Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kurum Kültürü

Kapsül Haber Ajansı - Kurum Kültürü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kurum Kültürü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Enerjisa Üretim’de Çalışanları Buluşturan TFB Garden Geleneği Haber

Enerjisa Üretim’de Çalışanları Buluşturan TFB Garden Geleneği

Bir kurumun kültürü, değerlerini anlatan cümlelerden önce çalışanlarının birlikte yaşadığı deneyimlerde kendini gösteriyor. Enerjisa Üretim’in 2019 yılından bu yana Adana Tufanbeyli’de gerçekleştirdiği TFB Garden Basketbol Turnuvası bu anlayışın en somut karşılıklarından biri. Yıllar içinde büyüyen buluşma, bugün farklı görev ve lokasyonlardan ekiplerin aynı sahayı, aynı heyecanı ve ortak bir deneyimi paylaştığı köklü bir geleneğe dönüşmüş durumda. Basketbol turnuvasından farklı spor aktivitelerine, yarışmalardan çalışanların birlikte vakit geçirebildiği etkinliklere uzanan TFB Garden, Enerjisa Üretim ekiplerinin çalışma ortamının dışında da aynı takım ruhuyla bir araya gelmesine imkân sağlıyor. Her yıl Tufanbeyli Enerji Üssü’nde yeniden yaşanan bu buluşma, farklı görevlerden ve lokasyonlardan çalışanların birbirini daha yakından tanıdığı, birlikte eğlendiği ve ortak deneyimler biriktirdiği güçlü bir kurum kültürü platformu sunuyor. Müziğin, eğlencenin, rekabetin ve takım ruhunun iç içe geçtiği etkinlik boyunca çalışma hayatının temposu yerini ortak anılara bırakırken, günün sonunda ekiplerin yanında götürdüğü en önemli kazanım ise birlikte başarmanın yarattığı bağ oluyor. TFB Garden’ın yıllar içinde büyüyen hikâyesinin merkezinde ise kutlamanın ötesine geçen bir anlayış bulunuyor: Birlikte üretmek, birlikte öğrenmek, sorumluluk almak, birbirine omuz vermek ve başarıyı birlikte büyütmek… TFB Garden’da kurulan bağlar Tufanbeyli’de kalmıyor; ekiplerin günlük çalışma hayatına, birlikte üretme biçimlerine ve birbirleriyle kurdukları ilişkilere taşınıyor. Böylece TFB Garden, Enerjisa Üretim’in ortak değerlerinin anlatılmasının ötesine geçerek çalışanların katılımıyla yaşandığı bir kurum kültürü geleneğine dönüşüyor. Kurum kültürünün yeni anlatıcıları, ENfluencer'lar Enerjisa Üretim’in gönüllülük esasına dayanan çalışan elçiliği programı ENfluencer, çalışanların kurum içindeki deneyimlerini ve Enerjisa Üretim’deki çalışma kültürünü kendi hikâyeleriyle anlatmalarını destekliyor. Santrallerden ofislere, sahadaki üretim yolculuğundan ekipler arasındaki dayanışmaya, öğrenme deneyimlerinden ortak başarılara uzanan farklı hikâyeler, ENfluencer’ların kendi bakış açıları ve sesleriyle anlatılıyor. TFB Garden ise bu yıl ENfluencer’lara paylaşacakları yeni deneyimler sunuyor. Tufanbeyli’de birlikte geçirilen zaman, sahadaki rekabet, tribündeki heyecan ve ekipler arasında kurulan bağlar, çalışanların gözünden Enerjisa Üretim kültürünün farklı yönlerini ortaya koyuyor. “TFB Garden’da biriktirdiğimiz bağları çalışma hayatımıza taşıyoruz” Enerjisa Üretim İnsan ve Kültür Genel Müdür Yardımcısı Ayşegül Gürkale: “TFB Garden Basketbol Turnuvası, yıllar içinde ekip arkadaşlarımızın sahiplendiği ve Enerjisa Üretim kültürünün en güçlü buluşma noktalarından birine dönüşen çok özel bir gelenek. Bizim için en değerli tarafı, ortak değerlerimizi hep birlikte yaşayabildiğimiz ve farklı ekipler arasındaki bağları güçlendirebildiğimiz bir ortam yaratması. Sahada, tribünde ve etkinliklerde bir araya gelen ekip arkadaşlarımızın aynı heyecanı paylaşması, günlük çalışma hayatımızdaki takım ruhunun TFB Garden’da çok güçlü bir karşılığını oluşturuyor. Burada kurulan bağların, paylaşılan deneyimlerin ve birlikte biriktirdiğimiz anıların çalışma hayatımıza taşındığını görmek bu geleneği her yıl daha anlamlı hale getiriyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

BCG’nin Geliştirdiği “Canlılık Endeksi” Şirketlerin Sürdürülebilir Büyüme Potansiyelini Belirliyor Haber

BCG’nin Geliştirdiği “Canlılık Endeksi” Şirketlerin Sürdürülebilir Büyüme Potansiyelini Belirliyor

Dünyanın en büyük şirketlerinden bazıları, zorlu ve değişken koşullara rağmen büyümeyi sürdürüyor. Peki onları rakiplerinden ayıran ne? Çoğu zaman onları farklılaştıran, peş peşe gerçekleştirdikleri büyük satın almalar ya da yüksek riskli yeni girişimler değil; inovasyondan yararlanarak ana işlerini sürekli yeniden şekillendirmeleri ve bir sonraki büyüme dalgasını yaratabilmeleri. BCG bu kapasiteyi “canlılık” (vitality) olarak tanımlıyor ve geliştirdiği endeks aracılığı ile ölçebiliyor. 2026 versiyonu yayınlanan araştırmada, 3.500'den fazla şirket son beş yıllık performansları üzerinden incelendi. BCG ayrıca piyasa değeri en az 25 milyar dolar olan şirketler arasından, kendi sektörlerinde canlılık açısından öne çıkan 25 büyük şirketi mercek altına aldı. Bulgular, inovasyonu yalnızca yeni ürün geliştirmekle sınırlamayıp mevcut faaliyetlerine entegre eden büyük ölçekli şirketlerin rakiplerinden anlamlı şekilde ayrıştığını ortaya koyuyor. Rapora göre, yüksek canlılık seviyesine sahip büyük ölçekli şirketler son beş yılda yıllık ortalama %11,5 gelir büyümesi kaydetti. Bu şirketlerin yıllık toplam hissedar getirisi (TSR), canlılık açısından en düşük çeyreklik dilimde yer alan şirketlerden 3,1 puan daha yüksek gerçekleşti. Beş yıllık dönemde canlılık seviyesini belirgin biçimde artıran şirketler, araştırmadaki diğer şirketlere kıyasla yıllık toplam hissedar getirisinde (TSR) 6,8 puanlık ek avantaj sağladı. En canlı şirketleri rakiplerinden ayıran üç özellik Araştırmanın dikkat çeken bir diğer bulgusu ise en yüksek performansı gösteren 25 şirketin başarısını üç temel yetkinliğin beslemesi: iddialı büyüme hedefleri, yüksek yetenek yoğunluğu ve büyüme odaklı kurum kültürü. BCG'ye göre bu üç unsur birbirini güçlendirerek inovasyonun kalıcı iş sonuçlarına dönüşmesini sağlıyor. Raporda piyasa değeri 25 milyar doların üzerinde olan ve "en canlı" şirketler arasında gösterilen Tesla, Apple, L'Oréal, Hermès ve LG Energy Solution gibi şirketler yakından inceleniyor. Gelecekteki büyüme potansiyeli 15 farklı gösterge üzerinden ölçülebiliyor BCG'nin geliştirdiği Canlılık Endeksi, şirketlerin gelecekte büyüme kapasitesini 15 farklı gösterge üzerinden değerlendiriyor. Geniş bir veri seti kullanılarak oluşturulan endeks, şirketlerin sürdürülebilir büyüme potansiyelini görünür hale getiriyor. CEO’lar canlılığı nasıl artırabilir? BCG’ye göre canlılık statik bir özellik değil; şirketlerin ölçebileceği, güçlendirebileceği ve zaman içinde yeniden geliştirebileceği bir kapasite. Araştırma, gelecekteki büyüme kapasitesini güçlendirmek isteyen şirketler için beş temel aksiyona işaret ediyor. İlk adım: İnovasyonu merkeze taşımak. Şirketler uzun süredir inovasyonu kuluçka merkezleri, girişim fonları, dijital laboratuvarlar veya kurumsal girişim sermayesi gibi organizasyonun ‘’çevresinde’’ konumlandırıyor. Ancak canlılık liderleri, inovasyonu ayrı bir ekibe devretmek yerine ana işin büyüme motorunun bir parçası haline getiriyor. Her iş biriminden yeni büyüme kaynaklarını belirlemesi, geliştirmesi ve ölçeklemesi bekleniyor. İkinci adım: Canlılığı diğer kritik performans göstergeleri gibi ölçmek. Gelir, kârlılık ve nakit akışı nasıl düzenli olarak takip ediliyorsa, canlılığın 15 göstergesi de izlenerek küçük sorunlar büyümeden önce yön değiştirilmesi gerekiyor. Üçüncü adım: Net bir sahiplik ve hesap verebilirlik mekanizması oluşturmak. Canlılık yalnızca inovasyon, Ar-Ge ya da strateji biriminin sorumluluğunda değil; tüm şirketi ilgilendiriyor. Bu nedenle CEO, CFO veya stratejiden sorumlu üst düzey bir yöneticinin canlılığın geliştirilmesi konusunda açık bir sorumluluk üstlenmesi önem taşıyor. Dördüncü adım: En kritik canlılık açıklarına odaklanmak. En canlı şirketler 15 göstergenin tamamını aynı anda geliştirmeye çalışmıyor. Bunun yerine, kendi rekabet ortamlarında gelecekteki büyümeyi en fazla sınırlayan birkaç alana odaklanıyor ve yatırımlarını burada yoğunlaştırıyor. Son adım: Canlılığı kurumsal dönüşümün ayrılmaz bir parçası haline getirmek. Amaç tek seferlik bir dönüşüm gerçekleştirmek değil; büyüme hedeflerini, yetenekleri ve kurum kültürünü sürekli geliştirerek şirketin gelecekteki büyüme kapasitesini canlı tutmak. Rapor CEO’lar için kritik bir soru ortaya koyuyor: “Şirketinizin gelecekteki büyüme potansiyelini bugünden ölçebiliyor musunuz?” Araştırma, gelecekteki büyüme potansiyelinin yalnızca bugünkü finansal performansla değerlendirilemeyeceğini ortaya koyuyor. Büyüme hedeflerini, yetenek yapılarını ve kurum kültürlerini güçlendirirken inovasyonu ana işlerinin bir parçası haline getiren şirketler, gelecekteki büyüme için daha güçlü bir zemin oluşturuyor. Rapora göre CEO’ların yalnızca şirketlerinin bugünkü performansına değil, gelecekte sürdürülebilir büyüme yaratacak kapasiteyi ne ölçüde geliştirdiklerine de odaklanmaları gerekiyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Eureko Sigorta'ya Bronz Stevie® Ödülü Haber

Eureko Sigorta'ya Bronz Stevie® Ödülü

Dünyanın önde gelen işveren ödül programları arasında yer alan organizasyonda Eureko Sigorta, "The Story of the Culture Behind the Numbers" başlıklı başvurusuyla ödüle layık görüldü. Eureko Sigorta, çalışan deneyimini güçlendirmeye yönelik uygulamalarıyla organizasyonel kültür alanındaki çalışmalarını uluslararası bir başarıyla taçlandırdı. 38 ülke ve bölgeden 1.000'in üzerinde başvurunun 160'tan fazla uluslararası uzman jüri üyesi tarafından değerlendirildiği programda Eureko Sigorta, Türkiye'den ödül alan üç şirketten biri oldu. Çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık yaklaşımı; öğrenme ve gelişim uygulamaları, çalışan bağlılığını destekleyen projeler ve bütüncül iyi oluş anlayışı şirketin başarısında öne çıkan başlıklar arasında yer aldı. İnsan Odaklı Kurum Kültürü Uluslararası Platformda Takdir Gördü Eureko Sigorta’nın ödüle uzanan kurum kültürü yaklaşımının temelinde açık iletişim, kapsayıcılık ve psikolojik güven yer alıyor. Performans ve iş disiplinini gözeten çevik ve esnek çalışma modeliyle desteklenen bu yaklaşım, çalışanların görüş ve geri bildirimlerini paylaşabildiği, gelişim fırsatlarına erişebildiği bir çalışma ortamı sunuyor. Böylece çalışan deneyiminin güçlendirilmesi ve sürdürülebilir bir kurum kültürünün desteklenmesi hedefleniyor. Çalışan deneyimini düzenli olarak ölçen ve geri bildirimleri uygulamalarına yansıtan Eureko Sigorta, çalışan memnuniyet skorunu bir önceki yıla göre 10 üzerinden 8,6'dan 8,8'e yükseltti. Gelişim programları ve eğitim yatırımlarıyla öğrenme kültürünü destekleyen şirket, üst üste üçüncü kez "World Class Workplace" unvanını aldı. Kadınların toplam iş gücündeki oranının yüzde 57, orta ve üst düzey yönetimdeki oranının ise yüzde 51 olduğu Eureko Sigorta, 2025'te İş'te Eşit Kadın Sertifikası'nı daha yüksek bir skorla yeniledi. Ekipleri ve ailelerini kapsayan sağlık, esenlik ve iyi yaşam programları ile toplumsal fayda odaklı gönüllülük çalışmaları da şirketin insan odaklı kurum kültürünü destekleyen uygulamalar arasında yer alıyor. Eureko Sigorta İnsan ve Kültür Koordinatörü Zeren Cönger Uyar, ödüle ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Eureko Sigorta’da güçlü bir kurum kültürünün sürdürülebilir başarının temelini oluşturduğuna inanıyoruz. Bu ödülü, yıllar içinde birlikte geliştirdiğimiz çalışanlarımızı merkeze alan yaklaşımımızın ve birlikte geliştirdiğimiz kurum kültürünün uluslararası ölçekte gördüğü karşılığın önemli bir göstergesi olarak değerlendiriyoruz. Elde ettiğimiz bu başarı, bugün geldiğimiz noktayı ortaya koyarken kurum kültürümüzü daha ileriye taşımak için de bize önemli bir motivasyon sağlıyor. Achmea’nın ve yönetim ekibimizin insan odaklı liderlik anlayışı bu yaklaşımın sürekliliğini desteklerken, İnsan ve Kültür ekibi olarak geliştireceğimiz yeni uygulamalar için de güçlü bir zemin oluşturuyor. Önümüzdeki dönemde de çalışan deneyimini geliştiren, kapsayıcılığı ve öğrenme kültürünü güçlendiren çalışmalarımızı sürdüreceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Alternatif Bank, İkinci Çeyrekte 152 Milyar TL Aktif Büyüklüğe Ulaştı Haber

Alternatif Bank, İkinci Çeyrekte 152 Milyar TL Aktif Büyüklüğe Ulaştı

Alternatif Bank, 2026 yılı ilk yarı finansal sonuçlarını açıkladı. Yılın ilk altı ayında yüksek aktif kalitesini koruyarak etkin bir bilanço yönetimi gerçekleştiren Banka, konsolide bazda istikrarlı ve sürdürülebilir büyüme performansını devam ettirdi. Konsolide verilere göre toplam aktif büyüklüğü 152 milyar TL seviyesini aşan Alternatif Bank’ın, nakdi krediler, finansal kiralama alacakları ve gayri nakdi krediler aracılığıyla ülke ekonomisine sağladığı destek 143 milyar TL oldu. Aynı dönemde mevduat hacmi 57 milyar TL’ye, özkaynak büyüklüğü ise 9,6 milyar TL’ye ulaştı. Sermaye yeterlilik rasyosu %16,20 olarak gerçekleşirken Banka, yılın ikinci çeyreğinde 691 milyon TL konsolide net kâr açıkladı. “Büyümenin niteliğini bilanço gücümüz ve müşteri ilişkilerimizle birlikte ele alıyoruz” Alternatif Bank Genel Müdürü Ozan Kırmızı, yılın ilk yarı finansal sonuçlarına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “2026’nın ilk yarısı, küresel belirsizliklerin ve yüksek faiz ortamının finansman koşullarını zorladığı bir dönem oldu. Alternatif Bank olarak bu tabloda sağlam bilanço yapımızı, yüksek aktif kalitemizi ve güçlü likidite pozisyonumuzu koruduk. Risk-getiri dengesini gözeten seçici kredi politikamızı sürdürürken, müşterilerimizin ihtiyaçlarını yakından anlayan danışman bankacılık modelimizi kararlılıkla uyguladık. Büyümenin niteliğini, bilanço gücümüz ve müşterilerimizle kurduğumuz uzun vadeli ilişkilerle birlikte ele almaya devam ediyoruz.” “Yılın geri kalanında dengeli ve seçici büyümeyi sürdüreceğiz” Yılın geri kalanına ilişkin hedeflerini de paylaşan Kırmızı, sözlerini şöyle tamamladı: “Aktif kalitemizi koruyan ve sermaye verimliliğini gözeten dengeli büyüme stratejimizi sürdüreceğiz. Dijital kanallarımızı daha etkin hale getirirken müşteri ilişkilerimizi derinleştirecek; dış ticaret ve sürdürülebilir finansman alanlarındaki uzmanlığımızı geliştireceğiz. Danışman bankacılık yaklaşımımız, çevik organizasyonumuz, uluslararası finansman kabiliyetimiz ve hissedarımızdan aldığımız destekle müşterilerimizin karar süreçlerine eşlik etmeyi ve Türkiye ekonomisine uzun vadeli değer sunmayı sürdüreceğiz.” Alternatif ÇokÇok, Bankacılık Avantajlarını Tek Ekranda Buluşturdu Alternatif Bank, yılın ikinci çeyreğinde, bireysel ve dijital bankacılıkta müşteri deneyimini sadeleştirme hedefiyle Alternatif ÇokÇok programını hayata geçirdi. Bankanın müşterilerine sunduğu ayrıcalıkları mobil uygulama içinde tek bir alanda buluşturan program; ücretsiz para transferi, avantajlı mevduat faizi, aidatsız kredi kartı ve nakit iade fırsatları sunuyor. Müşteriler, ÇokÇok üzerinden yararlandıkları avantajları, elde ettikleri kazanç ve tasarrufu, hoş geldin sürelerini ve ayrıcalıkların devamı için gerçekleştirmeleri gereken işlemleri kolayca takip edebiliyor. Alternatif Trader Yatırım Deneyimini İleri Taşıyor Alternatif Bank, dijitalleşme, müşteri deneyimi ve ürün ekosistemini genişletme hedefleri doğrultusunda, iştiraki Alternatif Menkul ile Alternatif Trader’ı hayata geçirdi. Sermaye piyasalarındaki dijital hizmetleri ileri taşıyan Alternatif Trader, hisse senedi, VİOP ve yatırım fonu işlemlerini tek platformda buluşturuyor. T+0 kredisi, hisse senedi kredisi, gelişmiş grafik ve emir ekranlarıyla yatırımcılara hızlı ve kolay bir işlem ortamı sunuyor. Alternatif Bank, İkinci Çeyrekte Altı Uluslararası Ödül Kazandı Alternatif Bank, ikinci çeyrekte farklı alanlardaki yetkinlikleriyle altı uluslararası ödüle layık görüldü. International Business Magazine Awards 2026’da “Çeşitlilik ve Kapsayıcılık Alanında En İyi Banka”, “Avrupa’daki En İyi Partner Banka” ve “Dış Ticaret Operasyonlarında En İyi Banka Ortağı”; Global Business and Finance Magazine Awards 2026’da ise “Dijital Bankacılıkta Mükemmellik” ödüllerini kazandı. EBRD Dış Ticaret Programı kapsamında “Yılın Yeşil İşlemi” ödülüne üst üste dördüncü kez layık görülen Bankanın VOV ürünü de International Finance Awards 2026 tarafından “Türkiye’nin En İyi Yeni Tasarruf Bankacılığı Ürünü” seçildi. Kazanılan ödüller, Bankanın dış ticaret finansmanı, dijital bankacılık, kapsayıcı kurum kültürü, sürdürülebilir finansman ve müşteri odaklı ürün geliştirme alanlarındaki çalışmalarının uluslararası ölçekteki karşılığını ortaya koydu. Rising Star Academy, Genç Yetenekleri Profesyonel Hayata Hazırlıyor Alternatif Bank, genç yeteneklerin gelişimine yönelik uzun dönem staj programını bu dönemden itibaren Rising Star Academy adıyla sürdürmeye başladı. Gerçek iş süreçlerini eğitim, profesyonel ağ kurma olanakları ve kurum kültürü temaslarıyla bir araya getiren program, gençlerin bankacılığı yakından tanımalarına ve profesyonel hayata güçlü bir başlangıç yapmalarına katkı sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kurumsal Dönüşüm Hikayeleri Ne Anlatır? Haber

Kurumsal Dönüşüm Hikayeleri Ne Anlatır?

Bir şirketin dönüşüm ilan etmesi kolaydır; piyasada karşılık bulan bir dönüşüm hikayesi yazması ise zordur. Çünkü kurumsal dönüşüm hikayeleri, yalnızca yeni bir yazılım yatırımı ya da organizasyon şeması değişikliğiyle oluşmaz. Asıl belirleyici olan, kurumun neden değiştiği, bu değişimi nasıl yönettiği ve sonuçlarını hangi göstergelerle ortaya koyabildiğidir. İş dünyasında dönüşüm artık dönemsel bir proje başlığı değil, yönetim pratiğinin kalıcı bir parçası. Enerjiden lojistiğe, savunmadan tarım teknolojilerine kadar birçok sektörde şirketler aynı anda birkaç baskıyla karşı karşıya kalıyor: maliyet disiplini, dijitalleşme ihtiyacı, regülasyon yükü, yetenek savaşı ve sürdürülebilirlik beklentisi. Bu nedenle iyi kurgulanmış dönüşüm hikayeleri, sadece kurumsal iletişim malzemesi değil; yatırımcı ilişkileri, işveren markası, tedarik zinciri güveni ve pazar konumlandırması açısından da stratejik değer taşıyor. Kurumsal dönüşüm hikayeleri neden bu kadar kritik? Kurumsal anlatılar uzun süre başarıyı ciro, kapasite ve büyüme grafikleri üzerinden kurdu. Oysa bugünün karar vericileri daha farklı sorular soruyor. Şirket değişen koşullara ne kadar hızlı uyum sağlıyor? Teknolojiyi süreçlerine nasıl entegre ediyor? Yönetim ekibi sadece hedef açıklıyor mu, yoksa organizasyonu yeni döneme hazırlayabiliyor mu? Tam bu noktada dönüşüm hikayeleri bir güven testi haline geliyor. Çünkü paydaşlar artık sonuç kadar süreci de görmek istiyor. Bir fabrikanın enerji verimliliği yatırımı, bir bankanın yapay zeka destekli müşteri deneyimi hamlesi ya da bir lojistik şirketinin uçtan uca veri görünürlüğü sağlaması tek başına haber değeri taşır. Ancak bu hamlelerin kuruma nasıl bir operasyonel esneklik, yeni gelir alanı veya rekabet avantajı sağladığı anlatılmadığında etki sınırlı kalır. İyi bir dönüşüm hikayesi, kurumun bugünden yarına geçtiğini söylemez. O geçişin hangi kırılmalarla, hangi dirençlerle ve hangi karar kalitesiyle gerçekleştiğini gösterir. Bu da hikayeyi daha inandırıcı hale getirir. Başarılı bir kurumsal dönüşüm hikayesinin omurgası Dönüşüm anlatılarında en sık görülen sorun, değişimin fazla steril sunulmasıdır. Sanki tüm adımlar önceden planlanmış, tüm ekipler ilk günden uyum göstermiş ve yatırımın geri dönüşü hızla alınmış gibi bir dil kurulur. Oysa profesyonel okur bu dili hemen ayırt eder. Gerçek dönüşümde gecikmeler, revizyonlar, öncelik değişimleri ve kültürel sürtünmeler vardır. Bu nedenle güçlü bir kurumsal hikaye üç düzlemde kurulmalıdır. İlk düzlem, iş gerekçesidir. Şirket neden dönüşmek zorunda kaldı? Maliyet baskısı mı arttı, müşteri beklentisi mi değişti, regülasyon mu sertleşti, yoksa yeni rakipler mi dengeyi bozdu? İkinci düzlem, uygulamadır. Hangi süreçler yeniden tasarlandı, hangi teknoloji devreye alındı, liderlik hangi noktada rol üstlendi? Üçüncü düzlem ise sonuçtur. Verimlilik, hız, hata oranı, çalışan bağlılığı, ihracat kabiliyeti ya da karbon yoğunluğu gibi göstergelerde ne değişti? Burada kritik olan nokta, hikayeyi yalnızca teknolojiye yaslamamaktır. Dönüşüm çoğu zaman teknoloji yatırımıyla görünür hale gelir, ancak asıl kalıcılığı kurum kültürü belirler. ERP kurmak, veri platformu kurmak veya yapay zeka destekli analiz sistemleri kullanmak önemli adımlardır. Fakat karar alma alışkanlıkları değişmiyorsa, ekipler yeni modele güvenmiyorsa ve orta kademe yönetim sahiplenmiyorsa, hikaye kısa sürede bir sunum dosyasına dönüşür. Teknoloji var ama dönüşüm yok olabilir Son yıllarda birçok kurum dijitalleşme başlığı altında önemli bütçeler ayırdı. Buna rağmen her yatırım dönüşüm üretmedi. Nedeni basit: teknoloji, stratejinin yerine geçtiğinde etkisi zayıflıyor. Şirketin temel sorunu müşteri kaybıysa sadece iç sistemleri yenilemek yeterli olmayabilir. Üretim verimsizliği öne çıkıyorsa pazarlama otomasyonu tek başına çözüm sunmaz. Bu yüzden dönüşüm hikayeleri, teknoloji satın alımını değil, iş modelindeki değişimi anlatmalıdır. Örneğin sanayide sensörleşme, sadece makineleri izlemek için değil; plansız duruşları azaltmak, bakım maliyetini düşürmek ve tedarik taahhütlerini güçlendirmek için anlamlıdır. Finans tarafında veri analitiği, sadece raporlama hızı için değil; risk görünürlüğünü artırmak ve daha isabetli tahminleme yapmak için değer üretir. Liderlik anlatının merkezindedir Kurumsal dönüşümde liderlik çoğu zaman iki uç arasında anlatılır: ya tek bir vizyoner isme aşırı yük bindirilir ya da yönetim rolü tamamen görünmez kılınır. Oysa profesyonel okur için asıl mesele, liderliğin karar kalitesi ve yönetişim becerisidir. Başarılı örneklerde üst yönetim dönüşümü sahiplenir, fakat uygulamayı yalnızca tepeden yönetmez. Hedefleri netleştirir, ara kilometre taşları belirler ve ölçülebilir sonuç üretmeyen alanlarda rota düzeltir. Daha da önemlisi, dönüşümün kurum içinde neden gerekli olduğunu açık bir dille anlatır. Bu netlik olmadığında çalışan tarafında sessiz direnç büyür. Kurumsal iletişim ekipleri için de burada kritik bir görev vardır. Dönüşüm hikayesini yalnızca CEO söylemlerine dayandırmak yerine, operasyon, insan kaynakları, teknoloji ve saha tarafındaki değişimi birlikte göstermek gerekir. Çünkü paydaş güveni, tek sesli anlatıdan değil, tutarlı kurumsal kanıttan beslenir. Sektörlere göre kurumsal dönüşüm hikayeleri nasıl farklılaşır? Her sektör aynı hızda ve aynı önceliklerle dönüşmez. Bu nedenle kurumsal dönüşüm hikayeleri standart kalıplarla yazıldığında yüzeysel kalır. Sanayide dönüşüm çoğunlukla üretim verimliliği, enerji maliyeti, kalite standardizasyonu ve ihracat rekabeti etrafında şekillenir. Burada hikayenin ağırlık merkezi, yatırımın operasyonel etkisidir. Örneğin otomasyon ya da kestirimci bakım uygulamaları, doğrudan üretim sürekliliğine bağlandığında daha güçlü bir anlatı ortaya çıkar. Lojistikte dönüşüm daha çok görünürlük, hız, rota optimizasyonu ve müşteri taahhüdü üzerinden değerlendirilir. Depo süreçlerinin dijitalleşmesi ya da filo verisinin merkezi olarak izlenmesi, sadece teknoloji haberi değildir; teslimat doğruluğu ve maliyet kontrolü açısından stratejik bir gelişmedir. Enerji sektöründe ise dönüşümün çerçevesi farklıdır. Yenilenebilir kaynaklara geçiş, şebeke esnekliği, depolama çözümleri ve karbon yönetimi gibi başlıklar birlikte ele alınır. Burada anlatının ikna gücü, finansal rasyonelle sürdürülebilirlik hedefini aynı zeminde buluşturabilmesine bağlıdır. Savunma ve ileri teknoloji alanlarında dönüşüm daha hassas bir dil gerektirir. Yerli üretim kapasitesi, tedarik bağımsızlığı, Ar-Ge derinliği ve yetkin insan kaynağı gibi unsurlar öne çıkar. Bu alanlarda dönüşüm yalnızca şirket performansı değil, ekosistem gücü ve stratejik kapasite açısından da değerlendirilir. İyi hikaye ile kurumsal propaganda arasındaki fark İş dünyasında herkes başarı anlatmak ister. Ancak profesyonel kitleler, fazla parlatılmış metinlere karşı giderek daha temkinli. Bu nedenle inandırıcı dönüşüm hikayeleri, sadece olumlu sonuçları değil, yönetilen zorlukları da içerir. Örneğin bir şirketin dijital dönüşüm sürecinde ilk aşamada beklenen verimi alamaması, çalışan eğitimine yeniden yatırım yapması veya süreç tasarımını ikinci kez ele alması zayıflık göstergesi değildir. Aksine, dönüşümün gerçek yönetim pratiği içinde ele alındığını gösterir. Kurumsal anlatının güvenilirliği tam da burada oluşur. Veri kullanımı da belirleyicidir. “Daha hızlı olduk”, “müşteri memnuniyeti arttı” ya da “çevik yapıya geçtik” gibi ifadeler tek başına yeterli değildir. Eğer mümkünse teslimat süresi, hata oranı, enerji tüketimi, çalışan devir oranı ya da üretim kapasitesi gibi ölçütlerle desteklenen bir çerçeve kurulmalıdır. Sayı verilemeyen durumlarda bile somut sonuç dili kullanılabilir. Bu yaklaşım, haber değeri açısından da daha güçlüdür. Kapsül Haber Ajansı gibi sektör odaklı yayın çizgisine sahip platformlarda öne çıkan kurumsal gelişmeler, tam da bu nedenle sonuç, etki ve sektör bağlamı üzerinden anlam kazanır. Kurumlar bu hikayeleri nasıl daha etkili kurabilir? Öncelikle dönüşüm iletişimi ile dönüşüm yönetimi birbirinden kopuk ilerlememeli. İletişim ekipleri çoğu zaman süreç tamamlandıktan sonra devreye alınıyor. Oysa en güçlü anlatılar, dönüşüm sürerken oluşur. Hangi eşiklerin aşıldığı, hangi ekiplerin rol aldığı, hangi hedeflerin revize edildiği zamanında kayda geçirilirse ortaya daha sahici bir kurumsal hafıza çıkar. İkinci olarak, şirketler dönüşümü tek bir büyük proje gibi sunmaktan kaçınmalı. Pek çok başarılı örnekte değişim, birbirini besleyen küçük ama kritik hamlelerle ilerler. Tedarik zinciri görünürlüğünü artıran bir veri altyapısı, bunu destekleyen yetenek programı ve karar süreçlerini hızlandıran yönetişim modeli birlikte ele alındığında daha anlamlı bir tablo oluşur. Üçüncü nokta, paydaş perspektifidir. Yatırımcı, çalışan, müşteri, bayi, tedarikçi ve kamu otoritesi aynı dönüşüme farklı yerlerden bakar. Bu nedenle tek katmanlı bir mesaj çoğu zaman yetersiz kalır. Kurumun anlatısı ortak bir omurga taşımalı, ancak etkisini hedef kitleye göre derinleştirmelidir. Son olarak, dönüşüm hikayesi geçmiş başarıları yüceltmek için değil, gelecekteki kapasiteyi göstermek için kurulmalıdır. Piyasa artık “ne yaptınız” sorusunun yanında “yarının rekabetinde neredesiniz” sorusunu da soruyor. Kurumsal dünyada dikkat çeken hikayeler, değişimi ilan edenler değil; değişimi ölçen, yöneten ve açıklıkla anlatanlar tarafından yazılıyor. Bu yüzden iyi bir dönüşüm hikayesi, şirketin vitrini değil, stratejik ciddiyetinin en görünür kanıtıdır.

Alternatif Bank İkinci Çeyrekte 152 Milyar TL Aktif Büyüklüğe Ulaştı Haber

Alternatif Bank İkinci Çeyrekte 152 Milyar TL Aktif Büyüklüğe Ulaştı

Alternatif Bank, 2026 yılı ilk yarı finansal sonuçlarını açıkladı. Yılın ilk altı ayında yüksek aktif kalitesini koruyarak etkin bir bilanço yönetimi gerçekleştiren Banka, konsolide bazda istikrarlı ve sürdürülebilir büyüme performansını devam ettirdi. Konsolide verilere göre toplam aktif büyüklüğü 152 milyar TL seviyesini aşan Alternatif Bank’ın, nakdi krediler, finansal kiralama alacakları ve gayri nakdi krediler aracılığıyla ülke ekonomisine sağladığı destek 143 milyar TL oldu. Aynı dönemde mevduat hacmi 57 milyar TL’ye, özkaynak büyüklüğü ise 9,6 milyar TL’ye ulaştı. Sermaye yeterlilik rasyosu %16,20 olarak gerçekleşirken Banka, yılın ikinci çeyreğinde 691 milyon TL konsolide net kâr açıkladı. “Büyümenin niteliğini bilanço gücümüz ve müşteri ilişkilerimizle birlikte ele alıyoruz” Alternatif Bank Genel Müdürü Ozan Kırmızı, yılın ilk yarı finansal sonuçlarına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “2026’nın ilk yarısı, küresel belirsizliklerin ve yüksek faiz ortamının finansman koşullarını zorladığı bir dönem oldu. Alternatif Bank olarak bu tabloda sağlam bilanço yapımızı, yüksek aktif kalitemizi ve güçlü likidite pozisyonumuzu koruduk. Risk-getiri dengesini gözeten seçici kredi politikamızı sürdürürken, müşterilerimizin ihtiyaçlarını yakından anlayan danışman bankacılık modelimizi kararlılıkla uyguladık. Büyümenin niteliğini, bilanço gücümüz ve müşterilerimizle kurduğumuz uzun vadeli ilişkilerle birlikte ele almaya devam ediyoruz.” “Yılın geri kalanında dengeli ve seçici büyümeyi sürdüreceğiz” Yılın geri kalanına ilişkin hedeflerini de paylaşan Kırmızı, sözlerini şöyle tamamladı: “Aktif kalitemizi koruyan ve sermaye verimliliğini gözeten dengeli büyüme stratejimizi sürdüreceğiz. Dijital kanallarımızı daha etkin hale getirirken müşteri ilişkilerimizi derinleştirecek; dış ticaret ve sürdürülebilir finansman alanlarındaki uzmanlığımızı geliştireceğiz. Danışman bankacılık yaklaşımımız, çevik organizasyonumuz, uluslararası finansman kabiliyetimiz ve hissedarımızdan aldığımız destekle müşterilerimizin karar süreçlerine eşlik etmeyi ve Türkiye ekonomisine uzun vadeli değer sunmayı sürdüreceğiz.” Alternatif ÇokÇok, Bankacılık Avantajlarını Tek Ekranda Buluşturdu Alternatif Bank, yılın ikinci çeyreğinde, bireysel ve dijital bankacılıkta müşteri deneyimini sadeleştirme hedefiyle Alternatif ÇokÇok programını hayata geçirdi. Bankanın müşterilerine sunduğu ayrıcalıkları mobil uygulama içinde tek bir alanda buluşturan program; ücretsiz para transferi, avantajlı mevduat faizi, aidatsız kredi kartı ve nakit iade fırsatları sunuyor. Müşteriler, ÇokÇok üzerinden yararlandıkları avantajları, elde ettikleri kazanç ve tasarrufu, hoş geldin sürelerini ve ayrıcalıkların devamı için gerçekleştirmeleri gereken işlemleri kolayca takip edebiliyor. Alternatif Trader Yatırım Deneyimini İleri Taşıyor Alternatif Bank, dijitalleşme, müşteri deneyimi ve ürün ekosistemini genişletme hedefleri doğrultusunda, iştiraki Alternatif Menkul ile Alternatif Trader’ı hayata geçirdi. Sermaye piyasalarındaki dijital hizmetleri ileri taşıyan Alternatif Trader, hisse senedi, VİOP ve yatırım fonu işlemlerini tek platformda buluşturuyor. T+0 kredisi, hisse senedi kredisi, gelişmiş grafik ve emir ekranlarıyla yatırımcılara hızlı ve kolay bir işlem ortamı sunuyor. Alternatif Bank, İkinci Çeyrekte Altı Uluslararası Ödül Kazandı Alternatif Bank, ikinci çeyrekte farklı alanlardaki yetkinlikleriyle altı uluslararası ödüle layık görüldü. International Business Magazine Awards 2026’da “Çeşitlilik ve Kapsayıcılık Alanında En İyi Banka”, “Avrupa’daki En İyi Partner Banka” ve “Dış Ticaret Operasyonlarında En İyi Banka Ortağı”; Global Business and Finance Magazine Awards 2026’da ise “Dijital Bankacılıkta Mükemmellik” ödüllerini kazandı. EBRD Dış Ticaret Programı kapsamında “Yılın Yeşil İşlemi” ödülüne üst üste dördüncü kez layık görülen Bankanın VOV ürünü de International Finance Awards 2026 tarafından “Türkiye’nin En İyi Yeni Tasarruf Bankacılığı Ürünü” seçildi. Kazanılan ödüller, Bankanın dış ticaret finansmanı, dijital bankacılık, kapsayıcı kurum kültürü, sürdürülebilir finansman ve müşteri odaklı ürün geliştirme alanlarındaki çalışmalarının uluslararası ölçekteki karşılığını ortaya koydu. Rising Star Academy, Genç Yetenekleri Profesyonel Hayata Hazırlıyor Alternatif Bank, genç yeteneklerin gelişimine yönelik uzun dönem staj programını bu dönemden itibaren Rising Star Academy adıyla sürdürmeye başladı. Gerçek iş süreçlerini eğitim, profesyonel ağ kurma olanakları ve kurum kültürü temaslarıyla bir araya getiren program, gençlerin bankacılığı yakından tanımalarına ve profesyonel hayata güçlü bir başlangıç yapmalarına katkı sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Abdi İbrahim ilaç sektöründe bir ilke imza attı: Eşit ücret politikası belgelendirildi Haber

Abdi İbrahim ilaç sektöründe bir ilke imza attı: Eşit ücret politikası belgelendirildi

Abdi İbrahim, kadın ve erkek çalışanlara aynı veya eşit değerdeki iş karşılığında eşit ücret verilmesine yönelik uygulamalarıyla Equal Pay sertifikasını aldı. Şirket, EQUAL-SALARY Foundation tarafından verilen uluslararası sertifikaya sahip ilk Türk ilaç şirketi oldu. Abdi İbrahim, ücret eşitliğine yönelik politika ve uygulamalarını uluslararası sertifikayla belgelendirdi. İsviçre merkezli EQUAL-SALARY Foundation tarafından yürütülen bağımsız değerlendirme sürecini tamamlayan şirket, Equal Pay sertifikasını almaya hak kazandı. Şirketin açıklamasına göre bu sonuçla Abdi İbrahim, Türk ilaç sektöründe Equal Pay sertifikası alan ilk şirket oldu. Sertifika, kadın ve erkek çalışanların aynı veya eşit değerdeki işler için eşit ücret almasını sağlayan kurumlara veriliyor. Equal Pay sertifikası nedir? Equal Pay sertifikası, şirketlerde cinsiyete dayalı ücret farklılıklarını ve eşit değerdeki işlere uygulanan ücret politikalarını değerlendiren uluslararası bir sertifikasyon programı olarak uygulanıyor. Süreç kapsamında şirketlerin çalışanlarına ilişkin ücret ve yan hak verileri bağımsız bir denetim kuruluşu tarafından analiz ediliyor. Yalnızca temel maaşlar değil, ücretlendirme yapısının farklı bileşenleri ve şirketin eşitlik politikalarını nasıl uyguladığı da değerlendirmeye dahil ediliyor. Yapılan incelemelerin ardından kurumun ücret politikalarının belirlenen uluslararası standartlarla uyumlu olup olmadığı tespit ediliyor. Gerekli koşulları karşılayan şirketler, kadın ve erkek çalışanlara aynı ya da eşit değerdeki işler için eşit ücret sunduğunu belgeleyen sertifikayı almaya hak kazanıyor. Ücret ve yan hak verileri bağımsız denetimden geçti Abdi İbrahim’in sertifikasyon sürecinde ücretlendirme ve yan hak uygulamaları kapsamlı bir analize tabi tutuldu. Şirketin eşit işe eşit ücret yaklaşımı, bağımsız denetim sürecinin ardından uluslararası standartlara uygun bulundu. Abdi İbrahim, ücrette adalet, fırsat eşitliği ve kapsayıcı çalışma ortamı oluşturma ilkelerini insan kaynakları politikasının temel bileşenleri arasında konumlandırıyor. Şirket, kadın ve erkek çalışanların aynı ya da eşit değerdeki görevler için eşit ücret almasını yalnızca bir insan kaynakları uygulaması olarak değil, kurum kültürü ve sürdürülebilirlik stratejisinin parçası olarak değerlendiriyor. “Adil çalışma anlayışı kurum kültürümüzün temel unsuru” Abdi İbrahim CEO’su Süha Taşpolatoğlu, şirketin Türkiye ilaç sektöründe bu sertifikayı alan ilk kuruluş olmasından memnuniyet duyduklarını söyledi. Türkiye’nin büyük işverenlerinden biri olmanın önemli bir sorumluluk getirdiğini belirten Taşpolatoğlu, adil ve eşitlikçi çalışma anlayışını kurum kültürlerinin temel unsurlarından biri olarak benimsediklerini ifade etti. Kadın ve erkek çalışanların aynı veya eşit değerdeki iş karşılığında eşit ücret almasını sürdürülebilirlik yaklaşımlarının vazgeçilmez ilkeleri arasında gördüklerini vurgulayan Taşpolatoğlu, sertifikanın mevcut uygulamaların bağımsız bir değerlendirmeyle doğrulanması anlamına geldiğini kaydetti. 114 yıllık kurum kültürüne uluslararası doğrulama Abdi İbrahim’in 114 yıllık geçmişine dikkat çeken Taşpolatoğlu, şirketin bir asrı aşan başarı yolculuğunun kadın ve erkek çalışanların ortak katkısıyla şekillendiğini belirtti. Eşitlikçi ve kapsayıcı çalışma anlayışlarının bağımsız bir kuruluş tarafından tescillenmesini gelecekteki çalışmalar açısından önemli bir motivasyon kaynağı olarak değerlendiren Taşpolatoğlu, bu standardı korumayı ve geliştirmeyi hedeflediklerini söyledi. Sertifikasyon sürecinin uygulamaları düzenli olarak ölçmenin, şeffaf biçimde değerlendirmenin ve sürekli iyileştirmenin önemini gösterdiğini ifade eden Taşpolatoğlu, şirketin sektöre örnek oluşturacak uygulamalar geliştirmeyi sürdüreceğini dile getirdi. BM Küresel İlkeler Sözleşmesi ile uyumlu yaklaşım Abdi İbrahim, Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi’nin insan hakları, çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadeleyi kapsayan 10 ilkesini stratejisine ve iş süreçlerine entegre ediyor. Şirket; eşitlik, kapsayıcılık ve adaleti bu kurumsal yaklaşımın temel unsurları arasında değerlendiriyor. Equal Pay sertifikası da ücret politikalarının ölçülebilir, denetlenebilir ve uluslararası standartlarla karşılaştırılabilir hâle getirilmesi açısından önem taşıyor. HEAL2050 sürdürülebilirlik hedeflerine katkı Equal Pay sertifikası, Abdi İbrahim’in HEAL2050 sürdürülebilirlik stratejisi kapsamında öncelik verdiği Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarıyla da doğrudan ilişkilendiriliyor. Sertifikasyonun katkı sağladığı temel amaçlar şöyle sıralanıyor: Sürdürülebilir Kalkınma Amacı Abdi İbrahim’in yaklaşımı SKA 5: Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Ücretlendirmede cinsiyete dayalı eşitsizliklerin önlenmesi SKA 8: İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme Adil, kapsayıcı ve sürdürülebilir çalışma ortamı SKA 10: Eşitsizliklerin Azaltılması Eşit değerdeki işe eşit ücret uygulanması Bağımsız sertifikasyon süreci, şirketin bu alanlarda yürüttüğü uygulamaların uluslararası ölçütlerle uyumunu ortaya koyarken HEAL2050 kapsamındaki hedeflere yönelik ilerlemesini de destekliyor. Abdi İbrahim, gelecek dönemde ücret eşitliği standardını korumayı, uygulamalarını düzenli olarak ölçmeyi ve kapsayıcı çalışma kültürünü geliştirmeyi planlıyor.

Meditopia’nın 2026 Yılı İlk Yarı Çalışan   Wellbeing Raporu Açıklandı Haber

Meditopia’nın 2026 Yılı İlk Yarı Çalışan Wellbeing Raporu Açıklandı

Çalışan deneyimi artık performans göstergelerinin yanı sıra, fiziksel, zihinsel ve duygusal iyi oluşun birlikte değerlendirilmesiyle ele alınıyor. Meditopia'nın 2026 yılının ilk yarısını kapsayan Çalışan Wellbeing Raporu da Türkiye'deki çalışanların bütüncül iyi oluş durumunu ortaya koyuyor. 275 şirketten 19 binden fazla çalışanın yanıtlarıyla hazırlanan rapora göre, geçen yıl yalnızca bir ay ‘iyi’ seviyesine ulaşabilen wellbeing skoru, bu yıl ikinci çeyrek boyunca ‘iyi’ seviyesini korudu. Bununla birlikte rapor, mayıs ayının 2026’da çalışanların en fazla zorlandığı dönem olduğunu gösteriyor. Wellbeing skoru yalnızca bu ayda geçen yılın gerisine düşerken, stres ve kaygı seviyeleri de yine yalnızca mayıs ayında geçen yılı aştı. Aynı dönemde uyku skoru yılın en düşük seviyesine geriledi. Rapor, çalışanların iyi oluşunda geçen yıla kıyasla önemli bir toparlanmaya işaret ederken, bu iyileşmenin henüz tüm göstergelere aynı ölçüde yansımadığına ve sürdürülebilirliği için çalışanların ihtiyaç duyduğu alanlara odaklanılması gerektiğine dikkat çekiyor. Stres ve Kaygı Gerilerken, İş Yükü Çalışanları Zorlamaya Devam Ediyor Rapora göre, stres indeksi skoru geçen yılın aynı dönemindeki 66,2 puandan 63,3 puana, kaygı indeksi ise 63,4 puandan 60,1 puana geriledi. Çalışanların stres ve kaygısını artıran faktörlerin başında %65 ile iş hayatı gelirken, bunu maddi ve ekonomik koşullar, yakın ilişkilerde yaşanan problemler ve politik ve toplumsal gelişmeler takip etti. İş yaşamına daha yakından bakıldığında ise çalışanları en fazla zorlayan unsur iş yükü olurken; performans kaygısı, motivasyon düşüklüğü, toksik iş ortamı veya mobbing ile kariyer belirsizliği öne çıkan diğer başlıklar arasında yer aldı. İş yaşamındaki mevcut zorluklara ek olarak, çalışanların %42'si yapay zekanın işlerinde yaratacağı değişiklikleri düşündüğünde kendisini kaygılı hissettiğini belirtirken, en büyük endişenin işlerin veya bazı görevlerin ortadan kalkması olduğu görüldü. Yorgunluk Zirvedeki Yerini Koruyor, Çalışanları Sosyal İlişkiler Ayakta Tutuyor Raporun en dikkat çekici bulgularından biri, yorgunluğun 2026 yılının ilk altı ayında da çalışanların en sık hissedilen duygusu olmayı sürdürmesi oldu. %36,8 ile ilk sırada yer alan yorgunluğu; stresli (%30,2), depresif (%26) ve endişeli (%26) hissetme izledi. Zorlu duygularda dönemsel gerilemeler görülse de bu iyileşmenin huzur ve anda olma hissine aynı ölçüde yansımadığı dikkat çekti. Öte yandan çalışanların %61,5'i, iş yerindeki sosyal çevrelerinin ve destekleyici ilişkilerinin yoğun iş baskısı altında bile duygusal dayanıklılıklarını korumalarına yardımcı olduğunu ifade etti. Çalışanları en çok mutlu eden unsurlar ise aile içi uyum, arkadaş desteği ve ilişki kalitesi gibi yakın ilişkilere dair faktörler oldu. Fiziksel sağlık göstergeleri de çalışanların genel iyi oluşunu etkileyen kritik alanlar arasında yer alıyor. Uyku indeksinin 49, hareket indeksinin ise 37,5 puanda kaldığı rapora göre çalışanlar yılın ilk yarısında günlük ortalama 6.247 adım attı. Çalışanların %51'i hiç egzersiz yapmadığını belirtirken, yalnızca %10'u Dünya Sağlık Örgütü'nün önerdiği düzeyde, haftada en az beş gün ve günde en az 30 dakika egzersiz yaptığını ifade etti. Öte yandan çalışanların zorluklarla baş etmek için en sık başvurduğu yöntemin %38,2 ile hareket etmek olması, fiziksel aktivitenin psikolojik dayanıklılığı destekleyen önemli bir unsur olduğunu ortaya koydu. Raporda ayrıca, spor ve wellness merkezlerine erişim sağlayan Meditopia WellnessPass’i kullanan çalışanların hareket skorlarının kullanmayanlara göre %20 daha yüksek olduğu belirtilirken, bu bulgunun hareketi teşvik eden çalışan yan haklarının olumlu etki yaratma potansiyeline işaret ettiği vurgulandı. “İyileşmenin Kalıcı Olması İçin Çalışanların Gerçek İhtiyaçlarına Odaklanmak Gerekiyor” 2026 yılı ilk yarı Çalışan Wellbeing Raporu’nun sonuçlarını değerlendiren Meditopia İçerik ve Araştırma Direktörü Uzman Psikolog Gözde Ertekin, “2026'nın ilk yarısı ilk bakışta iyi haberlerle açılıyor. Esenlik skoru "iyi" sınırına yükseldi, stres ve kaygı geçen yıla göre belirgin biçimde geriledi. Bu tablo yalnızca bizim örneklemimize özgü değil: Gallup'un 2026 küresel iş yeri araştırması da çalışan iyi oluşunun üç yılın ardından ilk kez iyileşmeye başladığını gösteriyor. Yani buradaki iyileşme, daha geniş çaplı bir olumlu eğilimle aynı yönde ilerliyor.” açıklamasında bulundu. Meditopia Kurucu Ortağı ve CEO’su Fatih Mustafa Çelebi ise “Raporumuz, 2026 yılının ilk yarısında çalışanların bütüncül iyi oluşunda olumlu bir gelişmeye işaret ederken, bu gelişimin henüz kırılgan olduğunu da açıkça ortaya koyuyor. Çalışanların en sık hissettiği duygunun hala yorgunluk olması, stres ve kaygının yüksek seviyelerini koruması ve fiziksel sağlık göstergelerinin gelişime ihtiyaç duyması, çalışan deneyiminin tek bir göstergeyle değerlendirilemeyeceğini gösteriyor. İş yükü, uyku düzeni, hareket alışkanlıkları, sosyal ilişkiler ve psikolojik dayanıklılık birbirini doğrudan etkileyen unsurlar olarak birlikte ele alınmalı. Bu nedenle kurumların çalışanlarını düzenli olarak dinlemesi, dönemsel riskleri önceden tespit etmesi ve ihtiyaçlara uygun bütüncül wellbeing uygulamaları geliştirmesi, kalıcı bir iyi oluş kültürü oluşturmanın en önemli adımlarından biri. Raporumuz, çalışanların ihtiyaçlarının yıl boyunca aynı kalmadığını da açıkça ortaya koyuyor. Özellikle mayıs ayında birçok göstergede aynı anda görülen değişim, çalışanların iyi oluşunun düzenli olarak izlenmesi ve destek mekanizmalarının doğru zamanda devreye alınmasının önemini gösteriyor. Hareketi teşvik eden uygulamalar, iş yerindeki sosyal bağları güçlendiren yaklaşımlar ve çalışanların dinlenmesine alan açan kurum kültürü, bu olumlu gelişimin sürdürülebilir hale gelmesinde belirleyici rol oynuyor. Meditopia olarak kurumların çalışanlarının değişen ihtiyaçlarını veriye dayalı içgörülerle daha iyi anlamalarını sağlayan ve kişiselleştirilmiş wellbeing çözümleriyle sürdürülebilir bir iyi oluş kültürü oluşturmalarına destek olmaya devam ediyoruz.” şeklinde konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Penti, Stevie® Büyük İşverenler Ödülleri’nde 4 Uluslararası Ödülün Sahibi Oldu Haber

Penti, Stevie® Büyük İşverenler Ödülleri’nde 4 Uluslararası Ödülün Sahibi Oldu

Penti, dünyanın önde gelen iş dünyası ödül programlarından Stevie® Büyük İşverenler Ödülleri (Stevie® Awards for Great Employers) kapsamında dört farklı kategoriden ödülle döndü. Penti, 11'incisi düzenlenen Stevie® Büyük İşverenler Ödülleri'nde; People-Focused CEO of the Year kategorisinde Gümüş Stevie AwardCulture Transformation Leader of the Year kategorisinde Yörünge: Penti'nin Büyüme Odaklı Organizasyon Dönüşümü ile Gümüş Stevie Award Human Resources Team of the Year kategorisinde Penti RitmİK: İnsan Kaynakları Stratejisini İş Büyümesine Dönüştürmek ile Bronz Stevie AwardHR Technology Solution Provider of the Year kategorisinde Penti Plus & P'Max: Bütünsel İK Teknoloji Ekosistemi ile Bronz Stevie Award kazandı. Stevie® Büyük İşverenler Ödülleri; dünyanın en başarılı işverenlerini, insan kaynakları profesyonellerini, ekiplerini, başarılarını ve daha iyi çalışma ortamları oluşturmaya katkı sağlayan insan kaynakları çözümlerini ödüllendiriyor. Bu yıl düzenlenen ödül programına 38 ülkeden, farklı ölçeklerde faaliyet gösteren kuruluşlar tarafından 1.000'in üzerinde başvuru yapıldı. İnsan kaynakları alanındaki çok sayıda kategoride değerlendirilen başvurular arasında Penti; kurum kültürü dönüşümü, insan odaklı liderlik yaklaşımı, dijital insan kaynakları teknolojileri ve stratejik insan kaynakları yönetimi alanlarında geliştirdiği projelerle dört farklı kategoride ödül sahibi oldu. Penti'nin ödül kazanan projeleri; organizasyonel dönüşümü destekleyen kurum kültürünü güçlendiren uygulamaları, çalışan deneyimini odağına alan liderlik yaklaşımını, dijital İK teknolojileriyle geliştirilen bütünsel insan kaynakları ekosistemini ve iş hedefleriyle entegre şekilde yürütülen insan kaynakları stratejilerini kapsıyor. Şirket, insanı odağına alan uygulamalarıyla uluslararası platformda önemli bir başarıya imza attı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.