Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Küresel Ticaret

Kapsül Haber Ajansı - Küresel Ticaret haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Küresel Ticaret haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye Tüketimle Değil, Üretim ve İhracatla Büyümelidir Haber

Türkiye Tüketimle Değil, Üretim ve İhracatla Büyümelidir

EGİAD Uluslararası İlişkiler ve Dış Ticaret Komisyonu öncülüğünde düzenlenen toplantıda; ihracata yönelik finansman olanakları, devlet destekleri, küresel ticarette değişen dinamikler ve Türk şirketlerinin uluslararası pazarlarda sürdürülebilir büyüme stratejileri kapsamlı biçimde ele alındı. Toplantıya; Türk Eximbank Ege Bölge Müdürü Gülom Kudal, Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, Eximbank ve EİB yöneticileri ile EGİAD Dış Ticaret Elçileri ve Konsey üyeleri katılım sağladı. Toplantının “Onur Konuğu” olarak yer alan Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, 40 yılı aşan ihracat birikimi ve liderlik tecrübesiyle, küresel ticaretin dönüşen dinamiklerine ilişkin stratejik değerlendirmelerini katılımcılarla paylaştı. Türkiye tüketimle değil, üretim ve ihracatla büyümelidir Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, ihracatı bir ülkenin kalkınma iradesi olarak tanımlayarak, “Türkiye gibi gelişmekte olan bir ekonomi için üretim kadar önemli olan şey, o üretimi dünya pazarlarında değerli hale getirebilmektir. İhracat, döviz kazandırır, istihdam yaratır, firmaları disipline eder, kaliteyi yükseltir, verimliliği artırır ve ülkeyi küresel rekabetin bir parçası yapar. İhracat yapmayan bir şirket sadece kendi büyüme fırsatını kaçırmış olmaz. Aynı zamanda ülkenin dış ticaret dengesine, üretim kapasitesine, teknoloji gelişimine ve döviz gelirine de katkı sunmamış olur. Ben her zaman şuna inandım: Türkiye tüketimle değil, üretim ve ihracatla büyümelidir. Sağlıklı büyümenin yolu budur.” dedi. Türk ihracatçısı bu kırılma anlarının her birinde adapte olmayı başardı Jak Eskinazi, Türk şirketlerinin dünyaya açılmasında gerçek anlamda ‘oyunu değiştiren’ kırılma anlarını şöyle sıraladı; “İlk olarak Turquality bize markalaşmayı öğretti. İkincisi 2008 krizi bize pazar çeşitlendirmeyi öğretti. Üçüncüsü pandemi bize yakın üretimin değerini hatırlattı. Dördüncüsü de bugünkü ekonomik şartlar ise bize katma değer üretmeden ayakta kalamayacağımızı gösteriyor. Türk ihracatçısı bu kırılma anlarının her birinde adapte olmayı başardı. Bundan sonra da başarı, bu adaptasyon kabiliyetini ne kadar stratejik bir şekilde kullanabildiğimize bağlı olacak.” Türkiye’nin kendi ülke algısı marka olmalı Türk şirketlerinin global pazarlarda büyümesini sınırlayan en büyük üç hatadan bahseden Başkan Eskinazi, “Ülke olarak marka olamamamız ilk hatamız. Bugün dünyada birçok ülke, kendi ülke algısını bir marka gibi yönetiyor. Sadece şirketlerin değil, Türkiye’nin de marka olması gerekiyor. İkinci hata, pazara uygun üretim yapmamak. Her pazarda aynı ürün karşılık bulmaz. Avrupa’nın beklentisi farklıdır, Amerika’nın farklıdır. Başarılı olmak için üretimi pazara göre şekillendirmek gerekir. Üçüncü önemli eksik ise satış sonrası hizmet ve sürdürülebilir ilişki yönetimi. Müşteri sizinle sadece bir sipariş için değil, uzun vadeli güven ilişkisi için çalışır. Türk ihracatçısının DNA’sında rekabetçilik, pratiklik, çabuk kavrama ve adaptasyon, müşteri ilişkilerinde güçlü bir refleks var.” dedi. Çin ve Hindistan ile maliyet yarışına giremeyiz ama hızda, kalitede ve tasarımda onları geçebiliriz Çin, Hindistan ve Uzak Doğu rekabetinde Türkiye’nin geride kalmasını değerlendiren Eskinazi, “Türkiye, Çin ve Hindistan ile aynı kulvarda değil. Onlar ölçek ekonomisiyle, düşük maliyetle, çok büyük hacimlerle rekabet ediyor. Bizim o yarışa girmemiz doğru değil, mümkün de değil. Bizim rekabet alanımız: tasarım, kalite, hız, esneklik, güven olmalı. Yani Türkiye, “en ucuz üretici” değil, “en akıllı ve en hızlı çözüm ortağı” olmalı. Bugün siparişlerin Çin, Hindistan ve Uzak Doğu’ya kaymasının en önemli nedeni maliyet avantajı. Türkiye’nin geri kaldığı noktalardan biri de burada: küresel ticaret sistemine yeterince entegre olamamak. Özellikle Hindistan–AB Serbest Ticaret Anlaşması bu açıdan çok kritik, AB ile Gümrük Birliği’nin güncellenmesi çok kritik. Çin ve Hindistan ile maliyet yarışına giremeyiz ama hızda, kalitede ve tasarımda onları geçebiliriz.” diye konuştu. E-ticarette, dijital markalarda çok ciddi bir büyüme yakalayabiliriz Toplantıda öne çıkan bir diğer başlık ise dijitalleşme oldu. Başkan Eskinazi, “Artık 10 yıllık projeksiyon yapmak eskisi kadar kolay değil. Dünya çok hızlı değişiyor. Ben bundan 5 yıl önce şunu söylemiştim: “Mevcut işlerin en az %30’u ortadan kalkacak.” Bugün baktığımızda bunun gerçekleşmeye başladığını görüyoruz. Çünkü artık oyunun içinde çok güçlü bir faktör var: yapay zeka ve dijital dönüşüm. En büyük fırsat Bence Türkiye’nin en büyük avantajı şu: Genç ihracatçılarımız dünyayı iyi tanıyor. Daha global bakıyorlar, daha hızlı adapte oluyorlar, teknolojiyi daha iyi kullanıyorlar. Eğer bu bakış açısını doğru yönlendirirsek, özellikle: tüketici odaklı sektörlerde, e-ticarette, dijital markalarda çok ciddi bir büyüme yakalayabiliriz. Bugün dünyada tüketici şunu istiyor: zahmetsiz, hızlı, kaliteli ürün ve hizmet. Bu talebe cevap verebilen herkes kazanacak. Çünkü artık dünya şuna evrildi: hız + teknoloji + deneyim. Bu üçlü yoksa, rekabet de yok. Bugün 30 yaşında bir ihracatçı olsaydım, dijitalleşmeyi merkeze alırdım. E-ihracat, dijital markalaşma, veri odaklı satış, hızlı teslimat altyapısı bunlara yatırım yapardım. Pazar olarak; Avrupa hâlâ ana pazar, ABD yüksek katma değerli fırsatlar sunuyor, dijital sayesinde artık “pazar” kavramı da değişiyor. Doğru ürünü doğru platformda sunduğunuzda, dünya zaten sizin pazarınız oluyor.” dedi. Yeni Pazarlara Açılmanın Stratejik Platformu Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı, küresel ticaretin artık sadece üretim ve satış değil; strateji, finansman ve risk yönetimi boyutlarıyla ele alınması gereken çok katmanlı bir süreç haline geldiğine dikkat çekti. Özhelvacı konuşmasında, Dış Ticaret Konseyi’nin yalnızca bir toplantı platformu değil, üyelerin küresel rekabet gücünü artıracak kalıcı bir yapı olarak tasarlandığını vurgulayarak, “Bugün hayata geçirdiğimiz Dış Ticaret Konseyi ile amacımız; yalnızca güncel gelişmeleri takip etmek değil, üyelerimizin yeni pazarlara açılmasına, riskleri daha iyi yönetmesine ve fırsatları daha hızlı değerlendirmesine katkı sağlayacak güçlü bir yapı oluşturmaktır.” dedi. İhracatın artık klasik bir ticari faaliyet olmaktan çıktığını belirten Özhelvacı, “Bugün ihracat; sadece ürün satmak değil, teknoloji üretmek, sürdürülebilir değer yaratmak ve küresel rekabette doğru konum almak anlamına gelmektedir.” diye konuştu. Ortak Akıl ve İş Birliği Kültürü Güçleniyor Toplantının sonunda konuşan EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı, Dış Ticaret Konseyi’nin iş dünyasında kolektif öğrenme ve stratejik iş birliği kültürünü güçlendireceğini belirterek şu mesajı verdi: “Bugün burada yapılan paylaşımların yalnızca bilgi düzeyinde kalmayacağına, üyelerimizin iş süreçlerine doğrudan katkı sağlayacak somut çıktılar üreteceğine inanıyoruz.” EGİAD: Bölgesel Kalkınmanın ve Küresel Açılımın Güçlü Aktörü Konuşmasında EGİAD’ın 35 yıllık kurumsal birikimine de değinen Özhelvacı, derneğin ekonomik ve sosyal etkisine dikkat çekerek, “1990 yılında 47 genç iş insanının ortak bir ideal etrafında kurduğu EGİAD, bugün 900’ün üzerinde üyesi ve temsil ettiği binlerce şirket ile yalnızca bir dernek değil; bölgesel kalkınmaya yön veren güçlü bir ekonomik aktördür.” dedi. Özhelvacı, dış ticaretin Türkiye ekonomisi açısından stratejik önemine de vurgu yaparak, özellikle finansmana erişim ve doğru pazar stratejilerinin kritik hale geldiğini ifade etti. İhracata Yönelik Destek Mekanizmaları Masaya Yatırıldı Toplantının ilk bölümünde Türk Eximbank tarafından sunulan finansman ve sigorta mekanizmaları detaylı biçimde ele alındı. Türkiye’nin resmi ihracat destek kuruluşu olan Eximbank’ın sunduğu kredi ve sigorta programları kapsamında; 5 yıla varan vadeli ihracat kredileri, sevk öncesi ve sevk sonrası finansman modelleri, döviz kazandırıcı hizmetlere yönelik kredi imkanları, ihracat alacak sigortası ve risk yönetimi çözümleri katılımcılarla paylaşıldı. Ayrıca toplantıda, ihracatçı firmaların pazara giriş süreçlerini destekleyen devlet teşvikleri de kapsamlı biçimde ele alındı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

DHL Group Kazanç Beklentilerini Aştı ve Temettüsünü Artırdı Haber

DHL Group Kazanç Beklentilerini Aştı ve Temettüsünü Artırdı

Lojistik şirketi DHL Group, ticarette devam eden gerginliklere rağmen 2025 mali yılını başarıyla yöneterek hedeflerini aştı. Gelirler, kur etkileri ve ABD hatlarındaki hacim düşüşünün de etkisiyle yüzde 1,6 gerileyerek 82,9 milyar Euro seviyesinde gerçekleşti. Aktif kapasite yönetimi ve yapısal maliyet iyileştirmeleri sayesinde DHL Group’un faaliyet kârı (EBIT) yüzde 3,7 artarak 6,1 milyar Euro’ya yükseldi ve böylece en az 6 milyar Euro olarak açıklanan kâr beklentisinin üzerine çıktı. EBIT marjının önceki yıla kıyasla 0,4 artarak yüzde 7,4’e ulaşmasıyla kârlılıkta da iyileşme görüldü. DHL Group CEO’su Tobias Meyer, konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Aktif kapasite yönetimi ve yapısal maliyet iyileştirmeleri, finansal hedeflerimizi aşmamızı sağladı. Aynı zamanda küresel büyüme pazarlarına ve sektörlere yatırım yapmayı sürdürüyoruz. Ekonomik dalgalanmaların 2026 yılında da devam etmesini bekliyoruz. Hem küresel hem de yerel ölçekte güçlü bir konumdayız. Bu sayede müşterilerimizle yakın çalışarak zorlu bir ortamda tedarik zincirlerini daha da güçlendirmelerine destek oluyoruz.” Serbest nakit akışı (M&A hariç) beklentileri aştı; hisse başına kazanç arttı DHL Group, 2025 mali yılında yatırımlarını küresel ticaret akışlarındaki dalgalı dinamiklere uyumlu şekilde şekillendirirken, güçlü büyüme potansiyeline sahip bölge ve sektörlere yatırım yapmayı sürdürdü. Şirketin sahip olduğu varlıklara yönelik sermaye harcamaları (capex) 2025 mali yılında 3,0 milyar Euro olarak gerçekleşti ve bu rakam önceki yıla göre yüzde 3,8 daha düşük seviyede kaldı. Birleşme ve satın almalar (M&A) hariç serbest nakit akışı, 2025 mali yılında yüzde 8,3 artarak 3,2 milyar Euro’ya yükseldi ve yaklaşık 3 milyar Euro olarak açıklanan beklentinin üzerine çıktı. Aynı dönemde DHL Group, Deutsche Post AG hissedarlarına atfedilen konsolide net kârını yıllık bazda yüzde 5,1 artışla 3,5 milyar Euro’ya çıkardı. Temel hisse başına kâr (EPS) ise yüzde 8,1 artarak 3,09 Euro’ya yükseldi (2024 mali yılı: 2,86 Euro). Strateji 2030 hayata geçiriliyor Eylül 2024’te açıklanan Grup Stratejisi “Strategy 2030: Accelerating Sustainable Growth”(Strateji 2030: Sürdürülebilir Büyümeyi Hızlandırmak), dört stratejik boyuta dayanıyor: Employer of Choice (Tercih Edilen İşveren), Provider of Choice (Tercih Edilen Hizmet Sağlayıcı), Investment of Choice (Tercih Edilen Yatırım) ve Green Logistics of Choice (Tercih Edilen Yeşil Lojistik). DHL Group, 2025 yılında da stratejinin uygulanmasını sürdürerek tüm bu başlıklarda ilerleme kaydetti. Bu kapsamda öne çıkan gelişmeler arasında şunlar yer aldı: Employer of Choice (Tercih Edilen İşveren): Çalışan memnuniyeti yüzde 82 seviyesine ulaştı. (hedef: en az yüzde 80) Bir milyon çalışma saati başına iş kazası oranı 13,3’e geriledi. (2024 mali yılı: 14,5) Provider of Choice (Tercih Edilen Hizmet Sağlayıcı): Hedefli satın almalar (CRYOPDP, SDS Rx) ve ağ altyapısına yapılan yatırımlar sayesinde klinik araştırmalar ve özel ilaç lojistiği yetkinlikler genişletildi. Tehlikeli maddeler ve bataryaların taşınması konusundaki operasyonel yetkinlikler güçlendirildi. E-ticaret ağı, hedefli satın almalar (AJEX, IDS, Inmar) yoluyla genişletildi. Investment of Choice (Tercih Edilen Yatırım): Ortalamanın üzerinde büyüme potansiyeline sahip ülkelere (örneğin Hindistan, Çin ve Kolombiya) yapılan yatırımlar sürdürüldü. Kısmen yapısal maliyet iyileştirmeleri ile desteklenen daha yüksek sermaye verimliliği elde edilerek Yatırılan Sermaye Getirisi (ROIC) 20 baz puan artarak yüzde 13,9 seviyesine yükseldi.Temettü ödemeleri ve hisse geri alım programı aracılığıyla hissedarlara cazip getiri sağlandı ve 2025 yılında 1,4 milyar Euro tutarında hisse geri alımı elde edildi. Green Logistics of Choice (Tercih Edilen Yeşil Lojistik): Sera gazı emisyonları 32,3 milyon ton CO₂e seviyesine düşürüldü (2025 hedefi: en fazla 34,7 milyon ton CO₂e; Kapsam 1, 2 ve 3)Şirketin kendi uçak filosunda (Kapsam 1) Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı kullanım oranı yüzde 10,0’e yükseltildi (2024 mali yılı: yüzde 3,5)Toplama ve teslimatta kullanılan elektrikli araç filosu yaklaşık 45.400 araca çıkarıldı (2024 mali yılı: yaklaşık 39.100 araç) Grup yapısının modernizasyonu plan doğrultusunda ilerliyor Grubun yasal yapısını yönetim yapısıyla uyumlu hale getirme amacı doğrultusunda, Strateji 2030 kapsamında yapıyı modernize etme planları açıklandı. Ayrıca, halka açık ana şirketin DHL AG olarak yeniden adlandırılması planlanıyor. Gerekli ayrılma (carve-down) anlaşması, onay için 5 Mayıs 2026’daki Olağan Genel Kurul’da hissedarların oyuna sunulacak. Temettü artışı Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu, yaklaşan Olağan Genel Kurul’da temettünün hisse başına 1,90 Euro’ya artırılmasını (2024: 1,85 Euro) teklif etmeyi planlıyor. Hissedar onayına bağlı olarak, toplam ödeme 2,1 milyar Euro tutarında olacak. Önerilen temettü esas alındığında, dağıtım oranının net kârın %60,6’sına karşılık gelmesi ve bu oranın hedeflenen %40–%60 aralığının biraz üzerinde gerçekleşmesi beklenmektedir. Yıl sonu hisse fiyatına göre, temettü verimi yüzde 4,1 olacak. DHL Group CFO’su Melanie Kreis, “Geçen yıla kıyasla hisse başına kazancımızı önemli ölçüde artırdık, bu da verimlilik önlemlerimizin etkinliğini ortaya koyuyor. Birleşme ve satın almalar (M&A) hariç serbest nakit akışı güçlü ve yapısal olarak geçmişe göre çok daha yüksek seviyede. Bu durum, önerilen temettü artışı için finansal olarak sürdürülebilir bir temel sağlıyor. Temettüler ve hisse geri alımları kombinasyonu, hissedarlar için bizi cazip bir yatırım haline getiriyor,” dedi. 2026 Yılı Beklentileri 2026 yılında jeopolitik belirsizliklerin devam etmesi öngörülüyor. Bu nedenle DHL Group, verimlilik iyileştirmelerine, aktif kapasite yönetimine ve “Fit for Growth” maliyet programının uygulanmasına odaklanmayı sürdürecek. 2026 mali yılı için Group, faaliyet kârının 6,2 milyar Euro’nun üzerinde ve birleşme ve satın almalar (M&A) hariç serbest nakit akışının yaklaşık 3 milyar Euro seviyesinde olmasını bekliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Lufthansa Cargo, Küresel Otomotiv Sektörünün Güçlü Lojistik Partneri Olmayı Sürdürüyor Haber

Lufthansa Cargo, Küresel Otomotiv Sektörünün Güçlü Lojistik Partneri Olmayı Sürdürüyor

Avrupa ve Kuzey Afrika’da gerçekleştirilen son charter operasyonları, şirketin küresel operasyon gücünü ve esnek ağ yapısını ortaya koydu. Otomotiv sektöründe üretim süreçlerinin giderek daha hızlı ve karmaşık hale gelmesi, lojistik çözümlerine olan ihtiyacı da artırıyor. Bu noktada hava kargo taşımacılığı, üretimin kesintisiz devam etmesini sağlamak, prototipleri taşımak ve yüksek değerli araçların güvenli şekilde ulaştırılması açısından kritik bir rol oynuyor. Otomotiv Sektörü Lufthansa Cargo’nun Stratejik Alanlarından Biri Lufthansa Cargo, 2024 yılından itibaren otomotiv sektörünü stratejik bir odak alanı olarak konumlandırdı. Şirket bu kapsamda üreticiler ve tedarikçiler için sektöre özel taşımacılık çözümleri geliştiriyor. Lufthansa Cargo Operasyon Direktörü Frank Bauer, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Otomotiv müşterilerimiz maksimum hız ve güvenilirlik bekliyor. Küresel ağımız ve uzman ekiplerimiz sayesinde tedarik zincirlerinin yoğun zaman baskısı altında bile sorunsuz şekilde çalışmasını sağlıyoruz.” Şirketin sunduğu çözümler arasında üretim hatları için kritik parça taşımaları, yüksek değerli araçların nakliyesi ve zaman hassasiyeti yüksek gönderiler yer alıyor. 24 Saatten Kısa Sürede Üretimi Kurtaran Operasyon Ocak ayının sonunda Avrupa’da gerçekleştirilen bir charter operasyonu, Lufthansa Cargo’nun hızlı müdahale kabiliyetini gözler önüne serdi. Belgrad’da bir otomobil üretim tesisinde eksik parçalar nedeniyle üretim hattı durma riskiyle karşı karşıya kaldı. Bunun üzerine talebin alınmasından 24 saatten kısa süre sonra Frankfurt’tan bir A321 kargo uçağı havalandı. Yük, Viyana’da: 13 ana kargo bölümü 10 alt kargo bölümü kullanılarak uçağa yüklendi ve Belgrad’a ulaştırıldı. Operasyonun ardından iki ek charter uçuşu daha gerçekleştirildi. Mercedes-Benz İçin Büyük Ölçekli Lojistik Operasyonu Şubat ayında Lufthansa Cargo, Mercedes-Benz için Fas’ın Kazablanka kentinden toplam 11 adet A321F charter uçuşu gerçekleştirdi. Sadece 11 gün içinde yapılan operasyon, yoğun havalimanı trafiğine rağmen başarıyla tamamlandı. Yerel ekipler, gerekli kargo ekipmanlarını ve yükleme ünitelerini kısa sürede organize ederek operasyonun kesintisiz devam etmesini sağladı. Bu operasyon, şirketin büyük ölçekli üretim destek operasyonlarında hızlı karar alma ve koordinasyon yeteneğini ortaya koydu. Yüksek Değerli Araçların Taşınmasında Özel Operasyon Lufthansa Cargo yalnızca üretim parçaları değil, aynı zamanda yüksek değerli araçların taşınmasında da uzmanlık sunuyor. 2026 yılının Şubat ayında Lamborghini Aventador temel alınarak özel olarak üretilmiş bir araç, Kahire’den Avrupa’ya güvenli şekilde taşındı. Operasyon sırasında gümrük ve belge işlemlerinde yapılan son dakika düzenlemelerine rağmen Lufthansa Cargo ekipleri taşımanın zamanında ve güvenli şekilde tamamlanmasını sağladı. Otomotiv Segmenti İçin Özel Yönetim Lufthansa Cargo’nun otomotiv segmentindeki stratejik gelişimi, Industry Development – Automotive Kıdemli Müdürü Rachid Massaoudi tarafından yönetiliyor. Massaoudi, otomotiv sektöründeki küresel ihtiyaçları analiz ederek müşteri taleplerine uygun lojistik çözümleri geliştiriyor. Massaoudi konuyla ilgili şunları söyledi: “Operasyon ekiplerimizle yakın iş birliği içinde müşterilerimizin ihtiyaçlarını uygulanabilir ve özel lojistik çözümlerine dönüştürüyoruz.” Küresel Otomotiv Endüstrisi İçin Stratejik Ortak Lufthansa Cargo, geniş küresel ağı, hızlı charter operasyonları ve özel taşımacılık çözümleriyle otomotiv üreticileri, tedarikçiler ve lojistik firmaları için önemli bir iş ortağı olmayı sürdürüyor. Şirket, küresel iş dünyasına lojistik destek sağlama hedefi doğrultusunda faaliyetlerini “Enabling Global Business” vizyonuyla yürütüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küresel Tahsilat Zorluğu 100 Üzerinden 47,2 İle “Yüksek” Seviyeye Ulaştı Haber

Küresel Tahsilat Zorluğu 100 Üzerinden 47,2 İle “Yüksek” Seviyeye Ulaştı

Allianz Trade, Tahsilat Zorluğu Skoru ve Derecelendirmesi (Collection Complexity Score and Rating) Raporunun 4’üncü baskısını yayınladı. Rapor, küresel GSYİH ve ticaretin yüzde 90'ını temsil eden 52 ülke ekonomisinde şirketlerin alacaklarını tahsil etmesinin ne kadar kolay veya zor olduğuna dair net bir değerlendirme sunuyor. Ticari alacak sigortası alanında dünya lideri olan Allianz Trade'e göre, küresel tahsilat zorluğu 100 üzerinden 47,2 ile “yüksek” seviyeye ulaştı. Türkiye’de uluslararası tahsilat zorluklarında son dört yılda iyileşme kaydedildi Allianz Trade’in raporuna göre; 2022 yılında borç tahsilatının en zor yapıldığı ülkeler arasında 13’üncü sırada yer alan Türkiye, 2026 değerlendirmesinde 52 ülke arasında 27’nci sıraya düştü. 2022 yılında uluslararası tahsilat zorluğunun “çok yüksek” olduğu Türkiye’de son dört yılda mahkeme süreçleri ve iflas düzenlemelerinde kaydedilen iyileşmelerle tahsilat zorlukları “yüksek” dereceye geriledi. Uluslararası tahsilat zorlukları bakımından uzun alacak vadeleri gibi ödemelere ilişkin sıkıntılar Türkiye’de en önemli sorun olarak öne çıkıyor. Öte yandan raporda, Türk şirketlerin en çok ihracat yaptığı 20 ülke arasında alacaklarını en zor tahsil ettikleri ülkeler Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Çin olarak öne çıkıyor. Küresel tahsilat zorluğu biraz azalıyor, ancak borç tahsilatı şirketler için başlıca sorunlardan biri olmaya devam ediyor Raporun tahsilat zorluğu skoru dört dereceden oluşuyor: 40’ın altında “Belirgin”, 40 ile 50 arasında “Yüksek”, 50 ile 60 arasında “Çok Yüksek” ve 60'ın üzerinde “Ciddi”. Küresel ortalamanın 47,2 olduğu ve 100 üzerinden 49 olan 2022 raporuna göre biraz daha düşük olduğu da raporda verilen bilgiler arasında yer alıyor. Rapora göre risk dağılımı da daha dar bir alana yayıldı. Tahsilat zorluğunun 2022'deki yüzde 16'ya karşı yüzde 15 olarak “ciddi” ve 2022'deki yüzde 29'a karşı yüzde 21 ile “çok yüksek” derecede olduğu ülke sayısının toplam içindeki oranı azalırken, 2022'deki yüzde 24'e karşı yüzde 29 ile “yüksek” ve 2022'deki yüzde 31'e karşı yüzde 35 ile “belirgin” derecede olduğu ülke oranında artış kaydedildi. Ancak, dünya çapında ticari iflasların yüksek seviyelerde seyretmesi ve değişen ticaret akışları, korumacı devlet politikaları, jeopolitik gerilimler ve artan dijital riskler nedeniyle küresel parçalanmanın derinleşmesiyle birlikte alacak tahsilatının şirketler, özellikle de ihracatçılar için giderek daha da zorlaştığına da raporda dikkat çekildi. Allianz Trade Yönetim Kurulu, Kredi İstihbaratı, Reasürans ve Kefaletten Sorumlu Üyesi Fabrice Desnos şu değerlendirmede bulundu: “Uluslararası ticari alacaklarının yüzde 48'inin, tahsilat zorluğu “Çok Yüksek” (%22’si) veya “Ciddi” (%26’sı) düzeyde olan ülkelerde bulunduğunu tahmin ediyoruz. 2022 ile karşılaştırıldığında, +1 puan sınırlı bir artış anlamına geliyor olsa da küresel ticaretin genişlemesi nedeniyle mutlak değer olarak bakıldığında 1,1 trilyon ABD dolarına ulaşan önemli bir rakama tekabül ediyor. İflaslar, hâlâ tüm bölgelerde tahsilat zorluğunun başlıca nedenlerinden biri. Orta Doğu'da tahsilat zorluğunun ana nedeni olarak yerel ödeme uygulamaları öne çıkarken, Batı Avrupa'da mahkeme süreçleriyle ilgili karmaşıklıklar Orta Doğu, Afrika ve Latin Amerika'ya göre daha az yaşanıyor. Bu yapısal faktörler nedeniyle, uluslararası alacak tahsilatı dünya çapında zor bir süreç olmaya devam ediyor.” Suudi Arabistan, Meksika ve Birleşik Arap Emirlikleri, borç tahsilatı açısından en zor pazarlar Raporda; yerel ödeme uygulamaları, mahkeme süreçleri ve iflas düzenlemeleri dikkate alındığında, Almanya, Hollanda ve Portekiz'in uluslararası borçların en kolay tahsil edildiği üç ülke olduğu, Suudi Arabistan, Meksika ve BAE'nin ise en zorlu ülkeler olmaya devam ettiği belirtiliyor. Allianz Trade Grup Alacak ve Tahsilat Müdürü Pascal Personne bu durumu şöyle açıklıyor: “Uluslararası borç tahsilatı, Suudi Arabistan’da Almanya'ya göre neredeyse üç kat daha zor… Ancak, uluslararası tahsilat açısından Almanya’da da hiç zorluk olmadığı söylenemez. Bu bağlamda, gelişmiş ekonomiler ile gelişmekte olan pazarlar arasında hâlâ fark olsa da özellikle de Asya'da bu fark zamanla giderek azalıyor. Çoğu gelişmiş ekonomide “belirgin” bir düzeyde tahsilat zorluğu var. Tahsilatın ortalama olarak en zor olduğu iki bölge ise Orta Doğu ve Afrika.” Yeni Nesil Ticaret Merkezlerinde iş yapmak seçicilik gerektiriyor Raporda yer verilen bilgilere göre; küresel ticaret sistemindeki yapısal değişimlerle birlikte yeni ticaret merkezleri yeni ticaret rotalarının bağlantı noktaları haline geliyor ve ayrıca yeni üretim merkezleri de ortaya çıkıyor. Ancak, bu pazarlar cazip olmalarına rağmen, söz konusu pazarlara ihracat yapanlar için mevcut ülke risklerine ek olarak alacak tahsilatı zorluklarının da devam ettiği raporda belirtiliyor. Allianz Trade İflas Araştırmaları Baş Analisti Maxime Lemerle jeopolitik gelişmeler, korumacılık politikaları ve iklim değişikliğinin etkileriyle bölünmüş bir dünyada, küresel ticaretin kendine yeni yollar oluşturduğunu söylüyor. “BAE, Vietnam ve Malezya gibi yükselen “Yeni Nesil Ticaret Merkezleri”, ortalama 62 puanlık “Ciddi” düzeyde tahsilat zorluğuna sahip. Bu pazarlar mevcut bağlamda giderek daha kritik hale gelirken söz konusu pazarlarda iş yapmayı ve ticaretini artırmayı düşünenlerin seçici davranması ve sıkı alacak takibinin yapıldığı, iyi bir kredi yönetimi anlayışına sahip olması gerekiyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

YASED Akademi’nin 2026 Dönemi 26 Ocak’ta Başlıyor Haber

YASED Akademi’nin 2026 Dönemi 26 Ocak’ta Başlıyor

Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED), üniversite öğrencilerine kariyer yolculukları öncesinde geleceğin iş dünyasının gerektirdiği yetkinlikleri kazandırmak amacıyla 2021 yılından bu yana yürüttüğü YASED Akademi programının 2026 eğitim dönemini 26 Ocak tarihinde başlatıyor. Uluslararası şirketlerin iş yapış şekilleri ve faaliyet alanlarının tanıtılmasını hedefleyen ve bugüne kadar pek çok gencin iş dünyasına hazırlık sürecine rehberlik eden program boyunca, her biri sektörlerinin küresel düzeyde lideri olan YASED üyesi şirketlerin temsilcileri, tecrübelerini ve alanlarındaki en iyi uygulama örneklerini gençlerle paylaşacak. Dijital Dönüşüm, Yapay Zekâ, Ar-Ge ve İnovasyon Yönetimi; Yeşil Dönüşüm, Sürdürülebilirlik Stratejileri ve Uygulamaları; Profesyonel Çalışma Hayatı ve İletişim Becerileri, Küresel Ticaret, Finans, Hukuk ve Regülasyon Okuryazarlığı olmak üzere dört eğitim modülünden oluşan program, tamamen çevrimiçi ve ücretsiz olarak sunulacak. 26 Ocak-20 Şubat tarihleri arasında düzenlenecek eğitim programını tamamlayan katılımcılar, YASED Akademi Sertifikası almaya hak kazanacaklar. CEO’lar Gençlerle Deneyimlerini Paylaşacak Bir haftadan oluşan her bir eğitimin modülü kapsamında günde üç ayrı eğitim oturumunun yer alacağı YASED Akademi programında, üye şirketlerin kurumsal sunumları ve soru-cevap bölümünü kapsayan 1 saatlik eğitim oturumlarına yer verilecek. Gençlerle ilham verici buluşmalar gerçekleştirmek amacıyla bu sene CEO buluşmalarının da dahil edildiği program kapsamında, YASED üyesi şirketlerin CEO’ları gençlerle kariyer yolculuklarını ve deneyimlerini paylaşacak. Programın 17 Aralık 2025’te başlayan duyuru ve başvuru süreci 16 Ocak 2026 tarihine kadar devam edecek. Başvurular https://tr.surveymonkey.com/r/YASEDAkademi2026_7W78JF9 adresi üzerinden kabul edilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

EY Vergi ve Finans Operasyonları 2025 Araştırması Yayımlandı Haber

EY Vergi ve Finans Operasyonları 2025 Araştırması Yayımlandı

Uluslararası danışmanlık, denetim, güvence, strateji, kurumsal finansman ve vergi hizmetleri şirketi EY’ın Vergi ve Finans Operasyonları 2025 araştırması, vergi ve finans fonksiyonlarının sürekli değişen ortama nasıl uyum sağladığını ele alıyor. 30 ülkede, 22 sektörden, 1600 vergi ve finans liderinin katılımıyla gerçekleştirilen araştırmaya göre, vergi ve finans liderleri; jeopolitik etkenler, değişen ticaret ve gümrük politikaları ile yetenek dönüşümü gibi zorluklarla başa çıkmak için üretken yapay zekâdan faydalandığını ve yeni işletme modellerini devreye almaya başladığını belirtiyor. Araştırma, vergi ve finans fonksiyonlarının üç önceliğe odaklandığını ortaya koyuyor: Veri, üretken yapay zekâ (GenAI) ve teknolojiden yararlanmakTemel vergi uyum yükümlülüklerini yerine getirmekVergi stratejisini, genel finans ve organizasyon stratejisiyle sıkı şekilde uyumlu hale getirmek Araştırma sonuçlarına göre; şirketlerin %81’i önümüzdeki iki yıl içinde tedarik zincirleri de dahil olmak üzere işletme modellerinde değişiklikler yapmayı planlıyor. Bu oran geçen yıla göre %20 artış gösteriyor. Neredeyse her 10 liderden 9’u (%86) veri, üretken yapay zekâ (GenAI) ve teknolojiden yararlanmayı en önemli öncelik olarak görüyor. Hızla değişen dünya koşullarında vergi ve finans operasyonları da dönüşüyor Araştırma; Küresel Asgari Vergi uygulamasının (Pillar Two); gümrük vergileri, ülke bazlı vergi reformları ve e-fatura gibi başlıkları geride bırakarak, kuruluşları etkileyen en önemli düzenleyici değişiklik olarak (%81) görüldüğünü ortaya koyuyor. Katılımcıların %85’i, bu düzenleme ile toplam vergi yükümlülüklerinin artacağını söylüyor ve sadece %21’i, Pillar Two raporlama gerekliliklerine uyum konusunda hazırlıklı olduğunu belirtiyor. Araştırmadaki bulgular; başarı için kilit unsurun, belirsizliği yönetmek ve geleceği şekillendirmek amacıyla vergi işletme modellerine çeviklik kazandırmak olduğuna işaret ediyor. Yapay zekâyı ve veriyi etkin şekilde kullanmak kaçınılmaz oluyor Araştırmaya katılan vergi liderlerinin %86’sı; inovasyon, tahmin analizi ve otomatik raporlama için veri, GenAI ve teknolojiden yararlanmayı önceliklendiriyor. Katılımcılar, yapay zekânın vergi ve finans fonksiyonlarının etkinliğini önümüzdeki iki yıl içinde %30 artırabileceğini belirtiyor. Buna ek olarak katılımcılar, yapay zekânın artan kullanımıyla birlikte ise stratejik ve yüksek değerli faaliyetlere %23 daha fazla bütçe ayrılabileceğine inanıyor. Katılımcıların %44’ü ise veri, yapay zekâ ve teknoloji için sürdürülebilir bir plan hayata geçirememe ihtimalini vizyonlarını gerçekleştirmede en büyük engel olarak görüyor. Buna karşın araştırmaya göre, vergi ve finans fonksiyonlarının yarısından fazlasının (%51) veri yönetimi olgunluğunun hâlâ erken aşamalarında olduğu görülüyor ve bu durum yapay zekânın veriye dayalı uygulamasını ciddi şekilde etkiliyor. Bu nedenle birçok kuruluş kendi çözümlerini geliştirmekte zorlanıyor. Katılımcıların %78’i ise önümüzdeki iki yıl içinde yapay zekâ yetkinliklerine derinlemesine sahip olan hizmet sağlayıcılarıyla çalışmanın vergi fonksiyonlarına önemli ölçüde fayda sağlayacağını belirtiyor. Yetenek dönüşümünde başarılı olmak için çevik ve yapay zekâyı doğru kullanabilen ekipler kurulmalı Üretken (GenAI) ve ajan yapay zekâ (Agentic AI), vergi ve finans alanında çok sayıda zorlukla karşı karşıya olan iş gücünü de yeniden şekillendiriyor. Katılımcıların %61’i kıdemli vergi uzmanlarının emeklilik çağına gelmesinin, vergi ve finans fonksiyonlarını önemli ölçüde etkileyeceğini öngörüyor. %66’sı, mesleğe daha az yeni muhasebeci girmesinin yetenek ihtiyaçlarını karşılamada olumsuz sonuçlar doğuracağını söylüyor. Diğer yandan, vergi profesyonelleri zamanlarının %53’ünü rutin işlere ayırdığını ve bu işlerin yükünü yarıdan fazla azaltarak %21’e indirmek istediklerini belirtiyor. İş gücü dönüşümünde yapay zekâyı yetenek ile birlikte merkeze koymak, gelecekte oluşabilecek boşluğu kapatmak ve çevik, geleceğe hazır vergi ve finans ekipleri oluşturmak için kritik önem taşıyor. Araştırma katılımcıları, ekiplerine yatırım yaptıklarını ve ekiplerine daha fazla beceri kazandırmak için çaba gösterdiklerini aktarıyor. %73’ü veri bilimcileri ve vergi teknolojisi uzmanlarını işe almayı önceliklendiriyor; %89’u mevcut ekiplerinin becerilerini geliştirmek üzere yatırım yapıyor. Ayrıca, katılımcılar giderek daha fazla dışarıdan uzmanlık kaynağı (%83) ediniyor ve yapay zekâ okuryazarı bir iş gücü oluşturmaya odaklanıyor. EY Türkiye Vergi Bölümü Başkanı Erkan Baykuş, EY Küresel Vergi ve Finans Operasyonu Araştırması ile ilgili şu yorumlarda bulundu: “Şirketler, sürekli ve birbirine bağlı değişimlerin yaşandığı bir dünyada faaliyet gösteriyor. Jeopolitik değişiklikler ve teknolojik gelişmeler, küresel dinamikleri yeniden şekillendiriyor ve sürekli dönüşüme neden oluyor. Buna paralel olarak, vergi ve küresel ticaret politikaları da önemli değişimlerden geçiyor; özellikle birçok ülkede küresel asgari vergilerin uygulanması dikkat çekiyor. Teknolojik değişim ise vergi ve finans operasyonlarında katlanarak artıyor ve veri ile yapay zekâ tarafından desteklenen yeni bir dönemi getiriyor. Hızla dönüşen günümüz dünyasında başarılı olabilmek için, vergi ve finans departmanlarının çevik işletme modelleri tasarlamaları gerekiyor. Bu modeller, güvenli bir dönüşümle hem bugünün koşullarına hem de yarının gelişmelerine hazırlıklı olmayı sağlıyor. Vergi ve finans süreçlerinin dönüşüme hızla adapte olabilecek bir yapıya sahip olmasını sağlamak, yapay zekâdan yararlanmayı mümkün kılarak şirketlere güçlü içgörüler ve yüksek değer kazanımı sunuyor. Böylelikle şirketler, verilerini yapay zekâya hazır hale getirerek, yeteneklere yatırım yaparak, operasyonlarını daha çevik ve uyumlu hale getirerek rekabette öne çıkabilir. ”

Ayakkabı Yan Sanayi Fuarı AYSAF , İstanbul Fuar Merkezi’nde Kapılarını 73. Kez Açtı! Haber

Ayakkabı Yan Sanayi Fuarı AYSAF , İstanbul Fuar Merkezi’nde Kapılarını 73. Kez Açtı!

Sektörün tüm bileşenlerini tek çatı altında toplayan bu dev organizasyon, küresel ticareti canlandırmayı ve yenilikleri sergilemeyi hedefliyor. Fuara bu yıl 5 ülkeden 121 firma katıldı. Fuar boyunca 6000’den fazla profesyonel ziyaretçi, 12 farklı ülkeden gelen alım heyeti ile yeni iş birlikleri ve ihracat fırsatları yaratacak. AYSAD Başkanı Sait Salıcı’dan Küresel Ticaret ve İnovasyon Vurgusu Fuarın açılışında konuşan Ayakkabı Yan Sanayicileri Derneği (AYSAD) Başkanı Sait Salıcı, AYSAF’ın sektör için taşıdığı kritik önemi vurguladı ve hedefleri paylaştı: “AYSAF, sadece bir ticaret fuarı değil, sektörümüzün gelecek vizyonunu belirleyen bir inovasyon ve network merkezidir. Bu yılki hedefimiz, 50’den fazla ülkeden 500’ü aşkın katılımcıyı ve on binlerce profesyonel ziyaretçiyi ağırlayarak rekor kırmak. Sektörümüz, küresel zorluklara rağmen büyümeye devam ediyor. Buradaki her bir stant, hem üretim hem de ihracat potansiyelimizi artırmamız için bir fırsattır. Özellikle, sürdürülebilirlik, döngüsel ekonomi ve dijital dönüşüm alanındaki yenilikler, sektörümüzün geleceğini şekillendirecektir. Bu fuarda sergilenen yüksek teknolojili makine, çevre dostu malzeme ve akıllı üretim çözümleri, üreticilerimize rekabet avantajı sağlayacaktır. AYSAF, aynı zamanda, genç tasarımcılarımızı sektörün duayenleriyle buluşturduğumuz, yeni işbirlikleri ve fikirlerin doğduğu bir platformdur. Tüm katılımcılarımızı ve ziyaretçilerimizi, bu enerjiyi ve potansiyeli en iyi şekilde değerlendirmeye davet ediyorum.” Tasarlıyoruz Dericesine: Genç Yetenekler Sahneye Çıktı AYSAF, ticari öneminin yanı sıra eğitime ve yaratıcılığa da büyük önem veriyor. Özellikle sürdürülebilirlik ve dijitalleşme temalarıyla düzenlenen “Tasarlıyoruz Dericesine Deri Ürün Tasarım Proje Seçkisi” yoğun ilgi gördü. Bu projeyle, sektörün yetişmiş eleman ihtiyacını karşılamak ve gençlerin ilgisini artırmak amaçlanıyor. Seçkide, farklı üniversitelerden yetenekli öğrencilerin eserleri sergilendi. Seçkiye katılan Ankara Hacı Bayram Üniversitesi Sanat ve Tasarım El Sanatları Bölümü, Harran Üniversitesi OSB Meslek Yüksek Okulu Ayakkabı Tekstil Giyim Bölümü, Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tekstil Moda Tasarımı Bölümü Aksesuar Dalı ve Konya Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Ayakkabı Tasarımı ve Üretimi Bölümü öğrencilerinin eserleri büyük ilgi gördü. Fuar, genç tasarımcıları, akademisyenleri ve sektör profesyonellerini bir araya getirerek bilgi ve deneyim paylaşımını teşvik etti. Sektörün Tüm Bileşenleri Tek Çatı Altında AYSAF, ayakkabı üretimine dair A'dan Z'ye tüm komponentleri, malzemeleri ve teknolojileri tek bir platformda sergileyen kapsamlı bir ticari alanı. Ziyaretçiler, başta ayakkabı komponentleri, deri ve suni deri çeşitleri, tekstil ürünleri, aksesuarlar, kimyasallar, kalıp ve saya makineleri olmak üzere, sektörün en son yenilikçi çözümlerini ve trendlerini yakından inceleme fırsatı buluyor. Fuar, özellikle bölgedeki ve uluslararası pazarlardaki alıcılar için hayati bir tedarik zinciri buluşması sağlıyor. AYSAF, 15 Kasım’a kadar İstanbul Fuar Merkezi’nde ziyaretçilerini ağırlamaya devam edecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.