Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Küresel

Kapsül Haber Ajansı - Küresel haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Küresel haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Samsung Solve for Tomorrow Programının Yeni Dönem Başvuruları Başladı Haber

Samsung Solve for Tomorrow Programının Yeni Dönem Başvuruları Başladı

2021 yılından bu yana Habitat Derneği iş birliğiyle başarıyla yürütülen program, öğrencilerin STEM beceri ve yetkinliklerini artırmayı, inovatif ve tasarım odaklı düşünme potansiyellerini güçlendirmeyi hedefliyor. Samsung Electronics’in dünya genelinde yürüttüğü Samsung Solve for Tomorrow programı, gençlerin bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik (STEM) alanlarında yaratıcı düşünmelerini desteklemeyi ve geliştirdikleri projelerle topluma fayda sağlayan çözümler üretmelerini amaçlıyor. Dünya genelinde 68 ülkede uygulanan ve bugüne kadar 2,9 milyondan fazla öğrencinin katıldığı program, 2021 yılından bu yana Habitat Derneği iş birliğiyle Türkiye’de de yürütülüyor. Program bugüne dek ülkenin dört bir yanından 7500’den fazla öğrenciye ulaştı. Programa 8–12. sınıf öğrencileri başvurabiliyor Samsung Solve for Tomorrow programı, Türkiye genelinde 8, 9, 10, 11 ve 12. sınıf öğrencilerinin başvurularını bekliyor. Katılımcılar, en az 2 en fazla 4 kişilik ekipler halinde başvurarak projelerini geliştirebiliyor. Program, gençleri sadece fikir üretmeye değil, bu fikirleri somut çözümlere dönüştürmeye teşvik eden bir öğrenme ve uygulama platformu sunuyor. Kapsamlı bir gelişim yolculuğu Samsung Solve for Tomorrow programı birçok aşamadan oluşan kapsamlı bir yapıda kurgulandı. Başvuran projeler arasından seçilen ve llk tura kalan 30 takıma, Samsung’un global eğitim müfredatında yer alan Tasarım Odaklı Düşünme Eğitimi veriliyor. Empati kurma, problemi tanımlama, fikir geliştirme, prototip oluşturma ve test etme gibi 5 adımlık bir süreçten oluşan bu atölyelerle, öğrencilerin yaratıcı ve pratik fikirler geliştirmesine destek olunuyor. Programın ikinci turunda seçilen 10 takıma ise Samsung ve Habitat Derneği tarafından mentörlük desteği veriliyor. Öğrenciler ayrıca İletişim ve Sunum Teknikleri Eğitimi gibi eğitimlerle de kendilerini ifade etme becerilerini artırma şansı buluyor. Finale kalan başarılı projeler, Türkiye sürecinin ardından bölgesel ve küresel yarışmalarda da projelerini tanıtma ve Türkiye’yi temsil etme fırsatı yakalıyor. Türkiye’den global başarı hikâyeleri çıkıyor Program kapsamında Türkiye’den seçilen projeler, uluslararası platformlarda da dikkat çekiyor. Geçtiğimiz yıl Türkiye’den iki ekip, geliştirdikleri yenilikçi çözümlerle Samsung Solve for Tomorrow Küresel Elçileri arasında yer aldı. Samsung Solve for Tomorrow programı kapsamında Türk öğrenciler bugüne kadar 900’den fazla STEM projesi geliştirdi. Başarılı projeler Samsung tarafından verilen uluslararası sertifika ve çeşitli ödüllerin de sahibi oluyor. Samsung Solve for Tomorrow programı hakkında detaylı bilgiye ve başvuru formuna https://www.samsung.com/tr/solve-for-tomorrow/ adresinden ulaşılabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Uluslararası Yatırımcılar Derneği YASED’in 45. Olağan Genel Kurul Toplantısı Yapıldı Haber

Uluslararası Yatırımcılar Derneği YASED’in 45. Olağan Genel Kurul Toplantısı Yapıldı

Genel Kurul toplantısında başkanlık görevini Sayın Tolga Demirözü’nden devralan Sayın Ali Fuat Orhonoğlu, “YASED önümüzdeki dönemde de küresel düzeydeki en iyi uygulamaları ülkemize taşıyarak, Türkiye’yi küresel yatırım haritasında görünür kılma ve daha üst sıralara taşıma hedefi doğrultusunda çalışan öncü bir kuruluş olmaya devam edecek” dedi. Uluslararası Yatırımcılar Derneği YASED’in 45. Olağan Genel Kurul Toplantısı, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Cevdet Yılmaz, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Sayın Mehmet Fatih Kacır, WAIPA Dünya Yatırım Konferansı İcra Kurulu Başkanı Sayın James X. Zhan ile WAIPA İcra Direktörü ve CEO’su Sayın İsmail Erşahin’in katılımıyla İstanbul’da gerçekleştirildi. Kamu, iş dünyası ve uluslararası yatırım çevrelerinin üst düzey temsilcilerini bir araya getiren Genel Kurul’da, Türkiye’nin yatırım ortamı, küresel ekonomik gelişmeler ve uluslararası doğrudan yatırımların geleceği ele alındı. Toplantı kapsamında ayrıca YASED ile Dünya Yatırım Ajansları Birliği (WAIPA) arasında stratejik iş birliğini güçlendirecek bir mutabakat zaptı imza töreni gerçekleştirildi. Genel Kurul’un açılış konuşmasını yapan YASED Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Tolga Demirözü tüm zorluklara rağmen 2025 yılında uluslararası doğrudan yatırımların yüzde 12 artarak 13,1 milyar dolara ulaştığını belirtti. Üretken yatırımların yüzde 45 oranında artmasının ayrıca dikkat çekici olduğuna vurgu yapan Sayın Demirözü, “Bu yatırımları destekleyecek politika diyaloğu ve uygulama araçlarında önemli ilerlemeler sağladık. Dijital ve yeşil dönüşüm kapsamında 5G, emisyon ticaret sistemi, yenilenebilir enerji yatırımları, yeni teşvik sistemi ve GDPR uyumu gibi başlıklarda somut adımlar atıldı” diye konuştu. Sayın Tolga Demirözü konuşmasına şöyle devam etti: “Küresel ölçekte iyi bir iş birliği örneği olan YOİKK kapsamında, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımızın liderliğinde önemli ilerlemeler kaydettik. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımıza ve Yatırım ve Finans Ofisimize YOİKK çalışmalarına katkıları için ayrıca teşekkür ediyoruz. YOİKK, yatırım süreçlerinden istihdam modellerine, Ar-Ge teşviklerinden sanayi bölgeleri planlamasına kadar geniş bir alanda somut ilerlemeler sağladı. Bunun yanında kamu ve özel sektör arasında sürekli ve yapıcı bir istişare zemini oluşturması açısından da büyük değer taşıyor. Bu iş birliğinin önümüzdeki dönemde daha da güçleneceğine inanıyoruz. Dünyadaki değişimi doğru okumak ve buna zamanında cevap verebilmek, küresel yatırımcılar olarak hepimizin odağında. Küresel büyümenin zayıf seyrettiği, belirsizliklerin arttığı bir dönemden geçiyoruz. Jeopolitik gelişmeler, finansal koşullar ve demografik dinamikler yatırım ortamını zorlaştırırken; mali ve parasal politikalara dair belirsizlikler de yatırımcı güvenini sınırlıyor. Bununla birlikte, küresel ölçekte iş birliğinin zorlaştığı ve politika önceliklerinin ayrıştığı bir dönemi yaşıyoruz. Ticaret politikalarındaki dalgalanmalar korumacı eğilimleri artırırken, gelişmekte olan ekonomilerin bu ortamda güçlü bir büyüme ivmesi yakalaması da zorlaşıyor.” ÖNEMLİ BİR DÖNÜŞÜM SÜRECİ Küresel gelişmelerle birlikte Türkiye’nin de önemli bir ekonomik dönüşüm sürecinden geçtiğine vurgu yapan Sayın Tolga Demirözü, konuşmasına şöyle devam etti: “Maliyet yapılarındaki değişim, konunun sadece para ve maliye politikalarıyla değil, aynı zamanda sanayi ve ticaret politikalarıyla da ele alınmasını gerekli kılıyor. Ekonomimizin güçlü yönleri ise açık: derinliği olan bir iç pazar, güçlü talep yapısı, çeşitlenmiş sektörler, küresel erişim ve nitelikli insan kaynağı. İhracatta ürün ve pazar çeşitliliği açısından Türkiye önemli bir konumda. Bu da yatırım kararlarımız açısından güçlü bir temel oluşturuyor. Tüm zorlu koşullara rağmen Türkiye her zaman fırsatlar sunabilen bir ülke olmaya devam ediyor. Bu noktada, daha güçlü bir yatırım ortamı için iki kritik hususun altını çizmek isteriz. İlki, küresel gündemin hızla değiştiği bir ortamda yerinde saymanın geriye gitmek anlamına geldiği gerçeğidir. Gümrük Birliği modernizasyonunu konuşurken Made in Europe yaklaşımının gündeme gelmesi; dijital dönüşüm başlıklarında kişisel veriler, siber güvenlik ve bulut bilişim tartışılırken yapay zekâ ve veri merkezlerinin hızla ön plana çıkması; enerji güvenliğini değerlendirirken ise petrol fiyatlarındaki artışın portföy çeşitliliği ihtiyacını daha da kritik hale getirmesi, bu dinamik yapının somut örnekleridir. Bu nedenle atılacak her adım, yalnızca bugünü değil, hızla şekillenen yeni gündemi de yakalama açısından belirleyici olacaktır. Bu süreçte elde edilen her ilerleme, yatırımcı güveni açısından somut bir kazanımdır. Bugün burada bulunan tüm paydaşlarımız bu ilerlemenin en önemli destekçileridir. Önemli gördüğümüz ikinci husus ise bu ilerlemenin öngörülebilir ve istişareye dayalı şekilde yürütülmesidir. İş dünyasının yönünü bulmaya çalıştığı bu dönemde, düzenlemelerin sektörle yakın diyalog içinde ve öngörülebilir şekilde ilerlemesi büyük önem taşımaktadır. Bu noktada Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımıza ve Sayın Bakanımıza sağladıkları açık ve yapıcı diyalog ortamı için teşekkür ediyoruz. Bu yaklaşımın devamı en önemli beklentimizdir. Son olarak, tüm bu çalışmaların temelinde yer alan YASED bakış açısını sizlerle paylaşmak isterim. Amacımız ülkemizin bir üretim, yatırım, finans, yönetim ve ticaret merkezi olarak tüm potansiyelini gerçekleştirmesine destek olmak. Kamu ve özel sektördeki tüm karar alıcılara doğru, tarafsız, yenilikçi ve vizyoner bir bakış açısı sunan analizler üretmek; küresel en iyi uygulamaları ülkemize kazandırırken üyelerimizin Türkiye’deki varlığını daha da güçlendirmek önceliğimizdir.” CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI CEVDET YILMAZ: TÜRKİYE, BİR İSTİKRAR MERKEZİ Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz da yaptığı konuşmada şunları söyledi: “YASED’in yatırımcı beklentilerini doğrudan politika yapıcılara aktaran ve yatırım ortamının iyileştirilmesine katkı sağlayan kritik rolünü son derece kıymetli buluyoruz. Türkiye olarak hem yeni yatırımları çekmeyi hem de mevcut yatırımcıların memnuniyetini artırarak daha güçlü ve sürdürülebilir bir yatırım iklimi oluşturmayı hedefliyoruz. Son yıllarda elde ettiğimiz büyüme performansı ve artan uluslararası yatırımlar, ülkemize duyulan güvenin önemli bir göstergesidir; ancak bunu daha ileri taşıyarak yüksek gelirli ülkeler liginde kalıcı olmayı amaçlıyoruz. YASED aynı zamanda Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Koordinasyon Kurulu (YOİKK) bünyesindeki en güçlü ve nitelikli paydaşlardan biridir. YASED, stratejik çözüm ortağımız olarak kamu ve özel sektörün kurumsal diyaloğuna ve hedeflerine doğrudan katkı sağlayan çok önemli bir kurum pozisyonundadır. Bizim için yeni yatırımcı çekmek ne kadar kıymetliyse, mevcut yatırımcıyı korumak ve büyümesini sağlamak da bir o kadar önemlidir. Yatırımcılarımızın operasyonel sorunlarını çözen her adım, aslında bir sonraki yatırım kararına verilmiş en güçlü devlet güvencesidir.” Küresel konjonktürde kırılganlıkların ve belirsizliklerin yoğunlaştığı, jeopolitik gerilimlerin arttığına dikkat çeken Cevdet Yılmaz, uluslararası kuralların ve kurumların zayıfladığı bu düzende istikrarı ve barışı savunan, ekonomide öngörülebilirliği artıran ülkelerin değeri yükselecektir. Türkiye olarak tüm kriz bölgelerinde sorun üreten değil, çözüm arayan ülke konumundayız” dedi. Cevdet Yılmaz konuşmasına şöyle devam etti: “Kontrol edemediğimiz faktörler nedeniyle ekonomimizde geçici etkilenmeler olsa da asıl olan kendi programımızdır ve istikametimizdir diyoruz. Bir yandan programımızı kararlılıkla uygulamaya devam ederken, diğer yandan bölgemizde yaşanan jeopolitik gelişmelerin ekonomimize etkilerini yakından takip etmekte ve gerekli önlemleri almaktayız. Türkiye bir istikrar merkezi olarak emin bir ortamda kalkınma sürecine devam edecektir. Ülkemizin son 23 yılda büyüme, ihracat, istihdam gibi makroekonomik göstergelerde yakalamış olduğu ivmeyi, uluslararası doğrudan yatırımlarda da yakaladığını görüyoruz. Türkiye, 1990’larda küresel Uluslararası Doğrudan Yatırımların sadece yüzde 0,2’sini çekebiliyorken, artık yaklaşık yüzde 1’lik pay alan bir ülke haline gelmiştir. 2003 yılından bu yana 289 milyar doların üzerinde UDY çeken Türkiye’de şu anda 88 bin uluslararası şirket faaliyet göstermektedir. 2025 yılı itibarıyla ülkemiz, bir önceki yıla oranla yüzde 12,1’lik artışla 13,1 milyar dolar tutarında uluslararası doğrudan yatırım (UDY) çekmeyi başarmıştır. 2025 yılında toptan ve perakende ticaret sektörü, e-ticaret yatırımlarıyla %32’lik payla en fazla yatırım çeken sektör oldu. İmalat sektörü %31, bilgi ve iletişim sektörü ise %14’lük payla ikinci ve üçüncü sırada yer aldı. Bu dağılım, Türkiye’nin ticaret, üretim ve teknoloji odaklı büyüyen sektörlerle yatırım çekmeye devam ettiğini gösteriyor. Dünya genelinde yatırım iştahının durağan seyrettiği bir konjonktürde elde edilen bu kazanım, Türkiye ekonomisinin ne denli sağlam ve güven veren bir yapıya sahip olduğunun somut bir kanıtıdır.” SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI MEHMET FATİH KACIR Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır da konuşmasında şunları söyledi: “YASED’in, ülkemiz ile uluslararası yatırımcılar arasında köprü görevi üstlenen yapısıyla yatırım ortamımıza önemli katkılar sunduğuna inanıyoruz. Küresel ekonomide korumacılığın arttığı, jeopolitik risklerin ve tedarik zinciri kırılganlıklarının öne çıktığı bu dönemde; dijital ve yeşil dönüşümün belirleyici olduğu yeni bir rekabet ortamı şekillenmektedir. Türkiye olarak sanayide, teknolojide ve üretimde kaydettiğimiz ilerlemelerle güçlü bir tedarik ve üretim merkezi konumuna ulaştık; ihracatımızı ve milli gelirimizi önemli ölçüde artırarak yüksek gelirli ülkeler ligine adım attık. Son 23 yılda hayata geçirdiğimiz reformlar ve oluşturduğumuz güven ortamı sayesinde uluslararası doğrudan yatırımlarda önemli bir ivme yakaladık; bugün on binlerce uluslararası firma ülkemizde faaliyet göstermektedir. Yeni teşvik mekanizmalarımız, yüksek teknoloji ve stratejik yatırımları destekleyen programlarımız, dijital ve yeşil dönüşüm odaklı politikalarımızla Türkiye’yi yatırımcılar için daha cazip hale getirmeye devam ediyoruz. Güçlü altyapımız, genç ve dinamik insan kaynağımız, geniş pazarlara erişim imkânımız ve sağlam hukuki zeminimizle önümüzdeki dönemde de yatırımcılar için güvenilir bir ortak olmayı sürdüreceğiz. Kamu ve özel sektör iş birliğiyle, istişare ve ortak akıl temelinde Türkiye’yi küresel yatırım haritasında daha üst noktalara taşıyacağız.” JAMES X ZHAN: BUGÜN ALINACAK KARARLAR GELECEĞİ BELİRLEYECEK WAIPA Dünya Yatırım Konferansı İcra Kurulu Başkanı Sayın James X. Zhan’ın da “Yükselen Yeni Küresel Üretim Sistemi: Teknoloji ve Jeopolitikle Şekillenen Üç Kutuplu Yapı” başlıklı konuşma yaptı. Zhan konuşmasında, dünya ekonomisinin büyük bir dönüşüm noktasında olduğunu ifade ederek, şunları söyledi: “Küresel doğrudan yatırımlar geçtiğimiz yıl yüzde 14 düzeyinde arttı. Ancak şu andaki siyasi durumlar bağlamında küresel FDI akışının gelecekteki etkilerini göreceğiz. Bu dönemi itidalli optimizm ve itidalli pesimizm olark tanımlayabiliriz. Önümüzdeki yüzyıllar içinde de değişiklikler olacak. AB, Çin ve ABD üç kutup küresel doğrudan yabancı yatırımdan sorumludur, yani yüzde 86’sindan. Bu üç kutup her şeyi etkiliyor. Küresel ekonomi daha fazla küreselleşmiyor bölgeselleşiyor. Jeopolitik kavram, merkezi karar verme mekanizmasının tam ortasında. Küresel arenadaki bütün koridorlar çok önemli. 6 tane çok önemli nokta var bunlar küresel denizcilik taşımacılığında çok önemli. Artık paydaşlar yakınlığa, yedekliliğe ve bölgesel bağlantıya çok önem veriyorlar. Yıllar boyunca paydaşlar kuralların çok daha fazla esneyeceğini varsayıyorlardı, öngörülebilirliği varsayıyordu. Artık bu değişti. 2026-2027’de alınacak kararlar geleceği belirleyecek. 2030’u belirleyecek.” WAIPA İLE STRATEJİK İŞ BİRLİĞİ Genel Kurul toplantısında ayrıca YASED ile WAIPA arasında stratejik iş birliğini güçlendirecek bir mutabakat zaptı imza töreni gerçekleştirildi. İmza töreninde konuşma yapan WAIPA İcra Direktörü ve CEO’su Sayın İsmail Erşahin, yaptığı konuşmada, YASED ile WAIPA arasında imzalanan mutabakat zaptının küresel yatırım ekosistemi için taşıdığı stratejik önemi vurgulayarak şunları söyledi: “1995 yılında Birleşmiş Milletler çatısı altında kurulan ve bugün 120’den fazla ülkeyi temsil eden WAIPA olarak, yatırım ajanslarının temel varlık sebebinin yatırımcılar olduğu bilinciyle hareket ediyoruz. Bugün YASED ile imzaladığımız bu protokol; diyalog kanallarını güçlendirmeyi, bilgi paylaşımını artırmayı ve doğrudan yabancı yatırım ekosistemini geliştirmeyi hedefleyen somut bir vizyonun ürünüdür. Özellikle YASED’in kamu ve yatırımcı arasında kurduğu 'çalışma grupları' modelini küresel ağımıza uyarlamayı, YASED Akademi ile eğitim programlarımızı senkronize etmeyi ve ödül mekanizmalarımızla karşılıklı tecrübe paylaşım zeminini güçlendirmeyi önceliklendiriyoruz. Günümüzde artan jeopolitik riskler ve tedarik zincirlerindeki dönüşüm ortamında, yatırım ajanslarının rolü her zamankinden daha kritiktir. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Ofisi’nin yüksek katma değerli ve teknoloji odaklı stratejik yaklaşımını değerli buluyor ve küresel ölçekte ‘en iyi uygulama’ örnekleri arasında yer veriyoruz. Bu iş birliği sayesinde; yatırımcılar, ajanslar ve politika yapıcılar arasında tesis edilecek güçlü uyum, projelerin hızla hayata geçirilmesine ve yatırımcı güveninin pekişmesine doğrudan katkı sağlayacaktır. Tüm paydaşlarımızı bu vizyonu derinleştirmek üzere 10-12 Kasım 2026 tarihlerinde Cenevre’de düzenleyeceğimiz 30. Dünya Yatırım Konferansı’na davet ediyoruz.” İmza töreninde konuşan YASED Genel Sekreteri Serkan Valandova, 45. Olağan Genel Kurul'da yaptığı konuşmada, YASED ile WAIPA arasındaki iş birliğinin tarihsel sürecini ve bu ortaklığın stratejik hedeflerini vurgulayarak şunları söyledi: "2020 yılındaki Uluslararası Yatırım Zirvesi ile temellerini attığımız bu süreç, bugün YASED modelinin küresel ölçekte bir 'referans noktası' olarak kabul görmesiyle taçlanmıştır. Temel önceliğimiz; uluslararası kuruluşların sunduğu bilgi yönetimi kapasitesinden faydalanarak, küresel trendleri veri odaklı bir şekilde analiz etmek ve Türkiye’nin bu büyük dönüşümün neresinde olduğunu dünyaya en doğru şekilde yansıtmaktır. Bu iş birliği sayesinde, küresel yatırımcı ağıyla daha yakın bir temas kurarken, YASED’in kamu ve özel sektör arasında bir köprü kuran özgün modelini dünya geneline ihraç etme fırsatı yakalıyoruz. Küresel yatırım ekosisteminde Türkiye’nin hikayesini doğru yazmak ve bu kararları alan mekanizmaların merkezinde yer almak kritik bir öneme sahiptir. WAIPA ile yürüttüğümüz çalışmalar; sadece bir iş birliği değil, aynı zamanda uluslararası raporlarda ve strateji belgelerinde Türkiye’nin hak ettiği konumu güçlendirecek stratejik bir adımdır. Ankara’dan başlayan ve 2020’den bu yana titizlikle örülen bu süreçte, yatırım profesyonelleri ile yatırımcıları aynı platformda buluşturan dinamik bir yapı inşa etmekten büyük mutluluk duyuyoruz." YASED BAŞKANLIĞI’NI DEVRALAN ALİ FUAT ORHONOĞLU: MEVCUT YATIRIMCILARIMIZIN KÖKLERİNİN GÜÇLENMESİNİ DE ÖNEMSİYORUZ YASED Genel Kurulu’nda başkanlık görevini devralan Sayın Ali Fuat Orhonoğlu da YASED’in uluslararası doğrudan yatırımlar alanında sadece ülkemizde değil dünyada da referans alınan bir kurum hâline geldiğini ifade etti. Orhonoğlu, şöyle devam etti: “Bu güçlü miras, önümüzdeki dönemde çalışmalarımıza yön veren en önemli motivasyon kaynağımız olacak. Küresel konjonktür, dengelerin yeniden şekillendiği, rekabetin giderek arttığı ve ülkelerin üretim kapasitelerinin gelişiminin her zamankinden daha fazla önem kazandığı bir döneme işaret ediyor. Ticaret ve sanayi politikaları arasındaki stratejik bağın güçlendiği bu dönemde, uluslararası doğrudan yatırımlar; ülkelerin kalkınmasında, verimlilik artışında ve küresel ekonomiye entegre bir şekilde büyümesinde fark yaratan bir faktör olarak öne çıkıyor. Bu çerçevede, yatırım ortamının öngörülebilir, şeffaf ve rekabetçi bir yapıya kavuşması; ülkemizde faaliyet gösteren yatırımcıların köklerini daha da güçlendirmesini sağlamanın yanında, yeni yatırımcıların ülkemize kazandırılması açısından da çok önemli bir rol oynamakta. YASED olarak bizler, güçlü temsil kabiliyeti, uzmanlık birikimi ve geniş paydaş ağımız ile ülkemizin iş ve yatırım ortamının rekabetçiliğinin artırılmasına doğrudan katkı sunan özel bir konumdayız. Uluslararası yatırımcıların beklenti ve ihtiyaçlarını doğru analiz eden, kamu ile yapıcı ve çözüm odaklı bir diyalog geliştiren bir platformuz. Ülkemizin yatırım ortamının daha da iyileştirilmesi için bundan sonra da her türlü katkıyı sağlamaya hazırız.” Sayın Ali Fuat Orhonoğlu, YASED’in küresel düzeydeki en iyi uygulamaları ülkemize taşıyarak Türkiye’yi küresel yatırım haritasında görünür kılma ve daha üst sıralara taşıma hedefi doğrultusunda çalışmaya devam edeceğini söyledi. Orhonoğlu, “Bu vizyonun bir parçası olmak, ülkemizin ekonomik kalkınmasına ve dünyayla daha güçlü bir şekilde entegre olmasına katkı sağlamak şahsım, Yönetim Kurulumuz ve üyelerimiz için de bir gurur kaynağıdır” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Pirelli, Hyundai Motor Group’tan “Yılın Tedarikçisi” Ödülünü Aldı Haber

Pirelli, Hyundai Motor Group’tan “Yılın Tedarikçisi” Ödülünü Aldı

Küresel otomotiv endüstrisinin hızlı dönüşümü ve tedarik zinciri zorluklarının yaşandığı bu dönemde Pirelli, Hyundai Motor Group’a kesintisiz şekilde yüksek kaliteli ürünler ve verimli hizmetler sunmaya devam etti. İleriye dönük tedarik çözümleriyle üretim sürekliliğini ve istikrarını güvence altına alan Pirelli, dünya geneline yayılmış fabrika ağı sayesinde Hyundai’nin üretim yapılanmasıyla uyum içinde hareket ediyor. Özellikle Asya’daki üretim tesislerinin konum avantajlarını etkin şekilde kullanan şirket, Hyundai Motor Group’a daha istikrarlı üretim güvencesi ve daha çevik destek sunarak iki şirket arasındaki küresel iş birliğini daha da güçlendiriyor. İki şirket arasındaki güçlü teknik iş birliği, en yeni modellerde de kendini gösteriyor. Hyundai Motor Group bünyesindeki Genesis markasının ilk yüksek performanslı modeli GV60 Magma ile Hyundai’nin yüksek performanslı elektrikli coupe modeli Ioniq 6 N, Pirelli’nin en yeni nesil P Zero lastikleriyle donatılıyor. Bu lastikler, Pirelli’nin PNCS™ ve ELECT™ teknolojilerini içeriyor. 2019 yılında pazara sunulan ve tamamen elektrikli ile plug-in hibrit araçlar için geliştirilen ELECT™ teknolojisi, bugüne kadar otomobil üreticilerinden 800’ün üzerinde orijinal ekipman homologasyonu aldı. Elektrifikasyon çağında Pirelli’nin yenilikçi ürün ve teknolojileri, Hyundai’nin farklı modellerinin performans potansiyelini en üst seviyeye çıkarmasına katkı sağlıyor. Pirelli Kıdemli Başkan Yardımcısı ve Ticari İşler Direktörü Mattia Bussacchini konuyla ilgili olarak şunları söyledi:“Hyundai Motor Group’tan bu prestijli ödülü almaktan büyük onur duyuyoruz. Bu ödül, ekiplerimiz arasındaki güçlü iş birliğinin bir göstergesi olduğu gibi, Pirelli’nin ürün ve hizmetlerinin Hyundai tarafından takdir edildiğini de ortaya koyuyor. Hyundai ile iş birliğimizi daha da derinleştirerek ortak büyümeyi destekleyecek yeni fırsatları keşfetmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz.” Pirelli, küresel iş ortaklarına yüksek katma değerli teknoloji ve ürünler sunma konusundaki kararlılığını sürdürüyor. Bu ödül, Pirelli ile Hyundai Motor Group arasındaki uzun soluklu iş birliğinde önemli bir kilometre taşı niteliği taşırken, iki şirketin değişen otomotiv dünyasında inovasyon ve mükemmeliyet odağındaki ortak vizyonunu da pekiştiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gençler Gıda Güvenliği Ve Sürdürülebilir Sofralar İçin Farkındalık Podcast’i Hazırladı  Haber

Gençler Gıda Güvenliği Ve Sürdürülebilir Sofralar İçin Farkındalık Podcast’i Hazırladı 

Öğrenciler yayını hazırlarken gıda mühendisi, ziraat mühendisi ve doktor konukların görüşlerine de yer verdiler. Gençler yayında iklim değişikliğinin yalnızca doğayı değil, sofraları ve insan sağlığını nasıl etkilediğine değindiler. Araştırdıkları bilgileri akranlarının ve ailelerin anlayacağı şekilde ilgi çekici bir içeriğe dönüştüren öğrenciler; topluma bir hafta boyunca mevsiminde yetişmiş ürünleri tercih etmeleri, mutfakta gıda israfını azaltmaları ve tabaklarını paylaşmaları için bir farkındalık çağrısı yaptı. İklim değişikliği sofraları ve insan sağlığını etkileyen toplumsal bir mesele Dünya Meteoroloji Örgütü verileri ortalama küresel sıcaklığın sanayi öncesi döneme kıyasla yaklaşık 1,2°C artmış olduğuna dikkat çekiyor. Son yıllar tüm dünyada kayıtlardaki en sıcak yıllar olarak ölçülüyor. Deniz suyu sıcaklıkları rekor seviyelere ulaşırken, aşırı hava olaylarının sıklığı ve şiddeti artıyor. Sel, kuraklık ve orman yangınları hem doğal yaşamı hem de tarımsal üretimi doğrudan etkiliyor. Bu tablo, iklim krizinin yalnızca çevresel değil; ekonomik ve toplumsal bir mesele olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Genç sözcüler, bu çalışmayla 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA) kapsamında; Açlığa Son (SKA 2), Sağlıklı ve Kaliteli Yaşam (SKA 3), Sorumlu Üretim ve Tüketim (SKA 12) ve İklim Eylemi (SKA 13) hedeflerini pusula ediniyorlar. Küresel sorunlara yerel çözümler sunarak sürdürülebilir bir geleceğin inşasına katkı sağlıyorlar. Öğrencilerden sürdürülebilir sofralar için “Mevsiminde Tüketelim” çağrısı Bu küresel gerçeklik karşısında harekete geçen İTÜ Geliştirme Vakfı Okulları Özel Dr. Natuk Birkan Ortaokulu 7. sınıf öğrencileri, “Küresel İklim Değişikliği ve Gıda Güvenliği” başlıklı bir podcast hazırlayarak bu soruna dikkat çektiler. Öğrenciler çalışmalarında iklim değişikliğinin yalnızca doğayı değil, sofraları ve insan sağlığını da nasıl etkilediğini ele aldı. Yayın kapsamında bir ziraat mühendisi iklim değişikliğinin tarımsal üretim üzerindeki etkilerini, bir gıda mühendisi gıdanın üretiminden soframıza gelene kadar uzanan süreçte yaşanan değişimleri, bir çocuk doktoru ise gıda güvenliğinin çocuk sağlığı üzerindeki etkilerini ve sonuçlarını değerlendirdi. Böylece konu, topraktan sofraya uzanan bütüncül bir perspektifle ele alındı. Devamında da öğrenciler bu soruna yönelik çözüm önerilerini oluşturup, paylaştılar. Uzmanlara göre çevre sorunlarına; araştıran, sorgulayan ve çözüm arayan bireyler olarak yaklaşan gençlerin hazırladığı içerikler çevrelerini olumlu yönde etkiliyor Bu çalışma ile gençler çevre sorunlarına pasif izleyici olarak değil; araştıran, sorgulayan ve çözüm arayan bireyler olarak yaklaşmayı hedeflediler. Yayın hazırlığı sırasında öğrencilere rehberlik eden öğretmenler; gençlerin kendi geleceklerini doğrudan ilgilendiren bir konuda inisiyatif almaları ve sorumluluk üstlenmelerinin, çevresel farkındalığın somut bir yansıması olduğunu belirtti. Uzmanlara göre gençlerin erken yaşta çevresel bilinç geliştirmesi, sürdürülebilir davranış alışkanlıklarının yaygınlaşmasında belirleyici rol oynuyor. Gençlerin ürettiği içerikler yalnızca akranlarını değil, ailelerini ve daha geniş toplumsal çevreyi de olumlu yönde etkileyebiliyor. “Değişim bugün başlarsa etkili olur, biz çözümün bir parçası olmayı seçtik” İTÜ Geliştirme Vakfı Okulları Özel Dr. Natuk Birkan Ortaokulu öğrencileri, hazırladıkları podcast ile iklim krizine karşı seslerini yükselttiklerini ifade ettiler. Öğrenciler, iklim krizine karşı değişimin küçük ama kararlı adımlarla başlayacağını belirterek mevsiminde ürün tercih etmek, israfı azaltmak ve su ile enerjiyi dikkatli kullanmak gibi alışkanlıkların geleceği korumada önemli olduğunu vurguladı. Geleceğin yalnızca konuşulan bir kavram olmadığını, doğrudan kendi yaşamlarını şekillendirdiğini vurgulayan öğrenciler, bu nedenle sorumluluğu başkalarına bırakmak yerine çözümün parçası olmayı seçtiklerini belirttiler. Öğrenciler, değişimin yarın değil bugünden başlaması gerektiğini ve bu yayın ile çevrelerini bilgilendirmek ve çözüm önerilerini iletmek istediklerini ifade ettiler. İsteyen herkes öğrencilerin hazırladığı podcast’e İTÜ Geliştirme Vakfı Okulları resmi podcast hesabından ulaşılabilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akbank’tan Girişimci Kadınlara Güçlü Destek Haber

Akbank’tan Girişimci Kadınlara Güçlü Destek

Banka, YenidenBiz Kadın Girişimci Okulu’nun hem ana sponsorluğunu üstleniyor hem de mentorluk ve uzmanlık desteğiyle programa katkı sunuyor. Böylece deneyimli kadın profesyonellerin girişimcilik ve liderlik potansiyelini iş modeline dönüştürmelerini destekliyor. Küresel girişimcilik uygulamalarını Türkiye’de girişimci kadınlarla buluşturan programın ilki Nisan ayında başlayacak ve 2026 yılı süresince devam edecek. Akbank’ın mentorluk desteği ve girişimcilik birikimi ve helo.land’in içerik ve uygulama alanında katkıları ile hayata geçirilen YenidenBiz Kadın Girişimci Okulu, en az 5 yıl profesyonel deneyime sahip kadınların ikinci kariyer yolculuklarını girişimcilik odağında yeniden tasarlamalarına imkân sunuyor. Sekiz haftalık yoğun program kapsamında katılımcılar, iş fikirlerini uygulanabilir iş modellerine dönüştürerek net bir finansal çerçeve ve somut bir yol haritası ile ilerliyor. Her hafta düzenlenen ‘Bilgi Oturumları’ ve kurucu, yatırımcı ve üst düzey liderlerin deneyimlerini paylaştığı ‘Deneyim Oturumları’ ile program, küresel girişimcilik uygulamalarını Türkiye ekosistemine kazandırıyor. Alper Bektaş: “Kadın girişimciliğini kalkınmanın stratejik bir parçası olarak görüyoruz.” Akbank KOBİ Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı Alper Bektaş, iş birliğine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Akbank olarak kadın girişimciliğini ülkemizin sürdürülebilir kalkınmasının temel unsurlarından biri olarak ele alıyoruz. Finansmana erişimi kolaylaştırırken aynı zamanda eğitim, mentorluk, danışmanlık ve doğru ağlara erişim imkânı sunan bütüncül bir modelle hareket ediyoruz. YenidenBiz Kadın Girişimci Okulu bu yaklaşımımızın güçlü bir yansıması. Deneyimli kadın profesyonellerin birikimlerini somut, ölçeklenebilir ve sürdürülebilir iş modellerine dönüştürmelerini destekliyoruz. Kadınların, güçlü bir finansal perspektifle net bir yol haritası çizmeleri ve sağlam bir ekosistem desteğiyle işletmelerini kurmaları ve büyütmelerinde yanlarında olmayı hedefliyoruz. Çünkü biliyoruz ki girişimci kadınlar güçlendikçe, ülkemiz de güçlenir.” YenidenBiz Derneği Genel Müdürü Tülay Cerit Tiryaki ise iş birliğine ilişkin şunları söyledi; “Kariyer molası vermiş kadınlar iş dünyası için büyük bir deneyim sermayesi taşıyor. YenidenBiz olarak bu birikimin yeniden ekonomiye kazandırılmasını çok önemsiyoruz. Akbank iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz Kadın Girişimci Okulu, kadınların deneyimlerini girişimcilik yoluyla yeni bir değere dönüştürmelerine alan açan güçlü bir adım.” Deneyimden Girişime: 8 Haftalık Yolculuk YenidenBiz Kadın Girişimci Okulu’nun ilk programı, 8 hafta süren online oturumlar ve Akbank ev sahipliğinde gerçekleştirilecek fiziksel buluşma ve Demo Day’den oluşuyor. Program süresince katılımcılar; Değer önerisi oluşturma,Hedef müşteri ve pazar alanı tanımlama,Minimum Uygulanabilir Ürün (MVP) planı geliştirme,Temel finansal modelleme ve sürdürülebilirlik perspektifi oluşturma,90 günlük aksiyon planı hazırlama,Güçlü bir demo sunumu kurgulama gibi başlıklarda hem teorik hem pratik araçlarla destekleniyor. Her dönem seçilen 25 katılımcı, program sonunda tanımlanmış bir iş modeli ve gerçekçi bir MVP planı ile Demo Günü’nde projelerini sunma fırsatı elde ediyor. Mezunlar ayrıca sürekli etkileşim sağlayan bir topluluk yapısına ve mentorluk ağına erişim imkânı kazanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

BMW Group'tan 2025’te Güçlü Finansal Performans ve Elektrifikasyon Atağı Haber

BMW Group'tan 2025’te Güçlü Finansal Performans ve Elektrifikasyon Atağı

7,4 milyar euro net kâr elde eden BMW Group, 2025 yılında global pazarda 2,46 milyon araç teslimatı gerçekleştirirken, elektrikli araç satışlarını artırarak premium segmentteki liderliğini güçlendirdi. Yeni BMW iX3 ile NEUE KLASSE dönemini başlatan şirket, 2027 yılına kadar 40’tan fazla yeni modeli pazara sunmayı hedefliyor. BMW Group, zorlu küresel ekonomik koşullar ve artan gümrük tarifelerine rağmen güçlü ürün portföyü, dengeli küresel operasyonları ve disiplinli maliyet yönetimi sayesinde 2025 yılında istikrarlı performansını sürdürdü. 2025 yılında BMW Group’un vergi öncesi kârı 10,2 milyar euro olarak gerçekleşirken, şirketin vergi öncesi kâr marjı yüzde 7,7 seviyesinde gerçekleşti. Grup net kârı ise 7,45 milyar euro ile bir önceki yılın üzerinde gerçekleşen güçlü performansını korudu. BMW AG Yönetim Kurulu Başkanı Oliver Zipse, sonuçlara ilişkin değerlendirmesinde şirketin uzun vadeli stratejik yaklaşımının önemine dikkat çekerek, “Teknolojiye açık yaklaşımımız, küresel ölçekte güçlü operasyonel yapımız ve ilham veren markalarımız sayesinde geleceğe yönelik doğru stratejik konumlanmayı yıllar önce oluşturduk. Bugün zorlu bir ortamda dahi yön değiştirmek zorunda kalmadan stratejimizi kararlılıkla uygulamaya devam edebiliyoruz. Güçlü finansal performansımız, geniş ürün portföyümüz ve teknolojiye açık yaklaşımımız sayesinde 2025’te premium segmentteki liderliğimizi daha da güçlendirdik. NEUE KLASSE ile başlattığımız yeni dönem, şirketimizin gelecekteki büyümesi için önemli bir ivme yaratıyor” dedi. Elektrifikasyon Büyümenin İtici Gücü Olmaya Devam Ediyor BMW Group’un elektrifikasyon stratejisi 2025 yılında da büyümenin önemli itici güçlerinden biri olmayı sürdürdü. Şirket, yıl boyunca dünya genelinde 442 binin üzerinde tamamen elektrikli araç teslimatı gerçekleştirdi. Böylece satılan her altı BMW Group aracından biri tamamen elektrikli oldu. Plug-in hibrit modellerle birlikte değerlendirildiğinde ise toplam elektrikli araç teslimatı 642 bin adedi aşarak toplam satışların yaklaşık yüzde 25’ini oluşturdu BMW Group, elektrikli mobilite yolculuğunda önemli kilometre taşlarına da ulaştı. 2013 yılında BMW i3 ve BMW i8 modelleriyle başlayan elektrikli mobilite sürecinde Haziran 2025’te 1,5 milyonuncu tamamen elektrikli araç teslim edildi. Şirket, 2026 yılı içinde iki milyonuncu tamamen elektrikli aracını teslim etmeyi hedefliyor. Dünya Genelinde 2,4 Milyon Teslimat BMW Group, 2025 yılında dünya genelinde toplam 2,46 milyon premium araç teslimatı gerçekleştirerek satışlarını bir önceki yıl seviyesinde korudu. BMW markasında en güçlü büyüme gösteren modeller arasında BMW 5 Serisi ve kompakt sınıfta yer alan BMW X2 öne çıktı. Performans odaklı BMW M markası ise üst üste on dördüncü kez satış rekoru kırarak 213 binin üzerinde araç teslimatı gerçekleştirdi ve marka tarihindeki en yüksek satış seviyesine ulaştı. Tarihte ilk kez, teslim edilen her 10 BMW’den biri BMW M modeli oldu. MINI, yeni model ailesinin etkisiyle satışlarını yüzde 17,7 artırarak 288 bin adedin üzerine çıkarırken, satışların yüzde 36’dan fazlasını tamamen elektrikli modeller oluşturdu. Böylece dünya genelinde satılan her üç MINI’den biri elektrikli oldu. BMW Motorrad ise global motosiklet pazarındaki daralmaya rağmen üst üste dördüncü yıl 200 bin adedin üzerinde satış gerçekleştirdi. Özellikle R 1300 GS ve F 900 GS modelleri markanın büyümesinde önemli rol oynadı. 2027 Yılına Kadar 40 Yeni Model BMW Group’un geleceğe yönelik stratejisinin merkezinde yer alan NEUE KLASSE, şirketin elektrikli mobilite dönüşümünde yeni bir dönemin başlangıcını temsil ediyor. Platformun ilk modeli olan tamamen elektrikli Yeni BMW iX3, 2025 yılında gerçekleştirilen dünya prömiyerinin ardından özellikle Avrupa pazarında güçlü talep gördü. Avrupa’daki tamamen elektrikli BMW siparişlerinin yaklaşık üçte biri BMW iX3 modeline yönelik gerçekleşti. Yüksek talep nedeniyle Macaristan’ın Debrecen kentindeki üretim tesisinde üretim iki vardiya halinde gerçekleştirilmeye başlandı. NEUE KLASSE ailesinin ikinci modeli olan tamamen elektrikli BMW i3’ün tasarım tanıtımının ise 18 Mart’ta Münih’te gerçekleştirilmesi planlanıyor. BMW Group, 2027 yılına kadar 40’tan fazla yeni veya yenilenmiş modeli pazara sunarak ürün gamını genişletmeyi hedefliyor. Bu modeller arasında BMW 3 Serisi ve BMW X5’in yeni nesilleri de yer alacak ve tüm sürüş teknolojilerini kapsayan seçeneklerle sunulacak. 2026’da İstikrarlı Büyüme BMW Group, 2026 yılında küresel otomotiv pazarının genel olarak istikrarlı bir seyir izlemesini bekliyor. Avrupa ve Amerika pazarlarında büyüme potansiyelinin devam etmesi öngörülürken Çin’de satışların önceki yıl seviyesine yakın gerçekleşmesi bekleniyor. Şirket, 2026 yılında küresel teslimatların 2025 yılı seviyesine yakın gerçekleşmesini ve tamamen elektrikli araçların toplam satışlar içindeki payını korumasını öngörüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Telekom ve Ericsson’dan 6G’de stratejik adım  Haber

Türk Telekom ve Ericsson’dan 6G’de stratejik adım 

Geleceğin teknolojilerine yaptığı yatırımlar ve araştırma faaliyetlerini güçlendiren Türk Telekom, 6G’de küresel standartların oluşturulmasında öncü operatör olarak çalışmalarını sürdürüyor. Teknolojiyi sadece kullanan değil, geliştiren ve geleceğine yön veren Türk Telekom, dünyanın önde gelen teknoloji şirketlerinden Ericsson ile yaptığı iş birliğinin kapsamını genişletiyor. İspanya’nın Barselona kentinde düzenlenen GSMA Mobil Dünya Kongresi’nde; Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin ile Ericsson Türkiye Genel Müdürü Mehmet Oğul’un imzalarıyla başlatılan iş birliği protokolü, Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı İsmail İlhan Hatipoğlu, Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Ömer Fatih Sayan ve Ericsson Güney Avrupa ve Orta Asya Başkanı Andrea Missori’nin katılımıyla gerçekleştirildi.Törende, Türk Telekom ile Ericsson Araştırma Türkiye arasında 6G ve Network-AI alanlarında çalışacak ortak bir çalışma grubu kurulacağı açıklandı. 6G’de standardizasyon ve Network-AI alanında kritik çalışmaları Ericsson ile birlikte yürütecek olan Türk Telekom, geleceğin teknolojilerinin inşa edildiği Türk Telekom 6G Ar-Ge ve İnovasyon Laboratuvarları’nda Ericsson Araştırma Türkiye ile ortak çalışma grubunda çalışacak. “6G’nin küresel standartlarının belirlenmesinde öncülük ediyoruz” Türk Telekom’un, geleceğin iletişim teknolojilerinde öncü geliştirme çalışmaları yürüttüğünü belirten Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, “Sağlıktan spora, tarımdan şehirciliğe kadar farklı sektörlerin dijitalleşmesinde öncü çalışmalar hayata geçirirken, akıllı sistemlerin yaygınlaşmasında önemli adımlar atmayı sürdürüyoruz. Dünyada teknoloji trendlerine yön verecek çalışmalara sunduğumuz katkılarla yeni nesil mobil şebeke teknolojilerinin geliştirilmesinde ulusal ve uluslararası iş birliklerimiz ile küresel standartların oluşturulmasına öncülük ediyoruz” dedi. Geçtiğimiz yıl Ericsson ile GSMA Mobil Dünya Kongresi’nde imzaladıkları iş birliği protokolünün kapsamını bu yıl genişleterek, geleceğin teknolojisi 6G çalışmalarında standardizasyon çalışmaları için ortak çalışma grubu oluşturduklarını açıklayan Şahin, “Bu stratejik iş birliği sayesinde Türk Telekom 6G Ar-Ge ve İnovasyon Laboratuvarımız’da 6G’nin küresel standartlarının belirlenmesinde öncü operatör olmayı hedefliyoruz. Ulusal ve uluslararası iş birliklerimiz ile ülkemizin dijital dönüşümüne öncülük ediyor, Türk mühendislerin geliştirdiği yeni teknolojilerin küresel standart olması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz” dedi. Ericsson Türkiye Genel Müdürü Mehmet Oğul, “6G araştırmalarına proaktif bir yaklaşım benimsedik. Türkiye'de 5G dönemi yeni şekilleniyor ve mobil bağlantıda inovatif çözümler üretmemizin yolunu açıyor. Türk Telekom ile yakın iş birliği içinde, sahip olduğumuz ortak uzmanlığı kullanarak 6G gelişimini hızlandırıyoruz. Ericsson’un küresel ölçekte 6G standartlarının belirlenmesine katkı sunan güçlü Ar-Ge ekosistemini arkamıza alarak, Türkiye’yi geleceğin iletişim teknolojileri alanında lider konuma taşımayı hedefliyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şişecam’ın 2025 Yılı Net Satışları  225 Milyar TL Seviyesinde Gerçekleşti Haber

Şişecam’ın 2025 Yılı Net Satışları 225 Milyar TL Seviyesinde Gerçekleşti

Şişecam 2025 yılına ilişkin finansal sonuçlarını açıkladı. Şirketin bu dönemdeki konsolide net satışları 225 milyar TL seviyesinde gerçekleşirken, Türkiye’den yapılan ihracatla Türkiye dışı üretimlerden yapılan satışların toplamını ifade eden uluslararası satışların konsolide satışlar içindeki payı ise yüzde 59,34 seviyesinde oldu. Şişecam'ın 2025 yılı toplam yatırımları 35,8 milyar TL, ihracatı ise 938 milyon dolar olarak açıklandı. Bu dönemde 5,6 milyon ton cam üreten şirket, 4,3 milyon ton soda külü ve 4 milyon ton endüstriyel hammadde üretimi gerçekleştirdi. 2025’in, küresel makroekonomik ve jeopolitik gelişmelerin üretimden ticarete ekonominin tüm alanlarında etkisini güçlü biçimde hissettirdiği zorlu bir yıl olduğunu ifade eden Şişecam Genel Müdürü Can Yücel, şirketin 2025 yılı performansını şöyle değerlendirdi: “2025’i jeopolitik ve ekonomik dalgalanmalara sahne olan ve ticaretin bu gelişmelerden etkilenmeye devam ettiği bir yıl olarak tamamladık. Küresel ölçekte koruyucu tedbirlerin ön plana çıktığı bu dönemde; üretim dengeleri değişirken, tedarik zincirinde riskler arttı ve öngörülebilirlik azaldı. Bu durum, yatırım kararları ve ticaret hacimleri üzerinde tüm dünyada hissedilen bir baskı oluşturdu. Süregelen bu tabloya rağmen 2025 yılında cam ve soda külü sektörlerinde sınırlı da olsa toparlanma gerçekleştiğini ifade etmek mümkün. Talepte devam eden zayıflık ve mevcut kapasite fazlalarının hem cam hem de soda külü alanlarında fiyatlamayı baskılamaya devam ettiğini gördük. Bu koşulların ortaya koyduğu zorluklara rağmen Şişecam olarak faaliyet karlılığımızı artırmaya, sürdürülebilir büyümeye, yatırımlarımızı aksatmadan sürdürerek tamamlamaya ve marka değerimizi artırmaya odaklandık. Ürün kalitemiz, coğrafi çeşitliliğimizin sunduğu esneklik, küresel marka gücümüz, köklü kültürümüz ve iş alanlarımızdaki uzmanlığımız ile çalışanlarımızın gayreti; belirsizliklerin yüksek olduğu 2025 yılında Şişecam’a önemli bir finansal ve operasyonel dayanıklılık sağladı. 2025 yılı daralan marjların dengelenmesi adına sıkı maliyet kontrolü ve verimlilik artışı çalışmalarını ele aldığımız bir yıl oldu. Verimlilik odağımızı daha sistematik bir yapıya taşımak amacıyla kapsamlı bir verimlilik yönetimi inisiyatifi başlattık. Nakit akış kapasitemizi artırma ve mali yapımızı güçlendirme hedeflerimiz doğrultusunda, yıl boyunca üretim maliyetlerimizi kontrol altına aldık ve bakım planlarımızı optimize ettik. Bu kapsamda güncellediğimiz soğuk tamir programları, fırınlarımızın daha etkin kullanılması açısından önemli kazanımlar sağladı. Örneğin, Kuzey İtalya’daki düz cam üretim tesisimizin soğuk tamirini öne çekmemiz üretim ve maliyet dengesini daha etkin yönetmemizi desteklerken, diğer fırınlarımızda revize edilen bakım periyotları operasyonel karlılığımızı artırdı. 2025, Şişecam’ın dijital dönüşüm süreçlerinde de kritik bir yıl oldu. Dijital dönüşüm projelerimizi tamamladığımız ve veriyi uçtan uca süreçlerimize entegre ederek katma değere dönüştürme imkanını sağladığımız bu yılda; teknolojik alt yapımızı köklü bir şekilde güncelledik ve verimliliğimizi maksimize etmek amacıyla yapay zekâ yetkinliklerini bu yapı üzerinde inşa etmeye başladık. Eş zamanlı olarak güncellediğimiz organizasyonel yapılanmamız ve müşteri odağında şekillendirdiğimiz iş modelimizin de hedeflediğimiz dijital yetkinliklerle birlikte çok daha yüksek katma değer sağlamasını öngörüyoruz.” Yücel, 2025 yılının Şişecam’ın stratejik yatırımları açısından da önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Yıl boyunca stratejik önceliklerimiz doğrultusunda üretim kabiliyetimizi, teknoloji altyapımızı ve coğrafi çeşitliliğimizi destekleyen önemli adımlar attık. Avrupa’daki mimari cam yapılanmamızı pazar koşullarına uyarladık. Tarsus’taki buzlu cam fırını ve enerji camı işleme hatlarını devreye alarak katma değerli ürün kapasitemizi artırdık. Denizli’deki cam ev eşyası üretimini Kırklareli’ne taşıyarak daha entegre ve sürdürülebilir bir yapı oluşturduk. 2026 yılına da sürdürülebilir büyümemize destek olacak şekilde başladık. Şubat ayında Avrupa’daki ilk cam ambalaj yatırımımız olan Macaristan, Kaposvar tesisimizin ilk fırınını ateşledik. Bulgaristan’daki düz cam tesisimizde yıllık 6 milyon metrekare kapasiteli; İtalya, San Giorgio di Nogaro’daki tesisimizde ise yıllık 6,5 milyon metrekare kapasiteli iki kaplamalı cam hattı devreye aldık. Yine yılın ilk çeyreğinde devreye alacağımız Tarsus düz cam fırını yatırımımız da ürün çeşitliliğimizi artırırken Şişecam’a operasyonel esneklik ve Ar-Ge çalışmalarımız için daha geniş bir hareket alanı sunacak.” Can Yücel, Şişecam’ın yıl içinde nakit akışını güçlendirmek amacıyla önemli finansal hamleler de gerçekleştirdiğini belirterek şöyle devam etti: “2026 başında İngiltere’deki yüzde 100 bağlı ortaklığımız aracılığıyla gerçekleştirdiğimiz 7 yıl vadeli 500 milyon ABD doları tutarındaki Eurobond ihracı, 1,7 milyar ABD doları talep ile tamamlandı. Bu talep uluslararası yatırımcıların Şişecam’ın disiplinli harcama yönetimine, verimlilik artırıcı aksiyonlarına ve öngörülebilir nakit akışına duyduğu güveni bir kez daha teyit etti. Ekim ayında Uluslararası Finans Kurumu (IFC) iş birliğiyle sağlanan uzun vadeli finansman paketi ise düz cam ve enerji camı yatırımlarımızın desteklenmesi, borç vade yapısının dengelenmesi ve sürdürülebilirlik hedeflerimizin güçlendirilmesi açısından stratejik öneme sahip bir adım oldu. Sadeleşme ve verimlilik odağında, âtıl durumdaki taşınmazlarımızı da ele aldık. Operatif olmayan gayrimenkullerimiz için oluşturduğumuz satış planı ve değerli maden portföyümüzün etkin şekilde yönetilmesi kapsamında atılan adımlar likiditemizi yıl içerisinde destekledi ve 2026 yılında da aynı şekilde katkı sağlamaya devam edecek. Ülkemizin küresel markası Şişecam, kesintisiz ve sürdürülebilir gelişim yaklaşımıyla 2026 yılında da faaliyetlerini inovasyonla destekleyerek, kaliteyi ve müşteri güvenini her zaman önceliklendirerek, yüksek bir disiplin ve titizlikle çalışmalarına devam edecek. Camın tüm alanlarında faaliyet gösteren tek küresel oyuncu olarak; finansal gücümüzü muhafaza etmeye öncelik vererek, katma değerli ürünlere odaklanarak ve enerji verimliliği sağlayan teknolojilere yatırım yaparak ülkemiz ve paydaşlarımız için değer üretmeye ve Şişecam markasını küresel ölçekte güçlendirmeye devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

BAE, Uluslararası Basketbolun Yeni Merkezi Oluyor  Haber

BAE, Uluslararası Basketbolun Yeni Merkezi Oluyor 

Amerikan Ulusal Basketbol Birliği (NBA) ile Abu Dabi Kültür ve Turizm Departmanı (DCT Abu Dhabi), mevcut iş birliklerini uzun vadeli olarak uzattıklarını açıkladı. Yenilenen anlaşma kapsamında Abu Dabi’de NBA Global Games hazırlık maçları düzenlenecek, pazarlama ve tanıtım faaliyetleri genişletilecek ve emirlikte bir NBA Global Academy hayata geçirilecek. İş birliği, önümüzdeki yıllarda Abu Dabi ve çevresinde gençlere ve basketbolseverlere yönelik yeni gelişim ve etkileşim programlarını da kapsıyor. Abu Dabi’de kurulacak NBA Global Academy, NBA Academy programının küresel merkezi olarak faaliyet gösterecek. Akademi; Birleşik Arap Emirlikleri, Orta Doğu ve dünyanın farklı bölgelerinden lise çağındaki yetenekli sporcular için yıl boyunca süren üst düzey bir basketbol ve akademik eğitim sunacak. Program kapsamında 20 yerel erkek sporcuya elit gelişim imkânı sağlanırken, yerel kız sporcular için özel basketbol faaliyetleri düzenlenecek. Ayrıca yurt dışından seçilecek 24 erkek sporcu için yatılı eğitim programları hayata geçirilecek. “Abu Dabi, Orta Doğu’da basketbolun yeni buluşma noktası oluyor” DCT Abu Dhabi Başkanı Mohamed Khalifa Al Mubarak, iş birliğinin uzatılmasına ilişkin değerlendirmesinde, NBA ile sürdürülen ortaklığın Abu Dabi’nin bölgesel ve küresel konumunu güçlendirdiğini vurguladı. Al Mubarak, “NBA ile iş birliğimizi uzatmak; gençlerimize yatırım yapma, topluluğumuza ilham verme, ekonomimizi çeşitlendirme ve Abu Dabi’yi küresel ölçekte güçlü bir destinasyon haline getirme hedeflerimizin önemli bir parçası. Abu Dabi’de kurulacak NBA Global Academy ile, emirliklerde yaşayan sporcuların, antrenörlerin ve spor profesyonellerinin basketbolu dünyanın en iyilerinden öğrenmesine imkân tanıyacak. NBA Global Games’e uzun vadeli ev sahipliği yapmamız ise yeni nesillere ilham verecek” dedi. Al Mubarak ayrıca, NBA’in gençlik programları ve taban odaklı girişimlerinin sağlıklı ve aktif yaşam tarzlarını teşvik ettiğini, sporun evrensel değerlerini toplumun her kesimine taşıdığını belirterek, bu çok yıllı iş birliğinin Abu Dabi’nin kültür, eğlence ve mükemmeliyet merkezi olma vizyonunu yansıttığını ifade etti. NBA Başkan Yardımcısı ve Operasyon Direktörü Mark Tatum ise, DCT Abu Dhabi ile kurulan iş birliğinin Birleşik Arap Emirlikleri’nde ve Orta Doğu genelinde basketbolun gelişiminde önemli bir rol oynadığını belirtti. Tatum, “Bu ortaklık sayesinde basketbola katılım ve taraftar ilgisi istikrarlı şekilde arttı. Bölgeden ve dünyanın farklı noktalarından elit seviyede oyuncuların yetişmesine katkı sağlayacak NBA Global Academy’nin hayata geçirilmesi de dahil olmak üzere, önümüzdeki dönemde bu çalışmaları daha da ileri taşımayı sabırsızlıkla bekliyoruz” dedi. Abu Dabi’de büyüyen basketbol ekosistemi Abu Dabi’de düzenlenecek gelecekteki NBA hazırlık maçlarına ilişkin takvim, katılımcı takımlar ve diğer ayrıntılar ilerleyen bir tarihte açıklanacak. Yenilenen iş birliği kapsamında DCT Abu Dhabi, destinasyon markası Experience Abu Dhabi aracılığıyla Orta Doğu, Çin ve Avrupa’da NBA’in Resmi Turizm Destinasyonu Ortağı olma rolünü sürdürecek. Ayrıca bu ortaklık kapsamı; Afrika, Asya, Kanada ve Latin Amerika’yı da içerecek şekilde genişletilecek. DCT Abu Dhabi ile NBA arasındaki uzatılmış iş birliği, gençlere yönelik basketbol gelişim programlarının da büyütülmesini içeriyor. 2022’den bu yana 20 binden fazla kız ve erkek çocuğa ulaşan bu programlar kapsamında, Abu Dabi ve Al Ain Bölgesi’nde halihazırda bulunan dört Junior NBA/Junior WNBA ligi, bu sonbaharda altıya çıkarılacak; 2028 yılına kadar ise lig sayısının 12’ye ulaşması hedefleniyor. Abu Dabi ayrıca, dünyanın farklı ülkelerinden üst düzey genç ve elit sporcuları bir araya getirecek iki yıllık uluslararası basketbol turnuvasına ev sahipliği yapacak. Bu kapsamda düzenlenen ilk organizasyon olan 2025 NBA Academy Showcase Abu Dhabi, 25–27 Eylül tarihleri arasında NYU Abu Dhabi kampüsünde gerçekleştirildi. Etkinlikte; NBA Academy Africa (Senegal), IMG Academy (ABD), INSEP (Fransa) ve Basketball Australia Centre of Excellence’tan lise çağındaki en yetenekli oyuncular yer aldı. NBA Academy programı, oyuncu gelişimini bütüncül bir yaklaşımla ele alarak genç yeteneklerin potansiyellerini en üst seviyeye taşımayı hedefliyor. Program; sağlık ve iyi yaşam, karakter gelişimi ve yaşam becerilerine odaklanırken, sporculara profesyonel, üniversite ve uluslararası deneyime sahip antrenörlerden eğitim alma imkânı sunuyor. Bugüne kadar NBA Academy bünyesinde yetişen 150’den fazla sporcu ülkelerinin milli takımlarında forma giydi. 100’ün üzerinde sporcu ABD’de NCAA Division I üniversitelerine kabul edilirken, 40’tan fazlası profesyonel kariyere adım attı. Bu sporculardan 15’i ise NBA’e yükselmeyi başardı. NBA Abu Dhabi Games basketbola olan ilgiyi artırdı Abu Dabi Kalkınma Holdingi ADQ organizasyonunda düzenlenen NBA Abu Dhabi Games 2025 kapsamında, New York Knicks ile Philadelphia 76ers arasında 2 ve 4 Ekim tarihlerinde Yas Adası’ndaki Etihad Arena’da oynanan iki hazırlık maçı, tamamen dolu tribünler önünde gerçekleşti. Bu organizasyon; NBA Global Games hazırlık maçlarının yanı sıra Jr. NBA/Jr. WNBA Abu Dhabi Ligi’ni, mevcut ve eski NBA oyuncularının katılımıyla düzenlenen taraftar etkinliklerini, bir NBA 2K League gösteri organizasyonunu ve NBA Cares ile Jr. NBA/Jr. WNBA kliniklerini de kapsıyor. Bu klinikler, sağlıklı yaşamı teşvik ederken takım çalışması, saygı ve sportmenlik gibi temel değerleri gençlere kazandırmayı amaçlıyor. NBA maçları, Birleşik Arap Emirlikleri’nde 1987–88 sezonundan bu yana yayınlanıyor. 2022 yılından bu yana sekiz NBA takımı Abu Dabi’de hazırlık maçları oynadı. NBA Abu Dhabi Games’in ilk kez düzenlenmesinin ardından, YouGov araştırmasına göre ülkede basketbola katılım yüzde 60 artarken, basketbol taraftar kitlesi yüzde 25’ten fazla büyüme gösterdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.