Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Küresel

Kapsül Haber Ajansı - Küresel haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Küresel haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dünyanın En Büyük Halı Fuarı ICFE 2026 Ziyaretçileriyle Buluştu Haber

Dünyanın En Büyük Halı Fuarı ICFE 2026 Ziyaretçileriyle Buluştu

Tüyap Fuarcılık Grubu, Güneydoğu Anadolu Halı İhracatçıları Birliği (GAHİB) ve İstanbul Halı İhracatçıları Birliği (İHİB) işbirliğiyle düzenlenen fuar, rekor büyüme hedefleriyle sektöre yön veriyor. Dünyanın halı sektöründeki en önemli platformu olarak kabul edilen ICFE, 6–9 Ocak 2026 tarihleri arasında gerçekleşecek organizasyonuyla kapılarını açtı. Bu yıl hedeflerini büyüterek 11 salonda gerçekleştirilen fuar, artan yabancı katılımcı talebi ve genişleyen pazar potansiyeliyle dikkat çekiyor. Yerli ve uluslararası sektör temsilcilerinin yoğun ilgisiyle güçlü bir katılımcı profili sunan organizasyon, sektördeki merkezi konumunu ve küresel ölçekteki prestijini pekiştiriyor. Fuar süresince hem ticari bağlantıların kurulması hem de tasarım odaklı etkinliklerle sektörün vizyonunun genişletilmesi hedefleniyor. Fuar Sektörün Türkiye’deki Ticaret Hacmini Arttıracak! Bakan Bolat: “Türkiye halı sektöründe dünya liginin zirvesinde” Fuarın açılış töreninde konuşan Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, Türkiye’nin halı sektöründeki küresel gücüne, bakanlık desteklerine ve Cumhuriyet tarihinin ihracat rekorlarına dikkat çekerek şunları söyledi: “Ticaret Bakanlığı olarak bu fuarı prestijli fuar statüsüne alarak katılımcıları güçlü oranlarda desteklemeye devam ediyoruz. Türkiye bugün halı üretim ve ihracatında dünya liginde ikinci sırada yer alıyor. Isparta, Hereke, Bünyan gibi köklü merkezlerimizin yanı sıra Gaziantep, oluşturduğu kümelenme modeliyle adeta bir yıldız şehir konumunda ve tüm dünyada bilinen bir marka haline geldi. Cumhuriyet tarihinin ihracat rekorunu kırdığımız bir yılı geride bıraktık. 2025 yılını 273,4 milyar dolarlık mal ihracatı ile kapattık; halı sektörümüz ise bu başarıya yaklaşık 2,9 milyar dolarlık ihracatla katkı sağladı. Hizmet ihracatımızla birlikte toplamda 400 milyar dolarlık bir dış ticaret hacmine ulaştık. Sanayimizin gözbebeği olan tekstil ve halı sektörünü, gerek fuar katılımlarında gerekse istihdam ve ihracat teşviklerimizle desteklemeye devam edeceğiz.” “Dünya halı ticaretinin kalbi İstanbul’da atıyor” Tüyap Fuarlar Yapım A.Ş. Genel Müdürü İlhan Ersözlü, fuarın henüz üçüncü yılında ulaştığı büyüklüğe ve küresel başarısına dikkat çekerek şunları kaydetti: “Sektörümüzün kıymetli temsilcileri GAHİB ve İHİB ile güç birliği yaparak hayata geçirdiğimiz ICFE, kısa sürede dünyanın en önemli sektörel buluşmalarından biri haline geldi. Bu yıl hedeflerimizi daha da büyüterek, 11 salonda ve rekor bir katılımcı ilgisiyle kapılarımızı açmanın gururunu yaşıyoruz. Türkiye’nin üretim ve tasarım gücünü, İstanbul gibi stratejik bir ticaret merkezinde dünya ile buluşturuyoruz. Özellikle yabancı katılımcı talebindeki artış ve genişleyen pazar çeşitliliğimiz, fuarın uluslararası arenadaki prestijini kanıtlar nitelikte. ICFE ile sadece ticari bağlantılara ev sahipliği yapmakla kalmıyor, aynı zamanda tasarım ve inovasyon odaklı etkinliklerimizle dünya halı modasına yön veren bir platform sunuyoruz. Tüm katılımcılarımıza ve ziyaretçilerimize verimli bir fuar diliyorum.” Yaratıcılık ve ilham veren etkinlikler Fuar kapsamında sektörün yaratıcı gücünü ortaya koyacak çeşitli sergiler ziyaretçilerle buluşuyor. Organizasyon dahilinde düzenlenen tasarım yarışmasında firmalar en yeni koleksiyonlarıyla yer alırken, finale kalan tasarımlar fuar alanında özel olarak sergileniyor. Geleneksel motiflerin modern yorumlarını sunan sergiler ve sektör profesyonellerini bir araya getiren etkinlikler fuara değer katıyor. Ayrıca “Carpet Talks” programı, halı tasarımının geleceğine yön veren dört ana tema etrafında şekilleniyor. Bu oturumlarda tasarım metodolojileri, el işi mirasının çağdaş tasarımla bağı, markalaşma süreçlerinde tasarımın rolü ve ipek Hereke halılarının tarihsel birikimi ele alınarak sektöre bütüncül bir perspektif sunuluyor. Dünyanın en farklı halısı projesi Geçtiğimiz yıl büyük ilgi gören “Benim Eserim” temalı atölye çalışması, bu yıl da Carpet Workshop kapsamında yeniden hayata geçiriliyor. Türkiye’den ve dünyanın birçok ülkesinden 400 tasarımcının katılımıyla gerçekleşen bu projede, tasarımcılar kişisel yorumlarını özgün çalışmalarla ortaya koyuyor. Her biri sanat eseri niteliğindeki bu parçalar, fuar süresince birleştirilerek “Dünyanın En Çok Tasarımcısı Tarafından Tasarlanan Halı” unvanlı eseri oluşturacak. 400 farklı hikayeyi ve vizyonu bir araya getiren bu çalışma, fuarı sadece bir ticaret platformu olmaktan çıkarıp yaşayan bir tasarım atölyesine dönüştürüyor. Küresel katılım ve ziyaretçi hedefleri ICFE, başarısını 6 kıtada ve 80'den fazla ülkede yürüttüğü kapsamlı pazarlama faaliyetleriyle küresel bir boyuta taşıyor. Fuarın bu yılki hedefleri arasında, başta Çin, İran, Pakistan, Hindistan, ABD, Belçika ve Fransa olmak üzere 25 ülkeden 500’e yakın katılımcı firmanın ve 105 ülkeden 50.000’e yakın profesyonel ziyaretçinin ağırlanması yer alıyor. Katılımcı ve ziyaretçilerine ihracat odaklı yeni iş birlikleri kurma imkanı sunan ICFE, ticari potansiyelleri en üst seviyeye çıkarmayı amaçlıyor.

Rosatom, İstanbul’da Düzenlenen 18. Verona Avrasya Ekonomik Forumu’nun Partneri Oldu Haber

Rosatom, İstanbul’da Düzenlenen 18. Verona Avrasya Ekonomik Forumu’nun Partneri Oldu

Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom’un temsilcileri, İstanbul’da düzenlenen 18. Verona Avrasya Ekonomik Forumu’na katıldı. Roscongress Vakfı’nın desteğiyle Avrasya’yı Tanıyalım Derneği’nin organize ettiği etkinlikte Rosatom da partnerler arasında yer aldı. Siyasetçilerden iş dünyasının temsilcilerine kadar geniş bir katılımcı kitlesini bir araya getiren forumda Avrupa ve Asya ülkeleri arasındaki uluslararası iş birliği konuları tartışıldı. Forum kapsamında düzenlenen “Enerji İş Birliğinde Yeni Gerçekler: Küresel İlerleme İçin Yenilikçi Stratejiler” oturumunda ana konuşmacı olarak yer alan Rosatom Kalkınma ve Uluslararası İş Geliştirmeden Sorumlu Birinci Genel Müdür Yardımcısı Kirill Komarov, Rosatom heyetine de başkanlık etti. Komarov konuşmasında, atom enerjisinin geleceğin güvenilir ve sürdürülebilir enerji sisteminin oluşturulmasındaki önemli rolünü vurguladı. Kirill Komarov ayrıca şunları söyledi: “Uluslararası toplum, atom enerjisinin geliştirilmeden küresel dekarbonizasyonun imkansız olduğunu kabul ediyor. 2050 yılına kadar dünya atom enerjisi üretiminin üç katına çıkarılması, sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmak için hayati bir adımdır. İklim sorunlarının çözümünde teknolojilerimize olan talebin istikrarlı bir şekilde arttığını gözlemliyoruz. Rosatom’un projeleri, yabancı ortaklara yalnızca güvenilir ve karbonsuz üretim yaratmakla kalmıyor, aynı zamanda ekonomik büyümeye doğrudan katkı sağlıyor, yeni iş yerleri yaratıyor ve bilimsel potansiyeli geliştiriyor. Örneğin, Akkuyu NGS, Türkiye’nin elektrik ihtiyacının yaklaşık %10’unu karşılayacak ve ülkenin ekonomik kalkınmasına önemli katkı sağlayacaktır. İleri teknolojileri hayata geçirerek ve istikrarlı enerji tedarikini garanti ederek, bu istasyon sanayinin dinamik büyümesinin anahtarı olabilir, yatırım iklimini iyileştirebilir ve binlerce iş yeri yaratabilir.” Rosatom temsilcileri iş programı kapsamında, kuruluşun dijital geliştirme çalışmalarını da paylaştı. Bu kapsamda ayrıca Akkuyu NGS’nin inşasının çeşitli aşamalarını ve Mersin’in altyapı gelişimini gösteren bir fotoğraf sergisi de sunuldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kordsa  Lastik Güçlendirme ve Kompozit Teknolojileri İşlerine Odaklanıyor Haber

Kordsa  Lastik Güçlendirme ve Kompozit Teknolojileri İşlerine Odaklanıyor

Sabancı Holding iştiraklerinden, ileri malzeme teknolojilerinde dünyanın önde gelen şirketlerinden Kordsa, küresel ölçekte pazara uyumlanmak ve rekabetçi gücünü korumak için ana iş kolları olan lastik güçlendirme ve kompozit teknolojilerine odaklanma sürecine girdi. Yeni dönemde Kordsa, müşteri ihtiyaçlarını farklılaşan ürün ve hizmetleri ile karşılamaya devam ederken, operasyonel olarak artan verimlilik, nakit ve maliyet yönetimi yaklaşımı ile rekabetçiliğini koruyarak değişen küresel pazar dinamiklerine uyumlu hale getiriyor. Son yıllarda Asyalı oyunculardan gelen fiyat rekabetinin, sektördeki oyuncuları daha odaklı ve verimli bir yapıya geçmeye zorladığını ifade eden Kordsa CEO’su Ergun Hepvar, konuyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “Bugün ana iş kolumuz olan lastik güçlendirmede küresel üretimin önemli bir bölümü Asya’ya, özellikle Çin’e kaymış durumda. Bu oyuncuların yüksek kapasiteli yatırımlarını hızla doldurmaya yönelik rekabetçi yaklaşımları, küresel pazar dinamiklerini de tamamen değiştirmiş durumda. Kordsa olarak, küresel etkinliğimizi artırmak için stratejimizi ‘farklılaşarak müşterisine değer yaratan ortak’ ve ‘pazardaki değişimi yöneten taraf olmak’ üzerine kuruyoruz. Bu kapsamda lastik güçlendirme ve kompozit teknolojilerindeki odağımızı artırıyoruz. İnşaat güçlendirme iş kolumuzu ve Kratos markamızı geçtiğimiz ay içerisinde Sabancı Topluluğu şirketlerinden Çimsa’nın bağlı ortaklığı olan Afyon Çimento’ya devretmemiz de bu odaklı büyüme stratejimizin bir parçası.” “OPERASYONEL SÜREÇLERİMİZİ DAHA VERİMLİ HALE GETİRİYORUZ” Kordsa’nın 52 yıldır köklü bir geçmişe sahip olduğunun altını çizen Ergun Hepvar, “Kordsa bu dönemde her zaman müşterileriyle var olan bir şirket oldu. Müşteri odaklılık, yüksek kalite tutkusu, belirsizlikler karşısında hızlı ve çevik olabilme yetkinliği, Kordsa’yı ana iş kolu olan lastik güçlendirmede küresel lider konumuna getirdi. Bugün dünyada tüm müşterilerimizin kendi tedarik zincirlerini ve üretim planlamalarını gözden geçirdiği bir dönemdeyiz. Kordsa olarak, bizim de tıpkı müşterilerimiz gibi operasyonel süreçlerimizi yeniden yapılandırmamız, piyasa gerçeklerine uyumlu olarak daha verimli hale getirmemiz gerekiyor. Amacımız, küresel ölçekte rekabetçiliğini koruyan, teknolojisiyle öne çıkan, bilançosunu ‘finansal sürdürülebilirlik’ odağında güçlendiren ve liderlik vizyonunu sadece satışlarıyla değil iş kültürüyle de ortaya koyan bir Kordsa yaratmak” ifadelerini kullandı. Kordsa’nın dönüşüm sürecinde temel stratejilerinin, katma değerli ürünlerde mükemmeliyet ve müşteri memnuniyetinde süreklilik üzerine kurulu olduğunu da sözlerine ekleyen Ergun Hepvar, “Tüm paydaşlarımıza sürdürülebilir katma değer yaratmak geleceğimizin formülü” dedi. “KORDSA HİKAYESİNDE SABANCI’NIN VİZYONU VE GÜVENİ ÇOK ÖNEMLİ” Kordsa’nın lastik güçlendirme pazarındaki etkin rolünün, Sabancı Holding’in ortaya koyduğu vizyonun ve Kordsa’ya duyduğu güvenin çok önemli olduğunu da ifade eden Ergun Hepvar, “Geçtiğimiz ay içerisinde alınan sermaye artırım kararına, Sabancı Holding’in ana hissedarımız olarak katılmaya karar vermesi, bu güvenin en somut ve en güncel örneklerinden biri. Öte yandan, bu sermaye artışından elde edilecek fon, Kordsa’nın finansal borçlarının azaltılması amacıyla kullanılacak. Söz konusu finansal yapılanma, Kordsa’nın içinde bulunduğu dönüşüm sürecinin de en büyük itici güçlerinden biri olacaktır” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Saint-Gobain küresel çapta Fosroc'un satın alımını tamamladı Haber

Saint-Gobain küresel çapta Fosroc'un satın alımını tamamladı

Saint-Gobain, Asya ve Gelişen Pazarlardaki önde gelen yapı kimyasalları oyuncusu Fosroc'un satın alımını tamamlayarak sektördeki küresel varlığını daha da güçlendirdi Hafif ve sürdürülebilir inşaat alanında dünyanın en büyük küresel firmalarından Saint-Gobain, Hindistan, Orta Doğu ve Asya-Pasifik'te güçlü bir organizasyon ağına sahip yapı kimyasalları şirketi Fosroc'un 27 Haziran 2024'te duyurulan satın alım sürecini tamamladı. Chryso, GCP ve OVNIVER (Cemix markası) şirketlerinin ardından Fosroc’un da Saint-Gobain’in tarafından satın alınması yapı kimyasalları alanında dünya çapındaki varlığını güçlendirmede önemli bir adım teşkil ediyor. Saint – Gobain’in bu satın alımla birlikte yapı kimyasalları alanındaki satışları 76 ülkede toplamda 6,5 milyar euroya ulaşması bekleniyor.  Fosroc'un, 2021'den beri yıllık ortalama yüzde 11'lik bir büyüme oranıyla 2024 yılını 487 milyon dolar gelir ile tamamlayacağı öngörülüyor. 20 üretim tesisi ve yaklaşık 3.000 çalışanıyla FOSROC, inşaat endüstrisi için beton ve çimento katkıları, yapıştırıcılar ve derz dolguları, su yalıtım çözümleri, onarım ve güçlendirme çözümleri ve zemin kaplamaları da dahil olmak üzere çok çeşitli teknik çözümler sunuyor. Grubun hafif ve sürdürülebilir inşaat alanında dünya lideri olma stratejisiyle tamamen uyumlu satın alımın tamamlanması ile birlikte Saint-Gobain’in Hindistan ve Orta Doğu başta olmak üzere yüksek büyüme potansiyeline sahip gelişmekte olan piyasalardaki varlığını güçlendirecek. Fosroc, Grup içinde Yüksek Performanslı Çözümler segmentine entegre edilecek.

Jeopolitik gelişmeler küresel dönüşümü etkiliyor mu? Haber

Jeopolitik gelişmeler küresel dönüşümü etkiliyor mu?

EY Jeostratejik Görünüm 2025 raporu yayımlandı. Rapora göre, jeopolitik gelişmeler küresel dönüşümü etkiliyor ve iş dünyası, bu dönüşüm karşısında geleceği güvenle şekillendirebilmek için doğru stratejilere ihtiyaç duyuyor. EY Jeostratejik Görünüm 2025 raporu, iş liderleri için küresel dönüşümü şekillendiren çeşitli, karmaşık, birbiriyle ilişkili jeopolitik dinamiklerin iş dünyasının gündemindeki teknoloji, sürdürülebilirlik ve makroekonomi gibi diğer etkenlerle nasıl etkileşime girdiğine dair stratejik bir yol gösteriyor.  Uluslararası danışmanlık, denetim, güvence, strateji, kurumsal finansman ve vergi hizmetleri şirketi EY, Jeostratejik Görünüm 2025 raporunu yayımladı. Raporda, küresel jeopolitik risk ortamındaki gündeme ilişkin bir analiz yer alırken, aynı zamanda kamu politikası, strateji, makro eğilimler ve sektör düzeyindeki gelişmelere dair içgörüler de bulunuyor. Küresel gelişmeler ve risklerin; sektörler ve coğrafyalar özelinde şirketlerde ne ölçüde etkili olacağına dikkat çekiliyor. 2025'in en önemli jeopolitik gelişmelerine yön verecek 3 temel başlık Raporda, 2025 yılında en önemli 10 jeopolitik risk ele alınıyor. Bu risklerin doğasını karakterize edecek ve yıl içindeki dönüşüm gündemlerini yeniden şekillendirecek temel konular üç başlıkta öne çıkıyor: Küresel seçimler sonrası politik atmosferdeki değişim, ekonomik rekabet ve egemenlik, jeopolitik çekişmeler. Küresel seçimler sonrası politik atmosferdeki değişim 2024 yılı, birçok ülkenin seçim ortamını deneyimlediği bir yıl olarak geçti ve yeni politika belirleyiciler seçildi. 2025 yılında ise yönetim sürecine geçiş yapılıyor. Yeni politika belirleyicilerin getireceği alternatif stratejilere yönelik olarak iş liderleri popülist etkilere karşı, jeopolitik gelişmelerden kaynaklanabilecek operasyonel ve itibar risklerini azaltmalı, hassas olan siyasi konuları içeride ve dışarıda ele almak için iletişim stratejileri geliştirmelidir. Ayrıca, şirketler hükümetlerin verimli vergi politikası oluşturmasına yardımcı olmak için paydaşlarla iş birliği yapmalıdır. Ek olarak, yeteneğe erişim ve iş gücü çerçeveleri için de politika yapıcılarla etkileşime girmelidir. Ekonomik rekabet ve egemenlik Hükümetlerin ekonomik egemenlikleri ve rekabet güçleri için 2025’te ekonomik güvenlik önlemlerini artırması ön görülüyor, bunun da ülkeler ve şirketler arasında giderek karmaşıklaşan bir tedarikçi ilişkisine neden olması bekleniyor. İş liderleri, jeopolitik rakiplerin gerisinde kalmamak için yeni pazarlarda şeffaflığa öncelik vermelidir. Dijital teknolojinin stratejik öneminin artması nedeniyle yeni düzenlemelere yönelecek olan hükümetler karşısında ise yapay zekâ algoritmaları ve ağ altyapısı etrafındaki stratejilerle yatırım fırsatlarını değerlendirmelidir. Aynı zamanda, iklim politikalarının da dengeleyici güçler tarafından yönlendirilmesi beklenirken bu durum karşısında da iş liderleri, iklim düzenlemelerinin operasyonel olarak çalışabilirliğini ve uzun vadeli sürdürülebilirlik stratejilerini nasıl etkileyeceğini belirlemelidir. Jeopolitik çekişmeler Şirketler, hükümetlerin jeopolitik riskler nedeniyle jeo-enerji dinamiklerini değiştirmeye devam etmesi karşısında; eş zamanlı olarak birden fazla enerji geçişinin hem stratejik hem de uyumluluk açısından etkisini gözetmelidir. Aynı zamanda yatırım kararlarında da yenilenebilir enerjiyi göz önünde bulundurmalıdır. Gelişmekte olan pazarlara dahil olma kısmında da hangi pazarların en güçlü fırsatları sağladığını araştırmalı, pazara giriş veya çıkış kararlarının hangi senaryolarda verilmesi gerektiğini göz önünde bulundurmalıdır. Öte yandan jeopolitik savaşlar karşısında ise şirketler; olası risk senaryolarıyla dayanıklılığı artırmak için bugünden operasyonel değişiklikleri belirleyip uygulamalıdır. Yöneticiler siber güvenliğini ve veri dayanıklılığını da inşa etmeli, araştırma ve geliştirme planlarıyla yatırımlarını yeniden gözden geçirmelidir. Jeopolitik gelişmelerin farklı sektörlere etkileri Şirketlerin, kendi sektörleri ve coğrafyaları genelinde, jeopolitik gelişmeler karşısında dönüşüme neden olacak geniş etkilerle karşılaşması bekleniyor.  Özellikle her bir gelişmenin yakın ve orta vadede, belirli sektörleri daha doğrudan etkilemesi öngörülüyor. Tüketici ürünleri ve sağlık sektöründeki şirketlerin, vergilendirmedeki değişiklikler nedeniyle, kurumsal finansmanları ve büyüme beklentileri etkilenebilir. Vergilendirme belirsizlikleri, gayrimenkul ve inşaat sektörlerinde sermaye akışını etkileyebilir. Sanayi sektöründe ise hidrokarbonlar, metaller ve yeşil teknolojiler stratejik üretim ürünleri olarak görülmeye devam edebilir. Enerji sektöründe, yeni jeo-enerji dinamiklerinin ve iklim politikalarının sektörde pazar taleplerini ve iş modellerini nasıl dönüştürdüğüne bakılmalıdır. Diğer yandan teknoloji, medya ve telekomünikasyon sektöründe yeni standartlar ve düzenlemeler yaşanırken sektörde şirketler için yeni yatırım fırsatları doğabilir. Özel sermayeler tarafında ise demografik bölünmeler fon yaratma süreçlerini ve sermaye kaynaklarını değiştirebilirken, riskten kaçınmalar yatırım fırsatlarını etkileyebilir. Son olarak, finansal hizmet kuruluşları da küresel stratejilerine ve dönüşüm gündemlerine yönelik riskler karşısında teknolojik gelişmeleri ve yapay zekaya uyum konusundaki aksiyon planlarını gözden geçirmelidir. EY Jeostratejik Görünüm 2025 raporuyla ilgili olarak EY Türkiye Strateji ve Kurumsal Finansman Bölüm Başkanı Özge Gürsoy Büyükavşar şu değerlendirmelerde bulundu: Küresel çaptaki siyasi liderler, 2024’teki seçim sürecinden sonra 2025 yılında yönetime odaklanacak ve bu da dünya çapında politikalarda ve düzenlemelerde değişikliklere yol açacak. Bu doğrultuda EY Jeostratejik Görünüm 2025 raporu, en önemli 10 jeopolitik gelişmenin yaratacağı etkileşime dikkat çekiyor. Popülist politika etkileri, vergilendirme belirsizlikleri, demografik bölünmeler, ekonomik riskleri ve bağımlılıkları azaltma, teknolojiye hakimiyet, iklim politikaları ve rekabet, yeni jeo-enerji dinamikler, gelişmekte olan pazarlarla entegrasyon, politik savaşlar ve çatışmalar, uzay politikası ve ekonomisi alt başlıkları ise iş liderlerinin yol haritası oluyor. Geleceği güvenle şekillendirmek için, bu başlıklarda karşılaşılabilecek risklere göre şirketleri şimdiden hazırlamak ve 2025 yılı içerisinde adımlar atmak gerekiyor. Küresel görünüm dahilinde Türkiye’nin de çeşitli nedenlerle karşı karşıya kaldığı jeopolitik, güvenlik ve istikrarsızlık konularına raporumuzla ışık tutmayı arzu ediyoruz” dedi.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.