Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kütüphane

Kapsül Haber Ajansı - Kütüphane haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kütüphane haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İlber Ortaylı Anısına Duygusal Buluşma Haber

İlber Ortaylı Anısına Duygusal Buluşma

İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin ev sahipliğinde düzenlenen İZKİTAP-7. İzmir Kitap Fuarı'nda, Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın kızı ve kız kardeşi, usta tarihçinin adını taşıyan kütüphanede kitapseverlerle buluştu. Kültürpark’ta gerçekleşen etkinlikte, Ortaylı’nın yaşamı, merakı ve toplumla kurduğu güçlü bağ duygusal anlarla anıldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde, İZFAŞ ve TACT Fuarcılık iş birliğiyle düzenlenen İZKİTAP-7. İzmir Kitap Fuarı önemli konukları ağırladı. Geçtiğimiz 13 Mart’ta hayatını kaybeden tarihçi, akademisyen ve yazar İlber Ortaylı’nın kız kardeşi Nuriye Ortaylı ile kızı Tuna Ortaylı, İzmir’de kitapseverlerle bir araya geldi. Etkinlik, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından kente kazandırılan ve İlber Ortaylı’nın hayattayken açılışını yaptığı, onun adını taşıyan kütüphanede gerçekleştirildi. Ortaylı ailesi, burada okurlarla buluşarak İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bu anlamlı hizmet için teşekkür etti. Programa İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay ve İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu da katıldı. Buluşmada Ortaylı ailesi, usta tarihçiye dair anılarını paylaşırken zaman zaman duygusal anlar yaşandı. “Eşsiz üslubu ile toplumda büyük kabul gören bir insandı” İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın topluma önemli katkılar sunan bir akademisyen olduğunu belirterek, onun düşünmeye, sorgulamaya ve bilgiyi yeniden yorumlamaya teşvik eden bir isim olduğunu söyledi. Ortaylı ile birkaç kez bir araya gelip sohbet etme imkânı bulduğunu ifade eden Yıldır, onun ikna edici anlatımıyla dikkat çeken ve çayı çok seven bir insan olduğunu dile getirdi. Yıldır ayrıca, Ortaylı’nın bilgi birikimini günümüze taşıyarak anlamlı bir değer oluşturduğunu vurgulayarak, “Eşsiz üslubu ile toplumda büyük kabul gören bir insandı. Herkes onu sevdi, herkes onu anladı. Bence onun için en büyük hediye de budur” dedi. “Çok erken yaşta tarih okumaya başlamış” İlber Ortaylı’nın kız kardeşi yazar Nuriye Ortaylı da ağabeyine dair anılarını paylaştı. İlber Ortaylı’nın evini kitaplara göre düzenleyen bir insan olduğunu belirten Nuriye Ortaylı, “Kitaplarla ilişkisi daha okumayı öğrenmeden önce başladı. İlk dinlediği kitap annemin kendisine okuduğu Almanca bir masal kitabıydı. Çocukluğundan itibaren oyunlarını bile tarihi figürler üzerine kurdu. Çok erken yaşta tarih okumaya başladı” dedi. “Toplumda her kesimle konuşur, onların hayatını merak ederdi” İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bu kütüphaneyi açtığı için teşekkür eden Nuriye Ortaylı, “Bu kütüphane çok anlamlı. Yaşarken açılmış olması ayrıca çok kıymetli. İlber Ortaylı kendi adını taşıyan bir kütüphane olduğunu gördü. Bu bence çok güzel. İlber bilginin tek kaynağı olarak kitabı gören biri değildi. Anadolu’yu, dünyayı karış karış gezerdi. Her kesimden insanla konuşurdu. Ayrım yapmazdı. Onun için ‘Elitist’ diyenler var. Oysa toplumda her kesimle konuşur, onların hayatını merak eder, fikirlerini öğrenmeye çalışırdı. Beslenme kaynaklarından biri buydu. Onu gerçeğe ,topluma bağlayan şeylerden biri buydu. Bir diğer beslenme noktası da seyahat etmekti” diye konuştu. “Babamın İzmir’e karşı ayrı bir sevgisi vardı” İlber Ortaylı’nın kızı Tuna Ortaylı, babasının İzmir Kitap Fuarı’nın daimi katılımcılarından biri olduğunu anımsatarak, İzmir’e yerleşme fikrinin olduğunu belirtti. Tuna Ortaylı, “Babamın İzmir’e karşı ayrı bir sevgisi vardı. Her zaman İzmir’i alternatif bir yaşam alanı olarak düşünürdü. İstanbul’daki işlerinin azalması halinde İzmir’e yerleşeceğini söylerdi. Ama ben iki çocuk yaparak bu projesine biraz engel oldum. Bugün sizlerin arasında olmak, babamın sevdiği şehirde, sevdiği okurları ile birlikte olmak bizi de çok mutlu ediyor” ifadelerini kullandı. “Sizler sayesinde babam bunu ölmeden görebildi” İlber Ortaylı'nın hayata karşı dev bir merakının bulunduğunu anlatan Tuna Ortaylı, “Kendini hem sözlü hem de yazılı kaynaklardan beslerdi. Hayatı büyük yaşayan, büyük kahkahalı, eğlenceli bir insandı. Böyle insanlar ne kadar sevildiklerini her zaman yaşarken görme şansına erişemiyorlar. Bugün buraya gelen herkese teşekkür ediyorum. Sizler sayesinde babam bunu ölmeden görebildi. Kendi ismine adanmış bir kütüphane olması bile çok önemli” dedi. Etkinlikte katılımcılar ailesine İlber Ortaylı ile ilgili merak ettikleri soruları yöneltti. Programın sonunda yazar Nuriye Ortaylı “Annem Şefika” isimli kitabını imzaladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hakan Bıçakçı, TikTok Çağında Edebiyatı Sürdürmeyi Nilüfer’de Anlattı Haber

Hakan Bıçakçı, TikTok Çağında Edebiyatı Sürdürmeyi Nilüfer’de Anlattı

Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen Koza Buluşmaları, edebiyat dünyasının özgün isimlerini Bursalı okurlarla buluşturmaya devam ediyor. Koza Kütüphane’de gerçekleşen söyleşinin bu ayki konuğu, çağdaş Türk edebiyatının usta kalemlerinden Hakan Bıçakçı oldu. “Yamuk Zeminler, İnce Sızıntılar ve Geçici Manzaralar” başlığıyla düzenlenen etkinlikte Bıçakçı; 12. kitabı olan Geçici Manzara’dan yola çıkarak yazarlık serüvenini, dile yaklaşımını ve şehirle kurduğu ilişkiyi anlattı. Söyleşiyi çok sayıda edebiyatsever büyük bir ilgiyle takip etti. “EDEBİYATIN GÜCÜ KARŞI TARAFA NE HİSSETTİRDİĞİNİZDE SAKLIDIR” Konuşmasına yazım sürecindeki motivasyonlarına değinerek başlayan Hakan Bıçakçı, edebiyatın sadece bir öfke kusma alanı olmadığını belirtti. Yazarken didaktik olmaktan kaçındığını ifade eden Bıçakçı, şu sözleri kaydetti: “Bir şeylerden rahatsız olmak sanat için güçlü bir çıkış noktası ama aynı zamanda tehlikeli. Nefretini kusup rahatlamak edebiyatın alanı değil. Senin ne hissettiğin değil, karşı tarafa ne hissettirdiğin önemli aslında. Edebiyatın gücü oradan geliyor. Bu yüzden öfkemi hep dizginlerim; o bastırılan şeyin okurla yazarın ortak bir noktasında buluşmasını tercih ederim.” Son kitabı Geçici Manzara’nın diğerlerinden farklı olarak, öykülerin bir amaca hizmet etmeden, kendiliğinden birikerek oluştuğunu belirten yazar, dildeki yabancılaşma hissinin önemine dikkat çekti. AFORİZMA ÇAĞINDA SADELİĞİ KORUMAK Günümüzün “aforizma çağı” olduğunu söyleyen Hakan Bıçakçı, süslü ve fiyakalı cümlelerle okuru yakalama çabasından uzak durduğunu vurguladı. Sade yazmanın en zor şeylerden biri olduğunu ifade eden Bıçakçı, “Okuru anlatıcıyla değil, doğrudan karakterin durumuyla baş başa bırakmak istiyorum. Aradan çekilip okuru bir görgü tanığı kılmaya çalışıyorum. Şeffaf ve sade bir dilin peşindeyim. Fakat artık YouTube çağı, TikTok çağını yaşıyoruz. Gittikçe her şeyin görselleştiği bir çağda dil de görselleşiyor. Hâlâ kitaplar yazılıyor ama okurgillerin nesli gittikçe aslında tükeniyor. Her şey izlemeye dönüyor. Hikayeler hep var ve hep olacak, bu bir ihtiyaç ama hikaye ihtiyacımızı artık daha çok platformlar, diziler, filmler karşılıyor. Her şey görüntüye transfer edilmeye başlandı. Betimlemeler kayboluyor” değerlendirmesinde bulundu. Şehirle kurduğu ilişkiyi “aşk-nefret” olarak tanımlayan Bıçakçı, metinlerinde geleneksel doğa betimlemeleri yerine şehrin pürüzlerini kullandığını söyledi. Bozuk kaldırımlar, titreyen floresan ışıkları ve damlayan suların kendisi için birer ilham kaynağı olduğunu belirten yazar, şehrin adeta karakterleri yutan bir canavar gibi kurgularında yer aldığını ifade etti. Söyleşinin sonunda katılımcıların sorularını da yanıtlayan Hakan Bıçakçı, okurları için son kitabı “Geçici Manzara”yı imzaladı. Etkinlik sonunda yazara günün anısına bir hediye takdim edildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enkaz Ayrıştırma Projesi Türkiye'de İlk Kez Malatya’da Uygulanıyor Haber

Enkaz Ayrıştırma Projesi Türkiye'de İlk Kez Malatya’da Uygulanıyor

Fransa'nın Türkiye Büyükelçisi İsabelle Dumont ve Fransız Kalkınma Ajansı Türkiye Müdürü Xavier Muron'u ağırlayan Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Fransız Kalkınma Ajansı ile Malatya Büyükşehir Belediyesi arasında yürütülen hibe projelerinin son durumunu değerlendirerek, kapsamlı bir istişarede bulundu. “MALATYA'MIZI YENİDEN AYAĞA KALDIRDIK” Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023 depremlerinde Malatya'nın büyük bir yıkım yaşadığına dikkat çekerek, "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bakanlarımızın güçlü destekleri ve yerelde de yakaladığımız sinerjiyle Malatya'mızı yeniden ayağa kaldırdık. 121 bin bağımsız bölüm inşa ettik. Eskisinden daha güzel bir Malatya inşa ediyoruz" dedi. “MALATYA'NIN KAYISIDAN 500 MİLYON DOLAR GELİRİ VAR” Malatya'nın depremden sonra zirai don felaketini yaşadığını anımsatan Başkan Er, "Malatya'nın kayısıdan 500 milyon dolar geliri var. Ticareti katma değeri olan kiraz, üzüm ve ceviz gibi ürünlerimiz de bulunuyor. Depremden sonra Malatya çok ciddi bir ekonomik yara da aldı" bilgisini verdi. Başkan Er, UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan ve Anadolu'da kurulan ilk şehir devleti olan Malatya'daki Arslantepe Höyüğü'nün Malatya için oldukça önemli olduğunu da sözlerine ekledi. “ENKAZ GERİ DÖNÜŞÜM TESİSİ KAPSAMINDA PİLOT PROJE MALATYA” Fransa'nın Türkiye Büyükelçisi İsabelle Dumont ise Malatya'da bulunmaktan memnun olduklarını ifade etti. Malatya'da deprem sonrası yapılan çalışmaların önemli olduğuna değinen Dumont, "İnsanlara moral verme için yaptığınız çalışma ve hayata geçirmek istediğiniz projeleri çok iyi anlıyorum. Bu noktada enkaz atığının kaldırılması insanlar için çok önemli. Enkaz ayrıştırma projesi, Türkiye'de ilk olacak. Enkaz Geri Dönüşüm Tesisi kapsamında pilot proje Malatya'da uygulanacak" diye konuştu. BAŞKAN ER: TESİSİ HIZLANDIRACAĞIZ Başkan Sami Er, en önemli işlerinin enkaz atığını rehabilite etmek olduğuna dikkat çekerek, "Ayrıştırma yapılan yerin deprem anıtı, yeşil alan olması için bir çalışma yürüteceğiz. Çevresel etki değerlendirme çalışmasına başladık. Enkaz geri dönüşüm ve rekreasyon alanı üzerinde çalışıyoruz. Enkaz bittikten sonra bu alanı yeşil alan olarak şehre kazandırmak istiyoruz. Tesisi hızlandıracağız. Sonraki aşamada da yeşil alan yapacağız" açıklamalarında bulundu. “DEPREM ATIKLARININ AYRIŞTIRMA PROJESİNE ÇOK ÖNEM VERİYORUZ” Fransız Kalkınma Ajansı Türkiye Müdürü Xavier Muron, Türkiye'de ilk Malatya'da hayata geçirilecek olan deprem atıklarının ayrıştırma projesine çok önem verdiklerini kaydederek, "Proje başarılı olursa dalgalanacak ve başka iller içinde uygulanabilecek" dedi. Malatya'da deprem sonrası enkaz atığının kaldırılması noktasında tesis kurulması hususunda protokol imzaladıklarını anımsatan Muron, MASKİ ile içme suyu ve kanalizasyon altyapısıyla ilgili iki proje geliştirdiklerini kaydetti. Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, uğurlama esnasında Fransa'nın Türkiye Büyükelçisi İsabelle Dumont'a belediye binası içerisinde inşa edilen kütüphane hakkında da bilgi verdi. Başkan Er, "Bölgenin en büyük kütüphanesini inşa ediyoruz. 3600 metrekare alan üzerine inşa ettiğimiz kütüphanede aynı anda 815 kişi yer alabilecek. Burada amfimiz, ders çalışma alanları, seminer salonları ve bilgisayar sınıfları olacak. 7/24 açık olacak kütüphanemizde öğrencilere çay, su, kahve ve çorba ikramlarımız olacak" bilgisini verdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

PepsiCo Vakfı ve Ahbap İş Birliğiyle Hatay’da Gençlik Merkezi Açıldı Haber

PepsiCo Vakfı ve Ahbap İş Birliğiyle Hatay’da Gençlik Merkezi Açıldı

Bu kapsamda PepsiCo, Hatay’da Ahbap Derneği iş birliğiyle Gençlik Merkezi açtı. Hatay Defne Gençlik Merkezi, depremden etkilenen gençlerin eğitim, kişisel gelişim ve psiko-sosyal ihtiyaçlarına destek olarak, onları geleceğe hazırlamayı amaçlıyor. Merkez, gençlere güvenli bir sosyal alan sunarken, aynı zamanda sanattan dijital becerilere kadar çeşitli alanlarda kendilerini geliştirme fırsatı sunacak. PepsiCo Vakfı, 6 Şubat depremlerinden ağır etkilenen Hatay’a olan desteklerine depremin üçüncü yıl dönümünde bir yenisini daha ekledi. PepsiCo Vakfı bu kapsamda Ahbap Derneği iş birliğiyle Hatay’ın Defne ilçesinde Gençlik Merkezi açtı. Merkez, deprem bölgesindeki gençlerin eğitim, kişisel gelişim ve sosyal ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde tasarlandı. Ayrıca gençlerin karar alma süreçlerine katılımını teşvik eden, iyi olma halini artırmaya yönelik çalışmalar da Hatay Defne Gençlik Merkezi’nde yürütülecek. Merkezde; Müzik Atölyesi, El Sanatları Atölyesi, Bilgisayar Atölyesi, Akademik Atölye ve kütüphane yer alıyor. Tesis, gençlere hem öğrenebilecekleri hem de kendilerini geliştirebilecekleri güvenli bir ortam yaratmayı amaçlıyor. Bu proje aynı zamanda, PepsiCo’nun sürdürülebilir bir gelecek için attığı adımların ve toplumsal yatırım taahhüdünün Türkiye’deki en somut örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. PepsiCo Türkiye Genel Müdürü Ergün Günay: “6 Şubat depremlerinin ardından bölge halkının yanında olmaya kararlılıkla devam ediyoruz” Bölge halkının yaralarını sarmak için var güçleriyle çalışmaya devam ettiklerini ifade eden PepsiCo Türkiye Genel Müdürü Ergün Günay; “6 Şubat depremlerinin yıldönümünde, kaybettiğimiz tüm canları saygı ve rahmetle anıyor, geride kalan ailelere ve yakınlarına bir kez daha başsağlığı ve sabır diliyoruz. Yaşananların izlerinin kolay silinmeyeceğinin ve bölgenin uzun soluklu bir iyileşme sürecine ihtiyaç duyduğunun farkındayız. Bu süreçte hepimizin üstüne düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerektiğine inanıyorum. PepsiCo Türkiye olarak, depremin hemen ardından bölge halkının yanında olmak için harekete geçtik. Öncelikle, kısa vadede acil ihtiyaçların karşılanmasına destek verdik. Ancak bununla yetinmedik. Bölgenin uzun vadede yeniden kalkınması ve ayağa kalkması için sürdürülebilir projeler geliştirmeyi öncelik haline getirdik. Bu kapsamda hayata geçirdiğimiz önemli projelerden biri de PepsiCo Vakfı desteği ve Anadolu Meraları iş birliğiyle Hatay Samandağ’da başlattığımız ‘Ortak Hareket, Yeniden Bereket’ Projesi oldu. Bu projeyle, bölgedeki çiftçilere yalnızca maddi destek sağlamakla kalmadık; aynı zamanda onları bilgiyle, rehberlikle ve sürdürülebilir tarım uygulamalarıyla da güçlendirdik. Proje kapsamında çiftçilere; hibe desteği sağladık, eğitimler ve mentorluk programları sunduk, bölgenin iklimine ve ihtiyaçlarına uygun, dirençli bir gıda ağı modeli üzerinde çalıştık. Samandağ Tarımsal Kalkınma Kooperatifi aracılığıyla, çiftçilerimize hem kendi arazilerinde hem de proje kapsamında kurduğumuz Topluluk Merkezli Üretim Alanı’ndaki seralarda ve açık alanlarda üretim yapmaları için imkânlar sağladık. Bugün bu proje sayesinde çiftçilerimiz; coğrafi işaretli bir ürün olan Samandağ biberi başta olmak üzere, marul, domates, salatalık, mantar ve fide üretimi yaparak bölge ekonomisine katkı sunuyor, kendi geçim kaynaklarını yeniden inşa ediyor” açıklamasında bulundu. “Gençlerin spor, sanat ve eğitim aracılığıyla hayata yeniden tutunmalarına katkı sağlamayı önemsiyoruz” Depremin ardından sadece altyapı ve ekonomik kalkınma değil, özellikle gençlerimizin psikolojik, sosyal ve kültürel olarak yeniden güçlenmesi için de çeşitli projeler geliştirmeye özen gösterdiklerini dile getiren Günay, “Gençlerin spor, sanat ve eğitim aracılığıyla hayata yeniden tutunmalarına katkı sağlamayı çok önemsiyoruz. Bu kapsamda, “Pepsi Yıldız Futbolcu Seminerleri” projemizi iki yıl önce “Pepsi Geleceğin Yıldız Futbolcularına Destek Projesi” adıyla deprem bölgesinde yeniden kurguladık ve ülkemizin genç futbolcularına amacına uygun şekilde fayda sağlamasını sürdürdük. Projemizi, bölgede futbola gönül vermiş gençlerimize biraz olsun moral verebilmek, umutların yeniden filizlenmesine katkı sağlamak amacıyla başlattık. PepsiCo Türkiye olarak futbolun iyileştirici gücüne inanıyor, bu alanla ilgilenen yetenekli gençlerimizin gelişimine pozitif katkılar sunmayı önemsiyoruz. Bu doğrultuda, depremden etkilenen bölgede yer alan tüm U19 Elit A ve B Ligi takımlarına yani Hatayspor, Gaziantep FK, Adana Demirspor, Yeni Malatyaspor ve Adanaspor A.Ş. kulüplerine destek olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz” dedi. “Gençlerin sosyal ve kültürel gelişimi için kapsayıcı bir mekân” Günay, “Şimdi de Ahbap Derneği iş birliği ile Hatay’da bir Gençlik Merkezi hayata geçirdik. Defne’de hayata geçirdiğimiz bu merkez, 427 metrekare kapalı alanı, yaklaşık 500 metrekarelik bahçesi ve geniş atölye imkânlarıyla gençlerimizin sosyal, kültürel ve akademik gelişimlerini destekleyecek şekilde tasarlandı. 12-29 yaş aralığındaki gençler; müzik, el sanatları, bilgisayar, akademik destek ve kütüphane gibi imkânlardan yararlanabilecek, aynı zamanda sosyal kulüpler, gönüllülük timleri, spor ve kültürel faaliyetlerle kendilerini geliştirme fırsatı bulacaklar. Hatay’ın yeniden ayağa kalkışında gençlerimizin enerjisinin belirleyici olacağına inanıyor, bu merkezin onlara ilham verecek bir buluşma noktası olmasını diliyoruz” dedi. Ahbap Derneği Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Levent ise, “Depremden bu yana PepsiCo Vakfı ile sıklıkla iletişim halindeydik. Bugün Hatay’ın gençlerine armağan ettiğimiz Defne Gençlik Merkezi, gençlerin bir araya gelip üretebileceği, öğrenebileceği ve kendini geliştirebileceği bir alan olarak tasarlandı. Gençlerin zaman geçirebileceği, ders çalışabileceği, farklı kurslarla yeni beceriler kazanabileceği bu merkezin, Hatay’da gençler için güçlü bir buluşma noktası olacağına inanıyoruz. Hatay’ın ilk gençlik merkezini birlikte hayata geçirdiğimiz PepsiCo Vakfı’na teşekkür ediyoruz” açıklamasında bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TEGV, Deprem Bölgesinde İlk Günden Beri Çocukların Yanında Haber

TEGV, Deprem Bölgesinde İlk Günden Beri Çocukların Yanında

Depremden etkilenen çocukların eğitimden kopmaması, güvenli öğrenme alanlarına erişebilmesi ve sosyal-duygusal gelişimlerinin desteklenmesi için çalışmalar kesintisiz olarak sürdürüldü. TEGV, 15 Ateşböceği, 8 Konteyner Öğrenim Birimi ve sabit etkinlik noktalarıyla hâlâ bölgede faaliyet göstermeye devam ediyor. “Bir Çocuk Değişir, Türkiye Gelişir” vizyonuyla nitelikli eğitimi Türkiye’nin dört bir yanındaki çocuklarla buluşturan ve 30 yılı geride bırakan Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV), bugüne kadar 108 bini aşkın gönüllüsü ve bağışçılarının desteğiyle 3.3 milyondan fazla çocuğa ulaştı. TEGV, 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından, geçmiş afet deneyimlerinden edindiği tecrübeyle ilk günden itibaren hızlı ve koordineli bir şekilde bölgede çalışmalara başladı ve deprem sonrasında da aynı kararlılıkla çocukların yanında yer almaya devam etti. Bugüne kadar deprem bölgesinde 104 binden fazla çocuk nitelikli eğitimle buluşturulurken, yaklaşık 4 bin gönüllünün katkısıyla 1.9 milyon saat etkinlik gerçekleştirildi. TEGV İlk Andan İtibaren Bölgedeydi 1999 Marmara Depremi sonrasında faaliyete geçen ve Bingöl, Van, Elazığ, İzmir, Soma ve Marmaris’te yaşanan afetlerin ardından çocukların eğitimine devam edebilmesi için yola çıkan TEGV Ateşböceği Öğrenim Birimleri, operasyon deneyimi ve geniş gönüllü ağıyla yaraları sarmak için yine çocukların ve ailelerinin yanındaydı. TEGV, 6 Şubat depremleri sırasında bölgede bulunan 6 Ateşböceği (Malatya, Kahramanmaraş, Hatay, Diyarbakır) ve Şanlıurfa ile Adana’daki iki sabit etkinlik noktasında depremden etkilenen vatandaşlara ilk andan itibaren barınma, ısınma, temel gıda ve hijyen desteği sağladı. Depremi takip eden süreçte TEGV’in 17 Ateşböceği’nin tamamı afet bölgesine yönlendirilerek çocuklarla etkinlikler gerçekleştirildi. Türkiye’nin dört bir yanındaki TEGV gönüllüleri çocuklarla sosyal-duygusal temelli etkinlikler gerçekleştirerek çalışmalara katkı sağladı. TEGV bağışçılarının desteğiyle sayıları artan ve toplumsal dayanışmanın güçlü bir parçası olan Ateşböcekleri; tasarım, bilişim, sanat, bilim ve trafik gibi farklı temalarda eğitim içerikleriyle Türkiye’nin dört bir yanında yol kat edip çocuklara ulaşıyor. TEGV’in halen 21 araçtan oluşan Ateşböceği filosundaki 15 araç deprem bölgesinde aktif görev yaparken; 8 konteyner öğrenim birimi ile Diyarbakır ve Gaziantep’teki sabit etkinlik noktalarında da faaliyetler sürüyor. “Tüm Gücümüzle Oradaydık, Oradayız” TEGV Genel Müdürü Sait Tosyalı, deprem bölgesinde yürütülen çalışmalara ilişkin değerlendirmesinde, çocukların nitelikli eğitime erişiminin uzun vadeli etkisine dikkat çekti: “6 Şubat depremlerinin ardından ilk günden itibaren bölgedeydik; bugün de aynı kararlılıkla oradayız. Bölgede sunduğumuz eğitim desteği, çocuklar için yalnızca bilgi değil; güven, dayanıklılık ve umut anlamına geliyor. Çocukların nitelikli eğitime erişiminin geleceğin inşasında belirleyici bir rolü olduğuna inanıyoruz. Bu anlayışla deprem sonrası çalışmalarımızı geçici değil, sürdürülebilir bir yaklaşımla ele aldık. Yanımızda olan destekçilerimizle ve gönüllülerimizle birlikte, ‘Tüm Gücümüzle Oradaydık, Oradayız’ diyerek çocukların sosyal-duygusal gelişimlerini ve hayatla bağlarını güçlendirmeyi temel sorumluluğumuz olarak görüyoruz.” Yeni Öğrenim Alanları ve Sürdürülebilir Etki Sahadaki ihtiyaçlar doğrultusunda yalnızca geçici değil, kalıcı çözümler üretmeyi hedefleyen TEGV, yerel yönetimler ve kurumların destekleriyle deprem bölgesinde yeni öğrenim birimleri oluşturdu. Daha fazla çocuğa ulaşmak amacıyla MediaMarkt, Tırsan, İstanbul Rotary, Migros ve Pınar’ın katkılarıyla 9 yeni Ateşböceği Mobil Öğrenim Birimi filoya dâhil edilerek çocuklarla buluşturuldu. Yerel yönetimlerin desteğiyle, Shell Türkiye ve Vehbi Koç Vakfı sponsorluğunda Adıyaman, Hatay, Kahramanmaraş ve Malatya’da 15 Konteyner Kent Öğrenim Birimi kısa sürede faaliyete geçti. Ayrıca Diyarbakır’da ve Gaziantep’te iki yeni sabit etkinlik noktası çocuklara kapılarını açtı. TEGV’in katkılarıyla Hatay’da bir kütüphane kuruldu; 1.000 çocuğa temel bisiklet eğitimi verilerek bisiklet armağan edildi. TEGV, yürüttüğü tüm bu çalışmalarla çocukların yalnızca eğitim ihtiyaçlarını değil, aynı zamanda sosyal-duygusal gelişimlerini ve gündelik hayata yeniden uyum süreçlerini destekleyen bütüncül bir yaklaşımı benimsedi. Çocuklara Umut Olup Güvenli Yarınlar Yaratmak için Kalıcı Birimler Hedefleniyor Afetlere karşı uzun vadeli ve kalıcı bir etki yaratmayı hedefleyen Vakıf, Allianz Türkiye iş birliğiyle hayata geçirilen “Bilinçli Adımlar, Güvenli Yarınlar” programını Türkiye genelinde uyguluyor. Program kapsamında çocukların afetlere hazırlık konusunda bilinçlenmesi ve toplumsal afet farkındalığının kalıcı biçimde güçlendirilmesi amaçlanıyor. Programın başlangıcından bu yana Türkiye genelinde 27 binden fazla çocuk programdan faydalandı. Deprem bölgesinde konteyner alanlarının tahliyesi ve konutlara geçiş süreciyle birlikte, konteyner öğrenim birimlerinin faaliyetleri ihtiyaç ve planlamalar doğrultusunda kademeli olarak sonlandırılmaktadır. TEGV, bölgede devam eden ihtiyaçları gözeterek, yerel idarelerin destekleriyle kalıcı etkinlik noktalarının kurulmasına ve sürdürülebilir faaliyetlere yönelik planlama ve çalışmalarını sürdürmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

MST İş Makinaları’ndan “Kitaptan Sahaya” Uzanan Gelişim Modeli Haber

MST İş Makinaları’ndan “Kitaptan Sahaya” Uzanan Gelişim Modeli

İş Makinaları sektörünün güçlü markası MST İş Makinaları, kurumsal gelişim stratejileri kapsamında çalışanlarının da katılımıyla yeni bir inisiyatif başlattı. Değişimin bireyden başlayarak tüm organizasyona yayılacağı felsefesiyle kurgulanan bu model; sadece bir eğitim çalışması değil, sürdürülebilir bir "öğrenme kültürü" inşası olarak öne çıkıyor. Proje kapsamında, MST’nin farklı departmanlarından bir araya gelen gönüllü çalışan grupları, ortak kararla belirlenen stratejik kitapları derinlemesine analiz ediyor. "Okuma → Tartışma → Analiz → Uygulama → Raporlama" döngüsüyle ilerleyen süreçte, haftalık buluşmalar gerçekleştiren ekipler; kitaplardaki teorik yaklaşımları fabrikadaki gerçek iş problemlerine çözüm üretmek için kullanıyor. Tamamen iç kaynaklarla yürütülen stratejik model, herhangi bir dış danışmanlık almadan tamamen kurumun kendi iç potansiyeli ve insan kaynağı ile yürütülüyor. Gönüllülük esasına dayanan bu yapı sayesinde, bölümler arası etkileşim artarken sahadan uygulanabilir ve ölçülebilir çözüm önerileri geliştiriliyor. MST yetkilileri, hayata geçirilen bu modelin uzun vadeli hedeflerine ilişkin şu bilgileri paylaştı: "Bu çalışmayı sadece bir sosyal aktivite olarak değil, stratejik bir gelişim modeli olarak görüyoruz. Amacımız, 'Önce kendimiz, sonra fabrikamız' diyerek çalışanlarımızın analitik düşünme ve problem çözme yetkinliklerini artırmak, ardından bu kazanımları somut iş sonuçlarına yansıtmaktır. İlerleyen dönemde fabrika içinde kurulacak bir kütüphane ile okuma kültürünü tüm organizasyon geneline yaymayı da hedefliyoruz". Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Malatya'ya Bölgenin En Büyük Kütüphanesi Geliyor Haber

Malatya'ya Bölgenin En Büyük Kütüphanesi Geliyor

Büyükşehir Belediyesi fuaye alanında inşa edilen ve bölgenin en büyük kütüphanesi olma özelliğini taşıyarak, şehre değer katacak olan kütüphane inşaatında gelinen süreçle ilgili bilgiler veren Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, basın mensuplarıyla birlikte kütüphane inşaatını gezdi. Başkan Sami Er, 815 kişi kapasiteli kütüphanenin sadece Malatya değil bölgenin en büyük kütüphanesi olduğunu ifade etti. “KÜTÜPHANEMİZ 7/24 HİZMET VERECEK” Malatya'nın eğitim, kültür ve sosyal yaşamına yön verecek çok önemli bir projeyi hayata getireceklerini kaydeden Başkan Er, "Göreve geldiğimde 'Malatya kütüphaneler ve spor şehri olacak' dedim. Bu düsturla çalışıyoruz. Şehrin birçok noktasında kütüphane ve spor tesisleri inşa ediyoruz. Büyükşehir Belediyemiz içinde sadece Malatya'nın değil bölgenin en büyük kütüphanesini yapıyoruz. Buranın 6 bin 400 metrekare inşaat alanı var. 3 bin 200 metrekare lojistik desteğin olacağı bodrum ile 3 bin 200 metrekare fuaye alanında amfi ve yatay alanlar yer alıyor. Kütüphanemiz 7/24 hizmet verecek. Gençlerimiz burada ders çalışıp, zaman geçirebilecek. Burada çalışırken kendilerini üniversite amfisinde gibi hissedecekler. Su, çay, kahve ve günün belli saatlerinde çorba ikramlarımız olacak. Ücretsiz internet hizmeti sunacağız Ailelerimiz gönül rahatlığıyla çocuklarını buraya bırakabilecek" diye konuştu. “AYNI ANDA 815 KİŞİNİN DERS ÇALIŞACAĞI BİR ALAN” Başkan Er, 815 kişi kapasiteli kütüphanede bütün detayların en ince ayrıntısına kadar düşünüldüğüne dikkati çekerek, "Kütüphanede mini seminer odaları olacak. Burada uzmanlar tarafından ders verilecek alanlarda bulunuyor. Bunun yanında bilgisayar odası da projede yer alıyor. Öğrencilerin dinlenmeleri ve çalışma aralarında faydalanabilmeleri için 260 metrekare kafe yapıyoruz. Bu anlamda bölgenin en büyük kütüphanesi olacak. Bir anda 815 kişinin ders çalışacağı bir alan olacak. Burası sadece dört duvar arasında masaların olduğu bir kütüphane değil. Her detayı en iyi şekilde düşündük" ilgilerini verdi. Kütüphanenin belediye binasından ayrı bir yapı olarak inşa edildiğini dile getiren Başkan Er, "Kütüphane inşaatı öncesinde bu alan için performans analizine yaptık. Deprem görmüş bir şehirde bu alana fonksiyon yüklemeden önce bu çalışmayı gerçekleştirdik. Binada herhangi bir sıkıntı yok ancak eski bina olduğu için performans analizinde sadece bu alan için güçlendirme gerçeği ortaya çıktı. Kütüphanenin bulunduğu bu alan binadan bağımsız çalışacak. Her sistemi ayrı düşünüldü. Tesisatlarından işleyişine kadar binadan bağımsız olacak. Deprem yönetmeliğine uygun güçlendirdik" diye konuştu. “KÜTÜPHANENİN 60 BİN KİTAP KAPASİTESİ OLACAK” Kütüphanenin malzemelerin hazır olduğunu ifade eden Başkan Er, “Bayram sonrası Kütüphanenin tamamlanıp, hizmete girmesini planlıyoruz. Burası her anlamda çok güvenli bir yer olacak. Güvenliği sarsacak hiçbir öğrenci buraya giremeyecek. Aileler rahatlıkla çocuklarını buraya gönderebilecek. Biz şeffaf, hesap verebilir ve adil olduk, olmaya da devam edeceğiz. Hiçbir şeyi gizlemiyoruz, meclisimizin ve halkımızın bilgisine sunuyoruz. Malatya'nın her kuruşunu sonuna kadar takip ediyorum. Kütüphane 285 milyona mal oldu. Sadece gördüğünüz inşaat değil, mobilyalar başta olmak üzere kaliteli malzeme seçtik. Bilgisayar malzemeleri, turnikesi ve yazılımıyla anahtar teslim olacak. Burada mevcut personelimiz var. İhtiyaç duyulduğunda uzman personeller de burada görevlendirilecek. Kütüphanenin 60 bin kitap kapasitesi olacak. Kütüphaneyi buraya inşa etmemizdeki temel amaç; hem belediye binamızı bir yaşam alanına dönüştürmek hem de merkezi bir lokasyon olması" dedi. KÜTÜPHANENİN FİZİKİ VE TEKNİK BİLGİLERİ Kütüphane amfi, seminer salonları, öğrenci işleri, serbest çalışma alanları, bilgisayarlı çalışma masaları, öğrencilere hizmet verecek kafeterya yer alacak. Kütüphane, özel bir yazılım sistemi ile öğrencilere hizmet verecek. Kütüphane bünyesinde 96 sandalye kapasiteli ve 240 metrekare büyüklüğünde modern bir kafeterya yer alacak. Modern ve çok amaçlı olarak planlanan kütüphanede 460 kişilik serbest çalışma alanı, 95 kişilik bilgisayarlı çalışma alanı, 100 kişilik amfi alanı, 60 kişilik seminer salonu, 96 kişilik kafeterya alanı bulunuyor. Kütüphane, aynı anda 815 kişinin kullanımına imkân sağlayacak şekilde tasarlandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nuri Aslan: İstanbul’u Kitabın Başkenti Yapacağız Haber

Nuri Aslan: İstanbul’u Kitabın Başkenti Yapacağız

TÜYAP Fuarcılık Grubu ve Türkiye Yayıncılar Birliği’nin iş birliğiyle düzenlenen, Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı 42’ci kez kapılarını açtı. Bu yıl, “Edebiyatın Her Hali” temasıyla okuyucularla buluşan fuarın açılış törenine İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkan Vekili Nuri Aslan da katıldı. Sözlerine aylardır Silivri’de tutuklu bulunan İstanbul’un seçilmiş Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun selam ve sevgilerini ileterek başlayan Aslan, “Bugün burada bu kalabalığa baktıkça, Ulu Önderimiz ve aynı zamanda başöğretmenimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ideallerini görüyorum. Atatürk, çocukluğunu ve kitapları şöyle anlatıyor: “Ben çocukken yoksuldum. İki kuruş elime geçince bunun bir kuruşunu kitaba verirdim. Eğer böyle olmasaydım, bu yaptıklarımın hiçbirini yapamazdım.” O halde bize de düşen okumak, çok okumak, daha çok okumak” ifadelerini kullandı. “KİTABI LÜKS OLARAK DEĞİL; KAMUSAL BİR HAK OLARAK GÖRDÜK” Hayatının önce annesinin sonra kitapların değiştirdiğini belirten Aslan, “Kitaplar sayesinde hiç bilmediğim dünyalara gittim, hiç görmeyeceğim ülkelere adım attım. Hepimiz yapmadık mı bunları? Henüz çocuk yaşta Şeker Portakalı ile öğrenmedik mi; kalbimiz kırılsa bile sevme gücümüzün bizden alınamayacağını? Küçük Kara Balık, cesaretin korkusuzluk değil; korkuya rağmen yola çıkabilmek olduğunu anlatmadı mı bize? George Orwell, kalabalık olmanın her zaman haklı olmak anlamına gelmediğini öğretmedi mi… Ve büyük Yaşar Kemal, İnce Memed ile şunu söylemedi mi: Bir insan tek başına çıkabilir yola; ama bir halk yürümeye başladığında tarih değişir. İşte Cumhuriyet tam olarak, Bir halkın cehalete karşı okuyarak yürümesidir. Bu anlayışla biz, kitabı lüks olarak değil; kamusal bir hak olarak gördük.” Diye konuştu. “SON ALTI YILDA, EKREM BAŞKANIMIZIN ÖNCÜLÜĞÜNDE 53 YENİ KÜTÜPHANE AÇTIK” 2019 öncesinde İstanbul’da 20 kütüphane olduğunu kaydeden Aslan, “Bugün bu sayı 73’e ulaştı. Son altı yılda, Ekrem Başkanımızın öncülüğünde 53 yeni kütüphane açtık. Kütüphanelerimizin kişi kapasitesini 2 bin 500’lerden 9 binin üzerine çıkardık. Kütüphanelerimizden yararlanan okur sayısı 13,6 milyondan 34,5 milyona ulaştı. Bugün İstanbul’da kitap ödünç alma sayısı 4 milyona yaklaşmış durumda. Kütüphanelerimizi; binlerce kültür–sanat etkinliğiyle, on binlerce katılımcıyla, sergileriyle ve yayınlarıyla yaşayan kamusal alanlara dönüştürdük.” Nuri Aslan konuşmasını şöyle sürdürdü: Bu süreçte toplamda 1 milyon 42 bin adet kitap bastık. İstanbul’un dört bir yanında 22 İstanbul Kitapçısı açtık. Bugün yaşanan savaşların, hırsların, adaletsizliklerin temelinde okumamak var. Oysa Peygamberimiz Hz. Muhammed’e gelen ilk emir neydi? Oku. Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk, savaş meydanlarında bile gecelerce okudu. Çünkü şunu biliyordu; askeri savaşlar elbet biter, medeniyet ise bilgiyle inşa edilir. Ve gerçek ve kalıcı zafer, dünyayı anlama ve değiştirme gücünü veren fikri zaferdir. Bu nedenle; fikirlerimizle konuşacağız, tartışacağız, dönüşeceğiz, dönüştüreceğiz. Ve birlikte daha iyisini mümkün kılacağız. “İSTANBUL’U KİTABIN BAŞKENTİ YAPACAĞIZ” Bugün İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak beş birimimizle bu kıymetli fuarda yer alıyoruz. Birbirinden değerli söyleşiler düzenliyoruz. Duayen gazeteciler Uğur Dündar, Yavuz Oğhan ve Mustafa Balbay, kitaplarını İBB stantlarında okurları için imzalayacak. Yavuz Oğhan “Millete Emanet”; Mustafa Balbay “Asla Vazgeçme” kitabıyla bizlerin hikayesini anlatmaya devam edecek. Yayıncılarımızın ekonomik güçlülere zorlu koşullara mücadele ettiklerinin farkındayız. Kentimizin kültürüne, turizmine, iyiliğine olacak her fuara, her etkinliğe destek vereceğimizi buradan bir kez daha söylüyorum. Söz veriyorum: İstanbul’u kitabın başkenti yapacağız. Ekrem Başkanımızın da bizlerin de hedefi budur. İBB STANDI 8. SALON, NO: 863’DE YER ALIYOR İBB Yayınları, bu fuarda kitapseverler için seçkin bir koleksiyon sunuyor. İBB Kültür A.Ş bünyesinde faaliyet gösteren İstanbul Kitapçısı, 13–21 Aralık tarihlerinde Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde yer alacak standında, tüm İBB Yayınları’nı Yüzde 30 indirimle kitapseverlere sunuyor. 8. Salon 863 No’lu stantta yer alan İBB standı içerisinde indirimli kitaplar dışında okurlar imza günlerinde yazarlarla bir araya gelme ve kitaplarını imzalatma fırsatı bulacak. Fuar boyunca İstanbul Kitapçısı standında; İBB Yayınları’ndan çıkan İstanbul araştırmaları, kültür ve sanat yayınları, yakın dönem tarih çalışmaları, edebiyat eserleri ve özel koleksiyon kitapların yer aldığı geniş bir seçki ziyaretçilerle buluşuyor. İBB Yayınları, araştırma-inceleme, Türkiye ve Cumhuriyet tarihi, Osmanlı tarihi, gezi, önemli olaylar, biyografi gibi pek çok konu ve kategoride; alanında uzman araştırmacı ve yazarların eserlerini okurların beğenisine sunuyor. Ayrıca edebiyat dünyasının klasik yapıtlarını da güncel baskılarla yayın hayatına kazandırıyor. Birbirinden özel söyleşi ve imza günleriyle TÜYAP Kitap Fuarı’nda yer alan İBB standında gerçekleşecek program ise şöyle; İmza Günleri; Mustafa Balbay “Asla Vazgeçme” Kitabını, 14 Aralık Pazar- 17 Aralık Çarşamba, Saat 13.00 Yavuz Oğhan “Millete Emanet” Kitabını, 20 Aralık Cumartesi, Saat 13.00 Uğur Dündar Kitaplarını İBB Standında imzalayacak. 20 Aralık Cumartesi, Saat 13.00 Söyleşiler; Adnan Özyalçıner “Edebiyatın İstanbul Hali” Marmara Salonu 13 Aralık 2025 Cumartesi, Saat: 18.00 Oya Baydar ve Özgür Mumcu “Yapay Zeka Çağında Edebiyatın Geleceği Var mı?” 4. Salon İnteraktif Etkinlik Alanı 20 Aralık 2025 Cumartesi, Saat: 14.00 Şükrü Erbaş “Dilin Büyüsüne Kısa Bir Yolculuk: İnsana İnanmadan Şiire İnanamayız.” Marmara Salonu 21 Aralık 2025 Pazar, Saat: 16.00 Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı, 21 Aralık’a kadar hafta içi saat 10.00 – 19.00, hafta sonu ise 10.00 – 20.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.