Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kurumsal Yönetim

Kapsül Haber Ajansı - Kurumsal Yönetim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kurumsal Yönetim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Şişecam’a World Fınance 2026’dan “Kurumsal Yönetim” Ödülü Haber

Şişecam’a World Fınance 2026’dan “Kurumsal Yönetim” Ödülü

Cam ve kimyasallar sektörlerinin küresel oyuncusu Şişecam, kurumsal yönetim alanındaki güçlü ve bütüncül yaklaşımıyla uluslararası arenada önemli bir başarıya imza attı. Şirket, İngiltere merkezli World Finance dergisi tarafından düzenlenen “Corporate Governance” (Kurumsal Yönetim) 2026 Ödülleri kapsamında Türkiye’nin en iyisi ödülüne layık görüldü. Söz konusu ödüller; güçlü yönetişim modelleri geliştiren, daha iyi bir toplumun oluşmasına katkı sağlayan ve sorumlu karar alma anlayışını tüm faaliyetlerine başarıyla entegre eden kurumları onurlandırıyor. Şişecam, kurumsal yönetimi sürdürülebilir büyümenin ve uzun vadeli değer yaratımının temel yapı taşlarından biri olarak ele alıyor. Uluslararası standartlarla uyumlu, disiplinli ve sorumlu bir yaklaşımla hareket eden Şişecam, kurumsal yönetim ilkelerini günlük operasyonlarının ayrılmaz bir parçası haline getiriyor. Şirketin entegre iş modeli de bu yaklaşımı destekliyor. Cam ve kimyasallar iş kolları arasındaki bilgi ve inovasyon akışını destekleyerek sürdürülebilir ve katma değer yaratan çözümler geliştirmesine imkân tanıyor. Şişecam Genel Müdürü Can Yücel söz konusu ödüle ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Şişecam’da kurumsal yönetim; yalnızca bir ilke seti değil, tüm faaliyetlerimizin temelini oluşturan bir iş yapış biçimi. Şeffaflık ve hesap verebilirliği, paydaşlarımızla kurduğumuz güven ilişkisini güçlendiren en önemli unsurlar olarak görüyoruz. Müşterilerimizden çalışanlarımıza, iş ortaklarımızdan hissedarlarımıza kadar tüm paydaşlarımız için kalıcı değer yaratmanın ancak hak ve menfaatlerin dengeli bir şekilde gözetildiği, adil ve sorumlu bir yönetim anlayışıyla mümkün olduğuna inanıyoruz. Uluslararası standartlarla uyumlu, disiplinli ve dijitalleşmeden güç alan yönetişim modelimizle, küresel ölçekte güçlü ve güvenilir konumumuzu kararlılıkla sürdürüyoruz.” Şişecam, güçlü yönetişim yapısı ve etik değerlere bağlı iş anlayışıyla; kârlılık ve operasyonel verimlilik hedeflerini tüm paydaşları için sürdürülebilir değer yaratma vizyonuyla birlikte hayata geçirmeye devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hyundai 2026 Sürdürülebilirlik Raporu’nu Yayımladı Haber

Hyundai 2026 Sürdürülebilirlik Raporu’nu Yayımladı

Hyundai, sürdürülebilirlik alanındaki çalışmaları, elde ettiği başarıları, hedefleri ve gelecek planlarını kapsayan 2026 Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayımladı. Hyundai, 2003 yılından bu yana her yıl yayımladığı sürdürülebilirlik raporuyla finansal ve finansal olmayan performansını yatırımcılar, müşteriler ve diğer küresel paydaşlarıyla şeffaf bir şekilde paylaşmayı sürdürüyor. Hyundai Motor Company Başkanı ve CEO’su José Muñoz, rapora ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Hyundai olarak ilerlemenin kendiliğinden gerçekleşeceğini hiçbir zaman varsaymıyoruz. İlerleme, her yıl kararlı ve istikrarlı adımlarla elde edilir. Sürdürülebilirlik, yüksek teknoloji odaklı mobilite şirketine dönüşümümüzün temel yapı taşlarından biridir. Bu rapor, 2025 yılı boyunca ekiplerimizin ortaya koyduğu çalışmaları, kaydettiğimiz ilerlemeyi ve önümüzde duran hedefleri ortaya koyuyor. Bugüne kadar kat ettiğimiz yoldan gurur duyarken, ulaşmamız gereken hedeflerin de farkındayız. Bu yıl ve sonrasında da daha fazlasını başarmaya devam edeceğiz”. 2026 Sürdürülebilirlik Raporu, Çevre (Environment), Sosyallik (Social) ve Yönetim (Governance) olmak üzere üç ana bölümden oluşuyor. Çevre alanındaki çalışmalar hız kesmeden devam ediyor. Raporun çevre bölümünde, Hyundai’nin yenilenebilir enerjiye geçiş sürecinde kaydettiği önemli ilerlemelere yer veriliyor. Öne çıkan gelişmeler arasında: Avrupa, Kuzey Amerika ve Hindistan’daki tüm operasyonlarda kullanılan elektriğin yüzde 100’ünün yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanmasını ifade eden RE100 hedefinin gerçekleştirilmesi,ABD’nin Georgia eyaletinde kurulan Hyundai Motor Group Metaplant America (HMGMA) tesisinde 147 MW kapasiteli güneş enerjisi elektrik satın alma anlaşmasının (PPA) imzalanması,Döngüsel ekonomiyi desteklemek amacıyla kullanım ömrünü tamamlamış bataryaların geri dönüşümüne yönelik gelişmiş bir sistemin kurulması yer alıyor. Raporda ayrıca Hyundai Motor Grubu’nun entegre hidrojen değer zincirini genişletmeye yönelik çalışmaları ile yeni nesil elektrifikasyon stratejileri de detaylı şekilde aktarılıyor. Şirket, biyolojik çeşitlilik risklerini daha etkin yönetebilmek amacıyla Doğa ile İlgili Finansal Beyanlar Görev Gücü (TNFD) çerçevesini de süreçlerine entegre ederek faaliyetlerinin çevresel etkisini en aza indirmeyi hedefliyor. Sosyal sorumluluk ve tedarik zinciri yönetiminde önemli adımlar Raporda sosyal sorumluluk başlığı altında ürün güvenliği, çalışan gelişimi ve iş sağlığı-güvenliği alanındaki çalışmalar öne çıkıyor. Başlıca gelişmeler şunlar: ABD’deki Insurance Institute for Highway Safety (IIHS) tarafından 16 Hyundai modeline Top Safety Pick (TSP) ve Top Safety Pick+ (TSP+) güvenlik derecelendirmelerinin verilmesi İş sağlığı ve güvenliği standartlarını daha da ileri taşımak amacıyla 2030 İş Güvenliği Yönetim Stratejisi (Together for BAROZERO) programının hayata geçirilmesi ve bu alandaki yatırımların artırılması. Şirket ayrıca, otomotiv sektörünün elektrifikasyon ve yapay zekâ odaklı dönüşüm sürecine çalışanların uyumunu desteklemek amacıyla “Just Transition” programını hayata geçirdi. Program kapsamında çalışanlara eğitim ve gelişim fırsatları sunuluyor. Kurumsal yönetim yapısı güçleniyor Raporda, Hyundai yönetim kurulunun çeşitliliğini ve bağımsızlığını artırmaya yönelik çalışmaları da yer alıyor. Öne çıkan uygulamalar arasında: Yönetim Kurulu karar alma süreçlerinde şeffaflığı artırmak amacıyla Baş Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi (Lead Independent Director) sisteminin uygulanmaya başlanması,Toplam 12 kişilik yönetim kurulunda dört kadın ve üç uluslararası üyenin görev almasıyla çeşitlilik ve kapsayıcı liderlik anlayışının güçlendirilmesi bulunuyor. Raporda ayrıca hissedar değerini artırmaya yönelik sorumlu yönetim anlayışı ile proaktif risk yönetimi uygulamaları da detaylandırılıyor. Bu kapsamda: 2025-2027 döneminde en az yüzde 35 Toplam Hissedar Getirisi (TSR) hedefleyen Value-up Programı,Yapay zekâ teknolojilerinin etik ve sorumlu kullanımını yönlendirmek amacıyla geliştirilen AI Governance Framework (Yapay Zekâ Yönetim Çerçevesi) öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor. Not: Hyundai’nin yurt dışı operasyonlarında yenilenebilir enerji kullanım oranı, Yenilenebilir Enerji Sertifikaları (REC) ve Elektrik Satın Alma Anlaşmaları (PPA) gibi uygulamalar sayesinde 2025 yılı itibarıyla yüzde 76 seviyesine ulaştı. Sürdürülebilirlik raporuna erişim artık daha kolay Hyundai Motor, sürdürülebilirlik çalışmalarının daha geniş kitleler tarafından kolayca takip edilebilmesi amacıyla bu yıl ana raporun yanında ayrı bir Özet Rapor da yayımladı. Özet raporda iklim değişikliğiyle mücadele, sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimi ve şirketin temel sürdürülebilirlik performans göstergeleri sade ve anlaşılır bir şekilde sunuluyor. 2026 Hyundai Motor Sürdürülebilirlik Raporu ve Özet Rapor, Hyundai resmi internet sitesindeki sürdürülebilirlik sayfasından incelenebiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Golda Gıda 1-2 Temmuz’da Yatırımcılarla Buluşuyor Haber

Golda Gıda 1-2 Temmuz’da Yatırımcılarla Buluşuyor

30 yıllık üretim tecrübesiyle gıda sektörünün güçlü markaları arasında yer alan Golda Gıda halka arzında yarın talep toplama başlıyor. Misyon Yatırım Bankası ve Gedik Yatırım liderliğinde gerçekleştirilecek halka arz kapsamında talep toplama, 1-2 Temmuz tarihlerinde Borsa İstanbul Birincil Piyasa'da "Borsada Satış-Sabit Fiyatla Talep Toplama ve Satış" yöntemiyle yapılacak. Golda Gıda'nın çıkarılmış sermayesinin 200 milyon TL'den 250 milyon TL'ye yükseltilmesi nedeniyle 50 milyon TL nominal değerli paylar sermaye artırımı, 37 milyon 499 bin 998 TL nominal değerli paylar ise ortak satışı olmak üzere toplam 87 milyon 499 bin 998 TL nominal değerli pay yatırımcılara sunulacak. Pay başına 9,20 TL sabit fiyatla gerçekleşecek halka arzın büyüklüğünün yaklaşık 805 milyon TL, halka açıklık oranının ise yüzde 35 olması bekleniyor. Katılım endeksine uygun olan Golda Gıda payları, Borsa İstanbul Ana Pazar'da GOLDA koduyla işlem görecek. Sermaye piyasalarının şirketlerin sürdürülebilir büyümesinde önemli bir rol üstlendiğini belirten Bera Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Telat Seher, "Bera Holding olarak uzun yıllardır üretim yapan, güçlü temellere sahip şirketlerimizin gelişimini sermaye piyasalarıyla desteklemeyi stratejik bir yaklaşım olarak görüyoruz. Halka arzlar sayesinde şirketlerimiz kurumsal yönetim, şeffaflık ve hesap verebilirlik alanlarında yeni bir gelişim ivmesi kazanıyor. Golda Gıda'nın halka arzı da bu anlayışımızın yansımasıdır. Şirketimizin, Karaman'ın ilk, Konya'nın ise dokuzuncu halka açık şirketi olacak olması da bölgemiz adına ayrı bir gurur kaynağı. Sermaye piyasalarının Anadolu'daki üretim gücünü daha görünür kılacağına ve yeni başarı hikayelerine zemin hazırlayacağına inanıyoruz" dedi. Golda Gıda'nın kaliteli üretimi, güçlü ihracat ağı ve yatırım potansiyeliyle Bera Holding'in değerli şirketleri arasında yer aldığını vurgulayan Seher, bugün bu başarı hikayesini yatırımcılarla buluşturmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirtti. Seher, önümüzdeki dönemde de Bera Holding'in büyüme potansiyeli yüksek şirketlerini sermaye piyasalarıyla buluşturmayı hedeflediklerini açıkladı. "Halka arz büyüme ivmemizi hızlandıracak" Golda Gıda Genel Müdürü Fatih Doğan ise yaklaşık 30 yıldır kalite odaklı üretim anlayışıyla faaliyet gösterdiklerini belirterek, Karaman Kazımkarabekir'deki 1 milyon 78 bin metrekarelik entegre üretim alanında makarna, un, irmik, bakliyat, bisküvi ve gofret üretimi gerçekleştirdiklerini söyledi. Ürünlerini bugün 6 kıtada 60'tan fazla ülkeye ulaştırdıklarını belirten Doğan, cirolarının yarıdan fazlasını makarna satışlarının oluşturduğunu, toplam ihracatlarının ise yaklaşık yüzde 76'sının makarnadan geldiğini ifade etti. Doğan, halka arzın şirket açısından yeni bir dönemin başlangıcı olduğunu belirterek şöyle konuştu: "Halka arzı şirketimizin yurt içi ve yurt dışındaki büyüme hedeflerini destekleyecek stratejik bir adım olarak görüyoruz. Kurumsal yapımızı daha da güçlendirecek, şeffaflık ve hesap verebilirlik anlayışımızı ileri taşıyacağız. Güçlü üretim altyapımızı yeni yatırımlarla destekleyerek hem üretim kapasitemizi hem de operasyonel verimliliğimizi artırmayı hedefliyoruz." Halka arz geliri kapasite artışı ve modernizasyon yatırımlarında kullanılacak Doğan, halka arzdan elde edilecek gelirin yüzde 50-60'lık bölümünü makarna, irmik, bakliyat ve bisküvi üretim hatlarına yönelik kapasite artışı ve modernizasyon yatırımlarında, kalan yüzde 40-50'lik bölümünü ise işletme sermayesinin güçlendirilmesinde değerlendirmeyi planladıklarını belirtti. Doğan, “Anadolu buğdayının kalitesini ve lezzetini daha geniş pazarlara ulaştırmayı hedefliyoruz. Bunun yanında katma değeri yüksek ürün gruplarına odaklanacak, ürün çeşitliliğimizi artıracak, yeni pazarlara açılırken mevcut ihracat pazarlarımızdaki etkinliğimizi de güçlendireceğiz." dedi. 2026'nın ilk çeyreğinde büyüme ivmesini korudu Şirketin finansal performansına ilişkin de bilgi veren Fatih Doğan, küresel piyasalardaki zorlu koşullara rağmen operasyonel verimlilik odaklı büyüme stratejisini sürdürdüklerini belirtti. Doğan, "2026 yılının ilk çeyreğinde hasılatımız 685 milyon TL'yi aşarken, özkaynaklarımız 3,9 milyar TL'ye ulaştı. Aynı dönemde brüt kârımız geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10 artışla yaklaşık 91 milyon TL olarak gerçekleşti. Halka arzdan sağlayacağımız kaynakla kapasite artışı, modernizasyon ve verimlilik yatırımlarımızı hızlandırarak rekabet gücümüzü daha da artırmayı hedefliyoruz." dedi. Sürdürülebilirlik yatırımları devam ediyor Sürdürülebilirliği uzun vadeli büyüme stratejisinin temel unsurlarından biri olarak gördüklerini belirten Doğan, Sıfır Atık Belgesi, ISO 50001 Enerji Yönetim Sistemi Sertifikası, kojenerasyon tesisi ve 1,8 MW kurulu güce sahip güneş enerji santraliyle enerji verimliliğini artırmaya yönelik önemli yatırımlar gerçekleştirdiklerini söyledi. Doğan, verimlilik ve kapasite artışını desteklemek amacıyla ilave güneş enerji santrali ve enerji depolama yatırımlarını da değerlendirdiklerini belirterek, çevreye ve topluma değer üreten sürdürülebilir üretim anlayışını geliştirmeye devam edeceklerini ifade etti. "Golda Gıda sermaye piyasalarına güçlü bir adım atıyor" Golda Gıda’nın halka arz sürecine liderlik eden Misyon Yatırım Bankası ve Gedik Yatırım, şirketin sermaye piyasalarına güçlü bir başlangıç yapacağına olan inançlarını dile getirerek, bu önemli süreçte yetkili aracı kurum olarak yer almaktan memnuniyet duyduklarını ifade etti. Misyon Yatırım Bankası Yatırım Bankacılığı ve Kurumsal Finansman Müdürü Taylan Özgür Toprak ile Gedik Yatırım Kurumsal Finansman Müdürü Barış Ürkün, Golda Gıda’nın güçlü üretim altyapısı, köklü marka yapısı, yaygın satış ağı ve sürdürülebilir büyüme vizyonuyla sermaye piyasalarına değer katacak şirketler arasında yer alacağına inandıklarını belirtti. Halka arzın, şirketin kurumsal gelişimini desteklemesinin yanı sıra daha geniş bir yatırımcı kitlesiyle buluşmasına da önemli katkı sağlayacağını vurgulayan yetkililer, şu değerlendirmede bulundu: “Nitelikli şirketlerin sermaye piyasalarına kazandırılması, hem yatırımcı tabanının genişlemesine hem de piyasaların derinleşmesine önemli katkı sağlıyor. Halka arz süreçlerinde önceliğimiz; yatırımcıların doğru, şeffaf ve zamanında bilgiye erişimini sağlarken, şirketlerin de sermaye piyasalarına sağlam temeller üzerinde adım atmalarına destek olmaktır. Golda Gıda’nın halka arzının şirket, yatırımcılar ve ülkemiz sermaye piyasaları için hayırlı olmasını temenni ediyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Efor Yatırım’ın BIST 50 Yolculuğu 1 Temmuz’da Başlıyor Haber

Efor Yatırım’ın BIST 50 Yolculuğu 1 Temmuz’da Başlıyor

Efor Yatırım Sanayi ve Ticaret A.Ş., Borsa İstanbul’un 19 Haziran 2026 tarihli duyurusuyla açıklanan 01.07.2026-30.09.2026 dönemi pay endeksleri değişiklikleri kapsamında BIST 50 Endeksi’ne dahil edildi. Söz konusu değişiklikler, 1 Temmuz 2026 itibarıyla yürürlüğe girecek. Efor Yatırım’ın BIST 50 Endeksi’nde yer alacak olması; sermaye piyasalarındaki görünürlüğünü, yatırımcılar nezdindeki takip edilebilirliğini ve kurumsal konumlanmasını güçlendiren önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Üretimden gelen gücü, çeşitlendirilmiş faaliyet yapısı ve sürdürülebilir büyüme yaklaşımıyla faaliyetlerini sürdüren Efor Yatırım; çay, gübre ve madencilik alanlarında yarattığı katma değerle Türkiye’nin üretim ekosistemine katkı sağlamaya devam ediyor. “BIST 50’ye dahil olmak, uzun vadeli yatırım yaklaşımımızın önemli bir yansımasıdır” Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Efor Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Akkuş, şu ifadeleri kullandı: “Efor Yatırım olarak 1 Temmuz 2026 itibarıyla BIST 50 Endeksi’nde yer alacak olmayı, sermaye piyasalarındaki görünürlüğümüzü güçlendiren önemli bir kilometre taşı olarak değerlendiriyoruz. Bu gelişme; çalışanlarımızın özverili emeğinin, yatırımcılarımızın güveninin ve tüm paydaşlarımızla birlikte ortaya koyduğumuz istikrarlı büyüme yolculuğunun bir sonucudur. Kuruluşumuzdan bu yana sürdürülebilir değer üretmeyi, şeffaflığı ve güçlü kurumsal yönetim anlayışını temel ilkelerimiz arasında görüyoruz. Bizim için BIST 50’ye dahil olmak, kısa vadeli bir sonuçtan çok; uzun vadeli yatırım yaklaşımımızın, üretim odaklı büyüme stratejimizin ve Türkiye ekonomisine duyduğumuz güvenin önemli bir yansımasıdır. Önümüzdeki dönemde de üretim, yatırım, istihdam ve katma değer odağımızı koruyarak; yatırımcılarımızla düzenli, şeffaf ve mevzuata uyumlu iletişimimizi sürdürmeye devam edeceğiz. Bu yolculukta bize güvenen tüm yatırımcılarımıza, çalışma arkadaşlarımıza ve iş ortaklarımıza teşekkür ediyorum.” Efor Yatırım, önümüzdeki dönemde de faaliyet gösterdiği alanlarda üretim kapasitesini, operasyonel verimliliğini ve sürdürülebilir büyüme yaklaşımını güçlendirmeye devam ediyor. Sermaye piyasalarıyla şeffaf, düzenli ve mevzuata uyumlu iletişimini sürdüren Efor Yatırım, yatırımcıları ve tüm paydaşları için uzun vadeli değer yaratmaya odaklanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şirketlerin Sürdürülebilirlik Yolculuğu Verilerle Ortaya Kondu Haber

Şirketlerin Sürdürülebilirlik Yolculuğu Verilerle Ortaya Kondu

UN Global Compact Türkiye tarafından 17 Haziran’da Hilton İstanbul Bosphorus’ta düzenlenen etkinlik; iş dünyası, kamu, akademi, sivil toplum ve Birleşmiş Milletler temsilcilerini bir araya getirdi. Etkinlikte, Türkiye’den 250 şirket dahil olmak üzere küresel ölçekte 153 ülkeden 11.435 şirketin sürdürülebilirlik verilerine dayanan UN Global Compact Türkiye 2025 İlerleme Bildirimi Analizi’nin sonuçları paylaşıldı. Analiz; dünya, Avrupa ve Türkiye ortalamalarının yanı sıra Türkiye’deki büyük şirketler ve KOBİ’lerin sürdürülebilirlik performanslarına ilişkin karşılaştırmalı bir görünüm ortaya koydu. UN Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Güliz Öztürk’ün açılış konuşmasıyla başlayan etkinlikte, UN Global Compact CEO’su Sanda Ojiambo ve UN Global Compact Avustralya Genel Sekreteri Kate Dundas da video mesajlarıyla katılımcılara seslendi. Ardından Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu Direktörü Ozan Duygulu tarafından raporun bulguları paylaşıldı. Türkiye İş Dünyası Sürdürülebilirlikte Önemli Bir Gelişim İvmesi Yakaladı Açılış konuşmasında sürdürülebilirliğin günümüzde şirketler için stratejik bir yönetim alanına dönüştüğünü vurgulayan Güliz Öztürk, şunları söyledi: “Türkiye iş dünyası sürdürülebilirliği artık isteğe bağlı bir sosyal sorumluluk faaliyeti olarak değil, stratejik bir risk ve fırsat yönetimi alanı olarak konumlandırıyor. Yönetişimden çevreye, insan haklarından yolsuzlukla mücadeleye kadar birçok göstergede küresel ve Avrupa ortalamalarına yaklaşan, hatta bazı alanlarda öne geçen bir performans görüyoruz.” Öztürk, raporun ortaya koyduğu bulguların Türkiye iş dünyasının önemli bir gelişim ivmesi yakaladığını gösterdiğini belirtirken, uygulama ve değer zinciri odaklı dönüşümün önemine de dikkat çekti: “Veriler bize politika sahipliğinde güçlü olduğumuzu ancak uygulama derinliği ve değer zinciri genelinde hesap verebilirlik alanlarında gelişim fırsatları bulunduğunu gösteriyor. Önümüzdeki dönemde başarıyı belirleyecek unsur, bu yapıların operasyonel süreçlere ve değer zincirlerine ne ölçüde yansıtılacağı olacak.” Raporda KOBİ'lerin sürdürülebilirlik dönüşümündeki rolüne de dikkat çeken Öztürk, şunları kaydetti: “Türkiye ekonomisinin omurgasını oluşturan KOBİ'lerimiz veri olgunluğu, bütçe ve uzman insan kaynağı gibi alanlarda yapısal zorluklarla karşı karşıya. Ancak KOBİ'lerimizin dönüşüm konusundaki isteği ve uyum hazırlıkları geleceğe dair önemli bir potansiyeli ortaya koyuyor. Bu dönüşümün başarısı, büyük şirketlerin değer zincirlerindeki işletmeleri desteklemesine de bağlı.” COP31’e Giden Yolda İş Dünyasının Rolü COP31’e giden süreçte iş dünyasının rolüne de değinen Öztürk, şöyle konuştu: “COP31’e yalnızca birkaç ay kalmışken, iş dünyasının iklim eylemindeki rolü her zamankinden daha kritik. Üretim kararları, yatırım tercihleri, teknoloji geliştirme kapasitesi ve tedarik zincirleri üzerindeki etkisiyle özel sektör dönüşümün merkezinde yer alıyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı UN Global Compact CEO’su Sanda Ojiambo ise video mesajında, UN Global Compact Türkiye 2025 İlerleme Bildirimi Analizi’nin Türkiye’deki şirketlerin insan hakları, adil çalışma standartları, iklim eylemi ve yolsuzlukla mücadele alanlarında kaydettikleri ilerlemeyi ortaya koyduğunu belirterek şunları söyledi: “Bu verilerin stratejilere yön vermek, dayanıklılığı güçlendirmek ve uygulamayı hızlandırmak için kullanılması gerekiyor. COP31’e yaklaşırken kaybedecek zamanımız yok. COP31; uygulamanın, cesur ve yenilikçi iş dünyası liderliğinin ve somut sonuçların COP’u olmalıdır.” UN Global Compact Avustralya Genel Sekreteri Kate Dundas da COP31’in Türkiye ve Avustralya arasında güçlü bir iş birliği zemini sunduğunu vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: “COP31; Türkiye ve Avustralya arasında iş dünyasını, hükümetleri ve sivil toplumu ortak hedefler etrafında buluşturacak önemli bir iş birliği platformu sunuyor. İhtiyacımız olan şey, şirketlerin tek başlarına değil, COP taahhütlerinin hayata geçirilmesini destekleyen güvenilir bir ağın parçası olarak birlikte hareket etmesidir.” Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen ilk oturumda, raporun ortaya koyduğu veri temelli içgörüler doğrultusunda şirketlerin sürdürülebilirlik stratejileri, düzenleyici uyum süreçleri ve rekabet avantajı yaratma alanları ele alındı. HBR Türkiye Yazı İşleri Müdürü Beliz Kudat’ın moderatörlüğündeki oturuma TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Yeşil Dönüşüm Komisyonu Başkanı Onur Ünlü, İklim Değişikliği Başkanlığı İklim Finansmanı ve Teşvikler Dairesi Başkanı Mürsel Akbulut, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu Başkanlık Müşaviri Sevgi Kılıç Er ve UN Global Compact Türkiye Genel Sekreteri Melda Çele katıldı. Günün ikinci oturumunda ise CNBC-e’den Gazeteci ve Televizyon Sunucusu Şafak Tükle moderatörlüğünde Anadolu Efes CEO’su Onur Altürk, Zurich Sigorta Grubu Türkiye CEO’su Yılmaz Yıldız, Borusan Holding İnsan, İletişim ve Sürdürülebilirlik Grup Başkanı Nursel Ölmez Ateş ve Vanelli Tekstil Strateji Direktörü ve Yönetim Kurulu Üyesi Sadi Cem Türkün, COP31’e giden süreçte iş dünyasının iklim yol haritasını değerlendirdi. UN Global Compact Türkiye 2025 İlerleme Bildirimi Analizi; yönetişim, insan hakları ve çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele başlıklarında Türkiye’deki şirketlerin sürdürülebilirlik alanındaki ilerlemelerini ortaya koyarken önümüzdeki dönemde odaklanılması gereken alanlara ilişkin önemli içgörüler sundu. RAPORUN ORTAYA KOYDUĞU 8 ÖNCELİKLİ EYLEM ALANI Analiz, Türkiye iş dünyasının sürdürülebilirlik performansını daha ileri taşımak amacıyla sekiz öncelikli eylem alanı öneriyor: 1. Ölçülebilir hedefler ve yıllık ilerleme göstergeleri belirlemek Sürdürülebilirlik alanlarında politika ve taahhütlerinin olması önemli bir başlangıç olmakla birlikte, taahhütlerin zamana bağlı, sorumluları tanımlanmış ve performans göstergeleriyle ilişkilendirilmiş biçimde kurgulanması gerekmektedir. Çevre, insan hakları, çalışma standartları, yolsuzlukla mücadele ve yönetişim alanlarındaki taahhütlerin kamuya açık paylaşılması ve yıllık ilerlemenin raporlanması hesap verebilirlik kültürünü güçlendirecektir. 2. Sürdürülebilirlik yönetişimini operasyonel karar alma süreçlerine derinleştirmek Üst yönetim düzeyindeki sahiplik; sürdürülebilirlik performansının iş stratejisi, yatırım kararları, risk yönetimi, tedarikçi seçim kriterleri, insan kaynakları ve ücretlendirme sistemleriyle ilişkilendirilmesiyle güçlendirilmelidir. Sürdürülebilirlik hedeflerinin üst düzey yöneticilerin performans göstergelerine entegre edilmesi bu alanın kurumsal öncelik olarak kalıcı olmasını ve gelişmesini sağlayacaktır. 3. Değer zinciri yaklaşımını güçlendirmek Şirketlerin kendi operasyonlarındaki uygulama kapasitesi görece güçlüdür; ancak tedarikçiler ve iş ortakları düzeyinde izleme, eğitim, denetim ve düzeltici eylem mekanizmaları sınırlı kalmaktadır. Yönetişim çerçevesi içinde insan hakları, çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele başlıklarında tedarikçi davranış kuralları, risk bazlı ön değerlendirme süreçleri, sürdürülebilir satın alma kriterleri ve izleme-denetim mekanizmaları yaygınlaştırılmalıdır. Şirketler değer zincirindeki dönüşümü uyum beklentileriyle değil; kapasite geliştirme, finansal destek ve ortak öğrenme mekanizmalarıyla desteklemelidir. 4. İnsan hakları ve çalışma standartlarında durum tespiti süreçlerini kurumsallaştırmak Çocuk işçiliği, zorla çalıştırma, örgütlenme özgürlüğü, cinsiyet eşitliği, ayrımcılıkla mücadele, iş sağlığı ve güvenliği başlıklarında politika beyanlarıyla yetinilmemeli; riskleri proaktif biçimde tespit eden, önleyen, azaltan ve telafi eden mekanizmalar kurulmalıdır. Şikâyet mekanizmaları, erişilebilir, misilleme riskini önleyen ve etkili önleme ve telafi sağlayan yapılar olarak tasarlanmalıdır. 5. Çevre alanında taahhütlerden sistematik uygulamaya geçmek Enerji, atık, iklim ve su başlıklarındaki güçlü politika zemini; bilim temelli hedefler, net sıfır geçiş planları, fiziksel iklim riski ve senaryo analizleri, su stresi ve havza bazlı risk değerlendirmeleri, biyoçeşitlilik etkilerinin ölçülmesi ve döngüsel ekonomi uygulamalarıyla güçlendirilmelidir. 6. İklim eyleminden dayanıklı dönüşüme geçmek İklim eylemi yalnızca emisyon azaltımıyla sınırlı şekilde değil; uyum, dayanıklılık, doğa ve değer zinciri dönüşümüyle birlikte ele alınmalıdır. Bu yaklaşım, şirketlerin artan iklim ve doğa kaynaklı risklere karşı uzun vadeli rekabetçiliklerini korumalarını ve değişen piyasa beklentilerine daha etkin uyum sağlamalarını destekleyecektir. 7. Yolsuzlukla mücadelede iç mekanizmaları dış denetimle desteklemek İş etiği, şirket içi uyum konusu olmanın ötesinde; adil rekabet ve sürdürülebilir değer zincirleri için kolektif bir sorumluluk alanı olarak ele alınmalıdır. 8. Veri kalitesi, doğrulama ve şeffaflığı güçlendirmek Veri toplama altyapılarının geliştirilmesi, ölçülen verilerin tutarlı biçimde raporlanması ve mümkün olan alanlarda bağımsız doğrulama süreçlerinin devreye alınması gerekmektedir. Toplumsal cinsiyete dayalı ücret farkı, iş kazaları, değer zinciri insan hakları riskleri, su ve biyoçeşitlilik göstergeleri, sera gazı emisyonları gibi alanlardaki veri eksikliklerinin giderilmesi hesap verebilirliği artıracaktır. Verinin mevcudiyeti ve kalitesi artık sürdürülebilir finansmana erişimin de ön koşullarından biri haline gelmektedir.

BORSAN Kablo İSO 500 Listesi’nde 374. Sırada Haber

BORSAN Kablo İSO 500 Listesi’nde 374. Sırada

40 yılı aşkın köklü geçmişiyle ülkemizdeki güçlü konumunun yanı sıra dünya genelinde 100’e yaklaşan ülkeyi kapsayan geniş bir coğrafyaya katma değerli ihracat gerçekleştiren Borsan, Türkiye’nin en büyük 500 Sanayi Kuruluşu arasında istikrarlı yükselişini sürdürüyor. İstanbul Sanayi Odası’nın “Türkiye’nin En Büyük 500 Sanayi Kuruluşu” sıralamasında yükselişini sürdüren Borsan Kablo, 2025 yılı sıralamasındaki yerini dokuz basamak yukarı taşıdı ve 374. sırada yer alma başarısı gösterdi. Borsan Kablo’nun 2025 yılı toplam net satışları, bir önceki yıla oranla yaklaşık yüzde 31 artışla, 7.251.649.896 TL düzeyinde gerçekleşti. Şirketin güçlü yıllık bileşik büyüme (CAGR) performansını sürdürdüğünü vurgulayan Borsan Kablo CEO’su Arbek Akay, “2025 yılında katma değerli ürünlerimiz, güçlü kurumsal yönetim yapımız ve rekabet gücümüzü artıran dijital dönüşüm odağımız sayesinde başarılı bir performans sergiledik. Üretimimizin yüzde 70’inden fazlasını yönlendirdiğimiz ihracat tarafında önemli başarılara imza attık” dedi. 2026 Yılında Yüzde 60 Büyüme Hedefi, 180 Milyon Dolarlık Yatırım Programı Devam Ediyor Üretimin yaklaşık yüzde 70’ini ihracata yönlendirdiklerini belirten Borsan Kablo CEO’su Arbek Akay, sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye’nin 42 yıllık sanayi gücü Borsan Kablo’nun Dünya Markası olma yolculuğunu, TURQUALITY® Programı’nın desteklediği sağlam adımlarla sürdürüyoruz. 2026 yılında yaklaşık yüzde 60 oranında ciro artışı hedefliyoruz. Bu büyümeyi destekleyecek en önemli itici gücümüz, Samsun OSB’de yeni fabrika yatırımımızın birinci fazının devreye alınması olacak. Planlandığı şekilde süren, 180 milyon dolar tutarlı 3 fazlık yeni fabrika yatırımımızın 2028 yılında tamamlanmasıyla birlikte yaklaşık 120 bin metrekare kapalı üretim alanına ulaşmış ve yüzde 150 oranında kapasite artışı sağlamış olacağız. Mevcut üretim tesislerimizi tek bir kampüste toplayarak verimliliği maksimize edeceğiz. Aynı dönemde, katma değerli yurt içi üretimimizin yanı sıra, Batı Afrika’da yer alan üretim üssümüzün de katkısıyla, 450 milyon dolar ciro seviyesine ulaşmayı öngörüyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İş Dünyasının Sürdürülebilirlik Yolculuğu Değerlendirildi Haber

İş Dünyasının Sürdürülebilirlik Yolculuğu Değerlendirildi

Türkiye’de sürdürülebilirlik verisi alanında bir ilk olma niteliği taşıyan analiz, UN Global Compact katılımcısı şirketlerin sürdürülebilirlik alanındaki ilerlemelerini Avrupa ve küresel verilerle karşılaştırmalı olarak ortaya koydu. UN Global Compact Türkiye tarafından 17 Haziran’da Hilton İstanbul Bosphorus’ta düzenlenen etkinlik; iş dünyası, kamu, akademi, sivil toplum ve Birleşmiş Milletler temsilcilerini bir araya getirdi. Etkinlikte, Türkiye’den 250 şirket dahil olmak üzere küresel ölçekte 153 ülkeden 11.435 şirketin sürdürülebilirlik verilerine dayanan UN Global Compact Türkiye 2025 İlerleme Bildirimi Analizi’nin sonuçları paylaşıldı. Analiz; dünya, Avrupa ve Türkiye ortalamalarının yanı sıra Türkiye’deki büyük şirketler ve KOBİ’lerin sürdürülebilirlik performanslarına ilişkin karşılaştırmalı bir görünüm ortaya koydu. UN Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Güliz Öztürk’ün açılış konuşmasıyla başlayan etkinlikte, UN Global Compact CEO’su Sanda Ojiambo ve UN Global Compact Avustralya Genel Sekreteri Kate Dundas da video mesajlarıyla katılımcılara seslendi. Ardından Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu Direktörü Ozan Duygulu tarafından raporun bulguları paylaşıldı. Türkiye İş Dünyası Sürdürülebilirlikte Önemli Bir Gelişim İvmesi Yakaladı Açılış konuşmasında sürdürülebilirliğin günümüzde şirketler için stratejik bir yönetim alanına dönüştüğünü vurgulayan Güliz Öztürk, şunları söyledi: “Türkiye iş dünyası sürdürülebilirliği artık isteğe bağlı bir sosyal sorumluluk faaliyeti olarak değil, stratejik bir risk ve fırsat yönetimi alanı olarak konumlandırıyor. Yönetişimden çevreye, insan haklarından yolsuzlukla mücadeleye kadar birçok göstergede küresel ve Avrupa ortalamalarına yaklaşan, hatta bazı alanlarda öne geçen bir performans görüyoruz.” Öztürk, raporun ortaya koyduğu bulguların Türkiye iş dünyasının önemli bir gelişim ivmesi yakaladığını gösterdiğini belirtirken, uygulama ve değer zinciri odaklı dönüşümün önemine de dikkat çekti: “Veriler bize politika sahipliğinde güçlü olduğumuzu ancak uygulama derinliği ve değer zinciri genelinde hesap verebilirlik alanlarında gelişim fırsatları bulunduğunu gösteriyor. Önümüzdeki dönemde başarıyı belirleyecek unsur, bu yapıların operasyonel süreçlere ve değer zincirlerine ne ölçüde yansıtılacağı olacak.” Raporda KOBİ'lerin sürdürülebilirlik dönüşümündeki rolüne de dikkat çeken Öztürk, şunları kaydetti: “Türkiye ekonomisinin omurgasını oluşturan KOBİ'lerimiz veri olgunluğu, bütçe ve uzman insan kaynağı gibi alanlarda yapısal zorluklarla karşı karşıya. Ancak KOBİ'lerimizin dönüşüm konusundaki isteği ve uyum hazırlıkları geleceğe dair önemli bir potansiyeli ortaya koyuyor. Bu dönüşümün başarısı, büyük şirketlerin değer zincirlerindeki işletmeleri desteklemesine de bağlı.” COP31’e Giden Yolda İş Dünyasının Rolü COP31’e giden süreçte iş dünyasının rolüne de değinen Öztürk, şöyle konuştu: “COP31’e yalnızca birkaç ay kalmışken, iş dünyasının iklim eylemindeki rolü her zamankinden daha kritik. Üretim kararları, yatırım tercihleri, teknoloji geliştirme kapasitesi ve tedarik zincirleri üzerindeki etkisiyle özel sektör dönüşümün merkezinde yer alıyor.” UN Global Compact CEO’su Sanda Ojiambo ise video mesajında, UN Global Compact Türkiye 2025 İlerleme Bildirimi Analizi’nin Türkiye’deki şirketlerin insan hakları, adil çalışma standartları, iklim eylemi ve yolsuzlukla mücadele alanlarında kaydettikleri ilerlemeyi ortaya koyduğunu belirterek şunları söyledi: “Bu verilerin stratejilere yön vermek, dayanıklılığı güçlendirmek ve uygulamayı hızlandırmak için kullanılması gerekiyor. COP31’e yaklaşırken kaybedecek zamanımız yok. COP31; uygulamanın, cesur ve yenilikçi iş dünyası liderliğinin ve somut sonuçların COP’u olmalıdır.” UN Global Compact Avustralya Genel Sekreteri Kate Dundas da COP31’in Türkiye ve Avustralya arasında güçlü bir iş birliği zemini sunduğunu vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: “COP31; Türkiye ve Avustralya arasında iş dünyasını, hükümetleri ve sivil toplumu ortak hedefler etrafında buluşturacak önemli bir iş birliği platformu sunuyor. İhtiyacımız olan şey, şirketlerin tek başlarına değil, COP taahhütlerinin hayata geçirilmesini destekleyen güvenilir bir ağın parçası olarak birlikte hareket etmesidir.” Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen ilk oturumda, raporun ortaya koyduğu veri temelli içgörüler doğrultusunda şirketlerin sürdürülebilirlik stratejileri, düzenleyici uyum süreçleri ve rekabet avantajı yaratma alanları ele alındı. HBR Türkiye Yazı İşleri Müdürü Beliz Kudat’ın moderatörlüğündeki oturuma TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Yeşil Dönüşüm Komisyonu Başkanı Onur Ünlü, İklim Değişikliği Başkanlığı İklim Finansmanı ve Teşvikler Dairesi Başkanı Mürsel Akbulut, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu Başkanlık Müşaviri Sevgi Kılıç Er ve UN Global Compact Türkiye Genel Sekreteri Melda Çele katıldı. Günün ikinci oturumunda ise CNBC-e’den Gazeteci ve Televizyon Sunucusu Şafak Tükle moderatörlüğünde Anadolu Efes CEO’su Onur Altürk, Zurich Sigorta Grubu Türkiye CEO’su Yılmaz Yıldız, Borusan Holding İnsan, İletişim ve Sürdürülebilirlik Grup Başkanı Nursel Ölmez Ateş ve Vanelli Tekstil Strateji Direktörü ve Yönetim Kurulu Üyesi Sadi Cem Türkün, COP31’e giden süreçte iş dünyasının iklim yol haritasını değerlendirdi. UN Global Compact Türkiye 2025 İlerleme Bildirimi Analizi; yönetişim, insan hakları ve çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele başlıklarında Türkiye’deki şirketlerin sürdürülebilirlik alanındaki ilerlemelerini ortaya koyarken önümüzdeki dönemde odaklanılması gereken alanlara ilişkin önemli içgörüler sundu. RAPORUN ORTAYA KOYDUĞU 8 ÖNCELİKLİ EYLEM ALANI Analiz, Türkiye iş dünyasının sürdürülebilirlik performansını daha ileri taşımak amacıyla sekiz öncelikli eylem alanı öneriyor: 1. Ölçülebilir hedefler ve yıllık ilerleme göstergeleri belirlemek Sürdürülebilirlik alanlarında politika ve taahhütlerinin olması önemli bir başlangıç olmakla birlikte, taahhütlerin zamana bağlı, sorumluları tanımlanmış ve performans göstergeleriyle ilişkilendirilmiş biçimde kurgulanması gerekmektedir. Çevre, insan hakları, çalışma standartları, yolsuzlukla mücadele ve yönetişim alanlarındaki taahhütlerin kamuya açık paylaşılması ve yıllık ilerlemenin raporlanması hesap verebilirlik kültürünü güçlendirecektir. 2. Sürdürülebilirlik yönetişimini operasyonel karar alma süreçlerine derinleştirmek Üst yönetim düzeyindeki sahiplik; sürdürülebilirlik performansının iş stratejisi, yatırım kararları, risk yönetimi, tedarikçi seçim kriterleri, insan kaynakları ve ücretlendirme sistemleriyle ilişkilendirilmesiyle güçlendirilmelidir. Sürdürülebilirlik hedeflerinin üst düzey yöneticilerin performans göstergelerine entegre edilmesi bu alanın kurumsal öncelik olarak kalıcı olmasını ve gelişmesini sağlayacaktır. 3. Değer zinciri yaklaşımını güçlendirmek Şirketlerin kendi operasyonlarındaki uygulama kapasitesi görece güçlüdür; ancak tedarikçiler ve iş ortakları düzeyinde izleme, eğitim, denetim ve düzeltici eylem mekanizmaları sınırlı kalmaktadır. Yönetişim çerçevesi içinde insan hakları, çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele başlıklarında tedarikçi davranış kuralları, risk bazlı ön değerlendirme süreçleri, sürdürülebilir satın alma kriterleri ve izleme-denetim mekanizmaları yaygınlaştırılmalıdır. Şirketler değer zincirindeki dönüşümü uyum beklentileriyle değil; kapasite geliştirme, finansal destek ve ortak öğrenme mekanizmalarıyla desteklemelidir. 4. İnsan hakları ve çalışma standartlarında durum tespiti süreçlerini kurumsallaştırmak Çocuk işçiliği, zorla çalıştırma, örgütlenme özgürlüğü, cinsiyet eşitliği, ayrımcılıkla mücadele, iş sağlığı ve güvenliği başlıklarında politika beyanlarıyla yetinilmemeli; riskleri proaktif biçimde tespit eden, önleyen, azaltan ve telafi eden mekanizmalar kurulmalıdır. Şikâyet mekanizmaları, erişilebilir, misilleme riskini önleyen ve etkili önleme ve telafi sağlayan yapılar olarak tasarlanmalıdır. 5. Çevre alanında taahhütlerden sistematik uygulamaya geçmek Enerji, atık, iklim ve su başlıklarındaki güçlü politika zemini; bilim temelli hedefler, net sıfır geçiş planları, fiziksel iklim riski ve senaryo analizleri, su stresi ve havza bazlı risk değerlendirmeleri, biyoçeşitlilik etkilerinin ölçülmesi ve döngüsel ekonomi uygulamalarıyla güçlendirilmelidir. 6. İklim eyleminden dayanıklı dönüşüme geçmek İklim eylemi yalnızca emisyon azaltımıyla sınırlı şekilde değil; uyum, dayanıklılık, doğa ve değer zinciri dönüşümüyle birlikte ele alınmalıdır. Bu yaklaşım, şirketlerin artan iklim ve doğa kaynaklı risklere karşı uzun vadeli rekabetçiliklerini korumalarını ve değişen piyasa beklentilerine daha etkin uyum sağlamalarını destekleyecektir. 7. Yolsuzlukla mücadelede iç mekanizmaları dış denetimle desteklemek İş etiği, şirket içi uyum konusu olmanın ötesinde; adil rekabet ve sürdürülebilir değer zincirleri için kolektif bir sorumluluk alanı olarak ele alınmalıdır. 8. Veri kalitesi, doğrulama ve şeffaflığı güçlendirmek Veri toplama altyapılarının geliştirilmesi, ölçülen verilerin tutarlı biçimde raporlanması ve mümkün olan alanlarda bağımsız doğrulama süreçlerinin devreye alınması gerekmektedir. Toplumsal cinsiyete dayalı ücret farkı, iş kazaları, değer zinciri insan hakları riskleri, su ve biyoçeşitlilik göstergeleri, sera gazı emisyonları gibi alanlardaki veri eksikliklerinin giderilmesi hesap verebilirliği artıracaktır. Verinin mevcudiyeti ve kalitesi artık sürdürülebilir finansmana erişimin de ön koşullarından biri haline gelmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çimko Sürdürülebilir Yatırımlar İçin Uluslararası Kalkınma Finansmanı Devleriyle Güçlerini Birleştirdi Haber

Çimko Sürdürülebilir Yatırımlar İçin Uluslararası Kalkınma Finansmanı Devleriyle Güçlerini Birleştirdi

Sanko Holding’in çimento ve hazır beton sektöründeki lider şirketi Çimko, sürdürülebilirlik vizyonunu küresel ölçekte tescillemeye devam ediyor. Şirket, uluslararası sermaye piyasalarında gerçekleştirdiği başarılı tahvil ihraçlarının ardından, Almanya merkezli kalkınma finansmanı kuruluşu DEG ve Fransa Kalkınma Ajansı’nın (AFD) iştiraki olan Fransız kalkınma finansmanı kuruluşu Proparco ile stratejik bir iş birliği protokolüne imza attı. Sanko Holding Yönetim Kurulu Başkanı Adil Sani Konukoğlu, DEG CEO’su Roland Siller ve Proparco Üretim, Tarım ve Hizmet Sektörleri Küresel Başkanı Reza Hassam Daya’nın katılımıyla düzenlenen törenle resmiyet kazanan bu anlaşma, Çimko’nun küresel piyasalardaki finansal disiplininin ve sürdürülebilir büyüme stratejisinin yeni bir kilometre taşını oluşturuyor. Uluslararası Piyasalarda Güven ve Ödüllü Finansman Başarısı Daha önce gerçekleştirdiği 300 milyon ABD doları tutarındaki ilk tahvil ihracıyla finans dünyasının saygın organizasyonlarından “Global Banking & Markets Awards: CEE, Central Asia & Türkiye 2025” kapsamında “Yılın En Başarılı Yüksek Getirili Tahvil İhracı” ödülüne layık görülen Çimko, küresel finans çevrelerinin odağında yer almayı sürdürüyor. Bu başarının ardından gerçekleştirilen ilave ihraçlarla birlikte 2030 vadeli tahvilinin toplam nominal tutarını 389,9 milyon ABD dolarına yükselten şirket, uluslararası standartlardaki kurumsal yönetim kalitesini bir kez daha kanıtlamış oldu. DEG ve Proparco tarafından satın alınan ilave tahvillerle sağlanan güçlü kaynak, şirketin yeşil dönüşüm ve sürdürülebilirlik yatırımlarına doğrudan katkı sağlayacak. Sürdürülebilir Geleceğe ve Yurt Dışı Yatırımlarına Küresel Fon Stratejik iş birliği kapsamında elde edilen finansman, Çimko’nun düşük karbonlu ekonomi geçiş planlarını ve çevre dostu teknoloji yatırımlarını desteklemek amacıyla kullanılırken, Çimko, söz konusu finansman ile karbon azaltım stratejileri, ön kalsinasyon yatırımları, enerji verimliliğinin artırılması ve emisyonların minimize edilmesi gibi kritik sürdürülebilirlik projelerine hız verecek. Bu hamle, Çimko'nun küresel standartlarda üretim yapma kabiliyetini artırırken, uluslararası pazarlardaki rekabetçi gücünü ve yurt dışı yatırım fırsatlarına olan açık duruşunu da pekiştirecek. Anlaşmanın önemine ve Çimko’nun gelecek vizyonuna değinen Sanko Holding Yönetim Kurulu Başkanı Adil Sani Konukoğlu, iş birliğine dair şunları söyledi: "Çimko olarak, uluslararası sermaye piyasalarında elde ettiğimiz başarıları, küresel finansın saygın kuruluşları olan DEG ve Proparco ile imzaladığımız bu stratejik iş birliği anlaşmasıyla bir adım daha ileriye taşımanın gururunu yaşıyoruz. Tahvil ihraçlarımıza gösterilen bu küresel ilgi, şirketimizin finansal disiplinine, kurumsal yönetim standartlarına ve en önemlisi sürdürülebilir büyüme stratejimize duyulan güveni gösteriyor. Sürdürülebilirliği bir iş modeli olarak benimsiyor, bu doğrultuda karbon azaltımı ve enerji verimliliği yatırımlarımıza kararlılıkla devam ediyoruz. DEG ve Proparco ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği, sadece çevre dostu projelerimize güçlü bir kaynak yaratmakla kalmayacak, aynı zamanda uluslararası yatırımcı tabanımızı çeşitlendirerek küresel pazarlardaki varlığımızı daha da derinleştirecektir. Çimko olarak, küresel finansal ekosistemle kurduğumuz bu güçlü bağlar sayesinde, yurt dışı yatırımlarına ve küresel ölçekteki yeni büyüme fırsatlarına her zaman açık bir vizyonla ilerlemeyi sürdüreceğiz." DEG CEO'su Roland Siller konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “DEG olarak, Çimko’nun ESG ve düşük karbonlu sürdürülebilirlik yolculuğunu destekleme konusunda stratejik bir ortak olarak hareket etmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Bu işlemle, sadece sermaye sağlamanın çok ötesine geçen kararlılığımızı bir kez daha teyit ederken; Çimko’nun karbon azaltım yol haritasının uygulanmasını, raporlama ve yönetişim standartlarının güçlendirilmesini destekliyoruz. Özel sektörün deneyimli bir iş ortağı olarak, bu iş birliği sürdürülebilir iş modellerinin yatırım yapılabilirliğine yönelik güçlü bir mesaj niteliği taşımaktadır.” Proparco Üretim, Tarım ve Hizmet Sektörleri Küresel Başkanı Reza Hassam Daya şunları kaydetti: “Ortağımız DEG ile birlikte, Çimko’ya yönelik bu stratejik yatırım aracılığıyla Sanko Grubu ile olan ortaklığımızı güçlendirmekten memnuniyet duyuyoruz. Çimento gibi karbon azaltım dönüşümünde kritik öneme sahip sektörlerin karbonsuzlaştırma sürecini desteklemek, ekonomik büyümeyi sürdürürken iklim hedefleriyle uyumlu dönüşümü mümkün kılmak Proparco’nun öncelikleri arasında yer almaktadır. Endüstriyel liderliği sürdürülebilirlik konusundaki güçlü bağlılığıyla birleştiren bir grubu desteklemekten gurur duyuyor; iklim, toplum ve Türkiye ekonomisi için pozitif değer yaratmak adına Sanko Grubu ile iş birliğimizin devamını diliyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mapfre Sigorta, 2030 Karbon Hedeflerine Şimdiden Ulaştı Haber

Mapfre Sigorta, 2030 Karbon Hedeflerine Şimdiden Ulaştı

2025 yılında elektrik tüketiminden kaynaklanan karbon ayak izini yüzde 100, toplam karbon ayak izini ise yüzde 50 oranında azaltarak 2030 hedeflerine şimdiden ulaşan şirket; aynı dönemde 8 tonu aşkın atığı ayrıştırarak geri dönüşüm ve uygun bertaraf süreçlerine kazandırdı. Mapfre Sigorta, Mapfre Grup’un küresel sürdürülebilirlik vizyonu doğrultusunda Türkiye’de çevresel etkisini azaltmaya, kaynak verimliliğini artırmaya ve sürdürülebilir iş yapış biçimlerini yaygınlaştırmaya devam ediyor. Şirket, “Biz Buradayız” yaklaşımıyla hayata geçirdiği 2022-2026 Stratejik Sürdürülebilirlik Planı kapsamında çevre, toplum, kurumsal yönetim ve iş alanlarında belirlenen hedeflerini somut sonuçlara dönüştürüyor. 2025 yılı sonuna kadar karbon ayak izini yüzde 40, 2030 yılına kadar ise yüzde 48 azaltmayı hedefleyen Mapfre Sigorta, 2025 yılında elektrik tüketiminden kaynaklanan karbon ayak izini yüzde 100, toplam karbon ayak izini ise yüzde 50 oranında azaltarak 2030 hedeflerine şimdiden ulaştı. Şirket ayrıca MAPFRE Grup içinde elektrik tüketiminin azaltılmasına yüzde 6 oranında katkı sağlarken, binalar ve araç filosuna ilişkin enerji tüketiminin yüzde 2 oranında azaltılmasında da önemli rol oynadı. MAPFRE Sigorta Genel Müdürü Erdinç Yurtseven, Dünya Çevre Günü vesilesiyle yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Mapfre Sigorta olarak sürdürülebilirliği, karar alma süreçlerimizin, risk yönetimi yaklaşımımızın ve değer yaratma modelimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Grubumuzun küresel sürdürülebilirlik vizyonunu Türkiye’de güçlü ve somut adımlarla temsil etme sorumluluğuyla hareket ediyoruz. Bu doğrultuda çevresel, sosyal ve yönetişim alanındaki taahhütlerimizi ölçülebilir hedeflerle destekliyor; iklim sorumluluğundan kapsayıcılığa, müşteri deneyiminden etik ve şeffaf yönetime kadar tüm alanlarda yarattığımız etkiyi görünür kılmaya önem veriyoruz. 2025 yılında toplam karbon ayak izimizi yüzde 50 oranında azaltarak 2030 hedeflerimize şimdiden ulaşmamız, bu kararlılığın somut bir sonucu. Bununla birlikte karbon dengeleme alanında da doğa temelli projelere destek veriyoruz. 2025 yılında biri Türkiye’de, diğeri Meksika’da olmak üzere iki projeye katkı sağlayarak yıllık karbon ayak izimizi tamamen nötrledik. 2025’te Kayseri Molu Atık Gazlardan Enerji Üretimi Projesi ile 484 ton, Meksika’daki Tarahumar projesi ile de 153 ton karbon salınımı nötrledik. Müşterilerimiz, çalışanlarımız, iş ortaklarımız ve toplum için uzun vadeli değer üretirken, sürdürülebilirlik taahhütlerimizi somut sonuçlara dönüştürme kararlılığımızı sürdüreceğiz.” Mapfre, Küresel Sürdürülebilirlik Yolculuğunu Güçlendiriyor! Sürdürülebilirliği küresel stratejisinin merkezinde konumlandıran Mapfre Grup, 2030 yılına kadar karbon nötr olma hedefi doğrultusunda enerji verimliliği, yenilenebilir enerji kullanımı ve operasyonel dönüşüm alanındaki çalışmalarını sürdürüyor. Grup, 2025 yılı için belirlenen yüzde 16’lık enerji tüketimi azaltım hedefini aşarak elektrik, doğalgaz ve benzin gibi fosil yakıt alımlarında yüzde 27 oranında düşüş sağladı. Yenilenebilir enerji kullanımındaki artışın da etkisiyle ofislerdeki enerji tüketimine bağlı karbon ayak izini yüzde 65’e kadar azaltan Mapfre Grup, faaliyet gösterdiği 25 ülkedeki binalarında elektrik faturalarında yüzde 32 oranında tasarruf elde etti. Yeşil Bina Dönüşümü Hız Kazanıyor Mapfre Grup, enerji verimliliği çalışmalarını sürdürülebilir bina dönüşümüyle de destekliyor. 2025 yılı itibarıyla LEED, BREEAM veya Energy Star sertifikasına sahip 25 bina, grubun idari bina alanının yüzde 59’unu temsil eder hale geldi. Bu dönüşüm; su ve enerji kullanımının daha verimli yönetilmesi, emisyonların azaltılması ve çevresel etkisi düşük malzemelerin tercih edilmesi gibi uygulamalarla Mapfre’nin operasyonel sürdürülebilirlik yaklaşımına güç kattı. Mapfre’nin Sürdürülebilirlik Performansı Küresel Endekslerde Tescillendi S&P Global’in Kurumsal Sürdürülebilirlik Değerlendirmesi’nde dokuz puanlık artışla 81 puana ulaşan MAPFRE, dünya çapında ilk 10 sigorta şirketi arasında yer aldı. Grup, Sustainability Yearbook 2025’e üst üste altıncı kez dahil edilirken, FTSE4Good Index’te sektör ortalamasının üzerinde 3,9 puan elde etti. Mapfre Grup aynı zamanda Karbon Saydamlık Projesi’nde de “Liderlik” seviyesi olan A- derecesinin sahibi oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.