Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kurumsal Kimlik

Kapsül Haber Ajansı - Kurumsal Kimlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kurumsal Kimlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Olivtech’te Tarımın Geleceği Ve Markalaşma Vizyonu Ele Alındı Haber

Olivtech’te Tarımın Geleceği Ve Markalaşma Vizyonu Ele Alındı

İzmir tarım ve gıda sektörünün önemli buluşmalarından biri olan Gurme İzmir Olivtech – 12. Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı, İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde ve İZFAŞ organizasyonuyla Fuar İzmir’de kapılarını açtı. Fuar kapsamında düzenlenen etkinliklerin ilk oturumu olan “Topraktan Markaya: Tarımın Dönüşen Gücü ve Gelecek Vizyonu” başlıklı panelde; tarımın katma değerli üretime dönüşüm süreci, markalaşma stratejileri ve sektörün geleceğine yönelik vizyon ele alındı. Moderatörlüğünü İzmir Ticaret Borsası Genel Sekreteri Dr. Erçin Güdücü’nün yaptığı oturumda; tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım, İzmir Ticaret Odası Meclis Üyesi Günay Baysal, İzmir Ticaret Borsası Temsilcisi ve Tariş Zeytin Zeytinyağı Tic. A.Ş. Genel Müdürü Cengiz Dikmen ile Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Rahmi Balsarı konuşmacı olarak yer aldı. Marka kavramı ne ifade ediyor? Dr. Erçin Güdücü, “Bugün zeytin ve zeytinyağının topraktan markaya dönüşümünü ele alacağız. Bu süreç nasıl işliyor, ülkemizde hangi aşamalardan geçiyor? Tarım, ticaret ve üretici tarafına yakından temas eden bir isim olarak, marka kavramı çiftçi ve üretici için ne ifade ediyor?” diye konuştu. “Yapısal sorunlar çözülmeden markalaşma zor” Tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım, Türkiye’de tarımın temel sorunları çözülmeden, markalaşma sürecinin sağlıklı ilerleyemediğine dikkat çekti. Yaklaşık 30 yıllık meslek deneyimine atıfta bulunan Yıldırım, “Topraktan markaya geçişi uzun yıllardır konuşuyoruz, ancak üretimde yaşanan yapısal sorunlar nedeniyle bu aşamaya bir türlü geçemiyoruz. Tarım gündemi çoğunlukla maliyetler, fiyatlar ve destekler etrafında şekilleniyor. Bu başlıkların ötesine geçmekte zorlanıyoruz” dedi. İklim koşulları ve küresel gelişmelerin üretim üzerindeki etkilerine de değinen Yıldırım, “2025 yılı üretici açısından oldukça zor geçti. Kuraklık, aşırı sıcaklıklar ve don olayları çiftçiyi ciddi şekilde etkiledi. 2026 yılı ise umut verici yağışlarla başladı, ancak bu kez de küresel gerilimler nedeniyle maliyetler arttı. Böyle bir ortamda üreticinin önceliği ayakta kalmak oluyor. Bu nedenle markalaşma gibi katma değerli süreçleri konuşmakta zorlanıyoruz” şeklinde konuştu. “Türkiye zeytinyağında güçlü, iç tüketimde geride” Rahmi Balsarı, Türkiye’nin, dünya zeytinyağı üretiminin yaklaşık yüzde 10’unu gerçekleştirdiğini belirterek, “Bu, son 30 yılda sektöre yapılan yatırımların önemli bir sonucu. Nitekim son 25 yılda arzımız yüzde 150 oranında arttı. Üretimle birlikte iç tüketimimizde de artış yaşandı. Ancak iç tüketimimiz, örneğin Yunanistan seviyesinde olsaydı, mevcut üretimimiz ihracata dahi yetmeyebilirdi. Bu nedenle hem iç tüketimi artırmak hem de katma değerli ihracata odaklanmak büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı. Sektörün hedeflerine de değinen Balsarı, “Amacımız, yerli ve milli markalarımızın dünya pazarlarında daha güçlü şekilde yer alması. Bu noktada sevindirici gelişmeler de var. Son 2,5 yılda Türkiye’den 140 ülkeye ambalajlı zeytinyağı ihracatı gerçekleştirildi. Bu ihracat, 343 firma tarafından yapıldı. Uygun koşullar sağlandığında Türk ihracatçısının ürünlerini farklı kanallar aracılığıyla dünya pazarlarına sunabildiğini görüyoruz” diye konuştu. “Girdiler pahalı, ürün çiftçide ucuz, tüketicide ise pahalı” Günay Baysal ise “Topraktan markaya” sürecinde ticaret odaları ve sivil toplum kuruluşlarının rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, “Tarım, önemi tartışılmaz bir sektör. Ancak ülkemizde hala ciddi sorunlar var. Girdiler pahalı, ürün çiftçide ucuz, tüketicide ise pahalı. Çiftçi yeterince kazanamamaktan, tüketici yüksek fiyatlardan, sanayici işlemek için, ihracatçı ise dünya pazarına sunacak kaliteli ürün bulamamaktan şikayet ediyor” dedi. Ege Bölgesi’nin tarımsal potansiyeline dikkat çeken Baysal, “Ege Bölgesi; zeytin, incir, üzüm, pamuk ve sebzeleriyle yalnızca İzmir’in değil, Türkiye’nin en önemli tarım havzalarından biri. Bu potansiyeli doğru değerlendirerek değer yaratmamız gerekiyor. Bugün dünyada ne kadar ürettiğiniz değil, ürettiğinize ne kadar anlam ve değer kattığınız ölçülüyor. Ürünlerin bir hikayesi olmalı ve bu hikayeyle dünya pazarlarına açılmalı. Bir zeytin artık sadece zeytin değil; coğrafi işareti, sürdürülebilir üretim yöntemleri, ambalajı ve markasıyla katma değerli bir ürüne dönüşüyor” diyerek Türkiye’nin bu dönüşümü gerçekleştirebilecek potansiyele sahip olduğunu belirtti. 110 yıllık markanın dönüşümünü anlattı Cengiz Dikmen de konuşmasında Tariş’in markalaşma yolculuğunu örnek göstererek, özellikle son 25 yılda hayata geçirilen dönüşüm sürecini paylaştı. Tariş Zeytinyağı’nın 110 yıllık köklü geçmişi olduğunun altını çizen Dikmen, “Ben özellikle son 25 yılda markalaşma adına attığımız adımları vurgulamak isterim. Bu süreçte üretimden pazarlamaya kadar pek çok alanda önemli değişimler gerçekleştirdik. Öncelikle kalite standardizasyonunu sağladık. Modern tesis yatırımlarıyla üretim altyapımızı güçlendirdik, ürün kalitesinde sürekliliği yakaladık. Ardından ambalaj ve ürün çeşitliliğine odaklanarak tüketici beklentilerine uygun, katma değerli ürünler geliştirdik” dedi. Markalaşma sürecinde kurumsal kimlik ve iletişim çalışmalarına da önem verdiklerini belirten Dikmen, “Tariş markasını sadece bir üretici kimliğinden çıkarıp, tüketiciyle güven bağı kuran bir marka haline getirmeye çalıştık. Yurt içi pazarda bilinirliğimizi artırırken, yurt dışında da markalı ihracata yöneldik. Üreticiden gelen gücü doğru şekilde organize ederek hem kaliteyi hem de sürdürülebilirliği sağladık” diye konuştu. Gıdada kalite ve katma değer konuşuldu Olivtech kapsamında düzenlenen etkinliklerin ikinci panelinde, “Gıdada Kalite ve Katma Değer: Proses, Teknoloji ve Biyoaktif Bileşenler” başlığı ele alındı. Panelin moderatörlüğünü yapan Dokuz Eylül Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Turgay Bucak, gıdada kalitenin artık yalnızca üretimle sınırlı bir kavram olmadığını belirterek, “Bugün kaliteyi konuşurken sadece ürünü değil, aynı zamanda onun hikayesini, üretim sürecini ve bilimsel altyapısını da konuşuyoruz. Zeytinyağı gibi stratejik bir üründe katma değer yaratmanın yolu, geleneksel bilgi ile teknolojiyi bir araya getirmekten geçiyor” dedi. “Kalite daha dalında başlar” Zeytinyağı Akademisi Başkanı Dr. Abidin Tatlı ise zeytinin dalından üretim sürecine ilişkin teknik değerlendirmelerde bulundu. Tatlı, “Zeytinyağında kalite, daha zeytin dalındayken başlar. Hasat zamanı, taşıma koşulları, sıkım süresi ve üretim teknolojisi doğrudan ürünün kalitesini belirler. Zeytinyağının aroması, meyvemsiliği ve kusursuzluğu, ancak duyusal analizle ortaya konulabilir. Bu da ürünün ulusal ve uluslararası standartlara uygunluğunu belirleyen en önemli aşamalardan biridir” diye konuştu. İleri teknoloji Panelin diğer konuşmacısı Can Kayacılar da “Süperkritik karbondioksit ile zeytinyağı ve zeytin yan ürünlerinden polifenol zenginleştirme: bilimden sağlık değerine” başlıklı sunumunda ileri teknoloji uygulamalarına dikkat çekti. Kayacılar, “Süperkritik karbondioksit teknolojisi sayesinde zeytin ve yan ürünlerinden yüksek katma değerli biyoaktif bileşenler elde etmek mümkün. Bu yöntem hem sağlık alanında yeni kullanım alanları yaratıyor hem de sektör için ekonomik değer üretiyor” dedi. Genç girişimciler yenilikçi üretim modellerini paylaştı Olivtech kapsamında düzenlenen etkinliklerin üçüncü panelinde, “Geleceği Üreten Genç Girişimciler” başlığı ele alındı. Moderatörlüğünü The7 Kurucusu Çise Ulus’un üstlendiği panelde, tarım ve gıda sektöründe genç girişimciliğin yükselen rolü, yenilikçi üretim modelleri ve sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımlar değerlendirildi. Panelde Von Urla kurucusu Gökçe Erkuşöz, çiftçi Umut Ayberk ve Sutchu markasının kurucusu Yasemin Sezgin yer aldı. Katılımcılar, kendi girişimcilik deneyimlerinden yola çıkarak tarım, üretim ve gıda alanında değer yaratan yeni iş modellerine ilişkin görüşlerini paylaştı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Boytorun Mimarlık’tan Yurt Dışında İlk Mercedes-Benz   Showroom Dönüşüm Projesi Haber

Boytorun Mimarlık’tan Yurt Dışında İlk Mercedes-Benz Showroom Dönüşüm Projesi

Proje, mevcut yapının mimari kabuğunu koruyan; cepheyi yenileyen ve iç mekanları Mercedes-Benz’in güncel MAR20X global konsepti doğrultusunda baştan aşağı yeniden kurgulayan bütüncül bir dönüşüm yaklaşımıyla hayata geçirildi. Mimar Semih Boytorun liderliğindeki mimar ve iç mimarlardan oluşan Boytorun Ekibi tarafından tasarlanan showroom, klasik otomotiv sergileme anlayışının ötesine geçerek; kullanıcı deneyimi, dijital dönüşüm ve markaya özgü yaşam tarzını mimari bir bütünlük içinde sunan çağdaş bir mekan olarak yeniden ele alındı. Toplam 656 m² alana sahip proje, yalnızca araçların sergilendiği bir alan değil, markayla güçlü bir bağ kurulan deneyim odaklı bir ziyaret mekanı olarak kurgulandı. Dönüşüm projesi kapsamında, yapının mevcut strüktürel kabuğu korunurken; bina cephesi Mercedes-Benz’in kurumsal kimliğini dış mekanda güçlü biçimde yansıtacak şekilde yenilendi. Farklı bir otomotiv markasıyla yan yana konumlanan yapı, özgün cephe dili sayesinde net bir biçimde ayrıştırılarak markanın güçlü, sade ve çağdaş duruşu vurgulandı. İç mekanlar ise tamamen yeniden tasarlanarak MAR20X konseptinin mekansal gerekliliklerine uygun şekilde ele alındı. Sezgisel sirkülasyon anlayışıyla planlanan iç mekan organizasyonu; konforlu, akıcı ve kullanıcı dostu bir ziyaret deneyimi sunmayı hedefliyor. Boytorun Mimarlık, MAR20X konseptini “her temas noktasında müşteri deneyimini iyileştirme” yaklaşımı doğrultusunda, showroom içindeki müşteri yolculuğu; bilgi edinme, keşif, etkileşim ve satın alma aşamalarını destekleyecek biçimde kademeli olarak kurguladı. Dijital medya yüzeyleri, interaktif ekranlar, konfigürasyon alanları ve medya duvarları sayesinde ziyaretçiler pasif izleyiciler olmaktan çıkarak markayla aktif bir etkileşim kurabiliyor. Dijital teknoloji ve medya entegrasyonlarıyla şeffaf ve güçlü bir iletişim ortamı oluşturulurken, Mercedes-Benz’in inovasyon ve sürdürülebilirlik vizyonu mekansal deneyimin ayrılmaz bir parçası haline getirildi. Mercedes-Benz Bulgaristan Plovdiv Showroom’un dönüşüm sürecinde, yapının mevcut korunması gereken alanları gözetilerek; çalışanlar, satış danışmanları ve yöneticiler için ergonomik, konforlu ve işlevsel çalışma alanları da yeni konseptin bir parçası olarak ele alındı. Malzeme seçimleri, renk paleti ve aydınlatma tasarımı; modern, yalın ve zamansız bir estetik anlayışı yansıtırken, MAR20X kurumsal kimlik standartları mekanın tüm yüzeylerine ve donatılarına bütüncül biçimde entegre edildi. Böylece hem marka tutarlılığı hem de mekansal süreklilik sağlandı. Mercedes-Benz Bulgaristan Plovdiv Showroom, mevcut bir yapıyı çağdaş bir deneyim mekanına dönüştüren yaklaşımıyla; kullanıcı deneyimi, dijital dönüşüm ve markaya özgü yaşam tarzını mimari bir bütünlük içinde sunan yeni nesil bir showroom örneği olarak öne çıkıyor. Showroom, Boytorun Mimarlık’ın insan odaklı, yenilikçi ve kurumsal dönüşümle uyumlu tasarım anlayışını güçlü bir şekilde yansıtıyor.

Aşırı Paylaşım Yapmak Saldırıya Davetiye Çıkarabilir! Haber

Aşırı Paylaşım Yapmak Saldırıya Davetiye Çıkarabilir!

Siber güvenlik çözümlerinde dünya lideri ESET şirket bilgileri içeren paylaşımlara dikkat çekerek dikkat edilmesi gerekenleri sıraladı. Profesyoneller işleri, şirketleri ve rollerini paylaşırken benzer düşünen profesyonellerin yanı sıra potansiyel müşteriler ve ortaklara da ulaşmayı hedeflerler. Bu bilgiler kamuya açık hâle geldiğinde genellikle hedef odaklı kimlik avı (spearphishing) veya iş e-postası dolandırıcılığı (BEC) tarzı saldırılar düzenlemek için kullanılır. Bilgi ne kadar fazla olursa kuruluşunuza ciddi zarar verebilecek kötü niyetli faaliyetler için o kadar fazla fırsat doğar. Şirket bilgileri nerede paylaşılıyor? Genellikle bu tür bilgilerin paylaşıldığı Linkedin, tahmin edilebileceği gibi belki de en bariz örnektir. LinkedIn, dünyadaki en büyük açık kurumsal bilgi veri tabanı olarak tanımlanabilir. İşe alım uzmanlarının iş ilanlarını paylaştıkları yer de burasıdır ve bu ilanlarda, daha sonra spearphishing saldırılarında kullanılabilecek teknik ayrıntılar aşırı derecede paylaşılabilir. GitHub, siber güvenlik bağlamında, dikkatsiz geliştiricilerin sabit kodlanmış sırları, IP ve müşteri bilgilerini paylaştıkları bir yer olarak daha iyi bilinir. Ayrıca Instagram ve X gibi klasik tüketici odaklı sosyal platformlarda da çalışanlar onferanslara ve diğer etkinliklere ilişkin seyahat planlarının ayrıntılarını paylaşabilirler. Bu bilgiler kendilerine ve kuruluşlarına karşı silah olarak kullanılabilir. Şirket bilgileri silah olarak kullanılır mı? Tipik bir sosyal mühendislik saldırısının ilk aşaması istihbarat toplamaktır. Bir sonraki aşama ise alıcıyı cihazına farkında olmadan kötü amaçlı yazılım yüklemeye ikna etmek için tasarlanmış bir spearphishing saldırısında bu istihbaratı silah olarak kullanmaktır. Ya da potansiyel olarak, ilk erişim için kurumsal kimlik bilgilerini paylaşmaya ikna etmektir. Bu, e-posta, kısa mesaj veya telefon görüşmesi yoluyla gerçekleştirilebilir. Ayrıca bu bilgileri kullanarak e-posta, telefon veya video görüşmesinde C düzeyinde bir yönetici veya tedarikçi kimliğine bürünerek acil bir havale talebinde de bulunabilirler. Aşırı paylaşımın risklerine karşı en güçlü silah eğitim Yöneticilerden tüm çalışanlara kadar herkesin sosyal medyada aşırı paylaşım yapmamanın önemini anlamasını sağlamak için güvenlik farkındalık programlarını güncelleyin. Çalışanları, kullanıcıyı tanıdıkları hâlde istenmeyen DM'ler yoluyla paylaşım yapmamaları konusunda uyarın; phishing, BEC ve deepfake girişimlerini tespit edebilmelerini sağlayın. Bunu, sosyal medya kullanımıyla ilgili katı bir politika ile destekleyin, paylaşılabilecek ve paylaşılamayacak şeyler konusunda kırmızı çizgiler belirleyin ve kişisel ve profesyonel veya resmî hesaplar arasında net sınırlar uygulayın. Kurumsal web siteleri ve hesaplar da silah olarak kullanılabilecek bilgileri kaldırmak için gözden geçirilip güncellenmesi gerekebilir. Profesyonel hesapların ele geçirilerek iş arkadaşlarını hedef alması ihtimaline karşı, çok faktörlü kimlik doğrulama (MFA) ve güçlü parolalar (parola yöneticisinde saklanan) tüm sosyal medya hesaplarında zorunlu hâle getirilmelidir.

PwC, Marka Konumlandırmasını Ve Kurumsal Kimliğini Yeniledi Haber

PwC, Marka Konumlandırmasını Ve Kurumsal Kimliğini Yeniledi

PwC, bugün itibarıyla yeni marka konumlandırmasını ve kurumsal kimliğinin duyurusunu yaptı. PwC'nin yeni yaklaşımının duyurulması için "So You Can" başlıklı küresel bir kampanya hayata geçirildi. PwC'nin yeni marka konumlandırması ve kimliği, kurumun müşterilerine nasıl destek sunduğunu daha net bir şekilde yansıtarak, geleceğe yönelik güçlü bir platform sunmayı amaçlıyor. Bu yeni yaklaşımın merkezinde; PwC'nin müşterilerinin ivme kazanmalarına ve kazandıkları bu ivmeyi sürdürmelerine yardımcı olma vaadi yer alıyor. Görsel kimlikte yapılan güncellemeler arasında; yeni bir "momentum işareti" ile desteklenen logo tasarımı, markanın yeni imza rengi olarak belirlenen turuncu ve yenilenmiş görsel içerikler yer alıyor. Sözel kimlik tarafında ise; cesur, iş birliğine açık ve iyimser bir marka kişiliğini temel alan yeni bir iletişim tonu benimsendi. PwC'nin küresel web sitesi pwc.com üzerinden paylaşılan bu yeni yaklaşım, önümüzdeki aylarda tüm PwC ağı genelinde uygulanmaya başlanacak. PwC Türkiye Kıdemli Ortağı Cenk Ulu konuyla ilgili şunları söyledi: "Teknoloji başta olmak üzere birçok mega trend ekonomiyi ve iş dünyasını dönüştürmeye devam ediyor. Bu dönemde PwC olarak uzmanlık odaklı, teknolojiyle ilerleyen ve tercih edilen bir iş ortağı olarak müşterilerimize ivme kazandırmayı ve bunu sürdürülebilir bir şekilde hızlandırmayı temel önceliğimiz olarak görüyoruz. Markamızın; geleceğe daima hazır bir zemin sunmasına büyük önem veriyoruz. Bu doğrultuda müşterilerimize değer yaratma ve bu değeri koruma yolculuklarında sunduğumuz teknoloji ve uzmanlığımızı sürekli olarak geliştiriyoruz. PwC olarak kimliğimizin önemli bir parçası olan markamız, yeni marka konumlandırmamız, logomuz, görsel ve sözel kimliğimiz de işte bu yaklaşımla yenilendi. Bizim için oldukça heyecan verici yepyeni bir dönemi simgeleyen ve sunduğumuz değeri daha net biçimde ifade eden yeni marka kimliğimizi paylaşmaktan mutluluk duyuyoruz." PwC Türkiye Müşteri ve Endüstri Grupları Lideri Cihan Harman şu değerlendirmede bulundu: "Hızla değişen dünyada ortaya çıkan fırsatlardan en iyi şekilde yararlanmaları için müşterilerimizin yanında olacak; konusunda uzman insan kaynağına, gerekli yetkinliklere ve deneyime sahibiz. Bu sayede müşterilerimizin bugünün hızla değişen dünyasında ortaya çıkan fırsatlardan en iyi şekilde yararlanmalarına destek oluyoruz. Yeni marka yaklaşımımız ve iletişim kampanyamız, hem müşterilerimize hem de PwC'nin bir parçası olmak isteyen profesyonellere sunduğumuz özgün değer önerisini daha net bir şekilde aktarmamıza imkân tanıyor."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.