Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kültürel Miras

Kapsül Haber Ajansı - Kültürel Miras haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kültürel Miras haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye'nin Tasarım Hafızası Dijital Arşive Dönüşüyor Haber

Türkiye'nin Tasarım Hafızası Dijital Arşive Dönüşüyor

Tercüman ve Haliç Üniversitesi’nin iş birliğinde, sunuculuğunu Tercüman Yazı İşleri Müdürü Olcay Can Kaplan'ın üstlendiği seri, Türkiye'nin tasarım tarihine yalnızca akademik bir perspektiften değil; bizzat dönemin içinde yer almış bir ismin anlatımıyla ışık tutuyor. YouTube üzerinden yayınlanan beş bölümlük ilk seri, mimarlıktan endüstriyel tasarıma, Anadolu'nun üretim kültüründen Osmanlı sanayileşmesine ve Türkiye'nin otomotiv serüvenine uzanan geniş bir tarihsel yolculuk sunuyor. Yedi bölüm olarak planlanan podcast her Cuma günü tercüman.com ve Tercüman dijital kanallarında yayınlanıyor. Türkiye'nin Tasarım Belleği Kayıt Altına Alınıyor "Tasarımın Hafızası", yalnızca bir podcast değil; Türkiye'nin tasarım kültürünü gelecek kuşaklara aktarmayı hedefleyen sözlü tarih ve kültürel miras projesi niteliği taşıyor. Serinin ilk beş bölümünde; Türkiye'de endüstriyel tasarım eğitiminin kuruluş süreci,Anadolu'nun binlerce yıllık üretim ve tasarım kültürü,Osmanlı'nın sanayileşme vizyonu ve tasarım anlayışı,Türkiye otomotiv sanayisinin gelişim süreci ve Tofaş deneyimi,Camın Büyüsü ve Paşabahçe Serüveni Prof. Dr. Önder Küçükerman'ın birebir tanıklıklarıyla ele alınıyor. Her bölüm, yalnızca tarih anlatmıyor; tasarımın toplumsal hafıza, üretim kültürü ve medeniyet inşasındaki rolünü görünür kılıyor. Endüstriyel Tasarımın Kurucu Kuşağından Bir Tanıklık Prof. Dr. Önder Küçükerman, Türkiye'de endüstriyel tasarım disiplininin oluşumunda doğrudan rol üstlenmiş en önemli akademisyen ve araştırmacılar arasında yer alıyor. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'nde Sedad Hakkı Eldem'in öğrencisi ve asistanı olarak yetişen Küçükerman, 1971 yılında Türkiye'nin ilk Endüstri Tasarımı Bölümü'nün kuruluşunda görev aldı. Akademik yaşamı boyunca endüstriyel tasarım eğitiminin gelişmesine öncülük ederken; otomotiv, cam, seramik, mobilya ve sanayi üretimi üzerine yürüttüğü çalışmalarla tasarımın yalnızca estetik değil, kültürel ve ekonomik bir kalkınma aracı olduğunu ortaya koydu. Türkiye otomotiv sanayisinin gelişim süreçlerinde, özellikle Tofaş'ın tasarım ve ürün geliştirme çalışmalarında aktif görev alan Küçükerman; aynı zamanda Osmanlı sanayi tarihi, Beykoz Camları, Anadolu üretim kültürü ve geleneksel tasarım mirası üzerine yayımladığı çok sayıdaki kitap ve araştırmayla alanının en önemli referans isimlerinden biri olarak kabul ediliyor. Bugün yarım asrı aşan akademik birikimiyle, Türkiye'nin tasarım tarihini ilk elden anlatabilecek sayılı isimlerden biri olma özelliğini taşıyor. İlk Beş Bölüm Yayında Haliç Üniversitesi’nin destekleriyle hazırlanan ve beş bölümü yayınlanan serinin kalan iki bölümünde ise; Evimizin İçindeki Tarih: Türk Evi ve MobilyaGeleceği Tasarlamak: Yaratıcılığın Yeni Sınırları konuşulacak. "Tasarımın Hafızası", yalnızca tasarım profesyonellerine değil; mimarlık, sanat tarihi, kültürel miras, mühendislik, sanayi tarihi ve Türkiye'nin modernleşme süreciyle ilgilenen herkes için önemli bir başvuru kaynağı olmayı hedefliyor. Kültürel Bir Miras Projesi Günümüzde hızla dijitalleşen bilgi çağında, yaşayan hafızaların kayıt altına alınması her geçen gün daha büyük önem kazanıyor. "Tasarımın Hafızası", Prof. Dr. Önder Küçükerman'ın altmış yılı aşan bilgi birikimini gelecek kuşaklara aktarırken; Türkiye'nin tasarım kültürünü, üretim hafızasını ve sanayi tarihini belgelendiren kalıcı bir dijital arşiv oluşturmayı amaçlıyor. İlk beş bölümü tercüman.com ‘da yayınlanan seri, ilerleyen dönemlerde Türkiye'nin tasarım geçmişine ışık tutacak yeni söyleşiler ve tanıklıklarla büyümeye devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Uluslararası Gastronomi Film Festivali Kars’ta Başladı! Haber

Uluslararası Gastronomi Film Festivali Kars’ta Başladı!

Gastronomi ve Sinemanın Buluşması Kars’ta Festivalin ilk etkinliği öncesinde açılış konuşmasını gerçekleştiren Uluslararası Gastronomi Film Festivali (UGFF) Kurucu Direktörü Gülper Ergün, “Bu yola çıkarken, Anadolu'nun zengin kültürel mirasını gastronomi ekseninde sinemanın güçlü anlatım diliyle uluslararası arenaya taşıyıp, hak ettiği değeri dünya vitrininde buluşturmayı hedefledik. Tabii ki bu yolculuğu düşünürken en önemli lokasyonlarımızdan biri Kars'tı. Şu anda yakından keşfettiğimiz ve bulunduğumuz için çok mutlu olduğumuz bir lokasyondayız. Kars’ın katman katman bir kültürü ve kültürel mirası var. O yüzden bizim için çok anlamlı bir lokasyon. Buradan çok beslenerek gideceğimize inanıyoruz. Ve umuyoruz ki geçen nisan ayında Londra'da olduğu gibi Kars'ı değişik uluslararası lokasyonlarda da tanıtabilme şerefine nail oluruz.” dedi. İlk Gün Dolu Dolu Etkinliklerle Sürdü Festivalin ilk etkinliği olan “Gastro Sınıf: Mutfağın Vicdanı: Gastronomide Etik ve Sürdürülebilirlik”te Efe Çetin ve Yalçın İnam festival katılımcılarıyla buluştu. Efe Çetin, Kars gastronomisinin yalnızca kaz, gravyer ve diğer yöresel ürünlerden ibaret olmadığını, bu ürünlerin gerçek değerini doğru işleyen, doğru tanıtan ve hikâyesini misafirlere doğru şekilde aktaran şeflerin belirlediğini ifade etti. Çetin, Kars mutfağının en önemli unsurlarından birinin ise üreticilerin yıllara yayılan emeği, sabrı ve özverisi olduğunu vurguladı. Yalçın İnam ise festival fikrini ilk kez dört yıl önce duyduğunda büyük heyecan yaşadığını belirterek, "Festivalin birçok edisyonunda destekçi oldum. Kars'ta böyle bir organizasyonun hayata geçmesi için de elimden gelen katkıyı sundum. Kars'ı çok seviyorum ve böylesine kültürel bir etkinliği memleketimize kazandırmayı kendimize bir sorumluluk olarak gördük." dedi. Etkinliğin ardından UGFF Uluslararası Yarışma Kısa Belgesel Seçkisi kapsamında “Salyangozun Yolculuğu, The Table ve Agop'un Kazı” belgesellerinin gösterimleri gerçekleştirildi. Günün bir diğer etkinliği olan UGFF Söyleşisi “Ustalık, Zanaat ve Hikâye: Bir Yemeği Kültüre Dönüştüren Nedir?” kapsamında ise Derya Oruçoğlu’nun moderatörlüğünde Cüneyt Asan, Hazer Amani, Suat Yılmaz ve Süleyman Tarakçı festival katılımcılarıyla bir araya geldi. Etkinlikte konuşan Suat Yılmaz, “Babamı kaybettikten sonra, dokuz kardeşli bir ailenin en büyük erkek çocuğu olarak sorumluluğu üstlenmek zorunda kaldım; İstanbul'da mutfakta ve bulaşıkta başlayan yolculuğum, bugün Beylerbeyi ve Göztepe'de yaklaşık 22 yıldır hizmet veren iki restoranla devam ediyor. Biz yalnızca balık servis etmiyoruz; her tabağın bir hikaye taşıdığına inanıyor, Çıldır Gölü'nün balığını ve Kars'ın zengin gastronomi kültürünü misafirlerimizle buluşturmaktan büyük gurur duyuyoruz.” dedi. Cüneyt Asan ise “Her şey çocuklukta başlıyor. Hikayeniz yoksa hikaye olursunuz. Coğrafya kaderdir derler genel de değil mi? Aslında değiştirmezseniz kaderdir ama coğrafyanızı değiştirirseniz eğer kader olmaktan çıkar. Gerçek emektir, dünyanın en kutsal teri alın teridir. Yeterince koyduğunuzda hak olarak mutlaka size geri gelir. İşte bizdeki hikayede bu, biz mecburen hikaye yazmak zorunda olanlardanız. Bugün binlerce çocuk yetiştirdim, etle ilgili tüm devrimleri yaptım, sildim ve yeni baştan etin hikâyesini yazdım.” dedi. Hazer Amani de “Hayatınızda para harcayarak zengin olabileceğiniz tek şey tatil yapmak. Ama kültür tatili yapmak. Benim her yaptığım tatilde tamam bütün kazandığım parayı yaptığım bu tatillere, yaptığım bu gezilere ve seyahatlere harcadım. Ama her gittiğim ülkeden de her gittiğim şehirden de bir sürü şey kattım kendime. Onlar benim silahlarım oldu. Sırtımda onlara taşımaya başladım.” dedi. Süleyman Tarakçı ise “İnsanların yerleşik hayata geçtiği andan itibariyle yerine sahip çıkan, geliri koruyan, doğurgan olan ve yönetmen olan hep kadın oldu. Dolayısıyla yine bir bölge kalkınacaksa, yine bizim kadınımızın eliyle kalkınacağına inanıyorum. Yöresel mutfakların markalaşması ve sürdürülebilirliği, kültür emperyalizmine karşı bir dirençtir.” dedi. Kars’ta Söyleşilerle Dolu Bir Gün Festivalin ilk günü Singapurlu Mimar Kay Ngee Tan’ın gerçekleştirdiği “UGFF Söyleşi: Hikayeler Anlatan Mekanlar Tasarlamak” ile devam etti. Kay Ngee Tan, Kars’ta olmaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi. Orhan Pamuk’un Kar kitabını okuduğunu da belirten Tan, bundan yıllar önce Kars’ta Ani’ye geldiğini ve buranın doğal güzelliğinin kendisine birçok şey anlattığını söyledi. Tan, Singapur’un tarihi ve mimari yapısından örneklerle söz etti ve şu ana kadarki çalışmalara dair örnekler ile gelecek dönem planlarını aktardı. Tan ayrıca, mevcut olanı üzerinden değiştirip, kullanılabilir bir hale getirdiklerini söyledi. Festival, Taşkın Çağatay Yamen’in moderatörlüğünde Aliona Palazhchenko, Deniz Zeyrek’in katılımıyla gerçekleştirilen “UGFF Söyleşi: Sofradan Perdeye; Kars'ın Kültürel Hafızası” etkinliği ile sürdü. Aliona Palazhchenko, uzun süre önce Rusya’dan Türkiye’ye geldiğini ve Ankara’da yaşadığını belirtti. Palazhchenko, uzun yıllardır gazetecilik mesleğini devam ettirdiğini, Türkiye’de aynı zamanda kültür sanat alanına yöneldiğini belirtti. Kars’a ile ilgili de değerlendirmelerde bulunan Palazhchenko, yöresel lezzetlerle ilgili sürekli olarak yurt dışındaki arkadaşlarına bilgiler verdiğini ve bu lezzetleri aktardığını söyledi. Aliona Palazhchenko’dan sonra söz alan Deniz Zeyrek, “Benim aklımda sinemayla, yemek arasında bir bağlantı var. Her zaman bunu söylerim. Bir şehri tanımak istiyorsanız önce mutfağına bakın. Sonra hikayelerine bakın. O şehri daha iyi tanımak istiyorsanız yemeklerinin hikayesine bakın. Gerçekten de baktığımız zaman bizim kültürümüzde yemek sadece karın doyuran, açlığı gideren bir şey değil. Hepsi bir geçmişe, bir hikayesi ve bir anlamı var. İşte sinemada böyle bir şey.” dedi. Festivalde Sine Sınıf etkinlikleri kapsamında İnan Ercan’ın moderatörlüğünde, Ertuğrul Karslıoğlu, Faruk Hacıhafızoğlu ve Reis Çelik’in katılımlarıyla “Kars Filmleri Üzerine” etkinliği gerçekleştirildi. Etkinlikte konuşan Reis Çelik, “1973'ten beri belgesel yapmaya çalışıyorum. İlk yola çıktığım belgesellerin başında süregelen kültür geliyor. Kars geliyor. Neden Kars geliyor? Çünkü bir az önceki arkadaşlarımızın söylediği gibi bu coğrafya; tarihin, kültürün ve sanatın ciddi olarak birbirine geçtiği enteresan bir kent. Yani burada çekilen bütün filmlerin hepsi bana göre aynı zamanda belgesel.” dedi. Reis Çelik de Kars’ın çok farklı bir yapısının olduğunu vurguladı. Çelik, “Bana göre ki öyle de yemek kültürü, sanatı, müziği... Bir sadeleşme kültürü var burada. Çok şehirde rastlamayacağınız bir sadeleşme kültürü var. Bu kültürün bu kadar sadeleşmiş söylem konusunda da kendisini ifade etmek konusunda da Türkiye'den çok ayrılan bir özelliği var. Hikaye anlatma geleneği burada oldukça gelişmiş. Herhangi bir köylüde, herhangi bir sıradan bir insanda... Bir edebiyatçı gibi bakar olaya ve anlatmaya başlar. Biz tarlaya yoğurt götürüyorduk diye... Ne götürüyorsun diye sorduğun zaman... Evdeki olaydan başlar, yoğurdu oraya gelmesine... Gittiğinde neler olacağını hepsine çok güzel bir şekilde anlatır.” dedi. Faruk Hacıhafızoğlu ise: “Kars'ta film yapmak böyle bir şey oldu. Ama çok güzel oldu. Neden çok güzel oldu? Çünkü hiçbir şeyi esirgemedik Kars'ta. Yani Kars'ta 100 yıllık tarihin en azından ben 50 yıllık tarihime dair kimisinin ismini verdik, kimisinin türküsünü, kimisinin ezanını. Bir şehirde geçmişiyle beraber boşluk bıraktığımız bir şey kalmadı. O yüzden biz şehrin filmini yaptık. Hikayesini ona göre kurduk. Oyuncularda, şehrin kendisi bir karakter oldu. Çocukluk arkadaşlarım bir karakter oldu.” dedi. Festivalde ayrıca Rıza Sönmez’in yönetmenliğini üstlendiği "Orhan Pamuk'a Söylemeyin Kars'ta Çektiğim Filmde Kar Romanı da Var" filminin gösterimi yapıldı. Gösterim sonrasında Sönmez, festival katılımcılarının sorularını yanıtladı. Filmde 130’dan fazla Kars’tan insanın oynadığını vurgulayan Sönmez, filmin isminde reklamcılık kalıplarını kullandıklarını, Orhan Pamuk’un isminin geçmesinin filme büyük katkı sunduğunu söyledi. Sönmez ayrıca filmde, Orhan Pamuk’un Kar ve Masumiyet Müzesi romanlarına göndermeler olduğunu söyledi. Festivalde ilk gün, Stephen Chbosky yönetmenliğini üstlendiği Nonnas (Büyükanneler Restoranı) filminin açık hava gösterimiyle son buldu. Uluslararası Gastronomi Film Festivali’nde Heyecan Devam Ediyor! Festivalin ikinci günü Boğatepe’de devam edecek. Festivalde ikinci gün kültürel miras, eğitim ve sinemayı buluşturan etkinlikler gerçekleştirilecek. Müze açılışları, belgesel gösterimleri, yönetmen söyleşileri ve eğitim odaklı panellerle bölgenin tarihi ve kültürel birikimi farklı yönleriyle değerlendirilecek. Günün sonunda ise Kars Merkez’de düzenlenecek açık hava gösterimiyle sinemaseverler bir araya gelecek. Festivalin son gününde katılımcılar, Ani’de düzenlenecek kültürel gezi programında bir araya gelecek. Tarihi mirasın yerinde deneyimleneceği programla festival, Kars’ın tarihini, gastronomisini ve sinema kültürünü bir araya getiren bütüncül bir deneyimle sona erecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

 Uluslararası Gastronomi Film Festivali Kars’ta Başlıyor Haber

 Uluslararası Gastronomi Film Festivali Kars’ta Başlıyor

Uluslararası Gastronomi Film Festivali'nin Kars edisyonu, 10-12 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Festival, Gastro Sınıf ve Sine Sınıf etkinliklerinden UGFF söyleşilerine, Uluslararası Yarışma Kısa Belgesel Seçkisi gösterimlerinden açık hava film gösterimine, belgesel gösterimleri ve söyleşilere uzanan zengin bir etkinlik programına ev sahipliği yapacak. Uluslararası Gastronomi Film Festivali’nin Yeni Durağı “Kars” Urla, Londra ve Çeşme edisyonlarının ardından rotasını Kars'a çeviren Uluslararası Gastronomi Film Festivali, üç gün boyunca Kars Merkez, Boğatepe ve Ani'de sinema, gastronomi, kültürel miras ve eğitimi buluşturan zengin programıyla katılımcılarla buluşacak. Festivalin ilk günü Kars Merkez’de gerçekleştirilecek panel, söyleşi, belgesel ve film gösterimleriyle başlayacak. Sinema ve gastronomi ekseninde düzenlenecek etkinliklerde sürdürülebilirlik, kültürel miras, mekan tasarımı, yerel mutfak kültürü ve Kars’ın sinemadaki yeri farklı disiplinlerden isimlerin katılımıyla ele alınacak. Festivalin ikinci günü Boğatepe’de devam edecek programda kültürel miras, eğitim ve sinemayı buluşturan etkinlikler gerçekleştirilecek. Müze açılışları, belgesel gösterimleri, yönetmen söyleşileri ve eğitim odaklı panellerle bölgenin tarihi ve kültürel birikimi farklı yönleriyle değerlendirilecek. Günün sonunda ise Kars Merkez’de düzenlenecek açık hava gösterimiyle sinemaseverler bir araya gelecek. Festivalin son gününde katılımcılar, Ani’de düzenlenecek kültürel gezi programında bir araya gelecek. Tarihi mirasın yerinde deneyimleneceği programla festival, Kars’ın tarihini, gastronomisini ve sinema kültürünü bir araya getiren bütüncül bir deneyimle sona erecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Vakıf Katılım’a Brandverse Awards’tan Gümüş Ödül Haber

Vakıf Katılım’a Brandverse Awards’tan Gümüş Ödül

Vakıf Katılım, Türkiye’nin kültürel mirasının korunması ve gelecek nesillere aktarılması amacıyla hayata geçirdiği Vakıf Eserleri Envanter Projesi’yle Brandverse Awards 2026’nın “Sosyal Sorumluluk ve Sürdürülebilirlik / Kültür ve Sanat Projeleri” kategorisinde gümüş ödül aldı. Akademisyenler, sanat tarihçileri ve uzman ekiplerin katkılarıyla yürütülen çalışmalar kapsamında farklı şehirlerdeki vakıf eserleri; Türkçe ve İngilizce metinlerle kayıt altına alınırken detaylı saha araştırmaları, kapsamlı görsel kayıtlar ve akademik içeriklerle envanter hâline getiriliyor. “Projemiz, kültürel miras araştırmaları için bir kaynak niteliğinde.” Vakıf Katılım Genel Müdürü Mehmet Ali Akben, alınan ödüle ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Vakıf eserleri, geçmişten bugüne uzanan medeniyet hafızamızın, iyilik ve dayanışma anlayışımızın en kıymetli izlerini taşıyor. 2022 yılında Hatay’da başlattığımız projeyle bu köklü mirası bilimsel yöntemlerle belgelemeyi, korunmasına katkıda bulunmayı ve gelecek nesillere güvenilir bir başvuru kaynağı bırakmayı hedefledik. Bugüne kadar Hatay ve Konya’daki yüzlerce vakıf eserini kayıt altına alırken, Bursa ve Kütahya’daki çalışmalarımızı da tamamladık. Hazırladığımız envanter kitaplarının akademik çalışmalar, restorasyon süreçleri ve kültürel miras araştırmaları için nitelikli bir kaynak oluşturmasını önemsiyoruz. Projemizin somut biçimde takdir görmesi, bizler için büyük bir gurur kaynağı. Bu başarıyı tüm proje ekibimizin ortak gayretinin bir sonucu olarak görüyoruz. Vakıf Katılım olarak kültürel mirasımızı geleceğe taşıyan çalışmaları aynı titizlikle sürdürmeye devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Koç Üniversitesi, Uluslararası Bizans Araştırmacılarını Sempozyumda Bir Araya Getirdi Haber

Koç Üniversitesi, Uluslararası Bizans Araştırmacılarını Sempozyumda Bir Araya Getirdi

Yedinci Uluslararası Sevgi Gönül Bizans Araştırmaları Sempozyumu, Bizans Anadolu’sunun sınırlarını, komşuluk ilişkilerini ve kültürel dönüşüm süreçlerini disiplinlerarası bir yaklaşımla ele aldı. Dünyanın farklı ülkelerinden akademisyenleri İstanbul’da bir araya getiren sempozyumda, Bizans mirasına ilişkin güncel araştırmalar ve yeni bakış açıları tartışıldı. Koç Üniversitesi Sevgi Gönül Bizans Araştırmaları Merkezi (GABAM) tarafından düzenlenen Yedinci Uluslararası Sevgi Gönül Bizans Araştırmaları Sempozyumu, İstanbul’da gerçekleştirildi. “Mekânın Müzakeresi: Bizans Anadolu’sunda Sınırlar, Komşular ve Etkileşimler” temasıyla düzenlenen sempozyum, Bizans çalışmaları alanında dünyanın önde gelen araştırmacılarını bir araya getirdi. Koç Üniversitesi Sevgi Gönül Bizans Araştırmaları Merkezi (GABAM) Vekil Direktörü ve Koç Üniversitesi İnsani Bilimler ve Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Inge Uytterhoeven, açılış konuşmasında sempozyumun Bizans Anadolu'sunu sınırlar, komşuluk ilişkileri ve kültürel etkileşimler perspektifinden yeniden değerlendirmek için önemli bir platform sunduğunu vurguladı. Uytterhoeven, farklı disiplinlerden araştırmacıları bir araya getiren sempozyumun, Anadolu'nun çok katmanlı geçmişine ilişkin yeni bakış açılarını teşvik ettiğini belirtti. Sempozyumun açılış sunuşunu ise New York Metropolitan Müzesi Bizans Sanatı Küratörü Emerita Dr. Helen C. Evans yaptı. “Exploring Approaches to Byzantine Anatolia”, “Bizans Anadolu’suna Yaklaşımları Keşfetmek” başlıklı konuşmasında Evans, Bizans Anadolu'sunun yalnızca siyasi sınırlar üzerinden değil; ticaret, göç, kültürel etkileşimler ve farklı topluluklar arasındaki ilişkiler bağlamında değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Üç gün boyunca devam eden sempozyumda, Geç Antik ve Bizans Anadolu’sunun değişen sınırları, Bizans ile İslam ve Türk dünyası arasındaki ilişkiler, kültürel alışveriş süreçleri, kentler, mimari miras, kutsal mekânlar ve farklı topluluklar arasındaki etkileşimler çok yönlü bir bakış açısıyla ele alındı. Avrupa, Kuzey Amerika ve Türkiye’den akademisyenler; tarih, arkeoloji, sanat tarihi, mimarlık tarihi ve kültürel miras alanlarındaki güncel araştırmalarını paylaştı. Sempozyumda; Bilkent Üniversitesi’nden Doç. Dr. Luca Zavagno, Notre Dame Üniversitesi’nden Prof. Dr. Alexander Beihammer, Boğaziçi Üniversitesi’nden Doç. Dr. Koray Durak, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nden Prof. Dr. Murat Keçiş ve Prof. Dr. Turhan Kaçar, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden Doç. Dr. Pelin Yoncacı Arslan, Selanik Aristoteles Üniversitesi’nden Prof. Dr. Natalia Poulou, Avusturya Bilimler Akademisi’nden (ve bu yılın ANAMED kıdemli bursiyerlerinden) Dr. Rustam Shukurov, Hacettepe Üniversitesi’nden Prof. Dr. Elif Keser-Kayaalp, Koç Üniversitesi’nden Doç. Dr. Alessandra Ricci dahil olmak üzere dünyanın farklı üniversitelerinden çok sayıda araştırmacı sunum gerçekleştirdi. Sempozyumun kapanış konuşmasını Courtauld Sanat Enstitüsü’nden Prof. Dr. Anthony Eastmond yaptı. Kapanış oturumunda, Bizans Anadolu’suna yönelik araştırmaların geleceği, disiplinlerarası yaklaşımların önemi ve farklı coğrafyalar arasındaki kültürel ilişkilerin yeniden değerlendirilmesine yönelik yeni araştırma alanları ele alındı. Koç Üniversitesi ve Stavros Niarchos Vakfı’nın destekleriyle 2015 yılında kurulan GABAM, Türkiye’de Geç Antik ve Bizans sanatı tarihi, arkeolojisi ve kültürel miras alanlarında kurulan ilk bilimsel araştırma merkezi olma özelliğini taşıyor. Merkez, Geç Antik Çağ ve Bizans dönemlerine ilişkin araştırmaları destekleyerek uluslararası iş birliklerinin geliştirilmesine, akademik etkinliklerin düzenlenmesine ve Anadolu’nun çok katmanlı kültürel mirasının daha kapsamlı biçimde anlaşılmasına katkı sağlamayı sürdürüyor. Kültürel mirasın korunması ve Bizans araştırmalarının gelişmesine önemli katkılar sunan Sevgi Gönül’ün vizyonunu yaşatan Uluslararası Sevgi Gönül Bizans Araştırmaları Sempozyumu, yedinci kez düzenlenerek uluslararası akademik çevreleri İstanbul’da buluşturarak Geç Antik ve Bizans araştırmalarına yeni perspektifler kazandırdı. Sempozyum programı ve bildiri özetlerine https://sgsymposium.ku.edu.tr/ adresinden ulaşılabilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TİKA’dan Bangladeş’te Türkiye-Bangladeş Dostluğunu Güçlendiren Eğitim Projesi Haber

TİKA’dan Bangladeş’te Türkiye-Bangladeş Dostluğunu Güçlendiren Eğitim Projesi

Bangladeş’in başkenti Dakka’ya karayolu ile yaklaşık 4 saat mesafede bulunan Feni şehrinde yer alan Feni Atatürk Model Lisesi, 1939 yılından bu yana eğitim faaliyetlerini sürdürüyor. Yaklaşık 1000 öğrencinin eğitim gördüğü okul, Türkiye ile Bangladeş arasındaki tarihi dostluğun önemli sembollerinden biri olarak kabul ediliyor. Uzun yıllar boyunca hizmet veren okul binasında zaman içerisinde iklim koşulları ve yoğun kullanıma bağlı olarak yıpranmalar meydana gelmişti. Bu kapsamda TİKA tarafından okulun tadilat ve tefrişatı gerçekleştirilirken, zemin iyileştirme çalışmaları yapıldı, bahçe alanı yeniden düzenlendi ve kız öğrenciler için oyun alanı oluşturuldu. Ayrıca okul camisinin tadilatı tamamlanarak çeşitli alanlarda boya ve bakım çalışmaları gerçekleştirildi. Projenin açılış törenine TİKA Başkan Yardımcısı Dr. Ali Ercan, TİKA Personel ve Destek Hizmetleri Dairesi Başkanı Uğur Vanlıoğlu, yerel yöneticiler, okul yönetimi, öğretmenler, öğrenciler ve davetliler katıldı. Törende konuşan TİKA Başkan Yardımcısı Ercan, Feni Atatürk Model Lisesi’nin Türkiye ile Bangladeş arasındaki köklü dostluğun önemli bir simgesi olduğunu belirterek, TİKA’nın yalnızca fiziki yapıların yenilenmesine değil, eğitimin güçlendirilmesine ve insan kaynağının geliştirilmesine de büyük önem verdiğini ifade etti. Bangladeş’te 2014 yılından bu yana eğitim, sağlık, tarım ve kültürel miras alanlarında çok sayıda proje yürüttüklerini vurgulayan Ercan, iki ülke arasındaki iş birliğinin önümüzdeki dönemde de artarak devam edeceğini söyledi. Açılış programının ardından yenilenen okul binası ve proje kapsamında oluşturulan alanlar ziyaret edilerek incelemelerde bulunuldu. Öğretmenler ve öğrenciler, gerçekleştirilen çalışmaların eğitim ortamına önemli katkılar sağlayacağını belirterek TİKA’ya teşekkürlerini iletti. TİKA tarafından hayata geçirilen proje, eğitim altyapısının güçlendirilmesinin yanı sıra Türkiye ile Bangladeş arasındaki dostluk ve kardeşlik ilişkilerinin somut bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kars Yaşayan Miras Şöleni Tüm Coşkusuyla Başladı Haber

Kars Yaşayan Miras Şöleni Tüm Coşkusuyla Başladı

Zengin sanatsal ve kültürel birikimiyle Yaşayan Miras Şöleni'ne ev sahipliği yapan Kars'ta, Somut Olmayan Kültürel Miras Ulusal Envanteri'nde yer alan âşıklık geleneği, Köse, Kazkaz ve Farfarafilli oyunları, keçecilik, mey yapımcılığı ve icracılığı, geleneksel oyuncak yapımı, yağmur duası törenleri ve mani söyleme geleneği olmak üzere 9 unsur ile 60 Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı bulunuyor. 16 farklı ilden toplam 50 Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı ve sanatkârın katıldığı ve birçok sanat dalının tanıtıldığı etkinlik, Gazi Kars Bedesteni'nde sanatseverlerle buluşuyor. Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcılarına ve sanatseverlere ev sahipliği yapan, yaşayan mirasımızın parçası geleneksel el sanatlarımızı desteklemeyi, sanatları ve sanatçıları tanıtmayı ve bu eşsiz mirası gelecek kuşaklara aktarmayı amaçlayan “Kars Yaşayan Miras Şöleni” başladı. Gazi Kars Bedesteni'nde gerçekleşen açılış törenine; Kars Valisi Ziya Polat, AK Parti Kars Milletvekili Adem Çalkın, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdür Yardımcısı Dr. Serkan Emir Erkmen ve Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğü Halk Kültürü Dairesi Başkanı Pervin Oymak katıldı. Uygulamalı atölyeler, sergiler, konserler, gösteriler, ustalarla söyleşiler ve mahalli sanatçıların performanslarına ev sahipliği yapan şölen, Kars'ın kültürel ve sanatsal atmosferinin zenginleşmesine katkı sağlıyor. Serhat şehrimiz Kars'ta ikinci defa düzenlenen Yaşayan Miras Şöleni, ziyaretçilere el sanatlarının inceliklerini yakından deneyimleme ve yaşayan miras unsurlarıyla tanışma fırsatı sunuyor. Kars Valisi Ziya Polat; “Büyüklerimizden, ecdadımızdan aldığımız mirası, örfümüzü, adetimizi yarınlara aktaracak şehirdeyiz.” Kars Valisi Ziya Polat yaptığı açıklamada, “Sultan Alparslan Han'ın diyarından, Harakani Hazretleri'nin huzurunda, on binlerce şehidin memleketinde yaşayan miras, gerçekten hak ettiği şehirlerden birisinde. Gazi Kars'ta, Ruslara karşı yapılan savunmada verdiği mücadeleyle ilk gazilik unvanını alan şehirdeyiz. Kafkasya'ya açılan kapıdayız. Anadolu'ya açılan kapıdayız. İnşallah daha birçok kapıya açılacak bir şehirdeyiz. Büyüklerimizden, ecdadımızdan aldığımız mirası, örfümüzü, adetimizi yarınlara aktaracak şehirdeyiz. Gazi Kars'tayız, Serhat Kars'tayız. Kültür ve Turizm Bakanlığımızın yaşayan miras şöleni geçtiğimiz yıl buradan başlamıştı. Bu sene biraz öne aldık. Gazi Kars turizm'de bu sene rekorlar üzerine rekorlar kırıyor. 650.000’in üzerinde misafirimizi bu şehir ağırladı. Bu insanlar bu şehre boşuna gelmiyor. Bu şehrin tarihiyle, kültürüyle mirasına geliyor. Bu şehir özel bir şehir. Ani yurdu. Türklerin ilk yurdu. On binlerce şehidimiz Sarıkamış'ta. Bu yurdu emanet ettikleri nesil, gelecek nesil burada. Biz de üzerimize düşen görevi hak ettiği gibi aldığımız emaneti yarınlara aktarmakla görevliyiz. Bu vesileyle Kültür ve Turizm Bakanlığımıza çok çok teşekkür ediyorum” diyerek konuşmasını sonlandırdı. “Kars; her köşesinde bir maneviyat, tarihi bir birikim, kültür ve medeniyet izi taşıyan bir şehirdir” AK Parti Kars Milletvekili Adem Çalkın konuşmasında, “Bizler Kars’ta yaşıyoruz. Kars; her köşesinde bir maneviyat, tarihi bir birikim, kültür ve medeniyet izi taşıyan bir şehirdir. Bu programın tam anlamını ve manasını bulduğu topraklarda, Serhat Kars’ta, Gazi Kars’ta hep birlikteyiz. Biraz önce Halk Kültürü Daire Başkanımız Pervin Oymak bana çok kıymetli bir anekdot aktardı. Hakikaten çok değerliydi: ‘Ülkeler sınırlarını savaşlarla genişletebilir ama kültürlerini savaşla var edemezler.’ Dolayısıyla bizler kültürümüzü ve medeniyetimizi yaşattığımız sürece ülkemizi ve vatanımızı da yaşatmış olacağız. Bu anlamda şehir olarak çok şanslıyız. Biz, Kafkasya’nın Anadolu’ya açılan serhat şehriyiz. Burada Karapapak Türkleri, Ahıska Türkleri, Azerbaycan Türkleri, Kürtler ve Türkmenler olarak hepimizin ayrı bir kültürü, ayrı bir anlayışı var. Bu çeşitlilik ve birliktelik de şehrimizi güzelleştiriyor. Bizim düğünlerimizde tek bir ezgi değil, farklı farklı ezgiler çalınır. Sofralarımızda tek bir kültürün değil, Kafkasya’nın ve Anadolu’nun ortak kültürü yer alır. Bizler Ani gibi bir mirası taşıyoruz. Burada Selçuklu’nun ve Osmanlı’nın mirasına sahip çıkıyoruz. Ebul Hasan-ı Harakani Hazretleri gibi bir zatın mirasını taşıyoruz ve bu mirası yaşatmak zorundayız. Çocuklarımızla, gençlerimizle; soframızdan düğünlerimize, halaylarımızdan nakışlarımıza kadar her alanda bu değerleri devam ettirmek durumundayız.” ifadelerini kullandı. “16 ilden gelen 50 sanatçı ile burada bir arada olacağız” Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdür Yardımcısı Dr. Serkan Emir Erkmen yaptığı açıklamada, “Bizleri biz yapan değerler olan somut olmayan kültürel mirasımızı yaşatmak, desteklemek, sanatçılar arası ilişkileri geliştirmek, somut olmayan kültürel mirasımıza ilişkin farkındalığı ve görünürlüğü artırmak amacıyla gerçekleştirdiğimiz Yaşayan Miras Şöleni vesilesiyle Kars'ta sizlerle yeniden bir arada olmanın gururunu ve mutluluğunu yaşıyorum. Üç gün boyunca; iğne oyasından ahşap oyuncağa, tar yapımından sedefkârlığa kadar çeşitli sanat dallarından, 16 ilden gelen 50 sanatçı ile burada bir arada olacağız. Gençler, çocuklar ve yetişkinler geleneksel sanatlarımızı burada deneyimleme ve görme fırsatı bulacaklar. Geleneksel Türk tiyatromuzun önemli unsurlarından olan Karagöz ve kukla gösterileri gerçekleştirilecek, hat ve ebru sergileri açılacak. Aynı zamanda şölenimizin coşkusunu artıracak konserler de düzenlenecek. Biz Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak yaşayan mirasımızı korumak ve gelecek kuşaklara aktarmak için elimizden geleni yapıyoruz.” diye konuştu. Protokol ve beraberindeki heyet açılış töreninin ardından El Sanatları Stantlarında sanatçıların performanslarını izleyip Geleneksel Çocuk Oyunları Alanı ve Türk Süsleme Sanatları Sergileri’nin açılışına katıldı. GEÇMİŞTEN GELECEĞE SANATLA DOLU ŞÖLEN Geleneksel okçuluk gösterisi, Halk Oyunları gösterisi ve tulum icrası performansı ile başlayan ve zengin sanatsal ve kültürel birikimiyle Yaşayan Miras Şöleni’ne ikinci defa ev sahipliği yapan Kars’ta İğne Oyacılığı, Ahşap Oyuncak Yapımı, Ahşap Baskı / Yazmacılık, Lüle Taşı İşleme, Rize Bezi Dokuma, Tespih Yapımı, Cam Altı, Bağlama ve Tar Yapımı, Siirt Battaniyesi Dokuma, Ahşap İşleri, Gümüş ve Oltu Taşı İşleme, Baston Yapımı, Çinicilik, Karabağ Kilimi Dokuma, Kırkyama, Telkâri, Bıçakçılık, Naht, Bitkisel Örücülük, Tel Kırma, Cam İşleri, Deri İşleme, Kazaziye, Sedefkârlık, Mücevher Sâdekârlığı gibi geleneksel el sanatlarımızın usta temsilcileri, Gazi Kars Bedesteni’de kendileri için hazırlanan stantlarda eserlerini tanıtıyor. Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcılarının gerçekleştirdiği çeşitli etkinliklerin de yer aldığı Şölen’de Atakan Berk Epruzoğlu Halk Müziği dinletisiyle Karslılarla biraraya gelirken, Türk Süsleme Sanatları Sergileri kapsamında Biz Ebru Atölyesi sanatçılarının Ebru Sergisi, Suna Gözüm’ün Mozaik Sergisi ile Yasemin Yurtkuran'ın Hüsn-i Hat Sergisi'de sanatseverlerle buluşuyor. Gazi Kars Bedesteni’nde gerçekleşen şölende, çocuklara yönelik etkinlikler kapsamında; Karagöz sanatçısı Yılmaz Karakuzu’nun Karagöz Gösterisi, Kukla sanatçısı Oğuzhan Vartolioğlu’nun Kukla gösterisi minik ziyaretçilere keyifli anlar yaşatarak onları geleneksel çocuk oyunlarıyla tanıştırıyor. Ayrıca oluşturulan çocuk oyun alanlarında Mangala, Topaç Çevirme, Seksek, Dokuztaş gibi geleneksel çocuk oyunları minik ziyaretçilerle buluşuyor. Şölen kapsamında Cumhuriyet Meydanında (Şehir Stadyumu Yanı) Şahin Atabay ve saz arkadaşları sazın sözün buluştuğu türkü dinletisiyle sanatseverlerle bir araya geldi. Ülkemizin tanınmış sanatçılarından Ekin Uzunlar ücretsiz halk konseriyle 12 Haziran Cuma akşamı Karslılarla buluşacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

20. Yaşama Değer Katanlar Ödülleri Sahiplerini Buldu! Haber

20. Yaşama Değer Katanlar Ödülleri Sahiplerini Buldu!

Bilimden sanata, diplomasiden sivil topluma, yerel yönetimlerden ekonomiye kadar ürettikleri projelerle toplumsal dönüşüme öncülük eden ve geleceğe ilham veren isimler, Areks Kimya'nın ana sponsorluğunda düzenlenen görkemli gecede onurlandırıldı. İş, diplomasi, cemiyet ve sanat dünyasını bir araya getiren görkemli geceye uluslararası katılım da üst düzeydeydi. Törende; Kuzey Makedonya Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu İdris Fazlioski, Kosova Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Suzan Novoberdaliu, Arnavutluk Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Armand Shandro, Karadağ İstanbul Başkonsolosu Branislav Karadžić, Hırvatistan Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Ivana Zerec, Bulgaristan İstanbul Konsolosu Toşhko Tomov, Edirne Karadağ Fahri Konsolosu Naser Alim, Romanya İstanbul Konsolosu Valentine Macec ve Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (KEİ) Nezdinde Ermenistan Daimi Temsilcisi Büyükelçi Nairi Petrossian diplomatik misyon temsilcileri olarak yer aldı. Ekonomi ve iş dünyasının lider isimlerinin de yoğun ilgi gösterdiği gecede; Erdem Holding Yönetim Kurulu Başkanı Zeynel Abidin Erdem, Dedeman Hotelleri Yönetim Kurulu Üyesi Banu Dedeman, Jolly Tur Yönetim Kurulu Başkanı Mete Vardar, Altınbaş Holding Yönetim Kurulu Başkanı İmam Altınbaş, organizasyonun ana destekçisi Areks Kimya Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kılıç, Anikya Çini Yönetim Kurulu Başkanı Sevinç Öztürk, ALDO Grup Yönetim Kurulu Başkanı Ali Doğan ve Reis Gıda Yönetim Kurulu Üyesi Işılay Reis'in yanı sıra medya ve sanat dünyasının önde gelen pek çok seçkin ismi de davetliler arasındaydı "Yarının Dünyasını Şekillendiren En Büyük Güç, Yaşama Katılan Değerdir" Törenin açılışında, organizasyonun çeyrek asra yaklaşan kurumsal hafızasına ve yarattığı toplumsal etkiye dikkat çeken Prestige Uluslararası İlişkileri Geliştirme Platformu Başkanı Mehmet Gözcü, konuşmasında şu güçlü mesajlara yer verdi: "Prestige Platformu olarak, tam 20 yıldır köklü bir gelenekle iş dünyasından bilime, sanattan diplomasiye kadar çok geniş bir yelpazede, insanlık ve ülkemiz adına sürdürülebilir değer yaratan adımları desteklemekten büyük bir gurur duyuyoruz. Bu gece burada sadece başarıları ödüllendirmiyoruz; geçmişin kazanımlarını kurumsal bir hafıza olarak yarının vizyonuna taşıyoruz. Ürettikleri projelerle toplumsal ve ekonomik kalkınmaya katkı sağlayan, cesaretleri ve emekleriyle yaşama değer katan tüm paydaşlarımıza, ödül sahiplerimize ve bu vizyona ortak olan kıymetli konuklarımıza şükranlarımı sunuyorum." Platformun Türkiye ile Balkan ülkeleri arasında kültürel ve ekonomik iş birliklerinin geliştirilmesine yönelik çalışmalar da yürüttüğünü belirten Gözcü, bu kapsamda çok sayıda uluslararası etkinlik gerçekleştirdiklerini söyledi. Yaşama Değer Katan Ödülleri'nin de ülkeler arasındaki dostluk ve iş birliğinin güçlenmesine katkı sunduğunu ifade eden Gözcü, platform olarak konsolosluklar, odalar, organize sanayi bölgeleri ve federasyonlarla hayata geçirdikleri projelerle bölgesel iş birliklerini desteklemeyi sürdürdüklerini vurguladı. İlham Veren Başarılar: 20. Yaşama Değer Katanlar Ödül Sahipleri Jüri değerlendirmesi sonucunda, Türkiye'nin ve dünyanın geleceğine yön veren, kendi alanlarında çığır açmış çalışmalarıyla ödüle layık görülen isimler şu şekilde: SANAT: Prof. Dr. Cihat Aşkın (Keman Virtüözü, Besteci ve Akademisyen) EDEBİYAT VE YAZIN DÜNYASI: Sadık Usta (Tarihçi, Yazar, Çevirmen) BİLİM: Prof. Dr. Derya Unutmaz (The Jackson Laboratory / İmmünoloji ve Yaşlanma Araştırmaları) TEKNOLOJİ: Erol Bilecik (Index Grup Şirketleri Yönetim Kurulu Başkanı) TURİZM: Hüseyin Gazi Coşan (İBB Turizm Müdürü) YEREL YÖNETİM: Abdullah Özyiğit (Mersin Yenişehir Belediye Başkanı) EKONOMİ: Vahap Munyar (Ekonomi Gazetecisi) TOPLUMSAL FARKINDALIK: Ezgi Gözeger (Televizyon Sunucusu ve Haber Spikeri) SİVİL TOPLUM: Mürteza Sulooca (Yeni Balkan Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni) ÇEVRE BİLİNCİ: Didem Eryar Ünlü (Sürdürülebilirlik Editörü) KADIN HAKLARI: Prof. Dr. Fatmagül Berktay (Siyaset Bilimci ve Yazar) ÇOCUK HAKLARI: Mine Ekinci (KODA - Köy Okulları Değişim Ağı Kurucusu ve Genel Koordinatörü) EĞİTİME KATKI: Mirkan Aydın (Nesibe Aydın Okulları Başkan V.) KÜLTÜR: Prof. Dr. Nurettin Arslan (Assos Antik Kenti Kazı Heyeti Başkanı) YILIN DİPLOMATI: Armand Shandro (Arnavutluk Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu) ENGELLİ HAKLARI: Kerim Altınok & Selim Altınok (Hukukçu, Engelli Hakları Savunucusu) HAYVAN HAKLARI: Prof. Dr. Hüseyin Hatemi (Hayvan Hakları Savunucusu, Yazar) GENÇLERİN SEÇİMİ ÖDÜLÜ: Muhammed Ali Taştan (MEF Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Öğrencisi- Girişimci) Kültürel Miras ve Edebi Dokunuş Gece kapsamında, Anadolu'nun en köklü kültürel miraslarından biri olan İznik çini sanatından ilham alınarak Anikya İznik Çini tarafından özel olarak tasarlanan ödüller sahipleriyle buluştu. Kültürel bağların vurgulandığı gecede ayrıca, Ali Doğan'ın büyük beğeni toplayan "Sabırla Akan Bir Ömür" adlı eseri; organizasyona katkı sunan jüri üyelerine, destekçilere ve protokol konuklarına anlamlı bir anı hediyesi olarak takdim edildi. Ödül Tarihinde Bir İlk Yaşama Değer Katanlar Ödülleri kapsamında bu yıl bir ilke daha imza atıldı. Ödül değerlendirme süreci ilk kez jüri sınırlarının dışına taşınarak gençlerin vizyonuna ve beğenisine açıldı. MEF Üniversitesi öğrencilerinin oylarıyla belirlenen "MEF Özel Ödülü", MEFTEKMER bünyesinde geliştirdikleri başarılı projelerle dikkat çeken öğrenci girişimi Professional Twin'e verildi. Bu anlamlı ödül, gençlerin dinamik bakış açısının ödül programına dahil edildiği ilk uygulama olarak organizasyon tarihindeki yerini aldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nâzım Hikmet Nilüfer’de Anıldı Haber

Nâzım Hikmet Nilüfer’de Anıldı

Nilüfer Belediyesi ve Nilüfer Kent Konseyi, Nâzım Hikmet Ran’ın ölümünün 63’nci yıl dönümünde Beşevler Mahallesi’ndeki Nâzım Hikmet Çınarlığı’nda anma programı düzenledi. Anma etkinliğine Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ile eşi Nuray Özdemir, Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Mustafa Berkay Aydın, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları ve vatandaşlar katıldı. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir yaptığı konuşmada, Nâzım Hikmet’in herkesin hayatına dokunmuş bir yazar olduğunu söyledi. Nâzım Hikmet’in mücadeleci bir ruha sahip olduğunu anlatan Başkan Şadi Özdemir, “Hayatının önemli bir kısmını hapiste geçirmiş, bir kısmını da sürgünde geçirmiş bir şair olarak hiçbir zaman kendisiyle ilgili bir isyanını ben okumadım. Hep hasretini, mücadeleyi öne çıkarmış bir şair. Her zaman nerede olursa olsun, hep umutlu olmayı, mücadeleci olmayı öne çıkarmış bir şair” dedi. “BURSA CEZAEVİ MÜZE OLABİLİRDİ” Nâzım Hikmet’in Bursa cezaevinde yatmış olmasının ayrıca bir anlamı olduğunu dile getiren Başkan Şadi Özdemir, “Şehirler aslında hikayeleriyle markalaşır, değerleriyle markalaşır ve biz Bursa Cezaevi’ni koruyamadık doğrusu. Orhan Kemal, İbrahim Balaban, Deniz Gezmiş, Cihan Alptekin buralarda yatmış. Hem kültürel miras açısından hem de somut olmayan kültürel mirası açısından çok kıymetli bir yerimiz olmasına rağmen cezaevini koruyamadık ne yazık ki. Oysaki bugün orası bir müze olsaydı ben inanıyorum ki her gün binlerce insan başka şehirlerden gelip Nâzım’ın yattığı yeri görmek isterdi. Ama ne yazık ki o elimizden alındı” dedi. “İYİ BİR GÖZLEMCİYDİ” Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Mustafa Berkay Aydın, Nâzım Hikmet’in Bursa ile anılmış şair ve yazar olduğunu söyledi. Yazarın Bursa’dan birçok eseri olduğunu belirten Aydın, “Nâzım, uluslararası anlamda da çok önemli bir şair. Çok iyi de bir gözlemci. Ülkeyi samimi bir şekilde anlayan, anlatan, bir yandan eleştirel bakan birisi. Kendi asrının hakkını vermiş bir isim” dedi. “ŞİİRLERİ, MISRALARI YAŞIYOR” Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Emre Karagöz ise, Nâzım Hikmet’in umudun ve mücadelenin şairi olduğunu söyleyerek, “Emeğin şairi Hasan Hüseyin Korkmazgil, ‘Haziran’da ölmek zor’ demişti. 3 Haziran 1963’te kaybettik ustayı ama o günden beri hala onun şiirleri, mısraları yaşıyor. İnsanların hayatlarında yaşıyor ve aşkta yaşıyor. O yüzden Nâzım Hikmet yaşadıkça, umudumuz yaşadıkça, mücadelemiz yaşadıkça, özgür yarınlara hep ulaşma umudumuz var” dedi. Konuşmaların ardından Halil İbrahim Özcan’ın moderatörlüğünde; Şafak Baba Pala ve Güney Özkılınç’ın anlatımlarıyla bir söyleşi gerçekleştirildi. Halil İbrahim Özcan konuşmasında, Nâzım Hikmet’in evrensel bir şair olduğunu vurguladı. Güney Özkılınç ise Nâzım Hikmet’in toplumsal etkisi ile dönüştürücü rolü olduğunu ve halk tarafından sahiplenildiğini söyledi. Nâzım Hikmet’in hayatından kısa anekdotlar anlatan Özkılınç, resim yaparken kullandığı bazı gereçleri bulduklarını ve Bursa Kent Müzesi’ne kazandırıldığını söyledi. Şafak Baba Pala ise yazarın Bursa ile ilgili yazdığı şiirler ve metinler üzerinden konuşarak, Nâzım Hikmet’in Bursa ile olan bağını anlattı. Nilüfer Kent Tiyatrosu oyuncuları da Nâzım Hikmet’in şiirlerini seslendirirken, B&B Celo Duo grubu da müzik dinletisi sundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.