Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kurumsal Güvenlik

Kapsül Haber Ajansı - Kurumsal Güvenlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kurumsal Güvenlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

WatchGuard, 2026 Siber Güvenlik   Hijyen Raporunu Yayınladı Haber

WatchGuard, 2026 Siber Güvenlik Hijyen Raporunu Yayınladı

WatchGuard tarafından hazırlanan "2026 Siber Güvenlik Hijyeni Raporu" verilerine göre, çalışanların yüzde 64'ü iş için yetkisiz yapay zeka araçları kullandığını itiraf ederek çoğu kurumun yönetmek için yeterli görünürlüğe sahip olamadığı ve hızla büyüyen gölge yapay zeka sorununa katkıda bulunuyor. Aynı zamanda yaygın çalışma alanı alışkanlıkları riski artırmaya devam ediyor. Çalışanların yüzde 76'sı şifrelerini yeniden kullanırken yüzde 70'i iş için halka açık Wi-Fi ağlarına bağlanıyor ve yüzde 50'si kurumsal kaynaklara VPN koruması olmadan erişerek kurumları kimlik bilgisi hırsızlığına, veri engellemeye ve yetkisiz erişime maruz bırakıyor. Yapay Zeka Kullanımı Arttıkça Görünürlük Boşlukları Derinleşiyor Tüketiciye yönelik yapay zeka araçları, çoğu kurumun henüz resmi bir yönetişim duruşuyla ele alamadığı, hızla büyüyen bir güvenlik riski kategorisini başlattı. Raporda belirtildiği üzere, katılımcıların yüzde 30'undan azı kurumlarının kullanılan yazılımların doğru bir envanterini tuttuğuna inanırken, yaklaşık yüzde 40'ı şirketlerinin çalışanlarının kullandığı uygulamalara dair tam görünürlük olmadan faaliyet gösterdiğini söylüyor. Onaylanmış araçlar ve hangi bilgilerin dışarıya aktarılabileceğine dair kurumsal rehberlik de dâhil olmak üzere bu yönetişim eksikliği, BT ve siber güvenlik ekipleri için tehlikeli bir kör nokta oluşturuyor. Yaygın Güvensiz Çalışma Alışkanlıkları Kurumları Savunmasız Bırakıyor Gölge yapay zekanın ötesinde yaygın çalışan davranışları, kurumsal güvenlik protokollerini zayıflatmayı ve bilgisayar korsanları için fırsatlar yaratmayı sürdürüyor. Çalışanların yüzde 76'sı şifreleri birden fazla hesapta yeniden kullandığını itiraf ediyor. Bu durum ele geçirilmiş tek bir kimlik bilgisinin bile kurumu hesapların ele geçirilmesine, yanal hareketlere ve birden fazla sistem, platform ve uygulama genelinde önemli veri sızıntılarına karşı savunmasız bıraktığı anlamına geliyor. Ayrıca katılımcıların yüzde 30'u şifrelerini başkalarıyla paylaştığını belirtiyor. Bununla birlikte çalışanların yüzde 70'i iş için halka açık Wi-Fi ağlarını kullanırken yüzde 50'si kurumsal kaynaklara VPN koruması olmadan erişiyor. Bu tablo kurumun saldırı yüzeyini önemli ölçüde genişletirken, güvensiz bağlantıları hedefleyen ortadaki adam saldırıları ve diğer tehditler yoluyla veri engelleme, kimlik bilgisi hırsızlığı ve yetkisiz ağ erişimine maruz kalma riskini artırıyor. Ayrıca çalışanların yüzde 55'i iş cihazlarını kişisel faaliyetler için kullanarak kötü amaçlı yazılım enfeksiyonları, kimlik avı saldırıları ve kurumsal güvenlik kontrollerini aşabilecek uygulama veya web sitelerine maruz kalma riskini artırıyor. Hibrit ve uzaktan çalışmanın yaygın olarak benimsenmesi kişisel ve profesyonel sınırlar arasındaki çizgiyi bulanıklaştırarak saldırganlara kurumsal verileri ele geçirmek için yeni fırsatlar yaratırken güvenlik ekiplerinin riski etkili bir şekilde azaltmasını zorlaştırıyor. İnsan Davranışını Yönetmek Temel Bir Gereklilik Haline Geliyor Artan üretkenlik baskıları, gelişen çalışma ortamları ve hızlı teknoloji adaptasyonu iş gücü genelinde riskli davranışları yönlendiriyor. Yaşananlar yönetilen hizmet sağlayıcılarının KOBİ'lere ciddi olaylara yol açmadan önce siber güvenlik hijyeni boşluklarını gidermelerinde yardımcı olmaları için net bir fırsat yaratıyor. Maruz kalma riskini azaltmak için WatchGuard KOBİ'lerin ve MSP iş ortaklarının şifre yöneticilerini ve Çok Faktörlü Kimlik Doğrulamayı zorunlu kılmak, yetkisiz gölge teknoloji kullanımını belirlemek, net yapay zeka kabul edilebilir kullanım politikaları oluşturmak, VPN ve sıfır güven yaklaşımlarıyla korumayı ofis dışına taşımak ve teknik göstergelerin yanı sıra insan riski metriklerini izlerken sürekli güvenlik eğitimleri uygulamak olmak üzere altı pratik adıma odaklanmalarını öneriyor. Kurumların güvenlik araçlarına yatırım yaptığını ancak birçoğunun çalışanların gerçekte nasıl çalıştığına dair görünürlükten hala yoksun olduğunu belirten WatchGuard Güvenlik Operasyonları Direktörü Marc Laliberte, "Yapay zeka kullanımından şifre uygulamalarına kadar günlük davranışlar geleneksel kontrollerin çözmek için tasarlanmadığı riskler yaratıyor. Kurumlar yeni teknolojileri benimsedikçe ve dağıtılmış çalışmayı destekledikçe, insan davranışını yönetmek temel bir gereklilik haline geliyor. MSP'ler için bu tablo teknolojinin ötesine geçerek kullanıcı riski görünürlüğü, politika yönetişimi ve sürekli güvenlik farkındalığına doğru genişlemek adına büyük bir fırsat sunuyor." dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Axis Communications'tan Güvenlik Sektörünün Geleceğine Yatırım Haber

Axis Communications'tan Güvenlik Sektörünün Geleceğine Yatırım

Fiziksel güvenlik teknolojileri her geçen gün daha akıllı ve daha entegre hale gelirken, bu dönüşümü sürdürülebilir kılan en önemli unsur ise nitelikli insan kaynağı olmaya devam ediyor. Bu anlayışla hareket eden Axis Communications, güvenlik sektörünün gelişimine katkı sağlayan en önemli kuruluşlardan biri olan ASIS Foundation'ın "Foundation Five" destekçileri arasına katıldığını duyurdu. ASIS International'ın hayır vakfı olan ASIS Foundation, dünya genelinde güvenlik profesyonellerinin gelişimini desteklemek amacıyla faaliyet gösteriyor. 1955 yılında kurulan ASIS International, 34 binden fazla üyesiyle dünyanın en büyük güvenlik profesyonelleri organizasyonlarından biri olarak kabul ediliyor. Kuruluş; fiziksel güvenlik, kurumsal güvenlik, risk yönetimi ve güvenlik teknolojileri alanlarında uluslararası standartların gelişimine katkı sağlarken, eğitim programları, sertifikasyonlar ve küresel etkinlikleriyle sektörün en önemli referans kuruluşları arasında yer alıyor. ASIS Foundation ise burs programları, akademik araştırmalar, eğitim girişimleri ve mesleki gelişim projeleriyle güvenlik sektöründe bilgi paylaşımını destekliyor ve yeni nesil güvenlik profesyonellerinin yetişmesine katkıda bulunuyor. Teknolojinin yanında bilgi paylaşımı da kritik önem taşıyor Güvenlik sektöründe yaşanan dijital dönüşüm; yapay zekâ, video analitiği, siber güvenlik ve veri odaklı çözümler gibi alanlarda yeni yetkinlikleri zorunlu hale getiriyor. Bu nedenle yalnızca yeni teknolojiler geliştirmek değil, bu teknolojileri doğru şekilde kullanabilecek uzmanların yetişmesine katkı sağlamak da büyük önem taşıyor. Axis Communications, uzun yıllardır Axis Academy eğitimleri, teknik seminerler ve sektör iş birlikleri aracılığıyla güvenlik profesyonellerinin bilgi seviyesini artırmaya yönelik çalışmalar yürütüyor. Şirketin ASIS Foundation'a verdiği destek de bu yaklaşımın doğal bir uzantısı olarak öne çıkıyor. Güçlü bir güvenlik ekosistemi için ortak sorumluluk Günümüzde güvenlik sistemleri yalnızca fiziksel varlıkları korumakla kalmıyor; operasyonel verimlilikten iş sürekliliğine kadar birçok kritik süreci destekliyor. Bu nedenle sektörün sürdürülebilir gelişimi; üreticiler, entegratörler, danışmanlar, son kullanıcılar ve eğitim kuruluşlarının ortak katkısıyla mümkün oluyor. Axis Communications, ASIS Foundation ile gerçekleştirdiği bu iş birliği sayesinde yalnızca teknoloji alanındaki inovasyonunu değil, güvenlik sektörünün bilgi birikiminin gelişmesine yönelik uzun vadeli yaklaşımını da ortaya koyuyor. Şirket, güvenlik profesyonellerinin gelişimine yatırım yapmanın; sektörün daha güçlü, daha kapsayıcı ve geleceğin ihtiyaçlarına daha hazır hale gelmesine katkı sağlayacağına inanıyor. Axis Communications Hakkında: Axis, güvenlik, emniyet, operasyonel verimlilik ve iş zekasını geliştirerek daha akıllı ve daha güvenli bir dünya yaratmaya olanak tanır. Bir ağ teknolojisi şirketi ve sektör lideri olarak Axis, video gözetim, erişim kontrolü, interkom ve ses çözümleri sunmaktadır. Bu çözümler, akıllı analitik uygulamalarla güçlendirilmekte ve yüksek kaliteli eğitimlerle desteklenmektedir. Axis, 50'den fazla ülkede yaklaşık 5.000 özverili çalışanıyla faaliyet göstermekte olup, dünya genelinde teknoloji ve sistem entegrasyonu ortaklarıyla iş birliği yaparak müşteri çözümleri sunmaktadır. Şirket, 1984 yılında kurulmuş olup merkezi İsveç'in Lund şehrinde bulunmaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bulutistan ve Enlighty’den Veri Temelli Karar Almaya Stratejik Ortaklık  Haber

Bulutistan ve Enlighty’den Veri Temelli Karar Almaya Stratejik Ortaklık 

Gerçekleştirilen iş birliğiyle markaların dijital dünyada üretilen veriyi güvenli ve ölçeklenebilir bir altyapı üzerinde gerçek zamanlı, derinlemesine ve aksiyona dönüştürülebilir içgörülere çevirebilmesi hedefleniyor. Enlighty’nin gelişmiş analitik yetkinliği ile Bulutistan’ın kurumsal seviyede güvenlik ve yüksek erişilebilirlik sunan altyapısı sayesinde, yalnızca veriyi işleyen değil; veriden anlam ve stratejik yön üreten bir yapı inşa ediliyor. Bu yapı, yapay zekâ destekli içgörü üretimini güçlendirirken, kurumların sürdürülebilir büyüme hedeflerini güvenli ve sağlam bir teknoloji altyapısı üzerinde hayata geçirmesine olanak tanıyor. Ayrıca markalar; gerçek zamanlı marka sağlığı ölçümü yapabilecek, 17 farklı duygu boyutunda tüketici algısını analiz edebilecek, tüketici yolculuğunu detaylı biçimde haritalayabilecek ve trend tahminiyle erken sinyalleri yakalayabilecek. Agentic AI mekanizması ise elde edilen bulguları somut stratejik önerilere dönüştürecek. Tüm süreç, KVKK ve uluslararası veri güvenliği standartlarına tam uyumlu bir mimari üzerinde sunularak kurumlara analizden öte öngörü ve karar desteği sağlayan bir sistem sunacak. Bu iş birliğindeki en temel unsur, yalnızca teknik bir barındırma (hosting) hizmeti sunması değil; stratejik bir büyüme ortaklığı modeli olarak tasarlanmış olması. Bulutistan ile kurulan yapı sayesinde platformun arka planında çalışan altyapı; güvenlik, regülasyon uyumu ve uzun vadeli ölçeklenebilirlik açısından kurumsal standartlarda konumlanıyor. Bu kapsamda veri mimarisi hem KVKK hem de uluslararası regülasyonlara uyumlu şekilde yapılandırılırken, yerel ve global pazarlara uygun veri lokasyonu çözümleriyle destekleniyor. Kurumsal güvenlik, operasyonel süreklilik ve sürdürülebilirlik perspektifi altyapının merkezine yerleştirilerek güçlü bir teknoloji omurgası oluşturuluyor. Altyapımız, sürdürülebilir büyümenin temelini oluşturuyor Enlighty CEO’su Özgen Yıldız, “Bulutistan ile hayata geçirdiğimiz bu iş birliği yalnızca teknik bir barındırma hizmeti değil, stratejik bir büyüme ortaklığı modeli. Platformumuz bugün milyonlarca dijital veri noktasını analiz edebilecek kapasiteye sahip olup, farklı sektörlerde eş zamanlı projeleri destekleyebilecek bir mimari üzerine inşa edildi. Bulutistan altyapısı sayesinde yüksek hacimli veri akışlarını kesintisiz işleyebiliyor, enterprise seviyesinde güvenlik standartlarını ve yüksek erişilebilirlik garantisini sağlayabiliyoruz. Bu yapı hem Türkiye’deki büyümemizi hem de İngiltere merkezli global genişleme stratejimizi teknik açıdan güçlü ve ölçeklenebilir bir zemine taşıyor” dedi. Yapay zekâ destekli içgörü, güvenli ve ölçeklenebilir altyapıyla mümkün Bulutistan Market Development Managing Director’ı Oğuz Kaya ise, “Türkiye’den çıkan ve global pazara açılan bir AI girişiminin büyüme yolculuğuna eşlik etmekten memnuniyet duyuyoruz. Teknolojik derinlik, veri güvenliği ve ölçeklenebilirliği aynı anda sağlayan bir altyapı sunmak, bizim en temel önceliklerimiz arasında yer alıyor. Enlighty ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği, yalnızca teknik bir destek değil; uzun vadeli büyüme vizyonunu güvenli ve sürdürülebilir bir zemine taşıyan stratejik bir ortaklık niteliği taşıyor” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Teknoloji Sektörü, 2026’da Hiper-Hızlı Bir Yapay Zekâ Dönemine Giriyor Haber

Teknoloji Sektörü, 2026’da Hiper-Hızlı Bir Yapay Zekâ Dönemine Giriyor

Araştırma, teknoloji şirketlerinin 2026 yılında inovasyona öncelik vererek büyümeyi hızlandırabileceklerine dikkat çekiyor. Aynı zamanda stratejik ortaklıklarla büyük ölçekte yapay zekâ uygulamalarının iş modellerine entegre edilmesi de sektörde büyümeyi hızlandırabilen bir diğer faktör olarak ön plana çıkıyor. Uluslararası danışmanlık hizmetleri şirketi EY, teknoloji şirketlerinin 2026 yılında büyümeyi ve operasyonel verimliliği artırmak için odaklanabileceği kritik alanları ele aldığı “Teknoloji Şirketleri için En Büyük 10 Fırsat” araştırmasının sonuçlarını açıkladı. Araştırma, teknoloji sektörünün hiper-hızlı bir yapay zekâ dönemine girdiğini ortaya koyarken, bu yeni dönemde lider konumda olmak isteyen şirketlere net bir yol haritası sunuyor. Araştırmaya göre; 2026’da başarıyı belirleyen temel unsur günümüz iş dünyasında hızlı aksiyon almak olacak. Yapay zekâ odaklı inovasyonun ivme kazanmasıyla birlikte teknoloji şirketlerinin; stratejik iş birlikleri yoluyla daha hızlı büyüme ve verimlilik elde etmesi öne çıkıyor. Aynı zamanda belirli amaçlar doğrultusunda otonom karar alabilen yapay zekâ sistemleri (Agentic AI), platformlar ve bulut sistemleri arasında birlikte çalışabilirlik ile fiziksel yapay zekâ ve robotik çözümler, yeni rekabet avantajlarının merkezinde yer alıyor. EY araştırmasında, yapay zekânın hız kazanmasıyla birlikte güvenilir yapay zekânın artık yalnızca bir uyum başlığı değil, gelir ve itibarın korunması açısından operasyonel bir zorunluluk haline geldiği vurgulanıyor. Bu kapsamda, yönetişimin iş süreçlerine entegre edilmesi, liderlerin daha etkin bir rol üstlenmesi ve güçlü veri altyapılarının oluşturulması kritik önem taşıyor. EY, 2026’da teknoloji şirketlerinin göz önünde bulundurması gereken 10 fırsat alanını şöyle sıralıyor: 1. Hiper-hızlı yapay zekâ döneminde stratejik iş birlikleriyle büyüme hızlandırılmalı Yapay zekâ odaklı stratejik iş birlikleri, birleşme-satın alma işlemleri veya ortak girişim yaklaşımları ile, teknoloji şirketlerinin daha hızlı ölçeklenmesini sağlayacak. Yönetişimden ödün vermeden, stratejik iş birliklerini güçlendiren teknoloji şirketleri, değişen regülasyonlara daha çevik uyum sağlayarak sürdürülebilir rekabet avantajı elde edebilir. 2. Platformlar arası entregre çalışabilirlik ve fiziksel yapay zekâya geçiş önceliklendirilmeli Ürünlere entegre yapay zekâ artık standart hale gelirken, platformlar ve bulutlar arasında sorunsuz çalışan sistemler fark yaratıyor. Yapay zekâ, robotik ve otonom çözümlerle birleşen bu yaklaşım, yazılım ile fiziksel dünyayı yakınlaştırarak yeni büyüme alanları sunma fırsatı taşıyor. Bu yetkinliklere yatırım yapan teknoloji şirketleri rekabet avantajı elde edebilir. 3. Güvenli ve güvenilir yapay zekâ operasyonel hale getirilmeli Yapay zekânın yaygınlaşması arttıkça güvenilirlik ve etiklik konuları tercih olmanın ötesine geçerek operasyonel gereklilik haline geliyor. Teknoloji şirketlerinin; iş akışlarına ve risklere en yakın konumda bulunan fonksiyonları güçlendirerek, sınırları tanımlama, risk alanlarını belirleme ve güvenilirlik uygulamalarını günlük operasyonlara entegre etme modeline yönelmesi gerekiyor. Güçlü sınırlar olmadan, şirketler zincirleme başarısızlığa yol açabilecek ve iş hedeflerini sekteye uğratabilecek risklerle karşı karşıya kalıyor. İş fonksiyonlarının güçlendirilmesi ve yönetişimin günlük süreçlere entegre edilmesi, bu büyümenin sürdürülebilir şekilde yönetilmesini sağlayabilir. Bunu başaran teknoloji şirketleri, mevzuata ve itibara ilişkin riskleri azaltırken operasyonel verimliliği artırabilir. 4. Yapay zeka döneminde ticari konulara ilişkin strateji yeniden ele alınmalı Yapay zekâ temelli şirketler, yazılımların fiyatlandırılması, hazırlanması ve satın alınması süreçlerini yeniden şekillendiriyor. Geleneksel modeller yerini sonuç ve değer odaklı fiyatlandırmaya bırakıyor. Müşteriler artık erişimden çok sorunsuz deneyimler ve ölçülebilir fayda bekliyor. Araştırmaya göre; 2026’da lider şirketlerin, fiyatlandırmayı doğrudan sağlanan çıktı ve değerle ilişkilendiren modellerle öne çıkacağı öngörülüyor. Bu sonuç odaklı modeller, müşteriler için tercih edilen bir satın alma deneyimi sunmayı hedefliyor. 5. Esneklik için yapay zekâ model seçimi optimize edilmeli Açık ve kapalı yapay zekâ modelleri arasındaki doğru denge, maliyet, performans ve uyum açısından kritik hale geliyor. Açık model ekosistemi hızla gelişerek daha düşük giriş bariyerleri, daha hızlı süreçler ve çoğu zaman maliyetin çok küçük bir kısmıyla iş akışlarına derin bir entegrasyon potansiyeli sunuyor. Kapalı modeller ise daha yüksek maliyetler, tedarikçiye bağımlılık ve yerelleştirme veya uyum açısından daha sınırlı esneklik gibi riskleri beraberinde getirebiliyor. 2026’da bu modelleri iş operasyonları ve regülasyon ihtiyaçlarına göre doğru yöneten teknoloji şirketleri, hız ve esneklik avantajı elde edebilir. 6. Dijital egemenlik odaklı tasarım ve etkin iş gücü modeli benimsenmeli Regülasyonlar ve jeopolitik gelişmeler, yapay zekâda yerelleşmeyi zorunlu kılıyor. Avrupa Birliği’nin Dijital Piyasalar Yasası (DMA), Dijital Hizmetler Yasası (DSA) ve Yapay Zekâ Yasası gibi düzenlemeler şirketlerin planlarını etkilerken, dijital egemenlik yaklaşımı daha çok önem kazanıyor. Bu konu; yeteneklerin nerede konumlandığını, hesaplama süreçlerinin nerede gerçekleştiğini ve temel modellerin ulusal değerleri, etik yaklaşımları ve gelenekleri nasıl yansıttığını kapsıyor. Stratejilerine farklı bölgesel perspektifleri ve regülasyon gerekliliklerini entegre eden şirketler, hızdan ödün vermeden uyum sağlayarak, giderek farklılaşan bu ortamda küresel ölçekte büyümeyi sürdürebilebilir. 7. Yapay zekâ zorlukları, alanında uzmanlarla yönetilmeli Yapay zekâ uygulamaları karmaşıklaştıkça, ilgili uzmanların doğrudan iş birimlerinde görev alması önem kazanıyor. Teknik yetkinliğin doğrudan iş birimlerine veya proje ekiplerine dahil edilmesi, bu teknolojinin kullanımını hızlandırırken uygulama kalitesini ve sürekliliği artırıyor. Bu rolleri değeri en üst düzeye çıkaracak şekilde yapılandıran teknoloji şirketleri, avantaj elde edebilir. 8. Dijital altyapı ve yapay zekâ dönemi için vergi stratejisi yeniden ele alınmalı Küresel ölçekte büyüyen teknoloji şirketleri için vergi, stratejik bir karar alanı haline geliyor. Nerede yatırım yapılacağı, fikri mülkiyet sahipliğinin nasıl yapılandırılacağı ve maliyetler ile kârların sınırlar arasında nasıl dağıtılacağına ilişkin kararların proaktif olarak değerlendirilmesi önem kazanıyor. Bu doğrultuda, vergi stratejisinin dijital dönüşümün temeline entegre edilmesi gerekiyor. Vergi yaklaşımını dijital dönüşümün merkezine yerleştiren şirketler, büyüme sürecinde uyum ve çeviklik sağlayabilir. 9. AI destekli FinOps (Financial Operations) yaklaşımlarıyla finans fonksiyonu, stratejik bir itici güce dönüştürülmeli Yapay zekâ destekli FinOps (Financial Operations) yaklaşımları, finans fonksiyonunu raporlamanın ötesine taşıyor. Gerçek zamanlı görünürlük ve akıllı kaynak yönetimi, daha hızlı ve isabetli karar almayı mümkün kılıyor. Doğru şekilde hayata geçirildiğinde finans, bir raporlama fonksiyonu olmaktan çıkarak marj artışını destekleyen, sermaye kullanımını optimize eden ve kurum genelinde karar süreçlerini iyileştiren stratejik bir itici güç haline geliyor. 10. Yapay zekâ çağında, kurumsal güvenlik yeniden gözden geçirilmeli Teknoloji şirketlerinin, temel güvenlik seviyesinin ötesine geçerek daha proaktif ve yapay zekâ destekli siber güvenlik ve veri güvenliği yaklaşımlarını benimsemesi gerekiyor. Bu kapsamda; iyileştirme hizmet seviyesi anlaşmalarının haftalardan saatlere indirilmesi, siber tehdit tespiti ile müdahalesinin otomatikleştirilmesi ve sürekli kimlik doğrulamanın entegre edilmesi gibi alanlar öne çıkıyor. Kimlik, veri ve yapay zekâ modellerini bütüncül şekilde koruyan teknoloji şirketleri, büyümeyi kesintisiz ve güvenli biçimde sürdürebilir. EY Türkiye Danışmanlık Bölümü Şirket Ortağı, Telekomünikasyon, Medya ve Teknoloji Sektör Lideri Emre Beşli araştırma ile ilgili olarak şu değerlendirmelerde bulundu: “Teknoloji sektörü, 2026 yılında yapay zekânın hızla yaygınlaştığı ve ölçülebilir değer üretmenin her zamankinden daha kritik hale geldiği bir döneme giriyor. Teknoloji şirketleri bugün yapay zekânın potansiyelini konuşmaktan çok, bu potansiyeli güvenli ve güvenilir şekilde nasıl hayata geçireceklerine ve etkili çözümlerle nasıl sürdürülebilir değer elde edebileceklerine odaklanıyor. Öte yandan “dijital egemenlik” kavramı da belirleyici bir unsur olarak hayatımıza girdi. Üst yönetim gündeminde artık ‘yapabilir miyiz?’ sorusunun yerini, ‘nasıl daha hızlı ve etkili uygularız?’ sorusu almış durumda. Otonom sistemlerin operasyonel süreçleri desteklediği, liderlerin ise stratejik yönlendirmeye odaklandığı bu yeni iş modelinin, rekabet avantajının temelini oluşturacağını söylemek mümkün. Araştırmamızda ortaya koyduğumuz fırsatlar, teknoloji şirketlerinin deneme ve pilot süreçlerden operasyonel olgunluğa geçişini desteklerken; yapay zekâ temelli stratejileri benimseyen, yönetişimi dönüştüren ve iş modellerini yeniden kurgulayan şirketlerin kazanan konumda olacağına işaret ediyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sahte Tedarikçi E-postları KOBİ’leri Hedef Alıyor Haber

Sahte Tedarikçi E-postları KOBİ’leri Hedef Alıyor

Bitdefender’ın son raporu, işletmelerin en büyük korkusunun fidye yazılımları değil, güvenilir tedarikçi kılığına giren fatura dolandırıcıları olması gerektiğini ortaya koyuyor. Bitdefender Türkiye Distribütörü Laykon Bilişim Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, şirket kasalarını boşaltan bu sinsi yönteme karşı işletmeleri uyararak ödeme süreçlerinde mutlaka "çift doğrulama" mekanizmasının işletilmesi gerektiğini vurguluyor. Küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ), sınırlı güvenlik bütçeleri nedeniyle saldırganların radarında olsa da asıl tehdit her zaman zararlı bir yazılımla gelmiyor Bazen sadece iyi yazılmış bir e-posta felakete yol açabiliyor. Siber saldırganlar, hedef aldıkları şirketin sistemlerine sızdıktan sonra aylarca sessiz kalarak tedarikçilerle olan yazışmaları, fatura tarihlerini ve ödeme alışkanlıklarını adım adım izliyor. Tam ödeme zamanı geldiğinde ise devreye girerek, "Muhasebe departmanımız değişti", "Mevcut hesabımız denetimde" veya "Acil nakit akışı düzenlemesi" gibi son derece makul ve profesyonel bahanelerle yeni bir IBAN paylaşıyorlar. Şüphe uyandırmayan bu değişiklik talebi, genellikle şirketin güvendiği bir ismin e-posta adresinden veya tek bir harf farkıyla oluşturulmuş kopyasından geldiği için muhasebe çalışanları tarafından sorgulanmadan işleme alınıyor. Bitdefender Türkiye Distribütörü Laykon Bilişim Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, bu yöntemin teknik bir sızıntıdan çok psikolojik bir manipülasyon içerdiğini, bu yüzden geleneksel güvenlik duvarlarını kolayca aşabildiğini vurguluyor. “Bu E-postayı Aldığınızda Klavyeyi Bırakın ve Telefonu Açın” Bu dolandırıcılık türünün tamamen sosyal mühendisliğe dayandığını belirten Bitdefender Türkiye Distribütörü Laykon Bilişim Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, “Bir sabah yıllardır çalıştığınız toptancınızdan veya iş ortağınızdan bir e-posta alırsınız. Logo aynıdır, imza aynıdır, hitap şekli tanıdıktır. Sadece, 'Ödemeyi lütfen ekteki yeni hesabımıza yapın' yazar. İşte o an, işletmeniz büyük bir risk altındadır. Saldırganlar ya tedarikçinizin mailini hacklemiştir ya da gözle fark edilemeyecek kadar benzer sahte bir alan adı (örn: laykonbilisim yerine laykonbiilisim) almıştır. Bu tuzağa düşen işletmeler, parayı kendi elleriyle dolandırıcılara gönderir ve durumu fark ettiklerinde iş işten geçmiş olur” dedi. Şirketinizi Fatura Dolandırıcılığından Korumak Dikkat Etmeniz Gereken 5 Nokta Alev Akkoyunlu, işletmelerin binlerce liralık zarara uğramaması ve ticari ilişkilerinin zedelenmemesi için alması gereken önlemleri şöyle sıralıyor: 1. Farklı Kanaldan Teyit Edin. Eğer bir tedarikçinizden ödeme bilgilerinin değiştiğine dair bir e-posta alırsanız, asla sadece e-posta ile yanıt verip onay istemeyin. Mutlaka karşı tarafı telefonla arayın ve güvendiğiniz bir yetkiliye durumu sözlü olarak doğrulatın. 2. E-posta Adreslerini Harf Harf Kontrol Edin. Gelen iletinin "Gönderen" kısmını dikkatlice inceleyin. Kurumsal alan adlarında yapılan küçük harf oyunları (örneğin 'm' yerine 'rn' yazılması veya '.com' yerine '.co' kullanılması) en sık kullanılan yöntemdir. 3. "Acil" Baskısına Aldanmayın. Dolandırıcılar, düşünmenize fırsat vermemek için "Ödeme bugün yapılmazsa sevkiyat duracak" gibi aciliyet ifadeleri kullanır. Finansal işlemlerde aciliyet talebi, genellikle bir dolandırıcılık belirtisidir. Sakin olun ve prosedürlerinizi uygulayın. 4. Çalışanlarınızı Eğitin. Muhasebe ve finans departmanındaki çalışanlarınızı bu tür sosyal mühendislik yöntemlerine karşı bilinçlendirin. "Banka değişikliği" taleplerinin, standart bir onay sürecinden geçmeden işleme alınmayacağı bir şirket politikası oluşturun. 5. E-posta Güvenliğini Sıkılaştırın. Şirket e-postalarınızda mutlaka İki Faktörlü Kimlik Doğrulama (2FA) kullanın. Ayrıca, oltalama (phishing) girişimlerini ve sahte e-postaları gelen kutusuna düşmeden engelleyen, Bitdefender GravityZone gibi kurumsal güvenlik çözümlerinden faydalanın.

Bursa Özel Güvenlik Firmaları Arasında Neden ARVEN Tercih Ediliyor? Haber

Bursa Özel Güvenlik Firmaları Arasında Neden ARVEN Tercih Ediliyor?

ARVEN Özel Güvenlik tam da bu ihtiyaç noktasında devreye giriyor ve Bursa özel güvenlik firmaları arasında çalışma disipliniyle, teknolojiyi etkin kullanma biçimiyle ve kurumsal yaklaşımıyla öne çıkıyor. Sektöre bakışı klasik güvenlik anlayışının çok ötesinde. 5188 sayılı yasaya tam uyumla çalışan bir firma olarak ARVEN, sahada elde ettiği tecrübe ve birikimi düzenli eğitim programlarıyla personellerine aktarıyor. Firmanın amacı, hata payını en aza indirmek ve hizmeti her zaman daha güvenli, daha modern bir seviyeye taşımak. “Gözünüz arkada kalmasın” mottosunu yalnızca bir söz olarak değil, kurum kültürünün özü olarak benimseyen firma; can ve mal güvenliğini en üst standartlarda sağlamak için hem operasyonel hem teknolojik anlamda sürekli gelişiyor. Bursa özel güvenlik şirketi arayışında olan kurumların ARVEN’i tercih etmesindeki en güçlü nedenlerden biri, teknolojiyi aktif şekilde kullanan bir yapıya sahip olması... ARVEN, kamera takip sistemlerinden dijital vardiya kontrolüne, acil durum yönetiminden anlık iletişim çözümlerine kadar birçok modern sistemi operasyonlarına entegre ediyor. Firmanın saha personeli de operasyon merkezi de düzenli eğitimlerle güncel tutuluyor. Bu disiplinli ve yenilikçi yaklaşım, firmanın uzun vadeli hedeflerinin de temelini oluşturuyor: Sektörde lider marka olmak ve her alanda inovasyonu ön plana çıkarmak. Özel güvenlik alanında çalışmak isteyenler için ARVEN’in güçlü bir istihdam yaklaşımı bulunuyor. Bursa güvenlik şirketleri arasında iş başvurusu yapan adaylar, burada düzenli eğitim alan, sertifikalı ve donanımlı bir ekiple çalışma fırsatı buluyor. ARVEN, işe alım süreçlerinde yalnızca temel şartları karşılayan değil, mesleki gelişime açık, motivasyonu yüksek adayları tercih ediyor. Personelin meslek içi gelişimini desteklemek, onları güncel tutmak ve güçlü bir çalışma ortamı sağlamak ARVEN için öncelik. Bu nedenle, Bursa özel güvenlik iş ilanları araştırılırken ARVEN’in sık sık öne çıkması tesadüf değil. Güvenlik sektörüne yeni adım atmak isteyenler için Bursa özel güvenlik kursları ve kurs fiyatları da merak edilen başlıklar arasında yer alıyor. ARVEN, eğitimi sadece bir zorunluluk değil, mesleğin en kritik basamağı olarak görüyor. Sertifikasyon ve eğitim süreçlerini titizlikle yürüten ARVEN, sektörde donanımlı personelle güven veren bir yapı oluştururken, eğitimli kadroların hem daha verimli çalıştığını hem de kurumlara daha yüksek güven sunduğunu biliyor. ARVEN Özel Güvenlik, Bursa özel güvenlik hizmetlerine ihtiyaç duyan kurumlar için yalnızca bir hizmet sağlayıcı değil, güvenilirlik, kalite ve profesyonellik üzerine kurulmuş bir iş ortağıdır. Teknolojiyi, tecrübeyi ve insan kaynağını aynı çatı altında birleştiren yapısı ile ARVEN, Bursa’daki güvenlik beklentisini sadece karşılamıyor, her zaman bir adım ileri taşıyor. İster kurumsal güvenlik desteği arayan işletmeler, ister sektörde kariyer hedefleyen adaylar... ARVEN’in sunduğu modern, saygılı ve müşteri odaklı yaklaşım, her iki taraf için de güven veren bir deneyim olmaya devam ediyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.