Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kültürel Miras

Kapsül Haber Ajansı - Kültürel Miras haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kültürel Miras haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TİKA’dan Bangladeş’te Türkiye-Bangladeş Dostluğunu Güçlendiren Eğitim Projesi Haber

TİKA’dan Bangladeş’te Türkiye-Bangladeş Dostluğunu Güçlendiren Eğitim Projesi

Bangladeş’in başkenti Dakka’ya karayolu ile yaklaşık 4 saat mesafede bulunan Feni şehrinde yer alan Feni Atatürk Model Lisesi, 1939 yılından bu yana eğitim faaliyetlerini sürdürüyor. Yaklaşık 1000 öğrencinin eğitim gördüğü okul, Türkiye ile Bangladeş arasındaki tarihi dostluğun önemli sembollerinden biri olarak kabul ediliyor. Uzun yıllar boyunca hizmet veren okul binasında zaman içerisinde iklim koşulları ve yoğun kullanıma bağlı olarak yıpranmalar meydana gelmişti. Bu kapsamda TİKA tarafından okulun tadilat ve tefrişatı gerçekleştirilirken, zemin iyileştirme çalışmaları yapıldı, bahçe alanı yeniden düzenlendi ve kız öğrenciler için oyun alanı oluşturuldu. Ayrıca okul camisinin tadilatı tamamlanarak çeşitli alanlarda boya ve bakım çalışmaları gerçekleştirildi. Projenin açılış törenine TİKA Başkan Yardımcısı Dr. Ali Ercan, TİKA Personel ve Destek Hizmetleri Dairesi Başkanı Uğur Vanlıoğlu, yerel yöneticiler, okul yönetimi, öğretmenler, öğrenciler ve davetliler katıldı. Törende konuşan TİKA Başkan Yardımcısı Ercan, Feni Atatürk Model Lisesi’nin Türkiye ile Bangladeş arasındaki köklü dostluğun önemli bir simgesi olduğunu belirterek, TİKA’nın yalnızca fiziki yapıların yenilenmesine değil, eğitimin güçlendirilmesine ve insan kaynağının geliştirilmesine de büyük önem verdiğini ifade etti. Bangladeş’te 2014 yılından bu yana eğitim, sağlık, tarım ve kültürel miras alanlarında çok sayıda proje yürüttüklerini vurgulayan Ercan, iki ülke arasındaki iş birliğinin önümüzdeki dönemde de artarak devam edeceğini söyledi. Açılış programının ardından yenilenen okul binası ve proje kapsamında oluşturulan alanlar ziyaret edilerek incelemelerde bulunuldu. Öğretmenler ve öğrenciler, gerçekleştirilen çalışmaların eğitim ortamına önemli katkılar sağlayacağını belirterek TİKA’ya teşekkürlerini iletti. TİKA tarafından hayata geçirilen proje, eğitim altyapısının güçlendirilmesinin yanı sıra Türkiye ile Bangladeş arasındaki dostluk ve kardeşlik ilişkilerinin somut bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kars Yaşayan Miras Şöleni Tüm Coşkusuyla Başladı Haber

Kars Yaşayan Miras Şöleni Tüm Coşkusuyla Başladı

Zengin sanatsal ve kültürel birikimiyle Yaşayan Miras Şöleni'ne ev sahipliği yapan Kars'ta, Somut Olmayan Kültürel Miras Ulusal Envanteri'nde yer alan âşıklık geleneği, Köse, Kazkaz ve Farfarafilli oyunları, keçecilik, mey yapımcılığı ve icracılığı, geleneksel oyuncak yapımı, yağmur duası törenleri ve mani söyleme geleneği olmak üzere 9 unsur ile 60 Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı bulunuyor. 16 farklı ilden toplam 50 Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı ve sanatkârın katıldığı ve birçok sanat dalının tanıtıldığı etkinlik, Gazi Kars Bedesteni'nde sanatseverlerle buluşuyor. Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcılarına ve sanatseverlere ev sahipliği yapan, yaşayan mirasımızın parçası geleneksel el sanatlarımızı desteklemeyi, sanatları ve sanatçıları tanıtmayı ve bu eşsiz mirası gelecek kuşaklara aktarmayı amaçlayan “Kars Yaşayan Miras Şöleni” başladı. Gazi Kars Bedesteni'nde gerçekleşen açılış törenine; Kars Valisi Ziya Polat, AK Parti Kars Milletvekili Adem Çalkın, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdür Yardımcısı Dr. Serkan Emir Erkmen ve Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğü Halk Kültürü Dairesi Başkanı Pervin Oymak katıldı. Uygulamalı atölyeler, sergiler, konserler, gösteriler, ustalarla söyleşiler ve mahalli sanatçıların performanslarına ev sahipliği yapan şölen, Kars'ın kültürel ve sanatsal atmosferinin zenginleşmesine katkı sağlıyor. Serhat şehrimiz Kars'ta ikinci defa düzenlenen Yaşayan Miras Şöleni, ziyaretçilere el sanatlarının inceliklerini yakından deneyimleme ve yaşayan miras unsurlarıyla tanışma fırsatı sunuyor. Kars Valisi Ziya Polat; “Büyüklerimizden, ecdadımızdan aldığımız mirası, örfümüzü, adetimizi yarınlara aktaracak şehirdeyiz.” Kars Valisi Ziya Polat yaptığı açıklamada, “Sultan Alparslan Han'ın diyarından, Harakani Hazretleri'nin huzurunda, on binlerce şehidin memleketinde yaşayan miras, gerçekten hak ettiği şehirlerden birisinde. Gazi Kars'ta, Ruslara karşı yapılan savunmada verdiği mücadeleyle ilk gazilik unvanını alan şehirdeyiz. Kafkasya'ya açılan kapıdayız. Anadolu'ya açılan kapıdayız. İnşallah daha birçok kapıya açılacak bir şehirdeyiz. Büyüklerimizden, ecdadımızdan aldığımız mirası, örfümüzü, adetimizi yarınlara aktaracak şehirdeyiz. Gazi Kars'tayız, Serhat Kars'tayız. Kültür ve Turizm Bakanlığımızın yaşayan miras şöleni geçtiğimiz yıl buradan başlamıştı. Bu sene biraz öne aldık. Gazi Kars turizm'de bu sene rekorlar üzerine rekorlar kırıyor. 650.000’in üzerinde misafirimizi bu şehir ağırladı. Bu insanlar bu şehre boşuna gelmiyor. Bu şehrin tarihiyle, kültürüyle mirasına geliyor. Bu şehir özel bir şehir. Ani yurdu. Türklerin ilk yurdu. On binlerce şehidimiz Sarıkamış'ta. Bu yurdu emanet ettikleri nesil, gelecek nesil burada. Biz de üzerimize düşen görevi hak ettiği gibi aldığımız emaneti yarınlara aktarmakla görevliyiz. Bu vesileyle Kültür ve Turizm Bakanlığımıza çok çok teşekkür ediyorum” diyerek konuşmasını sonlandırdı. “Kars; her köşesinde bir maneviyat, tarihi bir birikim, kültür ve medeniyet izi taşıyan bir şehirdir” AK Parti Kars Milletvekili Adem Çalkın konuşmasında, “Bizler Kars’ta yaşıyoruz. Kars; her köşesinde bir maneviyat, tarihi bir birikim, kültür ve medeniyet izi taşıyan bir şehirdir. Bu programın tam anlamını ve manasını bulduğu topraklarda, Serhat Kars’ta, Gazi Kars’ta hep birlikteyiz. Biraz önce Halk Kültürü Daire Başkanımız Pervin Oymak bana çok kıymetli bir anekdot aktardı. Hakikaten çok değerliydi: ‘Ülkeler sınırlarını savaşlarla genişletebilir ama kültürlerini savaşla var edemezler.’ Dolayısıyla bizler kültürümüzü ve medeniyetimizi yaşattığımız sürece ülkemizi ve vatanımızı da yaşatmış olacağız. Bu anlamda şehir olarak çok şanslıyız. Biz, Kafkasya’nın Anadolu’ya açılan serhat şehriyiz. Burada Karapapak Türkleri, Ahıska Türkleri, Azerbaycan Türkleri, Kürtler ve Türkmenler olarak hepimizin ayrı bir kültürü, ayrı bir anlayışı var. Bu çeşitlilik ve birliktelik de şehrimizi güzelleştiriyor. Bizim düğünlerimizde tek bir ezgi değil, farklı farklı ezgiler çalınır. Sofralarımızda tek bir kültürün değil, Kafkasya’nın ve Anadolu’nun ortak kültürü yer alır. Bizler Ani gibi bir mirası taşıyoruz. Burada Selçuklu’nun ve Osmanlı’nın mirasına sahip çıkıyoruz. Ebul Hasan-ı Harakani Hazretleri gibi bir zatın mirasını taşıyoruz ve bu mirası yaşatmak zorundayız. Çocuklarımızla, gençlerimizle; soframızdan düğünlerimize, halaylarımızdan nakışlarımıza kadar her alanda bu değerleri devam ettirmek durumundayız.” ifadelerini kullandı. “16 ilden gelen 50 sanatçı ile burada bir arada olacağız” Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdür Yardımcısı Dr. Serkan Emir Erkmen yaptığı açıklamada, “Bizleri biz yapan değerler olan somut olmayan kültürel mirasımızı yaşatmak, desteklemek, sanatçılar arası ilişkileri geliştirmek, somut olmayan kültürel mirasımıza ilişkin farkındalığı ve görünürlüğü artırmak amacıyla gerçekleştirdiğimiz Yaşayan Miras Şöleni vesilesiyle Kars'ta sizlerle yeniden bir arada olmanın gururunu ve mutluluğunu yaşıyorum. Üç gün boyunca; iğne oyasından ahşap oyuncağa, tar yapımından sedefkârlığa kadar çeşitli sanat dallarından, 16 ilden gelen 50 sanatçı ile burada bir arada olacağız. Gençler, çocuklar ve yetişkinler geleneksel sanatlarımızı burada deneyimleme ve görme fırsatı bulacaklar. Geleneksel Türk tiyatromuzun önemli unsurlarından olan Karagöz ve kukla gösterileri gerçekleştirilecek, hat ve ebru sergileri açılacak. Aynı zamanda şölenimizin coşkusunu artıracak konserler de düzenlenecek. Biz Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak yaşayan mirasımızı korumak ve gelecek kuşaklara aktarmak için elimizden geleni yapıyoruz.” diye konuştu. Protokol ve beraberindeki heyet açılış töreninin ardından El Sanatları Stantlarında sanatçıların performanslarını izleyip Geleneksel Çocuk Oyunları Alanı ve Türk Süsleme Sanatları Sergileri’nin açılışına katıldı. GEÇMİŞTEN GELECEĞE SANATLA DOLU ŞÖLEN Geleneksel okçuluk gösterisi, Halk Oyunları gösterisi ve tulum icrası performansı ile başlayan ve zengin sanatsal ve kültürel birikimiyle Yaşayan Miras Şöleni’ne ikinci defa ev sahipliği yapan Kars’ta İğne Oyacılığı, Ahşap Oyuncak Yapımı, Ahşap Baskı / Yazmacılık, Lüle Taşı İşleme, Rize Bezi Dokuma, Tespih Yapımı, Cam Altı, Bağlama ve Tar Yapımı, Siirt Battaniyesi Dokuma, Ahşap İşleri, Gümüş ve Oltu Taşı İşleme, Baston Yapımı, Çinicilik, Karabağ Kilimi Dokuma, Kırkyama, Telkâri, Bıçakçılık, Naht, Bitkisel Örücülük, Tel Kırma, Cam İşleri, Deri İşleme, Kazaziye, Sedefkârlık, Mücevher Sâdekârlığı gibi geleneksel el sanatlarımızın usta temsilcileri, Gazi Kars Bedesteni’de kendileri için hazırlanan stantlarda eserlerini tanıtıyor. Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcılarının gerçekleştirdiği çeşitli etkinliklerin de yer aldığı Şölen’de Atakan Berk Epruzoğlu Halk Müziği dinletisiyle Karslılarla biraraya gelirken, Türk Süsleme Sanatları Sergileri kapsamında Biz Ebru Atölyesi sanatçılarının Ebru Sergisi, Suna Gözüm’ün Mozaik Sergisi ile Yasemin Yurtkuran'ın Hüsn-i Hat Sergisi'de sanatseverlerle buluşuyor. Gazi Kars Bedesteni’nde gerçekleşen şölende, çocuklara yönelik etkinlikler kapsamında; Karagöz sanatçısı Yılmaz Karakuzu’nun Karagöz Gösterisi, Kukla sanatçısı Oğuzhan Vartolioğlu’nun Kukla gösterisi minik ziyaretçilere keyifli anlar yaşatarak onları geleneksel çocuk oyunlarıyla tanıştırıyor. Ayrıca oluşturulan çocuk oyun alanlarında Mangala, Topaç Çevirme, Seksek, Dokuztaş gibi geleneksel çocuk oyunları minik ziyaretçilerle buluşuyor. Şölen kapsamında Cumhuriyet Meydanında (Şehir Stadyumu Yanı) Şahin Atabay ve saz arkadaşları sazın sözün buluştuğu türkü dinletisiyle sanatseverlerle bir araya geldi. Ülkemizin tanınmış sanatçılarından Ekin Uzunlar ücretsiz halk konseriyle 12 Haziran Cuma akşamı Karslılarla buluşacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

20. Yaşama Değer Katanlar Ödülleri Sahiplerini Buldu! Haber

20. Yaşama Değer Katanlar Ödülleri Sahiplerini Buldu!

Bilimden sanata, diplomasiden sivil topluma, yerel yönetimlerden ekonomiye kadar ürettikleri projelerle toplumsal dönüşüme öncülük eden ve geleceğe ilham veren isimler, Areks Kimya'nın ana sponsorluğunda düzenlenen görkemli gecede onurlandırıldı. İş, diplomasi, cemiyet ve sanat dünyasını bir araya getiren görkemli geceye uluslararası katılım da üst düzeydeydi. Törende; Kuzey Makedonya Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu İdris Fazlioski, Kosova Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Suzan Novoberdaliu, Arnavutluk Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Armand Shandro, Karadağ İstanbul Başkonsolosu Branislav Karadžić, Hırvatistan Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Ivana Zerec, Bulgaristan İstanbul Konsolosu Toşhko Tomov, Edirne Karadağ Fahri Konsolosu Naser Alim, Romanya İstanbul Konsolosu Valentine Macec ve Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (KEİ) Nezdinde Ermenistan Daimi Temsilcisi Büyükelçi Nairi Petrossian diplomatik misyon temsilcileri olarak yer aldı. Ekonomi ve iş dünyasının lider isimlerinin de yoğun ilgi gösterdiği gecede; Erdem Holding Yönetim Kurulu Başkanı Zeynel Abidin Erdem, Dedeman Hotelleri Yönetim Kurulu Üyesi Banu Dedeman, Jolly Tur Yönetim Kurulu Başkanı Mete Vardar, Altınbaş Holding Yönetim Kurulu Başkanı İmam Altınbaş, organizasyonun ana destekçisi Areks Kimya Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kılıç, Anikya Çini Yönetim Kurulu Başkanı Sevinç Öztürk, ALDO Grup Yönetim Kurulu Başkanı Ali Doğan ve Reis Gıda Yönetim Kurulu Üyesi Işılay Reis'in yanı sıra medya ve sanat dünyasının önde gelen pek çok seçkin ismi de davetliler arasındaydı "Yarının Dünyasını Şekillendiren En Büyük Güç, Yaşama Katılan Değerdir" Törenin açılışında, organizasyonun çeyrek asra yaklaşan kurumsal hafızasına ve yarattığı toplumsal etkiye dikkat çeken Prestige Uluslararası İlişkileri Geliştirme Platformu Başkanı Mehmet Gözcü, konuşmasında şu güçlü mesajlara yer verdi: "Prestige Platformu olarak, tam 20 yıldır köklü bir gelenekle iş dünyasından bilime, sanattan diplomasiye kadar çok geniş bir yelpazede, insanlık ve ülkemiz adına sürdürülebilir değer yaratan adımları desteklemekten büyük bir gurur duyuyoruz. Bu gece burada sadece başarıları ödüllendirmiyoruz; geçmişin kazanımlarını kurumsal bir hafıza olarak yarının vizyonuna taşıyoruz. Ürettikleri projelerle toplumsal ve ekonomik kalkınmaya katkı sağlayan, cesaretleri ve emekleriyle yaşama değer katan tüm paydaşlarımıza, ödül sahiplerimize ve bu vizyona ortak olan kıymetli konuklarımıza şükranlarımı sunuyorum." Platformun Türkiye ile Balkan ülkeleri arasında kültürel ve ekonomik iş birliklerinin geliştirilmesine yönelik çalışmalar da yürüttüğünü belirten Gözcü, bu kapsamda çok sayıda uluslararası etkinlik gerçekleştirdiklerini söyledi. Yaşama Değer Katan Ödülleri'nin de ülkeler arasındaki dostluk ve iş birliğinin güçlenmesine katkı sunduğunu ifade eden Gözcü, platform olarak konsolosluklar, odalar, organize sanayi bölgeleri ve federasyonlarla hayata geçirdikleri projelerle bölgesel iş birliklerini desteklemeyi sürdürdüklerini vurguladı. İlham Veren Başarılar: 20. Yaşama Değer Katanlar Ödül Sahipleri Jüri değerlendirmesi sonucunda, Türkiye'nin ve dünyanın geleceğine yön veren, kendi alanlarında çığır açmış çalışmalarıyla ödüle layık görülen isimler şu şekilde: SANAT: Prof. Dr. Cihat Aşkın (Keman Virtüözü, Besteci ve Akademisyen) EDEBİYAT VE YAZIN DÜNYASI: Sadık Usta (Tarihçi, Yazar, Çevirmen) BİLİM: Prof. Dr. Derya Unutmaz (The Jackson Laboratory / İmmünoloji ve Yaşlanma Araştırmaları) TEKNOLOJİ: Erol Bilecik (Index Grup Şirketleri Yönetim Kurulu Başkanı) TURİZM: Hüseyin Gazi Coşan (İBB Turizm Müdürü) YEREL YÖNETİM: Abdullah Özyiğit (Mersin Yenişehir Belediye Başkanı) EKONOMİ: Vahap Munyar (Ekonomi Gazetecisi) TOPLUMSAL FARKINDALIK: Ezgi Gözeger (Televizyon Sunucusu ve Haber Spikeri) SİVİL TOPLUM: Mürteza Sulooca (Yeni Balkan Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni) ÇEVRE BİLİNCİ: Didem Eryar Ünlü (Sürdürülebilirlik Editörü) KADIN HAKLARI: Prof. Dr. Fatmagül Berktay (Siyaset Bilimci ve Yazar) ÇOCUK HAKLARI: Mine Ekinci (KODA - Köy Okulları Değişim Ağı Kurucusu ve Genel Koordinatörü) EĞİTİME KATKI: Mirkan Aydın (Nesibe Aydın Okulları Başkan V.) KÜLTÜR: Prof. Dr. Nurettin Arslan (Assos Antik Kenti Kazı Heyeti Başkanı) YILIN DİPLOMATI: Armand Shandro (Arnavutluk Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu) ENGELLİ HAKLARI: Kerim Altınok & Selim Altınok (Hukukçu, Engelli Hakları Savunucusu) HAYVAN HAKLARI: Prof. Dr. Hüseyin Hatemi (Hayvan Hakları Savunucusu, Yazar) GENÇLERİN SEÇİMİ ÖDÜLÜ: Muhammed Ali Taştan (MEF Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Öğrencisi- Girişimci) Kültürel Miras ve Edebi Dokunuş Gece kapsamında, Anadolu'nun en köklü kültürel miraslarından biri olan İznik çini sanatından ilham alınarak Anikya İznik Çini tarafından özel olarak tasarlanan ödüller sahipleriyle buluştu. Kültürel bağların vurgulandığı gecede ayrıca, Ali Doğan'ın büyük beğeni toplayan "Sabırla Akan Bir Ömür" adlı eseri; organizasyona katkı sunan jüri üyelerine, destekçilere ve protokol konuklarına anlamlı bir anı hediyesi olarak takdim edildi. Ödül Tarihinde Bir İlk Yaşama Değer Katanlar Ödülleri kapsamında bu yıl bir ilke daha imza atıldı. Ödül değerlendirme süreci ilk kez jüri sınırlarının dışına taşınarak gençlerin vizyonuna ve beğenisine açıldı. MEF Üniversitesi öğrencilerinin oylarıyla belirlenen "MEF Özel Ödülü", MEFTEKMER bünyesinde geliştirdikleri başarılı projelerle dikkat çeken öğrenci girişimi Professional Twin'e verildi. Bu anlamlı ödül, gençlerin dinamik bakış açısının ödül programına dahil edildiği ilk uygulama olarak organizasyon tarihindeki yerini aldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nâzım Hikmet Nilüfer’de Anıldı Haber

Nâzım Hikmet Nilüfer’de Anıldı

Nilüfer Belediyesi ve Nilüfer Kent Konseyi, Nâzım Hikmet Ran’ın ölümünün 63’nci yıl dönümünde Beşevler Mahallesi’ndeki Nâzım Hikmet Çınarlığı’nda anma programı düzenledi. Anma etkinliğine Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ile eşi Nuray Özdemir, Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Mustafa Berkay Aydın, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları ve vatandaşlar katıldı. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir yaptığı konuşmada, Nâzım Hikmet’in herkesin hayatına dokunmuş bir yazar olduğunu söyledi. Nâzım Hikmet’in mücadeleci bir ruha sahip olduğunu anlatan Başkan Şadi Özdemir, “Hayatının önemli bir kısmını hapiste geçirmiş, bir kısmını da sürgünde geçirmiş bir şair olarak hiçbir zaman kendisiyle ilgili bir isyanını ben okumadım. Hep hasretini, mücadeleyi öne çıkarmış bir şair. Her zaman nerede olursa olsun, hep umutlu olmayı, mücadeleci olmayı öne çıkarmış bir şair” dedi. “BURSA CEZAEVİ MÜZE OLABİLİRDİ” Nâzım Hikmet’in Bursa cezaevinde yatmış olmasının ayrıca bir anlamı olduğunu dile getiren Başkan Şadi Özdemir, “Şehirler aslında hikayeleriyle markalaşır, değerleriyle markalaşır ve biz Bursa Cezaevi’ni koruyamadık doğrusu. Orhan Kemal, İbrahim Balaban, Deniz Gezmiş, Cihan Alptekin buralarda yatmış. Hem kültürel miras açısından hem de somut olmayan kültürel mirası açısından çok kıymetli bir yerimiz olmasına rağmen cezaevini koruyamadık ne yazık ki. Oysaki bugün orası bir müze olsaydı ben inanıyorum ki her gün binlerce insan başka şehirlerden gelip Nâzım’ın yattığı yeri görmek isterdi. Ama ne yazık ki o elimizden alındı” dedi. “İYİ BİR GÖZLEMCİYDİ” Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Mustafa Berkay Aydın, Nâzım Hikmet’in Bursa ile anılmış şair ve yazar olduğunu söyledi. Yazarın Bursa’dan birçok eseri olduğunu belirten Aydın, “Nâzım, uluslararası anlamda da çok önemli bir şair. Çok iyi de bir gözlemci. Ülkeyi samimi bir şekilde anlayan, anlatan, bir yandan eleştirel bakan birisi. Kendi asrının hakkını vermiş bir isim” dedi. “ŞİİRLERİ, MISRALARI YAŞIYOR” Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Emre Karagöz ise, Nâzım Hikmet’in umudun ve mücadelenin şairi olduğunu söyleyerek, “Emeğin şairi Hasan Hüseyin Korkmazgil, ‘Haziran’da ölmek zor’ demişti. 3 Haziran 1963’te kaybettik ustayı ama o günden beri hala onun şiirleri, mısraları yaşıyor. İnsanların hayatlarında yaşıyor ve aşkta yaşıyor. O yüzden Nâzım Hikmet yaşadıkça, umudumuz yaşadıkça, mücadelemiz yaşadıkça, özgür yarınlara hep ulaşma umudumuz var” dedi. Konuşmaların ardından Halil İbrahim Özcan’ın moderatörlüğünde; Şafak Baba Pala ve Güney Özkılınç’ın anlatımlarıyla bir söyleşi gerçekleştirildi. Halil İbrahim Özcan konuşmasında, Nâzım Hikmet’in evrensel bir şair olduğunu vurguladı. Güney Özkılınç ise Nâzım Hikmet’in toplumsal etkisi ile dönüştürücü rolü olduğunu ve halk tarafından sahiplenildiğini söyledi. Nâzım Hikmet’in hayatından kısa anekdotlar anlatan Özkılınç, resim yaparken kullandığı bazı gereçleri bulduklarını ve Bursa Kent Müzesi’ne kazandırıldığını söyledi. Şafak Baba Pala ise yazarın Bursa ile ilgili yazdığı şiirler ve metinler üzerinden konuşarak, Nâzım Hikmet’in Bursa ile olan bağını anlattı. Nilüfer Kent Tiyatrosu oyuncuları da Nâzım Hikmet’in şiirlerini seslendirirken, B&B Celo Duo grubu da müzik dinletisi sundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

13. Zeki Yurtbay Tasarım Ödülleri’nde Kazananlar Belli Oldu Haber

13. Zeki Yurtbay Tasarım Ödülleri’nde Kazananlar Belli Oldu

“Doğadan Sanata Sen Tasarla” sloganıyla hayata geçirilen yarışma, bu yıl “X” kavramını merkeze alarak katılımcılara keşfe açık yaratıcı bir alan sundu. Geçmişin izleriyle geleceğin tasarım anlayışını bir araya getiren yarışmada, 88’in üzerinde farklı üniversiteden 166 öğrencinin projesi değerlendirmeye alındı. Kurulduğu günden bu yana tasarımı ve üretimi kültürel bir değer olarak gören Yurtbay Seramik, Zeki Yurtbay Tasarım Ödülleri ile gençlerin hayallerini desteklemeyi sürdürüyor. Yurtbay Şirketler Grubu Kurucusu Zeki Yurtbay’ın yıllar önce dile getirdiği “Gençler hayal etsinler…” yaklaşımından ilham alan yarışma, her yıl farklı bir tema etrafında genç tasarımcıların üretimlerine alan açıyor. Bu yıl yarışmanın jüri üyeleri arasında; Prof. Dr. Sevim Çizer, Ahmet Burçin Gürbüz, Gül Düşüm Madendere, Doç. Dr. Asena Kumsal Şen Bayram ve Aydan Volkan yer aldı. Jüri üyeleri, “30X” teması kapsamında geçmiş ile geleceği yaratıcı biçimde buluşturan projeleri; özgünlük, estetik yaklaşım ve teknik yeterlilik kriterleri doğrultusunda değerlendirdi. Ayrıca bu yıl bir proje de “Jüri Özel Ödülü”ne layık görüldü. Yapı Medya İletişim organizasyonuyla gerçekleştirilen ve Yurtbay Seramik’in sürdürülebilir sosyal sorumluluk projeleri arasında yer alan yarışmada birincilik ödülünü kazanan proje, Unicera Fuarı’nda sergilenecek. 13. Zeki Yurtbay Tasarım Ödülleri Kazananları Birincilik Ödülü Arda Ateş — Dokuz Eylül Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü Pelin İşbuyuran — Dokuz Eylül Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü Mahir Enes Algök — Dokuz Eylül Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü İkincilik Ödülü Ilgın Merve Tekin — İstanbul Ticaret Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Endüstriyel Tasarım Bölümü Üçüncülük Ödülü Alptuğ Çetinyol — Balıkesir Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü Hatice Paldun — İstanbul Üniversitesi Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesi Yönetim Bilişim Sistemleri Programı Damla Karahan — İstanbul Üniversitesi Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesi Kültürel Miras ve Turizm Programı Eş Değer Mansiyonlar Selin Şirem — Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü Aleyna Köse — Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Mimarlık Fakültesi İç Mimarlık Bölümü Zeynep Bozyayla — Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Mimarlık Fakültesi İç Mimarlık Bölümü Serkan Pehlivan — İstanbul Teknik Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Endüstriyel Tasarım Bölümü Selin Melis Aktürk — İstanbul Üniversitesi Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesi Kültürel Miras ve Turizm Programı Jüri Özel Ödülü Can Berk Telören — Sakarya Üniversitesi Sanat Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Seramik ve Cam Bölümü Yurtbay Seramik Hakkında 1995 yılında Eskişehir’de kurulan Yurtbay Seramik, ulusal çapta büyümesini sürdürerek bugün dünya çapında faaliyet gösteren bir marka haline gelmiştir. 700 bin m² açık, 130.000 m² kapalı alanı kapsayan, toplam 830.000 m²’lik üretim tesislerinde faaliyet göstermektedir. Yıllık kurulu üretim kapasitesi 24.000.000 m²’dir. Yurtbay Seramik, üretiminin %50’ye yakınını 56’dan fazla ülkeye ihraç ederek global pazardaki gücünü artırmaya devam etmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Manisa Kültür Yolu Festivali’nde İlk Gün Geride Kaldı Haber

Manisa Kültür Yolu Festivali’nde İlk Gün Geride Kaldı

Yaşayan Miras sergileri, geleneksel sanat atölyesi ve FotoMaraton etkinlikleri yoğun ilgi görürken, her yaştan ziyaretçi festival coşkusunu gün boyu hissetti. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hayata geçirilen Türkiye Kültür Yolu Festivali, kültür ve sanatı Türkiye’nin dört bir yanına taşıyarak şehirlerin özgün kimliğini ve kültürel zenginliğini görünür kılmaya devam ediyor. Tarihi dokusu, kültürel birikimi ve festival boyunca ev sahipliği yaptığı etkinliklerle öne çıkan Manisa ziyaretçilerine sanatla iç içe güçlü bir festival başlangıç sundu. MANİSA’DA SERGİLER ÖNE ÇIKIYOR Festival kapsamında Manisa’da kapılarını açan sergiler, geleneksel mirastan kutsal emanetlere uzanan geniş içeriğiyle sanatseverlerin yoğun ilgisiyle karşılandı. Farklı temalarda hazırlanan sergiler, ziyaretçilere hem kültürel hafızayı yakından tanıma hem de zengin sanat birikimini deneyimleme fırsatı sundu. Manisa Müzesi Etkinlik Salonu’nda sanatseverlerle buluşan “Osmanlı’nın Mukaddes Emanetleri” sergisi, Osmanlı padişahlarının kutsal topraklara duyduğu bağlılığı ve Haremeyn’e uzanan tarihsel mirası gözler önüne serdi. Hüsn-i hat levhaları, surre alaylarıyla gönderilen keseler, Kâbe’nin iç ve dış örtülerine ait parçalar, Kâbe kuşağı detayları ve seçkin Kur’an-ı Kerim nüshalarıyla şekillenen sergi; ziyaretçileri adeta manevi bir yolculuğa çıkardı. Saray geleneklerinden süzülen bu özel seçki, Osmanlı’nın mukaddes emanetlere verdiği değeri etkileyici bir anlatımla sanatseverlerle buluşturdu. Fatih Sergi Salonu’nda kapılarını açan “Yaşayan Miras: Manisa Sergisi” ise kentin somut olmayan kültürel miras unsurlarını görünür kılarak ziyaretçileri geleneksel sanatlarla buluşturdu. Tezhip, minyatür, katı’, çini, filografi, seramik, porselen, ebru, deri işleri, iğne oyası, dokuma işleri,taş işleri, bez bebek ve enstrüman yapımı gibi pek çok sanat ve zanaat unsurunu bir araya getiren sergi; ustaların el emeğini, bilgi birikimini ve estetik anlayışını yansıttı. FOTOĞRAF TUTKUNLARI FESTİVALDE BULUŞTU Festival kapsamında gerçekleştirilen “FotoMaraton Manisa” ve “FotoMaraton Çocuk”, fotoğraf tutkunlarını şehri farklı bir gözle keşfetmeye davet etti. Profesyonel ve amatör katılımcılar belirlenen temalar doğrultusunda Manisa’nın tarihi dokusunu, gündelik yaşamını ve kültürel zenginliğini kadrajlarına taşırken; çocuklar da aileleriyle birlikte fotoğrafın yaratıcı dünyasıyla buluştu. Gün boyunca renkli anlara sahne olan etkinlik, festivalin en hareketli ve ilgi gören buluşmalarından biri olarak öne çıktı. YAŞAYAN MİRAS SÖYLEŞİLERLE GELECEĞE TAŞINDI Festival kapsamında gerçekleştirilen “Yaşayan Miras Söyleşisi: Zeytincilik”, bölgenin önemli üretim geleneklerinden biri olan zeytinciliği odağına aldı. Programda zeytinciliğin tarihsel geçmişi, üretim biçimleri ve toplumsal yaşam içerisindeki yeri ele alınırken, katılımcılar bu köklü mirasa dair kapsamlı bilgiler edinme fırsatı buldu.Zeytincilik geleneğinin kuşaktan kuşağa aktarılan bilgi birikimine dikkat çekilen söyleşi, festivalin yaşayan miras temalı etkinlikleri arasında yer aldı. GELENEKSEL SANAT YENİ KUŞAKLA BULUŞTU Festival kapsamında düzenlenen Çinicilik Atölyesi, geleneksel el sanatlarını yeni kuşaklarla buluşturdu. Çinicilik Atölyesi’nde Türk çini sanatının geleneksel üretim teknikleri ve estetik dili katılımcılarla buluştu. İznik ve Kütahya’da gelişen bu köklü sanat; zengin renkleri, çiçek ve geometrik motifleriyle dikkat çekerken sır altı, sır üstü, mozaik ve renkli sır gibi tekniklerle Osmanlı estetiğinin önemli bir taşıyıcısı olarak öne çıktı. Katılımcılar, ustalar eşliğinde çini sanatının inceliklerini deneyimleme imkânı buldu. MİNİK ZİYARETÇİLER FESTİVALİN NEŞESİ OLDU Festival kapsamında kurulan “Çocuk Köyü”, minik ziyaretçileri eğlence ve keşif dolu etkinliklerle buluşturdu. Şişme oyun parkları, dijital oyun alanları, panayır çadırları, yaratıcı atölyeler, geleneksel yarışmalar ve Karagöz atölyesiyle çocuklar gün boyu keyifli vakit geçirirken; VR Balon Turu gibi interaktif deneyimler etkinlik alanına renk kattı. Ailelerin de yoğun ilgi gösterdiği Çocuk Köyü, festivalin en neşeli buluşma noktalarından biri oldu. “Aselsan Çocuk Şenliği” ise Tekno Macera Tırı ile çocukları bilim ve teknolojiyle buluşturdu. Teknoloji sergileri, artırılmış gerçeklik deneyim alanları, interaktif dijital kitap uygulamaları, bilim şovları ve Mucitler Müzesi Sergi Alanı ile çocuklara yeni nesil bir öğrenme ve keşif ortamı sunuldu. Etkinlik, çocukların bilime ve teknolojiye olan ilgisini artıran en dikkat çekici festival duraklarından biri olarak öne çıktı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dijital Sanatın Geleceği İstanbul’da Şekilleniyor Haber

Dijital Sanatın Geleceği İstanbul’da Şekilleniyor

Festivalin öne çıkan işlerinden “Mental Garden”, ziyaretçilerin gerçek zamanlı beyin dalgalarını analiz ederek onları yaşayan dijital çiçek kompozisyonlarına dönüştürüyor. Her katılımcının zihinsel ve duygusal durumu, renkleri, hareketleri ve formları sürekli değişen benzersiz bir görsel evren yaratıyor. İnsan zihninin görünmeyen süreçleri böylece somut, organik ve şiirsel bir dile dönüşüyor. “SYMBIONT” ise insan ve teknolojiyi birbirine bağımlı iki yaşam formu olarak ele alıyor. İzleyiciyi pasif bir gözlemci olmaktan çıkaran çalışma, dijital strüktür ile insan varlığını aynı nefes içinde buluşturarak “ontolojik tamamlanma” fikrini merkezine alıyor. Hareket, ışık ve mekânsal etkileşim aracılığıyla ziyaretçiler, yaşayan bir dijital organizmanın parçasına dönüşüyor. Festival kapsamında yer alan “Neural Nectar”, arıcılık, robotik ve yapay zekâyı aynı potada eriterek insan bilişini dijital ekosistemde bir “nektar” metaforu üzerinden yeniden yorumluyor. Balmumu beyin heykelleri, video ve robotik sistemlerle birleşirken; insanın teknolojiyle kurduğu ilişkiye dair rahatsız edici ama büyüleyici bir atmosfer yaratıyor. “d.memo” adlı çalışma ise REM uykusu estetiği üzerinden hafıza, kimlik ve dijital aktarım süreçlerini araştırıyor. Hipergerçekçi heykel, animatronik sistemler ve projeksiyon teknolojileriyle şekillenen eser, insan bilincinin teknoloji aracılığıyla nasıl yeniden üretildiğini sorguluyor. İklim krizi ve ekolojik yıkım da festivalin önemli temaları arasında yer alıyor. Brenva Glacier’ın dramatik eriyişini deneyimleten sürükleyici enstalasyon, iklim eyleminin aciliyetini fiziksel bir hisse dönüştürüyor. “Computational Compost” ise veri depolamanın çevresel etkilerini sorgulayarak dijital kültürün görünmeyen ekolojik maliyetlerine dikkat çekiyor. Doğa ile teknolojinin sınırlarını bulanıklaştıran “Seedlings”, toprağa yerleştirilmiş hoparlörler ve mikrotonal ses frekansları aracılığıyla bitkiler arasında biyosonik bir iletişim ağı kurarken; “Planatorium” isimli çarpıcı yerleştirme, bitkileri bir yoğun bakım ünitesinde yaşatmaya çalışan mekanik sistemiyle insan-doğa ilişkisindeki kırılmayı sert bir yüzleşmeye dönüştürüyor. Festivalde ayrıca artırılmış gerçeklik, holografik projeksiyon ve çok kanallı ses tasarımlarını bir araya getiren “The Pond”; yapay süper zekânın biyomekanik bir tahayyülü olan “T.A.H.I.R.A - 108”; ışık, hareket ve ses arasında yaşayan bir organizma gibi davranan “Array Afterglow”; ve fizik, titreşim ve kozmoloji arasında görsel bir köprü kuran Michela Pelusio’nun etkileyici performansı “SpaceTime Helix” de izleyicilerle buluşacak. Festivalin dikkat çeken deneyimlerinden biri de GastroDigital’in yeni eseri “Journey of Spice | 5 Sense VR Experience” olacak. Gastronomi, kültürel miras ve ileri dijital teknolojileri bir araya getiren eser, izleyicileri Anadolu’nun kadim baharat yolları boyunca çok duyulu bir keşfe çıkarıyor. Büyük ilgi gören “Journey of Wheat” deneyiminin ardından geliştirilen çalışma; baharatın yalnızca mutfak kültürünün değil, aynı zamanda medeniyetleri şekillendiren tarihsel bir güç olduğuna odaklanıyor. Dünya baharat ticaret yollarının doğuşundan Antakya’ya uzanan bu etkileyici yolculuk, ziyaretçilere tarih, ticaret, kültür ve duyular arasında sürükleyici bir deneyim sunuyor. Yakın gelecekte insan ve robotların gündelik yaşamı nasıl paylaşabileceğini sorgulayan yeni medya projeleri, hipergerçekçi robot figürleriyle ziyaretçileri “başka bir akıllı varlıkla birlikte yaşamaya hazır olup olmadığımız” sorusuyla baş başa bırakırken; “The Rising Dusk” gibi gerçek zamanlı görsel-işitsel performanslar, kayıp, dönüşüm ve yeniden doğuş temalarını şiirsel bir deneyime dönüştürüyor. 6.İstanbul Dijital Sanat Festivali; yalnızca teknolojik yenilikleri sergileyen bir etkinlik değil, aynı zamanda insanlık, bilinç, doğa ve geleceğe dair derin düşünsel alanlar açan uluslararası bir buluşma noktası olmayı hedefliyor. Ziyaretçiler festival boyunca, yapay zekâdan nörobilime, ekolojik dönüşümden dijital hafızaya uzanan geniş bir spektrumda, dünyanın önde gelen sanatçılarının sıra dışı eserleriyle karşılaşacak. Gerçek ile simülasyonun, organik ile dijitalin, insan ile makinenin sınırlarının giderek belirsizleştiği bu festival; izleyicilerini yalnızca eserleri izlemeye değil, onların bir parçası olmaya davet ediyor. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle, Türk Telekom ve PASHA Bank ana sponsorluğunda, Mezo tarafından düzenlenen 6. İstanbul Dijital Sanat Festivali 7 Haziran’a kadar ziyarete açık olacak. Festivalin sponsorları arasında Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü, Anadolu Ajansı, Turkish Airlines, Yıldız Teknik Üniversitesi, Onvo, Akın Robotics, Esas Holding, DİSAD (Dijital Sanat Derneği), Meta Yapı, Mayer, Monster, Sultangazi Belediyesi, Allnjoy, Omni Event, Dewards, Adinteraction, FH İletişim, Gauss, Pakala, Node Media Lab, Ars Electronica, TODA ve Artvive yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Pancar Deposu’nda Lezzet Ve Müziğin Yolculuğu Tamamlandı Haber

Pancar Deposu’nda Lezzet Ve Müziğin Yolculuğu Tamamlandı

Nilüfer Belediyesi, kültürel hafızayı hem damaklarda hem de kulaklarda canlandıran özel bir etkinlik serisini geride bıraktı. Prof. Dr. Özlem Doğuş Varlı’nın kurgusu ve sunumuyla hayata geçen “Gastroetnomüzikolojik Kaynatmalar”, sekiz ay boyunca süren yolculuğunu Mayıs ayındaki son buluşmasıyla tamamladı. Geçtiğimiz Ekim ayında pancarın hasat öyküsüyle başlayan serüven, aylar boyunca toplumların kültür duraklarına uğradı. Etkinliklerde zeytinin tarihinden yeni yıl ritüellerine, ekmeğin sembolizminden kış eğlencelerine ve bahar bayramlarına kadar geniş bir yelpazede kültürel aktarımlar yapıldı. Sosyologlardan koku uzmanlarına kadar pek çok farklı disiplinden uzmanın ağırlandığı programda, kültürel miras tüm boyutlarıyla ele alındı. SON BULUŞMADA GELENEKSEL REÇETELER KONUŞULDU Serinin buluşmasında, gastronomi yazarları Aylin Öney Tan ve Nihal Aras konuk edildi. Saha çalışmalarından yola çıkılarak gerçekleştirilen söyleşide; kaybolmaya yüz tutmuş reçeteler, bahar ritüelleri ve Hıdırellez gelenekleri masaya yatırıldı. Programı Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir de takip etti. Gecede madımaktan süt çöreğine, kurban bayramı lezzetlerinden mor salkım şerbetine uzanan geleneksel bir tadım menüsü sunuldu. Madımak türküsü, Ederlezi ve yol havalarının seslendirildiği gecenin final bölümünde ise konuklara keşkek ikram edildi. Gecenin sonunda çalınan davul ve zurnaya, Görükle Kadın Dayanışma Kalkındırma ve Kültür Derneği üyesi kadınlar da yöresel oyunlarıyla eşlik etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hititlerin Başkenti Çorum, Gastronomiyle UNESCO Yolunda Haber

Hititlerin Başkenti Çorum, Gastronomiyle UNESCO Yolunda

Bu yolculuğun ilk güçlü uluslararası adımı ise 4–7 Haziran’da Çorum’da gerçekleşecek Açık Ateş gastronomi etkinliği olacak. Farklı ülkelerden şefleri, gastronomi profesyonellerini ve fikir insanlarını ağırlayacak etkinlik, Çorum’u dünya gastronomi çevrelerinin dikkatle izleyeceği önemli bir buluşma noktasına dönüştürmeye hazırlanıyor. Çorum, bugün tarihsel mirasını, üretim gücünü, tarımsal zenginliğini ve mutfak hafızasını yeniden yorumlayarak güçlü bir şehir markası oluşturma yolunda ilerliyor. Bu yeni vizyon, Çorum Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın’ın ev sahipliğinde, Anadolu mutfağının İstanbul’daki önemli temsilcilerinden Sade Beş Denizler’de gerçekleşen özel buluşmada paylaşıldı. Zeynep Aktaş, Hatice Ünal Bilen, Dinçer Karacalar, Fatoş Karahasan, Yücel Koç, Zühre Kurt, Lale Elmacıoğlu, Aliye Gümüş, Medine İşbilir, Vahap Munyar, Adnan Şahin, Faruk Şüyün, Mehmet Tel, Reha Tartıcı, Zeynep Kakınç ve Gökhan Yılmaz’ın da aralarında bulunduğu medya, ekonomi, gastronomi ve turizm dünyasının önde gelen isimlerinin katıldığı toplantıda; Çorum’un gastronomi ekseninde şekillenen gelecek vizyonu, UNESCO Gastronomi Şehri hedefi ve uluslararası açılım planları değerlendirildi. Toplantıda konuşan Başkan Aşgın, şehrin yalnızca geçmişiyle değil geleceğiyle de güçlü bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Çorum’u tek bir ürünle anlatmak mümkün değil. Bu şehir tarih, üretim, tarım, kültür ve güçlü bir mutfak hafızasını aynı anda taşıyor. Biz mutfağa yalnızca lezzet olarak değil; kültürel miras, turizm ve ekonomik kalkınmanın önemli bir bileşeni olarak bakıyoruz.” HİTİTLERDEN BUGÜNE UZANAN SOFRA HAFIZASI Bir dönem Hitit İmparatorluğu’na başkentlik yapan Çorum, Anadolu’nun en köklü medeniyet hafızalarından birini taşıyor. Bu miras yalnızca arkeolojik alanlarda değil; tahıl kültüründe, kolektif sofra geleneğinde, pişirme tekniklerinde, üretim alışkanlıklarında ve kuşaktan kuşağa aktarılan mutfak bilgisinde yaşamaya devam ediyor. İnsanlık tarihinin ilk yazılı barış antlaşması olan Kadeş’in mirasını taşıyan şehir, bugün geçmişini yalnızca tarihsel bir referans olarak değil; yaşayan bir kültürel değer olarak yeniden okuyor. Tahıl ve bakliyat temelli beslenme alışkanlıkları, uzun pişirme teknikleri, saklama yöntemleri, imece kültürü, toplu sofra geleneği ve kadın emeğiyle şekillenen mutfak yapısı; Çorum’u Anadolu’daki birçok şehirden ayrıştıran temel unsurlar arasında yer alıyor. Bugün çoğu zaman Çorum, Leblebisi ile anılsa da şehir; İskilip dolması, Kargı tulumu, Osmancık pirinci, Çorum mantısı, tandır kebabı, has baklava, Alaca boranası, hingal, yarma aşı ve geleneksel hamur işleriyle çok daha katmanlı bir gastronomik hafızaya sahip. Türk Patent ve Marka Kurumu verilerine göre Çorum’un coğrafi işaretli ürün sayısı bugün 36’ya ulaşmış durumda. Hitit Üniversitesi iş birliğiyle yürütülen akademik çalışmalarda; Hitit tabletlerinde yer alan üretim ve pişirme izleri incelenirken, yerel üreticiler, ustalar ve mutfak hafızasını taşıyan isimlerle sözlü tarih çalışmaları gerçekleştiriliyor. Amaç, bu birikimi yalnızca anlatmak değil; kayıt altına alarak geleceğe taşımak. UNESCO GASTRONOMİ ŞEHRİ HEDEFİ Çorum Belediyesi öncülüğünde yürütülen UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı Gastronomi Şehri hazırlıkları kapsamında geniş katılımlı bir çalışma modeli oluşturuldu. Çorum Valiliği, Hitit Üniversitesi, Ticaret ve Sanayi Odası, Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği, kamu kurumları, turizm temsilcileri ve ilgili paydaşların dahil olduğu süreçte hedef; Çorum’un gastronomik potansiyelini kalıcı ve sürdürülebilir bir şehir modeline dönüştürmek. Başkan Aşgın bu süreci şöyle değerlendirdi: “Bizim meselemiz yalnızca bir listeye girmek değil. Yerel üreticiyi destekleyen, mutfak hafızasını koruyan, genç kuşaklara aktaran ve ekonomik dönüşüm yaratan kalıcı bir gastronomi ekosistemi oluşturmak istiyoruz.” GASTRO ÇORUM: YENİ NESİL ŞEHİR ANLATISI Çorum Belediyesi’nin geliştirdiği Gastro Çorum yaklaşımı; mutfak kültürünü restoran deneyiminin ötesine taşıyarak üretim, turizm, kültürel sürdürülebilirlik ve şehir ekonomisiyle bütünleştiriyor. Hazırlanan yol haritasında; gastronomi rotaları köy sofraları yerel üretim deneyimleri usta-çırak eğitim programları dijital gastronomi arşivi üretici odaklı projeler mutfak hafızasının belgelenmesi gibi başlıklar yer alıyor. Restore edilerek yeniden işlevlendirilen tarihi yapılar da bu yaklaşımın somut örnekleri arasında bulunuyor. Bu kapsamda yeniden hayat bulan Veli Paşa Hanı, geleneksel Çorum mutfağının yaşatıldığı önemli gastronomi duraklarından biri haline geldi. GÜÇLÜ TARIM, GÜÇLÜ ÜRETİM Çorum’un bu yaklaşımının arkasında güçlü bir üretim altyapısı bulunuyor. Türkiye’nin önemli tarım merkezlerinden biri olan şehir; tahıl, bakliyat ve farklı üretim kalemlerindeki kapasitesiyle gastronomiyi yalnızca kültürel değil, ekonomik kalkınma açısından da stratejik bir alan olarak konumluyor. ULUSLARARASI GASTRONOMİ GÜNDEMİNDE ÇORUM Çorum, gastronomi eksenli şehir vizyonunu uluslararası platformlara da taşımaya başladı. EMITT, Travel Turkey ve ITB Berlin gibi önemli organizasyonlarda yer alan şehir, önümüzdeki dönemde İspanya’daki önemli gastronomi platformlarında da görünürlüğünü artırmayı hedefliyor. Bu çerçevede Açık Ateş, Çorum’un uluslararası gastronomi sahnesine güçlü çıkışlarından biri olarak öne çıkıyor. 4–7 Haziran 2026 tarihlerinde gerçekleşecek etkinlikte İspanya, Fransa, İtalya, Brezilya ve farklı ülkelerden şefler ile gastronomi profesyonelleri Çorum’da buluşacak. Açık ateş pişirme kültürü, kadim üretim teknikleri, sürdürülebilirlik, yerel ürünler ve gastronomik hafıza; paneller, deneyim alanları ve şef buluşmalarıyla farklı perspektiflerden ele alınacak. Açık Ateş, yalnızca bir etkinlik değil; Çorum’un gastronomi üzerinden dünyaya açılan yeni hikâyesinin güçlü başlangıçlarından biri olarak görülüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.