor!

Güncel psikiyatri anlayışı, beyin ve nörobilim temelli yaklaşımlarla kişiye özel tedavileri esas aldığını vurgulayan Psikiyatri Uzmanı Dr. Emine Yağmur Zorbozan, “İlaçların iyileştirici etkileri olduğu kadar bir takım yan etkileri de vardır. Psikiyatrik ilaçların yan etkileri, ilacın ilk kullanılmaya başlanıldığı zamanlarda ortaya çıkar. İlacın olumlu etki edebilmesi için zaman gerekir.” dedi. Psikiyatrik ilaçlarla birlikte alkol ve bazı gıdaların tüketiminin ilacın etkisini bozabildiği uyarısında bulunan Dr. Zorbozan, ilaç seçiminin hastanın yaşam tarzı ve ihtiyacına göre yapıldığını aktardı. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Emine Yağmur Zorbozan, psikiyatrik ilaçların güncel psikiyatrideki yeri, kimler için gerekli olduğu, yan etkileri, kullanımda dikkat edilmesi gerekenler ve ilaçlara dair yanlış inanışlar hakkında bilgi verdi. Bazı psikiyatrik sorunlar, psikiyatrik ilaç kullanımı gerektirebiliyor! Günümüzde psikofarmakolojinin çok geliştiğini ifade eden Dr. Emine Yağmur Zorbozan, “Psikiyatri artık sadece Freudyen bir ekolle devam etmiyor. Beyin odaklı, neuroscience (nörobilim) odaklı ve ilaç tedavilerinin ön planda olduğu bir güncel psikiyatri anlayışı söz konusu.” dedi. Psikiyatrların ilaç yazabildiklerini aktaran Dr. Zorbozan, “Psikiyatrik ilaçları kullanmak için kişinin çok ciddi bir akıl rahatsızlığına sahip olması gerekmez. Depresyon ve anksiyete bozukluğu da bir psikiyatrik hastalıktır; psikiyatrik ilaçlara ihtiyaç duyulur. Bu ilaçları kullanan bir kişiye yapılabilecek en iyi şey, bir sorunu olduğunda doktoru ile görüşmesini öğütlemek ve bunun son derece normal ve insani bir durum olduğunu vurgulayarak onun tedavide kalmasını sağlamaktır. Bu ilaçlar sadece psikiyatrik bozukluklarda değil; nöropatik ağrı tedavisinde, migren tedavisinde, kronik yorgunluk tedavisinde ve kanser hastalarının ağrı tedavilerinde de zaman zaman kullanılabilir. Bununla birlikte bazı psikiyatrik bozukluklar ilaç gerektirmez, sadece psikoterapiler ile tedavi edilebilir. Örneğin sosyal fobiler, ilişki sorunları ve evlilik problemleri ilaç tedavisi olmadan da tedavi edilebilir.” şeklinde konuştu. Psikiyatrik ilaçlarla birlikte tüketilen bazı gıda ve maddeler, ilacın etkisini bozabilir! Psikiyatrik ilaçlar kullanılırken tüketilmemesi gerekenlere değinen Dr. Emine Yağmur Zorbozan, “Bu, ilacın ihtiva ettiği etken maddeye göre değişebilir. Fakat genel olarak dikkat edilmesi gereken şeylerden biri alkoldür.” dedi. Psikiyatrik ilaçlar ile alkolün metabolize olurken karaciğeri kullandıklarına işaret eden Dr. Zorbozan, “İkisinin birden kullanımı karaciğeri yorabilir. Ayrıca alkol tıpkı psikiyatrik ilaçlar gibi beyin etkili bir madde. Dolayısıyla birbirlerinin çalışmasını etkileyebilir, birbirlerini bozabilir veya beyindeki gaba reseptörleri için birbirleriyle yarışa girebilirler. Bu nedenlerle genel olarak alkolün, psikiyatrik ilaçlarla birlikte kullanılmaması gerekir. Ayrıca eğer çoklu anti depresan kullanımı varsa yoğun peynir tüketilmemeli. Bu bazı özellikli ilaçlar için geçerlidir ve hekiminiz size bu ilaçlara göre bir uyarıda bulunacaktır. Yine aynı şekilde lityum kullanımında tuzlu gıdalardan uzak durulmalı, bol sıvı tüketilmeli.” açıklamasını yaptı. Psikiyatrik ilaçlarda yan etkiler erken, fayda ise zamanla ortaya çıkıyor! İlaçların iyileştirici etkileri olduğu kadar bir takım yan etkilere de sahip olduklarını hatırlatan Dr. Emine Yağmur Zorbozan, “Bu çerçevede sadece psikiyatrik ilaçlar değil, bütün ilaçların insan hayatına bir takım olumsuz etkileri olabilir.” Dedi. Psikiyatrik ilaçların yan etkilerinin, ilacın ilk kullanılmaya başlanıldığı zamanlarda ortaya çıktığını vurgulayan Dr. Zorbozan, “Ağız kuruluğu, kabızlık, mide bulantıları gibi yan etkiler vardır. Kişi önce yan etkileri görmeye başlar, hastalığına yararlı etkiyi erken aşamada göremez. Bunun sebebi psikiyatrik ilaçların çok geç etki etmesidir. Akut etki etme oranları düşüktür. Bu ilaçlar etki edebilmek için kan beyin bariyerini geçerler. Kan beyin bariyerini geçmek için de moleküller bir süre vücutta depolanır; ilacın etki edebilmesi için zaman gereklidir. Yan etkilerin erken görülmesi, bir ön yargı oluşturabilir. Bu konuda sabırlı olmak çok önemlidir, akut yan etkiler genellikle ilk bir haftada ortadan kalkar.” ifadelerini kullandı. Psikiyatrik ilaçlar kişiye özel seçilir; etkileri ve yan etkileri hekim kontrolünde değerlendirilmeli! Psikiyatrik ilaçların uyku durumu üzerinde de olumlu ve olumsuz etkilere sahip olabildiğine dikkat çeken Dr. Emine Yağmur Zorbozan, “Anti depresan ilaçlar genellikle rem uykusunun süresini kısaltır, yani kaliteli uykunun süresini kısaltılmış olur. Dolayısıyla bu ilaçlar uykusuzluk problemi yapabilir.” dedi. Bazı ilaçların da uykuyu arttırdığını kaydeden Dr. Zorbozan, sözlerini şöyle tamamladı: “Dürtüselliği fazla olan hastalarda kullanılan ilaçların yoğun uyku yapma gibi sedatif yan etkileri mevcuttur. Bu tür ilaçlar hekim tarafından hastanın ihtiyacına, yaşam tarzına ve şikâyetine göre seçilir ve hasta, yan etkiler hakkında hekim tarafından bilgilendirilir. Psikiyatri ilaçlarının kilo aldırdığı, kişinin duygularını tamamen ortadan kaldırdığı ve bağımlılık yaptığı gibi şehir efsaneleri de vardır. Özellikle sanal ortamda, ürün yorumları kısmında ilaçlar hakkında çok fazla yanlış bilgi dolaşır. Eğer bir yan etkiye maruz kalırsanız veya kafanızda bir soru işareti oluşursa, ilacı reçete eden hekim ile iletişime geçmelisiniz.”

Güvenli Ama Yalnız İlişkiler Çağı! Haber

Güvenli Ama Yalnız İlişkiler Çağı!

Sosyal medya, ekranlar ve yapay zekâ aracılığıyla kurulan tek taraflı bağların, güvenli ve kontrol edilebilir yapıları nedeniyle daha çok tercih edildiğini dile getiren Klinik Psikolog Yasemin Yalçın, “Ancak insan psikolojisi yalnızca güvenle değil, karşılıklılıkla gelişir. Gerçek ilişkiler temas, duygusal karşılık ve birlikte regülasyon gerektirir.” dedi. Uzun vadede kişinin, gerçek ilişkilerden uzaklaştıkça içsel boşluk, yalnızlık ve duygusal durgunluk yaşayabildiğine dikkat çeken Yalçın, duygular ifade edilemediğinde ise bedenin devreye girdiğini ve psikosomatik belirtilerin artabildiğini vurguladı. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Yasemin Yalçın, dijital çağda yaygınlaşan tek taraflı (parasosyal) ilişkilerin insan psikolojisi ve bedeni üzerindeki olumsuz etkilerinden bahsetti. Tek taraflı ilişkiler, güvenli ve kontrol edilebilir olduğu için daha çok tercih ediliyor! Dijital çağda insan ilişkilerinin görünürde artarken, ‘gerçek’ yakınlığın giderek azaldığına dikkat çeken Klinik Psikolog Yasemin Yalçın, “Sosyal medya, ekranlar ve yapay zekâ aracılığıyla kurulan bağlar kişiye sürekli bir ulaşılabilirlik hissi sunuyor; ancak bu temas çoğu zaman karşılıklılıktan ve derinlikten yoksun kalıyor.” dedi. Bu bağlanma biçiminin psikolojide ‘parasosyalleşme’ olarak adlandırıldığını aktaran Yalçın, “Kişinin bir ekran figürüyle, bir içerik üreticisiyle ya da yapay zekâ ile kurduğu bu tek taraflı ilişkiler, güvenli ve kontrol edilebilir olduğu için giderek daha fazla tercih ediliyor.” şeklinde konuştu. İnsan psikolojisi yalnızca güvenle değil, karşılıklı etkileşimle gelişir! Parasosyal bağların reddedilme ve hayal kırıklığı riskini azalttığına işaret eden Klinik Psikolog Yasemin Yalçın, “Kişi incinmeden, çaba göstermeden ve belirsizliğe girmeden bir yakınlık hissi yaşayabiliyor.” dedi. Ancak insan psikolojisinin yalnızca güvenle değil, karşılıklılıkla geliştiğini ifade eden Yalçın, gerçek ilişkilerin temas, duygusal karşılık ve birlikte regülasyon gerektirdiğini; bu unsurlar olmadığında, kişinin kendini ilişkide hissediyor olsa bile derin bir bağdan yoksun kalabildiğini dile getirdi. Kişi farkında olmadan konfor alanını daraltıyor! Uzun süre gerçek ilişkilerden uzak kalındığında zihinsel ve duygusal düzeyde bir durgunluk ortaya çıkabildiğini vurgulayan Klinik Psikolog Yasemin Yalçın, şöyle devam etti: “Hayata karşı isteksizlik, karar vermekte zorlanma, erteleme davranışları ve içsel boşluk hissi bu sürecin sık görülen yansımaları arasında yer alıyor. Duygular yüzeyde kalıyor; kişi bir şeylere bağlı hissederken aynı anda yalnızlık duygusu yaşayabiliyor. Yakınlık ihtiyacı tam olarak karşılanmadığı için gerçek ilişkiler yorucu, talepkâr ve riskli algılanmaya başlıyor. Bu durum ilişkisel alanda da belirginleşiyor. Karşılıklı bağ kurmak yerine izlemek, takip etmek ve mesafede kalmak daha kolay geliyor. Küçük hayal kırıklıkları bile zor tolere edilir hâle gelirken, ilişki kurma isteği yerini geri çekilmeye bırakabiliyor. Böylece kişi farkında olmadan konfor alanını daraltıyor.” Duygular ifade edilemediğinde, beden konuşmaya başlar! İnsan bedeninin ise bu temas eksikliğine kayıtsız kalamadığını aktaran Yalçın, “Sinir sistemi; dokunma, göz teması, ses tonu ve duygusal karşılık gibi canlı ilişkisel uyaranlarla düzenleniyor.” dedi. Bu ihtiyaçlar karşılanmadığında ise bedenin devreye girdiğini ifade eden Yalçın, “Nedeni açıklanamayan ağrılar, kronik yorgunluk, sindirim problemleri, kas gerginlikleri, çarpıntı ve nefes darlığı gibi psikosomatik belirtiler bu süreçte artış gösterebiliyor. Duygular ifade edilemediğinde ya da ilişki içinde yaşanamadığında, beden konuşmaya başlıyor.” açıklamasını yaptı. İnsan, temas ederek ve karşılık bularak var olur! Yapay zekâ ile kurulan bağların bu noktada dikkat çekici bir alan oluşturduğunun altını çizen Klinik Psikolog Yasemin Yalçın, “Yargılamayan, her zaman ulaşılabilir ve kırıcı olmayan bir ilişki deneyimi sunması, bu bağları cazip hâle getiriyor.” dedi. Ancak insan sinir sisteminin yalnızca bir başka canlı sinir sistemiyle düzenlenebildiğini kaydeden Yalçın, sözlerini şöyle tamamladı: “Yapay bağlar geçici bir rahatlama sağlayabilir; kalıcı denge ve iyilik hâli ise gerçek ve karşılıklı ilişkilerle mümkün oluyor. Yakın ilişki kurmak romantik bir beklenti değil, psikolojik ve biyolojik bir ihtiyaçtır. Zihinsel, duygusal ve bedensel iyi oluşu değerlendirirken yalnızca stres düzeyine değil; kişinin nasıl bağlandığına, nerede temastan kaçtığına ve hangi alanlarda yalnız kaldığına da bütüncül bir bakışla yaklaşmak gerekir. İnsan yalnızca izleyerek değil, temas ederek ve karşılık bularak var olur.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.