Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Liderlik

Kapsül Haber Ajansı - Liderlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Liderlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bakan Göktaş, Kurumsal İş Birliği ve Ortak Adımlar” Toplantısında Konuştu Haber

Bakan Göktaş, Kurumsal İş Birliği ve Ortak Adımlar” Toplantısında Konuştu

Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Devlet Başkanları Konseyi 13'üncü Zirvesi kapsamında Çankaya Köşkü’nde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın moderatörlüğünde, Türk Devletleri Bakan Teşkilatı Aile ve Kadın Konseyi Kurucu Bakanlar Oturumu: Kurumsal İş Birliği ve Ortak Adımlar” başlıklı toplantı düzenlendi. Bakan Göktaş, burada yaptığı konuşmada bir süredir hayal edilen bir fikri birlikte değerlendirmek ve biraz daha olgunlaştırmak üzere bir arada olduklarını, toplantıdaki görüşlerin Aile ve Kadın Konseyi’nin ilk yapı taşlarını oluşturacağını söyledi. Zirve vesilesiyle ilk kez toplanan Yüksek Onur Kurulu’nun himayesinin, Konsey’in en büyük dayanağı olacağını kaydeden Göktaş, başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan olmak üzere Kurul’daki diğer lider eşlerine şükranlarını sundu. Bakan Göktaş, kendilerine düşen görevin, bu himayeyi ailelerin ve kadınların hayatında karşılık bulan somut adımlara dönüştürmek olduğunu belirtti. Aile ve Kadın Konseyi’ni, ülkeler arasında düzenli istişare ve tecrübe paylaşımına dayalı kalıcı bir iş birliği zemini olarak gördüklerini vurgulayan Göktaş, “Konseyimiz, aileleri güçlendiren ve kadınların toplumsal ve ekonomik hayata katılımını destekleyen çalışmalarımızı, ortak değerlerimiz ve önceliklerimiz etrafında bir araya getirecek.” dedi. Bakan Göktaş, 2024’te İstanbul’da, sosyal politika alanındaki iş birliğini geliştirmek üzere aile temasıyla bir araya geldiklerini, 2025’te Bakü’de, kadın temasıyla tecrübelerini ve ortak çalışma imkânlarını değerlendirdiklerini ve bugün Ankara’da, bu iki başlığı Aile ve Kadın Konseyi altında birleştirmek için yeni bir adım attıklarını bildirdi. -“Tarihimizde kadın, devletin kurucu iradesinde en başından beri vardır” Türkiye olarak, kadının ve ailenin güçlenmesini birbirini tamamlayan hedefler olarak ele aldıklarını aktaran Göktaş, “Ailesinden destek gören bir kadın, eğitimde, çalışma hayatında ve toplumda yerini daha kolay alır. Hayatın her alanında yer alan bir kadın da bu kazanımı önce ailesine sonra bütün topluma taşır. Esasında bu anlayış, bizim medeniyetimize hiç de yabancı değildir. Orhun Yazıtları’nda devletin dirilişi anlatılırken İltiriş Kağan’ın yanında İlbilge Hatun’un da adı anılır. Yani bizim tarihimizde kadın, devletin kurucu iradesinde en başından beri vardır.” diye konuştu. Bugün kuruluşu için bir araya geldikleri Konsey’le, köklerinden aldıkları bu ilhamı geleceğe dair ortak hedeflerle buluşturduklarını kaydeden Göktaş, Türk Dünyası 2040 Vizyonu’nun bunu mümkün kılan güçlü bir zemin olduğunu, Aile ve Kadın Konseyi’nin de bu zemin üzerinde yükselmesini temenni ettiklerini söyledi. -“Aile ve Kadın Konseyi daha hızlı yol almamızı sağlayacak” Bakan Göktaş, Konsey’e bugün her zamankinden daha çok ihtiyaçlarının olduğunu, çünkü ailelerin hızla değişen bir dünyada yaşadığını belirtti. Dijitalleşmenin çocukların dünyasını evin içinden değiştirdiğinin altını çizen Göktaş, şu ifadeleri kullandı: “Demografik dönüşüm, aile kurma yaşını ve hane yapısını yeniden şekillendiriyor. Düzensiz göç, afetler ve iklim değişikliği en ağır yükü yine ailelerin omzuna bırakıyor. Bu sorunların hiçbiri sınır tanımıyor. Her birimizin kendi ülkesinde geliştirdiği politikalar elbette çok değerli. Ama sınır tanımayan sınamalar, tecrübelerimizi bir araya getiren ortak bir cevap gerektiriyor. Aile ve Kadın Konseyimiz, o ortak bir zemini olacak.” Türkiye’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle 2025 yılını “Aile Yılı”, 2026-2035 dönemini ise “Aile ve Nüfus On Yılı” olarak belirlediklerini anımsatan Göktaş, demografik meselenin tek bir ülkenin değil, Türk dünyasının ortak gündemi olduğu bilinciyle bu masaya oturduklarını belirtti. Göktaş, “Bu anlamda, bu yıl ‘Dilde Fikirde İşte Birlik’ temasıyla toplanan Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde aileyi koruyan destekleyen, kadınların her alanda fırsatlara erişimini artıran politikaları öncelikli olarak görüyoruz. Kurulmasını arz ettiğimiz Aile ve Kadın Konseyi, bu öncelikleri ortak projelere dönüştürmemizi ve birlikte daha hızlı ilerlememizi sağlayacak.” değerlendirmesini yaptı. Bunun için Konseyin çalışmalarını etrafında şekillendirmeyi önerdikleri hedeflerin mevcut olduğunu bildiren Göktaş, şunları kaydetti: “Aile yapısının korunması ve güçlendirilmesi; demografik değişimlerin ailelerimiz üzerindeki etkilerinin birlikte ele alınması. Gençlerin aile kurma ve çocuk sahibi olma kararlarını destekleyen sosyal politikalar oluşturulması. Kadınların sosyoekonomik açıdan güçlenmesi; şiddetle mücadele edilmesi, liderlik ve karar alma süreçlerine etkin katılımı, çalışma hayatı ile aile hayatının uyumu. Kadınların ve ailelerin dijital fırsatlardan en iyi şekilde yararlanması; aynı zamanda çocukların dijital ortamda güvenliğinin sağlanması. Kadınların ve çocukların her türlü şiddetten korunmasıdır. Hedefimiz belli: ‘Güçlü aile, güçlü kadın, güçlü toplum.’ Böyle bir toplum, önce evlerin içinde kurulur. Göktaş, “Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himayelerinde kurulacak olan Aile ve Kadın Konseyi, Türk Devletleri Teşkilatının gelecek vizyonuna güçlü bir katkı sunacaktır. Ortak hedeflere ulaşma noktasında konseyin inşasına büyük önem veriyoruz.” şeklinde konuştu. Aile ve sosyal hizmetler alanında yıllar içinde biriktirdikleri tecrübeyi bu ortak zemine taşımaya hazır olduklarını aktaran Göktaş, katılımcı ülkelerin aileye ve kadına dair kıymetli birikimlerinin olduğunu, bu birikimler bir araya geldikçe Türk dünyasına has sosyal politika anlayışının daha da güçleneceğini belirtti. Göktaş, kökü bir olanın, yolunun da bir olduğunu, bu birlikteliğin Türk dünyasının aileleri ve kadınları için hayırlı sonuçlara vesile olmasını diledi. Toplantıda, katılımcı ülkelerin temsilcileri de aile ve kadın politikalarına ilişkin değerlendirmelerini ve iş birliğine yönelik görüşlerini paylaştı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Müge Turan: “Marka Yaratmak, Geleceğe Değer Bırakmaktır” Haber

Müge Turan: “Marka Yaratmak, Geleceğe Değer Bırakmaktır”

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Ben Müge Turan. 2010 yılında Gazi Üniversitesi Kimya Bölümü’nden mezun oldum. Ardından Marmara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü’nde yüksek lisansımı, İstanbul Üniversitesi’nde de Executive MBA programını tamamladım. Kimya eğitimi bana sorgulamayı ve analitik düşünmeyi öğretti. İş hayatında bu bakış açısını insanı anlamak, marka geliştirmek ve ekip yönetmek üzerine edindiğim deneyimlerle birleştirdim. 15 yılı aşkın süredir Orzax’ta çalışıyorum. Pazarlama ekibinin ilk üyesi olarak başladığım bu yolculukta, farklı kademelerde sorumluluk aldım. Orzax büyürken ben de yıllar içerisinde öğrendim, geliştim ve yeni sorumluluklar üstlendim. Bu nedenle Orzax’ın benim için çok özel bir yeri var; bugün geldiğimiz noktada, yıllar içinde birlikte verdiğimiz emeği görüyorum. Bugün Pazarlama ve Kurumsal İletişim Direktörü olarak markamızın pazarlama ve iletişim stratejilerine liderlik ediyorum. Ekibimle birlikte ürün konumlandırmadan marka yönetimine, tüketici iletişiminden kurumsal itibara kadar geniş bir alanda çalışıyoruz. “Sağlığa Hediye” yaklaşımımızı yaptığımız her işe yansıtmayı, insanların güven duyduğu ve hayatında karşılığı olan bir marka oluşturmayı önemsiyoruz. Kariyerinizde bugünlere gelene kadar hangi önemli dönüm noktalarını yaşadınız? İlk önemli dönüm noktası, bilimsel eğitimimi pazarlamayla buluşturmamdı. Bir ürünün bilimsel özelliklerini bilmekle, o ürünün insanlar için ne ifade ettiğini anlatabilmek farklı yetkinlikler gerektiriyor. Bu ikisini bir araya getirmek, mesleki yaklaşımımın temelini oluşturdu. Sonrasında ürün odaklı sorumluluklardan markanın bütününe baktığım bir role geçmek benim için önemli bir değişimdi. Sorumluluk alanım genişledikçe aldığım kararların ekipler, iş sonuçları ve markanın geleceği üzerindeki etkisini daha fazla görmeye başladım. Executive MBA eğitimim de bu süreçte stratejiye ve yönetime bakışımı geliştirdi. Orzax’ın uluslararası büyüme yolculuğu ise başka bir önemli eşik oldu. Türkiye’de edindiğimiz deneyimi farklı pazarlara taşırken her ülkeyi kendi ihtiyaçları, kültürü ve beklentileriyle anlamamız gerektiğini gördük. Bu süreç, markalaşmaya daha geniş bir açıdan bakmamı sağladı. Bugün bir karar alırken o kararın birkaç yıl sonra Orzax’a ne kazandıracağını da düşünüyorum. Kariyerim boyunca yaşadığım en önemli gelişimlerden biri, günlük işleri yönetmenin yanında markanın geleceğine dair sorumluluk alabilmek oldu. Sizin için başarıyı tanımlar mısınız? Sizi diğerlerinden farklı kılan ve başarınızı sağlayan kişisel stratejiler neler? Benim için başarı, yaptığınız işin kalıcı bir değer üretmesi. Yıllar önce hayata geçirdiğim bir fikrin bugün hala karşılık bulduğunu, gelişerek markaya ve insanlara katkı sağladığını görmek bana büyük bir mutluluk veriyor. Ulaştığımız sonuçlar kadar, geleceğe ne taşıyabildiğimizi de önemsiyorum. Çalışma tarzımın en belirgin özelliği sahiplenmek. İşimi çok seviyorum. Bir fikrin ya da projenin mümkün olan en iyi haliyle hayata geçmesi için çaba gösteriyorum; gerektiğinde görev ve sorumluluk alanımın ötesine geçiyorum. Kolay vazgeçmem. Bir engelle karşılaştığımda başka bir yol arar, yeniden denerim. İşler istediğim gibi gitmediğinde hızlı toparlanıp devam edebilmemin de bugünlere gelmemde önemli bir payı var. Elbette bireysel çabayla ulaşabileceğiniz bir yer var. Daha büyük ve kalıcı başarılar için güçlü ekipler, ortak bir vizyon ve yönetimin belirlediği yönde istikrarlı bir çalışma gerekiyor. Kendi başarımı da birlikte çalıştığım insanların emeğinden ve Orzax’ın bize açtığı gelişim alanından bağımsız görmüyorum. Benim bu başarıya katkımın, işimi sahiplenmemden ve daha iyisi için yılmadan çalışmamdan geldiğini düşünüyorum. Başarıya giden yolda karşılaştığınız en büyük zorluk neydi ve bunu nasıl aştınız? En büyük zorluk, büyüyen bir şirketin günlük ihtiyaçlarını karşılarken gelecekte ihtiyaç duyacağı pazarlama yapısını da kurmaktı. Orzax pazarlama ekibinin ilk üyesiyim. Çok mütevazı imkanlarla, bir girişim ruhuyla başladığımız dönemde bugünkü gibi ekiplerimiz, departmanlarımız ve yerleşmiş süreçlerimiz yoktu. Örnek alabileceğim bir pazarlama yöneticim de bulunmuyordu. Pek çok şeyi kendimiz araştırarak, deneyerek ve sonuçlarından öğrenerek geliştirdik. Orzax büyüdükçe ihtiyaçlarımız ve hedeflerimiz de büyüdü. Bir önceki yıl yeterli olan yaklaşımı, ertesi yıl geliştirmemiz gerekti. Daha geleneksel iletişim çalışmalarıyla başladığımız bir noktadan, bugün uluslararası alanda markalaşan bir şirketin pazarlama ve iletişim stratejisini yönettiğimiz bir noktaya geldik. İlk yıllarda global markalarla ve onların imkanlarıyla rekabet etmek, ardından pazar liderliğini kazanmak ve korumak, her aşamada yeni bir sorumluluk getirdi. Bu anlamda her yılın kendi içinde bir meydan okuması vardı. Bu süreci sürekli öğrenerek, doğru uzmanlıkları ekibimize katarak ve birlikte çalışma biçimimizi geliştirerek yönettik. Benim de her aşamada kendimi yenilemem gerekti. Bildiklerimle yetinmemeye, ihtiyaç duyduğumuz yerde destek almaya ve ekip arkadaşlarımın gelişimine alan açmaya çalıştım. Bütün bunları sağlıkla ilişkili, iletişim sorumluluğu yüksek bir alanda yapıyorsunuz. Büyürken bilimsel doğruluğu, kaliteyi ve açık iletişimi korumak gerekiyor. Biz de hekimlere, eczacılara ve tüketicilere karşı bu sorumluluğu gözeterek ilerledik. Geriye baktığımda, zorlukları aşmamızı sağlayan en önemli şeyin birlikte öğrenme ve devam etme kararlılığımız olduğunu düşünüyorum. Bugün sizin konumunuza ulaşmak isteyen birisi için en kritik öneriniz ne olurdu? En önemli önerim, ulaşmak istedikleri pozisyonun sorumluluğuna hazırlanmak olurdu. Bunun için işin farklı aşamalarını öğrenmek, sahayı tanımak ve alınan bir kararın diğer ekipleri nasıl etkilediğini anlamak gerekiyor. Ben kendi yolculuğumda işin içinde olmanın, ihtiyaç gördüğüm yerde sorumluluk almanın çok faydasını gördüm. Bir konuda uzmanlaşırken o konunun kurumun bütünüyle ilişkisini de anlamaya çalışmak, zamanla daha doğru kararlar vermenizi sağlıyor. Bir de sabırlı olmak gerekiyor. Deneyimin ve güvenin oluşması zaman alıyor. Bulunduğunuz yerde işinizi iyi yapmaya, öğrenmeye ve katkınızı artırmaya odaklandığınızda, daha büyük sorumluluklara da hazırlanıyorsunuz. Liderlik anlayışınızı nasıl tanımlarsınız? Ekibinizi motive etmek ve yönlendirmek için hangi stratejileri benimsiyorsunuz? Liderlikte yönün net olmasını, o yolda insanların kendi yeteneklerini ortaya koyabilmesini önemsiyorum. Ekibimin hangi işi neden yaptığımızı, neyi hedeflediğimizi ve kendi katkısının bu hedefteki yerini bilmesini isterim. İnsanlar yaptıkları işin anlamını gördüklerinde daha fazla sorumluluk alıyorlar. İşini yakından takip eden, ayrıntılara önem veren bir yöneticiyim. Bir projenin daha iyi olabileceğini düşünüyorsam bunun için uğraşırım. Aynı zamanda ekip arkadaşlarımın fikirlerini duymayı, kendi uzmanlık alanlarında inisiyatif almalarını ve kararlarını gerekçeleriyle ortaya koymalarını destekliyorum. Farklı görüşlerin işi geliştirdiğine inanıyorum. Büyüyen bir şirkette aynı anda çok sayıda talep gündeme gelebiliyor. Böyle dönemlerde öncelikleri belirlemek ve ekibin odağını korumak benim sorumluluğum. Beklentilerimi açık anlatmaya, geri bildirim vermeye ve gösterilen emeği takdir etmeye özen gösteriyorum. Benim için motivasyonun önemli bir kaynağı da geliştiğini hissetmek. Ekip arkadaşlarımın yeni sorumluluklar üstlendiğini, kendi kararlarını daha güvenle verdiğini görmek beni mutlu ediyor. Orzax’ın geleceğini taşıyacak insanları yetiştirmeyi liderliğin en değerli taraflarından biri olarak görüyorum. Şirketinizin vizyonu ve misyonu doğrultusunda önümüzdeki yıllara dair büyük hedefleriniz nelerdir? En önemli hedefimiz, Türkiye’de oluşturduğumuz güveni ve marka birikimini global pazarlarda da kalıcı bir başarıya dönüştürmek. Orzax’ın farklı ülkelerde tanınan, güvenilen ve tercih edilen bir marka olarak büyümesini istiyoruz. “Sağlığa Hediye” yaklaşımımız doğrultusunda, Ar-Ge birikimimizle insanların ihtiyaçlarına yanıt veren ürünler geliştirmeyi ve sağlıkla iyi yaşam alanında uluslararası ölçekte söz sahibi markalar arasında yer almayı hedefliyoruz. Pazarlama ve iletişim tarafında benim sorumluluğum da bu birikimi her pazarın kendi koşullarını anlayarak doğru anlatmak. Büyürken üretimden ambalaja kadar kaynaklarımızı daha verimli kullanmayı ve sosyal sorumluluk çalışmalarımızın faydasını artırmayı da önemsiyoruz. Geleceğe dair hedeflerimizi, ticari büyümeyle birlikte insanlara ve topluma sağladığımız katkıyı düşünerek belirliyoruz. Küresel ekonomik belirsizlikler ve rekabet ortamında pazarlama alanında fark yaratmak için hangi stratejileri benimsiyorsunuz? Belirsizlik dönemlerinde önceliğim, kaynaklarımızı en çok katkı sağlayacak alanlara yönlendirmek. İnsanların ihtiyaçlarını ve değişen beklentilerini yakından takip ediyor, ürün kalitemizi ve bilimsel birikimimizi açık bir dille anlatmaya odaklanıyoruz. Veriyi ve sahadan gelen geri bildirimleri birlikte değerlendirerek hekim, eczacı ve tüketici için uygun içerik ve iletişim kanallarını belirliyoruz. Global pazarlarda da marka kimliğimizi koruyarak her ülkenin ihtiyaçlarına göre hareket ediyoruz. Hedeflerimizde istikrarlı, yöntemlerimizde esnek olmamız gerektiğine inanıyorum. Koşullar değiştiğinde yaptığımız işi yeniden değerlendiriyor, gerektiğinde yolumuzu güncelliyoruz. Bunu yaparken markamızın uzun vadeli değerini ve bize duyulan güveni gözetiyoruz. Bugünün iş dünyasında başarılı olmak isteyen gençlere, kariyerlerini sağlam temeller üzerine inşa etmeleri için hangi kritik tavsiyeleri verirsiniz? Öncelikle meraklarını kaybetmemelerini ve öğrenmeyi mezuniyetle tamamlanmış bir süreç olarak görmemelerini öneririm. İş hayatı, hangi konularda gelişmeniz gerektiğini size gösteriyor. Bunu fark edip kendinize yatırım yapmanız çok değerli. Bir diğer önerim, yaptıkları işi sahiplenmeleri. Bir ihtiyacı fark ettiklerinde çözüm düşünmeleri, sorumluluk almaları ve başladıkları işi sonuna kadar takip etmeleri, hem gelişimlerini hem de kendilerine duyulan güveni güçlendirir. Zorlandıkları dönemlerde de hemen vazgeçmesinler. Her şeyin ilk denemede olması gerekmiyor. Geri bildirim almak, hatadan öğrenmek ve yeniden denemek iş hayatının bir parçası. Ben işimi sevmenin ve yaptığım katkıya inanmanın bu devam etme gücünü beslediğini düşünüyorum. Gençlerin de zaman içinde kendi güçlü yönlerini tanımalarını ve emek vermekten heyecan duydukları bir alan bulmalarını çok önemsiyorum.

Müge Turan: “Marka Yaratmak, Geleceğe Değer Bırakmaktır” Haber

Müge Turan: “Marka Yaratmak, Geleceğe Değer Bırakmaktır”

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Ben Müge Turan. 2010 yılında Gazi Üniversitesi Kimya Bölümü’nden mezun oldum. Ardından Marmara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü’nde yüksek lisansımı, İstanbul Üniversitesi’nde de Executive MBA programını tamamladım. Kimya eğitimi bana sorgulamayı ve analitik düşünmeyi öğretti. İş hayatında bu bakış açısını insanı anlamak, marka geliştirmek ve ekip yönetmek üzerine edindiğim deneyimlerle birleştirdim. 15 yılı aşkın süredir Orzax’ta çalışıyorum. Pazarlama ekibinin ilk üyesi olarak başladığım bu yolculukta, farklı kademelerde sorumluluk aldım. Orzax büyürken ben de yıllar içerisinde öğrendim, geliştim ve yeni sorumluluklar üstlendim. Bu nedenle Orzax’ın benim için çok özel bir yeri var; bugün geldiğimiz noktada, yıllar içinde birlikte verdiğimiz emeği görüyorum. Bugün Pazarlama ve Kurumsal İletişim Direktörü olarak markamızın pazarlama ve iletişim stratejilerine liderlik ediyorum. Ekibimle birlikte ürün konumlandırmadan marka yönetimine, tüketici iletişiminden kurumsal itibara kadar geniş bir alanda çalışıyoruz. “Sağlığa Hediye” yaklaşımımızı yaptığımız her işe yansıtmayı, insanların güven duyduğu ve hayatında karşılığı olan bir marka oluşturmayı önemsiyoruz. Kariyerinizde bugünlere gelene kadar hangi önemli dönüm noktalarını yaşadınız? İlk önemli dönüm noktası, bilimsel eğitimimi pazarlamayla buluşturmamdı. Bir ürünün bilimsel özelliklerini bilmekle, o ürünün insanlar için ne ifade ettiğini anlatabilmek farklı yetkinlikler gerektiriyor. Bu ikisini bir araya getirmek, mesleki yaklaşımımın temelini oluşturdu. Sonrasında ürün odaklı sorumluluklardan markanın bütününe baktığım bir role geçmek benim için önemli bir değişimdi. Sorumluluk alanım genişledikçe aldığım kararların ekipler, iş sonuçları ve markanın geleceği üzerindeki etkisini daha fazla görmeye başladım. Executive MBA eğitimim de bu süreçte stratejiye ve yönetime bakışımı geliştirdi. Orzax’ın uluslararası büyüme yolculuğu ise başka bir önemli eşik oldu. Türkiye’de edindiğimiz deneyimi farklı pazarlara taşırken her ülkeyi kendi ihtiyaçları, kültürü ve beklentileriyle anlamamız gerektiğini gördük. Bu süreç, markalaşmaya daha geniş bir açıdan bakmamı sağladı. Bugün bir karar alırken o kararın birkaç yıl sonra Orzax’a ne kazandıracağını da düşünüyorum. Kariyerim boyunca yaşadığım en önemli gelişimlerden biri, günlük işleri yönetmenin yanında markanın geleceğine dair sorumluluk alabilmek oldu. Sizin için başarıyı tanımlar mısınız? Sizi diğerlerinden farklı kılan ve başarınızı sağlayan kişisel stratejiler neler? Benim için başarı, yaptığınız işin kalıcı bir değer üretmesi. Yıllar önce hayata geçirdiğim bir fikrin bugün hala karşılık bulduğunu, gelişerek markaya ve insanlara katkı sağladığını görmek bana büyük bir mutluluk veriyor. Ulaştığımız sonuçlar kadar, geleceğe ne taşıyabildiğimizi de önemsiyorum. Çalışma tarzımın en belirgin özelliği sahiplenmek. İşimi çok seviyorum. Bir fikrin ya da projenin mümkün olan en iyi haliyle hayata geçmesi için çaba gösteriyorum; gerektiğinde görev ve sorumluluk alanımın ötesine geçiyorum. Kolay vazgeçmem. Bir engelle karşılaştığımda başka bir yol arar, yeniden denerim. İşler istediğim gibi gitmediğinde hızlı toparlanıp devam edebilmemin de bugünlere gelmemde önemli bir payı var. Elbette bireysel çabayla ulaşabileceğiniz bir yer var. Daha büyük ve kalıcı başarılar için güçlü ekipler, ortak bir vizyon ve yönetimin belirlediği yönde istikrarlı bir çalışma gerekiyor. Kendi başarımı da birlikte çalıştığım insanların emeğinden ve Orzax’ın bize açtığı gelişim alanından bağımsız görmüyorum. Benim bu başarıya katkımın, işimi sahiplenmemden ve daha iyisi için yılmadan çalışmamdan geldiğini düşünüyorum. Başarıya giden yolda karşılaştığınız en büyük zorluk neydi ve bunu nasıl aştınız? En büyük zorluk, büyüyen bir şirketin günlük ihtiyaçlarını karşılarken gelecekte ihtiyaç duyacağı pazarlama yapısını da kurmaktı. Orzax pazarlama ekibinin ilk üyesiyim. Çok mütevazı imkanlarla, bir girişim ruhuyla başladığımız dönemde bugünkü gibi ekiplerimiz, departmanlarımız ve yerleşmiş süreçlerimiz yoktu. Örnek alabileceğim bir pazarlama yöneticim de bulunmuyordu. Pek çok şeyi kendimiz araştırarak, deneyerek ve sonuçlarından öğrenerek geliştirdik. Orzax büyüdükçe ihtiyaçlarımız ve hedeflerimiz de büyüdü. Bir önceki yıl yeterli olan yaklaşımı, ertesi yıl geliştirmemiz gerekti. Daha geleneksel iletişim çalışmalarıyla başladığımız bir noktadan, bugün uluslararası alanda markalaşan bir şirketin pazarlama ve iletişim stratejisini yönettiğimiz bir noktaya geldik. İlk yıllarda global markalarla ve onların imkanlarıyla rekabet etmek, ardından pazar liderliğini kazanmak ve korumak, her aşamada yeni bir sorumluluk getirdi. Bu anlamda her yılın kendi içinde bir meydan okuması vardı. Bu süreci sürekli öğrenerek, doğru uzmanlıkları ekibimize katarak ve birlikte çalışma biçimimizi geliştirerek yönettik. Benim de her aşamada kendimi yenilemem gerekti. Bildiklerimle yetinmemeye, ihtiyaç duyduğumuz yerde destek almaya ve ekip arkadaşlarımın gelişimine alan açmaya çalıştım. Bütün bunları sağlıkla ilişkili, iletişim sorumluluğu yüksek bir alanda yapıyorsunuz. Büyürken bilimsel doğruluğu, kaliteyi ve açık iletişimi korumak gerekiyor. Biz de hekimlere, eczacılara ve tüketicilere karşı bu sorumluluğu gözeterek ilerledik. Geriye baktığımda, zorlukları aşmamızı sağlayan en önemli şeyin birlikte öğrenme ve devam etme kararlılığımız olduğunu düşünüyorum. Bugün sizin konumunuza ulaşmak isteyen birisi için en kritik öneriniz ne olurdu? En önemli önerim, ulaşmak istedikleri pozisyonun sorumluluğuna hazırlanmak olurdu. Bunun için işin farklı aşamalarını öğrenmek, sahayı tanımak ve alınan bir kararın diğer ekipleri nasıl etkilediğini anlamak gerekiyor. Ben kendi yolculuğumda işin içinde olmanın, ihtiyaç gördüğüm yerde sorumluluk almanın çok faydasını gördüm. Bir konuda uzmanlaşırken o konunun kurumun bütünüyle ilişkisini de anlamaya çalışmak, zamanla daha doğru kararlar vermenizi sağlıyor. Bir de sabırlı olmak gerekiyor. Deneyimin ve güvenin oluşması zaman alıyor. Bulunduğunuz yerde işinizi iyi yapmaya, öğrenmeye ve katkınızı artırmaya odaklandığınızda, daha büyük sorumluluklara da hazırlanıyorsunuz. Liderlik anlayışınızı nasıl tanımlarsınız? Ekibinizi motive etmek ve yönlendirmek için hangi stratejileri benimsiyorsunuz? Liderlikte yönün net olmasını, o yolda insanların kendi yeteneklerini ortaya koyabilmesini önemsiyorum. Ekibimin hangi işi neden yaptığımızı, neyi hedeflediğimizi ve kendi katkısının bu hedefteki yerini bilmesini isterim. İnsanlar yaptıkları işin anlamını gördüklerinde daha fazla sorumluluk alıyorlar. İşini yakından takip eden, ayrıntılara önem veren bir yöneticiyim. Bir projenin daha iyi olabileceğini düşünüyorsam bunun için uğraşırım. Aynı zamanda ekip arkadaşlarımın fikirlerini duymayı, kendi uzmanlık alanlarında inisiyatif almalarını ve kararlarını gerekçeleriyle ortaya koymalarını destekliyorum. Farklı görüşlerin işi geliştirdiğine inanıyorum. Büyüyen bir şirkette aynı anda çok sayıda talep gündeme gelebiliyor. Böyle dönemlerde öncelikleri belirlemek ve ekibin odağını korumak benim sorumluluğum. Beklentilerimi açık anlatmaya, geri bildirim vermeye ve gösterilen emeği takdir etmeye özen gösteriyorum. Benim için motivasyonun önemli bir kaynağı da geliştiğini hissetmek. Ekip arkadaşlarımın yeni sorumluluklar üstlendiğini, kendi kararlarını daha güvenle verdiğini görmek beni mutlu ediyor. Orzax’ın geleceğini taşıyacak insanları yetiştirmeyi liderliğin en değerli taraflarından biri olarak görüyorum. Şirketinizin vizyonu ve misyonu doğrultusunda önümüzdeki yıllara dair büyük hedefleriniz nelerdir? En önemli hedefimiz, Türkiye’de oluşturduğumuz güveni ve marka birikimini global pazarlarda da kalıcı bir başarıya dönüştürmek. Orzax’ın farklı ülkelerde tanınan, güvenilen ve tercih edilen bir marka olarak büyümesini istiyoruz. “Sağlığa Hediye” yaklaşımımız doğrultusunda, Ar-Ge birikimimizle insanların ihtiyaçlarına yanıt veren ürünler geliştirmeyi ve sağlıkla iyi yaşam alanında uluslararası ölçekte söz sahibi markalar arasında yer almayı hedefliyoruz. Pazarlama ve iletişim tarafında benim sorumluluğum da bu birikimi her pazarın kendi koşullarını anlayarak doğru anlatmak. Büyürken üretimden ambalaja kadar kaynaklarımızı daha verimli kullanmayı ve sosyal sorumluluk çalışmalarımızın faydasını artırmayı da önemsiyoruz. Geleceğe dair hedeflerimizi, ticari büyümeyle birlikte insanlara ve topluma sağladığımız katkıyı düşünerek belirliyoruz. Küresel ekonomik belirsizlikler ve rekabet ortamında pazarlama alanında fark yaratmak için hangi stratejileri benimsiyorsunuz? Belirsizlik dönemlerinde önceliğim, kaynaklarımızı en çok katkı sağlayacak alanlara yönlendirmek. İnsanların ihtiyaçlarını ve değişen beklentilerini yakından takip ediyor, ürün kalitemizi ve bilimsel birikimimizi açık bir dille anlatmaya odaklanıyoruz. Veriyi ve sahadan gelen geri bildirimleri birlikte değerlendirerek hekim, eczacı ve tüketici için uygun içerik ve iletişim kanallarını belirliyoruz. Global pazarlarda da marka kimliğimizi koruyarak her ülkenin ihtiyaçlarına göre hareket ediyoruz. Hedeflerimizde istikrarlı, yöntemlerimizde esnek olmamız gerektiğine inanıyorum. Koşullar değiştiğinde yaptığımız işi yeniden değerlendiriyor, gerektiğinde yolumuzu güncelliyoruz. Bunu yaparken markamızın uzun vadeli değerini ve bize duyulan güveni gözetiyoruz. Bugünün iş dünyasında başarılı olmak isteyen gençlere, kariyerlerini sağlam temeller üzerine inşa etmeleri için hangi kritik tavsiyeleri verirsiniz? Öncelikle meraklarını kaybetmemelerini ve öğrenmeyi mezuniyetle tamamlanmış bir süreç olarak görmemelerini öneririm. İş hayatı, hangi konularda gelişmeniz gerektiğini size gösteriyor. Bunu fark edip kendinize yatırım yapmanız çok değerli. Bir diğer önerim, yaptıkları işi sahiplenmeleri. Bir ihtiyacı fark ettiklerinde çözüm düşünmeleri, sorumluluk almaları ve başladıkları işi sonuna kadar takip etmeleri, hem gelişimlerini hem de kendilerine duyulan güveni güçlendirir. Zorlandıkları dönemlerde de hemen vazgeçmesinler. Her şeyin ilk denemede olması gerekmiyor. Geri bildirim almak, hatadan öğrenmek ve yeniden denemek iş hayatının bir parçası. Ben işimi sevmenin ve yaptığım katkıya inanmanın bu devam etme gücünü beslediğini düşünüyorum. Gençlerin de zaman içinde kendi güçlü yönlerini tanımalarını ve emek vermekten heyecan duydukları bir alan bulmalarını çok önemsiyorum. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tedarik Zincirinin Geleceğini Şekillendirenler 4 Kasım’da Buluşuyor Haber

Tedarik Zincirinin Geleceğini Şekillendirenler 4 Kasım’da Buluşuyor

.Tedarik zincirinde maliyetleri düşürmek ve operasyonları hızlandırmak kadar tedarik risklerini yönetmek, kaynakları verimli kullanmak ve teknoloji yatırımlarından sonuç almak da şirketler için önem taşıyor. Bu alanlarda geliştirilen projeler, 4 Kasım'da İstanbul'da düzenlenecek "Türkiye'nin En Etkili Tedarik Zinciri Profesyonelleri" Ödül Töreni'nde değerlendirilecek. SCP Club tarafından Slimstock ve LODER iş birliğiyle düzenlenen organizasyon, bu yıl 12'nci kez Dedeman Bostancı Hotel'de gerçekleştirilecek. Ödüller; "En Sürdürülebilir/Dirençli", "En Teknolojik", "En Yenilikçi" ve "En Etkin/Etkili" olmak üzere dört kategoride verilecek. Jüri üyeleri ve katılımcıların ortak oylamasıyla belirlenecek "Yılın En İyi Projesi" ödülü de gecenin öne çıkan başlıklarından biri olacak. Slimstock Türkiye Ülke Müdürü Songül Sezer, ödül değerlendirmelerinde projelerin farklı yönlerinin dikkate alınmasının önemine işaret ederek, "Bir projeyi yalnızca sağladığı maliyet avantajıyla değerlendirmek yeterli değil. Tedarik risklerini azaltması, planlamayı iyileştirmesi, kaynakların daha verimli kullanılmasını sağlaması ve kalıcı sonuçlar üretmesi de önemli. Şirketlerin farklı ihtiyaçlara yönelik geliştirdiği çözümlerin bu kategoriler altında değerlendirilmesi, sektörde nelerin değiştiğini ve hangi uygulamaların öne çıktığını görmek açısından değer taşıyor" dedi. Ödül töreninin sektör için yalnızca bir ödül programı olarak görülmemesi gerektiğini de belirten Sezer, "Farklı şirketlerin benzer sorunlara nasıl çözümler geliştirdiğini görmek önemli. Bir kurumun kendi süreçlerinde elde ettiği sonuçlar, aynı alanda çalışan başka şirketlere de fikir verebilir. Bu nedenle projelerin ortaya konması ve deneyimlerin paylaşılması, tedarik zinciri alanında çalışan profesyonellerin birbirlerinin uygulamalarından haberdar olması açısından değerli" ifadelerini kullandı. Cenk Ulu, yapay zekâ ile insan becerilerinin birlikte rolünü anlatacakGecenin konuşmacılarından PwC Ülke Kıdemli Ortağı Cenk Ulu, "Algoritmaların Ötesinde: Tedarik Zincirinin Geleceğini Kim Şekillendirecek?" başlıklı konuşmasında yapay zekânın iş yapış biçimlerine ve tedarik zincirinin geleceğine etkisini ele alacak. PwC'nin 2026 Yapay Zekânın İş Alanlarına Etkisi Araştırması çerçevesinde şekillenen konuşmada, yapay zekânın verimlilik üzerindeki etkisinin yanı sıra çalışma biçimlerini ve ihtiyaç duyulan yetkinlikleri nasıl değiştirdiği değerlendirilecek. Muhakeme, yaratıcılık, stratejik düşünme ve liderlik gibi insani becerilerin bu süreçteki yeri de konuşmanın başlıkları arasında bulunuyor. Yapay zekânın sunduğu imkânları insan deneyimi ve öngörüsüyle birleştiren kurumların nasıl fark yaratabileceğine odaklanacak konuşma, tedarik zincirinde teknoloji yatırımlarının yanında insan kaynağı ve liderlik yaklaşımının da önem kazandığına işaret ediyor. Jüri üyeleri arasında akademi ve iş dünyasından isimler var Bu yılki jüri üyeleri arasında Prof. Dr. Gülçin Büyüközkan, Prof. Dr. Mehmet Tanyaş, Prof. Dr. Enver Yücesan, Haribo International COO'su Dr. Nazmi Civil ve PwC Ülke Kıdemli Ortağı Cenk Ulu bulunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Royal Canin Avrasya Genel Müdürü Aslı Çelikkol’a Anlamlı Ödül Haber

Royal Canin Avrasya Genel Müdürü Aslı Çelikkol’a Anlamlı Ödül

Royal Canin Avrasya Genel Müdürü Aslı Çelikkol, bu yıl altıncısı düzenlenen Leadership in Sales Awards (LiSA) kapsamında “Leadership in Sales” ödülünün sahibi oldu. Satış profesyonellerini ve liderleri ortak bir platformda buluşturan Sales Network tarafından hayata geçirilen program; iş sonuçlarının yanı sıra liderlik vizyonları, ekiplerine verdikleri ilham ve iş dünyasına kattıkları değerle fark yaratan liderleri onurlandırıyor. LiSA 2026 kapsamında farklı sektörlerde faaliyet gösteren ulusal ve uluslararası şirketlerin aday gösterilen üst düzey yöneticileri değerlendirildi. Çelikkol, halk oylaması ve jüri değerlendirmesinden oluşan iki aşamalı sürecin ardından belirlenen 10 kişilik listede yer aldı. Çelikkol: “Başarı insanlarla, kurduğumuz bağlarla ilgili” Royal Canin’in Türkiye’deki 10. yılını kutladığı dönemde bu ödüle layık görülen Aslı Çelikkol, değerlendirmesinde ekip çalışmasının önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Benim için başarı hiçbir zaman yalnızca rakamlarla ilgili olmadı. Her zaman insanlarla, kurduğumuz bağlarla ve birbirimize kattıklarımızla ilgiliydi. İnsanları anlamanın, güvene dayalı ilişkiler kurmanın ve ortak bir amaç etrafında birlikte çalışmanın sürdürülebilir başarının temelini oluşturduğuna inanıyorum. Kariyerim boyunca birlikte çalıştığım insanlardan ilham almaya ve onlara ilham vermeye önem verdim. Bu ödülde, birlikte yol aldığım ve aynı amacı paylaştığım tüm ekip arkadaşlarımın emeği var. Royal Canin’in Türkiye’deki 10. yılını kutladığımız bu dönemde böyle bir takdirle buluşmak benim için ayrıca anlamlı. Halk oylamasına katılarak destek veren herkese, değerli jüri üyelerine ve birlikte başardığımız tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.” LiSA Ödülleri, farklı sektörlerden başarılı liderlik örneklerini görünür kılarak satış dünyasında deneyim paylaşımını ve ilham veren yaklaşımların yaygınlaşmasını destekliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Aile Şirketlerine Yönelik Yeni Nesil Liderlik Programının İkinci Dönemi Başlıyor Haber

Aile Şirketlerine Yönelik Yeni Nesil Liderlik Programının İkinci Dönemi Başlıyor

Aile Şirketlerinde Yeni Nesil Liderlik ve Sürdürülebilir Başarı” Sertifika Programı ikinci döneminde de aile şirketlerinin geleceğine yön verecek yeni nesil liderleri desteklemeyi amaçlıyor. Toplam 14,5 günlük eğitimden oluşan program, 26 Kasım 2026 ile 8 Nisan 2027 tarihleri arasında Koç Üniversitesi İstinye Kampüsü ve QNB Türkiye Kristal Kule’de yüz yüze gerçekleştirilecek. Danışmanlık, akademi ve finans dünyasının birikimi bir arada Deloitte Türkiye küresel danışmanlık deneyimiyle, Koç Üniversitesi akademik birikimiyle, QNB Türkiye ise finansal perspektifiyle programa katkı sunuyor. Katılımcılar program kapsamında kurumsallaşma, strateji, sürdürülebilirlik, dijital dönüşüm, finansal yönetim ve hukuki altyapı konularında bilgi ve uygulama deneyimi kazanacak. Program, yeni nesil liderlerin stratejik bakış açılarını ve iş dünyasında ihtiyaç duyacakları yetkinlikleri geliştirmeyi hedefliyor. Programı değerlendiren Deloitte Private Türkiye Lideri Ece Koycu Bolat, “Aile şirketlerinde nesiller arası geçişin sağlıklı ilerlemesi için yeni neslin yönetim sorumluluklarına hazırlanması ve şirketin geleceğine ilişkin kararlarda etkin rol alması önem taşıyor. Deloitte Türkiye olarak bu programda, yeni nesil liderlerin strateji, kurumsallaşma ve dönüşüm alanlarındaki yetkinliklerini geliştirmelerine katkı sunmayı hedefliyoruz. Katılımcıların finansal yönetimden dijital dönüşüme uzanan konuları birbiriyle ilişkili biçimde değerlendirebilmelerini ve edindikleri bilgileri kendi şirketlerinin ihtiyaçlarına uyarlayabilmelerini önemsiyoruz. Farklı sektörlerden katılımcıların deneyimlerini paylaşması da benzer yönetim sorunlarına farklı çözümler geliştirmelerine imkân tanıyor. Koç Üniversitesi ve QNB Türkiye ile ikinci dönemini hayata geçirdiğimiz programla, yeni neslin aile şirketlerinin sürdürülebilir büyümesinde daha fazla sorumluluk üstlenmesini desteklemeyi amaçlıyoruz.” ifadelerinde bulundu. Koç Üniversitesi Yönetici Geliştirme Programları Müdürü Emrah Basalak, “Aile şirketlerinin geleceğini şekillendirecek liderlerin yalnızca teorik bilgiye değil, karşılaşacakları gerçek sorunları yönetebilecek bakış açısı ve uygulama becerilerine de ihtiyaç duyduğuna inanıyoruz. Bu programda katılımcılar, aile şirketlerinin dönüşüm süreçlerine yakından hâkim akademisyenler, danışmanlar ve iş dünyası liderleriyle bir araya gelerek doğrudan iş hayatında kullanabilecekleri bilgi ve içgörüler edinecekler. Ayrıca benzer sorumlulukları ve dönüşüm süreçlerini deneyimleyen akranlarıyla güçlü bir paylaşım ortamı oluşturma ve uzun soluklu bir profesyonel ağın parçası olma fırsatı bulacaklar. Programı, katılımcılarımızın kendilerine, şirketlerine ve ülkemizin ekonomik geleceğine yapabilecekleri değerli bir yatırım olarak görüyoruz.” Sözleriyle değerlendirdi. QNB Türkiye OBİ ve Ticari Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Engin Turhan, programla ilgili görüşlerini şu sözlerle aktardı: “QNB Türkiye olarak aile şirketleriyle uzun yıllara dayanan iş ortaklığımızdan edindiğimiz finansal deneyimi bu programa taşıyoruz. Koç Üniversitesi ve Deloitte Türkiye ile ikinci kez hayata geçirdiğimiz bu iş birliğiyle yeni nesil liderlerin şirketlerini geleceğe hazırlamalarına, dönüşümü sağlıklı biçimde yönetmelerine ve sürdürülebilir şekilde büyütmelerine katkı sunmayı amaçlıyoruz. Aile şirketlerinin kuşaklar boyunca güçlenmesinin Türkiye ekonomisinin geleceği açısından da önemli olduğuna inanıyoruz. Bu doğrultuda, finansal uzmanlığımızın yanı sıra üst düzey yöneticilerimizin bilgi ve deneyimleriyle de programın bir parçası olmaktan; yeni nesil liderlerin stratejik bakış açılarını geliştirmelerine ve değişen iş dünyasına hazırlanmalarına destek vermekten mutluluk duyuyoruz.” Nesiller arası devirde vizyon ve liderlik aktarımı Program, aile şirketlerinde nesiller arası geçişi yönetim sorumluluklarının yanı sıra vizyon, değer ve liderliğin de aktarıldığı bir süreç olarak ele alıyor. Vaka çalışmaları, etkileşimli oturumlar ve alanlarında uzman akademisyenler ile profesyonellerin katkılarıyla katılımcıların, aile şirketlerinin sürdürülebilirliğini destekleyecek bilgi ve yetkinlikler kazanması hedefleniyor. Programı başarıyla tamamlayan katılımcılar Koç Üniversitesi tarafından sertifikalandırılacak. Deloitte Türkiye, Koç Üniversitesi Yönetici Geliştirme Programları ve QNB iş birliğiyle ikinci kez gerçekleştirilen “Aile Şirketlerinde Yeni Nesil Liderlik ve Sürdürülebilir Başarı” Sertifika Programı’nın katılım koşulları, başvuru süreci ve program detaylarına program sayfasından ulaşılabilir. Program içeriğinde öne çıkan başlıklar Sürdürülebilir İş ModelleriDijital Dönüşüm ve Teknolojiİş Dünyasında Düşünme BecerileriAile Şirketi Yönetimine İlişkin EsaslarAile İçi Çatışmalar ve Uyuşmazlık YönetimiYeni Nesil Liderlik BecerileriÇSY (Çevre, Sosyal, Yönetişim) Regülasyonları ve SürdürülebilirlikFinansal Okuryazarlık ve Değer Yaratma Program boyunca katılımcılar vaka çalışmaları, etkileşimli oturumlar ve uzman konuşmacılarla zenginleştirilmiş bir öğrenme deneyimi yaşayacak. Program kimler için uygun? Halihazırda aile şirketlerinde görev alan veya görev almaya hazırlanan yeni nesil liderler ve aile üyeleri Aile şirketlerinin geleceği için ortak katkı Deloitte Türkiye, Koç Üniversitesi Yönetici Geliştirme Programları ve QNB Türkiye, aile şirketlerinin yeni nesil liderlerini yönetim sorumluluklarına hazırlamak için farklı uzmanlık alanlarını bu programda buluşturuyor. Deloitte Türkiye strateji, finans, kurumsallaşma ve dönüşüm alanlarındaki danışmanlık deneyimiyle; Koç Üniversitesi akademik birikimi ve uygulamaya dayalı öğrenme yaklaşımıyla; QNB Türkiye ise finansal deneyimle programa katkı sunuyor. Bu iş birliği, yeni nesil liderlerin şirketlerinin yönetim, dönüşüm ve hukuki boyutlarını birlikte değerlendirebilecek bir bakış açısı geliştirmesini hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zekâ Çağında Rekabetin Yeni Gücü Çeşitlilik ve Kapsayıcılık Haber

Yapay Zekâ Çağında Rekabetin Yeni Gücü Çeşitlilik ve Kapsayıcılık

Poltio Kurucu Ortağı ve CMO’su Banu Güler’in de konuşmacı olarak yer aldığı panelde, teknolojik dönüşümün yalnızca yeni araçları kullanmakla sınırlı olmadığı, farklı bakış açılarını karar süreçlerine dahil edebilen kurumların rekabette öne çıkacağı vurgulandı. Pazarlama, iletişim ve iş dünyasının önde gelen isimlerini buluşturan Meetup Istanbul 2026, bu yıl “Beyond Control” temasıyla UNIQ İstanbul’da gerçekleştirildi. Etkinlik kapsamında düzenlenen “FutureHER: Powering Sustainability Through Data and Tech” başlıklı panelde, INAN Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Bahar Taşkın Öztürk ve Poltio Kurucu Ortağı ve CMO’su Banu Güler, veri ve yapay zekâ ekseninde dönüşen iş dünyasında kadınların rolünü, kapsayıcı liderliği ve teknolojinin sürdürülebilir geleceğe etkilerini değerlendirdi. Panelde, geleneksel iş ve marka yönetimi anlayışının veri ve yapay zekâ teknolojileriyle yeniden şekillendiğine dikkat çekildi. Tüketici tercihlerinden kurumsal karar alma süreçlerine kadar pek çok alanda algoritmaların etkisinin arttığı belirtilirken, teknolojinin sunduğu fırsatlardan yararlanabilmek için farklı deneyimlerin ve bakış açılarının karar mekanizmalarına dahil edilmesinin önemine vurgu yapıldı. Çeşitlilik ve kapsayıcılığın yalnızca toplumsal bir sorumluluk değil, şirketlerin inovasyon kapasitesini, risk yönetimini ve rekabet gücünü doğrudan etkileyen stratejik bir unsur olduğu ifade edildi. “Belirsizlik çağında kurumları güçlü kılan kolektif zekâ” INAN Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Bahar Taşkın Öztürk, yapay zekâ çağında liderlik anlayışının da değişmesi gerektiğini belirterek şunları söyledi: “Bugün çeşitlilik ve kapsayıcılığı yalnızca bir eşitlik meselesi olarak ele almak yeterli değil. Farklı deneyimlerin, düşüncelerin ve yetkinliklerin bir araya gelmesi, şirketler için doğrudan ekonomik değer ve rekabet avantajı yaratıyor. Özellikle belirsizliğin arttığı bir dönemde tek bir liderin öngörüsünden çok, kurumun kolektif zekâsı önem kazanıyor. Birbirine benzeyen ekipler aynı sorunlara benzer çözümler üretirken, farklı bakış açılarını bir araya getiren kurumlar riskleri daha doğru değerlendirebiliyor ve yeni fırsatları daha erken görebiliyor. Ancak bunun için çalışanların fikirlerini özgürce ifade edebildiği, gerektiğinde liderin kararlarını da sorgulayabildiği bir kurum kültürüne ihtiyaç var. Gerçek psikolojik güvenlik, herkesin aynı fikirde olması değil, farklı fikirlerin korkusuzca dile getirilebilmesidir. INAN Derneği olarak kapsayıcılığın kurumların iş yapış biçimlerine ve ölçülebilir sonuçlarına yansıması gerektiğine inanıyoruz.” “Teknolojiyi kimin geliştirdiği, nasıl sonuçlar üreteceğini de belirliyor” Panelde yapay zekâ teknolojilerinin geliştirilmesinde kadınların temsilinin artırılması gerektiğine de dikkat çekildi. Veri ve teknoloji alanında kadın temsilinin yüzde 26, yapay zekâ mühendisliğinde ise yüzde 19 seviyesinde olduğuna ilişkin veriler paylaşılırken, teknoloji geliştiren ekiplerdeki temsil eksikliğinin algoritmaların ürettiği sonuçlara da yansıyabileceği değerlendirildi. Poltio Kurucu Ortağı ve CMO’su Banu Güler ise teknolojik dönüşümün kapsayıcılıkla birlikte ele alınması gerektiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Yapay zekâ sistemleri, onları geliştiren insanların deneyimlerinden, bakış açılarından ve beslendikleri verilerden bağımsız değil. Dolayısıyla kadınların ve farklı grupların teknoloji geliştirme süreçlerinde yeterince temsil edilmemesi, ortaya çıkan ürünlerin kapsayıcılığını da etkiliyor. Daha adil ve güvenilir yapay zekâ sistemleri geliştirebilmek için hem ekiplerdeki çeşitliliği hem de kullanılan verilerin kapsayıcılığını güçlendirmemiz gerekiyor. Yapay zekâ dönüşümünde asıl farkı yaratan, teknolojiyi yalnızca kullanmak değil, onunla neyi değiştirdiğimiz ve nasıl bir değer ürettiğimizdir.” Panelin öne çıkan bir diğer başlığı ise Bahar Taşkın Öztürk’ün birçok kuruma danışmanlık verdiği kritik konulardan biri olan yapay zekâ yatırımlarının somut iş sonuçlarına dönüştürülmesi oldu. Teknolojinin sağladığı hızın, geleneksel ve hiyerarşik karar alma mekanizmaları nedeniyle beklenen etkiyi yaratamayabileceği belirtilirken, kurumların öncelikle çözmek istedikleri sorunları ve ulaşmak istedikleri hedefleri netleştirmeleri gerektiği vurgulandı. Veri odaklı kararların başarısının yalnızca teknolojik altyapıya değil, bu kararları eleştirel biçimde değerlendirebilen, farklı görüşleri bir araya getiren ve değişime uyum sağlayabilen ekiplerin varlığına bağlı olduğu ifade edildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Garanti BBVA ve BÜYEM İş Birliğiyle Kadın Girişimci Akademisi Eğitimleri Kayseri’de Başlıyor Haber

Garanti BBVA ve BÜYEM İş Birliğiyle Kadın Girişimci Akademisi Eğitimleri Kayseri’de Başlıyor

Garanti BBVA ve Boğaziçi Üniversitesi Yaşamboyu Eğitim Merkezi (BÜYEM) iş birliğiyle 2012 yılında hayata geçirilen Kadın Girişimci Akademisi, kadın girişimcilerin iş hayatlarında gelişimini desteklemek hedefiyle yoluna devam ediyor. Kayseri’deki kadın girişimcilerin katılımı ile 5 Kasım 2026 tarihinde başlayacak olan akademi, Kayseri Ticaret Odası, ve TOBB Kayseri Kadın Girişimciler Kurulu destekleriyle, Kayseri Ticaret Odası ev sahipliğinde gerçekleştirilecek. 5 Kasım 2026 tarihinde başlayacak olan ve sınırlı kontenjanla düzenlenecek eğitimler için başvurular, 2 Kasım 2026 tarihine kadar www.garantibbvakadingirisimci.com adresi üzerinden yapılabilecek. Eğitimler, Kayseri Ticaret Odası Eğitim Salonu ve Zoom Cloud Meetings Platformu üzerinden, Boğaziçi Üniversitesi’nin deneyimli akademisyenleri ve alanında uzman profesyonelleri tarafından hem fiziksel hem de çevrim içi olarak verilecek. Katılımcılar; dijital pazarlama, insan kaynakları, müşteri deneyimi, kurum içi iletişim, sosyal medya ve e-ticaret, finansal yönetim, liderlik, sürdürülebilir şirket yönetimi, yenilikçi iş modelleri, ticaret hukuku ve sözleşmeler gibi iş hayatına doğrudan katkı sağlayacak konularda bilgi edinecekler. Kadın Girişimci Akademisi, Garanti BBVA’nın 2006 yılından bu yana sürdürdüğü kadın girişimcilere destek programlarının önemli bir parçasını oluşturuyor. Bugüne kadar Tunceli’den İstanbul’a, Adana’dan Ordu’ya Türkiye’nin dört bir yanındaki kadın girişimcilere eğitimler verildi. 2012 başlayan Kadın Girişimci Akademisi ile bugüne dek 50 eğitimle, 6.000 kadın girişimciye ulaşıldı. Kadın Girişimci Akademisi Programı’nı başarıyla tamamlayan girişimciler, Boğaziçi Üniversitesi Yaşamboyu Eğitim Merkezi tarafından düzenlenen sertifikanın sahibi olacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.