Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kuzey Amerika

Kapsül Haber Ajansı - Kuzey Amerika haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kuzey Amerika haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Arktik Deniz Rotaları Küresel Ticaretin Haritasını Gerçekten Yeniden Şekillendirecek Mi?  Haber

Arktik Deniz Rotaları Küresel Ticaretin Haritasını Gerçekten Yeniden Şekillendirecek Mi? 

Arktik rotaları ise potansiyel alternatifler olarak giderek daha fazla ilgi çekiyor. Coface tarafından yayımlanan yeni bir araştırma, iklim değişikliğinin seyrüsefer koşullarını dönüştürmesine rağmen, önümüzdeki beş yıl içinde bu rotaların ticari potansiyelinin sınırlı kalacağını ortaya koyuyor. Konteyner taşımacılığı açısından güçlü bir alternatif oluşturmadığı belirtilen Arktik güzergâhlar, buna karşın ham petrol ve doğal gaz gibi belirli emtia akışlarında önemli avantajlar sunabiliyor. Özellikle ABD ve Kuzey Avrupa’dan Asya’ya yapılan ihracat için bu rotaların stratejik katkı sağlayabileceği öngörülüyor. Öne çıkan küresel veriler şöyle: - Küresel mal ticaretinin yüzde 80’i deniz taşımacılığıyla gerçekleştiriliyor. - Doğu Asya ile Avrupa veya Kuzey Amerika arasındaki ticaretin ise önümüzdeki beş yıl içinde yaklaşık yüzde 3,5’inin Arktik rotaları üzerinden gerçekleşebileceği düşünülüyor Küresel deniz taşımacılığında artan baskı karşısında daha kısa rotalar Deniz taşımacılığı, küresel ticaretin yüzde 80’inden fazlasını oluştururken, Doğu Asya, Avrupa ve Kuzey Amerika arasında yoğunlaşıyor ve sınırlı sayıda stratejik koridor etrafında şekilleniyor. Bu yoğunlaşma, küresel ticareti jeopolitik şoklara karşı daha kırılgan hale getiriyor. Son dönemde Kızıldeniz’de yaşanan aksamalar, Hürmüz Boğazı çevresindeki gerilimler ve özellikle ABD politikalarıyla şekillenen uluslararası ticaret düzenindeki değişimler bu kırılganlığı daha da görünür kılıyor. Bu çerçevede Arktik rotaları, mesafeleri ciddi ölçüde kısaltan teorik bir alternatif olarak öne çıkıyor. Doğu Asya ile Kuzey Avrupa arasındaki mesafeyi yüzde 40’a kadar, Kuzey Amerika’nın doğu kıyılarına olan mesafeyi ise yaklaşık yüzde 20 oranında azaltabilen bu rotalar, iklim değişikliğiyle birlikte artan kullanılabilirlikleri sayesinde ekonomik açıdan ne ölçüde sürdürülebilir oldukları sorusunu gündeme taşıyor. Gerçek bir potansiyel barındırsa da ağırlıklı olarak dökme yük taşımacılığına odaklanıyor Bu rotaların ekonomik uygulanabilirliğini değerlendirmek amacıyla, Asya–Kuzey Avrupa ve Asya–Kuzey Amerika hatlarında Arktik rotalar ile geleneksel güzergâhlar arasındaki birim taşıma maliyetlerini karşılaştıran Coface, yaptığı analizde tankerler, dökme yük gemileri ve konteyner gemileri olmak üzere üç ana gemi tipini ele aldı. Elde edilen sonuçlar, önümüzdeki beş yıllık dönemde Arktik rotalarının ağırlıklı olarak ham madde taşımacılığına odaklanacağını gösteriyor. Özellikle sıvı dökme yükte (ham petrol, dizel, metanol ve LNG gibi) maliyet avantajı dikkat çekiyor; bazı durumlarda yüzde 45 ila 50’ye varan düşüşler mümkün görünüyor. Kuru dökme yükte (tahıl, cevher ve inşaat malzemeleri) de rekabetçi bir yapı oluşabileceği değerlendiriliyor, ancak bu durum büyük ölçüde gemilerin buz kırıcı desteği olmadan operasyon gerçekleştirebilmesine bağlı. Buna karşılık konteyner taşımacılığı, daha kısa mesafelere rağmen rekabetçi bir konumda bulunmuyor. Operasyonel kısıtlar, gemi boyutlarına ilişkin sınırlamalar ve Arktik seyrüseferine özgü maliyetler, mevcut koşullarda bu rotaların geleneksel hatların ölçek ekonomisiyle yarışmasını engelliyor. Bazı sektörlerde avantaj sağlansa da küresel ticarete etkisi sınırlı kalıyor Toplamda, Doğu Asya, Kuzey Avrupa ve Kuzey Amerika arasındaki ticaretin yaklaşık yüzde 3,5’inin Arktik rotalarını kullanması bekleniyor. Bu nedenle, kısa vadede bu rotaların küresel ticaret haritası üzerindeki etkisinin sınırlı kalacağı öngörülüyor. Buna karşın bazı sektörlerin bu gelişmeden avantaj sağlaması bekleniyor. Özellikle tahıl, enerji, metal ve ormancılık ile bağlantılı sektörler öne çıkıyor. Bu durum nasıl yorumlanmalı? Kuzey Amerika’dan Doğu Asya’ya yapılan ihracatın değer bazında yaklaşık yüzde 7’sinin Arktik rotaları üzerinden taşınabileceği öngörülüyor. Bu da toplamda 22 milyar dolarlık bir hacme karşılık geliyor; bunun 6 milyar doları kuru dökme yükten, 16 milyar doları ise sıvı dökme yükten oluşuyor. ABD’nin kuzeydoğu kıyısında veya Kuzey Avrupa’da konumlanan dökme yük ihracatçıları, daha düşük taşıma maliyetleri ve kısalan transit süreler sayesinde Asya pazarlarında rekabet güçlerini artırabilir. Buna karşılık Güney Amerika’daki bazı rakipler (demir cevheriyle Brezilya, bakırla Şili) ile Afrika’daki bazı üreticiler (belirli minerallerde Demokratik Kongo Cumhuriyeti) göreli taşıma avantajlarında zayıflama yaşayabilir. Üreticilerin ötesinde, geleneksel deniz rotalarına yüksek ölçüde bağımlı bazı ülkeler de kırılgan hale gelebilir. Kanal gelirlerinin GSYH içinde önemli paya sahip olduğu Mısır ve Panama bu açıdan öne çıkıyor. Asya-Avrupa ticaretinde kilit rol oynayan bazı büyük liman merkezleri de ticaret akışlarının bir bölümünün kuzeye kayması halinde stratejik konumlarını sorgulamak durumunda kalabilir. Bu kapsamda Singapur ve daha sınırlı ölçüde Cebel Ali öne çıkan örnekler arasında yer alıyor. Ancak bu risk daha uzun vadeye yayılıyor; zira Arktik taşımacılığın 2030 yılına kadar konteyner taşımacılığına açılması beklenmiyor. Henüz ikincil önemde bir ticaret rotası olsa da önemli bir jeopolitik unsur Arktik rotaları mesafe açısından avantaj sunsa da gelişimleri önemli kısıtlarla karşı karşıya bulunuyor. Seyrüsefer süreleri hâlâ mevsimsel özellik gösterirken, buz koşulları değişken ve öngörülemez kalıyor; birçok durumda buz kırıcı gemilerin kullanımı zorunlu hale geliyor. Bu nedenle Arktik bölgesi giderek artan bir stratejik rekabet alanına dönüşmüş durumda. Kuzey Deniz Rotası büyük ölçüde Rusya’nın kontrolünde bulunurken, Çin bölgedeki varlığını ve kutup kapasitesini kademeli olarak güçlendiriyor. ABD de bölgede etkisini artırma yönünde adımlar atıyor. Bu çerçevede Arktik rotalarının gelişimi, yalnızca lojistik maliyetlerin değerlendirilmesiyle sınırlı kalmıyor; egemenlik, kritik altyapının kontrolü, kaynaklara erişim ve güç dengelerinin yeniden şekillenmesi gibi başlıkları da beraberinde getiriyor. Kısa vadede bu rotaların değeri ticari olmaktan çok siyasi bir nitelik taşıyor. Konteyner taşımacılığı ekonomik olarak geniş ölçekte uygulanabilir hale gelmediği sürece, küresel ticaret dengelerinde köklü bir değişim yaratmaları beklenmiyor. Coface sektör ekonomisti Eve Barré ise bu durumla ilgili, “Arktik deniz rotaları, mesafeleri kısaltmaları nedeniyle dikkat çekiyor. Ancak önümüzdeki birkaç yıl içinde ticari ilgi oldukça sınırlı kalacak ve ağırlıklı olarak hammadde taşımacılığı etrafında yoğunlaşacak” açıklamasında bulunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Lenzing Ölçülebilir İlerlemeyle Sürdürülebilir Dönüşümü Hızlandırıyor Haber

Lenzing Ölçülebilir İlerlemeyle Sürdürülebilir Dönüşümü Hızlandırıyor

Lenzing Grubu, “Lead Transformation – Generate Impact” (Dönüşüme Liderlik Et – Etki Yarat)” başlıklı 2025 Yıllık ve Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayımladı. Rapor Lenzing’in sektörde değişimi nasıl aktif olarak şekillendirdiğini ve ekonomik, ekolojik ve sosyal boyutlarda nasıl kalıcı bir etki yarattığını ortaya koyuyor. Lenzing, hedef odaklı premiumlaşma, mükemmeliyet, inovasyon ve sürdürülebilirlik yatırımlarıyla geleceğe tutarlı bir şekilde odaklanarak, sürdürülebilir, selüloz bazlı premium elyafların lider tedarikçisi konumunu güçlendiriyor. Entegre dijital rapora buradan ulaşabilirsiniz.. Lenzing Yönetim Kurulu CFO’su Mathias Breuer, CPO/CTO’su Christian Skilich ve COO’su Georg Kasperkovitz raporla ilgili şu açıklamada bulundu: “2025, zorlu bir yıl olmasına rağmen Lenzing Grubu olarak şirketimizin gücünü ve birlikteliğini gösterdik. “Dönüşüme Liderlik Et – Etki Yarat” prensibi doğrultusunda performansımızı iyileştirdik, konumumuzu netleştirdik ve Lenzing’i geleceğe uyumlu hale getirdik. Hedefimiz net: ekonomik başarıyı çevre ve topluma karşı sorumlulukla birlikte sağlamak.” Etki Yarat : Sürdürülebilirlik, İnovasyon ve Biyoekonomiyi İleri Taşımak Lenzing, 2025 yılında ticari performansının yanı sıra sürdürülebilirlik ve inovasyon alanlarında da önemli ilerlemeler kaydetti. Sürdürülebilir çözümlere güçlü bir şekilde odaklanan küresel bir şirket olarak Lenzing, başarısını pazarlar, müşteriler, insanlar ve dünya için olumlu etki yaratan somut sonuçlarla ölçüyor. Bu sonuçlar arasında yeni elyaf inovasyonları, sürdürülebilirlik derecelendirmeleri ve tekstil ile nonwoven değer zincirleri genelinde etkili iş birlikleri yer alıyor. Lenzing, 2025’te elyaf portföyünü genişletmeyi de sürdürdü. Geliştirilmiş LENZING™ Lyocell Fill elyaf portföyü, daha iyi ısı yalıtımı, optimize edilmiş nem yönetimi ve daha yüksek boyutsal stabilite sunuyor. Yeni nesil VEOCEL™ Lyocell elyaflar, temizlik bezlerinin temizleme verimliliğini artırırken, dezenfeksiyon gibi uygulamalar da dâhil olmak üzere fosil bazlı malzemelere sürdürülebilir bir alternatif sağlıyor. TENCEL™ Lyocell HV100 elyafları ile Lenzing, Variocut teknolojisi sayesinde denim kumaşlarda doğal ve mat dokular elde edilmesini mümkün kılıyor. Lenzing, Edgewell ile birlikte VEOCEL™ Lyocell elyaf içeren hijyen ürünlerini ilk kez Kuzey Amerika pazarına sundu. Bu uygulamalar, biyobazlı malzemelerin üstün performans sunabileceğini ve biyoekonominin gelişimine katkı sağlayabileceğini gösteriyor. Harici sürdürülebilirlik derecelendirmeleri, Lenzing’in sorumlu elyaf üretimindeki lider rolünü bir kez daha teyit etti. Üst üste beşinci kez aldığı EcoVadis Platin derecesi ile Lenzing, dünya genelinde değerlendirilen şirketler arasında ilk %1’lik dilimde yer alarak sektördeki liderliğine güçlü bir kanıt sundu. Lenzing ayrıca, sorumlu ormancılık ve şeffaf tedarik zincirleri için sektör referansı olan Canopy Hot Button Report’ta birinci sırayı elde etti. CDP’nin iklim, su ve ormanlar için verdiği “Triple A” derecesi ile Sustainalytics’in 2026 “Düşük Risk / ESG Lideri” değerlendirmesiyle birlikte bu başarılar, Lenzing’in sürdürülebilirliği ana iş modeline entegre etme ve çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarında şeffaf biçimde ilerleme konusundaki küresel ölçekteki referans konumunu pekiştirdi. Lenzing, iklim aksiyonu alanında da bilim temelli hedeflerini sürdürmeye ve yenilenebilir enerji yatırımlarına ağırlık vererek ilerleme kaydetmeye devam etti. . Bu adımlar arasında, küresel çapta yedi tesis için %100 şebeke bazlı yenilenebilir elektrik tedariki ile Lenzing sahasındaki fotovoltaik sistemin genişletilmesi yer alıyor. Teknolojik gelişmeler ve iş birliğine dayalı girişimler, dönüşüm sürecini daha da hızlandırdı. Lenzing, Adidas ve Niederrhein Uygulamalı Bilimler Üniversitesi ile birlikte yürütülen bir pilot ve inovasyon projesinde, geri dönüştürülmüş Lyocell elyaflar kullanılarak kapalı döngü bir sistemde bir kazak üretildiği bir geri dönüşüm süreci geliştirdi. AB tarafından finanse edilen CELLFIL projesi kapsamında Lenzing, sentetik elyaflara alternatif olarak Lyocell filamentlerin ölçeklendirilmesi üzerinde çalışıyor. VEOCEL™ Viscostar elyaflarının üretim kapasitesini artırmak için yapılan 15 milyon euroluk yatırım ile Lenzing, özellikle kadın hijyeni uygulamaları başta olmak üzere nonwoven sektöründeki konumunu daha da güçlendiriyor. Lenzing’in araştırma alanındaki çalışmaları da takdir ediliyor. Bu alanda özellikle kadınları teşvik eden girişimleriyle “Matilda Award” için ilk üçe kaldı ve şirket dışındaki genç araştırmacılara verilen Lenzing Young Scientist Award ile ödüllendirildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hyundai Boulder Concept New York’ta Sürpriz Dünya Prömiyerini Gerçekleştirdi Haber

Hyundai Boulder Concept New York’ta Sürpriz Dünya Prömiyerini Gerçekleştirdi

Hyundai, yeni Boulder Concept modelini 2026 New York Uluslararası Otomobil Fuarı’nda sürpriz bir dünya prömiyeriyle tanıttı. SUV formundaki bu konsept model, markanın ilk gövde şasi platformuna sahip olacak ve 2030 yılına kadar sunulması planlanan orta boy pick-up modelinin habercisi niteliğini taşıyor. Boulder Concept, dayanıklılık, yüksek çekiş gücü ve arazi kabiliyeti arayan kullanıcıların beklentilerine yanıt vermek üzere geliştirilen yeni bir platformun ilk göstergesi olarak öne çıkıyor. Hyundai’nin Kuzey Amerika tasarım ekibi tarafından geliştirilen konsept, özellikle off-road tutkunlarını hedeflerken markaya yeni müşteri kitleleri kazandırmayı amaçlıyor. Hyundai Motor Company Başkanı ve CEO’su José Muñoz, “Boulder Concept ile Amerikan müşterilerin beklentilerine daha güçlü bir yanıt veriyoruz. Gövde-şasi araçlar, ABD’de hem iş hem de macera dünyasının temelini oluşturuyor. Bu segmentte güçlü bir şekilde yer almayı hedefliyoruz” dedi. Hyundai ve Genesis Global Tasarım Merkezi Başkanı SangYup Lee ise konsepti “off-road yaşam tarzına bir saygı duruşu” olarak tanımlayarak, bu tip araçların macera arayan kullanıcılar için güçlü bir alternatif oluşturacağını belirtti. Güçlü ve Fonksiyonel Tasarım Boulder Concept, Hyundai’nin “Art of Steel” tasarım felsefesi doğrultusunda şekillendirildi. Çeliğin dayanıklılığı ve esnekliğini estetikle buluşturan bu yaklaşım, araca hem güçlü hem de zamansız bir karakter kazandırıyor. Dik ve iki kutulu (two-box) silüeti, geniş görüş açısı ve güçlü duruş sunarken; safari tipi üst camlar ve çift kanatlı kapılar hem ferahlığı hem de kullanım kolaylığını artırıyor. Araçta ayrıca düşük profilli tavan taşıyıcı, çift yönlü açılabilen arka kapak ve uzun yükler için açılabilen arka cam gibi fonksiyonel detaylar dikkat çekiyor. Aracın 37 inçlik büyük arazi lastikleri, yüksek yerden yükseklik ve gelişmiş yaklaşma/uzaklaşma açıları sayesinde zorlu arazi koşullarında üstün performans hedefleniyor. Ayrıca yazılım destekli gerçek zamanlı off-road yönlendirme sistemi, sürücüye dijital bir rehber gibi destek sunuyor. Maceraya Uygun İç Mekan İç mekanda dayanıklı ve yoğun kullanıma uygun malzemeler tercih edilirken, fiziksel düğme ve kontrol elemanları zorlu koşullarda kolay kullanım sağlıyor. Modüler yapıdaki kabin, katlanabilir masa gibi pratik çözümlerle hem günlük kullanım hem de açık hava aktiviteleri için esneklik sunuyor. Geleceğe Yön Veren Yeni Platform Hyundai, geliştirmekte olduğu gövde-şasi platformlu otomobiller için net bir yol haritası belirledi. Buna göre üretim modelleri Amerika’da tasarlanacak, geliştirilecek, üretilecek ve Hyundai’nin ABD’de ürettiği çelik kullanılacak. Hyundai Kuzey Amerika Başkanı Randy Parker, orta boy pick-up segmentinin marka için önemli bir büyüme fırsatı sunduğunu vurgulayarak, Boulder Concept’in bu alandaki stratejik yaklaşımın ilk adımı olduğunu ifade etti. Henüz bir tasarım çalışması olan Boulder Concept, güçlü oranları, fonksiyonel yaklaşımı ve hedef kitlesiyle Hyundai’nin gelecekteki pick-up modeli için önemli bir yol haritası sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Stellantis 2026 yılında Güçlü Operasyonel Uygulamalara Odaklanacak! Haber

Stellantis 2026 yılında Güçlü Operasyonel Uygulamalara Odaklanacak!

Net gelirlerde yıllık bazda yüzde 10 artışla üst satır büyüme yeniden sağlandı. 2025 ikinci yarısındaki eksi 1,5 milyar Euro endüstriyel serbest nakit akışı, 2025 ilk yarısına kıyasla yaklaşık yüzde 50, 2024 ikinci yarısına kıyasla ise yüzde 73 oranında iyileşmeye işaret ediyor. Şirketin 2025 yıl sonu itibarıyla endüstriyel kullanılabilir likiditesi 46 milyar Euro seviyesinde gerçekleşirken, Yönetim Kurulu, 2026 temettüsünün askıya alınmasına ve 5 milyar Euro’ya kadar hibrit tahvil ihracına onay verdi. Kuzey Amerika, Genişletilmiş Avrupa, Güney Amerika ve Orta Doğu & Afrika’da, pazar kapsamını genişleterek yeni segmentler ve farklı güç aktarma seçenekleriyle kârlı büyüme fırsatlarını hedefleyen şirket, 2026 yılında net gelirler, AOI marjı ve endüstriyel serbest nakit akışında kademeli iyileşme beklendiğini, yılın ilk yarısından ikinci yarısına doğru ilerleyici bir toparlanma öngördüğünü kaydetti. Mobilitenin her alanına yatırım yapan dünyanın en büyük mobilite şirketlerinden Stellantis N.V., 2025 yılı tam yıl finansal sonuçlarını açıkladı. Şirketin net gelirleri, güçlü döviz kuru baskıları ve 2025’in ilk yarısındaki net fiyat düşüşlerine rağmen yüzde 2 düşüşle 153,5 milyar Euro olarak gerçekleşti. Şirketin daha yüksek satış hacmi ve ürün karmasının olumlu katkısıyla düşüş kısmen dengelendi. 2026’da kârlı büyüme için yeni fırsatlar değerlendirilecek! Konu hakkında değerlendirme yapan Stellantis CEO’su Antonio Filosa, “2025 yılı tam yıl sonuçlarımız, enerji dönüşümünün hızının olduğundan fazla öngörülmesinin ve işimizi müşterilerimizin elektrikli, hibrit ve içten yanmalı teknolojiler arasındaki seçim özgürlüğü etrafında yeniden yapılandırma gerekliliğinin maliyetini yansıtıyor. Yılın ikinci yarısında kaliteyi artırma yönündeki çalışmalarımızın ilk olumlu sonuçlarını, yeni ürün lansmanlarımızdaki güçlü uygulama performansını ve büyümeye dönüşü görmeye başladık. 2026’da odak noktamız, geçmişteki uygulama boşluklarını kapatmaya devam etmek ve kârlı büyümeye dönüşümüze ivme kazandırmak olacaktır” dedi. Şirket, ağırlıklı olarak müşteri tercihlerine uyum sağlamak ve değişen düzenleyici çerçeveleri yansıtmak amacıyla gerçekleştirilen kapsamlı stratejik dönüşümle bağlantılı 25,4 milyar Euro tutarındaki giderlerin etkisiyle 22,3 milyar Euro net zarar açıkladı. Stellantis, 2026 yılında genişleyen ürün atağı ile pazar kapsamını artırarak kârlı büyüme için yeni fırsatları hedefliyor. Bunlar arasında yer alan Kuzey Amerika’da, Jeep® Cherokee ve Dodge Charger SIXPACK modelleri, orta boy SUV ve içten yanmalı motorlu (ICE) “muscle car” segmentlerine güçlü bir geri dönüşü temsil ediyor. 2025’in sonlarında pazara sunulması planlanan Ram 1500 HEMI® V8 ve Express versiyonlarının da bu ivmeyi desteklemesi bekleniyor. Güney Amerika’da orta boy pick-up modeli Ram Dakota ürün gamının temelini oluştururken; Genişletilmiş Avrupa’da Citroën C5 Aircross BEV, Jeep® Compass BEV ve yakın zamanda lanse edilen Fiat 500 Hybrid modelleri, şirketin müşterilerinin farklı güç aktarma ve mobilite ihtiyaçlarına kapsamlı şekilde yanıt verme kapasitesini daha da güçlendiriyor. Gelir artışı 2025’in ikinci yarısında güçlendi! Stellantis, 2025’in ikinci yarısında güçlü bir performans sergileyerek konsolide sevkiyatlarını 2,8 milyon adede yükseltti. Bu, yıllık bazda 277 bin adetlik (+ yüzde 11) artışa işaret ediyor. Büyüme geniş tabanlı gerçekleşirken olup, tüm bölgelerde hacim artışı kaydedildi. Kuzey Amerika, 231 bin adetlik ilave sevkiyatla (+ yüzde 39) en güçlü katkıyı sağladı. Bu artış, bir önceki yıl uygulanan stok azaltım programına kıyasla normalleşen stok dinamiklerinin yanı sıra bölgedeki artan ticari ivmenin olumlu etkilerini yansıtıyor. Stellantis’in 2025 ikinci yarı net gelirleri, 2024’ün aynı dönemine kıyasla yüzde 10 artış gösterdi. Bu sonuçlarla Stellantis, operasyonel verimlilikte sağlanan iyileşmelerin, disiplinli ticari stratejilerin ve şirketin güçlü küresel marka portföyünün ilk etkilerini açıkça ortaya koyuyor. Ayrıca kalite yönetimine yeniden odaklanılması erken sonuçlar vermeye başlarken, 2025 başından bu yana araçların ilk kullanım ayındaki servis sorun bildirimleri Kuzey Amerika’da yüzde 50’nin üzerinde, Genişletilmiş Avrupa’da ise yüzde 30’un üzerinde azaldı. Kârlı büyüme için kararlı dönüşüm hamlesi! 6 Şubat 2026’da iş yapısında kapsamlı bir dönüşüm süreci başlattığını açıklayan Stellantis; bu kapsamda, 2025’in ikinci yarısına ilişkin AOI dışında tutulan yaklaşık 22,2 milyar Euro tutarında gider kaydederken, bunun yaklaşık 6,5 milyar Euro’luk kısmının önümüzdeki dört yıl içinde nakit çıkışı yaratması bekleniyor. Söz konusu giderler şunları içeriyor: Ürün planının ve elektrikli araç (EV) tedarik zincirinin müşteri talebi ve değişen regülasyonlara uyum sağlayacak şekilde yeniden yapılandırılması, Sözleşmeye dayalı garanti karşılıklarının tahmin metodolojisinde yapılan değişiklikler, Genişletilmiş Avrupa’da daha önce duyurulan iş gücü azaltım programlarına ilişkin giderler. Şirketin gerçekleştirilen dönüşüm süreci, bölgesel ekiplerin karar alma mekanizmalarını hızlandırmalarını ve tüm iş alanlarında etkinliği artırmalarını sağladı. Bu süreç, aynı zamanda bayiler, tedarikçiler, kurumsal paydaşlar ve sendikalarla daha yakın ve verimli iş birliklerinin geliştirilmesine zemin hazırladı. 2026’de kademeli iyileşme öngörülüyor! Şirket, 2026 yılında net gelirlerde orta tek haneli yüzdelerde artış, AOI marjında düşük tek haneli seviyeler ve endüstriyel serbest nakit akışında yıllık bazda iyileşme bekliyor. Ayrıca şirket, yılın ilk yarısından ikinci yarısına doğru kademeli bir performans artışı öngörüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hyundai Hidrojendeki İddiasını 20 Milyon Kilometreyle Taçlandırdı Haber

Hyundai Hidrojendeki İddiasını 20 Milyon Kilometreyle Taçlandırdı

Hyundai, XCIENT Fuel Cell Class-8 ağır ticari kamyon filosunun Avrupa genelinde 20 milyon kilometrelik sürüş mesafesine ulaştığını duyurdu. İsviçre, Almanya, Fransa, Hollanda ve Avusturya’da faaliyet gösteren toplam 165 araçla beş yılda elde edilen bu başarı, hidrojen yakıt hücreli elektrikli araçların (FCEV) ticari taşımacılıkta içten yanmalı motorların (ICE) yerini alma potansiyelini gözler önüne seriyor. Chul Youn Park, Hyundai Küresel Ticari ve Hafif Ticari Araçlar İş Birimi Başkanı konuyla ilgili “Hyundai, lojistik, dağıtım ve kentsel kamu hizmetleri gibi çeşitli alanlarda hidrojen yakıt hücreli kamyonları devreye almak için küresel iş ortaklarıyla birlikte çalışarak egzoz kaynaklı karbon emisyonlarını azaltıyor. İsviçre’de başlattığımız ilk operasyonların ardından Avrupa’nın farklı bölgelerine genişledik ve Kuzey Amerika’da da somut ilerleme kaydettik. Hidrojenli ticari araçlarımız, daha gelişmiş bir gelecek için mobilite çözümleri sunarak hidrojen ekosisteminin oluşmasına katkı sağlıyor ve küresel etkisini büyütmeye devam ediyor” dedi. Avrupa’da Genişleme: Hidrojen Mobilitesi ile Daha Temiz Lojistik İlk olarak Ekim 2020’de İsviçre’de kullanıma sunulan XCIENT Fuel Cell kamyonları, Haziran 2024 itibarıyla yalnızca bu ülkede 10 milyon kilometrelik toplam sürüş mesafesine ulaşmıştı. Araçların istikrarlı performansı, yeni bölgelere ve farklı kullanım alanlarına genişlemenin önünü açtı. Bugün gıda ve içecek lojistiği, süpermarket dağıtımı ve çöp kamyonu ile vinçli araç gibi özel uygulamalar da bu kapsamda yer alıyor. Öne çıkan operasyonel kullanım alanları: İsviçre: Gıda, içecek ve tekstil lojistiğiAlmanya: Süpermarket zincirleri, tekstil firmaları ve büyük filo operatörleri için lojistik çözümleriFransa: Büyük perakende zincirlerine yönelik lojistik faaliyetleri ile elektrikli güç çıkışlı (ePTO) çöp ve vinçli araç uygulamalarıHollanda: İnşaat malzemeleri dağıtıcısı için brandalı kamyon kullanımıAvusturya: Bir süpermarket zincirinin operasyonlarına entegre edilen soğutmalı kamyon Geleneksel dizel kamyon filolarıyla karşılaştırıldığında, XCIENT Fuel Cell araçlar egzozdan kaynaklanan karbon emisyonlarında önemli ölçüde azalma sağlıyor. Hyundai, inovasyon çalışmalarını sürdürerek 2025 yılında geliştirilmiş hidrojen yakıt hücresi sistemine sahip yeni XCIENT Fuel Cell kamyonunu tanıttı. Araç, 2021’den bu yana farklı iklim ve kullanım koşullarında kapsamlı testlerden geçirilerek liman taşımacılığı ve orta mesafe lojistik dahil olmak üzere çeşitli müşteri ihtiyaçlarına uygunluğu doğrulandı. Filo operatörleriyle sürdürülen yakın iş birliği sayesinde model, farklı sürüş gereksinimlerine başarıyla uyum sağlıyor. Kuzey Amerika’da XCIENT Fuel Cell Kamyonları XCIENT Fuel Cell kamyonları, Avrupa’nın yanı sıra Kuzey Amerika’da da Hyundai’nin hidrojen mobilitesindeki teknolojik liderliğini ortaya koymaya devam ediyor.Bölgede şu anda toplam 63 XCIENT Fuel Cell kamyonu aktif olarak çalışıyor ve 2023’teki lansmandan bu yana yaklaşık 1,6 milyon kilometrelik toplam sürüş mesafesine ulaştı. Araçların faaliyet gösterdiği başlıca noktalar: Kaliforniya, ABD – NorCAL ZERO Projesi: Kuzey Amerika’daki en büyük hidrojen kamyonu konuşlandırması kapsamında Oakland Limanı’nda 30 XCIENT Fuel Cell kamyonu hizmet veriyor. Georgia, ABD – HTWO Logistics: Hyundai Metaplant America’da GLOVIS America iş birliğiyle yürütülen HTWO Logistics girişimi kapsamında 21 XCIENT Fuel Cell kamyonu lojistik operasyonları destekliyor. British Columbia, Kanada – BC Hydrogen Ports Projesi: Eyaletin denizcilik ve taşımacılık sektörlerinde hidrojen ve yakıt hücresi teknolojilerini benimsemeye yönelik ilk büyük girişimi. XCIENT Fuel Cell kamyonlarının farklı lojistik ortamlarında kanıtlanmış performansı, gerçek dünya ticari kullanım kabiliyetini ortaya koyarken Hyundai’nin küresel hidrojen enerjisi dönüşümüne öncülük eden liderliğini de pekiştiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Eti Gıda Kuzey Amerika’nın Hızlı Büyüyen Protein Bar Markası Trubar’ı Satın Aldı! Haber

Eti Gıda Kuzey Amerika’nın Hızlı Büyüyen Protein Bar Markası Trubar’ı Satın Aldı!

Türkiye’de gıda ve atıştırmalık sektörünün öncü ve lider markası ETi, küresel konumlanmasını daha da güçlendirme yolunda önemli bir adım attı. ETi Gıda, tatlılardan ilham alan, lezzetten ödün vermeyen ve temiz içerikleriyle tanınan, hızla büyüyen protein bar markası TRUBAR’ın %100’ünü 173 milyon USD bedelle satın aldı. Satın alma, TRUBAR’ın büyüme yolculuğunda kritik bir dönüm noktası niteliği taşıyor. Bu adım, markanın Kuzey Amerika genelinde daha da ölçeklenmesini sağlarken, yeni uluslararası pazarlara açılmasının da önünü açıyor. 65 yıldır tüketicilerine lezzetli ve inovatif ürünler sunan ETi de bu satın alma ile genç, dinamik ve önemli bir markayı bünyesine katarak uluslararası pazarlardaki iddiasını artırdı. “Bu satın alma uluslararası pazarlardaki varlığımızı güçlendirecek” ETi’nin sektörel uzmanlığı ve operasyonel gücü ile TRUBAR’ın temiz içerikli ürünler alanındaki deneyimleri ve pazar penetrasyonundaki çevikliğinin birbirini tamamlayıcı nitelikte olduğunu vurgulayan ETi Yönetim Kurulu Başkanı Firuzhan Kanatlı satın alma ile ilgili olarak şunları söyledi: “65 yıldır insanlığın mutluluğu için çalışan ETi, atıştırmalık sektöründe önemli bir uzmanlığa, güçlü markalara ve Türkiye’de farklı kategorilerde pazar liderliğine sahip. TRUBAR gibi dinamik ve hızlı büyüyen bir markanın ETi bünyesine katılmasından mutluluk duyuyorum.” dedi. Küresel bir marka olma yolunda organizasyonel ve operasyonel bakımdan önemli adımlar attıklarını ifade eden Kanatlı, ETi’nin TRUBAR’ı bünyesine katması ile dünyada yükselen bir tüketici trendine yatırım yaptıklarının da altını çizdi. Firuzhan Kanatlı, “Kuzey Amerika, atıştırmalık tüketiminde geleceğin trendlerini belirleyen en önemli pazarlar arasında yer alıyor. Bu alanda Türkiye’deki liderliğimizi global ölçeğe taşımak için TRUBAR gibi güçlü bir markaya yatırım yapmak bizim için stratejik bir öneme sahip. Bu yatırım ETi için sadece coğrafi bir genişleme değil; aynı zamanda küresel ölçekte yeni bir konumlanmanın da başlangıcı niteliğindedir. ETi’nin yüksek standartlardaki kalite ve inovasyon anlayışı, sektörel uzmanlığı ve 65 yıllık bilgi birikimi TRUBAR markasını yeni zirvelere taşıyacaktır. Bu satın almanın, ETi’nin 65. kuruluş yıldönümünde gerçekleşmesi bizleri ayrıca mutlu eden ve gururlandıran bir açılımdır. Değerli babam Firuz Kanatlı’nın annemle birlikte kurduğu, iki ablama ve bana emanet ettiği ETi’yi geleceğe taşımak için çalışmaya, kaliteli ve güvenilir ürünlerimizle dünyanın her yerinde tüketici dostu bir marka olmaya devam edeceğiz.” TRUBAR Kurucusu ve CEO’su Erica Groussman ise şu açıklamayı yaptı: “ETi ailesine katılarak kimliğimizi değiştirmiyoruz, aksine onu daha da güçlendiriyoruz. Ürünlerimiz, ekip arkadaşlarımız ve değerlerimiz yaptığımız her işin merkezinde kalmaya devam edecek. Değişen tek şey, daha hızlı inovasyon yapma ve daha fazla tüketiciye ulaşma gücümüz olacak. Bu ortaklık, TRUBAR’ın Kuzey Amerika’daki büyümesini destekleyecek önemli kaynaklar sağlarken, markanın yeni uluslararası pazarlara açılma sürecini de hızlandıracaktır. ETi Gıda yalnızca bir atıştırmalık şirketi değil, insanların büyürken hayatlarının doğal bir parçası haline gelen bir marka. Bu marka nesiller boyunca tüketicilerle mutluluk ve güvenle beslenen güçlü bir bağ kurarak günlük hayattaki anlamlı anlara eşlik etti. ‘Mutluluk denince akla gelen marka’ olma fikri benim yaklaşımımla derinden örtüşüyor ve küresel ölçekte büyürken bu ruhu TRUBAR’a taşımaktan büyük heyecan duyuyorum.” Kapı kapı satış yapan bir anneden, yaklaşık 100 milyon USD gelir ve 20.000’i aşkın satış noktasına! TRUBAR, girişimci ve anne Erica Groussman tarafından kuruldu. Groussman, ailesine ve başkalarına temiz içerikli ama gerçekten lezzetli atıştırmalıklar sunma misyonundan ilham aldı. Groussman 2018 yılında TRUBAR’ı kurarak yoluna daha profesyonel bir şekilde devam etti. Ürünlerin arkasındaki samimi kurucu öyküsü ve Erica Groussman’ın çok çalışarak başarılı olan anne kimliği markayla tüketici arasında duygusal bir bağ oluştururken, TRUBAR markası da mutfaktan çıkıp ulusal market raflarına taşındı. TRUBAR bir “protein bar markası” olmanın ötesine geçerek modern yaşam tarzının eğlenceli bir parçası haline geldi. 2025 yılında yaklaşık 100 milyon USD brüt gelir elde eden TRUBAR, son bir yıl içinde 20.000’i aşkın satış noktasına ulaşarak perakende ağını hızla genişletti. Markanın ürünleri küçük ve bağımsız satış noktalarında olduğu gibi, Costco, Target ve Walmart gibi büyük perakende zincirlerinin mağazalarında ve Amazon’da da bulunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küresel Ölçekte Ticari İflasların 2026 Yılında Yüzde 2,8 Artması Bekleniyor Haber

Küresel Ölçekte Ticari İflasların 2026 Yılında Yüzde 2,8 Artması Bekleniyor

İşletme kredilerinde yalnızca 25 baz puanlık olası bir faiz artışı ise küresel iflas artışını yeniden yüzde 4–5 bandına taşıyabilecek kritik bir eşik olarak öne çıkıyor. Ticari alacak sigortası ve ticari risk yönetimi alanında dünyada ve Türkiye’de lider konumda bulunan Coface, 2026 yılına ilişkin iflas görünümünde kalıcı bir toparlanmadan çok temkinli ve kırılgan bir dengeye işaret etti. Coface’in Kuzeybatı Avrupa (Birleşik Krallık ve İrlanda, Benelüks ve Nordik ülkeler) Ekonomisti Jonathan Steenberg’in değerlendirmelerine göre, 2026 yılında küresel ölçekte ticari iflasların yüzde 2,8 artması bekleniyor ancak bu tablo gerçek bir toparlanmadan çok geçici bir duraklamaya işaret ediyor. Steenberg’in değerlendirmelerine göre; Fransa ve Birleşik Krallık’ta iflas artışı yüzde 2 seviyesinde gerçekleşirken, ABD’de gümrük vergileri gibi son politika adımlarından etkilenen sektörlerin etkisiyle bu oran yüzde 4’e ulaşabilir. Almanya’da kamu teşviklerine rağmen özel sektör faaliyetlerindeki zayıflık nedeniyle artışın yüzde 1 ile sınırlı kalması öngörülürken, aktif şirket sayısındaki düşüşün etkisiyle İtalya’da yüzde 2 oranında artış, güçlenen makroekonomik ivmenin desteğiyle İspanya’da ise yüzde 3 oranında gerileme bekleniyor. “2026’da iflaslar azalmayacak, sadece artış hızı yavaşlayacak” 2026’nın bir iyileşme yılından ziyade, geçici bir nefes alma dönemi olacağını vurgulayan Coface’in Kuzeybatı Avrupa Ekonomisti Jonathan Steenberg, iflas sayısının düşmeyeceğini, sadece artış hızının duracağını, faizlerin beklenenden daha yavaş gevşemesi halinde ise bu istikrarın hızla ortadan kalkacağını belirtti. Üç yıl süren güçlü artışların ardından, 2026’nın bir sakinleşme dönemi olmasının beklendiğini söyleyen Jonathan Steenberg, şöyle devam etti: “İflaslar artmaya devam edecek, ancak daha yavaş bir hızda; bunu faiz oranları ve kredi koşullarındaki kademeli gevşeme destekleyecek. Ancak bu istikrar kırılganlığını koruyor, borç seviyeleri yüksek kalmaya devam ediyor, kâr marjları baskı altında ve en fazla risk altındaki sektörler gerilim belirtileri göstermeyi sürdürüyor” dedi. “Avrupa’da istikrar finansman maliyetlerine bağlı” Avrupa’da 2026 görünümünün ülkeden ülkeye farklılık gösterse de ortak noktada finansman maliyetlerine yüksek bağımlılık taşıdığını vurgulayan Jonathan Steenberg, Almanya’da iflasların yüzde 1 artmasının, Fransa ve Birleşik Krallık’ta bu oranın yüzde 2 seviyesinde kalmasının beklendiğini, İspanya’nın ise daha güçlü makroekonomik ivme sayesinde yüzde 3’lük bir gerilemeden faydalanacağını belirtti. İtalya’da yüzde 2’lik düşüşün ağırlıklı olarak usul reformlarının yarattığı istatistiksel etkilerden kaynaklandığını ifade eden Jonathan Steenberg, Hollanda’da beklenen yüzde 4’lük artışın pandemi öncesi seviyelere kademeli bir dönüşü yansıttığını söyledi. Kıtanın kredi maliyetine son derece duyarlı olmaya devam ettiğini vurgulayan Steenberg, 2026’daki gidişatın büyük ölçüde finansman koşulları tarafından belirleneceğini belirterek şöyle devam etti: “Bu tablo, Avrupa’nın kredi maliyetlerine ne kadar hassas olduğunu açık biçimde ortaya koyuyor. Finansman koşullarındaki en küçük değişim bile ülkeler ve sektörler arasındaki dengeleri kısa sürede yeniden şekillendirebilecek bir etkiye sahip.” “Kuzey Amerika ve Asya-Pasifik’te tek bir tablo yok: İflas eğilimleri ayrışıyor” Kuzey Amerika ve Asya-Pasifik’te 2026 görünümünün yüzeyde bir rahatlama hissi yaratsa da bölgesel dinamiklerin belirgin biçimde ayrıştığını ifade eden Jonathan Steenberg, ABD’de iflasların yüzde 4 artmasının yavaşlayan ekonomi ve yükselen gümrük tarifelerinin şirketler üzerindeki baskısını yansıttığını, Kanada’da ise uzun süren büyüme döngüsünün ardından yüzde 5’lik bir gerilemeyle daha belirgin bir düşüş sürecine girileceğini belirtti. Asya-Pasifik tarafında Japonya’nın yüzde 7’lik artışla kalıcı biçimde yüksek seyreden faiz oranları ve kırılgan sektörlerin etkisini hissetmeye devam edeceğini, Avustralya’nın ise pandemi sonrası güçlü normalleşmenin ardından yüzde 0,5 ile daha yatay bir seyir izlemesinin beklendiğini söyleyen Steenberg, bu tabloyu şöyle değerlendirdi: “Bu dinamikler, 2026 yılında iflasların seyrinin küresel bir trendden çok, yerel şoklar tarafından belirleneceğini açıkça ortaya koyuyor. Parasal, sektörel ya da düzenleyici nitelikteki her gelişme, ülkelerin risk görünümünü farklı yönlerde şekillendirmeye devam edecek.” “25 baz puanlık bir artış, tüm dengeleri tersine çevirebilir” 2026 için öngörülen görece istikrarın, faiz oranlarında kesintisiz bir gevşemeye bağlı olduğunu vurgulayan Coface Kuzeybatı Avrupa Ekonomisti Jonathan Steenberg, şirketlerin uzun süredir devam eden yüksek borçluluk nedeniyle kredi maliyetlerine son derece hassas hale geldiğine dikkat çekti. Steenberg, borçlanma faizlerinde yalnızca 25 baz puanlık olası bir artışın küresel iflas oranlarını yeniden yüzde 4–5 bandına taşıyabilecek kritik bir eşik olduğunu belirterek şunları söyledi: “Bu tablo, 2026 yılında iflasların seyrinin büyümeden çok parasal uyumun hızına bağlı olacağını açıkça gösteriyor. Finansman maliyeti, gelecek yılın gerçek belirleyicisi olacak ve en küçük faiz hareketi bile küresel dengeleri hızla değiştirebilecek bir dinamiğe sahip olacak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

2025'te İnternet Değişim Noktalarında Küresel Veri Trafiği Rekoru Haber

2025'te İnternet Değişim Noktalarında Küresel Veri Trafiği Rekoru

Dünyanın lider İnternet Değişim Noktası operatörü DE-CIX, 2025 yılında küresel veri trafiğinde dikkat çekici bir büyüme kaydedildiğini açıkladı. DE-CIX’in dünya genelindeki platformlarında ve 4.000’den fazla bağlı müşteriyle birlikte, yıl boyunca toplam 79 eksabayt (EB) veri değişimi gerçekleşti. Bu rakam, 2024’e kıyasla yüzde 16’lık bir artışa (68 EB) ve 2020’de kaydedilen trafiğin (38 EB) iki kattan fazlasına, yani yüzde 147’nin de üzerinde artışa işaret ediyor. Bu büyüklüğü somutlaştırmak gerekirse, 79 eksabayt; bir futbol maçının Full HD kalitede 2,2 milyon yıl boyunca kesintisiz izlenebilmesine eşdeğer bir veri miktarı anlamına geliyor. Avrupa’nın en büyük İnternet Değişim Noktası olan DE-CIX Frankfurt’ta ise veri trafiği 48 EB’ye ulaştı. Bu seviye, 2024’e göre yüzde 6, 2021’e kıyasla ise yüzde 65’lik bir artışı (29 EB) temsil ediyor. 2025 yılının en yoğun günü olarak kayıtlara geçen gün ise, Türkiye saatiyle saat 22:11’de saniyede 26,99 terabit (Tbit/s) seviyesine ulaşan küresel veri alışverişinin gerçekleştiği 9 Aralık günü oldu. Bu zirve anında yalnızca bir saniyede değiş tokuş edilen veri miktarı kağıda dökülseydi, ortaya çıkan kağıt yığını Everest Dağı’nın yaklaşık 21 katı yüksekliğinde olurdu. UEFA Şampiyonlar Ligi 6. günü maçlarıyla aynı zamana denk gelen bu yoğunluk, canlı spor etkinliklerinin küresel internet kullanımı üzerindeki etkisinin giderek arttığını net bir şekilde ortaya koyuyor. Aynı anda DE-CIX Frankfurt, 18,73 Tbit/s ile tüm zamanların en yüksek veri trafiğine ulaşarak yeni bir rekor kırdı ve Avrupa ve küresel ölçekteki kritik bağlantı merkezi rolünü bir kez daha pekiştirdi. DE-CIX CEO’su Ivo Ivanov konuyla ilgili şunları söyledi: “Küresel veri trafiğindeki büyüme; yayın platformları, yapay zeka iş yükleri, milyarlarca bağlı cihaz ve dünya genelinde yaygınlaşan uzaktan ve hibrit çalışma modelleri tarafından yönlendiriliyor. Buna büyük canlı etkinlikler, oyun ve yazılım lansmanlarının yarattığı ani yoğunlukları ve küresel ölçekteki önemli gelişmeleri de eklediğimizde, dayanıklı ve yüksek kapasiteli dijital altyapının, birbirine bağlı dünyamız için hiç olmadığı kadar kritik olduğu açıkça görülüyor.” 2025’te Yeni Dijital Merkezler Yükselişte: DE-CIX İstanbul’da Yüzde 30’a Yakın Veri Trafiği Artışı DE-CIX Kuzey Amerika platformlarında 2025 yılı boyunca gerçekleşen veri trafiği 11 eksabayt’a ulaştı. Bu sayı, 2024’teki 7,5 EB seviyesine kıyasla yüzde 46’lık bir büyümeye karşılık geliyor. New York’ta trafik yüzde 16 artarak yıl sonunda 5 EB’ye yükselirken, Dallas yüzde 35’lik büyümeyle 3,5 EB seviyesine ulaştı. Daha genç bir İnternet Değişim Noktası olan Chicago ise yüzde 400’lük dikkat çekici bir artışla 650 petabayt’ın (PB) üzerine çıktı. Avrupa ve Orta Doğu’da Madrid (İspanya) ve Dubai (BAE) 2025 yılında 2,7 EB veri trafiği kaydederken, Lizbon’da (Portekiz) bu sayı 115 PB oldu. İstanbul’da ise 927 PB’lık veri değişimi gerçekleşti; bu da 2024 yılına kıyasla yüzde 28’lik bir artışı temsil ediyor. Güneydoğu Asya’daki dağıtık platformda veri trafiği yüzde 140 büyüyerek 1,2 exksabayt’a ulaşırken, Malezya’da gerçekleşen trafik 93 PB seviyesine çıktı. DE-CIX’in en yeni lokasyonları arasında yer alan Mexico City/Querétaro (Meksika) ve São Paulo (Brezilya) ise faaliyete geçtikleri ilk aylarda sırasıyla 24 PB ve 10 PB veri trafiği kaydetti. 79 eksabayt ne anlama geliyor? Veri iletim hızı, saniye başına terabit (Tbit/s) cinsinden ifade edilir.1 terabit/saniye; 10³ Gbit/s, 10⁶ Mbit/s, 10⁹ kbit/s ya da 10¹² bit/s, yani 1.000.000.000.000 bit/s anlamına gelir. 8 terabit = 1 terabayt (TB), 1.000 TB = 1 petabayt (PB) ve 1.000 PB = 1 eksabayt (EB)’tır.79 eksabayt (EB), yüksek çözünürlükte 2,2 milyon yıl süren bir futbol maçını kesintisiz olarak izlemek için gereken veri miktarına karşılık gelir.

Emirates Premium Ekonomi Hizmetini Yeni Destinasyonlara Taşıyor Haber

Emirates Premium Ekonomi Hizmetini Yeni Destinasyonlara Taşıyor

Emirates, yenilenen Boeing 777 ve yeni nesil A350 uçaklarını Avrupa, Kuzey Amerika, Asya, Orta Doğu, Afrika ve Avustralya’daki önemli noktalarda hizmete sunarak, Premium Ekonomi sınıfını daha fazla şehre ulaştırmaya devam ediyor. Emirates aynı zamanda, Kopenhag, Phuket ve Cape Town’a A350 uçaklarıyla günlük yeni seferler ekleyerek hem kapasiteyi artırıyor hem de yolcularına daha üst düzey bir uçuş deneyimi sunuyor. Yaz sezonunda artması beklenen seyahat talebini karşılamayı hedefleyen bu ek frekanslar, şirketin mevcut uçuş programlarını da tamamlayıcı nitelik taşıyor. Yolcular, Emirates’in ödüllü Premium Ekonomi kabin deneyimiyle daha geniş diz mesafesi, ilave konfor özellikleri ve zenginleştirilmiş ikram hizmetlerinden faydalanabilecekler. Havayolu, 1 Temmuz itibarıyla Premium Ekonomi donanımlı A380, Boeing 777 ve A350 uçaklarıyla 84’ten fazla hatta hizmet vererek, uçuş ağı genelinde aynı standartta ve kaliteli bir premium deneyim sunma hedefini pekiştiriyor. Kopenhag, Phuket ve Cape Town’a ek seferler Emirates, 1 Haziran’dan itibaren Dubai–Kopenhag hattında ikinci günlük seferlere başlarken, Dubai–Phuket ve Dubai–Cape Town hatlarında da 1 Temmuz itibarıyla üçüncü günlük seferleri devreye alacak. Tüm bu uçuşlar, Premium Ekonomi’nin yanı sıra yeni Business ve Ekonomi Class kabinlerine sahip A350 uçaklarıyla gerçekleştirilecek. Yeni Kopenhag seferi, Dubai üzerinden Asya ve Afrika’daki birçok önemli noktaya bağlantıları güçlendirirken; Phuket’e eklenecek sefer, Avrupa ve Orta Doğu’dan gelen yolcular için daha esnek seyahat seçenekleri sunacak. Cape Town’a eklenen üçüncü günlük sefer ise hem turistik hem de kurumsal seyahat taleplerine cevap verecek şekilde planlandı. Son bir yılda yüksek doluluk oranlarıyla dikkat çeken Cape Town hattında özellikle Körfez ülkelerinden gelen talep artarken, Avrupa ve ABD’nin doğu kıyılarına yönelik çıkış trafiği de güçlü seyrini sürdürüyor. Emirates ayrıca A350 uçaklarını 29 Mart’tan itibaren Roma, 1 Mayıs’tan itibaren ise Taipei hattında uçurmaya başlayacak. Premium Ekonomi için planlanan yeni hat genişlemeleri Emirates, Premium Ekonomi sınıfını 2026 yılı içinde kademeli olarak yeni hatlara yaymayı planlıyor. Bu kapsamda: Avrupa ve Kuzey Amerika’da Barselona, Mexico City, Roma ve Kopenhag hatlarında Premium Ekonomi donanımlı Boeing 777 ve A350 uçaklarıyla seferler artırılacak Asya’da Cochin, Karaçi, Taipei ve Phuket gibi destinasyonlarda belirli seferler Premium Ekonomi kabinleriyle gerçekleştirilecek. Avustralya’da Brisbane hattında yenilenmiş dört sınıflı Boeing 777-300ER uçakları devreye alınacak. Afrika’da Addis Ababa ve Cape Town hatlarında Premium Ekonomi sunan uçaklarla günlük seferler planlanıyor. Orta Doğu’da Basra, Kuveyt ve Tahran hatlarında yenilenmiş kabinlere sahip uçaklarla Premium Ekonomi hizmeti kademeli olarak sunulacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.