Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kuşaklar Arası

Kapsül Haber Ajansı - Kuşaklar Arası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kuşaklar Arası haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ChangeNOW HUBS Istanbul COP31 Yolunda Türkiye'nin Sürdürülebilirlik Ekosistemini Bir Araya Getirdi! Haber

ChangeNOW HUBS Istanbul COP31 Yolunda Türkiye'nin Sürdürülebilirlik Ekosistemini Bir Araya Getirdi!

Aplike Beyin'in Türkiye lisansını üstlendiği organizasyon; iş dünyası, girişimcilik ekosistemi, yatırımcılar, akademi, sivil toplum ve gençleri COP31 yolunda ortak gündemler etrafında buluşturdu. İstanbul'da gün boyu süren buluşmada iklim eyleminden kapsayıcı liderliğe, kuşaklar arası diyalogdan sporun toplumsal etkisine, B Corp hareketinden sürdürülebilir girişimciliğe uzanan başlıklar ele alındı. Panellerin yanı sıra girişim sunumları, çözüm alanları, atölyeler ve networking buluşmaları; farklı sektörlerden katılımcıların deneyim paylaşmasına ve yeni iş birliği olanaklarını değerlendirmesine zemin hazırladı. Aplike Beyin Kurucusu ve ChangeNOW Türkiye Lideri Beyza Beyzade Berkol, etkinliğe ilişkin değerlendirmesinde Türkiye’de sürdürülebilirlik alanında güçlü bir çözüm ve yetenek potansiyeli bulunduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: “10 Eylül’de bir kez daha gördük ki Türkiye’de sürdürülebilirlik alanında çözüm de yetenek de güçlü bir irade de var. Asıl ihtiyaç, birbirinden habersiz ilerleyen taraflar arasında güvene dayalı bağlantılar kuracak ve konuşmayı eyleme çevirecek ortak bir zemindi. COP31’i yalnızca bir iklim zirvesi değil, Türkiye için ekonomik ve toplumsal bir dönüşüm fırsatı olarak görüyoruz. Bundan sonraki başarımızı, etkinlik günü oluşan enerjinin kalıcı ilişkilere, yeni projelere ve ölçülebilir etkiye dönüşmesi belirleyecek.” ChangeNOW HUB Istanbul adına değerlendirmelerde bulunan ChangeNOW HUBS İstanbul Yeni Nesil Etki Lideri UC Berkeley M.E.T. Belfu Berkol ise buluşmanın tek günlük bir etkinliğin ötesinde, yıl boyunca devam edecek bir hareketin başlangıcı olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu: “ChangeNOW HUB Istanbul’u bir sonuç olarak değil, yıl boyunca devam edecek bir hareketin başlangıcı ve ilk kıvılcımı olarak görüyoruz. Bu buluşma, farklı kuşakların aynı amaç etrafında birlikte üretebildiğini ve gençlerin geleceğin pasif temsilcileri değil, bugünün karar ortakları olduğunu gösterdi. Şimdi hedefimiz, burada ortaya çıkan fikirleri karar vericiler ve yatırımcılarla buluşturarak gençlerin düşüncelerinin gerçek süreçlere etki etmesini sağlamak.” Paris'ten İstanbul'a kök salan hareket Program, ChangeNOW HUBS Istanbul'un Türkiye'deki yolculuğunu ve küresel ChangeNOW ekosistemiyle kurduğu bağı odağına alan açılışın ardından 'Paris'ten İstanbul'a Bir Hareket Kök Salıyor' oturumuyla devam etti. Belfu Berkol ve Rose-May Lucotte, ChangeNOW'un Paris'ten İstanbul'a uzanan etki yaklaşımını ve yerel ekosistemin küresel hareket içindeki rolünü değerlendirdi. Dilin Kemiği Yok Ebru Nihan Celkan, Kerem Kanık, Jülide Erdoğan ve Münteha Adalı; sürdürülebilir dönüşümün yalnızca hedeflerle değil, kullanılan dil, kurulan anlatı ve toplumsal katılım biçimleriyle de şekillendiğini farklı perspektiflerden ele aldı. KAYIT DIŞI: İki Kuşak Ortak Gelecek Emine Erdem ve Belfu Berkol, farklı kuşakların deneyimlerini ortak bir gelecek fikrinde buluşturarak dönüşümde kuşaklar arası diyaloğun ve karşılıklı öğrenmenin önemini konuştu. COP31 Yolunda İklim Eylemi Gündemini İleri Taşımak Tony Huber ve Tuğçe Söğüt, COP31'e giden süreçte iklim gündeminin nasıl somut eyleme dönüştürülebileceğini ve farklı aktörler arasındaki iş birliğinin önemini değerlendirdi. Sürdürülebilirliğin Eksik Halkası Kapsayıcı Liderlik Ahmet Dördüncü, Esra Bezircioğlu ve Meltem Kurtsan; kapsayıcılığı kurum kültürü, karar alma süreçleri ve sürdürülebilir dönüşümün kalıcılığı açısından ele aldı. Spor Daha Sağlıklı Kapsayıcı ve Dayanıklı Toplumları Nasıl Güçlendirebilir Şafak Müderrisgil, Zeliha Ünaldı ve Gülberk Gültekin Salman; sporun sağlık, eşitlik, toplumsal dayanıklılık ve aidiyet üzerindeki dönüştürücü rolünü tartıştı. İş Dünyasında Çıtayı Yükseltmek B Corp'lar Türkiye'de Değişime Nasıl Öncülük Ediyor Melissa Clissold, Sarah Garcia, Ece Altunmaral, Duru Leblebicioğlu ve Ceyda Kaytmaz; etki odaklı iş modellerini, ölçülebilir dönüşümü ve B Corp yaklaşımının Türkiye iş dünyasına sunduğu olanakları gündeme taşıdı. Girişimler çözümlerini sahneye taşıdı Türkiye Girişimcilik Vakfı desteğiyle gerçekleştirilen 'Bir Sonraki Değişim Girişim Sunumları' oturumunda, gezegen ve toplum için yenilikçi çözümler geliştiren girişimciler iş modellerini jüri ve katılımcılarla paylaştı. Sunumlar, sürdürülebilirlik gündeminin yalnızca tartışılan bir alan değil; teknoloji, girişimcilik ve yeni iş modelleriyle hayata geçirilen bir dönüşüm sahası olduğunu ortaya koydu. İstanbul'dan öteye hareketin devamı Günün kapanışındaki 'İstanbul'dan Öteye Hareketin Devamı' oturumunda Belfu Berkol ve Alexandra Bazin Debauche, etkinlikte kurulan diyaloğun ve bağlantıların yıl boyunca nasıl sürdürülebileceğine odaklandı. ChangeNOW HUB Istanbul'ın tek günlük bir buluşmanın ötesinde; yeni ortaklıkları, girişimleri ve çözüm odaklı çalışmaları destekleyen uzun soluklu bir ekosistem olarak gelişmesi hedefi paylaşıldı. ChangeNOW HUB Istanbul, COP31 yolunda Türkiye'nin sürdürülebilirlik ekosistemindeki farklı aktörleri aynı zeminde buluşturarak ortak gündemlerin görünürlük kazanmasına, yeni bağlantıların kurulmasına ve çözüm odaklı iş birlikleri için güçlü bir başlangıç yapılmasına katkı sundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Sigorta’dan “Uzun Yaşam Ekonomisi” Raporu Haber

Türkiye Sigorta’dan “Uzun Yaşam Ekonomisi” Raporu

Türkiye, gelişmiş ülkelere kıyasla daha genç demografik yapısını korurken; değişen nüfus yapısı, kronik hastalık riskleri ve aktif/pasif oranındaki düşüş, sigorta ve emeklilik sistemleri açısından yeni ihtiyaçları beraberinde getiriyor. Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik’in Ekonomik Araştırmalar Müdürlüğü tarafından hazırlanan “Uzun Yaşam Ekonomisi: Yaşlanan Nüfusun Sigorta ve Emeklilik Sektörüne Etkileri" başlıklı rapor yayımlandı. Demografik dönüşümü ekonomik ve sektörel etkileriyle ele alan rapor; uzayan yaşam süresinin sağlık sisteminden sosyal güvenliğe, bireysel tasarruftan sigorta ve emeklilik ürünlerine kadar yarattığı dönüşümü inceliyor. Raporda ayrıca, yeni nesil sağlık teknolojilerinin ve yapay zekânın sektöre etkileri ile uzayan insan ömrünün beraberinde getirdiği ekonomik, sosyal ve etik boyutlar değerlendiriliyor. Türkiye Sigorta Hazine ve Emeklilik Operasyonları Genel Müdür Yardımcısı Gürol Sami Özer, rapora ilişkin değerlendirmesinde, uzun yaşamın ekonomik ve sosyal sistemler açısından yeni bir dönemin kapısını araladığını belirterek, şunları kaydetti: “Uzayan insan ömrünü sadece demografik bir değişim ya da yönetilmesi gereken bir risk olarak görmemek gerekiyor. Asıl hedef, ömre eklenen yılları sağlıklı, üretken ve finansal açıdan güvenceli hale getirmek olmalı. Sağlıklı yaşam süresinin uzaması, sağlık sistemleri üzerindeki yükü azaltırken, bireylerin üretkenliğini ve ekonomiye katkısını da artırabilecek önemli bir potansiyel taşıyor. Diğer yandan, daha uzun yaşam beraberinde daha uzun süreli sağlık, bakım ve emeklilik ihtiyacını da getiriyor. Bu nedenle geleceğin sistemini kamu, özel sektör ve birey arasında dengeli bir sorumluluk paylaşımı üzerine kurmamız gerektiğini düşünüyoruz. Önümüzdeki dönemde önleyici sağlığı, uzun vadeli tasarrufu ve değişen bakım ihtiyaçlarını finansal güvenceyle birlikte ele alan çözümlerin çok daha önemli hale geleceğine inanıyoruz.” 65 yaş üstü nüfus 2050’de 1,6 milyara ulaşacak Rapora göre, dünya ekonomisi nüfusun yaşlanmasıyla birlikte önemli bir yapısal dönüşüm sürecinden geçiyor. Bugün dünya genelinde her 10 kişiden biri 65 yaşın üzerindeyken, 2050 yılında bu oranın her 6 kişiden birine yükselmesi bekleniyor. Küresel ölçekte 65 yaş üstü nüfusun ise 862 milyondan 1,6 milyara çıkarak neredeyse iki katına ulaşacağı öngörülüyor. Raporda, Türkiye’nin birçok gelişmiş ekonomiye kıyasla demografik açıdan daha avantajlı konumda bulunduğuna dikkat çekiliyor. Türkiye’nin, 2050 yılında nüfusunun yaklaşık üçte birinin 65 yaş ve üzerindeki bireylerden oluşması beklenen Japonya ve İtalya gibi “ileri yaşlı” toplumlar arasında yer almayacağı öngörülüyor. Bununla birlikte Türkiye’de beklenen yaşam süresi 77,3 yıl ile 81,1 yıllık OECD ortalamasının altında bulunurken, her emekliye sadece 1,6 çalışan düşüyor. Uzun yaşam kadar sağlıklı yaşam da önem kazanıyor Raporda, uzun yaşam ekonomisinin en önemli başlıklarından biri olarak “önleyici sağlık” öne çıkıyor. 2050 yılında ortalama bir insanın 78 yıl yaşaması, ancak bunun 11,4 yılını kötü sağlık koşullarında geçirmesi bekleniyor. Sağlık harcamalarının aynı dönemde 20,5 trilyon dolara ulaşabileceği öngörülürken, kanıtlanmış sağlık müdahalelerinin hastalık yükünü yüzde 35 azaltma potansiyeli taşıdığı belirtiliyor. Rapora göre, yapay zekâ da bu dönüşümün önemli unsurlarından biri. İlaç geliştirme ve erken teşhisten operasyonel süreçlere kadar geniş bir alanda kullanılan yapay zekâ uygulamalarının, sağlık hizmetlerinde verimliliği artırarak yükselen maliyetlerin yönetilmesine katkı sağlaması bekleniyor. Yapay zekânın ilaç keşif süreçlerini hızlandırması ve Ar-Ge maliyetlerini düşürmesinin de sağlık sistemleri açısından önemli bir verimlilik alanı oluşturduğu belirtiliyor. Raporda, uzun yaşam ekonomisini şekillendiren gelişmeler arasında GLP-1 (obezite) grubu ilaçlarına da dikkat çekiliyor. Kronik hastalık risklerinin azaltılmasına katkı sağlayan bu ilaçların tüketim alışkanlıklarında da dönüşüm yarattığı belirtilirken, GLP-1 pazarının 2035 yılına kadar 190 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşacağı öngörülüyor. Yaşlanan nüfus sigorta ve emeklilik sistemlerini dönüştürüyor Rapora göre, yaşam sürelerinin uzaması sosyal güvenlik ve emeklilik sistemleri üzerinde de baskı oluşturuyor. Avrupa’da bugün bir emekliyi finanse etmek için 3,4 çalışma çağında insan bulunurken, bu oranın 2050 yılında 2’ye gerilemesi bekleniyor. Uzayan yaşam sürelerinin aktüeryal hesaplamaları da daha karmaşık hale getirdiğine dikkat çekilen raporda, “yaşam süresi riskinin” kamudan bireylere doğru kaydığı belirtiliyor. Bu dönüşüm, bireylerin emeklilik dönemleri için daha fazla ve daha uzun vadeli tasarruf yapmasını gerekli hale getirirken, Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) ve Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES) gibi tasarruf mekanizmalarının önemini artırıyor. Sağlık sigortacılığı da uzun yaşam ekonomisinin önemli büyüme alanlarından biri olarak öne çıkıyor. Küresel sağlık sigortası prim üretimi 2025 yılında yüzde 12,3 büyüyerek 1,68 trilyon euroya ulaşırken, Türkiye’de özel sağlık sigortalarının GSYH içindeki payı yüzde 0,3 seviyesinde bulunuyor. Türkiye’de sağlık sigortası primlerinin 2026-2036 döneminde yıllık ortalama yüzde 15,3 büyümesi bekleniyor. Uzun yaşam yeni etik ve sosyal soruları da beraberinde getiriyor Raporda, insan ömrünü uzatmaya yönelik biyoteknolojik gelişmelerin ekonomik etkilerinin yanı sıra etik ve sosyal sonuçları da ele alınıyor. Yeni teknolojilere erişimde ortaya çıkabilecek sosyoekonomik eşitsizliklerin zamanla sağlık ve yaşam süresi açısından daha belirgin farklılıklara yol açabileceğine dikkat çekilirken, uzayan yaşam sürelerinin kuşaklar arası dengeler ve toplumsal yapı üzerindeki olası etkileri de değerlendiriliyor. Çalışmada ayrıca, sigorta ve emeklilik sistemlerinin değişen yaşam beklentisine uyum sağlamasına yönelik yeni modellerin önem kazanacağı belirtiliyor. Bu kapsamda emeklilik koşullarının yaşam beklentisindeki değişimlere uyum sağlayabildiği modellerin yanı sıra yüksek maliyetli yeni nesil tedavilerin yaşam tarzı destek programlarıyla birlikte yönetilmesi ve ömür boyu yenileme garantili sağlık çözümlerinin yaygınlaştırılması, sektör açısından öne çıkan başlıklar arasında gösteriliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TÜVTÜRK’ün Desteklediği Anadolu Dostluk Rallisi Ankara Finaliyle Tamamlandı Haber

TÜVTÜRK’ün Desteklediği Anadolu Dostluk Rallisi Ankara Finaliyle Tamamlandı

Kültürel keşfi sosyal faydayla buluşturan rallide, 74 yaşındaki klasik otomobillerin de aralarında bulunduğu farklı dönemlerden araçlar aynı rotada buluştu. TÜVTÜRK ve T.C. Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği Başkanlığı’nın destekleriyle hayata geçirilen Anadolu Dostluk Rallisi’nde final heyecanı yaşandı. 2 Ağustos’ta İstanbul Sultanahmet’ten başlayan yolculukta katılımcılar; Çanakkale, Akçay, Efes, Dalyan, Pamukkale, Olimpos, Konya, Niğde, Kapadokya ve Aksaray duraklarının ardından 12 Ağustos’ta başkente ulaştı. Rallinin Ankara’daki son durağı T.C. Dışişleri Bakanlığı oldu. İyilik odağında güvenli sürüş bilinci aşılandı Hız odaklı klasik ralli anlayışından farklı olarak kültürel keşif, sosyal fayda ve güvenli yolculuk odağında düzenlenen Anadolu Dostluk Rallisi’nde, 74 yaşındaki klasik otomobillerden 2026 model araçlara uzanan geniş bir yelpazedeki araçlar, İstanbul’dan Ankara’ya kadar 2.700 kilometrelik 10 günlük yolculuğu birlikte tamamladı. Katılımcılar arasında Almanya, İngiltere, Belçika, İtalya ve Bulgaristan’dan da ralli severler yer aldı. Rota boyunca “İyilik Durakları” kapsamında 20’ye yakın kurum ziyaret edilerek çocuklar ve huzurevi sakinleriyle bir araya gelindi. TÜVTÜRK istasyonlarından teslim alınan hediyelerin de paylaşıldığı buluşmalarda bine yakın kişiye ulaşıldı ve kuşaklar arası diyaloğa katkı sağlandı. Ralli araçları ise özellikle çocukların yoğun ilgisiyle karşılandı. Rallinin sosyal fayda çalışmaları yolculuğun tamamlanmasının ardından da devam edecek. Güzergâh üzerindeki valiliklerin yönlendireceği okul ve benzeri kurumlara, belirlenen ihtiyaçlar doğrultusunda bakım, onarım ve malzeme desteği sağlanacak. TÜVTÜRK’ün trafik güvenliği alanındaki uzmanlığıyla desteklenen Anadolu Dostluk Rallisi’nde güvenli sürüş bilinci de yolculuğun önemli unsurlarından biri oldu. Katılımcılar yol boyunca yaptıkları paylaşımlarla zamanında gerçekleştirilen araç muayenesinin, düzenli araç bakımının ve uzun yol öncesinde yapılması gereken kontrollerin trafik güvenliği açısından önemine dikkat çekti. Elif Kurşunlu: “Rallinin kamu diplomasisi açısından önemli bir değer taşıdığına inanıyoruz” T.C. Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği Başkanlığı Avrupa Birliği ile İlişkiler Genel Müdürü Elif Kurşunlu, “Avrupa Birliği Başkanlığı olarak 2011 yılından bu yana İpek Yolu Dostluk Rallisi’ni destekliyoruz ve bu yıl ilk kez gerçekleştirilen Anadolu Dostluk Rallisi’nin de bir parçası olmaktan mutluluk duyuyoruz. Bu projeyi hem AB iletişim stratejimiz hem de Türkiye’nin tanıtımı açısından çok kıymetli buluyoruz. Avrupa’dan gelen katılımcıların ülkemizin doğal ve kültürel zenginliklerini bizzat görmesi, insanlarımızla doğrudan temas kurması Türkiye’yi yakından tanımalarına imkân sağlıyor. Bu yönüyle rallinin kamu diplomasisi açısından da önemli bir değer taşıdığına inanıyoruz” dedi. Melis Avalin Korkmaz: “Farklı kültürleri ve insanları bir araya getiriyor” TÜVTÜRK Genel Müdür Vekili Melis Avalin Korkmaz, “TÜVTÜRK olarak güvenli yolculuk kültürünün gelişmesine katkı sağlamayı temel sorumluluklarımızdan biri olarak görüyoruz. Uzun yıllardır destek verdiğimiz ralli organizasyonlarını da trafik, yol ve araç güvenliğinin yanı sıra ülkemizin tanıtımına sunduğu katkı açısından çok değerli buluyoruz. Bu yıl ilk kez ‘iyilik’ temasıyla düzenlenen Anadolu Dostluk Rallisi’nde farklı kültürlerden insanları aynı yolculukta buluştururken, İyilik Durakları aracılığıyla binden fazla kişiye ulaştık. Türkiye’nin kültürel zenginliklerinin daha yakından tanınmasına, yeni dostlukların kurulmasına ve yol boyunca iyiliğin çoğalmasına katkı sunan böylesine çok paydaşlı bir organizasyonun parçası olmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz” dedi. Nadir Serin: “Dayanışmayı ve paylaşmayı birlikte deneyimlediler” Doğu-Batı Dostluk ve Barış Rallisi Derneği Başkanı Nadir Serin, “Yaklaşık 20 yıldır düzenlediğimiz ralli organizasyonlarının en önemli yanlarından biri, farklı ülkelerden ve kültürlerden insanları bir araya getirmesi. Anadolu Dostluk Rallisi’nde de daha önce birbirini tanımayan Türkiye’den ve yurt dışından katılımcılar aynı yolu paylaştı. Yol boyunca dayanışmayı, paylaşmayı ve takım olmayı birlikte deneyimlediler. Birbirini tanımayan insanların bu yolculuğun sonunda dostluklar kurduğunu görmek bizim için en değerli sonuçlardan biri” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Atıl Süs Havuzları Kent Bahçesine Dönüşüyor Haber

Atıl Süs Havuzları Kent Bahçesine Dönüşüyor

Nilüfer Belediyesi, uzun süredir atıl durumda bulunan ve yüksek bakım maliyetleri nedeniyle etkin kullanılmayan süs havuzlarını yeniden değerlendiriyor. Nilüfer Belediyesi Halk Evi önündeki havuzlarda başlatılan çalışmalar kapsamında alanlar, çiçek ve çeşitli bitkilerin yetiştirileceği kent bahçelerine dönüştürülüyor. Geçmiş yıllarda yüksek su tüketimi, bakım giderleri ve zaman zaman yaşanan koku sorunları nedeniyle işlevini yitiren havuzların dönüştürülmesiyle hem kaynak tasarrufu sağlanması hem de kullanılmayan alanların yeniden kent yaşamına kazandırılması hedefleniyor. Nilüfer Belediyesi tarafından yürütülen çalışma kapsamında havuz alanlarına verimli toprak seriliyor. Dikim çalışmaları etaplar halinde sürerken, alanlarda mevsimlik çiçekler ve çeşitli bitkiler yetiştirilecek. Böylece alanlar yalnızca görsel açıdan değil, doğayla uyumlu ve sürdürülebilir bir anlayışla da değerlendirilecek. Devam eden dönüşüm sürecine kent sakinleri de dahil olacak. Nilüfer Kent Konseyi iş birliğiyle önümüzdeki günlerde gerçekleştirilecek dikim etkinliklerinde çocuklar ve yaş almış Nilüferliler bir araya gelerek çiçek ve bitki dikimi yapacak. Etkinliklerle hem kentlilerin üretim ve paylaşım süreçlerine katılımı desteklenecek hem de kuşaklar arası dayanışmanın güçlendirilmesi amaçlanıyor. “HER KARIŞ ALANI KAMU YARARINA DEĞERLENDİRMEYE DEVAM EDECEĞİZ” Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, dönüşüm çalışmasının sürdürülebilir kent anlayışının önemli bir parçası olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Bugün iklim krizinin etkilerini her geçen gün daha fazla hissediyoruz. Su ve toprak, korunması gereken en kıymetli kaynaklarımız. Uzun süredir işlevini yitiren ve yüksek su tüketimi gerektiren alanları yeniden değerlendiriyoruz. Bu dönüşüm yalnızca bir tasarruf uygulaması değil; doğayla uyumlu, sürdürülebilir ve katılımcı bir kent anlayışının da yansımasıdır. Çocuklarımızın ve büyüklerimizin birlikte toprağa dokunacağı bu çalışma, kent yaşamına değer katacak. Nilüfer’de her karış alanı kamu yararına en verimli şekilde değerlendirmeye devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.