Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Küresel Marka

Kapsül Haber Ajansı - Küresel Marka haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Küresel Marka haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dimes'te Üst Düzey Atama Haber

Dimes'te Üst Düzey Atama

Türkiye’nin yerli sermayeli ilk meyve suyu markası ve ülkemizin önde gelen içecek şirketlerinden DİMES, “tarıma dayalı, katma değerli içecek şirketi” vizyonuyla belirlediği stratejileri ve küresel marka genişlemesi hedefleri kapsamında organizasyon yapısını güçlendirmeye devam ediyor. Hedefler ve ihtiyaçlar doğrultusunda şekillenebilen esnek bir organizasyon yapısına sahip olan DİMES bünyesinde, Kurumsal İlişkiler ve İletişim Direktörü görevine, deneyimli isim Funda Küçükosmanoğlu atandı. Bugüne dek farklı sektörlerde stratejik iletişim, itibar ve kriz yönetimi ile medya ilişkileri alanlarına üst düzey iletişim yöneticisi olarak liderlik eden Funda Küçükosmanoğlu, DİMES bünyesinde Kurumsal İlişkiler ve İletişim, Pazarlama İletişimi, Regülasyon ve Sürdürülebilirlik gibi konularda sorumluluk üstlenecek. Çalışma hayatına 1997 yılında Turkcell İletişim AŞ’de başlayan Küçükosmanoğlu, Turkcell ve grup şirketlerinde müşteri ilişkileri yönetimi alanında farklı görevler üstlendi. Coca-Cola Türkiye Kurumsal İletişim ve İlişkiler Departmanı’nın farklı alanlarında edindiği yöneticilik deneyiminin ardından 2019 yılında Nestlé Waters Türkiye’ye Kurumsal İletişim Müdürü olarak katıldı. 2021-2022 yılları arasında Zorlu Enerji’de Kurumsal İletişim Grup Müdürü olarak görev yapan Küçükosmanoğlu, Temmuz 2022 itibarıyla Pazarlama ve Kurumsal İletişim Direktörü olarak atandı. Zorlu Enerji ve Grup Şirketlerinin kurumsal ve pazarlama iletişiminin sorumluğunu yürüttükten sonra, şirketin elektrikli araç şarj networkü kolunun Avrupa pazarına açılması ile pozisyonunu uluslararası alana taşıyarak Global Pazarlama ve Kurumsal İletişim Direktörü rolünü üstlendi. Lisans derecesini Uludağ Üniversitesi Fizik Bölümü’nden alan Küçükosmanoğlu, sonrasında Yeditepe Üniversitesi İngilizce MBA programını başarıyla bitirdi. İlgi alanı olan kültürel miras alanında eğitimini ise ikinci üniversite kapsamında İstanbul Üniversitesi Kültürel Miras ve Turizm Bölümünde tamamladı Profesyonel görevlerinin yanında Kurumsal İletişimciler Derneği (KİD), İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD Türkiye), Türkiye Kurumsal Sorumluluk Derneği (TKSD), Özel Sektör Gönüllüleri Derneği (ÖSGD) ve Türkiye Halkla İlişkiler Derneği (TÜHİD) gibi derneklerde de bugüne kadar çalıştığı şirketleri temsil eden Funda Küçükosmanoğlu, 2025 yılından bu yana gönüllü profesyonel koç olarak gençlerin kariyer hedeflerine ulaşmalarına destek olmaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Seranit TURQUALITY Programı’na Kabul Edildi Haber

Seranit TURQUALITY Programı’na Kabul Edildi

2021 yılından bu yana Ticaret Bakanlığı bünyesindeki Marka Destek Programı’nı başarıyla yürüten Seranit, kurumsal gelişim sürecindeki bu disiplinli çalışmasının sonucunda dünyanın devlet destekli ilk ve tek markalaşma programı olan TURQUALITY Programı kapsamına alındı. Dünyanın devlet destekli ilk ve tek markalaşma programı olan TURQUALITY, Türkiye’nin küresel ölçekte rekabet edebilir markalar yaratma vizyonunun en stratejik halkasını oluşturuyor. Sadece üretim gücüyle değil; finansal performans, kurumsal yönetişim, inovasyon kapasitesi ve marka gücü gibi farklı alanlarda gerçekleştirilen kapsamlı değerlendirme süreçlerinden başarıyla geçen markaların kabul edildiği bu platform, Seranit’in uzun vadeli stratejik planlamasının bir ürünü olarak öne çıkıyor. Bu gelişme, şirketin sadece üretim gücüyle değil, aynı zamanda kurumsal altyapısı, tasarım vizyonu ve marka yönetimi süreçleriyle de dünya standartlarında olduğunu tescil ediyor. Yaklaşık beş yıl süren Marka Destek Programı döneminde ihracat pazarlarındaki etkinliğini artıran ve uluslararası rekabet gücünü yükselten Seranit, TURQUALITY ile bu başarıyı sürdürülebilir bir küresel liderliğe dönüştürmeyi hedefliyor. Marka Destek Programı’ndan TURQUALITY’ye: Planlı Bir Büyüme Hikayesi Sürece ilişkin değerlendirmelerde bulunan Seranit Genel Müdürü Bayram Nadir Erze, TURQUALITY Programı’na kabul edilmenin marka için tarihi bir dönüm noktası olduğunu vurguladı: “TURQUALITY Programı’na kabul edilmemiz, Seranit için sadece bir teşvik mekanizmasına dahil olmak değil, yıllardır titizlikle sürdürdüğümüz kurumsallaşma ve markalaşma yatırımlarımızın en üst düzeyde teyit edilmesidir. 2021 yılında dahil olduğumuz Marka Destek Programı ile başlayan bu nitelikli dönüşüm süreci, bugün bizi küresel arenada çok daha rekabetçi bir noktaya taşıdı. Seranit olarak artık Türkiye’nin sınırlarını aşan, uluslararası pazarlarda tercih edilen ve Türk kalitesini temsil eden bir dünya markası olma yolunda yeni ve çok daha güçlü bir döneme giriyoruz. Bu destekle birlikte yeni pazarlardaki büyüme ivmemizi hızlandıracak ve küresel marka yatırımlarımızı stratejik bir yaklaşımla artıracağız. Türk markasının uluslararası gücünü tüm dünyaya göstermeye kararlıyız.” Uluslararası Arenada Nitelikli Temsil Seranit, yeni dönemde odağını “Türkiye’de güçlü bir marka olmanın ötesine” taşıyarak, Türk seramik sektörünü küresel arenada en yüksek kalitede temsil etmeye odaklanıyor. TURQUALITY Programı’nın sağladığı ivmeyle birlikte, faaliyet gösterdiği tüm pazarlarda marka bilinirliğini artırmaya ve yüksek katma değerli ürünleriyle Türk seramik sektörünün küresel temsiline katkı sunmaya devam edecek olan Seranit, bu yeni dönemde tasarım, inovasyon ve sürdürülebilirlik ilkeleriyle dünya pazarlarındaki payını artırmayı hedefliyor. Bu başarı, Seranit’in planlı büyüme ve sürdürülebilir küreselleşme ilkelerinin bir sonucu olarak konumlanırken, şirketin dünya genelindeki satış noktalarında, prestijli projelerde ve uluslararası fuarlarda sahip olduğu güçlü imajı bir üst seviyeye taşıması bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mango 2026 Yaz Kampanyası İçin Hailey Bieber'i Yeni Marka Elçisi Olarak Seçti Haber

Mango 2026 Yaz Kampanyası İçin Hailey Bieber'i Yeni Marka Elçisi Olarak Seçti

MANGO’nun "Craft Your Own Story" (Kendi Hikâyeni Yarat) konseptini daha da ileriye taşıyan özel koleksiyon, bugünden (12 Mayıs) itibaren dünya genelindeki seçili mağazalarda ve online kanallarda satışa sunulacak. MANGO’nun 2024–2026 dönemini kapsayan 4E Stratejik Planı’nı destekleyen söz konusu lansman, şirketin markayı güçlendirme odağındaki farklılaşan değer önerisini daha da güçlendiriyor. Dünyanın önde gelen uluslararası moda markalarından MANGO, yeni 2026 Yaz kampanyası için Hailey Bieber ile iş birliği yaptı. Süper model, girişimci ve cilt bakım ve makyaj markası rhode'un kurucusu Bieber, MANGO'nun bugünden (12 Mayıs) itibaren satışa sunulacak yeni koleksiyonunun yüzü oldu. MANGO’nun “Kendi Hikâyeni Yarat” yaklaşımının en güncel yansımasını oluşturan koleksiyon, tüketicileri özgünlük arayışları ve kendilerine ait benzersiz bir stil yaratma yolculuklarında destekliyor. Söz konusu koleksiyon Los Angeles sokak stilinden aldığı ilhamla Hailey Bieber’ın yaz gardırobunun ruhunu yansıtıyor. Mikro şortlar ve vücuda oturan crop top’lardan oversize (büyük beden) kıyafetlere ve zahmetsiz şıklık sunan mini elbiselere uzanan seçki; sezonun enerjisini yansıtan sofistike mavi ve kırmızı dokunuşlarla tamamlanıyor. MANGO'nun üstün kaliteye, detaylara ve zamansız tasarıma olan bağlılığını yansıtan imza niteliğindeki koleksiyon, markanın Barselona'daki 500'ü aşkın uzmandan oluşan atölyesinde tasarlandı. Söz konusu iş birliğiyle birlikte Hailey Bieber, moda, kültür ve spor dünyasının en ikonik isimleriyle gerçekleştirdiği öncü iş birlikleriyle öne çıkan MANGO mirasının bir parçası oluyor. 1990'lardan beri MANGO, dünyanın önde gelen süper modelleri ve dünya çapında tanınan ünlülerin yer aldığı çığır açan kampanyalarıyla, sektördeki ünlü iş birliklerine yön verirken, markanın uluslararası tanınırlığına da katkıda bulundu. Bieber, Claudia Schiffer, Naomi Campbell, Kate Moss, Scarlett Johansson, Penélope Cruz, Kendall Jenner ve Kaia Gerber gibi ikonik isimlerin izinden gidiyor. MANGO MAN markası ayrıca Jon Kortajarena, Gerard Piqué, Adrien Brody, Antoine Griezmann ve son olarak tenis oyuncusu Casper Ruud gibi uluslararası üne sahip isimlerle de iş birliği yaparak, markanın çağdaş ve iddialı vizyonunu somutlaştıran etkili figürlerle ortaklık kurma stratejisini ortaya koyuyor. Önceki küresel marka elçileri gibi Bieber da markanın özünü tanımlayan ve yansıtan; özgünlük, çağdaş zarafet ve kendini ifade etme gibi değerler etrafında şekillenen ortak bir vizyonu temsil ediyor. İş birliği, MANGO’nun 2024–2026 dönemini kapsayan 4E Stratejik Planı’nın hayata geçirilmesindeki en güncel adımlardan biri olarak öne çıkıyor. Şirketin dönüşümünü Elevate (Yükselt), Expand (Genişlet), Earn (Kazan) ve Empower (Güçlendir) olmak üzere dört temel başlık altında şekillendiren stratejik çerçeve, markanın geleceğe yönelik yol haritasını ortaya koyuyor. Hailey Bieber’ın etkileyici duruşu ve modaya çağdaş yaklaşımı ise MANGO’nun Barselona’da tasarlanan özgün stilini; kalite, ilham veren yaklaşım ve marka değerleriyle birlikte yükseltme vizyonunu yansıtıyor. Mango, geçtiğimiz yıl gelirlerini yüzde 13'lük artışla 3,8 milyar Euro'ya ulaştırarak rekor bir büyüme kaydetmişti. Şu anda 2.900’den fazla mağazadan oluşan ağıyla 120’den fazla pazarda faaliyet gösteren Mango’nun gelirlerinin yaklaşık üçte biri ise online kanaldan geliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TURQUALITY Uzmanları İhracata Omuz Verecek Haber

TURQUALITY Uzmanları İhracata Omuz Verecek

İhracat Akademisi tarafından, Ege İhracatçı Birlikleri ve İzmir Ticaret Odası iş birliğiyle düzenlenen “5. TURQUALITY® Uzmanı Eğitim Programı” İzmir Ticaret Odası’nda başladı. Eğitim programına katılan 172 isim önümüzdeki süreçte Ege Bölgesi’nin markalı ihracat yolculuğunda firmalara uzman olarak destek verecek. TURQUALITY Uzmanı Eğitim Programı açılışında konuşan İhracat Genel Müdür Yardımcısı Bülent Tuncer, 2025 yılının küresel belirsizliklerin arttığı ve korumacılığın güç kazandığı bir dönem olduğunu, buna rağmen, 2025’te mal ihracatımız 273,4 milyar dolarla rekor kırdığını, hizmetler ihracatımız ise 122,6 milyar dolara yükseldiğini vurguladı. Ticaret Bakanlığı olarak ülkemizin yatırım – istihdam – üretim – sürdürülebilir kalkınma politikasının en önemli bileşenlerinden olan ihracatın, tabana yayılması ve artırılmasına yönelik çok çeşitli faaliyetler yürüttüklerini dile getiren Tuncer, “2022 yılında 5973 sayılı İhracat Destekleri Hakkında Karar ile mal ticaretine yönelik tüm desteklerimizi bir çatı altına aldık ve mal ihracatçısı şirketlerimizin yurt dışı operasyonlarının neredeyse her aşamasının desteklenmesi hedefiyle çok kapsamlı bir destek paketi kurguladık. Bu karar içinde yurt dışı fuar katılımlarından, yurt dışı tanıtım faaliyetlerine; yurt dışında yer alan birimlerin kira ödemelerinden markalaşmaya yönelik gerçekleştirecekleri faaliyetlere, kurumsal kapasitenin geliştirilmesinden bilişim altyapısının yönetilmesine kadar çok geniş bir yelpazede destek mekanizmalarını yürütüyoruz. 2025 yılında 33 milyar TL’lik desteğimizi ihracatçılarımızın kullanımına sunduk. 2026 yılı için ise bu miktarı daha da artırarak 45 milyar TL’ye yükseltecek ve ihracatçılarımıza çok daha yüksek bir kaynakla buluşturacağız” şeklinde konuştu. Öztürk: “Devlet destekleri can suyu” TURQUALITY® Programını küresel marka olmak isteyen ihracatçı firmalar için hazırlanmış terzi işi stratejik bir destek programı olarak tanımlayan Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, devlet desteklerini de küresel rekabetin yoğunlaştığı bu dönemde ihracatçılarımız için adeta can suyu niteliği taşıdığını vurguladı. TURQUALITY Programının odağında; firmalarımızın markalaşma süreçlerini güçlendirmek, katma değerli üretim ve ihracatı artırmak ve Türk markalarını dünya pazarlarında daha güçlü bir konuma taşımanın yer aldığına dikkati çeken Öztürk; firmaların TURQUALITY® desteklerinden azami ölçüde yararlanmaları ve süreçleri sağlıklı şekilde yönetebilmeleri için uzman insan kaynağının önemine dikkat çekti. Öztürk, “Bu nedenle TURQUALITY® Uzmanı Eğitim Programı’nın İzmir’de düzenlenmesini son derece kıymetli buluyoruz. Marka ve TURQUALITY® Desteğine İlişkin Genelge kapsamında firmalarımıza tanıtımdan fuarlara, kurumsal altyapıya yönelik danışmanlık desteğinden istihdam desteğine, hedef pazara yönelik danışmanlık desteğinden birim desteğine, franchise desteğinden, Pazar araştırma raporları desteğine çok farklı destekler sunuluyor. Son dönemde destek kapsamına alınan sürdürülebilirlik danışmanlığı desteği de firmalarımızın kurumsal sürdürülebilirlik seviyelerini yükseltmeleri açısından son derece önemli katkılar sağlıyor” şeklinde konuştu. Türkiye’nin 282 milyar dolar ihracat hedefine ulaşması ve ihracatçı firmaların uluslararası pazarlarda rekabetçi olabilmesi için devlet desteklerinin gerekliliğinin altını çizen Öztürk şöyle konuştu; “Ege İhracatçı Birlikleri olarak devlet desteklerinin ihracatçılarımıza daha etkin şekilde ulaşması adına yoğun bir çalışma yürütüyoruz. 2025 yılında 2,4 milyar TL tutarındaki devlet yardımının ihracatçılarımıza ulaşmasına aracılık ettik. 2024 yılında aracılık ettiğimiz 1 milyar 261 milyon TL’lik destek tutarına göre yaklaşık yüzde 90’lık bir artış anlamına geliyor. Bu desteklerden 2025 yılında Ege İhracatçı Birlikleri üyesi 2 bin 612 firma ve iş birliği kuruluşu yararlandı. 2025 yılında en fazla destek verilen başlıklar; 754,5 milyon TL ile yurt dışı fuar katılımları, 454,5 milyon TL ile TURQUALITY® projeleri ve 426 milyon TL ile tarım destekleri oldu” diyerek sözlerini noktaladı. Arıkan: “Stratejik bir destek mekanizması” Günümüz dünyasında ihracatın miktarının yanında, niteliğinin de önem taşıdığına vurgu yapan İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Serdar Gökhan Arıkan, “Katma değerli üretim, markalaşma ve teknolojik dönüşümün, sürdürülebilir ihracat başarısının temel unsurları haline geldiğini görüyoruz. Bu kapsamda, ülkemizin en stratejik destek mekanizmalarından biri olan Turquality programı, Türk firmalarının küresel marka yolculuğunda kritik bir rol üstleniyor. Bu program sayesinde birçok Türk markamız, bugün dünyanın farklı coğrafyalarında önemli başarılara imza atıyor. Markalarımız sadece ürün ihraç eden değil, aynı zamanda küresel ölçekte değer yaratan, marka algısı oluşturan ve tüketici tercihlerini etkileyen güçlü oyuncular haline geliyor” dedi. Arıkan sözlerini şöyle sürdürdü: “İzmir Ticaret Odası olarak KOBİ’lerimizin küresel pazarlardaki direncini artırmayı öncelikli sorumluluğumuz görüyoruz. İhracatçı sayısını artırmak ve mevcut ihracatçılarımızın doğru ve hızlı bilgiye erişimini güçlendirmek amacıyla, Ticaret Bakanlığı ile TOBB arasında imzalanan protokol çerçevesinde, Odamız bünyesinde “İhracat Destek Ofisi” kuruldu. Üyelerimize hedef pazar analizi ve ihracat destekleri konularında birebir danışmanlık sağlanıyor, çok sayıda seminer ve eğitim düzenliyoruz. Turquality Uzmanı Eğitimi Programı’nı düzenleyen İhracat Akademisi, Ticaret Bakanlığı ile Yükseköğretim Kurulu arasında imzalanan iş birliği protokolü kapsamında hayata geçirilen son derece değerli bir girişim. Ülkemizin dış ticaret alanında ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağını yetiştirmek amacıyla çalışmalarına devam eden İhracat Akademisinin verimli çalışmalara imza atmasından memnuniyet duyuyoruz. Ticaret Bakanlığımız başta olmak üzere bu değerli organizasyonun hayata geçirilmesinde emeği geçen tüm kurum ve kuruluşlarımıza teşekkür ediyoruz.” Programın açılışına, T.C. Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdür Yardımcısı Bülent TUNCER, Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet ÖZTÜRK, İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Serdar Gökhan ARIKAN, T.C. Ticaret Bakanlığı Markalaşma ve Tasarım Destekleri Daire Başkanı Ebru GÜLSOY ROJAS ATENCIO ve Ege İhracatçı Birlikleri Genel Sekreter Yardımcısı Kemal Coşkun katılım sağladı. İhracat Akademisi bünyesinde bugüne kadar birçok ilde düzenlenen eğitim programlarından 900’ü aşkın katılımcının faydalandığı belirtilirken, program sonunda başarılı katılımcılara katılım/başarı belgesi verileceği aktarıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ASELSAN’dan SAHA 2026 Çıkarması Haber

ASELSAN’dan SAHA 2026 Çıkarması

ASELSAN, 5-9 Mayıs tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezinde düzenlenen SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarında, güncel harp sahasını, geleceğin milli teknolojilerini küresel savunma ekosistemi ile bir araya getirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, SAHA EXPO 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı Kapanış Programında açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin savunma, havacılık ve uzay alanında küresel düzeyde yıldızı parlayan ülkeler arasına adını gururla yazdırdığını belirten Cumhurbaşkanımız “Bu başarı tablosunun gerisinde şüphesiz on yılların emeği, gecesini gündüzüne katarak adanmış bir ruhla çalışan 100 bini aşkın vatan evladının gayreti, milletimizin desteği ve devletimizin iradesi vardır, inşallah daha iyi yerlerde olacak. Daha büyük başarı hikâyelerini birlikte yazacak, savunma sanayiinde tam bağımsız Türkiye hedefine ulaşıncaya kadar durmadan, duraksamadan çalışacağız” dedi. SAHA’nın en büyük stant alanına ve en geniş ürün yelpazesine sahip firması olan ASELSAN; fuarda başta ÇELİKKUBBE bileşenleri olmak üzere denizlerin altından uzayın derinliklerine uzanan her alanda geliştirdiği milli çözümleri uluslararası delegasyonların beğenisine sundu. ASELSAN standını başta Cumhurbaşkanı Yardımcımız Cevdet Yılmaz, Milli Savunma Bakanımız Yaşar Güler, Sanayii ve Teknoloji Bakanımız Mehmet Fatih Kacır, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız Alparslan Bayraktar, Ticaret Bakanımız Ömer Bolat, Hazine ve Maliye Bakanımız Mehmet Şimşek, Genelkurmay Başkanımız Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve kuvvet komutanlarımız, MİT Başkanımız İbrahim Kalın, Savunma Sanayii Başkanımız Prof. Dr. Haluk Görgün, SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı ve Baykar Genel Müdürü Haluk Bayraktar ile Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar olmak üzere çok sayıda yerli ve yabancı delegasyon ziyaret etti. Havada, karada, denizde mutlak hakimiyet ASELSAN, fuar boyunca Mavi Vatan’ın Yeni Vurucu Güçleri, ÇELİKKUBBE'ye Yeni Yetenekler ve Hava Taarruzunda Oyun Değiştirecek Sistemler Lansmanı yaptı. Bu kapsamda Türkiye’nin ilk Kamikaze OSA’sı KILIÇ ile TUFAN Kamikaze İDA, ILGAR 3-LT Muhabere Elektronik Harp Sistemi, KORAL AD Hava Savunma Elektronik Harp Sistemi, MİĞFER Öz Savunma FPV Önleme Sistemi, GÖKALP Otonom Kinetik Dron İmha Sistemi, GÖKBERK 10 Lazer Silah Sistemi, EJDERHA 210 Yüksek Güçlü Mikrodalga Silah Sistemi, FULMAR 500A ile TOLUN’un üç farklı varyasyonu SAHA’da yer aldı. ASELSAN, Türkiye’nin savunma ve ileri teknoloji alanındaki en önemli buluşmalarından biri olan SAHA 2026’da ÇELİKKUBBE’nin bileşenlerinden ALP Alçak İrtifa Radarını, GÜRZ Hibrit Hava Savunma Sistemini, KORKUT Hava Savunma Sistemini, EJDERHA Anti İHA Sistemini, GÖKBERK Mobil Lazer Silah Sistemini ve PUHU’yu sergiledi. Küresel savunma aktörleriyle yeni iş birlikleri ASELSAN, SAHA’da oyun değiştirici teknolojilerin gücüyle savunma sanayiinin küresel aktörleriyle yeni iş birliklerine kapı araladı. ASELSAN ile Endonezyalı PT REPUBLIK arasında İnsansız Deniz Araçları Faydalı Yükleri ve Görev Kritik Haberleşme Sistemleri Sözleşmeleri imzalandı. ASELSAN ile Umman savunma sanayi şirketi Sinan Advanced Industries arasında da ortak girişim kurulmasına yönelik sözleşme imza töreni gerçekleşti. SAHA 2026'da Savunma Sanayii Başkanlığı ile ülkemizin gücüne güç katacak yeni sözleşmelere de imza atıldı. Bu kapsamda Hava Savunma Sistemleri İlave Seri Üretim, İnsansız Savaş Uçağı Alt Sistemler Tedarik, Elektro Optik Sistemleri İlave Tedarik, Erken İhbar Radarları, Yakın Yörünge Uyduları ve Askeri 5G, Kriptolu Emniyet Telsiz Muhabere Sistemi Yaygınlaştırma ve Yapay Zeka Destekli Jandarma KGYS Sözleşmeleri imzalandı. ASELSAN Nanotech Eskişehir kuruluyor SAHA 2026'da imzalanan sözleşme ile; ASELSAN Nanotech, Eskişehir'de faaliyetlerine başlayacak. Böylece ÇELİKKUBBE kapsamındaki füze sistemlerinde kullanılan seramik radomların yerli ve milli imkânlarla, daha yüksek kapasite ve kalite standartlarında üretilmesi sağlanacak. ASELSAN, tedarik ekosistemiyle birlikte modern harp sahasının ve geleceğin teknolojilerini bugünden şekillendiriyor. ASELSAN, SAHA’da millileştirme yolculuğunda başarıyla ilerleyen tedarik ekosistemindeki firmalara 1000 Ürünle Millileştirme Yolculuğu Töreninde ödüllerini takdim etti. Fuar kapsamında ASELSAN standında TRT 1’in sevilen dizisi Teşkilat oyuncuları ile imza günü düzenlendi. SAHA’nın halk gününde fuara akın eden vatandaşlar, imza gününe yoğun ilgi gösterdi. Vatandaşlar, dizinin oyuncularıyla sohbet ederek, hatıra fotoğrafı çektirdi. Dünyaya yön veren küresel teknoloji markası ASELSAN CEO’su Ahmet Akyol, SAHA 2026’nın şirketin küresel marka yolculuğunun en önemli yapıtaşı olduğuna dikkat çekti. SAHA’da ASELSAN’ın ihracat odaklı büyüme stratejisi kapsamında önemli ortaklıklara imza atıldığını belirten Akyol, sözlerini şöyle sürdürdü: “SAHA, Türkiye’nin savunma sanayiinde ve ileri teknolojide geldiği noktanın dünyaya ilan edildiği önemli bir platform oldu. Burada gerçekleştirdiğimiz lansmanlarla milli mühendisliğin gücünün küresel rekabetteki iddiasını ortaya koyduk. ASELSAN olarak hedefimiz artık seri üretim kabiliyetimizle küresel ligde oyun kurucu olarak standartları belirlemek. SAHA, bu açıdan ASELSAN’ın küresel teknoloji markası olma yolculuğunda sıçrama tahtası niteliğini taşıdı. Fuar, aynı zamanda ASELSAN’ın gittikçe güçlenen seri üretim kaslarıyla dünyaya yön veren bir marka haline gelmesini hızlandırıyor. Gerçekleştirdiğimiz iş birlikleri ve lansmanlar ihracatta yeni pazarların kapısını araladı. Fuar, ASELSAN mühendisliğinin gücünü küresel vitrine taşımak ve rekabet gücünü üst lige çıkarmak için stratejik bir fırsat yarattı.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Aselsan Sürdürülebilir Büyümesini 2026 Yılına Taşıdı Haber

Aselsan Sürdürülebilir Büyümesini 2026 Yılına Taşıdı

Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) yapılan açıklamaya göre ASELSAN; güçlü operasyonel performansı, artan teknoloji yatırımları ve disiplinli finansal yönetimi ile büyümesini kararlılıkla sürdürdü. Borsa İstanbul’un en değerli şirketi ASELSAN'ın 2026 yılı ilk üç ayına ait hasılatı bir önceki yılın aynı dönemine göre reel olarak %15 artarak 34,3 milyar TL’ye ulaştı. İhracat odaklı büyüme stratejisinin çıktılarını günden güne geliştiren ASELSAN’ın 2026 yılının ilk çeyreğinde imzaladığı yeni ihracat sözleşmeleri %69 artışla 629 milyon ABD doları seviyesinde gerçekleşti. ASELSAN’ın bakiye siparişleri de geçen yılın aynı dönemine göre %39 artışla 20,7 milyar ABD dolarına ulaştı. Bakiye siparişlerdeki artış, ASELSAN’ın kesintisiz büyümesine 2026 yılında da eşlik etti. ASELSAN, ölçek ve kapasite artışına yönelik yatırımlarını yılın ilk çeyreğinde %261 yükselterek 137 milyon ABD dolarına çıkardı. AR-GE harcamaları da %41 artış ile 357 milyon ABD doları seviyesinde gerçekleşti. Üretime ve AR-GE’ye yönelik güçlü yatırımlar, ASELSAN’ın küresel marka olma yolunda emin adımlarla yürümesini destekleyen stratejik adımlar olarak öne çıktı. Bir önceki yılın aynı dönemde 0,60 olan Net Borç/FAVÖK oranı da 0,41’e geriledi. Öne Çıkan Finansal ve Operasyonel Göstergeler – 2026 1. Çeyrek • İmzalanan Yeni İhracat Sözleşmeleri: 629 milyon ABD doları (%69 artış) • Bakiye Siparişler: 20,7 milyar ABD doları (%39 artış) • Hasılat: 34,3 milyar TL (%15 artış) • FAVÖK Marjı: %25,2 (2025 yılı 1. Çeyrek, %22,6) • Net Borç/FAVÖK: 0,41 (2025 yılı 1. Çeyrek, 0,60) • AR-GE Harcamaları: 357 milyon ABD doları (%41 artış) • Seri Üretime Yönelik Yatırımlar: 137 milyon ABD doları (%261 artış) ASELSAN Geleceğin Teknolojileriyle Büyümeye Devam Ediyor ASELSAN, uzun dönemli hedeflerine ulaşmak amacıyla 2024 yılında uygulamaya başladığı aselsaneXt Programının olumlu çıktılarını toplamaya 2026 yılında da devam etti. 2026 yılı ilk çeyrek hasılatı geçen yıla göre reel olarak %15 büyüyerek 34,3 milyar TL’ye ulaştı. Yılın ilk üç ayında elde edilen hasılatta ÇELİKKUBBE, Radar, Elektronik Harp, Askeri Haberleşme, Yapay Zekâ Destekli Kent Güvenliği, Elektro-Optik ve Güdümlü Mühimmat Sistemleri belirleyici rol oynadı. Şirketin bakiye siparişleri %39 artışla 20,7 milyar ABD dolarına yükseldi, yılın ilk 3 ayında imzalanan yeni ihracat sözleşmeleri bir önceki yılın aynı dönemine göre %69 arttı. Operasyonel verimlilik ve yüksek teknolojiye odaklanma stratejilerini kurumsal dönüşüm faaliyetlerinin merkezinde tutan ASELSAN’ın ilgili dönemdeki FAVÖK marjı bir önceki yılın aynı dönemine göre 260 baz puan artarak %25,2 seviyesinde gerçekleşti. Aynı dönemde ASELSAN’ın FAVÖK tutarı da %28 artarak 8,6 Milyar TL’ye ulaştı. Söz konusu gelişmelere ek olarak; verimlilik artışı sağlayan uygulamaların kararlılıkla yürütülmesiyle Genel Yönetim Giderleri bir önceki yılın aynı dönemine göre %3 azaldı. ASELSAN’ın kişi başı hasılatında ABD doları bazında %1,5 oranında artış görüldü, tüm bu gelişmelerle birlikte Türkiye’nin nitelikli istihdamına da katkı sağlayan ASELSAN’ın çalışan sayısı geçen yılın aynı döneminden bu yana üç binin üzerinde arttı. AR-GE ve Seri Üretim Yatırımları Kesintisiz Sürüyor Mühendis istihdamı ve AR-GE Projesi sayısında Türkiye lideri olan ASELSAN’ın AR-GE harcamaları ilgili dönemde, bir önceki yılın aynı dönemine göre %41 artarak 357 milyon ABD doları seviyesine yükseldi. Yılın ilk çeyreğinde, Oğulbey Teknoloji Üssü ve mevcut yerleşkelerde gerçekleştirilen kapasite artışlarına yönelik yatırımlarda bir önceki döneme göre %261 artış yaşandı. ASELSAN’a ilave üretim kabiliyeti ve ölçek kazandıracak yatırımlar yılın ilk üç ayında kesintisiz bir şekilde gerçekleştirildi. 2025 yılında temeli atılan ve Cumhuriyet tarihinin tek seferdeki en büyük savunma sanayii yatırımı olan Oğulbey Teknoloji Üssü ile ÇELİKKUBBE bileşenlerinin üretiminde ilave kapasite artışı sağlanarak ASELSAN’ın savunma sanayindeki küresel rolü daha da güçlenecektir. Bu yatırımın ilk fazı da 2026 yılının ikinci yarısında devreye girecektir. Güçlü Operasyonel Nakit Akışı ve Disiplinli Finans Yönetimi ASELSAN, finansal sürdürülebilirlik stratejisini 2026 yılının ilk çeyreğinde de etkin bir şekilde uygulamaya devam etti. Bu dönemde yaratılan güçlü operasyonel nakit akışı yatırımların sağlıklı bir şekilde yönetilmesine imkân sağladı. AR-GE ve seri üretime yönelik yatırım harcamalarının kesintisiz bir şekilde devam ettiği dönemde nakit akışında kuvvetli iyileşmeler yaşandı. Operasyonel nakit akışında bir önceki yılın aynı dönemine göre ABD doları bazında %15 artış görüldü. Söz konusu dönemde ASELSAN’ın finansal borçlarının aktifleri içerisindeki payı %12,2’den %10,9’a geriledi. Bu iyileşme, şirketin varlık yapısını daha sağlam hale getirdi. 2026 yılının ilk çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla net borç seviyesinde %16 azalma görüldü. Böylelikle, ASELSAN’ın 2025 yılı ilk çeyreğinde 0,60 olan Net Borç/FAVÖK oranı bu dönem 0,41 seviyesinde gerçekleşti. Bu bağlamda Şirket, borçluluk göstergelerinde sektör ortalamalarının altında kalmayı sürdürdü. ASELSAN’ın ticari borçlarında da 2025 yıl sonuna göre %30 azalma yaşandı. AR-GE ve seri üretime yönelik yüksek tutarlı yatırım harcamalarının devam ettiği bir dönemde borçluluk göstergelerinde sağlanan iyileşmeler ASELSAN’ın önümüzdeki dönemlerde ölçek büyümesi, ihracat artışı ve yüksek teknoloji yatırımlarını devreye almasında önemli bir güvence konumunda yer alıyor. Hasılatını, bakiye siparişlerini, imzaladığı ihracat sözleşmelerini, operasyonel marjlarını, bilanço büyüklüğünü ve diğer birçok finansal göstergesini geliştiren ASELSAN 2026 yılına kuvvetli bir başlangıç yaptı. ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol 2026 Yılı İlk Çeyrek Finansal Sonuçlarını Değerlendirdi: “Kuvvetli Büyümemiz Sürüyor” “aselsaneXt programına başladığımız 2024 yılından itibaren çok güçlü bir finansal performansa imza attık. 2024’te yüzde 13, 2025’te ise yüzde 15 gibi çok ciddi reel büyüme rakamlarına ulaştık. Bu güçlü performansı bu yılın ilk çeyreğinde de sürdürdüğümüz için mutluyuz. İlk çeyrekte elde ettiğimiz sonuçlar, ASELSAN’ın sadece büyüyen değil, aynı zamanda doğru yönetilen, dönüşen, derinleşen bir şirket olduğunu açık şekilde ortaya koyuyor. 2024 yılının ilk çeyreğinde %5, 2025 yılının aynı döneminde %9 büyüyen Şirketimiz 2026’nın ilk çeyreğinde %15 oranında büyüdü. Hasılatımızın 34,3 milyar TL’ye ulaşması, ihracat sözleşmelerimizin %69 artışla 629 milyon ABD dolarına yükselmesi ve bakiye siparişlerimizin 20,7 milyar ABD doları seviyesine çıkması; iş modelimizin dayanıklılığını ve sürdürülebilirliğini teyit ediyor. Bu dönemde büyümeyi finansal sağlamlıkla birlikte ele aldık. FAVÖK marjımızın %25,2 seviyesine yükselmesi, net borç/FAVÖK oranımızın 0,41’e gerilemesi ve güçlü nakit akışımız, disiplinli finans yönetimi yaklaşımımızın somut sonucudur. Yüksek büyüme ile birlikte bilanço gücünü aynı anda artırabilmek, ASELSAN’ın artık yerleşmiş kurumsal kapasitesini gösteriyor. “Artan Talep ile Birlikte Yatırımlarımız da Artıyor” Son iki yılda olduğu gibi bu dönemde de yatırımlarımıza hız kesmeden devam ettik. AR-GE harcamalarımızı %41 artırarak 357 milyon ABD dolarına, seri üretime yönelik yatırımlarımızı ise %261 artırarak 137 milyon ABD dolarına çıkardık. Geçtiğimiz yılın tamamında yaptığımız yatırımın yarısını ilk çeyrekte yapmış durumdayız. Bu yatırım iştahımızın arkasında, ASELSAN’ın ürün ve teknolojilerine olan yoğun ihtiyaç ve talep var. Sahadaki ihtiyaçlara çok daha hızlı yanıt verecek, maliyet etkin tasarımlara odaklanan ve ürünleşme süresini kısaltan yaklaşımlarımızla, dünyaya çok daha hızlı ve fazla sayıda ürün sunabilme yeteneği kazanıyoruz. Geçtiğimiz yıl 286 bin ürünü son kullanıcılara teslim ederek yakaladığımız başarıyı, bu yıl 400 bin adet seviyesini aşarak bir üst boyuta taşımayı hedefliyoruz. Oğulbey Teknoloji Üssü başta olmak üzere devreye aldığımız kapasite artışları, bu üretim ölçeğini yönetecek kritik bir eşik niteliğindedir. “Küresel Bir Marka ASELSAN” ASELSAN’ın ortaya koyduğu bu dönüşüm, uluslararası aktörlerin de dikkatini çekiyor. İlk çeyrekte imzaladığımız sözleşmelerin yarısının ihracat kaynaklı olması değerli bir gösterge. NATO Genel Sekreteri’nin ASELSAN’a gerçekleştirdiği ziyaret, şirketimizin küresel savunma ekosistemindeki konumunun artık stratejik düzeyde karşılık bulduğunu net biçimde ortaya koydu. Bu temas, ASELSAN’ın sadece teknoloji üreten bir şirket değil, aynı zamanda teknoloji standardı belirleyen bir aktöre dönüşümünün göstergesidir. “SAHA İstanbul’da Üç Lansman” Önümüzdeki dönemde bu konumlanmayı daha da ileri taşıyacağız. Gelecek hafta gerçekleştireceğimiz SAHA İstanbul, bizim için son derece önemli. SAHA İstanbul’da gerçekleştireceğimiz üç lansmanda yeni ürünlerimizi ilk kez tanıtacağız. Bu ürünler, modern harp sahasını yakından takip ettiğimizi, değişen şartlara hızlı bir şekilde yanıt üretebildiğimizi ve küresel rekabet kapasitemizi ortaya koyacak. ASELSAN bugün, finansal gücünü teknoloji derinliğiyle, teknoloji derinliğini ise küresel etki alanıyla birleştiren bir yapıya dönüşmüş durumda. Önümüzdeki dönem, bu üç alanın aynı anda geliştiğine birlikte şahitlik edeceğiz. İlk çeyrek sonuçlarımız, 2026 ve sonrası hedeflerimizi gerçekleştireceğimize dair güçlü bir işaret olmuştur. Bu güçlü performans ile birlikte küresel marka olma yolunda yürümeye devam edeceğiz.” İmzalanan Sözleşmeler ve Bakiye Siparişler ASELSAN, 2025 yılında elde ettiği rekor seviyedeki başarılarını 2026 yılına da taşıdı. Küresel pazarlardaki etkinliğini önemli ölçüde artırarak uluslararası savunma ekosistemindeki konumunu daha da güçlendiren ASELSAN 2026 yılının ilk 3 ayında toplam 1,26 milyar ABD doları tutarında yeni sözleşme imzaladı. Bu sözleşmelerin %50’si yeni ihracat sözleşmelerinden kaynaklandı. Yeni ihracat sözleşmelerindeki artış %69’la 629 milyon ABD dolarına ulaştı. Tüm bu alandaki gelişmeler ASELSAN’ın ürün ve sistemlerine yönelik küresel talebin istikrarlı şekilde arttığını ortaya koydu. ASELSAN’ın bakiye siparişleri de kesintisiz bir şekilde artmaya devam etti. Yılın ilk 3 ayı itibarıyla Şirketin bakiye siparişleri, bir önceki yılın aynı dönemine göre %39 artarak 20,7 milyar ABD doları seviyesine yükseldi. Yeni ihracat sözleşmelerinde ve bakiye siparişlerde tarihsel zirveler görüldü. İmzalanan Önemli Sözleşmeler • 2026 Yılının 1. Çeyreği Uluslararası müşteriler ile imzalanan haberleşme sistemlerinin ve insansız deniz araçlarına yönelik faydalı yüklerin ihracatına ilişkin sözleşme, Uluslararası müşteriler ile imzalanan hava savunma, aviyonik sistemlerin ihracatına ilişkin sözleşme, Yurt içi bir platform üreticisi ile yurt dışındaki kullanıcılara teslim edilmek üzere imzalanan Elektro-Optik Sistemlerin ihracatına ilişkin sözleşme, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ile imzalanan Güdüm Sistemlerinin tedarikine yönelik sözleşme. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Uluslararası Kozmetik Kongresi Yoğun Katılımla Başladı Haber

Uluslararası Kozmetik Kongresi Yoğun Katılımla Başladı

Bu dönüşüm yalnızca yeni ürünlerin pazara sunulmasıyla sınırlı kalmıyor; etik formülasyon yaklaşımları, nörobilim temelli çalışmalar ve çevreyle uyumlu üretim modelleri sektörün yönünü belirliyor. Bu çerçevede, “Holistik Kozmetik” temasıyla 9. Uluslararası Kozmetik Kongresi, Kozmetik Üreticileri ve Araştırmacıları Derneği (KÜAD) tarafından Antalya Titanic Deluxe Belek’te yoğun katılımla başladı. Kongre; kozmetiği yalnızca fiziksel bakımın ötesinde ele alan, bilimi, doğayı, etik üretimi ve duyusal deneyimi bir araya getiren yeni nesil yaklaşımların tartışıldığı stratejik bir platform niteliği taşıyor. Artan uluslararası katılımı ve çok paydaşlı yapısıyla etkinlik, Türkiye’nin kozmetik alanında yalnızca üretim gücüyle değil, bilgi üretimi, inovasyon ve sürdürülebilirlik vizyonuyla da küresel ölçekte konumlandığını ortaya koyuyor. Kongrenin açılış konuşmaları; Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü Genel Müdürü Avni Dilber, İKMİB(İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği) Başkanı Adil Pelister, TÜBİSAD (Türkiye Bilişim Sanayicileri Derneği) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Tombalak, KÜAD Yönetim Kurulu Başkanı Levent Kahrıman ve KÜAD Kongre Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyesi Fuat Arslan tarafından gerçekleştirildi. DİJİTAL REKLAMLAR VE YENİ MEVZUATLA REKABET GÜCÜ ARTACAK Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü Genel Müdürü Avni Dilber: “Küresel rekabetin hızlandığı bir dönemde, sektörlerin ayakta kalabilmesi değişime ne kadar hızlı uyum sağladıklarıyla doğrudan ilişkilidir. Bu noktada artık büyük balık küçük balığı değil, hızlı balık yavaş balığı yutuyor; dolayısıyla hem teknolojiye hem de değişen küresel koşullara hızla adapte olmak zorundayız. Bakanlık olarak temel görevimiz tüketiciyi korumak olmakla birlikte, etkin tüketici korumasının yolunun sektörün de korunmasından geçtiğine inanıyoruz. Yüksek standartlarda, mevzuata uygun ürün üretildiğinde hem vatandaşımız korunur hem de sektörün rekabet gücü artar. Bugün reklamların yaklaşık yüzde 75’i dijital mecralarda yapılıyor ve bu alanın da düzenlenmesi kaçınılmaz hale geldi. Bu kapsamda, yapay zekâ, influencer pazarlaması ve hedefli reklamcılığı içeren yeni düzenlemeleri kısa süre içinde hayata geçirmeyi planlıyoruz.” şeklinde ifade etti. HOLİSTİK KOZMETİK KİMYA SEKTÖRÜ İÇİN STRATEJİK BİR ZORUNLULUK İKMİB Başkanı Adil Pelister: “Holistik kozmetik, bizim için yalnızca bir trend değil; kimya ve kozmetik sektörlerinin geleceğini şekillendiren stratejik bir zorunluluktur. Türk kimya sektörü ihracatta ülkemizin lokomotif alanlarından biri hâline gelirken, kozmetik ve kişisel bakım ürünleri bu yükselişte giderek daha belirleyici bir rol üstlenmektedir. Değişen tüketici beklentileri; temiz içerik, bilimsel güven, şeffaf tedarik zinciri ve düşük çevresel ayak izi gibi kriterleri zorunlu kılmaktadır. Kimya sektörünün 2050 vizyonunda, sürdürülebilir üretim, bilim ve teknoloji odaklı Ar-Ge yatırımları ve Türk kozmetik markalarının küresel ölçekte güçlü oyuncular hâline gelmesi temel hedefler arasında yer almaktadır. İKMİB olarak biz de bu dönüşümde sektörümüze Kimya Teknoloji Merkezimiz başta olmak üzere bilim, etik ve sürdürülebilirlik temelli yapılarla destek olmaya devam ediyoruz.” şeklinde konuştu. KİMYA SEKTÖRÜ 30 MİLYAR DOLARLIK İHRACATIYLA TEKNOLOJİNİN ÖNÜNDE Açılış konuşmasında, sanıldığının aksine kimya sektörünün teknoloji sektöründen çok daha güçlü ilerlediğini vurgulayan TÜBİSAD Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Tombalak, “Kimya sektörünün yaklaşık 80 milyar dolarlık bir büyüklüğe ve 30 milyar dolara yaklaşan ihracata sahip olduğunu, buna karşın teknoloji sektörünün ihracatının 3,5 milyar dolar seviyesinde kaldığını görüyoruz. Bu tablo, teknolojiyi yalnızca başlı başına bir sektör olarak değil; güçlü olduğumuz alanlarda katma değer yaratan bir dönüşüm aracı olarak ele almamız gerektiğini ortaya koyuyor. Avrupa’dan örnekler, doğru strateji ve ölçekle teknoloji ihracatının hızla büyüyebileceğini gösteriyor. Yapay zekâ, internet ve mobil teknolojilerden sonra üçüncü büyük devrimsel dönüşüm olarak karşımızda duruyor. Türkiye’nin bu dönüşümü rekabet değil, entegrasyon yaklaşımıyla değerlendirmesi halinde kozmetik ve kimya gibi güçlü sektörlerde küresel marka şirketler yaratması mümkün.” dedi. KOZMETİKTE BAŞARI ARTIK SATIŞ DEĞİL, DEĞER ÜRETİMİYLE ÖLÇÜLÜYOR KÜAD Başkanı Levent Kahrıman: “Kozmetik sektöründe başarı artık yalnızca üretim hacmiyle ya da satış rakamlarıyla ölçülmüyor. Bugün asıl belirleyici olan; üretilen değerin ne kadar sürdürülebilir, ne kadar güvenilir ve ne kadar anlamlı olduğudur. KÜAD olarak kuruluşumuzdan bu yana sektörün ‘ederi’ ile ‘değerini’ buluşturan bir anlayışı savunuyoruz. Holistik kozmetik yaklaşımı, bu vizyonun doğal bir sonucu olarak yalnızca bir trend değil, sektör için kalıcı bir dönüşümü temsil ediyor. Türkiye kozmetik sektörü; bilimsel altyapısı, üretim gücü ve doğal kaynaklarıyla bu dönüşümü gerçekleştirebilecek potansiyele sahip. Bu kongreyi de sektörün geleceğini şekillendirecek ortak aklın buluşma noktası olarak görüyoruz.” açıklamasında bulundu. HOLİSTİK KOZMETİK GEÇİCİ BİR TREND DEĞİL, SEKTÖRDE KALICI BİR PARADİGMA DEĞİŞİMİ KÜAD Uluslararası Kozmetik Kongresi Başkanı Fuat Arslan: “Holistik kozmetik, kozmetik sektöründe geçici bir trend değil, kalıcı bir paradigma değişimini temsil ediyor. Bugün tüketici yalnızca iyi görünmek istemiyor; iyi hissetmek, dengede olmak ve güven duymak istiyor. Bu yaklaşım, güzelliği beden, zihin ve ruh bütünlüğü içinde ele alırken bilimi, doğayı ve etik üretimi aynı zeminde buluşturuyor. Holistik kozmetik yalnızca ürün formülasyonlarını değil; üretim süreçlerinden ambalaja, tedarik zincirinden tüketiciyle kurulan ilişkiye kadar tüm ekosistemi dönüştürüyor. Anadolu’nun binlerce yıllık şifa kültürü ve doğal zenginliği, bilimsel yöntemlerle yeniden yorumlanarak Türk kozmetiğini küresel ölçekte farklılaştırıyor. Türkiye bu alanda yalnızca üretim gücüyle değil, sahip olduğu felsefe ve bilgi birikimiyle de güçlü bir konumda. 9. Uluslararası Kozmetik Kongresi’ni, sektörün ortak vizyonunu inşa eden stratejik bir platform olarak kurguladık. Bu buluşmanın, Türkiye kozmetiğinin dünyaya anlatılmasında önemli bir eşik olduğuna inanıyoruz.” ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.