Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Lenfödem

Kapsül Haber Ajansı - Lenfödem haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Lenfödem haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Meme Kanseri Cerrahisinde 50 Yıllık Yaklaşım Değişiyor Haber

Meme Kanseri Cerrahisinde 50 Yıllık Yaklaşım Değişiyor

Koltuk altındaki lenf bezlerinin geniş kapsamlı bir ameliyatla çıkarılmasının bazı hastalarda kol şişliğine, ağrıya ve omuz hareketlerinde kısıtlılığa neden olabildiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, “Yeni araştırmalar, uygun hastalarda daha sınırlı cerrahiyle de hastalığın kontrol altına alınabildiğini gösteriyor. Bu yaklaşım, ameliyata bağlı sorunları azaltmak ve hastaların hareket kabiliyetini korumak açısından önem taşıyor” dedi. Meme kanseri ameliyatlarında uzun yıllardır uygulanan yöntemlerin değişmeye başladığını anlatan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, “Geçmişte meme kanserinin koltuk altındaki lenf bezlerine yayıldığı tespit edildiğinde, diğer lenf bezleri de sıklıkla çıkarılıyordu. Ancak son yıllarda yapılan araştırmalar, her hastanın bu kadar geniş bir ameliyata ihtiyaç duymadığını gösteriyor. Beş Avrupa ülkesinde yaklaşık üç bin hastanın katılımıyla yürütülen SENOMAC çalışması, uygun hastalarda daha sınırlı cerrahiyle başarılı sonuçlar elde edilebileceğine ilişkin önemli kanıtlar sunuyor. Çalışmanın 2026 ASCO Yıllık Toplantısı’nda sunulan güncel sonuçları da bu yaklaşımı destekliyor” açıklamasında bulundu. Kanserin ilk ulaşabileceği durak: Bekçi lenf bezleri Meme kanserinin yayılımını değerlendirmek için öncelikle ‘bekçi lenf bezleri’ olarak adlandırılan lenf düğümlerinin incelendiğini dile getiren Yıldırım, “Bekçi lenf bezleri, kanser hücrelerinin memeden ayrıldığında ilk ulaşabileceği lenf bezleridir. Ameliyat sırasında bu bezler çıkarılarak kanser hücresi bulunup bulunmadığı araştırılır. Geçmişte bu bezlerde kanser saptandığında, koltuk altındaki diğer lenf bezleri de çoğunlukla çıkarılıyordu. Ancak artık bunun her hasta için gerekli olmadığını biliyoruz” dedi. SENOMAC çalışmasının bu konuda önemli bilgiler sağladığını vurgulayan Yıldırım, “Çalışmada, bir veya iki bekçi lenf bezinde kanser yayılımı saptanan hastalarda koltuk altındaki diğer lenf bezlerinin çıkarılmasının gerekli olup olmadığı araştırıldı. Hem meme koruyucu cerrahi uygulanan hem de memesi tamamen alınan hastalar değerlendirmeye dahil edildi. Sonuçlar, uygun hastalarda bu ek cerrahi işlem yapılmadan da hastalığın kontrol altında tutulabileceğini gösterdi” dedi. Gereksiz cerrahi müdahaleler kalıcı sorunlara yol açabilir Koltuk altındaki lenf bezlerinin geniş şekilde çıkarılmasının bazı hastalarda kalıcı sorunlara yol açabildiğinin altını çizen Yıldırım, “Lenf bezlerinin alınmasından sonra kolda lenfödem adı verilen şişlik gelişebiliyor. Bazı hastalar kolunu kaldırırken, saçını tararken veya günlük işlerini yaparken zorlanabiliyor. Gereksiz cerrahi müdahalelerden kaçınmak, bu tür sorunların görülme riskini azaltabiliyor. Böylece hastalarımızın tedavi sonrasında günlük yaşamlarına daha rahat devam etmelerini hedefliyoruz” şeklinde konuştu. Her hastaya özel karar verilmeli Yeni yaklaşımın meme kanseri olan tüm hastalarda koltuk altı ameliyatının bırakılacağı anlamına gelmediğini de sözlerine ekleyen Yıldırım, “Her hastanın durumu farklıdır. Tümörün büyüklüğü, lenf bezlerindeki yayılımı ve uygulanacak diğer tedaviler birlikte değerlendirilmelidir. Bazı hastalarda koltuk altındaki tüm lenf bezlerinin çıkarılması hâlâ gerekli olabilir. Bu nedenle tedavi kararı, meme cerrahisi, tıbbi onkoloji ve radyasyon onkolojisi uzmanlarının birlikte değerlendirmesiyle verilmelidir” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kanserde Yeni Dönem: Yaşam Süresi Artıyor, Rehabilitasyonla Yaşam Kalitesi Yükseliyor Haber

Kanserde Yeni Dönem: Yaşam Süresi Artıyor, Rehabilitasyonla Yaşam Kalitesi Yükseliyor

Onkolojik rehabilitasyonun yararlarından söz eden Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Onkolojik rehabilitasyon; meme kanseri cerrahisi sonrası her beş hastadan birinde görülen lenfödem riskinin azaltılmasında büyük fayda sağlıyor. Erken dönemde başlanan koruyucu egzersiz ve manuel terapi uygulamaları ile bu risk önemli ölçüde azaltılabiliyor. Onkolojik rehabilitasyon ayrıca akciğer kanseri sonrasında solunum kapasitesinin korunmasında, kolon ve rektum kanseri ameliyatlarından sonra karın kaslarının güçlendirilmesinde, prostat kanseri sonrası pelvik taban fonksiyonlarının desteklenmesinde ve beyin tümörü cerrahileri sonrasında denge ve koordinasyonun yeniden kazandırılmasında büyük önem taşıyor” diyor. Amaç Sadece Hayatta Kalmak Değil, Kaliteli Yaşamak Yapılan çalışmalar, düzenli rehabilitasyon programına katılan kanser hastalarında hastanede yatış süresinin kısaldığını, tedaviye uyumun arttığını ve günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlığın güçlendiğini gösteriyor. Ayrıca depresyon ve anksiyete oranlarında azalma, denge ve koordinasyon kaybında iyileşme ve kas gücünde artış gözlemleniyor. Örneğin Journal of Clinical Oncology’de yayımlanan geniş kapsamlı bir meta-analiz, kanser hastalarında uygulanan yapılandırılmış egzersiz programlarının kanser ile ilişkili yorgunluğu anlamlı düzeyde azalttığını ve fiziksel fonksiyonları belirgin şekilde iyileştirdiğini ortaya koyuyor. Benzer şekilde The Lancet Oncology’de yayımlanan bir başka çalışma, tedavi sürecinde uygulanan egzersiz ve rehabilitasyon programlarının yaşam kalitesini artırdığını ve psikolojik iyilik halini güçlendirdiğini bildiriyor. Uzmanlara göre bu veriler, onkolojik rehabilitasyonun destekleyici bir uygulama değil, kanser tedavisinin bilimsel temele dayanan tamamlayıcı bir bileşeni olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Onkolojik rehabilitasyon hastanın yalnızca fiziksel değil, psikolojik dayanıklılığını da artırır. Amaç yalnızca hayatta kalmak değil, kaliteli yaşamak olmalıdır” diyerek rehabilitasyonun yaşam kalitesine olan katkısını da vurguluyor. Evde Yapılabilecek Basit Ama Etkili Egzersizler Uzman kontrolünde planlanmak kaydıyla, hastaların evde sürdürebileceği bazı temel egzersizler tedavi sürecine önemli katkı sağlıyor. Günlük 20–30 dakikalık hafif tempolu yürüyüş, dayanıklılığı artırarak kas kaybını azaltmaya yardımcı olurken; derin nefes alıp kontrollü verme şeklinde uygulanan solunum egzersizleri ise özellikle akciğer kapasitesinin korunmasında etkili oluyor. Meme kanseri cerrahisi sonrası omuz eklem hareket açıklığını korumak ve artırmak amacıyla üst ekstremiteye, şiddeti ve süresi hastalığın evresine göre değişen kuvvetlendirme ve germe hareketleri öneriliyor. Bu şekilde hem eklem hareket açıklığının sağlanmasına hem de kas kuvveti kaybının önlenmesine katkı sağlanıyor. Sandalyeden kontrollü şekilde oturup kalkma egzersizi, alt ekstremite kas gücünü destekliyor. Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Egzersiz ilaç gibidir; doğru dozda ve kişiye özel uygulanmalıdır. Her hasta için program farklı planlanmalı ve mutlaka uzman kontrolünde ilerlenmelidir” diyor. Kanser Hastalarında Egzersiz Kronik Yorgunluğu Azaltıyor Kanser hastalarının yüzde 70 ila 80’i tedavi sürecinde, özellikle dinlenmekle geçmeyen bir yorgunluk yaşıyor. Bu tablo, hastaların günlük yaşam aktivitelerini ciddi şekilde kısıtlayabiliyor ve psikolojik olarak da yıpratıcı olabiliyor. Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Paradoks gibi görünse de kontrollü egzersiz yorgunluğu azaltıyor. Haftada birkaç gün yapılan hafif ve orta şiddette aerobik ve dirençli egzersizlerin, yorgunluğu belirgin biçimde azalttığını gösteren güçlü bilimsel veriler var” diyor. Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu’na göre özellikle düşük yoğunluklu, sürdürülebilir egzersizler bu süreçte büyük önem taşıyor. Örneğin günde 15–20 dakikalık hafif tempolu yürüyüş, dolaşımı artırarak enerji düzeyini yükseltebiliyor. Aynı şekilde sandalyede oturur pozisyonda yapılan kalça ve diz eklemine yönelik basit egzersizler ve kontrollü otur-kalk egzersizleri, kas gücünü desteklerken aşırı efor gerektirmiyor. Derin nefes alıp kontrollü verme şeklinde uygulanan solunum egzersizleri ise hem akciğer kapasitesini korumaya yardımcı oluyor hem de gevşeme sağlayarak stres düzeyini azaltabiliyor. Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Burada önemli olan yoğunluk değil, egzersizlerin düzenli yapılmasıdır. Hastalar kendilerini tüketmeden, kontrollü ve planlı şekilde hareket etmeli. Egzersiz, doğru uygulandığında yorgunluğu artırmaz; tam tersine azaltır” ifadelerini kullanıyor. Onkolojik rehabilitasyon, kanser tedavisini yalnızca hastalığı kontrol altına alan bir süreç olmaktan çıkarıp, hastayı yeniden hayatın içine kazandırmayı hedefliyor. Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu’na göre doğru zamanda başlanan ve düzenli sürdürülen rehabilitasyon programları, kanserle mücadelede hem fiziksel hem de ruhsal gücü artırarak hastalara daha kaliteli bir yaşam sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.