Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Küresel Araştırma

Kapsül Haber Ajansı - Küresel Araştırma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Küresel Araştırma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

(HEPAD) Başkanı Emre Demir, Sorumlu Sahiplenme Sürecinde Hayvanların Yeni Yaşamlarına Hazırlanmasının Önemini Vurguluyor Haber

(HEPAD) Başkanı Emre Demir, Sorumlu Sahiplenme Sürecinde Hayvanların Yeni Yaşamlarına Hazırlanmasının Önemini Vurguluyor

Mars, 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü kapsamında, 2024 yılında yayımladığı “Evsiz Hayvanlar Raporu” ve bu çalışmanın üzerine inşa ederek 14 ülkeden 26,000 kişinin katılımı ile gerçekleştirdiği yeni araştırmasının sonuçlarını paylaşıyor. “Evsiz Hayvanlar Raporu” aracılığıyla dünyada yaklaşık 362 milyon kedi ve köpeğin halihazırda sıcak bir yuva beklediğini rakamsal boyutta ortaya koyan şirket, yeni küresel araştırması kapsamında barınak veya bakım evlerinden hayvan sahiplenirken yaşanılan temel konuları ve belirsizlikleri mercek altına alıyor. Sahiplenme isteği var; ancak belirsizlikler kararın önüne geçebiliyor. Gerçekleştirilen yeni araştırma, hayvan sahiplenme isteği ile barınaklardan gerçekleşen sahiplenme oranları arasında fark bulunduğunu gösteriyor. Küresel rapor bulgularına göre: Hayvan sahiplerinin yüzde 58’i hayvanını sahiplenme yoluyla edinmemiş durumda. Buna karşılık, yaklaşık her 3 hayvan sahibinden biri, ihtiyaç duyduğu doğru yönlendirme ve desteğe ulaşılabilmesi halinde yakın gelecekte bir kedi veya köpeği sahiplenme yoluyla edinmek istediğini belirtiyor. Katılımcıların yüzde 33’ü sahiplenmeyi değerlendirdiği evcil hayvanın sağlık geçmişini bilemediğini, yüzde 27’si hayvan davranışlarının yönetimi konusunda ve yüzde 25’i hayvanın yeni yaşamına uyumunda belirsizlikler yaşadığını belirtiyor. Böylece hayvanın sağlık geçmişini bilememe, davranış yönetimi ve uyum konuları, barınak veya bakım evlerinden sahiplenme kararını etkileyen alanlar olarak öne çıkıyor. 2024 yılındaki “Evsiz Hayvanlar Raporu”nun Türkiye pazar bulguları ise, yeni küresel araştırma sonuçları ile benzerlik gösteriyor. Rapora göre, Türkiye’de kedi ve köpek edinmeye yönelik belirgin bir yönelim var; örneğin, yakın gelecekte bir köpek edinmek istediğini belirtenlerin oranı %45, kediler için ise %47 olarak belirtilmiş durumda. Ancak, barınak veya bakımevinden hayvan sahiplenmeyi değerlendirenlerin oranı farklılık gösteriyor. Bu yönde tercih belirtenlerin oranı köpekler için %34 seviyesinde iken, kediler için %30 olarak kalıyor. Sahiplenme kararı kadar, sahiplenme sonrasına hazırlanmak da önemli Küresel araştırmaya göre, sahiplenme öncesinde duyulan kaygı ve engellerin önemli bir bölümü, hayvan yeni evine katıldıktan sonra da karşılaşılan konular arasında yer alıyor. Bunların başında davranış yönetimi geliyor. İkinci önemli alan ise beslenme. Araştırma bulgularına göre sahiplenenlerin yüzde 71’i hayvan barınaktan ayrıldıktan sonra beslenme düzenini değiştiriyor. Bu durum, yeni ailelerin hayvanlarının ihtiyaçlarına uygun, tam ve dengeli beslenmeye geçiş konusunda güvenilir uzman bilgisine erişebilmesinin önemini ortaya koyuyor. Üçüncü başlık ise, süreç boyunca destek alabilmek. Veteriner hekimlerin, hayvan davranışı konusunda uzmanların, sivil toplum kuruluşlarının ve diğer ilgili paydaşların sağlayacağı güvenilir bilgi ve uzman yönlendirme, insanların sahiplenme konusunda kendilerini daha hazırlıklı ve güvende hissetmelerine katkı sağlıyor. HEPAD: “Yalnızca hayvanın bir aileyle buluşmasına değil, her iki tarafın da bu yeni yaşama hazırlanmasına odaklanıyoruz.” Araştırmada öne çıkan sağlık, davranış ve uyum konularındaki endişelerin sahada yönetilebileceğine dikkat çeken Her Eve Bir Pati Derneği (HEPAD) Başkanı Emre Demir, sorumlu sahiplenme sürecinde hayvanların yeni yaşamlarına hazırlanmasının önemini vurguluyor. Demir konu ile ilgili şunları belirtiyor: “Sahiplendirdiğimiz köpekleri kısırlaştırılmış, kuduz aşısı ve iç-dış parazit uygulamaları tamamlanmış, pasaportları hazırlanmış şekilde yeni ailelerine teslim ediyoruz. Böylece hem hayvanın hem de onu ailesine katacak kişinin yeni hayatına mümkün olduğunca güvenli ve sağlıklı bir başlangıç yapmasını amaçlıyoruz.” “Ayrıca, HEPAD olarak yalnızca hayvanın bir aileyle buluşmasına değil, her iki tarafın da bu yeni yaşama hazırlanmasına odaklanıyoruz.” “Geçici yuva modeli bu açıdan çok değerli. Hayvanın ev ortamını deneyimlemesine, insanlarla bağ kurmasına ve sosyalleşmesine olanak sağlarken, onun ihtiyaçlarının ve davranışlarının daha yakından tanınmasına da yardımcı oluyor. Koruyucu ailelik ise farklı bir dayanışma modeli sunuyor. Farklı nedenlerle evinde bir hayvana yer açamayan ancak onun yaşamına düzenli olarak katkıda bulunmak isteyen kişiler, belirli bir hayvanın bakımını destekleyebiliyor. Koruyucu ailelerimizi destek oldukları hayvanların süreçleri hakkında bilgilendiriyor, kalıcı yuvalarına kavuştuklarında onlarla güzel haberlerini paylaşmaya devam ediyoruz. Amacımız, her sahiplenmenin bilinçli, güvenli ve sürdürülebilir olması.” “Doğru, erişilebilir bilgi ve uzman desteği ile daha fazla hayvanın sahiplenmesini sağlayabiliriz” Mars Pet Nutrition’ın amacı, “Hayvanlar için Daha İyi Bir Dünya”. Bu amaç doğrultusunda şirket, sahiplenmeyi yalnızca hayvanların bir yuvaya kavuşması değil, insanlarla birlikte sağlıklı, mutlu ve kalıcı bir yaşam sürdürebilmeleri açısından ele alıyor. Bu yaklaşım kapsamında Mars, küresel olarak hayata geçirdiği Mars Adoption Hub (Mars Sahiplenme Merkezi) ile sahiplenme öncesi ve sonrasında sağlık, davranış, beslenme ve eve uyum gibi konularda uzman görüşlerine dayanan bilgileri tüm hayvanseverlerin kullanımına açıyor. Mars Orta Avrasya Bölgesi Kurumsal İlişkiler Direktörü Çağla Çavuşoğlu, “Bir hayvanın mutlu bir yuvaya kavuşmasının, kaygı verici bir süreç değil, tam tersine heyecan verici bir dönüm noktası olarak değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Barınak ve bakımevlerinden sahiplenmenin önünü açmak adına yayımlanan küresel araştırma net bir gerçekliği gösteriyor: Yaşamlarımızı hayvanlarla paylaşma noktasında önemli bir istek var. Ancak, sahiplenme kararının güvenle verilebilmesi ve sonrasında bu kararın sürdürülebilmesi için bilgi ve desteğe ihtiyaç bulunuyor. Mars olarak, hayvan sahiplerine güvenilir ve net bir rehberlik sunarak, sahiplenme sürecindeki soru işaretlerinde onlara destek olmayı amaçlıyoruz. Hedefimiz, insanların yeni dostlarını evlerine davet ederken kendilerinden tamamen emin ve güvende hissetmelerini sağlamak” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

MSD Hayvan Sağlığı Araştırması: "Her 4 Kedi Sahibinden 1'i Yanılıyor" Haber

MSD Hayvan Sağlığı Araştırması: "Her 4 Kedi Sahibinden 1'i Yanılıyor"

Araştırmaya göre, kedisini aşılatmayan her dört kişiden biri "Evden çıkmıyor, bu nedenle aşıya ihtiyacı yok." düşüncesiyle hareket ediyor. Buna karşın veteriner hekimler, koruyucu hekimliğin temel unsurlarından biri olarak aşılamanın önemine dikkat çekiyor. Küresel araştırma, kedi sahiplerinin aşı kararını en çok veteriner hekimlerin etkilediğini, yanlış inanışların ise koruyucu sağlık uygulamalarının önündeki en büyük engellerden biri olduğunu ortaya koyuyor. MSD Hayvan Sağlığı tarafından Mayıs-Ağustos 2024 arasında gerçekleştirilen küresel araştırma, kedi sahiplerinin aşılama kararlarını şekillendiren faktörleri ve veteriner hekimlerin bu süreçte üstlendiği kritik rolü ortaya koydu. Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Japonya, Brezilya, Meksika, Avustralya, Birleşik Krallık, Fransa, Almanya, İtalya, Polonya, Belçika, Hollanda ve Danimarka olmak üzere 14 ülkede, 1.330 evcil hayvan veteriner hekimi ve 5.071 kedi sahibinin katılımıyla yürütülen araştırmanın sonuçları, 2026 Dünya Kedi Kongresi'nde bilim dünyasıyla paylaşılırken, çalışma Veterinary Sciences dergisinde yayımlandı. Bulgular, koruyucu veteriner hekimlikte doğru bilgi paylaşımının ve veteriner hekim-kedi sahibi iletişiminin aşılama uyumunu artırmada belirleyici olduğunu gösteriyor. En yaygın yanlış: "Ev kedisi aşıya ihtiyaç duymaz" Araştırmaya göre kedisini aşılatmayan sahiplerin yüzde 27'si, evden çıkmayan kedilerin aşılanmasına gerek olmadığına inanıyor. Aynı oranda katılımcı ise sağlıklı görünen kedilerin de aşıya ihtiyaç duymadığını düşünüyor. Veteriner hekimler ise bu yanlış inanışların koruyucu sağlık uygulamalarının önündeki en önemli engeller arasında yer aldığını belirtiyor. Araştırmaya katılan veteriner hekimlerin yüzde 53'ü bilgi eksikliğini, yüzde 51'i ise yanlış bilgileri aşılama uyumunu azaltan temel nedenler arasında gösteriyor. Aşı kararını en çok veteriner hekimler etkiliyor Araştırma, veteriner hekimlerin kedi sahiplerinin karar sürecindeki en güvenilir danışman olduğunu ortaya koyuyor. Kedi sahiplerinin yüzde 58'i aşı konusunda en güvenilir bilgi kaynağı olarak veteriner hekimleri gösterirken, kedisini aşılatanların yüzde 57'si kararını doğrudan veteriner hekim tavsiyesinin etkilediğini belirtiyor. Veteriner hekimlerin yüzde 71'i de kendi önerilerinin aşılama kararında belirleyici olduğunu ifade ediyor. Beslenme ilk sırada, aşılama yeterince önemsenmiyor Araştırmada kedi sahiplerinden kedilerinin sağlığını koruyan en önemli üç faktörü sıralamaları istendiğinde ilk sırada yüzde 94 ile kaliteli beslenme yer aldı. Veteriner kontrolleri, sevgi ve oyun zamanı aşılamadan daha fazla dile getirilirken, yalnızca yüzde 16'lık bir kesim aşılamayı ilk üç faktör arasında saydı. Veteriner hekimlerde ise tablo tamamen farklı. Katılımcıların yüzde 69'u aşılamayı kedilerin sağlığını koruyan en önemli uygulamalardan biri olarak değerlendirdi. Bu bulgu, kedi sahipleri ile veteriner hekimler arasında koruyucu sağlık uygulamalarına ilişkin önemli bir algı farkı bulunduğunu gösteriyor. Bilgiye güven var, iletişimde gelişim alanı bulunuyor Araştırmaya göre kedi sahipleri doğru bilgiye ulaşmak için öncelikle veteriner hekimlerine başvuruyor. Ancak veteriner hekimlerin yalnızca yüzde 23'ü, aşılamanın önemiyle ilgili bilgilendirici materyalleri düzenli olarak paylaştığını ifade ediyor. Bu sonuç, kliniklerde yapılacak daha güçlü bilgilendirme çalışmalarının hem yanlış inanışların azaltılması hem de aşılama uyumunun artırılması açısından önemli bir fırsat sunduğunu ortaya koyuyor. Koruyucu sağlığın temeli doğru bilgi ve güçlü veteriner hekim iletişimi Araştırma sonuçları; bilimsel bilgiye dayalı iletişimin, koruyucu veteriner hekimliğin ayrılmaz bir parçası olduğunu gösteriyor. Veteriner hekimlerin doğru ve düzenli bilgilendirmesi sayesinde yanlış inanışların önüne geçilmesi, daha fazla kedinin bulaşıcı hastalıklara karşı korunmasına ve yaşam kalitesinin artırılmasına katkı sağlayabilecek önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. MSD Hayvan Sağlığı Evcil Hayvan İş Birimi Yöneticisi Cenk Tepe, araştırma sonuçlarını değerlendirerek şunları söyledi: “MSD Hayvan Sağlığı olarak koruyucu veteriner hekimliğin yalnızca doğru ürünlerle değil, doğru bilgiyle de güçlendiğine inanıyoruz. Bilimsel temelli yenilikçi çözümler geliştirme hedefimizin yanı sıra, hayvan sağlığı alanında doğru bilginin ve doğru uygulamaların yaygınlaşmasını da sorumluluğumuzun önemli bir parçası olarak görüyoruz. Araştırmamız, kedi sahiplerinin aşı konusunda en çok veteriner hekimlerine güvendiğini, ancak hâlâ bazı yanlış inanışların sürdüğünü gösteriyor. Bu nedenle doğru bilginin doğru zamanda paylaşılması hem aşılama farkındalığının artırılması hem de kedilerin yaşam boyu sağlığının desteklenmesi açısından büyük önem taşıyor." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küresel Şirketler Ücret Şeffaflığına Hazır Değil Haber

Küresel Şirketler Ücret Şeffaflığına Hazır Değil

Analitik veriler ışığında Risk Sermayesi ve İnsan Sermayesi konularında global deneyimi ve yerel ihtiyaçlara uygun çözümleri ile 120'den fazla ülkede müşterilerine hizmet veren Aon, 2025 yılı “Küresel Ücret Şeffaflığı” raporunu yayımladı. Araştırma, 1.400'ün üzerinde İK uzmanının görüşlerinden yola çıkarak, kurumların ücret şeffaflığı ve ücret eşitliği konularına nasıl yaklaştığını ve bu alandaki ilerlemelerini mercek altına alıyor. Ücret şeffaflığı, günümüzde kurumların gündeminde giderek daha fazla yer bulsa da rapora göre bu alandaki hazırlık seviyeleri geride kalıyor. Kurumların yalnızca yüzde 19'u ücret şeffaflığına tam anlamıyla hazır olduklarını düşünüyor. Üstelik, kurumların yüzde 29'u son bir yılda bu alandaki hazırlık seviyelerinde herhangi bir ilerleme kaydedemediklerini ifade ediyor. Bu da ücret şeffaflığı konusunda stratejik bir dönüşüm sürecinin yeterince hızlı işlemediğine işaret ediyor. Ayrıca kurumların yüzde 61'i kurum içinde maaş aralıkları kullanıyor ancak bu bilgileri çalışanlarla paylaşmıyor. Kurumların yüzde 8'i ise maaş aralıklarını hiç kullanmıyor. Bu da bazı organizasyonlarda yapılandırılmış bir ücretlendirme sisteminin dahi bulunmadığını gösteriyor. Çalışanlara yönelik şeffaflık seviyesi de oldukça düşük. Sadece yüzde 8'lik bir kesim, çalışanların tüm pozisyonlara ait maaş aralıklarını görmesine izin veriyor. Bazı şirketler proaktif yaklaşım benimsiyor Buna rağmen bazı olumlu gelişmeler de dikkat çekiyor. Örneğin, şirketlerin yüzde 69'u işe alım ilanlarında maaş aralıklarını paylaştığını belirtirken yüzde 21'i yasal bir zorunluluk olmamasına rağmen tüm pozisyonlar için bu bilgiyi yayımlıyor. Bu da bazı şirketlerin proaktif bir yaklaşım benimsediğini ve şeffaflık konusunda gönüllü adımlar attığını ortaya koyuyor. Ancak şirketlerin yüzde 48'i maaş aralıklarını yalnızca yasal bir zorunluluk olduğunda paylaşırken yüzde 31'lik bir kesim işe alım sürecinde maaş aralıklarını hiç yayımlamıyor. Bu durum, şeffaflığa yönelik yaklaşımda kurumsal farkındalık ve uygulama düzeyinin oldukça değişken olduğunu gösteriyor. Ücret şeffaflığına geçişte itici güç yasal düzenlemeler Genel tablo, daha çok zorunluluklara odaklanan bir yaklaşımın hâkim olduğunu gösteriyor. Şirketlerin yüzde 60'ı, ücret şeffaflığı konusunda yalnızca yasal düzenlemelerin gerekli kıldığı bölgelerde adım atıyor ve bölgesel odaklı bir strateji izliyor. Bu da konunun birçok kurum açısından hâlâ bir uyum zorunluluğu olarak görüldüğünü ortaya koyuyor. Hatta düzenlemeler uyumluluk, ücret şeffaflığına geçişte küresel ölçekte en güçlü itici güç olarak öne çıkıyor. Bu itici güç ikinci sıradaki “çalışanlara sunulan değeri ve yetenek çekiciliğini artırma” faktörüne göre yüzde 40 daha fazla öncelik verilen bir unsur. “AB ücret şeffaflığı direktifi yaklaşıyor, zaman daralıyor” Konuyla ilgili açıklama yapan Aon Türkiye Eş-CEO'su Selda Oknas Tanbay, “2026 yılının haziran ayından itibaren yürürlüğe girecek olan Avrupa Birliği Ücret Şeffaflığı Direktifi, işverenlere maaş politikalarını cinsiyet ayrımı gözetmeksizin açık ve objektif olarak sunma zorunluluğu getiriyor. AB Direktifine göre, 250'den fazla çalışanı olan şirketlerin her yıl raporlama yapması gerekecek. Bu kapsamda ilk raporlar da 2027 yılının ilk yarısında yayımlanacak. Direktifin uygulanma zamanı yaklaşıyor, zaman daralıyor. Konu Türkiye'deki şirketler için de son derece önemli. Uluslararası ölçekte faaliyet gösteren ya da AB ile iş ilişkisi bulunan Türk şirketlerinin bu düzenlemelere erkenden uyum sağlaması, regülasyonlara hazırlıklı olmalarını sağlarken yetenekleri elde tutma ve çalışanlar arasında marka imajlarını güçlendirme açısından da büyük önem taşıyor. Bu geçiş sürecinde şeffaf, analitik temelli ve kapsayıcı ücretlendirme politikaları geliştirmek; iletişimi ve güveni artıran bir iş kültürü inşa etmenin anahtarı olacak.” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.