Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Küresel Rekabet

Kapsül Haber Ajansı - Küresel Rekabet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Küresel Rekabet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Çelik Ve Yeşil Dönüşüm Ekosistemi Yeşil Çelik Zirvesi’nde Buluştu  Haber

Çelik Ve Yeşil Dönüşüm Ekosistemi Yeşil Çelik Zirvesi’nde Buluştu 

Çelik sektörünün düşük karbonlu üretime geçiş sürecini çok boyutlu bir perspektifle ele alan “Yeşil Çelik Zirvesi – Green Steel Summit 2026” 7 Mayıs’ta İstanbul’da gerçekleştirildi. SteelData organizasyonu ve Tosyalı Holding ana sponsorluğunda düzenlenen zirve, küresel rekabet, regülasyonlar ve teknolojik dönüşüm ekseninde çelik endüstrisinin geleceğine odaklandı. Enerji, teknoloji, finans ve kamu başta olmak üzere farklı disiplinlerden üst düzey temsilcilerin katıldığı etkinlikte; karbonsuzlaşma stratejileri, emisyon yönetimi, döngüsel ekonomi uygulamaları ve sınırda karbon düzenlemeleri kapsamlı şekilde ele alındı. Zirve, SteelData Yöneticisi Şahap Ataman’ın açılış konuşmasıyla başlarken, Dünya Çelik Birliği Genel Direktörü Dr. Edwin Basson küresel çelik sektöründe yeşil dönüşümün dinamiklerine ilişkin bir keynote sunum gerçekleştirdi. Günün ilk oturumlarından ‘Yeşil Çelik Endüstrisine Adım Atmak ve Gelecek Beklentileri’ başlıklı CEO paneli, Escarus CEO’su Dr. Kubilay Kavak moderatörlüğünde; Hasçelik CEO ve Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Naci Faydasıçok, Metsims Sustainability CEO’su Dr. Hüdai Kara ve ClimeCo Türkiye CEO’su Volkan Ural’ın katılımıyla gerçekleştirildi. ‘CBAM ve ETS’nin Gerçekleri, Ticaret Yönetimi, Maliyetler ve Tedarik Zinciri’ başlıklı panel ise Tatmetal Satış ve Pazarlama Direktörü Gülçin Şimşek moderatörlüğünde; ATP GreenX Birim Başkanı Tuğba Sarı, Çağ Çelik İcra Kurulu Üyesi Ercüment Ünal, Metalurjist Muammer Bilgiç ve Çolakoğlu Metalurji Sürdürülebilirlik Müdürü Can Ediboğlu’nun katılımıyla düzenlendi. Öğleden sonraki ‘Sıfır Net Emisyon Hedefine Geçiş ve Yeni Dönemde Küresel Çelik Sanayi ve Ticaretinin Dinamikleri’ oturumunda; Dünya Çelik Birliği Endüstri Analizi Direktörü Dr. Barış Çiftçi, C&D Turkey Kıdemli Ticaret Müdürü Tuğçe Ebru Paget, GMK Center CEO’su Stanislav Zinchenko ve SteelWatch Çelik Analisti Constantin Johnson değerlendirmelerde bulundu. Zirvenin son oturumunda ise MY Advisor CEO’su Murat Yapıcı, çelik ticaretinde değişen kurallar ve uluslararası ticaretin dinamiklerine, AKÇT Anlaşması, Serbest Ticaret Anlaşmaları ve AB ile ticari ilişkilere ilişkin görüşlerini paylaştı. Etkinliğin organizasyonunu üstlenen SteelData Yöneticisi Şahap Ataman, çelik sanayi ile yeşil dönüşüm ekosistemini bu yıl üçüncü kez bir araya getirmekten memnuniyet duyduklarını belirterek, “Sürdürülebilirlik artık bir tercih değil, zorunluluk. Çelik sektörü ise bu dönüşümün tam merkezinde yer alıyor. Bu zirve, yalnızca bugünü anlamak için değil, yarını birlikte inşa etmek için de önemli bir fırsat sunuyor. Tüm paydaşları aynı zeminde buluşturarak sektörün dönüşüm yolculuğunda güçlü bir sinerji ve iş birliği ortamı oluşturan bu organizasyonda emeği geçen herkese teşekkürlerimizi sunuyoruz” dedi. TÇÜD ve Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı: “Çelik sektöründe rekabetin kuralları yeniden yazılıyor” Zirve kapsamında çelik sektörüne yönelik değerlendirmelerini paylaşan TÇÜD ve Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, sektörün küresel ölçekte yapısal bir dönüşümden geçtiğine dikkat çekerek, “Son yıllarda çelik sektöründe arz-talep dengesi kalıcı biçimde bozulurken, yüz milyonlarca tonluk âtıl kapasiteye rağmen piyasa dengelenemiyor. Bu tablo bize açık bir gerçekliği gösteriyor. Artık sadece üretmek ve büyümek yeterli değil. Rekabetin doğası köklü biçimde değişiyor. Maliyet avantajı tek başına belirleyici olmaktan çıkarken ticaret politikaları, anti-damping önlemleri ve karbon regülasyonları oyunun kurallarını yeniden yazıyor. Bugün çeliğin maliyetini demir cevherinden çok karbon emisyonu belirliyor. Bu nedenle çelik sektörü, tüm dünyada stratejik bir alan olarak yeniden konumlanıyor; Avrupa Birliği ve ABD başta olmak üzere birçok ekonomi sektörü korumaya yönelik adımlar atıyor. Bizim de ülke olarak çelik sektörünü stratejik olarak yeniden konumlandırmamız gerekiyor. Bu yeni dönemde rekabet kadar iş birliği ve uyum politikaları da kritik bir belirleyici haline gelecek” dedi. TÇÜD ve Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı: “Yeşil çelikte Türkiye önemli bir avantaja sahip” Türkiye’nin yeşil çelik dönüşümünde güçlü bir konumda bulunduğunu vurgulayan Fuat Tosyalı, “Türkiye, Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması kapsamındaki en kritik tedarikçilerinden biri. AB’ye ton bazında en çok ihracat gerçekleştiren 4. ülkeyiz. SKDM kapsamındaki ithalatta ise, toplam ihracat bedeli üzerinden Ukrayna’nın ardından 2. sırada yer alıyoruz. Demir-çelik sektöründe gerçek veri kullanım oranımız %82 seviyesinde; 1000 ton üzerindeki ihracatlarda ise bu oran %90’ın üzerine çıkıyor. Hurdaya dayalı üretim yapımız ve düşük emisyonlu teknolojilere yaptığımız yatırımlar, bizi yeşil çelik üretiminde güçlü bir konuma taşıyor. Yeter ki bu tabloyu doğru anlatalım. Avrupa ile dengeli ticaret yapımızı, lojistik avantajımızı ve stratejik rolümüzü net bir şekilde ortaya koyabilelim. Bunu başardığımızda Türkiye, yalnızca uyum sağlayan değil, Avrupa’nın yeşil çelik üretiminde kritik bir çözüm ortağı haline gelir. Bu dönüşümü de hep birlikte önemli bir fırsata çevirebiliriz” dedi. Dünya Çelik Birliği Genel Direktörü Dr. Edwin Basson: “Karbonsuzlaşma, çelik sektöründe rekabetçiliğin temel belirleyicisi haline geldi” Küresel çelik sektöründe yeşil dönüşümün dinamiklerine ilişkin konuşmasında çok kritik konulara değinen Dünya Çelik Birliği Genel Direktörü Dr. Edwin Basson, “Çelik sektörü bugün iklim değişikliği, teknolojik dönüşüm, sosyoekonomik değişimler ve jeopolitik kırılmalar gibi dört büyük küresel trendin kesişim noktasında bulunuyor. Bu dönüşüm yalnızca üretim süreçlerini değil; tedarik zincirlerini, enerji sistemlerini, ticaret akışlarını ve şehirlerin geleceğini de yeniden şekillendiriyor. Buna rağmen sektör olarak geleceğe iyimser bakıyoruz. Bugün dünyada yaklaşık 2 milyar ton seviyesinde olan çelik kullanımının önümüzdeki 25 yılda 2,2 ila 2,4 milyar tona ulaşmasını bekliyoruz. Talep artık gelişmiş ekonomilerden gelişmekte olan ülkelere doğru kayıyor; başka bir ifadeyle çelik tüketiminde batıdan doğuya, kuzeyden güneye doğru önemli bir dönüşüm yaşanıyor. Türkiye ise stratejik konumu, sanayi altyapısı ve üretim gücüyle bu dönüşümün önemli merkezlerinden biri olma potansiyeline sahip” dedi. Karbon azaltımı artık çelik sektörü için yalnızca çevresel bir hedef değil, aynı zamanda rekabetçiliğin ve gelecekteki büyümenin temel belirleyicilerinden biri haline geldi diyerek sözlerine devam eden Basson, “Sektör genelinde elektrifikasyon, hurda kullanımının artırılması, hidrojen bazlı üretim teknolojileri ve karbon yakalama çözümleri gibi çok sayıda yatırım hayata geçiriliyor. 2040 yılına kadar çelik sektörünün CO2 emisyonlarında yaklaşık %30 oranında düşüş sağlayabileceğimize inanıyoruz. 2050’de tam anlamıyla net sıfır bir noktaya ulaşmak kolay olmayabilir ancak bugüne kıyasla çok daha düşük karbonlu bir üretim yapısına yaklaşacağımız konusunda güçlü bir inanca sahibiz. Çelik sektörü ekonomik büyümeyi desteklemeye, istihdam yaratmaya ve sürdürülebilir şehirlerin dönüşümüne katkı sunmaya devam edecek.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

   Türk İlaç Sanayisi Yerli Üretim İçin Masaya Oturuyor Haber

  Türk İlaç Sanayisi Yerli Üretim İçin Masaya Oturuyor

TİYSAT (Teknoloji, İlaç ve Yerli Sanayi Topluluğu Kümelenmesi) tarafından Artkim Global organizatörlüğünde düzenlenecek B2B İş Olanakları Etkinliği, 14 Mayıs’ta İstanbul Rumeli Han’da sektörün paydaşlarını bir araya getirecek. Osmanlı döneminde eczacılık faaliyetlerine ev sahipliği yapmış olan Rumeli Han’da gerçekleştirilecek etkinlik, sektörel iş birliklerini tarihsel bir zeminde buluşturacak. Yerli ilaç üreticileriyle ile yerli tedarikçiyi buluşturacak etkinlik, Türk ilaç sanayisinin geleceğini yerli üretim odağında yeniden şekillendirmeyi hedefliyor. İLAÇ ÜRETİMİNİN TÜM HALKALARI TEK PLATFORMDA Sadece TİYSAT üyelerine özel masa katılımıyla gerçekleştirilecek etkinlikte; makine, ham madde, yazılım ve sarf malzeme üreticileri, ilaç sektörünün karar vericileriyle birebir görüşmeler yapma imkânı bulacak. Organizasyonun, yerli tedarik zincirinin güçlendirilmesi ve sürdürülebilir iş birliklerinin geliştirilmesine katkı sağlaması hedefleniyor. Etkinlik, ilaç üretim sürecinin farklı aşamalarında faaliyet gösteren yerli firmalar ile üreticileri doğrudan buluşturarak sektördeki önemli bir ihtiyaca yanıt veriyor. Katılımcılar, üretim süreçlerini iyileştirecek çözümleri yerinde değerlendirme ve yeni iş bağlantıları kurma fırsatı elde edecek. YERLİ ÜRETİMLE GÜÇLENEN SEKTÖR TİYSAT’ın, Türkiye’de ilaç sanayisinin tüm bileşenlerini yerli üretim odağında bir araya getiren ve sektörler arası iş birliğini güçlendiren bir kümelenme olduğunu belirten TİYSAT Yönetim Kurulu Başkanı Erdinç Yaşrin; “İlaç üreticilerinden ham madde ve ekipman tedarikçilerine, yazılım ve otomasyon çözümlerinden lojistik ve sarf malzemeye kadar sektörün tüm halkalarını kapsayan bu yapıyla, yerli üretim kapasitesini artırmayı ve Türk ilaç sanayisinin küresel rekabet gücünü yükseltmeyi hedefliyoruz. 14 Mayıs’ta Rumeli Han’da gerçekleştireceğimiz etkinliğimiz, Osmanlı döneminde eczacılık faaliyetlerine ev sahipliği yapmış bu tarihi mekânın mirasını modern inovasyon ve stratejik iş birliği vizyonumuzla buluşturacak. Bu özel buluşma ile Türk ilaç sanayisinin geleceğini yerli üretim ekseninde şekillendirecek, sektörde kalıcı ve yüksek katma değerli iş birliklerinin önünü açacak stratejik bir platform oluşturmayı amaçlıyoruz” ifadelerinde bulundu. “KÜRESEL REKABETTE YENİ DENKLEM” Artkim Global Kurucusu ve CEO’su Ahmet Güler, etkinliğe ilişkin değerlendirmesinde: “İlaç sanayisi, yalnızca ekonomik büyüklüğüyle değil, aynı zamanda stratejik önemiyle de ülkelerin kalkınmasında belirleyici rol oynayan sektörlerin başında geliyor. Bu ölçekte bir sektörde sürdürülebilir başarı elde edebilmenin temel koşulu ise güçlü, entegre ve yerli bir tedarik zinciri yapısına sahip olmaktan geçiyor. Bu etkinlik ile amacımız; yerli üreticilerimizi yalnızca görünür kılmak değil, onları doğrudan karar vericilerle buluşturarak kalıcı ve yüksek katma değerli iş birliklerinin önünü açmak. Bugün küresel rekabet, yalnızca üretim kapasitesiyle değil; tedarik zinciri yönetimi, teknoloji geliştirme ve iş birliği kabiliyetiyle şekilleniyor. TİYSAT B2B Etkinliği’ni de bu bakış açısıyla, sektörün tüm paydaşlarını aynı zeminde buluşturan stratejik bir platform olarak konumlandırıyoruz. Bu organizasyonun, Türk ilaç sanayisinin yerli üretim ekseninde güçlenmesine ve uluslararası rekabetçiliğinin artmasına önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz.” ifadelerini kullandı YERLİ TEKNOLOJİYLE KÜRESEL REKABETTE DAHA GÜÇLÜ BİR TÜRKİYE TİYSAT B2B İş Olanakları Etkinliği, yerli teknoloji ve üretim gücünü merkeze alan yaklaşımıyla, Türk ilaç sanayisinin küresel pazarlarda daha güçlü bir konuma ulaşmasına katkı sunmayı hedefliyor. 14 Mayıs Bilimsel Eczacılık Günü’nde gerçekleşecek bu özel buluşma, sektörün tüm paydaşlarını ortak bir vizyon etrafında bir araya getirecek. Yerli üretim temelli yeni iş birliklerinin doğmasının hedeflendiği buluşma; stratejik kararların şekillendiği ve geleceğin üretim modelinin inşa edildiği güçlü bir platform olarak öne çıkıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ASPİLSAN Enerji, Savunmanın Geleceğine Güç Vermek İçin SAHA 2026’da Yer Alacak Haber

ASPİLSAN Enerji, Savunmanın Geleceğine Güç Vermek İçin SAHA 2026’da Yer Alacak

05-09 Mayıs 2026 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenecek olan Avrupa’nın en büyük sanayi kümelenmesi SAHA 2026 Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı’na katılım sağlayacak olan ASPİLSAN Enerji havacılık, denizcilik ve kara platformları için geliştirdiği en yeni enerji depolama sistemlerini ve yerli lityum iyon pil teknolojilerini ulusal ve uluslararası paydaşlarla buluşturacak. Savunmanın Enerjisi Yerli Teknolojimizle Yükseliyor SAHA 2026 katılımına ilişkin açıklamada bulunan ASPİLSAN Enerji Genel Müdürü Prof. Dr. Ahmet Turan Özdemir şunları ifade etti: “SAHA, savunma sanayimizin küresel rekabet gücünü sergilemek adına en stratejik platformlardan biridir. ASPİLSAN Enerji olarak biz de ‘Savunmanın Enerjisi SAHA 2026’da!’ mottosuyla, gökyüzünden derin denizlere kadar her alanda ordumuzun gücüne güç katan çözümlerimizle orada olacağız. Kendi tesislerimizde geliştirdiğimiz enerji depolama sistemlerimiz; telsizlerden İHA’lara, gemilerimizden denizaltılara kadar kritik her noktada enerji bağımsızlığımızı simgeliyor. SAHA 2026 aracılığıyla, sadece ürünlerimizi değil, Türkiye’nin enerji depolama alanındaki teknolojik yetkinliğini uluslararası arenada bir kez daha tescillemeyi hedefliyoruz.” Kritik Platformlara Özel Çözümler SAHA 2026 süresince ASPİLSAN Enerji standında havacılık standartlarında üretilen bataryalar, yüksek akım verme kabiliyetine sahip denizaltı ve gemi bataryaları ile taktik saha kullanımına uygun taşınabilir enerji üniteleri ziyaretçilerin beğenisine sunulacak. ASPİLSAN Enerji, SAHA 2026’da sergileyeceği yenilikçi çözümlerle, Millî Teknoloji Hamlesi’ni sahada somutlaştırmaya devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İlaç Sanayisinde Yerli Tedarik Zinciri İçin Kritik Buluşma Haber

İlaç Sanayisinde Yerli Tedarik Zinciri İçin Kritik Buluşma

TİYSAT (Teknoloji, İlaç ve Yerli Sanayi Topluluğu Kümelenmesi) tarafından Artkim MICE ve Artkim Fuarcılık organizatörlüğünde düzenlenecek B2B İş Olanakları Etkinliği, 14 Mayıs’ta İstanbul Rumeli Han’da sektörün paydaşlarını bir araya getirecek. Osmanlı döneminde eczacılık faaliyetlerine ev sahipliği yapmış olan Rumeli Han’da gerçekleştirilecek etkinlik, sektörel iş birliklerini tarihsel bir zeminde buluşturacak. Yerli ilaç üreticileriyle ile yerli tedarikçiyi buluşturacak etkinlik, Türk ilaç sanayisinin geleceğini yerli üretim odağında yeniden şekillendirmeyi hedefliyor. İLAÇ ÜRETİMİNİN TÜM HALKALARI TEK PLATFORMDA Sadece TİYSAT üyelerine özel masa katılımıyla gerçekleştirilecek etkinlikte; makine, ham madde, yazılım ve sarf malzeme üreticileri, ilaç sektörünün karar vericileriyle birebir görüşmeler yapma imkânı bulacak. Organizasyonun, yerli tedarik zincirinin güçlendirilmesi ve sürdürülebilir iş birliklerinin geliştirilmesine katkı sağlaması hedefleniyor. Etkinlik, ilaç üretim sürecinin farklı aşamalarında faaliyet gösteren yerli firmalar ile üreticileri doğrudan buluşturarak sektördeki önemli bir ihtiyaca yanıt veriyor. Katılımcılar, üretim süreçlerini iyileştirecek çözümleri yerinde değerlendirme ve yeni iş bağlantıları kurma fırsatı elde edecek. YERLİ ÜRETİMLE GÜÇLENEN SEKTÖR TİYSAT’ın, Türkiye’de ilaç sanayisinin tüm bileşenlerini yerli üretim odağında bir araya getiren ve sektörler arası iş birliğini güçlendiren bir kümelenme olduğunu belirten TİYSAT Yönetim Kurulu Başkanı Erdinç Yaşrin; “İlaç üreticilerinden ham madde ve ekipman tedarikçilerine, yazılım ve otomasyon çözümlerinden lojistik ve sarf malzemeye kadar sektörün tüm halkalarını kapsayan bu yapıyla, yerli üretim kapasitesini artırmayı ve Türk ilaç sanayisinin küresel rekabet gücünü yükseltmeyi hedefliyoruz. 14 Mayıs’ta Rumeli Han’da gerçekleştireceğimiz etkinliğimiz, Osmanlı döneminde eczacılık faaliyetlerine ev sahipliği yapmış bu tarihi mekânın mirasını modern inovasyon ve stratejik iş birliği vizyonumuzla buluşturacak. Bu özel buluşma ile Türk ilaç sanayisinin geleceğini yerli üretim ekseninde şekillendirecek, sektörde kalıcı ve yüksek katma değerli iş birliklerinin önünü açacak stratejik bir platform oluşturmayı amaçlıyoruz” ifadelerinde bulundu. “KÜRESEL REKABETTE YENİ DENKLEM” Artkim Group Kurucusu ve CEO’su Ahmet Güler, etkinliğe ilişkin değerlendirmesinde: “İlaç sanayisi, yalnızca ekonomik büyüklüğüyle değil, aynı zamanda stratejik önemiyle de ülkelerin kalkınmasında belirleyici rol oynayan sektörlerin başında geliyor. Bu ölçekte bir sektörde sürdürülebilir başarı elde edebilmenin temel koşulu ise güçlü, entegre ve yerli bir tedarik zinciri yapısına sahip olmaktan geçiyor. Bu etkinlik ile amacımız; yerli üreticilerimizi yalnızca görünür kılmak değil, onları doğrudan karar vericilerle buluşturarak kalıcı ve yüksek katma değerli iş birliklerinin önünü açmak. Bugün küresel rekabet, yalnızca üretim kapasitesiyle değil; tedarik zinciri yönetimi, teknoloji geliştirme ve iş birliği kabiliyetiyle şekilleniyor. TİYSAT B2B Etkinliği’ni de bu bakış açısıyla, sektörün tüm paydaşlarını aynı zeminde buluşturan stratejik bir platform olarak konumlandırıyoruz. Bu organizasyonun, Türk ilaç sanayisinin yerli üretim ekseninde güçlenmesine ve uluslararası rekabetçiliğinin artmasına önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz.” ifadelerini kullandı YERLİ TEKNOLOJİYLE KÜRESEL REKABETTE DAHA GÜÇLÜ BİR TÜRKİYE TİYSAT B2B İş Olanakları Etkinliği, yerli teknoloji ve üretim gücünü merkeze alan yaklaşımıyla, Türk ilaç sanayisinin küresel pazarlarda daha güçlü bir konuma ulaşmasına katkı sunmayı hedefliyor. 14 Mayıs Bilimsel Eczacılık Günü’nde gerçekleşecek bu özel buluşma, sektörün tüm paydaşlarını ortak bir vizyon etrafında bir araya getirecek. Yerli üretim temelli yeni iş birliklerinin doğmasının hedeflendiği buluşma; stratejik kararların şekillendiği ve geleceğin üretim modelinin inşa edildiği güçlü bir platform olarak öne çıkıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

MEXT, Türkiye’de Yapay Zekâyı Gençler İçin Erişilebilir Hale Getiriyor Haber

MEXT, Türkiye’de Yapay Zekâyı Gençler İçin Erişilebilir Hale Getiriyor

Türkiye’nin dijital dönüşümünde öncü rol üstlenen MEXT, yapay zekâ alanındaki dönüşümü hızlandırmak ve genç yetenekleri bu alanda üretmeye teşvik etmek amacıyla 14 Nisan’da MEXT Teknoloji Merkezi’nde gerçekleştirdiği “Fikirden Ürüne” hackathonunda üniversite öğrencileri ve genç profesyonelleri bir araya getirdi. Etkinlikte katılımcılar, yapay zekâ destekli araçları kullanarak gerçek problemlere çözüm üreten projeler geliştirdi. MEXT öncülüğünde; Business Sweden, İTÜ ARI Teknokent, T3 Girişim Merkezi ,Toplum Gönüllüleri Vakfı ve Yapay Zekâ Fabrikası destekleriyle düzenlenen hackathon, katılımcılarına fikirlerini kısa sürede çalışan ürünlere dönüştürme fırsatı sundu. Etkinliğin en dikkat çekici unsurlarından biri dünyanın en hızlı büyüyen yapay zekâ girişimlerinden Lovable ve üretken yapay zekâ alanında global ölçekte öne çıkan Fal.ai’ın Türkiye’de ilk kez bu ölçekte bir hackathon deneyiminin merkezinde yer alması oldu. Katılımcılar, Lovable’ın yapay zekâ destekli geliştirme platformu sayesinde fikirlerini hızla prototipe dönüştürürken; Fal.ai’ın görsel, video ve ses üreten model kütüphanesinden yararlanarak projelerini ileri seviyeye taşıdı. Üç Ekip Ödüllerini Aldı Problemin netliği, çözüm fikrinin gücü ve potansiyel etki gibi kriterler doğrultusunda seçilen 12 ekip, etkinlik öncesinde düzenlenen çevrim içi hazırlık sürecinin ardından MEXT’te bir araya geldi. Gün boyunca projeleri üzerinde çalışan ekipler, akşam saatlerinde jüriye sunumlarını gerçekleştirdi. Yapılan değerlendirme sonucunda üç ekip ödüle layık görüldü. Birincilik ödülünü Tıbbi Görselleştirme Asistanı Projesi, ikincilik ödülünü AI Destekli Araç Kiralama Platformu, üçüncülük ödülünü Sentetik UGC Reklam Üretici Projesi kazanırken; Fal.ai özel ödülünü ise RelateAI Dijital İlişki Mentoru Projesi aldı. Dereceye giren ilk üç ekibe Lovable ve Fal.ai tarafından platform kredisi sağlanırken; T3 Girişim Merkezi ile Yapay Zekâ Fabrikası tarafından mentorluk desteği sunulacak. Bu desteklerle ekiplerin geliştirdikleri projelerin etkinlik sonrasında da ilerletilmesi ve girişimcilik ekosistemine daha güçlü şekilde dahil olması hedefleniyor. MEXT’in yapay zekâyı stratejik bir odak noktası olarak konumlandırdığını belirten MEXT Genel Müdürü Efe Erdem konu ile ilgili şunları söyledi: “Yapay zekâyı yalnızca bir teknoloji alanı değil, gençlerimizin yaratıcılığını ve üretkenliğini güçlendiren önemli bir fırsat olarak görüyoruz. Bu hackathon ile yapay zekâyı daha ulaşılabilir hale getirmeyi ve genç yeteneklerin gerçek problemlere çözüm üreten ürünler geliştirmesine destek olmayı amaçlıyoruz. Lovable ve Fal.ai gibi güçlü girişimlerle yaptığımız iş birliği ise Türkiye’nin inovasyon ekosistemine duyduğumuz güvenin bir göstergesi. Sanayinin geleceğinin; teknolojiyi doğru kullanan, veriyi yöneten, insan kaynağını geliştiren ve dönüşümü iş yapış biçiminin merkezine alan şirketler tarafından şekilleneceğine inanıyoruz. MEXT olarak bu dönüşüm yolculuğunda sanayimizin yanında olmaya, yön göstermeye ve dönüşümü hızlandırmaya kararlılıkla devam edeceğiz.” İTÜ ARI Teknokent Genel Müdürü Prof. Dr. Atilla Dikbaş ise bu hackathonda jüri üyesi olarak yer almanın kendisine, gençlerin yapay zekâ alanında üretim yapma potansiyelini yakından gözlemleme fırsatı sunduğunu ifade ederek, “Katılımcılar, kısa sürede güçlü fikirleri çalışan çözümlere dönüştürdü ve gerçek problemlere odaklandı. Bu yaklaşım, girişimcilik ekosisteminin gelişimi açısından kritik bir değer taşımaktadır. İTÜ ARI Teknokent olarak, genç yeteneklerin teknoloji üretme kapasitesini desteklemeyi stratejik bir öncelik olarak görüyoruz. MEXT’in bu girişimi, farklı paydaşları aynı hedef etrafında birleştirdi ve etkili bir iş birliği modeli sundu. Bu tür platformlar, gençlerin yalnızca fikir üretmesini değil, aynı zamanda bu fikirleri sürdürülebilir girişimlere dönüştürmesini sağlar. Türkiye’nin küresel rekabet gücü, bu yeteneklerin doğru araçlar ve doğru yönlendirmeyle buluşmasına bağlıdır. Bu doğrultuda, genç girişimcilerin yanında durmaya ve onların gelişimine katkı sağlamada paydaş olarak da yer alacağız. Teşekkürler MEXT'' dedi. Yapay Zeka Fabrikası CEO’su Can Bakır, “Bugün yapay zekâ sayesinde fikirden ürüne giden yol hiç olmadığı kadar kısaldı. Artık küçük ekipler ve genç yetenekler, çok kısa sürelerde gerçek problemlere çözüm üreten ürünler geliştirebiliyorlar. Bu, girişimciliğin doğasını kökten değiştiriyor. Bu nedenle hackathon gibi yapılar; yeni nesil ürün geliştirme kültürünün önemli yapı taşlarından biri haline geliyor. Özellikle hızlı prototipleme ve gerçek kullanım senaryolarına doğrudan temas imkânı, bu süreçleri çok daha değerli kılıyor. Genç yeteneklerin bu süreçlere erken aşamada dahil olması hem bireysel potansiyelin açığa çıkması hem de ekosistemin sürdürülebilir şekilde büyümesi açısından kritik. Bu tür iş birlikleri aynı zamanda girişimler, kurumlar ve teknoloji sağlayıcıları arasında somut değer üreten uygulama zeminleri oluşturuyor. Yapay zekânın gerçek etkisi, birlikte üretildiğinde ve gerçek dünyada karşılık bulduğunda ortaya çıkıyor. Bu hackathon kapsamında geliştirilen projelerin mentorluk ve ekosistem desteğiyle gelişimini sürdürmesini önemsiyoruz. Yapay Zekâ Fabrikası olarak bu üretim döngüsünü güçlendiren iş birliklerini desteklemeye devam ediyoruz” şeklinde konuştu. Business Sweden Kıdemli Proje Müdürü Didem Çetin Karaduman bölgenin en dinamik iki dijital ekosisteminin kesişim noktasında bulunmanın kendileri için büyük bir değer olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: “Lovable gibi İsveçli bir unicorn’un, Türkiye’nin öncü dijital dönüşüm merkezlerinden MEXT’te böyle bir hackathon’da yer alması, ekosistemdeki dönüşümün güçlü bir göstergesi. Geleneksel iş birliklerinin ötesine geçerek birlikte üretim (co-creation) dönemine girdiğimizi görmek heyecan verici. İsveç’in unicorn ölçeklendirme modeli ile Türkiye’nin güçlü sanayi altyapısı ve genç teknoloji yeteneği birleştiğinde çok değerli çıktılar elde edileceğinile inanıyoruz. Business Sweden olarak bu iş birliklerini desteklemeye ve iki ülke arasında köprü kuran projelerin gelişimine katkı sağlamaya hazırız.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

 Aygaz, Filosunu İki Yeni Gemi Yatırımıyla Güçlendiriyor Haber

 Aygaz, Filosunu İki Yeni Gemi Yatırımıyla Güçlendiriyor

Çift yakıt teknolojisine sahip, yaklaşık 90 bin metreküp kapasiteli gemilerle birlikte şirket, 65. yılında tedarik zincirini güçlendirmeye yönelik yatırımlarını hız kesmeden sürdürüyor. Aygaz, tedarik zincirinin her halkasında yer alma ve arz güvenliğini güçlendirme hedefi doğrultusunda yeni bir adım daha attı. Hyundai Heavy Industries tersanesinde inşa edilecek iki adet LPG gemisi için imzalanan yeni sözleşmeyle birlikte, Aygaz bu yıl toplam üç gemi için yatırım sürecini başlatmış oldu. Hyundai Heavy Industries ile gerçekleştirilen sözleşme, Aygaz Genel Müdürü Melih Poyraz ve Mali İşlerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Zeynep Keskin ile Hyundai Heavy Industries’i temsilen Hyoung Won Hahm ve Y. H. Yeo tarafından imzalandı. Panamax segmentinde yer alan ve yaklaşık 90 bin metreküp kapasiteye sahip olacak gemiler, çift yakıt (Dual Fuel) teknolojisi ile donatılacak. Bu sayede operasyonel verimlilik artırılırken, daha düşük emisyonlu ve çevre dostu bir taşımacılık altyapısına katkı sağlanması hedefleniyor. Gemilerden birinin 2028 yılının son çeyreğinde, diğerinin ise 2029 yılının ikinci çeyreğinde filoya katılması planlanıyor. Poyraz: “65. yılımızda attığımız bu adım geleceğe yönelik stratejik bir hamle” İmza töreninde konuşan Aygaz Genel Müdürü Melih Poyraz, gerçekleştirilecek gemi yatırımlarının şirketin uzun vadeli vizyonuyla doğrudan bağlantılı olduğunu vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: “Tedarik zincirimizin her halkasında daha güçlü bir yapı kurma hedefiyle yatırımlarımıza kararlılıkla devam ediyoruz. Filomuza katılacak bu iki yeni gemiyle birlikte, bu yıl içindeki üçüncü gemi yatırımımızı hayata geçiriyoruz. 65. yılımızı kutladığımız bu dönemde attığımız bu adım; arz güvenliğimizi güçlendirecek, küresel rekabet gücümüzü artıracak ve sürdürülebilirlik yaklaşımımızı destekleyecek stratejik bir hamle niteliği taşıyor. Çift yakıt teknolojisine sahip bu gemilerle, daha verimli ve daha çevreci bir taşımacılık altyapısını hayata geçirirken, geleceğin ihtiyaçlarına bugünden hazırlık yapıyoruz.” 65. yılda güçlü yatırım hamlesi Aygaz, 65 yıllık köklü geçmişinden aldığı güçle, enerji sektöründe küresel ölçekte daha rekabetçi bir yapı kurma hedefi doğrultusunda yatırımlarına devam ediyor. Şirketin deniz taşımacılığı alanındaki bu yeni adımı, filo kapasitesini artırırken küresel piyasalardaki dalgalanmalara karşı daha güçlü ve esnek bir yapı oluşturma amacını taşıyor. Dual Fuel teknolojisi sayesinde LPG ve farklı yakıt türleriyle çalışabilen gemiler, enerji taşımacılığında verimlilik ve çevresel performansı birlikte ele alan bir yaklaşım sunuyor. Bu yatırımlar, Aygaz’ın sürdürülebilirlik odağını yalnızca operasyonel süreçlerde değil, lojistik ve tedarik zinciri yatırımlarında da önceliklendirdiğini ortaya koyuyor. Aygaz, tedarik zincirinde ilave katma değer yaratmayı ve arz güvenliğini artırmayı stratejik bir öncelik olarak konumlandırırken; deniz taşımacılığı yatırımlarını bu yaklaşımın önemli bir parçası olarak değerlendiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İlaç Sanayisinde Yerli Tedarik Zinciri İçin Kritik Buluşma Haber

İlaç Sanayisinde Yerli Tedarik Zinciri İçin Kritik Buluşma

Sadece TİYSAT üyelerine özel masa katılımıyla gerçekleştirilecek etkinlikte; makine, ham madde, yazılım ve sarf malzeme üreticileri, ilaç sektörünün karar vericileriyle birebir görüşmeler yapma imkânı bulacak. Organizasyonun, yerli tedarik zincirinin güçlendirilmesi ve sürdürülebilir iş birliklerinin geliştirilmesine katkı sağlaması hedefleniyor. Etkinlik, ilaç üretim sürecinin farklı aşamalarında faaliyet gösteren yerli firmalar ile üreticileri doğrudan buluşturarak sektördeki önemli bir ihtiyaca yanıt veriyor. Katılımcılar, üretim süreçlerini iyileştirecek çözümleri yerinde değerlendirme ve yeni iş bağlantıları kurma fırsatı elde edecek. YERLİ ÜRETİMLE GÜÇLENEN SEKTÖR TİYSAT’ın, Türkiye’de ilaç sanayisinin tüm bileşenlerini yerli üretim odağında bir araya getiren ve sektörler arası iş birliğini güçlendiren bir kümelenme olduğunu belirten TİYSAT Yönetim Kurulu Başkanı Erdinç Yaşrin; “İlaç üreticilerinden ham madde ve ekipman tedarikçilerine, yazılım ve otomasyon çözümlerinden lojistik ve sarf malzemeye kadar sektörün tüm halkalarını kapsayan bu yapıyla, yerli üretim kapasitesini artırmayı ve Türk ilaç sanayisinin küresel rekabet gücünü yükseltmeyi hedefliyoruz. 14 Mayıs’ta Rumeli Han’da gerçekleştireceğimiz etkinliğimiz, Osmanlı döneminde eczacılık faaliyetlerine ev sahipliği yapmış bu tarihi mekânın mirasını modern inovasyon ve stratejik iş birliği vizyonumuzla buluşturacak. Bu özel buluşma ile Türk ilaç sanayisinin geleceğini yerli üretim ekseninde şekillendirecek, sektörde kalıcı ve yüksek katma değerli iş birliklerinin önünü açacak stratejik bir platform oluşturmayı amaçlıyoruz” ifadelerinde bulundu. “KÜRESEL REKABETTE YENİ DENKLEM” Artkim Group Kurucusu ve CEO’su Ahmet Güler, etkinliğe ilişkin değerlendirmesinde: “İlaç sanayisi, yalnızca ekonomik büyüklüğüyle değil, aynı zamanda stratejik önemiyle de ülkelerin kalkınmasında belirleyici rol oynayan sektörlerin başında geliyor. Bu ölçekte bir sektörde sürdürülebilir başarı elde edebilmenin temel koşulu ise güçlü, entegre ve yerli bir tedarik zinciri yapısına sahip olmaktan geçiyor. Bu etkinlik ile amacımız; yerli üreticilerimizi yalnızca görünür kılmak değil, onları doğrudan karar vericilerle buluşturarak kalıcı ve yüksek katma değerli iş birliklerinin önünü açmak. Bugün küresel rekabet, yalnızca üretim kapasitesiyle değil; tedarik zinciri yönetimi, teknoloji geliştirme ve iş birliği kabiliyetiyle şekilleniyor. TİYSAT B2B Etkinliği’ni de bu bakış açısıyla, sektörün tüm paydaşlarını aynı zeminde buluşturan stratejik bir platform olarak konumlandırıyoruz. Bu organizasyonun, Türk ilaç sanayisinin yerli üretim ekseninde güçlenmesine ve uluslararası rekabetçiliğinin artmasına önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz.” ifadelerini kullandı YERLİ TEKNOLOJİYLE KÜRESEL REKABETTE DAHA GÜÇLÜ BİR TÜRKİYE TİYSAT B2B İş Olanakları Etkinliği, yerli teknoloji ve üretim gücünü merkeze alan yaklaşımıyla, Türk ilaç sanayisinin küresel pazarlarda daha güçlü bir konuma ulaşmasına katkı sunmayı hedefliyor. 14 Mayıs Bilimsel Eczacılık Günü’nde gerçekleşecek bu özel buluşma, sektörün tüm paydaşlarını ortak bir vizyon etrafında bir araya getirecek. Yerli üretim temelli yeni iş birliklerinin doğmasının hedeflendiği buluşma; stratejik kararların şekillendiği ve geleceğin üretim modelinin inşa edildiği güçlü bir platform olarak öne çıkıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

MİA Teknoloji’den Türkiye’nin Enerji Geleceğine Stratejik Adım Haber

MİA Teknoloji’den Türkiye’nin Enerji Geleceğine Stratejik Adım

Dört yıllık kapsamlı bir geliştirme takvimi, en az %51 yerli katkı hedefi ve güçlü yatırım vizyonuyla şekillenen proje; yalnızca bir enerji yatırımı olmanın ötesinde, Türkiye’nin teknolojik bağımsızlığına ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine yön veren stratejik bir adım niteliği taşıyor. MİA Teknoloji, “Türkiye Yüzyılı” vizyonu doğrultusunda enerji teknolojileri alanında güçlü ve kalıcı bir konum elde etmeyi hedeflerken, SMR yatırımı ile küresel ölçekte şekillenen yeni nesil enerji ve teknoloji değer zincirinde erken konumlanmayı amaçlıyor. Bu girişim, Türkiye’nin ileri teknoloji üretim kapasitesini artırırken aynı zamanda yerli sanayinin küresel rekabet gücünü de destekleyecek bir kaldıraç görevi görüyor. Küresel iş birliği ile ileri nükleer teknoloji MİA Teknoloji, ileri nükleer teknolojiler alanında uluslararası ölçekte öncü konumda bulunan bir teknoloji sağlayıcı ile teknik iş birliği sürecini başlattı. Bu iş birliği kapsamında geliştirilen çözümler; entegre basınçlı su reaktörü (iPWR) temelli, modüler yapıya sahip ve farklı kurulum senaryolarına uyum sağlayabilecek esneklikte tasarlanıyor. Bu yaklaşım, hem teknolojik derinliği hem de uygulama çeşitliliğini artırarak projeyi küresel standartlara taşıyor. Yapay zeka çağının enerji altyapısı Dijitalleşmenin hız kazandığı, yapay zeka ve veri merkezi yatırımlarının katlanarak arttığı günümüzde, kesintisiz ve düşük karbonlu enerji arzı stratejik bir gereklilik haline geldi. MİA Teknoloji’nin geliştirdiği SMR modeli; organize sanayi bölgeleri ve yüksek işlem gücü gerektiren veri merkezleri için yerinde, ölçeklenebilir ve güvenilir enerji üretimi sağlayarak Türkiye’nin dijital ekonomisini destekleyecek güçlü bir altyapı sunuyor. Yerli sanayi, teknoloji transferi ve entegre ekosistem Proje, yalnızca enerji üretimini değil, aynı zamanda Türkiye’de kapsamlı bir SMR ekosistemi oluşturmayı hedefliyor. Bu doğrultuda yerli sanayinin değer zincirine entegrasyonu, teknoloji transferi süreçlerinin etkin şekilde yönetilmesi ve mühendislik kapasitesinin geliştirilmesi öncelikli başlıklar arasında yer alıyor. Planlanan çalışmalar kapsamında üniversitelerle akademik iş birliklerinin geliştirilmesi, nükleer enerji alanındaki kurum ve kuruluşlarla teknik koordinasyonun sağlanması ve uluslararası uzmanlarla bilgi ve deneyim paylaşımına dayalı ortak çalışmaların yürütülmesi hedefleniyor. Ayrıca proje, çok paydaşlı ve entegre bir yapı içerisinde ilerliyor. Lider Sistem Teknolojileri A.Ş. tarafından kritik tesis güvenliği ve akıllı tehdit tespiti, Global X A.Ş. tarafından regülasyon, lisanslama ve mevzuat süreçleri, Link Bilgisayar A.Ş. tarafından dijital altyapı, entegre yönetim sistemleri ve enerji yazılımları geliştirilecek. Bu bütünleşik yaklaşım ile nükleer enerji projelerine özgü güvenlik, regülasyon, dijitalleşme ve operasyonel süreçlerin uçtan uca, sürdürülebilir ve yüksek standartlarda yönetilmesi hedefleniyor. Düşük karbonlu gelecek ve enerji bağımsızlığı SMR teknolojileri, küresel iklim hedefleri ve enerji arz güvenliği açısından her geçen gün daha stratejik bir rol üstleniyor. MİA Teknoloji’nin bu yatırımı, Türkiye’nin karbon emisyonlarını azaltma hedeflerine doğrudan katkı sağlarken, aynı zamanda enerji alanında dışa bağımlılığın azaltılmasına yönelik güçlü bir adım olarak öne çıkıyor. Türkiye’nin enerji geleceğinde yeni sayfa MİA Teknoloji’nin başlattığı bu stratejik süreç ileri teknoloji kazanımı, yerli üretim kapasitesinin güçlendirilmesi ve sürdürülebilir enerji altyapılarının geliştirilmesi açısından kritik bir dönüm noktası niteliği taşıyor. Şirket, bu vizyoner yatırımla Türkiye’nin enerji dönüşümünde aktif rol almayı ve küresel ölçekte rekabetçi bir teknoloji oyuncusu olmayı kararlılıkla sürdürüyor. “En yüksek güvenlik ve kalite standartlarında yürüteceğiz” MİA Teknoloji Yönetim Kurulu Başkanı Ali Gökhan Beltekin konuya ilişkin değerlendirmesinde, “SMR teknolojileri, küresel enerji dönüşümünün en stratejik bileşenleri arasına girmiş durumda. MİA Teknoloji olarak bu alana yaptığımız yatırım, sektörel bir tercihten öte, ülkemizin teknoloji bağımsızlığına ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine duyduğumuz sorumluluğun somut ifadesidir. Uluslararası iş birliklerimiz ve entegre ekosistem yapımızla bu süreci en yüksek güvenlik ve kalite standartlarında yürüteceğiz. Bu yaklaşım, yalnızca bugünün ihtiyaçlarına değil, geleceğin enerji ve teknoloji dinamiklerine de yanıt verecek şekilde tasarlanmıştır” ifadelerini kullandı. “Bu proje mühendislik kabiliyetlerimizi ileri taşıyacak” Beltekin konuşmasını şöyle sürdürdü: “Hayata geçirdiğimiz SMR projesi, Türkiye’nin enerji üretim paradigmasını dönüştürme potansiyeline sahip bütüncül bir vizyonun ürünüdür. Yerli sanayimizin bu sürece aktif katılımını sağlayarak, sadece bir enerji yatırımı değil, aynı zamanda yüksek katma değerli bir teknoloji ekosistemi inşa ediyoruz. Bu proje ile mühendislik kabiliyetlerimizi ileri taşıyacak, bilgi birikimimizi derinleştirecek ve ülkemizi nükleer teknolojiler alanında söz sahibi ülkeler arasına taşıyacak güçlü bir zemin oluşturuyoruz. Önümüzdeki dönemde enerji, teknoloji ve dijitalleşmenin kesişim noktasında şekillenecek yeni dünya düzeninde, güçlü altyapılara sahip ülkeler öne çıkacak. MİA Teknoloji olarak biz, bu dönüşümün yalnızca bir parçası değil, aynı zamanda yön vericilerinden biri olmayı hedefliyoruz. Attığımız bu adım; sürdürülebilirlik, güvenlik ve verimlilik ekseninde Türkiye’nin geleceğine yapılan uzun vadeli ve stratejik bir yatırımdır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.