Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Küresel Etki

Kapsül Haber Ajansı - Küresel Etki haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Küresel Etki haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Akademi ve İş Dünyası Londra’da Bir Araya Geldi Haber

Akademi ve İş Dünyası Londra’da Bir Araya Geldi

Türkiye Cumhuriyeti Birleşik Krallık Büyükelçisi Osman Koray Ertaş’ın ev sahipliğinde ve Özyeğin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Barış Tan’ın katılımı ve Özyeğin Üniversitesi Executive MBA Programı kapsamında gerçekleşen buluşmada; farklı sektörlerden iş dünyası temsilcileri, akademisyenler, Executive MBA öğrencileri ve mezunlar bir araya geldi. Özyeğin Üniversitesi Executive MBA Programı katılımcılarının Londra eğitim gezisi kapsamında gerçekleştirilen etkinlikte, akademi ve iş dünyasını uluslararası bir platformda buluşturdu. Eğitim gezisi kapsamında Executive MBA öğrencileri, London Business School’da aldıkları eğitimin yanı sıra Londra’nın iş dünyasıyla temas kurarak farklı kurumlarla görüşmeler gerçekleştirdi. Programın önemli duraklarından biri ise Türkiye Cumhuriyeti Londra Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen buluşma oldu. Türkiye Cumhuriyeti Birleşik Krallık Büyükelçisi Osman Koray Ertaş’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen etkinliğe; Özyeğin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Barış Tan, İşletme Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Mahmut Bayazıt, Executive MBA Program Direktörü Doç. Dr. Kıvılcım Döğerlioğlu Demir, Executive MBA öğrencileri, mezunlar, akademisyenler ve iş dünyası temsilcileri katıldı. Etkinlikte, Özyeğin Üniversitesi ve İngiltere’deki akademi ve iş dünyası arasındaki etkileşim ile iş birliklerinin geliştirilmesi gündeme geldi. Türkiye Cumhuriyeti Birleşik Krallık Büyükelçisi Osman Koray Ertaş, etkinlikte yaptığı konuşmada yurt dışında yaşayan Türk profesyonellerin oluşturduğu ağların önemine dikkat çekti. Londra’da son yıllarda güçlü bir Türk diasporasının oluştuğunu belirten Ertaş, Özyeğin Üniversitesi’nin iş dünyasıyla kurduğu yakın bağı değerli bulduğunu ifade etti. Ertaş, “Özyeğin Üniversitesi ülkemize büyük bir katkı sunuyor. Buradan mezun gençlerimizin bu bayrağı daha da ileri götüreceğine inanıyorum” dedi. Özyeğin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Barış Tan ise konuşmasında üniversite, iş dünyası ve farklı paydaşlar arasındaki iş birliğinin önemini vurguladı. Özyeğin Üniversitesi’nin küresel etkisi yüksek girişimci bir araştırma üniversitesi olma hedefiyle ilerlediğini belirten Tan, “Küresel etki üniversitelerin tek başına gerçekleştirebileceği bir hedef değil; iş dünyası, kamu ve sivil toplumun birlikte üreteceği ortak değerle mümkün. Üniversiteler, iş dünyası, kamu ve sivil toplum kuruluşlarının birlikte değer yaratabileceği platformlar oluşturmayı hedefliyoruz” dedi. Özyeğin Üniversitesi İşletme Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Mahmut Bayazıt ve Executive MBA Program Direktörü Doç. Dr. Kıvılcım Döğerlioğlu Demir’in koordinasyonunda gerçekleşen Londra programı; akademik eğitim, şirket ziyaretleri ve mezun buluşmasını bir araya getirdi. Program, Executive MBA katılımcılarının uluslararası iş dünyasının dinamiklerini yerinde değerlendirmelerine, farklı sektörlerden profesyonellerle deneyim paylaşmalarına ve yeni bağlantılar geliştirmelerine katkı sağladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Biyolojik Çeşitlilik Kaybı Yaşam Sistemlerini Tehdit Ediyor Haber

Biyolojik Çeşitlilik Kaybı Yaşam Sistemlerini Tehdit Ediyor

Her gün kuş seslerinin azaldığı, arıların uğultusunun daha seyrek duyulduğu bir sabaha uyanıyoruz. Dereler kuruyor, toprak verimini kaybediyor... Doğadaki kayıplar bir anda gerçekleşmiyor; sessizce büyüyor. Her kayıp, doğanın dengesini bozarken insanlığın geleceğine uzanan daha büyük bir kırılmaya dönüşüyor. Bilim insanlarının ortaya koyduğu veriler, kaybın boyutunu açıkça gösteriyor. Tatlı su ekosistemlerinde kayıp yüzde 85’e ulaştı. Omurgalı tür popülasyonlarında son 50 yılda yüzde 73 azalma yaşandı. Dünya üzerindeki yaklaşık 1 milyon tür ise yok olma riskiyle karşı karşıya. Toprağı besleyen canlılar, suyu temizleyen ekosistemler, bitkileri çoğaltan tozlayıcı canlılar, iklimi dengeleyen ormanlar birer birer yok oluyor. İşte biyolojik çeşitlilik dediğimiz; yaşamı ayakta tutan bu ağın kendisi. İnsan da o ağın dışında değil; onun bir parçası. Ancak iklim krizi, arazi tahribatı, kirlilik, aşırı tüketim ve doğal yaşam alanlarının yok edilmesi nedeniyle dünya üzerindeki bu yaşam ağı her geçen gün daha kırılgan hale geliyor. "Tür kaybı, doğal yok oluş hızının 1000 katına ulaştı" TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, son yıllarda giderek derinleşen biyolojik çeşitlilik kaybının insanlığın karşı karşıya olduğu en büyük krizlerden biri olduğuna dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu: “Biyolojik çeşitlilik yalnızca doğadaki canlıların zenginliği değil; insan yaşamının devamlılığını sağlayan görünmez sistemin temelidir. Dünyadaki ağaç türlerinin yüzde 38’inin nesli tehdit altında. Fosil kayıtlarına dayanan bilimsel araştırmalara göre, bugün tür kayıpları doğal yok oluş hızının yaklaşık 1000 katına ulaştı. Bu veriler, yaşamı ayakta tutan doğal sistemlerin kritik bir kırılma noktasına yaklaştığını gösteriyor. Kaybettiğimiz her türle birlikte aslında geleceğimizin bir parçasını da kaybediyoruz.” Ataç, biyolojik çeşitliliğin korunmasının iklim kriziyle mücadele açısından büyük öneme sahip olduğunu belirterek “Şunu asla unutmamalıyız; biyolojik çeşitlilik; temiz suya erişimden sağlıklı gıdaya, doğal afetlere karşı dirençten iklimin dengesine kadar yaşamın sürdürülebilirliğini doğrudan etkiliyor. Doğa yalnızca korunması gereken bir alan değil, korunması gereken bir yaşam sistemi. Ormanlar, sulak alanlar, meralar ve tüm doğal ekosistemler; canlı türleriyle birlikte insanlığın geleceğini de ayakta tutuyor. Bu nedenle doğayı korumak artık bir tercih değil, ortak sorumluluğumuz.” uyarısında bulundu. Yerelde korunan her yaşam alanı dünyanın geleceğini etkiliyor Türkiye, üç farklı bitki coğrafyasının kesiştiği, endemik türler açısından önemli ülkeler arasında yer alıyor. Ancak korunan alanların ülke yüzölçümüne oranı yalnızca yüzde 14 düzeyinde; bu oran yüzde 17 olan dünya ortalamasının altında kalıyor. Artan madencilik faaliyetleri, plansız yapılaşma, arazi tahribatı ve doğal alanlar üzerindeki baskılar biyolojik çeşitlilik açısından ciddi riskler oluşturuyor. Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi kapsamında kabul edilen, Türkiye’nin de imzacı olduğu ve “biyolojik çeşitliliğin Paris Anlaşması” olarak tanımlanan Kunming-Montreal Küresel Biyolojik Çeşitlilik Çerçevesi, 2030 yılına kadar korunan alanların yüzde 30’a çıkarılmasını ve tahrip edilmiş ekosistemlerin yüzde 30’unun restore edilmesi hedefliyor. Bu hedefler, bu yılın teması olan “Küresel etki için yerel hareket” çağrısıyla da doğrudan örtüşüyor. Yerelde korunan bir mera, yaşatılan sulak alan ya da koruma altına alınan bir tür yalnızca bulunduğu bölgeyi değil, dünyanın ortak yaşam ağını da güçlendiriyor. “Dünyanın kendini yenileme kapasitesinden 1,5 kat fazlasını tüketiyoruz” Deniz Ataç, doğayı korumanın yalnızca kurumların ya da devletlerin değil, toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğu olduğunu vurgulayarak “Bugünkü tüketim düzeyi, dünyanın kendini yenileyebilme kapasitesinin yaklaşık 1,5 katına ulaştı. Doğanın yalnızca tüketilecek bir kaynak ya da ham madde deposu olarak görülmesi ekosistemlerle birlikte insan yaşamını da tehdit ediyor. Bu nedenle her bireyin tüketim alışkanlıklarını gözden geçirmesi ve doğayla daha dengeli bir yaşam kurması büyük önem taşıyor. Evlerimizden başlayacak hareket, yerel düzeyde alınacak bir önleme oradan ise dünyayı etkileyecek bir güce dönüşebilir.” dedi. Ataç, TEMA Vakfı’nın kurucularından merhum A. Nihat Gökyiğit’in ismini taşıyan Biyolojik Çeşitlilik Projesi ile toplumda biyolojik çeşitlilik farkındalığının yaygınlaştırılması başta olmak üzere ülkemizde korunan alanların artırılması ve doğal yaşam alanlarını tehdit eden uygulamalara karşı doğa koruma politikalarının güçlendirilmesi için faaliyetler gerçekleştirdiklerini söyleyerek doğanın hâlâ kendini yenileme gücüne sahip olduğunu ifade etti. “Bir tohum hâlâ filizlenebilir, bir dere yeniden canlanabilir, bir orman yeniden nefes olabilir. Yerelde atılan her koruma adımı; bir türü, bir ekosistemi, bir su varlığını ve aslında ortak geleceğimizi koruyor. Dünya sessizleşmeden harekete geçmek hâlâ mümkün.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.