Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Küresel Rekabet

Kapsül Haber Ajansı - Küresel Rekabet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Küresel Rekabet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye’deki Yapay Zeka Girişimleri 457’ye Yükseldi Haber

Türkiye’deki Yapay Zeka Girişimleri 457’ye Yükseldi

Ocak 2026 itibarıyla haritaya 40 yeni girişim eklenirken, 2 girişim haritadan çıkarıldı ve Türkiye’deki toplam yapay zeka girişimi sayısı 457’ye ulaştı. Güncellemenin öne çıkan başlığı haritaya eklenen her üç girişimden birinin Agentic AI kategorisinde yer alması oldu. 2025 yılında ise ekosistem yaklaşık yüzde 20 büyüdü. Türkiye’de yapay zeka ekosisteminin gelişimini izlemek ve görünür kılmak amacıyla çalışmalarını sürdüren Türkiye Yapay Zeka İnisiyatifi (TRAI), yapay zeka alanında faaliyet gösteren yerli girişimleri düzenli olarak haritalandırmaya devam ediyor. 2017 yılında 24 olan yapay zeka girişim sayısı, Ocak 2026 itibarıyla haritaya eklenen 40 yeni girişimle birlikte 457’ye ulaştı. Aynı dönemde exit, kapanma veya çözümlerini güncelleme gerekçeleriyle 2 girişim haritadan çıkarıldı. Haritaya eklenen her üç girişimden biri Agentic AI kategorisinde yer aldı Ocak 2026 güncellemesinde haritaya eklenen girişimlerin kategori dağılımı, Agentic AI’nin açık biçimde öne çıktığını ortaya koydu. Bu dönemde haritaya dahil edilen her üç girişimden biri Agentic AI kategorisinde konumlandı. Toplam 12 girişim ile Agentic AI, eklenen girişimler arasında en yüksek paya sahip kategori oldu. Agentic AI çözümleri; bir görevi anlayan, gerektiğinde insan onayıyla ilerleyen ve çıktıyı ölçülebilir şekilde teslim eden yapılarıyla otomasyon ve karar destek senaryolarını daha görünür hale getirirken, ekosistemin “öneren asistanlar”dan işi baştan sona tamamlayan sistemlere doğru ilerlediğini ortaya koydu. Bu alanda faaliyet gösteren girişimlerin ağırlıklı olarak sektör agnostik yapıda olduğu görüldü. Agentic AI’yi, Diyalogsal Yapay Zeka (5) kategorisi izledi. Makine Öğrenmesi (3), Görüntü İşleme (3), HealthTech (3) ve Öngörü ve Veri Analitiği (3) alanlarında da eşit sayıda girişim haritaya eklendi. Altyapı ve Operasyonlar/Servis (2), LegalTech (2) ve Optimizasyon (2) kategorileri ise eklenen girişimler arasında diğer öne çıkan alanlar oldu. Bunun yanı sıra Doğal Dil İşleme (1), EdTech (1), Nesnelerin İnterneti (1), Otonom Sistemler (1) ve Görsel Üretim – Visual AI (1) kategorilerinde de yeni girişimler haritada yer aldı. 2025 yılında ekosistem yaklaşık yüzde 20 büyüdü Türkiye Yapay Zeka İnisiyatifi (TRAI) Girişim Haritası, 2025 yılı boyunca düzenli güncellemelerle izlenen istikrarlı bir büyüme çizgisi ortaya koydu. Yıla Ocak 2025’te 379 girişimle başlayan harita, bu dönemde 19 girişimin eklenmesi ve 2 girişimin çıkarılmasıyla net +17 artış kaydetti. Nisan 2025 güncellemesinde 15 yeni girişim eklenip 1 girişim çıkarıldı ve net +14 artışla toplam girişim sayısı 393’e ulaştı. Haziran 2025 itibarıyla 20 girişim eklenmesi ve 2 girişimin çıkarılmasıyla net +18 artış sağlandı; böylece ekosistem 411 girişimle ilk kez kalıcı biçimde 400+ bandına taşındı. Üçüncü çeyrekte (Eylül 2025) toplam girişim sayısı 419’a yükselirken, bu dönemin asıl kritik gelişmesi haritanın kategori yapısının yenilenmesi oldu. Bu kapsamda Üretken Yapay Zeka (GenAI) alanı; Agentic AI, Diyalogsal Yapay Zeka ve Görsel Üretim alt kırılımlarına ayrıldı ve girişimler yeni yapı doğrultusunda yeniden konumlandırıldı. Bu güncelleme, ekosistemin yalnızca ne kadar büyüdüğünü değil, aynı zamanda nasıl evrildiğini de daha net ve ölçülebilir biçimde ortaya koydu. Bu sürecin ardından Ocak 2026 güncellemesinde 40 yeni girişimin eklenmesi ve 2 girişimin çıkarılmasıyla toplam girişim sayısı 457’ye ulaştı. Son 12 aylık dönemde 78 yeni girişimin haritaya dahil edilmesiyle ekosistem yaklaşık %20 büyüme kaydederken, ortaya çıkan tablo Türkiye’de yapay zeka girişimciliğinin düzenli güncellemelerle izlenebilen, yeni oyuncularla genişleyen ve süreklilik gösteren bir yapı sergilediğini ortaya koydu. “Girişimlerin süreci sahiplenen ve sonuç üreten yapılara yöneldiğini görüyoruz” Türkiye yapay zeka ekositeminin her yıl daha da büyüdüğüne dikkat çeken TRAI Genel Müdürü Can Sinemli, güncel verileri şöyle değerlendirdi: “TRAI Girişim Haritası’nda izlediğimiz tablo, Türkiye’de yapay zeka girişimciliğinin artık teknoloji başlığı etrafında değil, gerçek iş ihtiyaçlarına dokunan, uçtan uca çözümler üreten yapılar etrafında şekillendiğini gösteriyor. Kategori yapısında yapılan güncellemelerle birlikte ekosistemin yalnızca büyüklüğünü değil, olgunlaşma yönünü de daha net izleyebiliyoruz. Bu da Türkiye yapay zeka ekosisteminin daha sürdürülebilir, daha ölçülebilir ve küresel rekabet açısından daha güçlü bir zemine oturduğunu gösteriyor.” 457 girişimle TRAI yapay zeka ekosistemi büyüyor TRAI Girişim Haritası’na eklenen girişimler, ekosistemde görünürlük kazanırken yatırımcılar, kurumsal şirketler ve potansiyel iş ortaklarıyla doğru temas noktalarına daha hızlı erişme fırsatı yakalıyor. Yatırımcılar için yeni fırsat alanlarını daha net hale getiren bu dinamik yapı; özel sektör açısından da doğru iş birliklerini, gerçek kullanım senaryolarını ve ölçeklenebilir çözümleri daha erişilebilir kılıyor. Her çeyrekte güncellenen TRAI Girişim Haritası, bu dönüşümü ölçülebilir ve karşılaştırılabilir bir çerçevede izlemek isteyen tüm paydaşlar için güncel bir referans olmayı sürdürüyor.

2025’te Plastik İhracatı 10 Milyar Dolara Dayandı Haber

2025’te Plastik İhracatı 10 Milyar Dolara Dayandı

Türkiye, küresel ekonomide yaşanan belirsizlikler, bölgesel çatışmalar ve ticaret üzerindeki baskılara rağmen 2025 yılında ihracatta tarihi bir başarıya imza attı. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, Türkiye’nin ihracatı 2025 yılında bir önceki yıla kıyasla yüzde 4,5 artarak 273,4 milyar dolara ulaştı. Bu performans, Türk sanayisinin üretim gücünü, ihracat kabiliyetini ve küresel rekabetçiliğini bir kez daha ortaya koydu. 2025 yılında ihracata en büyük katkıyı 41,5 milyar dolarla otomotiv sektörü sağlarken, kimyevi maddeler ve mamulleri sektörü 31,9 milyar dolarlık ihracatla Türkiye’nin ikinci büyük ihracatçı sektörü oldu. Elektrik-elektronik sektörü ise 17,7 milyar dolarlık ihracatla üçüncü sırada yer aldı. Kimyevi maddeler ve mamulleri ürün grupları içerisinde plastikler ve mamulleri, 2025 yılında 9,567 milyar dolarlık ihracat ile açık ara lider konumunu korudu. Plastik sektörünü, 7,133 milyar dolarlık ihracatla mineral yakıtlar ve ürünler izlerken, anorganik kimyasallar 3,673 milyar dolarlık ihracatla üçüncü sırada yer aldı. “Plastik ihracatı büyüyor” 2025 yılı ihracat performansını değerlendiren plastik sektörünün çatı kuruluşu PLASFED Başkanı, küresel ölçekte yaşanan ekonomik daralma, jeopolitik riskler ve ticaret savaşlarına rağmen Cumhuriyet tarihinin en yüksek ihracat rakamına ulaşıldığını vurguladı. Kimya sektörünün yaklaşık 32 milyar dolarlık ihracatla Türkiye’nin ikinci büyük ihracatçı sektörü olduğunu belirten Karadeniz, bu başarının arkasındaki en güçlü itici gücün plastik endüstrisi olduğuna dikkat çekti. Karadeniz, “2025 yılında plastik sektörü olarak yaklaşık 10 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdik. Bu rakam, yalnızca sektörümüzün değil, Türk sanayisinin üretim gücünün, esnekliğinin ve krizlere karşı direncinin somut bir göstergesidir. Plastik sektörü; yüksek teknolojiye dayalı üretimi, geniş ürün yelpazesi ve ihracat kabiliyetiyle Türkiye’nin küresel pazarlardaki rekabet gücünü ayakta tutan temel sektörlerden biridir” dedi. Karadeniz ayrıca, “Kimya sektörü Türkiye ihracatında yalnızca büyüklüğüyle değil, yarattığı yüksek katma değerle de kritik bir rol üstleniyor. Bu değerin merkezinde ise plastik sektörü yer alıyor. Plastik endüstrisi, kimya sektörünün ihracat performansına en güçlü desteği veren, Türkiye’nin küresel rekabet gücünü artıran stratejik bir aktördür” ifadelerini kullandı. Küresel çatışmalar ticareti etkiliyor Küresel ölçekte devam eden savaşlar, bölgesel çatışmalar, lojistik hatlardaki aksamalar ve enerji maliyetlerindeki dalgalanmaların dünya ticaretini ciddi biçimde etkilediğini belirten Başkan Karadeniz, Türk sanayicisinin bu zorlu süreçte büyük bir mücadele verdiğini söyledi. Karadeniz, “Küresel çatışmaların gölgesinde; artan maliyetlere, finansmana erişimde yaşanan zorluklara ve daralan pazarlara rağmen üretimden ve ihracattan vazgeçmeyen Türk sanayicisi ve ihracatçısı adeta birer kahramanlık öyküsü yazıyor. Türk ihracatçısı, tüm bu zorluklara rağmen pazarlarını korumayı ve yeni pazarlara açılmayı başardı” diye konuştu. Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir büyümesi için sanayi ve ihracat odaklı politikaların önemine vurgu yapan Karadeniz, sanayicinin üzerindeki maliyet baskısının azaltılması, finansmana erişimin kolaylaştırılması ve ihracatı destekleyici yapısal reformların hızla hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mastercard Lighthouse Türkiye x EBRD Star Venture Girişim Hızlandırma Programı 6 Girişimle Başladı Haber

Mastercard Lighthouse Türkiye x EBRD Star Venture Girişim Hızlandırma Programı 6 Girişimle Başladı

Türkiye’nin finansal hizmetler ekosistemini desteklemek amacıyla gerçekleştirilen Mastercard Lighthouse Türkiye x EBRD Star Venture Girişim Hızlandırma Programı için açılış etkinliği düzenlendi. “Lighthouse Türkiye Welcome Day” etkinliği, programa seçilen Finsmart AI, F-Ray Finansal Teknolojiler, Freya, Hardal, Novus ve Rudiq ile Mastercard iş ortaklarını, sektör paydaşlarını ve program partnerlerini bir araya getirdi. Mastercard Türkiye ve Azerbaycan Genel Müdürü Onur Faydacı’nın açılış konuşmasıyla başlayan etkinlik boyunca, Mastercard uzmanları ve girişimler arasında fikir ve deneyim alışverişi yapıldı; Mastercard’ın finansal hizmetler ekosistemine sağladığı katkılar ve Türkiye’deki girişimlerin dünyaya açılma potansiyeli değerlendirildi. Yapay zeka teknolojilerini iş modellerine entegre eden girişimler öne çıktı Mastercard Türkiye ve Azerbaycan Genel Müdürü Onur Faydacı, “Girişimciler bugün sadece yeni fikirler üretmiyor; yapay zeka ve veri odaklı çözümleriyle iş süreçlerini yeniden tanımlayarak ekonomilerin dönüşümüne doğrudan katkı sağlıyor. Bu nedenle Lighthouse Türkiye programımıza bu yıl AI odaklı girişimlerden gelen yoğun ve nitelikli başvurular bizim için son derece kıymetli. Türkiye’de finansal hizmetler ekosistemine katkı sağlamak amacıyla hayata geçirdiğimiz Lighthouse Türkiye programı ile ölçeklenebilir, global rekabete hazır ve teknolojiyi merkeze alan girişimlerin yanında duruyoruz. Bu özel programla Mastercard’ın küresel ağını, teknoloji birikimini ve iş ortaklarını girişimlerle buluşturuyor; yenilikçi çözümlerin hayata geçmesini hızlandırıyoruz. Ülkemizin dijital ekonomiyi geliştirme yolculuğunu, veri ve AI temelli güçlü bir inovasyon ekosistemiyle desteklemeye devam edeceğiz” dedi. Mastercard Danışmanlık Hizmetleri EEMEA Bölgesi Kıdemli Başkan Yardımcısı Muin Öztop ise “Finansal hizmetler ekosistemimizin küresel rekabet gücünü artırma hedefiyle ülkemize getirdiğimiz Lighthouse Türkiye programı, ikinci döneminde de yoğun ilgi gördü. Güçlü ve ölçeklenebilir iş modelleri, değişen pazar dinamiklerine kısa sürede uyum sağlayabilen yapıları, alanında uzman ekipleri ve özellikle yapay zekâ odaklı yenilikçi çözümleriyle fark yaratan girişimler yeni dönemde aramıza katıldı. Bu yaklaşım, Mastercard’ın teknolojiyi iş ortaklarıyla birlikte küresel ölçekte rekabet avantajına dönüştürme vizyonuyla bire bir örtüşüyor. Bu çözümlerin finansal hizmetler ekosisteminde hız, güvenlik ve kişiselleştirilmiş deneyimler sunarak sektörün dönüşümüne yön vereceğine inanıyoruz. Programa kabul edilen girişimcilerimizi kutluyor, önümüzdeki dönem için heyecanlarını paylaşıyoruz” diye konuştu. Programın açılış etkinliğine katılan T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkan Yardımcısı Furkan Karayaka ise konuşmasında Türkiye’nin girişimcilik ekosistemi ile ilgili açıklamalarda bulundu; “Ülkemizin girişimcilik ekosistemini büyütmeyi, fintek başta olmak üzere yenilikçi finans alanlarında küresel rekabetçiliği artırmayı ve girişimlerimizin uluslararası pazarlara erişimini hızlandırmayı stratejik bir öncelik olarak görüyoruz. Türkiye’nin girişimcilik ekosistemi son on yılda büyük bir ivme yakalayarak bölgesel bir merkez olma yolunda güçlü bir konuma ulaştı. 2010–2019 arasında Türk girişimlerine toplam 660 milyon dolar yatırım yapılmışken, 2020’den sonra bu rakam 5,5 milyar dolara ulaştı. Yıllık ortalama 1 milyar dolar seviyesindeki bu yatırımlar, Türkiye’nin girişimcilik ortamının olgunlaşarak küresel yatırımcıların radarına girdiğini gösteriyor. Bu programı da girişimcilerimiz için yalnızca bir hızlandırma süreci değil, aynı zamanda Türkiye’de inovasyonun ölçeklenmesi için kurulan güçlü bir adım olarak görüyoruz." Programa seçilen girişimler hakkında: Finsmart AI: Muhasebe verilerini otomatik olarak işleyip gerçek zamanlı finansal raporlar ve içgörüler üreten Finsmart AI, yapay zekâ destekli CFO yaklaşımıyla büyüyen şirketlere dijital finansal danışmanlık ve stratejik karar desteği sunuyor. F-ray Finansal Teknolojiler: Finansal ve finansal olmayan verileri gerçek zamanlı analiz eden Agentic AI mimarili F-ray, kurumların müşteri ve tedarikçi risklerini öngörmesini ve kredi ile risk değerlendirme süreçlerini otomatikleştirmesini sağlayan bir karar destek çözümü sunuyor. Freya: Finansal hizmetler sektörüne özel ses tabanlı yapay zekâ çözümleri geliştiren Freya, çağrı merkezi operasyonlarında satış desteği, teklif taleplerinin alınması ve müşteri hizmetleri süreçlerine yönelik otomasyon imkanları sunuyor. Hardal: Web sitesi ve mobil uygulamalardan elde edilen birinci taraf verilerini sunucu tarafında toplayıp farklı sistemlere aktaran Hardal, daha güvenli, doğru ve etkin pazarlama ile analitik içgörülerin üretilmesini mümkün kılan bir veri analitiği çözümü sunuyor. Novus: Manuel ve tekrar eden iş süreçlerini yapay zeka ile otomatikleştiren Novus AI, kodlama gerektirmeden yapay zekâ ajanları ve iş akışları oluşturulmasını sağlayarak kurumların zaman ve maliyet verimliliğini artıran entegre bir otomasyon altyapısı sunuyor. Rudiq: Lisanslı finansal kurumların gerçek dünya varlıklarını (RWA) tokenize etmesini mümkün kılan Rudiq, bu varlıkların farklı piyasalarda sunulmasını ve teminat gerektiren finansman süreçlerinde kullanılmasını sağlayan whitelabel bir altyapı sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Anti-Damping Kararı Yerli Çeliğe Can Suyu Olacak Haber

Anti-Damping Kararı Yerli Çeliğe Can Suyu Olacak

Türk sanayi sektörünü üretim yapamaz hale getiren dampingli ürünlere karşı, Ticaret Bakanlığınca kesin önlem uygulamasına karar verilerek yüzde 3,95 oranında anti-damping vergisi getirildi. Resmi Gazete’de yayımlanan karara yönelik açıklama yapan Kibar Holding CEO’su Haluk Kayabaşı, “Yerli üreticiye daha adil bir rekabet ortamı sağlayacak olan bu kararı, sektörü büyük kayıplar vermekten kurtaracak uygulamaların ilk adımı olarak görüyoruz ve devamının geleceğine inanıyoruz ” dedi. Demir-çelik sektörü temsilcilerinin, artan ithalat baskısına karşı anti-damping uygulaması kapsamında gerçekleştirdiği başvuru karara bağlandı. Ticaret Bakanlığı, Çin’den ve farklı Uzak Doğu ülkelerinden ithal edilen düşük fiyatlı ve kalitesiz ürünlerin iç piyasada haksız rekabet yarattığına yönelik başvuruyu haklı bularak, ithalatta yüzde 3,95 oranında anti-damping vergisi uygulanmasına karar verdi. İthalatta haksız rekabetin önlenmesine ilişkin yayımlanan karar, yeni dönemde demir-çelik sektöründe eşit şartlarda rekabetin önünü açarak, Türkiye ekonomisine can suyu olacak. HALUK KAYABAŞI: ANTİ DAMPİNG YENİ YATIRIMLARIN ANAHTARI OLACAK Türkiye’de dampingli ithalata karşı alınabilecek proaktif ve kalıcı önlemlerin yeni yatırımların önünü açacağını ifade eden Haluk Kayabaşı, “Paslanmaz çelik, modern sanayinin hem stratejik hem de vazgeçilmez girdileri arasında önemli bir yere sahip. Otomotivden sağlığa, gıdadan enerjiye, mutfaktan savunma sanayisine kadar yüksek katma değerli sektörlerin çoğunda kilit bir rol oynuyor. Ancak Asya ve Uzak Doğu menşeli ürünlerde görülen dampingli fiyatlar, iç piyasadaki rekabet ortamını bozmakla kalmıyor, yerli üreticinin yatırım kapasitesini de zayıflatıyor. Ticaret Bakanlığımız tarafından yerli üreticiye stratejik kalkan oluşturacak bu yaptırımların, ülkemizin paslanmaz çelikte sürdürülebilir bir büyüme yakalamasına etki edeceğine inanıyorum. Böylesine güçlü bir ürünü, dışa bağımlı hale getirmek ülkemiz için büyük bir kayıp olur. Dünyanın birçok ülkesinde uygulanan ve emsal teşkil eden koruyucu ticaret politikaları, yerli üretici için büyük bir dayanak. Anti-damping, yeni yatırımların anahtarı olacak” dedi. TÜRK SANAYİSİ YENİ DÖNEMDE İSTİHDAMLA GÜÇLENECEK Türkiye'nin paslanmaz çelik sektöründe yeni bir dönemin kapılarının aralandığını ifade eden Haluk Kayabaşı, “Paslanmaz çelik pek çok sektör için stratejik bir girdi. Bu ham maddeyi son ürün haline getirecek yerli üretim gücünün desteklenmesi hayati önem taşıyor. Milli ekonomimize katma değer sağlayan paslanmaz çeliğe hayat verecek tüm uygulamaları destekliyoruz” diyerek yüzde 3,95 oranında uygulanacak anti damping vergisinin olası etkilerini anlattı: “Halihazırda mevcut üretim, sanayinin artan ihtiyacının yalnızca üçte birini karşılayabiliyor. Türkiye’nin yıllık soğuk haddelenmiş paslanmaz çelik tüketimi 400–450 bin ton civarında. Ancak bu tüketimde ithalat yüzde 80 gibi bir paya sahip. Diğer yerli üretici ile birlikte toplam iç pazar ihtiyacının yüzde 90'ını karşılayabilecek kapasitedeyiz. Yerli üretimi güçlendirmek, hem cari açık açısından hem de sanayimizin stratejik bağımsızlığı için çok önemli. Bakanlığımız tarafından yayımlanan anti-damping önlemi kararının ardından üretimimiz inanıyorum ki önemli oranda artış gösterecek. Kapasite kullanım oranlarımız artacak, fabrikalarımız daha düşük maliyetle üretim yapacak. En önemlisi istihdam ve işgücü artacak. Yatırım iştahı canlanırken, ülkemizin rekabet gücü gelişecek. Bakanlığımızın desteğiyle oluşturulacak güçlü sanayi ekosistemi, yatırımların kalıcı hale gelmesini ve katma değerli üretimin gelişmesini sağlayacak. Türkiye, daima büyüyen sanayisiyle ve üretim kabiliyetiyle küresel rekabet içinde giderek daha görünür hale geliyor. Altını çizerek söylemek isterim ki; paslanmaz çelik, kat edilen bu yolun, ulaştığımız bu büyümenin omurgasını oluşturan sektörlerden biri. Bu adım, Türkiye’nin yalnızca tüketen değil, bölgesinde üretim üssü haline gelen konumunu da güçlendirecek. Böylelikle sektörümüzde, dünya çapında söz sahibi bir oyuncu olacağız” dedi.

İş Bankası ve OSBÜK ile İkiz Dönüşüm Buluşmaları İstanbul’da Haber

İş Bankası ve OSBÜK ile İkiz Dönüşüm Buluşmaları İstanbul’da

2024 yılında MEXT iş birliği ile “100 KOBİ’nin İkiz Dönüşüm Yolculuğu Projesi”ni başlatan İş Bankası, ülkemizde dijital ve yeşil dönüşümün tüm OSB’lere yayılmasını destekleme hedefiyle geçtiğimiz yıl Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu (OSBÜK) ile protokol imzalayarak “OSB'lerde İkiz Dönüşüm Buluşmaları”nı başlattı. Konya, Gaziantep, İzmir ve Ankara’nın ardından İstanbul’da KOBİ’leri bir araya getirdi. “İşletmelerimizde %10-20 arasında verimlilik artışı…” İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, Cumhuriyetimizin 100. yılında başlattıkları 100 KOBİ’nin İkiz Dönüşüm Yolculuğu projesi ile seçilen firmalara yol haritaları oluşturduklarını ve gerekli adımların hayata geçirilmesi için bir finansman paketi de sunduklarını belirtti. Aran, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ne mutlu bize ki bugün bu işletmelerimizde %10 ile %20 arasında bir verimlilik artışı olduğunu görüyoruz. %12'den başlayan %50'ye kadar çıkan bir kapasite artışına tanıklık ettik. Üretim süreçlerinde %8 ile %35 arasında bir hata azaltımı mümkün oldu. Dijital kanallardan yapılan satışlarda %10 ile %20 arasında artış gerçekleşti. Enerji verimliği tarafında, özellikle sınırda karbon düzenlemesinden etkilenmeden Avrupa Birliği'ne ihracata devam edebilme kısmında %14-20 arasında enerji maliyetinde tasarruf, %5’ten %18’e varan atık azaltımı, %12’ye varan su tüketiminde azaltım, %9-11 arasında Kapsam 1 ve 2 emisyon azaltımı gerçekleşti. Ayrıca %10-15 arasında kaynak verimliliği artışı gerçekleşti. KOBİ’ler düzeyinde elde edilen bu faydaların ülkemizin küresel rekabet gücünde teknoloji, doğru metot, doğru finansmanla birleşirse hangi boyuta ulaşabileceğini göstermek adına çok kıymetli olduğunu düşünüyorum.” Aran, OSBÜK’le Haziran 2024'te imzalanan protokol ile 100 KOBİ’ye 2.356 KOBİ daha eklemeyi başardıklarını, bu dönemde kullandırdıkları 2,9 milyar lira krediye OSBÜK’le yapılan anlaşma kapsamında 20 milyar lirası nakdi olmak üzere toplam 41 milyar liralık daha kredi desteği verebildiklerini söyledi. Bu rakamların makul, karşılanabilir seviyelerde olduğunu; büyük adımlar atmadan da bu tarz dönüşümlerin başarılabildiğini söyleyen Aran, bu proje ile teknolojiyi doğru şekilde kullanarak küresel rekabete ayak uydurabilecek dönüşümün yapılabileceğini gösterdiklerine inandığını belirtti. “OSB’lerde daha dijital, daha yeşil, daha verimli, daha rekabetçi bir üretim ekonomisi inşa edeceğiz” Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu (OSBÜK) Başkanı Memiş Kütükcü ise organize sanayi bölgelerinin Türkiye’nin sanayi haritasını şekillendirdiğinin altını çizerek, “68 bin fabrikamızda 2 milyon 700 bin insanımıza doğrudan istihdam sağlıyoruz. Ülkemizin toplam sanayi üretiminin yarısını organize sanayi bölgelerimiz gerçekleştiriyor” dedi. Ekonomide yaşanan zorlukların OSB’lerdeki üretimi de etkilediğini ancak OSB’lerin her şeye rağmen rotayı üretimden çevirmediğini anlatan Kütükcü, “Bugün dünya ekonomisinde rüzgarlar sert esiyor. Ülkemizdeki ve dünyadaki toparlanma süreci beklenenden daha uzun sürdü. Finansmana erişimdeki zorluklar işletmelerimizi doğrudan etkilemeyi sürdürüyor. Ancak biz bu zorlukları aşacağız. Bazen rüzgarlar sert esecek, hatta fırtınaya dönecek; direneceğiz. Ne olursa olsun, üreteceğiz, ihracat yapacağız ve Türkiye’yi muasır medeniyetler seviyesine hep birlikte çıkaracağız” şeklinde konuştu. Türkiye’nin OSB alt yapısının Avrupa’nın en büyük üretim ağlarından biri olduğuna işaret eden Kütükcü, ikiz dönüşüm sürecinin önemine dikkat çektiği konuşmasını şöyle sürdürdü: “Yeşil sanayide, dijital dönüşümde Türkiye’ye rol model oluyoruz. Yeşil OSB Sertifikası alan organize sanayi bölgesi sayımız 27’ye ulaştı. Bu sayı daha da artacak. OSB sanayicilerimizin, ikiz dönüşüm sürecinde finansmana erişim, teknolojiye erişim ve veriye dayalı yönetim konusunda daha fazla desteğe ihtiyacı var. OSBÜK olarak tüm bunlarla ilgili çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Organize sanayi bölgelerimizde daha dijital, daha yeşil, daha verimli, daha rekabetçi bir üretim ekonomisi inşa edeceğiz.” 100 KOBİ’nin İkiz Dönüşüm Yolculuğu İçgörü Raporu İş Bankası İktisadi Araştırmalar Müdürü Alper Gürler ve MEXT Genel Müdürü Efe Erdem de “100 KOBİ’nin İkiz Dönüşüm Yolculuğu” projesinin içgörü raporuna ilişkin detayları katılımcılarla paylaştı. İş Bankası ve MEXT tarafından başlatılan projeye 16’sı küçük, 71’i orta, 13’ü büyük ölçekli olmak üzere toplam 100 firma dahil edildi. İçgörü raporu, Türkiye genelinde 24 ilde yerleşik bulunan ve imalat, ulaşım, ileri imalat, kimya, tekstil, metal-maden, elektronik, hızlı tüketim ürünleri, ilaç-sağlık, enerji, kağıt, biyoenerjiden oluşan 12 sektörde faaliyet gösteren firmaların bir yıllık ilerleme süreçlerinin takip edilmesiyle hazırlandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kozmetik Sektörü 2025’i 1,7 Milyar Doların Üzerinde İhracatla Kapatmaya Hazırlanıyor Haber

Kozmetik Sektörü 2025’i 1,7 Milyar Doların Üzerinde İhracatla Kapatmaya Hazırlanıyor

Yerli üreticilerin artan kapasitesi, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Türk-i Cumhuriyetlerdeki canlı pazar dinamiği ve AB mevzuatına uyum sürecinde kaydedilen ilerleme, sektörün küresel rekabet gücünü yılın sonunda belirgin şekilde yukarı taşıyor. KÜAD (Kozmetik Üreticileri ve Araştırmacıları Derneği), sektörün bu ivmesinin, 15–17 Aralık 2025’te Antalya’da düzenlenecek 9. Uluslararası Kozmetik Kongresi’nin teması olan “Holistik Kozmetik” yaklaşımıyla doğrudan örtüştüğünü ve Türkiye’nin yalnızca üretimde değil, inovasyon ve sürdürülebilirlik alanlarında da bölgesel bir merkez hâline geldiğini vurguluyor. Kongre programı; bütünsel güzellik anlayışından sürdürülebilir üretim modellerine, dijital etiketlemeden etik formülasyon süreçlerine kadar uzanan kapsamıyla, ihracattaki büyümeye paralel şekilde sektörün dönüşüm yolunu şekillendiriyor. Sektörün ticaret verileri, özellikle sabun, ıslak mendil ve saç bakım ürünlerinin hem değer hem de hacim açısından ihracatta başı çektiğini gösteriyor. En yüksek talep; ABD, Irak, İran ve Rusya gibi pazarlardan gelirken, makyaj ve cilt bakım ürünlerinde çok daha geniş bir coğrafi çeşitlilik dikkat çekiyor. Yerli üreticilerin artan ölçek yatırımları, kalite standartlarını yükselten Ar-Ge çalışmaları ve global tedarik zincirlerinde elde edilen avantajlar, ithalat bağımlılığının düşüşünü desteklerken ihracattaki ivmeyi de besliyor. TÜRKİYE KOZMETİĞİ BÜTÜNSEL BİR DÖNÜŞÜM SÜRECİNDE Sektörün güncel verilerini değerlendirirken holistik yaklaşımın artık yalnızca bir trend değil, zorunlu bir dönüşüm olduğunu belirten KÜAD Kongre Başkanı Fuat Arslan; “Türkiye kozmetik sektörü artık sadece üretim kapasitesiyle değil, sürdürülebilirlik kültürü, inovasyon becerisi ve bütünsel bakış açısıyla bölgesel bir güç hâline geliyor. İhracatta 1,7 milyar dolar seviyesini aşmak değerli bir başarı; son beş yılda istikrarlı biçimde artan dış ticaret performansı da bu yükselişin kalıcı olduğunu gösteriyor. Ancak asıl kritik olan, üretimden tüketime uzanan tüm süreçlerde çevre dostu modelleri benimseyen, şeffaf içerik politikalarıyla güven veren ve global regülasyonlarla uyum içinde ilerleyen bir yapının inşa edilmesidir. Bu nedenle Antalya’da gerçekleştireceğimiz 9. Uluslararası Kozmetik Kongresi, yalnızca yılın akademik ve sektörel buluşması değil, Türkiye kozmetiğinin geleceğini şekillendiren stratejik bir çalışma masası niteliği taşıyor. Üç gün boyunca AB mevzuat güncellemelerinden yeşil dönüşüm politikalarına, dijital etiketlemeden inovatif formülasyon tekniklerine kadar geniş bir yelpazede hem sektör hem de akademi tarafından paylaşılan bilgiler, önümüzdeki beş yılın yol haritasını belirleyecek. Ar-Ge, sürdürülebilir üretim, ihracat stratejileri, tüketici eğilimleri ve global pazarlarda konumlanma gibi başlıkların çok disiplinli bir bakışla ele alınacağı bu kongre, Türkiye kozmetiğinin geleceğini belirleyecek dönüşümün ortak akılla tartışıldığı en önemli platform olacak.” dedi. REGÜLASYON, SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VE İNOVASYON KONGRENİN ODAK NOKTASINDA Kongre kapsamında AB Kozmetik Ürünler Tüzüğü’nün güncel gereklilikleri, yeşil dönüşümün üretim süreçlerine etkileri, dijital etiketleme sistemleri, sürdürülebilir ambalaj tasarımları, biyoteknolojik aktif bileşenler ve tüketici davranışlarında yaşanan hızlı değişim ele alınacak. Üniversite–sanayi iş birliklerinin artırılması, Ar-Ge yatırımlarının derinleştirilmesi ve global pazarlara erişimde inovasyonun oynadığı rol de programın temel gündemleri arasında yer alıyor. Aynı zamanda bu yıl da gerçekleştirilecek Innovation Zone & Upcycle Proje Yarışması ile çevre dostu yaklaşımlar odağında geliştirilen projeler görünürlük kazanacak ve sürdürülebilir üretim vizyonunun sektördeki karşılığı güçlendirilecek. Kongrede atölye ve deneyim programları; koku tasarımından duyusal algıya, doğal içerik geliştirmeden dijital süreç yönetimine kadar uzanan geniş bir yelpazede katılımcılara hem teknik hem de yaratıcı bir öğrenme alanı sunacak. “Kokunu Keşfet”, “İmza Parfüm Atölyesi” ve “Holistik Parfüm Workshop” gibi uygulamalı etkinlikler, kongreye deneyimsel bir boyut kazandırırken; bilgi paylaşımının yanı sıra sektör profesyonelleri arasında güçlü bağların kurulmasını sağlayacak. KÜAD, TÜRKİYE’NİN KÜRESEL KOZMETİK VİZYONUNU GÜÇLENDİRİYOR Türkiye kozmetik sektörü; üretim kapasitesi, genç Ar-Ge ekosistemi, ihracat kabiliyeti, mevzuat uyumundaki kararlılığı ve tüketiciye ulaşan yenilikçi ürün çeşitliliğiyle bölgesel bir inovasyon merkezi olma yolunda hızla ilerliyor. KÜAD, düzenlediği uluslararası kongreyle sektörün bilimsel, ticari ve inovatif tüm bileşenlerini bir araya getirerek Türkiye’nin küresel kozmetik sahnesindeki sesini daha da güçlendirmeyi hedefliyor.

EGİAD'dan Belarus Pazarına Açılan Kapı Haber

EGİAD'dan Belarus Pazarına Açılan Kapı

EGİAD Dernek Merkezi'nde düzenlenen toplantıya Belarus'tan geniş bir temsilci heyeti katılırken, Türk iş dünyası açısından önemli fırsatlar sunan Belarus pazarına ilişkin kapsamlı bilgiler aktarıldı. Toplantı, Belarus İstanbul Başkonsolosu Evgenia Bortkevichte, Belarus Ulusal Pazarlama Merkezi Genel Müdür Yardımcısı Evgeny Russak, Çin–Belarus Sanayi Parkı Great Stone Genel Müd r Yardımcısı Artur Detkov, Great Stone Yatırım Projeleri Direktörü Viktoria Kruminya, Belarus Yüksek Teknoloji Parkı Uluslararası İşbirliği Dairesi Başkan Yardımcısı Marina Filipyuk, Belarus İstanbul Konsolosu Aliaksandr Vorozin, Belarus İzmir Fahri Konsolosu Murat Yorgancıoğlu ve EGİAD üyelerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Belarus, Avrasya'nın Kalbinde Yükselen Bir Pazar Açılış konuşmasını yapan EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı, Belarus'un konumu, sanayi altyapısı, büyüyen pazar dinamikleri ve yatırımcı dostu politikalarıyla Türk iş dünyası için stratejik fırsatlar sunduğunu vurguladı. Özhelvacı, Belarus'un Avrupa Birliği, Rusya ve Bağımsız Devletler Topluluğu ülkelerine erişim avantajı sayesinde bölgesel ticarette kritik bir konuma sahip olduğunu belirtti. Makine-ekipman, kimya, gıda, tekstil, ahşap ürünleri ve teknoloji gibi sektörlerdeki üretim kapasitesinin Türk şirketleri için geniş iş alanları sunduğunu ifade etti. Türkiye–Belarus ekonomik ilişkilerinin istikrarlı biçimde geliştiğine dikkat çeken Özhelvacı, şu bilgileri paylaştı: "Türkiye ile Belarus arasındaki ilişkiler, 1992'de Türkiye'nin Belarus'u ilk tanıyan ülkelerden biri olmasıyla başlamış ve bugün diplomatik, ticari ve ekonomik açıdan güçlü bir zemine kavuşmuştur. Ticaret hacmimiz 2024 yılında 1,85 milyar dolara ulaşmıştır. İhracatımızda elektrikli makineler, tekstil ürünleri, otomotiv yan sanayi, plastik ve kimyasallar öne çıkarken; ithalatımızda kereste, demir-çelik, kimyasal gübreler ve tekstil lifleri dikkat çekmektedir. Belarus'ta faaliyet gösteren Türk şirketlerinin toplam yatırımları 1,5 milyar dolar düzeyindedir. Türk müteahhitlik firmaları ise 1991'den bu yana Belarus'ta 977,2 milyon dolar değerinde 46 proje üstlenmiştir. Bu göstergeler, iki ülke arasında büyümeye açık ve karşıl ıklı fırsatlar içeren güçlü bir iş birliği alanı bulunduğunu göstermektedir. Üyelerimizi yeni pazarlara hazırlamak, ihracat kapasitelerini artırmak ve yatırım ağlarını genişletmek EGİAD'ın en temel önceliklerindendir. Belarus, bu anlamda stratejik bir kapı aralamaktadır." EGİAD, Üyelerinin Küresel Rekabet Gücünü Artırmayı Sürdürecek EGİAD Başkanı Kaan Özhelvacı, küresel gelişmelerin hızla değiştiği bir dönemde şirketlerin uluslararası pazarlarda doğru zamanda ve doğru ortaklıklarla yer almasının önemine vurgu yaparak, "Sürdürülebilir büyüme ancak küresel ölçekte atılan stratejik adımlarla mümkündür. Belarus pazarını yakından tanımak, fırsatları bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirmek ve doğru ilişkileri kurmak bu nedenle büyük önem taşımaktadır. EGİAD olarak önceliğimiz, genç ve lider iş insanlarımızın şirketlerini uluslararası pazarlara taşıyacak cesar eti, bilgiyi ve ilişki ağını güçlendirmektir. Bugün gerçekleştirdiğimiz bu seminer, üyelerimizin farklı coğrafyalarda yeni iş bağlantıları kurmasına, ihracat kapasitelerini artırmasına, yurt dışı yatırımlarını geliştirmesine ve güvenilir bilgiyle stratejik kararlar almasına katkı sunmak amacıyla kurgulanmıştır. Belarus'un yatırım ortamını, sektörel potansiyelini, iş yapma modellerini ve ticaretin nasıl geliştirilebileceğini en güncel bilgiler ışığında aktarmayı; karşılıklı iş birliklerinin temelini birlikte atmayı hedefliyoruz." diye konuştu. Teknoloji, Sanayi, Lojistik ve Yatırım Alanlarında Yeni İş Birlikleri Gündemde Toplantı sırasında konuşmacılar, Belarus'un yatırım ortamına ilişkin güncel bilgileri detaylı biçimde paylaştı. İmalat, yüksek teknoloji, bilişim, otomotiv yan sanayi, lojistik ve tarım-gıda sektörlerindeki fırsatlar öne çıktı. Belarus'un Avrasya Ekonom ik Birliği'ne erişim sunan konumu sayesinde Türk şirketleri için lojistik avantajların güçlendiği vurgulandı. Çin–Belarus Sanayi Parkı Great Stone temsilcileri, parkta sunulan özel teşvikler, vergi avantajları ve bölgenin lojistik konumuyla ilgili kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi. Belarus Yüksek Teknoloji Parkı yetkilileri ise yazılım, fintech, oyun, yapay zekâ ve AR-GE tabanlı girişimler için ülkede güçlü bir ekosistem bulunduğunu ifade etti. Toplantı boyunca Türkiye ile Belarus arasında ticaretin nasıl geliştirilebileceği, sektörel potansiyeller ve ortak projelere yönelik değerlendirmeler paylaşıldı. EGİAD üyeleri, Belaruslu kurum temsilcileriyle birebir görüşmeler yaparak iş bağlantılarını güçlendirme fırsatı buldu.

DenizBank ve ENBD'den OYAK Grubu ile Dev Anlaşma Haber

DenizBank ve ENBD'den OYAK Grubu ile Dev Anlaşma

DenizBank’ın koordinatörlüğünde yürütülen işlem, Körfez Bölgesinin en büyük bankalarından olan ENBD'nin Türkiye ekonomisine olan inancını güçlü şekilde gösterirken; Türkiye’nin önde gelen kurumsal gruplarından OYAK’ın uluslararası sermaye piyasalarındaki erişim gücünü de bir kez daha teyit etti. Sözleşmenin imza töreninde konuşan DenizBank Genel Müdürü Recep Baştuğ, “OYAK Grubu, güçlü finansal yapısı ve uzun vadeli büyüme vizyonu ile ülkemizin en köklü kuruluşları arasında yer alıyor. DenizBank olarak Grup'un faaliyetlerini yurt içinde ve dışında destekleyerek Türkiye'ye sağladığı katma değeri artırması hedefindeyiz. Hem hissedarımız ENBD’nin hem bizim Türkiye’nin potansiyeline olan inancı tam. Hissedarımızın Türkiye'ye katkılarını artırarak sürdürme konusundaki kararlı yaklaşımı da motivasyonumuzu artırıyor. Bu işlem, OYAK’a duyulan güvenin somut bir göstergesi olduğu gibi Bankamızın kurumsal finansman alanındaki lider konumunu ve uluslararası ağını ortaya koyması açısından da değerli. Ülkemize olan uzun vadeli taahhüdümüzü bu kredi plasmanı ile bir adım öteye taşıyor; OYAK’ın sürdürülebilir büyüme stratejisine katkı sağlamaktan memnuniyet duyuyoruz.” değerlendirmesinde bulundu. OYAK Genel Müdürü Murat Yalçıntaş ise yaptığı değerlendirmede, “DenizBank ile gerçekleştirdiğimiz bu anlaşma, OYAK’ın büyüme ve verimlilik odaklı yatırım stratejisinin önemli bir adımını oluşturuyor. Uzun yıllardır Türkiye’nin kalkınmasına katkı sunan sektörlerde faaliyet gösteriyoruz. Sağlanan bu kredi olanağıyla finansman yapımızı güçlendirirken, farklı sektörlerdeki faaliyetlerimizde verimliliği artıracak ve küresel rekabet gücümüzü pekiştirecek yatırımlara odaklanacağız. DenizBank’ın ve hissedarı ENBD’nin ülkemize ve OYAK’a duyduğu güven, bizim de uzun vadeli hedeflerimize olan inancımızı güçlendiriyor. Türkiye ekonomisine değer katmaya, istihdamı ve üretimi artırmaya kararlılıkla devam edeceğiz.” dedi.

Özyeğin Üniversitesi, Turquality Programına En Üst Kapsamda Dahil Oldu Haber

Özyeğin Üniversitesi, Turquality Programına En Üst Kapsamda Dahil Oldu

Özyeğin Üniversitesi, Türkiye’nin marka gelişimini ve küresel rekabet gücünü artırma hedefiyle, T.C. Ticaret Bakanlığının dünyanın ilk ve tek devlet destekli markalaşma programı Turquality Programı’na en üst kapsamda dahil edildi. Kuruluşundan bu yana benimsediği “global etkisi yüksek girişimci araştırma üniversitesi” vizyonu doğrultusunda; uluslararası akademik iş birlikleri, sektörel ortaklıklar, yenilikçi eğitim modelleri ve toplumsal katkı odaklı projeler ile dünya çapında sürdürülebilir değer üretmeye odaklanan Özyeğin Üniversitesi, Turquality Programı’nın stratejik planlama, yönetim kalitesi, finansal yapı, insan kaynağı, inovasyon ve dijitalleşme gibi alanlarda sürdürülebilir büyüme odaklı desteğini alacak. Program ayrıca, Özyeğin Üniversitesinin küresel ölçekte rekabet edebilirliğini artıran stratejik bir paydaş olarak süreçte yer alacak. “Turquality programının sunduğu avantajlarla, Türkiye’nin bölgesel bir çekim merkezi olma vizyonunu güçlendireceğiz” Özyeğin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Barış Tan konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Turquality, Türkiye’nin küresel ölçekte rekabet edebilen ve dünya ile entegre marka kurumlar yaratma hedefinin en stratejik programlarından biri. Başlangıcından itibaren Turquality programının kurgulanmasına destek veren, başlangıcından bugüne Turquality kapsamındaki kurumların yöneticilerine eğtim veren bir akademisyen olarak bugün Özyeğin Üniversitesinin bu kapsama alınmasından büyük memnunluk duyuyorum. Bugün en üst kapsamda Turquality’ye kabul edilmemizi global etki yaratma amacımız ve uluslararasılaşma stratejimizle bire bir örtüşen bir itici güç olarak görüyorum. Bu kabulle eğitim, araştırma ve girişimcilik alanlarında Türkiye’den dünyaya açılan, bölgesinde değer üreten bir üniversite olma yolunda önemli bir aşama kaydettiğimize inanıyorum. Özyeğin Üniversitesi olarak aldığımız bu destekle uluslararası görünürlüğümüzü artıracak, akademisyenlerimizi, öğrencilerimizi ve projelerimizi dünyanın farklı noktalarında daha güçlü biçimde konumlandıracağız. Programın sunduğu avantajlarla, Türkiye’nin bölgesel bir çekim merkezi olma vizyonunu güçlendireceğiz.” Turquality programına kabul edilmesiyle Özyeğin Üniversitesi; uluslararası öğrenci ve akademisyen hareketliliğini artırmayı, yurt dışındaki üniversitelerle ortak programları ve çift diploma çalışmalarını genişletmeyi, global araştırma fonlarına erişimi güçlendirmeyi ve girişimcilik ile teknoloji odaklı projelerde dünya çapındaki paydaşlarla daha yakın iş birlikleri geliştirmeyi hedefliyor.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.