Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kuraklık

Kapsül Haber Ajansı - Kuraklık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kuraklık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

DESKİ’den Altındere Mahallesi’ne 22.7 Milyon TL’lik Yatırım Haber

DESKİ’den Altındere Mahallesi’ne 22.7 Milyon TL’lik Yatırım

Denizli Büyükşehir Belediyesi DESKİ, kent genelinde sürdürülebilir ve kesintisiz içme suyu arzı sağlamak amacıyla yatırımlarına aralıksız devam ediyor. Bu kapsamda, özellikle yaz aylarında artan su talebi ve kuraklık riski nedeniyle su yetersizliği yaşayan Altındere Mahallesi için 22,7 milyon TL bütçeli dev bir iletim hattı projesi hayata geçiriliyor. Denizli Su ve Kanalizasyon İdaresi (DESKİ) Genel Müdürlüğü tarafından Denizli’nin Merkezefendi ilçesi Altındere Mahallesi’nde başlatılan proje kapsamında inşa edilen 6,1 kilometre uzunluğundaki yeni iletim hattı sayesinde, Altındere İçme Suyu Deposu’na güçlü bir ilave su aktarımı sağlanacak. Boru çapları artırılarak modernize edilen altyapı sistemi, iklim değişikliğine bağlı olarak yaşanan kuraklık ve yaz dönemindeki yüksek tüketim debilerinin oluşturduğu riskleri tamamen bertaraf edecek. Yatırım sadece Altındere Mahallesi ile sınırlı kalmayıp bölgenin genel su güvenliğini artıracak stratejik bir yenilemeyi de kapsıyor. Çalışmalar doğrultusunda, Yeşilyayla Mahallesi'ne su iletimi sağlayan ancak vatandaş parsellerinden geçmesi nedeniyle sık sık arızalara ve su kayıplarına yol açan mevcut hat da yenileniyor. Bu kapsamda şebeke üzerindeki kronik arızalar ortadan kalkacak, su kayıp ve kaçak oranları minimum seviyeye indirilecek, iki mahallenin sakinlerine sunulan içme suyu hizmeti güvenli, kesintisiz ve yüksek verimli bir yapıya kavuşacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ambalajlı Su Üreticileri Derneği'nden 2030 Uyarısı Haber

Ambalajlı Su Üreticileri Derneği'nden 2030 Uyarısı

SUDER, ambalajlı su sektörünün sürdürülebilir kaynak yönetimi ve yenilikçi teknolojilerle suyun korunmasına katkısını ve israfın önlenmesinin önemini vurguluyor. 2030’a yaklaşırken dünya, iklim krizinin su döngüsü üzerindeki etkilerini daha görünür ve daha sert biçimde yakından deneyimliyor. Yayımlanan Avrupa İklim Durumu değerlendirmeleri, kıtanın büyük bölümünde sıcaklıkların uzun dönem ortalamalarının üzerinde seyrettiğini ve Avrupa’nın yaklaşık yüzde 95’inde ortalamanın üzerinde sıcaklık kaydedildiğini ortaya koyuyor. Aynı değerlendirmeler, kuraklık koşullarının yaygınlaştığını ve Avrupa’nın önemli bir bölümünde toprak nemi ve hidrolojik stresin belirgin şekilde arttığını gösteriyor. Özellikle 2025 yılı içinde Avrupa’nın yaklaşık yüzde 50’den fazlasının kuraklık koşullarından etkilendiği raporlanıyor. Küresel ısınmanın en sıcak etkilerini hisseden Akdeniz Havzası'ndaki Türkiye de bu dönüşümün merkezinde yer alıyor. Türkiye, kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı göz önüne alındığında artık 'su stresi yaşayan' ülkeler arasında yer alıyor. Uzmanlar, acil önlem alınmazsa su fakiri olma riskiyle karşı karşıya kalacağı konusunda uyarıyor. Bu gelişmeler, ülkemizin de dahil olduğu şehirlerin suya erişim güvenliğini ve altyapı dayanıklılığını doğrudan etkileyen yeni bir “su stresi çağına” işaret ediyor. “Su kaynaklarının korunması ve sağlıklı su tüketimi geniş bir çerçeveden, stratejik olarak ele alınmalı” Ambalajlı Su Üreticileri Derneği (SUDER) Yönetim Kurulu Başkanı Yaşabey Kalebaşı konuyla ilgili açıklamasında suyun sadece bir içecek olarak değil, stratejik bir yaşam kaynağı olarak ele alınması gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi: “İklim krizi artık bugünün meselesi. Su kaynaklarımız üzerindeki baskı her geçen yıl artıyor ve şehirlerimizin dayanıklılığı suyu nasıl yönettiğimize doğrudan bağlı hale geliyor. Ambalajlı su sektörü, kaynakların korunması, verimli kullanımın teşvik edilmesi ve suyun güvenli şekilde tüketiciye ulaştırılması açısından önemli bir sorumluluk üstleniyor. Su kaybının artmasına sebep olan tüketim yöntemleri, bu küresel stres döneminde yeniden düşünülmelidir. Türkiye ambalajlı su sektöründe faaliyet gösteren üreticiler, dünyada ve ülkemizde bulunan suyun miktarının ve kalitesinin korunmasının öneminin farkında olarak, sahip olduğumuz su varlığının gelecek nesillere aktarılması için kaynaklarını heba etmeden, en verimli şekilde kullanmaya özen göstermektedir.” “Üretim süreçlerimizde sıfır su kaybı prensibiyle çalışıyoruz” Kalebaşı açıklamasında “Derneğimize üye ambalajlı su üreticileri, yeraltı su kaynaklarını çevreleyen alanları da hassasiyetle korumakta, böylece suyun kaynağa ulaşmak için geçtiği doğal ekosistemlerin korunmasına yardımcı olmaktadırlar. Doğal su kaynaklarının kullanımında sürdürülebilir üretim adına kamu otoriteleri, üniversiteler ve yerel topluluklar ile kurulan işbirlikleri sadece kaynakların, biyoçeşitliliğin ve doğal yaşam ortamlarının korunmasını değil, aynı zamanda bölgenin sosyal ve ekonomik açıdan gelişimini de desteklemektedir. Üretim süreçlerimizde sıfır su kaybı prensibiyle çalışarak kaynaklarımızı koruyor, döngüsel ekonomiye katkı sunmak adına ambalajlarımızın yüzde 100 geri dönüştürülebilir malzemelerden üretilmesini sağlayarak, çevresel ayak izimizi sistematik olarak azaltıyoruz.” dedi. Ev tipi arıtma cihazlarında görünmeyen büyük su israfı Su kaynaklarının korunması ve israfın önlenmesi için tüketim teknolojilerinin bütüncül ve verimlilik odaklı değerlendirilmesi gerekiyor. İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi’nden Prof. Dr. Meriç Albay’in yaptığı “Ev Tipi Su Arıtma Sistemlerinin Su Kalitesinin Değerlendirilmesi Araştırması” ev tipi arıtma cihazlarında, 1 litre arıtılmış içme suyu elde edebilmek için yaklaşık 5 litre ve üzeri su atık olarak israf ediliyor. Su stresinin giderek büyüdüğü ve şehirlerin su kaynakları üzerindeki baskının arttığı bu dönemde, bu düzeyde bir su kaybı, önemli bir verimlilik sorunu olarak öne çıkıyor. 2040’ da 5,7 milyar insan su sıkıntısı yaşayacak Kuraklık artık yalnızca tarımsal üretimi etkileyen dönemsel bir risk değil, su güvenliğini doğrudan tehdit eden küresel bir kriz olarak öne çıkıyor. Dünyada ve ülkemizde son 20 yılda kuraklığın giderek artması, su kaynaklarının korunmasının ertelenemez bir öncelik olduğunu ortaya koyuyor. 2040 yılına gelindiğinde dünyada 5,7 milyar insanın su sıkıntısı yaşayabileceğinin tahmin edilmesi de suyun verimli kullanımının toplumsal ve ekonomik bir zorunluluk olduğunu gösteriyor. Ambalajlı Su Üreticileri Derneği (SUDER) Yönetim Kurulu Başkanı Yaşabey Kalebaşı’na göre bu tablo, yer altı ve yer üstü su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimini, su kayıplarının azaltılmasını ve suyun verimli kullanımını koruyan uygulamaların yaygınlaştırılmasını her zamankinden daha kritik hale getiriyor. Yer altı su rezervlerinin azalması kentlerin dayanıklılığını zorluyor Şehirlerin su güvenliği suyun nasıl korunduğu, nasıl yönetildiği ve ne kadar verimli kullanıldığıyla tanımlanıyor. Yer altı su rezervlerinin azalması ve yüzey sularındaki dalgalanmalar, kentlerin uzun vadeli dayanıklılığını zorlarken; suyun her damlasının korunmasını stratejik bir zorunluluk haline getiriyor. Araştırmalar, Avrupa’nın 2025 yılında en kurak üç yıldan birini yaşadığını ve bazı dönemlerde kıtanın yaklaşık üçte birinde “şiddetli kuraklık” koşulları gözlendiğini ortaya koyuyor. Bu bulgular, su döngüsündeki bozulmanın geçici değil yapısal bir eğilim haline geldiğini gösteriyor. Kalebaşı, “Su stresi giderek derinleşirken, yer altı ve yer üstü su kaynaklarımızı korumak hepimizin ortak sorumluluğudur. Bugün atılacak her adım, gelecekte su güvenliğimizin en önemli güvencesi olacaktır. Bu nedenle tarım sanayi ve diğer tüketim alanlarında verimli su yönetimi uygulamalarının yaygınlaştırılması, su kayıplarının azaltılması ve doğal kaynakların sürdürülebilir şekilde yönetilmesi büyük önem taşıyor” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

SUDER'den Su Kaynaklarının Korunması İçin Sürdürülebilirlik Çağrısı Haber

SUDER'den Su Kaynaklarının Korunması İçin Sürdürülebilirlik Çağrısı

2030’a yaklaşırken dünya, iklim krizinin su döngüsü üzerindeki etkilerini daha görünür ve daha sert biçimde yakından deneyimliyor. Yayımlanan Avrupa İklim Durumu değerlendirmeleri, kıtanın büyük bölümünde sıcaklıkların uzun dönem ortalamalarının üzerinde seyrettiğini ve Avrupa’nın yaklaşık yüzde 95’inde ortalamanın üzerinde sıcaklık kaydedildiğini ortaya koyuyor. Aynı değerlendirmeler, kuraklık koşullarının yaygınlaştığını ve Avrupa’nın önemli bir bölümünde toprak nemi ve hidrolojik stresin belirgin şekilde arttığını gösteriyor. Özellikle 2025 yılı içinde Avrupa’nın yaklaşık yüzde 50’den fazlasının kuraklık koşullarından etkilendiği raporlanıyor. Küresel ısınmanın en sıcak etkilerini hisseden Akdeniz Havzası'ndaki Türkiye de bu dönüşümün merkezinde yer alıyor. Türkiye, kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı göz önüne alındığında artık 'su stresi yaşayan' ülkeler arasında yer alıyor. Uzmanlar, acil önlem alınmazsa su fakiri olma riskiyle karşı karşıya kalacağı konusunda uyarıyor. Bu gelişmeler, ülkemizin de dahil olduğu şehirlerin suya erişim güvenliğini ve altyapı dayanıklılığını doğrudan etkileyen yeni bir “su stresi çağına” işaret ediyor. “Su kaynaklarının korunması ve sağlıklı su tüketimi geniş bir çerçeveden, stratejik olarak ele alınmalı” Ambalajlı Su Üreticileri Derneği (SUDER) Yönetim Kurulu Başkanı Yaşabey Kalebaşı konuyla ilgili açıklamasında suyun sadece bir içecek olarak değil, stratejik bir yaşam kaynağı olarak ele alınması gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi: “İklim krizi artık bugünün meselesi. Su kaynaklarımız üzerindeki baskı her geçen yıl artıyor ve şehirlerimizin dayanıklılığı suyu nasıl yönettiğimize doğrudan bağlı hale geliyor. Ambalajlı su sektörü, kaynakların korunması, verimli kullanımın teşvik edilmesi ve suyun güvenli şekilde tüketiciye ulaştırılması açısından önemli bir sorumluluk üstleniyor. Su kaybının artmasına sebep olan tüketim yöntemleri, bu küresel stres döneminde yeniden düşünülmelidir. Türkiye ambalajlı su sektöründe faaliyet gösteren üreticiler, dünyada ve ülkemizde bulunan suyun miktarının ve kalitesinin korunmasının öneminin farkında olarak, sahip olduğumuz su varlığının gelecek nesillere aktarılması için kaynaklarını heba etmeden, en verimli şekilde kullanmaya özen göstermektedir.” “Üretim süreçlerimizde sıfır su kaybı prensibiyle çalışıyoruz” Kalebaşı açıklamasında “Derneğimize üye ambalajlı su üreticileri, yeraltı su kaynaklarını çevreleyen alanları da hassasiyetle korumakta, böylece suyun kaynağa ulaşmak için geçtiği doğal ekosistemlerin korunmasına yardımcı olmaktadırlar. Doğal su kaynaklarının kullanımında sürdürülebilir üretim adına kamu otoriteleri, üniversiteler ve yerel topluluklar ile kurulan işbirlikleri sadece kaynakların, biyoçeşitliliğin ve doğal yaşam ortamlarının korunmasını değil, aynı zamanda bölgenin sosyal ve ekonomik açıdan gelişimini de desteklemektedir. Üretim süreçlerimizde sıfır su kaybı prensibiyle çalışarak kaynaklarımızı koruyor, döngüsel ekonomiye katkı sunmak adına ambalajlarımızın yüzde 100 geri dönüştürülebilir malzemelerden üretilmesini sağlayarak, çevresel ayak izimizi sistematik olarak azaltıyoruz.” dedi. Ev tipi arıtma cihazlarında görünmeyen büyük su israfı Su kaynaklarının korunması ve israfın önlenmesi için tüketim teknolojilerinin bütüncül ve verimlilik odaklı değerlendirilmesi gerekiyor. İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi’nden Prof. Dr. Meriç Albay’in yaptığı “Ev Tipi Su Arıtma Sistemlerinin Su Kalitesinin Değerlendirilmesi Araştırması” ev tipi arıtma cihazlarında, 1 litre arıtılmış içme suyu elde edebilmek için yaklaşık 5 litre ve üzeri su atık olarak israf ediliyor. Su stresinin giderek büyüdüğü ve şehirlerin su kaynakları üzerindeki baskının arttığı bu dönemde, bu düzeyde bir su kaybı, önemli bir verimlilik sorunu olarak öne çıkıyor. 2040’ da 5,7 milyar insan su sıkıntısı yaşayacak Kuraklık artık yalnızca tarımsal üretimi etkileyen dönemsel bir risk değil, su güvenliğini doğrudan tehdit eden küresel bir kriz olarak öne çıkıyor. Dünyada ve ülkemizde son 20 yılda kuraklığın giderek artması, su kaynaklarının korunmasının ertelenemez bir öncelik olduğunu ortaya koyuyor. 2040 yılına gelindiğinde dünyada 5,7 milyar insanın su sıkıntısı yaşayabileceğinin tahmin edilmesi de suyun verimli kullanımının toplumsal ve ekonomik bir zorunluluk olduğunu gösteriyor. Ambalajlı Su Üreticileri Derneği (SUDER) Yönetim Kurulu Başkanı Yaşabey Kalebaşı’na göre bu tablo, yer altı ve yer üstü su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimini, su kayıplarının azaltılmasını ve suyun verimli kullanımını koruyan uygulamaların yaygınlaştırılmasını her zamankinden daha kritik hale getiriyor. Yer altı su rezervlerinin azalması kentlerin dayanıklılığını zorluyor Şehirlerin su güvenliği suyun nasıl korunduğu, nasıl yönetildiği ve ne kadar verimli kullanıldığıyla tanımlanıyor. Yer altı su rezervlerinin azalması ve yüzey sularındaki dalgalanmalar, kentlerin uzun vadeli dayanıklılığını zorlarken; suyun her damlasının korunmasını stratejik bir zorunluluk haline getiriyor. Araştırmalar, Avrupa’nın 2025 yılında en kurak üç yıldan birini yaşadığını ve bazı dönemlerde kıtanın yaklaşık üçte birinde “şiddetli kuraklık” koşulları gözlendiğini ortaya koyuyor. Bu bulgular, su döngüsündeki bozulmanın geçici değil yapısal bir eğilim haline geldiğini gösteriyor. Kalebaşı, “Su stresi giderek derinleşirken, yer altı ve yer üstü su kaynaklarımızı korumak hepimizin ortak sorumluluğudur. Bugün atılacak her adım, gelecekte su güvenliğimizin en önemli güvencesi olacaktır. Bu nedenle tarım sanayi ve diğer tüketim alanlarında verimli su yönetimi uygulamalarının yaygınlaştırılması, su kayıplarının azaltılması ve doğal kaynakların sürdürülebilir şekilde yönetilmesi büyük önem taşıyor” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CW Enerji’den Tarımsal Sulamada Yerli ve Milli Teknoloji Hamlesi Haber

CW Enerji’den Tarımsal Sulamada Yerli ve Milli Teknoloji Hamlesi

Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biri olan CW Enerji, tarım sektörüne özel geliştirdiği sistemlerle de dikkat çekmeye devam ediyor. Firma, tarımsal üretimde enerji maliyetlerini azaltacak ve sulama verimliliğini artıracak yeni nesil güneş paneli çözümünü hayata geçirdi. CW Enerji’nin yerli üretim gücü ve Türk mühendisliğiyle geliştirilen AgriFlow güneş paneli, tarımsal sulama sistemlerinin ihtiyaçlarına özel olarak tasarlandı. Yeni nesil Triple Cut hücre teknolojisi ve yüksek çalışma gerilimi sayesinde AgriFlow; güneş henüz tam yükselmeden enerji üretmeye başlar, gün batımına doğru ışık azalırken de üretimini sürdürmeye yardımcı olur. Konu hakkında açıklamalarda bulunan CW Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Sarvan, tarım sektörüne yönelik sundukları çözümlerle de sürdürülebilir geleceğe katkı sağladıklarını söyledi. Bu kapsamda, tarımsal sulamada enerji verimliliğini artıracak yeni nesil güneş paneli teknolojisini geliştirdiklerini belirten Sarvan, “Geliştirilen AgriFlow güneş paneli, tarımsal üretimde sulama süreçlerinin daha verimli yürütülmesine katkı sağlayacak özelliklerle geliştirildi. Yeni nesil tarımsal sulama paneli, paneller arasındaki akıllı seri ve paralel bağlantı mimarisi sayesinde sulama sisteminin ihtiyaç duyduğu çalışma gerilimini daha etkin şekilde sağlıyor. Bu sayede özellikle güneş ışınımının düşük olduğu sabah ve akşam saatlerinde sulama sisteminin daha erken devreye girmesi ve daha uzun süre çalışması mümkün hale gelirken, günlük etkin sulama süresi de artırılıyor” dedi. Enerji verimliliğini artıran çözümler geliştiriyor Tarım sektöründe enerji verimliliğini artıran çözümler geliştirmenin sürdürülebilir gelecek açısından büyük önem taşıdığını ifade eden Sarvan, “Harici yükseltici dönüştürücü ihtiyacını azaltan yenilikçi yapı, sistem maliyetlerinin düşürülmesine, enerji kayıplarının azaltılmasına ve tarımsal sulama sistemlerinin güvenilirliğinin artırılmasına katkı sunuyor. Farklı çalışma gerilimi ihtiyaçlarına uyum sağlayabilen esnek bağlantı yapısıyla geliştirilen çözüm, sürdürülebilir tarım uygulamalarını destekleyen yüksek verimli bir güneş enerjisi altyapısı sunuyor. Tarımsal sulama uygulamaları için geliştirilen bu yenilikçi güneş panelleri, sahip olduğu bağlantı esnekliği sayesinde yalnızca sulama sistemleriyle sınırlı kalmayıp, farklı alanlardaki yüksek verimli güneş enerjisi sistemleri için güçlü bir teknoloji altyapısı oluşturma potansiyeli taşıyor” diye konuştu. AgriFlow güneş paneliyle sulamada daha uzun enerji üretimi Tarımsal sulama sistemlerinin ihtiyaçları doğrultusunda geliştirilen CW Enerji AgriFlow güneş panelinin, yerli üretim gücü ve Türk mühendisliğini ileri hücre teknolojisiyle buluşturduğuna dikkat çeken Sarvan, yeni nesil Triple Cut hücre teknolojisi ve yüksek çalışma gerilimi sayesinde AgriFlow’un, güneş henüz tam yükselmeden enerji üretimine katkı sağlamaya başlarken, gün batımına doğru ışınımın azaldığı saatlerde de üretimin daha uzun süre devam etmesini desteklediğini kaydetti. Sarvan, “Bulut geçişleri, tozlanma ve kısmi gölgelenme gibi değişken çevresel koşullarda enerji üretim sürekliliğini destekleyen panel, daha az panelle daha uzun sulama süresi, daha verimli enerji kullanımı ve tarımsal üretimde daha yüksek verimlilik sunarak çiftçilerin güneş enerjisinden gün boyunca daha etkin şekilde faydalanmasına olanak tanıyor. Böylece AgriFlow, Türk mühendisliğinin gücünü tarım sektörünün geleceğiyle buluşturan yenilikçi bir teknoloji olarak öne çıkıyor ve firmamızın yenilikçi yaklaşımını, teknoloji geliştirme kabiliyetini ve sürdürülebilir tarıma sunduğu katkıyı güçlü şekilde yansıtıyor” dedi. Hem tarımsal üretime hem de ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkı Türkiye'nin enerji teknolojilerinde yalnızca üretici değil aynı zamanda teknoloji geliştiren bir ülke olma hedefiyle çalışmalarını sürdürdüklerini dile getiren Sarvan, "Tam entegre üretim altyapımız, güçlü AR-GE ekibimiz ve yerli ve milli üretim anlayışımızla geliştirdiğimiz yeni nesil tarımsal sulama panelimiz, çiftçilerimizin enerji maliyetlerini azaltırken sulama sistemlerinin çalışma performansını da önemli ölçüde artırıyor. Güneş enerjisinden en yüksek verimin alınmasını sağlayan bu teknolojiyle hem tarımsal üretime hem de ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkı sunuyoruz" diye konuştu. Paneller uzun yıllar güvenle kullanılabilir CW Enerji'nin yüksek kalite standartlarında ürettiği güneş panellerinin yalnızca yüksek enerji üretimiyle değil, dayanıklılığıyla da öne çıktığını belirten Sarvan, zorlu iklim koşullarına karşı yüksek direnç gösteren panellerin uzun yıllar güvenle kullanılabildiğini ifade etti. Sarvan, “Üretimini kendi tesislerimizde gerçekleştirdiğimiz güneş panellerimiz yüksek verimlilik, uzun ömür ve güvenilir performans özellikleriyle dikkat çekiyor. Yerli ve milli üretim gücümüz sayesinde kaliteyi sürekli kontrol altında tutarken müşterilerimize sürdürülebilir ve güvenilir enerji çözümleri sunuyoruz. Tarım sektöründe kullanılan sistemlerde dayanıklılık ve kesintisiz performans büyük önem taşıyor. Bu doğrultuda geliştirdiğimiz ürünlerimiz uzun yıllar yüksek performansla çalışacak şekilde tasarlanıyor" dedi Sarvan, "AR-GE çalışmalarımızı yalnızca bugünün ihtiyaçlarına değil geleceğin enerji teknolojilerine de yön verecek çözümler geliştirmek amacıyla sürdürüyoruz. Tarımsal sulama için geliştirdiğimiz bu yenilikçi panel teknolojisi, farklı uygulama alanlarında da yüksek verimli güneş enerjisi sistemlerinin yaygınlaşmasına katkı sağlayacak önemli bir altyapı niteliği taşıyor. Yerli mühendislik gücümüz ve üretim kabiliyetimizle enerji dönüşümüne değer katmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Sarvan: Amacımız üreticilerimizi iklim koşullarına karşı daha dirençli hale getirmek Tarımda verimliliğin artırılmasının yanı sıra sürdürülebilir üretim anlayışının da büyük önem taşıdığını belirten Sarvan, iklim değişikliği ve kuraklıkla mücadelede yenilenebilir enerji teknolojilerinin tarım sektöründeki rolünün her geçen gün daha da arttığını söyledi. Sarvan, şunları kaydetti: "Tarım alanında geliştirdiğimiz çözümlerle çiftçilerimizin ve tarım işletmelerinin verimliliğini artırmayı hedefliyoruz. Özellikle iklim değişikliği ve giderek artan kuraklık tehdidi karşısında yenilenebilir enerji temelli teknolojiler tarım sektörü için stratejik bir öneme sahip. Yeni nesil güneş paneli teknolojimiz sayesinde sulama sistemleri günün daha uzun bir bölümünde verimli şekilde çalışabilirken, enerji kayıpları da minimum seviyeye indiriliyor. Düşük bakım ihtiyacı, uzun kullanım ömrü, yüksek verimlilik ve dayanıklı yapısıyla geliştirilen sistemlerimiz, üreticilerimize ekonomik ve sürdürülebilir bir çözüm sunuyor. Enerji maliyetlerinin her geçen gün arttığı günümüzde çiftçilerimizin üzerindeki yükü hafifletecek teknolojiler geliştirmeyi öncelikli sorumluluklarımızdan biri olarak görüyoruz. Amacımız, tarımın geleceğini güvence altına almak, üreticilerimizi iklim koşullarına karşı daha dirençli hale getirmek ve yerli ve milli üretim gücümüzle ülkemizin sürdürülebilir tarım hedeflerine katkı sağlamayı sürdürmektir" dedi. CW Enerji Hakkında CW Enerji, Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biridir. Yüksek teknolojiye sahip üretim tesislerinde geliştirdiği TOPCon High Efficiency yüksek verimli güneş hücreleriyle enerji sektörüne yön veren firma, GES proje geliştirme, sistem tasarımı, mühendislik, anahtar teslim kurulum, işletme, bakım/onarım ve teknik danışmanlık hizmetleriyle güneş enerjisinin en verimli şekilde kullanılmasını sağlar. Akıllı ev ve enerji depolama sistemleriyle yenilenebilir enerji çözümlerini geleceğin yaşam alanlarına entegre eden CW Enerji; konut ve endüstriyel tip lityum enerji depolama çözümleri, On Grid, Off Grid ve hibrit sistemleri, elektrikli araç şarj istasyonları, golf arabaları, forkliftler, transpaletler, scooter ve elektrikli bisikletler için lityum batarya çözümleri, esnek güneş panelleri, ev tipi ve havuz tipi ısı pompaları gibi yenilikçi ürünlerle hem evsel hem endüstriyel enerji ihtiyaçlarına sürdürülebilir çözümler sunar. Kendi alüminyum üretim ve solar hücre tesisleriyle entegre üretim gücünü artıran şirket, global pazarlarda rekabet üstünlüğünü pekiştirerek Türkiye’nin ilk 500 sanayi kuruluşu arasında yer almaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TENCEL™, Kaynakları Koruyarak Modanın Geleceğine Yön Veriyor Haber

TENCEL™, Kaynakları Koruyarak Modanın Geleceğine Yön Veriyor

Üzerinizdeki tişörtün ne kadar su tüketilerek üretildiğini hiç düşündünüz mü? Günümüzde tekstil sektöründe sürdürülebilirlik yalnızca tasarımla değil, üretim süreçlerinde kullanılan su ve doğal kaynakların ne kadar verimli yönetildiğiyle de ölçülüyor. İklim değişikliği, kuraklık ve azalan su kaynakları, tekstil sektörünü üretim süreçlerini yeniden değerlendirmeye yönlendiriyor. Bu nedenle moda dünyasında artık yalnızca "ne giyelim?" değil, "nasıl üretildi?" sorusu önem kazanıyor. Kontrollü veya sertifikalı ağaç kaynaklarından[2] elde edilen TENCEL™ ve LENZING™ ECOVERO™ elyafları;kaynak verimliliği yüksek üretim süreçleri ve izlenebilirlik teknolojileriyle modanın geleceğine daha sürdürülebilir bir yaklaşım sunuyor. Su Ayak İzini Azaltan Elyaf Teknolojileri Doğal ağaç kaynaklarından elde edilen TENCEL™ Modal ve Lyocell ile LENZING™ ECOVERO™ viskon elyafları, kaynak verimliliğini merkeze alan üretim anlayışıyla geliştiriliyor. Bu elyaflar, jenerik (markasız) alternatiflerine kıyasla en az %50 daha düşük karbon emisyonu ve su tüketimiyle1 üretiliyor. Böylece tekstil ürünlerinin daha tasarım aşamasından itibaren çevresel etkilerinin azaltılmasına katkı sağlanıyor. Kapalı Döngü Üretimle Kaynak Verimliliği Su tasarrufu yalnızca kullanılan ham maddelerle sınırlı kalmıyor. Üretim teknolojileri de bu dönüşümde önemli rol oynuyor. TENCEL™, Lyocell elyafları özelinde kaynak verimliliği sağlayan kapalı döngü üretim süreciyle üretiliyor. Üretim sırasında kullanılan çözücülerin yüzde 99.8’i geri kazanılarak yeniden sisteme kazandırılıyor. Böylece doğal kaynakların daha verimli kullanılmasına katkı sağlanırken, üretim süreçlerinin çevresel etkisi de azaltılıyor. Sürdürülebilirlik Bilinçli Seçimlerle Başlıyor Tekstil sektörünün geleceğini yalnızca yeni koleksiyonlar değil, bu koleksiyonlarda sürdürülebilirlik izlerini arayan bilinçli tüketiciler şekillendiriyor. Bir ürünün hangi ham maddeden üretildiği, üretim sırasında ne kadar kaynak kullanıldığı, çevresel etkisi satın alma kararlarında giderek daha fazla önem kazanıyor. Daha düşük su tüketimi, daha düşük karbon emisyonu ve kaynak verimliliği yüksek üretim süreçleri[3], modanın sürdürülebilir dönüşümünün temelini oluşturuyor. TENCEL™ ve LENZING™ ECOVERO™ elyafları da hem doğal ham maddelerden elde edilmesi, hem sorumlu kaynak kullanımı hem de izlenebilirlik teknolojisi gibi geliştirdiği yenilikçi teknolojilerle bu dönüşüme katkı sağlayarak, suyun değerini bilen yeni nesil tekstil anlayışına öncülük ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kuşadası ve Söke’ye İçme Suyu Yatırımı Haber

Kuşadası ve Söke’ye İçme Suyu Yatırımı

Bakan Yumaklı, yaptığı açıklamada, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nün (DSİ) dev su ve sulama yatırımlarına devam ettiğini bildirdi. İklim değişikliği ve küresel ısınmanın getirdiği kuraklık riskine karşı yatırımların zamanında yapılmasının hayati önem taşıdığını vurgulayan Yumaklı, ülkenin önemli tarım ve turizm merkezlerinden olan bölgenin içme suyu teminine yönelik Aydın Kuşadası Söke İçmesuyu İsale Hattı Projesi'nde ihale sürecinin tamamlandığını belirtti. Yumaklı, Sarıçay Barajı'ndan yıllık 20,75 milyon metreküp su aktarılacak olan "Aydın Kuşadası Söke İçmesuyu İsale Hattı" projesinin ihale sözleşme bedelinin 2 milyar 715 milyon TL olduğunu aktararak projenin bölgede 300 binden fazla vatandaşa hizmet vereceğinin altını çizdi. Projeyle Söke, Kuşadası, Davutlar ve Güzelçamlı yerleşim yerlerinin 2050 yılına kadar olan içme, kullanma ve endüstri suyu ihtiyacının garanti altına alındığını bildiren Yumaklı, “Tesis tamamlandığında bölgede toplam 303.160 kişiye kesintisiz ve kaliteli içme suyu ulaştırılacak. Projenin ana su kaynağı olan Sarıçay Barajı gövde inşaatında %88 fiziki gerçekleşme seviyesine ulaşıldı. Proje kapsamında; 67 kilometre uzunluğunda çelik boru isale hattı, 1 adet terfi merkezi ve her biri 1.000 m³ kapasiteli 4 adet yeni su deposu inşa edilecek. İsale hattı inşaatının ilerleme durumuna göre 100.000 m³/gün kapasiteli arıtma tesisinin ihalesi de ayrıca gerçekleştirilecek" vurgusu yaptı. "SU YÖNETİMİ BİR TERCİH DEĞİL, YAŞAMSAL BİR ZORUNLULUKTUR" Bakan Yumaklı, sürdürülebilir kalkınma ve kaliteli yaşam için suyun "olmazsa olmaz" niteliğinde temel bir ihtiyaç olduğuna işaret ederek, şu değerlendirmelerde bulundu: "Sürekli gelişen bir kalkınma için en önemli yaşamsal kaynaklardan birisi hiç şüphesiz sudur. Yeterli miktarda ve iyi kalitede içme suyuna erişim yaşamsal bir gerekliliktir. Sosyal ve ekonomik gelişme ile birlikte yükselen hayat standartları, kişi başına düşen su ihtiyacını da artırmaktadır. Bu sebeple yeni su kaynaklarının geliştirilmesi ve vatandaşlarımızın hizmetine sunulması bir tercih değil, zorunluluktur. Dünyada ve ülkemizde su kaynakları kısıtlı olsa da doğru ve etkin su yönetimi anlayışıyla su kıtlığının önüne geçmek mümkündür." "81 İL İÇME SUYU EYLEM PLANI" İLE GELECEK NESİLLER GÜVENCEDE Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü'nün 1968 yılından bu yana hizmete aldığı 436 içme suyu projesiyle yıllık 5,4 milyar metreküp su temin ettiğini belirten Bakan Yumaklı, Türkiye genelinde yürütülen stratejik planlamaya ilişkin şunları kaydetti: "Mardin'den Edirne'ye, Trabzon'dan Afyonkarahisar'a kadar ülkemizin dört bir yanında içme suyu yatırımlarımızı aralıksız sürdürüyoruz. Bakanlık olarak şehirlerimizde içme suyu sıkıntısı yaşanmaması adına hazırladığımız '81 İl İçmesuyu Eylem Planı' ile illerimizin 2040, 2055 ve hatta 2071 yıllarına kadar olan su ihtiyacını detaylıca planladık. Bu eylem planı sayesinde, yaşanan kurak dönemlerde dahi vatandaşlarımıza su sıkıntısını hissettirmeden süreci yönetiyoruz." Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, yeni yapılacak Kuşadası Söke İsale Hattı'nın hayırlı, uğurlu ve bereketli olmasını temenni etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

QNB Türkiye'den Su ve Mavi Ekonomi Finansmanında Mavi Repo İle Yeni Adım Haber

QNB Türkiye'den Su ve Mavi Ekonomi Finansmanında Mavi Repo İle Yeni Adım

İşlem kapsamında sağlanan kaynaklar, su kaynaklarının korunması ve mavi ekonomi faaliyetlerini destekleyen yatırımların finansmanında kullanılacak. İklim değişikliği, kuraklık ve artan su stresi, su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimini yalnızca çevresel değil, aynı zamanda ekonomik bir öncelik haline getiriyor. Tarımdan sanayiye, enerjiden şehir yaşamına kadar ekonomik faaliyetlerin devamlılığı açısından kritik öneme sahip olan su kaynaklarının korunması ve verimli kullanımı, önümüzdeki dönemin en önemli yatırım alanları arasında yer alıyor. Bu doğrultuda gerçekleştirilen Mavi Repo işlemi, uluslararası sermayenin Türkiye'de su kaynaklarının korunmasını ve mavi ekonomi faaliyetlerini destekleyen yatırımlara yönlendirilmesine katkı sağlıyor. İşlem aynı zamanda sürdürülebilir finansmanın yalnızca tahvil ihraçlarıyla değil, sermaye piyasaları ve hazine ürünleri aracılığıyla da desteklenebileceğini ortaya koyuyor. QNB Sürdürülebilir Finans ve Ürün Çerçevesi ile IFC Blue Finance Guidelines (Mavi Finansman Rehberi) doğrultusunda yapılandırılan işlem kapsamında fonların kullanımına ilişkin süreçler düzenli raporlama ve bağımsız doğrulama mekanizmalarıyla takip edilecek. QNB Türkiye, son yıllarda gerçekleştirdiği Mavi Tahvil, Yeşil Tahvil, İklim Geçiş Tahvili ve Üçlü Etki Tahvili işlemleriyle sürdürülebilir finansman alanlında ki ürün yelpazesini genişletti. Mavi Repo işlemi ise bu yaklaşımın sermaye piyasaları ve hazine işlemleri tarafındaki yeni örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. QNB Türkiye Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı ve Uluslararası Bankacılık ve Hazine Yönetici Direktörü Yeliz Ataay Arıkök, gerçekleştirilen işleme ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Günümüzde bankalar, uluslararası sermaye ile reel ekonomi arasında köprü kurarak kaynakların ülkenin geleceğini şekillendirecek alanlara yönlendirilmesinde önemli bir rol üstleniyor. QNB Türkiye olarak sürdürülebilir finansmana bu perspektiften yaklaşıyoruz. Su kaynaklarının korunması ve verimli yönetimi de bu alanların başında geliyor. Su, ekonomik faaliyetlerin devamlılığı, gıda güvenliği, sanayi üretimi ve enerji dönüşümü açısından stratejik bir kaynak niteliğinde. Barclays ile gerçekleştirdiğimiz Mavi Repo işlemi, uluslararası yatırımcıların bu alandaki finansman ihtiyacına verdiği desteğin somut bir göstergesi. İşlem sayesinde uluslararası kaynakları Türkiye'de su ve mavi ekonomi alanındaki yatırımlara yönlendirirken, sürdürülebilir finansmanın yeni ürün ve yapılarla gelişmesine de katkı sağlıyoruz. Mavi Repo işlemini, sürdürülebilir finansman araçlarının çeşitlenmesine katkı sağlayan ve su temelli yatırımlara uluslararası kaynak akışını destekleyen önemli bir adım olarak görüyoruz.” Barclays Gelişmekte Olan Piyasalar Sürdürülebilir Finansman Başkanı Oliver Phillips ise şunları söyledi: “QNB Türkiye'nin ilk Mavi Repo işlemini desteklemekten memnuniyet duyuyoruz. Bu işlem, COP31 öncesinde Türkiye finans piyasalarında sürdürülebilir finansman için yeni kaynakların harekete geçirilmesini sağlayan yenilikçi uygulamaların devam ettiğini ortaya koyuyor. Barclays olarak mavi finansmanı; denizler ve okyanuslarla bağlantılı projeler için sermaye sağlayan, aynı zamanda çevresel, ekonomik ve iklim açısından olumlu etkiler yaratan önemli ve hızla büyüyen bir finansman alanı olarak görüyoruz." Bu işlem, Türkiye'de sürdürülebilir finansman piyasalarının derinleşmesine katkı sağlarken, su ve mavi ekonomi alanındaki yatırımlara daha fazla uluslararası sermaye yönlendirilmesine olanak tanıyor. QNB Türkiye, geliştirdiği yenilikçi finansman çözümleriyle iklim, su ve doğa temelli dönüşüm alanlarında sermayenin doğru alanlara yönlendirilmesine katkı sağlamaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

SKD Türkiye ve İş Bankası’ndan Tarımda Su Verimliliği ve Finansmanı Çalıştayı Haber

SKD Türkiye ve İş Bankası’ndan Tarımda Su Verimliliği ve Finansmanı Çalıştayı

İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği ile İş Bankası’nın düzenlediği Tarımda Su Verimliliği ve Finansmanı Çalıştayı, bankalar ve kalkınma finansmanı kurumları, gıda ve tarım şirketleri, tarım ve sulama teknolojileri firmaları, kamu kurumları, akademi, düşünce kuruluşları ve sivil toplum kuruluşlarından temsilcileri bir araya getirdi. Çalıştayda Türkiye’nin de içinde bulunduğu Akdeniz Havzası’nda artan kuraklık riski ve su stresi nedeniyle tarımsal üretimde suyun daha verimli kullanılması ihtiyacı ile bu dönüşümü destekleyecek finansman modelleri ve iş birlikleri ele alındı. “Su verimliliği finansman ve iş birliğiyle güçlenebilir” Çalıştayın açılışında konuşan SKD Türkiye Genel Sekreteri Konca Çalkıvik, "İklim değişikliğiyle birlikte su, tarımsal üretimden gıda güvenliğine, ekonomik kalkınmadan finansal istikrara kadar birçok alanı doğrudan etkileyen stratejik bir kaynak haline geldi. Tarımda su verimliliğini artıracak dönüşümü yalnızca teknolojiyle değil, doğru finansman mekanizmaları ve güçlü iş birlikleriyle de desteklemek gerekiyor. SKD Türkiye olarak uzun yıllardır iş dünyasının sürdürülebilirlik dönüşümünü hızlandıracak ortak platformlar oluşturuyor, kamu, özel sektör, finans dünyası ve akademiyi aynı masa etrafında buluşturuyoruz. İş Bankası ile gerçekleştirdiğimiz bu çalıştay da önemli bir proje oldu. Tarımda su verimliliğine yönelik yatırımların önündeki engellerin aşılmasına, yenilikçi finansman modellerinin geliştirilmesine katkı sağlayacağına inanıyoruz” diye konuştu. “Su verimliliğinin merkezinde tarım, yani gelecek var” İş Bankası Tarım Bankacılığı Pazarlama Müdürü Umut Yiğit ise, iklim değişikliği ve su güvenliği arasındaki güçlü bağlantıya dikkat çektiği konuşmasında, OECD ve Birleşmiş Milletler’in, mevcut üretim ve tüketim alışkanlıklarının sürmesi halinde 2030 yılında dünya genelinde sürdürülebilir tatlı su arzı ile talep arasında yaklaşık yüzde 40’lık bir açığın oluşabileceğine işaret ettiğini hatırlattı. Türkiye’de suyun yaklaşık yüzde 75’inin tarımsal üretimde kullanıldığını, tarımın geleceğinin su üretkenliği üzerine kurulacağını, bu noktada su ayak izi kavramının giderek daha kritik hale geldiğini söyleyen Yiğit, finans sektöründeki dönüşüme de dikkat çekerek, meselenin artık “su ve iklim finansmanı” olarak ele alınması gerektiğinin altını çizdi. Umut Yiğit, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Su yönetimi artık tek bir kurumun çözebileceği bir mesele değil, kamu, özel sektör, finans sektörü, akademi ve sivil toplumun ortak hareket ettiği bir ekosistem ve uzun soluklu çalışmalar gerektiriyor. SKD Türkiye ile birlikte bugün gerçekleştirdiğimiz çalıştay bu nedenle çok değerli. Su çalıştaylarının ilkini 2022 yılında İzmir’de gerçekleştirmiştik. Bunun yanı sıra; kuraklık ve dolayısıyla su yönetimi konusunda BASUSAD (Basınçlı Sulama Sanayicileri Derneği) iş birliği ile 2025 yılında 22 Tarım İhtisas Şubemizde 500’den fazla üreticimize “Doğru Sulama Teknikleri” başlıklı eğitimler düzenledik. Sürdürülebilir tarım, enerji dönüşümü, doğal mirasın korunması ve kaynak verimliliği alanlarında yürüttüğümüz çalışmaları önümüzdeki dönemde daha da genişletmeyi hedefliyoruz.” Çalıştay raporu; kamu, finans sektörü ve iş dünyası için yol gösterici olacak Açılışın ardından Ziraat Mühendisi Raşit Yılmaz ile Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Ersoy Yıldırım’ın değerlendirmeleriyle başlayan programda üç oturum düzenlendi. İlk oturumda tarımda su risklerinin finans sektörü açısından değerlendirilmesi ve doğa temelli çözümlerin finansmanındaki mevcut boşluklar, ikinci oturumda su verimliliği yatırımlarını hızlandıracak finansman araçları, yatırım öncelikleri ve kamu, özel sektör ile finans kuruluşları arasında geliştirilebilecek iş birliği modelleri değerlendirildi. Günün son oturumunda ise Türkiye'nin tarımda su verimliliği alanındaki öncelikli politika başlıkları, kısa ve orta vadede devreye alınabilecek finansal mekanizmalar ile ortak pilot uygulama önerileri paylaşıldı. Önümüzdeki günlerde yayımlanacak çalıştay sonuç raporunun, kamu, finans sektörü ile iş dünyası için yol gösterici bir kaynak oluşturması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.