Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#L’oréal Türkiye

Kapsül Haber Ajansı - L’oréal Türkiye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, L’oréal Türkiye haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

L’Oréal Türkiye’den Dört Yeni Bilim Kadınına Destek Haber

L’Oréal Türkiye’den Dört Yeni Bilim Kadınına Destek

Bu yıl desteklenen bilim kadınlarından Doç. Dr. Belgin Sever ALS için yeni ilaç adayları, Doç. Dr. Çiğdem Toparlı yenilenebilir enerjinin depolanmasına yönelik daha uzun ömürlü çinko-hava pilleri, Doç. Dr. Tuğçe Nihal Gevrek Civan taşınabilir kâğıt tabanlı analiz sistemleri, Prof. Dr. Zeliha Uğur Aydın ise dişin canlı dokusunun iyileşme kapasitesi üzerine çalışıyor. Türkiye’deki 40. yılında bilime verdiği desteği yeni iş birlikleriyle güçlendirmeyi hedefleyen L’Oréal Türkiye, uzun yıllardır yeterince araştırılmayan kadın sağlığı sorunlarını bilim dünyasının gündeminde daha görünür kılmak için Türkiye’nin ilk endometriozis hasta dayanışma derneği EndoTürkiye ile iş birliğine gitti. Bu iş birliği kapsamında, farklı disiplinlerden uzmanların bilgi ve deneyimlerini bir araya getirecek Kadın Sağlığı Araştırmaları Ağı’nın hayata geçirilmesine katkı sağladı. Bilim Kadınları İçin Programı, kadın bilim insanlarının araştırmalarını sürdürmelerine ve çalışmalarını daha geniş kitlelerle buluşturmalarına destek oluyor. Türkiye’de bugüne kadar programdan destek alan bilim kadınlarının 100’den fazlası, akademik çalışmalarını bugün profesör veya doçent olarak sürdürüyor. L’Oréal Türkiye ise programın uygulandığı ülkeler arasında en fazla katkı sunan ilk beş ülke arasında yer alıyor. L’Oréal Vakfı ile UNESCO iş birliğinde 28 yıl önce küresel ölçekte başlatılan program, bugüne kadar dünya genelinde 5 binden fazla kadın bilim insanını destekledi. Uluslararası Mükemmellik Ödülü’ne layık görülen 142 bilim insanından 7’si daha sonra Nobel Ödülü kazandı. Kadın sağlığı araştırmaları farklı disiplinlerle buluşuyor L’Oréal Türkiye, 40. yılında EndoTürkiye iş birliğiyle Kadın Sağlığı Araştırmaları Ağı’nın hayata geçirilmesine katkı sağladı. Kamuya açık platform, kadın hastalıkları ve doğum uzmanları ile endometriozis araştırmacılarının yanı sıra beslenme, fizyoterapi, psikoloji, psikiyatri, radyoloji, moleküler biyoloji, genetik ve biyomedikal mühendisliği alanlarından uzmanları ve araştırmacıları bir araya getirmeyi hedefliyor. Kadın sağlığı konusunda güvenilir bilgi arayan herkes bilimsel çalışmalara ve uzman görüşlerine de buradan ulaşabilecek. Kadın sağlığı araştırmalarına ayrılan sınırlı kaynak, bu alandaki ihtiyacın boyutunu gösteriyor. ABD Ulusal Bilimler, Mühendislik ve Tıp Akademilerinin analizine göre, ABD Ulusal Sağlık Enstitülerinin 2013–2023 dönemindeki araştırma hibelerinin yalnızca yüzde 8,8’i kadın sağlığı araştırmalarına ayrıldı. Enstitülerinin toplam bütçesi artarken kadın sağlığı araştırmalarının araştırma hibeleri içindeki payı daha da geriledi. Endometriozis hastalığı kadın sağlığında daha fazla araştırma ve bilgi paylaşımına neden ihtiyaç duyulduğunu gösteren örneklerden biri. Dünya genelinde yaklaşık 190 milyon kadını etkileyen hastalıkta tanıya ulaşmak yıllar sürebiliyor. Türkiye’de 15 binden fazla kadının katıldığı araştırmaya göre, endometriozis tanısı alan kadınlar teşhise ulaşana kadar ortalama dört farklı hekime başvuruyor, ilk hastane başvurusuyla tanı arasında yaklaşık dört yıl geçiyor. Katılımcıların yüzde 63’ü ağrılarına ve belirtilerine inanılmadığını, yaklaşık yüzde 78’i ise tedavi masrafları nedeniyle ekonomik güçlük yaşadığını belirtiyor. Kadın Sağlığı Araştırmaları Ağı, bu tür ihtiyaçları görünür kılmak, uzmanlar arasında bilgi paylaşımını güçlendirmek ve farklı disiplinlerden araştırmacıların birlikte çalışmasına alan açmak amacıyla hayata geçirildi. “Bilim, var oluşumuzun temelidir” L’Oréal Türkiye Ülke Genel Müdürü Vanya Panayotova, “L’Oréal, 117 yıl önce bir bilim insanının geliştirdiği yenilikle doğdu. Bugün araştırma ve geliştirmeye her yıl yaklaşık 1 milyar avro yatırım yapıyor, dünya genelindeki araştırma merkezlerimizde 4 binden fazla bilim insanıyla çalışıyoruz. Bilim, var oluşumuzun temelidir. Ancak dünyada her üç araştırmacıdan yalnızca biri kadın. Bilimin bütün potansiyeline ulaşması için kadınların bu yolculuğa eşit biçimde katılması gerekiyor. Türkiye’de 24 yıldır sürdürdüğümüz Bilim Kadınları İçin Programı’yla bugüne kadar 132 bilim kadınına destek verdik. Çalışmalarının görünür olması, bilime ilgi duyan genç kızlara da bu yolculuğun mümkün olduğunu gösteriyor” dedi. “Kadın sağlığında araştırma ve bilgi paylaşımını güçlendireceğiz” L’Oréal Türkiye Kurumsal İlişkiler ve Etkileşim Direktörü ve Ülke Sürdürülebilirlik Lideri İrem Karaoda Tanrıkulu, “Bilim Kadınları İçin Programı’nı 24 yıldır sürdürürken desteğimizi her yıl nasıl daha ileri taşıyabileceğimize, bilim kadınları için nasıl yeni imkânlar yaratabileceğimize odaklandık. Türkiye’deki 40. yılımızda da bu yaklaşımı yeni bir iş birliğiyle ileri taşıyoruz. EndoTürkiye iş birliğiyle desteklediğimiz Kadın Sağlığı Araştırmaları Ağı’nın yeterince araştırılmayan kadın sağlığı sorunlarını ve karşılanmamış ihtiyaçları görünür kılmayı, farklı disiplinlerin birlikte çalışmasını ve bilimsel bilginin daha hızlı paylaşılmasını hedefliyoruz. Uzun vadede daha erken tanıya, daha etkili yaklaşımlara ve kadınların yaşam kalitesini iyileştirecek çözümlere katkı sunmak istiyoruz. Bu yıl desteklediğimiz dört bilim kadını başta olmak üzere tüm bursiyerlerimizi ve kadın sağlığına farklı alanlardan katkı sunan araştırmacıları bu ortak çabanın bir parçası olmaya davet ediyorum.” dedi. DÖRT BİLİM KADININDAN ENERJİDEN SAĞLIĞA UZANAN DÖRT YENİ PROJE ALS hastalığındaki zararlı protein birikimine karşı yeni ilaç adaylarının geliştirilmesi Doç. Dr. Belgin Sever, Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Kimya (İlaç Kimyası) Anabilim Dalı ALS, kas hareketlerini kontrol eden sinir hücrelerinin zamanla zarar gördüğü ve tedavi seçenekleri oldukça sınırlı olan ilerleyici bir hastalık. Projede, ALS’nin bazı türlerinde hücre içinde birikerek sinir hücrelerine zarar veren mutant SOD1 proteinini hedefleyen yeni ilaç adayı moleküller geliştirilecek. Tasarlanan moleküller önce bilgisayar ortamında taranacak; en umut verici adaylar laboratuvarda üretilecek ve ALS hücre modellerinde test edilecek. Çalışma, sinir hücrelerini koruyabilecek ve hastalığa yol açan süreçleri baskılayabilecek yeni tedavilere bilimsel temel oluşturmayı amaçlıyor. Yenilenebilir enerji depolaması için uzun ömürlü çinko-hava pillerine yeni anot tasarımı Doç. Dr. Çiğdem Toparlı, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü Güneş ve rüzgâr enerjisinden kesintisiz yararlanabilmek için, üretilen kullanım fazlası elektriğin güvenle depolanması gerekiyor. Proje, yenilenebilir enerji santrallerinde kullanılabilecek su bazlı ve yanıcı olmayan çinko-hava pillerini daha uzun ömürlü ve verimli hâle getirmeyi amaçlıyor. Bunun için pilin enerjiyi depolayan çinko bölümü, kullanım sırasında oluşan aşınmayı ve pil ömrünü kısaltan düzensiz birikimleri azaltacak şekilde yeniden tasarlanacak. Çalışma, daha erişilebilir hammaddelere dayanan güvenli ve sürdürülebilir enerji depolama teknolojilerinin geliştirilmesine ve dışa bağımlılığın azaltılmasına katkı sağlayacak. UV ışıkla aktifleştirilen kâğıt tabanlı tanı ve analiz sistemlerinin geliştirilmesi Doç. Dr. Tuğçe Nihal Gevrek Civan, Gebze Teknik Üniversitesi Kimya Bölümü Proje, düşük maliyetli filtre kâğıdını taşınabilir bir test platformuna dönüştürmeyi hedefliyor. Kâğıdın yüzeyi özel bir polimer tabakayla kaplandıktan sonra ultraviyole (UV) ışıkla yalnızca seçilen bölgeler aktif hâle getirilecek ve enzimlerin bu bölgelere seçici olarak bağlanması sağlanacak. Böylece kâğıdın yalnızca istenen bölgelerine biyolojik işlev kazandırılabilecek. Bu yaklaşım, gelecekte aynı platformun farklı bölgelerine farklı biyolojik işlevler kazandırılmasının ve böylece aynı anda farklı analizlerin yapılmasının da önünü açabilecek. Teknolojinin, biyosensörler ile çevresel analiz ve gıda güvenliği gibi farklı alanlarda kullanılabilecek düşük maliyetli ve taşınabilir sistemlerin geliştirilmesine temel oluşturması hedefleniyor. Genetik düzeyde dişin kendi kendini yenilemesinin araştırılması Prof. Dr. Zeliha Uğur Aydın, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Derin çürük veya travma sonrasında aynı tedavi uygulansa bile bazı dişler kendini onarabilirken bazılarında iltihap devam edebiliyor. Proje, bu farklılığın nedenlerini dişin içindeki canlı dokunun iyileşme sürecine odaklanarak araştırıyor. Çalışmada, dişin canlı dokusunda bulunan fibroblast adı verilen destek hücrelerinin, iltihap ve oksijen azlığı koşullarında kök hücrelerin onarım kapasitesini nasıl etkilediği incelenecek. CRISPRi yöntemiyle belirli genlerin çalışması geçici olarak durdurularak iyileşmede hangi biyolojik mekanizmaların belirleyici olduğu ortaya çıkarılacak. Elde edilecek bulguların, gelecekte dişin canlı dokusunu koruyan ve kendi kendini onarma kapasitesini destekleyen daha etkili tedavilerin geliştirilmesine katkı sağlaması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Murat Başar, L’Oréal Türkiye Ticari Transformasyon ve Mükemmellik Direktörü oldu Haber

Murat Başar, L’Oréal Türkiye Ticari Transformasyon ve Mükemmellik Direktörü oldu

L’Oréal Türkiye, pazar dinamikleri doğrultusunda ticari operasyonlarını daha yüksek yapısal verimlilik, ticari disiplin ve sürdürülebilir değer yaratımı odağında güçlendirmek amacıyla Ticari Transformasyon ve Mükemmellik organizasyonunu kurdu. Yeni yapılanma; iş birimleri arasındaki yetkinlikleri bir araya getirmeyi, süreçleri sadeleştirmeyi ve çoklu iş birimi vizyonuyla stratejik müşteri ortaklıklarını daha ileri bir seviyeye taşımayı hedefliyor. Murat Başar, yeni sorumluluğu kapsamında kilit omni-channel ve saf e-ticaret iş ortaklıklarının geliştirilmesine, gelir artışı yönetimi uygulamalarının yaygınlaştırılmasına, çapraz ticari dönüşüm programlarına ve geleceğin ticari yetkinliklerinin kazandırılmasına liderlik edecek. Yeni yapı doğrultusunda Kurumsal E-Ticaret, Kurumsal Gelir Artışı Yönetimi, Ticari Dönüşüm Projeleri ve Ticari Yetkinlik Geliştirme fonksiyonları tek çatı altında Murat Başar’ın yönetiminde bir araya geliyor. L’Oréal Türkiye bünyesinde 2011 yılında kariyerine başlayan Murat Başar, farklı ticari kanalların kurulmasında üst düzey ticari sorumluluklar üstlendi. 2021 yılında L’Oréal Türkiye’nin en büyük divizyonunun Ticari Direktörlüğüne atanan Başar; satış operasyonları, iş planlama, e-ticaret, karlı büyüme ve O+O (çevrim içi ve çevrim dışı entegrasyon) dönüşümünü başarıyla yönetti. 2024 yılından itibaren Kurumsal E-Ticaret Direktörü ve Ülke Yönetim Komitesi Üyesi olarak e-ticaret payının toplam iş hacminin %30’una ulaşmasına öncülük eden Başar; ortak değer yaratımı modelleriyle şirketin tekno-güzellik alanındaki liderliğinin pekişmesinde önemli rol oynadı. L’Oréal Hakkında 115 yılı aşkın süredir dünyanın lider güzellik şirketlerinden biri olan L’Oréal, tek bir amaca odaklanmıştır: dünyanın dört bir yanındaki tüketicilerin güzellik beklentilerini karşılamak. “Dünyayı harekete geçiren güzelliği yaratmak” şeklinde ifade ettiğimiz amacımız; güzelliğe yaklaşımımızı temel bir ihtiyaç, kapsayıcı, etik, cömert ve sosyal ile çevresel sürdürülebilirliğe bağlı bir anlayış olarak tanımlar. 40 uluslararası markadan oluşan geniş portföyümüz ve Gelecek İçin L’Oréal Programı kapsamındaki iddialı sürdürülebilirlik taahhütlerimizle; kalite, etkinlik, güvenlik, samimiyet ve sorumluluk açısından dünyanın dört bir yanındaki herkese en iyisini sunmayı hedeflerken, güzelliğin sonsuz çeşitliliğini kutluyoruz. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

 “Bilim Kadınları İçin” Programı 24. Dönem Başvurularını Açıyor Haber

 “Bilim Kadınları İçin” Programı 24. Dönem Başvurularını Açıyor

Genç bilim kadınlarının araştırmalarını desteklemeyi ve görünürlüklerini artırmayı hedefleyen programa başvurular 6 Şubat-1 Haziran 2026 tarihleri arasında alınacak. Bu yıl program kapsamında seçilecek 4 bilim kadınına, bilimsel çalışmalarında kullanmak üzere her biri 400 bin TL değerinde proje desteği sağlanacak. 23 yılda 128 bilim kadınına ulaşan program, 24. yılında da bilimde kadınların görünürlüğünü güçlendirmeye devam edecek. L’Oréal Türkiye’nin, UNESCO Türkiye Milli Komisyonu iş birliğiyle yürüttüğü “Bilim Kadınları İçin” Programı, bilimde cinsiyet eşitliğini güçlendirmek ve kadınların bilime katkılarını görünür kılmak amacıyla 24. kez hayata geçiyor. Türkiye’nin en uzun soluklu kurumsal sosyal sorumluluk programlarından biri olan program, genç ve yetenekli bilim kadınlarının özgün çalışmalarını destekleyerek bilimsel mükemmelliği teşvik etmeyi sürdürüyor. 24. dönem başvuruları 6 Şubat-1 Haziran 2026 tarihleri arasında alınacak. “Bilim Kadınları İçin” Programı kapsamında bu yıl seçilecek 4 genç bilim kadınına, bilimsel araştırmalarında kullanmak üzere her biri 400 bin TL değerinde proje desteği sağlanacak. Programa, özgün bilim projelerine sahip 40 yaş altı, “Yaşam ve Çevre Bilimleri” ile “Fiziki Bilimler” alanlarında çalışan bilim kadınları başvurabilecek. Adaylar, başvurularını belirtilen tarihler arasında Turkey - National program | For Women in Science üzerinden çevrimiçi olarak gerçekleştirecek. Başvurular; bağımsız UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Bilim Jürisi tarafından akademik yetkinlik, bilime katkı, yenilikçilik, uygulanabilirlik ve sürdürülebilirlik kriterleri doğrultusunda değerlendirilecek. ‘Hedef, bilimin geleceğine kalıcı katkı sağlamak’ Bilimin dönüştürücü gücünü ve programın uzun soluklu etkisini vurgulayan L’Oréal Türkiye Kurumsal İlişkiler ve Etkileşim Direktörü & Ülke Sürdürülebilirlik Lideri İrem Karaoda Tanrıkulu şöyle konuştu: “L’Oréal Türkiye olarak bilimin ve teknolojinin dünyayı değiştireceğine inanıyoruz. 23 yıldır yürüttüğümüz ‘Bilim Kadınları İçin’ Programı kapsamında 128 kadın bilim insanını destekledik; 1 bilim kadınımız uluslararası mükemmellik ödülü, 5 bilim kadınımız ise ‘Uluslararası Yükselen Yetenek’ unvanı aldı. Şimdi 24. yılımızda, yeni kuşak bilim kadınlarını bu yolculuğa davet ediyoruz. Amacımız yalnızca başarılarını taçlandırmak değil; bilim kadınlarının çalışmalarını desteklemek, görünürlüklerini artırmak ve bilimin geleceğine kalıcı katkı sağlamak.” Akademide “sızdıran boru” sorununa karşı somut katkı YÖK verilerine göre Türkiye’de kadın araştırma görevlilerinin oranı %55 iken profesörlük düzeyinde bu oran %35’e kadar düşüyor. Buna karşın “Bilim Kadınları İçin” Programı kapsamında desteklenen bilim kadınlarının büyük çoğunluğu akademide üst düzey pozisyonlara yükselerek bilime katkı sunmayı sürdürüyor; bu da programın uzun vadeli etkisini ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

L'Oréal Türkiye'den Geleceğe Yatırım Haber

L'Oréal Türkiye'den Geleceğe Yatırım

L'Oréal Türkiye 2025 Dünya Çevre Günü’nde sürdürülebilirlik çalışmalarındaki son gelişmeleri paylaştı. Geçtiğimiz yıl dijital kampanyalarında karbon salınımını azaltmak için 2 markasıyla IMPACT+ iş birliğini duyuran L’Oréal Türkiye, bu yıl bu iş birliğini tüm markalarını kapsayacak şekilde genişletti. L’Oréal Türkiye, pazarlama ve iletişim sektöründe net sıfır karbon emisyonu hedefleyen Ad Net Zero Türkiye oluşumunun da bir parçası olurken, 2010’da lanse edilen ‘Gelecek için L’Oréal’ sürdürülebilirlik programı bilim, teknoloji ve yeni regülasyonlar ışığında gelişmeleri takip ederek sürdürülebilir bir gelecek için attığı adımları kamuoyu ile paylaştı. Türkiye’nin tekno-güzellik devi, aynı zamanda Muğla’da yangın nedeniyle hasar gören ormanlık bölgelere yaklaşık 6000 m²’lik alanı kapsayacak şekilde, 50 bin tohum topu atımı gerçekleştirerek doğaya katkı sağlama çalışmalarını sürdürürken, ambalaj tüketimini azaltmak amacıyla yeniden doldurulabilir ürün portföyünü de genişletiyor. Bilimi merkeze alan yaklaşımıyla çevresel olumsuz etkileri azaltmayı hedefleyen L’Oréal Türkiye, sürdürülebilir içerikler ve yeşil bilim ilkeleriyle geliştirilen ürünleriyle sektöre yön verirken; dijital dünyada da daha düşük karbon ayak iziyle etki yaratacak yenilikçi çözümler geliştirmeye devam ediyor. L’Oréal Türkiye, sürdürülebilir dünya için geliştirilen hedefleri doğrultusunda attığı adımları Dünya Çevre Günü’nde duyurdu. Gücünü Teknolojiden Alan Sürdürülebilirlik, Gücünü Bilimden Alan Sürdürülebilirlik ve Gücünü İnsanlar İçin Kullanan Sürdürülebilirlik üç temel başlığı altında gelişmelerini duyuran L’Oréal Türkiye, daha yaşanabilir bir dünya ve sürdürülebilir güzellik için dönüşüm yolculuğunu geliştirmeyi sürdürüyor. ‘Daha yaşanabilir bir geleceği birlikte inşa ediyoruz’ Sürdürülebilir geleceğin önemini vurgulayan ve L’Oréal Türkiye’nin sürdürülebilirlik ile ilgili gelişmelerinden bahseden L’Oréal Türkiye Ülke Genel Müdürü Sinem Sandıkçı Gökçen, “L’Oréal Türkiye olarak sürdürülebilirliği sadece çevresel bir hedef değil, iş yapış biçimimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. 2020 yılında duyurduğumuz ‘Gelecek için L’Oréal’ hedeflerimiz doğrultusunda da çalışmalarımıza devam ediyoruz. Geçen sene başlattığımız IMPACT+ iş birliğimizde karbon ayak izimizi azaltmak için dijital kampanyalarımızı optimize etmeyi sürdürdük. Bu sene kapsamımızı genişleterek L’Oréal Türkiye çatısı altındaki tüm markalarımızda IMPACT+ uygulamalarımızı hayata geçirdik. Bilim temelli hedeflerle gezegenimizi korumak hedefiyle topluma değer katmak için çevresel ve sosyal projeler geliştiriyoruz. Dijital medya dönüşümünden, yeniden doldurulabilir ürünlerle atığı azaltan ürün portföyümüze; doğayı yeniden yeşerten tohum projelerinden, sektörümüzü dönüştürmeye yönelik kolektif inisiyatiflere kadar her alanda sürdürülebilirlik odağımızı büyütüyoruz. Pazarlama ve iletişim sektöründe net sıfır karbon emisyonunu hedefleyen Ad Net Zero Türkiye oluşumuna da destek olarak sektörel dönüşümün bir parçası olduk. Dahil olduğumuz tüm ekosisteme seslenerek beraber dönüşmenin gücüne inanıyoruz. Bilimi, teknolojiyi ve insanı bir araya getirerek daha yaşanabilir bir geleceği birlikte inşa ediyoruz” dedi. Gücünü Teknolojiden Alan Sürdürülebilirlik Dijital dünyada karbon ayak izini azaltmak artık L’Oréal Türkiye çatısı altındaki tüm markaların hedefi Dijital dünyadaki karbon ayak izini azaltmak için harekete geçen ve sürdürülebilir dijital medya yaklaşımıyla fark yaratan L’Oréal Türkiye, 47 ülkede faaliyet gösteren Fransız start-up IMPACT+ ile yapılan iş birliği kapsamında, Türkiye’de dijital medya yatırımı yapan tüm L’Oréal markaları programatik video reklamlarında karbon salımını azaltma hedefiyle dijital içeriklerin optimizasyonuna gitti. 2024 itibarıyla L’Oréal Türkiye, dijital medya iletişimlerinde sürdürülebilirlik odaklı bir dönüşüm başlattı. IMPACT+ çözümlerinin tüm dijital medya planlarına entegre edilmesiyle, Çevresel Sürdürülebilirlik Programı (ESP) kapsamında dijital kampanyalardan kaynaklanan karbon emisyonlarında bir uçağın dünyanın çevresinde yaklaşık 12 tur atmasına eşdeğer karbon etkisine denk gelen oranda tasarruf sağlandı. İş birliği kapsamında kreatif dosya boyutlarının küçültülmesi, daha az veri aktarımı, bağlantı ve cihaz hedeflemeleri gibi stratejilerle 2025 yılı sonuna kadar dijital kampanyalardan kaynaklı karbon ayak izini azaltmak hedefleniyor. Yürütülen iş birliğiyle, kreatif dosya boyutlarının küçültülmesi, daha az veri aktarımı sağlanması ve bağlantı ile cihaz hedeflemeleri gibi çevreci stratejiler hayata geçirildi. L’Oréal Türkiye, dijital medya kaynaklı karbon ayak izini azaltmaya ve sürdürülebilirlik yolculuğuna tüm tutkusuyla devam edecek. L’Oréal Türkiye Ad Net Zero Türkiye karbon hedeflerine katkı sağladı L’Oréal Türkiye, REPİD (Reklam ve Pazarlama İletişimi Derneği) çatısı altında ve sürdürülebilir iletişim pratiklerinin yaygınlaşması amacıyla hayata geçirilen Ad Net Zero Türkiye oluşumunun destekçileri arasında yer alıyor. Küresel ölçekte üyesi olan L’Oréal, pazarlama ve iletişim sektöründe net sıfır karbon emisyonu hedefi doğrultusunda beş ana eylem alanı belirleyerek sektör genelinde dönüşüm yaratmayı amaçlıyor. L’Oréal Türkiye, bu alanlarda hem kendi operasyonlarında hem de medya stratejilerinde dönüşüm yaratarak sektörel değişime öncülük ediyor. Gücünü İnsanlar İçin Kullanan Sürdürülebilirlik ‘Gelecek için L’Oréal’ Sürdürülebilirlik Programı’nda geleceğimiz için bilim ışığında hedeflerini hayata geçirmeye devam ediyor Sürekli gelişen çevre bilimindeki en güncel verileri dikkate alarak, teknolojinin sunduğu yeni olanaklara uyum sağlanması doğrultusunda gerekli aksiyonları alan ‘Gelecek için L’Oréal’ sürdürülebilirlik programı, 2030 yılına kadar en kapsamlı sürdürülebilirlik hedeflerini içeriyor. Bu hedefleri bilim temelli ve ölçülebilir stratejilerle destekleyen L’Oréal, sürdürülebilirlik adına geliştirmeye devam ettiği hedefleriyle şeffaflık sağlıyor. L’Oréal çevresel, toplumsal ve iklimsel alanlarda yenilikçiliği ve sorumluluğu bir araya getiren bir yol haritası izliyor. ‘Gelecek için L'Oréal’ Sürdürülebilirlik Programı’nda ‘iklim değişikliğiyle mücadelede liderlik etmek’, ‘doğayı geleceğe taşımak’, ‘döngüselliği sağlamak’ ve ‘toplulukları desteklemek’ temelleri üzerine kurulan; sürdürülebilirlik hedefleri geliştirilmeye devam ediyor. Bu bütünsel bakış açısı, L’Oréal’in sürdürülebilirliği yalnızca çevresel bir sorumluluk değil, aynı zamanda insan ve toplum odaklı kapsayıcı bir dönüşüm aracı olarak gördüğünü ortaya koyuyor. Yeniden doldurulabilir ürünler ile dönüşüm: Daha az atık, daha fazla sürdürülebilirlik Atığı azaltmak amacıyla L’Oréal Türkiye, yeniden doldurulabilir ürün portföyünü genişleterek tüketici alışkanlıklarını değiştirmeyi hedefliyor. Parfüm, cilt ve saç bakımını kapsayan birçok ürün, evde veya satış noktalarında yeniden doldurulabilir ürünler sunuluyor. Tüm ürünlerin yeniden doldurulabilir, geri dönüştürülebilir veya kompost yapılabilir hale getirilmesi amacıyla L’Oréal 2030 yılına kadar saf plastik miktarını %50 azaltmayı, ambalaj malzemelerinin %50’sini geri dönüştürülmüş ya da biyobazlı kaynaklardan sağlamayı, ambalaj yoğunluğunu %20 azaltmayı hedefliyor. Ayrıca ürün bileşenlerinin %75’inden fazlasının doğadan veya geri dönüştürülmüş kaynaklardan, kullanılan biyobazlı içeriklerin ise en az %90’ının sürdürülebilir biçimde temin edilmesi planlanıyor. 2030’a kadar sosyal etkiyi büyütme hedefi L’Oréal, 2020 yılında başlattığı ‘Gelecek İçin L’Oréal’ Sürdürülebilirlik Programı kapsamında yalnızca çevresel değil, aynı zamanda toplumsal kalkınma ve eşitlik hedeflerini de önceliklendiriyor. 2030 yılına kadar 100.000 dezavantajlı bireyin işe erişimini sağlamak, 5 milyon kadının güçlenmesine katkıda bulunmak ve 10 milyon kişiye markalarımızın çevresel ve sosyal fayda programlarıyla ulaşmak taahhütleriyle sosyal etkisini artırmayı hedefliyor. Bilim temelli, ölçülebilir ve insan odaklı bu yaklaşım; L’Oréal Türkiye’nin sürdürülebilirliği iş yapış biçiminin merkezine alarak, toplumu da bu dönüşümün bir parçası haline getirme vizyonunu yansıtıyor. 50 bin tohumla doğaya katkı L’Oréal Türkiye, gezegenimizin sınırlarına saygı duymak adına hedeflerini sadece üretim süreçlerinde değil, çevrenin ve toplumun her katmanında hayata geçiriyor. 2025 Yurttaşlık Günü Etkinlikleri kapsamında, Ecording ve Sosyal İklim Derneği iş birliğiyle yürütülecek projeyle; orman yangınlarından zarar gören bölgelerde, Muğla özelinde belirlenen alanlara drone teknolojisiyle, 6000 metrekare alanı kapsayacak şekilde 50.000 tohum topu bırakacak. L’Oréal Türkiye çalışanlarının gönüllü katılımıyla tohumların hazırlanacağı projede, doğaya kolektif katkı sunulması hedefleniyor. Tüketicilerin %76’sı iklim değişikliği konusunda endişe duyarken, L’Oréal Türkiye bu bilinçle çevre dostu tüketim tercihlerine rehberlik ediyor. Gücünü Bilimden Alan Sürdürülebilirlik İlhamını doğadan alan bilimsel dönüşüm L’Oréal, inovasyonlarını çevreyle uyumlu hale getirmek amacıyla “Yeşil Bilim” yaklaşımını merkezine alıyor. Grup genelinde ürünlerin %65’i bitki temelli veya yüksek mineral içerikli doğal bileşenlerden oluşuyor. Bu dönüşüm, yalnızca içeriklerin doğasını değiştirmekle kalmıyor; doğayla kurulan ilişkiyi de yeniden tanımlıyor. Sürdürülebilirliğin sınırlarını yeniden çizen L’Oréal, çevreye saygılı üretim modelleriyle sektörüne öncülük etmeye devam ediyor. Yeşil bilimle gezegen dostu güzellik L’Oréal’in 1 milyar euro yatırım yaptığı yeşil bilim stratejisi ile, yalnızca alternatif içerikler geliştirmeyi değil, aynı zamanda doğayla daha güçlü bir uyum içinde güzellik ürünleri üretmeyi hedefliyor. Bu strateji; yüksek performanslı bileşenleri yenilenebilir bitki bazlı kaynaklardan, atık azaltımı ve düşük enerji kullanımı prensipleriyle geliştirmeyi içeriyor. Bu çalışmalar sayesinde atık miktarı azaltılıyor, enerji tüketimi minimuma indiriliyor ve yüksek performanslı içerikler doğayla uyumlu yöntemlerle elde ediliyor. Sürdürülebilir tarım ve etik tedarik zinciri L’Oréal’in sürdürülebilirlik vizyonu; su kaynaklarının korunması, toprak kalitesine duyarlılık, biyoçeşitliliğin sürdürülmesi ve karbon ayak izinin azaltılması gibi sürdürülebilir tarım ilkeleri doğrultusunda şekilleniyor. Bu ilkeler doğrultusunda yapılandırılan tedarik zinciri, markanın çevreyle kurduğu etik bağın temelini oluşturuyor. La Roche-Posay’in ikonik ürünü Cicaplast Baume B5, bu yaklaşımın canlı bir örneğini sunuyor. Üründe kullanılan içerikler, sürdürülebilir tarım prensipleriyle elde edilerek hem çevreye saygılı üretimi temsil ediyor hem de hassas ciltler için etkili onarım sunuyor. Yeşil ekstraksiyon teknolojisiyle doğaya saygı L’Oréal, doğal kaynakları (biyo)kimyasal dönüşüme uğratmadan formülasyona dahil etmeye olanak tanıyan yeşil ekstraksiyon teknolojileri sayesinde çevre dostu üretim süreçlerini bir üst seviyeye taşıyor. Bu yaklaşımın somut bir örneği, Lancôme’un ikonik Absolue Serum formülasyonunda görülüyor. Bu teknolojiyle, doğal kaynakların korunmasına özen gösterilerek kimyasal dönüşüm süreçleri minimuma indiriliyor ve çevreci içerikler, çevreye zarar vermeden yüksek verimlilikle elde ediliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.