Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kuraklık

Kapsül Haber Ajansı - Kuraklık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kuraklık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İzmir'de Tahtalı Barajı Yükselişe Geçti, Gece Kesintileri Sona Erdi Haber

İzmir'de Tahtalı Barajı Yükselişe Geçti, Gece Kesintileri Sona Erdi

Kent merkezine ocak ayından bu yana düşen yağış miktarı metrekareye toplam 330 kilogram oldu. 30 Aralık 2025’te yüzde 0,13 olan Tahtalı Barajı’nın aktif doluluk oranı, son yağışların ardından yüzde 14,88’e yükseldi. İZSU Genel Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, kuraklık nedeniyle 6 Ağustos 2025 tarihinden bu yana 13 ilçede gece 23.00–05.00 saatleri arasında uygulanan planlı ve dönüşümlü su kesintilerinin bugünden itibaren sona erdiği belirtildi. Kent genelinde aralıklarla etkisini sürdüren sağanak yağışlar, İzmir’in en önemli içme suyu kaynağı olan Tahtalı Barajı Havzası’nda hareketliliği artırdı. Kent merkezine ocak ayından bu yana düşen yağış miktarı metrekareye toplam 330 kilogram oldu. 30 Aralık 2025’te yüzde 0,13 olan Tahtalı Barajı’nın aktif doluluk oranı, son yağışların ardından yüzde 14,88’e yükseldi. Diğer barajlarda da su seviyelerinde artış gözlenirken, barajlardaki bu yükseliş kent genelinde su arzının daha sağlıklı şekilde yönetilmesine olanak sağladı. İZSU Genel Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, İzmir’de kuraklık nedeniyle 6 Ağustos 2025 tarihinden bu yana 13 ilçede (Karabağlar, Konak, Bornova, Balçova, Narlıdere, Güzelbahçe, Buca, Gaziemir, Karşıyaka, Çiğli, Bayraklı, Menemen ve Menderes) gece 23.00–05.00 saatleri arasında uygulanan planlı ve dönüşümlü su kesintilerinin bu gece itibarıyla sona ereceği bildirildi. Yetkililer, barajlardaki su seviyesi kritik seviyelere gelmediği sürece planlı ve dönüşümlü su kesintilerinin planlanmadığını söyledi. Tahtalı’yı besleyen dereler yeniden canlandı Yağışlarla birlikte Tahtalı Barajı havzasında yer alan Küner Çayı, Sarıçay, Tahtalı Çayı, Küner Deresi, Yeni Köy Deresi ve Dereköy Deresi’nde akışın arttığı gözlendi. Uzun süredir düşük debiyle akan dere yataklarının yeniden suyla buluşması, baraj açısından umut verici bir tablo ortaya koydu. Tahtalı Havzası’na düşen yağışlar yalnızca baraj doluluk oranları açısından değil, yer altı su kaynaklarının beslenmesi ve İzmir’in uzun vadeli su güvenliğinin sağlanması bakımından da büyük önem taşıyor. Diğer barajlar da yükselişte Son yağışlar, kent genelindeki diğer barajlarda da su seviyelerinin artmasını sağladı. 30 Aralık 2025’te doluluk oranı yüzde 2,38 olan Alaçatı Kutlu Aktaş Barajı’nın doluluk oranı yüzde 45,94’e yükseldi. Aynı tarihte doluluk oranı yüzde 0,00 olan Balçova Barajı yüzde 44,91’e ulaştı. Ürkmez Barajı’nın doluluk oranı yüzde 6,68’den yüzde 45,05’e çıkarken, yüzde 0,00 seviyesinde bulunan Gördes Barajı yüzde 6,42 doluluk oranına yükseldi. Güzelhisar Barajı’nda ise doluluk oranı yüzde 46,45’ten yüzde 54,22’ye ulaştı. Tasarruf, alt yapı ve kaynak yönetimi birlikte yürütüldü 2021 yılında Tahtalı Barajı’na yıllık 150 milyon metreküp su gelirken, bu miktar 2022’de 83 milyon metreküpe, 2023’te 47 milyon metreküpe, 2024’te 42 milyon metreküpe, 2025’te ise 28 milyon metreküpe geriledi. Yalnızca yeni kaynaklara odaklanmak yerine mevcut kaynakların korunmasına yönelik çalışmalarını da sürdüren İZSU Genel Müdürlüğü, hayata geçirilen uygulamalar sayesinde kentin su ihtiyacının yüzde 28’ini karşılamayı başardı. Bu uygulamalar arasında Gördes Barajı’nın ölü hacminden su alınması, 20 yıldır su alınmayan hattın onarılarak Güzelhisar Barajı’ndan şehre su getirilmesi, yer altı kuyularının yenilenerek verimlerinin artırılması gibi çalışmalar önemli bir su kazanımı sağladı. Bunun yanında altyapı yenileme, aktif kaçak tespiti ve basınç yönetimi çalışmaları sonucunda İzmir kent merkezinde kayıp-kaçak oranı yüzde 27,17’den yüzde 24,80’e düşürüldü. Sadece bir yıl içinde sağlanan yüzde 2,37’lik bu düşüş, yaklaşık 5,6 milyon metreküp suyun sistemde kalmasını sağladı. Elde edilen tasarruf miktarı, on binlerce hanenin yıllık su ihtiyacına karşılık geliyor. Ayrıca vatandaşların yaptığı tasarrufta bu mücadelede önemli bir rol oynadı. Su tarifeleri değişmedi İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü’nce yüksek enflasyon nedeniyle yaşanan ekonomik zorlukları göz önünde bulundurularak, vatandaşların alım gücünü korumak amacıyla ocak ayında planlanan su zammı yapılmadı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Her 10 Kişiden 9'u İklim Değişikliği "Var" Diyor! Haber

Her 10 Kişiden 9'u İklim Değişikliği "Var" Diyor!

İklim Haber ve KONDA Araştırma, Türkiye'de kamuoyunun iklim değişikliği algısını ölçmek ve iklim krizi hakkındaki görüşlerini öğrenmek için 2018'den bu yana gerçekleştirdiği araştırmanın bu yıl sekizincisini yayımladı. Rapor, her yıl giderek derinleşen iklim krizinin Türkiye'deki etkilerine, iklim inkarcılığına, 2025'te TBMM'de kabul edilen İklim Kanunu'na, enerji tercihlerine ve orman yangınlarına odaklanıyor. Türkiye çapında 1.980 kişiyle hanelerinde görüşme yapılarak gerçekleştirilen yeni araştırmanın sonuçları, İklim Haber'in yeni yayına aldığı internet sayfasından duyuruldu. İklim inkarcılığı geçtiğimiz yıl İklim Kanunu tartışmaları esnasında, özellikle sosyal medyada, öne çıkmış ve TBMM'deki görüşmelerin durmasında etkili olmuştu. İklim Haber bunun üzerine araştırmada iklim değişikliğinin var olup olmadığına dair toplumun ne düşündüğünü anlamak için bir soru yöneltti. Çalışma sonuçlarına göre, Türkiye'de iklim değişikliğinin varlığı toplum genelinde çok güçlü bir kabule sahip. Türkiye'de her 10 kişiden 9'u iklim değişikliğinin var olduğunu belirtirken, bu kanaatin özellikle gençlerde, öğrencilerde, üniversite mezunlarında, modern yaşam tarzını benimseyenlerde daha da yaygın olduğu görülüyor. İklim değişikliği yoktur diyenlerin oranı ise %9 civarında. En Çok Tercih Edilen Enerji Kaynağı Güneş ve Rüzgar! 2025 Temmuz ayında Meclis'ten geçen İklim Kanunu ise, Türkiye'de ilk kapsamlı iklim düzenlemesi olmasına rağmen toplumun büyük bir bölümü tarafından hâlâ yeterince bilinmiyor. Katılımcıların %54'ü kanun hakkında bilgisinin olmadığını ya da yetersiz olduğunu belirtirken, kanunu açık biçimde doğru bulanların oranı oldukça düşük. Daha yaygın tutum ise, kanunun varlığını olumlu bulmakla birlikte içeriğinin yetersiz olduğu yönünde. Çalışma aynı zamanda toplumun enerji tercihlerine olan yaklaşımını da irdeliyor. Buna göre, yenilenebilir enerji kaynakları açık ara en çok tercih edilen seçenekler olarak ön plana çıkıyor. Güneş ve rüzgar enerjisi tüm yaş, eğitim ve yerleşim gruplarında güçlü destek görüyor. Buna karşılık nükleer ve kömür santralleri, toplumun en fazla karşı çıktığı enerji türleri olarak işaret ediliyor. Toplumun %88'i Aşırı Hava Olaylarının Arttığını Düşünüyor İklim değişikliği konusundaki endişenin yıllar içindeki değişimi incelendiğinde 2018'den bu yana dalgalı bir trend görülüyor. 2018 sonrasında genel olarak düşüş gösteren endişe oranları 2022 yılına gelindiğinde en yüksek seviyesine ulaşıyor. Yeni çalışmada ise Türkiye'de her 100 kişiden 64'ü iklim değişikliği konusunda endişeli olduğunu belirtiyor. Emisyonların yeterli hızda azaltılmaması ve fosil yakıtlara yapılan yatırımların devam etmesi sonucunda iklim krizinin görünen yüzü olan aşırı hava olayları da her geçen yıl şiddetlenirken, sayısı artıyor. Katılımcıların %88'i de son yıllarda sel, fırtına, aşırı sıcaklık ve kuraklık gibi düzensiz hava olaylarının arttığını ifade ediyor. Bu algı, pandemi sonrası dönemde belirgin biçimde güçlenerek 2025 yılında yeniden yükseliş eğilimine giriyor. Bu önermenin ilk ölçüldüğü Mart 2018'deki araştırmada düzensiz hava olaylarının arttığını düşünenlerin oranı ise %76'ydı. Araştırma, orman yangınlarının iklim krizinin en somut boyutlarından biri olarak algılandığını ve Türkiye toplumunda orman yangınlarına karşı hazırlık düzeyine ilişkin algının belirgin biçimde olumsuz olduğunu ortaya koyuyor. Toplumun %63'ü, önümüzdeki yaz orman yangını yaşanması durumunda ülkenin yeterince hazırlıklı olmadığını düşünüyor. 2026 İklim Politikasında ve İletişiminde Türkiye için Kritik Yıl Araştırma sonuçlarını değerlendiren İklim Haber Yayın Yönetmeni Dr. Barış Doğru, iklim kriziyle mücadelede yurttaşların algılarını doğru biçimde görmenin önemini vurguladı. Sekiz yıldır tekrarlanan araştırmanın gösterdiği en önemli bulgunun, Türkiye toplumunun iklim değişikliği konusundaki yüksek farkındalığı olduğunu söyleyen Doğru, "% 9 civarındaki iklim inkarcılığı oranının, dünyanın birçok ülkesine göre son derece olumlu olduğunu söyleyebiliriz. Tabii her zamanki gibi sesleri, gerçek güçlerinden çok daha fazla çıkıyor" dedi. COP31'in bu yıl Türkiye'de düzenlenmesinin, iklim politikaları konusunun çok daha fazla konuşulmasını sağlayacağının altını çizen Doğru, "Bunu bir fırsat olarak değerlendirmeliyiz. Tabii inkarcıların, yükselen kamuoyu ilgisini manipüle etme tehlikesi de mevcut. Dolayısıyla 2026, iklim politikası ve iletişiminde Türkiye için kritik bir yıl olacak" dedi. Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi (İPM) İklim Çalışmaları Koordinatörü Ümit Şahin, iklim değişikliği yok diyenlerin oranının %9'u bulmasının, hatta bu oranın kentlerde, orta yaş üzerinde ve dindar muhafazakârlarda daha yüksek olmasının artan dezenformasyon kampanyalarının etkisini açıklayabileceğini söylerken şöyle devam etti: "İklim Kanunu tartışmaları sırasındaki kampanyaların daha fazla insanı inkârcı kampa taşımış olması da olası. Eğer böyleyse %10'a yakın orandaki inkârcılık COP31 gündemi işgal ettiğinde daha da artabilir ve etkili olabilir. İklim hareketinin kamuoyunu etkileyebilecek kişiler aracılığıyla bu konuda özel bir çalışma yapması gerekiyor." Ember Türkiye ve Kafkaslar Bölge Lideri Ufuk Alparslan ise, gaza verilen desteğin son bir yılda yükseldiğine dikkat çekerken, bu sonucun Sakarya gaz sahasında başlayan yerli üretim nedeniyle gerçekleşmiş olabileceğini söyledi ve şu hatırlatmayı yaptı: "Burada artan üretime rağmen, son iki yıldır Türkiye'nin gaz tüketiminde yerli üretimin payı kısıtlı kaldı. 2024 yılında gaz tüketiminin %4'ünü karşılayan yerli gaz, 2025 yılının ilk 11 ayında ise artan tüketimle de birlikte yaklaşık %5'ini karşılayabilmiş durumda. Dolayısıyla yeni kurulacak bir gaz santrali enerji ithalatımızda daha fazla artışa yol açacaktır." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CW Enerji Solar Sulama Sistemleriyle Tarımda Tasarruf Sağlıyor    Haber

CW Enerji Solar Sulama Sistemleriyle Tarımda Tasarruf Sağlıyor  

Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biri olan CW Enerji, tarım sektörüne özel geliştirdiği sistemlerle de dikkat çekmeye devam ediyor. CW Enerji solar sulama sistemleri, tarım alanlarında elektrik ihtiyacının tamamen güneş panelleri ile karşılanmasını sağlayarak, çiftçilere önemli avantajlar sunuyor. Solar sulama sistemleri hakkında açıklamalarda bulunan CW Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Sarvan, tarım sektörüne yönelik sundukları çözümlerle de sürdürülebilir geleceğe katkı sağladıklarını söyledi. Solar sulama sistemlerinde inovatif çözümler sunarak çiftçilerin ve tarım işletmelerinin verimliliğini artırmayı hedeflediklerini ifade eden Sarvan, “Özellikle son yıllarda kullanım alanı gittikçe artan güneş paneli uygulamaları günümüzde pek çok alanda kullanılıyor. Bu doğrultuda tarımsal sulama alanında da güneş panellerimizden yararlanılıyor. Güneş enerjisiyle çalışan solar sulama sistemlerimiz, geleneksel sulama yöntemlerine kıyasla hem çevre dostu hem de maliyet avantajlarıyla tarımsal üretimde verimlilik artışı sağlamakta” dedi. Bu sistemin güneş enerjisi kullanarak tarım alanlarının sulanmasını sağladığını ifade eden Sarvan, solar sulama çözümlerinin tarlalarda yetişen bitkilere suyu en verimli şekilde ileterek üretimde daha yüksek verim elde edilmesine önemli katkı sunduğunu vurguladı. Şebekeden uzak kırsal alanlarda da rahatlıkla kullanılabiliyor “Tarım sektöründe sürdürülebilirliği desteklemek ve çiftçilerimizin enerji maliyetlerini azaltmak amacıyla özel çözümler geliştiriyoruz” diyen Sarvan, “Solar sulama sistemlerimiz hem çevre dostu enerji kullanımı sağlıyor hem de verimliliği artırıyor. Bu sistemler sayesinde çiftçilerimiz, yüksek elektrik veya yakıt faturaları ödemeden sulama ihtiyaçlarını karşılayabiliyor. Yani sistem tarımda hem ekonomik hem de çevresel kazanımlar yaratmayı hedefliyor. Şöyle ki; geleneksel sulama yöntemleri ciddi maliyetler yaratabiliyor. Solar sulama sistemleri ise güneşten elde edilen temiz enerji ile çalıştığı için uzun vadede enerji maliyetlerini düşürüyor. Çiftçilerimiz sistemi kurduktan sonraki birkaç yıl içinde yaptıkları yatırımın karşılığını fazlasıyla alabiliyor. Özellikle bu sistemler, şebekeden uzak kırsal alanlarda da rahatlıkla kullanılabiliyor, böylece elektrik altyapısı olmayan bölgelerde bile üretimin sürdürülebilirliğini sağlıyor” diye konuştu. Uzaktan takip ve yönetim imkanı sunuyor Ayrıca CW Enerji solar sulama sistemlerinin uzaktan takip ve yönetim imkanı sunduğunu belirten Sarvan, gelişmiş izleme altyapısının kullanıcılara önemli bir operasyonel kolaylık sağladığını ifade etti. Sarvan, “Bu sistem sayesinde çiftçiler ve tarım işletmeleri, sulama sistemlerini araziye gitmeden sistemi aktif hale getirebiliyor, uzaktan kontrol ve yönetim imkanı ile performans verilerini anlık olarak takip edebiliyor ve gerekli durumlarda müdahalede bulunabiliyor. Uzaktan kontrol imkanı ile sistem performansını anlık olarak takip edebiliyor, gerekli durumlarda hızlıca müdahalede bulunabiliyorlar. Bu sayede hem zaman hem de iş gücü tasarrufu sağlanırken, sulama süreçleri çok daha verimli ve kontrollü bir şekilde yönetilebiliyor” dedi. Sarvan: Amacımız tarımın geleceğini güvence altına almak Tarımda verimlilik kadar sürdürülebilirliğin de kritik olduğunu dile getiren Sarvan, iklim değişikliği ve kuraklıkla mücadelede bu tür yenilenebilir enerji tabanlı sistemlerin rolünün giderek arttığına dikkat çekti. Güneş enerjili sulama sistemlerinin uzun kullanım ömrüne sahip olması sayesinde kullanıcılar için oldukça avantajlı bir çözüm olduğunun altını çizen Sarvan, şöyle devam etti: “Tarım alanında geliştirdiğimiz çözümlerle, çiftçilerimizin ve tarım işletmelerinin verimliliğini artırmalarına katkı sağlıyoruz. Özellikle iklim değişikliği ve giderek artan kuraklık tehdidi karşısında yenilenebilir enerji temelli çözümler tarım sektörü için de kritik hale geldi. Güneş enerjili sulama sistemleri bakım ihtiyacının düşük ve kullanımının oldukça pratik olması nedeniyle tarım işletmeleri için büyük kolaylık sağlıyor. Enerji giderlerinin her geçen gün arttığı bir dönemde, çiftçilerimize bu yükü hafifleten alternatifler sunmak bizim için öncelikli bir sorumluluk. Amacımız, tarımın geleceğini güvence altına almak ve üreticilerimizi iklim koşullarına karşı daha dirençli hale getirmek.” CW Enerji Hakkında CW Enerji, Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biridir. Yüksek teknolojiye sahip üretim tesislerinde geliştirdiği TOPCon High Efficiency yüksek verimli güneş hücreleriyle enerji sektörüne yön veren firma, GES proje geliştirme, sistem tasarımı, mühendislik, anahtar teslim kurulum, işletme, bakım/onarım ve teknik danışmanlık hizmetleriyle güneş enerjisinin en verimli şekilde kullanılmasını sağlar. Akıllı ev ve enerji depolama sistemleriyle yenilenebilir enerji çözümlerini geleceğin yaşam alanlarına entegre eden CW Enerji; konut ve endüstriyel tip lityum enerji depolama çözümleri, On Grid, Off Grid ve hibrit sistemleri, elektrikli araç şarj istasyonları, golf arabaları, forkliftler, transpaletler, scooter ve elektrikli bisikletler için lityum batarya çözümleri, esnek güneş panelleri, ev tipi ve havuz tipi ısı pompaları gibi yenilikçi ürünlerle hem evsel hem endüstriyel enerji ihtiyaçlarına sürdürülebilir çözümler sunar. Kendi alüminyum üretim ve solar hücre tesisleriyle entegre üretim gücünü artıran şirket, global pazarlarda rekabet üstünlüğünü pekiştirerek Türkiye’nin ilk 500 sanayi kuruluşu arasında yer almaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İzmir Tarımının Yol Haritası Kooperatiflerle Belirleniyor Haber

İzmir Tarımının Yol Haritası Kooperatiflerle Belirleniyor

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, kooperatifleşmede Türkiye’nin önde gelen kenti İzmir’de tarımsal kalkınma kooperatifleriyle bir araya geldi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen “Kooperatif Toplantıları” kapsamında, su ürünleri ve sulama kooperatiflerinin ardından tarımsal kalkınma kooperatifleriyle ilk toplantı gerçekleştirildi. “Kooperatiflerle Büyüyen Dayanışma, Güçlenen Üretim” sloganıyla düzenlenen toplantının ilk etabında Küçük Menderes Havzası’ndaki kooperatifler buluştu. Tarihi Havagazı Fabrikası’nda yapılan toplantının moderatörlüğünü Prof. Dr. Yusuf Kurucu üstlendi. Kooperatiflerin sorunları masaya yatırıldı Toplantıda Başkan Tugay, kooperatif temsilcilerine tek tek söz vererek ekimden hasada kadar yaşanan sorunları, talepleri ve önerileri dinledi. Kooperatif temsilcileri; iklim krizi, sulama, markalaşma ve pazarlama, artan girdi maliyetleri, tarımsal eğitim eksikliği ve haksız rekabet gibi birçok başlıktaki sorunlarını dile getirdi. Karşılıklı görüş alışverişiyle tarımda izlenecek yol haritası belirlendi. Kısa vadede çözülebilecek konular için anında talimatlar verilirken, orta ve uzun vadeli sorunlar için planlama yapıldı. Su sorununa dikkat çekti Toplantıda kooperatiflere seslenen Başkan Tugay, İzmir’de farklı sektörlerde geçimini sağlayan insanların sorun yaşamadan, hatta koşullarını iyileştirerek hayatlarını sürdürmesini hedeflediklerini söyledi. En önemli sorunun su olduğuna dikkat çeken Tugay, artan hava sıcaklıkları ve orman yangınlarının tesadüf olmadığını, bu sorunların önümüzdeki yıllarda artarak devam edeceğini vurguladı. Bu noktada “Her şeyi doğru yapıyor muyuz?” sorusunun sorulması gerektiğini belirten Tugay, doğru ürün ve sulama yöntemlerinin seçilip seçilmediğinin, hayvancılığın bilimsel esaslara göre yapılıp yapılmadığının sorgulanmasının önemine işaret etti. Geleneksel yöntemlerin yanı sıra, kısa vadeli beklentilerle ve bilimsel temele dayanmadan yapılan üretim tercihlerinin yaygın olduğuna dikkat çeken Başkan Tugay, tarımda kararların bilgi ve bilime dayalı olarak alınması gerektiğini ifade etti. “Bize düşeni biz yapalım, size düşeni siz yapın” Dünya tarımında bilime dayalı üretim modelini benimseyen Hollanda’yı örnek gösteren Başkan Tugay, “Bizim herkesin bilgisine sonsuz saygımız var. Ama başka ülkelere baktığımız zaman çiftçisinin emeğinin karşılığını aldığını görüyoruz. Biz fidan dağıtıyoruz, fidanların yarısı kuruyor, dikilmiyor. Hayvan dağıtalım diyoruz, bu hayvanları beslemek çoğaltmak yerine satmayı tercih ediyorlar. Bu iş, belediyenin tek taraflı, iyi niyetli adım atmasıyla çözülmüyor. Burada en doğrusu nedir, buna kafa yormamız ve bu kararları birlikte vermemiz gerekiyor. Ondan sonra bize düşeni biz yapalım, size düşeni siz yapın” dedi. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin büyük ve güçlü bir kurum olduğunu ifade eden Başkan Tugay, son yıllarda birçok sorunun giderildiğini ve çalışmaların sürdüğünü ifade etti. Tugay, “İzmir Büyükşehir Belediyesi, bundan iki sene öncesine göre daha iyi durumda. Problemli olan birçok şeyi düzelttik; düzeltmeye devam ediyoruz. Ama bazı konular var ki bunlar bizim paramızın olup olmamasıyla ilgili değil. İlla ki yanlış ürün seçilirse, fazla su tüketilirse bu sorunları çözemeyiz” diye konuştu. “Doğru olan neyse, birlikte onu yapacağız” İzmir’in tarım arazileri ve havzalarının zenginliğine dikkat çeken Başkan Tugay, tarımın İzmir için özenle ele alınması gereken bir alan olduğunu vurguladı. Bu konuda kapsamlı değerlendirmeler yaptıklarını belirten Tugay, doğru adımların atılması için kooperatiflerin görüşlerinin de büyük önem taşıdığını söyledi. Amaçlarının yalnızca toplantı yapmak değil, doğruyu birlikte bulmak olduğunu ifade eden Başkan Tugay, kooperatifleri güçlü ve önemli yapılar olarak gördüklerini belirtti. Kooperatifçiliği desteklemeye devam edeceklerini vurgulayan Tugay, “Kooperatifler birliktir, birlikten gelen güçtür. Doğru olan neyse, birlikte onu yapacağız” dedi. Üngür: İzmir’deki kooperatiflerde 19 bin ortağımız var Toplantıda İzmir’in kooperatif yapısına ilişkin bilgi veren İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür, kent genelinde toplam 289 kooperatif bulunduğunu, bunların 163’ünün tarımsal kalkınma kooperatifi olduğunu söyledi. Kooperatif sayısının fazlalığı nedeniyle toplantıları iki etap halinde planladıklarını belirten Üngür, ilk etapta Küçük Menderes Havzası ve Kemalpaşa’daki kooperatiflerin davet edildiğini ifade etti. Üngür ayrıca İzmir’deki kooperatiflerde yaklaşık 19 bin ortağın yer aldığını, kooperatifleşmenin en yoğun olduğu ilçenin Bergama olduğunu; onu Ödemiş, Tire ve Bayındır’ın izlediğini belirtti. Birinci Derece Tarımsal Kalkınma Örgüt Belgesi sayısının 12’ye ulaştığını aktaran Üngür, İzmir’in bu alanda Türkiye genelinde ikinci sırada yer aldığını söyledi. Prof. Dr. Kurucu: Tedbir almazsak 2079’a kadar hiçbir şey kalmayacak Toplantıda konuşan Prof. Dr. Yusuf Kurucu, Türkiye’nin kuraklık haritası verilerini yıllara göre karşılaştırmalı olarak anlattı. Yusuf Kurucu, “Bilim yıllardır iklimin değişeceğini söylüyor. O nedenle ayağımızı yorganımıza göre uzatacağız. Bir önceki yıla göre daha şiddetli kuraklık yaşıyoruz. Eğer bugünden tedbirimizi almazsak, 2079 yılına kadar çocuklarımıza, torunlarımıza hiçbir şey kalmayacak. Yaz uzuyor, ilkbahar, sonbahar kısalıyor. Her on yılda bir en az yüzde 12 oranında yeraltı suyu ve yağmur sularında azalma var. Bu da tarımda suyun kullanımında çok dikkatli olmamız gerektiğini gösteriyor” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Minik İpek Davet Etti, Başkan Şadi Özdemir Kırmadı Haber

Minik İpek Davet Etti, Başkan Şadi Özdemir Kırmadı

Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, daha önce katıldığı bir etkinlikte karşılaştığı ve kendisini okuluna davet eden Bahçeşehir Koleji Nilüfer Kampüsü ilkokul 3’üncü sınıf öğrencisi İpek Altınel’in isteğini geri çevirmeyerek okula bir ziyaret gerçekleştirdi. Kampüs girişinde İpek Altınel, İlkokul Başkanı Ceren Eski ve Ortaokul Başkanı Doruk Akdağ tarafından çiçeklerle karşılanan Başkan Şadi Özdemir, öğrencilerle yakından ilgilendi. Ziyarette Bahçeşehir Koleji Nilüfer Kampüs Müdürü Fatih Arslantürk, öğretmenler ve idarecilerle de bir araya gelen Başkan Şadi Özdemir, okulda yürütülen sosyal sorumluluk projeleri hakkında bilgi aldı. BAŞKAN ŞADİ ÖZDEMİR’DEN SU FARKINDALIĞINA DESTEK Ziyaretteki konulardan biri, küresel bir sorun haline gelen su kaynaklarının azalması ve kuraklık oldu. Öğrencilerin bu konuda yürüttüğü farkındalık çalışmalarını dinleyen Başkan Şadi Özdemir, projeye somut bir katkıda da bulundu. Yıl sonunda Bursa protokolünün ve mülki amirlerin çizimlerinin yer alacağı özel sergi için tuvalin başına geçen Başkan Şadi Özdemir, bir su damlası resmetti. “SU OLMAZSA HAYAT OLMAZ” Öğrencilere doğal kaynakların verimli kullanılması konusunda tavsiyelerde bulunan Başkan Şadi Özdemir, yaklaşan iklim krizine dikkat çekti. Başkan Şadi Özdemir, “Dünyada ciddi bir gıda krizi riski var. İklim değişikliği ve küresel ısınma ile birlikte su sorunu daha da öne çıkacak. Bu nedenle suyu tüketirken çok tasarruflu olmalıyız. Çünkü su hayattır; su olmazsa hayat olmaz. Biz Nilüferliler olarak hem insana hem hayvana hem de doğaya saygılı bir anlayışı benimsiyoruz” ifadelerini kullandı. Programın devamında sınıfları gezerek öğrencilerle sohbet eden Başkan Şadi Özdemir, çocukların yerel yönetimle ilgili sorularını yanıtladı ve taleplerini dinledi. Gençlere derslerine odaklanmaları ve mutlaka bir spor dalıyla ilgilenmeleri tavsiyesinde bulunan Başkan Şadi Özdemir, öğrencileri Nilüfer Belediyespor Kulübü’nün maçlarını izlemeye davet etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bursa Büyükşehir Üreticiye Nefes Oluyor Haber

Bursa Büyükşehir Üreticiye Nefes Oluyor

Bursa Büyükşehir Belediyesi, kente kazandırdığı Tarım Plast Fabrikası’nda geri dönüşümle elde edilen toplam 14 milyon 605 bin metre damla sulama borusunu 17 ilçeden 5.807 üreticiye yüzde 100 hibeli dağıttı. Yine 5.807 çiftçiye yüzde yüz hibeli olarak 4’er bin TL’den toplam 23 milyon 228 bin TL tutarında mazot desteği sağlandı. Yine Tarım AŞ bünyesine kazandırılan Sıvı Gübre Üretim Tesisinde üretilen 142 bin 120 kilogram sıvı gübre 6.460 üreticiye dağıtıldı. 1603 üreticiye 4 bin TL yem, 4 bin TL aşı olmak üzere toplam 8 bin TL destek sağlandı. BÜYÜKŞEHİR’İN TARLADA İZİ VAR Binin üzerinde çiftçiye toplamda 33 ton silajlık mısır tohumu, yulaf ve aspir tohumu ve İtalyan çim tohumu desteği sağlanırken, toplamda 1 milyon 244 bin adet çilek, fide, ahududu, aronya, ceviz, kestane, Trabzon hurması ve yaban mersini fidanı desteği verildi. Gemlik ilçesindeki çiftçilere destek amacıyla 206 üreticiden 98,4 ton zeytin satın alındı. 100 dekar alanda 2.500 kg buğday tohumu Tarım AŞ tarafından temin edilerek Mustafakemalpaşa Belediyesi tarafından ekimi yapıldı. Toplam 400 üreticiye 44 ton tohumluk buğday yüzde 100 hibeli olarak dağıtıldı. 230 dekar alanda 200 kilogram ayçiçeği tohumu Tarım AŞ tarafından temin edilerek Mustafakemalpaşa Belediyesi tarafından ekimi yapıldı. 20.520 kg yağlık ayçiçeği hasat edildi. Elde edilen 1.075 adet 5 litrelik ayçiçeği yağı ihtiyaç sahiplerine ulaştırılacak. Ayrıca dağ yöresine dağıtılan ata tohumu siyez buğdayı alımı da yapılarak üreticiye destek olundu. TARIM İŞÇİLERİNE DESTEK Mevsimlik tarım işçileri için Serme Mahallesi’ne 662 kişinin yararlandığı 6 adet konuk evi desteği sağlanırken çocuklar ve gençlerin tarım ve çevre konusunda bilinçlenmesi amacıyla başlatılan Yeşil Kapsül projesinde 132 okul ve kreşten 9.736 öğrenci ve 17.550 ziyaretçi ağırlandı. Bu yıl ilk kez düzenlenen ‘Bursa Tarım Şenliği’ ile Sorgun peyniri, ata tohumu siyez buğdayı, Gemlik ve Mudanya zeytinleri başta olmak üzere dernek ve kooperatifler tarafından Bursa’nın hasat dönemi meyve-sebzeleri ve raf ömürlü gıda ürünleri sergilendi. ÇİFTÇİYE MAKİNE EKİPMAN DESTEĞİ Çiftçi ve üreticilere dönük biçerdöver, koyun yıkama makinesi, arıcılık malzeme ve kovan, süt güğüm, büyükbaş hayvan kaba yem, kantar, salça ve ceviz makinesi, silaj paketleme hizmeti, çilek malç makinesi, balya makinesi, traktör arkası burgu makinesi, elektrikli vinç, soğuk pres ve yağ makinesi, tel çift, katı gübre dağıtma römorku, ceviz taşıma bandı, diskaro, lastikli merdane, süt analiz cihazı, toprak ve yaprak analiz cihazı, taraklı zeytin top makinesi, zeytin silkeleme ve eleme makinesi, zeytin örtü ve kasası destekleri de 2025 yılında yapılan hizmetler arasında yer aldı. “TARIMSAL ÜRETİM ARTMALI” Bursa’nın tarım kenti olduğunu vurgulayan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, gençlerin de tarımla uğraşmasını ve geçinebilmelerini istediklerini dile getirdi. Tarımla uğraşan herkese destek olduklarını ve olmaya devam edeceklerini belirten Başkan Mustafa Bozbey, “Aile işletmelerini geliştirmeliyiz. Çiftçiye her alanda destek vermek boynumuzun borcudur. Hiçbir tarlanın boş kalmasını istemiyoruz. Ancak yaşanan kuraklık sebebiyle daha fazla gelir getiren ancak suya daha az ihtiyaç duyan ürünlere yönelmeliyiz. Tohum, fide, fidan, mazot desteklerini yaptık ve yapmaya devam edeceğiz. Çiftçimizin üretmesini istiyoruz. Ektiği ürünün karşılığını alması için pazar konusunda planlama yapmalıyız. Çiftçimizin yanında olmaya devam edeceğiz” dedi., Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İklim Değişikliğine Karşı Güçlü Eskişehir Projesi Tamamlandı Haber

İklim Değişikliğine Karşı Güçlü Eskişehir Projesi Tamamlandı

Avrupa Birliği’nin finanse ettiği, Türkiye Belediyeler Birliği ile Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği Başkanlığı’nın lider kurum olduğu ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından yürütülen Sivil Katılım Projesi kapsamında uygulanan proje, Eskişehir’de düzenlenen toplantıyla tamamlandı. Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, CHP Eskişehir Milletvekili Dr. Jale Nur Süllü, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, Seyitgazi Belediye Başkanı Uğur Tepe, TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç ve UNDP Sivil Katılım Proje Müdürü ve Baş Teknik Danışmanı Neslihan Yumukoğlu Cankara’nın katıldığı kapanış toplantısında, büyükşehir ve ilçe belediyeleri ile TEMA Vakfı çalışanları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve basın mensupları da yer aldı. TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç iklim krizinin yalnızca çevresel değil, aynı zamanda bir yaşam meselesi olduğunu vurgulayarak krizle mücadelede yerel yönetimler, sivil toplum ve halkın birlikte hareket etmesinin çok önemli olduğuna dikkat çekerek Deniz Ataç konuşmasında şu ifadeleri kullandı: "İklim değişikliği artık uzak bir risk değil; kentlerimizin bugününü ve geleceğini, su varlıklarımızdan sağlığa kadar yaşamın her alanını doğrudan etkileyen bir gerçeklik. İklim Değişikliğine Karşı Güçlü Eskişehir projesiyle, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere yerel yönetimler, sivil toplum ve Eskişehir halkının katılımıyla, iklim risklerini birlikte anlamaya ve çözüm yollarını ortak akılla tartışmaya imkân tanıyan güçlü bir zemin oluşturduk. Proje kapsamında iklim risk haritaları geliştirerek 26 kişiye konu özelinde teknik eğitimler verildi. Ortaya çıkan bu birikim, yalnızca raporlarda kalan bir çıktı değil; kentin ortak hafızasında karşılık bulan, yerel düzeyde birlikte çözüm üretme kapasitesini güçlendiren önemli bir adımdır. Bu çalışma bir son değil; Eskişehir’in iklim değişikliğine uyum sürecinde daha katılımcı, daha kapsayıcı ve daha dayanıklı adımlar atabilmesi için güçlü bir başlangıçtır. Bu süreçte emeği geçen tüm belediyelere, paydaşlara, uzmanlara ve Eskişehir halkına gönülden teşekkür ediyorum." Sivil Katılım Projesi kapsamında hayata geçirilen projenin önemine vurgu yapan UNDP Sivil Katılım Proje Müdürü ve Baş Teknik Danışmanı Neslihan Yumukoğlu Cankara ise, “TEMA Vakfı ve Büyükşehir Belediyesi yöneticilerimize bu kıymetli projeyi başarıyla tamamladıkları için teşekkür ediyor, kendileriyle gurur duyduğumu ifade etmek istiyorum. İklim değişikliğini artık yalnızca çevresel bir sorun olarak değil; iklim adaleti ve insan hakları meselesi olarak ele alıyoruz. Bu nedenle katılımcılık, kapsayıcılık ve kimseyi geride bırakmama ilkesiyle hareket ediyoruz. Eskişehir’in güçlü bir aktif yurttaşlık kültürüne sahip olması önemli bir avantajdır. Vatandaşları ve sivil toplumu karar alma süreçlerine planlama aşamasından itibaren dahil edebilirsek, kentlerimizi afetlere karşı daha dirençli hâle getirebiliriz. Bu anlayışı yerel yönetimlere entegre etmek ve desteklemek için çalışmalarımıza devam edeceğiz.” dedi. Eskişehir’in iklim değişikliğine uyum kapasitesini ve direncini artırmayı hedefleyen projenin kapanış toplantısında konuşan Seyitgazi Belediye Başkanı Uğur Tepe de, “Su kaynakları, Seyitgazi için stratejik bir mesele hâline gelmiştir. 670 bin dekar ekilebilir alanımız olmasına rağmen yalnızca 180 bin dekar sulanabilmektedir. Barajlarımızdaki doluluk oranları oldukça düşüktür ve yeraltı su seviyeleri her yıl gerilemektedir. Bu tablo, gelecekte ciddi bir içme suyu riskiyle karşı karşıya kalabileceğimizi göstermektedir. Ayrıca bölgemiz için önemli olan madencilik faaliyetlerinin, özellikle bor madeni başta olmak üzere, çevreyle uyumlu ve sıkı denetim altında yürütülmesi gerekmektedir. Tarımda hâlen yaygın olan vahşi sulama yöntemleri ise su kaynaklarımız üzerindeki baskıyı artırmaktadır. Sürdürülebilir tarım ve suyun verimli kullanımı artık bir zorunluluktur. İklim değişikliğiyle mücadele; yerel yönetimler, sivil toplum ve vatandaşların birlikte hareket etmesiyle mümkündür. Seyitgazi Belediyesi olarak bu konuda her türlü iş birliğine açık olduğumuzu ifade etmek isterim. Bu anlamlı panelin düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür ediyor, sözlerimi şu ifadeyle tamamlıyorum: Geleceğe bırakacağımız en büyük miras; doğasıyla uyumlu, kaynaklarını akılcı kullanan bir yaşamdır.” ifadelerini kullandı. Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç ise, “Öncelikle Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ile birlikte hareket etmemizin son derece olumlu sonuçlar doğuracağına inanıyorum. Eskişehirimiz zaten yıllardır bu tür konularda resmi kurumlar ve çevre örgütleriyle birlikte hareket eden bir kenttir. Bildiğiniz gibi Alpu Ovası’nda planlanan termik santral, Büyükşehir ve Tepebaşı Belediyelerimizin öncülüğünde, yoğun bir mücadelenin ardından Eskişehir için bertaraf edilmiştir. Ancak ne yazık ki bu açgözlü anlayışın durmaya niyeti yok. Bu anlayış, yerin üstünü tahrip edenlerin şimdi gözünü yerin altına diktiğini açıkça göstermektedir. Şimdi de Bozdağ’da, Alpagut’ta altın arama faaliyetleri gündemde. Daha önceden Sivrihisar’da devam eden projeler var; buna rağmen bu mücadeleyi birlikte sürdürmeye kararlıyız. Bugün dünyanın önünde duran çok net birkaç temel sorun var: iklim krizi, enerji, kuraklık, güvenli gıdaya erişim ve deprem gibi afetler. Bunlarla mücadele etmek yalnızca yerel yönetimlerin değil, tüm dünyanın ortak sorumluluğudur. Geçtiğimiz günlerde yaşanan bir arıza nedeniyle su kesintisi oldu ve Eskişehir adeta ayağa kalktı. İnsanlar sorunun boyutunu bilmediği için tepkiler yöneticilere kadar ulaştı. Ben de şunu söyledim: Sizde su yoksa bende de yok. Elbette eleştiri haktır. Ancak kuraklığın ne kadar ciddi ve kalıcı bir tehdit olduğunu da görmek zorundayız. Suyumuzu ve enerjimizi tasarruflu kullanmak artık bir tercih değil, zorunluluktur. İnsanlar bugün inanıyor, yarın vazgeçiyor. Oysa bu mücadele süreklilik ister. Biz bu kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz. Özellikle TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanımızın da Eskişehir’in bir çocuğu olarak bu süreçte kolları sıvaması; Birleşmiş Milletler temsilcileri, milletvekillerimiz, belediyelerimiz, basın ve halkımızla birlikte hareket etmemiz bizlere umut veriyor. Hep birlikte farkındalığı büyütecek ve en doğru sonucu alacağız. Başarımız daim, yolumuz açık olsun.” dedi. İklim krizine dikkat çeken Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, “Bugün çok uzun yıllardır herkesin konuştuğu ama sadece konuştuğu bir konuda ortak iş yapmanın sonucunu alıyoruz. TEMA Vakfı’nın öncülüğünde Büyükşehir Belediyemiz ile beraber gerçekleştirilen bu eğitim süreci ve çalışma bir ete kemiğe büründü. İklim krizi, doğal afet gibi her gün konuştuğumuz ama her gün daha çok oluşmasına katkı sunduğumuz noktada neler yapabilirizi anlıyoruz, çalışıyoruz ve bundan sonra nasıl ilerleyeceğimiz, nasıl çözüm getireceğimiz konusunda uzmanlaşma durumundayız. Türkiye yıllardır bu krizi bekliyor. Aralık ayının sonu ve hala Eskişehir'de kar yağmadı. Kar yağmaması arkasından başka sorunlar da getiriyor. Bu nedenle katılımcı bir anlayışla, bütünsel bir bakışla Eskişehir'in tamamında birlikte hareket edersek sonuç alınacağına inanıyorum. Çalışan bütün arkadaşlara teşekkür ediyorum. Özellikle koordinasyon konusunda Tema vakfımıza çok teşekkür ediyorum ve bundan sonraki çalışmalarda da başarılar diliyorum. Biz Odunpazarı Belediyesi olarak üstümüze hangi görev düşüyorsa yerine getirmeye hazırız. Hepinize saygılar sunuyorum.” diye konuştu. CHP Eskişehir Milletvekili Dr. Jale Nur Süllü, “Cumhuriyet Halk Partili belediyelerimizde iklim ve çevre konusunda güçlü bir irade bulunmaktadır. Bu noktada başta Büyükşehir Belediye Başkanımız olmak üzere, bu alanda yıllardır kararlılıkla yürütülen çalışmalar için kendilerine özellikle teşekkür ediyorum. TEMA Vakfı’na, yalnızca Eskişehir’de değil, ülkemizin dört bir yanında çevre ve iklim konusunda yürüttükleri duyarlı ve örnek çalışmalar için şükranlarımı sunuyorum. Aynı şekilde özellikle UNDP başta olmak üzere, bu alanda ortaya koydukları değerli katkılar ve iş birlikleri için teşekkür ediyorum. Bir milletvekili ve siyasetçi olarak, bu tür bilimsel, katılımcı ve yol gösterici çalışmaları her zaman destekleyeceğimizi ifade etmek isterim. İlk adımı atan, sorumluluk alan ve çözüm üreten her çalışmanın yanında olmaya devam edeceğiz.” şeklinde konuştu. Son olarak konuşan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce de şu ifadeleri kullandı: “Hazırlanan bu raporu, Eskişehir’in iklimle ilgili geleceğini şekillendiren, bilimsel verilere dayalı güçlü bir yol haritası olarak görüyoruz. Yerel yönetimler ile sivil toplumun iş birliğiyle ve uzman katkılarıyla hazırlanmış olması, raporu son derece kıymetli kılmaktadır. Eskişehir, Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün 2025 kuraklık haritasına göre şiddetli kuraklık riski altındadır. 15 Ağustos 2023’te Sarıcakaya’da kırılan Türkiye sıcaklık rekoru da bu riskin somut bir göstergesidir. Bu gerçekler, iklim çalışmalarına çok daha fazla önem vermemiz gerektiğini ortaya koymaktadır. Kentte iklim farkındalığının ve katılım isteğinin yüksek olması büyük bir avantajdır. Bu raporu bir kapanış değil, yeni bir başlangıç olarak görmeli; yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları çalışmalarını bu doğrultuda sürdürmelidir. Şehirde yaşayan tüm paydaşların sürece aktif katkı sunması büyük önem taşımaktadır. Bu raporun hazırlanmasında emeği geçen TEMA Vakfı’na, uzmanlara, Odunpazarı, Tepebaşı ve Seyitgazi Belediyelerine ve Büyükşehir Belediyemizin tüm çalışanlarına teşekkür ediyorum. Biz bu raporla çalışmaya kararlıyız ve Eskişehir halkıyla birlikte bu süreci ilerletmeye hazırız.” ESKİŞEHİR İÇİN KURAKLIK VE AŞIRI SICAKLAR YÜKSEK RİSK Konuşmaların ardından TEMA Vakfı Çevre Politikaları ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Eylem Tuncaelli ve Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Veri Bilimci Dr. Vural Yıldırım projeye dair teknik sunumlar gerçekleştirdi. İklim değişikliğiyle mücadelenin artık herkesin meselesi olduğunu vurgulayan Tuncaelli, "Kentlerde iklim değişikliğine karşı kalıcı ve etkili çözümler üretebilmek için halkın karar alma mekanizmalarına aktif katılımı çok önemli. Bu anlayışla yaklaşık bir yıldır Eskişehir özelinde yoğun bir çalışma yürütüyoruz. Bu süreçte şanslıydık; çünkü Eskişehir güçlü ve örgütlü bir sivil topluma sahip. Projede, bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz toplantılarda, sivil katılım açısından son derece kıymetli çıktılar elde ettik. Proje kapsamında yürüttüğümüz anket çalışmaları, iklim değişikliği farkındalığının kent genelinde yüzde 12 oranında arttığını ortaya koydu. Ancak bizim için asıl önemli olan şu: Bu proje bir sonuç değil; gerçek farkındalık ve dönüşüm bundan sonra atılacak adımlarla güçlenecek." dedi. Vural Yıldırım ise proje kapsamında 2020- 2030 yılları arasında Eskişehir için kuraklığın çok büyük bir tehlike olduğunu belirterek, "İnönü ve Seyitgazi ilçeleri kuraklık açısından yüksek riskli ilçeler. Bununla birlikte orman yangınları açısından da Seyitgazi, Han ve Mihalıcçık ilçeleri çok yüksek riskli bölgelerimiz. Aşırı sıcaklar da Sivrihisar, Günyüzü, Mihalıcçık başta olmak üzere tüm ilçelerde yüksek ve çok yüksek risk olarak karşımıza çıkıyor." şeklinde konuştu. İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN RİSKLERİNİ ANLAMAK VE BİRLİKTE YÖNETMEK Proje kapsamında Eskişehir il sınırları içerisinde kuraklık, orman yangınları, sel ve aşırı sıcaklıklar gibi iklim kaynaklı tehlikelere yönelik, 2030 yılına kadar uzanan ve 1x1 km çözünürlüklü aylık tehlike ve risk haritaları hazırlandı. Bu bilimsel veriler doğrultusunda oluşturulan değerlendirme ve öneri raporu da yıl sonunda tamamlandı. Proje süresince sivil toplum kuruluşları, Kent Konseyi ve Mahalle Meclisleri ile çeşitli çalıştaylar düzenlendi; alanında uzman isimlerin katılımıyla panel ve halk toplantıları gerçekleştirildi. Ayrıca proje kapsamında kurulan İklim Eylem Merkezi ile iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir adım daha atıldı. Büyükşehir Belediyesinin ilgili birimlerine yönelik geliştirilen teknik eğitimlerle kurumsal kapasite güçlendirildi. Farkındalık çalışmalarının etkisini ölçmek için proje başlangıcında ve kapanışında yapılan iki ayrı saha araştırmasıyla Eskişehir halkının iklim değişikliğine dair bilgi düzeyi, algısı ve günlük yaşam alışkanlıklarındaki değişim analiz edildi. Elde edilen bulgular, projenin kent genelinde iklim değişikliği farkındalığının artmasına katkı sağladığını ortaya koydu.

Beykoz Kundura ve Institut Français Ortaklığında İstanbul CinéCollective Başvuruları Başladı Haber

Beykoz Kundura ve Institut Français Ortaklığında İstanbul CinéCollective Başvuruları Başladı

İstanbul CinéCollective, ilk ya da ikinci uzun metrajlı kurmaca, belgesel veya hibrit film projelerini geliştiren sinemacılar için açık çağrısını duyurdu. Institut Français ve Beykoz Kundura ortaklığıyla hayata geçirilen uluslararası konuk sanatçı programı ve atölye çalışması, 2026 edisyonunda İstanbul Film Festivali ve Köprüde Buluşmalar iş birliğiyle gerçekleştirilecek. Türkiye’den ve komşu ülkelerden yükselen sinemacıları Fransa’dan ve bölgeden önemli sinema profesyonelleriyle bir araya getiren İstanbul CinéCollective, proje geliştirme süreçlerini derinleştirmeyi ve bölgesel ölçekte iş birliklerini güçlendirmeyi amaçlıyor. Katılımcılar; birebir mentorluklar, grup çalışmaları ve kolektif değerlendirme oturumları aracılığıyla projelerinin sanatsal ve yapım aşamalarını geliştirme imkânı bulurken, ortak yapım ve uzun vadeli iş birlikleri için de yeni bağlar kuruyor. Geleneksel atölye yapılarının ötesine geçen İstanbul CinéCollective, katılımcılar arasında bir topluluk oluşturmayı ve paylaşım odaklı bir üretim ortamı yaratmayı merkezine alıyor. Fikirlerin birlikte tartışıldığı ve zenginleştirildiği bu süreç, farklı ülkelerden sinemacılar arasında kalıcı ilişkilerin kurulmasını destekliyor. Program kapsamında belgesel ve kurmaca projeler için iki ayrı çalışma grubu oluşturulurken, tanınmış yönetmenlerin katılımıyla gerçekleşecek ustalık sınıfları (masterclass) tüm katılımcılara açık olarak planlanıyor. Ayrıca, anlatı kalıplarının ötesine geçen hibrit projelere özel bir önem veriliyor. Program Neler Sunuyor? Nisan 2026’da Beykoz Kundura’da gerçekleştirilecek bir haftalık kapasite geliştirme programı; proje yazımı, sunum (pitching) materyalleri ve sektörle buluşma süreçlerine odaklanan atölyeler, söyleşiler ve uluslararası paylaşımlar içeriyor. Katılımcılar ayrıca İstanbul Film Festivali kapsamında düzenlenen Köprüde Buluşmalar’a davet edilerek, bölgesel ve uluslararası karar vericilerle doğrudan temas kurma fırsatı yakalıyor. Kimler Başvurabilir? İstanbul CinéCollective; belgesel, kurmaca veya hibrit alanda üretim yapan, yaratıcı yöntemlerini derinleştirmek isteyen sinemacılara açık. Açık çağrı kapsamında katılımcılar; projelerin sanatsal niteliği, bölgesel gelişim potansiyeli ve sinemacıların programa olan motivasyonları doğrultusunda belirlenecek. Program; Ermenistan, Azerbaycan, Gürcistan, İran ve Türkiye vatandaşı sinemacıların başvurularına açık. Program Bilgileri Tarih: 8–13 Nisan 2026 Mekân: Beykoz Kundura, İstanbul Kategori: Belgesel / Kurmaca / Hibrit Film Önemli Tarihler Başvuru Dönemi: 15 Aralık – 17 Şubat Seçilen Projelerin Açıklanması: 24 Şubat Konuk Sanatçı Programı: 8–13 Nisan 2026 Katılım ücretsiz olup; konaklama, atölye programı ve program süresince ulaşım masrafları İstanbul CinéCollective tarafından karşılanıyor.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.