Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Likidite

Kapsül Haber Ajansı - Likidite haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Likidite haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dolar ve Altında Kritik Hafta Başlıyor: 18-24 Mayıs’ta Piyasaların Yönünü Belirleyecek Gelişmeler Haber

Dolar ve Altında Kritik Hafta Başlıyor: 18-24 Mayıs’ta Piyasaların Yönünü Belirleyecek Gelişmeler

Özellikle ABD Merkez Bankası’nın faiz politikasına ilişkin mesajlar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın finansal görünüm raporları ve küresel risk iştahındaki değişimlerin döviz ve emtia piyasalarında sert hareketlilik yaratabileceği konuşuluyor. Son dönemde ABD’den gelen güçlü ekonomik veriler nedeniyle Fed’in faiz indirimlerinde acele etmeyeceği yönündeki beklentiler güç kazanırken, bu durum dolar endeksinde yukarı yönlü hareketi destekledi. Güçlenen dolar ise altın fiyatları üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor. Yeni haftada açıklanacak ekonomik göstergelerin, piyasaların kısa vadeli yönü üzerinde belirleyici olması bekleniyor. Fed Mesajları Doların Seyrini Belirleyebilir ABD ekonomisine ilişkin son açıklanan enflasyon ve perakende satış verileri beklentilerin üzerinde gelmişti. Bu tablo, Fed’in mevcut sıkı para politikası duruşunu koruyabileceği yönündeki beklentileri artırdı. Piyasalarda özellikle Fed üyelerinden gelecek yeni açıklamalar yakından takip edilecek. Uzmanlara göre faiz indirimlerinin ötelenmesi ihtimali, dolar endeksinde yeni bir güçlenme dalgası yaratabilir. Küresel piyasalarda güvenli liman arayışının yeniden artması durumunda dolar talebinin yükselmesi bekleniyor. Bu durum gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde de baskı oluşturabilir. Türkiye’de ise dolar/TL kurunda Merkez Bankası’nın sıkı para politikası ve rezerv yönetimi belirleyici olmaya devam ediyor. Resmi verilere göre dolar kuru 45 lira seviyesinin üzerinde işlem görürken, yatırımcılar özellikle yabancı sermaye hareketleri ve Merkez Bankası’nın likidite adımlarını izliyor. Piyasa analistleri, küresel dolar talebinin artması halinde kur tarafında yukarı yönlü baskının güçlenebileceğini ancak mevcut ekonomi yönetiminin kontrollü kur politikası nedeniyle sert dalgalanmaların sınırlı kalabileceğini değerlendiriyor. Altın Fiyatlarında Fed Baskısı Devam Ediyor Altın piyasasında ise yön arayışı sürüyor. Son günlerde ons altın tarafında yaşanan geri çekilmelerde, ABD tahvil faizlerindeki yükseliş ve doların güç kazanması etkili oldu. Güçlü makroekonomik veriler nedeniyle Fed’in faiz indirimlerini erteleme ihtimali, yatırımcıların altına olan iştahını zayıflatıyor. Piyasalarda özellikle ons altın tarafında kritik destek seviyeleri yakından izleniyor. Analistler, doların küresel ölçekte güçlenmeye devam etmesi halinde altın fiyatlarında kısa vadeli baskının sürebileceğini belirtiyor. Buna karşın jeopolitik risklerde olası artışlar ve küresel ekonomide büyüme endişelerinin yeniden gündeme gelmesi durumunda güvenli liman talebinin altına yönelme ihtimali bulunuyor. Gram altın fiyatları ise hem ons altındaki hareketlerden hem de dolar/TL kurundaki değişimlerden etkileniyor. Son fiyatlamalarda gram altının 6 bin 700 lira seviyesinin üzerinde kalmaya çalıştığı görülüyor. Ons altında yaşanabilecek sert hareketlerin iç piyasadaki fiyatlamalara da doğrudan yansıması bekleniyor. TCMB’nin Finansal İstikrar Mesajları Yakından İzlenecek Yeni haftada Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın yayımlayacağı finansal istikrar raporu da piyasaların radarında yer alıyor. Özellikle enflasyonla mücadele, rezerv görünümü, kredi büyümesi ve döviz piyasalarına ilişkin değerlendirmelerin yatırımcı algısını etkileyebileceği belirtiliyor. Merkez Bankası’nın son dönemde sıkı para politikasını sürdürmesi, Türk lirasındaki oynaklığın kontrol altında tutulmasında etkili olmuştu. Ancak küresel piyasalarda yaşanabilecek olası sert hareketlerin gelişmekte olan ülke piyasalarını doğrudan etkileyebileceği ifade ediliyor. Ekonomistler, Merkez Bankası’nın vereceği mesajların özellikle yabancı yatırımcı açısından kritik olacağını vurguluyor. Finansal istikrarın korunmasına yönelik atılacak yeni adımların, döviz piyasalarında kısa vadeli fiyatlamaları etkileyebileceği belirtiliyor. Küresel Riskler Piyasaların Odağında Kalacak 18-24 Mayıs haftasında yalnızca merkez bankaları değil, küresel jeopolitik gelişmeler de piyasaların yönünü belirleyecek ana başlıklardan biri olacak. ABD-Çin ilişkileri, enerji fiyatlarındaki hareketlilik ve küresel büyüme beklentileri yatırımcı psikolojisini doğrudan etkiliyor. Özellikle petrol fiyatlarında yaşanabilecek yeni yükselişlerin enflasyon baskısını artırabileceği konuşulurken, bu durum merkez bankalarının faiz politikaları üzerinde de etkili olabilir. Faizlerin uzun süre yüksek kalacağı beklentisi ise hem dolar hem de altın tarafında volatilitenin sürmesine neden olabilir. Piyasalarda genel beklenti, yeni haftanın özellikle dolar ve altın yatırımcıları açısından oldukça hareketli geçeceği yönünde şekilleniyor. Ekonomik veri akışının yoğun olduğu süreçte, yatırımcıların merkez bankalarından gelecek mesajlara karşı daha temkinli pozisyon aldığı görülüyor.

Şişecam’ın 2026 İlk Çeyrek Net Satışları 57,5 Milyar TL Oldu Haber

Şişecam’ın 2026 İlk Çeyrek Net Satışları 57,5 Milyar TL Oldu

Bu dönemde Şişecam’ın toplam satışları içinde uluslararası satışlarının payı yüzde 61 seviyesinde gerçekleşirken; toplam yatırımları 5,7 milyar TL, ihracatı ise 228 milyon dolar oldu. Şişecam’ın aynı dönemdeki üretim performansı da güçlü seyrini sürdürdü. Şirket, ilk çeyrekte 1,3 milyon ton cam, 1,1 milyon ton soda külü ve 0,9 milyon ton endüstriyel hammadde üretimi gerçekleştirdi. “2026, dayanıklılığın test edildiği bir yıl” Şişecam Genel Müdürü Can Yücel, ilk çeyrek sonuçlarını değerlendirirken küresel ekonomik görünüme dikkat çekti: “2026 yılı, jeopolitik gelişmelerin, enerji arzına ilişkin endişelerin ve süregelen enflasyon baskılarının etkisiyle başladı. Özellikle Orta Doğu’da artan gerilim, küresel ölçekte yeni bir maliyet baskısı ve enflasyon dalgası beklentisini güçlendirdi. Bu tablo, sıkı para politikalarının devamını desteklerken, şirketler açısından daha dayanıklı ve esnek yapılar kurma ihtiyacını da ön plana çıkardı. Bu ortamda Şişecam, küresel konumlanmasının avantajlarını kullanarak ve katma değerli ürün portföyünü geliştirerek risk odaklı yaklaşımı sürdürdü. 2025 boyunca uyguladığımız dengeli ve disiplinli yönetim anlayışını 2026 yılına da kesintisiz şekilde taşıyoruz. Teknoloji odaklı dönüşümümüze devam ederken, enerji verimliliği ve maliyet optimizasyonu programlarımızı hızlandırıyor; aynı zamanda tedarik zincirimizi daha da güçlendiriyoruz.” Yatırımlar büyümeyi destekliyor Yücel, Şişecam’ın 2026 yılına güçlü bir yatırım performansıyla başladığını vurgulayarak şunları söyledi: “Yıla, orta ve uzun vadede gelirlerimizi destekleyecek yatırımlarımızı devreye alarak başladık. Avrupa’daki ilk cam ambalaj yatırımımız olan Macaristan Kaposvár tesisimizde ilk fırınımızı test üretimi için devreye aldık. Bulgaristan ve İtalya’daki düz cam tesislerimizde devreye aldığımız iki yeni kaplamalı cam hattı ile Avrupa’daki kaplama kapasitemizi yaklaşık iki katına çıkararak katma değerli ürün portföyümüzü genişlettik. Tarsus’ta hayata geçirdiğimiz yeni yeşil saha düz cam yatırımımızda TR9 hattını devreye alarak yıllık 432 bin ton brüt üretim kapasitesi oluşturduk ve dünyanın en büyük düz cam üretim komplekslerinden birine ulaştık. Ayrıca Kuzey İtalya düz cam fabrikamızda planlı bakım ve soğuk tamir çalışmalarını tamamlayarak üretimi yeniden başlattık. Planlı duruş yönetimi sayesinde Avrupa’daki diğer tesislerimizin kapasite kullanım oranlarını dengeli şekilde optimize ederken, bu adım ile FVÖK seviyesindeki kârlılığımıza 25 milyon Euro olumlu katkı sağladık.” Finansman ve nakit yönetiminde güçlü adımlar Yücel, finansman tarafındaki gelişmelere de dikkat çekti: “2026 yılının başında İngiltere’deki bağlı ortaklığımız üzerinden 500 milyon ABD doları tutarında Eurobond ihracı gerçekleştirdik. 1,7 milyar ABD doları talep gören bu işlem, uluslararası yatırımcıların Şişecam’a duyduğu güveni bir kez daha teyit etti. Son bir yıl içinde sağladığımız uzun vadeli kaynaklarla birlikte bu işlem, küresel belirsizlikler karşısında likidite yönetimimizi güçlendirmemize önemli katkı sağladı.” Yılın geri kalanında odak: verimlilik ve değer yaratma 2026 yılının ilk çeyreğine ilişkin değerlendirmelerin ardından Yücel, yılın geri kalanıyla ilgili beklentilerini şöyle paylaştı: “İlk çeyrekte elde ettiğimiz performans güçlü bir zeminde ilerlediğimizi gösteriyor. Yılın geri kalanında da dengeli ve disiplinli yönetim anlayışımızı sürdürmeye; devreye giren yeni yatırımlarımızdan azami verim sağlamaya, şirket değerimizi artırmaya ve kârlılığı önceliklendirmeye devam edeceğiz. Bu doğrultuda portföyümüzü daha rasyonel ve katma değerli bir yapıya dönüştürürken, müşteri odaklı yaklaşımımızı daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz. Güçlü finansal disiplinimiz, genişleyen katma değerli ürün portföyümüz, nitelikli müşteri yapımız ve Şişecam’ın 90 yıllık tecrübesi ile küresel rekabette fark yaratmaya devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

KOBİ'lerin Tahsilat Sorununa Radikal Çözüm Haber

KOBİ'lerin Tahsilat Sorununa Radikal Çözüm

Ekonomik dalgalanmaların ve nakit akışı baskısının KOBİ'ler üzerinde yoğunlaştığı bu dönemde, Özel Riskler Yönetim Merkezi (ÖRYM) koordinasyonunda hayata geçirilen Devlet Destekli Alacak Sigortası (DDAS) sisteminin önemi her zamankinden daha fazla artıyor. Ticari alacakları devlet güvencesi altına alan DDAS, KOBİ'ler için kritik bir kamu ürünü olarak öne çıkarken DDAS sistemine dahil bir sigorta şirketi olan Prive Sigorta bu güvenceyi çok daha erişilebilir hale getirdi. Bürokratik engelleri ortadan kaldıran dijital altyapı sayesinde başvuru süreçleri hızlanırken, Prive Sigorta'nın "dijital KOBİ" ve "dijital acente" ağı üzerinden yürütülen elektronik başvuru modeliyle Türkiye'nin 81 ilindeki KOBİ'ler DDAS sistemine kolaylıkla erişebiliyor. KOBİ'ler Tek Bir Panel Üzerinden Dijitalleşiyor Prive Sigorta'nın devreye aldığı yeni dijital yapı ile KOBİ'ler artık DDAS başvurularını elektronik ortamda doğrudan kendileri doldurabiliyor; başvurular tek bir platform üzerinden hem sigorta acentelerine hem de eş zamanlı olarak Prive Sigorta tarafından Özel Riskler Yönetim Merkezi'ne iletiliyor. Böylece süreç hem sadeleşiyor hem de önemli ölçüde hız kazanıyor. Bu dönüşüm, yalnızca başvuru süreçlerini kolaylaştırmakla kalmıyor; DDAS'ın çok daha geniş bir tabana yayılmasını sağlayarak sistemin sahadaki etkinliğini belirgin şekilde artırıyor. Prive Sigorta ile E-Fatura Artık Teminat ve Likidite Aracı Prive Sigorta, vadeli alacakları yalnızca sigortalamakla kalmayıp alternatif bir finansman aracına dönüştüren bir yapı sunuyor. Alacağın devri altyapısı sayesinde KOBİ'ler, vadesi gelmemiş alacaklarını DDAS güvencesiyle ödemelerde kullanabilmekte ve banka limitlerine bağlı kalmadan ticaretlerinde likidite üretebilmekte. Dijitalleşme DDAS'ın başarısına olumlu katkı sunuyor Konu ile ilgili değerlendirmede bulunan Türk Reasürans Genel Müdür Yardımcısı Ali Sertaç Canal, Devlet Destekli Alacak Sigortası'nın KOBİ'lerin ticari sürdürülebilirliğini güvence altına alan stratejik bir ürün olduğuna dikkat çekti. Dijitalleşmenin sistem üzerindeki dönüştürücü etkisine de vurgu yapan Canal, "Hayata geçirilen dijital entegrasyonlar sistemin sahadaki erişilebilirliği ve etkinliği önemli ölçüde artıyor. Bu sayede KOBİ'ler sistemi doğrudan kullanma imkanına erişiyor." ifadelerini kullandı. Canal ayrıca, DDAS'ın yalnızca işletmeleri korumakla kalmadığını, aynı zamanda ticari güven ortamını güçlendiren ve ekonomik istikrarı destekleyen bir rol üstlendiğini belirterek, "Kayıtlı ekonominin güçlenmesi, ticari ilişkilerde güvenin artması ve finansal risklerin yönetilebilir hale gelmesi açısından DDAS çok önemli bir enstrüman. Bu yapının yaygınlaşması, ülke ekonomisinin daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir zeminde büyümesine katkı sağlayacaktır" değerlendirmesinde bulundu. Prive Sigorta Genel Müdürü Ahmet Gökhan Kerem ise DDAS'ın sahadaki gerçek ihtiyaçlara doğrudan yanıt veren güçlü bir model olduğuna dikkat çekerek, "DDAS'ın KOBİ'leri yalnızca koruyan değil, aynı zamanda onların büyümesini destekleyen ve ticari hayatlarını sürdürülebilir kılan bir yapı olduğunu gördük. Bu nedenle sistemde aktif rol alma kararı aldık" dedi. Kerem, Özel Riskler Yönetim Merkezi tarafından kurgulanan bu yapının, doğru entegrasyonlarla çok daha geniş bir etki alanına ulaştığını vurgulayarak, "Bugün geldiğimiz noktada, Türkiye'nin 81 ilinde faaliyet gösteren KOBİ'ler vadeli alacaklarını sigorta güvencesi altına alarak işletme sermayesine dönüştürebiliyor. Bu sayede firmalar, banka limitlerine bağımlı kalmadan ticaretlerini daha özgür, esnek ve güvenli bir zeminde sürdürebiliyor" ifadelerini kullandı. Dijital altyapının sağladığı hız ve erişilebilirliğin altını çizen Kerem, "Kurduğumuz dijital KOBİ ve dijital acente ekosistemi sayesinde başvuru süreçlerini sadeleştirirken, sistemin sahadaki yaygınlığını da önemli ölçüde artırıyoruz. Amacımız, DDAS'ı yalnızca bir sigorta ürünü olmaktan çıkarıp KOBİ'ler için aktif kullanılan bir finansal araç haline getirmek" dedi. Kerem ayrıca, bu dönüşümün Türkiye ekonomisi açısından taşıdığı öneme de değinerek, "KOBİ'lerin tahsilat risklerini yönetebildiği, nakit akışını daha sağlıklı planlayabildiği bir yapı; ticari güveni artırır, üretimi destekler ve ekonomik istikrarı güçlendirir. Biz de Prive Sigorta olarak bu dönüşümün öncülerinden biri olmaktan büyük bir heyecan ve sorumluluk duyuyoruz" diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Global Menkul Değerler ASTOR İçin Araştırma Raporu Yayınladı Haber

Global Menkul Değerler ASTOR İçin Araştırma Raporu Yayınladı

Yüksek hizmet standartlarıyla sermaye piyasalarının gelişimine katkıda bulunan Global Menkul Değerler, yeni araştırma raporunu Astor Enerji (ASTOR) için hazırladı. ASTOR’un BIST’te öne çıkan en cazip büyüme-değer hikayelerinden biri olarak değerlendirildiği raporda, şirketin küresel şebeke yatırımlarındaki süper döngünün doğrudan faydalanıcılarından biri olduğu belirtildi. Şirketin Türkiye’de yaklaşık yüzde 35’lik pazar payıyla güçlü konumuna değinen Global Menkul Değerler, bununla birlikte yapısal arz açığı bulunan ihracat pazarlarını hedefleyerek, 150 milyon dolar tutarındaki yüksek güç trafosu kapasite artışı ile büyüme profilini güçlendirdiğine dikkat çekti. Kapasitesini 3 katına çıkaracak Global Menkul Değerler raporunda ASTOR’un devam eden USD150mn yatırımı ile güç trafosu üretim kapasitesini 2026 sonuna kadar 32k MVA’dan 102k MVA’ya çıkararak üç katına ulaştırmayı hedeflemektedir. Bu yatırımların tamamlanmasıyla birlikte ihracat odaklı operasyonel yapıya geçişin hızlanmasını bekliyoruz. Küresel elektrik altyapı yatırım döngüsü, trafo üreticileri açısından son yılların en destekleyici dönemine girmektedir. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) küresel elektrik talebinin 2030’a kadar yıllık %3,6 büyüyeceğini öngörmekte olup, bu oran önceki on yılın yaklaşık %50 üzerindedir. Bu büyüme; elektrifikasyon, veri merkezi talebi, elektrikli araç altyapısı ve şebeke modernizasyonu tarafından desteklenmektedir. Halihazırda 2.500 GW'ın üzerinde proje şebeke bağlantısı beklemekte olup. Bu durumun trafo talebinin 2035’e kadar yıllık %5–6 bileşik büyüme ile artırmasını öngörülmektedir” denildi. Siparişler kapasitenin üstünde ABD’de kullanılan trafoların %70’inin 25 yılın üzerinde olduğu belirtilirken, ASTOR’un yeni kapasitesinin başta ABD olmak üzere ihracat pazarlarına yönlendireceği kaydedildi. Şirketin ABD’den aldıkları siparişlerin 1.1 milyar dolar seviyesine ulaştığını açıkladığı hatırlatılan raporda, bu durumun güçlü kısa-orta vadeli talep görünürlüğüne işaret ettiği vurgulandı. Raporda şirketin siparişlerinin kapasitesinden hızlı arttığına işaret edilerek, 2025 sonunda 794 milyon dolar olan bakiye iş yükünün 2026’nın ilk çeyreğinde yaklaşık 1.6 milyar dolara yükseldiği belirtildi. Güçlü büyüme görünümü, cazip çarpanlar ve artan MSCI dahil edilme potansiyeli ASTOR’un kapasite artışının da etkisiyle 2025-2035 döneminde gelirde %15,7 bileşik büyümesini beklediğini kaydeden Global Menkul Değerler, “FAVÖK’ün 259 milyon dolardan 1.15 milyar dolar seviyesine yükselmesini ve FAVÖK marjının %32,5 seviyesinde korunmasını bekliyoruz. ASTOR, 2026T 12,3x FD/FAVÖK ile işlem görmekte olup benzerlerine göre %47 iskonto sunmaktadır. 2026T 21,7x F/K ise %32 iskonto ile cazip seviyelere işaret etmektedir. Piyasanın kapasite artışını ve süper döngünün karlılığa etkisini henüz tam fiyatlamadığını düşünüyoruz. 16 Nisan 2026 tarihinde gerçekleştirilen %5,99’luk pay satışı sonrası serbest dolaşım oranının %42,75’e yükselmesi, likidite ve kurumsal yatırımcı tabanını güçlendirmiştir. Bu gelişmenin, Astor’un MSCI Türkiye Standart Endeksi’ne dahil edilme ihtimalini destekleyebileceği değerlendirilmektedir.” ifadelerine yer verdi. Riskler ve katalistler Raporda aşağı yönlü riskler; Altyapı yatırımlarında yavaşlama veya arzın beklenenden hızlı normalleşmesi, yurtiçi fiyatlama baskısı, devam eden yatırımlarda uygulama ve devreye alma riskleri, temel girdi maliyetlerinde oynaklık ve Astor Holding blok satışı kaynaklı kısa vadeli fiyat baskısı olarak sıralandı. Yukarı yönlü riskler ise; Değerlendirme aşamasındaki yerel montaj modeli ile ABD pazarına beklenenden hızlı giriş, Orta Doğu ve Ukrayna yeniden yapılanma kaynaklı siparişler, artan halka açıklık (~%42,75) ile güçlenen MSCI dahil edilme potansiyeli, olası küresel stratejik ortaklıklar, ve arz sıkışıklığına bağlı beklentilerin üzerinde fiyatlama şeklinde belirlendi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı Haber arşivi

ATA GYO Portföy Değerini %43 artışla 825,7 Milyon TL’ye Taşıdı Haber

ATA GYO Portföy Değerini %43 artışla 825,7 Milyon TL’ye Taşıdı

Şirket, yılı istikrarlı kira gelirlerine dayalı, sade ve öngörülebilir bir gelir yapısıyla kapatırken; toplam portföy değerini %43 artışla 825,7 milyon TL seviyesine yükseltti. Toplam varlık büyüklüğünü 878 milyon TL’ye, özkaynakları ise 729 milyon TL’ye ulaştı. ATA GYO Genel Müdürü Onur Karahan yaptığı değerlendirmede; “2025 yılı, mevcut portföyümüzün verimliliğini artırdığımız ve yeni yatırımlarla portföy değerimizi 825,7 milyon TL seviyesine taşıdığımız bir yıl oldu. Tekirdağ, Kayseri ve Lüleburgaz Ata Corner projelerimizin yarattığı istikrarlı nakit akışını, portföyümüze yeni dahil ettiğimiz Kilis projemizin değer artışı ile güçlendirdik. Borçsuz bilanço yapımız ve etkin maliyet yönetimimiz sayesinde operasyonel kârımızı reel bazda artırarak paydaşlarımıza sunduğumuz değeri pekiştirdik. Anadolu’nun potansiyeline odaklanan 'Ata Corner' konseptimizle, 2026 yılında da portföyümüzü nitelikli varlıklarla büyütmeye devam edeceğiz” açıklamasında bulundu. Güçlü Portföy Yapısı ve Reel Gelir Büyümesi ATA GYO’nun portföyü; Lüleburgaz, Tekirdağ ve Kayseri’deki Ata Corner projeleriyle düzenli ve dengeli kira geliri sağlayan bir yapı sunmaktadır. Şirket, 2025 yılında 44,4 milyon TL hasılat elde ederek kira gelirlerinde reel bazda %18 artış kaydetmiştir. Operasyonel kârın 60,4 milyon TL olarak gerçekleşmesinde, mevcut varlıkların sağladığı istikrarlı kira katkısının yanı sıra portföydeki gayrimenkullerin değerlemesinden kaynaklanan güçlü reel artışlar etkili olmuştur. Enflasyonist ortamda operasyonel maliyetlerin disiplinli yönetilmesi sayesinde brüt kâr da reel bazda %4 artışla 27 milyon TL’ye ulaşmıştır. Kilis Ata Corner: Portföye Stratejik Katkı Şirketin büyüme stratejisinin güncel halkası olan Kilis Ata Corner projesi, portföy değerine önemli katkı sağlamıştır. Nisan 2025’te 24 milyon TL bedelle satın alınan stratejik konumdaki arsa, yıl sonu değerleme çalışmaları sonucunda 35,7 milyon TL değerle portföyde yer almaktadır. Bu gelişme, yatırımın henüz başlangıç aşamasında dahi güçlü bir değer artışı potansiyeline sahip olduğunu göstermektedir. Burger King ve Popeyes gibi küresel markaların yer alacağı projenin 2026 yılı içerisinde tamamlanarak 2027 yılı itibarıyla kira geliri üretmesi planlanmaktadır. 2026 yılına güçlü portföy büyüklüğü, borçsuz bilanço yapısı ve sağlam likidite ile girdiklerini belirten Genel Müdür Onur Karahan; “Mevcut projelerimizden edindiğimiz deneyimi, yeni 'Ata Corner' yatırımlarıyla Anadolu’nun farklı şehirlerine taşımayı ve stratejik iş birlikleriyle ölçeğimizi artırmayı hedefliyoruz. Öngörülebilir nakit akışı sağlayan iş modelimiz, yeni dönemdeki büyüme adımlarımız için sağlam bir zemin oluşturuyor. Anadolu’nun ticari potansiyeline olan inancımızla yatırımcılarımıza sürdürülebilir değer yaratmaya devam edeceğiz. Bu başarıda emeği olan tüm çalışma arkadaşlarımıza ve bize güvenen paydaşlarımıza teşekkür ederim” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Link, 2025’te 1,4 milyar TL Hasılat Elde Etti ​​​​​​​ Haber

Link, 2025’te 1,4 milyar TL Hasılat Elde Etti ​​​​​​​

Şirket, yıl boyunca sürdürdüğü ürün ve müşteri odaklı büyüme stratejisi, bulut tabanlı çözümlerine yönelik artan talep ve yüksek katma değerli projelerin katkısıyla istikrarlı bir ivme yakaladı. Yazılım çözümleri alanında 40 yılı aşkın deneyimiyle faaliyet gösteren Link, 2025 yılına ilişkin finansal verilerini açıkladı. 2025 yılı verilerine göre şirketin brüt kârı yüzde 9 artışla 386,1 milyon TL’ye, FAVÖK’ü yüzde 16 artışla 299,7 milyon TL’ye ulaştı. Esas faaliyet kârı 186 milyon TL olarak gerçekleşirken, yılın son çeyreğinde 163,4 milyon TL net dönem kârı elde edildi. Böylece 12 aylık toplam net kâr 320,1 milyon TL seviyesinde gerçekleşti. Finansal yapısını güçlendirmeyi sürdüren Link’in, toplam varlıkları 2025’in son çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre yüzde 3 artarak 2 milyar TL’ye, özkaynakları ise yüzde 11 artışla 1,6 milyar TL’ye yükseldi. 655,6 milyon TL net nakit pozisyonu, şirketin güçlü likidite yapısını ve sürdürülebilir büyüme kapasitesini destekleyen önemli göstergeler arasında yer aldı. “Müşteri odaklı yaklaşımın doğal sonucu” Link Yönetim Kurulu Başkanı Şaban Geyik, 2025 sonuçlarını değerlendirerek şunları söyledi: “Elde ettiğimiz finansal sonuçlar, stratejik olarak doğru alanlara odaklandığımızı ve uzun vadeli büyüme vizyonumuz doğrultusunda attığımız adımların somut karşılığını aldığımızı açıkça ortaya koyuyor. 2025 yılı, yalnızca hasılat artışıyla öne çıkan bir dönem olmadı; aynı zamanda operasyonel verimliliğimizi artırdığımız, ürün portföyümüzü daha yüksek katma değerli çözümlerle güçlendirdiğimiz ve ölçeklenebilir iş modelimizi pekiştirdiğimiz bir yıl oldu. Hasılatımızdaki yüzde 84’lük artış; bulut tabanlı çözümlerimize yönelik artan talebin, dijital dönüşüm projelerimizde yakaladığımız ivmenin ve müşteri odaklı yaklaşımımızın güçlü bir yansımasıdır. Bununla birlikte, mali disiplin anlayışımız ve etkin kaynak yönetimimiz sayesinde kârlılık göstergelerimizi dengeli biçimde korumayı başardık.” “Uluslararası pazarlara iddialı adımlar atacağız” Geyik, Link’in gelecek vizyonuna ilişkin değerlendirmesinde ise şu ifadeleri kullandı: “Önümüzdeki dönemde teknoloji yatırımlarımızın etkisini çok daha net göreceğimize inanıyoruz. Yapay zekâ destekli çözümlerimiz, bulut mimarimiz ve sürdürülebilirlik odaklı platformlarımız, yalnızca mevcut müşterilerimize daha yüksek değer sunmamızı sağlamayacak; aynı zamanda yeni pazarlara açılmamızın da temelini oluşturacak. Güçlü nakit pozisyonumuz ve sağlam özkaynak yapımız bize stratejik esneklik kazandırıyor. Bu finansal güçle birlikte hem Türkiye’deki lider konumumuzu pekiştirmeyi hem de uluslararası pazarlarda daha görünür ve rekabetçi bir oyuncu olmayı hedefliyoruz. Amacımız, yenilikçi ürünlerimiz ve yüksek mühendislik gücümüzle global ölçekte sürdürülebilir büyüme yakalayarak paydaşlarımıza uzun vadeli ve kalıcı değer yaratmaktır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Halkbank’ın Aktif Büyüklüğü 4,3 Trilyon TL Seviyesine Yükseldi Haber

Halkbank’ın Aktif Büyüklüğü 4,3 Trilyon TL Seviyesine Yükseldi

Halkbank, 2025 yılının son çeyreğine ilişkin finansal sonuçlarını açıkladı. Buna göre Halkbank’ın aktif büyüklüğü 2025 yıl sonu itibarıyla bir önceki yıla göre yüzde 43 artarak 4,3 trilyon TL’ye ulaştı. Banka’nın nakdi kredileri geçen yıla göre yüzde 36 büyüme ile 2 trilyon TL’ye; gayri nakdi kredileri de yüzde 47 artışla 1,2 trilyon TL seviyesine yükseldi. Böylece Halkbank’ın toplam kredi hacmi yüzde 40 artarak 3,2 trilyon TL’ye çıktı. Aynı dönemde mevduat büyüklüğünü 2024 yıl sonuna göre yüzde 46 artışla 3,5 trilyon TL’ye ulaştıran Banka’nın özkaynakları da yüzde 43 yükselişle 218 milyar TL oldu. Menkul değerler portföyü ise yüzde 52 artış göstererek 1,2 trilyon TL seviyesine ulaştı. Reel sektöre kesintisiz destek Finansal sonuçlara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan, Bankacılık sektörünün 2025 yılında ekonomideki gelişmelerle uyumlu, istikrarlı bir performans sergilediğini belirterek şunları kaydetti: “2025, Bankamız için de kaynaklarımızı seçici alanlara yönlendirdiğimiz, kredi büyümesini dengeli bir şekilde yönettiğimiz ve likidite ile sermaye yapımızı güçlendirdiğimiz bir yıl olmuştur. Bu dönemde kredi yapılandırmalarıyla ödeme güçlüğü çeken firmalarımıza destek olurken ekonominin dengesinin korunmasına da katkı sağladık. Ayrıca etkin risk yönetimi ile varlık kalitesindeki riskleri kontrol altına alarak, takipteki kredi oranımızı düşük ve yönetilebilir seviyede tuttuk.” Osman Arslan, bu dönemde Esnaf ve KOBİ’lerin finansmana erişimine öncelik verdiklerini vurgulayarak şöyle devam etti: “2024 yıl sonunda 266 milyar TL olan esnaf kredi bakiyemiz, 2025 yıl sonunda yüzde 20 artışla 320 milyar TL’ye yükselmiştir. 2025 yılı itibarıyla esnafımıza kullandırılan kredilerin KOBİ kredileri içindeki payı yüzde 33 seviyesine ulaşırken; kredili esnaf sayımız da 774 bine çıkmıştır. Bununla birlikte; nakdi kredilerimiz içinde KOBİ kredilerinin payı yüzde 48 olarak gerçekleşmiştir. 961 milyar TL büyüklüğe ulaşan KOBİ kredi hacmimiz ile KOBİ finansmanındaki pazar payı liderliğimizi sürdürmüş bulunuyoruz.” Girişimcilik ekosistemine bütünsel ve toplumsal katkı Kadın Girişimci Kredi Destek Paketi ile 2021’den bu yana yaklaşık 268 bin kadın girişimciye toplam 125 milyar TL tutarında finansman sağlandığını söyleyen Osman Arslan, “Ülkemiz genelinde kadın girişimcilerin kullandığı her üç krediden birinde Bankamızın imzası bulunmaktadır.” İfadelerini kullandı. Kadın girişimcilere verilen desteklerin yanı sıra girişimcilik ekosisteminin gelişimine de katkı sağladıklarını ifade eden Osman Arslan, şu bilgileri verdi: “236 bin girişimci müşterimize toplam 41 milyar TL kredi kullandırdık; bu kaynağın yüzde 46’sını ise 35 yaş altı genç girişimcilere yönlendirdik. Genç İşi Kredisi, İlk Adım Kredisi ve Tekno Girişimci ürünlerimizle genç girişimcilere yönelik finansman desteğimizi genişlettik. Ayrıca Aralık ayında 5000’i aşkın gencin katılımıyla gerçekleştirdiğimiz Gençİz Zirvesi’nde; KGF Kefaletli Gençİz Kredisini hayata geçirdik. Kadın ve genç girişimcilerin desteklenmesini, yalnızca finansal değil; toplumsal fayda boyutuyla da ele aldıklarını söyleyen Osman Arslan, “Üreten Kadınlar Buluşmaları, Üreten Kadınlar Yarışması ve Master Class Eğitim Programları ile kadın girişimcilerin bilgi, deneyim ve dayanışma ağlarını güçlendirdik.” dedi. Arslan ayrıca; Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın başlattığı “Yükselen Kadınlar” ve Türkiye Sigorta iş birliği ile hayata geçirdikleri “Kadın Acentelerle Büyüyoruz” gibi projelerle ekosisteme katkı sunmaya devam ettiklerini de kaydetti. “Aile ve Nüfus 10 Yılı” vizyonu Sürdürülebilir büyüme anlayışıyla reel sektörü ve girişimcileri desteklemeye devam edeceklerini vurgulayan Osman Arslan, “2026 yılında da ülkemizin Orta Vadeli Ekonomi Programı ile uyumlu, ‘Aile ve Nüfus 10 Yılı’ vizyonuna katkı sunan projelerimizle ekonomiye güç veren çözümler üretmeyi sürdüreceğiz.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kira İçin Konut Yatırımı Cazibesini Kaybediyor: Dubai'ye İlgi Arttı Haber

Kira İçin Konut Yatırımı Cazibesini Kaybediyor: Dubai'ye İlgi Arttı

Buna karşılık Dubai’de daha öngörülebilir kira piyasası ve döviz bazlı getiri, Türk yatırımcıların rotasını yurt dışına çeviriyor. Uzmanlara göre, iki ülke arasındaki kira getirisi farkı artık sadece oranlarla değil, yatırımın sürdürülebilirliğiyle ölçülüyor. Türkiye’de uzun yıllar boyunca güvenli liman olarak görülen “konut al, kiraya ver” modeli, son dönemde yatırımcı açısından cazibesini kaybetmeye başladı. Konut fiyatlarındaki hızlı artışa rağmen kira gelirlerinin aynı oranda yükselmemesi, yatırımın geri dönüş süresini uzatırken, Türk yatırımcıları alternatif piyasalara yöneltiyor. Bu alternatiflerin başında ise Dubai geliyor. Türkiye’de kira artıyor ama yatırımın geri dönüşü uzuyor TÜİK verilerine göre Türkiye’de kira artış oranları yüksek seyrini korurken, uzmanlar bu artışın yatırımcıya reel anlamda güçlü bir getiri sunmadığına dikkat çekiyor. Konut fiyatlarının geldiği seviye, bakım ve yenileme giderleri, vergiler ve tahsilat riskleri bir araya geldiğinde, kira gelirinin yatırım maliyetini karşılama süresi giderek uzuyor. Sektörde “kira çarpanı” olarak adlandırılan ve bir konutun kira geliriyle kendini kaç yılda amorti ettiğini gösteren gösterge, Türkiye genelinde yatırımcıyı zorlayan seviyelere işaret ediyor. Büyük şehirlerde bu sürenin 18–25 yıl bandına kadar uzadığı görülüyor. İstanbul–Dubai kıyası: Aynı metrekare, farklı kira gerçeği Bu farkın, rakamlarla somutlaştığında daha net görüldüğünü söyleyen Uluslararası Gayrimenkul Uzmanı ve AngelshineProperty Kurucusu Betül Işık, “İstanbul’da merkezi bir ilçede aylık kirası 20–30 bin TL bandında olan ortalama bir 1+1 dairenin satış fiyatı 5–7 milyon TL seviyelerinde bulunuyor. Buna karşılık Dubai’de benzer nitelikte, aylık kirası 6 bin–8 bin dirhem (yaklaşık 1.600–2.200 dolar) olan 1+1 bir konutun satış fiyatı ise ortalama 250 bin–350 bin dolar bandında seyrediyor. Döviz bazında değerlendirildiğinde, Dubai’de kira gelirinin konut fiyatına oranla daha dengeli bir geri dönüş sunduğu görülüyor. Bu durum, yatırımın geri dönüş süresini kısaltırken, kira gelirinin sürdürülebilirliği açısından da yatırımcıya daha öngörülebilir bir tablo sunuyor. Ortaya çıkan tablo, “aynı metrekare, benzer kira” algısının yatırım maliyeti ve geri dönüş açısından pratikte geçerli olmadığını net biçimde ortaya koyuyor.” dedi. Dubai’de denge daha öngörülebilir Dubai’de ise tablo farklı bir seyir izliyor. Güçlü arz planlaması, yüksek işlem hacmi ve yabancı yatırımcı dostu yapı sayesinde kira piyasası daha öngörülebilir bir zeminde ilerliyor. Konut fiyatları ile kira gelirleri arasındaki denge, yatırımcıya daha kısa geri dönüş süresi sunabiliyor. Dubai’de özellikle daire segmentinde kira çarpanlarının 11–15 yıl aralığında seyretmesi, yatırımcı açısından dikkat çekici bir fark yaratıyor. Ayrıca kira gelirlerinin döviz bazlı olması, Türk yatırımcı için ek bir güven unsuru olarak öne çıkıyor. “Artık yatırımcı brüt oranlara değil, net getiriye bakıyor” Dubai’de gayrimenkul alım satımı alanında faaliyet gösteren Angelshine Property Kurucusu Betül Işık, yatırımcı davranışındaki değişimi şu sözlerle değerlendirdi: “Türkiye’de kiralar artsa bile, konutun toplam maliyeti yatırımcıyı yoruyor. Vergiler, bakım giderleri, boş kalma riski ve belirsizlikler, kira gelirinin anlamını zayıflatıyor. Dubai’de ise yatırımcı daha öngörülebilir bir piyasa, daha net kurallar ve daha disiplinli bir yapı görüyor. Artık kararları brüt kira oranları değil, net getiri belirliyor.” Kâğıt üzerinde benzer, pratikte farklı Uzmanlara göre Türkiye ve Dubai arasındaki kira getirisi farkı, yalnızca yüzdesel oranlarla açıklanamıyor. Kâğıt üzerinde birbirine yakın görünen brüt kira getirileri, uygulamada ciddi şekilde ayrışıyor. Dubai’de kira sözleşmelerinin daha net olması, tahsilat süreçlerinin düzenli işlemesi ve piyasadaki yüksek likidite, yatırımcıya hem gelir hem de çıkış kolaylığı sağlıyor. Türkiye’de ise yatırımcı, kira gelirinin sürekliliği konusunda daha temkinli davranmak zorunda kalıyor. Türk yatırımcı neden yön değiştiriyor? TCMB ödemeler dengesi verileri, Türk yatırımcıların yurt dışı gayrimenkul alımlarında belirgin bir artışa işaret ediyor. Uzmanlara göre bu eğilimin temelinde; döviz bazlı gelir beklentisi, daha kısa geri dönüş süresi ve varlık çeşitlendirme isteği yer alıyor. Betül Işık’a göre bu yön değişimi geçici değil: “Yatırımcı artık ‘bugün ne kadar kira alırım’ sorusundan çok, ‘bu yatırım beş yıl sonra beni nerede konumlandırır’ sorusunu soruyor. Bu açıdan bakıldığında Dubai, Türk yatırımcı için sadece alternatif değil, yeni bir denge noktası haline geliyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.