Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Lojistik

Kapsül Haber Ajansı - Lojistik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Lojistik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Empa Elektronik Halka Arz Oluyor Haber

Empa Elektronik Halka Arz Oluyor

37 yıllık deneyimiyle elektronik bileşen sektörünün güvenilir ve öncü firması Empa Elektronik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi (Empa Elektronik), halka arz oluyor. Halk Yatırım Menkul Değerler A.Ş. (Halk Yatırım) liderliğinde toplam 42 aracı kurumun katılımıyla yapılacak olan halka arzda, 19-20 Şubat tarihlerinde, pay başına 22 TL sabit fiyatla talep toplanacak. Şirketin çıkarılmış sermayesinin 141 milyon TL’den 170 milyon TL’ye çıkarılması nedeniyle artırılacak 29 milyon TL nominal değerli pay ve ortakların sahip olduğu 9 milyon TL nominal değerli pay olmak üzere toplam 38 milyon TL nominal değerli payın satışa sunulacağı halka arzın büyüklüğü 836 milyon TL, şirketin halka açıklık oranı yüzde 22,35 olacak. Katılım endeksine uygun Halka arzda payların yüzde 60’ı yurtiçi bireysel yatırımcıya, yüzde 40’ı ise yurtiçi kurumsal yatırımcıya tahsis edilecek. Katılım endeksine uygun olan Empa Elektronik hisseleri, Borsa İstanbul Ana Pazar’da işlem görecek. Savunma sanayinden küçük ev aletlerine Empa Elektronik CEO’su Murat Sarpel, Empa Elektronik’in yarı iletkenler, güç elektroniği, elektromekanik ve diğer bileşen çözümlerinden oluşan geniş bir ürün yelpazesiyle kapsamlı teknolojik çözüm tedarik hizmeti sunduğunu söyledi. Uzay, havacılık ve savunma sanayi başta olmak üzere endüstriyel elektronikten e-mobiliteye, beyaz eşya ve küçük ev aletlerinden akıllı enerji ve LED’li aydınlatmaya kadar geniş bir alanda faaliyet gösterdiklerini ifade eden Sarpel, “Gömülü sistemler, uçta yapay zekâ ve bulut-IoT alanlarındaki mühendislik birikimimiz ve desteklerimizle müşterilerimizin bu alanlardaki AR-GE ve üretim süreçlerinin hızlanmasına katkı sağlıyoruz” dedi. Türkiye'nin vizyon projelerinin teknoloji tedarikçisi Türkiye'nin vizyon projelerinin teknoloji tedarikçisi Empa Elektronik’in ürün ve hizmetleriyle sanayinin pek çok alanında var olduğu gibi gündelik yaşantıda da birçok insanın hayatına dokunduğunu anlatan Sarpel, “Savunma sanayinde yer aldığımız projelerle havada, karada ve denizde; TOGG başta olmak üzere otomotiv sanayinde yer aldığımız projelerle yollardayız. Endüstriyel elektronik alanındaki uzmanlığımızla ülkemizdeki üretim faaliyetlerinin en güçlü destekçileri arasındayız. Akıllı enerji ve LED’li aydınlatma alanındaki çözümlerimizle kentlerde ve yaşam alanlarında, tüketici elektroniği çözümlerimizle evlerde hayatı kolaylaştırıyor, değer katıyoruz” diye konuştu. Savunma sanayinin kalbinde Savunma sanayi alanında Türkiye’nin en kritik projelerine Ar-Ge ve ürün desteği verdiklerini kaydeden Sarpel, şunları söyledi: “5. Nesil Milli Muharip Uçak “KAAN”, Temel ve Jet Eğitim Uçakları “HÜRKUŞ” ve “HÜRJET”, Altay Tankı projelerinde kritik malzeme tedarikçisiyiz. Kısaca İHA ve SİHA olarak tabir edilen silahlı ve silahsız insansız hava araçları projelerinde varız. Ayrıca İHA, SİHA ve taarruz uçakları başta olmak üzere çeşitli kara, hava ve deniz araçları için kritik hava / kara görevlerine yönelik olarak geliştirilen akıllı mühimmat projelerine kritik malzeme tedariki ile destek veriyoruz. Profesyonel telsiz sistemleri alanında da çok sayıda telsiz projesinde, çeşitli ürün gamı ve AR-GE desteğiyle 2000 yılından bu yana bulunuyoruz. RF karıştırıcı ve köreltici sistemler ile yerli 5G altyapısı ürünleri son yer aldığımız diğer kritik projeleri arasında yer alıyor.” Yerli elektronik sanayinin gelişimine katkı sunuyor Kurulduğu günden bu yana yerli elektronik sanayinin gelişimine önemli katkılarda bulunan Empa Elektronik’in AR-GE ve üretim yatırımları konusunda yaptığı iş birlikleriyle dünya çapındaki yeni teknolojilerin Türkiye’deki gelişiminde önemli bir rol oynadığına dikkat çeken Murat Sarpel, “Yeni Nesil Ar-Ge Modelimiz ve düzenlediğimiz öncü workshop’larla sadece müşterilerimizin ve projelerinin değil, içinde bulunduğumuz tüm sektörlerin teknolojik anlamda ilerlemesine destek veriyoruz” diye konuştu. Yeni Nesil Ar-Ge Modeli Yeni Nesil Ar-Ge Modeliyle, küresel teknolojik trendleri yakından takip ederek yeni teknolojiler üzerine Ar-Ge çalışmaları gerçekleştirdiklerini dile getiren Sarpel, “Bu çalışmalar sonucu geliştirdiğimiz prototipleri müşterilerimizin projelerini hızlandırmak için kullanıyoruz. Projelerin başında çözüm önerilerimizi sunuyor, proje süresince ve ürün üretildiği sürece teknik destek vermeye devam ediyoruz. Örneğin şu anda uçta yapay zekâ, üretken yapay zekâ, smart connected (Akıllı bağlı), bulut çözümleri üzerine prototip projeler geliştiriyoruz ve bunları müşterilerimizin kullanımına sunuyoruz” açıklamasında bulundu. Bakanlık onaylı Ar-Ge merkezi Geçen yıl Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı onayı alan Empa Elektronik Ar-Ge Merkezi ile Yeni Nesil Ar-Ge Modelini bir adım ileri taşıdıklarını vurgulayan Murat Sarpel, “Bizim için stratejik bir dönüm noktası olan bu gelişme, Yeni Nesil Ar-Ge Modelimizi geliştirmemize imkan sağlamakla kalmayarak uçta yapay zekâ, bulut-IoT ve gömülü elektronik alanlarında sahip olduğumuz uzmanlıkla akıllı tarıma, endüstriyel elektronikten enerji verimliliğine kadar geniş bir alanda geliştirdiğimiz yenilikçi çözümlerimizi daha da güçlendirdi, projelerimize hız kazandırdı” dedi. Yarı iletken konusunda Türkiye’nin pazar liderlerinden biri 2000’li yıllarda Orta Doğu pazarında da faaliyetlere başlamasıyla bölgesel bir teknik distribütör olarak konumlanan şirketin günümüzde yarı iletken konusunda Türkiye’nin önde gelen şirketlerinden biri olduğunu kaydeden Sarpel şunları söyledi: “Türk Elektronik Sanayicileri Derneği’nin (TESİD) yayımlamış olduğu resmi rakamlara göre*, yarı iletkenlerin de dahil olduğu elektronik bileşen ürün grubu içinde Empa Elektronik’in faaliyet gösterdiği ürün sınıflarında Türkiye’nin toplam ithalatı, 2021 yılında 1,1 milyar dolar, 2022 yılında 1,03 milyar dolar, 2023 yılında 1,2 milyar dolar, 2024 yılında ise 1,03 milyar dolar olarak gerçekleşti. Empa olarak bizim elektronik bileşen ithalatımız ise 2021 yılında 40,3 milyon dolar, 2022 yılında 49,2 milyon dolar, 2023 yılında ise 67,9 milyon dolar ve 2024 yılında 57 milyon dolar oldu. Bu verilere bakarak, artan bir trendle Türkiye’de gerçekleştirilen elektronik bileşen ithalatının 2021 yılında yüzde 3,65’ini, 2022 yılında yüzde 4,75’ini, 2023 yılında yüzde 5,72’sini ve 2024 yılında ise yüzde 5,23’ünün gerçekleştirdiğimizi söyleyebiliriz.” Orta ve Doğu Avrupa pazarındaki gücünü artırıyor 2025 yılında faaliyete geçen Macaristan merkezli Empa Electronics CEE ile Macaristan, Polonya ve Çekya başta olmak üzere Orta ve Doğu Avrupa (CEE) pazarında daha hızlı ve kapsamlı hizmet vermeye başladıklarını kaydeden Sarpel, “Empa Electronics CEE bize, CEE pazarındaki müşterilerimize daha yakın olma ve birebir ilişkiler kurma fırsatı verdi. Empa Electronics CEE, Türkiye dışındaki faaliyetlerimizi genişletmek ve bölgesel müşteri portföyümüzü artırmak için stratejik bir rol oynuyor. Bu sayede bölgesel müşteri ilişkilerimiz ve varlığımız güçlenirken CEE pazarındaki satış ve lojistik süreçlerimiz hızlanıyor. Empa Electronics CEE aynı zamanda Empa Elektronik’in teknik ve mühendislik desteğini CEE müşterilerine direkt ulaştırabilme imkanı sunuyor” diye konuştu. 2025’te 3,62 milyar TL hasılat elde etti Empa Elektronik’in bu lider konumunun finansal göstergelerine de çok net bir şekilde yansıdığını ifade eden Sarpel, “2023 yılını 5.093.448.340 TL, 2024 yılını ise 3.525.493.520 TL hasılatla kapatan şirketimiz, 2025 yılında ise 3.624.518.512 TL hasılat elde etti. 2023 yılında 1.039.782.046 TL, 2024 yılında 718.272.256 TL olan brüt karımız, 2025’te 750.580.467 TL olarak gerçekleşti. Net dönem karımız ise 2023 yılında 305.363.378 TL, 2024 yılında 88.348.010 TL, 2025 yılında ise 82.711.372 TL oldu.” Halka arz geliriyle yeni yatırımlar yapacak Empa Elektronik’in, halka arzıyla birlikte sermaye yapısını büyük bir kaynak girişiyle güçlendireceğine ve çeyrek asrı aşkın süredir titizlikle inşa edilen şirket değerlerinin daha da güçleneceğine olan inancını dile getiren Sarpel “Yolumuza daha güçlü, daha kurumsal ve daha şeffaf bir yapıyla devam edeceğiz. Borsa İstanbul’da işlem görmenin kurumsal saygınlığımızı artıracağını, ulusal ve global pazarlardaki hedeflerimize ulaşma yolunda önemli bir sıçrama tahtası olacağını düşünüyoruz” dedi. Halka arz geliriyle yeni yatırımlar gerçekleştirmeyi, mevcut AR-GE yatırımlarını yeni alanlarda genişleterek Empa Elektronik’in karlılığını artırmayı hedeflediklerini açıklayan Sarpel, şöyle devam etti: “Bu çerçevede halka arz gelirlerimizin yüzde 40’ını uçta yapay zekâ, e-mobilite, güç elektroniği ve entegre devre tasarımı gibi alanlara yatırım yapmak ve Ar-Ge faaliyetlerimizi çeşitlendirmek için kullanmayı planlıyoruz. Elde edeceğimiz kaynağın yüzde 15’lik bir bölümünü bölgesel satış pazarlama ağı ve lojistik yatırımlarına kanalize edeceğiz. Geri kalan miktarın yüzde 30’u yeni yatırımlarımızla birlikte artan işletme sermayesi ihtiyacımızı karşılamamıza, yüzde 15’i finansal yükümlülüklerimizi daha az maliyetle yerine getirmemize olanak sağlayacak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hyundai Hidrojendeki İddiasını 20 Milyon Kilometreyle Taçlandırdı Haber

Hyundai Hidrojendeki İddiasını 20 Milyon Kilometreyle Taçlandırdı

Hyundai, XCIENT Fuel Cell Class-8 ağır ticari kamyon filosunun Avrupa genelinde 20 milyon kilometrelik sürüş mesafesine ulaştığını duyurdu. İsviçre, Almanya, Fransa, Hollanda ve Avusturya’da faaliyet gösteren toplam 165 araçla beş yılda elde edilen bu başarı, hidrojen yakıt hücreli elektrikli araçların (FCEV) ticari taşımacılıkta içten yanmalı motorların (ICE) yerini alma potansiyelini gözler önüne seriyor. Chul Youn Park, Hyundai Küresel Ticari ve Hafif Ticari Araçlar İş Birimi Başkanı konuyla ilgili “Hyundai, lojistik, dağıtım ve kentsel kamu hizmetleri gibi çeşitli alanlarda hidrojen yakıt hücreli kamyonları devreye almak için küresel iş ortaklarıyla birlikte çalışarak egzoz kaynaklı karbon emisyonlarını azaltıyor. İsviçre’de başlattığımız ilk operasyonların ardından Avrupa’nın farklı bölgelerine genişledik ve Kuzey Amerika’da da somut ilerleme kaydettik. Hidrojenli ticari araçlarımız, daha gelişmiş bir gelecek için mobilite çözümleri sunarak hidrojen ekosisteminin oluşmasına katkı sağlıyor ve küresel etkisini büyütmeye devam ediyor” dedi. Avrupa’da Genişleme: Hidrojen Mobilitesi ile Daha Temiz Lojistik İlk olarak Ekim 2020’de İsviçre’de kullanıma sunulan XCIENT Fuel Cell kamyonları, Haziran 2024 itibarıyla yalnızca bu ülkede 10 milyon kilometrelik toplam sürüş mesafesine ulaşmıştı. Araçların istikrarlı performansı, yeni bölgelere ve farklı kullanım alanlarına genişlemenin önünü açtı. Bugün gıda ve içecek lojistiği, süpermarket dağıtımı ve çöp kamyonu ile vinçli araç gibi özel uygulamalar da bu kapsamda yer alıyor. Öne çıkan operasyonel kullanım alanları: İsviçre: Gıda, içecek ve tekstil lojistiğiAlmanya: Süpermarket zincirleri, tekstil firmaları ve büyük filo operatörleri için lojistik çözümleriFransa: Büyük perakende zincirlerine yönelik lojistik faaliyetleri ile elektrikli güç çıkışlı (ePTO) çöp ve vinçli araç uygulamalarıHollanda: İnşaat malzemeleri dağıtıcısı için brandalı kamyon kullanımıAvusturya: Bir süpermarket zincirinin operasyonlarına entegre edilen soğutmalı kamyon Geleneksel dizel kamyon filolarıyla karşılaştırıldığında, XCIENT Fuel Cell araçlar egzozdan kaynaklanan karbon emisyonlarında önemli ölçüde azalma sağlıyor. Hyundai, inovasyon çalışmalarını sürdürerek 2025 yılında geliştirilmiş hidrojen yakıt hücresi sistemine sahip yeni XCIENT Fuel Cell kamyonunu tanıttı. Araç, 2021’den bu yana farklı iklim ve kullanım koşullarında kapsamlı testlerden geçirilerek liman taşımacılığı ve orta mesafe lojistik dahil olmak üzere çeşitli müşteri ihtiyaçlarına uygunluğu doğrulandı. Filo operatörleriyle sürdürülen yakın iş birliği sayesinde model, farklı sürüş gereksinimlerine başarıyla uyum sağlıyor. Kuzey Amerika’da XCIENT Fuel Cell Kamyonları XCIENT Fuel Cell kamyonları, Avrupa’nın yanı sıra Kuzey Amerika’da da Hyundai’nin hidrojen mobilitesindeki teknolojik liderliğini ortaya koymaya devam ediyor.Bölgede şu anda toplam 63 XCIENT Fuel Cell kamyonu aktif olarak çalışıyor ve 2023’teki lansmandan bu yana yaklaşık 1,6 milyon kilometrelik toplam sürüş mesafesine ulaştı. Araçların faaliyet gösterdiği başlıca noktalar: Kaliforniya, ABD – NorCAL ZERO Projesi: Kuzey Amerika’daki en büyük hidrojen kamyonu konuşlandırması kapsamında Oakland Limanı’nda 30 XCIENT Fuel Cell kamyonu hizmet veriyor. Georgia, ABD – HTWO Logistics: Hyundai Metaplant America’da GLOVIS America iş birliğiyle yürütülen HTWO Logistics girişimi kapsamında 21 XCIENT Fuel Cell kamyonu lojistik operasyonları destekliyor. British Columbia, Kanada – BC Hydrogen Ports Projesi: Eyaletin denizcilik ve taşımacılık sektörlerinde hidrojen ve yakıt hücresi teknolojilerini benimsemeye yönelik ilk büyük girişimi. XCIENT Fuel Cell kamyonlarının farklı lojistik ortamlarında kanıtlanmış performansı, gerçek dünya ticari kullanım kabiliyetini ortaya koyarken Hyundai’nin küresel hidrojen enerjisi dönüşümüne öncülük eden liderliğini de pekiştiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yaş Meyve Sebze Sektöründe İhracat Hedefi 4 Milyar Dolar Haber

Yaş Meyve Sebze Sektöründe İhracat Hedefi 4 Milyar Dolar

151 ülkeden 90.000’in üzerinde ziyaretçinin ağırlandığı fuara meyve, sebze, makine, lojistik vb. tüm paydaşlar dahil olmak üzere 63 Türk firması katılım gösterdi. Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği, 4-6 Şubat 2026 tarihleri arasında Almanya’nın Berlin şehrinde düzenlenen Fruit Logistica Fuarına info stand ile katılım sağladı. Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Hayrettin Uçak, yaş meyve sebze sektörünün dünyadaki en büyük buluşma noktası olan Fruit Logistica Fuarı’nda dünyanın her tarafından gelen ithalatçılara Türkiye’nin yaş meyve sebze sektöründeki üretim gücünü anlattıklarını dile getirdi. En çok ihracat yapılan 20 ülkenin 10’u AB ülkesi Fruit Logistica Fuarı’nda mevcut müşterileri ile görüşme imkânı bulma yanında potansiyel alıcıları ile görüşmeler gerçekleştirdiklerinin altını çizen Uçak, “Avrupa Birliği bizim en önemli pazarlarımız arasında yer alıyor, en çok ihracat yaptığımız 20 ülkenin 10 tanesi AB ülkesi. Almanya’ya 2025 yılında 288 milyon dolar ihracat gerçekleştirdik. Romanya 290 milyon dolarlık ihracatla Almanya’nın önünde yer aldı. Bu ülkeleri Polonya, Bulgaristan ve Hollanda takip etti. 2025 yılında ihracatımızı yüzde 9’luk artışla 3,4 milyar dolardan 3,7 milyar dolara çıkardık. 2026 yılında ihracatta hedefimiz 4 milyar doları aşmak” şeklinde konuştu. Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği standını T.C. Berlin Büyükelçisi Gökhan Turan, T.C. Berlin Ticaret Başmüşaviri Devran Ayık ve T.C. Berlin Ticaret Müşaviri Mehmet Sefa Saral ziyaret etti. Fruit Logistica Fuarı’nda; Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Hayrettin Uçak, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Cengiz Balık, Yönetim Kurulu Üyeleri Sadık Demircan ve Vural Güleç, EYMSİB Yaş Meyve Sebze Komitesi Başkanı Makbule Çiftçi, Ege İhracatçı Birlikleri Genel Sekreteri İ. Cumhur İşbırakmaz, Türkiye’nin yaş meyve sebze ihracatının artması için mesai verdiler. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sungrow Avrupa’daki İlk Fabrikasını Açıyor Haber

Sungrow Avrupa’daki İlk Fabrikasını Açıyor

Dünyanın lider güneş enerjisi dönüştürücüsü (PV Invertör) ve enerji depolama çözümleri (ESS) üreticisi Sungrow, Avrupa pazarındaki varlığını güçlendiren önemli bir adımı daha hayata geçirdi. Şirket, Polonya’nın Aşağı Silezya bölgesinde yer alan Wałbrzych kentinde Avrupa’daki ilk üretim tesisini kuracağını duyurdu. Toplam 65.400 m² alana sahip olacak tesis, 230 milyon avroluk yatırım büyüklüğüyle Avrupa’da güçlü bir temiz enerji üretim ekosisteminin gelişimine katkı sunmayı hedefliyor. Önümüzdeki 12 ay içerisinde faaliyete geçmesi planlanan fabrikanın, bölgede 400 yeni istihdam yaratması ve yenilenebilir enerji alanında yerel uzmanlığın gelişmesini desteklemesi bekleniyor. Sungrow Avrupa Başkanı Shawn Shi, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Bu yeni tesis, Sungrow’un Avrupa’daki yolculuğunda önemli bir kilometre taşı niteliğinde. Müşterilerimize daha yakın olmamızı, pazar ihtiyaçlarına daha hızlı yanıt vermemizi sağlayacak. Aynı zamanda Avrupa’daki tedarik zinciri dayanıklılığını güçlendirirken, nitelikli istihdam yaratılmasına da katkı sunacak.” Avrupa’da Daha Güçlü Bir Temiz Enerji Değer Zinciri Yeni tesis, yıllık 20 GW PV Invertör ve 12,5 GWh enerji depolama sistemi (ESS) üretim kapasitesine sahip olacak şekilde tasarlandı. Gelişmiş üretim ve kalite güvence süreçlerini bünyesinde barındıracak tesis, ürün performansı, güvenilirlik ve güvenlik alanlarında yüksek standartları garanti edecek. Yerel üretimin güçlendirilmesinin yanı sıra tesis, Sungrow’un Avrupa genelindeki lojistik kabiliyetlerini de artıracak. Üretim faaliyetlerinin müşterilere daha yakın bir noktada konumlandırılması sayesinde teslim süreleri kısalacak, dağıtım süreçleri daha verimli hale gelecek ve Avrupa temiz enerji değer zincirinin dayanıklılığı desteklenecek. Küresel Deneyim, Yerel Güç Sungrow, Avrupa’da 2005 yılından bu yana faaliyet gösteriyor ve 2011 yılından itibaren kendi tüzel kişiliğiyle bölgedeki operasyonlarını sürdürüyor. Avrupa merkezi Münih’te konumlanan şirket; aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 25 yerel temsilcilik, 2 Ar-Ge merkezi, 26 depo ile birlikte 3 Eğitim ve Teknoloji Yetkinlik Merkezi ve Servis Merkezi aracılığıyla Avrupa’daki varlığını sürekli genişletiyor. Şirketin Avrupa bölgesindeki 3 Eğitim ve Teknoloji Yetkinlik Merkezi’nden biri Türkiye’de bulunuyor. Ayrıca Türkiye’de bir Sungrow Servis Merkezi ve deposu bulunuyor. Avrupa’daki öne çıkan projeler arasında; Belçika’da kıta Avrupası’nın en büyük enerji depolama sistemi (800 MWh), Birleşik Krallık’taki Bramley ESS projesi (330 MWh), şirketin Finlandiya’daki Avrupa’nın en kuzeyde yar alan PV projesi (70 MW), İsveç’te Nordik ülkelerin en büyük güneş çatı uygulaması (14 MW) ve Türkiye’de hayata geçirilen 70 MW’lık hibrit proje yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Vodafone Business ve BSH Ev Aletlerinden Akıllı Fabrika Hamlesi Haber

Vodafone Business ve BSH Ev Aletlerinden Akıllı Fabrika Hamlesi

Türkiye’de 2,1 milyon KOBİ’nin ve 6 bin büyük kurumun teknoloji ortağı olduklarını belirten Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy, “1 Nisan 2026 tarihi itibarıyla 5 kıtadaki 5G deneyimini Türkiye’ye taşıyacak ve hem ülkemizin hem de sanayimizin dijitalleşmesini hızlandıracağız” dedi. BSH Türkiye CEO’su Alper Şengül de 5G’nin sanayi dönüşümüne yön veren bir örnek olduğunu belirtirken “Küresel ağımızda bir ilki daha Türkiye'de gerçekleştirmek, ülkemizin referans merkezi konumunu pekiştiriyor” dedi. Vodafone Türkiye ve BSH Ev Aletleri Türkiye dijital dönüşüm vizyonları doğrultusunda önemli bir projeyi hayata geçirdi. Türkiye üretim sektöründe bir ilk olma özelliği taşıyan iş birliği kapsamında, 5G SA MPN (Standalone - Mobile Private Network) altyapısı ve görüntü işleme teknolojileri kullanılarak BSH’nin Çerkezköy Çamaşır Makinesi Fabrikası operasyonlarının önemli bir bölümü dijital ortama taşındı. Bu özel teknolojinin sağladığı faydaları kamuoyuyla paylaşmak için düzenlenen basın toplantısına Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy, BSH Türkiye CEO’su Alper Şengül, Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Özlem Kestioğlu ve BSH Türkiye CTO/COO’su Hakan Mandalı katıldı. BSH Global Üretim Ağı İçin Türkiye’den Bir İlk Toplantının açılış konuşmasını yapan BSH Türkiye CEO’su Alper Şengül, iş birliğine dair şunları söyledi: “Vodafone Business ile hayata geçirdiğimiz 5G projesi, Türkiye’de sanayinin dönüşümüne yön veren örneklerden biri olmasının yanı sıra ihracat odaklı büyüme vizyonumuzu da güçlendiriyor. 5G'nin sunduğu yüksek güvenilirlikteki bağlantı, ihracatın temel taşları olan stok doğruluğunu, sevkiyat hazırlık sürelerini ve siparişe cevap verme hızını iyileştiriyor. Küresel ağımızda bir ilki daha Türkiye'de gerçekleştirmek, ülkemizin referans merkezi olarak konumunu pekiştiriyor ve bizi gururlandırıyor. Bu yaklaşımımızla Türkiye’den dünyaya değer üretmeye devam ediyoruz.” Üretimde 5G çağı başladı Basın toplantısında konuşma yapan Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy, Vodafone Türkiye’nin 20 yıl içinde 480 milyar TL’yi aşkın yatırım yaptığını belirterek, “Bugün ülkemizde 2,1 milyon KOBİ’nin ve 6 bin büyük kurumun teknoloji ortağıyız ve dijitalleşmenin sunduğu faydaları bu işletmelerle buluşturarak büyümelerine ve ülkemizin ekonomisini büyütmelerine destek oluyoruz” dedi. BSH ile hayata geçirilen projenin Türkiye ekonomisi açısından bir ilk olduğunu belirten Aksoy, sözlerine şöyle devam etti: “1 Nisan 2026 tarihiyle birlikte bireysel ve kurumsal tüm abonelerimiz ve iş ortaklarımızı bu eşsiz teknolojiyle tanıştıracağız. Özellikle iş dünyasına sunacağımız özel çözümlerle verimliliği artırıp ülkemizin dijital yolculuğuna desteğimizi sürdüreceğiz.” Türkiye üretim sektöründe bir ilk Vodafone Business ve BSH iş birliğiyle hayata geçirilen bu projeyle Türkiye’de üretim sektöründe, ilk kez 5G Standalone mimarisine sahip özel mobil şebeke altyapısının kullanıldığı belirten Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Özlem Kestioğlu, “Vodafone Business olarak, iş ortaklarımıza 5G teknolojisinin sağladığı fırsatları sunuyoruz. BSH Çerkezköy tesislerinde, BTK’nın özel iznini alarak altyapısını kurduğumuz MPN teknolojisi sayesinde sanayide 5G teknolojileriyle yeni bir dönemi başlattık. Türkiye’de ticari kullanım anlamında bir ilk olan 5G tabanlı görüntü işleme çözümü ile üretim hattındaki verilerin gerçek zamanlı analizi mümkün hale geldi. BSH ile birlikte gerçekleştirdiğimiz bu proje, Türkiye’de üretim sektöründe 5G’nin potansiyelini gerçeğe dönüştüren ilk adım oldu. Vodafone Business olarak bu tip öncü projeleri çok önemsiyoruz. Dijital dönüşüme sadece ilave bir yatırım diye bakan, tereddütlü yaklaşan birçok işletmeye cesaret vermesi adına önemli buluyoruz. Teknoloji ile kendi işini başarıyla dönüştürmüş ve ciddi tasarruf sağlamış örneklerin tüm işletmelere ilham olmasını bekliyoruz.” dedi. BSH Türkiye teknolojide öncü uygulamalara devam edecek BSH Türkiye CTO & COO’su Hakan Mandalı ise şu değerlendirmelerde bulundu: "5G Bağımsız Mobil Özel Şebeke gibi geleceğin teknolojilerini üretim hatlarımıza entegre ederek verimliliği artırırken inovasyon kapasitemizi de katlayan bir altyapı inşa ediyoruz. 5G'nin sunduğu güvenli bağlantı sayesinde, üretim süreçlerimiz gerçek zamanlı yönetilebiliyor ve küresel pazarların dinamiklerine anında uyum sağlanabiliyor. Çamaşır Makinesi fabrikamızda kurulan teknik mimari ve elde edilen operasyonel kazanımlar doğrultusunda, 5G uygulamasının diğer üretim tesislerimizde de ölçeklenmesini planlıyoruz. BSH olarak teknolojide öncü uygulamalar geliştirmeye devam edeceğiz.” Gerçek zamanlı stok yönetimi %100 sağlandı BSH Türkiye, proje kapsamında, Vodafone Business’ın sunduğu 5G tabanlı özel ağ çözümüyle bu sistem dijitalleştirilerek daha hızlı, güvenli ve düşük gecikmeli bir iletişim altyapısı oluşturuldu. Yeni sistem sayesinde stok sahası operasyonlarında kayda değer iyileşme sağlandı. CRM entegrasyonu ile üretim, lojistik ve forklift yönetimi süreçleri gerçek zamanlı olarak izlenebilir hale geldi. Gerçek zamanlı veri akışı sayesinde stok doğruluğu en üst seviyeye çıkarılırken, yanlış yönlendirmeden kaynaklanan üretim duruşları ortadan kaldırıldı. İş birliğiyle forklift hareketleri yüzde 100 doğrulukla yönlendirilmeye başlandı. Üretim süreçleri anlık olarak izlenebilir hale geldi, görüntü işleme sayesinde yanlış yerleştirme ve kayıt hataları tamamen elimine edildi. Ayrıca bu teknoloji sayesinde kesintisiz performans sağlandı ve veri güvenliği de kapalı MPN altyapısı sayesinde üst seviyeye taşındı. Sanayide dijital dönüşümün önünü açıyor Vodafone Business tarafından geliştirilen proje, Türkiye’de sanayinin dijitalleşme yolculuğuna öncülük ediyor. 5G’nin yüksek hız ve düşük gecikme avantajı sayesinde üretim tesisleri, artık daha esnek, ölçeklenebilir ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşuyor. Vodafone Business, bu projeyle birlikte üretimden lojistiğe, enerjiden perakendeye kadar birçok sektörde 5G çözümlerini hayata geçirmeyi sürdürecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bursa Afetlere Karşı Dirençli Hale Geliyor Haber

Bursa Afetlere Karşı Dirençli Hale Geliyor

Birinci derece deprem kuşağında yer alan Bursa'da, ‘Bursa ili Sismik Zemin Tehlike Değerlendirme’ projelerini hayata geçiren, Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı (JICA) ile birlikte ‘Deprem Risk Azaltma ve Önleme Planlama Projesi’ni yürüten Büyükşehir Belediyesi, depreme hazırlık konusunda önemli bir çalışmayı daha sürdürüyor. Olası bir afete karşı hazırlıklı bir kent için ilk adımın mahallelerden başlayacağı anlayışıyla ‘Mahalle Afet İstasyonları’nı da hizmete alan Büyükşehir Belediyesi, Ürünlü Afet Lojistik Aktarma Merkezi’ni de devreye alarak olası afet anında hayat kurtaracak lojistik altyapıyı hazırlıyor. 14 BİN METREKARELİK ALAN Toplam 14.000 metrekarelik alana sahip olan merkez, afet ve acil durumlarda ihtiyaç duyulan malzeme, ekipman ve yardımların sahaya çok daha hızlı ulaştırılmasını sağlayacak. Lojistik yönetimin hızlı, planlı ve koordineli bir şekilde yürütülmesine imkan tanıyacak olan Aktarma Merkezi’nde, afet sonrası hizmetlerde kullanılmak üzere mobil ofis, duş ve tuvalet üniteleri ile mobil yemek servis üniteleri de yer alıyor. 7/24 GÖREVE HAZIR Bursa Büyükşehir Belediyesi bünyesinde personelin gönüllü katılımıyla kurulan Bursa Acil Müdahale (BAM) ekibinin müdahale kapasitesini de güçlendiren merkezin envaterinde, bir adet taktik kurtarma aracı, bir adet ağır seviye kurtarma aracı, iki adet 4x4 pickup, bir adet personel minibüsü ve 718 bin lira maliyetle üretilmiş mobil koordinasyon merkezi bulunuyor. Tüm araçların ise 7/24 göreve hazır şekilde tutulması planlanıyor. AFETLERE HAZIRLIKLAR SÜRÜYOR Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey de Ürünlü Afet Lojistik Aktarma Merkezi’ni ziyaret ederek çalışmalar hakkında yetkililerden bilgi aldı. 6 Şubat 2023’te yaşanan depremin hala acılarının taze olduğunu belirten Başkan Mustafa Bozbey, depremde hayatını kaybeden vatandaşlara Allah’tan rahmet, geride kalanlara sabırlar diledi. Deprem kuşağında yer alan Bursa ve Türkiye’de gerekli tüm hazırlıkların yapılması gerektiğini ifade eden Başkan Mustafa Bozbey, yapılmadığı takdirde büyük sorunlarla karşılaşılacağını vurguladı. “58 MAHALLEMİZE DAHA AFET KONTEYNERİ KOYUYORUZ” Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde göreve geldikleri ilk günden itibaren tüm olası afet olaylarına hazırlıklı olmak için çalışmaları kararlılıkla sürdürdüklerini söyleyen Başkan Mustafa Bozbey, “Göreve geldikten sonra hızlı bir şekilde Afet İşleri ve Risk Yönetimi Dairesi Başkanlığı’nı kurduk. Ayrıca AKOM’u kurduk ve mobil araçlarımız sayesinde Bursa’nın ve bölgenin haritasını canlı olarak takip edebiliyoruz. Bu çalışmamız Türkiye’ye örnek bir modeldir. 42 mahallemize Afet Konteyneri yerleştirdik. 58 mahallemize daha Afet Konteyneri koyuyoruz. Büyükşehir Belediyesi bünyesinde BAM ekibini oluşturduk. Mahallelerde afet gönüllülerinin oluşturulması için de çalışmalarımız sürüyor. Eğitimlerin yanı sıra ekipman açısından da hazırlıklarımızı yapıyoruz” dedi. HEDEF; CAN KAYBI YAŞANMAMASI Geçtiğimiz yıl yaşanan yangınlarda koordinasyonun önemini bir kez daha anlamış olduklarının altını çizen Başkan Mustafa Bozbey, 1999 Gölcük depremi başta olmak üzere birçok büyük deprem yaşanmasına rağmen gerekli önlemlerin alınmadığını vurguladı. Toplumun bilinçli olması, gerekli tedbirlerin alınması ve gerekli planlamaların yapılması halinde afetlerdeki can kayıplarının azaltılabileceğini anlatan Başkan Mustafa Bozbey, Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin afetlerde hiç can kaybı yaşanmaması için hazırlıklarını yaptığını dile getirdi. “AFET KONTEYNERLERİNİ ÇOK ÖNEMSİYORUZ” 6 Şubat depremlerinde Hatay Defne’de 22 gün sorumluluk aldığını hatırlatan Başkan Mustafa Bozbey, “Vatandaşlarla birebir temas ettim. Oradan birçok ders çıkarttık. Vatandaşların ilk gün tuvalete, ikinci gün suya, üçüncü gün gıdaya ihtiyaç duyduklarını gördük. Ayrıca gerekli alet ve ekipman olsaydı birçok canın da kurtarılabileceğini anladık. Profesyonel ekipler gelene kadar insanlar kendi imkanlarıyla enkaz altındaki yakınlarını kurtarmaya çalıştı ama ekipman bulamadılar. Bu yüzden mahallelerdeki afet konteynerlerini çok önemsiyoruz. Uzman ekipler gelene kadar mahalle gönüllülerinin afet konteynerlerinden alacağı ekipmanla müdahale edebilmesini istiyoruz. Afetlere toplum olarak hazırlıklı olmak zorundayız” diye konuştu. “YENİŞEHİR İLÇESİNE BENZER BİR MERKEZ PLANLIYORUZ” Koordinasyon merkezlerinin de en az ekipman kadar önemli olduğunu belirten Başkan Mustafa Bozbey, mobil afet koordinasyon merkezini kendi imkanlarıyla ürettiklerini ifade etti. Milyonlarca liraya mal olabilecek bir sistemi yaklaşık 700 bin liraya belediyeye kazandırdıklarını açıklayan Başkan Mustafa Bozbey, “Olası sel durumlarında kullanabileceğimiz bot ve benzeri araçları da envanterimize ekliyoruz. Ürünlü’deki 14 bin metrekarelik alan, 140 civarında tırın batıdan gelecek desteklerle birlikte konuşlanabileceği bir alan olacak. Buradan afet bölgesine planlı ve bilinçli şekilde sevkiyat yapılacak. Doğu bölgesi için de Yenişehir ilçesine benzer bir merkez planlıyoruz. 2 merkez koordineli bir şekilde çalışacak. Kent yöneticileri başta olmak üzere herkes hazırlıklı olmak zorunda” dedi. Kentsel dönüşüm ve imar çalışmalarını da bu anlayış doğrultusunda bütüncül bir şekilde ele aldıklarını ifade eden Başkan Mustafa Bozbey, “Mahalle kültürünü koruyan, okuldan yeşil alana kadar tüm ihtiyaçları kapsayan bir kentsel dönüşüm için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Yakın zamanda büyük alanlardaki fiziki işlemler başlayacak” diye konuştu. BÜYÜKŞEHİR’DEN VATANDAŞLARA ACİL DURUM ÇANTASI Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, daha sonra Beşeveler BursaRay İstasyonu’ndan metroya binerek vatandaşlarla birlikte Şehreküstü İstasyonu’na kadar yolculuk yaptı. Başkan Mustafa Bozbey tarafından vatandaşlara AKOM tarafından hazırlanan ve içinde ilk yardım kiti, battaniye, radyo, el feneri, diş fırçası, yağmurluk, düdük ve çöp torbası bulunan afet ve acil durum çantaları dağıtıldı. Yolculuk boyunca Bursalılarla afet konusunda sohbet eden Başkan Mustafa Bozbey, afetlere hazırlıklı olmanın önemine vurgu yaptı. Başkan Mustafa Bozbey, Cuma namazının ardından ise 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybeden vatandaşların anısına Bursalılara lokma ikram etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ford Otosan’ın 2035 Karbon Nötr Lojistik Hedefine Dev Adım Haber

Ford Otosan’ın 2035 Karbon Nötr Lojistik Hedefine Dev Adım

Ocak 2026 itibarıyla başlayan seferler, Marmaray geçişi sayesinde iki ülke arasındaki ticaret koridorunu kesintisiz ve yeşil bir hatla birbirine bağlıyor. Bu proje, Ford Otosan’ın 2050 yılına kadar tüm değer zincirinde Net Sıfır emisyona ulaşma hedefi doğrultusunda, SBTi tarafından onaylanan emisyon azaltım hedefleriyle uyumlu olarak kurgulanan lojistik dönüşümün önemli bir adımını oluşturuyor. Craiova–Köstence-Kocaeli hattında denizyolu ağırlıklı ve kara yolu bağlantılı taşıma yapısından Craiova-Kocaeli direkt demiryolu odaklı ve kara yolu kullanımını azaltan bir modele geçilmesini sağlayan bu yaklaşım, deniz ve karayolu bağlantılı rotaların yarattığı karbon yükünü azaltırken, lojistik süreçlerde daha düşük emisyonlu ve daha verimli bir yapı kurulmasına katkı sağlıyor. Türkiye’nin ilk özel demiryolu tren işletmecisi Körfez Ulaştırma’nın hibrit lokomotif yatırımlarıyla desteklenen tren operasyonları ise, sürdürülebilirlik hedeflerini operasyonel verimlilikle bütünleştirerek çevresel etkiyi kalıcı biçimde azaltan bir çözüm sunuyor. Marmaray Geçişi ile Kıtalararası Kesintisiz Akış Teknik kapasitesi ve operasyonel gücüyle dikkat çeken yeni hat, otomotiv lojistiğinde yeni bir sayfa açıyor. Tek seferde 18 vagon ve 557 metre uzunluğa ulaşan tren setleri, sefer başına 216 aracı doğrudan Ford Otosan Craiova fabrikasından alarak kurulan bu yeni hat ile Kocaeli’ye ulaştırıyor. Bu sayede Ford Otosan ülkeler arası demiryolu entegrasyonunu araç lojistiğinde etkin biçimde kullanırken Türkiye’nin stratejik lojistik konumunu da güçlendiriyor. Güçlü Paydaş Ekosistemi ve Yenilikçi İş Modeli Proje, lojistik dünyası için ilham verici bir iş ortaklığı modeline dayanıyor. Lojistik satın alma süreçlerindeki sektörel uzmanlığı ve güçlü iş ortağı ağıyla projeye yön veren KoçZer, proje sayesinde “araç başına fiyatlandırma” modelinin çok daha rekabetçi ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşmasını sağlıyor. Bu yaklaşım, verimliliği ve operasyonel güvenilirliği artırırken uluslararası standartlarda taşımacılığı destekleyen entegre bir lojistik ekosistemi mümkün kılıyor. Ford Otosan ve Mars Logistics, Romanya–Türkiye Hattındaki Demiryolu Operasyonlarını Bir Üst Seviyeye Taşıdı Şubat 2025’te, Mars Logistics tarafından Ford Otosan Romanya Craiova Fabrikası ile Türkiye arasında üretim parçalarının taşınmasını kapsayan demiryolu hattı hayata geçirilmişti. Bu süreçte, Türkiye’den Romanya’ya üretim parçaları gönderilirken, Romanya’da üretilen araçların demiryolu ile Türkiye’ye taşınmasına yönelik bitmiş araç taşımacılığı çalışmaları da planlama aşamasına alınmıştı. Bugün gelinen noktada ilk etapta 216 adet bitmiş aracın başarıyla taşınmasıyla birlikte Mars Logistics, otomotiv lojistiğinde uçtan uca çözüm üretme vizyonunu bir üst seviyeye çıkardı. Railport’ta İlk Bitmiş Araç Treninin Operasyonu Başarı ile Tamamlandı İş birliği kapsamında, demir yolunda bitmiş araç lojistiğinde önemli bir kilometre taşına ev sahipliği yaparak entegre intermodal terminal hizmetlerinin yeni merkezi haline gelen Railport, tahliye operasyonlarını başarıyla tamamladı. 22.000 metrekarelik bir alanda 1.563 bitmiş araçlık park sahası ile sektöre önemli bir altyapı imkânı sunan Railport’ta, araç taşımaya özel olarak tasarlanan rampalar sayesinde bitmiş araçların demir yolu ile ithalat ve ihracat operasyonları etkin, güvenli ve çevreci bir şekilde yürütülüyor. Gelecek Vizyonu: Ekim 2026’da Kapasite Artışı Şubat 2025’te malzeme ve araç kombinasyonlu denemelerle temelleri atılan bu dev proje, Ocak 2026’da gerçekleştirilen ilk tam kapasiteli araç taşıma seferiyle yeni bir dönemi başlattı. Ford Otosan ve paydaşları, hattın verimliliğini daha da artırmak için kapasite artış planlarını şimdiden devreye aldı. 2026 yılının son çeyreğinde filoya eklenecek yeni vagon setleriyle birlikte, Türkiye ve Avrupa arasındaki otomotiv lojistiğinin çok daha güçlü, çevik ve çevre dostu bir yapıya kavuşması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yabancı Dil Bilenlerin İş Bulma Olasılığı Daha Yüksek Haber

Yabancı Dil Bilenlerin İş Bulma Olasılığı Daha Yüksek

İstinye Üniversitesi Yabancı Diller Bölüm Başkanı Dr. Özlem Salı, yabancı dilin yalnızca bir iletişim aracı değil, aynı zamanda kariyer ve istihdam için kritik bir yetkinlik olduğunu vurguluyor. Sektöre göre değişen dil ihtiyaçlarına dikkat çeken Salı, çok dilli bireylerin uluslararası iş dünyasında daha fazla tercih edildiğini belirtiyor. Yapay zekâ çağında dahi dil bilmenin önemini koruduğunun altını çiziyor. Teknolojinin gelişmesiyle yabancı dilde çeviri yapmak daha kolay hale geliyor. Ancak bu yabancı dil bilmenin önemini azaltmıyor. Aksine istihdamda yabancı dil bilmek hala bir avantaj. Araştırmalar, en az bir yabancı dil bilen bireylerin iş bulma olasılığının bilmeyenlere göre yüzde 25’e kadar daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor. Yabancı dilin istihdama katkısıyla ilgili bilgi veren İstinye Üniversitesi Yabancı Diller Bölüm Başkanı Dr. Özlem Salı, sektörlere göre çalışanlarda aranan yabancı dilin farklılık gösterdiğine dikkat çekiyor. Yabancı dil yeterliliği özel sektörde işe alım süreçlerinde belirleyici bir kriter Yabancı dil yeterliliğinin Türkiye’de özel sektörde işe alım süreçlerinde belirleyici bir kriter olduğunu vurgulayan İstinye Üniversitesi Yabancı Diller Bölüm Başkanı Dr. Özlem Salı, şunları söyledi: “Uluslararası ve ulusal araştırmalar, en az bir yabancı dil bilen bireylerin istihdam edilme olasılığının anlamlı biçimde daha yüksek olduğunu göstermektedir. Avrupa Komisyonu ve OECD verilerine göre yabancı dil bilen bireylerin iş bulma olasılığı, bilmeyenlere kıyasla yaklaşık yüzde 15–25 oranında daha yüksektir. Türkiye özelinde yapılan çalışmalar da özellikle yabancı dil yeterliliğinin özel sektörde işe alım süreçlerinde belirleyici bir kriter olduğunu ortaya koymaktadır.” Hangi sektöre hangi dil aranıyor İngilizce’nin tüm sektörlerde temel yabancı dil konumunda olduğuna dikkat çeken Salı, sektöre göre aranan yabancı dilin farklılık gösterdiğini belirterek şunları söyledi: “Mühendislik, otomotiv, sağlık ve sanayi sektörlerinde Almanca; Diplomasi, uluslararası kuruluşlar ve akademide Fransızca; Dış ticaret, enerji ve Orta Doğu odaklı iş alanlarında Arapça; Turizm, lojistik ve dış ticarette ise Rusça ve Çince önemli bir avantaj sağlamaktadır. Çok dilli bireylerin özellikle uluslararası şirketlerde tercih edilme oranı daha yüksektir. Bu çerçevede Yabancı Diller Bölümü altında kurduğumuz Modern Diller Birimimizde öğrencilerimize İspanyolca, İtalyanca, Fransızca, Almanca, Çince, Rusça ve Arapça dillerinde eğitimler sunuyoruz. Bu diller, bazı bölümlerde zorunlu, bazı bölümlerde ise seçmeli olarak programlara entegre edilmekte; böylece öğrencilerin çok dilli ve uluslararası iş ortamlarına daha donanımlı şekilde hazırlanması hedeflenmektedir.” “Türkiye uluslararası karşılaştırmalarda istenilen seviyede değil” Türkiye’de yabancı dil öğrenimine yönelik ilginin son yıllarda arttığını belirten Dr. Salı, şöyle devam etti: “Ancak uluslararası karşılaştırmalarda istenilen seviyede değildir. Veriler, genç nüfusta yabancı dil öğrenme oranlarının önceki yıllara kıyasla yükseldiğini, ancak ileri düzey dil yeterliliği konusunda hâlen gelişim alanı bulunduğunu göstermektedir.” “Yapay zekanın yabancı dil bilmenin önemini ortadan kaldırmaz”” Yapay zekanın ve diğer teknolojilerin gelişmesi dil bilmenin önemini nasıl etkileyeceğine dair de açıklamalarda bulunan Salı, “Yapay zekâ destekli çeviri ve iletişim araçları hızla gelişmektedir. Ancak bu durum yabancı dil bilmenin önemini ortadan kaldırmamaktadır. Aksine, bu teknolojileri etkin kullanabilen ve kültürel bağlamı anlayabilen bireylerin değeri artmaktadır. Dil bilmek yalnızca kelime çevirisi değil; müzakere, ikna, kültürel okuryazarlık ve ilişki yönetimi gibi insani becerileri de kapsadığı için gelecekte de önemini koruyacaktır” dedi. Dil öğreniminde süreklilik önemli Dil öğrenimi en kolay nasıl gerçekleştirildiğine dair bilgilere paylaşan Salı, “Araştırmalar, dil öğreniminde en etkili yöntemin sürekli maruz kalma ve aktif kullanım olduğunu göstermektedir. Günlük hayatta dili kullanmak, dijital platformlardan yararlanmak, konuşma odaklı öğrenme ve hedef dile ait kültürel içeriklerle etkileşim süreci hızlandırmaktadır” diyerek dil öğreniminin uzun soluklu bir süreç olduğunu ve sürekliliğin temel belirleyici olduğunu vurguladı. Gençlere öneriler: Dili iletişim ve kariyer aracı olarak görün “Gençlere, yabancı dili yalnızca bir ders veya sınav konusu olarak değil, bir iletişim ve kariyer aracı olarak görmelerini öneririm” diyen Dr. Özlem Salı, gençlere şu önerilerde bulundu: “Erken yaşta dil öğrenimine başlamak, mümkün olduğunca pratik yapmak, değişim programları ve uluslararası projelere katılmak büyük avantaj sağlar. Ayrıca mesleki alanlarına özgü terminolojiye hâkim olmaları da istihdam edilebilirliklerini artıracaktır. Bu noktada İstinye Üniversitesi Yabancı Diller Bölümü altında faaliyet gösteren Materyal Geliştirme ve Yayın Birimi olarak öğrencilerin alanlarıyla doğrudan ilişkili bir dil yeterliliği kazanmasını hedefleyen aktif çalışmalar yürütüyoruz. CLIL (Content and Language Integrated Learning – İçerik ve Dil Bütünleşik Öğretimi) ve CBI (Content-Based Instruction – İçerik Temelli Öğretim) yöntemleriyle eğitim veriyor, öğrencilerin kendi disiplinlerine yönelik İngilizce becerilerini geliştirmelerini sağlıyoruz. Ayrıca alan bazlı İngilizce ders kitapları serimizi de kendi akademik kadromuzla üreterek bu süreci destekliyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.