Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kurtuluş Savaşı

Kapsül Haber Ajansı - Kurtuluş Savaşı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kurtuluş Savaşı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Geleceğin Hekimleri İlk Adımı Attı Haber

Geleceğin Hekimleri İlk Adımı Attı

Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi 2025-2026 Akademik Yılı 1. sınıf öğrencileri, 14 Mart Tıp Bayramı kapsamında düzenlenen törenle hekimlik mesleğinin simgesi olan beyaz önlüklerini giydi. Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerine yeni başlayan geleceğin hekimleri, kutsal mesleklerine ilk adımı atmanın gururunu yaşadı. Üsküdar Üniversitesi NP Sağlık Yerleşkesi İbni Sina Oditoryumu’nda gerçekleştirilen "14 Mart Tıp Bayramı ve Beyaz Önlük Giyme Töreni", akademi dünyasını ve geleceğin doktorlarını bir araya getirdi. Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “İyi hekim olmanın yolu önce iyi insan olmaktan geçer” Ailelerin de ilgi gösterdiği törende konuşan Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, hekimlik mesleğinin yalnızca bilimsel bilgiye dayalı bir alan olmadığını, aynı zamanda etik değerler, insanlık ve iletişim becerileriyle şekillenen bir meslek olduğunu vurguladı. Beyaz önlük giyme töreninin hekim adaylarının hayatında unutulmaz bir dönüm noktası olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “İnsan hayatında unutulmayacak bazı günler vardır. Beyaz önlük giyme töreni de bu açıdan çok önemli bir gün. Öğrencilerimizin meslek hayatları boyunca hatırlayacakları anlamlı bir başlangıçtır.” dedi. Hekimliğin hem bir bilim hem de bir sanat olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Hekimlik sadece bir meslek değildir; aynı zamanda bir sanattır ve bilimle birlikte yürür. Bu nedenle iyi hekim olmadan önce iyi insan olmak gerekir. İyi insan olmayı başaramayan bir kişinin iyi hekim olması mümkün değildir.” diye konuştu. Prof. Dr. Tarhan, hekimliğin dünyada etik kuralları en erken gelişmiş mesleklerden biri olduğunu belirterek, meslek hayatında etik ilkelere bağlı kalmanın önemine dikkat çekti ve “Meslek hayatında sizi en güçlü şekilde koruyacak kalkan etik ilkelerdir. Küçük bir yanlış ya da küçük bir yalan zamanla büyük hatalara dönüşebilir. Büyük kötülükler çoğu zaman küçük bir hatayla başlar.” ifadesinde bulundu. “Bilimsel merakınızı kaybetmeyin” Prof. Dr. Tarhan, tıp alanında bilginin hızla değiştiğini belirterek genç hekim adaylarının sürekli öğrenmeye açık olması gerektiğini ifade ederek, “Bilginin yarı ömrü eskiden 30 yıldı, bugün 3 yıla kadar düştü. Bu nedenle bilimsel merakınızı kaybetmemek çok önemli. Hastaya zarar vermenin yollarından biri de onu tedavisiz bırakmaktır. Yeni bilgileri takip etmek, literatürü sürekli güncel tutmak gerekir.” şeklinde konuştu. “Tevazu ve eleştiriye açıklık hekimi geliştirir” Başarılı bir hekim olmanın önemli özelliklerinden birinin tevazu olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “Tevazu, insana ‘Ben hata yapabilirim’ duygusunu verir. Bu duygu eleştiriye açık olmayı sağlar. Araştırmalar tevazu sahibi kişilerin daha az hata yaptığını ve karar mekanizmalarını daha sağlıklı kullandığını gösteriyor.” dedi. “İletişim, bazen ilaçtan daha etkilidir” Prof. Dr. Tarhan, hekim-hasta ilişkisinde iletişimin önemine dikkat çekerek, “İlaçtan daha etkili bir yöntem vardır; iletişim. Hastayla kurulan güven ilişkisi tedavinin başarısını doğrudan etkiler.” diye konuştu. Plasebo etkisinin de bu güven ilişkisini gösteren bilimsel bir örnek olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, hastanın hekime güvenmesi durumunda tedavi sürecinin daha olumlu ilerleyebildiğini söyledi. “Hastayı vaka değil insan olarak görmek gerekir” Prof. Dr. Tarhan, hekimlikte yapılan en büyük hatalardan birinin hastayı yalnızca bir “vaka” olarak görmek olduğunu dile getirerek, “Hastayı vaka olarak değil insan olarak görmek gerekir. Hastayı dinlemek, onun duygularını anlamak tanı koymada ve tedavide büyük fark yaratır.” ifadesinde de bulundu. Konuşmasında İbn-i Sina’nın hekimlik anlayışına da değinen Tarhan, “İbn-i Sina’nın dediği gibi; ‘Hekim bazen tedavi eder, çoğu zaman teselli eder.’ Hekimin görevi sadece tedavi etmek değil, aynı zamanda hastaya umut ve güven verebilmektir.” şeklinde konuştu. Prof. Dr. Tarhan, konuşmasının sonunda hekimliğin insan hayatına doğrudan dokunan çok özel bir meslek olduğunu belirterek, “Hekimin eli kutsaldır denirken aslında insanın varoluşuna ve hayatına dokunabilen bir meslekten söz edilir. Bu mesleğin size sunduğu fırsatı etik değerler ve insan sevgisiyle değerlendirmenizi diliyorum.” dedi. Prof. Dr. Hikmet Koçak: “Hekimlik bir meslek değil, bir yaşam tarzıdır” 14 Mart Tıp Bayramı kapsamında düzenlenen beyaz önlük giyme töreninde konuşan Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hikmet Koçak, hekimliğin yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda bir yaşam tarzı olduğunu vurgulayarak tıp öğrencilerini tebrik etti ve “İnsan hayatında önemli aşamalar vardır. Bunlardan biri de liseden sonra meslek seçme dönemidir. Belki bazılarınız kendi isteğiyle, bazılarınız da ailelerinin yönlendirmesiyle bu yolu seçti. Ancak sonuçta en kıymetli mesleklerden biri olan hekimliği tercih ettiniz. Hepinizi tebrik ediyorum, hayırlı olsun.” dedi. “Beyaz önlük güven ve sorumluluğun sembolüdür” Prof. Dr. Koçak, beyaz önlüğün hekimlik mesleğinde önemli bir sembol olduğunu belirterek, “Beyaz önlüğü giydiğinizde karşınızdaki hastaya aslında şu mesajı veriyorsunuz: ‘Bana güvenebilirsiniz. Ben sizin dertlerinize çare bulmak için kendimi bu mesleğe adadım.’ Aynı zamanda hekimlik, hastanın sırlarını korumayı da gerektirir. Çünkü hekim ile hasta arasında güçlü bir güven ilişkisi vardır.” ifadesinde bulundu. “Steteskop sadece bir araç değil, emeğin sembolüdür” Hekimliğin bir diğer önemli simgesinin steteskop olduğunu ifade eden Prof. Dr. Koçak, “Steteskop sadece bir kalbi dinlemek için kullanılan bir araç değildir. Gençliğinizi, hayallerinizi ve emeğinizi temsil eden bir semboldür. Beyaz önlük ve steteskop bir araya geldiğinde karşınızdaki insana güven veren bir hekim kimliği ortaya çıkar.” dedi. “Tıp geçmişten gelen bir birikimin devamıdır” Konuşmasında tıp tarihine de değinen Prof. Dr. Koçak, hekimliğin geçmişten bugüne birikerek gelen bir bilgi ve deneyim alanı olduğunu vurguladı. Bu kapsamda Hikmet Boran’ın Kurtuluş Savaşı dönemindeki rolüne dikkat çeken Prof. Dr. Koçak, ayrıca Osmanlı döneminde radyoloji alanında öncü çalışmalar yapan hekimleri de anarak, Esad Feyzi’nin Türkiye’de ilk röntgen ışınlarını getiren hekimlerden biri olduğunu, İbrahim Vasıf Çınar’ın ise röntgen uygulamalarında öncü çalışmalarıyla tanındığını ifade etti. Prof. Dr. Koçak, “Hekim, geçmişten bugüne kadar oluşan bütün birikimi üzerinde taşıyan kişidir. Bugün burada aldığınız eğitim, geçmişte bu mesleğe emek vermiş insanların katkıları sayesinde mümkün olmuştur.” diye konuştu. Konuşmasının sonunda sağlığın insan hayatındaki değerine değinen Prof. Dr. Koçak, Kanuni Sultan Süleyman’ın “Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi / Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.” ünlü dizelerini hatırlattı. Prof. Dr. Haydar Sur: “Beyaz önlük törenleri hekimlik yolculuğunun unutulmaz anlarıdır” Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur, törende yaptığı konuşmada, hekimlik mesleğinin değerlerinin kuşaktan kuşağa aktarılan bir emanet olduğunu vurguladı ve “Törenler aslında çok önemlidir; çünkü hayatımızın ilkelerinin görünür hale geldiği anları yaşarız. Öğrencilerimizin bugün yaşayacağı bu beyaz önlük giyme töreni, onların meslek hayatları boyunca unutamayacakları anlardan biri olacaktır.” dedi. “Hekimlik değerleri bir emanettir” Akademisyenlerin öğrencileri yetiştirme sorumluluğunu büyük bir onurla taşıdıklarını ifade eden Prof. Dr. Sur, hekimlik mesleğinin temel ilkelerinin geçmişten bugüne aktarıldığını söyledi ve “Bizler burada akademik önlüklerimizle, öğrencilerimizi yetiştirmek için şerefle karşınızdayız. Bu ilkeler bize gökten inmedi; bizden önceki hocalarımızın bize bıraktığı emanetlerdi. Biz de bu emaneti kendi öğrencilerimize devrediyoruz. Eminim ki öğrencilerimiz bu emaneti bizden daha iyi sahiplenip bir sonraki kuşaklara aktaracaklar. Böylece bilim ilerleyecek, insanlığa daha iyi hizmet sunulacaktır” diye konuştu. “Öğrencilerimizi gördükçe umutlanıyoruz” Konuşmasında dünyada yaşanan savaşlar ve haksızlıklara da değinen Prof. Dr. Sur, bu durumların kendisini derinden üzdüğünü ifade etti ve “Dünyadaki savaşlar, haksızlıklar ve mazlumların yaşadığı acılar karşısında içim kan ağlıyor. Dünya hüzün içinde olabilir; ancak öğrencilerimizi gördüğümüz zaman içimiz umutla doluyor.” şeklinde konuştu. Tıp öğrencisi Yusuf Alpay: “Hekimlik yalnızca bir meslek değil, ömür boyu süren bir öğrenme yolculuğu” Tıp Fakültesi Türkçe 1. Sınıf Temsilcisi Yusuf Alpay, hekimlik yolculuğunun ilk adımlarını atmanın gururunu yaşadıklarını belirterek, tıp eğitiminin yalnızca bilgi değil aynı zamanda insan hayatına dokunma sorumluluğu taşıdığını vurguladı ve “Tıp ailesinin en genç üyeleri olarak yıllarca hayalini kurduğumuz hekimlik yolculuğunun ilk adımlarını attığımız bu dönemde böylesine köklü ve onurlu bir ailenin parçası olmanın gururunu yaşıyoruz.” dedi. Beyaz önlük sadece bir kıyafet değil Tıp fakültesine başlamanın yalnızca akademik bir süreç olmadığını vurgulayan Alpay, “O bembeyaz önlükleri omuzlarımıza geçirirken aslında sadece bir önlük giymediğimizi çok iyi biliyorduk. O önlük şifayı, umudu, merhameti ve insan hayatına duyulan derin saygıyı temsil ediyordu. Steteskoplarımız şimdilik çoğu zaman kendi heyecanlı kalp atışlarımızı dinliyor. Hücrenin, dokunun ve insan bedeninin o muazzam düzenini yeni yeni keşfediyoruz. Ancak biliyoruz ki bugün bu sıralarda öğrendiğimiz her bilgi, yarın bir insanın hayatına dokunacaktır.” ifadesinde bulundu. 14 Mart aynı zamanda bir direnişin sembolü Alpay, 14 Mart’ın yalnızca bir kutlama günü olmadığını belirterek, “1919 yılında İstanbul işgal altındayken Tıbbiyeli öğrenciler okulun iki kulesi arasına devasa bir Türk bayrağı asarak bağımsızlık ateşini yakmışlardı. Tıbbiyeli Hikmet Boran ve arkadaşlarının ortaya koyduğu cesaret yalnızca bir bayrak asma eylemi değil; bilimin, özgürlüğün ve vatan sevgisinin güçlü bir sembolüdür.” dedi. Tıp öğrencisi Emre Aydın: “Beyaz önlük yalnızca bir kumaş değil, büyük bir sorumluluğun simgesidir” 14 Mart Tıp Bayramı kapsamında düzenlenen törende konuşan İngilizce Tıp 1. sınıf öğrenci temsilcisi Emre Aydın da hekimlik yolculuğunun ilk adımlarını atmanın gururunu yaşadıklarını belirterek beyaz önlüğün sadece bir sembol değil, aynı zamanda büyük bir sorumluluğun ifadesi olduğunu vurguladı. Aydın, öğrencilerin bu noktaya büyük fedakârlıklarla geldiğini ifade ederek, “Bugün giyeceğimiz bu beyaz önlüğün her bir parçasında geçmişteki uykusuz gecelerimizin, verdiğimiz emeklerin ve döktüğümüz alın terinin izleri var. Kimimiz uykusundan, kimimiz sosyal hayatından, kimimiz de gençliğinin en güzel anlarından feragat ederek bu noktaya geldi.” dedi. Konuşmasında Mustafa Kemal Atatürk’ün gençliğe verdiği öneme de değinen Aydın, “Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün açtığı yolda, gösterdiği hedefe yürümeye söz veriyoruz. ‘Bütün ümidim gençliktedir’ sözüne layık bireyler olarak aklın, vicdanın ve bilimin rehberliğinde mesleğimizi icra edeceğiz.” ifadesinde bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Atatürk'ün Ankara'ya Gelişinin 106'ıncı Yılı Kutlandı Haber

Atatürk'ün Ankara'ya Gelişinin 106'ıncı Yılı Kutlandı

Nazım Hikmet Kongre ve Sanat Merkezi’nde Başkan Fethi Yaşar’ın ev sahipliğinde gerçekleşen programda; Kültür Bakanlığı Sanatçısı Çiğdem Gürdal'ın söylediği şarkılara TUBİL Halk Dansları Topluluğu da danslarıyla eşlik etti. Ankara Atatürk'ün kalbinde bambaşka bir yere sahiptir Yaptığı konuşmada ülkelerin tarihinde başkentlerin o ülkenin kimliğini ve tarihini yansıtması nedeniyle önemli olduğunu belirten Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar, “Ankara diğer dünya başkentlerine göre çok farklı bir özelliğe sahiptir. Ankara hem kurtuluşu hem de kuruluşu temsil eder. Ankara hem Kurtuluş Savaşı’nın merkez karargâhı hem de yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerinin atıldığı şehir olmuştur. Bu özelliği ile farklı bir başkent sorumluluğu yüklenen Ankara, Kurtuluş Savaşımızın başkomutanı ve Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kalbinde de bambaşka bir yere sahiptir” dedi. Atatürk’ün Ankaralıların gösterdikleri sevgi ve yardımları, her zaman gönül borcuyla andığını da sözlerine ekleyen Yaşar, “Ankara’yı bu ülkenin kalbi olarak seçen Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü Ankara’nın yiğit, yurtsever insanları da yalnız bırakmamış Dikmen Sırtlarında seymenlerimiz "Vatan uğrunda ölmeye geldik Paşam!" diyerek karşılamıştır. Bu nedenle Ankaralıların cumhuriyete ve değerlerine sahip çıkma konusunda tarihsel bir sorumluluğu da vardır. Ankara, Cumhuriyetimizin simgesi olmuştur. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün yaktığı cumhuriyet meşalesi ve bağımsızlığımızın sembolü Ankara sonsuza kadar başkentimiz olarak kalacaktır” diye konuştu. Şarkılar ve danslarla unutulmaz bir gece Konuşmaların ardından sahneye çıkan Sanatçı Çiğdem Gürdal ve Yenimahalle Belediyesi TUBİL Halk Dansları Topluluğu büyük beğeni topladı. Müzik ziyafetinin yaşandığı programda, Gürdal Atatürk’ün sevdiği şarkı ve türküleri icra ederken Sarı Gelin ve Zeybek başta olmak üzere bir çok şarkıya TUBİL, danslarıyla damga vurdu. Gecenin finalinde ise Güftesi Emre Güney, Bestesi Selçuk Murat Kızılateş’e ait “Biz” adlı şarkı bayrak dansı ile yorumlanırken tüm konuklar ellerinde bayraklarla salonu kırmızı beyaza boyadı.

Nilüfer’de Cumhuriyet Ve Eğitim Vizyonu Konuşuldu Haber

Nilüfer’de Cumhuriyet Ve Eğitim Vizyonu Konuşuldu

Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği “Tematik Buluşmalar”a Bursa Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bölümü Sınıf Eğitimi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Küçüksüleymanoğlu konuk oldu. Nazım Hikmet Kültürevi Balaban Salonu’ndaki programda Prof. Dr. Küçüksüleymanoğlu, “Cumhuriyet ve Eğitim: Sosyal Adaletin Temeli” başlıklı bir söyleşi gerçekleştirdi. Atatürk’ün eğitime bakış açısının son derece vizyoner olduğunu ifade eden Küçüksüleymanoğlu, bir ülkenin gerçek zaferinin ve kurtuluşunun ulusal bir Milli Eğitim programından geçmesi gerektiği görüşünü benimsediğini vurguladı. Cumhuriyet’in ilanından hemen sonra eğitimde hızlı adımlar atıldığını söyleyen Küçüksüleymanoğlu, “Zira yeni Cumhuriyet’in temel inancı, ülkenin her türlü sorununun eğitimle çözüleceğiydi. Bu kapsamda Kurtuluş Savaşı yıllarında bile 1’inci Maarif Kongresi toplanarak eğitimde planlamalar yapıldı. Cumhuriyet’in ilanından sonra eğitim adına atılan hızlı adımlar arasında millet mektepleri, halk evleri ve halk odaları, çeşitli illerde açılan kütüphaneler, müzeler, Köy Enstitüleri ve gençlerin yurt dışına eğitime gönderilmesi sayılabilir. Dünya Klasikleri’nin Türkçe’ye çevrilmesi de çok geniş bir perspektifte yürütülen eğitim çalışmalarındandı” diye konuştu. Sosyal adaleti, fırsatlara ve imkanlara herkesin eşit şekilde ulaşabilmesi ve dağılımın hakkaniyetli olması olarak tanımlayan Küçüksüleymanoğlu, eğitime erişimin adil olması gerektiğini vurguladı. Eğitimdeki adaletsizliğin temel sebeplerine değinen Küçüksüleymanoğlu, bunları ekonomik koşullar ve maddi durumu düşük öğrenciler, eğitime ayrılan payın düşmesi, kitap eksikliği, dijital uçurum, bölgesel farklar ve PISA puanları, ev genci oranının yüksek olması, özel gereksinimli öğrenciler, farklı dil konuşulan öğrenciler ile travma ve göç olarak sıraladı. Türkiye’nin zengin ve güçlü bir ülke olduğunu ve bu sorunların üstesinden gelebileceğini söyleyen Küçüksüleymanoğlu, bunlarla ilgili çözüm önerilerini de paylaştı. Önerilerinin başında kaliteli öğretmen ihtiyacı geldiğini anlatan Prof. Dr. Küçüksüleymanoğlu, öğretmenin bir çocuğun kaderini değiştirebileceğini belirterek, Cumhuriyet’in en büyük nimetinin, annesi babası okuryazar olmayan birinin dahi en önemli beyin cerrahı olabilmesi gibi başarı hikayelerini yaratan iyi öğretmenler olduğunu vurguladı. Sonraki çözüm önerilerini de anlatan Küçüksüleymanoğlu, okullarda fiziksel koşulların iyileştirilmesi, derslik başına düşen öğrenci sayısının azaltılması, okullarda ücretsiz yemek verilmesi, eğitim harcamalarında burs ve desteklerin arttırılması, kapsayıcı eğitim politikaları, destekleyici programların yaygınlaştırılması, dijital uçurumu azaltacak altyapı yatırımlarının arttırılması, liyakat, paydaşlara yeterince söz hakkı verip karar alma mekanizmalarında daha çok yer almalarının sağlanması ile şeffaflık ve hesap verebilirlik olarak sıraladı. Sadece “Cumhuriyet çok yaşasın” demenin yeterli olmadığını dile getiren Prof. Dr. Küçüksüleymanoğlu, Cumhuriyet’e ve ilkelerine sahip çıkılması gerektiğini belirterek, “Cumhuriyetin ilelebet yaşayabilmesi için adalet, liyakat ve hukukun var olması gerekiyor” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bursa’da Muhteşem Cumhuriyet Coşkusu Haber

Bursa’da Muhteşem Cumhuriyet Coşkusu

Cumhuriyet’in 102. yıldönümü, Bursa’da düzenlenen görkemli programlarla kutlandı. Yüz binlerce Bursalı, Nilüfer’de her yıl düzenlenen Cumhuriyet Yürüyüşü’ne katılarak Cumhuriyet’e bir kez daha sahip çıktı. Bursa Büyükşehir Belediyesi ve Nilüfer Belediyesi’nin birlikte düzenlediği “Cumhuriyet Yürüyüşü” muhteşem görüntülere sahne oldu. FSM Bulvarı’nı baştan sona dolduran Cumhuriyet sevdalıları, ellerinde Atatürk ve Türk bayrakları ile alanda yerini aldı. Başlangıç noktası, Acıbadem Kavşağı olan yürüyüş, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey ve eşi Seden Bozbey ile Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve eşi Nuray Özdemir’in alana gelmesiyle başladı. “Yaşasın Cumhuriyet!” Başkan Mustafa Bozbey ve Başkan Şadi Özdemir, yürüyüş öncesi ortak açıklama yaptı. Cumhuriyet’i alanlarda kutladıklarını ve alanlarda sahip çıktıklarını belirten Başkan Bozbey, “102 yıl önce Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları, Cumhuriyeti gençlere emanet ederek yola çıktılar. Bizler de onların izinde Cumhuriyetimize sahip çıkmaya devam edeceğiz. Cumhuriyet Bayramımız, bizim en büyük bayramımızdır. Bu bayramı alanlarda Cumhuriyet sevdalılarıyla birlikte kutluyoruz. Yaşasın Cumhuriyet! Yaşasın Atatürk! Yaşasın tam bağımsız Türkiye! 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun” dedi. "Cumhuriyet varsa, gelecek var" Cumhuriyet’e ve onun değerlerine sahip çıkmanın önemine vurgu yapan Başkan Şadi Özdemir, “Cumhuriyet’in değerlerine yönelik bir tehdit ya da sorun görüldüğünde, Cumhuriyetçiler sessiz kalmaz; bir araya gelir, alanlarda buluşur. Bugün de burada, halkımız aynı inançla sahaya çıktı ve Cumhuriyetine sahip çıkıyor. Nilüfer’de, özellikle FSM Bulvarı’nda, 20 yıldır bu etkinlikler büyük bir coşkuyla düzenleniyor. Her yıl giderek artan bir kalabalık, Cumhuriyet için yan yana geliyor. Tüm halkımızın 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı kutluyorum. Çünkü biz biliyoruz ki: Cumhuriyet varsa, gelecek var” dedi. FSM’de insan seli Yürüyüşe, Başkan Mustafa Bozbey ve eşi Seden Bozbey ile Başkan Şadi Özdemir ve eşi Nuray Özdemir’in yanı sıra CHP İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, CHP Bursa Milletvekilleri Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Hasan Öztürk ve Kayıhan Pala, CHP Parti Meclis üyesi Canan Taşer, ilçe belediye başkanları, CHP ilçe başkanları, belediye meclis üyeleri, belediye bürokratları, STK temsilcileri ve toplumun tüm kesimleri katıldı. Her yaştan Bursalının yer aldığı yürüyüşte bulvar, adeta insan seline dönüştü. Olağanüstü ilgi nedeniyle adım adım ilerleyen yürüyüş, vatandaşların omuz omuza söyledikleri ‘Yaşasın Cumhuriyet’ sloganları ve marşlarıyla renklendi. Yürüyüşte dev Türk Bayrağı da açan vatandaşlar, meşale ve cep telefonlarının ışıklarını yakarak coşkuyu doyasıya yaşadı. İstiklal Marşı coşkuyla okundu Kutlamaların ikinci adresi, yürüyüşün sona erdiği Hastane Alanı oldu. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş ve Bursa milletvekilleri sahneye çıkarak Türk bayraklarıyla halkı selamladı. Alanı ve yolları dolduran vatandaşlar, saygı duruşunun ardından İstiklal Marşı’nı büyük bir coşkuyla okudu. “Güzel Bursamız, Cumhuriyet’e hep sahip çıktı” Eşi Seden Bozbey ile birlikte sahneye çıkan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, vatandaşların Cumhuriyet Bayramı’nı kutladı. Alanı dolduranları, “Hoş geldiniz! Cumhuriyetimizin gönüllü neferleri. Güzel Bursamızın yürekli insanları. Cumhuriyetimizin 102. yıl kutlamalarına hoş geldiniz” diyerek selamlayan Başkan Mustafa Bozbey, “Bugün gurur günümüz. Bugün en büyük bayramımız. Bir millet olarak bağımsızlığımızı dünyaya ilan ettiğimiz en mutlu günümüz. Bayramımız kutlu olsun. Cumhuriyetimizin 102. yılı kutlu olsun. Güzel Bursamız, Cumhuriyet’e hep sahip çıktı. Her zaman da sahip çıkacak. Her 29 Ekim günü, Cumhuriyet Bayramımızı FSM’de yüz binlerle birlikte coşkuyla kutluyoruz. Hiç bitmeyen tutkuyla, Cumhuriyet sevdamızı haykırıyoruz. Dünya bilsin ki, Cumhuriyet vazgeçilmezimizdir. En büyük sevdamız” dedi. “Bursamız, büyük kahramanlığın sembollerinden oldu" 29 Ekim’in sadece bir bayram günü olmadığını, bir milletin küllerinden yeniden doğduğu, kaderini kendi elleriyle yeniden yazdığı büyük günün yıl dönümü olduğunu hatırlatan Başkan Bozbey, 29 Ekim’in aynı zamanda Cumhuriyetin değerlerini geleceğe taşıma görevini de hatırlama günü olduğunu vurguladı. 102 yıl önce Anadolu’nun her köşesinden ‘Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır’ sesinin yükseldiğini söyleyen Başkan Bozbey, “O ses, umutla, kararlılıkla, inançla yankılandı. Bugün burada, Bursamızın sokaklarında, meydanlarında yankılanmaya devam ediyor. Kentimiz, tarihinde hep mücadele ruhuyla öne çıktı. Kurtuluş Savaşı yıllarında, Bursamız işgalin acısını da, bağımsızlığın coşkusunu da kuvvetli bir biçimde yaşadı. Bursa’nın işgal edildiği gün, Ankara’da, Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsü, siyah bir örtüyle kapatıldı. 11 Eylül 1922’de düşman işgalinden kurtulana kadar. Bursamız, büyük kahramanlığın ve zulme karşı direnişin sembollerinden biri oldu” diye konuştu. “Bursa, aydınlanmanın, ilerlemenin şehri oldu” Bursa’nın, Türk milletinin umutlarının sembolü olduğunu belirten Başkan Bozbey, Bursa’nın mücadele eden, küllerinden doğan, her zaman yeşeren ve yeşerttiği güzellikleri tüm Türkiye’yle paylaşan bir şehir olduğunu dile getirdi. Cumhuriyet’i yalnızca bir yönetim biçimi olarak değil, bir yaşam biçimi, karakter, yol gösterici olarak gördüklerini anlatan Başkan Bozbey, “29 Ekim’le birlikte Bursa, aydınlanmanın, kalkınmanın, ilerlemenin şehri oldu. Cumhuriyetin fabrika bacalarının ilk dumanı, Türkiye’nin üretim atılımının ilk sayfası Bursa’da yazıldı. Biz Bursalılar, Atatürk’ün bu emanetine yüreğimizle sahip çıktık. Bursa, Cumhuriyetin fabrikalarında, tarlalarında, atölyelerinde, emekçilerinin alın terinde bu hedefin hakkını verdi. Türkiye’nin üretim ve kalkınma atılımını sırtlayan bir şehir oldu. Bugün biz de aynı ruhu taşıyoruz. Üreten, paylaşan, adaletle büyüyen bir Bursa’yı, Atatürk’ün gösterdiği yolda daha da güçlü kılmak için var gücümüzle çalışıyoruz” dedi. “Cumhuriyet, gençlerin, kadınların, çocukların sesi demektir” “Ulu Önderimiz Atatürk’ün çok sevdiği Bursa’dan, bugün hep birlikte bir kez daha söylüyoruz: Cumhuriyet bizim en değerlimizdir” diyen Başkan Mustafa Bozbey, “Cumhuriyet, gençlerin, kadınların, çocukların sesi demektir. İşçinin, köylünün, esnafın sesi demektir. Eşitliğin, aklın, bilimin, vicdanın sesi demektir. Bursamızın göğsündeki ortak nefestir. Nilüfer’de, özgürce oynayan bir kız çocuğudur Cumhuriyet. Mudanya’nın sahillerine barışın rüzgarlarının esmesidir. Gemlik’te, Keles’te, Karacabey’de emeğin değer görmesidir. İnegöl’de, Orhangazi’de, Gürsu’da, Kestel’de üretimin, Orhaneli’de, Harmancık’ta, Mustafakemalpaşa’da doğanın, Osmangazi’de, İznik’te tarihin, Yıldırım’da, Orhaneli’nde, Büyükorhan’da dayanışmanın filizlenmesidir. Halkın refahı için, rantın-keyfin değil; aklın, bilimin galip gelmesidir Cumhuriyet” diye konuştu. “Biz Cumhuriyeti bir ömür boyu yaşıyoruz” Ulu Önder Atatürk’ün, ‘En büyük eserim’ dediği Cumhuriyeti, en iyi şekilde yaşatmak için çok çalıştıklarının altını çizen Başkan Bozbey, Cumhuriyetin 102. yılında en büyük mirası kendilerine emanet eden başta Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm silah arkadaşlarını ve şehitleri rahmetle, gazileri minnetle andı. “Bizim yolumuz hakkın, halkın, aklın, emeğin, adaletin, özgürlüğün, dayanışmanın yolu” diyen Başkan Bozbey, “Akıldan güç alanlar, bilimden güç alanlar, vicdanının terazisini asla bozmayanlar, karanlıkta da kalsalar, yollarını kaybetmezler. Cumhuriyet bize bunu öğretmiştir. Dayanışmanın, düşünmenin, üretmenin olduğu yerde, umutsuzluğa yer yoktur. Biz Cumhuriyeti bir gün kutlamıyoruz. Biz Cumhuriyeti bir ömür boyu yaşıyoruz. Yaşasın demokrasi. Yaşasın Atatürk. Yaşasın Cumhuriyet. Yaşasın tam bağımsız Türkiye. Hepinizin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı en içten duygularımla kutluyorum” dedi. “Ata’mızın yolunda yürüyen yürekli insanlarız” Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir de sahneye eşi Nuray Özdemir ile çıkarak Cumhuriyet Bayramı konuşmasını yaptı. Alandaki sesin, coşkunun ve atan kalplerin Cumhuriyet’in sesi olduğunu söyleyen Başkan Şadi Özdemir, marşın her yıl biraz daha umutlu, biraz daha gür yankılandığını belirtti. Bu marşın, bir milletin ayağa kalkışının, bir halkın özgürlük tutkusunun marşı olduğunu vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, “Biz o tutkunun neferleriyiz. Mustafa Kemal’in askerleriyiz. Nilüfer’de, Bursa’da, Türkiye’nin her yerinde Cumhuriyet’in ışığında, Ata’mızın yolunda yürüyen yürekli insanlarız. Bugün 102 yıllık bir mirası kutluyoruz. Bu mirası geleceğe taşıyoruz. Çünkü biz inanıyoruz ki: ancak Cumhuriyet varsa, gelecek var. Bugün, bir milletin küllerinden doğduğu o büyük günün yıl dönümündeyiz. Bugün, karanlıktan aydınlığa uzanan bir inancın, bir direnişin, bir mucizenin izindeyiz. Cumhuriyetimizin 102. yılı kutlu olsun. Bayramımız kutlu olsun” diye konuştu. “Cumhuriyet, bu toprakların nilüfer çiçeğidir” Cumhuriyet’in bir duruş, inanç ve onur olduğunu dile getiren Başkan Şadi Özdemir, Cumhuriyet’in kadının sesi, gencin umudu, çocuğun gülüşü ve halkın iradesi olduğunu ifade etti. Cumhuriyet’i bir nilüfer çiçeğine benzeten Başkan Şadi Özdemir, “Nilüfer çiçeği kökleri bataklığın içinde de olsa, her sabah tertemiz yapraklarıyla yeniden doğar. Yüzünü güneşe çevirir. Cumhuriyet de öyledir! Cumhuriyet, bu toprakların nilüfer çiçeğidir. Karanlıktan doğar, umuda uçar, ışığa yürür. Ve biz, bu ışıkla aydınlanıyoruz. Bu akşam Bursa’nın dört bir yanından gelen yüz binlerce yürek bir aradayız. Bütün renklerimizle kol kola omuz omuza bir arada olmak ne güzel. Harikasın Nilüfer! Harikasın Bursa. Bu meydanda bir milletin bayram coşkusu var. Yüreğimizde yüz yıllık bir sevda var. Atatürk’ün, ‘Efendiler, yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz!’ dediği o anın sesi var” dedi. “Atam! Gözün arkada kalmasın!” Alanı dolduranlarla birlikte ‘Yaşasın Cumhuriyet’ diyen Başkan Şadi Özdemir, Cumhuriyet’in kolay kurulmadığını, bir milletin canıyla, yüreğiyle, alın teriyle kurulduğunu vurguladı. Anadolu’nun her köşesinden yükselen bir direnişle kurulduğunu hatırlatan Başkan Şadi Özdemir, “Sakarya’da, Dumlupınar’da, İnönü’de yazıldı bu destan. Kurtuluşun her adımında, bir annenin gözyaşı, bir askerin yüreği, bir çocuğun duası var. Nezahat Onbaşı var. Kara Fatma var. Gördesli Makbule, Yörük Ali, Seyit Onbaşı var. Daha nice isimsiz kahraman, bu vatan özgür olsun diye mücadele etti. İşte biz, asil kahramanların emanetini taşıyoruz. Büyük eseri yaşatıyoruz. Biz, Cumhuriyet’in çocuklarıyız! Atam! Gözün arkada kalmasın! Emanetine sahip çıkıyoruz. Senin gösterdiğin yolda yürüyoruz. Nilüfer’i, Bursa’yı, Cumhuriyet’e yakışır bir geleceğe taşıyoruz” diye konuştu. “Yaşasın Cumhuriyet” Türkiye’nin birçok yerinde demokrasinin askıda olduğunu, halkın seçtiği başkanların zindanlarda olduğunu söyleyen Başkan Şadi Özdemir, milletin iradesinin tutsak edildiğini dile getirdi. “Bir Ekrem İmamoğlu gider, bin Ekrem İmamoğlu gelir” diyen Başkan Şadi Özdemir “Bu kavga hürriyet kavgasıdır. Bugün geçmişimize olan saygımızı, geleceğimize olan inancımızla birleştirdiğimiz gündür. Bugün, çocuklarımızın gözlerinde Cumhuriyet’in ışığını gördüğümüz gündür. Ve o ışık hiç sönmeyecek. Atam, söz veriyoruz. Senin kurduğun Cumhuriyet’i sonsuza kadar yaşatacağız. Yaşasın Cumhuriyet. Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti. Yaşasın Mustafa Kemal Atatürk. Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun” dedi. Edis konseriyle Cumhuriyet coşkusu Bursa Büyükşehir Belediyesi ve Nilüfer Belediyesi’nin birlikte düzenlediği Cumhuriyet Bayramı kutlamaları, DJ performansı devam etti. Müziğin ritmine kendini bırakan yüz binlerce Bursalı, telefon ışıklarıyla alanda adeta görsel şölen yaşattı. Ünlü sanatçı Edis’in sahneye çıkmasıyla da coşku doruğa çıktı. Edis’in muhteşem sahne performansı, bayram coşkusu yaşayanlara keyifli anlar yaşattı. Bursalıların birçok parçasına eşlik ettiği Edis’e, gecenin sonunda Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey ve Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Atatürk posteri, İznik çinisi ve çiçek vererek teşekkür etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.