Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kültür Sanat

Kapsül Haber Ajansı - Kültür Sanat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kültür Sanat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

LİBERİST’26’da Düşüncenin Rotası Yeniden Çizildi Haber

LİBERİST’26’da Düşüncenin Rotası Yeniden Çizildi

Gün boyunca gerçekleşen panel, söyleşi ve konuşmalarda şehirlerden kültürel mirasa, bilimin yeni sorularından edebiyatın geleceğine, teknoloji ile insan arasındaki değişen ilişkiye kadar pek çok konu tartışıldı. Gençlerin kültür, sanat ve düşünce dünyasına erişimini destekleyen Askıda Bilet uygulamasıyla üç yüz üniversite öğrencisi LİBERİST’26’ya ücretsiz katıldı. Kültür-sanat alanında disiplinlerarası buluşmalara alan açan Liber Kültür Sanat Derneği’nin yıllık zirvesi LİBERİST, ikinci yılında “Yeniden Düşünmek” temasıyla İş Sanat Kültür Merkezi’nde gerçekleşti. Akademisyenleri, sanatçıları, yazarları ve düşünürleri aynı sahnede buluşturan zirve, bir gün boyunca farklı disiplinlerin bugünün dünyasına yönelttiği sorulara alan açtı. Ana etkinlik moderasyonunu Erhan Ali Yılmaz’ın üstlendiği LİBERİST’26’da “Yeniden Düşünmek” teması, gün boyunca farklı disiplinlerin kendi soruları üzerinden ele alındı. Liber Kültür Sanat Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Ferah Türel’in açılış konuşmasıyla başlayan program, piyanist Beril Eren ve kemancı Aras Sulanç’ın müzik dinletisinin ardından Türkiye İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Bali’nin konuşmasıyla devam etti. Geleceğe iz bırakmak ve yeniden düşünmek üzerine konuşan Bali, “Yeniden düşünmeyi teklif etmek, zekâ ve cesaretin ötesinde aslında bir haysiyet meselesidir” diyerek kültür ve sanatın yerleşik fikirlerin üzerindeki örtüyü kaldırma gücüne dikkat çekti ve “Ya gelecek için her şeyi yeniden düşünmek zorundaysak?” sorusunu gündeme taşıdı. Liber Kültür Sanat Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Ferah Türel ile Prof. Dr. Besim Dellaloğlu’nun gerçekleştirdiği Liberist Özel Söyleşisi’nde, Dellaloğlu’nun Poetik ve Politik kitabından hareketle kültür, kalkınma ve ortak düşünce zemini konuşuldu. “Yeniden düşünmek için önceden düşünmüş olmak gerekir” diyen Dellaloğlu, kalkınmanın yalnızca sayısal göstergeler üzerinden değerlendirilemeyeceğine ve birlikte düşünebilmek için ortak bir dil ve zihniyete ihtiyaç olduğuna dikkat çekti. Özlem Gürses moderatörlüğündeki “Kimin Şehri? Kamusal Alanı Yeniden Düşünmek” başlıklı sanat panelinde Murat Germen ve Emre Zeytinoğlu, sanatın kamusal alandaki yeri üzerinden günümüz kentlerini tartıştı. Kamusal alanda sanata erişimden farklı sınıf ve kimliklerin bir arada var olmasına uzanan panelde; çoğulluk, iktidar, aidiyet ve toplumun kamusal alanı sahiplenme biçimleri ele alındı. Nilay Örnek moderatörlüğündeki Kültürel Miras Panel’inde ise Prof. Dr. Hüsamettin Koçan, bir toplumun kendi hafızasını yaratmasının önemine dikkat çekerek kültürel miras, toplumsal bellek ve aidiyet arasındaki ilişkiyi ve Baksı Müzesi’nin hikâyesini anlattı. Prof. Dr. Veysi Erkcan Özcan moderatörlüğündeki bilim panelinde Prof. Dr. Çiğdem Gündüz Demir ve Doç. Dr. Özlem Beyarslan, yapay zekânın bilimsel düşünme ve öğrenme biçimlerini nasıl dönüştürdüğünü tartıştı. Yapay zekânın sağladığı hızın insanın düşünme ve sezgi geliştirme süreçlerine etkisi ele alınırken, “Yapay zekânın sezgisi olabilir mi?” sorusu üzerinden insan sezgisi ile yapay zekânın ürettiği sonuçlara duyulan güven de sorgulandı. Prof. Dr. Zekiye Antakyalıoğlu moderatörlüğündeki edebiyat panelinde Yalın Alpay ve Cem Alpan, çağımızın edebiyatının bugünü ve geleceği nasıl yeniden düşündüğünü ele aldı. Bireyselleşmenin ve daralan kamusal alanın edebiyattaki karşılığı özkurmaca üzerinden tartışılırken; iklim krizi ve toplumsal travmalar gibi çağın meselelerinin yeni ve melez anlatı biçimlerini nasıl ortaya çıkardığı değerlendirildi. “Teknoloji ve İnsanı Yeniden Düşünmek” başlıklı felsefe panelinde ise Prof. Dr. Kaan Harun Ökten, Prof. Dr. Emre Şan ve Pelin Dilara Çolak, teknolojinin insanın dünyayı görme ve deneyimleme biçimleri üzerindeki etkisini tartıştı. “Teknoloji dünyanın tek ve baskın görme biçimi olma yolunda mı?” sorusunun gündeme geldiği panelde, teknolojinin zaman algısından bilme biçimlerimize, düşünme ve analiz yetilerimizden bireyleşme süreçlerimize kadar uzanan etkileri ele alındı. Teknolojik araçların maneviyat gibi farklı alanları da dönüştürdüğüne dikkat çekilirken, teknolojinin yarattığı değişimde felsefenin rolü tartışıldı. Günün “Yapay Zeka Çağında Satır Araları” başlıklı kapanış panelinde ise Prof. Dr. Itır Erhart ve FutureBright Group Kurucusu Akan Abdula, yapay zekânın yalnızca çalışma hayatını değil, insan ilişkilerini de dönüştürdüğüne dikkat çekti. Farklı alanlardan yola çıkan konuşmaların ortak noktasında, değişen dünyayı anlamak için yalnızca yeni cevaplar aramanın değil, bugüne kadar doğru kabul edilen soruları ve düşünme biçimlerini de yeniden ele almanın gerekliliği öne çıktı. Askıda Bilet ile üç yüzden fazla üniversite öğrencisi zirveye katıldı LİBERİST’in gençlerin kültür, sanat ve düşünce dünyasına erişimini desteklemek amacıyla sürdürdüğü Askıda Bilet uygulaması, zirvenin ikinci yılında daha fazla üniversite öğrencisine ulaştı. 2025 yılında “Merak” temasıyla gerçekleştirilen ilk LİBERİST, altı yüz katılımcıyı aynı çatı altında buluştururken, Askıda Bilet sayesinde doksan dört üniversite öğrencisi etkinliğe ücretsiz katılmıştı. Bu yıl yaklaşık sekiz yüz katılımcıyla gerçekleşen LİBERİST’26’da ise Askıda Bilet desteğiyle üç yüzden fazla üniversite öğrencisi zirveyi ücretsiz takip etti. Ferah Türel: “LİBERİST’in büyümesini yalnızca katılımcı sayısıyla ölçmüyoruz” Liber Kültür Sanat Derneği Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Ferah Türel, LİBERİST’26’nın ardından yaptığı değerlendirmede zirvenin ikinci yılında sekiz yüz katılımcıya ulaşmasının ve üç yüz üniversite öğrencisinin Askıda Bilet desteğiyle etkinliğe katılmasının kendileri için ayrı bir anlam taşıdığını belirtti. Türel, “LİBERİST’in büyümesini yalnızca katılımcı sayısıyla ölçmüyoruz. Bizim için asıl değerli olan, burada ortaya çıkan soruların ve fikirlerin bu salonun dışına taşması. Bu yıl ‘Yeniden Düşünmek’ derken insanları bildiklerinden vazgeçmeye değil, bildiklerine başka bir yerden bakmaya davet ettik. Sanattan bilime, edebiyattan felsefeye çok farklı alanlardan insanların aynı gün içinde birbirinin düşüncesine temas ettiğini görmek bizim için çok kıymetli. Özellikle Askıda Bilet sayesinde üç yüz üniversite öğrencisinin bu buluşmanın parçası olması, LİBERİST’in yaratmak istediği düşünce alanının daha fazla gence ulaşması açısından bizi ayrıca mutlu ediyor. Önümüzdeki yıllarda bu alanı daha da büyütmek, daha fazla insanı soru sormaya, tartışmaya ve birlikte düşünmeye davet etmek istiyoruz” dedi. Kitap kulübünden disiplinlerarası bir düşünce alanına 2019 yılında bir kitap kulübü olarak başlayan Liber, 2023 yılında otuz sekiz kadın kurucu üyenin öncülüğünde dernekleşti. Bugün dokuz yüz yirmi kişilik kitap kulübü ağı ve seksen üç aktif üyesiyle çalışmalarını sürdüren Liber Kültür Sanat Derneği; okuma kültürünü yaygınlaştırmayı, sanatı ve sanatçıyı desteklemeyi, bilimsel düşünceyi teşvik etmeyi ve kültürel mirası evrensel bir yaklaşımla geleceğe taşımayı amaçlıyor. İlki 2025 yılında “Merak”, ikincisi ise “Yeniden Düşünmek” temasıyla gerçekleştirilen LİBERİST Kültür ve Sanat Zirvesi de derneğin farklı disiplinler ve farklı bakış açıları arasında diyalog kurma yaklaşımının en geniş buluşma alanlarından birini oluşturuyor. Bir gün boyunca farklı disiplinlerin sorularını aynı sahnede buluşturan LİBERİST’26, ikinci yılını tek bir cevaba ulaşmaya çalışmak yerine yeni sorulara alan açarak tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Işık ve Derinlik Ekranda Hayat Buluyor Haber

Işık ve Derinlik Ekranda Hayat Buluyor

17 Eylül – 8 Kasım 2026 tarihleri arasında gerçekleşen Artweeks Istanbul "Collectors" Edisyonu kapsamında Banu & Hakan Çarmıklı, Öner Kocabeyoğlu ve Tansa Mermerci’nin koleksiyonlarında yer alan değerli video ve dijital sanat eserleri de Samsung’un yenilikçi ekranlarında izleyiciyle buluşuyor. Bu eşsiz seçkide; Ferhat Özgür’ün “Köçek Şaban”, İz Öztat & Ann Antidote’un “Suspend / Askıda” ve İnci Eviner’in “Reenactment of Heaven / Cenneti Sahnelemek” adlı çalışmaları, Samsung teknolojisiyle yepyeni bir deneyime dönüşüyor. Ayrıca Samsung, "No More Black Screen" vizyonuyla 38 numaralı binada fotoğraf sanatçısı Ziya Tacir'in eserlerini de yepyeni bir estetikle izleyiciye sunuyor. Merkur Galeri ve Ziya Tacir ile Yenilikçi Bir Sergi Deneyimi Kültür, sanat ve fikir paylaşım merkezi olan Akaretler Sıraevler’in 38 numaralı binasında hayata geçirilen özel sergide ise Samsung, ART TV serisiyle video ve dijital sanat eserlerinin sergilenme deneyimine yenilikçi bir perspektif sunuyor. Samsung’un Art TV yaklaşımı doğrultusunda Neo QLED, OLED ve The Frame modellerinden oluşan ekranlar; ünlü fotoğraf sanatçısı Ziya Tacir’in eserlerini izleyici ile buluşturuyor. Merkur Galeri iş birliğiyle yürütülen bu özel projede, sergi süresince ekranlarda yer alan yapıtlar belirli aralıklarla değişerek, sanatçının farklı dönemlerine, monokrom çalışmalarına ve ikonik serilerine ait geniş bir seçkiye yer veriyor. Fotoğraf pratiğinde ışık, mekân, mimari detaylar, simetri ve derinlik katmanları üzerinden kendine özgü, monümantal bir görsel dil kuran Ziya Tacir; kadrajına aldığı anları ve anıtsal mekanları yeni bir estetik bakışla yorumluyor. Sanatçının zamansız pencereler açan bu yaklaşımı, izleyiciye de görüntünün büyüleyici evreninde kendi içsel hikayesini ve anlatısını kurabileceği özgür bir alan tanıyor. Geleneksel Ekran Algısını Yıkan Sınırsız Sanat Deneyimi Samsung’un “No More Black Screen” felsefesiyle birlikte geleneksel ekran algısı yıkılıyor. Samsung Art TV serisindeki ekranlar; yüksek görüntü kalitesi, renk doğruluğu, kontrast ve yansıma kontrolü gibi özellikleriyle eserlerin en gerçekçi biçimde aktarılmasına katkı sağlıyor. Böylece bu ekranlar; fotoğraf sanatının farklı dönemlerini ve felsefi arka planını mekanın ruhuyla harmanlayan, zaman içinde evrilen ve yaşayan bağımsız birer sergileme alanına dönüşüyor. Samsung Art TV deneyiminin önemli bir parçasını oluşturan Samsung Art Store ise bugün 5.000’den fazla sanat eseri, 800’den fazla sanatçı ve 80’den fazla global iş ortağını bir araya getiriyor. Tate, Art Basel, British Museum ve Louvre gibi dünyanın önde gelen sanat kurumlarının iş birliğiyle genişleyen koleksiyon, sanat eserlerini Samsung Art TV serisi aracılığıyla daha geniş kitlelerle buluşturuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kocaeli’nin Edebî Hafızası Geleceğe Taşınacak Haber

Kocaeli’nin Edebî Hafızası Geleceğe Taşınacak

Baraçlı, KÜDEP’in Türkiye’de farklı bir belediyecilik anlayışıyla hayata geçirilen önemli bir çalışma olduğunu vurgulayarak, projenin kültürel değerlerin korunması ve gelecek nesillere aktarılması açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. GENEL SEKRETER BARAÇLI, KÜDEP’İ TANITTI Kocaeli’nin kültürel mirasını geleceğe taşıyacak Kültürel Değerler Destek Projesi (KÜDEP), Uluslararası 16. Kocaeli Kitap Fuarı’nda tanıtıldı. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin Türkiye’de bir ilk olarak hayata geçirdiği proje; yerel yazarları desteklemeyi, kentin edebî hafızasını yaşatmayı ve kültürel değerlerini gelecek kuşaklara aktarmayı hedefliyor. Genel Sekreter Dr. Hayri Baraçlı’nın katılımıyla düzenlenen programda projenin kapsamı ve amaçları anlatıldı. “EN ÖNEMLİ PROJELERİMİZDEN BİR TANESİ” Selim Sırrı Paşa Salonu’nda düzenlenen tanıtım programında konuşan Baraçlı, KÜDEP’in Türkiye’de farklı bir belediyecilik anlayışıyla hayata geçirilen önemli bir çalışma olduğunu vurgulayarak, “Değişik bir kavram üzerine çalışan belediyecilik anlayışını Türkiye’de ilk kez bugün burada gerçekleştireceğiz. Kültürel Değerlere Destek Programı, Tahir Başkanımızın bizim için hedef koyduğu en önemli projelerden bir tanesiydi” dedi. “DÜNYADA DA ÖRNEK OLACAK” Kocaeli’nin sahip olduğu sanatsal birikimi ortaya çıkarmayı ve kentin kültürel kimliğini güçlendirmeyi hedeflediklerini belirten Baraçlı, “Kocaeli’de bir sanat ruhu da var. O sanat ruhunu ortaya çıkarabilmek için de bizler bu desteği nasıl sağlayabiliriz ve geleceğin şehri Kocaeli’de gelişmişlik endeksinde üçüncü sıradan ikinci sıraya nasıl gelebiliriz diye bu projeyi gerçekleştirebilme gayreti içerisine girdik. Şehirler ve şehirlerle anılan yazarlar var. Bizim de şehrimizle anılan yazarları ortaya çıkarma gayretimiz var. Bizim için vizyoner bir çalışma, dünyaya da örnek olacak” ifadelerini kullandı. KÜDEP’İN KAPSAMI VE SUNACAĞI İMKÂNLAR ANLATILDI Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’ın 31 Mart 2024 seçim beyannamesinde yer alan KÜDEP’in kapsamı, hedefleri ve edebiyat dünyasına sunacağı imkânlar, Prof. Dr. Birsen Bilgili tarafından katılımcılara aktarıldı. Bilgili, projenin kapsamlı yapısına dikkat çekerek, “Bir yerel yönetim tarafından bu kadar planlı ve sistematik bir projenin örneğine dünyada bile rastlamadım” ifadelerini kullandı. 100 ÖZGÜN ESERE DESTEK SAĞLANACAK Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilen Kültür Destek Programı, kentin kültürel birikimini korumak, yerel yazarları desteklemek ve edebî hafızasını güçlendirmek amacıyla 100 özgün esere destek sağlayacak. Eserler; içerik, kurgu, dil ve anlatım, anlam ve etki ve Kocaeli’nin yerel unsurlarının yansıtma düzeyi başlıklarında konunun uzmanı ve akademisyenlerden oluşturulan eser inceleme kurulu tarafından değerlendirilecek. KOCAELİ’NİN KÜLTÜRÜNE EK PUAN VERİLECEK Programın ilk aşamasında roman, öykü/hikâye, şiir ve Kocaeli kent tarihine yönelik araştırma-inceleme türlerinde, daha önce yayımlanmamış özgün eserler desteklenecek. Roman, öykü/hikâye ve şiirde tema serbest bırakılırken, Kocaeli’nin mekânsal, tarihsel, sanatsal ve kültürel unsurlarına yer veren eserlere ek puan verilecek. ÖDÜL TÖRENİ 17. KOCAELİ KİTAP FUARI’NDA OLACAK KÜDEP kapsamında başvurular, 1 Kasım 2026-1 Nisan 2027 tarihleri arasında kabul edilecek. Başvuruların kurul tarafından yapılacak değerlendirme süreçlerinin ardından proje sonuçları 20 Eylül 2027’de kamuoyuyla paylaşılacak. Destek almaya hak kazanan eser sahipleri için düzenlenecek ödül töreni ise 17. Kocaeli Kitap Fuarı kapsamında gerçekleştirilecek. KÜDEP’in ilk aşamasında yalnızca edebî eserler desteklenecek. Projenin ilerleyen süreçlerde folklor, müzik, tiyatro ve diğer kültür-sanat alanlarındaki üretimlere de katkı sunması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İstanbul'da Cemal Reşit Rey Konser Salonu Yenilenen Yüzüyle Kapılarını Açtı Haber

İstanbul'da Cemal Reşit Rey Konser Salonu Yenilenen Yüzüyle Kapılarını Açtı

İBB Genel Sekreteri Mahir Polat ise, salonda yapılan çalışmalar hakkında kapsamlı bir şekilde bilgi vererek, “İlk 3 ayında 30'un üzerinde konser programı şu an netleşmiş ve programı yayınlanmış durumda. Bütün bu etkinliklerle beraber muradımızı, umudumuzu aslında yaşayan sergi alanıyla beraber Cemal Reşit Rey'in sadece performatif olarak konserlerin verildiği alan olarak değil; yaşam alanının olduğu, kültür merkezlerinin, kültür buluşma alanlarının şu an bence Türkiye'nin en çok ihtiyaç duyduğu sosyalleşmenin, yan yana gelebilmenin, yaşam enerjisini büyütebilmenin alanları olması konusuna hizmet etmesi gerekliliğiyle alan bir bütün olarak her şeyden önce bir kültürel yaşam alanı olarak dizayn edildi. Bu bakımdan Cemal Reşit Rey'in restorasyonu hayırlı, uğurlu olsun. Geldiniz, onur verdiniz. Umarım güzellikler içerisinde geçecek günler, konserler hep beraber burada buluşuruz” ifadelerini kullandı. Cemal Reşit Rey Ailesi’ni temsilen konuşan Osman Ergün de konuşmasında, “Büyük usta Cemal Reşit Rey'in zamansız eserlerinin ve daha nice kıymetli eser sahibine ait güzide eserlerin büyük ustalar eşliğinde sanatseverlerle buluşacağı bu salonda keyifli, sanat dolu bir sezon olmasını diliyoruz. Cemal Reşit Rey Köşesi ise uzun zamandır olmasını arzu ettiğimiz bir çalışma ürünü oldu. Büyük ustaya dair ince hatıraların yer aldığı köşe; siz kıymetli misafirlerimiz nezdinde, bundan sonra içinde birçok sanatsevere ilham kaynağı olacaktır. Bu vesileyle tekrar aramızda olduğunuz için teşekkür eder, saygılarımızı sunarız.” Diye konuştu. ŞİŞLİ / İSTANBUL İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), şehrin müzik hafızasında ve kültür-sanat yaşamında müstesna bir yere sahip olan Cemal Reşit Rey Konser Salonu, İBB Miras tarafından yürütülen bir yıllık kapsamlı restorasyon sürecinin ardından 7 Ekim Çarşamba günü kapılarını yeniden açtı. Büyük usta Cemal Reşit Rey’in aramızdan ayrılışının yıl dönümünde düzenlenen özel açılış töreninde, salona kazandırılan yeni yaşam alanları, dijitalleştirilen dev arşiv ve sanatın dönüştürücü gücü vurgulandı. Sezonun açılış töreninine İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Nuri Aslan, İBB Genel Sekreteri Prof. Dr. Volkan Demir, İBB’nin üst yönetimi, sanatseverler ve çok sayıda vatandaş katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan törende CRR’nin tadilat süreci ve yapılan uygulamaları içeren kısa bir film gösterimi yapıldı. Ardından protokol konuşmalarına geçildi. Burada sırasıyla Cemal Reşit Rey Ailesi adına Osman Ergün, İBB Genel Sekreteri Dr. Mahir Polat ve İBB Başkanvekili Nuri Aslan sırasıyla açılış konuşması yaptı. Aslan, konuşmasında şu ifadeleri kullandı; “Sizlere, bir buçuk yılı aşkındır hukuksuzca Silivri’de tutulan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız ve Cumhurbaşkanı Adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu’nun da selamlarını iletmek istiyorum. Yaptığımız her hizmette kendisinin emeği ve vizyonu var. Buradan kendisine ve tüm yol arkadaşlarımıza bin selam olsun.” “ÇOCUKLARIMIZIN, GENÇLERİMİZİN GÜVENLE, HUZURLA VE UMUTLA BÜYÜYECEĞİ BİR TOPLUMU İNŞA ETMEK HEPİMİZİN BOYNUNUN BORCUDUR” “Sözlerimin hemen başında, yüreğimizi yakan büyük bir acıyı paylaşmak zorundayım. Başakşehir’deki bir okulumuzda evlatlarımıza yönelik gerçekleşen elim saldırı hepimizi derinden sarstı. Hayatını kaybeden yavrumuza Allah’tan rahmet; kederli ailesine, öğretmenlerimize ve bütün milletimize sabır diliyorum. Esenyurt’ta bizleri çok üzen bir saldırı daha meydana geldi. Yaralı evlatlarımızın bir an evvel sağlıklarına kavuşması en büyük temennimizdir. Çocuklarımızın, gençlerimizin güvenle, huzurla ve umutla büyüyeceği bir toplumu inşa etmek hepimizin boynunun borcudur. Bunu hep birlikte yapmak zorundayız.” “CEMAL REŞİT REY KONSER SALONU DA İSTANBUL’UN BU BÜYÜK MÜZİK HAFIZASININ EN KIYMETLİ MEKÂNLARINDAN BİRİDİR” “Müzik, insanlığın kurduğu en eski ve en evrensel dillerden biridir. Bazen kelimelerin söyleyemediğini tek bir nota söyler. Müzik bazen bir toplumun hafızasını taşır. Müzik bazen acıyı paylaşır, sevinci çoğaltır. Çünkü müzik insanın hafızasına ve vicdanına seslenir. Bu akşam bir araya geldiğimiz Cemal Reşit Rey Konser Salonu da İstanbul’un bu büyük müzik hafızasının en kıymetli mekânlarından biridir. Burası 14 Mart 1989 akşamı, dünyaca ünlü piyanistimiz İdil Biret’in konseriyle kapılarını açtı. O günden bu yana nice büyük sanatçı bu sahneden geçti, nice eser burada yeniden hayat buldu. Ve elbette bu salonun taşıdığı isim başlı başına büyük bir miras olarak bize kaldı.” “SANATÇISINA SAHİP ÇIKAMAYAN BİR TOPLUM KAYBETMEYE MAHKÛMDUR” “Büyük bestecimiz Cemal Reşit Rey’in aramızdan ayrılışının 41’inci yıl dönümü. Cemal Reşit Rey, Cumhuriyetimizin kültür ve sanat alanında kurduğu büyük ufkun öncü isimlerinden biridir. Topraklarımızın sesini evrensel müzik diliyle buluşturdu. Doğu ile Batı arasında duvarlar kurmak yerine, ikisini aynı yaratıcı dünyanın içinde düşünmeyi başardı. Onun müziğinde İstanbul da vardır, Anadolu da; gelenek de vardır, yenilik de. Belki de Cemal Reşit Rey’i hala çağdaş kılan tam olarak budur: Köklerinden kopmadan dünyaya açılabilmek. Onun aziz hatırasını, fuayemizde ziyarete açtığımız ‘Zamanın Ötesinde Bir Nota: Cemal Reşit Rey’ sergisiyle de selamlıyoruz. Kendisini saygı, minnet ve özlemle anıyoruz. Biz 1923’te kurulan Cumhuriyet’e, Cumhuriyet’in sanatçısına, yazarına, şairine sahip çıkmayı sürdüreceğiz. Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten öğrendiğimiz de budur. Evlatlarımıza bırakacağımız miras da budur. Sanatçısına sahip çıkamayan bir toplum kaybetmeye mahkûmdur. Biz sahip çıkacağız, yanında olacağız! İstanbul’dan Anadolu’ya; memleketimizin tüm her bir köşesinde kimse kendini yalnız hissetmesin: Biz varız! Cumhuriyet’in çocukları var.” “BİZ İSTANBUL’UN HAKKINI İSTANBUL’A TESLİM EDİYORUZ” “İstanbul’un hafızasında önemli bir yere sahip olan Cemal Reşit Rey Konser Salonu, yıllardır şehrimizin sanat hayatına ev sahipliği yaptı. Bize düşen, böylesine kıymetli bir kültür mirasını korumak ve geleceğe taşımaktı. Bu nedenle salonumuzda kapsamlı bir yenileme çalışması gerçekleştirdik. Çünkü daha fazla insanımız buraya gelsin, buradan faydalansın istedik. Zira biz sanata erişimi vazgeçilmez bir yurttaşlık hakkı olarak görüyoruz. Kültür ve sanat bir şehrin ruhunu besler; insanların birlikte yaşama kültürünü güçlendirir. Tam da bu nedenle 2019’dan bu yana bu anlayışla çok güçlü bir dönüşüm başlattık. Uzun yıllar kapalı kalan, İstanbul’un gündelik hayatından kopan çok kıymetli yapıları yeniden şehre kazandırdık. Müze Gazhane, Artİstanbul Feshane, Muammer Karaca, Bulgur Palas, Çubuklu Silolaları ilk aklıma gelenlerden… Muammer Karaca’da da perdeleri açtık. Burada da açıyoruz. Çok yakında Haldun Taner ve Reşat Nuri sahnelerimizde de buluşacağız. Aslında baktığımızda biz İstanbul’un hakkını İstanbul’a teslim ediyoruz. Çünkü bu mekânlar zaten İstanbullunun, dahası bütün dünya insanlarının hakkı. Çünkü İstanbul, yolu bu şehirden geçen herkese ait bir şehir. Doğu ile Batı burada karşılaştı. Farklı diller, inançlar, sesler ve estetik anlayışlar yüzyıllar boyunca bu şehirde birbirine dokundu” “YENİ SEZONDA BU SAHNE YİNE DOPDOLU OLACAK” “Biz de İstanbul’un bu çoğulcu kültürünü geleceğe taşımak istiyoruz. Sanatı İstanbul’un her mahallesine, her yaştan İstanbulluya ulaştırmak için çalışıyoruz. Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nu da işte bu anlayışla yeniledik. Şimdi önümüzde yepyeni bir dönem var. Yeni sezonda bu sahne yine dopdolu olacak.” “CEMAL REŞİT REY KONSER SALONU’NUN YENİLENEN YÜZÜYLE BAŞLAYAN BU YENİ DÖNEMİN İSTANBUL’UN DÜŞÜNSEL VE SANATSAL YAŞAMINA DEĞER KATMASINI DİLİYORUM” “Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nun yenilenen yüzüyle başlayan bu yeni dönemin İstanbul’un düşünsel ve sanatsal yaşamına değer katmasını diliyorum. Bu salonu ilgisiyle, alkışıyla ve merakıyla yaşatan siz değerli sanatseverlere yürekten teşekkür ediyorum. İstanbul’da müziğin hiç susmadığı, sanatın hayatımızdan hiç eksilmediği nice güzel sezonlarda buluşmak dileğiyle… Hepinize ilham dolu bir sezon ve güzel bir konser akşamı diliyorum. Ancak bir Cumhuriyet çocuğu olarak 10. yıl marşını unuttuğumu sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Bestecisi Cemal Reşit Rey’in adını taşıyan bu salonda söylemek isterim ki: Memleketimizin nice zor günlerden geçti. Cumhuriyet’in çocukları olarak bu zor günlerden de hep birlikte aşacağız! Umudunuzu asla kaybetmeyin!” İBB Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Mahir Polat ise konuşmasında şunları söyledi; “Cemal Reşit Rey'i 1985 yılında kaybettiğimizde bu yapı yeni yeni inşa edilmeye başlanan, tarih olarak da hatırlamamız gerekiyor, Bedrettin Dalan döneminin yeni yapılacak kültür komplekslerinden birisi olarak inşa ediliyor. Ve görevinin son dönemleri, ardından da Nurettin Sözen Bey'in görevinin aktif dönemlerine denk gelecek şekilde en olgun kültür ürünlerinin kentteki verilmeye, sergilenmeye başladığı bir sanat yönetimi programıyla işleyen bir alan. Çalışmaya başladığında aşağı yukarı Atatürk Kültür Merkezi ile beraber iki yapı, Kongre Sergi Sarayı'nın tarihçesi içerisinde kendi yerini bulmuş iki yapıdan birisi. Çok sonra Lütfi Kırdar ve diğer sergi salonları yapıldığında bugünkü anlamıyla, eski tarihiyle olan 40'lardaki olanı değil, bugünkü anlamıyla yapıldığında İstanbul gibi Türkiye'nin kültürünün, sanatının başkenti olan yerin bir merkez odak noktası olarak bir işlevi görüyor. Bu önemini tekrar hatırlatmak gerekiyor. Tabii yıllar içerisinde özellikle kurulduğu yıllardaki sanat yönetimi politikaları ve ardından gelen yıllarda hakikaten övünülecek şekilde şu an üzerinde bulunduğum bu sahne, dünya müziğinin devleri geldi geçti bu sahneden. Türkiye'de müzikseverler dünya müziğini bu defa kendi kaynaklarından dinleyecek şekilde onları burada dinleyen, canlı performanslarla dinleyen bir süreç yaşadı. Ve bu farklı dönemlerde farklı partiler, farklı siyasi yönetimler altında hiç değişmeden sürebildi. Bu Türkiye'nin bir başarısıdır, takdir edilecek bir başarısıdır. Dolayısıyla Türkiye'de dünya müziğine kapıyı açan konservatuvar öğrencilerinin hemen hemen hepsinin gözleri dolar Cemal Reşit Rey dediğimizde. Çünkü büyük insanları burada dinlemişlerdir. Onların kayıttan değil, canlı performanslarını burada işitmişlerdir. Bu bakımdan aslında bir konser salonu aynı zamanda bir akademi nasıl olurun cevabı niteliğindedir. Hakikaten geriye dönük buraya emek veren büyük isimlere, büyük insanlara hepsine ayrı ayrı teşekkür etmek lazım. Çünkü bir kişinin, bir dönemin emeği değil, birbirinden çok çok farklı dönemin Türkiye'nin ortak emeğinin ürünü, kültür dünyasının ortak emeğinin ürünüdür. “EKREM İMAMOĞLU BURAYA ÇOK SIK GELİRDİ BİLİYORSUNUZ” “Tabii geçtiğimiz yıllarda bu alanı tekrar değerlendirmek durumunda bir ödev önümüze çıktığında sevgili başkanımız Ekrem İmamoğlu buraya çok sık gelirdi biliyorsunuz. Konserleri mutlaka takip ederdi ve geldiğinde yapının fiziksel sorunlarıyla çok yakından ilgilenirdi. Ve o yıllarda bize talimat vermişti ‘Cemal Reşit Rey Salonu'nu restore etmemiz gerekiyor’ şeklinde. Elimizdeki yoğunluklar ve diğer iş programı, buranın konser programları derken geçtiğimiz yıl başlayan restorasyon uygulaması bir yıl kadar sürdü. Ve İBB Miras'ın sadece yapıyı mekanik bir alan olarak ele almayan, hafızasını, izlerini, kendi bütünlük ve hafıza değerini de bir taraftan çok dönüştürmeyecek, yani hafızamızdaki görsel etkisinde dönüştürmeyecek koruma odaklı çalışmalarını yapmaya başladı. Peki, neler yapıldı? Bunları biraz açıklamam gerekiyor. Biz restorasyona başladıktan çok kısa bir süre sonra burada küçük bir yangın çıktı, belki basından duydunuz. Çünkü aslında Cemal Reşit Rey'in artık 40 yıla yaklaşmış zamanında, sürecinde mekanik tesisatların tamamı artık yok olmuş noktadaydı ve yangın riskiyle karşı karşıyaydı. Ki şükürler olsun restorasyona aldıktan sonra tesisatta oluşan yorgunluktan başlayan bir sistemle biz zaten kanalları açtığımızda görmüştük. Alandaki bütün makine, ekipman, tesisat sistemlerinin tamamı artık ömrünü tamamlamıştı.” “CEMAL REŞİT REY SALONU'NUN ARTIK BİR KAFESİ VE RESTORAN ALANI VAR. AYNI ZAMANDA BİR AÇIK ALAN DİNLENME NOKTASI VE BİR KÜTÜPHANESİ VAR, DİREKT AÇIK BİR SERVİS VERİYOR VE BURADA SANAT KİTAPLARINDAN OLUŞAN BİR ALAN VAR” “Gördüğünüz bütün ses sistemleri, bütün elektrik aksamları, bütün havalandırma, iklimlendirme aksamları baştan aşağı bu restorasyonda güncel teknolojiyle yer değiştirdi. Sahne teknolojisinin ihtiyaç duyduğu bütün sistemler yenilendi. Burası tabii bir konser salonu olduğu için öncelikli olarak ses sistemleri çok önemliydi. Kendileriyle hakikaten gurur duyduğumuz ses teknisyeni arkadaşlarımız Türkiye'nin en iyileridir. Cemal Reşit Rey'in bir okul olma özelliğinin teknisyenler açısından da bir değeri vardır. Bütün ses sistemlerini tekrar yenilediğimiz ve buradaki ekipmanları yeniden güncellediğimiz bir çalışmadan geçti. Çatıda ciddi yalıtım sorunları vardı, bunları elden geçirdik ve fuayede ve diğer noktalarda gördüğünüz mimari sorunları giderdik. Ne yazık ki iyi bir kafesi ya da hiçbir kafesi yoktu. Dünyada böyle bir alanın sadece konser izlemek ya da etkinlik sırasında gidilip kullanılması diye bir değer yoktur. Orayı yaşarsınız, randevularınızı orada verirsiniz, çalışmalarınızı orada yaparsınız. Cemal Reşit Rey Salonu'nun artık bir kafesi ve restoran alanı var. Aynı zamanda bir açık alan dinlenme noktası ve bir kütüphanesi var, direkt açık bir servis veriyor ve burada sanat kitaplarından oluşan bir alan var. “CRR ARŞİVİN TAMAMI DA DİJİTALİZASYON VE ARŞİV SİSTEMİ İÇERİSİNDE ELDEN GEÇTİ” “Bununla beraber kendi programı içerisinde güzel bir haber, çoğu kimsenin haberi olmayan bir durum olabilir, Cemal Reşit Rey'in başlangıcından bugüne yapılan bütün etkinlikler kayda alınmıştır ve Cemal Reşit Rey'in çok iyi bir arşivi vardır. Bu arşivin tamamı da dijitalizasyon ve arşiv sistemi içerisinde elden geçti. İnşallah yakında onu da kullanıma, erişime açık bir şekilde gidereceğiz. Tabii konser kayıtları telife de konu olduğu için onun kullanımı apayrı, özel kapalı devre olmuş olacak. Biz 2 yıllık süre zarfında Cemal Reşit Rey'de sanat yönetimini bir danışma kurulu eliyle yürütmeye karar verdik. Çünkü danışma kurulu artık tekil sanat yönetmenlerinden çok daha farklı yönleri olan insanların içinde olacağı bir yöntemle ilerlemesi gerektiğine inanıyorduk. Bu anlamda Profesör Doktor Evrim Hikmet Öğüt, Doçent Doktor Nil Kocamangil, Yiğit Özatalay ve Kamil Özler hocamız ve sevgili Can Kalaycıoğlu, aynı zamanda direktörümüz olan arkadaşımızın koordinasyonunda beşli bir koordinasyon kurulu buranın sanat yönetimini ve programını oluşturuyor. Biz 100 yıl sonra şunu söyleyebiliriz Türk Beşlileri hikâyesinden bugüne: Artık dünyada sanat ve kültür tartışmaları klasik olarak Doğu-Batı sentezli ve vulgarize bir tartışmayla gitmiyor. Artık dünya çok kültürlü, çok boyutlu ve çok eş zamanlı yaşayan bir şekilde ilerliyor. O yüzden bizim önümüzde başka bir ödev olarak hem yerelin hem de dünyanın eş zamanlı duyulması, bir ülkenin, bir toplumun kendini ifade edebilmesi kanalı olarak kültür ve sanatı baş tacı olarak tutabilmesi gibi konular öne geliyor. Ve bu yılın programı bu çerçevede hazırlanan bir duyarlılıkla farklı müzik tarzları, farklı ifade tarzlarıyla oluşmuş bir programa sahip olacak.” “UMARIM GÜZELLİKLER İÇERİSİNDE GEÇECEK GÜNLER, KONSERLER HEP BERABER BURADA BULUŞURUZ” “İlk 3 ayında 30'un üzerinde konser programı şu an netleşmiş ve programı yayınlanmış durumda. Bütün bu etkinliklerle beraber muradımızı, umudumuzu aslında yaşayan sergi alanıyla beraber Cemal Reşit Rey'in sadece performatif olarak konserlerin verildiği alan olarak değil; yaşam alanının olduğu, kültür merkezlerinin, kültür buluşma alanlarının şu an bence Türkiye'nin en çok ihtiyaç duyduğu sosyalleşmenin, yan yana gelebilmenin, yaşam enerjisini büyütebilmenin alanları olması konusuna hizmet etmesi gerekliliğiyle alan bir bütün olarak her şeyden önce bir kültürel yaşam alanı olarak dizayn edildi. Bu bakımdan Cemal Reşit Rey'in restorasyonu hayırlı, uğurlu olsun. Geldiniz, onur verdiniz. Umarım güzellikler içerisinde geçecek günler, konserler hep beraber burada buluşuruz. Ayağınıza sağlık, teşekkür ederim efendim." “BU SALONDA KEYİFLİ, SANAT DOLU BİR SEZON OLMASINI DİLİYORUZ” Cemal Reşit Rey Ailesi’ni temsilen konuşan Osman Ergün de konuşmasında, “Büyük usta Cemal Reşit Rey'in zamansız eserlerinin ve daha nice kıymetli eser sahibine ait güzide eserlerin büyük ustalar eşliğinde sanatseverlerle buluşacağı bu salonda keyifli, sanat dolu bir sezon olmasını diliyoruz. Cemal Reşit Rey Köşesi ise uzun zamandır olmasını arzu ettiğimiz bir çalışma ürünü oldu. Büyük ustaya dair ince hatıraların yer aldığı köşe; siz kıymetli misafirlerimiz nezdinde, bundan sonra içinde birçok sanatsevere ilham kaynağı olacaktır. Bu vesileyle tekrar aramızda olduğunuz için teşekkür eder, saygılarımızı sunarız.” Protokol konuşmalarının ardından program, Adrian Prabava & Airam Hernandez & CRR Senfoni Orkestrası’nın konseriyle devam etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Garanti BBVA, “Salt’ta Buluşuyoruz” Serisiyle Gençlere Yeni Deneyim Alanları Açıyor Haber

Garanti BBVA, “Salt’ta Buluşuyoruz” Serisiyle Gençlere Yeni Deneyim Alanları Açıyor

Garanti BBVA, gençlerle kurduğu diyaloğu kültür-sanat alanına da taşıyan “Salt’ta Buluşuyoruz” serisini sürdürüyor. 2025’ten bu yana düzenlenen buluşmalarla gençlerin kültür-sanat aracılığıyla bir araya gelmesine ve yeni perspektifler keşfetmesine fırsat sunuluyor. Dünya Gençlik Günü’nü kutlamak amacıyla ağustos ayında gerçekleştirilen buluşmaya farklı şehirlerden 40 üniversite öğrencisi katıldı. Etkinliğin ilk bölümünde gençler Garanti BBVA profesyonelleriyle kariyer fırsatları ve iş hayatına ilişkin sohbet etti. Buluşmanın ikinci bölümünde ise Türkiye’de ilk kez gösterimi yapılan “Sitting Still [Dünyaya Kulak Vermek]” (2024) belgeseli izlendi. Gina Angelone’nin yönetmenliğini yaptığı belgesel; peyzaj mimarlığının insan deneyimini nasıl şekillendirdiğine ve kamusal mekânın gündelik yaşamla kurduğu ilişkiye dair sorgulamaları odağına alıyor. Bu yönüyle film gösterimi, katılımcıların farklı perspektiflerle buluşmalarına ve yeni fikirlere kapı aralamalarına da olanak sağladı. “Salt’ta Buluşuyoruz” kapsamında bugüne kadar yaklaşık 200 üniversite öğrencisiyle bir araya gelen Garanti BBVA, gençlerin ilgi alanlarını ve meraklarını besleyen deneyimler sunmaya devam ediyor. Seri, kariyer sohbetlerini kültür-sanat etkinlikleriyle bir araya getirerek gençlerin farklı disiplinlerden beslenebilecekleri alanlar yaratmayı sürdürüyor. Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Ebru Taşcı Firuzbay, gençlerle kurdukları ilişkinin yalnızca bugünün kariyer fırsatları üzerinden şekillenmesini değil, geleceğe dönük uzun soluklu bir bağ olmasına önem verdiklerini belirtti. Firuzbay açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı: “Gençleri dinlemek, kendilerini ifade edebilecekleri alanlar yaratmak ve meraklarını beslemek bizim için çok değerli. ‘Salt’ta Buluşuyoruz’ serisi de bunun için çok güçlü bir zemin. Kültür ve sanatın farklı düşünme biçimlerini besleyen, yeni sorular sorduran ve kapsayıcı bakış açılarıyla buluşturan güçlü bir alan olduğuna inanıyoruz. Bu sayede gençlerle farklı deneyimler etrafında bir araya geliyor, yeni karşılaşmaların önünü açıyor, birlikte düşünüyor ve birbirimizden öğreniyoruz. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da gençlerle buluşmaya, yeni deneyimlere imza atmaya devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

10. Çanakkale Bienali Başlıyor Haber

10. Çanakkale Bienali Başlıyor

2006 yılında başlayan ve ilk edisyonunu 2008'de gerçekleştiren Çanakkale Bienali, kültür-sanat alanında 20 yıllık birikimini yansıtan yeni üretimler, uluslararası iş birlikleri, yerel ortaklıklar ve farklı disiplinleri bir araya getiren kapsamlı bir programla kurguladığı 10. edisyonuyla sanatseverlerle buluşuyor. Bu yıl "Metcezir // Ebb & Flow" başlığı altında gerçekleşen bienal; suyun çekilmesi ve yükselmesiyle ortaya çıkan hareketi, yalnızca fiziksel bir doğa olayı olmasının ötesinde, hafızanın, coğrafyanın ve zamanın sürekli dönüşümünü çağrıştıran bir metafor olarak ele alıyor. Su, toprak, hafıza ve dönüşüm kavramları etrafında şekillenen program, biriken zamanın ve değişen hafızanın izlerini çağdaş sanat aracılığıyla takip ediyor. Bienal kentin farklı katmanlarına yayılıyor Çanakkale Bienali'nin yıllar içinde kente kazandırdığı ve bugün kültürel işlevlerini sürdüren tarihî yapıların yanı sıra kentin farklı noktalarda ve gündelik yaşamın içindeki alternatif mekânlar da 10. edisyon kapsamında sanatla buluşuyor. Bienalin yıl boyunca etkinlik ve projelerine ev sahipliği yapan eski palamut depoları bölgesindeki MAHAL, StudioMAHAL ve DemirHAN; Türkiye'nin önemli arkeoloji ihtisas kütüphanesi Troia Vakfı Korfmann Kütüphanesi ve özgün mimarisiyle bölgenin arkeoloji mirasını dünyaya taşıyan Troya Müzesi, bienalin ana mekânları arasında yer alıyor. Çarşı içinde kültürel belleğin izlerini taşıyan Mavi Ev; Cuma Pazarı'na komşu bir park kalıcı bir kamusal sanat eserine ev sahipliği yaparken; yeni kuşak sanatçı ve tasarımcıların bir araya geldiği sanayi bölgesi ASTİM de bienal programına dahil oluyor. Çanakkale'nin denizle kurduğu tarihsel, kültürel ve gündelik ilişkinin önemli durağı Balıkhane ise bu yıl su ve deniz ekseninde hazırlanan özel bir seçkiye ev sahipliği yapıyor. Bienal, kent merkezinin ötesine geçerek Ayvacık, Assos ve Küçükkuyu'ya da uzanıyor. Ayvacık'ın Yukarı Tartışık Köyü'ndeki özgün kümelenme, 25 yıldır Küçükkuyu'da faaliyet gösteren Adatepe Zeytinyağı Müzesi, Assos'ta çocukları doğa ve sanatla buluşturan Güneşane Vakfı ve sanata alan açan İda Blue Adatepe, bu yıl bienal programının parçası olan mekânlar arasında yer alıyor. Seramikten ekolojik geçişlere, yeni üretimler ve uluslararası iş birlikleri 10. Çanakkale Bienali'nin programında, Çanakkale'nin güçlü seramik mirasına ayrılan "Özel Odak: Seramik" de önemli bir yer tutuyor. Seramiği bir üretim tekniği olarak görmenin dışında; hafıza, arkeoloji, tarih, coğrafya ve dönüşümle ilişkili bir malzeme olarak ele alan seçki, Troya Müzesi başta olmak üzere MAHAL, Korfmann Kütüphanesi ve Mavi Ev'de farklı kuşaklardan sanatçıların üretimlerini bir araya getiriyor. Çanakkale'nin tarihsel üretim geleneğiyle çağdaş sanat pratikleri arasında bir bağ kuran seçki, kentin arkeolojik ve kültürel mirasının güncel sanat üzerinden yeniden okunmasına da alan açıyor. Güçlü yerel ortaklıklar ve uluslararası destek ağı 10. Çanakkale Bienali, geniş bir destek ve iş birliği ağıyla hayata geçiriliyor. Bienalin ana destekçiliğini Dardanel ve Kale Grubu - Kale Tasarım ve Sanat Merkezi (KTSM) üstleniyor. Çanakkale İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi ve Çanakkale Belediyesi iş birliğiyle gerçekleştirilen bienale; Troya Kazı Başkanlığı, ÇATKAV ve Troia Vakfı yerel paydaş olarak katkı sunuyor. 1915 Çanakkale Köprüsü ve Otoyolu ise kurumsal destekçiler arasında yer alıyor. Bienalin uluslararası program ve yeni üretimleri; Institut français de Turquie, Goethe-Institut, British Council, Tarabya Kültür Akademisi, Hollanda Konsolosluğu ve CutureCIVIC programının yanı sıra SAHA Derneği ve Clubhouse'un üretim destekleriyle hayata geçiyor. Bienalin, çağdaş sanatın diliyle suyun hareketini, toprağın hafızasını, zamanın izlerini ve dönüşümleri ele alan eserlerin yer aldığı "Metcezir // Ebb & Flow" başlıklı 10. edisyonu, tüm sanatseverleri 10 Ekim'den itibaren Çanakkale'yi yeniden keşfetmeye davet ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

“Türkiye’nin Gençleri” Araştırmasının Sonuçları İlk Kez Açıklandı Haber

“Türkiye’nin Gençleri” Araştırmasının Sonuçları İlk Kez Açıklandı

anbean tarafından düzenlenen ve 95 şirketten yaklaşık 120 profesyoneli bir araya getiren etkinlikte, FutureBright Group tarafından hazırlanan “Türkiye’nin Gençleri” araştırmasının sonuçları ilk kez açıklandı. Gün boyunca gençlerin değişen beklentileri, geleceğin çalışma hayatı ve gençlerle iletişim farklı perspektiflerden ele alındı. Garanti BBVA, gençlerin dünyasındaki değişimi daha yakından anlamak ve gençlik alanında çalışan profesyonelleri ortak bir zeminde buluşturmak amacıyla hayata geçen “Youniverse: Gençlerin Evrenine Yolculuk” etkinliğinin ikincisine de ev sahipliği yaptı. Etkinlikte FutureBright Group ve anbean tarafından hazırlanan “Türkiye’nin Gençleri” araştırmasının sonuçları ilk kez Youniverse katılımcılarıyla paylaşıldı. Farklı sektörlerden profesyonellerin katıldığı etkinlikte, gençlerin değerleri, beklentileri ve geleceğe bakışları üzerinden iş dünyasının dönüşümü konuşuldu. Türkiye’de yaşayan 17–26 yaş aralığındaki 1.007 gençle gerçekleştirilen araştırma; 403 öğrenci, 403 çalışan ve 201 ev genciyle yapılan görüşmelere dayanıyor. Araştırma gençlerin yapay zekâyla kurduğu ilişki, çalışma hayatından beklentileri, gelecek planları ve sosyalleşme tercihleri hakkında dikkat çeken bulgular ortaya koyuyor. Gençlerin yüzde 65’i kendini kötü hissettiğinde en az bir kez bir yakını yerine yapay zekâyla konuştuğunu söylüyor Araştırmaya göre gençler için yapay zekânın “yeni” olma hali giderek geride kalırken, “gerekli” olma hali öne çıkıyor. Gençlerin yüzde 43’ü yapay zekâyı hayatının bir parçası olarak gördüğünü ve hemen her gün kullandığını belirtiyor. Yüzde 53’ü ise geliştirdiği fikirleri yapay zekâya danışıyor. Yapay zekânın kullanım alanı, bilgiye erişim ve fikir geliştirmeyle sınırlı kalmıyor. Gençlerin yüzde 65’i kendini kötü hissettiğinde en az bir kez bir yakını yerine yapay zekâyla konuştuğunu söylüyor. Diğer yandan gençler, yapay zekânın düşünme ve yaratıcılık üzerindeki etkilerine ilişkin endişeler de taşıyor. Gençlerin yüzde 26’sı yapay zekâ yaygınlaştıkça insanların daha az düşünerek hareket etmeye başlayacağını, yüzde 24’ü ise hazır cevaplara alışılmasıyla sorgulamanın azalacağını düşünüyor. Gençlerin çalışma hayatına ilişkin beklentilerinde de değişim görülüyor. Gençlerin geleceğe ilişkin umutları güçlü kalmaya devam ediyor. Araştırmaya katılan gençlerin yüzde 80’i geleceğe dair planlarını ve hayallerini gerçekleştirebileceğine inanıyor. Çalışma hayatına ilişkin beklentilerde de değişim görülüyor. Geçen yıla kıyasla gençlerin iyi anlaşabilecekleri insanlarla çalışma ve iş güvencesi arayışı yükselirken, iyi gelir ve uzaktan çalışma gibi rasyonel faydalara ilişkin beklentiler geriliyor. İstediği firmada işe başlayabileceğini düşünenlerin oranı ise yüzde 73. Sosyalleşme ve kültür-sanat deneyimlerinde erişimin ötesinde ihtiyaçlar var Araştırma, gençlerin tek bir gençlik trendiyle tanımlanamayacağına ilişkin görüşü de öne çıkarıyor. Gençler, gençlik deneyimlerinin farklılaşabileceğini düşünüyor. Araştırma bulguları, gençlerin sosyalleşme tercihlerine ve kültür-sanat deneyimlerine ilişkin içgörüler de sunuyor. Gençlerin yüzde 41’i yüz yüze sosyalleşmeyi tercih ederken, yüzde 31’i çevrim içi ve yüz yüze sosyalleşmeyi dengeli biçimde sürdürüyor. Kültür-sanat alanında gençlerin deneyimlere katılımını yalnızca bilet fiyatları belirlemiyor. Ulaşım, zaman, planlama ve arkadaşlarla organizasyon yapma gibi unsurlar da katılımı etkileyen faktörler arasında yer alıyor. Youniverse’te gençler, profesyoneller ve uzmanlar bir araya geldi Salt Galata’da gerçekleşen Youniverse: Gençlerin Evrenine Yolculuk etkinliği, 95 şirketten yaklaşık 120 profesyoneli bir araya getirdi. Gün boyunca gençlerin değişen beklentileri, geleceğin çalışma hayatı ve gençlerle iletişim farklı perspektiflerden ele alındı. Program kapsamında Garanti BBVA Yetenek ve Kültür Genel Müdür Yardımcısı Ebru Taşcı Firuzbay, Evrim Kuran moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Gençlerin Evreninden Geleceğe Bakmak” başlıklı oturumda gençlerin değişen dünyasının kurumlara ve çalışma hayatına yansımalarını değerlendirdi. HBR Türkiye Genel Yayın Yönetmeni Serdar Turan’ın moderatörlüğündeki genç panelinde ise gençlerin çalışma hayatına ve geleceğe bakışı konuşuldu. FutureBright Group Kurucu Ortağı Akan Abdula, “Türkiye’nin Gençleri” araştırmasının bulgularını değerlendirdi. “Gençleri dinlemek, geleceğin nasıl şekilleneceğine dair bize çok şey söylüyor” Garanti BBVA Yetenek ve Kültür Genel Müdür Yardımcısı Ebru Taşcı Firuzbay, gençlerin dünyasındaki hızlı değişimin geleceği anlamak açısından önemli ipuçları sunduğunu belirterek, “Gençlerin beklentileri, hayata ve çalışma hayatına bakışları hızla dönüşüyor. Gençlerin fikirleri, merakı ve farklı bakış açıları da geleceğin nasıl şekilleneceğine dair hepimize çok değerli ipuçları sunuyor. FutureBright Group tarafından hazırlanan ‘Türkiye’nin Gençleri’ araştırmasının ortaya koyduğu bulguların, gençlerin dünyasını, önceliklerini ve geleceğe dair beklentilerini daha yakından anlamak açısından değerli bir kaynak olduğuna inanıyorum. Garanti BBVA olarak gençleri dinleyen, gençlerle birlikte üreten ve geleceği birlikte şekillendiren bir kurum olmayı önemsiyoruz. anbean tarafından düzenlenen ve gençlerin dünyasına dair çarpıcı başlıkların ele alındığı Youniverse buluşmasının ana partneri olmaktan da bu nedenle büyük mutluluk duyuyoruz. Farklı sektörlerden profesyonellerin gençlerin dünyasını birlikte anlamaya çalıştığı bu buluşmanın, hepimize yeni sorular, yeni bakış açıları ve değerli içgörüler kazandırdığına inanıyorum. Önümüzdeki dönemde de gençlerle bir araya gelmeye, onları dinlemeye ve onlarla birlikte düşünmeye devam edeceğiz.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

M·A·C Cosmetics Türkiye’nin Yeni Senior Artist’i   Selen Kaya Oldu Haber

M·A·C Cosmetics Türkiye’nin Yeni Senior Artist’i Selen Kaya Oldu

M·A·C’in yaratıcı projeleri, içerik üretimi, medya çalışmaları ve özel etkinliklerinde uzun süredir aktif rol üstlenen Kaya, yeni görevinde markanın makyaj sanatına yaklaşımını farklı yaratıcı disiplinlerle buluşturacak. Türkiye’de ve global ölçekte hayata geçirilen projelerde yalnızca uygulama aşamasında değil; makyaj vizyonunun ve yaratıcı yaklaşımın şekillendiği süreçlerde de aktif rol üstlenecek. Sahne sanatları ve konserlerden moda ve backstage çalışmalarına, celebrity makyajlarından editoryal çekimlere ve kültür-sanat projelerine uzanan farklı alanlarda M·A·C’i temsil edecek olan Kaya; medya, influencer, içerik üreticileri, ünlü isimler ve profesyonel makyaj sanatçılarıyla gerçekleştirilen çalışmalarda da markanın yaratıcı ve profesyonel bakış açısını yansıtmaya devam edecek. Bunun yanı sıra masterclass’lar, özel etkinlikler ve M·A·C’in global ve lokal artist ekipleriyle gerçekleştirilen çalışmalar aracılığıyla deneyimini farklı kitlelerle buluşturmayı sürdürecek. Selen Kaya, yeni rolüyle ilgili olarak şunları söyledi: “Uzun yıllardır parçası olduğum M·A·C dünyasında makyaj sanatını farklı yaratıcı disiplinlerle buluşturan projelerde yer almak benim için her zaman çok değerli oldu. Senior Artist rolüyle birlikte bu deneyimi hem Türkiye’de hem de global ölçekte daha geniş bir alana taşıyacak olmak beni çok heyecanlandırıyor. Sahne, moda, kültür ve sanat dünyasının farklı projelerinde yalnızca makyajı uygulayan değil, yaratıcı sürecin bir parçası olan ve projenin görsel dünyasına katkı sağlayan bir artist olarak yer almak benim için bu yeni rolün en heyecan verici taraflarından biri. Global ve yerel ekiplerle birlikte yeni fikirler geliştirmeye ve M·A·C’in makyaj sanatına yaklaşımını farklı platformlarda güçlü ve özgün biçimlerde ifade etmeye devam edeceğim.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Contemporary Istanbul’un 21. Edisyonunda Yeni Uluslararası Bağlantılar ve Güçlenen Sanat Diyaloğu Haber

Contemporary Istanbul’un 21. Edisyonunda Yeni Uluslararası Bağlantılar ve Güçlenen Sanat Diyaloğu

Contemporary Istanbul’un Akbank ana partnerliğindeki 21. edisyonu; köklü galeriler ile yeni oluşumları, Türkiye’den ve dünyadan sanatçıları, koleksiyonerleri, sanat kurumlarını ve sanat profesyonellerini İstanbul’da bir araya getirirken; Focus Asia, Newcomers ve New Grounds bölümleriyle yeni sanat coğrafyalarıyla kurulan ilişkileri daha görünür hale getirdi. Contemporary Istanbul Yönetim Kurulu Başkanı Ali Güreli, 21. edisyonun ardından yaptığı değerlendirmede, “Bu yıl bizim için rakamlardan çok, İstanbul’da kurulan yeni ilişkiler önemliydi. 22 galeriyi ilk kez ağırlarken, Asya’dan gelen galeriler, kurumlar, koleksiyonerler ve sanat profesyonelleriyle yeni bir diyalog başlattık. Contemporary Istanbul, 21 yıldır değişerek, gelişerek ve yeni coğrafyalara açılarak büyüyor. Şimdi önümüzde, kurduğumuz bu ilişkileri kalıcı hale getirmek ve 2027’de Focus Germany ile yeni bir adım atmak var. 10. yılımızda ortaya koyduğumuz, dünyanın önde gelen 10 çağdaş sanat fuarı arasında yer alma hedefimizi gerçekleştirdik. Sanat ekonomisini destekleyecek yapısal reformların hayata geçirilmesiyle birlikte, önümüzdeki beş yıl içinde etki alanımızı daha da genişleterek dünyanın önde gelen beş çağdaş sanat fuarı arasında yer almayı hedefliyoruz. İstanbul da sahip olduğu kültürel birikim, dinamizm ve uluslararası çekim gücüyle dünyanın önde gelen sanat ve kültür merkezlerinden biri olma yolunda ilerliyor.” dedi. CI21’DE 70 GALERİ, 22 İLK KATILIMCI Contemporary Istanbul’un 21. edisyonunun öne çıkan başlıklarından biri, fuara ilk kez katılan 22 galeri oldu. Yeni katılımcılar İstanbul sanat ortamına farklı programlar, sanatçılar ve bakış açıları taşırken; Türkiye’deki galeriler ve sanatçılar açısından da yeni uluslararası ilişkiler, temsiliyetler, sergiler ve uzun vadeli iş birlikleri için önemli bir buluşma alanı oluşturdu. Artiscape (Dubai, İstanbul), Galeria Francisco Fino (Lizbon), Galeria Karla Osorio (São Paulo), Galerie Diego Escobar (Marsilya), Galerie Georges-Philippe & Nathalie Vallois (Paris), Galerie La La Lande (Paris), Galerie Tanit (Münih, Beyrut), Method Gallery (Yeni Delhi), Michel Rein Gallery (Paris, Brüksel), Pearl Lam Projects (Hong Kong, Şangay), Shiva Zahed (İstanbul), Takato Kano Gallery + Iskra (Tokyo), Villa Magdalena (Madrid, San Sebastián), Andreae Gallery (Bonn), Whitestone Gallery (Seul, Tokyo, Ginza), Galerie Thomas Schulte (Berlin), Silk Art House (Singapur), Identica (Tiflis), Jessica Silverman (San Francisco), Carlier | Gebauer (Madrid, Berlin), Von Lintel (Los Angeles) ve Rast Gallery (İstanbul), CI21’in ilk kez katılan galerileri arasında yer aldı. Fuar kapsamında ayrıca beş Solo Show sunumu gerçekleşirken, son beş yıl içinde kurulmuş 9 galeri New Grounds bölümünde yer aldı. Fuara Lizbon’dan katılan Galeria Francisco Fino’nun Kurucusu Francisco Fino “Contemporary Istanbul’a katılımımız gerçekten çok olumlu bir deneyimdi ve tüm fuar ekibinin profesyonelliğinden çok etkilendik. Fuar boyunca kurduğumuz temasların ve gerçekleştirdiğimiz görüşmelerin niteliği özellikle cesaret vericiydi; koleksiyonerler, kurumlar ve daha geniş sanat çevresiyle anlamlı bağlantılar kurmamıza olanak sağladı. Kesinlikle yeniden geleceğiz!” dedi. Paris’ten fuara katılan Galerie Georges-Philippe & Nathalie Vallois kurucusu Nathalie Vallois “Fuar ekibi harika, son derece verimli ve çok samimi. İstanbul insanı tamamen büyüleyen bir şehir. Tekrar gelmek için sabırsızlanıyorum! Fuarın büyük bir potansiyele sahip olduğunu da ekleyebilirim.” dedi. FOCUS ASIA İLE İSTANBUL’DAN ASYA’YA UZANAN YENİ BİR DİYALOG CI21’in uluslararası odağında yer alan Focus Asia, Türkiye ile Asya arasında sanatçılar, galeriler, kurumlar, küratörler ve koleksiyonerler üzerinden kalıcı ve iki yönlü bir kültür-sanat ağı oluşturmayı hedefledi. Focus Asia kapsamında Pearl Lam Projects (Hong Kong, Şangay), Whitestone Gallery (Tokyo, Seul), Takato Kano Gallery (Tokyo), Method Gallery (Yeni Delhi) ve Silk Art House Gallery (Singapur) Contemporary Istanbul’da yer aldı. Tatsuo Miyajima, Jin Meyerson, Cody Choi, Kim Hyunsik, Isaac Chong Wai, Mizuki Nishiyama, Park Jieun, Jae Yong Kim ve Evian Wenyi Zhang gibi Asyalı sanatçıların eserleri de fuarın farklı sunumlarında izleyiciyle buluştu. Focus Asia’nın uluslararası ağı, CI21’in VIP programına da yansıdı. 37 farklı ülkeden VIP konukları ve 148 farklı kurumdan temsilciyi İstanbul’da ağırlayan programda temsil edilen kurumlar arasında 50 sanat kurumu, 39 galeri, 19 müze ve 12 sanat danışmanlığı kurumu yer aldı. 11 farklı Asya ülkesinden 19 kurumun katılımı ise Focus Asia kapsamında kurulan uluslararası diyaloğu güçlendirdi. Contemporary Istanbul Seul elçisi, koleksiyoner ve CIF Dialogues konuşmacısı Marc Choi “Contemporary Istanbul’un Focus Asia programı, galerileri, CIF Dialogues konuşmacılarını ve özel projeleri bir araya getirerek Asya’nın çağdaş sanat ortamını farklı yönleriyle görünür kıldı. Bu bütünlüklü yaklaşım, Türkiye ile Asya arasında sanatçılar, koleksiyonerler ve kurumlar üzerinden yeni diyaloglar kurulması için değerli bir buluşma alanı yarattı.” dedi. CIF DIALOGUES 2026 ULUSLARARASI SANAT DÜNYASINI BİR ARAYA GETİRDİ Contemporary Istanbul Vakfı’nın kamusal programı CIF Dialogues, 23–24 Eylül tarihlerinde sanat dünyasının farklı alanlarından uluslararası isimleri bir araya getirdi. Program; Asya’nın değişen kültürel konumundan yeni kuşak koleksiyonerliği ve sanat hamiliğine, kültür kurumlarının dönüşümünden mimarlık, teknoloji ve sanat arasındaki ilişkilere uzanan güncel başlıkları ele aldı. Kulapat Yantrasast, Akiko Miki, Felix Kwok, Noelle Kadar, Marc Choi, Marc-Olivier Wahler, Çelenk Bafra, Dr. Xiaoxin Li, Müjde Unustası, Tim Schneider, A.A. Murakami ve Prof. Dr. Thomas Girst gibi uluslararası isimler CIF Dialogues kapsamında İstanbul’da bir araya geldi. CIF Dialogues açılış konuşmacılarından, WHY Architecture Kurucusu Kulapat Yantrasast “Bence fuar çok güçlü. Birçok yeni sanatçı keşfettim ve aynı zamanda çok güzel yeni dostluklar kurdum.” dedi. SANAT TERSANE ISTANBUL’A YAYILDI Contemporary Istanbul x Tersane Istanbul Heykel Parkuru, çağdaş sanatı galeri stantlarının dışına taşıyarak Tersane Istanbul’un farklı noktalarına yaydı. Parkur kapsamında 12 heykel, farklı kuşaklardan ve coğrafyalardan sanatçıların yapıtlarını kamusal alanda izleyiciyle buluşturdu. Parkurun öne çıkan eserlerinden biri, Jaume Plensa’nın yaklaşık 7 metre yüksekliğindeki Juana adlı anıtsal eseri oldu. Haliç kıyısında izleyiciyle buluşan eser, CI21’in kamusal alandaki en dikkat çekici çalışmalarından biri olarak yer aldı. Parkurda ayrıca Arne Quinze, Bahadır Baruter, Bernar Venet, Ecem Yerman, Johnny Depp, Mert Ege Köse, Sheikh Rashid Al Khalifa, Thomas Schönauer ve Arik Levy gibi sanatçıların eserleri sergilendi. SIGG Art Foundation tarafından sunulan Johnny Depp’in ilk heykel çalışması The Bunnyman ise CI21 öncesinde ve fuar boyunca uluslararası basında geniş yankı uyandırdı. Depp’in görsel pratiğinde yirmi yılı aşkın süredir yer alan figürün üç boyutlu yorumu olan beyaz bronz eser, fuarın öne çıkan uluslararası projeleri arasında yer aldı. CI21’DEN İSTANBUL VALİLİĞİ KOLEKSİYONUNA Contemporary Istanbul’un 21. edisyonunda gerçekleşen dikkat çekici kurumsal alımlardan biri, Oddviz’in İstanbul Kara Surları adlı eserinin İstanbul Valiliği koleksiyonuna katılması oldu. İstanbul’un kültürel mirasını odağına alan eser, kentin tarihsel belleğini çağdaş sanat aracılığıyla kayıt altına alan önemli bir çalışma olarak kamusal bir koleksiyona dahil edildi. Oddviz’in bu yaklaşımı, 12 Eylül–31 Ekim tarihleri arasında Art On İstanbul’un Piyalepaşa’daki mekânında Patina retrospektifinde de izlenebilecek. ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNE ÜCRETSİZ FUAR ERİŞİMİ Sanatın erişilebilirliğini artırmayı ve genç izleyicilerin çağdaş sanatla doğrudan buluşmasını desteklemeyi sürdüren Contemporary Istanbul, 21. edisyonunda da öğrencilere yönelik ücretsiz giriş uygulamasını devam ettirdi. 24 ve 25 Eylül tarihlerinde 17.00–20.00 saatleri arasında lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencilerine ücretsiz giriş imkânı sunulan CI21’i toplam 1.250 üniversite öğrencisi ücretsiz ziyaret etti. Fuarın ana partneri Akbank güzel sanatlar liselerinde eğitim gören 300’den fazla öğrenciye ücretsiz özel rehberli turlar düzenledi. İSTANBUL’UN FARKLI NOKTALARINDAN SANATA DENİZDEN ULAŞIM CI21 kapsamında Kadıköy, Beşiktaş ve Kabataş’tan Tersane Istanbul’a ücretsiz tekne seferleri düzenlenerek ziyaretçilerin fuara şehrin farklı noktalarından ulaşımı desteklendi. Fuar günlerinde Şişhane Metro ve Halıcıoğlu Metrobüs duraklarından sağlanan ücretsiz shuttle servisleri de ziyaretçi deneyiminin önemli parçalarından biri oldu. CONTEMPORARY ISTANBUL 2027’DE ODAĞINI ALMANYA’YA ÇEVİRİYOR Contemporary Istanbul, 21. edisyonunun ardından 2027’de gerçekleşecek 22. edisyonunda Focus Germany programını hayata geçirmeye hazırlanıyor. Türkiye ile Almanya arasında uzun yıllara dayanan toplumsal ve kültürel bağlardan hareket eden program; iki ülke arasında üretim yapan yeni kuşak sanatçıları, galerileri, kurumları ve farklı kültürel aktörleri İstanbul’da bir araya getirmeyi hedefliyor. Berlin, Hamburg, Münih, Stuttgart ve Köln’e uzanan çok merkezli sanat ekosistemini İstanbul’la buluşturacak program, Türkiye ile Almanya arasındaki köklü kültürel diyaloğu çağdaş sanat üzerinden yeni kuşaklara taşımayı amaçlıyor. Contemporary Istanbul, ilk edisyonundan bu yana ana partneri Akbank ile iş birliğini 21. edisyonunda da sürdürdü. Tersane Istanbul’un Kültürel Destinasyon Partnerliğinde gerçekleşen CI21; Resmi Mobilite ve Ortak Partneri Borusan Otomotiv’in Türkiye Distribütörü olduğu BMW Türkiye, Ortak Partneri Asperox, Resmi Havayolu Türk Hava Yolları | Miles&Smiles, İstanbul ve yurt dışındaki tanıtım desteğiyle Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA), etkinliğin duyurulması ve şehre yayılmasına katkı sağlayan İBB KÜLTÜR A.Ş., Host Partneri Pernod Ricard Türkiye, Partneri Trendyol, Resmi Saat Partneri Salon Kantièm, Proje Partnerleri Samsung, L’OR Espresso, Maison Yirmisekiz ve The Peninsula Istanbul ile Ağırlama Partneri The Marmara Group’un da aralarında bulunduğu partner ve destekçileriyle hayata geçirildi. Contemporary Istanbul, 21. edisyonuyla uluslararası basını, koleksiyonerleri, sanat kurumlarını, galerileri, sanatçıları ve sanat profesyonellerini bir kez daha İstanbul’da buluşturarak şehrin uluslararası çağdaş sanat dünyasındaki görünürlüğünü güçlendirmeye devam etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.