Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kuraklık

Kapsül Haber Ajansı - Kuraklık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kuraklık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sivas Belediyesi, Yerli ve Milli Akıllı Su Sayacını Tanıttı Haber

Sivas Belediyesi, Yerli ve Milli Akıllı Su Sayacını Tanıttı

Düzenlenen lansman toplantısında, Sivas’ın su yönetimini dijitalleştiren ve kayıp-kaçağı minimize eden sistemin detayları paylaşıldı. Fidan Yazıcıoğlu Kültür Merkezi’ndeki tanıtım toplantısına Türkiye’nin farklı şehirlerinden çok sayıda belediye başkanı, başkan yardımcısı, birim müdürü ve teknik ekiplerin yanı sıra kaymakamlıklar, il özel idareleri ve köylere hizmet götürme birliklerinden yetkililer yoğun ilgi gösterdi. Toplantıda ilk olarak söz alan Özbelsan A.Ş. Genel Müdürü Yunus Kantar, “Bizim asli görevimiz Belediye Başkanımızın yapmış olduğu hizmetlere ve çalışmalara en üst seviyede destek vermektir. Aynı zamanda üretmek, ürettiklerimizi Sivas halkının menfaatleri doğrultusunda yatırıma dönüştürmektir. Bugün burada Özbelsan olarak sadece bir ürünün lansmanı değil aynı zamanda bir dönüşümün, kararlı ve güçlü bir vizyonun tanıtımına da şahitlik edeceğiz. Bu süreçte şirketimizi daha kurumsal, daha sistematik ve en önemlisi üreten bir yapı haline getirmek için kararlı adamlar attık. Yapmış olduğumuz her çalışmayı şehrimizin ve belediyemizin menfaatleri doğrultusunda yapmaktayız” dedi. “ALTERNATİF KAYNAKLAR ÜRETMEMİZ ŞART” Göreve geldikleri ilk günden itibaren Belediyenin kendi kaynaklarını üretmesi konusunda ciddi bir çalışma içerisine girdiklerini dile getiren Başkan Dr. Adem Uzun ise “Üzerinde en hassasiyette durduğumuz konuların başında altyapı çalışmaları geliyor. Altyapıdaki çalışmayı su sayaçlarına kadar taşımamız lazım diye hedef belirledik. Çünkü göreve geldiğimizde %53 kayıp-kaçak olan, 2022 sonu itibariyle 4 Eylül Barajı’nın kuruduğu, bir buçuk ay su kesintileriyle karşı karşıya kalmış olan bir şehir vardı. Uluslararası verirler ne diyor; dünyayı kuraklık bekliyor, iklim krizleri bekliyor. O zaman bizim acilen altyapıya girip, aynı zamanda da alternatif kaynaklar üretmemiz lazım dedik. Çok büyük bir altyapı dönüşümünü başlattık” dedi. “ALTYAPIDA TÜRKİYE EN ÖNEMLİ TEKNOLOJİK HAMLELERİNDEN BİRİNİ YAPIYORUZ” Yapılan çalışmalar hakkında rakamları paylaşan Başkan Uzun, “Şimdiye kadar 36 kilometre uzunluğunda yağmur hattı, 46 kilometre uzunluğunda kanalizasyon, 71 kilometre uzunluğunda içme suyu attı değiştirdik. Yetmedi, İlbank ile bir proje hazırladık. 1 milyar 400 milyon TL İlbank'tan alacağız. Yaklaşık 800-900 milyon TL’de biz koyacağız. Böylece 45 kilometre yağmur hattı, 49 kilometre kanalizasyon hattı, 120 kilometre de içme suyu hattı yapacağız. Sadece içme suyunda ortalama 600 ila 800'lük borularla Sivas'tan Kayseri'ye kadar bir hat döşemiş olacağız. Kayıp kaçakta büyük mücadeleye girdik. Hiç kimsenin cesaret edemediği çelik hatların değişimine girdik. Şehrin en önemli, en yoğun bölgelerindeki çelik hatları değiştirdik. Sadece kayıp kaçak değil, vatandaşın sağlığını önceleyen de bir belediyecilik anlayışı ortaya koyduk. Gece dinlemeleri yaptık ama en önemli yaptığımız çalışmalardan birisi SCADA çalışmamız… Yerli ve milli teknolojiye dayalı, altyapıda Türkiye en önemli teknolojik hamlelerinden birini yapmaya başladık. Göreve geldiğimizde %6 civarında olan barajdaki doluluk oranı şu an itibariyle %23’ü geçti. İnşallah Haziran ayı sonuna doğru daha da artacak” şeklinde konuştu. "EVİNİZDEKİ DAMLAYAN MUSLUĞU SİSTEMDEN GÖRÜYORUZ" Altyapı çalışmalarının en hassas konularından biri olan sayaç meselesini de gündeme alarak bu yönde önemli bir yatırım yaptıklarını dile getiren Başkan Uzun, “Özbelsan Müdürümüz, ekibi ile birlikte güzel bir çalışma ortaya koydu. Önce yurt dışı izinlerini aldık, akreditasyon belgelerini aldık ve tüm uluslararası belgeleri tamamladık. İlk olarak Eğri Köprü Mahallesi'nde şu an itibariyle sayaçlar tamamıyla kurulabilir bir hale geldi. Peki, bu sayaç bize ne getiriyor? Hassas bir ölçüm getiriyor. Yerli ve milli teknoloji olduğunu özellikle ifade etmek istiyorum. SCADA sisteminde de yerli ve milli teknolojiyi tercih ettik. Dünyada SCADA’nın iki tane lideri var. Biri İngiltere, diğeri İsrail… İleride savaş olur, herhangi bir sıkıntı olur diye biz yerli ve milli yazılım tercih ettik. Basıncı yönetebiliyoruz, uzaktan kayıp kaçakları görebiliyoruz, uzaktan birileri altyapımıza müdahale edebilir diye düşündük ve Türkiye'nin bu konuda en iyi firmalarıyla çalışmaya başladık. Bu sayede vatandaşın cebine para yansımıyor, kayıp ve kaçağı tespit ediyoruz. Arkadaşlarımız pilot denemeleri yaparken vatandaşımızın birinin evine gidiyorlar ve kapıyı çalıyorlar. Diyorlar ki ‘evinizde damlayan musluk var’. Çünkü sistem bizi uyarıyor. Vatandaş diyor ki ‘benim evimdeki damlayan musluğu nereden görüyoruz’. Şu an bu sayaçlar bize evlerde damlayan musluğa kadar uyarı veriyor. Böylece vatandaşı uyarıyoruz. Bu durum kayıp kaçağı ciddi anlamda azaltacak. Sistem uzaktan erişim imkanı sağlıyor, cep telefonundan belediyemizin sitesine giriyoruz, burada e-devlet kullanıcı adı ve şifresi ile giriş yapıyoruz. Tıpkı motorlu taşıtlar vergisi öder gibi kaç ton su yükleyeceğimizi seçiyor, kredi kartı ödeme yaptıktan sonra 15-20 saniye içinde su yükleniyor. Artık kartla su yükleme dönemi sona eriyor. Türkiye'de örnek bir sayaç olduğunu ifade etmek istiyorum. Uzun ömürlü bir pil özelliği taşıyor. En önemlisi vatandaşlarımıza büyük bir kolaylık sağlıyor” ifadelerini kullandı. SİVAS’IN YENİ MARKASINDA HEDEF “İHRACAT” Sürecin şimdiye kadar profesyonel bir ekip tarafından yürütüldüğüne işaret eden Başkan Uzun, “Bu sayacımızı Türkiye'ye yaymak, daha sonra da inşallah ihracatını yapmayı hedefliyoruz. Bu sayaçların üretimini Cumhuriyet Üniversitesi Teknokent’te gerçekleştiriyoruz. En hassas kalibrasyon merkezlerinden birisini burada kurduk. Her şeyi profesyonel bir şekilde bu noktaya kadar getirdik. Çok büyük yatırımlar yaptık. İnşallah bu yatırımların karşılığı vatandaşımıza kolaylık, bize de hizmet olarak geri döner. Şehrimiz bir marka üretiyor, üreten belediyecilik, güçlü belediyecilik, güçlü Sivas en önemsediğimiz konular… Üretmeye devam edeceğiz. Yakın bir tarihte de Özbelsan çok daha büyük bir işe girecek. Yakında bunun da müjdesini vereceğiz. Özellikle şehrimizin ticari bölgelerine hayat verecek bir proje olacak. Bu kadar teknolojik, bu kadar gelişmiş, vatandaşa kolaylık sağlayan, zaman tasarrufu sağlayan, arabasına binip gecenin bir yarısı ATM'ye gidip su yüklemek zorunda bırakmayan bir sistem için bizim belirlediğimiz fiyat ise 5 bin 500 TL oldu, hayırlı uğurlu olsun” dedi. Konuşmaların ardından akıllı su sayaçları üretimi ve servis hizmetleri konusunda katılımcılara sunum eşliğinde bilgi verildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İSKİ’nin Resim Yarışmasında Ödüller Verildi  Haber

İSKİ’nin Resim Yarışmasında Ödüller Verildi 

İSKİ Genel Müdürlüğü’nde düzenlenen “Suya Adil Erişim, Toplumsal Eşitlik” temalı resim yarışması ödül törenine, İBB Başkanvekili Nuri Aslan, İSKİ Genel Müdürü Doç. Dr. Şafak Başa, öğrenciler, öğretmenler ve veliler katıldı. İSKİ’nin ortaokul ve lise öğrencilerine yönelik düzenlediği yarışmaya 182 eser katılırken, törende dereceye giren öğrencilere ödülleri verildi. Törende konuşan Nuri Aslan, katılımcılara hitap etti. “BİR YILDIR SİLİVRİ’DE HUKUKSUZCA TUTSAK EDİLEN EKREM İMAMOĞLU’NUN SELAMINI GETİRDİM” Konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan İBB Başkanvekili Nuri Aslan, “Sizlere, bir yıldır Silivri’de hukuksuzca tutsak edilen İstanbul’un seçilmiş belediye başkanı ve Cumhurbaşkanı Ekrem İmamoğlu’nun; çocuklarımızın Ekrem amcasının selamlarını getirdim” dedi. Aslan, “Ekrem Başkanımız her yıl olduğu gibi bugün de burada olmayı çok isterdi. Ama biliyorum ki en kısa sürede yine sizlerle beraber olacak, çocuklarımıza sarılacak” ifadelerini kullandı. “SU YAŞAMIN TA KENDİSİDİR” Dünya Su Günü’nün anlamına değinen Aslan, “Su günü ne demek, neden böyle bir güne ihtiyaç duyduk? Çünkü su yaşamın ta kendisidir” diye konuştu. Bugün dünyada 2,2 milyar insanın sağlıklı içme suyuna erişemediğini belirten Aslan, “Oysa güvenli suya erişim insan hakkıdır. Suya erişim insan hakkıdır. Bizlerin de en önemli vazifesi bu hakkı korumaktır. İşte Dünya Su Günü bize bu sorumluluğumuzu bir daha hatırlatıyor” dedi. “KURAKLIK ÇAĞIMIZIN EN ÖNEMLİ PROBLEMİ” Dünyanın yaşlandığını ve kalabalıklaştığını vurgulayan Aslan, “Ve ne yazık ki kuraklık çağımızın en önemli problemi olarak karşımıza çıkıyor. Önlem almak zorundayız. Harekete geçmek zorundayız. Bu dünya hepimizin. Bu dünya bizim olduğu kadar bizden sonraki nesillerin de” ifadelerini kullandı. İstanbul’un suyundan sorumlu kurum olarak İSKİ’nin gece gündüz su kaynaklarını korumak için çalıştığını belirten Aslan, “Bugün çok şükür İstanbul’da su sorunu yok. Ancak yarın da olmaması için canla başla uğraşıyoruz. Ayrıca çocuklarımıza da doğamızı ve geleceğimizi nasıl koruyacaklarının bilincini aşılıyoruz” dedi. “SUYA ADİL ERİŞİM TOPLUMSAL EŞİTLİK” İSKİ’nin 2021 yılından bu yana Dünya Su Günü’nde farkındalık oluşturmak için resim yarışması düzenlediğini hatırlatan Aslan, bugüne kadar düzenlenen 5 yarışmaya 2 bin 115 öğrencinin katıldığını söyledi. Bu yıl altıncısı düzenlenen yarışmanın temasının “Suya Adil Erişim Toplumsal Eşitlik” olduğunu belirten Aslan, “Bu tema bizlere suya yalnızca doğanın sessiz ve vazgeçilmez armağanı olarak değil yaşamı, emeği, sağlığı ve eşitliği belirleyen temel bir hak olarak bakmamız gerektiğini gösteriyor” diye konuştu. “SU AKMAYA DEVAM ETTİKÇE HEPİMİZ EŞİTLENECEĞİZ” Suyun sadece kuruyan nehirler ve azalan rezervler olmadığını vurgulayan Aslan, “Su aynı zamanda eve kim tarafından taşındığı, yokluğunda kimin yaşamının daha fazla daraldığı ve kimin omuzlarına görünmeden yüklendiğiyle de iç içe bir konu. Suyun aktığı yer eşitlenir. Su akmaya devam ettikçe hepimiz bu hayatta eşitleneceğiz. Bu yüzden suyu korumak adaleti, insan onurunu ve yaşamı da korumaktır” ifadelerini kullandı. “NE MUTLU Kİ BU BİLİNCE SAHİP EVLATLARIMIZ VAR” Yarışmaya katılan tüm öğrencilere teşekkür eden Aslan, “Ne mutlu ki bu bilince sahip evlatlarımız var. Bugün de yarışmamızda ödül almaya hak kazanan öğrencilerimizle birlikteyiz. Yarışmaya katılan tüm öğrencilerimize teşekkür ediyor, kazananları yürekten kutluyorum” dedi. Yıllardır yarışmayı düzenleyen İSKİ’ye, Genel Müdür Doç. Dr. Şafak Başa’ya ve çalışma arkadaşlarına teşekkür eden Aslan, “Suyumuzu korumak, hepimizin en önemli sorumluluğu. Doğayla uyumlu, doğamızı suyumuzu koruduğumuz bir İstanbul için çalışmaya devam edeceğiz” diyerek sözlerini tamamladı. İSKİ GENEL MÜDÜRÜ DOÇ. DR. ŞAFAK BAŞA: “İSTANBUL’UN GÜNLÜK SU TÜKETİMİNİN ORTALAMA 3,5 MİLYON METREKÜPE ULAŞTI İSKİ Genel Müdürü Doç. Dr. Şafak Başa, törende yaptığı konuşmada, iklim değişikliğinin su kaynakları üzerindeki baskıyı her geçen gün artırdığını belirterek, “Küresel ölçekte artan sıcaklıklar, değişen yağış rejimleri ve daha sık yaşanan kuraklıklar, su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimini her zamankinden daha önemli hale getirmiştir. Nüfusu 16 milyonu aşan bir metropol olan İstanbul’da su yönetimi ise bizlere çok daha büyük bir sorumluluk yüklemektedir. İstanbul’un günlük su tüketimi ortalama 3,5 milyon metreküpe ulaşmış durumdadır” dedi. “81 BİN ÖĞRENCİYE SU BİLİNCİ KAZANDIRDIK” İSKİ olarak bir yandan yeni su kaynakları geliştirmek, altyapıyı güçlendirmek ve su kayıp-kaçaklarını azaltmak için çalıştıklarını, diğer yandan suyun korunması ve tasarruflu kullanılması konusunda toplumsal farkındalığın artırılmasına büyük önem verdiklerini vurgulayan Başa, 2019-2026 yılları arasında düzenlenen etkinliklerle 421 su kullanma bilinci semineri, 469 eğitim gezisi, 472 teknik gezi, 6 yarışma, 50 tiyatro gösterisi ve 16 kukla gösterisi ile yaklaşık 81 bin öğrenciye su bilinci kazandırdıklarını açıkladı. Başa, Birleşmiş Milletler Su Örgütü tarafından 2026 yılının temasının “Su ve Cinsiyet” olarak belirlendiğini hatırlatarak, bu tema doğrultusunda “Suya Adil Erişim, Toplumsal Eşitlik” başlığıyla düzenlenen resim yarışmasına 1-27 Şubat 2026 tarihleri arasında lise kategorisinde 70, ortaokul kategorisinde 112 olmak üzere toplam 182 eserin gönderildiğini söyledi. Dereceye giren öğrencileri tebrik eden Başa, “Sizlerin duyarlılığı ve yaratıcı bakış açısı, daha yaşanabilir bir dünya için hepimize umut vermektedir” diyerek konuşmasını tamamladı. DERECEYE GİREN ÖĞRENCİLERE ÖDÜLLERİ VERİLDİ Konuşmaların ardından dereceye giren öğrencilere ödülleri takdim edildi. Ortaokul kategorisinde birincilik ödülünü kazanan Azra Tokgöz’e ödülünü İBB Başkanvekili Nuri Aslan verirken, lise kategorisinde birinci olan Meryem Albaş’ın ödülünü İSKİ Genel Müdürü Doç. Dr. Şafak Başa takdim etti. Yarışmada dereceye giren öğrenciler şöyle oldu: Ortaokul Kategorisi: Azra Tokgöz (Ümraniye Yaman Evler Şehit Emre Büyükyıldırım Ortaokulu, 7/E) Hatice Kübra İzyurdu (Yılmaz Mızrak Ortaokulu, 8/D) Hatice Kübra Çağlar (Özel Mavigün Ortaokulu, 7/B) Lise Kategorisi: Meryem Albaş (Kağıthane İTO Ticaret Meslek Teknik Anadolu Lisesi, 11/C) Başak Erdem (Galata Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi, 11/A) Lola Puchkova (Kağıthane İTO Ticaret Meslek Teknik Anadolu Lisesi, 11/C) Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TEMA Vakfı’ndan Orman ve Su Uyarısı Haber

TEMA Vakfı’ndan Orman ve Su Uyarısı

Ormanlar ve su varlıkları, yaşamın sürekliliğini sağlayan ekosistemlerin temelini oluştururken, ekonomik yaşamın görünmez altyapısını ve toplumsal refahın güvencesini de sağlıyor. Ancak bugün, gezegenimizin yaşanabilirliği için vazgeçilmez olan bu doğal varlıklar hiç olmadığı kadar baskı altında. Artan nüfus ve insan kaynaklı iklim krizinin etkileri, ormanlar ile su varlıklarını giderek daha kırılgan hale getiriyor. Büyük resme baktığımızda ise acilen önleyici adımların atılması gerekiyor. Birleşmiş Milletler bu yıl, Ormancılık Haftası’nın da başlangıcı olan 21 Mart Dünya Ormancılık Günü’nün temasını "Ormanlar ve Ekonomiler", 22 Mart Dünya Su Günü’nün temasını ise "Su ve Cinsiyet" olarak belirledi. Bu iki tema, ormanlar ve su varlıklarının doğal sistemlerin bir parçası olduğunu yeniden hatırlatırken, toplumsal eşitliğin ve ekonomik refahın temelini de oluşturduklarına dikkat çekiyor. Dünyada 45 milyon insan geçimini ormanlardan sağlıyor Karbon depolamadan iklimin düzenlenmesine, toprağın korunmasından su üretimine kadar sayısız ekosistem hizmeti sunan ormanlar, aynı zamanda insan refahı ve ekonomik yaşamın ana bileşenlerinden biri. Dünya genelinde 45 milyon insan geçimini doğrudan ormanlardan sağlarken, milyarlarca insanın yaşamı, ormanların sağladığı gıdaya ve düzenlediği su döngüsüne bağlı olarak sürüyor. Tüm bu hizmetlerin ekonomik karşılığını hesaplamak ise mümkün bile değil. Ancak küresel ölçekte orman kaybı hız kesmeden devam ediyor. 1990–2025 yılları arasında dünyada yaklaşık 489 milyon hektar orman alanı yok edildi. Son 10 yılda ise her yıl yaklaşık 11 milyon hektar, Türkiye’nin Akdeniz Bölgesi kadar, doğal orman alanı kaybedildi. Yangınların yol açtığı tahribatlar giderek artarken son 20 yılda yangınlardan zarar gören orman alanı iki katına çıktı. Orman kaybı su güvencesini de zayıflatıyor Ormanların zayıflaması sadece ekolojik bir kayıp değil, su güvenliği açısından da ciddi bir risk oluşturuyor. Çünkü ormanlar su döngüsünün önemli bir parçasını oluşturuyor; havzaları koruyor, yağışları ve suyun kalitesini artırıyor, kuraklık ve taşkın riskini azaltıyor. TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, ormanların korunmasının yaşamın sürdürülebilirliği açısından kritik önem taşıdığına dikkat çekerek şunları söyledi: "Ormanlar yalnızca ağaçlardan ibaret olmayan; suyun sürekliliğini sağlayan, ekonomiyi ayakta tutan ve yaşamı mümkün kılan doğal sistemlerdir. Ormanlar zayıfladığında su güvenliği de zayıflar. Bu nedenle ormanları korumak, suyu ve yaşamın devamlılığını da korumak demektir." Su yoksunluğu en çok kadınları ve çocukları etkiliyor Suyun coğrafi bölgelere ve ülkelere dağılımı konusunda görülen eşitsizlikler ise toplumsal yaşamda daha da derinleşiyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre dünyada kadınlar ve kız çocukları her gün yaklaşık 250 milyon saatlerini su bulmak ve taşımak için harcıyor. Bu durum eğitimden kopuş, ekonomik dışlanma ve zaman yoksulluğu gibi eşitsizlikleri derinleştiren sonuçlar doğuruyor. İklim krizinin etkileriyle artan kuraklık, su kıtlığı ve aşırı hava olayları da özellikle kırılgan toplulukların yaşam koşullarını daha da zorlaştırıyor. Bu duruma ilişkin değerlendirmede bulunan Deniz Ataç, "Su yoksunluğu, bir eşitsizlik krizidir. Suya erişimin zorlaştığı her yerde bakım yükünü en çok kadınlar ve kız çocukları üstleniyor; eğitimden, çalışma hayatından ve yaşam fırsatlarından feragat etmek zorunda kalıyorlar. Oysa suya erişim bir ayrıcalık değil, temel bir insan hakkıdır. Aynı iklim koşullarına sahip toplumlar arasında suya erişim yönetsel nedenlerle üç kata kadar değişebiliyorsa bu bize su yoksunluğunun çözümünde sadece altyapıya değil, adil ve katılımcı yönetime de odaklanmamız gerektiğini gösterir." ifadelerini kullandı. Dünya "su iflası" riskiyle karşı karşıya Birleşmiş Milletler Üniversitesi Su, Çevre ve Sağlık Enstitüsü tarafından yayımlanan yeni bir rapor ise dünyanın artık, “küresel su iflası” olarak tanımlanan yeni bir döneme girdiğini ortaya koyuyor. Rapora göre insanlık nehirleri, gölleri ve yer altı su varlıklarını doğanın kendini yenileyebileceğinden çok daha hızlı tüketiyor ve birçok su sistemi geri dönülmesi zor bir eşik noktasına yaklaşıyor. Ataç, endişe verici bu tabloya karşı uyarıda bulundu: "Tatlı su varlığı azalan Dünyamız küresel bir su iflası riskiyle karşı karşıya. Ormanları korumadan ise su güvencesini sağlamak mümkün değil." "Doğal varlıkların korunması, birbirini tamamlayan bütüncül politikalarla mümkün" Deniz Ataç, su güvencesinin sağlanabilmesi için suyun alınıp satılan bir kaynak olarak görülmesinden vazgeçilmesinin, orman ekosistemlerinin korunmasının, su havzalarının bütüncül bir yaklaşımla yönetilmesinin ve suya erişimin temel bir insan hakkı olarak ele alınmasının büyük önem taşıdığını söyledi: "İklim krizine karşı yaşanabilir bir gelecek için orman kaybını durduracak politikaların güçlendirilmesi, su varlıklarının doğanın yenilenme kapasitesini gözeten bir anlayışla yönetilmesi ve su yönetiminde kadınların ve yerel toplulukların karar alma süreçlerine etkin katılımının sağlanması gerekiyor. Doğal varlıkların korunması, su güvencesinin sağlanması ve toplumsal eşitsizliklerin azaltılması ancak birbirini tamamlayan bütüncül politikalarla mümkün." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

22 Mart Dünya Su Günü’nde Kritik Uyarı Haber

22 Mart Dünya Su Günü’nde Kritik Uyarı

Türkiye’de son 65 yılda kuraklık nedeniyle 11 milyar metreküp kullanılabilir su kaybı yaşandı. Yer altı su kaynaklarında ise son 20 yılda 40–50 metreye varan çekilmeler gözlemleniyor. Sadece Şanlıurfa’da 17 bin ruhsatlı kuyu bulunurken, kayıt dışı kuyuların sayısının 65 binin üzerinde olduğu ifade ediliyor. Bu tablo, su yönetiminin artık ertelenemez bir konu olduğunu ortaya koyuyor. COP31 Yolculuğunda “Su” Başlığı Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da gerçekleşecek COP31 sürecine hazırlık kapsamında çalışmalarını sürdüren Sürdürülebilir Gelecek Platformu, özel sektörün iklim gündemindeki rolünü güçlendirmeyi hedefliyor. Platform; sürdürülebilirlik stratejileri, ölçülebilir etki, iklim iletişimi ve sorumlu dönüşüm başlıklarını çok paydaşlı bir yaklaşımla ele alırken, “Su” temasında ana sponsor olarak ARC Water Energy ile su güvenliği konusunu önceliklendiriyor. “Alternatif su üretimi zorunluluk haline geldi” ARC Water Energy Yönetim Kurulu Başkanı Alkan Canbay, Dünya Su Günü kapsamında yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Su güvenliği artık yalnızca çevresel bir mesele değil; ekonomik istikrarın temelidir. Türkiye su stresi yaşayan ülkeler arasında yer alıyor. Yer altı su seviyelerindeki dramatik düşüş, tarımsal üretim ve gıda güvenliği açısından ciddi bir risk oluşturuyor. Alternatif su üretim teknolojilerine yatırım yapmak artık bir tercih değil, zorunluluktur.” Tatlı su kaynaklarından elde edilen suyun ortalama maliyetinin 0,45 euro seviyelerinde olduğu belirtilirken, küresel ölçekte ülkeler alternatif su yatırımlarını hızlandırıyor. Birleşik Arap Emirlikleri deniz suyu arıtımına 80 milyar dolar, Mısır ise 30 milyar dolar yatırım gerçekleştirdi. Bu yatırımlar, deniz suyu arıtımının stratejik bir güvenlik başlığı olarak ele alındığını gösteriyor. Canbay, özellikle kuraklık riski yüksek bölgelerde deniz suyu arıtımı teknolojilerinin sürdürülebilir tarım açısından önemli bir çözüm sunduğunu belirterek şöyle devam etti: “Su–enerji–gıda dengesi bütüncül bir stratejiyle ele alınmalı. COP31 süreci, suyu iklim müzakerelerinin merkezine yerleştirmek için önemli bir fırsat sunuyor. Bugün atılacak yatırımlar, yarının ekonomik dayanıklılığını belirleyecek.” 22 Mart’ta Güçlü Mesaj ARC Water Energy, COP31 “Su” teması ana sponsorluğu kapsamında 22 Mart Dünya Su Günü’nde su verimliliği, alternatif su kaynakları ve ileri arıtma teknolojileri konularında farkındalık oluşturmayı hedefliyor. Su güvenliğinin sağlanmasının; ekonomik büyüme, tarımsal sürdürülebilirlik ve toplumsal istikrar açısından kritik olduğu vurgulanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İBB’den Tekirdağ’ın Su İhtiyacına Destek Haber

İBB’den Tekirdağ’ın Su İhtiyacına Destek

İmza törenine Aslan’ın yanı sıra Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Candan Yüceer, Silivri Belediye Başkanı Bora Balcıoğlu, İSKİ Genel Müdür Doç. Dr. Şafak Başa ve TESKİ Genel Müdürü Dr. Onur Özgül de katıldı. ”ZORLANARAK DA OLSA İZLEDİK” Burada konuşan Aslan, “Her birinize bugün hukuksuzca Silivri zindanlarında tutulduğu için aramızda olamayan İstanbul'umuzun seçilmiş belediye başkanı, cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu'nun selam ve sevgilerini getirdim. Bugün birçok arkadaşımızla da duruşmayı izledik. Zorlanarak da olsa izledik. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanvekili olarak bu davada salona girmekte çeşitli sıkıntılar yaşansa da İstanbul dünyanın başkenti, Türkiye'nin göz bebeği. Dolayısıyla İstanbul'daki büyükşehir belediyesine yapılan her şey aslında Türkiye Cumhuriyeti'ne yapılmış gibi algılanabilir” dedi. “AKŞAM ÜLKESİYLE YATIYOR SABAH ÜLKESİYLE UYANIYOR” “Devletimizin kurumlarının ve bürokratlarımızı, siyasetçilerimizi, belediye başkanlarımızı gözümüz gibi korumamız lazım” diyen Aslan, şunları söyledi: “Ama bazen hatalar olabiliyor. Sonra devlet mutlaka kendini iyileştirebiliyor. Bugün de onu yaşadık. Aslında kıymetli başkanım hep olduğu gibi İstanbul'un ve Türkiye'nin hakkını savunmaya devam ediyor Silivri'de. Dün İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı koltuğunda otururken nasıl sadece İstanbul için değil bütün Türkiye coğrafyası için mücadele ediyorsa, bugün geçici süreyle Silivri zindanında tutulsa bile Türkiye'nin her noktasında, her ilçesindeki konu Ekrem İmamoğlu'nun da birinci, önemli konusudur. Dolayısıyla akşam ülkesiyle yatıyor, sabah ülkesiyle uyanıyor. Cenabı Allah Ekrem İmamoğlu gibi ülkesini seven insanların sayısını milyonlarca yapsın ki çok daha iyi yerler ülkemiz gelsin. Bizler de Ekrem Başkanımızın emanetini taşıyanlar olarak yol arkadaşlarımla beraber, ilçe belediye başkanlarımız, İSKİ Genel Müdürümüz, Genel Müdür Yardımcılarımız, İBB Genel Sekreterimiz, Genel Sekreter Yardımcılarımız tüm bürokrat arkadaşlarımız ve 92 bin çalışanımız da emanete sahip çıkmaya çalışıyoruz. Mücadele ediyoruz. Hizmet etmeye devam ediyoruz, üretmeye devam ediyoruz.” ”ÜLKEYE HİZMET ETMESİNİ ENGELLEMEK DOĞRU DEĞİL” “Ekrem Başkan'ın verdiği emaneti bir kısım yetenekli ve çok çalışkan, başarılı bürokratlarımız ve belediye başkanlarımız tutuklu olsa da onların yol arkadaşları olan bizler, o emaneti Ekrem İmamoğlu'na yaraşır şekilde taşımaya, sürdürmeye devam ediyoruz. Burada önemli olan şey şu: Üretme kabiliyeti olan ve üretme yeteneği olan ve veriminin doruğunda olan insanların çeşitli sebeplerle ülkeye hizmet etmesini engellemeye çalışmak doğru değildir. Bu ülke için dünden bugüne Tekirdağ'da da İstanbul Büyükşehir’de de, Tekirdağ'ın ilçelerinde de İstanbul Büyükşehir'in ilçelerinde de kim bu ülke için İstanbul için, Tekirdağ için hizmet etmişse, emeği geçen herkese ve buradan tekrar teşekkür etmek istiyorum.” ”SU YOKSA YAŞAM YOK” “Su hayattır. Su yoksa aslında yaşam da yok demektir. Uzaya gidiyoruz diyorlar. Mars'a gidiyoruz diyorlar. İlk aradıkları şey ne? Su. Su varsa yaşam olabilir. Dolayısıyla gözümüz gibi korumalıyız. Su medeniyettir. Eğer su olmazsa medeniyet olmaz. İnsanlık suyu doğru kullanmayı öğrendiğinde aslında tarıma geçti ve tarım uygulamalarını yaptı. Uyarlığı kurdu. Su yoksa uygarlık da yok. Su kaynaklarını doğru yönetenler ayakta kaldı. Diğerleri bir şekilde yok oldu. Bizim de ülkemizin ayakta kalması, bu coğrafyanın ayakta kalması, iklim krizine rağmen güçlü bir devlet olabilmemiz için hem su kaynaklarımızı korumalı hem de suyu itinalı kullanmalıyız ve tasarruflu kullanmalıyız. Yani aslında bir insanın hayatta kalmasının en önemli şeyi su. Bunun için ne gerekiyorsa o yapılmalı. Bir medeniyetin yaşaması için suyu doğru kullanması ve yönetmesi çok kritik bir şey. Hele ki bu kuraklık döneminde aslında Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanımız anlattı. Aslında aynı problem İstanbul'da da yaşanıyor ama aldığımız tedbirlerle su sıkıntısı yaşatmadan yurttaşlarımıza 2025 yılını atlattık. 2026’yla ilgili de hiçbir tereddüdümüz yok. Hem Tekirdağ'ın ilgili biraz önce Başkanımın söylediği Ereğli ve civarında Kumbağı’nda hem de İstanbul'da 2026 yılında da Allah'ın izniyle bir sıkıntı yaşamadan geçeceğiz.” “BİZ VARSAK ÜLKEDE KİMSE UMUDUNU KESMESİN” “İstanbul'da ve Türkiye'de umut her zaman var. Biz varsak ülkede kimse umudunu kesmesin. Bugün tüm dünya kuraklık riskiyle karşı karşıya. Her yerde iklim krizi konuşuluyor. Bir taraftan da savaş ve savaşlar insanları yerinden yurdundan ediyor. Susuzluk her yıl milyonlarca insanın bulunduğu bölgeden başka bir bölgeye göç etmesini sağlıyor. Bizim de hikayemiz öyledir. Orta Asya'dan gelirken bir taraftan tarım toplumu olmaya çalışıp suya ve verimli topraklara ulaşmaya çalışırken bir taraftan da savaş var. Şimdi ülkemiz öyle bir risk altında ki coğrafyamızın tamamında savaş var. İran İsrail savaşını görüyorsunuz ve ülkemiz devletimiz büyük bir olgunlukla bu sürece bir çözüm yolu bulmaya çalışırken kendi içimizde mutlaka huzuru, barışı ve adaleti tecelli ettirmek durumundayız.” “İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR ÜNİVERSİTESİ BÜROKRATLARI” “Her konuşmamda ifade ettiğim için söylemek istiyorum. İstanbul çok kıymetli bir şehir ve Türkiye Cumhuriyeti'ni yöneten kadroların birçoğu önce İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde veya İstanbul Valiliği'nde veya da emniyetinde çalışan kıymetli kadrolar. Dolayısıyla siz İstanbul gibi bir şehrin, bir okulun, bir üniversitenin İstanbul Büyükşehir Üniversitesinin bu kadar yetenekli bürokratlarının Silivri zindanlarında tutmaya devam ederseniz sonuçta hep birlikte kaybedeceğiz. Dolayısıyla hiçbir şey için geç değildir. Yarın çok erken. Yarın sabahleyin erkenden kalkın. Bu bürokrat arkadaşlarımızın bir an önce bu savaş ortamında memleketine, milletine hizmet etmesini sağlamak lazım.” ”SU HEPİMİZİN ORTAK KADERİ” “Şehirlerimizin geleceği, ülkemizin geleceği bizim hem yetişmiş kadrolarımıza sahip çıkmamızla sağlanacak hem de bu iklim krizine karşı suyu doğru kullanmayı ve doğru yönetmeyi başarmamızla sağlanacak. Memleketimizin ve çocuklarımızın geleceği aslında söz konusu. Yani biraz önce dedik ya su hayattır. Dolayısıyla Gazi Mustafa Kemal Atatürk de bu ülkeyi çocuklara ve gençlere emanet etmişse onların geleceği için bizim bu cumhuriyete en önemli hizmetlerimizden biri, suyu korumak ve itinalı kullanmaktır. Bu aslında bu arada su bizim hepimizin ortak kaderi. Eğer su yoksa biz de göç etmek zorunda kalacağız. Doğduğumuz ve doyduğumuz toprakları korumanın birinci önceliği suyu korumaktır. İşte başarının kuralı kaidesi matematiği aslında çok belli. Hepimiz çalışarak geldik. Tırnaklarımızı da kazıyarak geldik. Ekrem İmamoğlu’nun geri dönüp baktığınızda ilçe başkanlığı, Beylikdüzü Belediye Başkanlığı, Büyükşehir Belediye Başkanlığı her geldiği yerde büyük bir başarı hikayesi var ve milletin ona olan sevgisi ve saygısı var. Biz matematikle ve fenle de ülkeyi yönetmeyi becerebilmeliyiz. Doğru analiz, doğru plan, doğru yatırım, doğru iş birliği ve elbette yorulmadan çalışmak.” ”285 ŞANTİYEMİZ AKTİF DEVAM EDİYOR” “Atık sularımızın temiz su kaynaklarımıza karışmaması, enerji üretimi, taşkınların önlenmesi gibi birçok konuda yatırımlar yaptık ve bunu hem ekonomik krize, hem siyasal ve sosyal krize rağmen Ekrem İmamoğlu başkanlığındaki bürokrat arkadaşlarımızın büyük özverisiyle başardık. Hiçbir yatırımımızı durdurmadık. Her gün bir şey bitiyor. 285 şantiyemiz aktif halde devam ediyor. Açılış yapmayı yetiştiremiyoruz. Çünkü bir gün miting ya da eylemdeyiz. Bir gün Silivri'deyiz. Bir gün Çağlayan'dayız. Bir gün Vatan Caddesi'ndeyiz derken yığılan açılışlarımız var. Bu da İstanbul'un ve halkçı belediyeciliğin millete hizmet etmenin ne kadar özveri gerektiği ve bunu nasıl başarılı yaptığımızın da göstergesi diye düşünüyorum. Bugün ise İSKİ ve TESKİ arasında imzalayacağımız çok önemli bir protokol vesilesiyle aslında bir aradayız. Bugün burada Tekirdağ'la İstanbul arasında var olan köprüyü hayat köprüsü haline getiriyoruz. Çünkü su hayattır. Bir bardak su veren mekanı cennet olsun ya da aziz olsun. Derler ya, işte birbirimize böyle destek olan dostluklarımız ve kardeşliklerimiz var. Yapılacak olan bu işbirliği protokolü ile geleceğimizi dair çok kıymetli bir adım atmış olacağız.” “MARMARA’DA SU ORGANİZASYONUNU BİZE DEVREDİN” “Buradan da seslenmek isterim. Türkiye'nin en önemli ilindeyiz. Türkiye'nin göz bebeği. Dünyanın başkenti. Ortasından deniz geçen tek şehir. İşte onun belediye başkanı şurada. Üç beş kilometre ötede tutuklu. Eğer iklim krizi yaşıyorsanız eğer iklim krizini öngörüyorsanız biz Marmara Bölgesi'ndeki tüm su organizasyonunu yapmaya talip olduğumuzu, kadromuzun buna yeterli olduğunu hatta iki kat kadroya sahip olduğumuzu, çok yetenekli personel ve insan kaynağımızın olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla ülkede bir iklim krizi öngörülüyorsa devletimiz tarafından tüm Marmara Bölgesi'nin büyükşehir belediyeleri ve il belediyelerinin su organizasyonunu Devlet Su İşleri bize devrederse İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak elimizde yeterince yetişmiş kadromuz var. Her yere hizmet edecek durumdayız.” “BİR BUÇUK AYDA 4004 METRE İLE 11 KİLOMETRE İŞLEM YAPILACAK” “İşte Ekrem İmamoğlu'nun vizyonu bu. Kadro yetiştirmek kimin için? Devleti için. Dedim ya biraz önce İstanbul Büyükşehir Belediyesi bir üniversite. En köklü ve en büyük kuruluşlarından birisiyiz ki İSKİ gibi belki dünyada bir veya iki tane köklü ve bu kadar güçlü kuruluş var. Ve insan kaynağı olarak da gerçekten büyük yetişmiş kadrolara sahibiz. Tekirdağ Marmaraereğlisi’nin su ihtiyacını karşılamak için Silivri'de bulunan Gümüşyaka Alt Depo Çıkışı Hattı üzerinde su teminini sağlayacağız. Tam 4004 metre. 1500 metreyi de Tekirdağ Belediyesi organize edecek ve şehrin içine dağılmak için 11 kilometre daha işlem yapılacak ve bunu tam bir buçuk ayda yapacağız diyoruz. İki Büyükşehir Belediyesi olarak. Dolayısıyla hep söylediğim yine bir şey var. Kimse bu ülkeden umudunu kesmesin. Yaklaşık on beş kilometre, on beş bin metrelik su hattının bir buçuk ayda yapıp devreye alacak belediye başkanları, bürokratlar varsa bu ülkeden kimse umudunu kesmesin. Geliyoruz ve her yeri düzelteceğiz Allah'ın izniyle.” ”BİZİM BELEDİYELERİMİZ DE DEVLET KURUMUDUR” “İnşallah kuraklık tehlikesini de beraber yeneceğiz. Suyun sınırı yok. Su akar. Kabına göre de şekil alır. Biz de suyu akıtacağız ve kabına göre şekil alacak. Şimdi suyu akıtacaklardan en başındaki kişi Silivri zindanında. Ama göreceksiniz gelecek ve su yolunu bulacak ve akacak ve gerekli yere gidip gerekli insanların umudu olmaya devam edecek. Suyu yönetmek, paylaşmayı ve birlikte hareket etmeyi gerektirir. Ortak geleceğimiz için tüm vatandaşlarımızın sağlıklı bir yaşam sürmesi için güvenli ve kesintisiz içme suyu temin etmek hepimizin ortak sorumluluğudur. Protokolümüzü de inşallah bu konuda komşu şehirler arasında işbirliklerinin güçlenmesi adına güzel bir örnek olacak. Bu önemli iş birliğinin hayata geçmesinde emeği geçen Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanımız Candan Yüceer başkanımıza, tüm çalışma arkadaşlarımıza teşekkür etmek istiyorum. Bazen söylüyorlar. Kimsiniz diye. Çok net. Biz Türkiye Cumhuriyeti Devletinin belediyeleriyiz. Yani bizim belediyelerimiz de diğer belediyeler gibi Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bir devlet kurumudur. Ekrem İmamoğlu da bu devlet kurumunun bir yöneticisidir.” ”DEVLET YÖNETİCİLERİ DE BİLİNÇLİ OLMALI” “Dolayısıyla belediye devlet midir değil midir? Bu ülkedeki her devlet kurumu Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bir kurumudur. Dolayısıyla tüm devlet kademesini yöneten devlet yöneticilerinin de bu bilinçli olmasını önemle buradan ifade etmek isterim. Halkımızın geleceği için yorulmadan gece gündüz çalışmaya buradaki belediye başkanlarımız, büyükşehir belediye başkanımız, bürokrat arkadaşlarımız, il başkanımız, ilçe başkanlarımızla beraber büyük bir mücadele vereceğiz. Düşünün bir ilçe başkanı düşünün sabahın sekizinde kalkıyor. Gecenin on ikisine kadar mücadele. Bir saat Silivri'nin içinde, bir saat Silivri Marmara Cezaevi Yerleşkesi'nde. Bir belediye başkanı düşünün. Tüm bu yükü tek başına taşımaya çalışıyor. Dolayısıyla onlara da buradan kocaman bir teşekkür etmek istiyorum.” “BİZ DE İSTANBULLULARA HİZMET EDİYORUZ” “Aslında bu projenin temeli geçtiğimiz sene bir kriz anında atıldı” diyen Candan Yüceer de “Çünkü biz korkunç bir küresel iklim değişikliğiyle beraber Tekirdağ'ımızda işte biz de göreve yeni gelmişiz. Bir su krizi yaşadık. Özellikle sahil şeritlerimizde yani Ereğli ilçemiz ve Süleymanpaşa'ya bağlı Kumbağ mahallemizde sahillerde özellikle yaz nüfusunun arttığı mahallelerimizde ilçelerimizde sorun yaşadık. Çünkü buraları yüzey surlarıyla beslediğimiz alanlardı. Burada Türkmenli göletimiz alg patlaması yaşadı. Tamamen kullanım dışı kaldı. Terfi istasyonları yaptık, işte ölü hacmi aldık ama onlar da bitince özellikle nüfusta onlarca katına çıkınca ki şimdi az önce de söylendi. Aslında Tekirdağ'ın suyu dediler. Yabancıya da gitmiyor. Biz de İstanbullulara hizmet ediyoruz. Dolayısıyla Ereğlimizin nüfusu bizim 30 bin. Ama yaz nüfusumuz başkanım burada 750 bini görüyoruz. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Cumhurbaşkanı adayımız sağ olsun Ekrem İmamoğlu bu noktada da her gün hala bu kardeşliğin bu dayanışmanın sürmesi için gerçekten üstün bir çaba sarf ediyor. Buradan da selam olsun. Silivri zindanında olan bütün yol arkadaşlarımıza inşallah en kısa zamanda da bu iş birliklerini hep beraber hayata geçireceğiz” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ÇEBİD Başkanı Atabey: “Su Tasarrufu Öncelikle İletim Hatlarında Başlamalı” Haber

ÇEBİD Başkanı Atabey: “Su Tasarrufu Öncelikle İletim Hatlarında Başlamalı”

Suyumuzun yüzde 20 ile 60 arasında bir kısmının kayıp kaçağa gittiğini belirten ÇEBİD Başkanı Zafer Atabey, su krizinin ön plana çıktığı bu dönemde suyun, verimli ve sürdürülebilir bir şekilde iletilmesinin kritik önemine dikkat çekti. Birleşmiş Milletlerin ilkini 1993’te duyurduğu Dünya Su Gününün amacı; su krizine ve suya güvenli erişime dikkat çekmek, tasarruf bilincini vurgulamak, sosyal ve ekonomik kalkınmanın sürdürülebilirliğinin tehdit altında olduğunu hatırlatmak. Aradan geçen 30 yılı aşkın sürede, suyun yaşamsal önemi ve tatlı su kaynaklarının değeri vurgulandı, suyun sürdürülebilir yönetimi teşvik edildi. Ancak yine de bugün dünyadaki yaklaşık 2.1 milyar insanın güvenli suya erişimi yok! Bu gerçeklik tüm ağırlığıyla karşımızdayken Türkiye, kişi başına düşen 1.519 metreküp su miktarı ile su stresi yaşayan ülkeler arasında. Nüfus artışı ve iklim değişikliğine bağlı kuraklık nedeniyle gelecekte Türkiye’nin su kıtlığı riskiyle karşı karşıya kalabileceği öngörülüyor. ARTIK HER DAMLASI ÇOK DEĞERLİ! Su kaynakları her geçen gün biraz daha azalırken, elimizdeki su için; diş fırçalarken veya tıraş olurken musluğu kapatmak, duş süresini kısaltmak, düşük akımlı duş başlıkları kullanmak, bozuk muslukları tamir etmek ve sızıntıları önlemek, meyve/sebzeleri bir kapta yıkamak gibi tasarruf önlemleri tavsiye ediliyor. “Su tasarrufu iletim hatlarında başlamalı” açıklaması, Çelik Boru ve Profil İmalatçıları Derneği Başkanı Zafer Atabey’den geldi. “Suyumuzun yüzde 20-60 arasında bir kısmı kayıp kaçağa gidiyor” diyen Atabey, kuraklık ve su sıkıntısının yaşandığı bir dönemde, suyun kayıp-kaçak olmadan iletilmesinin, dolayısıyla suyun verimli kullanılmasının çok önemli olduğunu söyledi. “Çelik boru ile yapılan iletim hatlarıyla suyumuzu daha çok koruyabiliriz” Afyon, Ankara, Bodrum, Bolu, Gebze, Mardin ve Karaman gibi şehirlerdeki içme suyu ve sulama hatlarında meydana gelen sızıntı ve patlamaları hatırlatan Atabey, “Bu hatlar daha sonra çelik boru ile yenilendi ve kayıp-kaçakların önüne geçildi. Çelik boruda bağlantıların manşon ve conta yerine kaynakla yapılıyor olmasından dolayı çelik boru hatlarında kayıp ve kaçak söz konusu değil. Risk almak istemeyen, hesap verebilirliği ve standartlara uygunluğu önceleyen tüm paydaşlarla birlikte suyumuzu korumak ve verimli kullanmak için çalışmaya hazırız” dedi ve şunları söyledi: “Türkiye olarak, 4,7 milyon ton çelik boru üretimi ile Avrupa’da 1., dünyada 3. sıradayız. Üretimimizin yüzde 45’ini de 140’ dan fazla ülkeye ihraç ederek ülkemize yaklaşık 2 milyar dolar döviz kazandırıyoruz. Güçlü ve kalitesini tüm dünyaya kanıtlamış bir sektör olarak biz, kayıp kaçağın sıfıra indiği bir ülke hayal ediyoruz. Yukarıda belirtilen şehirler de dahil olmak üzere, birçok yerel yönetim ve kurum iletim hatlarını çelik boru ile yeniledi ve suyumuza güvenli bir yol açtı. Yağışların azaldığı, nüfusla birlikte kuraklığın arttığı bir dünyada, alt yapı nedeniyle yaşanan su kayıplarının artık kabul edilemez olduğunu düşünüyoruz. Elimizdeki suyun kıymetini bilmemiz, kaybolup gitmesine engel olmamız ve onu yönetebilmemiz, çocuklarımıza borcumuz. Biz sektör olarak bu borcu; sızıntı yapmayan, minimum 50 yıl kullanım ömrü olan, dayanıklı ve güvenli çelik boru ürünlerimiz ile yerine getirmek için çalışıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Su Stresi Artıyor! Haber

Türkiye’nin Su Stresi Artıyor!

Son yıllarda sıcaklık artışı, düzensizleşen yağışlar ve kuraklık dalgaları tarımsal üretimde öngörülebilirliği zayıflatıyor. Üretim planı suya göre şekillenirken, suyun miktarı ve zamanı değiştikçe verim ve kalite üzerindeki baskı da artıyor. TÜGİS (Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası), iklim değişikliğinin tarım ve su ekseninde ele alınmasının gıda arz güvenliği açısından kritik olduğunu vurgulayarak konuyu gündeme taşıdı. 2025’te yağışlar %29 azaldı “İklim değişikliğini konuşmak gıdanın geleceğini, üretimin sürekliliğini ve ülkemizin su güvenliğini konuşmak anlamına geliyor” diyen TÜGİS Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar, “Ülkemiz 2024 yılında ortalama 15,6°C ile son yılların en sıcak dönemini yaşamıştı. 2025 su yılında da ne yazık ki yağışlar önceki yıla nazaran %29 oranında düştü. Bu durum tarladan sofraya uzanan zincirin en başında yani toprakta ve suda riskin arttığı anlamına geliyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın verilerine göre ülkemizde kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarı 1.300 metreküp bandında. Bu seviye, uluslararası göstergelere göre ‘su stresi’ olarak tanımlanan aralığın içinde bulunuyor. Üstelik kullanılan suyun yaklaşık %77’si tarımsal sulamada değerlendiriliyor. Yani suyu tarımda daha verimli yönetmeden, gıda sisteminde kalıcı bir dayanıklılıktan söz edemeyiz” dedi. “Tarımsal sulamada modernizasyon hızlanmalı” Sidar, iklim riskine karşı atılacak adımların üç alanda yoğunlaşması gerektiğini dile getirdi: “Öncelikle tarımsal sulamada verimliliği artıracak modernizasyon hamlelerini hızlandırmalı, üretim planlarını su varlığıyla uyumlu kurmalıyız. Tedarik zincirinde üretici-sanayici hattında riski daha dengeli paylaşan, veriye dayalı ve kaybı en başta azaltan modelleri güçlendirmeliyiz. Sanayi tarafında da su ayak izi ve geri kazanım gibi başlıklarda düzenli ölçüm ve iyileştirmeye dayalı yatırımların artması önem taşıyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Başkentli Üreticiye 1 Milyon 500 Bin Kilogram Nohut Tohumu Desteği Haber

Başkentli Üreticiye 1 Milyon 500 Bin Kilogram Nohut Tohumu Desteği

Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), kırsal kalkınmayı desteklemek ve artan tarımsal girdi maliyetlerine karşı üreticiyi güçlendirmek amacıyla yürüttüğü nohut tohumu desteğini tamamladı. Balâ’dan Çubuk’a, Polatlı’dan Nallıhan’a, Ayaş’tan Kalecik’e kadar 25 ilçenin tamamında gerçekleştirilen dağıtımla çiftçiler ekim sezonuna destekle başladı. Tarımda sürdürülebilirliği artırmak ve boş arazileri yeniden üretime kazandırmak için hayata geçirilen proje kapsamında, 1 milyon 500 bin kilogram sertifikalı nohut tohumu, 4 bin 780 üreticiye teslim edildi. YAKLAŞIK 100 BİN DEKAR ALAN EKİLECEK ABB Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Mekin Tüzün, destek sayesinde Ankara genelinde yaklaşık 100 bin dekar alanın ekilmesinin sağlanacağını söyleyerek, “Toplam 1 milyon 500 bin kilogram nohut tohumu dağıttık. Nohut bizim için önemli, özellikle kuraklık döneminde üreticinin ciddi para kazanabileceği bir ürün. Bu dağıttığımız tohumla Ankara genelinde yaklaşık 100 bin dekar alanın ekilmesini sağlatmış oluyoruz” dedi. ABB Kırsal Hizmetler Daire Başkanı Hüseyin Şemsi Uysal da “Ankara Büyükşehir Belediyesi olarak tarım alanlarının etkin ve verimli kullanımı için çeşitli projeler hazırlıyoruz. Bunlardan biri de yüzde 50 hibe destekli sertifikalı nohut tohumu dağıtımı. Kırsalda boş kalan arazilerin, ekilmeyen arazilerin daha düzgün iyi tohumlarla ekilerek üstün verim elde edilmesine yönelik bir çalışma” diye konuştu. ZOBU: “ÜRETİCİLERİMİZİN HER DAİM YANINDA OLDUK” Bitkisel Üretim Şube Müdürü Niyazi Zobu ise Ankaralı üreticilerin her zaman yanında olacaklarını söyleyerek, “Bitkisel üretim kaliteli ve sertifikalı bir tohumla başlar. Biz de Ankara Büyükşehir Belediyesi olarak yaklaşık 4 bin 780 üreticimize sertifikalı nohut tohumunun dağıtımını bitirmiş oluyoruz. Üreticimiz yeter ki üretsin, ithalatımız azalsın. Son yıllarda baklagil ithalatımız bir hayli arttı. Yerli üreticiyi teşvik ve ithalatı mümkün olduğunca azaltarak vatandaşlarımızın sofralarında yerli ürünü kullanmasını tercih ediyoruz. Mansur Başkan’ımızın destekleriyle Ankaralı üreticilerimizin her daim yanında olduk ve olmaya da devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. “BAŞKAN’IMIZ OLDUĞU SÜRECE EKMEYE, YETİŞTİRMEYE DEVAM EDECEĞİZ” Nohut tohumu desteğinden faydalanan üreticilerden bazıları memnuniyetini şu sözlerle dile getirdi: -Hasan Tekyurt: “Büyükşehir’den memnunuz. Mazotumuzu alıyoruz her sene, gübremizi alıyoruz, nohut tohumunu alıyoruz, fidemizi alıyoruz. Her şeyden yararlanıyoruz. Yarı yarıya alıyoruz. Nohudumuzu aldım mesela 5 bin TL verdik, 10 bin TL’lik nohut aldık.” -İrfan Yurtçu: “Kırsal kesimde daha önce böyle bir şey olmadı. Mazot desteği olsun, gübre desteği olsun, nohut tohumu desteği olsun hiç olmadı. Bugün 50-60-70 liralık şeyi 25 liraya alıyorsunuz. Çok büyük bir fark var. Çiftçi için çok büyük bir destek.” -Fatma Dede: “Teşekkür ederim. Allah başımızdan eksik etmesin, Allah razı olsun. Bu bize bir ilaç oluyor. Mazot, sıvı gübre nohut, damlama borusu hepsinden faydalanıyorum.” -İbrahim Demir: “Mansur Yavaş’tan memnunuz. Şimdiye kadar hiçbir çiftçiye bir destek, mazot, gübre hiçbir şey vermediler. Helal olsun.” -Sedat Toka: “Biz çiftçiler olarak, Ankara Çubuk çiftçileri Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş Başkanı’mızdan çok memnunuz. Gübre desteği, mazot desteği, nohut desteği her şeyimizi veriyor. Şimdiye kadar böyle bir destek çiftçiye yoktu. Allah razı olsun çiftçiyi kolluyor, arkasında duruyor. Başkan’ımız olduğu sürece biz de ekmeye, yetiştirmeye devam edeceğiz.” -Satılmış Şahin: “Biz Büyükşehir Belediyesi’nden memnunuz. Teşekkür ederim Mansur Bey’e.” -Ömer Çakmak: “Allah razı olsun. Yardımcı oluyor halka. Mazot alıyoruz, nohut alıyoruz. İki senedir kuraklıktan dolayı mahsulüm çıkmadı. Belediye’mizden Allah razı olsun. ” -Ömer Çelik: “Gölbaşı’nın Emirler köyünden saygılarımızı sunuyoruz Mansur Başkan’ımıza. Bütün yardımlarından dolayı çok teşekkür ediyoruz. Köylü olarak her hizmetinden memnunuz.” -Erdoğan Temel: “Mansur Başkan göreve geldiğinden beri 5-6 senedir, desteklerden faydalanıyoruz. Desteklerin büyük faydasını görüyoruz. Desteği verenlerden, teşvik edenlerden Allah bin kere razı olsun.” -Memduh Açıkel: “Mansur Başkan’ımızdan Allah razı olsun. Küçük çiftçilerin hep yanında. Biz küçük çiftçiyiz, ayakta zor duruyoruz. Bu sene destek gelmeseydi ekmeyecektim. Emekli maaşımızın yanında bir ek gelir olacak benim için.” Cemal Altuğ: “Belediye Başkan’ımız gelene kadar böyle bir hizmet var mıydı? Gübre olsun, tohum olsun her türlü destek var. Allah razı olsun. Maliyetlerimiz azaldı, bize çok faydası oldu. Nasıl inkâr ederim? Burada partili, partisiz herkes yararlanıyor desteklerden.” -Sevim Göktaş: “İlk defa tohum desteğinden faydalanıyorum. Daha önce mazot desteğinden faydalanmıştım. Emeği geçenlere teşekkür ederim.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.