Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kültür Merkezi

Kapsül Haber Ajansı - Kültür Merkezi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kültür Merkezi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Antalya Kültür Yolu Festivali’nin İlk Gününde Kültür Ve Sanat Şehri Sardı Haber

Antalya Kültür Yolu Festivali’nin İlk Gününde Kültür Ve Sanat Şehri Sardı

Antalya Kültür Yolu Festivali, ilk gününde her yaştan ziyaretçiye hitap eden etkinliklerle başladı. Tarihi mekanlardan kültür merkezlerine, müzelerden açık hava etkinlik alanlarına uzanan programda; geleneksel sanatlar, bale, sinema, fotoğraf ve çocuk etkinlikleri ön plana çıktı. ANTALYA’NIN KÜLTÜREL MİRASI SANATSEVERLERLE BULUŞTU Festivalin ilk gününde Türkan Şoray Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen “Yaşayan Miras Söyleşisi: Düğmeli Mimarinin İzinde” programında, Antalya’nın Akseki ve İbradı ilçeleriyle özdeşleşen geleneksel düğmeli evler ele alındı. Özellikle Ormana ve Ürünlü yerleşimlerinde görülen, çivi, harç ve çimento kullanılmadan inşa edilen yapıların mimari özellikleri ile kuşaktan kuşağa aktarılan ustalık bilgisi katılımcılarla paylaşıldı. Aynı merkezde gerçekleştirilen “Antalya Ressam Joan Miro ile Renkleniyor” atölyesinde ise çocuklar, ünlü ressam Joan Miro’nun eserlerinden ilham alan çizimleri Antalya temasıyla buluşturdu. Katılımcılar, kendilerine sunulan illüstrasyonları hayal güçleri doğrultusunda renklendirerek özgün çalışmalar oluşturdu. Türkan Şoray Kültür Merkezi’nde ziyarete açılan “Yaşayan Miras: Antalya” sergisi de geleneksel sanat ve zanaat örneklerini ziyaretçilerle buluşturdu. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı olarak tanınan ustaların eserlerinin yer aldığı sergi, Antalya’nın köklü el sanatları geleneğine ışık tuttu. Acapella Sanat Evi tarafından hazırlanan “Renkler Portreler ile Buluşuyor” etkinliği de resim sanatının farklı ifade biçimlerini sanatseverlerle bir araya getirdi. “ANNA KARENİNA” ANTALYA’DA SAHNELENDİ Festivalin ilk gününde Antalya Devlet Opera ve Balesi tarafından sahnelenen “Anna Karenina”, Haşim İşcan Kültür Merkezi’nde sanatseverlerle buluştu. Lev Tolstoy’un dünya edebiyatına kazandırdığı aynı adlı eserinden uyarlanan ve koreografisini Young Soon Hue’nun üstlendiği bale, 19. yüzyıl Rusya’sında aşk, sadakat, tutku ve kıskançlık arasında şekillenen trajik bir hikâyeyi sahneye taşıdı. Tchaikovsky, Puccini ve Prokofiev’in eserlerinden oluşan müzikler eşliğinde sahnelenen yapım, festivalin ilk gününün öne çıkan sanat etkinliklerinden biri oldu. ASPENDOS’UN TARİHİ MİRASI YERİNDE KEŞFEDİLDİ Antalya Kültür Yolu Festivali kapsamında düzenlenen Aspendos Kazıları Gezisi, katılımcıları antik kentin binlerce yıllık geçmişiyle buluşturdu. Kazı Başkanlığı anlatımı eşliğinde gerçekleştirilen gezide, Aspendos Antik Tiyatrosu ve akropoldeki anıtsal yapıların mimari özellikleri, kullanım amaçları ve antik kent yaşamındaki yerleri ele alındı. Son yıllarda yürütülen arkeolojik kazılarda gün yüzüne çıkarılan yapılar tanıtılarak kültürel mirasın korunmasına yönelik çalışmalar hakkında bilgi paylaşıldı. GELENEKSEL SANATLAR ATÖLYELERDE YAŞATILDI Festivalin ilk gününde düzenlenen geleneksel sanat atölyeleri, katılımcılara farklı üretim tekniklerini deneyimleme fırsatı sundu. Türkan Şoray Kültür Merkezi’nde Emel Mülayim eşliğinde gerçekleştirilen Çömlek Torna Atölyesi'nde çocuklar ve yetişkinler, kilin çömlekçi çarkında şekillendirilmesi ve geleneksel çömlekçilik teknikleri hakkında bilgi edindi. Aynı merkezde düzenlenen Çömlek Yüzeyine Astar Dekor Uygulama Atölyesi'nde ise seramik yüzeylerin süslenmesinde kullanılan geleneksel astar ve dekor yöntemleri katılımcılara tanıtıldı. Tekelioğlu İl Halk Kütüphanesi’nde Aslıhan Ünlü Koşar tarafından gerçekleştirilen “Paleolitik Çağda İlerleme” atölyesinde de katılımcılar, insanlığın tarih öncesi dönemlerinden hareketle gelişim ve değişim kavramlarını ele aldı. SİNEMA VE FOTOĞRAF ETKİNLİKLERİ İLGİ GÖRDÜ Festival kapsamında Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirilen FotoMaraton Antalya ve FotoMaraton Çocuk etkinlikleri, amatör ve profesyonel fotoğraf meraklıları ile çocukları bir araya getirdi. Katılımcılar, Antalya’nın tarihi dokusunu, doğal güzelliklerini ve kültürel değerlerini kendi objektiflerinden görüntüledi. Etkinlik kapsamında çekilen fotoğraflar jüri değerlendirmesine sunulmak üzere dijital ortamda toplandı. Koç Üniversitesi Suna & İnan Kıraç Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Merkezi’nde düzenlenen “No Date, No Signature: Suç, Hakikat ve İnsanın Ahlaki Sınırları Üzerine Bir Film Okuması” etkinliğinde ise İran sinemasının dikkat çeken yapımlarından No Date, No Signature ele alındı. Spoiler Serbest Film Kulübü tarafından gerçekleştirilen programda filmin anlatı yapısı ve karakterleri üzerinden vicdan, suçluluk, sorumluluk ve adalet kavramları değerlendirildi. ÇOCUKLAR FESTİVALİN İLK GÜNÜNDE EĞLENCEYLE BULUŞTU Antalya Kültür Yolu Festivali kapsamında Konyaaltı Beach Park’ta kurulan Çocuk Köyü, festivalin ilk gününde çocuklara yönelik etkinliklere ev sahipliği yaptı. Çocuk Köyü’nde gerçekleştirilen Karaoke Karavan etkinliğinde minik katılımcılar, sevdikleri şarkıları seslendirerek müzik dolu anlar yaşadı. TÜRSAK Vakfı tarafından bu yıl 22’ncisi düzenlenen Çocuk Filmleri Festivali de Antalya Kültür Yolu Festivali kapsamında çocuklarla buluştu. Paribu Cineverse Antalya Migros AVM’de düzenlenen ücretsiz film gösterimlerinin yanı sıra yaratıcı yazarlık, film okuma, yaratıcı drama, kukla, kâğıt tiyatrosu ve bilinçli nefes atölyeleriyle çocuklara farklı etkinlik seçenekleri sunuldu. Antalya Kültür Yolu Festivali, 8 Kasım’a kadar kentin farklı noktalarında gerçekleştirilecek konserler, sergiler, sahne sanatları, söyleşiler, atölyeler ve çocuk etkinlikleriyle kültür ve sanat coşkusunu sürdürecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bakan Ersoy: “Antalya Turizmini 12 Aya Yayacak Yeni Bir Adım Atıyoruz” Haber

Bakan Ersoy: “Antalya Turizmini 12 Aya Yayacak Yeni Bir Adım Atıyoruz”

Türkiye turizminin göz bebeği Antalya, 9 gün boyunca konserlerden sergilere, opera ve baleden geleneksel sanatlara uzanan geniş bir programla Türkiye Kültür Yolu Festivali’ne ev sahipliği yapacak. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Antalya Kültür Yolu Festivali’nin açılışını gerçekleştirerek festival programını, kentte tamamlanan ve devam eden yatırımları ve Antalya turizminin geleceğine ilişkin yeni projeleri açıkladı. Bu yıl dördüncüsü düzenlenen festivalin açılışında Antalya Valisi Hulusi Şahin, AK Parti Antalya milletvekilleri Kemal Çelik, Mustafa Köse, İbrahim Ethem Taş ve Tuba Vural Çokal katıldı. Antalya’nın kültür ve sanatı, bilgi ve eğlenceyi, geleneksel ile evrenseli bir arada sunan Türkiye Kültür Yolu Festivali çatısı altında yeniden buluştuğunu belirten Bakan Ersoy, organizasyonun dünyanın en kapsamlı, en geniş katılımlı ve en çok ilgi gören festivallerinden biri hâline geldiğini söyledi. Türkiye’ye kazandırdıkları festival markasını bu yıl 26 şehre taşıdıklarını, yaklaşık 8 ay süren kültür ve sanat programının gelecek yıl 32 ile ulaşacağını açıklayan Ersoy, festivalin her yaş ve kesimden insanı bir araya getirirken iç turizm hareketine ve yerel ekonomilere katkı sağlamaya devam edeceğini vurguladı. Antalya’da 440 Etkinlik, 60’ın Üzerinde Lezzet Durağı Antalya’daki festivalin kapsamına ilişkin Ersoy şu ifadeleri kullandı: “Antalya için 40’tan fazla mekânda 440’tan fazla etkinlik düzenleyeceğiz. Ayrıca 85 lezzet durağı belirledik. Akdeniz mutfağı içerisinde, yörük kültürünün güçlü etkisiyle kendine özel bir yer edinen Türk mutfağının lezzet farkını damakların deneyimine sunacağız.” Festivalin ana sahnesinin Konyaaltı Beach Park’ta kurulacağını belirten Bakan Ersoy, Simge, Poizi, Sefo, Gökhan Türkmen, Ebru Yaşar, Demet Akalın ve Hakan Altun’un konserleriyle müzikseverlerin buluşacağını söyledi. Sahne sanatları programında ise sadakat, tutku ve kıskançlıkla örülü bir hayat mücadelesini anlatan Anna Karenina ile doğayı ve aşkı konu alan metinleriyle Carmina Burana eserlerinin bale yorumlarının sanatseverlerle buluşacağını belirten Ersoy, Attila operasında da tarih ve medeniyetleri şekillendiren bir fatihin gölgesinde yeni bir şehrin doğuşunun sahneye taşınacağını ifade etti. Festival kapsamındaki sergilere de değinen Ersoy, Osmanlı’nın Mukaddes Emanetleri sergisinde kutsal emanetler, Kâbe örtüleri ve Kur’an-ı Kerim nüshaları üzerinden Osmanlı’nın manevi dünyasına özel bir kapı aralanacağını belirtti. Antalya’nın Yaşayan Mirası Ustaların Ellerinde Hayat Bulacak Yaşayan Miras Antalya sergisinde geleneksel değerlerin ve Türk kültürünün sanata yansıyan uygulamalarının ziyaretçilere sunulacağını belirten Bakan Ersoy, Bakanlık tarafından Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı olarak tanınan ustaların eserlerinin sergileneceğini açıkladı. Telkari, cam ve ahşap işleri, kilim ve halı dokuma, çömlekçilik, çinicilik, keçe, ebru, tezhip ve minyatür gibi geleneksel sanatların festivalde yer alacağını belirten Ersoy, ziyaretçilerin yalnızca sanat eserlerini değil, asırlardır aktarılan bilgi, beceri, algı ve anlayışı da deneyimleyebileceğini söyledi. Yaşayan Miras programında atölyelerin, kısa film gösterimlerinin ve Düğmeli Evler üzerine bir söyleşinin düzenleneceğini aktaran Ersoy, festivalin geleneksel değerlerin anlatılmasına, yaşatılmasına ve korunmasına katkı sunacağını ifade etti. Sanatseverleri Üç Ressam sergisine de davet eden Bakan Ersoy, Mustafa Taviloğlu’nun koleksiyonundan Alaeddin Aksoy, Mehmet Güleryüz ve Komet’in farklı sanat yaklaşımlarını buluşturan eserlerin ziyaretçilere sunulacağını belirtti.Taviloğlu’nun sanat tutkusuyla oluşan bu koleksiyonun zengin bir sanat deneyimi sunduğunu vurguladı. Antalya’nın Lezzetleri Toroslar’dan Akdeniz Kıyılarına Taşınacak Gastronomiyi büyük önem verdikleri alanlardan biri olarak nitelendiren Bakan Ersoy, Türk mutfağını dünyada hak ettiği konuma taşımak ve küresel bilinirliğini artırmak için çalıştıklarını söyledi. Türkiye Kültür Yolu Festivali’ni bu hedef doğrultusunda bir vitrin olarak değerlendirdiklerini belirten Ersoy, şehirlerin ve bölgelerin mutfak zenginliklerini şeflerin hazırladığı lezzetlerle ziyaretçilere deneyimleme imkânı sunduklarını ifade etti. Antalya gastronomi programına şef Mehmet Akdağ’ın ev sahipliği yapacağını açıklayan Ersoy, Antalya, Korkuteli, Elmalı, Gömbe, Finike, Beycik ve Kaş rotasının yanı sıra Manavgat ve Alanya rotalarının oluşturulduğunu söyledi. Ersoy, belirlenen lezzet noktalarında geleneksel mutfak kültürüyle çağdaş gastronomi anlayışını buluşturan yemeklerin sunulacağını ifade etti. Festivalde 10’dan fazla konser, 30’un üzerinde sergi ve yerleştirme, 30’a yakın atölyenin yanı sıra geziler, fotoğrafçılık etkinlikleri ve çocuklar için kültür, sanat, eğlence ve öğrenmeyi bir araya getiren programlar düzenleneceğini belirten Bakan Ersoy, tüm Antalyalıları aileleriyle birlikte festivale davet etti. Bakan Ersoy Antalya’ya Kazandırılan Yatırımları Açıkladı Antalya’yı geleceğe hazırlamak amacıyla yürüttükleri çalışmaların, şehrin turizm potansiyelini en doğru şekilde değerlendirerek vatandaşların sosyokültürel ve sosyoekonomik hayatında önemli farklar oluşturmayı hedeflediğini söyleyen Bakan Ersoy, kentteki yatırımlara ilişkin açıklamalarda bulundu. 87 milyon liralık yatırımla İbradı Ormana Kültür Merkezi’ni hizmete açtıklarını belirten Ersoy, Kamu Eliyle Yapılan Kültür Yatırımlarına Destek Projesi kapsamında ise 4 projeye toplam 11,1 milyon lira destek sağladıklarını açıkladı. Antalya’nın altyapısını güçlendirmek amacıyla Serik 2 Atıksu Arıtma Tesisi ile Boğazkent Terfi Merkezi ve terfi çalışmalarını 2022 yılında, Kemer-Çamyuva Atıksu Arıtma ve Bağlantılı Altyapı Tesisleri’ni ise 2024 yılında tamamladıklarını belirten Ersoy, bu yatırımların toplam maliyetinin 8 milyar liraya ulaştığını bildirdi. Kocayatak ve Çandır mahallelerini kapsayacak ilave kanalizasyon terfi hattı ve bağlantılı altyapı tesislerinin yanı sıra Serik 2 Atıksu Arıtma Tesisi’ne 2 son çöktürme havuzu ve dezenfeksiyon ünitesi kazandırılması çalışmalarının sürdüğünü aktaran Ersoy, bu işlerin ay sonunda tamamlanmasının hedeflendiğini söyledi. Antalya’da 5 yıldızlı tesis kalitesinde hizmet sunan 14 ücretsiz halk plajını vatandaşların kullanımına açtıklarını da kaydetti. Antalya’nın Tarihine 1 Milyar Lirayı Aşan Arkeoloji Desteği Antalya’nın kültürel mirasının korunmasına yönelik çalışmaları da açıklayan Bakan Ersoy, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü aracılığıyla 2018-2026 yılları arasında 24 proje ve 101 uygulama işinin tamamlandığını, 9 proje ve 9 uygulama işinin ise devam ettiğini söyledi. Bakan Ersoy, Geleceğe Miras Projesi kapsamındaki çalışmalara ilişkin şu ifadeleri kullandı: “Arkeoloji tarihimizin en büyük projesi olan Geleceğe Miras kapsamında 2024 yılı itibarıyla Antalya’da 26 arkeolojik alanda çalışma yürütüyoruz. Bu doğrultuda, 2024-2026 döneminde kazı ve basit onarım çalışmaları için 1 milyar 60 milyon liranın üzerinde ödenek aktardık.” Arkeolojik alanlardaki koruma ve restorasyon çalışmalarının bilimsel altyapısını oluşturmak ve ziyaretçi ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla 14 projenin tamamlandığını belirten Ersoy, 7 projenin ise devam ettiğini bildirdi. Son 8 yılda Antalya Etnografya, Mevlevihane, Nekropol, Alanya Atatürk Evi ve Likya Uygarlıkları müzeleri ile Side Arif Müfid Mansel Arkeoloji Müzesi’ni ziyarete açtıklarını belirten Ersoy, 2018 yılından bu yana Antalya’da yürütülen 8 koruma amaçlı imar planı çalışmasından 6’sının tamamlandığını, kalan 2 çalışma üzerinde ise hassasiyetle çalışıldığını söyledi. Bütün bu yatırımları Antalya’nın dünya turizmindeki payını artırmak, kültürel mirasını korumak, yaşatmak ve geleceğe taşımak amacıyla gerçekleştirdiklerini belirten Bakan Ersoy, çalışmalarını aynı azim ve kararlılıkla sürdüreceklerini vurguladı. Ersoy’dan Turizmde Krizlere Dayanıklı Sektör Vurgusu Türk turizmini 12 aya ve 81 ile yayma hedefinin önemine dikkat çeken Bakan Ersoy, pazar çeşitliliğinin artırılması, farklı pazarların beklentilerini karşılayacak ürün ve hizmetlerin geliştirilmesi ve sürdürülebilir bir turizm ekosisteminin oluşturulması gerektiğini söyledi. Bu hedefe ulaşılmasıyla dünya turizminin de temel ihtiyaçlarından biri olan krizlere dayanıklı bir turizm sektörünün oluşturulacağını belirten Ersoy, Türkiye Turizm Tanıtma ve Geliştirme Ajansı (TGA) gibi kurumsal yapılanmaların, şehir ve bölge bazında yatırımların, tesis, personel, ulaşım, tanıtım ve sürdürülebilirlik alanlarında ulaşılan standartların bu hedef doğrultusunda atılmış önemli adımlar olduğunu ifade etti. Thomas Cook krizinden Covid-19 salgınına, Rusya-Ukrayna savaşından İran-İsrail-ABD çatışmalarına kadar yaşanan gelişmeler karşısında Türkiye’nin turizmde krizlere karşı direnç kazandığını gösterdiğini belirten Ersoy, bu direnci daha da güçlendirmek için çalışmaya devam ettiklerini söyledi. Antalya EXPO Alanında Kongre ve Fuar Turizmine Yeni Dönem Konuşmasının sonunda Antalya turizminin geleceği açısından önemli bir projeyi açıklayan Bakan Ersoy, kentin toplantı, teşvik seyahati, kongre ve etkinlik turizmini ifade eden M.I.C.E. alanında dünyanın en gözde destinasyonlarından biri hâline getirilmesini hedeflediklerini duyurdu. Antalya’yı kültür ve turizm yatırımlarının yanı sıra havalimanı kapasite artırımı ve diğer bakanlıklarla yürütülen karayolu ulaşımı çalışmalarıyla geleceğe hazırladıklarını belirten Ersoy, yeni projenin kentin turizm potansiyeline önemli katkı sağlayacağını söyledi. Bakan Ersoy, 9-20 Kasım tarihlerinde Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı’na (COP31) ev sahipliği yapacak Antalya’da, organizasyonun ardından EXPO alanının kongre ve fuar turizmi açısından değerlendirileceğini açıklayarak, yeni projeyle kentin turizmdeki konumunu güçlendirmeyi hedeflediklerini belirtti. Antalya için yeni bir turizm hamlesi olarak duyurduğu projeye ilişkin Bakan Ersoy şunları söyledi: “Bu büyük uluslararası organizasyona ev sahipliği yaptıktan sonra Antalya EXPO alanında, Türkiye’nin en büyük ve en önemli fuar, kongre ve etkinlik merkezlerinden birini hayata geçirmek üzere TGA çatısı altında kuracağımız ve profesyonellerden oluşan yeni bir yapılanmaya gidiyoruz. Antalya turizminin önemli bir ihtiyacı olan kongre ve fuar turizmi için dünya ölçeğinde ve çok üst düzey nitelikte bir merkez oluşturarak kış ve bahar dönemlerine de hareketlilik kazandıracağız.” Söz konusu projenin yalnızca kongre ve fuar turizmine değil, Antalya’nın sosyal, kültürel ve sanatsal hayatına da önemli katkılar sağlayacağına inandığını ifade eden Bakan Ersoy, turizm sektörüne yönelik oluşturulacak yeni destek mekanizmasının ciddi bir fark yaratacağını vurgulayarak projenin Türkiye’ye ve Antalya’ya hayırlı olması temennisinde bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

15 Bin Öğrencinin Eğitimine Uzanan 59 Yıllık Hikâye Haber

15 Bin Öğrencinin Eğitimine Uzanan 59 Yıllık Hikâye

Yaklaşık 500 davetlinin katıldığı gecede eğitim çalışmalarına destek amacıyla 85 milyon TL bağış toplandı. Her salı düzenlenen “Cemiyette Muhabbet” buluşmalarının 99’uncu programa ulaştığı gecede Prof. Dr. Ali Akyüz de Of Hayrat Cemiyeti Onursal Başkanı ilan edildi. Gecede ayrıca Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral, Trabzon Milletvekili ve önceki dönem Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, İstanbul Milletvekili Hayrettin Nuhoğlu, Prof. Dr. Cihat Yaycı, Cemiyet Başkanı Emrullah Tellioğlu, Prof. Dr. Mehmet Akif Okur, Prof. Dr. Yaşar Hacısalihoğlu ve Of Belediye Başkanı Salim Salih Sarıalioğlu’nun katılımıyla bir panel gerçekleştirildi. Of Hayrat Cemiyeti tarafından düzenlenen “Ahde Vefa Gecesi”, İstanbul’da yaklaşık 500 davetlinin katılımıyla gerçekleştirildi. Cemiyet Başkanı Emrullah Tellioğlu’nun ev sahipliğinde düzenlenen gece; siyaset, bürokrasi, iş, akademi, sanat ve spor dünyasından çok sayıda ismi aynı çatı altında buluşturdu. 1967 yılından bu yana hemşerilik, yardımlaşma ve dayanışma kültürünü yaşatan Of Hayrat Cemiyeti’nin gecesinde, cemiyetin eğitim çalışmalarından kültürel ve sosyal faaliyetlerine, gelecek dönem projelerinden yeni yatırımlarına kadar yürüttüğü çalışmalar da paylaşıldı. Gecenin en önemli gündemlerinden biri eğitim oldu. Her yıl sayıları 650 ile 1000 arasında değişen üniversite öğrencisine burs sağlayan ve kuruluşundan bugüne yaklaşık 15 bin öğrencinin eğitimine katkı sunan cemiyet için gece boyunca 85 Milyon TL bağış toplandı. Elde edilen kaynağın başta öğrencilerin eğitimine destek olmak üzere cemiyetin çalışmalarının geliştirilmesinde kullanılması hedefleniyor. VEFA, BİZE EMEK VERENLERE TEŞEKKÜR EDEBİLMEKTİR Gecede konuşan Of Hayrat Cemiyeti Başkanı Emrullah Tellioğlu, cemiyetin yalnızca hemşerileri buluşturan bir yapı değil, kuşaklar boyunca devam eden güçlü bir dayanışma geleneğinin temsilcisi olduğunu belirtti. Tellioğlu, “Biz büyük, kocaman bir aileyiz. Aynı çatı altında buluşan, aynı değerleri paylaşan bir aileyiz. Bugün burada yalnızca geçmişimizi hatırlamak için değil, bize bırakılan emanete sahip çıkmak için bir aradayız. Vefa, geçmişi unutmamaktır. Vefa, geride bırakılan emaneti korumaktır. Vefa, bizim için emek verenlere teşekkür edebilmektir” dedi. Of insanının Türkiye’nin dört bir yanında siyasetten bürokrasiye, sanayiden akademiye, iş dünyasından spora kadar birçok alanda önemli başarılara imza attığına dikkat çeken Tellioğlu, “Bu başarıların arkasında çalışmak kadar birbirine sahip çıkma, dayanışma ve memleket bağını koruma kültürü de var. Bizim görevimiz bu birlikteliği daha da güçlendirmek ve bizden sonraki nesillere taşımaktır” ifadelerini kullandı. PROF. DR. ALİ AKYÜZ, ONURSAL BAŞKAN İLAN EDİLDİ Gecenin anlamlı anlarından biri de Prof. Dr. Ali Akyüz’ün Of Hayrat Cemiyeti Onursal Başkanı ilan edilmesi oldu. Geçmişte Of Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanlığı görevini üstlenen Akyüz, 1987 yılında Of Kültür Eğitim ve Yardımlaşma Vakfı’nın kuruluş sürecini başlatan yönetimin de başkanlığını yaptı. Genel cerrahi alanındaki akademik kariyerinin yanı sıra Türkiye’de cerrahi gastroenteroloji ve endoskopi alanının gelişimine öncülük eden çalışmalara imza atan Akyüz’e, Of Hayrat camiasına uzun yıllar boyunca sunduğu hizmetler dolayısıyla Onursal Başkanlık unvanı verildi. PANELDE AHDE VEFA VE OFLULARIN BİRLİKTELİĞİ KONUŞULDU Gecede ayrıca Of’un tarihi birikimi, hemşerilik kültürü ve dayanışma geleneğinin ele alındığı bir panel düzenlendi. Sunucu Bahar Özmen’in moderatörlüğündeki panelde Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral, Trabzon Milletvekili ve önceki dönem Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, Of Hayrat Cemiyeti Onursal Başkanı Prof. Dr. Ali Akyüz, İstanbul Milletvekili Hayrettin Nuhoğlu, Emekli Tümamiral ve akademisyen Prof. Dr. Cihat Yaycı, Of Hayrat Cemiyeti Başkanı Emrullah Tellioğlu, Prof. Dr. Mehmet Akif Okur, Prof. Dr. Yaşar Hacısalihoğlu ve Of Belediye Başkanı Salim Salih Sarıalioğlu yer aldı. Konuşmacılar, Ahde Vefa’nın toplumsal hafızanın ve dayanışma kültürünün korunmasındaki önemine, Ofluların geçmişten bugüne taşıdığı birlik ve beraberlik anlayışına ve güçlü hemşerilik bağlarına dikkat çekti. Bu birlikteliğin korunarak gelecek kuşaklara aktarılmasının önemine vurgu yapıldı. “CEMİYETTE MUHABBET” 99’UNCU PROGRAMA ULAŞTI Of Hayrat Cemiyeti’nin her salı gerçekleştirdiği “Cemiyette Muhabbet” programı 99’uncu buluşmaya ulaştı. Akademisyenlerden sanatçılara, iş insanlarından kanaat önderlerine kadar farklı alanlardan konukları hemşerilerle buluşturan program, bilgi ve deneyimlerin paylaşıldığı güçlü bir kültür ve iletişim platformu olarak devam ediyor. GENÇLERDEN KADINLARA YIL BOYUNCA ETKİNLİK Eğitim çalışmalarının yalnızca burs desteğiyle sınırlı olmadığını belirten Tellioğlu, her ay üniversite öğrencilerine yönelik kahvaltılı Kariyer Günleri düzenlediklerini söyledi. Programlarda öğrenciler, farklı alanlarda başarı kazanmış konuşmacılarla bir araya gelerek meslek seçimi, kariyer planlaması ve iş hayatına ilişkin deneyimleri doğrudan dinleme fırsatı buluyor. Cemiyet bünyesinde her ay yalnızca kadınların katılımıyla kahvaltılı, müzikli ve konuk konuşmacıların yer aldığı özel programlar da gerçekleştiriliyor. Geleneksel hale gelen etkinlikler kapsamında her yıl yaklaşık 1000 kişinin katıldığı iftar programı düzenlenirken, Of’un düşman işgalinden kurtuluşu da her yıl 28 Şubat’ta yaklaşık 3 bin kişinin katıldığı programla kutlanıyor. Kültürel değerlerin yeni kuşaklara aktarılmasına yönelik çalışmalar kapsamında ise cemiyet bünyesindeki horon kursunda yaklaşık 10 yıldır horon ve halk oyunları eğitimi veriliyor. YENİ KÜLTÜR MERKEZİ İÇİN HAZIRLIK Of Hayrat Cemiyeti’nin önümüzdeki dönem hedefleri arasında yeni kültür merkezi projesi de yer alıyor. Cemiyetin mevcut gayrimenkullerini geliştirmeye ve gayrimenkul varlığını artırmaya yönelik çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Tellioğlu, yeni kültür merkezinin eğitim, kültür ve sosyal faaliyetlerin önemli buluşma noktalarından biri olacağını ifade etti. Tellioğlu, “Önümüzde kültür merkezi projemiz var. Bu proje tamamlandığında cemiyetimize ve hemşerilerimize uzun yıllar hizmet edecek önemli bir yapı kazandıracağız. Gençlerimizin, kadınlarımızın, öğrencilerimizin ve tüm hemşerilerimizin bir araya gelebileceği yaşayan bir merkez oluşturmak istiyoruz” dedi. Of Hayrat Cemiyeti Hakkında: 1967 yılında kurulan Of Hayrat Kültür ve Yardımlaşma Derneği, Of Hayrat Cemiyeti adıyla Of ve Hayratlılar arasındaki birlik ve dayanışmayı güçlendirmek, kültürel değerleri yaşatmak ve gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Eğitimden kültüre, sosyal dayanışmadan hemşeri buluşmalarına uzanan faaliyetleri kapsamında her yıl sayıları 650 ile 1000 arasında değişenüniversite öğrencisine burs sağlayan cemiyet, kuruluşundan bugüne yaklaşık 15 bin öğrencinin eğitimine katkı sundu. Her salı gerçekleştirilen “Cemiyette Muhabbet” buluşmaları ise bugüne kadar 99 programa ulaştı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İstanbul'da Cemal Reşit Rey Konser Salonu Yenilenen Yüzüyle Kapılarını Açtı Haber

İstanbul'da Cemal Reşit Rey Konser Salonu Yenilenen Yüzüyle Kapılarını Açtı

İBB Genel Sekreteri Mahir Polat ise, salonda yapılan çalışmalar hakkında kapsamlı bir şekilde bilgi vererek, “İlk 3 ayında 30'un üzerinde konser programı şu an netleşmiş ve programı yayınlanmış durumda. Bütün bu etkinliklerle beraber muradımızı, umudumuzu aslında yaşayan sergi alanıyla beraber Cemal Reşit Rey'in sadece performatif olarak konserlerin verildiği alan olarak değil; yaşam alanının olduğu, kültür merkezlerinin, kültür buluşma alanlarının şu an bence Türkiye'nin en çok ihtiyaç duyduğu sosyalleşmenin, yan yana gelebilmenin, yaşam enerjisini büyütebilmenin alanları olması konusuna hizmet etmesi gerekliliğiyle alan bir bütün olarak her şeyden önce bir kültürel yaşam alanı olarak dizayn edildi. Bu bakımdan Cemal Reşit Rey'in restorasyonu hayırlı, uğurlu olsun. Geldiniz, onur verdiniz. Umarım güzellikler içerisinde geçecek günler, konserler hep beraber burada buluşuruz” ifadelerini kullandı. Cemal Reşit Rey Ailesi’ni temsilen konuşan Osman Ergün de konuşmasında, “Büyük usta Cemal Reşit Rey'in zamansız eserlerinin ve daha nice kıymetli eser sahibine ait güzide eserlerin büyük ustalar eşliğinde sanatseverlerle buluşacağı bu salonda keyifli, sanat dolu bir sezon olmasını diliyoruz. Cemal Reşit Rey Köşesi ise uzun zamandır olmasını arzu ettiğimiz bir çalışma ürünü oldu. Büyük ustaya dair ince hatıraların yer aldığı köşe; siz kıymetli misafirlerimiz nezdinde, bundan sonra içinde birçok sanatsevere ilham kaynağı olacaktır. Bu vesileyle tekrar aramızda olduğunuz için teşekkür eder, saygılarımızı sunarız.” Diye konuştu. ŞİŞLİ / İSTANBUL İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), şehrin müzik hafızasında ve kültür-sanat yaşamında müstesna bir yere sahip olan Cemal Reşit Rey Konser Salonu, İBB Miras tarafından yürütülen bir yıllık kapsamlı restorasyon sürecinin ardından 7 Ekim Çarşamba günü kapılarını yeniden açtı. Büyük usta Cemal Reşit Rey’in aramızdan ayrılışının yıl dönümünde düzenlenen özel açılış töreninde, salona kazandırılan yeni yaşam alanları, dijitalleştirilen dev arşiv ve sanatın dönüştürücü gücü vurgulandı. Sezonun açılış töreninine İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Nuri Aslan, İBB Genel Sekreteri Prof. Dr. Volkan Demir, İBB’nin üst yönetimi, sanatseverler ve çok sayıda vatandaş katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan törende CRR’nin tadilat süreci ve yapılan uygulamaları içeren kısa bir film gösterimi yapıldı. Ardından protokol konuşmalarına geçildi. Burada sırasıyla Cemal Reşit Rey Ailesi adına Osman Ergün, İBB Genel Sekreteri Dr. Mahir Polat ve İBB Başkanvekili Nuri Aslan sırasıyla açılış konuşması yaptı. Aslan, konuşmasında şu ifadeleri kullandı; “Sizlere, bir buçuk yılı aşkındır hukuksuzca Silivri’de tutulan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız ve Cumhurbaşkanı Adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu’nun da selamlarını iletmek istiyorum. Yaptığımız her hizmette kendisinin emeği ve vizyonu var. Buradan kendisine ve tüm yol arkadaşlarımıza bin selam olsun.” “ÇOCUKLARIMIZIN, GENÇLERİMİZİN GÜVENLE, HUZURLA VE UMUTLA BÜYÜYECEĞİ BİR TOPLUMU İNŞA ETMEK HEPİMİZİN BOYNUNUN BORCUDUR” “Sözlerimin hemen başında, yüreğimizi yakan büyük bir acıyı paylaşmak zorundayım. Başakşehir’deki bir okulumuzda evlatlarımıza yönelik gerçekleşen elim saldırı hepimizi derinden sarstı. Hayatını kaybeden yavrumuza Allah’tan rahmet; kederli ailesine, öğretmenlerimize ve bütün milletimize sabır diliyorum. Esenyurt’ta bizleri çok üzen bir saldırı daha meydana geldi. Yaralı evlatlarımızın bir an evvel sağlıklarına kavuşması en büyük temennimizdir. Çocuklarımızın, gençlerimizin güvenle, huzurla ve umutla büyüyeceği bir toplumu inşa etmek hepimizin boynunun borcudur. Bunu hep birlikte yapmak zorundayız.” “CEMAL REŞİT REY KONSER SALONU DA İSTANBUL’UN BU BÜYÜK MÜZİK HAFIZASININ EN KIYMETLİ MEKÂNLARINDAN BİRİDİR” “Müzik, insanlığın kurduğu en eski ve en evrensel dillerden biridir. Bazen kelimelerin söyleyemediğini tek bir nota söyler. Müzik bazen bir toplumun hafızasını taşır. Müzik bazen acıyı paylaşır, sevinci çoğaltır. Çünkü müzik insanın hafızasına ve vicdanına seslenir. Bu akşam bir araya geldiğimiz Cemal Reşit Rey Konser Salonu da İstanbul’un bu büyük müzik hafızasının en kıymetli mekânlarından biridir. Burası 14 Mart 1989 akşamı, dünyaca ünlü piyanistimiz İdil Biret’in konseriyle kapılarını açtı. O günden bu yana nice büyük sanatçı bu sahneden geçti, nice eser burada yeniden hayat buldu. Ve elbette bu salonun taşıdığı isim başlı başına büyük bir miras olarak bize kaldı.” “SANATÇISINA SAHİP ÇIKAMAYAN BİR TOPLUM KAYBETMEYE MAHKÛMDUR” “Büyük bestecimiz Cemal Reşit Rey’in aramızdan ayrılışının 41’inci yıl dönümü. Cemal Reşit Rey, Cumhuriyetimizin kültür ve sanat alanında kurduğu büyük ufkun öncü isimlerinden biridir. Topraklarımızın sesini evrensel müzik diliyle buluşturdu. Doğu ile Batı arasında duvarlar kurmak yerine, ikisini aynı yaratıcı dünyanın içinde düşünmeyi başardı. Onun müziğinde İstanbul da vardır, Anadolu da; gelenek de vardır, yenilik de. Belki de Cemal Reşit Rey’i hala çağdaş kılan tam olarak budur: Köklerinden kopmadan dünyaya açılabilmek. Onun aziz hatırasını, fuayemizde ziyarete açtığımız ‘Zamanın Ötesinde Bir Nota: Cemal Reşit Rey’ sergisiyle de selamlıyoruz. Kendisini saygı, minnet ve özlemle anıyoruz. Biz 1923’te kurulan Cumhuriyet’e, Cumhuriyet’in sanatçısına, yazarına, şairine sahip çıkmayı sürdüreceğiz. Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten öğrendiğimiz de budur. Evlatlarımıza bırakacağımız miras da budur. Sanatçısına sahip çıkamayan bir toplum kaybetmeye mahkûmdur. Biz sahip çıkacağız, yanında olacağız! İstanbul’dan Anadolu’ya; memleketimizin tüm her bir köşesinde kimse kendini yalnız hissetmesin: Biz varız! Cumhuriyet’in çocukları var.” “BİZ İSTANBUL’UN HAKKINI İSTANBUL’A TESLİM EDİYORUZ” “İstanbul’un hafızasında önemli bir yere sahip olan Cemal Reşit Rey Konser Salonu, yıllardır şehrimizin sanat hayatına ev sahipliği yaptı. Bize düşen, böylesine kıymetli bir kültür mirasını korumak ve geleceğe taşımaktı. Bu nedenle salonumuzda kapsamlı bir yenileme çalışması gerçekleştirdik. Çünkü daha fazla insanımız buraya gelsin, buradan faydalansın istedik. Zira biz sanata erişimi vazgeçilmez bir yurttaşlık hakkı olarak görüyoruz. Kültür ve sanat bir şehrin ruhunu besler; insanların birlikte yaşama kültürünü güçlendirir. Tam da bu nedenle 2019’dan bu yana bu anlayışla çok güçlü bir dönüşüm başlattık. Uzun yıllar kapalı kalan, İstanbul’un gündelik hayatından kopan çok kıymetli yapıları yeniden şehre kazandırdık. Müze Gazhane, Artİstanbul Feshane, Muammer Karaca, Bulgur Palas, Çubuklu Silolaları ilk aklıma gelenlerden… Muammer Karaca’da da perdeleri açtık. Burada da açıyoruz. Çok yakında Haldun Taner ve Reşat Nuri sahnelerimizde de buluşacağız. Aslında baktığımızda biz İstanbul’un hakkını İstanbul’a teslim ediyoruz. Çünkü bu mekânlar zaten İstanbullunun, dahası bütün dünya insanlarının hakkı. Çünkü İstanbul, yolu bu şehirden geçen herkese ait bir şehir. Doğu ile Batı burada karşılaştı. Farklı diller, inançlar, sesler ve estetik anlayışlar yüzyıllar boyunca bu şehirde birbirine dokundu” “YENİ SEZONDA BU SAHNE YİNE DOPDOLU OLACAK” “Biz de İstanbul’un bu çoğulcu kültürünü geleceğe taşımak istiyoruz. Sanatı İstanbul’un her mahallesine, her yaştan İstanbulluya ulaştırmak için çalışıyoruz. Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nu da işte bu anlayışla yeniledik. Şimdi önümüzde yepyeni bir dönem var. Yeni sezonda bu sahne yine dopdolu olacak.” “CEMAL REŞİT REY KONSER SALONU’NUN YENİLENEN YÜZÜYLE BAŞLAYAN BU YENİ DÖNEMİN İSTANBUL’UN DÜŞÜNSEL VE SANATSAL YAŞAMINA DEĞER KATMASINI DİLİYORUM” “Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nun yenilenen yüzüyle başlayan bu yeni dönemin İstanbul’un düşünsel ve sanatsal yaşamına değer katmasını diliyorum. Bu salonu ilgisiyle, alkışıyla ve merakıyla yaşatan siz değerli sanatseverlere yürekten teşekkür ediyorum. İstanbul’da müziğin hiç susmadığı, sanatın hayatımızdan hiç eksilmediği nice güzel sezonlarda buluşmak dileğiyle… Hepinize ilham dolu bir sezon ve güzel bir konser akşamı diliyorum. Ancak bir Cumhuriyet çocuğu olarak 10. yıl marşını unuttuğumu sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Bestecisi Cemal Reşit Rey’in adını taşıyan bu salonda söylemek isterim ki: Memleketimizin nice zor günlerden geçti. Cumhuriyet’in çocukları olarak bu zor günlerden de hep birlikte aşacağız! Umudunuzu asla kaybetmeyin!” İBB Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Mahir Polat ise konuşmasında şunları söyledi; “Cemal Reşit Rey'i 1985 yılında kaybettiğimizde bu yapı yeni yeni inşa edilmeye başlanan, tarih olarak da hatırlamamız gerekiyor, Bedrettin Dalan döneminin yeni yapılacak kültür komplekslerinden birisi olarak inşa ediliyor. Ve görevinin son dönemleri, ardından da Nurettin Sözen Bey'in görevinin aktif dönemlerine denk gelecek şekilde en olgun kültür ürünlerinin kentteki verilmeye, sergilenmeye başladığı bir sanat yönetimi programıyla işleyen bir alan. Çalışmaya başladığında aşağı yukarı Atatürk Kültür Merkezi ile beraber iki yapı, Kongre Sergi Sarayı'nın tarihçesi içerisinde kendi yerini bulmuş iki yapıdan birisi. Çok sonra Lütfi Kırdar ve diğer sergi salonları yapıldığında bugünkü anlamıyla, eski tarihiyle olan 40'lardaki olanı değil, bugünkü anlamıyla yapıldığında İstanbul gibi Türkiye'nin kültürünün, sanatının başkenti olan yerin bir merkez odak noktası olarak bir işlevi görüyor. Bu önemini tekrar hatırlatmak gerekiyor. Tabii yıllar içerisinde özellikle kurulduğu yıllardaki sanat yönetimi politikaları ve ardından gelen yıllarda hakikaten övünülecek şekilde şu an üzerinde bulunduğum bu sahne, dünya müziğinin devleri geldi geçti bu sahneden. Türkiye'de müzikseverler dünya müziğini bu defa kendi kaynaklarından dinleyecek şekilde onları burada dinleyen, canlı performanslarla dinleyen bir süreç yaşadı. Ve bu farklı dönemlerde farklı partiler, farklı siyasi yönetimler altında hiç değişmeden sürebildi. Bu Türkiye'nin bir başarısıdır, takdir edilecek bir başarısıdır. Dolayısıyla Türkiye'de dünya müziğine kapıyı açan konservatuvar öğrencilerinin hemen hemen hepsinin gözleri dolar Cemal Reşit Rey dediğimizde. Çünkü büyük insanları burada dinlemişlerdir. Onların kayıttan değil, canlı performanslarını burada işitmişlerdir. Bu bakımdan aslında bir konser salonu aynı zamanda bir akademi nasıl olurun cevabı niteliğindedir. Hakikaten geriye dönük buraya emek veren büyük isimlere, büyük insanlara hepsine ayrı ayrı teşekkür etmek lazım. Çünkü bir kişinin, bir dönemin emeği değil, birbirinden çok çok farklı dönemin Türkiye'nin ortak emeğinin ürünü, kültür dünyasının ortak emeğinin ürünüdür. “EKREM İMAMOĞLU BURAYA ÇOK SIK GELİRDİ BİLİYORSUNUZ” “Tabii geçtiğimiz yıllarda bu alanı tekrar değerlendirmek durumunda bir ödev önümüze çıktığında sevgili başkanımız Ekrem İmamoğlu buraya çok sık gelirdi biliyorsunuz. Konserleri mutlaka takip ederdi ve geldiğinde yapının fiziksel sorunlarıyla çok yakından ilgilenirdi. Ve o yıllarda bize talimat vermişti ‘Cemal Reşit Rey Salonu'nu restore etmemiz gerekiyor’ şeklinde. Elimizdeki yoğunluklar ve diğer iş programı, buranın konser programları derken geçtiğimiz yıl başlayan restorasyon uygulaması bir yıl kadar sürdü. Ve İBB Miras'ın sadece yapıyı mekanik bir alan olarak ele almayan, hafızasını, izlerini, kendi bütünlük ve hafıza değerini de bir taraftan çok dönüştürmeyecek, yani hafızamızdaki görsel etkisinde dönüştürmeyecek koruma odaklı çalışmalarını yapmaya başladı. Peki, neler yapıldı? Bunları biraz açıklamam gerekiyor. Biz restorasyona başladıktan çok kısa bir süre sonra burada küçük bir yangın çıktı, belki basından duydunuz. Çünkü aslında Cemal Reşit Rey'in artık 40 yıla yaklaşmış zamanında, sürecinde mekanik tesisatların tamamı artık yok olmuş noktadaydı ve yangın riskiyle karşı karşıyaydı. Ki şükürler olsun restorasyona aldıktan sonra tesisatta oluşan yorgunluktan başlayan bir sistemle biz zaten kanalları açtığımızda görmüştük. Alandaki bütün makine, ekipman, tesisat sistemlerinin tamamı artık ömrünü tamamlamıştı.” “CEMAL REŞİT REY SALONU'NUN ARTIK BİR KAFESİ VE RESTORAN ALANI VAR. AYNI ZAMANDA BİR AÇIK ALAN DİNLENME NOKTASI VE BİR KÜTÜPHANESİ VAR, DİREKT AÇIK BİR SERVİS VERİYOR VE BURADA SANAT KİTAPLARINDAN OLUŞAN BİR ALAN VAR” “Gördüğünüz bütün ses sistemleri, bütün elektrik aksamları, bütün havalandırma, iklimlendirme aksamları baştan aşağı bu restorasyonda güncel teknolojiyle yer değiştirdi. Sahne teknolojisinin ihtiyaç duyduğu bütün sistemler yenilendi. Burası tabii bir konser salonu olduğu için öncelikli olarak ses sistemleri çok önemliydi. Kendileriyle hakikaten gurur duyduğumuz ses teknisyeni arkadaşlarımız Türkiye'nin en iyileridir. Cemal Reşit Rey'in bir okul olma özelliğinin teknisyenler açısından da bir değeri vardır. Bütün ses sistemlerini tekrar yenilediğimiz ve buradaki ekipmanları yeniden güncellediğimiz bir çalışmadan geçti. Çatıda ciddi yalıtım sorunları vardı, bunları elden geçirdik ve fuayede ve diğer noktalarda gördüğünüz mimari sorunları giderdik. Ne yazık ki iyi bir kafesi ya da hiçbir kafesi yoktu. Dünyada böyle bir alanın sadece konser izlemek ya da etkinlik sırasında gidilip kullanılması diye bir değer yoktur. Orayı yaşarsınız, randevularınızı orada verirsiniz, çalışmalarınızı orada yaparsınız. Cemal Reşit Rey Salonu'nun artık bir kafesi ve restoran alanı var. Aynı zamanda bir açık alan dinlenme noktası ve bir kütüphanesi var, direkt açık bir servis veriyor ve burada sanat kitaplarından oluşan bir alan var. “CRR ARŞİVİN TAMAMI DA DİJİTALİZASYON VE ARŞİV SİSTEMİ İÇERİSİNDE ELDEN GEÇTİ” “Bununla beraber kendi programı içerisinde güzel bir haber, çoğu kimsenin haberi olmayan bir durum olabilir, Cemal Reşit Rey'in başlangıcından bugüne yapılan bütün etkinlikler kayda alınmıştır ve Cemal Reşit Rey'in çok iyi bir arşivi vardır. Bu arşivin tamamı da dijitalizasyon ve arşiv sistemi içerisinde elden geçti. İnşallah yakında onu da kullanıma, erişime açık bir şekilde gidereceğiz. Tabii konser kayıtları telife de konu olduğu için onun kullanımı apayrı, özel kapalı devre olmuş olacak. Biz 2 yıllık süre zarfında Cemal Reşit Rey'de sanat yönetimini bir danışma kurulu eliyle yürütmeye karar verdik. Çünkü danışma kurulu artık tekil sanat yönetmenlerinden çok daha farklı yönleri olan insanların içinde olacağı bir yöntemle ilerlemesi gerektiğine inanıyorduk. Bu anlamda Profesör Doktor Evrim Hikmet Öğüt, Doçent Doktor Nil Kocamangil, Yiğit Özatalay ve Kamil Özler hocamız ve sevgili Can Kalaycıoğlu, aynı zamanda direktörümüz olan arkadaşımızın koordinasyonunda beşli bir koordinasyon kurulu buranın sanat yönetimini ve programını oluşturuyor. Biz 100 yıl sonra şunu söyleyebiliriz Türk Beşlileri hikâyesinden bugüne: Artık dünyada sanat ve kültür tartışmaları klasik olarak Doğu-Batı sentezli ve vulgarize bir tartışmayla gitmiyor. Artık dünya çok kültürlü, çok boyutlu ve çok eş zamanlı yaşayan bir şekilde ilerliyor. O yüzden bizim önümüzde başka bir ödev olarak hem yerelin hem de dünyanın eş zamanlı duyulması, bir ülkenin, bir toplumun kendini ifade edebilmesi kanalı olarak kültür ve sanatı baş tacı olarak tutabilmesi gibi konular öne geliyor. Ve bu yılın programı bu çerçevede hazırlanan bir duyarlılıkla farklı müzik tarzları, farklı ifade tarzlarıyla oluşmuş bir programa sahip olacak.” “UMARIM GÜZELLİKLER İÇERİSİNDE GEÇECEK GÜNLER, KONSERLER HEP BERABER BURADA BULUŞURUZ” “İlk 3 ayında 30'un üzerinde konser programı şu an netleşmiş ve programı yayınlanmış durumda. Bütün bu etkinliklerle beraber muradımızı, umudumuzu aslında yaşayan sergi alanıyla beraber Cemal Reşit Rey'in sadece performatif olarak konserlerin verildiği alan olarak değil; yaşam alanının olduğu, kültür merkezlerinin, kültür buluşma alanlarının şu an bence Türkiye'nin en çok ihtiyaç duyduğu sosyalleşmenin, yan yana gelebilmenin, yaşam enerjisini büyütebilmenin alanları olması konusuna hizmet etmesi gerekliliğiyle alan bir bütün olarak her şeyden önce bir kültürel yaşam alanı olarak dizayn edildi. Bu bakımdan Cemal Reşit Rey'in restorasyonu hayırlı, uğurlu olsun. Geldiniz, onur verdiniz. Umarım güzellikler içerisinde geçecek günler, konserler hep beraber burada buluşuruz. Ayağınıza sağlık, teşekkür ederim efendim." “BU SALONDA KEYİFLİ, SANAT DOLU BİR SEZON OLMASINI DİLİYORUZ” Cemal Reşit Rey Ailesi’ni temsilen konuşan Osman Ergün de konuşmasında, “Büyük usta Cemal Reşit Rey'in zamansız eserlerinin ve daha nice kıymetli eser sahibine ait güzide eserlerin büyük ustalar eşliğinde sanatseverlerle buluşacağı bu salonda keyifli, sanat dolu bir sezon olmasını diliyoruz. Cemal Reşit Rey Köşesi ise uzun zamandır olmasını arzu ettiğimiz bir çalışma ürünü oldu. Büyük ustaya dair ince hatıraların yer aldığı köşe; siz kıymetli misafirlerimiz nezdinde, bundan sonra içinde birçok sanatsevere ilham kaynağı olacaktır. Bu vesileyle tekrar aramızda olduğunuz için teşekkür eder, saygılarımızı sunarız.” Protokol konuşmalarının ardından program, Adrian Prabava & Airam Hernandez & CRR Senfoni Orkestrası’nın konseriyle devam etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

15 Bin Öğrencinin Eğitimine Uzanan 59 Yıllık Hikâye Haber

15 Bin Öğrencinin Eğitimine Uzanan 59 Yıllık Hikâye

Her salı düzenlenen “Cemiyette Muhabbet” buluşmalarının 99’uncu programa ulaştığı gecede Prof. Dr. Ali Akyüz de Of Hayrat Cemiyeti Onursal Başkanı ilan edildi. Gecede ayrıca Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral, Trabzon Milletvekili ve önceki dönem Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, İstanbul Milletvekili Hayrettin Nuhoğlu, Prof. Dr. Cihat Yaycı, Cemiyet Başkanı Emrullah Tellioğlu, Prof. Dr. Mehmet Akif Okur, Prof. Dr. Yaşar Hacısalihoğlu ve Of Belediye Başkanı Salim Salih Sarıalioğlu’nun katılımıyla bir panel gerçekleştirildi. Of Hayrat Cemiyeti tarafından düzenlenen “Ahde Vefa Gecesi”, İstanbul’da yaklaşık 500 davetlinin katılımıyla gerçekleştirildi. Cemiyet Başkanı Emrullah Tellioğlu’nun ev sahipliğinde düzenlenen gece; siyaset, bürokrasi, iş, akademi, sanat ve spor dünyasından çok sayıda ismi aynı çatı altında buluşturdu. 1967 yılından bu yana hemşerilik, yardımlaşma ve dayanışma kültürünü yaşatan Of Hayrat Cemiyeti’nin gecesinde, cemiyetin eğitim çalışmalarından kültürel ve sosyal faaliyetlerine, gelecek dönem projelerinden yeni yatırımlarına kadar yürüttüğü çalışmalar da paylaşıldı. Gecenin en önemli gündemlerinden biri eğitim oldu. Her yıl sayıları 650 ile 1000 arasında değişen üniversite öğrencisine burs sağlayan ve kuruluşundan bugüne yaklaşık 15 bin öğrencinin eğitimine katkı sunan cemiyet için gece boyunca 85 Milyon TL bağış toplandı. Elde edilen kaynağın başta öğrencilerin eğitimine destek olmak üzere cemiyetin çalışmalarının geliştirilmesinde kullanılması hedefleniyor. VEFA, BİZE EMEK VERENLERE TEŞEKKÜR EDEBİLMEKTİR Gecede konuşan Of Hayrat Cemiyeti Başkanı Emrullah Tellioğlu, cemiyetin yalnızca hemşerileri buluşturan bir yapı değil, kuşaklar boyunca devam eden güçlü bir dayanışma geleneğinin temsilcisi olduğunu belirtti. Tellioğlu, “Biz büyük, kocaman bir aileyiz. Aynı çatı altında buluşan, aynı değerleri paylaşan bir aileyiz. Bugün burada yalnızca geçmişimizi hatırlamak için değil, bize bırakılan emanete sahip çıkmak için bir aradayız. Vefa, geçmişi unutmamaktır. Vefa, geride bırakılan emaneti korumaktır. Vefa, bizim için emek verenlere teşekkür edebilmektir” dedi. Of insanının Türkiye’nin dört bir yanında siyasetten bürokrasiye, sanayiden akademiye, iş dünyasından spora kadar birçok alanda önemli başarılara imza attığına dikkat çeken Tellioğlu, “Bu başarıların arkasında çalışmak kadar birbirine sahip çıkma, dayanışma ve memleket bağını koruma kültürü de var. Bizim görevimiz bu birlikteliği daha da güçlendirmek ve bizden sonraki nesillere taşımaktır” ifadelerini kullandı. PROF. DR. ALİ AKYÜZ, ONURSAL BAŞKAN İLAN EDİLDİ Gecenin anlamlı anlarından biri de Prof. Dr. Ali Akyüz’ün Of Hayrat Cemiyeti Onursal Başkanı ilan edilmesi oldu. Geçmişte Of Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanlığı görevini üstlenen Akyüz, 1987 yılında Of Kültür Eğitim ve Yardımlaşma Vakfı’nın kuruluş sürecini başlatan yönetimin de başkanlığını yaptı. Genel cerrahi alanındaki akademik kariyerinin yanı sıra Türkiye’de cerrahi gastroenteroloji ve endoskopi alanının gelişimine öncülük eden çalışmalara imza atan Akyüz’e, Of Hayrat camiasına uzun yıllar boyunca sunduğu hizmetler dolayısıyla Onursal Başkanlık unvanı verildi. PANELDE AHDE VEFA VE OFLULARIN BİRLİKTELİĞİ KONUŞULDU Gecede ayrıca Of’un tarihi birikimi, hemşerilik kültürü ve dayanışma geleneğinin ele alındığı bir panel düzenlendi. Sunucu Bahar Özmen’in moderatörlüğündeki panelde Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral, Trabzon Milletvekili ve önceki dönem Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, Of Hayrat Cemiyeti Onursal Başkanı Prof. Dr. Ali Akyüz, İstanbul Milletvekili Hayrettin Nuhoğlu, Emekli Tümamiral ve akademisyen Prof. Dr. Cihat Yaycı, Of Hayrat Cemiyeti Başkanı Emrullah Tellioğlu, Prof. Dr. Mehmet Akif Okur, Prof. Dr. Yaşar Hacısalihoğlu ve Of Belediye Başkanı Salim Salih Sarıalioğlu yer aldı. Konuşmacılar, Ahde Vefa’nın toplumsal hafızanın ve dayanışma kültürünün korunmasındaki önemine, Ofluların geçmişten bugüne taşıdığı birlik ve beraberlik anlayışına ve güçlü hemşerilik bağlarına dikkat çekti. Bu birlikteliğin korunarak gelecek kuşaklara aktarılmasının önemine vurgu yapıldı. “CEMİYETTE MUHABBET” 99’UNCU PROGRAMA ULAŞTI Of Hayrat Cemiyeti’nin her salı gerçekleştirdiği “Cemiyette Muhabbet” programı 99’uncu buluşmaya ulaştı. Akademisyenlerden sanatçılara, iş insanlarından kanaat önderlerine kadar farklı alanlardan konukları hemşerilerle buluşturan program, bilgi ve deneyimlerin paylaşıldığı güçlü bir kültür ve iletişim platformu olarak devam ediyor. GENÇLERDEN KADINLARA YIL BOYUNCA ETKİNLİK Eğitim çalışmalarının yalnızca burs desteğiyle sınırlı olmadığını belirten Tellioğlu, her ay üniversite öğrencilerine yönelik kahvaltılı Kariyer Günleri düzenlediklerini söyledi. Programlarda öğrenciler, farklı alanlarda başarı kazanmış konuşmacılarla bir araya gelerek meslek seçimi, kariyer planlaması ve iş hayatına ilişkin deneyimleri doğrudan dinleme fırsatı buluyor. Cemiyet bünyesinde her ay yalnızca kadınların katılımıyla kahvaltılı, müzikli ve konuk konuşmacıların yer aldığı özel programlar da gerçekleştiriliyor. Geleneksel hale gelen etkinlikler kapsamında her yıl yaklaşık 1000 kişinin katıldığı iftar programı düzenlenirken, Of’un düşman işgalinden kurtuluşu da her yıl 28 Şubat’ta yaklaşık 3 bin kişinin katıldığı programla kutlanıyor. Kültürel değerlerin yeni kuşaklara aktarılmasına yönelik çalışmalar kapsamında ise cemiyet bünyesindeki horon kursunda yaklaşık 10 yıldır horon ve halk oyunları eğitimi veriliyor. YENİ KÜLTÜR MERKEZİ İÇİN HAZIRLIK Of Hayrat Cemiyeti’nin önümüzdeki dönem hedefleri arasında yeni kültür merkezi projesi de yer alıyor. Cemiyetin mevcut gayrimenkullerini geliştirmeye ve gayrimenkul varlığını artırmaya yönelik çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Tellioğlu, yeni kültür merkezinin eğitim, kültür ve sosyal faaliyetlerin önemli buluşma noktalarından biri olacağını ifade etti. Tellioğlu, “Önümüzde kültür merkezi projemiz var. Bu proje tamamlandığında cemiyetimize ve hemşerilerimize uzun yıllar hizmet edecek önemli bir yapı kazandıracağız. Gençlerimizin, kadınlarımızın, öğrencilerimizin ve tüm hemşerilerimizin bir araya gelebileceği yaşayan bir merkez oluşturmak istiyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Denizli Büyükşehir’de Şehir Tiyatrosu Perdelerini Açıyor Haber

Denizli Büyükşehir’de Şehir Tiyatrosu Perdelerini Açıyor

Kültür ve sanat dostu kent vizyonuyla Denizli’nin ortak hafızasına ve kültürel hayatına 30 yılı aşkın süredir yön veren Denizli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu, 2026-2027 Yeni Sanat Sezonu’nu lansman ve basın toplantısıyla başlattı. Denizli Büyükşehir Belediyesi Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen toplantıya; Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, usta tiyatro sanatçıları Pervin Ünalp ve Ayşen İnci, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Şehir Tiyatroları oyuncusu ve yönetmeni Aziz Sarvan, Tiyatro Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Nurhan Uslu, Denizli Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Özgür Başkurt, daire başkanları, şehir tiyatrocuları, basın mensupları ve çok sayıda sanatsever katıldı. Toplantı, yeni sezonda sahnelenecek yapımların yer aldığı tanıtım filminin gösterimi ile başladı. “Sanatın ışığı kentin her köşesine ulaşacak” Sanatı şehrin en uzak noktalarına ve her kesimine ulaştıracaklarını vurgulayan Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, sadece merkezdeki salonları doldurmakla kalmayacaklarını, kırsalda yaşayan tüm hemşerilerine mahallelerinde tiyatro ve sinema sevinciyle buluşturacaklarını belirtti. Tüm sanatseverleri sezon boyunca salonları doldurmaya davet eden Başkan Çavuşoğlu, “Sanatla Daha Güçlü Bir Denizli vizyonuyla, şehrimizin her bir köşesini tiyatronun büyülü dünyasıyla buluşturmak için yola çıkan ekibimiz; bu sezonda da izleyicilerine unutulmaz anlar yaşatacak zengin, dinamik ve iddialı bir repertuvar hazırladı. Köyümde Sinema Günleri projemizle de Denizli’nin en uzak noktasında, en uzak mahallesinde, en uzak evinde yaşayan hemşehrimizi sanat ile buluşturuyoruz. Çünkü biz biliyoruz ki bu şehrin en uzağında yaşayanın da bu şehrin mutluluğuna ortak olma hakkı var. Tüm sanatseverleri yeni sezonda oyunlarımızı izlemeye, ‘Sanat Şehri Denizli’ vizyonumuzu birlikte büyütmeye davet ediyorum” dedi. “Sanat iyileştirir, bu yüzden herkese dokunmalıyız” Sezon perdesinin açılış oyunu “Geç Kalanlar”ın yazarı ve yönetmeni usta tiyatro sanatçısı Pervin Ünalp, tiyatronun özveri ve gönül isteyen zorlu ama bir o kadar da saygın bir sanat dalı olduğuna dikkat çekti. Başkan Bülent Nuri Çavuşoğlu’nun kırsaldaki vatandaşların sanata erişimi konusundaki vizyonunu destekleyen Ünalp, çocukların ve gençlerin küçük yaşlardan itibaren sanatla büyümesinin önemini vurgulayarak, “Tiyatro gerçekten çok özveri isteyen bir iş ve biraz gönül adamak isteyen bir iş. Herkes bu sanat dalıyla tanışmayı hak ediyor, çünkü sanat iyileştiriyor” dedi. Genç nesillerin sanatla bağ kurmasının önemine de değinen Ünalp, çocukluktan itibaren tiyatro koklayarak büyüyen gençlerin gelecekte hem hayata daha iyi tutunacağını hem de bilinçli birer sanatsever olarak topluma değer katacağını belirtti. Bu kapsamda hayata geçirilen Gelişim Sahnesi projelerinin gençlerin içindeki yetenekleri keşfetmesi ve kendilerini ifade etmesi için eşsiz bir zemin hazırladığını vurgulayan Ünalp, geleceğin tiyatro izleyicisini inşa etmenin gururunu yaşadıklarını söyledi. “Perde her açıldığında kalbimiz sahnede atıyor” Lansman toplantısında söz alan usta tiyatro sanatçısı Ayşen İnci, açılışların kendisini her zaman çok heyecanlandırdığını belirterek tiyatro tutkusunun sahnede olsun ya da olmasın hiç eksilmediğini ifade etti. Denizli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nun hazırladığı zengin repertuvara olan hayranlığını dile getiren İnci, “Her perde açılmadan önce o kadar büyük bir heyecan duyuyorum ki sanki sahnede oynuyormuşum gibi kalbim oyuncu arkadaşlarımın yanında atıyor. O heyecan zaten biz oyuncularda devamlı yaşanıyor. Bugün de burada olmaktan son derece mutluyum. Sanata ve tiyatroya verdikleri bu büyük destekten dolayı Denizli Büyükşehir Belediyemize ve emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı. “Denizli tiyatroyu yaşatan gerçek bir sanat şehri” Toplantıda söz alan İBB Şehir Tiyatroları oyuncusu ve yönetmeni Aziz Sarvan, Denizli’ye daha önce de oyunlar sergilemek üzere birkaç kez geldiklerini ancak bu sezon açılışının kendileri için çok daha anlamlı ve heyecan verici olduğunu belirtti. Yerel yönetimlerin tiyatroyu Anadolu’ya yaymasındaki kritik rolüne dikkat çeken Sarvan, Denizli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nun 30 yılı aşkın köklü birikimine dikkat çekerek, “İstanbul Şehir Tiyatroları olarak son iki yıl içerisinde Denizli sanat şehrine dört kere geldik, oyunlarımızı oynadık ama bu seferki gelişim çok daha anlamlı, çok daha farklı... Bölge tiyatrolarının bütün Türkiye’ye yayılmasını artık belediyeler şehir tiyatrolarıyla yapmaya başladılar. Ve burada bu işe gönül verenlerin hepsini kutluyorum. Başkanım müthiş bir konuşma yaptı. Denizli hakikaten bir sanat şehridir” diye konuştu. “Hikayelerimiz ve tiyatro potansiyelimiz dünyaya ilham veriyor” Tiyatro Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Nurhan Uslu, Tiyatro Gazetesi olarak Türkiye’nin her noktasına ulaşmaya çalıştıklarını belirterek eskiden var olan “Tiyatro sadece İstanbul’da yapılır” algısının artık tamamen kırıldığını ve Anadolu’nun dört bir yanında çok güçlü bir tiyatro üretimi gerçekleştirildiğini ifade etti. Uluslararası alanda Türk tiyatrosunun hikayelerine ve koşullarına verilen tepkilere dikkat çeken Uslu, Denizli’nin sanat potansiyelini şu sözlerle vurguladı: “Türkiye'de o kadar çok hikayemiz var ki... Hikayelerimiz güçlü, yönetmenlerimiz güçlü, oyuncularımız güçlü ve dünyada yer alacağımızı düşünüyorum. Denizli gibi köklü bir sanat şehrinde, bu güçlü hikayelerin ve emeğin yerel yönetimlerin vizyonuyla sahneye taşınması da bu başarının en somut kanıtıdır. Şimdiden çok başarılı bir sezon olmasını diliyorum, emeği geçenleri kutluyorum” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Cumhuriyet’in Hafızası Metrohan’da Yaşayacak Haber

Cumhuriyet’in Hafızası Metrohan’da Yaşayacak

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından Beyoğlu Tünel’deki tarihi İETT Genel Müdürlüğü Binası Metrohan’ın 2. katında kurulan İBB Cumhuriyet Tarihi Araştırmaları Merkezi Zafer Toprak Arşivi törenle hizmete açıldı. 2023 senesinde hayatını kaybeden Türkiye’nin önde gelen tarihçilerinden Prof. Dr. Zafer Toprak’ın adının verildiği merkezin açılışına İBB Başkanvekili Nuri Aslan, İBB Genel Sekreteri Prof. Dr. Volkan Demir, İBB bürokratları, Merhum Prof. Dr. Zafer Toprak’ın eşi Binnaz Toprak ve ailesi, Beyoğlu ve Avcılar Belediye Başkanvekilleri, Meclis üyeleri ve çok sayıda akademisyen katıldı. Zafer Toprak Arşivi’nde; 40.996 kitap, 49.567 süreli yayın, 5.000 fotoğraf, 6.868 evrak, 595 tez, 196 afiş, 327 kartpostal ve 110 film makarası olmak üzere toplam 103.649 eser yer alıyor. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan törende sırasıyla İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, Prof. Dr. Zafer Toprak’ın eşi Binnaz Toprak, Beyoğlu Belediye Başkanvekili Sefer Karaahmetoğlu ve İBB Başkanvekili Nuri Aslan birer konuşma yaptı. Sözlerine İstanbul’un seçilmiş İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun sevgi ve selamlarını ileten Aslan, şu ifadeleri kullandı; “BURAYA GENÇ TARİHÇİLER, ÖĞRENCİLER, ARAŞTIRMACILAR GELECEK VE ZAFER HOCAMIZIN MUAZZAM ARŞİVİNDEN FAYDALANACAKLAR” “Profesör Doktor Zafer Toprak, ömrünü Cumhuriyet tarihini anlamaya, anlatmaya, belgelemeye ve gelecek nesillere aktarmaya adamış abidevi bir tarihçimiz. Hakiki bir Cumhuriyet aydınıydı. Bugün bir insanın bir ömür boyu biriktirdiği bilginin milyonlarca İstanbullunun ortak zenginliğine dönüşmesine şahitlik ediyoruz. Her zaman ne diyoruz? Eğer kendinizi yalnız hissediyorsanız Cumhuriyet kurumu olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve onun seçilmiş Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve onun yol arkadaşları hep yanınızda. İşte o şiarla gittiğimiz yolda Toprak ailesinin ve Toprak ailesinin cömert ve asil bağışıyla kamuya açılan bu muazzam hafıza, biraz önce Mahir Bey’in de söylediği, 103 bin 649 parçalık dev bir koleksiyondan oluşuyor ve artık bir Cumhuriyet kurumuna, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne emanet. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin emanete nasıl sahip çıktığını, biraz önce yine sayılarla söylenen 2 milyon Atatürk Kitaplığı Kütüphanesi aslında bunun en güzel örneklerinden birisi. Ayrıca Zafer Hocamızın çalışma masası, daktilosu, kitaplığı ve kişisel eşyalarını da burada koruyacağız. Buraya genç tarihçiler, öğrenciler, araştırmacılar gelecek ve Zafer Hocamızın muazzam arşivinden faydalanacaklar. İşte bu bizim için büyük bir gururdur.” “Bizim için Zafer Toprak’ın arşivini Metro Han’da araştırmacılarla buluşturmak neyse mahallelerimizde açtığımız kütüphaneler de tam olarak budur. Aslında o mahalleye gidip Cumhuriyeti, Cumhuriyetin çocuklarıyla buluşturuyoruz. İkisi de Cumhuriyetin eşitlikçi ve aydınlatıcı, aydınlatmacı fikrinin iki yüzüdür, iki gerçeğidir. Bugün İstanbul’un dört bir yanında hizmet veren kütüphanelerimiz; çocuklarımızın hayal kurduğu, gençlerimizin çalıştığı, Cumhuriyet fikrinin mahalle mahalle yeşerdiği kurumsal alanlardır. İnanıyoruz ki bugün o mahalle kütüphanelerinde masaya oturan her bir evladımız yarın gelecek ve Metro Han’daki bu araştırma merkezinde Cumhuriyetin geleceğine yön veren birer bilim insanı olacak. Bir yüzyıl sonra da onlar, onların yaptıklarını aynı Zafer Toprak’ın yaptıkları gibi bir başka Cumhuriyet çocuğu gelip sahip çıkacak; onlar da başka yerlerde başka Zafer Toprak kütüphaneleri açacaklar.” “MERHUM HOCAMIZ PROFESÖR DOKTOR ZAFER TOPRAK’I SAYGI, RAHMET VE MİNNETLE ANIYORUM. İBB CUMHURİYET ARAŞTIRMALARI MERKEZİ İSTANBUL’UMUZA HAYIRLI, UĞURLU OLSUN” “Biz Cumhuriyetin evlatları olarak Cumhuriyeti korumaya devam edeceğiz. Bu büyük kazanımın hayata geçmesinde vizyonuyla yolumuzu açan Cumhuriyetin güzel çocuklarından biri Ekrem Başkanımız başta olmak üzere, bu eşsiz bilimsel mirası İstanbul’a ve yarınlarımıza emanet eden Zafer Toprak ailesine ve tüm çalışma arkadaşlarımıza yürekten teşekkür ediyorum. Tabii burada Genel Sekreterimiz biraz önce söylediler, Genel Sekreter Yardımcılarımız Mahir Polat, Oktay Özel, Merve Gedik ve tüm çalışma arkadaşlarıma binlerce kez teşekkür ediyorum. Bir taraftan biz Cumhuriyetin değerlerine sahip çıkıyoruz, bir taraftan da Cumhuriyeti yaşatmak için gece gündüz mücadele ediyoruz. Merhum Hocamız Profesör Doktor Zafer Toprak’ı saygı, rahmet ve minnetle anıyorum. İBB Cumhuriyet Araştırmaları Merkezi İstanbul’umuza hayırlı, uğurlu olsun. Bilimin, aklın ve Cumhuriyetin ışığı İstanbul’un her köşesini aydınlatmaya devam etsin. İyi ki varsınız; sağ olun, var olun.” İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat ise konuşmasında şunları söyledi; “Tabii bizim için özel bir gün. Çünkü emek üzerine kurulu bir sürecin son aşamasına geldik. Oldukça zahmetli ama sonuç ürününü görmek açısından değerli bir proje. Biz, Cumhuriyet’in 100. yılında, sevgili Başkanımız Ekrem İmamoğlu Cumhuriyet’in 100. yılının bazı projelerini lanse ederken Cumhuriyet Araştırmaları Merkezi’ni de 100. yıl projesi olarak lanse etmiş ve o günlerde bu binada yapılacak bir projenin buna adanacağını deklare etmişti. Bu çalışma tabii 2023’te başlayan bir çalışma. Ne yazık ki biz aslında kendi özgün kaynaklarımızı yazmayı planlarken o günlerde talihsiz bir şekilde Zafer Hoca’yı da kaybettiğimiz günlere denk gelmişti. Bazı çalışmaların arka planını anlatmakta fayda var. Yani tarihe de kayıt düşüyoruz, çünkü biraz da tarih de böyle oluyor. Sevgili Binnaz Hocamla ben o kötü günün telefon görüşmesini unutamıyorum. Yani öyle özel bir andı. Aramızda kıymetli akademisyen hocalarım, dostlarım biliyorlar; biz o günlerde Zafer Hoca’yla aslında aktif olarak bir proje çalışıyorduk. Yani biz günübirlik görüşürken Cumhuriyet Tarihi Müzesi’ni, Taksim Maksemi’ndeki projeyi çalışırken ne yazık ki Hocayı bu koşullarda kaybettik. O gün konuştuğumuz konu şuydu aslında: Evet, bu arşiv çok değerli ama bir yandan da şu var; bir tarihçinin nasıl bir metodolojiyle çalıştığını, nasıl bir ürün koyduğunu ve kendi deneyiminin aslında onun yolundan gidecek başka akademisyenlere, entelektüellere nasıl rol model olacağının bir fikri gelişmişti.” “BİZİM BURADAKİ ESAS HEDEFİMİZ İSTANBUL’UN SADECE BİR ARŞİVİNİ DEĞİL, BİR AKADEMİSYENİN, BİR ENTELEKTÜELİN EMEĞİNİN DE DEĞERİNİN ALTINI ÇİZMEK VE KORUMAKTI” “Burası aslında sadece bir arşiv merkezi demek değil; bir akademisyenin, bir entelektüelin, Türkiye’nin toplumsal tarihine çok farklı açılardan yaklaşmış, çalışmış... Biliyorum buradaki çok değerli dostların her birisi bambaşka bir alandan onunla bir tecrübesi var ve onun neler yaptığını çok iyi biliyorlar. O yüzden o metodolojiyi taşımak adına bir önemli yanı olabilir diye düşünmüştük. Şu an Metro Han binasındayız. bir komplike bir kültür merkezi olarak düşünülen, entelektüelliğin, kültür etkinliklerinin ve çok amaçlı başka etkinliklerin de yürüyeceği İstiklal’in sonunda, Tünel Meydanı’nda bir kültür merkezi oluşan projenin bence bir katının olması gereken değerde önemli bir projeye ev sahipliği yaptı. Hayat böyle tesadüflerle, ilginç durumlarla buluşuyor. Bizim buradaki esas hedefimiz İstanbul’un sadece bir arşivini değil, bir akademisyenin, bir entelektüelin emeğinin de değerinin altını çizmek ve korumaktı.” “BAŞKA KURUMLARA DA ROL MODEL OLMASI ADINA CUMHURİYET TARİHİ ARAŞTIRMALARI MERKEZİ’Nİ AÇMIŞ BULUNUYORUZ” “Tabii böyle bir arşivi, özellikle Hocayı kaybettikten sonra biz birinci yılında yapmak istiyorduk ama bunun açılışına yetişmesi gerekiyordu. Buradan bu cumartesi yapılacak etkinliği de duyurmaktan onur duyuyorum. Hocamız, 27 akademisyenin katılacağı bir konferansla cumartesi sabahı ve pazar günü burada başlayacak bir etkinlikle anacağımız bir anma konferansını yapıyoruz. Birbirinden değerli dostlarımız var. Şu an bazı hocalarımız var aramızda. Bu vesileyle Şevket Hocam da burada, kendisine çok sevgilerimi gönderiyorum. Onunla başka başka projeleri de yapmaya devam edeceğimizin altını çizmem gerekiyor. Böyle bir alanı, bu kadar güzel bir projeyi çok anlamlı bir hocamızla buluşturarak onun hem hatırasına saygıyla hem de Türkiye’de akademisyenlerin bütün ömür boyu biriktirdikleri birikimlerin onların ölümünün ardından birden silinip gitmesinin ne kadar kötü olduğunu bilerek başka kurumlara da rol model olması adına Cumhuriyet Tarihi Araştırmaları Merkezi’ni açmış bulunuyoruz.” Prof. Dr. Zafer Toprak’ın hayat arkadaşı Akademisyen ve 24’üncü Dönem TBMM Milletvekili Binnaz Toprak da, şunları ifade etti; “BU HİKAYE, BURANIN HİKAYESİ EKREM İMAMOĞLU İLE BAŞLADI” “Gerçekten çok mutluyum. Çünkü olağanüstü bir yer olmuş burası. Uzun sürdü, zaman aldı, çok insan çalıştı ama hakikaten benim beklediğimin ötesinde bir kütüphaneye dönüşmüş. Bu hikaye, buranın hikayesi Ekrem İmamoğlu ile başladı, Sevgili Başkanımız Ekrem Bey'le… Zafer'in cenazesine gelmişti. 'Bir daha göremem herhalde ben' dedim. O kadar meşguldü ki o sıralar… 'Bir daha göremem, onun için görmüşken bu Zafer'in kitaplarından bir bahsedeyim.' dedim, bahsettim. Bana 'Hemen tabii.' dedi ve Mahir Bey'in ismini verdi. Mahir Bey inanılmaz bir insan. Hakikaten öyle. Hani böyle çok konuşup iş yapmayan insanlar vardır ya, Mahir Bey'de tam tersi. Sürekli üreten biri. İstanbul'un çehresini değiştirdiğini düşünüyorum yaptığı, reno… reno ve ettiği tarihi mekanlarla. Yani şimdi… Neyse, siyasete siyasete girmeyeyim. Şeyi diyecektim; AKP hep 'Tarihimizle ilgileniyoruz.' diyor, söylüyor ama pek pek bildiklerini zannetmiyorum, pek bir şey yaptıkları da yok.” “HAKİKATEN BÖYLE BİR ŞEY OLACAĞINI DÜŞÜNSE MÜTHİŞ SEVİNİRDİ, MÜTHİŞ GURUR DUYARDI” “Hakikaten burayı gördükten sonra şöyle düşündüm; irrasyonel bir düşünce. 'Ah keşke Zafer sağ olsaydı da bu kütüphaneyi görseydi, kitaplarının burada olduğunu görseydi.' diye düşündüm. Tabii sağ olsaydı vermezdi! Kesinlikle ayrılmazdı. Bir ara ben sormuştum 'Zafer yani günün birinde ölecek olursan nereye vermek istersin?' Hiç düşünmüyordu, çünkü çok ani bir ölümdü. Gece uykusunda, neden öldüğü de belli olmadı. 'Hiç düşünmedim.' dedi. 'Hiç aklımda bile yok.' dedi. Onun için bilemezdi ama hakikaten böyle bir şey olacağını düşünse müthiş sevinirdi, müthiş gurur duyardı.” Protokol konuşmalarının ardından İBB Genel Sekreteri Mahir Polat, protokole merkezi gezdirerek eserler hakkında ayaküstü bilgi verdi. “50 KİŞİLİK ÇOK AMAÇLI BİR SALON DA BULUNUYOR” İstanbul’un kalbinde, Taksim Tünel Meydanı’nda yer alan ve İBB Miras tarafından restore edilen tarihi İETT binası Metrohan’ın 2. katında açılan İBB Cumhuriyet Tarihi Araştırmaları Merkezi, tarihçilerin yanı sıra farklı disiplinlerden araştırmacıların da kişisel ve akademik araştırmaları için doğrudan yararlanabileceği nitelikli bir çalışma ortamı sağlıyor. 950 m2’lik bir alanda faaliyet gösteren merkezde, 90 kişilik çalışma kapasitesinin yanı sıra söyleşi ve toplantılar için 50 kişilik çok amaçlı bir salon da bulunuyor. İBB Cumhuriyet Tarihi Araştırmaları Merkezi’nde yer alan Zafer Toprak Arşivi’nde 40.996 kitap, 49.567 süreli yayın, 5.000 fotoğraf, 6.868 evrak, 595 tez, 196 afiş, 327 kartpostal, 110 film makarası bulunuyor. Prof. Dr. Zafer Toprak’ın daktiloları, ödül ve plaketleri, çalışma masası ve kitaplığı gibi objeler de 2023’te hayatını kaybeden tarihçinin çalışma odasıyla aynı biçimde tasarlanan özel bir odada korunuyor. Cumhuriyet tarihine ilişkin araştırma kaynaklarını bir araya getiren İBB Cumhuriyet Tarihi Araştırmaları Merkezi, ilerleyen dönemde kapsamını genişletirken söyleşi ve toplantılarla da Cumhuriyet tarihi üzerine farklı çalışmaların buluştuğu bir merkez olmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kahramanmaraş’ta Festivalin Sekizinci Günü Türk Rock Müziği Konseriyle Taçlandı Haber

Kahramanmaraş’ta Festivalin Sekizinci Günü Türk Rock Müziği Konseriyle Taçlandı

Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi Mehmet Akif Ersoy Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen Türk Rock Müziği Konseri'nde, çoğunluğu Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Müzik Bölümü öğrencilerinden oluşan KSÜ Dissonans Rock Grubu dinleyicilerle buluştu. Dr. Öğr. Üyesi Arzu Mustafayeva'nın kurucu danışmanlığını üstlendiği grup Türk rock müziğinin farklı dönemlerinden eserleri seslendirdi. FARKLI SANAT DİSİPLİNLERİ İKİ AYRI MEKANDA BULUŞTU Festival kapsamında iki farklı mekanda ziyaretçilerini ağırlayan Kahramanmaraş Kültür Yolu Karma Sergisi; Tekstil ve Moda Tasarımı, Endüstriyel Tasarım ve Resim bölümlerinden öğretim elemanlarının özgün çalışmalarını bir araya getirdi. Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası'ndaki sergi Doç. Dr. Mehmet Ali Büyükparmaksız'ın, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Yunus Emre Kongre ve Kültür Merkezi'ndeki sergi ise Doç. Dr. Mustafa Oğuz Gök'ün küratörlüğünde hazırlandı. Kumaş, iplik, doku ve yüzeyden form, işlev ve teknolojiye; çizgi, renk, kompozisyon ve imgeye uzanan farklı üretim biçimleri disiplinlerarası bir seçkiyle ziyaretçilere sunuldu. KAHRAMANMARAŞ'IN EDEBİ HAFIZASI KONUŞULDU MESDER Edebiyat Derneği'nde gerçekleştirilen “UNESCO Edebiyat Şehri Kahramanmaraş ve Edebi Hafızası” söyleşisinde şair, yazar ve eğitimci Ramazan Avcı, edebiyatseverlerle bir araya geldi. Söyleşide Kahramanmaraş'ın edebi hafızasında iz bırakan şair ve yazarlar, kentin zengin kültürel birikimi ve geçmişten günümüze ulaşan şiir mirası ele alındı. GELENEKSEL SANATLAR FARKLI ATÖLYELERLE TANITILDI Kahramanmaraş Olgunlaşma Enstitüsü'nde gerçekleştirilen Yorganlama Atölyesi'nde, kentin geleneksel el sanatlarından yorgancılığın incelikleri anlatıldı. Katılımcılar, atölye kapsamında telefon çantası ve kalemlik hazırladı. Aynı merkezde düzenlenen Tezhip Atölyesi'nde ise geleneksel Türk-İslam sanatlarından tezhip, kitap ayracı ve bardak altlığı gibi uygulamalarla tanıtıldı. Kahramanmaraş Kalesi'nde sanatçı Cennet Dağlı eşliğinde gerçekleştirilen Geleneksel Deri İşleri Atölyesi'nde, kökleri Orta Asya'ya uzanan Türk deri işçiliğinin tarihsel gelişimi ve kullanım alanları ele alındı. Derinin giyimden günlük kullanım eşyalarına, eyerden kitap ciltlerine uzanan farklı alanlardaki kullanım biçimleri katılımcılara aktarıldı. Aynı mekanda sanatçı İpek Zerrin Soniş eşliğinde düzenlenen Çarpana Dokuma Atölyesi'nde ise özel kartlarla gerçekleştirilen geleneksel dokuma tekniği tanıtıldı. Anadolu'nun konar-göçer toplulukları tarafından kuşaktan kuşağa aktarılan çarpana dokumanın teknik özellikleri ve kültürel mirastaki yeri ele alındı. DOĞRU NEFES VE SES SAĞLIĞI ELE ALINDI Karacaoğlan İl Halk Kütüphanesi'nde gerçekleştirilen Ses Hijyeni Eğitimi'nde, Dil ve Konuşma Terapisti Merve Çiçek katılımcılarla bir araya geldi. Etkinlikte doğru nefes kullanımının önemi, sesin sağlıklı ve etkili kullanılması ile ses sağlığının korunmasına yönelik bilgiler paylaşıldı. Kahramanmaraş Kültür Yolu Festivali, konserlerden sergilere, söyleşilerden geleneksel sanatlara ve farklı etkinliklere uzanan kapsamlı programıyla 20 Eylül'e kadar kentin farklı noktalarında sanatseverlerle buluşmayı sürdürecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dünyaca Ünlü Macar Gruptan Unutulmaz Gece Haber

Dünyaca Ünlü Macar Gruptan Unutulmaz Gece

Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi (AASSM) bahçesinde düzenlenen "Zeytin Altında" konserleri kapsamında sahne alan grup, zengin repertuvarıyla beğeni topladı. Dünyaca ünlü Macar yaylı çalgılar topluluğu Somogyi Quartet, her yıl sanatseverlerin büyük bir ilgiyle takip ettiği geleneksel "Zeytin Altında" konserleri kapsamında Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi bahçesinde İzmirlilerle buluştu. İzmir Büyükşehir Belediyesi, Macaristan Başkonsolosluğu ve Macar Kültür Merkezi (Liszt Enstitü İstanbul) iş birliği ile düzenlenen konser, vatandaşların katılımına açık ve ücretsiz olarak gerçekleştirildi. Zeytin ağacı çevresindeki geniş alanı dolduran vatandaşlar muhteşem Macar müziğini ve klasik eserleri büyük bir keyifle dinledi. Lendvai: “Zeytin Altında konserleri çok güzel bir fikir ve gelenek” Konser öncesi duygularını aktaran Macar kemancı György Lendvai, “İzmir’e daha önce de geldik ve konser verdik. O gün de bugün olduğu gibi çok fazla genç dinleyici vardı ve bu bizi çok mutlu ediyor. İzmir çok güzel bir şehir, İzmir’i çok seviyorum. "Zeytin Altında" konserleri çok güzel bir fikir ve çok güzel bir gelenek. Yaz döneminde insanları konser salonlarına almak biraz zor oluyor. Açık alanda çalmak çok güzel. Konser başlamadan alan seyircilerle dolmaya başladı. Bu bizi çok mutlu etti” dedi. Klasik başyapıtlar ve çağdaş Macar ezgileri buluştu Klasik repertuvarı başarıyla sürdürmenin yanı sıra çağdaş Macar bestecilerin eserlerini dünyaya tanıtmayı önemli bir hedef olarak benimseyen grup, İzmir sahnesinde de bu misyonunu konuşturdu. Geleneksel klasik dönem başyapıtlarına getirdikleri taze ve özgün yorumlarla büyük alkış alan topluluk, efsanevi piyanist Jenő Jandó gibi isimlerle yaptıkları elit iş birliklerinin getirdiği tecrübeyi sahneye yansıttı. Sanatseverler, çağdaş Macar bestecilerin zengin, yenilikçi ve modern tınılara sahip özel kompozisyonlarını canlı dinleme fırsatı yakaladı. Köklü bir geleneğin modern tınılarla buluştuğu dinletide Ferenc Farkas-Old Hungarian Dance, Joseph Haydn Quartet, Antonin Dvořák-String Quartet, Op. 95, "American" besteleri de çalındı. Ustaların rehberliğinde köklü geçmiş 1997 yılında Budapeşte Liszt Ferenc Müzik Akademisi mezunları tarafından kurulan ve 1998 yılından bu yana çalışmalarını aralıksız sürdüren Somogyi Quartet, sergilediği güçlü oda müziği disipliniyle hayranlık uyandırdı. Péter Somogyi (1. keman), György Lendvai (2. keman), Balázs Tóth (viyola) ve László Pólus’tan (viyolonsel) oluşan topluluk, Ferenc Rados ve Sándor Devich gibi efsanevi ustaların rehberliğinde şekillenen kariyerlerini Chicago Ravinia Festival gibi prestijli uluslararası platformlarda kazandıkları küresel deneyimlerle taçlandırdı. Macaristan'dan dünyaya uzanan başarı Başarılı topluluk, bugüne kadar Polonya, Slovakya, Romanya, Fransa, İsviçre ve Meksika gibi pek çok ülkede sahne aldı. 2001 ve 2003 yıllarında Fransa'nın Joinville kentindeki yaz festivaline konuk olan usta müzisyenler, burada verdikleri konserlerin yanı sıra bireysel ve oda müziği ustalık sınıfları da gerçekleştirdi. Çeşitli performansları MR Bartok Radio tarafından kayda alınan ve Ars Nova serisinin düzenli konukları arasında yer alan grup, 2011 yılında ise ARTISJUS Müzik Vakfı tarafından verilen saygın Performans Ödülü’ne layık görüldü. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.