Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kuzey Amerika

Kapsül Haber Ajansı - Kuzey Amerika haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kuzey Amerika haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Küresel Ölçekte Ticari İflasların 2026 Yılında Yüzde 2,8 Artması Bekleniyor Haber

Küresel Ölçekte Ticari İflasların 2026 Yılında Yüzde 2,8 Artması Bekleniyor

İşletme kredilerinde yalnızca 25 baz puanlık olası bir faiz artışı ise küresel iflas artışını yeniden yüzde 4–5 bandına taşıyabilecek kritik bir eşik olarak öne çıkıyor. Ticari alacak sigortası ve ticari risk yönetimi alanında dünyada ve Türkiye’de lider konumda bulunan Coface, 2026 yılına ilişkin iflas görünümünde kalıcı bir toparlanmadan çok temkinli ve kırılgan bir dengeye işaret etti. Coface’in Kuzeybatı Avrupa (Birleşik Krallık ve İrlanda, Benelüks ve Nordik ülkeler) Ekonomisti Jonathan Steenberg’in değerlendirmelerine göre, 2026 yılında küresel ölçekte ticari iflasların yüzde 2,8 artması bekleniyor ancak bu tablo gerçek bir toparlanmadan çok geçici bir duraklamaya işaret ediyor. Steenberg’in değerlendirmelerine göre; Fransa ve Birleşik Krallık’ta iflas artışı yüzde 2 seviyesinde gerçekleşirken, ABD’de gümrük vergileri gibi son politika adımlarından etkilenen sektörlerin etkisiyle bu oran yüzde 4’e ulaşabilir. Almanya’da kamu teşviklerine rağmen özel sektör faaliyetlerindeki zayıflık nedeniyle artışın yüzde 1 ile sınırlı kalması öngörülürken, aktif şirket sayısındaki düşüşün etkisiyle İtalya’da yüzde 2 oranında artış, güçlenen makroekonomik ivmenin desteğiyle İspanya’da ise yüzde 3 oranında gerileme bekleniyor. “2026’da iflaslar azalmayacak, sadece artış hızı yavaşlayacak” 2026’nın bir iyileşme yılından ziyade, geçici bir nefes alma dönemi olacağını vurgulayan Coface’in Kuzeybatı Avrupa Ekonomisti Jonathan Steenberg, iflas sayısının düşmeyeceğini, sadece artış hızının duracağını, faizlerin beklenenden daha yavaş gevşemesi halinde ise bu istikrarın hızla ortadan kalkacağını belirtti. Üç yıl süren güçlü artışların ardından, 2026’nın bir sakinleşme dönemi olmasının beklendiğini söyleyen Jonathan Steenberg, şöyle devam etti: “İflaslar artmaya devam edecek, ancak daha yavaş bir hızda; bunu faiz oranları ve kredi koşullarındaki kademeli gevşeme destekleyecek. Ancak bu istikrar kırılganlığını koruyor, borç seviyeleri yüksek kalmaya devam ediyor, kâr marjları baskı altında ve en fazla risk altındaki sektörler gerilim belirtileri göstermeyi sürdürüyor” dedi. “Avrupa’da istikrar finansman maliyetlerine bağlı” Avrupa’da 2026 görünümünün ülkeden ülkeye farklılık gösterse de ortak noktada finansman maliyetlerine yüksek bağımlılık taşıdığını vurgulayan Jonathan Steenberg, Almanya’da iflasların yüzde 1 artmasının, Fransa ve Birleşik Krallık’ta bu oranın yüzde 2 seviyesinde kalmasının beklendiğini, İspanya’nın ise daha güçlü makroekonomik ivme sayesinde yüzde 3’lük bir gerilemeden faydalanacağını belirtti. İtalya’da yüzde 2’lik düşüşün ağırlıklı olarak usul reformlarının yarattığı istatistiksel etkilerden kaynaklandığını ifade eden Jonathan Steenberg, Hollanda’da beklenen yüzde 4’lük artışın pandemi öncesi seviyelere kademeli bir dönüşü yansıttığını söyledi. Kıtanın kredi maliyetine son derece duyarlı olmaya devam ettiğini vurgulayan Steenberg, 2026’daki gidişatın büyük ölçüde finansman koşulları tarafından belirleneceğini belirterek şöyle devam etti: “Bu tablo, Avrupa’nın kredi maliyetlerine ne kadar hassas olduğunu açık biçimde ortaya koyuyor. Finansman koşullarındaki en küçük değişim bile ülkeler ve sektörler arasındaki dengeleri kısa sürede yeniden şekillendirebilecek bir etkiye sahip.” “Kuzey Amerika ve Asya-Pasifik’te tek bir tablo yok: İflas eğilimleri ayrışıyor” Kuzey Amerika ve Asya-Pasifik’te 2026 görünümünün yüzeyde bir rahatlama hissi yaratsa da bölgesel dinamiklerin belirgin biçimde ayrıştığını ifade eden Jonathan Steenberg, ABD’de iflasların yüzde 4 artmasının yavaşlayan ekonomi ve yükselen gümrük tarifelerinin şirketler üzerindeki baskısını yansıttığını, Kanada’da ise uzun süren büyüme döngüsünün ardından yüzde 5’lik bir gerilemeyle daha belirgin bir düşüş sürecine girileceğini belirtti. Asya-Pasifik tarafında Japonya’nın yüzde 7’lik artışla kalıcı biçimde yüksek seyreden faiz oranları ve kırılgan sektörlerin etkisini hissetmeye devam edeceğini, Avustralya’nın ise pandemi sonrası güçlü normalleşmenin ardından yüzde 0,5 ile daha yatay bir seyir izlemesinin beklendiğini söyleyen Steenberg, bu tabloyu şöyle değerlendirdi: “Bu dinamikler, 2026 yılında iflasların seyrinin küresel bir trendden çok, yerel şoklar tarafından belirleneceğini açıkça ortaya koyuyor. Parasal, sektörel ya da düzenleyici nitelikteki her gelişme, ülkelerin risk görünümünü farklı yönlerde şekillendirmeye devam edecek.” “25 baz puanlık bir artış, tüm dengeleri tersine çevirebilir” 2026 için öngörülen görece istikrarın, faiz oranlarında kesintisiz bir gevşemeye bağlı olduğunu vurgulayan Coface Kuzeybatı Avrupa Ekonomisti Jonathan Steenberg, şirketlerin uzun süredir devam eden yüksek borçluluk nedeniyle kredi maliyetlerine son derece hassas hale geldiğine dikkat çekti. Steenberg, borçlanma faizlerinde yalnızca 25 baz puanlık olası bir artışın küresel iflas oranlarını yeniden yüzde 4–5 bandına taşıyabilecek kritik bir eşik olduğunu belirterek şunları söyledi: “Bu tablo, 2026 yılında iflasların seyrinin büyümeden çok parasal uyumun hızına bağlı olacağını açıkça gösteriyor. Finansman maliyeti, gelecek yılın gerçek belirleyicisi olacak ve en küçük faiz hareketi bile küresel dengeleri hızla değiştirebilecek bir dinamiğe sahip olacak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

2025'te İnternet Değişim Noktalarında Küresel Veri Trafiği Rekoru Haber

2025'te İnternet Değişim Noktalarında Küresel Veri Trafiği Rekoru

Dünyanın lider İnternet Değişim Noktası operatörü DE-CIX, 2025 yılında küresel veri trafiğinde dikkat çekici bir büyüme kaydedildiğini açıkladı. DE-CIX’in dünya genelindeki platformlarında ve 4.000’den fazla bağlı müşteriyle birlikte, yıl boyunca toplam 79 eksabayt (EB) veri değişimi gerçekleşti. Bu rakam, 2024’e kıyasla yüzde 16’lık bir artışa (68 EB) ve 2020’de kaydedilen trafiğin (38 EB) iki kattan fazlasına, yani yüzde 147’nin de üzerinde artışa işaret ediyor. Bu büyüklüğü somutlaştırmak gerekirse, 79 eksabayt; bir futbol maçının Full HD kalitede 2,2 milyon yıl boyunca kesintisiz izlenebilmesine eşdeğer bir veri miktarı anlamına geliyor. Avrupa’nın en büyük İnternet Değişim Noktası olan DE-CIX Frankfurt’ta ise veri trafiği 48 EB’ye ulaştı. Bu seviye, 2024’e göre yüzde 6, 2021’e kıyasla ise yüzde 65’lik bir artışı (29 EB) temsil ediyor. 2025 yılının en yoğun günü olarak kayıtlara geçen gün ise, Türkiye saatiyle saat 22:11’de saniyede 26,99 terabit (Tbit/s) seviyesine ulaşan küresel veri alışverişinin gerçekleştiği 9 Aralık günü oldu. Bu zirve anında yalnızca bir saniyede değiş tokuş edilen veri miktarı kağıda dökülseydi, ortaya çıkan kağıt yığını Everest Dağı’nın yaklaşık 21 katı yüksekliğinde olurdu. UEFA Şampiyonlar Ligi 6. günü maçlarıyla aynı zamana denk gelen bu yoğunluk, canlı spor etkinliklerinin küresel internet kullanımı üzerindeki etkisinin giderek arttığını net bir şekilde ortaya koyuyor. Aynı anda DE-CIX Frankfurt, 18,73 Tbit/s ile tüm zamanların en yüksek veri trafiğine ulaşarak yeni bir rekor kırdı ve Avrupa ve küresel ölçekteki kritik bağlantı merkezi rolünü bir kez daha pekiştirdi. DE-CIX CEO’su Ivo Ivanov konuyla ilgili şunları söyledi: “Küresel veri trafiğindeki büyüme; yayın platformları, yapay zeka iş yükleri, milyarlarca bağlı cihaz ve dünya genelinde yaygınlaşan uzaktan ve hibrit çalışma modelleri tarafından yönlendiriliyor. Buna büyük canlı etkinlikler, oyun ve yazılım lansmanlarının yarattığı ani yoğunlukları ve küresel ölçekteki önemli gelişmeleri de eklediğimizde, dayanıklı ve yüksek kapasiteli dijital altyapının, birbirine bağlı dünyamız için hiç olmadığı kadar kritik olduğu açıkça görülüyor.” 2025’te Yeni Dijital Merkezler Yükselişte: DE-CIX İstanbul’da Yüzde 30’a Yakın Veri Trafiği Artışı DE-CIX Kuzey Amerika platformlarında 2025 yılı boyunca gerçekleşen veri trafiği 11 eksabayt’a ulaştı. Bu sayı, 2024’teki 7,5 EB seviyesine kıyasla yüzde 46’lık bir büyümeye karşılık geliyor. New York’ta trafik yüzde 16 artarak yıl sonunda 5 EB’ye yükselirken, Dallas yüzde 35’lik büyümeyle 3,5 EB seviyesine ulaştı. Daha genç bir İnternet Değişim Noktası olan Chicago ise yüzde 400’lük dikkat çekici bir artışla 650 petabayt’ın (PB) üzerine çıktı. Avrupa ve Orta Doğu’da Madrid (İspanya) ve Dubai (BAE) 2025 yılında 2,7 EB veri trafiği kaydederken, Lizbon’da (Portekiz) bu sayı 115 PB oldu. İstanbul’da ise 927 PB’lık veri değişimi gerçekleşti; bu da 2024 yılına kıyasla yüzde 28’lik bir artışı temsil ediyor. Güneydoğu Asya’daki dağıtık platformda veri trafiği yüzde 140 büyüyerek 1,2 exksabayt’a ulaşırken, Malezya’da gerçekleşen trafik 93 PB seviyesine çıktı. DE-CIX’in en yeni lokasyonları arasında yer alan Mexico City/Querétaro (Meksika) ve São Paulo (Brezilya) ise faaliyete geçtikleri ilk aylarda sırasıyla 24 PB ve 10 PB veri trafiği kaydetti. 79 eksabayt ne anlama geliyor? Veri iletim hızı, saniye başına terabit (Tbit/s) cinsinden ifade edilir.1 terabit/saniye; 10³ Gbit/s, 10⁶ Mbit/s, 10⁹ kbit/s ya da 10¹² bit/s, yani 1.000.000.000.000 bit/s anlamına gelir. 8 terabit = 1 terabayt (TB), 1.000 TB = 1 petabayt (PB) ve 1.000 PB = 1 eksabayt (EB)’tır.79 eksabayt (EB), yüksek çözünürlükte 2,2 milyon yıl süren bir futbol maçını kesintisiz olarak izlemek için gereken veri miktarına karşılık gelir.

Emirates Premium Ekonomi Hizmetini Yeni Destinasyonlara Taşıyor Haber

Emirates Premium Ekonomi Hizmetini Yeni Destinasyonlara Taşıyor

Emirates, yenilenen Boeing 777 ve yeni nesil A350 uçaklarını Avrupa, Kuzey Amerika, Asya, Orta Doğu, Afrika ve Avustralya’daki önemli noktalarda hizmete sunarak, Premium Ekonomi sınıfını daha fazla şehre ulaştırmaya devam ediyor. Emirates aynı zamanda, Kopenhag, Phuket ve Cape Town’a A350 uçaklarıyla günlük yeni seferler ekleyerek hem kapasiteyi artırıyor hem de yolcularına daha üst düzey bir uçuş deneyimi sunuyor. Yaz sezonunda artması beklenen seyahat talebini karşılamayı hedefleyen bu ek frekanslar, şirketin mevcut uçuş programlarını da tamamlayıcı nitelik taşıyor. Yolcular, Emirates’in ödüllü Premium Ekonomi kabin deneyimiyle daha geniş diz mesafesi, ilave konfor özellikleri ve zenginleştirilmiş ikram hizmetlerinden faydalanabilecekler. Havayolu, 1 Temmuz itibarıyla Premium Ekonomi donanımlı A380, Boeing 777 ve A350 uçaklarıyla 84’ten fazla hatta hizmet vererek, uçuş ağı genelinde aynı standartta ve kaliteli bir premium deneyim sunma hedefini pekiştiriyor. Kopenhag, Phuket ve Cape Town’a ek seferler Emirates, 1 Haziran’dan itibaren Dubai–Kopenhag hattında ikinci günlük seferlere başlarken, Dubai–Phuket ve Dubai–Cape Town hatlarında da 1 Temmuz itibarıyla üçüncü günlük seferleri devreye alacak. Tüm bu uçuşlar, Premium Ekonomi’nin yanı sıra yeni Business ve Ekonomi Class kabinlerine sahip A350 uçaklarıyla gerçekleştirilecek. Yeni Kopenhag seferi, Dubai üzerinden Asya ve Afrika’daki birçok önemli noktaya bağlantıları güçlendirirken; Phuket’e eklenecek sefer, Avrupa ve Orta Doğu’dan gelen yolcular için daha esnek seyahat seçenekleri sunacak. Cape Town’a eklenen üçüncü günlük sefer ise hem turistik hem de kurumsal seyahat taleplerine cevap verecek şekilde planlandı. Son bir yılda yüksek doluluk oranlarıyla dikkat çeken Cape Town hattında özellikle Körfez ülkelerinden gelen talep artarken, Avrupa ve ABD’nin doğu kıyılarına yönelik çıkış trafiği de güçlü seyrini sürdürüyor. Emirates ayrıca A350 uçaklarını 29 Mart’tan itibaren Roma, 1 Mayıs’tan itibaren ise Taipei hattında uçurmaya başlayacak. Premium Ekonomi için planlanan yeni hat genişlemeleri Emirates, Premium Ekonomi sınıfını 2026 yılı içinde kademeli olarak yeni hatlara yaymayı planlıyor. Bu kapsamda: Avrupa ve Kuzey Amerika’da Barselona, Mexico City, Roma ve Kopenhag hatlarında Premium Ekonomi donanımlı Boeing 777 ve A350 uçaklarıyla seferler artırılacak Asya’da Cochin, Karaçi, Taipei ve Phuket gibi destinasyonlarda belirli seferler Premium Ekonomi kabinleriyle gerçekleştirilecek. Avustralya’da Brisbane hattında yenilenmiş dört sınıflı Boeing 777-300ER uçakları devreye alınacak. Afrika’da Addis Ababa ve Cape Town hatlarında Premium Ekonomi sunan uçaklarla günlük seferler planlanıyor. Orta Doğu’da Basra, Kuveyt ve Tahran hatlarında yenilenmiş kabinlere sahip uçaklarla Premium Ekonomi hizmeti kademeli olarak sunulacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kuzey Amerika’dan İGA İstanbul Havalimanı’na İlk Düzenli Uçuş Başladı Haber

Kuzey Amerika’dan İGA İstanbul Havalimanı’na İlk Düzenli Uçuş Başladı

Uzun yıllar sonra Amerika kıtasından anlaşılan ilk havayolu şirketi olan Air Transat, İGA’nın 2025 yılında uçuş ağına kattığı dokuzuncu, toplamda hizmet verdiği 116. tarifeli yolcu hava yolu şirketi… İGA İstanbul Havalimanı, küresel bağlantı ağını güçlendirmeye ve kıtalar arası seyahat deneyimini zenginleştirmeye devam ediyor. 330’un üzerinde destinasyona uçuş imkânı sunarak havacılık sektörüne liderlik eden İGA İstanbul Havalimanı, Quebec merkezli Kanadalı havayolu Air Transat iş birliğiyle Kuzey Amerika kıtasından İstanbul’a “ilk uçuşu” 17 Aralık’ta Toronto – İstanbul seferi ile başlattı. Amerika ve Avrupa’daki tatil destinasyonlarına odaklanan uçuşlarıyla öne çıkan ve 2025 Skytrax Dünya Havayolu Ödülleri’nde “Dünyanın En İyi Turistik Havayolu” seçilen Air Transat’ın operasyonlarının, Türkiye ile Kanada arasındaki hem turistik hem de iş amaçlı seyahatlerde önemli bir köprü görevi görmesi bekleniyor. Air Transat ve İGA İstanbul Havalimanı yöneticilerinin katılımıyla düzenlenen özel etkinlikte konuşan İGA İstanbul Havalimanı Ticaretten Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Server Aydın şöyle konuştu: “İGA İstanbul Havalimanı olarak, dünyanın en önemli küresel bağlantı noktalarından biri olma vizyonumuzu her geçen gün daha da güçlendiriyoruz. Air Transat’ın İstanbul’a uçuşlara başlaması, Amerika kıtası ile olan bağlarımızın stratejik olarak genişlediğini ve küresel ağımızın daha da derinleştiğini gösteriyor. Bu yeni hat, yalnızca Türkiye ile Kanada arasında turizm ve ticaret potansiyelini artırmakla kalmayacak, aynı zamanda İstanbul’un uluslararası havacılık ekosistemindeki lider rolünü pekiştirecek. Air Transat’ın aramıza katılmasından büyük memnuniyet duyuyor, birlikte çok daha güçlü bir küresel bağlantı ağı oluşturacağımıza inanıyoruz.” Air Transat’ın ilk seferi TS214, 16 Aralık akşamı Toronto’dan havalanarak 17 Aralık saat 14.45’te İstanbul’a indi. Dönüş yönündeki ilk uçuş ise TS215 seferiyle 17 Aralık saat 16.40’ta İstanbul’dan Toronto’ya düzenlendi. Air Transat’ın geniş gövdeli ve konforlu Airbus A330-200 uçaklarıyla yürüttüğü İstanbul uçuşları, Salı ve Cumartesi akşamları; İstanbul’dan dönüş seferleri ise Çarşamba ve Pazar günleri yapılacak. Seferler haftada 2 uçuş ile başlayacak ve Haziran 2026 itibarıyla haftada 3 uçuşa çıkarılacak.

Alfa Romeo 33 Stradale ve Tonale Los Angeles Otomobil Fuarı’nı İtalyan Cazibesiyle Renklendirdi! Haber

Alfa Romeo 33 Stradale ve Tonale Los Angeles Otomobil Fuarı’nı İtalyan Cazibesiyle Renklendirdi!

100 yılı aşkın süredir düzenlenen ve dünyanın ek köklü, en tanınmış otomobil fuarlarından biri olan Los Angeles Otomobil Fuarı 30 Kasım’a kadar ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor. Los Angeles Kongre ve Fuar Merkezi'nde düzenlenen 2025 Otomobil Fuarı, 30'dan fazla markanın yeni modellerine kapsamlı bir bakış sunuyor. Bu kapsamda İtalyan üretim geleneğinin simgesi haline gelmiş global bir marka olan Alfa Romeo'ya fuarda onur konuğu olarak özel bir alan ayrıldı. Bu yılki etkinlik, test sürüşü için 50'den fazla modelin yer aldığı ve şimdiye kadarki en kapsamlı organizasyonlardan biri oluyor. Etkinlik yalnızca Kongre ve Fuar Merkezi'ndeki 93.000 m2'den büyük sergi alanında değil, çevre meydanlar ve sokaklarda da kendine yer buluyor. 21 Kasım tarihinde ziyaretçilerine kapılarını açan bu küresel etkinlik, Kuzey Amerika'nın en büyük otomobil pazarı olan Kaliforniya'nın kalbinde otomotiv dünyasını bir araya getiriyor ve 50'den fazla ülkeden binlerce ziyaretçi ile 5.000'den fazla gazetecinin buluşmasına ev sahipliği yapıyor. Gösterinin yıldızı 33 Stradale! Gösterinin yıldızı, pistte olağanüstü performans sunarken günlük kullanımda bile konfor ve kullanım kolaylığından ödün vermeyen 33 Stradale modeli oldu. 33 Stradale’nin sergilenme amacı ise sınırlı sayıdaki otomobil meraklısına hem en heyecan verici sürüş deneyimini hem de bir ikonun zamanın ötesindeki cazibesini yaşatmak. Sadece 33 adette üretilen ve tamamı şimdiden satılan yeni iki kişilik coupé, birçok otomobil tutkununun "tüm zamanların en güzel otomobili" dediği 1960'lı yılların efsanevi modeli 33 Stradale'yi yeniden yollara çıkarıyor. Bu otomobil, motor sporları tarihinde çığır açan Tipo 33'ün mirasını taşıyor. Her 33 Stradale, benzersiz bir parça olarak kopyalanması mümkün olmayan, en yüksek kalite standartlarında ve detaylara gösterilen titiz bir özenle ve zanaatkarlıkla üretiliyor. Bu yaklaşım, ünlü İtalyan karoseri zanaatkarlarının 1960'lardaki atölyelerinde uyguladıkları çalışma yöntemleriyle tamamen aynı. Bunlardan biri, tarihin en güzel Alfa Romeo modellerine damgasını vuran ve bugün yeni 33 Stradale'nin üretiminde başrol üstlenen ünlü Carrozzeria Touring Superleggera. 33 Stradale’nin eşsiz tasarımına eşlik eden kaputunun altında ise olağanüstü performans sunan 630 HP gücündeki çift turbo V6 motor bulunuyor: 0'dan 100 km/sa hıza 3 saniyenin altında ulaşabiliyor ve maksimum hızı ise 333 km/sa. Kuzey Amerika’da eşsiz gösterim yolculuğu Los Angeles otomobil fuarı, 33 Stradale'nin başrolünü üstlendiği bir dizi prestijli etkinliğe de yer veriyor. Kuzey Amerika'daki yolculuk, ağustos ayında Monterey Otomobil Haftası ile başladı ve model, Kaliforniya'da hafta sonu gerçekleşen en seçkin etkinliklerde ilk kez gösterildi. Bunlar arasında, 33 Stradale'nin de ilham aldığı havacılık dünyasından esinlenen, zarafet ve performansın bir karışımını ziyaretçilerin hayranlıkla izleyebildiği ünlü Motorlux; Pebble Beach'in büyüleyici sahilindeki Hagerty House'da düzenlenen seçkin etkinlik; Carmel Valley'deki Quail Lodge & Golf Club'da gerçekleşen "The Quail, A Motorsports Gathering" sergisi ve nihayetinde Monterey'deki ünlü WeatherTech Raceway Laguna Seca pisti yer aldı. Model, dünyanın en önemli otomobil müzelerinden biri olan Los Angeles'taki Petersen Otomotiv Müzesi’nde sergilendikten sonra klasik, modern ve kişiselleştirilmiş otomobiller ile motosikletlerin bir araya getirildiği, renkli ve coşkulu bir etkinlik olan MACCHINISSIMA'da da sergilendi. 33 Stradale, otomobil tutkunlarının üye olduğu tanınmış bir dernek olan Los Angeles Motoring Club'ın merkezinde de ayrıca sergilendi. ABD'deki bu yolculuk, otomobil mükemmelliğine adanmış en seçkin etkinliklerden biri olan ve dünyanın dört bir yanından 20.000'den fazla ilgili ve koleksiyoneri çeken 2025 Concours at Wynn Las Vegas ile taçlandırıldı. Yeni 33 Stradale, 30 Ekim-2 Kasım tarihleri arasında da burada sergilendi. Alfa Romeo'ya özgü tarz, performans ve İtalyan işçiliğinin zamanın ötesindeki füzyonunu somutlaştıran bu model, benzersiz varlığı ve nefes kesici tasarımıyla tüm ziyaretçileri büyüledi. Yeni Tonale ABD’de ilk kez sahneye çıktı! Los Angeles Otomobil Fuarı ziyaretçileri, aynı zamanda yeni Tonale'yi ABD'de ilk kez görme fırsatı buldu. Bu model, markanın ilk C-SUV segmentindeki evrimini temsil ederken, sportif karakterini ve İtalyan tasarımının benzersiz cazibesini yeniden canlandırıyor. Yeni Tonale, olağanüstü dinamik niteliklerini daha da geliştiriyor. Mükemmel ağırlık dengesi, segmentindeki en direkt direksiyon sistemi ve konfor ile hassasiyeti bir araya getiren FSD süspansiyon sayesinde gerçek bir Alfa Romeo sürüş deneyimi sunuyor. Yeni Tonale, bir sanat eseri gibi oranları ve daha geniş iz genişliği ile daha da ikonik bir görünüm kazanırken ön tasarımında yer alan yeni içbükey ızgara ve yenilenen Trilobe ön ızgara, modele daha kararlı bir karakter kazandırıyor. Profilde ise yeni jantlar, Alfa Romeo'nun tasarım mirasını modern bir dokunuşla yorumlayarak güç ve dinamizm hissi veriyor. Kırmızı deri veya siyah-beyaz iki tonlu Alcantara ile özenle hazırlanmış yeni kombinasyonlarla öne çıkan iç mekân da modelin tasarım ve kalitesini ortaya koyuyor. Yeni Alfa Romeo Tonale, kişiselleştirme konseptini renk seçeneklerinde de geliştiriyor. Brera Kırmızısı, Montreal Yeşili ve Oker Sarısı olmak üzere üç yeni metalik renk eklenerek kişiselleştirme seçeneklerinin sayısı sekize yükseliyor. Üstelik kontrast oluşturan siyah renkte tavan seçeneği de sunularak seçenekler daha da zenginleştirilmiş durumda. Teknoloji konusunda ise Tonale, iki adet, biri 12,3" ölçüsünde dijital gösterge paneli ve diğeri 10,25" ölçüsünde bilgi ve eğlence ekranı, çok renkli ambiyans aydınlatması ile yenilikçi kimliğini bir kez daha kanıtlıyor. Seviye 2 sürücü destek sistemleri ve 360° kamera ise sürüş deneyimini üst düzeye taşırken havalandırmalı ve ısıtmalı koltuklar, hava kalitesine duyarlı çift bölgeli otomatik iklimlendirme sistemi de yolculukların konforuna katkı sağlıyor. Los Angeles Otomobil Fuarı'nda sergilenen model Brera Kırmızısı rengi Tonale Sport Speciale versiyonu olup, Kuzey Amerika pazarına özel 268 HP güç ve 401 Nm tork üreten 2,0 litrelik Turbo benzinli motorla donatıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Samsung Avrupa’nın Önemli HVAC Şirketlerinden Fläktgroup'u Satın Alma İşlemlerini Tamamladı Haber

Samsung Avrupa’nın Önemli HVAC Şirketlerinden Fläktgroup'u Satın Alma İşlemlerini Tamamladı

Samsung Electronics, Avrupa'nın önemli HVAC şirketi FläktGroup'u satın alma işlemlerini tamamladığını duyurdu. Bu satın almayla Samsung, sinerjiyi en üst düzeye çıkararak FläktGroup'un üretim ve satış birimlerinin gücüyle Ar-Ge faaliyetlerini genişletmeyi, ürün ve hizmetleri kademeli olarak entegre ederek tedarik zincirini güçlendirmeyi planlıyor. Bu çerçevede, FläktGroup'un iştirakleri de Samsung Electronics'in bir parçası olacak. Bunlar arasında, havalandırma ve yangın güvenliği sistemleri sunan Woods Air Movement, hava işleme ve hava akımı çözümlerinde uzmanlaşan SEMCO ve özel olarak tasarlanan gelişmiş otomasyon sistemleri sunan SE-Elektronic yer alıyor. Şirket adı, mevcut yönetimi, personeli ve tesisleri olduğu gibi kalan FläktGroup, teknoloji uzmanlığı ve korunan marka kimliğiyle bağımsız bir Samsung iştiraki olarak faaliyet gösterecek. Satın alma işleminin Samsung'un global HVAC ve veri merkezi pazarlarındaki liderlik hedeflerine yönelik stratejik bir hamle olduğunu söyleyen Samsung Electronics Başkanı ve Cihaz Deneyimi İş Birimi Başkan Vekili TM Roh, “FläktGroup'un teknolojik uzmanlığını Samsung'un yapay zekâ platformlarıyla birleştirerek, sektörde çığır açmayı ve müşterilerimize inovatif çözümler sunmayı hedefliyoruz” dedi. Bu satın almayla Samsung, Cihaz Deneyimi İş Birimi içinde yeni bir büyüme motoru olarak konumlandırdığı HVAC iş kolunu stratejik bir çerçevede geliştirecek. Şirket, ticari HVAC çözümlerine sürekli yatırım yapmayı ve yapay zekâ odaklı veri merkezleri gibi yüksek büyüme potansiyeline sahip sektörlere genişlemeyi planlıyor. Kore, Kuzey Amerika ve Avrupa'da büyük fabrikalar, ticari kompleksler, hastaneler, biyofarmasötik tesisler ve denizcilikle ilgili alanlar gibi büyük ölçekli tesislerde klima sistemlerine talep artıyor. Bu nedenle Samsung her bölgede güçlü bir tedarik zinciri kurmayı ve hizmet kapasitesini artırmayı hedefliyor. Kuzey Amerika pazarındaki varlığını daha da güçlendirmek için geçen yıl Lennox ile ortak bir girişim kuran Samsung, FläktGroup'u satın alarak HVAC çözümlerinde artan uzmanlığıyla şirketin konumunu daha da güçlendirecek. FläktGroup'un gelişmiş HVAC kontrol sistemlerini şirketin SmartThings Pro ve b.IoT gibi bina yönetim platformlarıyla entegre edecek olan Samsung, akıllı bina çözümleri ve enerji verimliliği alanlarında yeni fırsatlar keşfedecek. FläktGroup CEO'su Trevor Young ise konuyla ilgili olarak, “Samsung'a katılmak, FläktGroup'un global pazardaki büyümesini hızlandıracak ve teknolojik inovasyonları teşvik edecek. Şirketlerimiz arasındaki sinerji, geleceğin HVAC çözümlerini geliştirmede önemli bir dönüm noktası olacak” dedi. Yüzyılı aşkın deneyime ve teknik uzmanlığa sahip FläktGroup, global pazarlardaki farklı sektörlere merkezi klima ve hassas soğutma çözümleri sunuyor. Merkezi HVAC ürünleri konusunda 10'dan fazla üretim üssü işleten FläktGroup, Avrupa, Amerika, Orta Doğu ve Asya'da geniş bir satış ve servis ağına sahip. Söz konusu yetkinlikleriyle Stargate Project'e dahil olan şirket, çok büyük ölçekli diğer müşterileriyle iş ortaklıklarına imza attı. FläktGroup ayrıca, özellikle veri merkezi sektörü ve hızla büyüyen yapay zekâ alanının taleplerine yönelik özel çözümler geliştirdi ve sundu. ABD'deki artan talebe hızlı yanıt vermek üzere özel bir Kuzey Amerika veri merkezi ekibi kuran şirket, büyük müşterilerine destek sunmak, yakın olmak ve iş yapma kolaylığı sağlamak için Singapur merkezli bir global müşteri ekibine de yatırım yaptı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Karsan, Otonom e-JEST ile Amerika’dan İlk 10 Araçlık Siparişini Aldı! Haber

Karsan, Otonom e-JEST ile Amerika’dan İlk 10 Araçlık Siparişini Aldı!

Dünyanın önde gelen toplu ulaşım aracı markalarından Karsan, ekim ayı başında Busworld Europe 2025 fuarında Avrupa lansmanını gerçekleştirdiği Otonom e-JEST’in Amerika lansmanını da kasım ayı başında Orlando’da yaptı. Özel bir etkinlikle ilk kez Kuzey Amerika pazarının beğenisine sunulan Otonom e-JEST, Amerika’nın farklı bölgelerinden gelen müşteri, distribütör ve basın mensupları tarafından test edilerek büyük ilgi gördü. Etkinliğin hemen ardından, 5–7 Kasım tarihleri arasında düzenlenen Florida Autonomous Vehicle Summit (FAV Summit) kapsamında da sergilenen araç, zirve katılımcılarına dış alanda otonom yolculuk deneyimi yaşatarak Amerika’daki ilk gösteriminde yoğun ilgi topladı. Bu güçlü ilgi, Karsan’ın otonom mobilite alanındaki yenilikçi vizyonunu ve küresel ölçekteki potansiyelini bir kez daha ortaya koydu. Bu vizyonu kısa sürede somut bir başarı ile taçlandıran Karsan, Amerika’dan 10 adet Otonom e-JEST siparişi alarak global arenada yeni bir dönüm noktasına imza attı. Bu sipariş, yalnızca ticari bir başarı değil; teknoloji partneri ADASTEC, Kuzey Amerika distribütörü Damera ve otonom araç orkestrasyon partneri Beep ile birlikte kurulan güçlü iş birliği ekosisteminin de bir göstergesi oldu. Karsan, bu iş birlikleri sayesinde yalnızca bir araç sunmuyor; üretim hattından açık trafikte operasyona kadar uzanan uçtan uca bir otonom mobilite deneyimi yaratıyor. 2026 yılında Atlanta bölgesi ve Florida merkezinde açık trafikte hizmete girmesi planlanan Otonom e-JEST’ler, Amerika’da ilk elektrikli ve otonom şehir içi toplu ulaşım minibüsleri olarak yollara çıkacak. Böylece Karsan, Avrupa’daki başarı hikayesini Amerika’ya taşıyarak, otonom toplu taşımada iki kıtada da öncü marka konumunu güçlendiriyor. Konu hakkında değerlendirme yapan Karsan CEO’su Okan Baş, “Bu adımla birlikte, Avrupa’daki başarılarımızın ardından Amerika’daki otonom varlığımızı da güçlendirmiş oluyoruz. Kuzey Amerika’ya 2022’de giriş yaptığımız e-JEST modelimiz kısa sürede büyük bir ilgiyle karşılandı ve ‘Cute Bus’, yani Sevimli Otobüs olarak anılmaya başladı. Şimdi ise bu sevilen modelimizin, en son otonom teknolojisiyle donatılmış versiyonu olan Otonom e-JEST ile pazardaki yerimizi bir adım öteye taşıyoruz. Amerika’dan gelen 10 adetlik Otonom e-JEST siparişi, Karsan’ın otonom mobilitedeki teknolojik gücüne ve kurduğu güçlü iş birliklerine duyulan güvenin en somut göstergesi. e-JEST’in çevik ve verimli yapısı, e-ATAK modelimizde kanıtlanan otonom teknolojimizle birleşerek şehir içi mobilitede yeni bir dönemin kapılarını açıyor. Bu yeni hamlemizle, Kuzey Amerika pazarında da markamızın elektrikli, otonom ve geleceğin şehirlerine hazır çözümler sunabilir hale geldiğini bir kez daha kanıtlamış oluyoruz”dedi. Dünyada toplu ulaşımın elektrikli ve otonom araçlara dönüşümünde öncü rol oynayan Karsan, kısa bir süre önce tanıttığı yeni Otonom e-JEST ile yeni pazarlara açılmaya devam ediyor. Şehir içi mobilite çözümlerinde öncü rolünü sürdüren Karsan, Busworld Europe 2025 fuarındaki Avrupa lansmanının ardından şimdi de Amerika’da gerçekleştirdiği tanıtımla otonom dönüşüm yolculuğunda yeni bir sayfa açıyor. Otonom e-JEST, Karsan’ın teknoloji partneri ADASTEC, Kuzey Amerika distribütörü Damera ve otonom servis orkestrasyonu partneri Beep iş birliğiyle Amerika’da operasyonlara başlamaya hazırlanıyor. Amerika’dan alınan 10 adetlik Otonom e-JEST siparişi, Karsan’ın yalnızca teknoloji gücünü değil, aynı zamanda global ölçekte kurduğu güven temelli iş birliklerinin başarısını da ortaya koyuyor. Bu iş birlikleri kapsamında, ilk Otonom e-JEST’lerin 2026 yılında Atlanta bölgesi ve Florida merkezinde açık trafikte hizmete başlaması planlanıyor. JEST ailesi güvenin ve başarının simgesi oldu! Karsan’ın Amerika pazarındaki varlığını güçlendirmeye devam ettiğini söyleyen Karsan CEO’su Okan Baş, “Bu adımla birlikte, Avrupa’daki başarılarımızın ardından Amerika’daki otonom varlığımızı da güçlendirmiş oluyoruz. Kuzey Amerika’ya 2022’de giriş yaptığımız e-JEST modelimiz kısa sürede büyük bir ilgiyle karşılandı ve ‘Cute Bus’, yani Sevimli Otobüs olarak anılmaya başladı. Şimdi ise bu sevilen modelimizin, en son otonom teknolojisiyle donatılmış versiyonu olan Otonom e-JEST ile pazardaki yerimizi bir adım öteye taşıyoruz” dedi. Karsan’ın küçük elektrikli otobüs platformuyla kendini kanıtlamış bir dünya markası olduğunu vurgulayan Okan Baş şöyle devam etti: “2016 yılında doğan JEST model ailesi, kısa sürede şehir içi toplu taşımada güvenin ve başarının simgesi haline geldi. 10 bini aşkın üretim adediyle Avrupa ve diğer pazarlarda güçlü satış başarıları elde eden JEST modelimiz, 6 metrelik (19ft) elektrikli segmentinde sınıfının lideri konumunda. Kompakt tasarımı, çevre dostu yapısı ve yüksek manevra kabiliyetiyle JEST, toplu taşımada gerçek bir ‘gamechanger’ oldu. Öte yandan, Otonom e-ATAK modeliyle 4 yılı aşkın süredir gerçek operasyonel deneyim kazandık ve farklı pazarlarda başarıyla test ettik. Bu süreçte elde ettiğimiz deneyim, Karsan’ın otonom toplu taşımadaki liderliğini daha da pekiştirdi. Artık bu bilgi birikimini e-JEST platformuna taşıyoruz. Amerika lansmanıyla birlikte, e-JEST’in çevik ve verimli yapısı, Otonom e-ATAK’ta kanıtlanmış otonom teknolojiyle birleşiyor ve şehir içi mobilitede yeni bir dönemin kapılarını açıyor. Bu yeni hamlemizle, Kuzey Amerika pazarında da markamızın elektrikli, otonom ve geleceğin şehirlerine hazır çözümler sunabilir hale geldiğini en güçlü şekilde ortaya koyuyoruz. Karsan Otonom e-JEST, başarısını kanıtladıkça yalnızca yeni pazarlara değil, şehir içi mobilitenin geleceğine de yön vermeye devam edecek.” Amerika’daki İlk Otonom e-JEST Operasyonları İçin Hazırlıklar Başladı! Karsan, Amerika’da otonom ekosistemini birlikte şekillendirdiği teknoloji partneri ADASTEC, Kuzey Amerika distribütörü Damera ve otonom servis orkestrasyonu partneri Beep ile Amerika’da 2026 yılında Florida ve Georgia’da operasyona girmesi planlanan ilk 10 adetlik Otonom e-JEST projelerinin devreye alınması için hazırlık sürecini başlattı. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Karsan Global Ticari İşler Genel Müdür Yardımcısı Deniz Çetin, “Amerika’daki ilk Otonom e-JEST projeleri, Karsan’ın global vizyonunun somut bir yansıması. Otonom mobilite konusunda yıllardır açık trafikte, otonom sürüş modunda biletli yolcu taşıyarak edindiğimiz deneyimi şimdi Amerika’ya taşıyacak olmanın gururunu yaşıyoruz. Bu iş birlikleri, markamızın küresel ölçekteki dönüşüm gücünü pekiştiren çok değerli bir adım” dedi. ADASTEC CEO’su Dr. Ali Peker ise: “Gerçek yol koşullarında kamuya açık yollarda 150.000 kilometreden fazla otonom sürüşü başarıyla tamamladıktan ve 60.000 yolcuyu güvenli bir şekilde taşıdıktan sonra ADASTEC'in teknolojisi bir sonraki adıma hazır. ADASTEC tarafından otonom hale getirilen, Karsan'ın resmi distribütörü Damera Corp aracılığıyla sunulan ve Beep'in Servis Orkestratörü Partnerliğiyle desteklenen yeni Otonom e-JEST modeliyle, Atlanta bölgesi ve Florida'daki uygulamalarımızla ABD toplu taşımacılığına gerçek bir katkı sağlayacak ve güvenli ve üretim düzeyinde otonom mobiliteyi geliştireceğiz” dedi. Beep CEO'su ve Yönetim Kurulu Başkanı Kevin Reid şunları söyledi: "Bu dönüm noktası, ABD genelinde ve küresel çapta paylaşımlı otonom mobilitenin evriminde önemli bir anı temsil ediyor. Karsan, Damera ve ADASTEC ile iş birliğimiz sayesinde, ölçeklenebilir ve güvenilir otonom çözümler arayan ulaşım operatörlerinin taleplerini karşılamaya hazır, kanıtlanmış, otomotiv sınıfı bir platform sunduk." Karsan Otonom e-JEST: Şehir İçi Ulaşımda Yeni Bir Dönem! Karsan, son 5 yıldır aralıksız olarak Avrupa’nın en fazla tercih edilen elektrikli minibüsü e-JEST’in Seviye-4 otonom sürüş teknolojisine sahip versiyonu Otonom e-JEST, insanı, şehri, gezegeni ve geleceği odağına alan tasarımıyla dikkat çekiyor. Dar sokaklar ve tarihi şehir merkezleri için özel olarak geliştirilen model, Seviye 4 otonom sürüş teknolojisiyle güvenli, çevreci ve verimli bir toplu ulaşım çözümü sunuyor. Yüksek manevra kabiliyeti ve kompakt boyutları sayesinde şehir içi ulaşıma yeni bir standart getiren Otonom e-JEST, Otonom e-ATAK’ın 150.000 km’lik otonom yol deneyiminden de beslenerek Karsan’ın mobilite vizyonunun en güncel yansıması olarak öne çıkıyor. Karsan Otonom e-JEST: Şehir İçi Ulaşımda Yeni Bir Deneyim Karsan’ın şehir içi mobilitedeki en akıllı çözümü Otonom e-JEST, kompakt boyutları ve ileri teknolojisiyle şehir yaşamına geleceğin standartlarını getiriyor. 19 ft (6 m) uzunluğunda ve 135 kW motor gücüne sahip model, Amerika pazarına özel versiyonunda 16 yolcu kapasitesi, 88 kWh bataryası, 130 mil (210 km) menzili ve sadece 1 saat 25 dakikada tamamlanan hızlı şarj özelliğiyle dikkat çekiyor. Bağımsız süspansiyon sistemi sayesinde otomobil konforunda bir sürüş deneyimi sunan Otonom e-JEST, şehir içi ulaşımda konfor ve teknolojiyi bir araya getiriyor. Otonom e-JEST, çevresini 360 derece tarayan 23 sensörden oluşan gelişmiş algılama paketiyle güvenliği en üst düzeye taşıyor. LiDAR, radar, GNSS ve kameralardan oluşan bu sistem, aracın her yönden gelen verilerini analiz ederek şerit takibinden dönüş zamanlamasına kadar her kararı yapay zekâ destekli bir hassasiyetle veriyor. Kör noktalarda dahi tam görüş sağlayan sistem, yayaları, bisikletlileri veya ani hareketleri anında algılayarak tepki veriyor; böylece insan hatasına yer bırakmayan bir güvenlik kalkanı oluşturuyor. Yoğun şehir trafiğinde hiçbir detay gözden kaçmıyor, çünkü artık yol güvenliği Otonom e-JEST’in kontrolünde. Amerika pazarı için FMVSS ve ADA standartlarına tam uyumlu olan Karsan Otonom e-JEST, zorlu Altoona testlerini başarıyla tamamlayarak seri üretime hazır bir OEM modeli olarak sunuluyor. Bugüne kadar 10 binden fazla JEST üretildi; bunların 1.000’den fazlası elektrikli versiyon olarak Avrupa, Kuzey Amerika ve Japonya yollarında hizmet veriyor. Bu köklü üretim mirası ve global deneyim, Otonom e-JEST’in gerçek koşullarda kanıtlanmış güvenilirliğini, yüksek servis verimliliğini ve uzun ömürlü performansını temsil ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Continental Battery Systems, Stellantis’tan Yılın Yedek Parça Tedarikçisi Ödülünü Kaptı! Haber

Continental Battery Systems, Stellantis’tan Yılın Yedek Parça Tedarikçisi Ödülünü Kaptı!

Kuzey Amerika'da akü dağıtımı ve geri dönüşüm hizmetlerinde önde gelen tamamen bağlı bir kuruluş olan Continental Battery Systems (CBS), küresel otomotiv devi Stellantis tarafından büyük bir onura layık görüldü. Paris, Fransa'da düzenlenen ödül töreninde CBS, Stellantis 2025 Yılın Yedek Parça Tedarikçisi ödülünü kazandı. Dünya genelinden 200'den fazla tedarikçi ortağının katıldığı törende, kalite, teslimat ve iş birliği konularında en yüksek standartları sergileyen şirketler ödüllendirildi. Ödülün Sırrı: Dayanıklı Tedarik ve Entegre Lojistik Adaylar ve kazananlar, Stellantis’in temel değerlerine uyum, inovasyon, performans ve ortak hedeflere bağlılık gibi kritik kriterlere göre küresel ve çapraz fonksiyonlu bir ekip tarafından belirlendi. CBS'in bu ödülü almasında rol oynayan temel etkenler şunlar oldu: Dayanıklı Tedarik Zinciri: Kuzey Amerika ve ötesinde dayanıklı tedarik ile Stellantis programlarının zamanında ilerlemesini sağlama. Entegre Lojistik: Gelişmiş, entegre lojistik çözümleri sunma. Teknik Destek: Hızlı ve etkili teknik destek sağlama. CBS CEO'su: "Bu Onur, Ekibimizin Başarısıdır" Ödül töreninde konuşan Continental Battery Systems CEO'su Christopher Alberta, "Tüm Continental Battery Systems ekibi adına, bu muazzam onur için Stellantis'e içtenlikle teşekkür ediyoruz," dedi. Alberta, ödülün sadece iki kuruluş arasındaki güçlü ortaklığı değil, aynı zamanda hem CBS'i hem de Stellantis'i tanımlayan kalite, performans ve müşteri deneyimine olan ortak bağlılığı yansıttığını belirtti. CEO, ödülü Kuzey Amerika ağında üstün müşteri hizmeti sunmak için her gün yorulmadan çalışan ekip üyelerine ithaf etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.