Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Lojistik

Kapsül Haber Ajansı - Lojistik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Lojistik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Badem Pınarı’ndan Hatay’a Bölge İhtiyacına Yönelik Su Desteği Haber

Badem Pınarı’ndan Hatay’a Bölge İhtiyacına Yönelik Su Desteği

Badem Pınarı tarafından hazırlanan 2 tır doğal kaynak suyu, Kırşehir’deki üretim tesisinden Hatay’a doğru yola çıktı. Bölgeye ulaşan suların ihtiyaç sahibi ailelere dağıtımı Türk Kızılay koordinasyonunda gerçekleştirilecek. SAHİP OLDUKLARIMIZI PAYLAŞMANIN DEĞERİNE İNANIYORUZ Badem Pınarı Doğal Kaynak Suyu Yönetim Kurulu Üyesi Kaan Badem, toplumsal dayanışmanın sahip olunan imkânların ihtiyaç duyanlarla paylaşılmasıyla güçlendiğini belirterek: “Bir markanın sorumluluğu yalnızca ürettiği ürünü tüketiciyle buluşturmakla sınırlı değildir. İçinde bulunduğumuz toplumun taleplerine duyarlı olmayı ve imkânlarımızı paylaşmayı kurumsal bir görev olarak görüyoruz. Dayanışma, yalnızca zor zamanlarda hatırlanan değil, her an sahip çıkılması gereken insani bir değerdir. Bu anlayışla, Türk Kızılay Kırşehir Şubesi koordinasyonunda Hatay’da bölge ihtiyacına katkı sağlamak adına 2 tır doğal kaynak suyu gönderiyoruz. Badem Pınarı olarak toplumsal fayda sağlayan projelerin içinde yer almaya devam edeceğiz.” dedi. DAYANIŞMA KURUMSAL YAKLAŞIMIN BİR PARÇASI Badem Pınarı, üretim faaliyetlerinin yanı sıra topluma katkı sunan sosyal sorumluluk çalışmalarını da sürdürüyor. Spor, eğitim ve gençlerin gelişimine yönelik projelere destek veren marka, toplumsal dayanışmaya yönelik çalışmaları da bu yaklaşımın bir parçası olarak ele alıyor. Hatay’a gönderilecek 2 tır doğal kaynak suyu da bölgeye yönelik sürdürülen destek çalışmalarının devamı niteliğini taşıyor. BADEM PINARI HAKKINDA Badem Pınarı, dördüncü kuşağa uzanan aile şirketi yapısı ve 75 yıllık üretim deneyimiyle doğal kaynak suyu sektöründe faaliyet gösteriyor. Kırşehir’deki üretim tesisinde üretimini sürdüren marka, Türkiye genelindeki yaygın dağıtım ağıyla tüketicilere ulaşıyor. Saatte 135 bin şişe dolum kapasitesine sahip olan Badem Pınarı, üretim, lojistik ve enerji altyapısına yaptığı yatırımlarla büyümesini sürdürürken; kalite, verimlilik ve sürdürülebilirliği odağına alan bir üretim anlayışı benimsiyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Aras Kargo’dan 3 Yılda 100 Milyon Euro’luk Yeni Yatırım Hamlesi Haber

Aras Kargo’dan 3 Yılda 100 Milyon Euro’luk Yeni Yatırım Hamlesi

Ekonominin görünmeyen omurgası olan lojistik sektöründe Aras Kargo; 28 transfer merkezi, 800'ü aşkın şube, 6.000'e yakın Aras Burası esnaf noktası ve 14.000 kişilik ekibiyle her gün 1 milyondan fazla adrese ulaşıyor. Değişen müşteri beklentileri ve Türkiye'nin genç, dijital nüfusunun büyüttüğü e-ticaretin potansiyeli, lojistik altyapının önemini artırıyor. Aras Kargo bu fırsatı büyümeye çevirmek için yapısını, teknolojisini, operasyonunu ve kültürünü aynı anda yeniden tasarladığı dört temel dönüşüm alanı belirledi: Kültürel Dönüşüm; insan ve toplumsal cinsiyet dengesi odağında. Ticari Dönüşüm; Müşteri memnuniyeti ve uluslararası büyüme odağında. Operasyonel Dönüşüm; kapasite artışı, verimlilik ve yeşil lojistik odağında. Dijital Dönüşüm; Aras Digital liderliğinde, teknoloji, verimlilik ve inovasyon odağında. Aras Kargo için bu yolculuk, 45 yıllık hikayesini geleceğe göre yeniden kurgulamakla başladı. Şirket kurumsal marka kimliğini yenilerken 'Müşteri bugün kargodan ne bekliyor?' sorusuna odaklandı. 'Yolun geçtiği her yerde olma' vizyonu; Yeni Nesil Şubelerden, 7/24 kargo otomatlarına, Anadolu’yu 120 ülkeye bağlayan uluslararası lojistik ağından, 6 ülkeye ihraç edilen yazılım teknolojilerine kadar somut çıktılara dönüştü. Yolun Geçtiği Her Yerde, Müşterinin Yanında Aras Kargo’nun yeni kurumsal kimliği, 45 yıllık deneyimini geleceğe taşıyan “Yol” hikâyesinden ilham alıyor. Yenilenen marka kimliği, şirketin Türkiye sınırlarını aşan yeni dönemini de temsil ediyor. Uluslararası operasyonlarını Aras Global çatısı altında birleştiren şirket, yeni kimliğini Gürcistan ve Özbekistan’da hayata geçirirken, Azerbaycan’daki dönüşümü 2027 yılında tamamlamayı planlıyor. Değişen müşteri beklentileri doğrultusunda Aras Kargo, hizmetlerini müşterinin hayatına ve programına uyarlayan uçtan uca bir deneyim yaklaşımı geliştiriyor. Yeni Nesil Şube konseptiyle müşteri ve çalışan deneyimini yeniden tasarlayan şirket, müşteri alanlarını operasyonel süreçlerden ayrıştırarak daha kolay, hızlı ve insan odaklı bir şube deneyimi sunuyor. Türkiye genelinde yaygınlaşan yeni nesil şubelerin dönüşümünün 2027 sonuna kadar tamamlanması hedefleniyor. Bu dönüşümün teknoloji ayağında ise Aras Burası 7/24 bulunuyor. Türkiye’nin ilk ve tek gece-gündüz hizmet veren kargo otomatı ile müşteriler, şube çalışma saatlerinden bağımsız olarak günün her saati iade işlemlerini gerçekleştirebiliyor. İstanbul Suadiye’de başlayan uygulama, bugün Türkiye genelinde 20 noktaya ulaşmış durumda. Kargo otomatlarından yapılan gönderilerde sunulan yüzde 40 indirim de müşterilere doğrudan ekonomik değer sağlıyor. Dönüşümün Omurgası: Saniyede 100'den Fazla Paket Taşıyan Altyapı Aras Kargo’nun esnek ve çok kanallı müşteri deneyiminin arkasında saniyelerle yarışan güçlü bir operasyonel altyapı bulunuyor. Son beş yılda transfer merkezi yatırımlarını hızlandıran şirket, saatte 365 bin, saniyede yaklaşık 100 kargo işleme kapasitesiyle Türkiye’nin en büyük kargo işleme ağlarından birini işletiyor. Bu altyapı, özellikle e-ticaretin yoğun dönemlerinde değişken talebe hızla yanıt vererek Aras Kargo’yu e-ticaret şirketlerinin en çok tercih ettiği lojistik iş ortağı konumuna taşıyor. 2025 yılında, Hadımköy Transfer Merkezi, 8,3 milyon Euro yatırım ve ileri teknoloji otomasyonla yenilenerek günlük 600 binin üzerinde kargo işleme kapasitesine ulaştı. Gaziantep’te 15.200 m²’lik yeni transfer merkezi ise Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki operasyonel gücü artırdı. Ankara Transfer Merkezi’nde ise kapasite 6 katın üzerinde artırıldı. 2026’da İstanbul Fenertepe başta olmak üzere Afyonkarahisar, Denizli, Diyarbakır, Düzce ve Kayseri’de sorter ve transfer merkezi yatırımları hayata geçiriliyor. Ayrıca Doğrudan Dağıtım Merkezi modeliyle transfer merkezleri ile alıcı arasındaki ara adım ortadan kaldırılarak aynı gün teslimat kapasitesi artırılıyor. Büyüme ve Sürdürülebilirliği Birlikte İleri Taşıyor Aras Kargo, büyüme ve sürdürülebilirliği birlikte ilerletiyor. Türkiye’nin ilk ve en büyük elektrikli dağıtım filosuna sahip şirket, Yeşil İlçe programıyla 10 ilçede tamamen elektrikli teslimat gerçekleştiriyor; bu sayının 2026 sonunda 13’e çıkarılması hedefleniyor. Aras Kargo çatısı altında yer alan dört ülkede yenilenebilir enerji sertifikalarıyla 109.500 ton karbon emisyonunu ve 16,8 milyon kWh elektrik kaynaklı emisyonu dengelerken, yılda 1 milyon kilogramdan fazla atığı geri dönüştürüyor. Aras Rotalama Platformu ile rota optimizasyonu sağlayarak gereksiz kilometreyi, yakıt tüketimini ve emisyonları azaltan Aras Kargo, 5 bini aşkın araç ve kuryeden oluşan filosunu da sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda dönüştürüyor. Aras Dijital: Dönüşümün Teknolojik Gücü Bu operasyonel gücün arkasında şirketin kendi geliştirdiği teknoloji bulunuyor. Aras Kargo’nun ilk iştiraki Aras Digital, Türk mühendislerinin geliştirdiği teknolojileri Avusturya Postanesi şirketlerine ihraç eden bir teknoloji üssüne dönüştü. Yapay zekâ destekli Aras Rotalama Platformu ile rota, yakıt ve karbon optimizasyonu sağlanırken, yeni nesil taşıma yönetim sistemi NESY altı ülkede planlamadan operasyona, müşteri yönetiminden kargo takibine kadar tüm süreçleri tek platformda buluşturuyor. 2026 teknoloji mimarisini oluşturan Aras DigiCore ise yapay zekâ, otomasyon, bulut, siber güvenlik, sensör ve veri teknolojilerini tek çatı altında birleştiriyor. Aras Dijital, bugün Avusturya Postanesi bünyesindeki Avrupa şirketleri için teknoloji üreten ve altı ülkede operasyonlarını bu teknolojiyle yöneten bir yapıya ulaştı. Anadolu’dan Dünyaya: Aras Global ile İhracat Kolaylaşıyor Dönüşümün etkisi Türkiye sınırlarında bitmiyor. Aras Kargo’nun %100 iştiraki Aras Global, Türkiye’yi dünyaya bağlayan bir köprü olarak Kafkasya ve Orta Asya’da entegre lojistik ağı işletiyor. Azerbaycan’da satın aldığı Starex markasıyla ülke genelinde, Gürcistan’da günde 10 bin gönderiyi yöneten operasyonuyla ve Özbekistan’da teknoloji destekli şehirler arası teslimat hizmetleriyle bölgedeki varlığını güçlendiriyor. Bugün yaklaşık 4 bin KOBİ, Aras Global’in dijital platformu üzerinden 120’den fazla ülkeye ihracat yapabiliyor. Kars’taki bir üretici, platform üzerinden aldığı kodla en yakın Aras şubesinden gönderisini teslim ederek, Ankara’ya gönderir gibi dünyanın herhangi bir noktasına ihracat yapabiliyor. Aras Global’in hedefi, Türkiye’nin üretim gücünü dünya pazarlarına taşıyarak çevre pazarlara bağlayan tercih edilen bölgesel lojistik partneri olmak. Dönüşümün merkezinde insan: İçeriden Başlayan Değişim Tüm teknolojik ve operasyonel dönüşümün merkezinde insan var. İnsan Kaynakları fonksiyonunu "İnsan ve Kültür" olarak yeniden yapılandıran Aras Kargo, çalışanlarıyla birlikte şekillendirdiği “Biz Araslarız” kültür programıyla yeni değerlerini Anlam, Eylem ve Neşe olarak belirledi. Geçtiğimiz ay şirket içinde lansmanı yapılan program ve değerler ilk kez kamuoyuyla paylaşılırken; doğum günü izni, geliştirilmiş babalık izni, Kırmızı Kahramanlar Kol Kola programı, cinsiyetsiz sözlük ve “Herkes herkese ulaşabilir” liderlik ilkesi gibi somut adımlar hayata geçirildi. Bu yaklaşımın güçlü yansımalarından biri Aras Kadın Voleybol Takımı. 2023’te kurulan takım, ilk sezonunda Sultanlar Ligi’ne yükselerek İzmir’in 17 yıllık Sultanlar Ligi hasretini sona erdirdi. Son sezonu ise 6. sırada tamamlayarak Avrupa kupalarında Türkiye’yi temsil etme hakkı kazanan takım, sporu yalnızca sportif başarı değil, kadınların gücünü destekleyen ve toplumsal bağları güçlendiren bir platform olarak konumlandırıyor. Sezon boyunca İzmir İtfaiyesi çalışanları, AFAD ekipleri ve genç kızlar maçlarda ağırlanırken, sporun birleştirici gücü sahadan topluma taşındı. Aras Kargo, Anlam’ı değer yaratmak, Eylem’i sahada olmak, Neşe’yi ise birlikte başarmak olarak somutlaştırdığı bu yolculukta, İzmir’in enerjisini, kadınların gücünü ve Türkiye'nin voleybol tutkusunu zirveye taşımaya devam ediyor. “Önümüzdeki üç yılda 100 milyon euro daha yatırım yaparak Türkiye'nin büyümesini taşıyacak altyapıyı kuruyoruz” Dönüşümün vizyonunu ve büyüme hedeflerini değerlendiren Aras Kargo CEO'su Barbara Hagen şunları söyledi: “Türkiye’ye ve büyüme potansiyeline güçlü bir şekilde inanıyoruz. Aras Kargo olarak bugün yalnızca kargo taşımıyor, Türkiye’nin ticaretinin ve e-ticaret ekosisteminin büyümesini mümkün kılan altyapıyı inşa ediyoruz. İnsan, teknoloji, operasyon ve sürdürülebilirlik odağında yürüttüğümüz çok boyutlu dönüşümle; yerel pazar liderliğimizi Avusturya Postanesi’nin uluslararası gücüyle birleştirirken, geliştirdiğimiz teknoloji ve operasyonel uzmanlığı Avrupa’ya da taşıyoruz. Son yıllarda 100 milyon Euro’nun üzerinde yatırım gerçekleştirdik, önümüzdeki üç yılda 100 milyon Euro daha yatırım yapacağız. Her yatırımımızı yalnızca bugünün kapasitesini artıran bir adım değil, Türkiye’nin gelecekteki büyümesini taşıyacak bir altyapı yatırımı olarak görüyoruz. Hedefimiz net: Teknolojiyle hızlanan, insanıyla güçlenen ve attığı her adımla daha sürdürülebilir bir Aras Kargo inşa etmek.” Aras Kargo Hakkında: 45 yılı aşkın tecrübesini uluslararası gücüyle birleştiren Aras Kargo; 13 bölge müdürlüğü, 28 transfer merkezi, 800’ü aşkın şubesi, 6.000’e yakın Aras Burası noktası ve 14 bin kişilik ekibiyle her gün 1 milyondan fazla adrese ulaşıyor. Avusturya Postanesi’nin uluslararası deneyiminden güç alan şirket; kendi teknoloji çözümlerini geliştirirken, faaliyetlerini Türkiye sınırlarının ötesine taşıyor. İnsan, teknoloji, verimlilik ve sürdürülebilirlik odağındaki yatırımlarıyla yeni nesil lojistik çözümleri geliştirmeye devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kocaeli’nde 36 Saatlik Kentsel Arama Kurtarma Tatbikatı Haber

Kocaeli’nde 36 Saatlik Kentsel Arama Kurtarma Tatbikatı

AKUT bu hedef doğrultusunda, 15–16 Ağustos 2026 tarihlerinde Kocaeli’nde, 6 ekipten 57 gönüllünün katılımıyla 17 Ağustos Anma Tatbikatı adını verdiği 4. Seviye (Uluslararası) Kentsel Arama Kurtarma Tatbikatı gerçekleştirdi. İstanbul, Bursa, Eskişehir, Kocaeli, Tekirdağ ve Yarımada ekiplerinin katıldığı ve 36 saat kesintisiz olarak planlanan tatbikatta AKUT’un geliştirmekte olduğu uluslararası ağır sınıf Kentsel Arama ve Kurtarma (USAR) kapasitesinin sahadaki karşılığı test edildi. 17 Ağustos 1999’da Marmara’da yaşanan büyük deprem, Türkiye’nin afet gerçeğini tüm ağırlığıyla ortaya koyarken, AKUT için de arama kurtarma çalışmalarının, gönüllülüğün ve kurumsal afet kapasitesinin ne kadar hayati olduğunu gösteren en önemli dönüm noktalarından biri oldu. Aradan geçen 27 yılda AKUT, Türkiye’nin dört bir yanında ve farklı coğrafyalarda edindiği deneyimlerle arama kurtarma kapasitesini sürekli geliştirdi. AKUT Arama Kurtarma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Serhat Akbel, 17 Ağustos’un AKUT açısından yalnızca bir tarih değil, aynı zamanda bugünkü çalışmaların temelinde yer alan bir sorumluluk olduğunu belirterek, “17 Ağustos 1999, Türkiye’nin afetlere hazırlık konusunda hafızasına kazınmış en önemli tarihlerden biri. AKUT’un tarihine baktığımızda da bu tarihin çok özel bir yeri olduğunu görüyoruz. O günden bugüne geçen süreçte çok büyük afetler yaşadık, çok sayıda insanımızın hayatına dokunduk ve sahada çok önemli tecrübeler edindik. Ancak afetler değiştikçe, riskler büyüdükçe ve uluslararası müdahale standartları geliştikçe bizim de kendimizi sürekli geliştirmemiz gerekiyor” dedi. AKUT’un geçmişteki operasyonel kapasitesinin yalnızca gönüllü sayısıyla ölçülemeyeceğini, yeni hedefin ise belirli uluslararası standartlar çerçevesinde sürdürülebilir ve yüksek kapasiteli bir ekip yapısı oluşturmak olduğunu vurgulayan Serhat Akbel, “AKUT, büyük afetlerde çok geniş gönüllü kadrolarıyla sahada görev yaptı. Özellikle 6 Şubat depremlerinde 1.000’in üzerinde gönüllümüzle operasyonlara katıldık. AFAD ile sahadaki en yüksek kapasiteli müdahale yapılarından biri olduk. Ancak bugün üzerinde çalıştığımız yapı, sayıdan çok nitelik, sürdürülebilirlik ve standardizasyon üzerine kurulu. Hedefimiz; uluslararası ağır sınıf USAR standartlarında görev yapabilecek, kendi lojistiğini, personel devamlılığını, komuta-kontrolünü ve teknik kapasitesini sürdürebilecek bir ekip yapısı oluşturmak” şeklinde konuştu. “17 Ağustos’un bize öğrettiği en önemli şeylerden biri hazırlığın ertelenemeyeceğidir” Serhat Akbel, Kocaeli’nde gerçekleştirilen tatbikatın özellikle 17 Ağustos’un yıl dönümüne denk gelmesinin güçlü bir anlam taşıdığını ifade eden Serhat Akbel, “17 Ağustos’un bize öğrettiği en önemli şeylerden biri, afet hazırlığının afet olduktan sonra değil, afet olmadan önce yapılması gerektiğidir. Bugün Kocaeli’nde gerçekleştirdiğimiz bu tatbikatı da bu anlayışın bir parçası olarak görüyoruz. Bir enkaza girdiğimiz anda ne yapacağımızı düşünmek yerine, aylar ve yıllar öncesinden nasıl daha iyi bir ekip olabiliriz sorusunun cevabını arıyoruz” dedi. AKUT’un hedefinin yalnızca kendi kapasitesini geliştirmek olmadığını, Türkiye’nin uluslararası afet müdahale gücüne katkı sağlamak olduğunu da kaydeden Serhat Akbel, “Bizim hedefimiz, gerektiğinde Türkiye içinde çok güçlü bir müdahale gerçekleştirebilmek ve ihtiyaç olduğunda dünyanın herhangi bir noktasındaki büyük bir afete uluslararası standartlarda destek verebilecek kapasiteye ulaşmak. Bunu bir sivil toplum kuruluşu olarak gerçekleştirmek istiyoruz. Devletimizin afet yönetimindeki öncü ve koordinatör rolünün yanında, güçlü, uzmanlaşmış ve uluslararası standartlarda çalışan sivil toplum kapasitesinin de Türkiye’nin afet gücünü büyüteceğine inanıyoruz” diye konuştu. 36 saat boyunca gerçek bir uluslararası operasyon senaryosu Kocaeli’nde gerçekleştirilen tatbikatta ekipler, gerçek bir uluslararası afet müdahalesine mümkün olduğunca yakın koşullarda çalıştı. Tatbikatta; arama, keşif, teknik arama, kurtarma, medikal müdahale, enkaz güvenliği, haberleşme, lojistik, ekip yönetimi ve operasyonel koordinasyon süreçleri aynı anda işletildi. Uzun süreli görev koşullarında ise yalnızca kurtarma teknikleri değil; vardiya düzeni, personel devamlılığı, kaynak yönetimi, bilgi akışı, komuta-kontrol, lojistik sürdürülebilirlik ve değişen saha koşullarına uyum gibi başlıkların da önemli olduğu göz önünde bulundurularak bu anlamda da değerlendirmeler yapıldı. Hedef: 10 gün boyunca, 24 saat esasına göre operasyon yapabilmek AKUT, yürüttüğü hazırlık çalışmaları kapsamında afet bölgesinde 10 gün boyunca, 24 saat esasına göre operasyon sürdürebilecek bir uluslararası ağır sınıf ekip kapasitesi oluşturmayı hedefliyor. Planlanan kapasiteyle ekibin aynı anda iki ayrı enkaz sahasında kurtarma, iki ayrı enkaz sahasında ise arama, keşif ve değerlendirme faaliyetlerini yürütebilecek insan gücü, teknik ekipman, lojistik ve komuta-kontrol altyapısına sahip olması amaçlanıyor. Serhat Akbel, bu hedefin AKUT açısından uzun soluklu bir dönüşüm anlamına geldiğini kaydederek, “Burada ulaşmak istediğimiz nokta, afet bölgesine gidip kısa süreli bir operasyon yapmak değil. Gittiğimiz yerde kendi kendine yetebilen, personelini ve kaynaklarını yönetebilen, uzun süre görev yapabilen ve uluslararası standartlarda raporlama ve koordinasyon gerçekleştirebilen bir yapı oluşturmak. Bu nedenle bugün yaptığımız tatbikatı bir sonuç değil, bu uzun hazırlık sürecinin önemli kilometre taşlarından biri olarak görüyoruz” şeklinde konuştu. Hedef 2027’deki INSARAG sınıflandırması AKUT’un uluslararası ağır sınıf USAR kapasitesinin uluslararası düzeyde resmiyet kazanması açısından en önemli aşamalardan biri, Kasım 2027’de gerçekleştirilmesi planlanan INSARAG sınıflandırma sınavı olacak. Söz konusu sınavın başarıyla tamamlanması halinde AKUT, uluslararası ağır sınıf USAR ekip statüsünü resmen kazanmayı ve Türkiye’yi uluslararası afet müdahale kapasitesi açısından yeni bir seviyede temsil etmeyi hedefliyor. Serhat Akbel, bu sürecin AKUT için olduğu kadar Türkiye açısından da önemli olduğunu belirterek şunları söyledi: “2027’deki sınıflandırma sınavına yalnızca AKUT’un bir sınavı olarak bakmıyoruz. Bu, Türkiye’nin sivil toplum alanındaki afet müdahale kapasitesinin uluslararası standartlarda ortaya konulması açısından da önemli bir hedef. Biz bu sürecin sonunda yalnızca AKUT adına değil, Türkiye adına da gurur verici bir sonuç elde etmek istiyoruz. 17 Ağustos’un üzerinden 27 yıl geçti. O günün acısını unutmadan, o günden öğrendiklerimizi geleceğe taşıyarak çalışmak zorundayız. Bizim için en anlamlı anma biçimlerinden biri, yeni bir deprem olduğunda ‘keşke daha hazırlıklı olsaydık’ dememek. Bunun yolu da bugün, afet yokken çalışmaktan, tatbikat yapmaktan, standartlarımızı yükseltmekten ve kapasitemizi sürekli geliştirmekten geçiyor.” Afetlere hazır, yüksek müdahale kapasitesine sahip bir Türkiye AKUT Yönetim Kurulu Başkanı Serhat Akbel, “AKUT, afetlere hazır, yüksek müdahale kabiliyetine sahip bir Türkiye hedefi doğrultusunda; devletin öncülüğü ve koordinasyonu, milletin desteği ve Türkiye’nin güçlü yardımlaşma ve dayanışma kültürüyle çalışmalarını sürdürüyor. Ulusal ve uluslararası kapasitemizi geliştirmeye, gönüllülerinin bilgi ve becerilerini ileri seviyeye taşımaya ve Türkiye’nin afetlere karşı daha dirençli hale gelmesine katkı sunmaya devam edeceğiz” dedi. Tatbikatın temel amacının tek tek kurtarma tekniklerini uygulamanın ötesinde, bütünlüklü bir USAR sisteminin sahada çalışabilirliğini sınamak olduğunu ifade eden AKUT Tatbikatlar Birimi Sorumlusu Kaan Sabah ise, “Ağır sınıf bir USAR ekibi oluşturmak, yalnızca daha fazla ekipman veya daha fazla personel bulundurmak anlamına gelmiyor. Asıl mesele, tüm bu unsurların tek bir operasyonel sistem içerisinde, uzun süre boyunca kesintisiz ve güvenli biçimde çalışabilmesi. Bu tatbikatta da arama-kurtarma faaliyetlerinden lojistiğe, haberleşmeden komuta-kontrole kadar bütün sistemi birlikte test ediyoruz” dedi. Eren Aşkın, 36 saatlik kesintisiz senaryonun özellikle ekiplerin sürdürülebilirlik kapasitesini ölçmek açısından önem taşıdığını ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü: “Afetlerde ilk saatler bizler için çok önemli; ancak uluslararası ölçekte ağır sınıf bir müdahale ekibinden beklenti, yalnızca ilk saatlerde değil, günler boyunca aynı operasyonel disiplinle ve sürdürülebilirlikle çalışabilmesidir. Bu nedenle personel rotasyonu, vardiya planlaması, ekipman ve kaynakların yönetimi, bilgi akışının sürekliliği ve güvenli çalışma bizim için en az kurtarma faaliyetinin kendisi kadar önemli. Tatbikatta bunların tamamını gerçekçi senaryolar üzerinden değerlendiriyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ofis Kiralarında Yeni Rekor: Birincil Kiralar 52 Dolara Çıktı Haber

Ofis Kiralarında Yeni Rekor: Birincil Kiralar 52 Dolara Çıktı

2026’nın ikinci çeyreği itibarıyla birincil kiralar, geçen yılın aynı dönemine göre dolar bazında yüzde 13 artış göstererek 52 ABD doları/m²/ay seviyesine çıktı. Sınırlı birincil ofis arzı, düşük boşluk oranları ve nitelikli ofislere yönelik talep kira artışını destekleyen en önemli unsurlar oldu. Ofis pazarındaki bir diğer önemli sonuç ise yeni kiralama hacminde ortaya çıktı. Yılın ilk yarısındaki yeni kiralama hacmi, geçen yılın aynı dönemine göre metrekare bazında yüzde 57 artış gösterdi. Raporun sonuçları, perakendede deneyim odaklı yatırım ve yenilemenin önemini gözler önüne serdi. Dijital kanalların sağladığı hız ve kolaylık karşısında fiziksel mağazaların rolü; ürün deneyimi, kişiselleştirilmiş hizmet ve marka etkileşimi üzerinden yeniden tanımlanıyor. Sanayinin üzerinde ise artan maliyet baskısı, yüksek işletme giderleri ve küresel rekabet etkisini sürdürüyor. Yeni fabrika ve depo yatırımlarında yavaşlama gözlemlenirken; A sınıfı lojistik kiralama faaliyetlerinde ise yılın ilk yarısında toplam işlem hacmi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 17 gerileyerek 99 bin metrekare seviyesinde gerçekleşti. Cushman & Wakefield I TR International, 2026 yılının ilk yarısını kapsayan ve ekonomi, ofis, perakende, sanayi ve lojistik ile konut sektörlerindeki gelişmeleri incelediği ‘Gayrimenkul Pazarı Görünümü’ başlıklı raporunu yayınladı. ABD-İran savaşı, enerji arzına yönelik riskler ve korumacı ticaret politikalarıyla şekillenen yılın ilk yarısına ilişkin ekonomik görünümde; Türkiye’de dezenflasyon sürerken ekonomik dengelenme belirginleşti. Küresel ekonomilerde enflasyon görünümündeki belirsizlikler nedeniyle merkez bankaları temkinli duruşlarını korurken, küresel finansal koşulların yılın ikinci yarısında da sıkı seyretmesi bekleniyor. Ofis kiralarında yeni tarihi seviye Rapora göre, ticari gayrimenkulde kira seviyeleri yükselişini sürdürürken; yeni bir tarihi seviyeye ulaştı. 2026 yılının ikinci çeyreğinde birincil ofis kiraları yıllık bazda yüzde 13 artarak metrekare fiyatı 52 dolar olarak kaydedildi. Birincil kiralardaki 52 dolar seviyesinin değerlendirildiği raporda, “İstanbul’un en nitelikli ofis pazarlarında fiyatlama gücünün ve yukarı yönlü kira eğiliminin devam ettiğini ortaya koymuştur” denildi. TL bazında ise birincil kiralar metrekaresi aylık 2 bin 359 lira seviyesine ulaşarak geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 32.6 artış göstermiş oldu. İyi konum, modern ofis talebi çekiyor İstanbul’da en yüksek kira seviyesi 52 ABD doları/m²/ay ile Levent-Etiler bölgesinde kaydedildi. Bölgeyi 40 dolar ile Maslak, 35 dolar ile Esentepe-Gayrettepe-Zincirlikuyu ve Anadolu yakası izledi. Ankara’da birincil ofis kiraları 25 dolar, İzmir’de ise 22 dolar seviyesinde gerçekleşti. A sınıfı ofis piyasasındaki artan kiralama ivmesi, yeni kiralama işlemlerine yansıdı. Raporun sonuçları, yılın ilk yarısında toplam 86 bin 202 metrekare olan yeni kiralama işleminin; geçen yılın aynı dönemine göre metrekare bazında yüzde 57 artış gösterdiğini ortaya koydu. Veriler, nitelikli ofis alanlarına, özellikle iyi konumlanmış ve modern ofis binalarına yönelik güçlü talebin dirençli seyrettiğine işaret ediyor. Tüketicinin “lipstick effect” hareketi! Türkiye perakende pazarında yüksek operasyonel maliyetler ve satın alma gücü üzerindeki baskıya rağmen dayanıklı görünüm korundu. Markalar mağaza ağlarını hızla genişletmek yerine mevcut alanların verimliliğine odaklanırken; deneyim, sosyalleşme ve erişilebilir lüks tüketici eğilimlerinde öne çıktı. AVM metrekare verimlilik endeksinde kategori bazında en güçlü performans yüzde 60.6 ile ‘Kişisel Bakım ve Kozmetik’ sektöründe kaydedilirken; bu görünüm, tüketicilerin ekonomik belirsizlik dönemlerinde görece erişilebilir küçük lükslere yönelmesini ifade eden “lipstick effect” ile ilişkilendiriliyor. ‘Yiyecek & İçecek’ kategorisi ise yüzde 30.6 ile enflasyona en yakın büyümeyi gösterirken; buna karşın, ‘Hipermarket’ (%9.1) ve ‘Giyim’ (%15.6 ) kategorilerindeki artışlar daha sınırlı kaldı. ‘Ayakkabı’ kategorisi yüzde 0.4 oranında düşüşle gerileyen tek kategori oldu. Harcamalarda temkinli seyir Rapora göre yılın geri kalanında; eğlence, yeme - içme, kişisel bakım ve yaşam tarzı markalarının ağırlığını artıran; ortak alan deneyimini ve çok kanallı alışveriş altyapısını geliştiren perakende varlıklarının ziyaret süresi, doluluk, sürdürülebilir kira gelirleri ve varlık değerleri açısından pozitif ayrışması bekleniyor. Ana caddelerde ve birincil alışveriş merkezlerinde kira seviyeleri geçen yıl ile aynı seviyede gerçekleşti. Verilere göre, ana caddelerde birincil kiralar, metrekarede aylık en yüksek 250 dolar ile İstanbul’da kaydedilirken, onu 105 dolar ile Ankara ve 100 dolar ile İzmir izledi. Öte yandan, haziran ayında AVM ziyaretçi sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3.2 azalırken, ziyaretçi trafiğindeki yavaşlamanın tüketici harcamalarında temkinli seyrin sürdüğüne işaret ettiği değerlendirildi. Sanayide rekabetin yeni rotası Raporun Türk sanayisi için ortaya koyduğu gelişmeler; sanayi üzerindeki maliyet baskısının yanı sıra küresel rekabetin değişen dinamiklerine odaklanıyor. Raporda, Türkiye’nin küresel rekabette güçlü konumunu sürdürebilmesinin; düşük maliyetli üretim yarışından ziyade inovasyon, verimlilik ve markalaşma odaklı bir sanayi modelini hayata geçirmesine bağlı olacağına vurgu yapılıyor. Yeni fabrika ve depo yatırımlarında yavaşlama gözlemlenirken; A sınıfı lojistik kiralama faaliyetlerinde ise yılın ilk yarısında toplam işlem hacmi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 17 gerileyerek 99 bin metrekare seviyesinde gerçekleşti. Bu düşüşte yüksek finansman ve üretim maliyetleri, ekonomik belirsizlikler ile yatırım kararlarının ertelenmesi etkili oldu. Ayrıca kullanıcıların yeni kiralamalar yerine mevcut alanlarını daha verimli kullanmayı tercih etmesi de talebin yavaşlamasına neden olarak gösterildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çerkezköy’den Plovdiv’e Stratejik Hamle: Trakya Ticaret ve Lojistik Merkezi Masaya Yatırıldı Haber

Çerkezköy’den Plovdiv’e Stratejik Hamle: Trakya Ticaret ve Lojistik Merkezi Masaya Yatırıldı

Çerkezköy Ticaret ve Sanayi Odası heyeti, Bulgaristan temasları kapsamında Plovdiv Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Angel Hronev ile görüştü. Görüşmenin ana gündemini, Türk firmalarının Bulgaristan ve Avrupa pazarlarına erişimini kolaylaştırması hedeflenen Trakya Ticaret ve Lojistik Merkezi oluşturdu. Projenin ilerlemesinde Türkiye’nin Plovdiv Ticaret Ataşesi Armağan Al’ın yoğun girişimleri ve sağladığı koordinasyonun önemli rol oynadığı belirtildi. Çerkezköy Ticaret ve Sanayi Odası, Türkiye ile Bulgaristan arasındaki ticari ilişkileri geliştirmeye yönelik çalışmalarına Plovdiv’de devam etti. Çerkezköy TSO Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Çetin ve beraberindeki yönetim kurulu üyeleri, Bulgaristan programının ilk gününde Plovdiv Ticaret ve Sanayi Odasını ziyaret etti. Heyet, Plovdiv Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Angel Hronev ile gerçekleştirdiği görüşmede karşılıklı yatırım, ihracat, lojistik ve yeni iş bağlantıları konusunda değerlendirmelerde bulundu. Toplantının en önemli gündem maddesi, Çerkezköy TSO öncülüğünde Plovdiv’de hayata geçirilmesi planlanan Trakya Ticaret ve Lojistik Merkezi oldu. Türk firmalarının Avrupa’ya açılan yeni kapısı olacak Çerkezköy TSO heyeti, Trakya Ticaret ve Lojistik Merkezi’nin amacı, planlanan faaliyetleri ve bölge şirketlerine sunacağı imkânlar hakkında Plovdivli yetkililere bilgi verdi. Projenin, başta Trakya’daki sanayi kuruluşları olmak üzere Bulgaristan ve Avrupa pazarlarına açılmak isteyen Türk firmalarına operasyonel destek sağlaması hedefleniyor. Merkezin ihracatçı şirketlere lojistik, ticari bağlantı, pazar geliştirme ve yerel koordinasyon alanlarında yeni imkânlar sunması bekleniyor. Çerkezköy’ün güçlü sanayi altyapısı ile Plovdiv’in Balkanlar’daki stratejik konumunu bir araya getirecek proje, yalnızca bir lojistik merkez olarak değil, Türkiye ile Bulgaristan iş dünyası arasında kalıcı bir ticaret köprüsü olarak konumlandırılıyor. Görüşmede merkezin faaliyete geçmesinin ardından bölge firmalarının ihracat süreçlerine sağlayacağı katkılar ve ulaşılması hedeflenen ticaret hacmi de ele alındı. Projenin sınır ötesi ticarette karşılaşılan operasyonel zorlukları azaltabileceği ve yeni iş birliklerinin kurulmasını hızlandırabileceği değerlendirildi. Plovdiv’in konumu projeye stratejik değer katıyor Bulgaristan’ın önemli üretim, lojistik ve ticaret merkezlerinden biri olan Plovdiv, Türkiye’den Avrupa’ya uzanan güzergâh üzerindeki konumuyla dikkati çekiyor. Kentin kara yolu ve demir yolu bağlantıları, Trakya Ticaret ve Lojistik Merkezi projesini bölgesel ölçekte önemli hale getiriyor. Merkezin faaliyete geçmesiyle Çerkezköy ve çevresindeki üreticilerin Bulgaristan pazarındaki görünürlüğünün artırılması, yerel firmalarla doğrudan bağlantı kurulması ve Avrupa’ya yönelik ihracat operasyonlarının güçlendirilmesi amaçlanıyor. Projenin aynı zamanda Bulgar şirketlerinin Türkiye’deki tedarikçiler ve yatırım fırsatlarıyla daha kolay buluşmasına katkı sunması bekleniyor. Böylece merkezin tek yönlü değil, iki ülke iş dünyasına da hizmet eden bir yapıya kavuşması hedefleniyor. Armağan Al’ın yoğun çabası projeye ivme kazandırdı Trakya Ticaret ve Lojistik Merkezi’nin Plovdiv’de karşılık bulmasında ve ilgili kurumlar arasında gerekli temasların kurulmasında, Türkiye’nin Plovdiv Ticaret Ataşesi Armağan Al’ın çalışmaları önemli rol oynadı. Projenin fikir aşamasından kurumsal görüşmelere taşınmasına kadar yürütülen süreçte yoğun çaba gösteren Al, Türk ve Bulgar iş dünyası temsilcileri arasındaki iletişimin güçlendirilmesine katkı sundu. Yerel kurumlarla bağlantıların kurulması, yatırım ortamının doğru değerlendirilmesi ve projenin iki ülkenin ortak çıkarları üzerinden anlatılması noktasında sağlanan koordinasyon, merkezin hayata geçirilme çalışmalarına ivme kazandırdı. Armağan Al’ın sahadaki etkin yaklaşımı, ticaret müşavirliği ve ataşeliklerinin yalnızca firmalara bilgi sunan yapılar olmadığını; doğru projelerin geliştirilmesi ve kamu ile özel sektör arasında güvene dayalı ilişkilerin kurulmasında da belirleyici görev üstlenebileceğini ortaya koydu. Trakya Ticaret ve Lojistik Merkezi’nin ilerleyen aşamalarında da Plovdiv Ticaret Ataşeliğinin kurumsal rehberliği ve yerel iş dünyasıyla oluşturduğu iletişim ağının projenin başarısı bakımından önemli olması bekleniyor. Plovdiv iş dünyasına Çerkezköy Endüstriyel Fuarı daveti Görüşmede, 2026 yılında 10’uncu kez düzenlenecek Çerkezköy Endüstriyel Fuarı da gündeme geldi. Çerkezköy TSO heyeti, 9-10-11 Eylül tarihlerinde gerçekleştirilecek organizasyon hakkında Plovdiv Ticaret ve Sanayi Odası yetkililerine bilgi verdi. Plovdiv iş dünyası, fuara katılarak Trakya’daki sanayi kuruluşlarıyla doğrudan görüşmeye ve yeni ticari bağlantılar kurmaya davet edildi. Bulgar şirketlerinin fuara katılımının, iki kent arasındaki ekonomik ilişkilerin somut iş birliklerine dönüşmesine katkı sağlayabileceği ifade edildi. Çerkezköy Endüstriyel Fuarı’nın makine, otomotiv yan sanayi, elektrik-elektronik, enerji, lojistik ve üretim teknolojileri başta olmak üzere farklı sektörlerden firmaları bir araya getirmesi bekleniyor. Çerkezköy-Plovdiv hattında yeni iş birlikleri hedefleniyor Çerkezköy TSO’nun Bulgaristan temaslarının ilk günü; karşılıklı ticaret olanakları, yatırım fırsatları ve yeni iş bağlantıları üzerine gerçekleştirilen görüşmelerle tamamlandı. Tarafların önümüzdeki dönemde kurumlar arası iletişimi sürdürmesi ve Trakya Ticaret ve Lojistik Merkezi’nin hayata geçirilmesine yönelik teknik çalışmaların ilerletilmesi bekleniyor. Projenin planlandığı şekilde uygulanması halinde Çerkezköy ile Plovdiv arasında daha güçlü bir ticaret koridoru oluşabileceği, Türk firmalarının Bulgaristan ve Avrupa pazarlarındaki hareket kabiliyetinin artabileceği değerlendiriliyor.

Badem Pınarı’ndan Premium Segmente Yeni Hamle Haber

Badem Pınarı’ndan Premium Segmente Yeni Hamle

Badem Pınarı, artan üretim kapasitesini yeni ürün gruplarıyla desteklerken, Premium serisiyle üst segmente yönelik yeni bir adım attı. 0,40 litre ve 0,80 litre olmak üzere iki farklı hacimde geliştirilen seri, özellikle ince ve uzun formuyla öne çıkan 0,80 litrelik şişesiyle estetik görünümü ergonomik kullanım deneyimiyle buluşturuyor. Kolay kavranabilen tasarımıyla dikkat çeken seri, Badem Pınarı'nın klasik ürün gamından ayrışan yeni premium yüzünü temsil ediyor. PREMIUM SEGMENTTE ODAĞIMIZ KULLANICI DENEYİMİ Premium segmentte tüketici beklentilerinin yalnızca ürün kalitesiyle sınırlı olmadığını belirten Badem Pınarı Yönetim Kurulu Üyesi Kaan Badem: "Bugün tüketici kaliteli bir ürünün yanı sıra tasarıma, kullanım kolaylığına ve kendisine sunulan toplam deneyime de önem veriyor. Biz de Premium serimizi geliştirirken kullanıcı deneyimini odağımıza aldık. Ergonomik şişe tasarımından kullanım kolaylığına kadar her detayı bu anlayışla ele aldık. Badem Pınarı büyüdükçe ürün portföyümüzü de tüketicilerin değişen beklentileri doğrultusunda geliştirmeye devam edeceğiz" dedi. BADEM PINARI HAKKINDA Badem Pınarı, Kırşehir’de faaliyet gösteren ve Türkiye’nin önde gelen doğal kaynak suyu markaları arasında yer alıyor. Üretim, lojistik ve enerji altyapısına yaptığı yatırımlarla büyümesini sürdürürken; verimlilik, kalite ve sürdürülebilirliği odağına alan bir üretim anlayışı benimsiyor. Güçlü üretim altyapısı, yaygın dağıtım ağı ve ihracat faaliyetleriyle hem yurt içinde hem de uluslararası pazarlarda büyümesini sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tekfen'de OYAK Dönemiyle Güçlü Bir Başlangıç Haber

Tekfen'de OYAK Dönemiyle Güçlü Bir Başlangıç

Tekfen Holding, çoğunluk hisselerinin OYAK hâkim ortaklığındaki ON Investment B.V.'ye devrinin ardından belirlediği uzun vadeli büyüme, dönüşüm ve değer yaratma hedefleri doğrultusunda ilk adımını atarak üst yönetimde önemli bir görev değişimine gitti. Geçen hafta gerçekleştirilen Yönetim Kurulu toplantısında alınan karara istinaden, Ekim 2025 tarihinden bu yana CEO olarak görev yapan Namık Ülke’nin yerine, grubun yakından tanıdığı tecrübeli bir isim olan Levent Kafkaslı görevlendirildi. Tekfen, aynı zamanda yeni dönemin ilk büyük operasyonel başarısına da imza attı. Tekfen İnşaat’ın Fernas İnşaat iş ortaklığıyla katıldığı Pursaklar-Esenboğa Raylı Sistem Hattı İnşaat ve Elektromekanik Sistemler Temin, Montaj ve İşletmeye Alma İşi ihalesini 54,4 milyar TL (KDV hariç) teklifle kazandı. 70 Yıllık Birikimi Geleceğe Taşıyacak Güçlü Liderlik OYAK Genel Müdürü ve Tekfen Holding Yönetim Kurulu Başkanı Murat Yalçıntaş, Tekfen’in 70 yıllık tecrübesiyle OYAK’ın değer yaratma vizyonunun birleşmesinden doğan gücü ve yeni dönem hedeflerini açıkladı. Yeni dönemde insan kaynağına, kurum kültürüne ve operasyonel disipline odaklanacaklarını belirten Yalçıntaş şunları söyledi: “Tekfen Holding; uluslararası mühendislik tecrübesi, tarımsal sanayideki liderliği ve farklı alanlardaki faaliyetleriyle ülkemizin en değerli kurumlarındandır. En büyük gücümüz ise nitelikli çalışanlarımız, köklü sanayi tecrübemiz ve güvene dayalı kurum kültürümüzdür. Bu vizyonla ve kurumumuzun yapısını çok iyi bilen bir isimle yola devam ediyoruz. Kariyerine 1990’da Tekfen İnşaat’ta başlayan, bugüne kadar birçok ülkede dev projeleri yöneten ve üst düzey görevlerde bulunan Sayın Levent Kafkaslı’yı Grup Şirketler Başkanı olarak atadık. Sayın Kafkaslı liderliğindeki yeni dönemde yönetim anlayışımız; tüm ortaklarımızın ve paydaşlarımızın haklarını gözeten, şeffaf, hesap verebilir ve Tekfen’in uzun vadeli çıkarlarını merkeze alan bir yapıda olacaktır. Tekfen Tarımsal Sanayi Grubu'nun üretim, lojistik ve serbest bölge imkanlarının; OYAK'ın tarım, lojistik ve enerji alanlarındaki gücüyle birleşerek çok verimli iş birlikleri yaratacağına inanıyoruz. Sahadaki tesislerimizden projelerimize kadar tüm çalışma arkadaşlarımızla doğrudan iletişim kuracağız. Şirketimizin mevcut gücünü daha da büyüterek çok daha hızlı, bütüncül ve sonuç odaklı bir Tekfen inşa edeceğiz.” 54,4 Milyar TL’lik Dev Proje ile Güçlü Başlangıç Yeni dönemin ilk büyük başarısını Pursaklar-Esenboğa Raylı Sistem Hattı ihalesini kazanarak elde ettiklerini vurgulayan Yalçıntaş sözlerine şöyle devam etti: “Tekfen İnşaat ve Fernas İnşaat ortaklığının kazandığı bu önemli ihale, yurt dışındaki proje başarılarımızı yurt içine taşıma hedefimiz için büyük bir dönüm noktasıdır. 54,4 milyar TL’lik bu dev proje, güçlü ortaklık yapımızın ve stratejik vizyonumuzun ne kadar somut sonuçlar verebildiğinin ilk önemli kanıtıdır.” Ortak Değer Yaratmaya Odaklı Stratejik Birliktelik Tekfen Holding ve OYAK ortaklığının yaratacağı güçlü sinerjiye de değinen Yalçıntaş, şu değerlendirmelerde bulundu: “Devir sürecinin tamamlanmasıyla hisselerimizde görülen yaklaşık %40’lık artış, yatırımcılarımızın başlattığımız bu stratejik dönüşüme duyduğu güveni gösteriyor. Operasyonel disiplini artırarak, kaynaklarımızı doğru kullanarak ve elimizdeki varlıkları en verimli şekilde değerlendirerek Tekfen Holding’i hedeflediğimiz kârlılık seviyelerine ulaştıracağız. Bu ortaklık, sadece bir hisse devri değil; tarım, sanayi, mühendislik, enerji ve lojistik alanlarındaki gücümüzü tamamlayan, 2030 Vizyonumuza uygun uzun vadeli stratejik bir birlikteliktir. OYAK’ın güçlü finansal yapısı ve sermaye disiplini ile Tekfen Holding’in varlık kalitesi ve uluslararası proje deneyimi bir araya gelerek, her iki kurum için de eşsiz bir potansiyel yaratıyor. Birbirini tamamlayan bu iki köklü yapının birleşmesiyle; sürdürülebilir büyümeyi yakalamayı, küresel rekabet gücümüzü artırmayı ve yatırımcılarımız dahil tüm paydaşlarımız için en yüksek değeri üretmeyi hedefliyoruz.” Levent Kafkaslı Hakkında 1987 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’nden mezun olan Levent Kafkaslı, İstanbul Üniversitesi Yapı İşletimi Bölümü’nde yüksek lisansını tamamlamıştır. Kariyerine 1990 yılında Tekfen İnşaat bünyesinde Suudi Arabistan’da saha mühendisi olarak başlayan Kafkaslı; Azerbaycan, Kazakistan ve Hazar Bölgesi’ndeki önemli projelerde üst düzey yöneticilik yapmıştır. 2013-2019 yılları arasında Tekfen İnşaat ve Tesisat A.Ş. Genel Müdürü olarak görev yapmış, 2019-2022 yılları arasında ise Tekfen Holding bünyesinde Taahhüt Grubu Başkanı ve Başkan Yardımcılığı gibi üst düzey yönetim kademelerinde bulunmuştur. 2022 yılında Gap İnşaat A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi olarak seçilen Kafkaslı, 2023 yılı itibarıyla ise bu görevinin yanı sıra şirketin Genel Müdürü (CEO) olarak da atanmıştır. Türkiye İnşaat Sanayicileri İşveren Sendikası Yönetim Kurulu Üyesi olarak Türk inşaat sektörünün gelişimine ve sendikal faaliyetlerine katkıda bulunan Kafkaslı, geçmiş dönemlerde Uluslararası Boru Hatları ve Deniz Yapıları Müteahhitleri Birliği’nde (IPLOCA) Yönetim Kurulu Üyeliği görevinde de bulunmuştur. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

DHL Group, Büyüme Fırsatlarını Değerlendirerek İkinci Çeyrekte Gelir ve Kârlılığını Önemli Ölçüde Artırdı Haber

DHL Group, Büyüme Fırsatlarını Değerlendirerek İkinci Çeyrekte Gelir ve Kârlılığını Önemli Ölçüde Artırdı

2026 yılının ikinci çeyreğinde elde edilen olumlu kârlılık ivmesini yansıtan şekilde Grup, temmuz ayında ön sonuçların açıklanmasıyla birlikte 2026 mali yılı için faaliyet kârı (EBIT) öngörüsünü 6,5 milyar Euro’nun üzerine yükseltti (önceki öngörü: 6,2 milyar Euro’nun üzerinde). Gelir artışının temelinde DHL Express’te taşınan gönderi ağırlığındaki artış, uluslararası hava taşımacılığı pazarındaki kapasite kısıtları ve artan yakıt maliyetlerinin fiyatlara yansıtılması yer aldı. Disiplinli getiri/fiyatlama ve kapasite yönetiminin yanı sıra “Fit for Growth” programı kapsamında gerçekleştirilen yapısal maliyet iyileştirmeleri, kârlılık artışını destekledi. Giderek daha karmaşık hale gelen ortamda, küresel tedarik zincirlerinin güvenli ve verimli şekilde yönetilmesi daha da önemli hale geliyor. Jeopolitik gerilimler ve değişen ticaret akışlarıyla karşı karşıya kalan daha fazla şirket, tedarik zincirlerini yeniden yapılandırıyor ve dayanıklılık, esneklik ve güvenilirliğe odaklanıyor. DHL Group, küresel ölçekte entegre ağı ve yerel pazar uzmanlığı sayesinde müşterilerinin küresel ticaretteki değişimlere çevik şekilde yanıt vermelerine ve daha dayanıklı tedarik zincirleri oluşturmalarına destek oluyor. DHL Group CEO’su Tobias Meyer, “İkinci çeyrekte elde ettiğimiz güçlü gelir ve kârlılık performansı, stratejik adımlarımızın istikrarlı şekilde uygulanmasının sonuç verdiğini gösteriyor. Daha yüksek verimlilik ve üretkenlik, küresel ağımızın gücüyle birleşerek büyüme fırsatlarından yararlanmamızı ve gelir artışını daha güçlü bir kârlılık artışına dönüştürmemizi sağlıyor. Jeopolitik gerilimler ve değişen ticaret akışlarının şekillendirmeye devam ettiği bir ortamda müşterilerimiz, küresel varlığımızdan, yerel uzmanlığımızdan ve operasyonel esnekliğimizden faydalanıyor. Bu sayede tedarik zincirlerini değişen pazar koşullarına uyarlamalarına destek olurken, zorlu koşullarda dahi güvenilir lojistik hizmetleri sunmaya devam ediyoruz” dedi. Serbest nakit akışı (birleşme ve satın almalar hariç) ikinci çeyrekte 569 milyon Euro olarak gerçekleşti (2. çeyrek 2025: 329 milyon Euro). Güçlü işletme büyümesi ek bir işletme sermayesi çıkışına yol açarken, Haziran ayındaki nakit akışı ABD tarife önlemlerine (IEEPA) ilişkin iadelerden olumlu etkilendi. İlgili tutarlar müşterilere mümkün olan en kısa sürede aktarılıyor. Yılın ilk yarısında serbest nakit akışı (birleşme ve satın almalar hariç) 1,8 milyar Euro’ya yükseldi (1. yarıyıl 2025: 1,1 milyar Euro). Kontrol gücü olmayan paylar sonrası konsolide net kâr, ikinci çeyrekte geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 23,9 artarak 1,0 milyar Euro’ya ulaştı. Hisse başına temel kazanç ise 2025'in ikinci çeyreğindeki 0,72 Euro’dan yüzde 26,9 artışla 0,91 Euro oldu. Sürdürülebilir Büyümeye Yönelik Yatırımlar DHL Group, ağının gücünü ve kalitesini artırmaya yönelik yatırımlarını sürdürüyor. Yılın ilk yarısında edinilen varlıklara ilişkin sermaye harcamaları (capex), 1,3 milyar Euro olarak gerçekleşti ve önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 25 arttı. Böylece Grup, Strateji 2030’un uygulanmasını sürdürürken uzun vadeli büyümenin temelini güçlendiriyor. Değişen müşteri ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla şirket, dijitalleşme, otomasyon ve lojistik altyapısının modernizasyonuna yatırım yapmaya devam ediyor. Bu yatırımlar arasında küresel Express filosunun modernizasyonu, otomatik depolama ve ayrıştırma çözümleri ile kalite ve verimliliği daha da artırmak üzere tasarlanan dijital uygulamalar yer alıyor. Buna ek olarak DHL Group; Yaşam Bilimleri ve Sağlık, Yeni Enerji ve Veri Merkezi Lojistiği gibi stratejik büyüme alanlarındaki kapasitesini artırmaya devam ediyor. Örneğin Grup; Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Krallık, Singapur ve Güney Kore'deki Yaşam Bilimleri ve Sağlık ağını genişletiyor, Hollanda'da yeni bir batarya lojistiği merkezine yatırım yapıyor ve Asya-Pasifik bölgesinde de veri merkezi lojistiği yetkinliklerini güçlendiriyor. DHL Group bu yatırımlarla, özelleştirilmiş lojistik çözümlerine yönelik artan talebe yanıt verirken, hızlı büyüyen ve giderek daha karmaşık hale gelen sektörlerdeki müşterilerinin kritik tedarik zincirlerini güvenli, dayanıklı ve verimli bir şekilde yönetmelerine yardımcı oluyor. Öngörüler Yukarı Yönlü Revize Edildi; Hisse Geri Alım Programı Artırıldı ve Uzatıldı Yılın ilk yarısındaki güçlü iş performansını yansıtan şekilde DHL Group, 7 Temmuz tarihinde 2026 yılına ilişkin öngörülerini yukarı yönlü revize etti ve faaliyet kârının (EBIT) 6,5 milyar Euro’nun üzerinde gerçekleşmesini beklediğini açıkladı (önceki öngörü: 6,2 milyar Euro’nun üzerinde). DHL bölümlerinin EBIT’inin 5,9 milyar Euro’nun üzerinde gerçekleşmesi bekleniyor. Post & Parcel Germany için 900 milyon Euro’nun üzerinde EBIT ve Grup Fonksiyonları için yaklaşık eksi 400 milyon Euro seviyesindeki öngörüler ise değişmedi. Grup ayrıca yaklaşık 3,0 milyar Euro serbest nakit akışı (birleşme ve satın almalar hariç) beklentisini teyit etti. Buna ek olarak Yönetim Kurulu, 2022 yılında başlatılan Grup hisse geri alım programının tutarını 500 milyon Euro artırarak 6,5 milyar Euro’ya kadar yükseltme ve programın süresini 2027 sonuna kadar uzatma kararı aldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.