Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Küresel Rekabet

Kapsül Haber Ajansı - Küresel Rekabet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Küresel Rekabet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Zeiss Türkiye, İki Ülke Arasında Güvenilir Bir Teknoloji Köprüsü Haber

Zeiss Türkiye, İki Ülke Arasında Güvenilir Bir Teknoloji Köprüsü

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve Alman Sanayi ve Ticaret Odaları Birliği (DIHK) iş birliğinde, Alman-Türk Ticaret ve Sanayi Odası (AHK Türkiye) ve Türk-Alman Ticaret ve Sanayi Odası'nın (TATSO) katkılarıyla düzenlenen 4. Türk-Alman Ekonomi Konferansı, Ankara'da gerçekleştirildi. Türk ve Alman kamu kurumları ile iş dünyasının üst düzey temsilcilerini buluşturan konferansta, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi ve yeni iş birliği fırsatları ele alındı. Konferans kapsamında düzenlenen oturumlara katılan ZEISS Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Christian Martin, Türkiye'nin gelişen sanayi altyapısı ile Almanya'nın ileri teknoloji birikiminin bir araya gelmesinin, özellikle ileri üretim teknolojileri, yarı iletkenler ve sağlık inovasyonu alanlarında önemli fırsatlar sunduğuna dikkat çekti. ZEISS Türkiye, iki ülke arasında güvenilir bir teknoloji köprüsü Türkiye ile Almanya arasındaki ticari büyüme fırsatlarını artırmayı ve hızlandırmayı hedefleyen ZEISS Türkiye, Avrupa pazarıyla iş hacmini geliştirmek ve teknolojik entegrasyonunu güçlendirmek isteyen iş ortakları için güvenilir bir köprü olma misyonunu sürdürüyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Martin, şu ifadeleri kullandı: "Türkiye ile Almanya arasındaki iş birliğini, özellikle ileri üretim teknolojileri, yarı iletkenler ve sağlık inovasyonu gibi yüksek katma değerli alanlarda daha da derinleştirmek için önemli fırsatlar bulunuyor. Türkiye dinamik ve büyüyen bir sanayi altyapısı sunarken, Alman şirketleri güçlü teknolojik yetkinliklere sahip. Bu iki gücün daha yakın bir şekilde buluşturulması, inovasyonu hızlandırabilir, daha yüksek katma değer yaratabilir ve küresel rekabet gücünü artırabilir. Türkiye ile Almanya arasındaki standartların ve düzenleyici çerçevelerin uyumlaştırılmasını ve ortak inovasyon ekosistemlerinin güçlendirilmesini önemli görüyoruz. ZEISS Türkiye olarak ileri teknolojilerimiz ve çözümlerimizle Türkiye'nin sanayi dönüşümünü desteklemeye kararlıyız." "Türkiye'de, Türkiye İçin" yaklaşımıyla faaliyetlerini sürdüren ZEISS Türkiye, ileri teknoloji çözümleri ve uluslararası deneyimiyle Türkiye'nin sanayi ve teknoloji dönüşümünü desteklemeye, Türk ve Alman iş dünyası arasında uzun vadeli iş birliklerinin gelişmesine katkı sağlamaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tofaş’ın 300 Milyon Dolarlık K9 Yatırımı Üretime Başladı Haber

Tofaş’ın 300 Milyon Dolarlık K9 Yatırımı Üretime Başladı

Bursa’daki Tofaş Fabrikası’nda, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, AK Parti Bursa Milletvekili, TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank, Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi M. Koç, Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç, Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç, Koç Holding CEO’su ve Tofaş Yönetim Kurulu Başkanı Levent Çakıroğlu, Stellantis Orta Doğu ve Afrika Operasyon Direktörü Samir Cherfan, FIAT CEO’su Arnaud Belloni ve Tofaş CEO'su Cengiz Eroldu'nun yanı sıra bayi ve tedarikçi temsilcileri ile Tofaş çalışanlarının katıldığı törenle banttan indirilen ilk model; Türkiye hafif ticari araç pazarının en önemli modellerinden biri olan Fiat Dobló oldu. K9 projesi kapsamında Citroën Berlingo, Fiat Dobló, Opel Combo, Peugeot Rifter ve Partner modelleri Bursa'da üretilecek. Yıllık 100 bin adet üretim kapasitesine sahip projede, üretilecek araçların yaklaşık yüzde 20'sinin ihraç edilmesi hedefleniyor. İstihdam hedefi 1.000 kişi olan ve 100'e yakın yerel tedarikçiyi bir araya getiren proje, Türkiye otomotiv sanayiinin üretim kapasitesini ve küresel rekabet gücünü artıran önemli bir yatırım hamlesi olarak öne çıkıyor. Türk otomotiv sanayiinin öncü kuruluşu Tofaş, Koç Holding ve Stellantis ortaklığının yeni dönemini simgeleyen stratejik yatırımlarına bir yenisini daha ekledi. Eylül 2025'te Stellantis ile imzalanan anlaşma kapsamında hayata geçirilen K9 projesi, 26 Ekim 2026, Pazartesi günü Tofaş Fabrikası'nda düzenlenen törenle seri üretim aşamasına geçti. Tören, Türk otomotiv sanayiinin hafif ticari araç üretimindeki güçlü konumunu tahkim eden tarihi bir adıma sahne oldu. Tofaş'ta yeni dönemin simgesi, Fiat Dobló oldu K9 projesinin üretime başlangıç töreninin en anlamlı anlarından birini, Fiat Dobló'nun yeniden Tofaş üretim bandından inmesi oluşturdu. İlk kez 2000 yılında Bursa'da üretilmeye başlanan ve 2023 yılına kadar Tofaş'ta üretimi devam eden Fiat Dobló, Türk otomotiv sanayiinde olduğu kadar ticari araç pazarında önemli bir başarı elde etti. Türkiye'de 26 yılda 600 bin adedin üzerinde satışa ulaşan model, farklı nesilleri ve gövde seçenekleriyle ticari hayatın en tanınan araçlarından biri haline geldi. Üç yıllık aranın ardından yeniden Bursa'da üretilecek Dobló'nun K9 projesi kapsamında banttan inen ilk araç olması, Tofaş'ın üretim mirasını geleceğe taşıyan simgesel bir başlangıç olarak öne çıktı. Yaklaşık 300 milyon ABD Doları yatırımla hayata geçirilen K9 projesi kapsamında Citroën Berlingo, Fiat Dobló, Opel Combo, Peugeot Rifter ve Peugeot Partner modelleri Bursa'da üretilecek. Yıllık 100 bin adet üretim kapasitesine sahip projede, üretilecek araçların yaklaşık yüzde 20'sinin ihraç edilmesi hedefleniyor. K9 projesinin devreye girmesi ve mevcut K0 projesinin yaklaşık 100 bin adetlik tam kapasiteyle üretime devam etmesiyle Tofaş'ın yıllık bitmiş araç üretim hacminin 230-250 bin adet seviyelerine ulaşması öngörülüyor. K9 kapsamında 2034 yılının son çeyreğine kadar yaklaşık 660 bin adet aracın üretilmesi hedefleniyor. Böylece Tofaş, Stellantis'in bölgesel üretim ağı içerisindeki stratejik konumunu güçlendirirken, Türkiye'nin hafif ticari araç üretimindeki iddiasını da ileri taşıyacak. Dört farklı markayı kapsayan K9 projesiyle Tofaş, hafif ticari araç üretimindeki çok markalı yapısını daha da güçlendirecek. Citroën Berlingo, Fiat Dobló, Opel Combo, Peugeot Rifter ve Partner modelleri, ticari taşımacılığa yönelik kargo ve yolcu taşımacılığına uygun kombi versiyonlarıyla üretilecek. Çoklu enerji platformuna uygun üretim altyapısı ise ilerleyen dönemde elektrikli hafif ticari araçlara yönelik talebin artması halinde Tofaş'a ilave üretim esnekliği sağlayacak. K9 projesiyle yaklaşık 1.000 kişilik istihdam ve yüzde 50 yerlilik hedefi K9 projesi, üretim kapasitesinin yanı sıra istihdam, yerlilik ve mühendislik alanlarında da önemli katkılar sağlayacak. Proje kapsamında Tofaş Fabrikası’nda yaklaşık 1.000 kişilik istihdam öngörülürken, 100’e yakın yerli tedarikçi firma üretim sürecine dahil edildi. Projede yüzde 50 mertebesinde yerlilik oranı hedefleniyor. Tofaş Ar-Ge Merkezi’nin mühendislik ve teknik geliştirme süreçlerinde görev aldığı projede, 300’ün üzerinde mühendis ve teknik personel çalıştı. Araçların performans, dayanıklılık, güvenlik ve kalite gerekliliklerine yönelik doğrulama ve onay testleri de Tofaş Ar-Ge Merkezi tarafından yürütüldü. K9’un Tofaş’ın sürdürülebilir büyümesine katkısının yanı sıra Türkiye’nin Avrupa’da hafif ticari araç üretimindeki liderlik iddiasını desteklemesi bekleniyor. Türkiye iç pazarındaki toplam satışlarda yerli üretim araçların payı yaklaşık yüzde 35 seviyesindeyken, K9 projesinin bu oranı yaklaşık 10 puan artırması öngörülüyor. Proje kapsamında 2034 yılının son çeyreğine kadar yaklaşık toplamda 660 bin adet araç üretilmesi hedefleniyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır: “Türkiye'nin üretim gücüne ve geleceğine duydukları güvenle bu önemli yatırımı hayata geçiren Koç Topluluğu ve Stellantis'e teşekkür ediyorum.” Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır tören esnasında yaptığı konuşmasında “2002’den bu yana Avrupa ekonomisinin yılda sadece %1,4 büyürken, Türkiye’nin büyümesinin %5,3 seviyesinde gerçekleştiğini belirtti. Otomotiv sektörünün Türk sanayisinin yüz akı olmaya devam ettiğini söyleyen Bakan Kacır “2000’lerin başında yılda ancak 300 bin aracın satıldığı Türkiye’de şimdi yılda 1,5 milyon araç satılabiliyor. Avrupa’nın yapması gereken inovasyonu hızlandırmak, verimliliği yükseltmektir” diye konuştu. 300 milyon ABD doları yatırımla hayata geçirilen K9 projesinin Tofaş’ın üretim yolculuğunda yeni bir dönemin kapılarını araladığını belirten Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır sözlerine “Küresel rakipleriyle yarışta olan Türkiye'nin üretim gücüne ve geleceğine duydukları güvenle bu önemli yatırımı hayata geçiren Koç Topluluğu ve Stellantis'e teşekkür ediyorum. K9 Projesi'nin Bursa'mızın ve ülkemizin üretim, istihdam ve ihracatına önemli katkılar sunmasını; yeni yatırımlara, başarılara ve iş birliklerine vesile olmasını temenni ediyorum” diyerek son verdi. AK Parti Bursa Milletvekili, TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank ise törendeki konuşmasında “Avrupa'nın giderek daha da korumacı hale gelen politikalarını, sanayi hızlandırma yasası ve Made in EU yaklaşımıyla net bir şekilde görebiliyoruz” diye konuştu. Bakan Varank, Böyle bir dönemde yeni bir modelin Bursa’da üretilmesinin kararının alınması, aslında bu ülkeye bu ülkenin insanına üretim kabiliyetine duyulan güvenin ve aynı zamanda karşılıklı kazan kazan anlayışının somut bir göstergesidir” dedi. Ömer Koç: “Son 5 yılda Tofaş'a 1 milyar dolar yatırım yaptık” Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç, Koç Topluluğu'nun 100'üncü yaşında Tofaş'ın yeni bir stratejik yatırımı hayata geçirmesinin ayrı bir anlam taşıdığını ifade etti. Tofaş'ın Türkiye otomotiv sanayiindeki öncü rolüne ve Koç Holding ile Stellantis arasındaki güçlü ortaklığa dikkat çeken Ömer Koç, “Otomotiv sektöründeki kurallar tüm dünyada ve bilhassa önemli bir parçası olduğumuz Avrupa'da yeniden yazılırken, ülkemize çekebildiğimiz her yatırımın son derece kıymetli olduğu kanaatindeyim” dedi. Son 5 yılda Tofaş'a yapılan yatırımın 1 milyar dolar mertebesine ulaştığını kaydeden Koç, “Memnuniyetle ve gururla belirtmek isterim ki, bu yatırımın yarısı Ar-Ge ve inovasyon çalışmalarımıza yöneliktir. Şirketimiz, Stellantis'in önde gelen üretim ve Ar-Ge merkezleri arasındadır” diye konuştu. Geçtiğimiz yıl K0 projesinin başarıyla devreye alındığını hatırlatan Koç, 300 milyon dolar yatırımla hayata geçen K9 projesiyle yıllık 100 bin adet üretim hedeflendiğini dile getirdi. Koç, “Bu yeni modelin Citroen, FIAT, Opel ve Peugeot markalarımız için üretilecek olmasını Tofaş’ın sürdürülebilir büyüme yolculuğu açısından çok kıymetli bir adım olarak görüyoruz” dedi. Koç, otomotivde artan uluslararası rekabete dikkat çekerek, böyle bir dönemde K9 modelinin Türk otomotiv sanayiinin Avrupa’daki ticari araç üretim liderliğini daha da güçlendireceğini söyledi. Koç, “Tofaş'ın yetkinliklerini ve kapasitesini âzâmî şekilde kullanıp müşterilerimize daha fazla yerli model sunabilmeyi, böylece memleketimizin cârî dengesine de katkı sağlamayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda, başka yeni modeller konusunda ortağımızla görüşmeleri sürdürüyoruz” açıklamasında bulundu. Ömer Koç, Made in EU politikasıyla Avrupa’nın 30 senelik Gümrük Birliği ilişkisini hiçe sayma basiretsizliğine düşebileceğine işaret ederek” “Bilhassa otomotiv sektörümüzde büyük emeklerle tesis edilmiş olan üretim ve mühendislik kapasitesinin muhafaza edilebilmesi için mütekabiliyet çerçevesinde bazı adımların atılması kaçınılmaz olabilir” dedi. Koç, iç pazarın büyümesine yatırımların cazibesini artıracak uygun mekanizmalarla katkı sağlanmasının şart olduğuna dikkat çekti. Samir Cherfan: “K9, Tofaş’ın Stellantis üretim ağındaki stratejik konumunu güçlendiriyor” K9 projesinin Tofaş ve Stellantis için önemine vurgu yapan Stellantis Orta Doğu ve Afrika Operasyon Direktörü Samir Cherfan konuşmasında “Koç Topluluğu’nun 100’üncü kuruluş yıl dönümünde Bursa’da yeni bir projeyi hayata geçirmenin ve bu dönüm noktasını birlikte kutlamanın, Stellantis açısından büyük bir ayrıcalık olduğuna değinerek başladı. Cherfan; 2000–2023 yılları arasında Bursa’da üretilen ve Türkiye’de 600 binden fazla müşterinin tercihi olan Doblo’nun, Tofaş ile FIAT adını dünyaya taşıdığını aktardı. Doblò, Fiorino ve Egea’nın Tofaş Fabrikası’nın en önemli başarı hikâyelerinden olduğunun altını çizen Samir Cherfan, ayrıca üç yıl sonra Doblò’nun evine dönmesinin, Tofaş için önemli bir gelişmeyi temsil ettiğini vurguladı. Samir Cherfan “K9 projesi kapsamında Fiat Doblò, Citroën Berlingo, Opel Combo, Peugeot Rifter ve Partner olmak üzere dört markanın beş modeli için yıllık 100 bin araçlık üretim kapasitesi planlanıyor. Çoklu enerji seçeneklerini destekleyen ve elektrikli hafif ticari araç üretimine hazır olan bu platform, Türkiye’nin bölgesel üretimdeki rolünü daha da güçlendiriyor. Bu projenin temelinde, Koç Topluluğu ile yarım asrı aşan güçlü ortaklığımız, eylül 2025’te imzaladığımız stratejik anlaşmayla daha da güçlendi. Stellantis’in markalarını, platformlarını ve küresel erişimini; Koç’un liderliği ve Tofaş’ın üretim ve mühendislik yetkinlikleriyle bir araya getiren bu ortaklık vesileysiyle Tofaş, bugün Stellantis’in dünya çapındaki en önemli üretim ve Ar-Ge merkezlerinden biri konumunda” diye konuştu. Doblò’nun güçlü mirası üzerine inşa edilen K9 projesinin, Stellantis’in Orta Doğu ve Afrika bölgesine yönelik FaSTLane 2030 stratejisinin de somut bir adımı olduğunu sözlerine ekleyen Cherfan “Bu strateji kapsamında, çift haneli faaliyet kâr marjımızı koruyarak gelirlerimizi yüzde 40 artırmayı ve yerel, bölgesel ve Asya kaynaklı tedarikin payını yüzde 30’dan yüzde 90’a çıkarmayı hedefliyoruz. Bölgede, bölge için üretim yaklaşımımızla müşterilerimizin ihtiyaçlarına daha iyi yanıt verirken rekabet gücümüzü ve dayanıklılığımızı artırıyoruz. K9 projesi, yıllık 100 bin araçlık planlanan üretim kapasitesiyle Tofaş’ın bu stratejideki rolünü pekiştiriyor ve bölge pazarlarına rekabetçi koşullarda hizmet sunma kabiliyetimizi güçlendiriyor” diyerek sözlerine son verdi. Cengiz Eroldu: “K9 ve K0 ile yıllık üretimimiz 250 bin adede ulaşacak” Tofaş CEO'su Cengiz Eroldu ise törende yaptığı konuşmada, Tofaş'ın 60 yıla yaklaşan üretim geçmişinde Türk otomotiv sanayiine yön veren birçok projeye imza attığını belirterek, K9 projesinin şirketin yeni büyüme dönemindeki en önemli yatırımlardan biri olduğunu söyledi. Cengiz Eroldu, Tempra ile Avrupa pazarlarına gerçekleştirilen ilk seri otomobil ihracatından Dobló'nun hafif ticari araç pazarındaki başarısına, Egea'nın üst üste 10 yıl Türkiye'nin en çok tercih edilen otomobili olmasına kadar uzanan üretim geçmişinin yeni projelere güçlü bir temel oluşturduğunu ifade etti. Stellantis ile Eylül 2025'te imzalanan stratejik anlaşma kapsamında Citroën, FIAT, Opel ve Peugeot markaları için üretilecek K9 modellerinin seri üretime başlamasından ötürü büyük gurur duyduklarını belirten Eroldu, Fiat Dobló'nun yeniden Bursa'ya dönüşünün de Tofaş için özel bir anlam taşıdığını söyledi. Eroldu, 2000-2023 yılları arasında Tofaş'ta üretilen ve uzun yıllar Türkiye hafif ticari araç pazarının en çok tercih edilen modellerinden biri olan Dobló'nun K9 projesiyle yeniden üretim programına alınmasının şirketin köklü üretim mirasını devam ettirdiğini vurguladı. K9 projesinin üretim ve ihracat hedeflerini açıklayan Tofaş CEO'su Cengiz Eroldu, “300 milyon ABD Dolarlık yatırımla hayata geçirdiğimiz K9 projesinde, yıllık 100 bin adetlik üretim kapasitesini hayata geçiriyoruz. Üretilecek K9 modelinin yaklaşık yüzde 20'sini ihraç edeceğiz” dedi. Yeni projenin Tofaş'ın toplam üretim hacmine sağlayacağı katkıya dikkat çeken Eroldu, K9'un devreye girmesi ve mevcut K0 üretiminin yaklaşık 100 bin adetlik tam kapasitesiyle devam etmesiyle birlikte Tofaş Fabrikası'nın yıllık bitmiş araç (CBU) üretim hacminin 250 bin adet seviyelerine ulaşacağını belirtti. K9 projesinin yalnızca üretim ve ihracat rakamlarıyla değil, Türkiye'nin otomotiv sanayiindeki rekabet gücüne sağlayacağı katkıyla da değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Eroldu, “Projenin Tofaş'a kazandırdıkları tabii ki rakamlarla sınırlı değil. Tofaş'ın sürdürülebilir büyüme hedeflerine katkı sağlamasının yanı sıra, ülkemizin hafif ticari araç üretim üssü olma iddiasını da destekleyecek olması bizim için ayrı bir gurur vesilesi” dedi. Tofaş’ın Ar-Ge gücü 600’ü aşkın çalışanla büyüyor K9 projesinin Tofaş'ın üretim altyapısının yanı sıra mühendislik ve teknoloji alanındaki birikimini de yansıttığını belirten Cengiz Eroldu, şirketin yaklaşık 20 yıldır cirosunun yüzde 3'ünü Ar-Ge faaliyetlerine ayırdığını söyledi. Stellantis'in önde gelen Ar-Ge merkezlerinden biri konumundaki Tofaş Ar-Ge Merkezi'nin 600'ün üzerinde çalışanıyla faaliyetlerini sürdürdüğünü belirten Eroldu, patent başvuru sayısının da 300'e yaklaştığını ifade etti. Türkiye'de otomobil ve hafif ticari araç geliştirme ile üretim yetkinliklerini bir arada bulunduran Tofaş'ın, üniversiteler ve tedarikçilerle yürüttüğü iş birlikleriyle güçlü bir mühendislik ekosistemi oluşturduğuna dikkat çeken Cengiz Eroldu, K9 projesinin bu ekosistemin daha da geliştirilmesine katkı sağlayacağını vurguladı. Özellikle yüksek teknoloji içeren araç bileşenlerinin yerlileştirilmesinin ve yan sanayiinin ihracat potansiyelinin artırılmasının büyük önem taşıdığını belirten Cengiz Eroldu, Türkiye'nin hafif ticari araç üretimindeki güçlü konumunun bu tür yeni projelerle daha da ileri taşınacağını ifade etti. Çoklu enerji platformuna uygun K9 üretim altyapısının elektrikli hafif ticari araçlara yönelik talebin artması halinde Tofaş'a üretim esnekliği sağlayacağını belirten Eroldu, yeni modellerle birlikte fabrikanın gelecekteki üretim ihtiyaçlarına da yanıt verebilecek bir yapıya kavuşacağını söyledi. Tofaş'ın ulaştığı başarının arkasında çalışanların, mühendislerin, tedarikçilerin ve iş ortaklarının emeği bulunduğunu vurgulayan Cengiz Eroldu, K9 projesinin hayata geçirilmesine katkı sağlayan tüm ekiplere teşekkür etti. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın projeye verdiği desteğin önemine de değinen Eroldu, Tofaş'ın ülkeye ve tüm paydaşlarına değer yaratacak yeni projeleri hayata geçirmeye devam edeceğini belirtti. Tofaş'ta yeni dönem, yerli üretim ve ihracatla güçlenecek Türkiye otomotiv sanayiinin gelişiminde yaklaşık 60 yıldır önemli bir rol üstlenen Tofaş, K0 projesinin ardından devreye aldığı K9 yatırımıyla çok markalı üretim yapısını daha da güçlendiriyor. Koç Holding ve Stellantis'in ortak üretim ve mühendislik kabiliyetlerini bir araya getiren yeni dönem, Bursa'daki üretim merkezinin hem Türkiye hem de uluslararası pazarlar açısından stratejik önemini artırıyor. Yaklaşık 300 milyon ABD Doları yatırımla hayata geçirilen K9 projesinin yıllık 100 bin araçlık kapasitesi, yaklaşık yüzde 20'lik ihracat hedefi ve yaklaşık 100 bin adetlik K0 üretimiyle birlikte yıllık bitmiş araç üretim hacminin 250 bin adet seviyesine ulaşması, Tofaş'ın sürdürülebilir büyüme yolculuğundaki yeni dönemin temelini oluşturuyor. Bir dönem Türkiye'den farklı pazarlara ihraç edilen ve 26 yılda 600 binden fazla kullanıcıyla buluşan Fiat Dobló'nun yeniden Bursa'da üretilmesi ise Tofaş'ın geçmişten geleceğe uzanan üretim başarısının en somut göstergelerinden biri olarak öne çıkıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Borsan Kablo Ticari Fizibilite Yetkinliklerini OKA Desteğinde Güçlendiriyor  Haber

Borsan Kablo Ticari Fizibilite Yetkinliklerini OKA Desteğinde Güçlendiriyor 

40 yılı aşkın köklü geçmişiyle Türkiye’nin en büyük 400 sanayi kuruluşu ve dünya genelinde 100’e yaklaşan ülkeyi kapsayan geniş bir coğrafyaya gerçekleştirdiği ihracatla ülkemizin ilk 300 ihracatçısı arasında yer alan Borsan Kablo, Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı (OKA) ile destek sözleşmesi imzaladı. "Ar-Ge ve Yatırım Süreçlerinde Ticari Fizibilite Analizi Yetkinliklerinin Güçlendirilmesi" başlıklı proje kapsamında Borsan Kablo, Ar-Ge ve yatırım fikirlerinin pazar potansiyeli, müşteri ihtiyaçları, rekabet koşulları, ekonomik yapılabilirlik, ihracat kapasitesi ve ticarileştirme fırsatları açısından değerlendirilmesine yönelik kurumsal yetkinliklerini geliştirecek. Adnan Ölmez: “Hedefimiz, Geliştirdiğimiz Teknolojileri Küresel Pazarlarda Rekabet Edebilen Ürünlere Dönüştürmek” Destek sözleşmesini Borsan Kablo adına imzalayan Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ölmez, Ar-Ge ve yatırım süreçlerinde ticari fizibilite yetkinliklerini geliştirmenin önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Sanayide rekabet gücümüzü korumak ve büyütmek için üretim kapasitemizi artırırken, hangi teknolojilere yatırım yaptığımız ve bu yatırımlardan nasıl değer yarattığımız da büyük önem taşıyor. Ar-Ge ve teknoloji yatırımlarımızı, değişen küresel pazar koşullarını ve müşteri ihtiyaçlarını gözeten uzun vadeli bir stratejiyle yönetiyoruz. Hedefimiz, geliştirdiğimiz teknolojileri yüksek katma değerli ve uluslararası pazarlarda rekabet edebilen ürünlere dönüştürmek. Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı ile gerçekleştirdiğimiz bu çalışma da yatırım kararlarımızda pazar verilerini, ticari potansiyeli ve sürdürülebilirlik kriterlerini daha etkin değerlendirmemize katkı sağlayacak.” Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı (OKA) Genel Sekreteri Mehlika DİCLE de, "Borsan Kablo'nun sanayide değer yaratma ve küresel rekabet vizyonu çerçevesinde, geliştirilen teknolojilerin uluslararası pazarlarda yüksek katma değerli ürünlere dönüşmesi ancak veriye dayalı pazar stratejileriyle mümkün. Hayata geçirdiğimiz bu iş birliği; Ar-Ge yatırımlarının pazar dinamikleriyle uyumlandırılması ve projelerin sürdürülebilir rekabet avantajına dönüştürülmesi adına atılmış önemli bir adımdır. Bu yaklaşımın, yatırım kararlarının daha sağlıklı verilmesine, kaynakların etkin kullanılmasına ve geliştirilen projelerin ticarileşme potansiyelinin güçlendirilmesine katkı sağlayacağına inanıyoruz." şeklinde konuştu Borsan Kablo’nun kurum içinde yürüttüğü Ar-Ge çalışmalarının yanı sıra üniversite-sanayi iş birlikleri, ulusal ve uluslararası destek programları kapsamında geliştirdiği projelerin sayısı ve teknoloji çeşitliliği artıyor. OKA desteğiyle gerçekleştirilecek eğitim, bu projelerin başlangıç aşamasından itibaren daha kapsamlı pazar analizleri ve ticari fizibilite çalışmalarıyla değerlendirilmesine odaklanacak. Böylece proje ve yatırım önceliklerinin nesnel kriterlerle belirlenmesi, kaynakların verimli kullanılması ve yatırım risklerinin azaltılması hedefleniyor. Yeşil Dönüşüm ve Yeni Teknolojilerin Ticarileştirilmesi Ön Planda Eğitim kapsamında, Ar-Ge ve yatırım projelerinin ticari fizibilite analizlerinde yeşil dönüşüm ve sürdürülebilir üretim kriterleri de ele alınacak. Enerji ve kaynak verimliliği, çevresel etkiler ve döngüsel ekonomi ilkeleriyle birlikte yeşil dönüşümün oluşturduğu yeni pazar fırsatlarının değerlendirilmesine yönelik yetkinlikler geliştirilecek. OKA’nın teknik desteği kapsamında gerçekleştirilecek eğitimle Borsan Kablo, Ar-Ge ve yatırım projelerinde pazar odaklı, veri temelli ve sistematik fizibilite analizi yetkinliklerini daha da geliştirmeyi hedefliyor. Çalışmanın bir diğer odağını ise yeni teknolojilerin fikri ve sınai mülkiyet hakları kapsamında korunması ve ticarileştirilmesi oluşturuyor. Bu doğrultuda, patent araştırmaları, teknoloji eğilimlerinin analizi, rakip ürün ve teknolojilerin incelenmesi gibi çalışmaların fizibilite süreçleriyle birlikte değerlendirilmesi amaçlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

WoodTech, Ağaç İşleme Makineleri Sektörünü 39. Kez Buluşturmak Üzere Kapılarını Açtı! Haber

WoodTech, Ağaç İşleme Makineleri Sektörünü 39. Kez Buluşturmak Üzere Kapılarını Açtı!

Ağaç işleme makineleri, kesici takımlar ve el aletleri sektörünü bir araya getiren WoodTech 2026, Reed Tüyap Fuarcılık A.Ş. organizasyonunda, Ağaç İşleme Makine Sanayicileri Derneği (AİMSAD) iş birliğinde, T.C. Ticaret Bakanlığı ve Avrupa Ağaç İşleme Makinesi İmalatçıları Federasyonu (EUMABOIS) desteğiyle gerçekleştiriliyor. Fuar, üretim süreçlerini geliştirmek, yeni makine yatırımlarını değerlendirmek ve uluslararası iş bağlantıları kurmak isteyen sektör profesyonellerini İstanbul’da buluşturuyor. CNC işleme merkezlerinden panel ebatlama ve kenar bantlama sistemlerine, tomruk ve kereste işleme makinelerinden yüzey işleme teknolojilerine kadar geniş bir ürün yelpazesini bir araya getiren fuarda, üretim verimliliğini artırmaya yönelik yeni nesil çözümler sergileniyor. WoodTech, Avrupa’nın İkinci Büyük Fuarı Konumunda Fuarın sektör açısından taşıdığı öneme dikkat çeken RX Tüyap Genel Müdürü Berkan Öner, WoodTech’in 39 yıldır aralıksız düzenlenerek uluslararası alanda güçlü bir konuma ulaştığını belirtti. Öner, “WoodTech bugün Avrasya’nın en büyük, Avrupa’nın ise ikinci büyük fuarı konumunda. Bu yıl 300’ün üzerinde firmayı bir araya getirirken fuar alanımızda 3 binin üzerinde makine sergiliyoruz. Türkiye’nin güçlü üreticilerinin yanı sıra Almanya, İtalya, ABD ve Çin gibi ülkelerden uluslararası firmalar da fuarımızda yer alıyor. Özellikle otomasyon, yapay zekâ ve birbiriyle iletişim kurabilen yeni nesil makineler bu yılın öne çıkan başlıkları arasında bulunuyor. Yaklaşık 350-400 milyon dolarlık yıllık ticaret hacmine ve 140-150 milyon dolara yaklaşan ihracat büyüklüğüne sahip sektörümüz açısından WoodTech önemli bir ticaret platformu niteliği taşıyor. Fuarımızın sektörün toplam ticaret hacminin yaklaşık üçte birine hareketlilik kazandırmasını öngörüyoruz. Avrupa’dan Orta Doğu’ya, Kuzey Afrika’dan farklı uluslararası pazarlara uzanan ticari bağlantılarımızla sektörümüzün ihracat gücüne katkı sağlamayı hedefliyoruz. Bu yıl fuarımızda yerli ve yabancı toplam 20 bin ziyaretçiyi ağırlamayı bekliyoruz. Sektörümüz adına verimli, yeni iş birliklerinin kurulduğu ve ticari fırsatların geliştiği bir fuar olmasını diliyoruz.” dedi. WoodTech, Sektörümüzün Dünyaya Açılan En Önemli Kapısı WoodTech’in sektörün uluslararası pazarlardaki konumuna sağladığı katkıyı değerlendiren Ağaç İşleme Makine Sanayicileri Derneği (AİMSAD) Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Sekreteri Arif Onur Kaçak, fuarın Türk makine üreticilerinin küresel rekabet gücünü artırmada önemli bir rol üstlendiğini belirtti. Kaçak, “WoodTech Fuarımız, sektörümüzün dünyaya açılmasında çok önemli bir yere sahip. 1988 yılında başlayan yolculuğuyla Türkiye’de pek çok markanın büyümesine ve uluslararası pazarlarda tanınmasına katkı sağladı. Bugün Avrupa’nın en büyük ikinci, dünyanın üçüncü ve Avrasya’nın en büyük fuarı konumunda olması bizim için büyük bir gurur kaynağı. WoodTech, yalnızca sektörümüzün buluşma noktası değil, aynı zamanda Türk makine üreticilerinin küresel rekabet gücünü ortaya koyduğu stratejik bir platform” dedi. Türk ağaç işleme makineleri sektörünün kalite ve üretim kabiliyetiyle öne çıktığına dikkat çeken Kaçak, “Sektörümüz geçtiğimiz yıl yaklaşık 145 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Bu yılın ilk sekiz ayında ise 80 milyon dolara yakın ihracata ulaştık. Küresel pazarlardaki belirsizlikler ve artan maliyetler rekabet gücümüzü zorlasa da Türk üreticileri olarak teknolojik gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Özellikle dijital ve yeşil dönüşüm, otomasyon ve yeni nesil üretim teknolojileri sektörümüzün geleceğini şekillendiriyor. WoodTech de bu dönüşümün en yeni örneklerini uluslararası sektör profesyonelleriyle buluşturarak yeni iş birliklerinin ve ihracat fırsatlarının önünü açıyor.” ifadelerini kullandı. AİMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Sabri Erol, “39’uncu kez sektör profesyonellerini bir araya getiren WoodTech Fuarı’nın, ağaç işleme makineleri sektörünün gelişimine ve yeni iş birliklerinin oluşmasına katkı sağlayacağına inanıyorum. Fuarın tüm katılımcılarımız, sektörümüz ve ülkemiz için verimli, yoğun katılımlı ve bereketli geçmesini diliyorum” dedi. Tüyap Fuarcılık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Ünal, “WoodTech Fuarımız, sektörümüz açısından her yıl çıtayı biraz daha yukarı taşıyan önemli bir buluşma noktası. Ülke ekonomisine ve sektörümüzün büyümesine değerli katkılar sunan fuarımızın bu yıl da tüm paydaşlarımız için başarılı ve verimli bir organizasyon olmasını diliyorum.” ifadelerini kullandı. Uluslararası Alım Heyetleri B2B Görüşmeler İçin İstanbul'da WoodTech Fuarı kapsamında düzenlenen Uluslararası Alım Heyeti Programı, farklı ülkelerden gelen satın alma profesyonelleri ve karar vericileri, yeni ticari iş birlikleri geliştirmek üzere katılımcı firmalarla bir araya getiriyor. Program kapsamında gerçekleştirilecek B2B görüşmelerde; ağaç işleme makineleri, mobilya üretim teknolojileri, otomasyon sistemleri ile kesim ve işleme ekipmanları başta olmak üzere sektörün farklı ürün gruplarında yeni iş bağlantılarının kurulması ve ihracat fırsatlarının değerlendirilmesi amaçlanıyor. Akıllı Üretim ve Dijitalleşme Öne Çıkıyor WoodTech 2026’da sektörün dönüşümünde giderek daha fazla önem kazanan otomasyon, endüstriyel robotik, CNC teknolojileri ve dijital üretim sistemleri öne çıkıyor. Üretim süreçlerinin izlenmesi, veri toplama, kalite kontrol ve üretim yazılımlarına yönelik çözümler de ziyaretçilerin incelemesine sunuluyor. Fuar kapsamında kesici takım teknolojileri, taşıma ve depolama sistemleri, enerji verimliliğini destekleyen uygulamalar, kereste kurutma ve nem kontrolü ile toz emme ve filtrasyon teknolojileri sergileniyor. Farklı üretim aşamalarına yönelik çözümler, firmalara kapasite artışı ve verimlilik hedefleri doğrultusunda yeni yatırım seçeneklerini karşılaştırma olanağı sağlıyor. WoodTech, Uluslararası Pazarlarla Ticari Bağları Güçlendiriyor Türkiye'nin ağaç işleme makineleri sektöründeki üretim gücünü, teknoloji kapasitesini ve ihracat potansiyelini uluslararası pazarlara taşıyan WoodTech Fuarı, sektörün küresel ticaretteki konumunu güçlendirmeye katkı sağlıyor. Türkiye'nin ağaç işleme makineleri ihracatında Bulgaristan, Polonya ve İspanya öne çıkarken WoodTech, Avrupa'dan Orta Doğu'ya, Kuzey Afrika'dan Orta Asya'ya uzanan geniş bir coğrafyadan sektör profesyonellerini İstanbul'da buluşturmayı hedefliyor. Mobilya üreticileri, kereste ve panel üreticileri, fabrika ve üretim yöneticileri, makine ve teknoloji satın alma profesyonelleri, distribütörler, ithalatçılar ve uluslararası satın alma heyetlerini bir araya getiren WoodTech 2026, 22-24 Ekim tarihleri arasında 10.00–18.00, 25 Ekim’de ise 10.00–17.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Trendyol, Yapay Zeka İle e-ticaretin Geleceğini Şekillendiriyor Haber

Trendyol, Yapay Zeka İle e-ticaretin Geleceğini Şekillendiriyor

İnan, Trendyol’da kodların %20’sinin otonom yapay zeka tarafından yazıldığını, satıcıların Trendyol LLM ile 10 dilde ihracat yapabildiğini belirterek yeni teknolojilerin KOBİ’lerin operasyonel verimliliği ve küresel rekabet gücündeki kritik rolüne dikkat çekti. Trendyol Grubu CEO’su Erdem İnan, dünyanın önde gelen girişimcilik ve teknoloji etkinliklerinden Slush’ın İstanbul ayağı olan Slush’D İstanbul etkinliğinde düzenlenen "Agentic Pazaryeri: Yapay Zeka Ticareti Nasıl Yeniden Şekillendirecek" başlıklı panele katılarak e-ticaretin geleceğini şekillendirecek yapay zeka stratejilerini, agentic (ajan tabanlı) alışveriş vizyonunu ve Trendyol’un iç süreçlerindeki dijital dönüşümü paylaştı. Her kullanıcıya özel deneyim, her ürüne farklı bir alışveriş yolculuğu "Yapay zeka, e-ticarette mevcut süreçleri hızlandırmanın ötesine geçerek iş yapış biçimlerini yeniden tanımlayan temel bir teknolojiye dönüşüyor" diyen İnan, yeni teknolojilerin kullanıcı deneyimini kişiye özel ve dinamik bir yapıya taşıyacağını belirtti: "Yeni teknolojilerle birlikte Trendyol’u ziyaret eden günlük 17 milyon kullanıcının her birine özel bir deneyim sunabilir, platformun görünümünü ve içeriklerini neredeyse gerçek zamanlı olarak değiştirebiliriz. E-ticarette asıl dönüşümün önemli bir parçası bu olacak. Bununla birlikte, gelecekte tüm alışverişlerin yapay zeka ajanları tarafından baştan sona tamamlanmasını beklemiyoruz. Özellikle moda ve yaşam tarzı kategorilerinde kullanıcılar, satın alacakları ürünü önceden belirlemek yerine farklı seçenekleri keşfetmek ve karşılaştırmak istiyor. Yapay zeka ajanlarının alışveriş sürecini uçtan uca yönettiği modelin ise ürün tercihinin önceden belli olduğu kategorilerde daha fazla yaygınlaşacağını öngörüyoruz." Yapay zeka, küçük işletmelerin küresel rekabet gücünü artırıyor Yapay zekanın satıcılar için sunduğu fırsatlara da değinen İnan, Trendyol’un KOBİ’lere sağladığı teknolojik altyapıyı şöyle detaylandırdı: "Dijital asistan Ortak sayesinde satıcılarımızın iş süreçlerini kolaylaştırarak verimliliklerini artırıyoruz. Trendyol LLM büyük dil modeli sayesinde iş ortaklarımız dil bariyerine takılmadan 10 farklı dilde uluslararası pazarlara açılabiliyor. Ayrıca yapay zeka destekli veri analizleriyle, satıcılarımızın stok yönetimi ve ürün tasarımı gibi konularda hedef pazardaki talebe göre doğru kararlar almalarını destekliyoruz." dedi. Trendyol’un iç organizasyonuna da değinen Erdem İnan, teknoloji ekiplerinde yapay zeka asistanı kullanım oranının %90’a ulaştığını, yazılan kodun yaklaşık yüzde 20’sinin yapay zeka tarafından üretildiğini ve 16 binden fazla görevin otonom yürütüldüğünü paylaştı. İnan, Slush’D İstanbul’da girişimcilik ekosistemiyle bir araya gelerek Trendyol’un geleceğin e-ticaret dünyasında hem tüketiciler hem de satıcılar için en güvenilir ve yenilikçi platform olma vizyonunun altını çizdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yazılım Dünyasına Mesaj: “Teknoloji Üretmek Yetmez, Küresel Değer Yaratmak İçin Yabancı Dil Şart” Haber

Yazılım Dünyasına Mesaj: “Teknoloji Üretmek Yetmez, Küresel Değer Yaratmak İçin Yabancı Dil Şart”

Yekeler, “Türkiye, teknoloji üretebilir ama tek dilli (monolingual) bir toplum olmaktan kurtulmadıkça ürettiği teknolojinin küresel değerini belirleyen ülkeler arasında yer almakta zorlanır. Bu nedenle teknolojiyi kullanmanın ön koşullarından biri de yabancı dil bilmek” dedi. Ev sahipliğini YASAD’ın üstlendiği ve YASAD Başkanı Mine Taşkaya’nın açılış konuşmasıyla başlayan zirvede, yazılım sanayicileri, teknoloji girişimcileri ve yatırımcılar bir araya geldi. Zirvede, yapay zekanın her dilde çeviri yaptığı bir dünyada dil öğrenmenin önemi de tartışılıldı. “Yapay Zeka ve Dilin Değişen Kuralları” başlığıyla konuşma yapan YEK Metot geliştiricisi ve SEYEV Vakfı kurucusu Seda Yekeler, yapay zekanın yabancı dil öğrenme ihtiyacını ortadan kaldırdığı yönündeki görüşlere karşı çıktı. Yazılım sanayicileri, teknoloji girişimcileri ve yatırımcıların bir araya geldiği zirvede Yekeler, sözlerini şöyle sürdürdü: ‘’Teknoloji üreten bir ülkenin ihtiyacı yalnızca çeviri yapmak değildir. Yapay zeka, diller arasında çeviri yapabilir ancak küresel dünyada iletişim kurmak yalnızca kelimeleri çevirmekten ibaret değil. Dünyayla doğrudan iletişim kurabilmek, kendini ifade edebilmek, müzakere edebilmek ve güven ilişkisi kurabilmek oldukça önemli. Teknoloji, diller arasında çeviri yapabilir ancak küresel dünyada iletişim kurmak, yalnızca kelimeleri çevirmekten ibaret değil. Bu nedenle teknolojiyi kullanmanın ön koşullarından biri de yabancı dili bilmek.‘’ “Teknoloji Üretiyorsanız, Dünyayla Konuşabilmeniz Gerekiyor” Teknoloji şirketlerinin geliştirdikleri ürün ve hizmetleri uluslararası pazarlara taşıyabilmeleri için dil becerisinin stratejik bir unsur haline geldiğini belirten Yekeler, “Türkiye’nin teknoloji alanındaki küresel rekabet gücünün dil kapasitesinden bağımsız değerlendirilemez. Türkiye monolingual (tek dilli) bir ülke olmaktan kurtulmadıkça yazılımcılarımız dünya standartlarında ürünler geliştirse de bu ürünleri uluslararası pazarlarda anlatma, savunma ve büyütme konusunda zorlanmaya devam edeceğiz. Teknoloji üretebiliriz ancak ürettiğimiz teknolojinin küresel değerini belirleyen ülkeler arasında yer almak için dünyayla aynı dili konuşabilmemiz gerekiyor” diye konuştu. “Yapay Zeka Sizin Yerinize Konuşabilir, Peki Sizin Yerinize Düşünebilir Mi?” Yapay zeka destekli çeviri sistemlerinin hızla gelişmesine rağmen dil ediniminin insan zihnindeki işlevinin çeviriden çok daha geniş olduğunu belirten Yekeler, “Yapay zeka size dünyanın bütün dillerinde cümle kurdurabilir. Ancak o cümleyi hangi cesaretle, hangi sezgiyle ve hangi insani derinlikle kuracağınızı sizin yerinize belirleyemez. Bir dili bilmek; farklı kültürleri anlamak, farklı bakış açıları geliştirmek ve insanlarla doğrudan bağ kurabilmektir”dedi. “Bir Şirketin Görünmeyen Değeri, Çalışanlarının Dil Kapasitesidir” Seda Yekeler, Language Valuation – Dil Kapasitesinin Ekonomik Değeri kavramının teknoloji şirketleri tarafından yeterince dikkate alınmadığına dikkat çekti: ’’Bir teknoloji şirketinin değerinin yalnızca geliştirdiği yazılım, sahip olduğu patentler, sermayesi veya insan kaynağıyla ölçülmemeli. Çalışanların uluslararası pazarlarda iletişim kurabilme ve iş geliştirebilme kapasitesi de şirketlerin küresel rekabet gücünün önemli bir parçası. olduğunu ifade etti. Bir şirket milyonlarca dolarlık teknoloji geliştirebilir. Ancak o teknolojiyi dünyaya anlatacak insan kaynağını geliştirmiyorsa yatırımının bir bölümünü küresel fırsatlara dönüştüremeyebilir. Çalışanların uluslararası pazarlarda iletişim kurabilmesi ve iş geliştirebilmesi, şirketlerin görünmeyen ama önemli değerlerinden biridir.” “Türkiye’nin Yeni Bir Dil Kursuna Değil, Dil Reformuna İhtiyacı Var” Konuşmasını Türkiye’nin eğitim geleceğine taşıyan Yekeler, kurucusu olduğu Seda Yekeler Eğitim Vakfı (SEYEV) aracılığıyla yürütülen yabancı dil farkındalığı ve dil edinimi çalışmalarına da değindi. Türkiye’de yabancı dilin uzun yıllardır ağırlıklı olarak sınav, gramer ve sertifika üzerinden ele alındığını belirten Yekeler, gerçek yaşamda iletişim kurma becerisinin daha fazla öne çıkarılması gerektiğini söyledi. Yekeler, nörobilim ve dil edinimi alanındaki çalışmalardan yararlanarak geliştirdiği YEK Metot ile yabancı dil eğitiminde bireyin öğrenme süreçlerini merkeze alan bir yaklaşım sunduklarını ifade ederek, “Türkiye’nin yeni bir dil kursuna değil, dil reformuna ihtiyacı var. Yabancı dili yalnızca sınavlarda başarılı olmak için değil; dünyayla iletişim kurmak, bilgiye erişmek, teknoloji üretmek ve ürettiğimiz değeri küresel ölçekte anlatabilmek için öğrenmeliyiz” diye konuştu. SEYEV Vakfı’nın hedefinin yalnızca bireylere yabancı dil kazandırmak olmadığını belirten Yekeler, yabancı dil edinimini toplumsal bir kalkınma meselesi haline getirmeyi amaçladıklarını vurguladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yıldız Holding ve TSE Global’den   Gıda Güvenliği Alanında Stratejik İş Birliği Haber

Yıldız Holding ve TSE Global’den Gıda Güvenliği Alanında Stratejik İş Birliği

Yıldız Holding ile Türk Standardları Enstitüsü’nün (TSE) iştiraki TSE Global arasında gıda güvenliği ve helal üretim prensipleri alanında stratejik iş birliği protokolü imzalandı. Yıldız Holding’de gerçekleştirilen imza törenine TSE Global Yönetim Kurulu Başkanı ve Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Oruç Baba İnan, TSE Global Genel Müdürü ve UDK Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Hüseyin Alper Türedi, Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi Murat Ülker, Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mehmet Tütüncü, Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve Gıda Güvenliği Kurulu Başkanı İbrahim Taşkın ile Yıldız Holding ve TSE Global yöneticileri katıldı. İş birliği kapsamında Yıldız Holding Gıda Güvenliği Kurulu’nun gıda güvenliği alanındaki birikimi ile TSE Global’in uygunluk değerlendirme uzmanlığı bir araya getirilecek. TSE Global’in muayene, gözetim ve tedarikçi denetimleri ile belgelendirme hizmetleri başta olmak üzere uygunluk değerlendirme alanındaki yetkinliklerinden Yıldız Holding Gıda Güvenliği Kurulu liderliğinde Türkiye’deki ve yurt dışındaki faaliyetlerinde yararlanılacak; çalışmalar ihtiyaçlar doğrultusunda tedarikçi ekosistemini de kapsayabilecek. Yıldız Holding, gıda güvenliğini kalite kontrol, mevzuata uyum, gıda savunması, tedarik zinciri bütünlüğü ve tüketici hassasiyetlerini birlikte ele alan bütüncül bir yaklaşımla yönetiyor; Yıldız Holding Gıda Güvenliği Kurulu koordinasyonunda 11 ülkedeki 33 gıda ve gıda ile ilişkili üretim tesisinde süreçler ortak prensipler doğrultusunda yürütülüyor. Söz konusu iş birliğinin çerçevesinde, ilgili ulusal ve uluslararası standartlar ve mevzuat doğrultusunda denetim, belgelendirme, uygunluk değerlendirmenin önemli alt kırılımlarından biri olan ‘’teorik ve uygulamalı eğitimler’’ gibi ihtiyaç duyulması olası diğer teknik hizmetlerden yararlanılması hedefleniyor. TSE Global Yönetim Kurulu Başkanı ve Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Oruç Baba İnan: “Güçlü bir sanayi ekosistemi, güçlü bir kalite altyapısıyla mümkündür.” TSE Global Yönetim Kurulu Başkanı ve Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Oruç Baba İnan Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Oruç Baba İnan, imza töreninde yaptığı konuşmasında şu açıklamalarda bulundu: “Günümüzde kalite, güvenilirlik ve uluslararası standartlara uyum, sanayimizin küresel rekabet gücünü belirleyen temel unsurlar arasında yer almaktadır. Özellikle doğrudan insan sağlığını ilgilendiren gıda sektöründe, üretimden tüketime uzanan tüm süreçlerin güvenilir ve sürdürülebilir bir yaklaşımla yönetilmesi büyük önem taşımaktadır. Türk Standardları Enstitümüzün yüzde yüz iştiraki olan TSE Global ile Yıldız Holding arasında hayata geçirilen bu iş birliğini, ülkemizin ve bu konuda uzmanlıklarını sahip oldukları yetkinliklerle kanıtlamış kamu kuruluşlarımızın uygunluk değerlendirme alanındaki teknik birikimini özel sektörümüzün uluslararası deneyimiyle buluşturabiliyor olmamız açısından kıymetli buluyoruz. Söz konusu iş birliğinin gıda güvenliği alanındaki çalışmaların güçlendirilmesine, ülkemizin uygunluk değerlendirme kapasitesinin uluslararası ölçekte daha etkin değerlendirilmesine ve Türk sanayisinin küresel değer zincirlerindeki konumuna katkı sağlamasını temenni ediyoruz.” Dr. Hüseyin Alper Türedi:“Gıda güvenliğinde tedarikçi zincirinden hammadde ve üretim prosesleri boyunca devam eden ve üretim sonrası izlenebilirlik ile tüketiciye güvenli ürün sunulmasına uzanan bütüncül bir iş birliği hedefliyor, uygunluk değerlendirmenin üretim ve hizmetin ayrılmaz bir parçası olduğu stratejisi ile ilerliyoruz ” TSE Global Genel Müdürü ve UDK Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Hüseyin Alper Türedi yeni iş birliğine ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Gıda güvenliği ve helal üretim prensipleri, yalnızca nihai ürünün kontrol edilmesiyle sınırlı olmayan; hammaddeden üretime, tedarikçi değerlendirmelerinden uluslararası standartlara uyuma kadar tüm süreçlerin bütüncül bir yaklaşımla ele alınmasını gerektiren hayati bir kontrol mekanizmasıdır. Yıldız Holding ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği, Holdingin gıda güvenliği alanındaki deneyimini TSE Global'in denetim, belgelendirme ve diğer uygunluk değerlendirme uzmanlıklarıyla bir araya getirmektedir. Protokol kapsamında, Yıldız Holding’in farklı coğrafyalarda yerleşik üretim tesisleri başta olmak üzere tedarikçileri ve şubelerinde gerçekleştirilecek uygunluk değerlendirme faaliyetlerine yönelik denetimlerde, gıda güvenliği ve helal prensipleri doğrultusunda, ulusal ve uluslararası standartlar ile ilgili mevzuat esas alınarak çalışmalar yürütülmesi hedeflenmektedir. Uzun vadeli bir çerçeveye sahip bu iş birliğiyle, Yıldız Holding’in kalite, gıda güvenliği ve güvenilirlik süreçlerinin desteklenmesini; farklı coğrafyalardaki faaliyetlerinde ihtiyaç duyduğu teknik çözümlere uygunluk değerlendirme alanlarında katkı sunulmasını ve tedarik zinciri genelinde ortak kalite anlayışının güçlendirilmesini hedefliyoruz.” Mehmet Tütüncü: “Gıda güvenliğini uzun vadeli bir sorumluluk olarak görüyoruz” Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mehmet Tütüncü, gıda güvenliğinin Holding’in temel iş önceliklerinden biri olduğunu belirterek şunları söyledi: “Gıda güvenliği, kuruluşumuzdan bu yana iş yapış biçimimizin temel unsurları arasında yer alıyor. Yıldız Holding olarak faaliyet gösterdiğimiz tüm coğrafyalarda gıda güvenliğini temel sorumluluklarımız arasında görüyoruz. Ham maddeden üretime, tedarik zincirinden tüketiciye uzanan bütün süreçlerde bilimsel yaklaşımı, tüketici hassasiyetlerini, güçlü standartları ve sürekli gelişimi esas alıyor; gıda güvenliğini kalite kontrol, mevzuata uyum, gıda savunması ve tedarik zinciri bütünlüğünü kapsayan bütüncül bir yaklaşımla ele alıyoruz. Bu yaklaşımı Gıda Güvenliği Kurulumuzun koordinasyonunda faaliyet gösterdiğimiz tüm coğrafyalarda ortak prensiplerle uyguluyoruz. Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek COP31 sürecinde Gıda Güvenliği ve Tarım alanındaki çalışmalara eş başkanlık ederken de gıda güvenliğinde kalıcı ilerlemenin uygulanabilir ve ölçeklenebilir çözümler geliştirmekten geçtiğine inanıyoruz. TSE Global ile imzaladığımız iş birliği protokolünü de bu yaklaşımın somut adımlarından biri olarak görüyoruz. TSE Global’in uygunluk değerlendirme alanındaki yetkinliğinin çalışmalarımıza katkı sağlayacağına inanıyor; bu iş birliğine emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarımıza ve TSE Global ekibine teşekkür ediyorum.” İbrahim Taşkın: “Gıda güvenliği alanındaki birikimimizi TSE Global’in yetkinliğiyle buluşturuyoruz” Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve Gıda Güvenliği Kurulu Başkanı İbrahim Taşkın, iş birliğine ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Gıda güvenliğinin sürekliliğini sağlamanın önemli unsurlarından biri, güçlü standartların sahada sistematik biçimde uygulanması, izlenmesi ve bağımsız olarak doğrulanmasıdır. Yıldız Holding Gıda Güvenliği Kurulumuzun koordinasyonunda 11 ülkedeki 33 tesisimizde süreçlerimizi ortak prensipler doğrultusunda yürütüyoruz. Bu yaklaşımı kendi üretim tesislerimizle sınırlı tutmuyor; tedarik zinciri boyunca güven ve izlenebilirliği gözetiyoruz. Gıda güvenliği ve gıda savunmasının yanı sıra helal, koşer ve farklı tüketici hassasiyetlerine ilişkin standartlarımızın farklı coğrafyalardaki uygulamalarını takip ediyor ve denetliyoruz. TSE Global ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliğini, yıllar içinde oluşturduğumuz bilgi birikimi ve standartlarımızı TSE Global’in uygunluk değerlendirme alanındaki yetkinliğiyle buluşturan önemli bir adım olarak görüyorum. İş birliğimizin hayırlı olmasını diliyorum.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İSO Başkan Adayı Ender Yılmaz’dan “Made in Europe” Açıklaması Haber

İSO Başkan Adayı Ender Yılmaz’dan “Made in Europe” Açıklaması

Avrupa Birliği’nin otomotiv sanayisinde Avrupa üretimine öncelik vermek amacıyla hazırladığı düzenleme, Türkiye’deki üretimin bu kapsamda nasıl değerlendirileceği sorusunu gündeme taşıdı. Konuya ilişkin açıklama yapan İstanbul Sanayi Odası Meclis Başkanı ve İSO Yönetim Kurulu Başkan Adayı Ender Yılmaz, Türkiye ile Avrupa arasındaki üretim bağlarının gözetilmesi gerektiğini belirterek yetkilileri ve sektör temsilcilerini diplomatik ve teknik girişimleri hızlandırmaya çağırdı. “Türkiye, Avrupa’nın üretim gücünü tamamlıyor” Türkiye’nin uzun yıllardır Avrupa otomotiv değer zincirinin ayrılmaz bir parçası olduğunu belirten Yılmaz, “Ülkemiz; üretim kapasitesi, mühendislik yetkinliği, tedarikçi altyapısı ve nitelikli insan kaynağıyla Avrupa’nın rekabet gücünü destekliyor. Türkiye’de üretilen araçlar ve otomotiv parçaları, Avrupa pazarının ihtiyaçlarını karşılayan güçlü bir sanayi ekosisteminin parçası. ‘Made in Europe’ yaklaşımının, bu yapıyla bütünleşmiş üretim merkezlerini dışlayacak biçimde daraltılması, Avrupa otomotiv sektörünün geleceği açısından da önemli riskler taşıyor” dedi. Küresel rekabetin yoğunlaştığı sektörde, birbirini tamamlayan üretim ağlarının önem kazandığını ifade eden Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü: “Elektrikli araçlardan batarya teknolojilerine, yazılımdan yeni nesil üretim modellerine kadar kapsamlı bir dönüşüm yaşanıyor. Bu süreçte rekabet gücünü korumanın yolu, mevcut sanayi altyapısını geliştirerek güçlü, entegre ve sürdürülebilir bir üretim ekosistemi oluşturmaktan geçiyor. Türkiye’nin bu yapının dışında bırakılması, ülkemizdeki yatırımlar ve istihdamla birlikte Avrupa otomotiv değer zincirinin dayanıklılığını ve küresel rekabet gücünü de olumsuz etkileyebilir.” “Önümüzdeki 20–30 yılın yatırım kararları söz konusu” Avrupa Birliği kurumlarının alacağı kararların uzun vadeli etkilerine işaret eden Yılmaz, konunun sanayi politikası çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Yılmaz, “Önümüzdeki dönemde alınacak kararlar, şirketlerin bugünkü faaliyetlerinin yanı sıra 20–30 yıllık yatırım stratejilerini de etkileyebilecek nitelikte. Beklentimiz, Avrupa Birliği kurumlarının ve ilgili karar vericilerin sektörün üretim yapısını ve karşılıklı bağlarını gözeten bir yaklaşım benimsemesidir. Üretim zincirlerinin bütünlüğünü koruyan kararlar, ortak rekabet gücümüzü de artırır” ifadelerini kullandı. Diplomatik ve teknik girişimlerin hızlandırılması gerektiğini belirten Yılmaz, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Yetkililerimizin, sektör temsilcilerimizle birlikte bugünden harekete geçmesi büyük önem taşıyor. Türkiye’nin otomotiv sanayisindeki kazanımlarını korumak, yeni nesil yatırımların önünü açmak ve küresel dönüşümde güçlü bir konum elde etmek için tüm imkânlarımızla çalışmayı sürdürmeliyiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

 Türkiye’de %51’e Ulaşan Yapay Zekâ Adaptasyonu, Daha Hızlı İnovasyonu Destekliyor Haber

 Türkiye’de %51’e Ulaşan Yapay Zekâ Adaptasyonu, Daha Hızlı İnovasyonu Destekliyor

Amazon Web Services (AWS) tarafından gerçekleştirilen yeni araştırmaya göre Türkiye, temel sektörlerdeki işletmelerin yapay zekâ ve bulut teknolojileri kullanımının önemli ölçüde artırmasıyla küresel ölçekte en hızlı büyüyen yapay zekâ pazarları arasında yer alıyor. AWS için küresel araştırma şirketi Strand Partners tarafından hazırlanan "2026’da Türkiye'nin Yapay Zekâ Potansiyelini Ortaya Çıkarmak" başlıklı rapor, Türkiye'deki yapay zekâ kullanımının bir yıl önceki %37 seviyesinden %51'e yükseldiğini ve yıllık %38'lik bir büyüme oranına ulaştığını gösteriyor. Türkiye'deki iş dünyası liderlerinin %66'sı artık yapay zekâyı en önemli veya yüksek düzeyde stratejik bir öncelik olarak görüyor. Bu sürece öncülük eden temel sektörler arasında finansal hizmetler, medya ve eğlence, perakende ve imalat yer alıyor. Ayrıca, Türkiye’deki şirketlerin %24'ü artık raporun işletmelerini dönüştürmek için yapay zekâyı kullanma aşamalarında "ileri seviye" olarak tanımladığı noktada yer alıyor. Bu, birden fazla yapay zekâ modelinin entegre edilmesini, yapay zekânın temel sistemlere dahil edilmesini ve gelişmiş yapay zekâ aracıları ve otonom araçlarla deneyler yapılmasını kapsıyor. AWS Türkiye Genel Müdürü Berrin Özselçuk, konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Türkiye'de liderlik mükemmel koşulları beklemez; harekete geçer. Bu araştırmada gördüğümüz şey de tam olarak bunu yansıtıyor. İşletmeler yapay zekâyı hızla benimsiyor, ‘Bunu kullanabilir miyiz?’ sorusunun ötesine geçerek 'Bunu sorumlu bir şekilde nasıl ölçeklendiririz?' sorusuna odaklanıyor. Bölgesel altyapı, iş birlikleri ve yapay zekâ yetkinliklerine yönelik yatırımlarımız tam olarak bu soruyu yanıtlamak için var. Kuruluşları, deneysel çalışmaları gerçek dünyada etkiye dönüştürecek kontroller ve teknik kabiliyetlerle donatıyoruz.” Yapay zekâ Türkiye genelinde inovasyonu da hızlandırıyor. Yapay zekâyı benimseyen işletmelerin %78'i dijital değişim hızının arttığını ve önümüzdeki yıllarda daha da ivme kazanmasının beklendiğini belirtiyor. Bulut bilişim, Türkiye’deki işletmelere dünya standartlarında yapay zekâ altyapısına, araçlarına ve çözümlerine ölçeklenebilir şekilde erişim sunarak bu dönüşümün temeli olmaya devam ediyor. Rapor, Türkiye'nin dijital altyapı, yetenek ve inovasyon ekosistemlerine yaptığı yatırımların, Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi (2021–2025) ve Türkiye'nin Yapay Zekâ Eylem Planı (2026–2030) ile uyumlu, yapay zekâ odaklı bir ekonominin yolunu nasıl açtığını vurguluyor. Bu ivmeyi sürdürmek için daha fazla işletmenin dünya standartlarında bir altyapı, güçlü bir yerel yetenek havuzu ve güvenilir bir düzenleyici ortamı temel alarak, küçük ölçekli yapay zekâ kazanımlarının ötesine geçmesi ve büyük ölçekte derin inovasyon aşamasına geçiş yapması gerekiyor. AWS, bölge genelinde yetkinlikleri ve fırsatları geliştirmek için yerel uzmanlarla iş birliği yapıyor. AWS'in, bölgenin dijital dönüşümünü ve ekonomik kalkınma planlarını desteklemeye yönelik yerel eğitim girişimlerine, kurslara ve girişimcilik teşvik programlarına yatırım yapma alanında güçlü bir geçmişi bulunuyor. AWS; Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Türkiye'de yetkinlik ve eğitim girişimleriyle 680.000'den fazla kişiye ulaştı ve 2030 yılına kadar 2 milyon kişiye ulaşma hedefi doğrultusunda çalışmalarını sürdürüyor. Geleceğe bakış Rapor, Türkiye'nin Yapay Zekâ Eylem Planı (2026–2030) doğrultusunda belirlenen yönü yakından yansıtan üç öncelik tanımlıyor. Ülke, yapay zekâ yolculuğunun bir sonraki aşamasına geçerken, odak noktasının stratejiden uygulamaya kayması gerekiyor. Raporda belirlenen üç öncelik şöyle: Her tür ve ölçekteki işletme için finansmana erişimi artırmakBüyük ölçekli uygulamaları destekleyen ve kurumların yapay zekâyı güvenle benimsemesini kolaylaştıran politikalara öncelik vermekKurumların yapay zekâyı etkili bir şekilde yaygınlaştırmasını ve ölçeklendirmesini sağlamak için yapay zekâ yetkinliklerine erişimi genişletmek Türkiye, bu unsurların devreye girmesiyle yakaladığı güçlü yapay zekâ ivmesini kalıcı bir küresel rekabet gücüne ve ulusal vizyonu ile hedeflerinin merkezinde yer alan tam bir ekonomik dönüşüme dönüştürmek için son derece avantajlı bir konumda bulunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.