Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kurumsal Sorumluluk

Kapsül Haber Ajansı - Kurumsal Sorumluluk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kurumsal Sorumluluk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Abdi İbrahim Vakfı İyilik Evi’ne Altın Pusula’dan İki Ödül Birden Haber

Abdi İbrahim Vakfı İyilik Evi’ne Altın Pusula’dan İki Ödül Birden

İyilik Evi, 360 derece entegre iletişim çalışmalarıyla “Kurumsal Sorumluluk Sağlık” kategorisinde Altın Pusula Ödülü’nü kazanırken, “Alâeddin Asna Kurumsal Sorumlulukta Tutarlılık ve Süreklilik Özel Ödülü”ne de layık görüldü. Ödüller, 20 Ekim 2026 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirilen törenle sahiplerini buldu. Abdi İbrahim Vakfı tarafından hayata geçirilen İyilik Evi, kanser tedavisi için Türkiye’nin farklı şehirlerinden İstanbul’a gelen ve ekonomik koşulları nedeniyle konaklama desteğine ihtiyaç duyan çocuklara ve ailelerine ücretsiz bir yaşam alanı sunuyor. Aynı anda 45 kişinin konaklayabildiği 18 odalı İyilik Evi’nde çocuklar aileleriyle birlikte kalabiliyor. Konaklama desteğinin yanı sıra eğitim, atölye ve psikososyal destek programları sunan İyilik Evi, çocukların tedavi sürecinde ailelerinden ve yaşamın doğal akışından kopmadan desteklenmelerini; ailelerin ise bu zorlu süreçte sosyal ve duygusal açıdan güçlenmelerini amaçlıyor. Sosyal sorumlulukta sürekliliğe özel ödül Doğrudan başvuruya açık olmayan ve özel bir seçici kurul tarafından verilen “Alâeddin Asna Kurumsal Sorumlulukta Tutarlılık ve Süreklilik Özel Ödülü”, toplumsal fayda, samimiyet, tutarlılık ve uzun vadeli sürdürülebilirlik kriterleriyle öne çıkıyor. İyilik Evi, bu özel ödülle sunduğu desteklerin yanı sıra uzun vadeli toplumsal fayda yaklaşımıyla da takdir edildi. “En büyük karşılığımız, bir çocuğun yüzündeki gülümseme” Abdi İbrahim Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı ve Abdi İbrahim İnsan Kaynakları, Kurumsal İletişim ve Sürdürülebilirlik Grup Başkanı Dr. M. Oğuzcan Bülbül, İyilik Evi’nin başarısını şu sözlerle değerlendirdi: “Abdi İbrahim Vakfı olarak İyilik Evi’ni, çocuklarının kanser tedavisi için Anadolu’nun farklı şehirlerinden İstanbul’a gelen ailelerin bu zorlu yolculukta kendilerini yalnız hissetmemeleri için hayata geçirdik. İstedik ki evlerinden uzakta onlara kapısını açan sıcak bir yuvaları olsun. Çocuklar tedavileri sürerken günlük hayattan ve oyun oynamaktan kopmasın, anne ve babalar da ihtiyaç duydukları psikolojik desteğe ulaşabilsin. Onların omuzlarındaki yükü bir nebze olsun hafifletebildiysek ne mutlu bize. Çünkü bizim için en büyük karşılık, bir çocuğun yüzündeki gülümseme, onun sağlığına kavuşarak evimizden ayrılabilmesi ve bir ailenin ‘İyi ki buradayız’ diyebilmesi. 114 yıldır hayatı iyileştirme yolculuğuna devam eden bir kurum olarak bu sorumluluğumuzu vakfımız aracılığıyla daha ileri taşımaya, daha fazla insanın hayatına dokunmaya kararlıyız. İyilik Evi’nin iki değerli ödüle layık görülmesi bizim için büyük bir mutluluk ve motivasyon kaynağı. Bu başarıda emeği bulunan tüm çalışma arkadaşlarımıza, gönüllülerimize ve projemizi ödüle değer gören jüri üyelerine teşekkür ediyorum.” Çocuklar için umut, aileler için dayanışma “Bir Çocuk İyileşir Dünya Değişir!” anlayışıyla yola çıkan İyilik Evi, açılışından bu yana yaklaşık 250 çocuk olmak üzere, aileleriyle birlikte 500’ün üzerinde kişiyi ücretsiz olarak ağırladı. Çocukların gelişimini ve ailelerin güçlenmesini desteklemek amacıyla bugüne kadar 3.000 saati aşkın eğitim, atölye ve psikososyal destek faaliyeti gerçekleştirildi. Bu çalışmalarla çocukların duygusal, sosyal ve bilişsel gelişimlerine katkı sağlanırken, ailelerin de yeni beceriler kazanmalarına ve sosyal açıdan güçlenmelerine katkı sağladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

L’Oréal'in Sürdürülebilir İnovasyon Hızlandırıcı Programı L’AcceleratOR'un 2. Dönemi Başladı Haber

L’Oréal'in Sürdürülebilir İnovasyon Hızlandırıcı Programı L’AcceleratOR'un 2. Dönemi Başladı

L’Oréal’in sürdürülebilirlik vizyonunu desteklemek üzere 100 milyon Euro fonla hayata geçirilen L’AcceleratOR programı; iklim, doğa ve döngüsellik alanlarındaki en acil sorunlara çözüm getirecek geleceğin sürdürülebilir teknolojilerini belirlemeyi, pilot uygulamalarla test etmeyi ve ölçeklendirmeyi amaçlıyor. İlk dönemdeki start-up ve KOBİ grubunun elde ettiği başarının ardından, L’AcceleratOR programının ikinci döneminde coğrafi kapsam genişletilirken, su teknolojilerinin de aralarında bulunduğu yeni sürdürülebilirlik alanlarına odaklanılıyor. Program kapsamında seçilen 8 ülkeden 13 ortak, Cambridge Institute for Sustainability Leadership (CISL) inovasyon ekibinin liderliğinde, çözümlerini pilot uygulamaya hazır hale getirmeye odaklanan yoğun bir hızlandırma sürecine girecek. Katılımcılar ayrıca, 6 ila 9 ay sürecek pilot projeleri hayata geçirmek ve çözümlerinin L’Oréal Grup’unun dünya genelindeki operasyonlarında ölçeklendirilmesini sağlamak amacıyla L’Oréal’in küresel kaynaklarına erişim fırsatına sahip olacak. L’Oréal Kurumsal Sorumluluk Direktörü Ezgi Barcenas, programla ilgili olarak “Güzellik sektöründe öncü çözümler aracılığıyla yeni ufuklar açmak için çalışıyoruz. L’AcceleratOR’un ikinci dönemi; girişimci yaratıcılığını, bilimsel ilerlemeyi ve L’Oréal’in küresel erişimini bir araya getirerek çığır açan inovasyonların ölçeklendirilmesine katkı sağlama hedefimizi yansıtıyor.” dedi. CISL İnovasyondan Sorumlu Genel Müdür James Cole ise şunları ekledi: “Uluslararası ölçekte hedeflenen coğrafyalarda ticari açıdan uygulanabilir çözümler geliştiren girişimleri belirlemek amacıyla aylar süren titiz bir seçim sürecinin ardından L’AcceleratOR programının ikinci dönemini karşılamaktan büyük heyecan duyuyoruz. L’Oréal’in sürdürülebilirlik alanındaki inovasyonlara yönelik devam eden yatırımı ve desteği, ileri görüşlü markaların pazarı herkes için daha iyi çözümlere yönlendirme gücünü ortaya koyuyor.” İkinci dönemin başlamasıyla birlikte, ilk dönemdeki üç değişim öncüsünün yolculuğunu konu alan yeni belgesel serisi “Entering L’AcceleratOR” da izleyiciyle buluşuyor. Seri, bu girişimlerin ve L’Oréal iç ekiplerinin çığır açan çözümleri ticarileştirmeye yönelik pilot uygulamalarda nasıl birlikte çalıştığına dair perde arkası bir bakış sunuyor. Serinin ilk bölümü L’Oréal YouTube Kanalı üzerinden izlenebiliyor. 13 değişim öncüsünün çığır açan projeleri geleceğin güzelliğini tasarlayacak Yeni nesil ambalaj ve malzemeler alanında Birleşik Krallık'tan Arda Biomaterials, premium malzemelerde kullanılmak üzere bitki bazlı bir deri alternatifi yaratırken; İtalya'dan Bormioli Luigi ultra hafif ve dayanıklı cam ambalajlarını yeniden tasarlıyor. Fransa'dan Auressens ambalajlar için metal içermeyen, geri dönüştürülebilir yansıtıcı pigmentler geliştirirken, ABD'den Newlight Technologies, Inc. metanı ambalaj malzemesine dönüştürüyor. Yenilikçi içerikler ve formüller konusunda Almanya'dan Bioweg hassas fermantasyon teknolojisinin gücünden yeni hammaddeler için yararlanırken, Çin'den Envision Energy, yenilenebilir enerjiden saç boyaları için yeşil amonyak geliştiriyor. Gelişmiş endüstriyel süreçler başlığında; Hindistan'dan Without geri dönüştürülmesi zor esnek ambalajlar için geri dönüşüm teknolojisi sunarken, Çin'den HCpect plastik atıkları yenilikçi bir kimyasal geri dönüşüm teknolojisiyle işliyor. ABD'den MacroCycle düşük karbonlu bir çözümle Polietilen Tereftalatı (PET) geri dönüştürürken, Hindistan'dan Nexus döngüsel bir teknolojiyle tarımsal atıklardan batarya üretiyor. Finlandiya'dan Upheat Solutions Oy yenilikçi endüstriyel ısı pompalarıyla enerji verimliliği sağlarken, ABD'den Laminar toplam kullanımını azaltmak için akıllı sensör teknolojisiyle endüstriyel su yönetimini geliştiriyor. Son olarak veri istihbaratı alanında, ABD'den Waterplan yerel düzeyde harekete geçmek üzere su ve biyoçeşitlilik risklerini ele alan yapay zekâ tabanlı bir platform sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sinangil ve Kalben Derneği, Çocukları Pastacılık Atölyesi’nde Buluşturdu Haber

Sinangil ve Kalben Derneği, Çocukları Pastacılık Atölyesi’nde Buluşturdu

Yıllardır sofraların vazgeçilmezi olan Sinangil, çocukların daha mutlu, sağlıklı ve umut dolu bir geleceğe sahip olması için toplumsal fayda odaklı projelere katkı sunmaya devam ediyor. Bu kapsamda Sinangil, koruma altında yetişen çocuklara yönelik çalışmalar yürüten Kalben Derneği’yle özel bir projeye imza attı. Bu yıl ikincisi gerçekleştirilen çalışma kapsamında, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın destekleriyle yürütülen Kalben Çocuk Köyü Projesi’nde çocuklara özel bir pastacılık atölyesi düzenlendi. Balıkesir’deki Ekinlik Adası’nda yaz tatili programına katılan 7–12 yaş grubundaki çocuklar, pasta şefleriyle mutfağa girerek pasta yapmayı öğrendi. Aynı zamanda turta yapmayı da öğrenen çocuklar, etkinlik boyunca hem eğlendi hem de mutfakta üretim deneyimi kazandı. “Çocukların yaşamına değer katan projelerde sorumluluk üstleniyoruz” İş birliğine ilişkin değerlendirmede bulunan Eksun Gıda Grubu Başkanı ve CEO’su Hasan Abdullah Özkan şunları söyledi: “Çocukların potansiyellerini keşfetmelerine alan açan her çalışmayı toplumumuzun geleceğine yapılan değerli bir yatırım olarak görüyoruz. Bu nedenle Kalben Derneği’nin büyük bir özveriyle yürüttüğü çalışmalara katkı sunmak, kurumsal sorumluluk anlayışımızda önemli bir yere sahip. Bir çocuğun merakını, özgüvenini ve geleceğe dair umudunu güçlendirebilmek, bu iş birliğinin bizim için en kıymetli karşılığını oluşturuyor. Eksun Gıda olarak Sinangil markamızla çocukların yaşamına değer katan projelerde sorumluluk üstlenmeyi sürdüreceğiz.” Yaz tatilinde öğrenme ve eğlenme keyfi Yaklaşık on yıldır devlet koruması altındaki çocuklara yönelik çalışmalar yürüten Kalben Derneği, Ekinlik Adası’nda hayata geçirdiği Çocuk Köyü Projesi’yle çocuklara güvenli bir ortamda tatil yapma ve farklı deneyimler kazanma imkanı sunuyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı iş birliğiyle her hafta onlarca çocuğun ağırlandığı köyde, bir haftalık konaklama süresince sosyal, kültürel ve eğitsel faaliyetler gerçekleştiriliyor. Atölyeler ve çeşitli etkinliklerle çocukların birlikte öğrenmeleri, yeni arkadaşlıklar kurmaları ve tatillerini keyifle geçirmeleri hedefleniyor. Sinangil ve Kalben Derneği tarafından düzenlenen pastacılık atölyesinin ardından çocuklara, köyde geçirdikleri zamanı yaratıcı etkinliklerle değerlendirmeleri ve doğayla iç içe eğlenmeleri için Doğa Dostu Etkinlik Kiti ve uçurtma hediye edildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

L’Oréal'den İklim Krizi Fonu’na 20 milyon Euro’luk Ek Kaynak Haber

L’Oréal'den İklim Krizi Fonu’na 20 milyon Euro’luk Ek Kaynak

Tekno-güzellik devi, 2023 yılından bu yana 32 ülkede yürüttüğü 30’dan fazla projeyle sağlık, temiz su, gıda güvenliği ve afetlere dayanıklılık alanlarında somut destekler sunuyor. İklim değişikliğinin etkilerinin dünya genelinde giderek daha görünür hale geldiği bir dönemde L’Oréal, İklim Krizi Fonu’na yönelik desteğini büyüterek yeni bir kaynak ayırdığını açıkladı. Şirket, 2030 yılına kadar sağlayacağı ilave 20 milyon Euro’luk kaynakla, iklim krizinden en fazla etkilenen kırılgan toplulukların afetlere karşı dayanıklılığını artırmayı hedefliyor. Sahada üç yıl boyunca yürütülen uygulamalar ve iş ortaklarıyla gerçekleştirilen kapsamlı çözüm doğrulama süreçlerinin ardından fon, ikinci aşamasına geçerek başarısı kanıtlanmış modelleri ölçeklendirerek hem risklerin önlenmesini hem de acil durum müdahale kapasitesini güçlendirmeyi amaçlıyor. 2025 yılında dünya genelinde kaydedilen 358 doğal afetin 110 milyondan fazla insanı etkilediği ve bu olayların yüzde 85’inin iklim kaynaklı olduğu belirtilirken, L’Oréal’in fonu bu zorluklara karşı fark yaratmak ve kırılgan toplulukları desteklemek için çalışıyor. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan L’Oréal CEO’su Nicolas Hieronimus, “Güzellik, en iyi haliyle insan onurunun ve özgüveninin bir ifadesidir. Ancak sağlık, güvenlik ve daha iyi bir yaşam için gerekli temel koşullar olmadan bunun bir anlamı yoktur. İklim Krizi Fonu’na yönelik bu yenilenen taahhüdümüz, dünyayı harekete geçiren güzelliği yaratma misyonumuzun bir parçasıdır” dedi. L’Oréal Kurumsal Sorumluluk Direktörü Ezgi Barcenas ise, “İklim değişikliği çevre, insan sağlığı, geçim kaynakları ve güvenlik üzerinde geniş kapsamlı etkiler yaratıyor. Dayanıklılık inşa etmek artık bir zorunluluk. Sağlık hizmetlerine, temiz suya ve gıda güvenliğine erişimi artırarak toplulukların iklim krizlerine hazırlanmasına ve toparlanmasına yardımcı olma kapasitemizi derinleştiriyoruz” ifadelerini kullandı. İklim krizine karşı yerel çözümler küresel etkiye dönüşüyor L’Oréal İklim Krizi Fonu, 2023 yılından bu yana 32 ülkede 30’dan fazla projeyi destekledi. Hindistan'da, HERA (eski adıyla Climate Resilience for All) ve Self-Employed Women's Association (SEWA) iş birliğiyle, kayıt dışı sektörde çalışan 50 bin kadın için türünün ilk örneği olan bir aşırı sıcaklık sigortası programı hayata geçirildi. Peru ve Ekvador'da, World Vision France iş birliğiyle fon, yerli halkın geleneksel bilgisini bilimsel verilerle bir araya getiren bir yapay zekâ sistemi geliştirilmesine katkı sağlıyor. Bu sistem sayesinde Amazon bölgesindeki topluluklar sel ve diğer iklim tehditlerini daha iyi öngörebiliyor ve bu risklere karşı daha etkin şekilde hazırlık yapabiliyor. Kenya'da ise iklim değişikliğinin küresel ruh sağlığı krizini derinleştirdiği gerçeğinden hareketle, Slum Dwellers International iş birliğiyle Nairobi'nin kayıt dışı yerleşim bölgelerinde yaşayan 1.300 genç eğitiliyor. Bu gençler, topluluk temelli psikososyal destek programlarını yürütmek üzere hazırlanarak, toplumun kendi içinden güç alan sürdürülebilir bir ruh sağlığı dayanıklılığı modeli oluşturuyor. L'Oréal İklim Krizi Fonu, şirketin küresel sorunlara farklı açılardan çözüm üretmek amacıyla oluşturduğu geniş ekosistemin önemli bir parçasını oluşturuyor. Bu ekosistem kapsamında hayırseverlik fonları (L'Oréal Kadınların Güçlendirilmesi Fonu ve L'Oréal İklim Krizi Fonu), etki yatırımları (L'Oréal Doğanın Yenilenmesi Fonu ve Döngüsel İnovasyon Fonu), borç finansmanı (Solstice Fund) ile sürdürülebilir inovasyon hızlandırıcısı (L'AcceleratOR) yer alıyor. Bu girişimler kapsamında bugüne kadar toplam 415 milyon Euro’luk taahhütte bulunulurken, söz konusu çalışmalar “Gelecek için L'Oréal” sürdürülebilirlik programının temel yapı taşlarından birini oluşturuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Atma Bağışla Projesiyle 6 Binden Fazla Çocuğa Eğitim Desteği Haber

Atma Bağışla Projesiyle 6 Binden Fazla Çocuğa Eğitim Desteği

Her yıl 5 Haziran’da kutlanan Dünya Çevre Günü, çevresel sorunlara dikkat çekmek ve sürdürülebilir bir gelecek için bireylerin, kurumların ve toplumların sorumluluklarını yeniden değerlendirmelerine olanak tanıyor. İklim krizi, doğal kaynakların tükenmesi ve hızla artan atık miktarı, çevresel farkındalığın yalnızca belirli günlerde değil, yaşamın her alanında somut adımlarla desteklenmesini gerekli kılıyor. Bu anlayışla hareket eden Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV), 2017 yılında hayata geçirdiği Atma Bağışla projesi ile kullanılmayan elektronik eşyaların geri dönüşümünü sağlayarak hem çevrenin korunmasına hem de çocukların eğitimine katkı sunan sürdürülebilir bir model oluşturuyor. Elektronik atıklar çevre için risk, gelecek için fırsat olabilir Teknolojik cihazların kullanım ömrünün kısalmasıyla birlikte elektronik atık miktarı her geçen yıl artıyor. Doğru şekilde geri dönüştürülmeyen elektronik atıklar; içerdikleri ağır metaller ve zararlı bileşenler nedeniyle toprak, su ve hava üzerinde ciddi çevresel riskler oluşturuyor. Ancak aynı atıklar, doğru kanallarla değerlendirildiğinde hem doğal kaynakların korunmasına katkı sağlayabiliyor hem de sosyal fayda yaratabiliyor. TEGV’in T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından Yetkilendirilmiş Kuruluş olarak görevlendirilen Bilişim Sanayicileri Derneği (TÜBİSAD) ile ortak hareket ederek 2017 yılında hayata geçirdiği ‘Atma Bağışla’ projesi çevre ve eğitimi ortak bir amaç etrafında buluşturuyor. 6 binden fazla bireysel, 700’den fazla kurumsal bağışçı Proje kapsamında evlerde, okullarda ve iş yerlerinde kullanılmayan elektronik cihazlar bağışlanarak lisanslı geri dönüşüm tesislerinde çevreye duyarlı şekilde geri dönüştürülüyor. Elde edilen gelir ise TEGV’in çocuklara sunduğu nitelikli eğitim desteğine kaynak olarak aktarılıyor. Bugüne kadar 6 binden fazla bireysel bağışçı ve 700’den fazla kurumsal bağışçının desteğiyle; 725 ton elektronik atık geri dönüşüme kazandırıldı ve elde edilen gelirle 6 bin 460’dan fazla çocuk nitelikli eğitim desteğiyle buluştu. Atma Bağışla projesi, atıkların yalnızca bertaraf edilmesi gereken unsurlar olmadığını; doğru şekilde değerlendirildiğinde hem doğanın korunmasına hem de çocukların geleceğinin desteklenmesine katkı sağlayabileceğini ortaya koyuyor. Bireyler ve kurumlar için somut bir katkı alanı Atma Bağışla, sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sunmak isteyen kurumlar için kolay, erişilebilir ve ölçülebilir bir katılım modeli sunuyor. Kullanılmayan elektronik cihazların bağışlanmasıyla başlayan süreç, çevresel etkinin yanı sıra eğitime doğrudan destek sağlayan toplumsal faydaya dönüşüyor. Projeye destek olmak isteyen kurumlar e-atıkların dönüşümüyle Türkiye’nin dört bir yanındaki çocukların TEGV’de nitelikli eğitim desteği almasına katkı sağlıyor. Ödüllerle tescillenen sürdürülebilir etki Atma Bağışla projesi, çevresel ve toplumsal faydayı bir araya getiren yaklaşımıyla bugüne kadar birçok prestijli ödüle layık görüldü. Proje; İstanbul Marketing Awards'ta "Sürdürülebilirlik / Geri Dönüşüm" kategorisinde; TÜHİD Altın Pusula Ödülleri kapsamında "Alâeddin Asna Kurumsal Sorumlulukta Tutarlılık ve Süreklilik Ödülü" ile; Kurumsal Sorumluluk Zirvesi'nde "Atık Yönetimi" kategorisinde Bronz Ödül ile; Sürdürülebilir İş Ödülleri'nde "Atık Yönetimi" kategorisinde Bronz Ödül ile ödüllendirildi. Dünya Çevre Günü vesilesiyle TEGV, kullanılmayan elektronik cihazlarını geri dönüşüme kazandırarak hem çevrenin korunmasına hem de çocukların eğitim yolculuğuna destek olmaya davet ediyor. Proje hakkında detaylı bilgi almak ve e-atık bağışı yapmak için TEGV’in resmi web sitesi www.tegv.org ziyaret edilebiliyor. Atma Bağışla Projesi hakkında: Masaüstü ve dizüstü bilgisayar, tablet, monitör, yazıcı, bilgisayar parçaları, ses, görüntü ve müzik sistemleri, DVD okuyucu ve uydu alıcılar, masa ve cep telefonları, elektrikli ev aletleri, kablo ve adaptörler ve bahsi geçmeyen tüm elektrikle çalışan aletler, ‘Atma Bağışla Projesi’ kapsamında geri dönüştürülebilen ürünler arasında yer alıyor. ‘Atma Bağışla Projesi’ kapsamında olmayan ürünler ise; cam ve ahşap ağırlıklı (floresan ve ampüller, ahşap mobilya ve aksesuar) eşyalar, yazıcı kartuş ve tonerleri, buzdolabı, akü ve piller. Kurumsal bağış yapmak ve proje hakkında daha detaylı bilgi almak için www.atmabagisla.org adresini ziyaret edebilirsiniz. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

L’Oréal Kadınların Güçlendirilmesi Fonu’na 50 Milyon Euro Ek Kaynak Ayırıyor Haber

L’Oréal Kadınların Güçlendirilmesi Fonu’na 50 Milyon Euro Ek Kaynak Ayırıyor

L’Oréal Kadınların Güçlendirilmesi Fonu, kırılgan durumdaki kadınların ve kız çocuklarının yaşamlarını dönüştürmeyi amaçlıyor. Bu taahhüt ile kritik önemde olan sivil toplum kuruluşlarını güçlendirmeyi de hedefleyen L’Oréal; etkisini büyütmek ve mevcut zorluklara çözüm üretmek amacıyla uzman dernekler ve sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği içinde ekonomik güçlenme, eğitim, şiddetle mücadele ve cinsel ve üreme sağlığı hizmetlerine erişimden oluşan dört temel etki alanına odaklanıyor. L’Oréal CEO’su Nicolas Hieronimus “Bir asırdan uzun bir süredir kadınlar, L’Oréal’in toplumsal taahhütlerinin merkezinde yer alıyor. Kadınlar için giderek daha zorlaşan bir ortamda, kadınların güçlendirilmesinin herkes için daha adil ve sürdürülebilir bir geleceğin anahtarı olduğuna inanıyoruz. Bu inancımız, L’Oréal Kadınların Güçlendirilmesi Fonu’na beş yıl boyunca 50 milyon Euro’luk bir kaynakla yenilememize vesile oldu. Bu adım, değerlerimize ve dünyayı harekete geçiren güzelliği yaratma misyonumuzla tamamen örtüşüyor’’ ifadelerini kullandı. L’Oréal Kurumsal Sorumluluk Direktörü Ezgi Barcenas ise şunları ekledi: ‘’L’Oréal olarak kadınlar için faaliyetlerimizi yoğunlaştırmaktan gurur duyuyor; bunun toplumsal ilerleme için temel bir kaldıraç olduğuna inanıyoruz. 2020’den bu yana Kadınların Güçlendirilmesi Fonu, dünya genelinde 500’den fazla dernekle iş birliği içinde 6 milyondan fazla kadına destek sağladı. Kadınlara olan güçlü bağlılığımızı daha da pekiştirmenin, kurumsal sorumluluğumuzun derin bir parçası olduğuna inanıyoruz” dedi. Türkiye’den iki sivil toplum kuruluşu da fondan yararlandı Türkiye’deki sivil toplum kuruluşlarının da başvurarak destek alma fırsatına sahip olduğu L’Oréal Kadınların Güçlendirilmesi Fonu’nda geçtiğimiz dönemdeki faydalanıcılar arasında Türkiye’den iki sivil toplum kuruluşu da yer aldı. KAMER Vakfı, dezavantajlı kadınların sosyal ve ekonomik olarak güçlendirilmesini ve mülteci kadınların desteklenmesini amaçlayan kapsamlı projesiyle fon desteği almaya hak kazandı. Fondan yararlanmaya hak kazanan bir diğer kurum olan İmece İnisiyatifi Derneği ise yürüttüğü “Solar Age” ve “Basmane'de Okula Dönüş” projeleri için hibe desteği aldı. L’Oréal Türkiye, L’Oréal Kadınların Güçlendirilmesi Fonu aracılığıyla KAMER ve İmece iş birliğiyle 33.000’den fazla kadına doğrudan ulaştı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şenpiliç’ten Çalışan Sağlığına Güçlü Yatırım Haber

Şenpiliç’ten Çalışan Sağlığına Güçlü Yatırım

Toplumsal sorumluluğu kurum kültürünün merkezinde konumlandıran Türkiye’nin lider entegre piliç eti üreticisi Şenpiliç, çalışan sağlığını kurumsal kültürünün temel unsurlarından biri olarak ele aldığı (Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri) KETEM İş Birliği ile “Kanser Farkındalığı ve Erken Teşhis Projesi”ni; Sakarya, Samsun, Adana ve Osmaniye başta olmak üzere toplam 31 işyerinde eş zamanlı olarak hayata geçiriyor. 1.015 çalışana ulaşan ve eğitim, tarama ile mamografi olmak üzere üç aşamadan oluşan proje kapsamında, çalışanların düzenli sağlık kontrollerine erişimi kolaylaştırılarak işyeri ortamında kapsamlı sağlık hizmetlerinden faydalanmaları sağlanıyor. Bu yaklaşım, kanser farkındalığının artırılmasını ve erken teşhis bilincinin güçlenmesini odağına alıyor. Eğitim ve tarama süreçleri koordineli şekilde yürütülüyor Proje kapsamında KETEM yetkili hekimleri tarafından verilen eğitimlerde; kanser nedir, erken teşhisin önemi, tarama programları, kendi kendine muayene yöntemleri ve kanser farkındalığını artırmaya yönelik bilgiler paylaşılıyor. Eğitimlerin ardından, gönüllülük esasına dayalı olarak meme, rahim ağzı ve kolon kanserlerine yönelik taramalar gerçekleştiriliyor. İşyeri çalışan sayısına göre KETEM mobil tarama araçları işyerlerine yönlendirilirken, bazı lokasyonlarda çalışanlar ilçe KETEM merkezlerine ulaştırılıyor. Tarama sonuçları gizlilik esasına uygun şekilde çalışanlara bireysel olarak iletiliyor. Gerekli görülen vakaların ileri tetkik ve izlem süreçleri KETEM ve ilgili sağlık kuruluşları tarafından yürütülüyor. Bu yaklaşım doğrultusunda, 2024 yılında Sakarya’nın Söğütlü ilçesinde gerçekleştirilen KETEM taramalarından elde edilen deneyimler, bu projenin kurgulanmasında belirleyici oldu. İki işyerinde yürütülen taramalarda iki çalışanın ileri tetkik için sağlık kuruluşlarına yönlendirilmesi, erken teşhisin önemini somut şekilde ortaya koydu. Saha koordinasyonu İnsan Kaynakları liderliğinde yürütüldü Proje, Şenpiliç İnsan Kaynakları Direktörlüğü koordinasyonunda, il ve ilçe KETEM birimleriyle iş birliği içinde hayata geçirildi. Sürecin saha organizasyonu ve kurum içi koordinasyonu ise Söğütlü İnsan Kaynakları Yöneticisi Merve Gündüz tarafından yürütüldü. Çalışan sayısı ile yaş ve cinsiyet dağılımları dikkate alınarak yapılan ihtiyaç analizinin ardından eğitim ve tarama planları oluşturuldu. Eğitim ve tarama süreçleri, iç iletişim e-postaları, afişler ve bilgilendirme toplantıları aracılığıyla çalışanlara duyuruldu. Şenpiliç, organizasyon ve zaman planlamasından çalışan katılımının desteklenmesine kadar sürecin tüm aşamalarında aktif rol alırken; KETEM ekipleri eğitim, tarama, sonuç değerlendirme ve yönlendirme sorumluluğunu üstlendi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Derimod İlk Sürdürülebilirlik Raporunu Yayınladı Haber

Derimod İlk Sürdürülebilirlik Raporunu Yayınladı

Türkiye’nin lider ayakkabı ve deri giyim markası Derimod, 50. yılını geride bırakan yolculuğunda önemli bir adım daha atarak ilk sürdürülebilirlik raporunu paylaştı. Raporda markanın sorumlu büyüme yaklaşımı, sürdürülebilirlik hedefleri, çevresel sosyal ve yönetişim çalışmaları yer alıyor. Derimod bir yeniliğe imza atarak rapora “sektörünün ilk Sorumlu İletişim Taahhüdü”yle başlıyor. Ayrıca rapor, moda sektörünün karbon ayak izi dengelenmiş “ilk sürdürülebilirlik raporu” olma özelliği de taşıyor. Modanın her aşamasında etkilerini olumlu hale getirerek; insanlar, gezegen ve sürdürülebilir kalkınma için daima “iyi olma” halini iş modelinin merkezine aldığını vurgulayan Derimod; rapor aracılığıyla “Sürdürülebilir Yaşam Taahhüdü” ile kapsayıcı süreçler geliştirdiğini duyurdu. Yayınlanan rapora göre Yönetim Kurulu’nda % 43, merkez ofis yönetici dağılımında ise % 45 kadın oranına sahip olan Derimod, 2028 yılına kadar mağazalardaki kadın çalışan sayısını iki katına yükseltmeyi hedefliyor. Şirket, raporda insan hakları, çeşitlilik, eşitlik, kapsayıcılık, ekosistem, iklim, döngüsellik başta olmak üzere pek çok konuda yürüttüğü çalışmalara ve hedeflerine de yer veriyor. Raporda yeni projelerine de yer veren Derimod, “Sürdürülebilir Moda Girişimcilik Merkezi” ve “Biyoçeşitlilik Fonu” gibi dünyada örneğine az rastlanır girişimlere de öncülük ederek modayı dönüştürme ve toplumsal faydayı yaygınlaştırma konusundaki kararlılığını gösteriyor. “Sürdürülebilirlik Bizim İçin Yeni Bir Kavram Değil, DNA’mızın Bir Parçası” Derimod İcra Kurulu Başkanı Murat Zaim, raporla ilgili yaptığı açıklamada “moda sektörü durmaksızın değişiyor ve dönüşüyor. Biz bu değişime sadece uyum sağlamakla kalmıyor, onu yönlendirmeyi de hedefliyoruz ve bu noktada sorumlu büyüme anlayışımız devreye giriyor. Derimod’un 50 yıllık geçmişi boyunca kısa vadeli kazançların ötesinde; tedarikçilerimizden çalışanlarımıza, mağazalarımızdan müşterilerimize kadar tüm ekosistemimizle birlikte varlıklarımızı koruyarak ve değer yaratarak sorumlu büyümeye odaklandık. Sürdürülebilirlik bizim için yeni bir kavram değil DNA’mızın bir parçası” dedi. “Gerçekçi ve Ulaşılabilir Sürdürülebilirlik Hedeflerine İnanıyoruz” Derimod Yönetim Kurulu Üyesi Ali Zaim, “Sürdürülebilirlik yolculuğumuzu şirket olarak tek başına değil tedarikçiler, çalışanlar, müşterilerimiz ve yaşadığımız toplumla kapsayıcı şekilde ele alıyoruz. Derimod Eğitim ve Kültür Vakfı ile kurumsal sorumluluk projelerini, toplumsal cinsiyet eşitliği hedeflerini ve kalıcı kalkınma hedeflerimizi daha güçlü şekilde hayata geçirmek istiyoruz” diyerek görüşlerini ifade etti. Aynı zamanda markanın Sürdürülebilirlik Lideri olan Zaim, “sürdürülebilirliğin kendileri için bir iletişim konusu değil iş yapış biçimi olduğunu” belirterek; “gerçekçi ve ulaşılabilir hedeflerle kadının istihdamda ve üretimde güçlenmesi, döngüsel moda, iklim dostu uygulamalar ve toplumsal etki projeleriyle sektördeki dönüşüme öncülük etmek istiyoruz” dedi. Derimod Kategori Direktörü ve Sürdürülebilirlik Sözcüsü Canberk Akkaya ise şu değerlendirmeyi yaptı: “Sürdürülebilirlik kavramının aşırı kullanımından kaçınıyoruz. Bu yaklaşımımızı paydaşlarımıza da gösterebilmek için sektörümüzde ‘Sorumlu İletişim Taahhüdü’ yayınlayan ilk marka olduk. Sürdürülebilirlik yönetimi bizim için işimizin odağında, katılımcı ve sürekli gelişen bir süreç. Raporumuzun ve hedeflerimizin iletişimini de Sürdürülebilirlik Çalışma Grubu’ndaki gönüllü arkadaşlarımız yürütüyor.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.