Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Küllüoba Ekmeği

Kapsül Haber Ajansı - Küllüoba Ekmeği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Küllüoba Ekmeği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dedeman Hospitality’den 60. Yılında Yeni Bir Medeniyet Hareketi Haber

Dedeman Hospitality’den 60. Yılında Yeni Bir Medeniyet Hareketi

Türkiye’nin ilk yerli otel zinciri olarak 60 yıldır turizm ve konaklama sektöründe faaliyet gösteren Dedeman Hospitality, İstanbul Turizm Fuarı’nda Başak Yolu projesini ilk kez kamuoyuyla buluşturdu. Toprak, üretici, usta, sanatçı, araştırmacı ve misafiri aynı anlayış etrafında buluşturan Başak Yolu; Anadolu ve Türk Dünyası’nın binlerce yıllık üretim, estetik ve konukseverlik birikimini bilimsel çalışmalar ve yaşayan kültürel miras üzerinden bugünün sofrasına taşımayı amaçlıyor. Dedeman Hospitality’nin 60 yıllık konukseverlik mirasından güç alan Başak Yolu, gastronominin yanı sıra üretim kültürünü, zanaatı, sanatı, araştırmayı ve sürdürülebilirliği aynı çatı altında ele alan uzun soluklu bir yapı olarak kurgulanıyor. Medeniyetin İlk Cümlesi Bir Başaktı Başak Yolu’nun çıkış noktasını, insanlık tarihinin en temel üretim ve paylaşım unsurlarından biri olan tahıl ve ekmek oluşturuyor. Kuzeydoğu Ürdün’de bulunan ve 2018 yılında PNAS dergisinde yayımlanan arkeobotanik araştırma, yaklaşık 14 bin 400 yıl önce ekmek üretiminin izlerini ortaya koyarken; 1997 yılında Science dergisinde yayımlanan bir DNA araştırması ise evcil siyez buğdayının kökenine ilişkin bulguları Diyarbakır’daki Karacadağ bölgesiyle ilişkilendiriyor. Başak Yolu, bu tarihsel birikimi yalnızca geçmişe ait bir miras olarak değil; üretim, paylaşım, sofra ve konukseverlik kültürünün bugüne taşınabileceği bir kaynak olarak değerlendiriyor. Bu yaklaşım, Dedeman Hospitality’nin otelcilik anlayışını da konaklamanın ötesine taşıyor. Tarih boyunca yolcuların yalnızca konakladığı değil, bilgi ve kültürün de aktarıldığı hanlardan ilhamla; otel, şehir ve sofra arasındaki ilişkinin yeniden ele alınması hedefleniyor. Altı Yol, Altı Eylem Başak Yolu’nun temel yapısını altı farklı yol oluşturuyor: İpek Yolu, Kervan Yolu, Başak Yolu, Atalar Yolu, Tokat Yolu ve Dedeman Yolu. Her bir yol, farklı bir kültürel aktarımı temsil ediyor. İpek Yolu yürümeyi, Kervan Yolu konaklamayı, Başak Yolu üretmeyi, Atalar Yolu aktarmayı, Tokat Yolu nakşetmeyi, Dedeman Yolu ise ağırlamayı ifade ediyor. Bu yapı içerisinde üretimden zanaata, kültürel aktarımdan konukseverliğe uzanan farklı değerlerin aynı sofra etrafında buluşturulması amaçlanıyor. Tokat baskı kalıpları da bu kültürel aktarımın önemli unsurlarından biri olarak Başak Yolu içerisinde yer alıyor. Yüzyıllardır devam eden bu zanaatın taşıdığı desen, teknik ve ustalık bilgisinin korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması hedefleniyor. Toprağın Hafızasından Sofraya Başak Yolu’nun önemli çalışma alanlarından birini ekmek ve tahıl kültürü oluşturuyor. Bu doğrultuda geliştirilen Ustalık Sofrası programı ile ekşi maya, kadim tahıllar ve geleneksel reçete bilgisinin ustalar aracılığıyla kayıt altına alınması ve yaşatılması hedefleniyor. Başak Yolu kapsamında geliştirilen “Ölçünce · Kıvamında” yaklaşımı ise üretimde malzemenin doğru kullanımı, emeğe saygı ve israfın azaltılması anlayışını merkeze alıyor. Başakça olarak tanımlanan bu yaklaşım, üretim ve sofra kültüründe bütünlüğü korumayı esas alıyor. İstanbul Turizm Fuarı’nda 11 Şehir, 11 Sofra Başak Yolu’nun İstanbul Turizm Fuarı’ndaki ilk buluşmasında Dedeman Hospitality standında 11 şehir, kendine özgü üretim ve sofra kültürüyle temsil ediliyor. Tokat bağ yaprağıyla, Kastamonu tel tel çekilen helvasıyla, Şanlıurfa içli köftesiyle, Erzurum kadayıfıyla, Kayseri mantısıyla, Gaziantep fıstık ezmesiyle, Trabzon Akçaabat köftesiyle, Konya kenevir helvasıyla, Kars peynirleriyle, Eskişehir Küllüoba ekmeğiyle ve Midyat Süryani çöreğiyle Başak Yolu’nun kültürel hafızasındaki yerini alıyor. Bu sofralar, şehirlerin yalnızca turistik destinasyonlar olarak değil; üretim biçimleri, yerel malzemeleri, ustaları ve kültürel miraslarıyla birlikte ele alınmasını amaçlıyor. Eskişehir Küllüoba Höyüğü’nde bulunan yaklaşık 5 bin yıllık ekmekten ilhamla, gernik buğdayı ve ekşi maya kullanılarak özgün tarifine sadık kalınarak yeniden üretilen Küllüoba ekmeği de fuardaki sofralarda yer alıyor. Anlatmadan Önce Yaşamak Başak Yolu’nun kamuoyuyla buluşturulmasından önce, projenin Dedeman Hospitality içerisinde benimsenmesine yönelik kapsamlı bir çalışma başlatıldı. 7 Eylül’de otel genel müdürleri ve merkez yöneticilerinin katılımıyla başlayan 12 oturumluk programın, her biri sorumlusu ve uygulama takvimi belirlenmiş 36 somut aksiyonla 9 Ekim’de tamamlanması planlanıyor. Bu yaklaşım doğrultusunda Başak Yolu’nun yalnızca dış iletişimde anlatılan bir proje olarak değil, Dedeman Hospitality’nin kendi operasyonlarında ve hizmet anlayışında karşılık bulan uzun vadeli bir yapı olarak geliştirilmesi hedefleniyor. İlk Evrenin Adı: Ekim Başak Yolu’nun yol haritası 2026’dan 2053’e uzanan dört aşamalı bir yapı üzerine kuruluyor: Ekim, Filizlenme, Büyüme ve Hasat. 2026–2028 dönemini kapsayan ilk aşama olan Ekim sürecinde; ustaların ve zanaatkârların belgelenmesi, pilot sofraların oluşturulması ve bilimsel bir envanter hazırlanması planlanıyor. Başak Yolu’nun sanat alanındaki çalışmaları ise Başak Yolu Sanat başlığı altında; duvar, sofra ve tarla olmak üzere üç farklı program üzerinden geliştiriliyor. Başak Yolu, Kasım 2026’da Antalya’da düzenlenecek COP31 kapsamında iklim ve kültür ekseninde de bir çalışma ortaya koymayı planlıyor. Hareket kapsamında, geleneksel üretim bilgisinin yalnızca kültürel bir miras olarak değil, geleceğin sürdürülebilirlik yaklaşımlarına katkı sağlayabilecek bir kaynak olarak değerlendirilmesi hedefleniyor. “Sofrayı Kuran, Hikâyeyi de Taşımak Zorundadır” Dedeman Hospitality yöneticileri, Başak Yolu’nun yaklaşımını şu sözlerle ifade ediyor: “Otelcilik yüz yıldır odayı anlattı. Biz odanın dışında kalanı anlatmak istiyoruz: şehrin sofrasını, sofranın arkasındaki toprağı, toprağın arkasındaki insanı. Bu bir kampanya değil; kampanyalar bitmek için başlar. Başak Yolu’nun ilk evresinin adı Ekim; hasadını 2053’te alacağız. Bugün ektiğimizin gölgesinde belki biz değil, bizden sonrakiler oturacak; medeniyet de zaten böyle kurulur. Altmış yıldır bu coğrafyada sofra kuruyoruz. Sofrayı kuran, hikâyeyi de taşımak zorundadır.” Dedeman Hospitality’nin 1966 yılında başlayan konukseverlik yolculuğu, bugün farklı şehirlerde ve ülkelerde devam ederken; Başak Yolu bu mirası yalnızca otelcilik perspektifinden değil, kültür, üretim ve yaşam üzerinden geleceğe taşımayı amaçlıyor. Başak Yolu; toprağın, üreticinin, ustanın, sanatçının ve misafirin aynı sofra etrafında buluştuğu, geçmişten gelen bilgiyi geleceğe aktarmayı hedefleyen uzun soluklu bir yapı olarak gelişimini sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nilüfer’de ‘Arkeoloji Gündemi’ Başladı Haber

Nilüfer’de ‘Arkeoloji Gündemi’ Başladı

Nilüfer Belediyesi, Bursa Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölümü ve Arkeologlar Derneği Bursa Şubesi iş birliğiyle düzenlenen “Arkeoloji Gündemi” söyleşi serisi Pancar Deposu’nda başladı. Programın ilk konuğu Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Türkteki, “Mayalanan Hayat, Mayalanan Toplum: Küllüoba Verileri Üzerinden Batı Anadolu Erken Tunç Çağı’na Bakış” başlıklı sunum gerçekleştirdi. Bu tür etkinliklerin arkeologlar için çok önemli ve anlamlı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Türkteki, bu sayede hem kendi çalışmalarının bir sonucunun alındığını, hem de eğitici bir programın gerçekleştirildiğini söyledi. Etkinlikle toplumla bağ kurulabildiğine de dikkat çeken Türkteki, emeği geçenlere teşekkür etti. Küllüoba kazı çalışmalarının 1996 yılında Prof. Dr. Turan Efe tarafından başlatıldığını hatırlatan Türkteki, kendisinin 2001 yılından itibaren kazılarda yer aldığını ve 2019’dan itibaren de kazı başkanı olarak görevi devraldığını söyledi. Küllüoba Höyük’ün, Erken Tunç Çağı’nın tamamını temsil ettiğini söyleyen Türkteki, Höyük’ün, yaklaşık 7-8 hektarlık alana yayılmış olduğunu, ova seviyesinden yüksekliğinin de 10 metreyi bulan yayvan, orta büyüklükte bir yer olarak tanımladı. Erken Tunç Çağı’nın temel özelliklerine de değinen Prof. Dr. Türkteki, bu dönemin en belirleyici unsurunun tarımsal bir yaşam tarzı ve kırsal üretim olduğunu söyledi. Tarımsal üretimi hızlandıran önemli bir keşfin sabanın kullanılması olduğunu aktaran Türkteki, bu dönemde dokumacılık ve metalurjinin öne çıktığını kaydetti. MİMARİSİ VE GÖMME PRATİĞİ Küllüoba’daki yapılardan da bahseden Türkteki, duvarları 3 metre yüksekliğe kadar korunmuş evler tespit edildiğini kaydetti. Türkteki, “Bu yapılar, birbirine bitişik, ortak duvarlı ve dikdörtgen planlı inşa edilmişti. En dikkat çekici durum ise bu yapıların yıkılmayıp, içlerine kırmızı toprak yığılarak tamamen gömülmüş olmasıydı. Gömme işlemi sırasında evin kapısı taşlarla örülmüş ve kapının boşluğunda oğlak kemikleri tespit edilmiştir. Bu bulgular, kurban eyleminin burada gerçekleştiğini göstermektedir” diye konuştu. 2024 YILI KEŞFİ KÜLLÜOBA EKMEĞİ En çarpıcı keşiflerinden birisinin geçtiğimiz sene ortaya çıkarılan Küllüoba ekmeği olduğunu söyleyen Türkteki, “Bir evin arka odasında, eşiğin hemen yanında, yakılmış bir halde bulunan ekmek, bütün halde karbonlaşmış olarak ele geçti ve nadir bir bulgu niteliği taşıyor. Yapılan analizler, ekmeğin yakılmadan önce gerçekten pişirildiğini gösterdi. Kesitine bakıldığında, ekmeğin ana bileşeninin gergin buğday olduğu ve az miktarda da olsa mercimek içerdiği anlaşıldı. Ekmeğin pişirildikten sonra koparıldığı, yakıldığı ve sonrasında kırmızı toprakla eşiğe gömüldüğü tespit edildi” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.