Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Küresel Pazar

Kapsül Haber Ajansı - Küresel Pazar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Küresel Pazar haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Akdenizrack, Eurasia Packaging İstanbul Fuarı’nda Akıllı Depo Çözümlerini Tanıtacak Haber

Akdenizrack, Eurasia Packaging İstanbul Fuarı’nda Akıllı Depo Çözümlerini Tanıtacak

Yurt içindeki ambalaj üreticilerinin yanı sıra Orta Doğu, Afrika, Avrupa ve Amerika pazarlarından gelen uluslararası ziyaretçilerle yeni iş birlikleri kurmayı hedeflediklerini belirten Akdenizrack Yönetim Kurulu Başkanı Saniye Kurt, fuar beklentileri ve sektörel dönüşüm hakkında dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu. Yarı Otomatik Robotlar ve Dijital Çözümler Standda Sahne Alacak Akdenizrack, standında ağırlıklı olarak en son teknoloji otomasyon çözümlerine ve yüksek yoğunluklu depolama sistemlerine odaklanacak. Fuar sergileme stratejilerini aktaran Kurt, "Fuarda yarı otomatik sistemlerimizi fiziksel olarak sergileyeceğiz. Kendi üretimimiz olan iki adet yarı otomatik robotumuzu standımıza götüreceğiz. Klasik raf ve yarı otomatik sistemlerimizi bizzat deneyimletirken; tam otomatik depo çözümlerimizi ise dijital ekranlarımız ve kurduğumuz dijital platform üzerinden ziyaretçilerimize detaylıca aktaracağız." dedi. "Otomasyon Artık Lüks Değil, Rekabetin Şartı" Sektördeki güncel ihtiyaçlara ve maliyet baskılarına dikkat çeken Saniye Kurt, otomasyonun artık kaçınılmaz bir zorunluluk haline geldiğinin altını çizdi: "Sektördeki ihtiyaçlar artık bu tarafa doğru evriliyor. Artan maliyetler, nitelikli personel bulmanın zorlaşması ve sınırlı depo alanları gibi sorunlar nedeniyle üreticiler için sadece üretmek yetmiyor; çok daha hızlı ve az hatayla depolayıp sevk etmek hayati önem taşıyor. O yüzden otomasyon artık bir lüks ürün değil, rekabetin en temel şartı haline geldi. Uluslararası nitelikteki bu fuar, bu vizyonu paylaşmamız için bizim açımızdan çok değerli." Küresel Pazar Dinamikleri ve Yeni Hedefler Eurasia Packaging Fuarı’nın her yıl değişen ve genişleyen bir ziyaretçi profiline sahip olduğuna işaret eden Kurt, özellikle küresel tedarik zincirindeki değişimlere ve yeni pazar fırsatlarına değindi:"Bu fuara her yıl gelen kitle değişiyor. Geçtiğimiz dönemde Türkiye’ye gelemeyen, Çin ve Amerika pazarındaki kısıtlamalar ve Avrupa’ya satış yapamamaları nedeniyle bu tarafa yönelecek önemli bir kesim bekliyoruz. Ayrıca Dubai ve Hürmüz Boğazı çevresinde yaşanan gelişmelerden ötürü Orta Doğu’daki kayıp pazarın Türkiye’ye yöneleceğini düşünüyoruz. Amerika, Avrupa, Afrika ve Orta Doğu’dan güçlü bir ziyaretçi akını öngörüyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kahve Atıkları Artık, Doğada Yok Olabilen Pipetlere Dönüşebiliyor Haber

Kahve Atıkları Artık, Doğada Yok Olabilen Pipetlere Dönüşebiliyor

Kahve tüketiminin ardından ortaya çıkan atıklar, artık biyobozunur ürünlerin üretiminde değerlendirilebilecek yüksek katma değerli bir ham maddeye dönüşüyor. Tarım, gıda ve biyoendüstri alanındaki uzmanlığını biyomalzeme teknolojileriyle birleştiren, döngüsel ekonomi ve kaynak verimliliğini odağına alan Türkiye’de biyoplastiği ilk üreten ve biyoplastik üretiminde ham madde entegrasyonuna sahip tek firma olan Sunar NP, mısır nişastası bazlı biyopolimer teknolojisini Ar-Ge çalışmaları sayesinde kahve ve diğer gıda atıklarıyla buluşturarak biyobozunur ürünlerde kullanılabilecek biyobazlı bir ham madde geliştirdi. Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, gıda ve ilk aşamada biyobozunur pipet üretiminde kullanılan bu yenilikçi malzemenin hem çevresel kirliliğin azaltılmasına, içecek ve hizmet sektörünün sürdürülebilirlik dönüşümüne ve sürdürülebilir tüketim alışkanlıklarının yaygınlaşmasına önemli bir katkı sağlayacağını belirtti. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, geliştirilen biyomalzemenin şirket için yeni bir ürün geliştirme sürecinden ziyade, uzun yıllardır sahip oldukları mısır nişastası bazlı biyopolimer teknolojisi bilgi birikiminin döngüsel ekonomi, kaynak verimliliği ve sürdürülebilir üretim yaklaşımının somut çıktısı olduğunu belirterek şunları söyledi: “Mısır nişastası bazlı biyopolimer teknolojileri uzun yıllardır uzmanlık alanlarımız arasında yer alıyor. Bu çalışma, bizim için yeni bir ürün geliştirmekten çok, sahip olduğumuz teknoloji ve Ar-Ge altyapısını kahve atıkları gibi biyolojik kaynaklarla buluşturarak döngüsel ekonomiye yeni bir değer kazandırmanın somut örneklerinden biri. Bizim için atık diye bir kavram yok; doğru teknolojiyle yeniden değerlendirilmeyi bekleyen kaynaklar var. Türkiye fosil kaynaklar açısından zengin bir ülke değil. Bu nedenle sürdürülebilir kalkınmanın yolu, sahip olduğumuz tarımsal kaynakları ve organik atıkları yüksek katma değerli ürünlere dönüştürebilen yerli teknolojiler geliştirmekten geçiyor. Sıfır Atık yaklaşımının temelini oluşturan yerinde dönüşüm anlayışıyla geliştirdiğimiz biyomalzemeler, ithal fosil bazlı ham maddelere olan bağımlılığın azaltılmasına ve ülkemizin biyoekonomi hedeflerine katkı sağlıyor. Türkiye’de biyoplastiği ilk üreten ve biyoplastik üretiminde ham madde entegrasyonuna sahip tek firma olarak biyoplastiği yalnızca konuşan değil; biyobozunur ve kompostlanabilir biyopolimerleri geliştirip sanayi ölçeğinde üreten, gerçek uygulamalarla ticarileştiren bir şirket olmanın sorumluluğunu taşıyoruz. Bugün ilk uygulama alanı biyobozunur pipetler olsa da geliştirdiğimiz biyobazlı ham madde; gıda ambalajlarından çatal, kaşık ve tabak gibi tek kullanımlık servis ürünlerine, farklı biyoplastik uygulamalarından birçok endüstriyel çözüme kadar geniş bir kullanım potansiyeline sahip. Temel hedefimiz; doğaya geri dönebilen, kaynak verimliliğini artıran ve sanayiyle entegre çözümler geliştirmek. Sürdürülebilirlik bizim için yalnızca çevresel bir hedef değil; inovasyonun, rekabet gücünün ve geleceğin sanayisinin temelidir. Geliştirdiğimiz her yeni biyomalzeme, yerli tarımsal kaynakların ve organik atıkların yeniden ekonomiye kazandırılmasına katkı sağlayarak ülkemizin yeşil dönüşümüne, sanayimizin küresel rekabet gücüne ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine hizmet ediyor. Türkiye'nin biyoplastik dönüşümü artık yalnızca bir vizyon değil; yerli teknoloji, yerli üretim ve gerçek ticari uygulamalarla hayata geçen bir sanayi başarısıdır.” Tüm dünyada, tek kullanımlık plastiklere alternatif çözümlere olan talep gün geçtikçe artıyor 2026 yılı itibarıyla küresel sürdürülebilir ambalaj ve biyoplastik pazarlarında hızlı bir gelişme yaşanıyor. Bu hızlı büyüme, döngüsel ekonomi temelli malzemelerin endüstrideki stratejik önemini giderek artırıyor. Küresel kompostlanabilir ambalaj pazarının 2026 yılında 82,03 milyar ABD doları değerinde olacağı ve 2033 yılına kadar 130,01 milyar ABD dolarına ulaşacağı tahmin ediliyor. Biyoplastik pazarının ise 2033’e kadar 67 milyar USD’yi aşarak yıllık yüzde 17’nin üzerinde bir büyüme kaydedeceği öngörülüyor. Bu gelişmeler, gıda ve içecek sektöründe biyobazlı ve kompostlanabilir malzemelerin artık niş değil, küresel ölçekte stratejik bir dönüşüm alanı haline geldiğini gösteriyor. Sunar NP'nin kahve atıkları gibi biyolojik kaynakları ileri biyopolimer teknolojileriyle biyobozunur çözümler, yalnızca çevresel sürdürülebilirliğe değil, aynı zamanda hızla büyüyen küresel pazar dinamikleriyle uyumlu katma değerli bir sanayi dönüşümüne de karşılık geliyor. Döngüsel ekonomi ve atık dönüşümünde yeni bir uygulama Sunar NP tarafından geliştirilen biyobozunur ham madde, tüketim sonrası ortaya çıkan kahve ve diğer gıda atıklarının katma değerli bir endüstriyel girdiye dönüşmesini sağlıyor. Döngüsel ekonomi yaklaşımıyla geliştirilen bu teknoloji sayesinde, bertaraf edilmesi gereken bir atık yeni nesil biyobozunur ürünlerin üretiminde değerlendiriliyor. Uygun çevresel koşullar altında biyolojik olarak çözünebilen bu malzeme, mikroplastik oluşumuna neden olmadan doğaya geri dönebiliyor. Böylece hem fosil bazlı plastik kullanımının azaltılmasına katkı sağlıyor hem de atıkların yeniden ekonomiye kazandırıldığı sürdürülebilir bir üretim modelini destekliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’den Otomotiv Sektöründe 41,5 Milyar Dolarlık Tarihi İhracat Rekoru Haber

Türkiye’den Otomotiv Sektöründe 41,5 Milyar Dolarlık Tarihi İhracat Rekoru

Dünyada Ticari alacak sigortası lideri Allianz Trade, farklı sektörlerde faaliyet gösteren şirketlere rehberlik eden raporlarından bir yenisini daha Otomotiv Sektörü odağında hazırladı. Raporda yeni "Made in Europe" çerçevesinin hâlen birçok belirsizlik içerdiği, bu belirsizlikten Türkiye’nin de etkilenebileceği belirtiliyor. Küresel otomotiv sektöründe güç dengesinin ise Asya’ya kaydığı vurgulanıyor. Küresel otomotiv sektöründeki güç dengesinin hızla değiştiği belirtilen raporda, Çin’in tek başına artık dünya otomobil satışlarının yüzde 37’sini gerçekleştirdiği ve bu oranın, 2024 yılına göre 2 puan, 2019 yılına göre ise 8 puan artış anlamına geldiği belirtiliyor. Aynı dönemde Avrupa'nın küresel pazar payının yüzde 20'nin altına, Kuzey Amerika'nın payının ise yüzde 21'e gerileyerek her iki bölge için de yeni tarihi düşük seviyelere ulaştığı raporda vurgulanıyor. Öte yandan yine Allianz Trade’in raporuna göre; küresel otomotiv pazarı 2025 yılında üst üste üçüncü kez büyüme kaydetti. Pazarın yaklaşık yüzde 5 büyüyerek, 2024 yılındaki yüzde 3'lük büyümenin de üzerine çıktığı bilgisi verilen raporda bu büyümenin lokomotifinin artık belirgin şekilde Asya'ya kaydığı belirtiliyor. Dünyanın iki büyük olgun pazarı olan Avrupa ve ABD’nin sınırlı bir performans sergilediği, Avrupa pazarı yatay seyrederken, ABD’nin yalnızca yüzde 2 büyüyebildiği de verilen bilgiler arasında bulunuyor. Öte yandan Çin pazarının yüzde 9 büyüyerek dikkat çekici bir performans ortaya koyduğunun altı çiziliyor. Rapora göre Güney Amerika, Orta Doğu ve diğer gelişmekte olan ülkeler de küresel büyümeye önemli katkı sağladı. Çin hariç Asya-Pasifik bölgesi ile Japonya’nın ise daha sınırlı düzeyde, yaklaşık yüzde 3 büyüme gösterdiği raporda belirtiliyor. Dolayısıyla 2025 yılının yalnızca daha fazla aracın satıldığı bir yıl değil; aynı zamanda küresel otomotiv sektörünün ağırlık merkezinin belirgin biçimde Asya'ya ve özellikle Çin'e kaydığı bir dönüm noktası olarak öne çıktığı bir yıl olduğu değerlendirmesi yapılıyor. Made in Europe’un Türkiye’ye etkileri Allianz Trade’in raporunda Made in Europe’un içerdiği belirsizlikleri Türkiye otomotiv sektörü açısından 2026 yılının en önemli risklerinden biri olarak öne çıktığı vurgulanıyor. Türkiye'nin Avrupa'nın yeni otomotiv üretim çerçevesine dahil edilip edilmeyeceğinin henüz netlik kazanmadığı verilen bilgiler arasında… Araçların "Made in Europe" statüsü kazanabilmesi için uygulanacak mevcut yüzde 70 AB katma değer eşiğinin, Türkiye'de gerçekleştirilen üretimin bu kriterin dışında kalmasına neden olabilecek kadar yüksek bir seviye olduğu belirtiliyor. Ayrıca raporda; Türkiye'nin "Made in EU" statüsü kazanması durumunda, Çin menşeli içeriklerin AB teşviklerinden dolaylı olarak yararlanabileceği bir geçiş noktası hâline gelebileceğine yönelik endişelere dikkat çekiliyor. Allianz Trade Krediler Genel Müdür Yardımcısı Altuğ Karagöz raporla ilgili şu değerlendirmede bulunuyor: “Allianz Trade Türkiye olarak, ekonomimizin lokomotifi olan otomotiv sektöründeki stratejik varlığımızı ve otomotiv üreticileri ile tedarikçilerine verdiğimiz desteği kararlılıkla sürdürüyoruz. Ticaret Bakanlığı verilerine göre, 2025 yılını 41,5 milyar dolarlık tarihi bir ihracat rekoru ve 1,37 milyon adetlik zirve satışla kapatan sektörümüz, ODMD (Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği) raporlarının da işaret ettiği üzere 2026'nın ilk yarısında sıkı finansman koşullarına bağlı olarak iç pazarda yüzde 8,2'lik dönemsel bir dengelenme ve hacim kaybı sürecinden geçiyor. Bu dinamik dönüşüm ve risk ortamında, alacak sigortası tarafında otomotiv üreticileri ve tedarik zincirindeki paydaşlarımız için üstlendiğimiz toplam risk büyüklüğünü, geçen yılın aynı dönemine göre döviz bazında yaklaşık yüzde 15 artırarak desteğimizi bir kez daha ortaya koyduk. Sektördeki elektrifikasyon dönüşümünü, değişen tedarik ekosistemini ve maliyet yönetimini yakından takip ediyor; proaktif risk yönetimi çözümlerimizle Türk otomotiv sanayisinin hem küresel pazarlardaki rekabet gücünü hem de finansal sürdürülebilirliğini güvence altına almaya devam ediyoruz.” Raporda, Türkiye’de Çinli otomotiv üreticilerinin giderek güçlenen varlığının; elektrikli araç ve batarya sektörlerine yönelik destekleyici mali politikalar ile Çin'den ithal edilen elektrikli araçlara uygulanan gümrük tarifeleri sayesinde daha da belirginleştiği, bu durumun Türkiye'nin Avrupa otomotiv tedarik zincirindeki rolüne ilişkin tartışmaları da artırdığı vurgulanıyor. Öte yandan Avrupa pazarına tam erişimin kaybedilmesinin Türkiye açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekilen raporda; Avrupa Birliği’nin, Türkiye'nin açık ara en büyük otomotiv ihracat pazarı konumunda bulunduğu hatırlatılıyor. 2025 yılında otomotiv ihracatının, 30,11 milyar dolar ile yüzde 72,5'isinin AB ülkelerine gerçekleştirildiği bilgisi raporda veriliyor. Almanya’nın ise tek başına 6,61 milyar dolarlık ihracat hacmiyle ve yıllık bazda yüzde 36'lık artışla en büyük pazar olmayı sürdürdüğüne dikkat çekiliyor. Allianz Trade’in raporunda; Türkiye'nin AB menşei statüsünün yalnızca kısmen dışında bırakılmasının bile Türkiye'de üretilen araç ve otomotiv parçalarının en büyük ihracat pazarındaki tercihli ticaret avantajlarını kaybetmesine yol açabileceğine dikkat çekiliyor. Bu durumun ise küresel otomotiv üreticilerinin (OEM) Türkiye'ye yatırım yapma gerekçelerini zayıflatabileceği, tedarik zincirlerinin yeniden Avrupa'ya taşınan üretim merkezlerine yönelmesi riskini de beraberinde getirebileceği raporda öngörülüyor. İç Talebin Gücü Allianz Trade’in Otomotiv Sektörü Raporu’na göre; Türkiye'nin rekor düzeye ulaşan iç pazar satışları bir diğer deyişle 2025 yılında toplam araç satışlarının yıllık bazda yüzde 10,5 artarak 1,37 milyon adede ulaşması, dış talebin zayıfladığı bir dönemde sektör açısından önemli bir denge unsuru oluşturuyor. Brüksel'in AB menşei kriterlerini sıkılaştırması ve küresel otomotiv üreticilerinin (OEM) tedarik zincirlerini yeniden değerlendirmesiyle birlikte, iç pazarın daralan ihracat fırsatlarına yönelmesi beklenen üretim hacmini absorbe edebilmesi sektör için önemli bir avantaj sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bursa'da Bosch'tan Sonra Bir Fabrikada Daha İşten Çıkarma! Çok Sayıda Mühendis İşsiz Kalacak Haber

Bursa'da Bosch'tan Sonra Bir Fabrikada Daha İşten Çıkarma! Çok Sayıda Mühendis İşsiz Kalacak

Bosch'un 2027 yılı sonuna kadar 1150 mavi yaka, 2030 yılına kadar ise 250 beyaz yaka çalışanla yollarını ayırmasının beklenmesi, Bursa'nın kalbi olan otomotiv sektöründe endişeyi artırırken, Bursa'daki bir başka dev Oyak Renault'ta 60 mühendisin işten çıkarılacağı yönündeki karar da kentteki sanayi çevrelerinde belirsizlik ve tedirginliği daha da derinleştirdi. MALİYET BASKISI HİNDİSTAN ROTASI Bursa otomotiv sanayisinde bir süredir devam eden maliyet artışları ve küresel pazar daralması, fabrikalarda zorunlu değişimleri de beraberinde getirdi. Bursada Bugün'ün edindiği bilgiye göre, Oyak Renault bünyesinde "satış sonrası mühendislik" biriminde görev yapan 60 mühendise, temmuz ayı sonu itibarıyla yolların ayrılacağı tebliğ edildi. HİNDİSTAN DAHA AZ MALİYETLİ GELDİ Bu kararın arkasındaki temel nedenin ise operasyonel maliyetleri düşürmek adına bu fonksiyonun Hindistan'a transfer edilmesi olduğu öne sürüldü. Hindistan'a kaydırılmasının sebebinin ise yıllık 1 milyon 200 bin dolarlık kar sağlaması olduğu öğrenildi. Öte yandan Renault Grubu'nun Türkiye'de mühendislik alanındaki yapılanmasına ilişkin 29 Nisan 2021 tarihinde yaptığı açıklama da yeniden gündeme geldi. O dönem Renault Grubu Satış Sonrasından Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Hakan Doğu, Türkiye'de kurulan mühendislik ekibine ilişkin değerlendirmesinde, "Bu gelişme, otomobil ve aksesuar dünyasında çalışan Türk tedarikçilerimizin uluslararası pazarlara açılmasında önemli bir fırsat olacaktır" ifadelerini kullanmıştı. İŞTEN ÇIKARMALAR DİĞER BİRİMLERE SIÇRAR MI? Şu an için resmi bir açıklama gelmemiş olsa da fabrikadaki kulis bilgileri durumun sadece 60 kişiyle sınırlı kalmayabileceğine işaret ediyor. İşten çıkarma sürecinin yalnızca bu birimle sınırlı kalmayabileceği, farklı fonksiyonlarda da benzer adımların atılabileceğine yönelik endişelerin çalışanlar arasında gündeme geldiği belirtiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ayakkabı Yan Sanayinde Hedef: Küresel Pazar Payını Katma Değerli Üretimle Artırmak Haber

Ayakkabı Yan Sanayinde Hedef: Küresel Pazar Payını Katma Değerli Üretimle Artırmak

İDMİB’in açıkladığı 2025 yılı Ocak-Aralık dönemi verilerine göre; Türkiye’nin ayakkabı aksamları ihracatı değer bazında yüzde 3,4 oranında sınırlı bir azalışla 39,5 milyon dolar olarak gerçekleşti. Miktar bazında ise yüzde 14,5’lik bir daralma yaşanarak 4,7 bin ton seviyesine gerilendi. Bu süreçte sektörün kilogram başına birim fiyatı ise 8,4 dolar oldu. "Birim Fiyatımızdaki Direnç Umut Verici" Sektörün 2025 yılı performansını rakamlarla analiz eden AYSAD Başkanı Sait Salıcı, özellikle birim fiyat vurgusu yaparak şunları söyledi: "2025 yılı, küresel tedarik zincirindeki değişimlerin ve pazar daralmalarının hissedildiği bir dönem oldu. İhracat miktarımızda yüzde 14,5 gibi belirgin bir düşüş yaşanmasına rağmen, değer bazındaki kaybın yüzde 3,4 ile sınırlı kalması, sektörümüzün nitelikli ürün üretme kabiliyetini koruduğunu gösteriyor. Kg başına 8,4 dolarlık birim fiyatımız, standart üretimden katma değerli üretime geçiş yolculuğumuzun en önemli göstergesidir." "Dünya Pazarındaki Payımızı Yükseltmek Zorundayız" Küresel ölçekteki rekabet gücüne de değinen Salıcı, dünya geneli verilerle kıyaslama yaparak stratejik hedefleri paylaştı: "Dünya ayakkabı aksamları ithalat verilerine baktığımızda, 2024 yılı verilerine göre toplam pazarın 9 milyar dolar büyüklüğünde olduğunu görüyoruz. Türkiye olarak bu devasa pazardan aldığımız yüzde 0,5’lik pay, potansiyelimizin hala çok uzağında olduğumuza işaret ediyor. Henüz resmi verileri açıklanmayan 2025 yılı küresel pazarında da benzer bir pasta payı öngörülürken, bizim temel hedefimiz bu oranı tasarım ve teknolojiyle yukarı çekmektir. Fiyat rekabeti yerine, fark yaratan yan sanayi çözümleriyle dünya pazarında daha aktif rol almalıyız." Pazar Dağılımında Azerbaycan ve Romanya Sıçraması Ülke bazlı verilerde Azerbaycan ve Romanya’daki büyümenin altını çizen Sait Salıcı: "2025 yılında Cezayir en büyük pazarımız olma özelliğini korurken, Azerbaycan’a yaptığımız ihracatın yüzde 106 oranında artarak 1,6 milyon dolara ulaşması, Romanya’ya yaptığımız ihracatın da 1,6 milyon dolar olması bizler için çok kıymetli. Öte yandan, en büyük pazar grubumuz olan Avrupa Birliği’nde yaşanan yüzde 16,9’luk daralma, ana pazarlarımızda daha agresif ve yenilikçi bir pazarlama stratejisi izlememiz gerektiğini kanıtlıyor." dedi. 2025 Yılı Ayakkabı Aksamları İhracat Tablosu (Özet): Gösterge Değer (2025) Değişim (%) İhracat Değeri 39,5 Milyon $ -%3,4 İhracat Miktarı 4,7 Bin Ton -%14,5 Birim Fiyat (Kg) 8,4 $ - Dünya Pazar Payı %0,5 - Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Paloma Hotels Group’ta Önemli Atama Haber

Paloma Hotels Group’ta Önemli Atama

Küresel turizm sektöründe değişen dinamiklere yanıt olarak; çeviklik, verimlilik ve sürdürülebilir büyümeye odaklanan bu stratejik atama, grubun tüm pazarlar ve markalar genelindeki ticari liderliğini daha da güçlendirecek. Satış, pazarlama, ticari strateji ve gelir yönetimi alanlarında sağlam bir geçmişe sahip olan Cengiz Şayir, yirmi yılı aşkın sektör deneyimini yeni görevine taşıyacak. Şayir; Paloma Hotels, Club Marvy ve Paloma Finesse markalarının ticari stratejilerine liderlik ederken, grubun küresel pazar geliştirme, büyüme ve uzun vadeli kârlılık hedeflerine de katkı sağlayacak. Paloma Hotels Group Yönetim Kurulu Başkanı Ece Tonbul konuya ilişkin şu açıklamada bulundu: “Şirketimizin yolculuğunda böylesine kritik bir dönemde Cengiz Şayir’i liderlik ekibimize katmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Kapsamlı deneyimi, stratejik bakış açısı ve insan odaklı liderliği; Paloma’nın hem Türkiye’de hem de uluslararası arenada öncü bir konaklama grubu olarak konumunu daha da güçlendirmede önemli rol oynayacaktır.” 1996–2008 yılları arasında ETS Turizm’de çeşitli üst düzey yöneticilik pozisyonlarında görev alarak satış, pazarlama ve ticari operasyonlar alanlarında kapsamlı deneyim kazanan Cengiz Şayir, Kasım 2009’da ETS Grubu bünyesindeki Voyage Otelleri için Satış ve Pazarlama Koordinatörü olarak göreve getirildi. Cengiz Şayir, 2011 yılında Maxx Royal markasının gruba katılmasıyla birlikte, Voyage ve Maxx Royal Otelleri’nin Satış ve Pazarlama Koordinatörlüğü görevini Ocak 2024 tarihine kadar üstlendi.

Talya, 6 Milyon Dolarlık Yatırım ve 10 Kat Kapasite Artışıyla 2026’ya Hazır Haber

Talya, 6 Milyon Dolarlık Yatırım ve 10 Kat Kapasite Artışıyla 2026’ya Hazır

40’dan fazla ülkede ihracat gerçekleştiren Talya Bitkisel, devam eden yatırım süreciyle birlikte ihracat pazarlarındaki varlığını daha da derinleştirmeyi amaçlıyor. Talya’nın büyüme yolculuğundaki önemli dönüm noktalarından biri ise 2023 yılında OYAK ile gerçekleştirilen stratejik iş birliği oldu. Bu iş birliği, şirketin kurumsal ve finansal yapısını güçlendirirken, uzun vadeli yatırım ve ölçeklenme hedeflerine de sağlam bir zemin hazırladı. KÜRESEL PAZAR 300 MİLYAR DOLARA İLERLERKEN, TALYA GÜVEN VE BİLİMİ ÖNCELİKLENDİRİYOR Sektörün genel görünümüne ve Talya’nın 2026 konumlanmasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Talya Bitkisel Kurucusu M. Halis Ertaş, “Küresel ölçekte takviye edici gıda ve vitamin pazarının bugün yaklaşık 200 milyar dolar seviyesinde olduğunu, önümüzdeki 5-6 yıl içinde 300 milyar dolara yaklaşmasının beklendiğini görüyoruz. Türkiye ise sahip olduğu bitkisel çeşitlilik, üretim altyapısı ve coğrafi konumuyla bu büyümeden pay alabilecek ülkeler arasında yer alıyor. Özellikle bitkisel içeriklere ve doğal formülasyonlara dayalı ürünlerde Türkiye menşeli üretimin uluslararası pazarlardaki görünürlüğü giderek artıyor. Takviye edici gıda ve aromaterapi alanında artık yalnızca hızlı büyümeden değil, bilime dayalı ve güven temelli bir gelişim sürecinden söz ediyoruz. Bitkisel içeriklerin kaynağı, izlenebilirliği ve üretim standartları önümüzdeki dönemde sektörü belirleyen ana başlıklar olacak. Talya olarak üretim kapasitemizi artırırken odağımız yalnızca hacim değil; kalite, izlenebilirlik ve bilimsel referanslar.” olduğunu söyledi. TALYA, 2026 YILINDA İÇ PAZAR VE İHRACATTA ORTALAMA YÜZDE 50 BÜYÜMEYİ HEDEFLİYOR Amerika pazarındaki konumlanmalarının, Talya’nın ihracat ve ölçeklenme stratejisinin temel büyüme ayaklarından biri olduğunu vurgulayan Ertaş, “Yaklaşık 23 yıllık üretim deneyimimizi, devam eden yatırım süreciyle birlikte daha büyük ölçekli ve sürdürülebilir bir yapıya taşıyoruz. Türkiye’deki üretim gücümüzü artırırken, Amerika’daki şirketimiz üzerinden uluslararası pazarlardaki büyümemizi de hızlandırmayı hedefliyoruz. 2026 yılı itibarıyla hem iç pazarda hem de ihracatta ortalama yüzde 50 seviyesinde bir büyüme öngörüyoruz. Amacımız; takviye edici gıdalar, vitaminler ve aromaterapiyi aynı bilimsel çerçevede ele alan, iç pazarda güvenilirliğini pekiştirirken Amerika başta olmak üzere uluslararası pazarlarda kalıcı ve sürdürülebilir bir marka yapısı oluşturmaktır” dedi.

Talya, 6 Milyon Dolarlık Yatırım ve 10 Kat Kapasite Artışıyla 2026’ya Hazır Haber

Talya, 6 Milyon Dolarlık Yatırım ve 10 Kat Kapasite Artışıyla 2026’ya Hazır

Bu önemli atılım ile birlikte Talya, 2026 yılı itibarıyla gıda takviyeleri alanındaki aylık üretim kapasitesini 1 milyon adetten 10 milyon adede çıkarmayı hedefliyor. Toplam 10 bin metrekarelik alana kurulan üretim tesisinde planlanan yeni üretim hatlarıyla birlikte, şirketin üretim altyapısında kapsamlı bir dönüşüm hayata geçiriliyor. Yatırım kapsamında gıda takviyeleri, vitaminler ve aromaterapi ürünlerine yönelik üretim hatları 2026 yılı başından itibaren kademeli olarak devreye alınacak. Sürecin tamamlanmasıyla birlikte, Talya’nın gıda takviyeleri alanındaki aylık üretim kapasitesinin 1 milyon adetten 10 milyon adede çıkarılması hedefleniyor. 40’dan fazla ülkede ihracat gerçekleştiren Talya Bitkisel, devam eden yatırım süreciyle birlikte ihracat pazarlarındaki varlığını daha da derinleştirmeyi amaçlıyor. Talya’nın büyüme yolculuğundaki önemli dönüm noktalarından biri ise 2023 yılında OYAK ile gerçekleştirilen stratejik iş birliği oldu. Bu iş birliği, şirketin kurumsal ve finansal yapısını güçlendirirken, uzun vadeli yatırım ve ölçeklenme hedeflerine de sağlam bir zemin hazırladı. KÜRESEL PAZAR 300 MİLYAR DOLARA İLERLERKEN, TALYA GÜVEN VE BİLİMİ ÖNCELİKLENDİRİYOR Sektörün genel görünümüne ve Talya’nın 2026 konumlanmasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Talya Bitkisel Kurucusu M. Halis Ertaş, “Küresel ölçekte takviye edici gıda ve vitamin pazarının bugün yaklaşık 200 milyar dolar seviyesinde olduğunu, önümüzdeki 5-6 yıl içinde 300 milyar dolara yaklaşmasının beklendiğini görüyoruz. Türkiye ise sahip olduğu bitkisel çeşitlilik, üretim altyapısı ve coğrafi konumuyla bu büyümeden pay alabilecek ülkeler arasında yer alıyor. Özellikle bitkisel içeriklere ve doğal formülasyonlara dayalı ürünlerde Türkiye menşeli üretimin uluslararası pazarlardaki görünürlüğü giderek artıyor. Takviye edici gıda ve aromaterapi alanında artık yalnızca hızlı büyümeden değil, bilime dayalı ve güven temelli bir gelişim sürecinden söz ediyoruz. Bitkisel içeriklerin kaynağı, izlenebilirliği ve üretim standartları önümüzdeki dönemde sektörü belirleyen ana başlıklar olacak. Talya olarak üretim kapasitemizi artırırken odağımız yalnızca hacim değil; kalite, izlenebilirlik ve bilimsel referanslar.” olduğunu söyledi. TALYA, 2026 YILINDA İÇ PAZAR VE İHRACATTA ORTALAMA YÜZDE 50 BÜYÜMEYİ HEDEFLİYOR Amerika pazarındaki konumlanmalarının, Talya’nın ihracat ve ölçeklenme stratejisinin temel büyüme ayaklarından biri olduğunu vurgulayan Ertaş, “Yaklaşık 23 yıllık üretim deneyimimizi, devam eden yatırım süreciyle birlikte daha büyük ölçekli ve sürdürülebilir bir yapıya taşıyoruz. Türkiye’deki üretim gücümüzü artırırken, Amerika’daki şirketimiz üzerinden uluslararası pazarlardaki büyümemizi de hızlandırmayı hedefliyoruz. 2026 yılı itibarıyla hem iç pazarda hem de ihracatta ortalama yüzde 50 seviyesinde bir büyüme öngörüyoruz. Amacımız; takviye edici gıdalar, vitaminler ve aromaterapiyi aynı bilimsel çerçevede ele alan, iç pazarda güvenilirliğini pekiştirirken Amerika başta olmak üzere uluslararası pazarlarda kalıcı ve sürdürülebilir bir marka yapısı oluşturmaktır” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.