Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Küresel Rekabet

Kapsül Haber Ajansı - Küresel Rekabet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Küresel Rekabet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Doğal Taş İhracatının Yıldızları Ödüllerine Kavuştu Haber

Doğal Taş İhracatının Yıldızları Ödüllerine Kavuştu

Doğal Taş Gala Gecesi’nde; katma değerli doğal taş ihracatının artması için bu yıl VI. kez düzenlenen AMORF Doğal Taş Proje ve Tasarım Yarışması’nda kazananlar ödüllerine kavuşurken, Ege Maden İhracatçıları Birliği, 2025 yılında doğal taş ihracatına en çok katkı sağlayan üyelerini 7 kategoride 36 ödülle onurlandırdı. Ege Maden İhracatçıları Birliği Duayen Ödülü Haz Marble Kurucusu Abdurrezzak Abit Yeşilkaya’ya verildi. AMORF Doğal Taş Proje ve Tasarım Yarışması’nda birinciliği DIALITH isimli projesiyle Efe Kurtoğlu kazanırken, ikinci PATİKA isimli tasarımıyla Ekim Güney Öztürk oldu. Çağlar Lampir RAW adını verdiği projeyle üçüncülüğe adını yazdırdı. Jüri özel ödülü kazanan isimlerse; Duolith projesiyle Büşra Gürdağ, Yusuf Çakar ve Günce Eşingen Kınayoğlu, TURKStone isimli projesiyle Hüseyin Öztürk ve Trace isimli tasarımıyla Raşide Cengiz oldu. Ege Maden İhracatçıları Birliği’nin 2025 yılında gerçekleştirdiği 747 milyon dolarlık doğal taş ihracatına en büyük katkıyı sağlayan beş firma ise; “AYTAN MERMER MADENCİLİK İTH. İHR. SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ., ŞUAYP DEMİREL, METAMAR MERMER GRANİT MADENCİLİK SAN. VE TİC. A.Ş., CEM-MER DOĞALTAŞ İTH. İHR. SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. ve TUREKS-GM MERMER GRANİT SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.” şeklinde sıralandı. Antik Simirna’nın ticaret hayatına can veren Agora’da düzenlenen Doğal Taş Gala Gecesi’nde konuşan Ege Maden İhracatçıları Birliği Başkanı İbrahim Alimoğlu, Agora’da yüzyıllar boyunca ticaret konuşulduğunu meydanda doğal taşın tasarımını ve ihracatını konuşmak üzere bir araya geldiklerini dile getirdi. Agora’da binlerce yıldır ayakta duran sütunların, doğru işlenmiş doğal taşın bir yapı malzemesi olmaktan çıkıp medeniyetleri gelecek kuşaklara taşıdığının göstergesi olduğuna vurgu yapan Alimoğlu, “AMORF ile ulaşmak istediğimiz hedef de aslında tam olarak bu. Bu yıl altıncısı düzenlediğimiz yarışmamıza tam 223 proje başvurusu aldık. Jürimizin kıymetli değerlendirmeleri sonucunda dereceye giren 3 projeyi belirledik. Ayrıca 3 projeye de jürimiz teşvik ödülü takdim etmeyi uygun buldu. Yarışmaya emek veren tüm tasarımcıları ve ödül kazanan arkadaşlarımızı şimdiden yürekten kutluyorum. Bugün ayrıca 7 farklı kategoride ihracat şampiyonlarımızı da ödüllendireceğiz. İhracatçılarımız, Türkiye’nin üretim gücünün, emeğinin ve alın terinin dünyadaki temsilcileridir. Bu başarıların her biri ülkemiz için gurur vesilesidir” şeklinde konuştu. Önemli sınavlarla karşı karşıyayız Ege Maden İhracatçıları Birliği olarak 2026 yılının 8 aylık döneminde ihracatlarını yüzde 19 artırarak 1 milyar 72 milyon dolara ulaştıkları, son 1 yıllık ihracatta 1,5 milyar doları aştıkları bilgisini veren Alimoğlu şöyle devam etti: “Başarılarımız artsa da sektörümüzün önümüzdeki dönemde önemli sınavlarla karşı karşıya olduğunu görüyoruz. Döviz kuruyla enflasyon arasındaki makasın açılması, enerji ve işçilik maliyetlerindeki artış ve döviz kurundaki durağanlık rekabet gücümüzü zorlayan başlıca etkenler olmaya devam ediyor. Bu zorluklara rağmen pes etmiyoruz. Sorunlarımızı doğru analiz ederek geleceğe sağlam bir yol haritasıyla hazırlanıyoruz. Bu amaçla sektör temsilcilerimizle bir araya geldiğimiz Stratejik Planlama Toplantımızda 2026-2030 dönemi önceliklerimizi ve hedef pazarlarımızı birlikte belirledik. Ağustos ayında Afyon’da gerçekleştirdiğimiz Açık Mikrofon etkinliğimizde de sektör temsilcilerimizle ve Ankara’dan ilgili bürokratlarımızla bir araya gelerek sorunlarımızı, beklentilerimizi ve çözüm önerilerimizi hep beraber konuşma fırsatı bulduk. Sektörümüzün sesini daha güçlü duyurabilmek için sahadan gelen görüşleri son derece önemsiyoruz. Bu buluşmaların, ortak akılla hareket etmemize ve önümüzdeki döneme ilişkin çalışmalarımıza yön vermesine büyük katkı sağladığına inanıyoruz.” Doğal taş ihracatçıları üç ay üst üste ticaret heyeti düzenliyor Doğal taş sektörünün ihtiyaçlarını ve pazar dinamiklerini titizlikle analiz ederek doğru pazarlara yönlendirdiklerinin altını çizen Alimoğlu, “Bu doğrultuda, üyelerimizi, Ticaret Bakanlığımızın destekleriyle, Eylül ayında Özbekistan’a, Ekim ayında Fas’a, Kasım ayında da İspanya’ya götürüyoruz. Bizler her zaman olduğu gibi ülkemiz için üretmeye, katma değer yaratmaya, ihracatımızı artırmaya ve Türk madencilik sektörünün sesini dünyanın dört bir yanında duyurmaya devam edeceğiz” diyerek sözlerini noktaladı. Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, AMORF ile temel hedeflerinin; Anadolu’nun binlerce yıllık doğal taş kültürünü çağdaş tasarımla buluşturmak, tasarımcılarımızın yaratıcı bakış açısını sektörümüzün güçlü üretim altyapısıyla bir araya getirmek ve doğal taş ihracatımızda katma değeri artıracak yeni ürünlerin önünü açmak olduğunun altını çizdi. Doğal taşın yalnızca bir yapı veya kaplama malzemesi değil; dokusu, yüzeyi, kütlesi, dayanıklılığı ve zamansızlığıyla insan yaşamına değer katan güçlü bir tasarım malzemesi olduğuna temas eden Öztürk, “Bu yıl yarışmamıza katılan tasarımcılarımız doğal taşı farklı kullanım alanları, yeni üretim teknikleri, sürdürülebilirlik ve kullanıcı deneyimi ekseninde yeniden yorumladılar. Yarışmamıza fikirleriyle değer katan tüm tasarımcılarımızı gönülden kutluyorum. Dereceye giren tasarımcılarımızı ayrıca tebrik ediyor, ortaya koydukları çalışmaların üretime ve uluslararası pazarlara taşınmasını temenni ediyorum” ifadelerini kullandı. Doğal taş ihracatında 7 ayrı kategoride dağıtılan 35 ödüle de değinen Öztürk sözlerini şöyle tamamladı: “Bu ödüller yalnızca ihracat rakamlarında elde edilen başarının değil; üretimin, istihdamın, uluslararası pazarlarda gösterilen kararlılığın ve Türk doğal taşının dünya çapındaki güçlü konumuna yapılan katkının da bir göstergesi. Zorlu küresel rekabet koşullarına rağmen ürünlerini dünyanın dört bir yanına ulaştıran, yeni pazarlara açılan, tasarıma, teknolojiye ve sürdürülebilir üretime yatırım yapan tüm firmalarımızı yürekten kutluyorum.” Eriten; “Dünya doğal taş ihracatının yüzde 12,7’sini yapıyoruz” Türk doğal taş sektörünün 2025 yılında 2,1 milyar dolarlık ihracatla Çin ve İtalya'dan sonra en fazla doğal taş ihracatı eden ihracatı gerçekleştiren 3. ülke konumunda bulunduğunu dillendiren Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdür Yardımcısı Alper Eriten dünya doğal taş ihracatının yüzde 12,7'sinin ülkemiz tarafından gerçekleştirilmekte olduğunun altını çizdi. “Türk doğal taşının kalitesi ve estetik gücüyle dünya pazarlarında önemli bir yer edinmiş olması bizler için gurur vericidir” tespitinde bulunan Eriten, “Şunu gururla belirtmek isterim ki yine sektörümüz yerli makine teçhizat kullanımı ile ithal girdisi en az olan sektörlerimiz arasında gelmektedir. Ancak bizler bu başarılarla yetinmeyip tasarımıyla öne çıkan ve markalaşmış ürünlerle küresel pazarlarda daha sağlam ve etkili bir sektör yapısı oluşturmayı hedefliyoruz. Ticaret Bakan lığı olarak bu düsturla ihracata hazırlık aşamasından küresel firmalara tedarikçi olmaya, tanıtımdan fuar katılımlarına, yurt dışı dağıtım kanalları oluşturmaktan küresel marka olmaya kadar ihracatın her aşamasına, ihracatçımızın her adımına destek veriyor ve sektördeki tüm paydaşlarla birlikte çalışmaya gayret gösteriyoruz. Türk doğal taşını global pazarlarda daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz. Doğal taş sektörüne yönelik olarak 23 adet UR-GE projemiz bulunuyor. Yurt dışı fuarlar kapsamında sektörümüze yönelik olarak 2026 yılında ilk 8 ayda 8 fuar destek kapsamına alındı. Türk malı ve hizmeti imajını daha da güçlendirmek amacıyla titizlikle tasarlanan TURQUALITY tanıtım projelerimizden ikisi de doğal taş sektörüne ait. Biri İMİB koordinatörlüğünde yürütülen Land of Stones, diğeri de DENİB organizasyonunda yürütülen TURQUALITY Projesi” diyerek sözlerini noktaladı. Amorf Proje Tasarım Yarışması Ödül Töreni – Doğal Taş Gala Gecesi Ödül Grupları TOPLAM DOĞAL TAŞ 1. AYTAN MERMER MADENCİLİK İTH. İHR. SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. 2. ŞUAYP DEMİREL 3. METAMAR MERMER GRANİT MADENCİLİK SAN. VE TİC. A.Ş. 4. CEM-MER DOĞALTAŞ İTH. İHR. SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. 5. TUREKS-GM MERMER GRANİT SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. İŞLENMİŞ DOĞAL TAŞ 1. METAMAR MERMER GRANİT MADENCİLİK SAN. VE TİC. A.Ş. 2. CEM-MER DOĞALTAŞ İTHALAT İHRACAT SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. 3. TUREKS-GM MERMER GRANİT SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. 4. D-STİL MERMER DIŞ TİCARET İÇ MİMARLIK SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. 5. CEMAR TRAVERTİNE MERMER GRANİT SAN. VE TİC. A.Ş. BLOK DOĞAL TAŞ 1. AYTAN MERMER MADENCİLİK İTH. İHR. SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. 2. ŞUAYP DEMİREL 3. BAZALTO MADENCİLİK TARIM SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. 4. SEZGİN MERMER SAN. VE TİC. A.Ş. 5. MAKOMAR MERMER VE MADEN İNŞ. SAN VE TİC. LTD. ŞTİ GRANİT 1. AKTAŞ GRANİT ZAHİRE MADENCİLİK NAKLİYE PETROL İNŞ. SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. 2. İZ GRANİT MADENCİLİK LOJİSTİK İNŞ. SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. 3. BEGRADO MADENCİLİK GRANİT A.Ş. 3. KOZAK ENERJİ VE MADENCİLİK A.Ş. 4. BERGAMA STONE MADENCİLİK SAN. VE TİC. A.Ş. 5. OLYMPOS NATURSTEİN DOĞAL TAŞ MADENCİLİK İÇ VE DIŞ TİC. SAN. LTD. ŞTİ. KATMA DEĞERLİ İHRACAT (2025 yılı ihracat birim fiyatı sıralı, en az 1 milyon ihracat yapan) 1. STONETECH MERMER SAN. TİC. LTD. ŞTİ. 2. AYGÜNLER DOĞAL TAŞ AKARYAKIT TURİZM OTOMOTİV İNŞ. NAK. SAN. TİC. LTD. ŞTİ. 3. OZ HAMAM İNŞ. SAN. VE TİC. A.Ş. 4. MEGAMER PROJE MERMER MADEN DEKORASYON İNŞ. SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. 5. MARMOSİUM MERMER SAN. TİC. LTD. ŞTİ. KATKI SAĞLAYAN YENİ ÜYELER (2025 yılında üye olan doğaltaş ihracatçıları ihracat sıralı ilk 5) 1. STONETECH MERMER SAN. TİC. LTD. ŞTİ. 2. MARVAN ATAYA MERMER SAN. VE DIŞ TİC. LTD. ŞTİ. 3. HAZ MARBLE MÜHENDİSLİK İNŞ. SAN. VE TİC. A.Ş. 4. MTS DIŞ TİCARET ANONİM ŞİRKETİ 5. MARBLEST MADENCİLİK SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. YENİ PAZARLAR (2025 yılında TR Doğaltaş ihracatının %100’den fazla arttığı ülkelere EMİB’den ihracat yapan üyelerimiz, her bir ülke için en yüksek ihracatı yapan firma ve her firmanın o ülkeye ihracatı 100.000 USD’den fazla) GİNE - METAMAR MERMER GRANİT MADENCİLİK SAN. VE TİC. A.Ş. NİJERYA - EGESAN MERMER SAN. TİC. LTD. ŞTİ. TURKS VE CAICOS ADASI- TUREKS-GM MERMER GRANİT SAN. VE TİC. LTD ŞTİ ST. LUCIA - SEZGİN MERMER SAN. VE TİC. A.Ş. HOLLANDA ANTİLLERİ - TRENDINTERNATIONAL DOĞALTAŞ SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TÜRKÇİMENTO: Emisyon Ticaret Sistemi, Sanayinin Yeşil Dönüşümünü Hızlandıracak Haber

TÜRKÇİMENTO: Emisyon Ticaret Sistemi, Sanayinin Yeşil Dönüşümünü Hızlandıracak

Sektör, ETS’nin yalnızca yeni bir uyum alanı oluşturmadığını, aynı zamanda düşük karbonlu üretime yönelik yatırımları hızlandırarak Türk sanayisinin küresel rekabet gücünü destekleyecek önemli bir fırsat sunduğunu belirtti. TÜRKÇİMENTO CEO’su Volkan Bozay, ETS’nin Türkiye’nin düşük karbonlu ekonomiye geçişinde önemli bir dönüm noktası olduğunu belirterek, “Çimento sektörü olarak Emisyon Ticaret Sistemi’ni bir uyum yükü değil, küresel rekabette öne geçme fırsatı olarak görüyoruz. Dünyada ticaret kuralları ve yeni kalkınma modelleri düşük karbonlu üretim ekseninde yeniden şekilleniyor. Bu dönüşümün dışında kalmak değil, dönüşümün içinde güçlü bir şekilde yer almak zorundayız. ETS’nin de Türkiye sanayisinin bu sürece hazırlanmasında önemli bir araç olacağına inanıyoruz” dedi. Bozay, sistemin başarılı şekilde uygulanabilmesi için öngörülebilir, şeffaf ve dengeli bir geçiş sürecinin önemine dikkat çekerek, “Sanayimizin dönüşüm kapasitesini güçlendirecek bir ETS tasarımı, işletmelerin yalnızca emisyonlarını azaltmasını değil, aynı zamanda enerji verimliliği, yenilikçi üretim süreçleri ve düşük karbonlu teknolojilere yatırım yapmasını da teşvik edecektir. Bu nedenle pilot dönemden tam uygulamaya geçişte sektörlerin gerçek koşullarını dikkate alan kıyaslama kriterleri, adil geçiş yaklaşımı ve etkin yatırım destekleri büyük önem taşıyor” diye konuştu. “Karbon maliyeti dönüşümün finansmanına dönüşebilmeli” ETS’nin en önemli fırsatlarından birinin, karbon fiyatlandırmasından elde edilen kaynakların yeniden yeşil dönüşüme yönlendirilmesi olduğunu vurgulayan Bozay, “Sanayinin dönüşümü ciddi ve uzun vadeli yatırımlar gerektiriyor. Bu nedenle karbon piyasasından elde edilecek gelirlerin iklim değişikliğiyle mücadele, Ar-Ge ve yeşil dönüşüm yatırımlarına aktarılması son derece değerli. Böylece karbon maliyeti yalnızca bir maliyet unsuru olmaktan çıkarak, sanayimizin dönüşümünü finanse eden sürdürülebilir bir kaynağa dönüşebilir” ifadelerini kullandı. ETS gelirlerinin iklim, Ar-Ge ve yeşil dönüşüm projelerinde kullanılabilmesine yönelik düzenlemenin sistemin en dönüştürücü unsurlarından biri olduğu vurgulanıyor. Türk çimento sektörü, uzun yıllardır yürüttüğü emisyon izleme ve doğrulama çalışmaları sayesinde ETS’ye teknik ve kurumsal altyapı açısından hazırlıklı sektörlerin başında geliyor. Günlük 500 ton ve üzeri kapasiteli döner fırınlarda klinker üreten tesisleriyle sistemin hem pilot hem de ana uygulama döneminde yer alacak olan sektör, alternatif yakıt ve hammadde kullanımı, enerji verimliliği, atık ısı geri kazanımı ve klinker/çimento oranının azaltılması gibi alanlarda dönüşüm çalışmalarını sürdürüyor. Uzun vadede ise karbon yakalama, kullanma ve depolama (CCUS) teknolojileri sektörün karbonsuzlaşma yol haritasında önemli bir yer tutuyor. Emisyon Ticaret Sistemi’nin Türkiye’nin ihracat rekabetçiliği açısından da stratejik bir öneme sahip olduğuna dikkat çeken Bozay, Avrupa Birliği Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın (SKDM) uygulamaya geçmesiyle birlikte Türkiye’de ödenen karbon bedellerinin AB sınırında mahsup edilebilmesinin ihracatçı sektörler açısından kritik olduğunu belirtti. Bozay, “Türkiye’nin karbon maliyetinin kendi sınırları içinde yönetilebilmesi ve bu kaynağın yeşil dönüşüm yatırımlarına yönlendirilmesi, ihracatçı sektörlerimiz açısından önemli bir avantaj sağlayacaktır. Burada hedefimiz yalnızca yeni düzenlemelere uyum sağlamak değil; Türkiye’nin üretim gücünü, ihracat kapasitesini ve rekabetçiliğini koruyarak düşük karbonlu ekonomiye güçlü bir geçiş yapmaktır” dedi. SKDM kapsamında mahsup edilebilecek karbon bedelinin bir bölümünün Türkiye’de kalmasının yeşil dönüşüm yatırımlarına kaynak oluşturabileceği değerlendirmesi de TÜRKÇİMENTO’nun ETS yaklaşımının temel unsurları arasında yer alıyor. TÜRKÇİMENTO CEO’su Volkan Bozay, Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda ETS’nin önemli bir dönüşüm aracı olduğuna dikkat çekerek sözlerini şöyle tamamladı: “Çimento sektörü olarak yeşil dönüşümü bir zorunluluktan ibaret görmüyoruz. Bunu, Türkiye’nin üretim gücünü geleceğe taşıması ve küresel rekabette daha güçlü bir konum elde etmesi için stratejik bir fırsat olarak değerlendiriyoruz. ETS’nin de bu dönüşümü hızlandıran, yatırımları teşvik eden ve sanayimizin rekabetçiliğini destekleyen bir yapıya kavuşması en büyük beklentimiz. Kamu, özel sektör, akademi ve sivil toplumun iş birliğiyle Türkiye’nin düşük karbonlu üretim kapasitesini birlikte güçlendirebiliriz. TÜRKÇİMENTO olarak sektörümüzün dönüşümünü destekleyecek politika ve mekanizmaların geliştirilmesine katkı sunmaya devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

PLASFED’den Sanayi Büyümesine İlişkin Değerlendirme Haber

PLASFED’den Sanayi Büyümesine İlişkin Değerlendirme

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre Türkiye ekonomisi 2026 yılının ikinci çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2,3 büyüdü. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH ise bir önceki çeyreğe göre yüzde 1,1 arttı. Ekonomik faaliyetler içinde sanayi yüzde 2,4 büyüme kaydederken, ilk çeyrekte yüzde 0,8 daralan sanayinin yeniden büyümeye dönmesi dikkat çekti. Büyüme verilerini değerlendiren Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz, sanayinin yeniden büyüme ivmesi kazanmasının Türkiye ekonomisinin üretim gücü açısından önemli olduğunu söyledi. Karadeniz, “Sanayi sektörünün yılın ilk çeyreğinde yaşadığı yüzde 0,8'lik daralmanın ardından ikinci çeyrekte yüzde 2,4 büyümesi, üretim cephesinde yeniden hareketlenme başladığını göstermesi açısından umut verici. Ancak Türkiye'nin sürdürülebilir ve yüksek kaliteli bir büyüme patikasına girebilmesi için sanayideki bu toparlanmanın kalıcı hale gelmesi gerekiyor” dedi. “Sanayinin büyümesi tek başına yeterli değil” Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir büyümesinin ancak üretim ve sanayinin güçlendirilmesiyle mümkün olabileceğine dikkat çeken Karadeniz, büyümenin niteliğinin de en az büyüme oranı kadar önemli olduğunu vurguladı. Karadeniz, “Sanayinin yüzde 2,4 büyümesi önemli ve değerli bir gelişme. Ancak sanayicimizin bugün karşı karşıya olduğu yüksek finansman maliyetleri, enerji ve hammadde giderleri, işçilik maliyetleri ve küresel rekabet baskısı devam ediyor. Bu koşullar altında elde edilen büyümeyi kalıcı hale getirmek için üretim maliyetlerini aşağı çekecek ve yatırımları destekleyecek politikaların güçlendirilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı. “Plastik sektörü sanayi üretiminin temel taşı” Plastik sektörünün otomotivden ambalaja, inşaattan sağlığa kadar çok geniş bir üretim zincirine girdi sağladığını hatırlatan Karadeniz, sektörün Türkiye'nin sanayi ve ihracat kapasitesi açısından stratejik önem taşıdığını belirtti. Plastiğin artık neredeyse tüm sektörlerde kullanılan, teknoloji ve inovasyon açısından da önemli bir üretim alanı olduğuna dikkat çekti. Karadeniz, “Plastik sanayisi, Türkiye'nin üretim ekosisteminin temel sektörlerinden biri. Dolayısıyla sanayideki toparlanmanın plastik sektörüne de güçlü biçimde yansımasını istiyoruz. Bunun için sektörümüzün yüksek oranda dışa bağımlı olduğu hammaddede, finansmanda ve enerji maliyetlerinde yaşanan sorunların çözülmesi gerekiyor. Üretim kapasitemizi koruyarak daha yüksek katma değerli ve rekabetçi bir yapıya geçmeliyiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

NG Kütahya Seramik'ten 150 Milyon Euro'luk Dev Yatırım Haber

NG Kütahya Seramik'ten 150 Milyon Euro'luk Dev Yatırım

Şirketin 100. Yıl Fabrikası ile gerçekleştirdiği üretim ve teknoloji hamlesini 30 Ağustos Organize Sanayi Bölgesi’nde yeni bir aşamaya taşıyan tesisin açılış töreni, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Törene Kütahya Valisi Musa Işın’ın yanı sıra AK Parti Kütahya milletvekilleri Mehmet Demir ve Adil Biçer, Hava Er Eğitim Tugay ve Garnizon Komutanı Hv. Tuğgeneral Mustafa Baş, Kütahya Belediye Başkanı Eyüp Kahveci, NG Grup Kurucu Başkanı Nafi Güral, Nafi Güral Eğitim Vakfı Başkanı Gülsüm Güral, NG Kütahya Seramik Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Güral, Kütahya Porselen Yönetim Kurulu Başkanı Sema Güral, NG Hotels Yönetim Kurulu Başkanı Hediye Güral, Kütahya Porselen Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Gülden Güral ve NG Kütahya Seramik Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Yüksel Kaya’nın da aralarında olduğu çok sayıda iş insanı katıldı. SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI KACIR:’’ 30 Ağustos Seramik Fabrikası Türkiye’nin seramik sektöründeki küresel rekabet gücünü de ileri taşıyacak’’ Fabrikanın açılışında konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye’yi pek çok sektörde Avrupa’nın ve dünyanın önde gelen üretim merkezlerinden biri haline getirdiklerini ifade ederek “Türkiye bugün, Çin’den sonra Orta Avrupa’ya kadar uzanan geniş kuşakta ürün ve pazar çeşitliliği bakımından en önde gelen ihracatçı ülkedir” dedi. Kacır konuşmasını şöyle sürdürdü: “Türkiye’nin üretim gücünü ve ihracat kapasitesini artırırken, geleneksel sektörlerimizi yüksek teknoloji, yenilikçilik ve sürdürülebilirlik perspektifiyle geleceğe taşıyoruz. Kütahya, köklü çini ve seramik birikimini modern üretim teknolojileriyle buluşturarak ülkemizin katma değerli üretim hedeflerine güçlü katkı sunan şehirlerimizden biri. Kütahya Seramik OSB’nin geliştirilmesi, Tasarım ve Teknoloji Merkezi’nde yürütülen çalışmalar ve NG Kütahya Seramik’in 8 milyar liralık yatırımla hayata geçirdiği 30 Ağustos Fabrikası, bu dönüşümün somut örneklerini oluşturuyor. 235 bin metrekarelik alanda hayata geçirilen bu ileri teknoloji üretim üssü, yalnızca Kütahya’nın değil, Türkiye’nin seramik sektöründeki küresel rekabet gücünü de ileri taşıyacak nitelikte. Üretim kapasitesini artırırken enerji verimliliğini ve çevresel sürdürülebilirliği de odağımıza alıyoruz. Fabrikaya yönelik planlanan 15 megavatlık güneş enerjisi yatırımıyla toplam GES kapasitesinin 47 megavata ulaşması, sanayimizin yeşil dönüşüm yolculuğuna önemli bir katkı sağlayacak. Kütahya’nın üretim, teknoloji ve ihracat potansiyelini daha da ileri taşımak için sanayicilerimizin yanında olmaya ve yatırımları güçlü şekilde desteklemeye devam edeceğiz.” ERKAN GÜRAL: ‘Önümüzde ülkemize daha fazla değer katacağımız uzun bir yol var’’ NG Kütahya Seramik Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Güral, 30 Ağustos Fabrikası’nın yalnızca yeni bir üretim tesisi olmadığını belirterek, “Bugün yalnızca yeni bir fabrikanın kapılarını açmıyoruz; üretme kararlılığımızın, ülkemize duyduğumuz güvenin ve geleceğe dair hedeflerimizin yeni bir aşamasına hep birlikte adım atıyoruz. Dünyanın hızla değiştiği ve rekabetin giderek arttığı bir dönemde, teknolojiye, nitelikli üretime, sürdürülebilirliğe ve güçlü insan kaynağına yatırım yapmanın önemine inanıyoruz. 30 Ağustos Fabrikamızı da bu anlayışla hayata geçirdik. Dünyanın en yüksek teknolojiye sahip seramik üretim tesislerinden biri olarak konumlandırdığımız fabrikamız, Kütahya’nın ve Türkiye’nin üretim gücüne, ihracat kapasitesine ve küresel rekabetçiliğine önemli katkılar sağlayacak. Bizim için bu açılış bir varış noktası değil, yeni bir başlangıçtır. Önümüzde daha çok çalışacağımız, daha çok üreteceğimiz ve ülkemize daha fazla değer katacağımız uzun bir yol var” diye konuştu. Fabrika, Endüstri 4.0 uyumlu, uçtan uca dijitalleşme modeli ile üretim gücünü destekledi 30 Ağustos Organize Sanayi Bölgesi’nde inşaatına Nisan 2025’te başlanan tesis, rekor bir hızla 14 ayda tamamlanarak Haziran 2026’da üretime hazır hale getirildi. 235 bin açık, 110 bin metrekare kapalı alana sahip olan 30 Ağustos Fabrikası; üretim süreçlerinin tüm aşamalarını kapsayan modern üretim hatları, Endüstri 4.0 uyumlu altyapısı, anlık veri akışı, izlenebilirlik ve tam otomasyon sağlayan kusursuz uçtan uca dijitalleşme modeli ile yapay zekâ destekli sistemleri sayesinde üretim gücünü destekliyor. Tesisin yıllık ise yaklaşık 16 milyon metrekarelik üretim kapasitesi bulunuyor. Seramik atıkları geri dönüştürerek 2025’te ‘Verimlilik Ödülü’ aldı Gelişmiş ısı geri kazanım sistemlerinin devreye alınarak kaynak verimliliğinin maksimize edildiği yeni tesisin ‘sıfır atık prensibi’ ödül getirdi. Bu kapsamda 30 Ağustos Fabrikası’ndan çıkan seramik atıklar entegre kırma-öğütme tesisinde tamamen geri dönüştürülerek üretime yeniden kazandırıldı ve fabrika, Verimlilik Proje Ödülleri Yarışması 2025’te Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır tarafından ödül almış bir tesis olarak öne çıktı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Müteahhitler Devler Liginde  48 Firma İle Dünya İkinciliğini Sürdürdü Haber

Türk Müteahhitler Devler Liginde  48 Firma İle Dünya İkinciliğini Sürdürdü

Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) Başkanı M. Erdal Eren, Türk müteahhitlik hizmetlerinin farklı coğrafyalarda üstlenilen projelerle küresel ölçekteki rekabet gücünü ortaya koyduğunu belirterek, “ENR’ın dünyanın en büyük 250 uluslararası müteahhidini sıraladığı listede 48 firmamızın yer alması ve Türkiye’nin ikinci sıradaki konumunu koruması, sektörümüzün küresel rekabet gücünün önemli bir göstergesidir. Firmalarımız, üstlendikleri projelerle yalnızca ülkemizin müteahhitlik kapasitesini değil, aynı zamanda Türkiye’nin uluslararası pazarlardaki itibarını ve güvenilirliğini de temsil etmektedir.” dedi. Dünya inşaat sektörünün yakından takip ettiği ENR’ın (Engineering News Record), müteahhitlik firmalarının ülkeleri dışındaki faaliyetlerinden elde ettikleri bir önceki yıl gelirleri esas alarak her yıl hazırladığı “Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhidi” listesi açıklandı. Türkiye, listede yer alan 48 firmasıyla Çin’in ardından ikinci sıradaki konumunu korudu. 250 firmanın 2025 yılı inşaat gelirleri toplam 550,6 milyar dolara ulaştı ENR tarafından yayımlanan verilere göre, dünyanın en büyük 250 uluslararası müteahhitlik firmasının 2025 yılı cirolarının toplam değeri 550,6 milyar dolara ulaştı. Bu sonuç, küresel ölçekte faaliyet gösteren müteahhitlik firmalarının ulaştığı proje hacminin büyüklüğünü ortaya koyarken, uluslararası pazarlardaki rekabetin de devam ettiğini gösterdi. Türkiye’nin 48 firmayla ikinci sırada yer alması ise Türk müteahhitlerinin küresel pazarlardaki güçlü ve kalıcı konumunu bir kez daha ortaya koydu. Çin 75 firmayla listenin ilk sırasında bulunurken, ABD 41 firmayla üçüncü sırada yer aldı. “Türk müteahhitlik sektörü küresel gücünü koruyor” TMB Başkanı M. Erdal Eren, ENR sonuçlarına ilişkin değerlendirmesinde Türk müteahhitlerinin uluslararası pazarlardaki başarısının Türkiye açısından önemli bir kazanım olduğunu belirtti. Eren, “Türk müteahhitleri, sahip oldukları deneyim, teknik kapasite ve farklı coğrafyalarda proje gerçekleştirme kabiliyetiyle dünya genelindeki güçlü konumunu sürdürmektedir. ENR’ın dünyanın en büyük 250 uluslararası müteahhidini sıraladığı listede 48 firmamızın yer alması ve Türkiye’nin ikinci sıradaki konumunu koruması, sektörümüzün küresel rekabet gücünün önemli bir göstergesidir. Firmalarımız, üstlendikleri projelerle yalnızca ülkemizin müteahhitlik kapasitesini değil, aynı zamanda Türkiye’nin uluslararası pazarlardaki itibarını ve güvenilirliğini de temsil etmektedir. Geçen yıl listede olmayan 7 firmamızın bu yıl listede yer alması ve ilk 50 içerisinde 2 firmamızın bulunmasından mutluluk duyuyoruz. Ülkemize bu başarıyı getiren tüm firmalarımızı ve meslektaşlarımızı tebrik ediyoruz” dedi. Küresel ekonomik koşullar, finansmana erişimde yaşanan güçlükler, maliyet baskıları ve bölgesel gelişmelerin müteahhitlik sektörünün faaliyetlerini etkilediğine dikkat çeken Başkan Eren, Türk firmalarının tüm bu koşullara rağmen uluslararası pazarlardaki varlıklarını güçlendirmeye devam ettiğini vurguladı. Başkan Eren, “Türkiye Müteahhitler Birliği olarak önümüzdeki dönemde de sektörümüzün yeni pazarlara açılması, mevcut pazarlardaki konumunu güçlendirmesi ve yüksek katma değerli projelerde daha fazla yer alması için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Türk müteahhitlerinin uluslararası alandaki başarılarını daha ileriye taşımak, hem sektörümüz hem de ülkemiz ekonomisi açısından büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ASPİLSAN Enerji TEKNOFEST Mavi Vatan’da Deniz Teknolojilerini Sergileyecek Haber

ASPİLSAN Enerji TEKNOFEST Mavi Vatan’da Deniz Teknolojilerini Sergileyecek

Türkiye’nin yerli ve milli enerji depolama çözümlerindeki öncü kuruluşu ASPİLSAN Enerji, 20-23 Ağustos 2026 tarihleri arasında Gölcük Tersanesi Komutanlığı’nda gerçekleştirilecek TEKNOFEST Mavi Vatan’da B-2 numaralı stantta ziyaretçileriyle buluşacak. Deniz platformlarına yönelik geliştirdiği yenilikçi enerji teknolojileri ile katılım sağlayacak olan ASPİLSAN Enerji, Milli Teknoloji Hamlesi vizyonuna katkı sunan ürün ve çözümlerini ziyaretçilerle buluşturuyor olacak. Savunma sanayisinden sivil uygulamalara kadar geniş bir kullanım alanına sahip yerli batarya ve enerji depolama sistemleriyle Türkiye’nin enerji bağımsızlığı hedeflerine katkı sağlayan ASPİLSAN Enerji, TEKNOFEST Mavi Vatan kapsamında milli teknoloji ekosisteminin önemli paydaşlarıyla bir araya gelecek. Etkinlik boyunca ziyaretçiler, şirketin geliştirdiği yüksek teknoloji ürünlerini yakından inceleme ve uzman ekiplerden bilgi alma fırsatı bulacak. “Milli Yetkinlik Hamlemizi Enerji Teknolojileriyle Güçlendiriyoruz” TEKNOFEST Mavi Vatan’a katılımlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan ASPİLSAN Enerji Genel Müdürü Ahmet Turan Özdemir, Türkiye’nin kritik teknolojilerde kendi yetkinliklerini geliştirmesinin stratejik önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “TEKNOFEST, gençlerimizin hayallerini teknolojiye dönüştürdüğü, ülkemizin geleceğine yön veren önemli bir platformdur. ASPİLSAN Enerji olarak biz de yalnızca ürün geliştiren bir şirket değil, aynı zamanda Türkiye’nin enerji depolama alanındaki milli yetkinliklerini güçlendiren bir teknoloji kuruluşuyuz. Yerli hücre üretiminden batarya sistemlerine, enerji depolama çözümlerinden savunma sanayisine yönelik kritik teknolojilere kadar geliştirdiğimiz her çözüm, Milli Teknoloji Hamlesi’nin en önemli yapı taşlarından biridir.” Özdemir, TEKNOFEST Mavi Vatan’ın deniz platformlarına yönelik milli teknolojilerin sergilendiği önemli bir organizasyon olduğuna işaret ederek sözlerini şöyle sürdürdü: “Enerji teknolojilerinde dışa bağımlılığı azaltacak bilgi birikimini ülkemize kazandırırken, nitelikli insan kaynağımızla milli yetkinlik hamlemizi her geçen gün daha da ileri taşıyoruz. Geliştirdiğimiz çözümlerle yalnızca bugünün değil, geleceğin savunma ve enerji ihtiyaçlarına da cevap verecek altyapıyı oluşturuyoruz. TEKNOFEST Mavi Vatan’da ziyaretçilerimizi B-2 numaralı standımıza bekliyor, milli teknoloji yolculuğumuzun bir parçası olmaya davet ediyoruz.” ASPİLSAN Enerji, TEKNOFEST Mavi Vatan boyunca sergileyeceği yerli ve milli enerji çözümleriyle Türkiye’nin teknoloji ekosistemine katkı sunmayı sürdürürken, genç mühendisler ve teknoloji meraklılarıyla bilgi ve deneyim paylaşımında bulunacak. Şirket, Milli Teknoloji Hamlesi doğrultusunda geliştirdiği yüksek katma değerli ürünlerle Türkiye’nin enerji teknolojilerindeki küresel rekabet gücünü artırmaya yönelik çalışmalarına kararlılıkla devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ofis Kiralarında Yeni Rekor: Birincil Kiralar 52 Dolara Çıktı Haber

Ofis Kiralarında Yeni Rekor: Birincil Kiralar 52 Dolara Çıktı

2026’nın ikinci çeyreği itibarıyla birincil kiralar, geçen yılın aynı dönemine göre dolar bazında yüzde 13 artış göstererek 52 ABD doları/m²/ay seviyesine çıktı. Sınırlı birincil ofis arzı, düşük boşluk oranları ve nitelikli ofislere yönelik talep kira artışını destekleyen en önemli unsurlar oldu. Ofis pazarındaki bir diğer önemli sonuç ise yeni kiralama hacminde ortaya çıktı. Yılın ilk yarısındaki yeni kiralama hacmi, geçen yılın aynı dönemine göre metrekare bazında yüzde 57 artış gösterdi. Raporun sonuçları, perakendede deneyim odaklı yatırım ve yenilemenin önemini gözler önüne serdi. Dijital kanalların sağladığı hız ve kolaylık karşısında fiziksel mağazaların rolü; ürün deneyimi, kişiselleştirilmiş hizmet ve marka etkileşimi üzerinden yeniden tanımlanıyor. Sanayinin üzerinde ise artan maliyet baskısı, yüksek işletme giderleri ve küresel rekabet etkisini sürdürüyor. Yeni fabrika ve depo yatırımlarında yavaşlama gözlemlenirken; A sınıfı lojistik kiralama faaliyetlerinde ise yılın ilk yarısında toplam işlem hacmi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 17 gerileyerek 99 bin metrekare seviyesinde gerçekleşti. Cushman & Wakefield I TR International, 2026 yılının ilk yarısını kapsayan ve ekonomi, ofis, perakende, sanayi ve lojistik ile konut sektörlerindeki gelişmeleri incelediği ‘Gayrimenkul Pazarı Görünümü’ başlıklı raporunu yayınladı. ABD-İran savaşı, enerji arzına yönelik riskler ve korumacı ticaret politikalarıyla şekillenen yılın ilk yarısına ilişkin ekonomik görünümde; Türkiye’de dezenflasyon sürerken ekonomik dengelenme belirginleşti. Küresel ekonomilerde enflasyon görünümündeki belirsizlikler nedeniyle merkez bankaları temkinli duruşlarını korurken, küresel finansal koşulların yılın ikinci yarısında da sıkı seyretmesi bekleniyor. Ofis kiralarında yeni tarihi seviye Rapora göre, ticari gayrimenkulde kira seviyeleri yükselişini sürdürürken; yeni bir tarihi seviyeye ulaştı. 2026 yılının ikinci çeyreğinde birincil ofis kiraları yıllık bazda yüzde 13 artarak metrekare fiyatı 52 dolar olarak kaydedildi. Birincil kiralardaki 52 dolar seviyesinin değerlendirildiği raporda, “İstanbul’un en nitelikli ofis pazarlarında fiyatlama gücünün ve yukarı yönlü kira eğiliminin devam ettiğini ortaya koymuştur” denildi. TL bazında ise birincil kiralar metrekaresi aylık 2 bin 359 lira seviyesine ulaşarak geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 32.6 artış göstermiş oldu. İyi konum, modern ofis talebi çekiyor İstanbul’da en yüksek kira seviyesi 52 ABD doları/m²/ay ile Levent-Etiler bölgesinde kaydedildi. Bölgeyi 40 dolar ile Maslak, 35 dolar ile Esentepe-Gayrettepe-Zincirlikuyu ve Anadolu yakası izledi. Ankara’da birincil ofis kiraları 25 dolar, İzmir’de ise 22 dolar seviyesinde gerçekleşti. A sınıfı ofis piyasasındaki artan kiralama ivmesi, yeni kiralama işlemlerine yansıdı. Raporun sonuçları, yılın ilk yarısında toplam 86 bin 202 metrekare olan yeni kiralama işleminin; geçen yılın aynı dönemine göre metrekare bazında yüzde 57 artış gösterdiğini ortaya koydu. Veriler, nitelikli ofis alanlarına, özellikle iyi konumlanmış ve modern ofis binalarına yönelik güçlü talebin dirençli seyrettiğine işaret ediyor. Tüketicinin “lipstick effect” hareketi! Türkiye perakende pazarında yüksek operasyonel maliyetler ve satın alma gücü üzerindeki baskıya rağmen dayanıklı görünüm korundu. Markalar mağaza ağlarını hızla genişletmek yerine mevcut alanların verimliliğine odaklanırken; deneyim, sosyalleşme ve erişilebilir lüks tüketici eğilimlerinde öne çıktı. AVM metrekare verimlilik endeksinde kategori bazında en güçlü performans yüzde 60.6 ile ‘Kişisel Bakım ve Kozmetik’ sektöründe kaydedilirken; bu görünüm, tüketicilerin ekonomik belirsizlik dönemlerinde görece erişilebilir küçük lükslere yönelmesini ifade eden “lipstick effect” ile ilişkilendiriliyor. ‘Yiyecek & İçecek’ kategorisi ise yüzde 30.6 ile enflasyona en yakın büyümeyi gösterirken; buna karşın, ‘Hipermarket’ (%9.1) ve ‘Giyim’ (%15.6 ) kategorilerindeki artışlar daha sınırlı kaldı. ‘Ayakkabı’ kategorisi yüzde 0.4 oranında düşüşle gerileyen tek kategori oldu. Harcamalarda temkinli seyir Rapora göre yılın geri kalanında; eğlence, yeme - içme, kişisel bakım ve yaşam tarzı markalarının ağırlığını artıran; ortak alan deneyimini ve çok kanallı alışveriş altyapısını geliştiren perakende varlıklarının ziyaret süresi, doluluk, sürdürülebilir kira gelirleri ve varlık değerleri açısından pozitif ayrışması bekleniyor. Ana caddelerde ve birincil alışveriş merkezlerinde kira seviyeleri geçen yıl ile aynı seviyede gerçekleşti. Verilere göre, ana caddelerde birincil kiralar, metrekarede aylık en yüksek 250 dolar ile İstanbul’da kaydedilirken, onu 105 dolar ile Ankara ve 100 dolar ile İzmir izledi. Öte yandan, haziran ayında AVM ziyaretçi sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3.2 azalırken, ziyaretçi trafiğindeki yavaşlamanın tüketici harcamalarında temkinli seyrin sürdüğüne işaret ettiği değerlendirildi. Sanayide rekabetin yeni rotası Raporun Türk sanayisi için ortaya koyduğu gelişmeler; sanayi üzerindeki maliyet baskısının yanı sıra küresel rekabetin değişen dinamiklerine odaklanıyor. Raporda, Türkiye’nin küresel rekabette güçlü konumunu sürdürebilmesinin; düşük maliyetli üretim yarışından ziyade inovasyon, verimlilik ve markalaşma odaklı bir sanayi modelini hayata geçirmesine bağlı olacağına vurgu yapılıyor. Yeni fabrika ve depo yatırımlarında yavaşlama gözlemlenirken; A sınıfı lojistik kiralama faaliyetlerinde ise yılın ilk yarısında toplam işlem hacmi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 17 gerileyerek 99 bin metrekare seviyesinde gerçekleşti. Bu düşüşte yüksek finansman ve üretim maliyetleri, ekonomik belirsizlikler ile yatırım kararlarının ertelenmesi etkili oldu. Ayrıca kullanıcıların yeni kiralamalar yerine mevcut alanlarını daha verimli kullanmayı tercih etmesi de talebin yavaşlamasına neden olarak gösterildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Koç Holding Yılın İlk 6 Ayında 1,7 Milyar Dolar Kombine Yatırım Yaptı Haber

Koç Holding Yılın İlk 6 Ayında 1,7 Milyar Dolar Kombine Yatırım Yaptı

Koç Holding, 2026 yılının ilk yarısına ilişkin finansal sonuçlarını açıkladı. Buna göre Koç Holding, 2026 yılının ilk yarısında konsolide bazda toplam 36,4 milyar USD gelir elde ederken, kombine bazda yaklaşık 1,7 milyar USD yatırım gerçekleştirdi. Böylece şirketin son 5 yıldaki kombine yatırımları 16,9 milyar USD’ye ulaştı. 2026 yılının ilk yarısındaki gelişmeleri değerlendiren Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu, “Yakın coğrafyamız başta olmak üzere tüm dünyada belirsizliklerin ve ekonomik dalgalanmaların etkisini sürdürdüğü bu dönemde ülkemiz için çalışmaya kararlılıkla devam ettik. Stratejik bakış açımız, finansal kabiliyetlerimiz ve operasyonel disiplinimiz sayesinde başarılı bir ilk yarı performansı ortaya koyduk. Yatırımlarımız, üretim ve ihracata sunduğumuz katkı, uzun vadeli sürdürülebilirlik çalışmalarımız ile ulusal ve uluslararası platformlarda elde ettiğimiz başarılar, istikrarlı performansımızın ve uzun vadeli değer yaratma anlayışımızın en somut göstergeleri olmayı sürdürüyor.” dedi. “Üretim ve ihracattaki konumumuz küresel rekabet gücümüzü pekiştiriyor” Koç Topluluğu şirketlerinin üretim ve ihracat alanında Türkiye ekonomisine sunduğu katkıya dikkat çeken Çakıroğlu, “Topluluğumuz, Türkiye ihracatındaki yüzde 8'in üzerindeki payıyla ülkemizin ekonomisine büyük katkı sağlıyor. 155’ten fazla ülkeye yaptığımız ihracatın bir yansıması olarak; Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin ‘Türkiye’nin İlk 1.000 İhracatçısı’ araştırmasında bu yıl da zirvede yer almaktan gurur duyuyoruz. Araştırmanın Mal İhracatları kategorisinde Ford Otosan on birinci kez ‘İhracat Şampiyonu’ olurken, Tüpraş altıncı, Arçelik dokuzuncu sırada yer aldı. Ayrıca Topluluk şirketlerimiz kendi sektörlerinde ‘İhracat Lideri’ seçildi. İstanbul Sanayi Odası tarafından hazırlanan ‘Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu’ araştırmasında ise Tüpraş birinciliğini bu yıl da korurken, Ford Otosan ikinci, Arçelik altıncı sıraya yerleşti. Koç Holding, dünyanın en büyük şirketlerinin yer aldığı Fortune Global 500 listesinde Türkiye'den yer alan tek şirket olma unvanını koruyor. Bu tablo; ülkemize duyduğumuz güvenin, uzun vadeli yatırım anlayışımızın, güçlü üretim altyapımızın, teknoloji ve Ar-Ge yetkinliklerimizin ve çalışma arkadaşlarımızın emeğinin bir sonucu. Üretim ve ihracattaki güçlü konumumuz küresel rekabet gücümüzü pekiştirirken, Türkiye'nin ekonomik kalkınmasına katkı sunma sorumluluğumuzu daha da artırıyor” dedi. Çakıroğlu, yılın ikinci çeyreğinde Topluluk şirketlerinin stratejik yatırımları ile birlikte yapay zekâ teknolojisinde değer yaratmaya devam ettiklerini ifade etti. Tüpraş’ın operasyonel gücüne ve ülkemizin enerji güvenliğine sunduğu katkıya dikkat çeken Çakıroğlu, “Tüpraş, ülkemizin enerji güvenliğine kesintisiz katkı sağlarken yüksek kapasite kullanımı, esnek ham petrol tedarik yapısı, güçlü operasyonel ve finansal performansıyla tüm paydaşları için değer yaratmaya devam ediyor. Global rafinaj kapasite kullanım oranının %74'e gerilediği ikinci çeyrekte Tüpraş, %95,6 kapasite kullanım oranı, 11 farklı ülkeden gerçekleştirdiği ham petrol tedariki, operasyonel esnekliği ve çevikliği sayesinde güçlü performansını sürdürdü” dedi. Çakıroğlu, Arçelik’in bağlı ortaklığı Beko B.V.’nin, Whirlpool Grubu'nun Beko Europe B.V. sermayesinde sahip olduğu sermayenin yüzde 25'ini temsil eden hisseleri satın almak üzere anlaşmaya vardığını belirtirken, “İşlemin tamamlanmasıyla Beko B.V., Beko Europe bünyesindeki Avrupa üretim, satış ve pazarlama faaliyetlerinin tamamına sahip oldu. Bu adım, Arçelik'in karar alma süreçlerini daha etkin şekilde yönetmesine olanak sağlayarak, Avrupa’daki uzun vadeli büyüme hedeflerini destekleyecek” diye konuştu. Tofaş’ın Türkiye otomotiv pazarındaki liderliğini sürdürdüğünü ve yıllık üretim kapasitesini 500 bin araca yükselttiğini belirten Çakıroğlu, “Tofaş, global ürün geliştirme projelerinde üstlendiği önemli rollerle Türkiye ekonomisine, sanayisine ve Ar-Ge yetkinliklerine katma değer yaratmayı sürdürüyor. Bursa fabrikasında Citroën, FIAT, Opel ve Peugeot markaları için K0 kodlu orta boy hafif ticari araç ailesinin üretimini gerçekleştiren Tofaş, Türkiye’nin üst üste 10 yıl en çok tercih edilen otomobili Fiat Egea'nın üretim programının tamamlanmasının ardından, yine dört marka için K9 kodlu hafif ticari araç ailesini yakın zamanda üretmeye başlayacak. Tofaş, devreye aldığı yeni projelerle üretim ve mühendislik kabiliyetini daha da güçlendirirken, ülkemiz otomotiv sanayisinin rekabet gücüne ve ihracatına katkı sağlamayı sürdürecek.” dedi. Yapı Kredi'nin yılın ilk altı ayında uluslararası piyasalarda gerçekleştirdiği finansman işlemlerinin bankanın güçlü bilançosunu, yüksek likiditesini ve küresel yatırımcılar nezdindeki itibarını bir kez daha teyit ettiğini belirten Çakıroğlu şöyle konuştu: "Yapı Kredi yılın ikinci çeyreğinde 2 milyar ABD dolarını aşan yeni kaynak sağladı. Sermaye piyasaları, sendikasyon kredileri ve yapılandırılmış finansman araçlarını birlikte kullanarak fonlama yapısını çeşitlendiren bankamız, uluslararası yatırımcıların güvenini bir kez daha pekiştirdi. Sağlanan kaynaklar hem bankamızın sürdürülebilir büyümesini hem de ülke ekonomisine sunduğumuz finansman desteğini güçlendiriyor." “İklim değişikliği, su yönetimi ve teknoloji odaklı dönüşüm çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz” Koç Topluluğu'nun ikinci yüzyılında, faaliyet gösterilen tüm alanlarda uzun vadeli değer yaratmaya odaklandığını; iklim değişikliği, su yönetimi ve teknoloji odaklı dönüşüm çalışmalarını aynı kararlılıkla sürdürdüğünü vurgulayan Levent Çakıroğlu, sözlerini şöyle tamamladı: “İklim değişikliğiyle mücadele ve su kaynaklarının korunmasına yönelik çalışmalarımız uluslararası platformlarda da takdir görüyor. Dünyanın tek bağımsız çevresel raporlama platformu Carbon Disclosure Project’in (CDP) İklim Değişikliği ve Su Güvenliği Programı'nda Koç Holding olarak A- notu elde ederek liderlik statümüzü korumamız, attığımız adımların somut bir göstergesi. Önümüzdeki dönemde de sürdürülebilirliği, gelecek nesillere karşı taşıdığımız sorumluluğun ayrılmaz bir parçası olarak görmeye ve bu alandaki liderliğimizi daha da ileri taşımaya devam edeceğiz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.