Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Lezzet Noktaları

Kapsül Haber Ajansı - Lezzet Noktaları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Lezzet Noktaları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ünlü Şefler Başkentin Lezzet Haritasını Çıkardı  Haber

Ünlü Şefler Başkentin Lezzet Haritasını Çıkardı 

Ankara Kültür Yolu Festivali’nin gastronomi programında başkentin mutfak kültürü farklı bakış açılarıyla ele alındı. Programa Şef Mehmet Yalçınkaya ev sahipliği yaparken; akademisyen şef Asuman Kerkez, Şef Doğa Çitçi, Şef Sezai Ömer Erdoğan, Şef Zeki Açıköz, Şef Kemal Can Yurttaş, Tarım, Gıda ve Yemek Kültürü Araştırmacısı Kübra Yüzüncüyıl, yemek kültürü yazarı Aylin Öney Tan, Şef Bedrettin Aydoğdu ve Şef Gökhan Aksoy da konuk isimler olarak katkı sundu. Festival kapsamında oluşturulan Lezzet Noktaları üzerinden Ankara’nın farklı yemekleri, ürünleri ve mutfak gelenekleri mercek altına alındı. Ankara tava, Ankara döneri ve Ankara simidinin yanı sıra Beypazarı güveci, Çubuk turşusu, İnceğiz çorbası, öllüğün körü, efelek sarması ve bazlama gibi yöresel tatlar gastronomi rotasının öne çıkan durakları arasında yer aldı. Beypazarı havucu, Çubuk vişnesi ve Ankara armudu gibi yerel ürünler de başkentin sofrasını şekillendiren değerler arasında öne çıktı. “ANKARA’YA GELEN HERKES KENDİNE UYGUN BİR LEZZET NOKTASI BULABİLİR” Festivalin gastronomi programına ev sahipliği yapan Şef Mehmet Yalçınkaya, Ankara’daki Lezzet Noktalarının tarihi işletmelerden farklı konseptlerdeki restoranlara uzanan geniş bir seçki sunduğunu belirterek, “Ankara’ya gelen herkes kendinden bir şeyler bulabilir” dedi. Ankara mutfağının karakterini kentin kendi ürünlerinin belirlediğine dikkat çeken Yalçınkaya, bölgedeki tarımsal üretimin büyük ölçüde yağmurla beslenen topraklarda gerçekleştiğini ve bunun ürünlerin doğal yapısına yansıdığını anlattı. Et ve hamur işlerinin ağırlıkta olduğu kent mutfağında başka şehirlerde daha az karşılaşılan lezzetlerin de bulunduğunu vurgulayan ünlü şef; erkeç pastırması, yöresel üzümler, turşular ve meyvelerin yanı sıra kaliteli et üretiminin de Ankara’nın gastronomik kimliğinde önemli bir yere sahip olduğunu söyledi. Sakatatın da Ankara mutfağında başarılı biçimde değerlendirildiğinin altını çizdi. Lezzet Noktalarının kenti ziyaret edenler için adeta bir gastronomi rehberi niteliği taşıdığını ifade eden Yalçınkaya, ziyaretçilerin “Nerede iyi yemek yiyebilirim?” sorusuna bu seçkiyle kolaylıkla yanıt bulabileceğini belirtti. Adreslerin deneyimli bir kurul tarafından belirlendiğine de dikkat çekti. Yalçınkaya, gastronomiye verilen destek dolayısıyla Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a, TGA’ya ve projede emeği geçenlere teşekkür etti. 1956’DAN BUGÜNE ANKARA TAVA’NIN DEĞİŞMEYEN ADRESİ Boğaziçi Lokantası 3. kuşak işletmecisi Sefa Boyacıoğlu, Ankara’ya ilk kez gelenlere özellikle Ankara tavayı önerdi. Lokantanın spesiyali olan Ankara tavanın orijinal tarifini koruduklarını söyleyen Boyacıoğlu, Ankara tavanın dışarıdan pirinç pilavı ve kuzu etiyle hazırlanmış basit bir yemek gibi göründüğünü ama hazırlık sürecinin oldukça zahmetli olduğunu söyledi. Yemeğin yaklaşık 3,5-4 saat süren bir hazırlık ve pişirme aşamasından geçtiğini, haşlama, fırınlama ve kızartma gibi farklı işlemlerin uygulandığını anlattı. Boyacıoğlu, Lezzet Noktası projesinin Ankara’nın gastronomisini keşfetmek isteyen ziyaretçiler için önemli bir rehber niteliği taşıdığını belirterek, proje sayesinde işletmelerin hem kendi ürünlerini hem de kentin yerel lezzetlerini daha geniş kitlelere tanıtma imkanı bulduğunu ifade etti. ANKARA DÖNERİNİN SIRRI: KUZU ETİ VE 24 SAATLİK HAZIRLIK Meydan 1957 Döner’in 2. kuşak işletmecisi Hüseyin Özercan, Ankara’nın öne çıkan lezzetlerinden dönerin kendine özgü hazırlanışını anlattı. Ankara dönerini diğer örneklerden ayıran temel unsurun kullanılan et olduğunu söyleyen Özercan, dönerde bir yaşını geçmemiş erkek kuzu etinin tercih edildiğini ifade etti. Etlerin bir gün önceden temizlenerek sinirlerinden ayrıldığını ve domates ile soğan suyundan hazırlanan terbiyeye yatırıldığını belirten Özercan, terbiyede süt veya yoğurt kullanılmadığını, dönerin 24 saat dinlendirildiğini söyledi. Ankara mutfağında dönerin yanı sıra Ankara simidi ve Ankara tavanın da önemli bir yere sahip olduğunu belirten Özercan, Lezzet Noktası projesinin Ankara’nın yerel yemeklerini hem şehir dışından gelenlere hem de kendi kentinin mutfak kültürünü yakından tanımayan Ankaralılara anlatmak açısından önemli olduğunu ifade etti. “ANKARA SİMİDİ, ANKARA TAVA VE ANKARA DÖNERİ İLK ÜÇTE” Funda Pastanesi 5. kuşak işletmecisi Bartu Tarakçı, Ankara’ya ilk kez gelenlere üç lezzet önerdi. Tarakçı’nın listesinde ilk sırada Ankara simidi ve ayran, ardından Ankara tava ve Ankara döneri yer aldı. Ankara simidinin hazırlanışında taş tabanlı fırının önemine dikkat çeken Tarakçı, bu yöntemin simidin gevrek ve çıtır yapısını korumasına yardımcı olduğunu söyledi. Pekmezin yakılmasıyla ortaya çıkan aromanın da simide karakteristik lezzetini verdiğini ifade etti. İşletmede en çok tercih edilen ürünler arasında moy pasta, çilekli milföy, profiterol ve sütlü tatlıların bulunduğunu belirten Tarakçı, moy pastanın un kullanılmadan hazırlanan ve işletmeye özgü bir tarif olduğunu anlattı. Ürünlerde klasik reçetelere bağlı kalmaya özen gösterdiklerini söyleyen Tarakçı, kremayı toz ürün yerine sütten hazırladıklarını, sütlü tatlılarda da geleneksel yöntemleri koruduklarını belirtti. Tarakçı, Lezzet Noktası projesinin yerel işletmelerin ve Ankara markalarının daha fazla tanınmasına katkı sağlayacağını ifade ederek projeyi desteklediklerini söyledi. BEYPAZARI GÜVECİNDEN ANKARA DÖNERİNE: “HAMMADDE İYİYSE YEMEĞİN DE KENDİNE HAS BİR LEZZETİ OLUYOR” Nakia Restoran Şefi Sercan Arslan, Ankara mutfağında kullanılan ürünlerin kentin gastronomik kimliğinin temel unsurlarından biri olduğunu belirtti. Ankara’ya gelenlerin özellikle Ankara simidi, Beypazarı güveci ve Ankara dönerini denemesini öneren Arslan, bu ürünlerin kentin mutfak kültürünü tanımak açısından öne çıktığını söyledi. Beypazarı havucu, erişte, Beypazarı kurusu ve Ayaş domatesi gibi ürünlerin kalitesine dikkat çeken Arslan, iyi hammaddelerin Ankara mutfağının güçlü taraflarından biri olduğunu ifade etti. Kendi mutfaklarında da farklı bölgelerden seçilmiş ürünleri kullandıklarını belirten Arslan, ziyaretçilere yalnızca yemek değil, farklı bir gastronomi deneyimi sunmayı amaçladıklarını dile getirdi. Ankara’nın gastronomi potansiyelinin daha görünür hale gelmesi gerektiğini belirten Arslan, Lezzet Noktası gibi projelerin restoranların ve yerel ürünlerin tanınırlığı açısından önemli bir katkı sunduğunu söyledi. ANKARA’NIN LEZZET HARİTASINDA 60 DURAK Ankara’nın gastronomi rotası, şehir merkezinin yanı sıra ilçelerde sürdürülen üretim ve mutfak geleneklerini de aynı çatı altında bir araya getiriyor. Festival kapsamında oluşturulan 60 Lezzet Noktası, ziyaretçilere Ankara’nın farklı tatlarını ve bu tatların arkasındaki yerel üretim kültürünü keşfetme imkanı sunuyor. Ankara tava ve Ankara dönerinden Ankara simidine; Beypazarı güvecinden 80 katlı baklavaya; Çubuk turşusundan İnceğiz çorbasına kadar uzanan seçkide hem günlük sofralarda yaşayan yemekler hem de özel hazırlama teknikleriyle öne çıkan ürünler bulunuyor. Lezzet Noktaları, Ankara’ya gelen ziyaretçilere “ne yenir?” sorusunun ötesinde, başkentin mutfağını oluşturan ürünleri, işletmeleri ve farklı ilçelerde yaşayan yemek kültürünü takip edebilecekleri bir rota sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Erzurum Kültür Yolu Festivali’nde Lezzet Şöleni Haber

Erzurum Kültür Yolu Festivali’nde Lezzet Şöleni

Erzurum Kültür Yolu Festivali’nde lezzet turuna çıkan ünlü şefler kentin en iddialı tatlarını tek tek denedi, favorilerini açıkladı. Cağ kebabından su böreğine, kadayıf dolmasından tatar aşına ve lor dolmasına uzanan yöresel tatları deneyimleyen şefler, bu lezzetleri Erzurum’a yolu düşenlere mutlaka önerdi. Şeflerin “dünya çapında bir kebap” diyerek övgü yağdırdığı cağ kebabı listenin başına yerleşirken, kadayıf dolması ve su böreği de şeflerden tam not aldı. Erzurum’a yolu düşenlere ise mesaj net: Bu lezzetleri tatmadan dönmeyin! Erzurum Kültür Yolu Festivali, ünlü şefleri ve gastronomi dünyasının tanınmış isimlerini kentte buluşturdu. Şef ve TV programcısı Ayvaz Akbacak’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen gastronomi programına Türk yemek uzmanı ve yazar Sahrap Soysal, akademisyen şef Asuman Kerkez, milli aşçı şef Eyüp Kemal Sevinç, şef ve TV programcısı Mehmet Fatih Kalaycıoğlu ile Tarım, Gıda ve Mutfak Kültürü Araştırmacısı Kübra Sultan Yüzüncüyıl konuk oldu. Şefler, gastronomi araştırmacıları ve sektör temsilcileri, festival kapsamında belirlenen 39 Lezzet Noktası’nı ve yerel işletmeleri ziyaret ederek kentin öne çıkan yemeklerini yerinde deneyimledi. Konuklar, Erzurum’un yüksek rakımlı coğrafyası, sert iklim koşulları ve güçlü hayvancılık geleneğiyle biçimlenen mutfak kültürünü yakından tanırken, yöresel lezzetlerin hazırlanış süreçlerine de tanıklık etti. ERZURUM SOFRASININ ÜÇ VAZGEÇİLMEZİ: CAĞ KEBABI, SU BÖREĞİ VE KADAYIF DOLMASI Festivalin ev sahibi şefi Ayvaz Akbacak, Erzurum’a gelenlerin mutlaka su böreği, cağ kebabı ve kadayıf dolmasını tatması gerektiğini söyledi. Birçok kültüre ev sahipliği yapan köklü şehirlerin zaman içinde kendilerine özgü bir mutfak kimliği oluşturduğuna dikkat çeken Akbacak, Erzurum’u farklı kılan en önemli unsurlardan birinin de çok katmanlı geçmişiyle şekillenen zengin gastronomi kültürü olduğunu belirtti. Lezzet Noktaları projesinin yöresel yemeklerin tanıtılmasına önemli katkı sunduğunu ifade eden Akbacak, dijital mecralar aracılığıyla Erzurum’a özgü bir yemeğin dünyanın farklı noktalarındaki şeflere ve ziyaretçilere ulaşabildiğini vurguladı. Akbacak, festival kapsamında yürütülen çalışmaların kentin gastronomik değerlerinin görünürlüğünü artıracağını ve Erzurum mutfağını daha geniş kitlelerle buluşturacağını söyledi. SEMAVER ÇAYINDAN KITLAMA GELENEĞİNE ERZURUM’UN SOHBET KÜLTÜRÜ Festivalin konuk şeflerinden Kübra Sultan Yüzüncüyıl, Erzurum’un yemekleri kadar semaver çayı ve kıtlama şekeriyle yaşatılan sohbet kültürünün de korunması gereken önemli bir miras olduğunu belirtti. Erzurum’da semaverin zaman içinde kente özgü bir kimlik kazandığını anlatan Yüzüncüyıl, çayın dost meclislerinin ve misafirperverliğin ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi. Misafirin içmek istemese dahi ev sahibinin ikram ettiği son bardak çay olarak bilinen “zor çayı” geleneğinin muhabbet bağını ve Erzurum’un konukseverliğini yansıttığını ifade eden Yüzüncüyıl, kelle şekerlerin özel kaplarda şeker makası ve kerpeteniyle kırıldığı kıtlama geleneğinin de gelecek kuşaklara aktarılması gerektiğine dikkat çekti. Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin farklı kültür havzalarındaki malzemeleri, pişirme tekniklerini ve gastronomik ürünleri kayıt altına almak açısından önemli bir zemin oluşturduğunu belirten Yüzüncüyıl, Erzurum’daki Lezzet Noktaları arasında özellikle kadayıf dolması sunan işletmelerin dikkatini çektiğini söyledi. Kadayıf dolmasını “muhteşem bir lezzet” olarak nitelendiren Yüzüncüyıl, bu tat için Erzurum’a yeniden geleceğini ifade etti. SAHRAP SOYSAL’DAN CAĞ KEBABI YORUMU: “DÜNYA ÇAPINDA BİR KEBAP” Türk yemek uzmanı ve yazar Sahrap Soysal ise Erzurum mutfağının başta cağ kebabı olmak üzere tatar aşı, su böreği, lor dolması, un helvası ve dut çullaması gibi birbirinden özel lezzetlere sahip olduğunu söyledi. Cağ kebabını “dünya çapında bir kebap” sözleriyle değerlendiren Soysal, yemeğin özgün lezzetinin ateş, et seçimi ve pişirme tekniğinden kaynaklandığına dikkat çekti. Erzurum çayını da çok sevdiğini belirten Soysal, kentin zengin mutfak kültürünün daha geniş kitlelere tanıtılması gerektiğini ifade etti. Festival kapsamında ziyaret edilen esnafın heyecanının ve üretimlerine duyduğu güvenin kendisini etkilediğini anlatan Soysal, Kültür Yolu Festivali gibi organizasyonların hem kent ekonomisine katkı sunduğunu hem de şehre gelen ziyaretçilerin yöresel lezzetleri doğru adreslerde deneyimlemesini sağladığını vurguladı. CAĞ KEBABININ USTASINDAN LEZZETİN SIRRI Erzurum’un 39 Lezzet Noktası arasında yer alan Gelgör Cağ Kebap’ın sahibi Şakir Aktaş, 1982 yılında başlayan meslek hayatında önce sulu yemek ve döner ustalığı yaptığını, daha sonra Erzurum’un simge lezzeti cağ kebabına yöneldiğini anlattı. Cağ kebabının Erzurum’un yemek kültürünün en önemli temsilcilerinden biri olduğunu belirten Aktaş, işletmelerinde cağ kebabının yanı sıra ayran aşı çorbası, kadayıf dolması, tepsi kadayıfı, incir tatlısı ve sütlaç gibi lezzetleri de sunduklarını söyledi. Cağ kebabında kullanılan etin niteliğinin lezzeti doğrudan etkilediğini vurgulayan Aktaş, Erzurum’un doğal meralarında beslenen genç kuzuların etlerini tercih ettiklerini ifade etti. Kalite, temizlik ve doğru ürün seçiminin öncelikleri olduğunu belirten Aktaş, festivalin çevre il ve ilçelerden gelen ziyaretçi sayısını artırarak yerel işletmelere önemli katkı sağladığını dile getirdi. PEYNİRİNDEN TEREYAĞINA: SU BÖREĞİNDE YEREL LEZZET Tepsi Su Böreği işletmecisi Esra Yıldırım, 2019 yılında dayısı ile birlikte kurdukları aile işletmesinde Erzurum mutfağının coğrafi işaretli ve yöresel ürünlerini ziyaretçilerle buluşturduklarını söyledi. Misafirlere ilk olarak tescilli su böreklerini öneren Yıldırım; lor dolması, kadayıf dolması, mantı ve etli yaprak sarmasının da işletmenin öne çıkan lezzetleri arasında yer aldığını belirtti. Erzurum mutfağının geniş bir ürün çeşitliliğine sahip olduğuna dikkat çeken Yıldırım, yemeklerde kullanılan peynir, tereyağı, maydanoz ve et gibi malzemeleri alanında uzman yerel üreticilerden temin ettiklerini ifade etti. Lezzet Noktaları projesinin kente hareketlilik kazandırdığını belirten Yıldırım, festival kapsamındaki konser ve etkinliklerle artan ziyaretçi yoğunluğunun işletmelerin bilinirliğine ve iş hacmine olumlu yansıdığını söyledi. KADIN EMEĞİYLE ERZURUM’UN GELENEKSEL REÇETELERİ YAŞATILIYOR Palandöken Kadın Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Işıl Ayçakır, üç yıl önce kalkınma ajansı desteğiyle kurulan kooperatifin bugün 20 kadın ortağı ve 30 çalışanıyla faaliyet gösterdiğini belirtti. Yöresel yemekler ve kahvaltı üzerine çalıştıklarını ifade eden Ayçakır; dolma çeşitleri, su çullaması, pestil çullaması, kadayıf dolması ve demir tatlısını ziyaretçilere önerdi. Erzurum’un uzun ve sert geçen kış koşulları nedeniyle et, hamur işi ve bakliyat ağırlıklı bir mutfak kültürüne sahip olduğunu anlatan Ayçakır, et tüketmeyen ziyaretçiler için de etsiz dolma, gliko, ekşili dolma ve lahana sarması gibi seçenekler hazırladıklarını söyledi. Yemekleri annelerinden ve büyükannelerinden öğrendikleri yöntemlerle hazırladıklarını belirten Ayçakır, geleneksel reçetelere bağlı kalmaya ve coğrafi işaretli ürünlerin üretimine özen gösterdiklerini vurguladı. Lezzet Noktası olarak belirlenmenin işletmelerin tanıtımına katkı sağladığı kadar sorumluluğunu da artırdığını ifade eden Ayçakır, projenin Erzurum yemeklerinin ve kadın emeğinin görünürlüğü açısından büyük önem taşıdığını dile getirdi. 39 LEZZET NOKTASI ERZURUM’UN HİKAYESİNİ SOFRALARA TAŞIYOR Doğal meralarda yetiştirilen kuzulardan hazırlanan cağ kebabı, tescilli peynirle yapılan su böreği, cevizli kadayıf dolması ve kuşaktan kuşağa aktarılan geleneksel reçeteler… Erzurum’un 39 Lezzet Noktası, kentin gastronomi mirasını yalnızca yemekleriyle değil; usta işçiliği, aile işletmeleri, yerel üreticileri ve kadın emeğiyle şekillenen hikayeleriyle de ziyaretçilere tanıtıyor. Türkiye Kültür Yolu Festivali, gastronomi programıyla Erzurum mutfağının özgün tatlarını kayıt altına alırken yerel işletmelerin tanıtımına, kent ekonomisinin hareketlenmesine ve yöresel değerlerin gelecek kuşaklara aktarılmasına katkı sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ünlü Şeflerden Malatya Lezzet Çıkarması Haber

Ünlü Şeflerden Malatya Lezzet Çıkarması

Malatya Kültür Yolu Festivali, gastronomi dünyasının birbirinden ünlü isimlerini kentte buluşturdu. Ömür Akkor’un ev sahipliğindeki gastronomi programında; Gamze Cizreli, Aylin Öney Tan, Ebru Erke, Müge Akgün, Mevlüt Özkaya, Emre Murat, Erşan Yılmaz, Halil Sarıal ve Gökhan Ali Çamkerten Malatya’nın lezzetlerini keşfe çıktı. Şefler, gastronomi yazarları ve sektörün önde gelen isimleri, festival için 31 Lezzet Noktası belirledi ve yerel işletmeleri ziyaret ederek kentin meşhur yemeklerini yerinde tattı. Malatya’nın köklü fırın kültüründen geleneksel üretim yöntemlerine uzanan gastronomi yolculuğunda konuklar, ustalarla bir araya gelerek yöresel lezzetlerin hazırlanışına da yakından tanıklık etti. 6 BİN YILLIK LEZZET GELENEĞİ MALATYA SOFRALARINDA YAŞIYOR Festivalin ev sahibi şefi Ömür Akkor, Malatya mutfağını iki temel unsur üzerinden tanımladı: bulgur ve fırın kültürü. Anadolu'da bulgurun çok farklı biçimlerde işlendiğini ancak Malatya'nın bu konuda öne çıktığını belirten Akkor, kentin fırın kültürünün ise binlerce yıllık bir geçmişe uzandığına dikkat çekti. Arslantepe Höyüğü'ndeki arkeolojik bulgular ile günümüz Malatya mutfağı arasında dikkat çekici bir devamlılık bulunduğunu ifade eden Akkor, yaklaşık 6 bin yıl önce kullanılan fırınlarda uzun süre et pişirildiğini gösteren bulgular olduğunu, bugün de Malatya'da farklı et yemeklerinin fırınlarda uzun süre pişirildiğini anlattı. Lezzet Noktaları projesinin Malatya gastronomisinin tanıtımına ve yerel esnafa önemli katkı sağladığını belirten Akkor, seçkinin yerli ve yabancı ziyaretçileri kentin özgün lezzetlerini deneyimleyebilecekleri doğru adreslere yönlendirdiğini söyledi. Deprem sonrasında kentin gösterdiği toparlanmaya da değinen Akkor, “Malatya eski günlerine yavaş yavaş dönüyordu; bence artık döndü” diyerek yeni gastronomi sokağının da Malatya’nın gastronomi vizyonu açısından önemli bir adım olduğunu ifade etti. KİRAZ YAPRAĞI SARMASI DA VAR ARAPGİR DOLMASI DA Şef Halil Sarıal ise Malatya’ya yolu düşenlere ilk olarak kiraz yaprağı sarmasını önerdi. Ekşi lezzetiyle öne çıkan Yeşilyurt kiraz yaprağı sarmasının ardından, kentin fırın kültürünü temsil eden geleli kebabı ile kuyruk yağı ve bulgurun bir araya geldiği Arapgir dolmasını tatmak gerektiğini belirten Sarıal, bulgur ve fırın yemeklerinin Malatya mutfağını diğer şehirlerden ayıran temel unsurlar olduğunu söyledi. Malatya mutfağında 86 çeşit bulgur yemeği bulunduğuna dikkat çeken Sarıal, bunların 48’inin etli, diğerlerinin ise etsiz hazırlandığını belirtti. Bulgurun farklı biçimlerde değerlendirilmesinin mutfağa önemli bir çeşitlilik kazandırdığını ifade eden Sarıal, etsiz tariflerin zenginliğinin Malatya’yı vegan ve vejetaryen beslenme açısından da dikkat çekici bir gastronomi destinasyonu haline getirdiğini söyledi. Özellikle kiraz yaprağı sarmasının bitkisel içeriği ve ekşi-tatlı lezzet dengesiyle bu zenginliğin öne çıkan örneklerinden biri olduğunu belirten Sarıal, Malatya mutfağının geleneksel tarifleriyle farklı beslenme tercihlerine hitap edebildiğine dikkat çekti. Malatya’daki fırın yemeklerinde etin kısık odun ateşinde uzun süre pişirilmesinin lezzetin temel unsurlarından biri olduğunu ifade eden Sarıal, kentin bir yandan köklü fırın geleneği ve et yemekleriyle, diğer yandan vegan ve vejetaryen seçenekleriyle ziyaretçilere geniş bir lezzet yelpazesi sunduğunu vurguladı. FESTİVAL LEZZETİ ESNAFIN YÜZÜNÜ GÜLDÜRÜYOR Festivalin konuk şeflerinden Erşan Yılmaz, Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin gastronomi ayağının yalnızca sofraları değil, kent ekonomisini de hareketlendirdiğine dikkat çekti. Festivalin düzenlendiği şehirlerde yerel lezzetlere olan ilginin arttığını belirten Yılmaz, bu hareketliliğin gastronomi işletmelerinin satışlarına da doğrudan yansıdığını söyledi. Önceki festival duraklarında Lezzet Noktaları’nın ziyaretçilerin uğrak adresleri arasına girdiğini anlatan Yılmaz, şehir dışından gelen misafirlerin festival sayesinde yöresel tatları keşfettiğini ve bazı işletmelerde satışların gözle görülür biçimde arttığını ifade etti. Malatya’da da benzer bir hareketlilik beklediklerini söyleyen Yılmaz, özellikle deprem sonrasında yeniden ayağa kalkan kent için gastronominin önemli bir güç olduğuna işaret etti. Festivalle birlikte restoranların dolması, yerel lezzetlerin daha geniş kitlelere ulaşması ve esnafın desteklenmesinin Malatya’nın yeniden canlanmasına katkı sağlayacağını vurguladı. EV MUTFAĞINDAN TAŞ FIRINA, 50 YILLIK AİLE MİRASINDAN KADIN EMEĞİNE Malatya’nın 31 Lezzet Noktası, kentin köklü mutfak kültürünün yanı sıra birbirinden renkli hikayeleri de ziyaretçilerle buluşturuyor. Bu adreslerden Fenomen Ev Yemekleri, Şengül Çilesiz’in ailesine katkı sağlamak için evinin mutfağında başlattığı yolculuğun bugün 35 kadına istihdam sağlayan bir işletmeye dönüşmesiyle dikkat çekiyor. Coğrafi işaretli kiraz yaprağı sarma köftesinden bumbar ve yaprak sarmaya, ev baklavasından midye tatlısına uzanan lezzetler kadın emeğiyle sofralara taşınıyor. Malatya’nın köklü taş fırın geleneğinin temsilcilerinden Çamlıca Malatya Sofrası’nda ise kağıt kebabı, kuzu dolma, geleli kebabı ve farklı sebzelerle hazırlanan kebaplar öne çıkıyor. İşletmenin koordinatörü İbrahim Halil Kılıç, ziyaretçilere özellikle kiraz yaprağından ekşili köfte, haşlama içli köfte ve kağıt kebabını önerirken; kaymaklı kayısı tatlısı da Malatya’nın meşhur kayısısını sofranın finaline taşıyor. Lezzet rotasının bir başka dikkat çeken durağı ise yaklaşık 50 yıllık aile geleneğini üçüncü kuşağa taşıyan Ali Dayı Alabalık Restoran. İşletmeci Ali Eren Çiçek’in anlattığı hikayede, kendi tesislerinde yetiştirilen ve günlük olarak restoranlara ulaştırılan alabalıklar başrolde. İşletmenin patentli alabalık pizzası ve kiremitte kaşarlı alabalığı ise geleneksel lezzete farklı bir yorum katıyor. Ev mutfağından başlayan bir kadın girişimcilik hikayesi, taş fırında saatlerce pişen kebaplar ve dededen toruna aktarılan 50 yıllık bir aile mirası… Malatya’nın Lezzet Noktaları, kentin gastronomisini yalnızca yemekleriyle değil, o yemeklerin ardındaki hikayelerle de keşfe çıkarıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.