Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kültürel Miras

Kapsül Haber Ajansı - Kültürel Miras haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kültürel Miras haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Antalya Kültür Yolu Festivali’nin İlk Gününde Kültür Ve Sanat Şehri Sardı Haber

Antalya Kültür Yolu Festivali’nin İlk Gününde Kültür Ve Sanat Şehri Sardı

Antalya Kültür Yolu Festivali, ilk gününde her yaştan ziyaretçiye hitap eden etkinliklerle başladı. Tarihi mekanlardan kültür merkezlerine, müzelerden açık hava etkinlik alanlarına uzanan programda; geleneksel sanatlar, bale, sinema, fotoğraf ve çocuk etkinlikleri ön plana çıktı. ANTALYA’NIN KÜLTÜREL MİRASI SANATSEVERLERLE BULUŞTU Festivalin ilk gününde Türkan Şoray Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen “Yaşayan Miras Söyleşisi: Düğmeli Mimarinin İzinde” programında, Antalya’nın Akseki ve İbradı ilçeleriyle özdeşleşen geleneksel düğmeli evler ele alındı. Özellikle Ormana ve Ürünlü yerleşimlerinde görülen, çivi, harç ve çimento kullanılmadan inşa edilen yapıların mimari özellikleri ile kuşaktan kuşağa aktarılan ustalık bilgisi katılımcılarla paylaşıldı. Aynı merkezde gerçekleştirilen “Antalya Ressam Joan Miro ile Renkleniyor” atölyesinde ise çocuklar, ünlü ressam Joan Miro’nun eserlerinden ilham alan çizimleri Antalya temasıyla buluşturdu. Katılımcılar, kendilerine sunulan illüstrasyonları hayal güçleri doğrultusunda renklendirerek özgün çalışmalar oluşturdu. Türkan Şoray Kültür Merkezi’nde ziyarete açılan “Yaşayan Miras: Antalya” sergisi de geleneksel sanat ve zanaat örneklerini ziyaretçilerle buluşturdu. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı olarak tanınan ustaların eserlerinin yer aldığı sergi, Antalya’nın köklü el sanatları geleneğine ışık tuttu. Acapella Sanat Evi tarafından hazırlanan “Renkler Portreler ile Buluşuyor” etkinliği de resim sanatının farklı ifade biçimlerini sanatseverlerle bir araya getirdi. “ANNA KARENİNA” ANTALYA’DA SAHNELENDİ Festivalin ilk gününde Antalya Devlet Opera ve Balesi tarafından sahnelenen “Anna Karenina”, Haşim İşcan Kültür Merkezi’nde sanatseverlerle buluştu. Lev Tolstoy’un dünya edebiyatına kazandırdığı aynı adlı eserinden uyarlanan ve koreografisini Young Soon Hue’nun üstlendiği bale, 19. yüzyıl Rusya’sında aşk, sadakat, tutku ve kıskançlık arasında şekillenen trajik bir hikâyeyi sahneye taşıdı. Tchaikovsky, Puccini ve Prokofiev’in eserlerinden oluşan müzikler eşliğinde sahnelenen yapım, festivalin ilk gününün öne çıkan sanat etkinliklerinden biri oldu. ASPENDOS’UN TARİHİ MİRASI YERİNDE KEŞFEDİLDİ Antalya Kültür Yolu Festivali kapsamında düzenlenen Aspendos Kazıları Gezisi, katılımcıları antik kentin binlerce yıllık geçmişiyle buluşturdu. Kazı Başkanlığı anlatımı eşliğinde gerçekleştirilen gezide, Aspendos Antik Tiyatrosu ve akropoldeki anıtsal yapıların mimari özellikleri, kullanım amaçları ve antik kent yaşamındaki yerleri ele alındı. Son yıllarda yürütülen arkeolojik kazılarda gün yüzüne çıkarılan yapılar tanıtılarak kültürel mirasın korunmasına yönelik çalışmalar hakkında bilgi paylaşıldı. GELENEKSEL SANATLAR ATÖLYELERDE YAŞATILDI Festivalin ilk gününde düzenlenen geleneksel sanat atölyeleri, katılımcılara farklı üretim tekniklerini deneyimleme fırsatı sundu. Türkan Şoray Kültür Merkezi’nde Emel Mülayim eşliğinde gerçekleştirilen Çömlek Torna Atölyesi'nde çocuklar ve yetişkinler, kilin çömlekçi çarkında şekillendirilmesi ve geleneksel çömlekçilik teknikleri hakkında bilgi edindi. Aynı merkezde düzenlenen Çömlek Yüzeyine Astar Dekor Uygulama Atölyesi'nde ise seramik yüzeylerin süslenmesinde kullanılan geleneksel astar ve dekor yöntemleri katılımcılara tanıtıldı. Tekelioğlu İl Halk Kütüphanesi’nde Aslıhan Ünlü Koşar tarafından gerçekleştirilen “Paleolitik Çağda İlerleme” atölyesinde de katılımcılar, insanlığın tarih öncesi dönemlerinden hareketle gelişim ve değişim kavramlarını ele aldı. SİNEMA VE FOTOĞRAF ETKİNLİKLERİ İLGİ GÖRDÜ Festival kapsamında Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirilen FotoMaraton Antalya ve FotoMaraton Çocuk etkinlikleri, amatör ve profesyonel fotoğraf meraklıları ile çocukları bir araya getirdi. Katılımcılar, Antalya’nın tarihi dokusunu, doğal güzelliklerini ve kültürel değerlerini kendi objektiflerinden görüntüledi. Etkinlik kapsamında çekilen fotoğraflar jüri değerlendirmesine sunulmak üzere dijital ortamda toplandı. Koç Üniversitesi Suna & İnan Kıraç Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Merkezi’nde düzenlenen “No Date, No Signature: Suç, Hakikat ve İnsanın Ahlaki Sınırları Üzerine Bir Film Okuması” etkinliğinde ise İran sinemasının dikkat çeken yapımlarından No Date, No Signature ele alındı. Spoiler Serbest Film Kulübü tarafından gerçekleştirilen programda filmin anlatı yapısı ve karakterleri üzerinden vicdan, suçluluk, sorumluluk ve adalet kavramları değerlendirildi. ÇOCUKLAR FESTİVALİN İLK GÜNÜNDE EĞLENCEYLE BULUŞTU Antalya Kültür Yolu Festivali kapsamında Konyaaltı Beach Park’ta kurulan Çocuk Köyü, festivalin ilk gününde çocuklara yönelik etkinliklere ev sahipliği yaptı. Çocuk Köyü’nde gerçekleştirilen Karaoke Karavan etkinliğinde minik katılımcılar, sevdikleri şarkıları seslendirerek müzik dolu anlar yaşadı. TÜRSAK Vakfı tarafından bu yıl 22’ncisi düzenlenen Çocuk Filmleri Festivali de Antalya Kültür Yolu Festivali kapsamında çocuklarla buluştu. Paribu Cineverse Antalya Migros AVM’de düzenlenen ücretsiz film gösterimlerinin yanı sıra yaratıcı yazarlık, film okuma, yaratıcı drama, kukla, kâğıt tiyatrosu ve bilinçli nefes atölyeleriyle çocuklara farklı etkinlik seçenekleri sunuldu. Antalya Kültür Yolu Festivali, 8 Kasım’a kadar kentin farklı noktalarında gerçekleştirilecek konserler, sergiler, sahne sanatları, söyleşiler, atölyeler ve çocuk etkinlikleriyle kültür ve sanat coşkusunu sürdürecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bakan Ersoy: “Antalya Turizmini 12 Aya Yayacak Yeni Bir Adım Atıyoruz” Haber

Bakan Ersoy: “Antalya Turizmini 12 Aya Yayacak Yeni Bir Adım Atıyoruz”

Türkiye turizminin göz bebeği Antalya, 9 gün boyunca konserlerden sergilere, opera ve baleden geleneksel sanatlara uzanan geniş bir programla Türkiye Kültür Yolu Festivali’ne ev sahipliği yapacak. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Antalya Kültür Yolu Festivali’nin açılışını gerçekleştirerek festival programını, kentte tamamlanan ve devam eden yatırımları ve Antalya turizminin geleceğine ilişkin yeni projeleri açıkladı. Bu yıl dördüncüsü düzenlenen festivalin açılışında Antalya Valisi Hulusi Şahin, AK Parti Antalya milletvekilleri Kemal Çelik, Mustafa Köse, İbrahim Ethem Taş ve Tuba Vural Çokal katıldı. Antalya’nın kültür ve sanatı, bilgi ve eğlenceyi, geleneksel ile evrenseli bir arada sunan Türkiye Kültür Yolu Festivali çatısı altında yeniden buluştuğunu belirten Bakan Ersoy, organizasyonun dünyanın en kapsamlı, en geniş katılımlı ve en çok ilgi gören festivallerinden biri hâline geldiğini söyledi. Türkiye’ye kazandırdıkları festival markasını bu yıl 26 şehre taşıdıklarını, yaklaşık 8 ay süren kültür ve sanat programının gelecek yıl 32 ile ulaşacağını açıklayan Ersoy, festivalin her yaş ve kesimden insanı bir araya getirirken iç turizm hareketine ve yerel ekonomilere katkı sağlamaya devam edeceğini vurguladı. Antalya’da 440 Etkinlik, 60’ın Üzerinde Lezzet Durağı Antalya’daki festivalin kapsamına ilişkin Ersoy şu ifadeleri kullandı: “Antalya için 40’tan fazla mekânda 440’tan fazla etkinlik düzenleyeceğiz. Ayrıca 85 lezzet durağı belirledik. Akdeniz mutfağı içerisinde, yörük kültürünün güçlü etkisiyle kendine özel bir yer edinen Türk mutfağının lezzet farkını damakların deneyimine sunacağız.” Festivalin ana sahnesinin Konyaaltı Beach Park’ta kurulacağını belirten Bakan Ersoy, Simge, Poizi, Sefo, Gökhan Türkmen, Ebru Yaşar, Demet Akalın ve Hakan Altun’un konserleriyle müzikseverlerin buluşacağını söyledi. Sahne sanatları programında ise sadakat, tutku ve kıskançlıkla örülü bir hayat mücadelesini anlatan Anna Karenina ile doğayı ve aşkı konu alan metinleriyle Carmina Burana eserlerinin bale yorumlarının sanatseverlerle buluşacağını belirten Ersoy, Attila operasında da tarih ve medeniyetleri şekillendiren bir fatihin gölgesinde yeni bir şehrin doğuşunun sahneye taşınacağını ifade etti. Festival kapsamındaki sergilere de değinen Ersoy, Osmanlı’nın Mukaddes Emanetleri sergisinde kutsal emanetler, Kâbe örtüleri ve Kur’an-ı Kerim nüshaları üzerinden Osmanlı’nın manevi dünyasına özel bir kapı aralanacağını belirtti. Antalya’nın Yaşayan Mirası Ustaların Ellerinde Hayat Bulacak Yaşayan Miras Antalya sergisinde geleneksel değerlerin ve Türk kültürünün sanata yansıyan uygulamalarının ziyaretçilere sunulacağını belirten Bakan Ersoy, Bakanlık tarafından Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı olarak tanınan ustaların eserlerinin sergileneceğini açıkladı. Telkari, cam ve ahşap işleri, kilim ve halı dokuma, çömlekçilik, çinicilik, keçe, ebru, tezhip ve minyatür gibi geleneksel sanatların festivalde yer alacağını belirten Ersoy, ziyaretçilerin yalnızca sanat eserlerini değil, asırlardır aktarılan bilgi, beceri, algı ve anlayışı da deneyimleyebileceğini söyledi. Yaşayan Miras programında atölyelerin, kısa film gösterimlerinin ve Düğmeli Evler üzerine bir söyleşinin düzenleneceğini aktaran Ersoy, festivalin geleneksel değerlerin anlatılmasına, yaşatılmasına ve korunmasına katkı sunacağını ifade etti. Sanatseverleri Üç Ressam sergisine de davet eden Bakan Ersoy, Mustafa Taviloğlu’nun koleksiyonundan Alaeddin Aksoy, Mehmet Güleryüz ve Komet’in farklı sanat yaklaşımlarını buluşturan eserlerin ziyaretçilere sunulacağını belirtti.Taviloğlu’nun sanat tutkusuyla oluşan bu koleksiyonun zengin bir sanat deneyimi sunduğunu vurguladı. Antalya’nın Lezzetleri Toroslar’dan Akdeniz Kıyılarına Taşınacak Gastronomiyi büyük önem verdikleri alanlardan biri olarak nitelendiren Bakan Ersoy, Türk mutfağını dünyada hak ettiği konuma taşımak ve küresel bilinirliğini artırmak için çalıştıklarını söyledi. Türkiye Kültür Yolu Festivali’ni bu hedef doğrultusunda bir vitrin olarak değerlendirdiklerini belirten Ersoy, şehirlerin ve bölgelerin mutfak zenginliklerini şeflerin hazırladığı lezzetlerle ziyaretçilere deneyimleme imkânı sunduklarını ifade etti. Antalya gastronomi programına şef Mehmet Akdağ’ın ev sahipliği yapacağını açıklayan Ersoy, Antalya, Korkuteli, Elmalı, Gömbe, Finike, Beycik ve Kaş rotasının yanı sıra Manavgat ve Alanya rotalarının oluşturulduğunu söyledi. Ersoy, belirlenen lezzet noktalarında geleneksel mutfak kültürüyle çağdaş gastronomi anlayışını buluşturan yemeklerin sunulacağını ifade etti. Festivalde 10’dan fazla konser, 30’un üzerinde sergi ve yerleştirme, 30’a yakın atölyenin yanı sıra geziler, fotoğrafçılık etkinlikleri ve çocuklar için kültür, sanat, eğlence ve öğrenmeyi bir araya getiren programlar düzenleneceğini belirten Bakan Ersoy, tüm Antalyalıları aileleriyle birlikte festivale davet etti. Bakan Ersoy Antalya’ya Kazandırılan Yatırımları Açıkladı Antalya’yı geleceğe hazırlamak amacıyla yürüttükleri çalışmaların, şehrin turizm potansiyelini en doğru şekilde değerlendirerek vatandaşların sosyokültürel ve sosyoekonomik hayatında önemli farklar oluşturmayı hedeflediğini söyleyen Bakan Ersoy, kentteki yatırımlara ilişkin açıklamalarda bulundu. 87 milyon liralık yatırımla İbradı Ormana Kültür Merkezi’ni hizmete açtıklarını belirten Ersoy, Kamu Eliyle Yapılan Kültür Yatırımlarına Destek Projesi kapsamında ise 4 projeye toplam 11,1 milyon lira destek sağladıklarını açıkladı. Antalya’nın altyapısını güçlendirmek amacıyla Serik 2 Atıksu Arıtma Tesisi ile Boğazkent Terfi Merkezi ve terfi çalışmalarını 2022 yılında, Kemer-Çamyuva Atıksu Arıtma ve Bağlantılı Altyapı Tesisleri’ni ise 2024 yılında tamamladıklarını belirten Ersoy, bu yatırımların toplam maliyetinin 8 milyar liraya ulaştığını bildirdi. Kocayatak ve Çandır mahallelerini kapsayacak ilave kanalizasyon terfi hattı ve bağlantılı altyapı tesislerinin yanı sıra Serik 2 Atıksu Arıtma Tesisi’ne 2 son çöktürme havuzu ve dezenfeksiyon ünitesi kazandırılması çalışmalarının sürdüğünü aktaran Ersoy, bu işlerin ay sonunda tamamlanmasının hedeflendiğini söyledi. Antalya’da 5 yıldızlı tesis kalitesinde hizmet sunan 14 ücretsiz halk plajını vatandaşların kullanımına açtıklarını da kaydetti. Antalya’nın Tarihine 1 Milyar Lirayı Aşan Arkeoloji Desteği Antalya’nın kültürel mirasının korunmasına yönelik çalışmaları da açıklayan Bakan Ersoy, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü aracılığıyla 2018-2026 yılları arasında 24 proje ve 101 uygulama işinin tamamlandığını, 9 proje ve 9 uygulama işinin ise devam ettiğini söyledi. Bakan Ersoy, Geleceğe Miras Projesi kapsamındaki çalışmalara ilişkin şu ifadeleri kullandı: “Arkeoloji tarihimizin en büyük projesi olan Geleceğe Miras kapsamında 2024 yılı itibarıyla Antalya’da 26 arkeolojik alanda çalışma yürütüyoruz. Bu doğrultuda, 2024-2026 döneminde kazı ve basit onarım çalışmaları için 1 milyar 60 milyon liranın üzerinde ödenek aktardık.” Arkeolojik alanlardaki koruma ve restorasyon çalışmalarının bilimsel altyapısını oluşturmak ve ziyaretçi ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla 14 projenin tamamlandığını belirten Ersoy, 7 projenin ise devam ettiğini bildirdi. Son 8 yılda Antalya Etnografya, Mevlevihane, Nekropol, Alanya Atatürk Evi ve Likya Uygarlıkları müzeleri ile Side Arif Müfid Mansel Arkeoloji Müzesi’ni ziyarete açtıklarını belirten Ersoy, 2018 yılından bu yana Antalya’da yürütülen 8 koruma amaçlı imar planı çalışmasından 6’sının tamamlandığını, kalan 2 çalışma üzerinde ise hassasiyetle çalışıldığını söyledi. Bütün bu yatırımları Antalya’nın dünya turizmindeki payını artırmak, kültürel mirasını korumak, yaşatmak ve geleceğe taşımak amacıyla gerçekleştirdiklerini belirten Bakan Ersoy, çalışmalarını aynı azim ve kararlılıkla sürdüreceklerini vurguladı. Ersoy’dan Turizmde Krizlere Dayanıklı Sektör Vurgusu Türk turizmini 12 aya ve 81 ile yayma hedefinin önemine dikkat çeken Bakan Ersoy, pazar çeşitliliğinin artırılması, farklı pazarların beklentilerini karşılayacak ürün ve hizmetlerin geliştirilmesi ve sürdürülebilir bir turizm ekosisteminin oluşturulması gerektiğini söyledi. Bu hedefe ulaşılmasıyla dünya turizminin de temel ihtiyaçlarından biri olan krizlere dayanıklı bir turizm sektörünün oluşturulacağını belirten Ersoy, Türkiye Turizm Tanıtma ve Geliştirme Ajansı (TGA) gibi kurumsal yapılanmaların, şehir ve bölge bazında yatırımların, tesis, personel, ulaşım, tanıtım ve sürdürülebilirlik alanlarında ulaşılan standartların bu hedef doğrultusunda atılmış önemli adımlar olduğunu ifade etti. Thomas Cook krizinden Covid-19 salgınına, Rusya-Ukrayna savaşından İran-İsrail-ABD çatışmalarına kadar yaşanan gelişmeler karşısında Türkiye’nin turizmde krizlere karşı direnç kazandığını gösterdiğini belirten Ersoy, bu direnci daha da güçlendirmek için çalışmaya devam ettiklerini söyledi. Antalya EXPO Alanında Kongre ve Fuar Turizmine Yeni Dönem Konuşmasının sonunda Antalya turizminin geleceği açısından önemli bir projeyi açıklayan Bakan Ersoy, kentin toplantı, teşvik seyahati, kongre ve etkinlik turizmini ifade eden M.I.C.E. alanında dünyanın en gözde destinasyonlarından biri hâline getirilmesini hedeflediklerini duyurdu. Antalya’yı kültür ve turizm yatırımlarının yanı sıra havalimanı kapasite artırımı ve diğer bakanlıklarla yürütülen karayolu ulaşımı çalışmalarıyla geleceğe hazırladıklarını belirten Ersoy, yeni projenin kentin turizm potansiyeline önemli katkı sağlayacağını söyledi. Bakan Ersoy, 9-20 Kasım tarihlerinde Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı’na (COP31) ev sahipliği yapacak Antalya’da, organizasyonun ardından EXPO alanının kongre ve fuar turizmi açısından değerlendirileceğini açıklayarak, yeni projeyle kentin turizmdeki konumunu güçlendirmeyi hedeflediklerini belirtti. Antalya için yeni bir turizm hamlesi olarak duyurduğu projeye ilişkin Bakan Ersoy şunları söyledi: “Bu büyük uluslararası organizasyona ev sahipliği yaptıktan sonra Antalya EXPO alanında, Türkiye’nin en büyük ve en önemli fuar, kongre ve etkinlik merkezlerinden birini hayata geçirmek üzere TGA çatısı altında kuracağımız ve profesyonellerden oluşan yeni bir yapılanmaya gidiyoruz. Antalya turizminin önemli bir ihtiyacı olan kongre ve fuar turizmi için dünya ölçeğinde ve çok üst düzey nitelikte bir merkez oluşturarak kış ve bahar dönemlerine de hareketlilik kazandıracağız.” Söz konusu projenin yalnızca kongre ve fuar turizmine değil, Antalya’nın sosyal, kültürel ve sanatsal hayatına da önemli katkılar sağlayacağına inandığını ifade eden Bakan Ersoy, turizm sektörüne yönelik oluşturulacak yeni destek mekanizmasının ciddi bir fark yaratacağını vurgulayarak projenin Türkiye’ye ve Antalya’ya hayırlı olması temennisinde bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin 24. Durağı İzmir Haber

Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin 24. Durağı İzmir

Festivalin 24. durağı olan İzmir’de Bornova Kültür ve Sanat Merkezi’nden İzmir Kültür Sanat Fabrikası’na, Tarihi Alsancak Tren Garı’ndan Gündoğdu Meydanı’na uzanan etkinlikler, kenti dokuz gün boyunca kültür ve sanatla süsleyecek. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, “İzmir’in köklü gastronomi kültürünü ve özgün değerlerini, kültür ve sanatla bütünleştirerek uluslararası ölçekte görünür kılmayı hedefliyoruz.” dedi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, “İzmir’in kültür ve sanatla kurduğu güçlü bağ, kentin tarihinden, yaşam biçiminden ve köklü geleneklerinden besleniyor. Gastronomi de bu kültürel birikimin en özgün parçalarından biri. Biz İzmir Kültür Yolu Festivali ile kentin sahip olduğu bu zenginliği farklı disiplinlerle bir araya getiriyor, yerel değerleri daha kapsamlı bir kültür-sanat programı içinde ele alıyoruz. İzmir mutfağının geleneksel lezzetlerinden çağdaş gastronomi yaklaşımlarına uzanan seçkimizle yemek kültürünü yalnızca bir lezzet deneyimi olarak değil, tarih, üretim, gelenek ve toplumsal hafızayla şekillenen bir kültürel miras olarak değerlendiriyoruz. Bu zenginliği uluslararası ölçekte de görünür kılarak İzmir’in özgün kültürel kimliğinin daha geniş çevrelerce tanınmasına katkı sağlamayı amaçlıyoruz. Şehirlerimizin kendi değerlerinden beslenen bu yaklaşımımızla kültürel mirasın korunmasını, yaşatılmasını ve gelecek kuşaklara aktarılmasını destekliyoruz.” dedi. ZEYTİNYAĞLI LEZZETLERDEN BOYOZA, İZMİR MUTFAĞI FESTİVAL SOFRALARINDA Gastronomi programı kapsamında Michelin yıldızlı şef Osman Sezener, Michelin rehberinde yer alan şef Ahmet Güzelyağdöken ve gastronomi yazarı Müge Akgün, İzmir’in farklı rotalarına ev sahipliği yapacak. Her rota, İzmir’in kendine özgü lezzet birikimini, kültürel çeşitliliğini ve mutfak hafızasını farklı bir perspektiften ele alacak. Ev sahiplerine, Michelin yıldızlı şefler Atilla Heilbronn, Osman Serdaroğlu, Ozan Kumbasar, Aret Sahakyan, Michelin Rehberinde yer alan şef Çiğdem Seferoğlu, Sinem Özler, Erkan Özdemir, Birkan Erköylü, Uluç Sakarya, şefler Sinem Çapraz ve Sinan Karaahmet, girişimci Teoman Ünal, yemek kültürü ve tarihçisi Prof. Özge Samancı, Diyetisyen Hatice Nur Ege, yemek fotoğrafçısı Aydan Üstkanat, yemek kültürü araştırmacısı Gamze İneceli ve yemek kültürü yazarı Aylin Öney Tan eşlik edecek. Konuklar lezzet noktalarını gezerek İzmir’e özgü yemekleri tadacaklar. İzmir mutfağı, Ege’nin bereketli topraklarından gelen mevsimlik ürünleri, yenilebilir otları, zeytinyağlıları ve deniz lezzetlerini aynı sofrada buluşturan zengin bir gastronomi kültürü sunuyor. Şevketibostan, arapsaçı, cibez ve deniz börülcesi gibi otlar; enginar ve kabak çiçeği dolmasıyla birlikte bu mutfağın doğayla kurduğu güçlü bağı yansıtıyor. Boyoz ve gevrekle başlayan kahvaltılar, kumru ve söğüş gibi sokak lezzetleriyle gün boyu devam ederken, İzmir köfte ve taze deniz ürünleri sofraları çeşitlendiriyor. Kemeraltı’nda şambali, paylaşılan lokmalar ve Çeşme’nin sakızlı tatlıları ise bu lezzet yolculuğunu tamamlıyor. Geleneksel Ege yemeklerinden İzmir’in meşhur sokak lezzetlerine uzanan seçki 80’den fazla Lezzet Noktası’nda keşfedilebilecek. İzmir merkez, Çeşme, Urla, Tire ve Ödemiş’in öne çıktığı liste; boyoz, gevrek, kumru, söğüş, şambali ve lokma gibi İzmir’le özdeşleşen lezzetlerden Ege’nin ev yemeklerine, balık ve deniz ürünlerinden çağdaş şef restoranlarına uzanıyor. Tarihi boyoz fırınları, şambaliciler gibi yerel lezzet duraklarının yanı sıra Michelin Rehberi’nde yer alan restoranlar da bu çeşitliliği zenginleştiriyor. GÜNDOĞDU MEYDANI’NDA DOKUZ AKŞAM MÜZİK ŞÖLENİ YAŞANACAK İzmir Kültür Yolu Festivali kapsamında Gündoğdu Meydanı’nda düzenlenecek konserlerde Demet Akalın, Derya Uluğ, Sefo, Özcan Deniz, Hakan Altun, Ceza, Murat Boz, Serkan Kaya ve Simge müzikseverlerle buluşacak. Farklı müzik türlerini bir araya getiren konser programı, festival boyunca İzmir’de müzik dolu akşamlar yaşatacak. Festivalin konser programında popüler müziğin sevilen isimlerinin yanı sıra farklı müzik türlerine ve kültürel mirasa odaklanan özel performanslar da yer alacak. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Konseri, Cumhuriyet’in ilanının yıl dönümünü müzikle kutlayacak. Türk Dünyasında Ezgiler, Sonbahar Esintileri, Zeki Müren Şarkıları, Romantik Aryalar ve Mozart Akşamı gibi konserler de sanatseverlerle bir araya gelecek. Donanma Komutan Yardımcılığı Bandosu ile Ege Ordusu Bölge Bando Komutanlığı’nın performansları da festivalin müzik programına renk katacak. İzmir’in farklı kültür ve sanat mekanlarında gerçekleşecek buluşmalar, klasik müzikten sevilen eserlere, bando performanslarından farklı müzikal yorumlara uzanan geniş bir seçki sunacak. İZMİR’İN SOKAKLARI FOTOĞRAF KARELERİNE, MEYDANLARI ÇOCUKLARA AÇILIYOR İzmir Kültür Yolu Festivali, sergi ve atölye programlarıyla kentin kültürel birikimini farklı yönleriyle ziyaretçilere sunacak. İzmir Kültür Sanat Fabrikası Arkeoloji ve Etnografya Müzesi’nde “Osmanlı’nın Mukaddes Emanetleri” sergisi ziyaretçilerle buluşurken, “Yaşayan Miras: İzmir Sergisi” geleneksel sanat ve zanaatların örneklerini görünür kılacak. İzmir Kültür Sanat Fabrikası Resim ve Heykel Müzesi Geçici Sergi Salonu’nda yer alacak “Sır” sergisi ile Tarihi Alsancak Tren Garı’nda sanatseverlerin ziyaretine açılacak “Arayış” adlı kişisel resim sergisi de programda yer alacak. Ayrıca İzmir Kültür Sanat Fabrikası Resim ve Heykel Müzesi’nde düzenlenecek “Şehit Yakınları ve Gaziler Genel Müdürlüğü Sanata Teşvik ve Sanatla Yaşam Sergisi”, sanatın iyileştirici gücünü yansıtan eserleri bir araya getirecek. Festival boyunca geleneksel el sanatlarından çağdaş sanat uygulamalarına uzanan atölyeler, söyleşiler ve kültürel etkinlikler de gerçekleştirilecek. İzmir’in tarihini, edebiyatını ve kültürel mirasını ele alan buluşmaların yanı sıra opera, tiyatro ve müzikal gösterileri de farklı yaş gruplarından sanatseverlerle buluşacak. Fotoğraf tutkunları için düzenlenecek FotoMaraton İzmir ve FotoMaraton Çocuk etkinliklerinde katılımcılar, kentin sokaklarını, tarihi yapılarını ve özgün atmosferini kendi kadrajlarından yansıtma fırsatı bulacak. Gündoğdu Meydanı Çocuk Köyü’nde gerçekleştirilecek Çocuk Köyü Etkinlikleri ise oyun alanları, yaratıcı çalışmalar ve farklı aktivitelerle minik ziyaretçilere eğlenceli anlar yaşatacak. 24 Ekim–1 Kasım 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek İzmir Kültür Yolu Festivali, konserlerden opera ve tiyatro gösterilerine, sergilerden atölyelere, fotoğraf etkinliklerinden çocuk programlarına uzanan içeriğiyle İzmir’in farklı noktalarını dokuz gün boyunca kültür ve sanatın buluşma alanına dönüştürecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

LİBERİST’26’da Düşüncenin Rotası Yeniden Çizildi Haber

LİBERİST’26’da Düşüncenin Rotası Yeniden Çizildi

Gün boyunca gerçekleşen panel, söyleşi ve konuşmalarda şehirlerden kültürel mirasa, bilimin yeni sorularından edebiyatın geleceğine, teknoloji ile insan arasındaki değişen ilişkiye kadar pek çok konu tartışıldı. Gençlerin kültür, sanat ve düşünce dünyasına erişimini destekleyen Askıda Bilet uygulamasıyla üç yüz üniversite öğrencisi LİBERİST’26’ya ücretsiz katıldı. Kültür-sanat alanında disiplinlerarası buluşmalara alan açan Liber Kültür Sanat Derneği’nin yıllık zirvesi LİBERİST, ikinci yılında “Yeniden Düşünmek” temasıyla İş Sanat Kültür Merkezi’nde gerçekleşti. Akademisyenleri, sanatçıları, yazarları ve düşünürleri aynı sahnede buluşturan zirve, bir gün boyunca farklı disiplinlerin bugünün dünyasına yönelttiği sorulara alan açtı. Ana etkinlik moderasyonunu Erhan Ali Yılmaz’ın üstlendiği LİBERİST’26’da “Yeniden Düşünmek” teması, gün boyunca farklı disiplinlerin kendi soruları üzerinden ele alındı. Liber Kültür Sanat Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Ferah Türel’in açılış konuşmasıyla başlayan program, piyanist Beril Eren ve kemancı Aras Sulanç’ın müzik dinletisinin ardından Türkiye İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Bali’nin konuşmasıyla devam etti. Geleceğe iz bırakmak ve yeniden düşünmek üzerine konuşan Bali, “Yeniden düşünmeyi teklif etmek, zekâ ve cesaretin ötesinde aslında bir haysiyet meselesidir” diyerek kültür ve sanatın yerleşik fikirlerin üzerindeki örtüyü kaldırma gücüne dikkat çekti ve “Ya gelecek için her şeyi yeniden düşünmek zorundaysak?” sorusunu gündeme taşıdı. Liber Kültür Sanat Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Ferah Türel ile Prof. Dr. Besim Dellaloğlu’nun gerçekleştirdiği Liberist Özel Söyleşisi’nde, Dellaloğlu’nun Poetik ve Politik kitabından hareketle kültür, kalkınma ve ortak düşünce zemini konuşuldu. “Yeniden düşünmek için önceden düşünmüş olmak gerekir” diyen Dellaloğlu, kalkınmanın yalnızca sayısal göstergeler üzerinden değerlendirilemeyeceğine ve birlikte düşünebilmek için ortak bir dil ve zihniyete ihtiyaç olduğuna dikkat çekti. Özlem Gürses moderatörlüğündeki “Kimin Şehri? Kamusal Alanı Yeniden Düşünmek” başlıklı sanat panelinde Murat Germen ve Emre Zeytinoğlu, sanatın kamusal alandaki yeri üzerinden günümüz kentlerini tartıştı. Kamusal alanda sanata erişimden farklı sınıf ve kimliklerin bir arada var olmasına uzanan panelde; çoğulluk, iktidar, aidiyet ve toplumun kamusal alanı sahiplenme biçimleri ele alındı. Nilay Örnek moderatörlüğündeki Kültürel Miras Panel’inde ise Prof. Dr. Hüsamettin Koçan, bir toplumun kendi hafızasını yaratmasının önemine dikkat çekerek kültürel miras, toplumsal bellek ve aidiyet arasındaki ilişkiyi ve Baksı Müzesi’nin hikâyesini anlattı. Prof. Dr. Veysi Erkcan Özcan moderatörlüğündeki bilim panelinde Prof. Dr. Çiğdem Gündüz Demir ve Doç. Dr. Özlem Beyarslan, yapay zekânın bilimsel düşünme ve öğrenme biçimlerini nasıl dönüştürdüğünü tartıştı. Yapay zekânın sağladığı hızın insanın düşünme ve sezgi geliştirme süreçlerine etkisi ele alınırken, “Yapay zekânın sezgisi olabilir mi?” sorusu üzerinden insan sezgisi ile yapay zekânın ürettiği sonuçlara duyulan güven de sorgulandı. Prof. Dr. Zekiye Antakyalıoğlu moderatörlüğündeki edebiyat panelinde Yalın Alpay ve Cem Alpan, çağımızın edebiyatının bugünü ve geleceği nasıl yeniden düşündüğünü ele aldı. Bireyselleşmenin ve daralan kamusal alanın edebiyattaki karşılığı özkurmaca üzerinden tartışılırken; iklim krizi ve toplumsal travmalar gibi çağın meselelerinin yeni ve melez anlatı biçimlerini nasıl ortaya çıkardığı değerlendirildi. “Teknoloji ve İnsanı Yeniden Düşünmek” başlıklı felsefe panelinde ise Prof. Dr. Kaan Harun Ökten, Prof. Dr. Emre Şan ve Pelin Dilara Çolak, teknolojinin insanın dünyayı görme ve deneyimleme biçimleri üzerindeki etkisini tartıştı. “Teknoloji dünyanın tek ve baskın görme biçimi olma yolunda mı?” sorusunun gündeme geldiği panelde, teknolojinin zaman algısından bilme biçimlerimize, düşünme ve analiz yetilerimizden bireyleşme süreçlerimize kadar uzanan etkileri ele alındı. Teknolojik araçların maneviyat gibi farklı alanları da dönüştürdüğüne dikkat çekilirken, teknolojinin yarattığı değişimde felsefenin rolü tartışıldı. Günün “Yapay Zeka Çağında Satır Araları” başlıklı kapanış panelinde ise Prof. Dr. Itır Erhart ve FutureBright Group Kurucusu Akan Abdula, yapay zekânın yalnızca çalışma hayatını değil, insan ilişkilerini de dönüştürdüğüne dikkat çekti. Farklı alanlardan yola çıkan konuşmaların ortak noktasında, değişen dünyayı anlamak için yalnızca yeni cevaplar aramanın değil, bugüne kadar doğru kabul edilen soruları ve düşünme biçimlerini de yeniden ele almanın gerekliliği öne çıktı. Askıda Bilet ile üç yüzden fazla üniversite öğrencisi zirveye katıldı LİBERİST’in gençlerin kültür, sanat ve düşünce dünyasına erişimini desteklemek amacıyla sürdürdüğü Askıda Bilet uygulaması, zirvenin ikinci yılında daha fazla üniversite öğrencisine ulaştı. 2025 yılında “Merak” temasıyla gerçekleştirilen ilk LİBERİST, altı yüz katılımcıyı aynı çatı altında buluştururken, Askıda Bilet sayesinde doksan dört üniversite öğrencisi etkinliğe ücretsiz katılmıştı. Bu yıl yaklaşık sekiz yüz katılımcıyla gerçekleşen LİBERİST’26’da ise Askıda Bilet desteğiyle üç yüzden fazla üniversite öğrencisi zirveyi ücretsiz takip etti. Ferah Türel: “LİBERİST’in büyümesini yalnızca katılımcı sayısıyla ölçmüyoruz” Liber Kültür Sanat Derneği Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Ferah Türel, LİBERİST’26’nın ardından yaptığı değerlendirmede zirvenin ikinci yılında sekiz yüz katılımcıya ulaşmasının ve üç yüz üniversite öğrencisinin Askıda Bilet desteğiyle etkinliğe katılmasının kendileri için ayrı bir anlam taşıdığını belirtti. Türel, “LİBERİST’in büyümesini yalnızca katılımcı sayısıyla ölçmüyoruz. Bizim için asıl değerli olan, burada ortaya çıkan soruların ve fikirlerin bu salonun dışına taşması. Bu yıl ‘Yeniden Düşünmek’ derken insanları bildiklerinden vazgeçmeye değil, bildiklerine başka bir yerden bakmaya davet ettik. Sanattan bilime, edebiyattan felsefeye çok farklı alanlardan insanların aynı gün içinde birbirinin düşüncesine temas ettiğini görmek bizim için çok kıymetli. Özellikle Askıda Bilet sayesinde üç yüz üniversite öğrencisinin bu buluşmanın parçası olması, LİBERİST’in yaratmak istediği düşünce alanının daha fazla gence ulaşması açısından bizi ayrıca mutlu ediyor. Önümüzdeki yıllarda bu alanı daha da büyütmek, daha fazla insanı soru sormaya, tartışmaya ve birlikte düşünmeye davet etmek istiyoruz” dedi. Kitap kulübünden disiplinlerarası bir düşünce alanına 2019 yılında bir kitap kulübü olarak başlayan Liber, 2023 yılında otuz sekiz kadın kurucu üyenin öncülüğünde dernekleşti. Bugün dokuz yüz yirmi kişilik kitap kulübü ağı ve seksen üç aktif üyesiyle çalışmalarını sürdüren Liber Kültür Sanat Derneği; okuma kültürünü yaygınlaştırmayı, sanatı ve sanatçıyı desteklemeyi, bilimsel düşünceyi teşvik etmeyi ve kültürel mirası evrensel bir yaklaşımla geleceğe taşımayı amaçlıyor. İlki 2025 yılında “Merak”, ikincisi ise “Yeniden Düşünmek” temasıyla gerçekleştirilen LİBERİST Kültür ve Sanat Zirvesi de derneğin farklı disiplinler ve farklı bakış açıları arasında diyalog kurma yaklaşımının en geniş buluşma alanlarından birini oluşturuyor. Bir gün boyunca farklı disiplinlerin sorularını aynı sahnede buluşturan LİBERİST’26, ikinci yılını tek bir cevaba ulaşmaya çalışmak yerine yeni sorulara alan açarak tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

GastroAntep’te Stantlara Başkan Şahin’den Yakın İlgi Haber

GastroAntep’te Stantlara Başkan Şahin’den Yakın İlgi

Gaziantep’in köklü mutfak kültürünü, üretim gücünü ve misafirperverlik geleneğini uluslararası bir buluşmaya dönüştüren Kültür Yolu Festivali GastroAntep, zengin etkinlik programıyla devam ediyor. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı iş birliğinde, bu yıl “Deneyim Çağı: Gastronomi, Tarım, Turizm ve Misafirperverlik” temasıyla düzenlenen festivalin merkezlerinden Festival Park, kentin gastronomi mirasını ve yerel üretim zenginliğini bir arada sunuyor. Festival alanındaki stantları ziyaret eden Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, yöresel lezzetlerden el emeği ürünlere kadar geniş bir yelpazede faaliyet gösteren esnaf ve üreticilerle sohbet ederek çalışmaları hakkında bilgi aldı. 173 standın yer aldığı festival alanında ziyaretçilerin de görüşlerini dinleyen Başkan Şahin, Gaziantep’in gastronomi kimliğinin yaşatılmasında önemli rol üstlenen yerel üreticilerin ve esnafın festivaldeki çalışmalarını yakından inceledi. GAZİANTEP’İN ÜRETİM KÜLTÜRÜ FESTİVAL ALANINDA HAYAT BULUYOR Geleneksel mutfak kültürünün, el emeğinin ve yerel üretimin aynı çatı altında buluştuğu GastroAntep, ziyaretçilere yalnızca yöresel lezzetleri tatma değil, bu lezzetlerin ardındaki kültürel birikimi ve üretim geleneğini tanıma imkânı da sunuyor. 3-11 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilen Kültür Yolu Festivali, gastronominin yanı sıra turizm, tarım, yatırım, konaklama, kültürel miras ve yeni nesil deneyimleri kapsayan programıyla Gaziantep’in farklı değerlerini bir araya getiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Genç İzmir’de Yeni Dönem Başlıyor Haber

Genç İzmir’de Yeni Dönem Başlıyor

Gençlerin kendilerini geliştirmelerine, yeni beceriler kazanmalarına, ilgi alanlarını keşfetmelerine ve sosyal yaşama aktif katılımlarına yönelik hazırlanan kurs, atölye ve gezi programları yeni dönemde de gençlerle buluşacak. İzmirli gençlere yönelik kurs, atölye ve gezi programları yeni dönemde de devam ediyor. Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı Gençlik Çalışmaları Şube Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında gençler; müzikten sanata, yabancı dilden spora, dijital yetkinliklerden akademik desteğe kadar farklı alanlarda düzenlenen programlara katılabilecek. Yeni dönem kurslarının başvuruları 9 Ekim’e kadar yapılabilecek. Kurslar 12 Ekim haftasında başlayacak. Dört merkezde programlar Gençlik programları, dört ayrı gençlik merkezinde düzenlenecek. Alsancak Talatpaşa Gençlik Merkezi’nde İngilizce kursu, İngilizce konuşma kulübü, davul, klasik gitar, elektrogitar, bağlama, piyano, arduino ile akıllı cihaz tasarımı ve TYT matematik kursu olacak. Bornova Macera Park Gençlik Merkezi’nde İngilizce kursu, İngilizce konuşma kulübü, TYT matematik kursu, yoga atölyesi ve Excel dijital yetkinlik atölyeleri yer alacak. Çiğli Gençlik Merkezi’nde İngilizce kursu, İngilizce konuşma kulübü, TYT matematik kursu, yoga atölyesi, Excel dijital yetkinlik atölyeleri ve karakalem kursu ve Aşık Veysel Gençlik Merkezi’nde İngilizce konuşma kulübü ve veri analitiği kursu düzenlenecek. İngilizce programları farklı seviyelerde gençlerle buluşacak Genç İzmir’in yeni dönem programları kapsamında İngilizce kursu ve İngilizce konuşma kulüpleri, Avrupa Dilleri Ortak Çerçeve Programı (CEFR) esas alınarak farklı seviyelerde gerçekleştirilecek. İngilizce kursları A2 ve B1 seviyelerinde, İngilizce konuşma kulüpleri ise A2, B1, B2 ve C1 seviyelerinde açılacak. İngilizce programlarına başvurular online olarak gerçekleştirilecek. Online başvuru yapan katılımcılara SMS yoluyla seviye tespit sınavı linki gönderilecek. Sınav sonuçları doğrultusunda katılımcılar seviyelerine uygun gruplara yerleştirilecek. Programları başarıyla tamamlayan katılımcılara sertifika verilecek. “Gençler İzmir’i Geziyor” yeni rotalarıyla devam ediyor Genç İzmir’in gençlere yönelik kültür, tarih ve doğa gezilerinden oluşan “Gençler İzmir’i Geziyor” projesinde de yeni dönem başlıyor. Yeni dönemde gençler her cumartesi günü İzmir’in farklı tarihi, kültürel ve doğal güzelliklerini keşfetme fırsatı bulacak. Tarihi kentlerden kültürel miras alanlarına, geleneksel yerleşimlerden doğal güzelliklere uzanan gezi programlarıyla gençlerin İzmir’i daha yakından tanımaları ve kentin farklı değerlerini keşfetmeleri amaçlanıyor. Gençler İzmir’de öğreniyor, üretiyor ve keşfediyor Genç İzmir, yeni dönemde de gençlerin sosyal, kültürel, sanatsal ve kişisel gelişimlerine yönelik çalışmalarını sürdürecek. Kurs ve atölyelerin yanı sıra kültürel etkinlikler, sosyal sorumluluk projeleri ve gezi programlarıyla gençlerin bir araya gelebileceği, yeni deneyimler kazanabileceği ve kendilerini geliştirebileceği alanlar oluşturulacak. Genç İzmir’in yeni dönem kurs, atölye ve gezi programları ile başvuru detayları hakkında ayrıntılı bilgiye gencizmir.com adresinden ulaşılabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dedeman Hospitality’den 60. Yılında Yeni Bir Medeniyet Hareketi Haber

Dedeman Hospitality’den 60. Yılında Yeni Bir Medeniyet Hareketi

Türkiye’nin ilk yerli otel zinciri olarak 60 yıldır turizm ve konaklama sektöründe faaliyet gösteren Dedeman Hospitality, İstanbul Turizm Fuarı’nda Başak Yolu projesini ilk kez kamuoyuyla buluşturdu. Toprak, üretici, usta, sanatçı, araştırmacı ve misafiri aynı anlayış etrafında buluşturan Başak Yolu; Anadolu ve Türk Dünyası’nın binlerce yıllık üretim, estetik ve konukseverlik birikimini bilimsel çalışmalar ve yaşayan kültürel miras üzerinden bugünün sofrasına taşımayı amaçlıyor. Dedeman Hospitality’nin 60 yıllık konukseverlik mirasından güç alan Başak Yolu, gastronominin yanı sıra üretim kültürünü, zanaatı, sanatı, araştırmayı ve sürdürülebilirliği aynı çatı altında ele alan uzun soluklu bir yapı olarak kurgulanıyor. Medeniyetin İlk Cümlesi Bir Başaktı Başak Yolu’nun çıkış noktasını, insanlık tarihinin en temel üretim ve paylaşım unsurlarından biri olan tahıl ve ekmek oluşturuyor. Kuzeydoğu Ürdün’de bulunan ve 2018 yılında PNAS dergisinde yayımlanan arkeobotanik araştırma, yaklaşık 14 bin 400 yıl önce ekmek üretiminin izlerini ortaya koyarken; 1997 yılında Science dergisinde yayımlanan bir DNA araştırması ise evcil siyez buğdayının kökenine ilişkin bulguları Diyarbakır’daki Karacadağ bölgesiyle ilişkilendiriyor. Başak Yolu, bu tarihsel birikimi yalnızca geçmişe ait bir miras olarak değil; üretim, paylaşım, sofra ve konukseverlik kültürünün bugüne taşınabileceği bir kaynak olarak değerlendiriyor. Bu yaklaşım, Dedeman Hospitality’nin otelcilik anlayışını da konaklamanın ötesine taşıyor. Tarih boyunca yolcuların yalnızca konakladığı değil, bilgi ve kültürün de aktarıldığı hanlardan ilhamla; otel, şehir ve sofra arasındaki ilişkinin yeniden ele alınması hedefleniyor. Altı Yol, Altı Eylem Başak Yolu’nun temel yapısını altı farklı yol oluşturuyor: İpek Yolu, Kervan Yolu, Başak Yolu, Atalar Yolu, Tokat Yolu ve Dedeman Yolu. Her bir yol, farklı bir kültürel aktarımı temsil ediyor. İpek Yolu yürümeyi, Kervan Yolu konaklamayı, Başak Yolu üretmeyi, Atalar Yolu aktarmayı, Tokat Yolu nakşetmeyi, Dedeman Yolu ise ağırlamayı ifade ediyor. Bu yapı içerisinde üretimden zanaata, kültürel aktarımdan konukseverliğe uzanan farklı değerlerin aynı sofra etrafında buluşturulması amaçlanıyor. Tokat baskı kalıpları da bu kültürel aktarımın önemli unsurlarından biri olarak Başak Yolu içerisinde yer alıyor. Yüzyıllardır devam eden bu zanaatın taşıdığı desen, teknik ve ustalık bilgisinin korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması hedefleniyor. Toprağın Hafızasından Sofraya Başak Yolu’nun önemli çalışma alanlarından birini ekmek ve tahıl kültürü oluşturuyor. Bu doğrultuda geliştirilen Ustalık Sofrası programı ile ekşi maya, kadim tahıllar ve geleneksel reçete bilgisinin ustalar aracılığıyla kayıt altına alınması ve yaşatılması hedefleniyor. Başak Yolu kapsamında geliştirilen “Ölçünce · Kıvamında” yaklaşımı ise üretimde malzemenin doğru kullanımı, emeğe saygı ve israfın azaltılması anlayışını merkeze alıyor. Başakça olarak tanımlanan bu yaklaşım, üretim ve sofra kültüründe bütünlüğü korumayı esas alıyor. İstanbul Turizm Fuarı’nda 11 Şehir, 11 Sofra Başak Yolu’nun İstanbul Turizm Fuarı’ndaki ilk buluşmasında Dedeman Hospitality standında 11 şehir, kendine özgü üretim ve sofra kültürüyle temsil ediliyor. Tokat bağ yaprağıyla, Kastamonu tel tel çekilen helvasıyla, Şanlıurfa içli köftesiyle, Erzurum kadayıfıyla, Kayseri mantısıyla, Gaziantep fıstık ezmesiyle, Trabzon Akçaabat köftesiyle, Konya kenevir helvasıyla, Kars peynirleriyle, Eskişehir Küllüoba ekmeğiyle ve Midyat Süryani çöreğiyle Başak Yolu’nun kültürel hafızasındaki yerini alıyor. Bu sofralar, şehirlerin yalnızca turistik destinasyonlar olarak değil; üretim biçimleri, yerel malzemeleri, ustaları ve kültürel miraslarıyla birlikte ele alınmasını amaçlıyor. Eskişehir Küllüoba Höyüğü’nde bulunan yaklaşık 5 bin yıllık ekmekten ilhamla, gernik buğdayı ve ekşi maya kullanılarak özgün tarifine sadık kalınarak yeniden üretilen Küllüoba ekmeği de fuardaki sofralarda yer alıyor. Anlatmadan Önce Yaşamak Başak Yolu’nun kamuoyuyla buluşturulmasından önce, projenin Dedeman Hospitality içerisinde benimsenmesine yönelik kapsamlı bir çalışma başlatıldı. 7 Eylül’de otel genel müdürleri ve merkez yöneticilerinin katılımıyla başlayan 12 oturumluk programın, her biri sorumlusu ve uygulama takvimi belirlenmiş 36 somut aksiyonla 9 Ekim’de tamamlanması planlanıyor. Bu yaklaşım doğrultusunda Başak Yolu’nun yalnızca dış iletişimde anlatılan bir proje olarak değil, Dedeman Hospitality’nin kendi operasyonlarında ve hizmet anlayışında karşılık bulan uzun vadeli bir yapı olarak geliştirilmesi hedefleniyor. İlk Evrenin Adı: Ekim Başak Yolu’nun yol haritası 2026’dan 2053’e uzanan dört aşamalı bir yapı üzerine kuruluyor: Ekim, Filizlenme, Büyüme ve Hasat. 2026–2028 dönemini kapsayan ilk aşama olan Ekim sürecinde; ustaların ve zanaatkârların belgelenmesi, pilot sofraların oluşturulması ve bilimsel bir envanter hazırlanması planlanıyor. Başak Yolu’nun sanat alanındaki çalışmaları ise Başak Yolu Sanat başlığı altında; duvar, sofra ve tarla olmak üzere üç farklı program üzerinden geliştiriliyor. Başak Yolu, Kasım 2026’da Antalya’da düzenlenecek COP31 kapsamında iklim ve kültür ekseninde de bir çalışma ortaya koymayı planlıyor. Hareket kapsamında, geleneksel üretim bilgisinin yalnızca kültürel bir miras olarak değil, geleceğin sürdürülebilirlik yaklaşımlarına katkı sağlayabilecek bir kaynak olarak değerlendirilmesi hedefleniyor. “Sofrayı Kuran, Hikâyeyi de Taşımak Zorundadır” Dedeman Hospitality yöneticileri, Başak Yolu’nun yaklaşımını şu sözlerle ifade ediyor: “Otelcilik yüz yıldır odayı anlattı. Biz odanın dışında kalanı anlatmak istiyoruz: şehrin sofrasını, sofranın arkasındaki toprağı, toprağın arkasındaki insanı. Bu bir kampanya değil; kampanyalar bitmek için başlar. Başak Yolu’nun ilk evresinin adı Ekim; hasadını 2053’te alacağız. Bugün ektiğimizin gölgesinde belki biz değil, bizden sonrakiler oturacak; medeniyet de zaten böyle kurulur. Altmış yıldır bu coğrafyada sofra kuruyoruz. Sofrayı kuran, hikâyeyi de taşımak zorundadır.” Dedeman Hospitality’nin 1966 yılında başlayan konukseverlik yolculuğu, bugün farklı şehirlerde ve ülkelerde devam ederken; Başak Yolu bu mirası yalnızca otelcilik perspektifinden değil, kültür, üretim ve yaşam üzerinden geleceğe taşımayı amaçlıyor. Başak Yolu; toprağın, üreticinin, ustanın, sanatçının ve misafirin aynı sofra etrafında buluştuğu, geçmişten gelen bilgiyi geleceğe aktarmayı hedefleyen uzun soluklu bir yapı olarak gelişimini sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İstanbul Kültür Yolu Festivali Royal Philharmonic Orchestra Konseriyle Açılışı Yaptı Haber

İstanbul Kültür Yolu Festivali Royal Philharmonic Orchestra Konseriyle Açılışı Yaptı

ROYAL PHILHARMONIC ORCHESTRA, FESTİVAL BAŞLANGICINI İKİ ÖZEL KONSERLE TAÇLANDIRDI İstanbul Kültür Yolu Festivali, 25 ve 26 Eylül akşamlarında iki özel konsere ev sahipliği yaptı. Dünyanın saygın orkestralarından Royal Philharmonic Orchestra, festivalin başlamasından bir gün önce ve festivalin ilk akşamında İstanbullu müzikseverlerle buluştu. Atatürk Kültür Merkezi Türk Telekom Opera Salonu’nda gerçekleştirilen konserler müzik direktörü ve şef Vasily Petrenko yönetiminde gerçekleşti. İlk konser akşamı genç keman virtüözü Liya Petrova’nın solistliğinde düzenlenirken, “Petrova ile Romantizmin Derinlikleri” başlıklı gece dinleyicileri dönemin güçlü eserleriyle bir araya getirdi. İkinci konserin solistliğini ise dünyaca ünlü piyanist Elisabeth Leonskaja üstlendi. “Leonskaja ile Anıtsal Klasikler” başlıklı konser festivale görkemli bir başlangıç yaptı. Royal Philharmonic Orchestra Üzerine Sanat Sohbeti söyleşisi ise AKM Türk Telekom Lounge’da gerçekleşti. İstanbul Devlet Opera ve Balesi Müzik Direktörü İbrahim Yazıcı ile konser üzerine düzenlenen söyleşinin moderatörlüğünü AKM Sanat Yönetmeni Remzi Buharalı üstlendi. Konser öncesi eserin sanatsal yorumunun ele alındığı söyleşide, eserle ilgili bilinmeyenler de keşfedildi. Söyleşi katılımcıları, izleyecekleri konser hakkında eşsiz bilgiler edinerek etkinliğe bambaşka gözle katılma fırsatı yakaladı. AÇIK HAVA SAHNESİNDE İKİ FARKLI MÜZİK DÜNYASI AKM Türk Telekom Açık Hava Sahnesi’nde düzenlenen konserlerde Aydilge ve Resul Dindar, farklı müzik anlayışlarını aynı festival programında bir araya getirdi. Aydilge, kendine özgü yorumunu taşıdığı şarkıları ve hareketli sahne performansıyla dinleyicilerle buluşurken Resul Dindar, Karadeniz müziğinin geleneksel ezgilerini çağdaş yorumuyla İstanbullulara taşıdı. KUĞU GÖLÜ HİKAYESİ ÇAĞDAŞ SAHNE DİLİYLE YORUMLANDI Festivalin sahne sanatları programında “Swans”, AKM Tiyatro Salonu’nda izleyici karşısına çıktı. Klasik “Kuğu Gölü” hikayesini çağdaş bir sahne diliyle yeniden ele alan yapım, bale geleneğini hip hop, çağdaş dans, akrobatik hareketler ve teknolojiyle bir araya getirdi. Klasik eserin temel dramatik yapısını koruyan “Swans”, farklı dans disiplinlerini aynı koreografik anlatıda buluşturdu. “DELİRİYUM” DİJİTAL ÇAĞDA BENLİK ALGISINI SORGULADI İstanbul Devlet Opera ve Balesi MDTistanbul yapımı “Deliriyum”, Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası’nda sahnelendi. Dijitalleşmenin ve sosyal medyanın insan bedeni ile kimliği üzerindeki etkilerini konu alan ve Canberk Yıldız’ın koreografisini üstlendiği modern dans eseri, bireyin algoritmalar, ekranlar ve kesintisiz bilgi akışı içinde geçirdiği dönüşümü sahneye taşıdı. İzleyiciler, modern dans gösterisiyle birlikte çağdaş yaşamın temel tartışmalarından birini beden, hareket ve dijital görüntüler üzerinden izleme fırsatı yakaladı. DÜNYANIN FARKLI COĞRAFYALARINDAN ŞAİRLER İSTANBUL’DA BULUŞTU Rami Kütüphanesi, 17’nci Uluslararası İstanbul Şiir ve Edebiyat Festivali’nin açılışına ev sahipliği yaptı. İstanbul Kültür Yolu Festivali’nin ilk gününde dünyanın farklı coğrafyalarından şair ve yazarlar, edebiyatseverlerle bir araya geldi. Katılımcılar, Rami Kütüphanesi’nin tarihi atmosferinde şiir dinletilerini takip ederek farklı ülkelerden şairlerin sesinden şiirler dinledi ve edebiyat ile şiir üzerine sohbetlere katıldı. Gün boyunca gerçekleştirilen buluşmalarda şiirin kentle, güncel meselelerle ve insan hayatıyla kurduğu bağ üzerine farklı hikayeler ve deneyimler paylaşıldı. ÇOCUKLAR FESTİVAL HEYECANINI ATÖLYELERDE YAŞADI Festivalin çocuklara yönelik programı, kültürel miras, tasarım, bilim ve müziği farklı etkinliklerde bir araya getirdi. Rami Kütüphanesi’nde Şennur Ülker eşliğinde gerçekleştirilen “Selçuklu Sultanları Kukla Boyama Atölyesi”nde çocuklar, Selçuklu tarihinden ilham alan kuklaları kendi renk ve desen tercihleriyle yorumladı. Atölye, tarihi karakterleri el becerisi ve yaratıcı üretimle tanımalarına imkan sağladı. Aynı mekanda gerçekleşen “Geleneksel Türk Desenleri Atölyesi: Kendi Doppanı Tasarla” ile minikler, Türk dünyasının köklü kültür mirasında özel bir yere sahip geleneksel başlık doppa ile tanıştı. Medine Aziz ve Şerife Buğra’nın eğitmenliğinde düzenlenen çalışmada çocuklar, geleneksel Türk desenlerinin renkli dünyasını keşfederken kağıt kesme, katlama ve boyama tekniklerini kullanarak kendi doppalarını tasarladı. KARAOKE KARAVAN’LA SAHNE FESTİVAL ZİYARETÇİLERİNİN AKM Kültür Sokağı’nda festival ziyaretçilerini ağırlayan Karaoke Karavan, müziği yalnızca dinlenen değil, herkesin katıldığı bir deneyime dönüştürdü. Karavana gelen İstanbullular, Karaoke Muudu uygulaması üzerinden sevdikleri şarkıları seçerek mikrofonu eline aldı ve sahnenin bir parçası oldu. FOTOMARATON BEYOĞLU’NUN GÖRSEL HAFIZASINA YENİ KARELER EKLEDİ AKM Türk Telekom Açık Hava Sahnesi’nde festivalin ilk günü düzenlenen FotoMaraton Beyoğlu ve FotoMaraton Çocuk etkinliklerinde amatör ve profesyonel fotoğrafçılar kentin sokaklarında yerini aldı. Gün içinde açıklanan temalarla Beyoğlu’nu gezen katılımcılar; semti, insanlarını, kültür mekanlarını ve gündelik yaşamını kendi bakış açılarıyla fotoğrafladı. Çocuklar da kendi kadrajlarından İstanbul’u gözlemleyerek eşsiz kareler yakaladı. Etkinlik, Beyoğlu’nun festival günündeki atmosferinin farklı kuşakların objektiflerinden kayıt altına alınmasını sağladı. BEŞ ASIRLIK SEYAHAT KÜLTÜRÜ REHBERLİ TURLARDA ELE ALINDI Meşher’de yer alan “Seyahat Sanatı: Sadberk Hanım Müzesi ve Ömer Koç Koleksiyonlarından” sergisi, festival kapsamında düzenlenen rehberli turlarla ziyaret edildi. Küratörlüğünü Merve Uca’nın üstlendiği sergi, 15’inci yüzyılın sonundan 20’nci yüzyılın ilk çeyreğine kadar Osmanlı topraklarına yapılan yolculukların izini 300’ü aşkın eser üzerinden sürüyor. Rehberli turlarda ziyaretçiler, eserlerin tarihsel bağlamı ve koleksiyonlar arasındaki ilişkiler hakkında bilgi edinirken seyahatin kültürler arası etkileşimdeki rolünü de değerlendirdi. İstanbul Kültür Yolu Festivali, 4 Ekim’e kadar konserlerden sergilere, sahne sanatlarından söyleşilere, atölyelerden çocuk etkinliklerine uzanan kapsamlı programıyla kentin farklı noktalarında devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.