Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Lojistik Sektörü

Kapsül Haber Ajansı - Lojistik Sektörü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Lojistik Sektörü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkel: Hedefimiz 5 Yıl İçinde Yerli Firmalar Arasında Sektörde İlk 5’e Girmek Haber

Türkel: Hedefimiz 5 Yıl İçinde Yerli Firmalar Arasında Sektörde İlk 5’e Girmek

Lojistik sektörü, 2026 yılında “veri, yapay zeka, otomasyon” ile “sürdürülebilirlik ve intermodal” olarak ifade edilen iki ana trend üzerinde şekillenecek görünüyor. Her iki alanda da şimdiden “sahada” olan Sürat Lojistik, 2026 ve sonrası için güçlü hedefleri ile yoluna devam ediyor. 2025 yılı içinde yatırımlarını depolama ve dağıtım altyapısı, dijitalleşme ve otomasyon, intermodal hatların güçlendirilmesi, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik alanlarında yoğunlaştırdıklarını ifade eden Sürat Lojistik Genel Müdürü Tarkan Türkel, “Bugün geldiğimiz noktada; ciro ve hacim bazında Türk menşeli lojistik firmalar içinde ilk 10’da olduğumuzu ön görüyoruz. Hedef tarafında iki çıpamız var; 5 yıl içinde yerli firmalar arasında ilk 5, global oyuncuların da olduğu ölçekte ilk 10’a girmek” diyerek sözlerine şöyle devam etti: “Sürat Lojistik olarak 2026 yılı sonu için hedefimiz ise operasyonel kapasite artışı, dijitalleşme ve otomasyon, Avrupa’da doğrudan yapılanma, intermodal hatların güçlendirilmesi, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik diye sıralayabilirim. Yatırım tarafında dijital ve otomasyon yatırımları 2026 sermaye planımızda en büyük paya sahip olacak. Yıl içinde Avrupa’da doğrudan yapılanma için adımlar atmayı da planlıyoruz. İlk odağımız Doğu Avrupa ve özellikle Polonya-Romanya hattı. Polonya’yı Avrupa’ya açılan kapı olarak görüyoruz; Romanya ise Türk şirketlerinin güçlü karşılık bulduğu bir pazar. Ancak aceleci değiliz, önce ticaretimizin o pazarlarda konsolide şekilde büyümesini istiyoruz. Baktığımızda 2026’da iki ana trendin olacağını görüyoruz. İlki; veri, yapay zekâ, otomasyon. Bu tahmin, rota, kapasite, fiyatlama kararlarının algoritmalarla güçlenmesi demek. İkincisi ise sürdürülebilirlik ve intermodal. Yani karbonu ölçen, azaltan, raporlayan, modlar arası entegre çalışan ağlar öne çıkacak. Biz bu iki eksende hazır olmaktan öte, zaten sahada uygulayan taraftayız.” “OPERASYONEL KABİLİYETİMİZİ GENİŞLETİRKEN AYNI ANDA DİJİTAL OMURGAYI KURDUK” 2025 yılında sektörde hız kadar öngörülebilirlik ve maliyet yönetimi sınavının öne çıktığını yakıt, işçilik ve kapasite maliyetlerinin şirketleri daha verimli çalışmaya ittiğini belirten Türkel, bu ortamda farkı, veriyi doğru kullanan, ağı doğru kuran ve sürdürülebilirliği işin merkezine koyan oyuncuların yarattığına işaret etti. Türkel, “Biz de tam bu nedenle 2025’te odağımızı veriyle yönetilen operasyon, intermodal ve uçtan uca görünürlük ekseninde büyüttük” değerlendirmesinde bulundu. Sürat Lojistik için 2025’in ölçeği büyütürken sistem kurma yılı olduğunu kaydeden Türkel, “Operasyon kabiliyetimizi genişletirken aynı anda dijital omurgayı kurduk; yani işi sadece büyütmedik, yönetilebilir hale getirdik” diyerek şunları söyledi: “Türkiye’de 81 ile yaygın hizmet yapımızı güçlendirdik, depolama ve dağıtım yatırımlarımızı hızlandırdık; talebe göre yeni depo alanları için de çalışıyoruz. Operasyon tarafında ayrıca; dökme yük operasyonları, soğuk zincir, intermodal ve Avrupa ekspres hatları gibi çok modlu yapıyı daha entegre çalıştırdık. 2025’in ilk yarısında tonaj bazında iki katın üzerinde büyüme kaydettik; bu ivmenin arkasında kadro, operasyon disiplini ve dijitalleşme var. Ayrıca yılın ilk altı ayında iş hacmi ve ciroda da geçen yılın aynı dönemine göre iki katın üzerinde büyüme gerçekleştirdik.” “SİSTEM; TRAFİK, HAVA DURUMU VE HAT YOĞUNLUĞUNA GÖRE KENDİNİ GÜNCELLİYOR” Müşteri deneyiminde en büyük farkı görünürlük ve dinamik planlamada yarattıklarını belirten Tarkan Türkel, rota planlama, yük optimizasyonu, filo takibi ve müşteri görünürlüğünü tek platformdan yönettiklerini, bu sayede hem hız kazandıklarını hem de hata oranlarını düşürüp teslimat sürelerini kısalttıklarını kaydetti. Sürat Lojistik’i bugün bulunduğu noktaya taşıyan en büyük gücü, “doğru kadro, operasyonel disiplin ve dijitalleşme” olarak özetleyen Türkel, “Biz şirketin temel yapı taşlarını yani sistemler, süreçler ve ekibi sıfırdan kurduk. Hiyerarşiden çok sorumluluğa dayalı, hızlı karar alan bir kültür inşa ettik. Dijitalleşme ve otomasyon sahada karşılığı çok somut oldu. “Hangi gün, hangi bölgede, ne kadar taşıma olacak” gibi kararları algoritmalar önden hesaplıyor; biz de kapasiteyi, rotayı, yakıtı buna göre yönetiyoruz. Özetle: sezgiyle değil, sayılarla hareket ediyoruz; sistem trafik, hava durumu, hat yoğunluğu gibi etkenlere göre kendini güncelliyor” ifadesini kullandı.

Lojistik Planlama ve Teknoloji, E- Ticaretteki Büyümenin En Önemli Destekçisi Haber

Lojistik Planlama ve Teknoloji, E- Ticaretteki Büyümenin En Önemli Destekçisi

İş ortaklarına yenilikçi ve kişiselleştirilmiş lojistik çözümler sunan Akca Lojistik, Kasım ayında geçen yılın aynı dönemine göre sipariş adedinde %80’lik artış kaydetti. Akca Lojistik Genel Müdürü Enes Akça, “Bugün e-ticaretin genel ticaret içindeki payının yaklaşık %20 seviyelerine gelmiş olması, bu alanın artık çok daha planlı ve güçlü altyapılarla ele alınmasını zorunlu kılıyor.” dedi. Türkiye’de ve dünyada tüketici alışveriş alışkanlıklarının hızla dijitalleşmesiyle artık ticarette tüm süreçler dönüşüyor. Bu dönüşümde e-ticaret artık Türkiye ekonomisinde büyümenin önemli itici güçlerinden biri olarak konumlanıyor. Resmi verilere göre, 2024 yılı sonunda Türkiye’de e-ticaret hacmi toplamda 3 trilyon TL’ye ulaşırken, bu toplam büyüklükte perakende ticaretin payı ise 1,6 trilyon TL’ye gelmiş durumda. Türkiye’de internet üzerinden mal ve hizmet siparişi verenlerin oranı 2024 yılında %51,7 iken, 2025’te bu oran yaklaşık %8’lik büyüme ile %55,7’ye yükseldi. Bu artış eğiliminin önümüzdeki dönemde de devam etmesi bekleniyor. Akca Lojistik, tüketicinin hız ve kolaylık beklentisini dijital çözümlerle karşılıyor İş ortaklarına yenilikçi ve kişiselleştirilmiş lojistik çözümler sunan Akca Lojistik ise müşterilerinin online siparişlerini uçtan uca yöneten hizmet modeliyle 2025’te dikkat çekici bir ivme yakaladı ve 2024 yılının tüm sipariş hacmine 2025’in Eylül ayında ulaştı. Toplam sipariş adedi ise 2025’in tamamında %55 arttı. Özel kampanya dönemlerinin etkisiyle Kasım ayı ise bu yıl da e-ticaretin en yoğun dönemi olmaya devam etti. Akca Lojistik Kasım ayında geçen yılın aynı dönemine göre sipariş adetlerinde %80’lik bir artış kaydetti. Akca Lojistik’in e-ticaret operasyonu yürüttüğü sektörler baz alındığında Türkiye genelinde e-ticaret platformlarından en fazla sipariş verilen il İstanbul oldu. E-ticaretin büyümesi, lojistikte rekabetin çerçevesini yeniden şekillendiriyor Akca Lojistik Genel Müdürü Enes Akça, e-ticarette ulaşılan büyüklüğün lojistik sektörü açısından yeni bir çerçeve oluşturduğunu belirterek şu değerlendirmelerde bulundu: “E-ticaret, Türkiye ekonomisi içinde her geçen yıl payını artırarak, ticaretin geneline etki eden yapısal bir ölçeğe ulaşıyor. Bugün e-ticaretin genel ticaret içindeki payının yaklaşık %20 seviyelerine gelmiş olması, bu alanın dijital altyapıdan insan kaynağına, teknolojiden operasyonel kapasiteye kadar uzun vadeli ve sürdürülebilir bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini açıkça ortaya koyuyor. Ölçek büyüdükçe rekabetin doğası da değişiyor. Firmalar için fark yaratan unsur yalnızca fiyat değil, artan sipariş hacminin, işlerini emanet ettikleri lojistik hizmet sağlayıcısı tarafından ne kadar hızlı, ne kadar izlenebilir ve ne kadar sorunsuz yönetildiği oluyor. Çünkü e-ticaret operasyonlarını taşıyan lojistik altyapı, doğrudan müşteri deneyimini ve marka algısını etkileyen önemli bir unsur konumunda. Akca Lojistik olarak, operasyonlarımızı bu sorumluluğun da bilinciyle yönetiyoruz. İş ortaklarımızın lojistik süreçlerine uçtan uca destek oluyor; filo ağımızdaki çeşitli boyutlardaki araçlarımızla mikro dağıtım alanında son kullanıcıya kadar uzanan teslimatları hızlı ve sorunsuz bir şekilde gerçekleştiriyoruz. Perakende ve e-ticaret operasyonlarını da kapsayan bu hizmet yapısını, birbirine entegre çalışan WMS ve TMS altyapılarımız ile anlık olarak izliyor ve raporlanabilir hale getiriyoruz.”

Risk Değil, Rota: Yalın Yüregil ile Türkiye'den Avrupa'ya Güvenle Açılmanın Formülü Haber

Risk Değil, Rota: Yalın Yüregil ile Türkiye'den Avrupa'ya Güvenle Açılmanın Formülü

Prag merkezli YeYe Agency'nin Kurucusu ve CEO'su Yalın Yüregil, "Türk şirketlerini Avrupa pazarına güvenle taşımak" misyonuyla çıktığı yolda, özellikle lojistik sektöründe nasıl vazgeçilmez bir stratejik partner haline geldiğini anlattı. İşte o keyifli röportajla sizleri baş başa bırakıyoruz... Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Ben Yalın Yüregil. Prag merkezli YeYe Agency’nin kurucusu ve CEO’suyum; işim, Türk şirketlerini Avrupa pazarına güvenle ve sistemli şekilde taşımak. Özellikle lojistik, üretim ve hizmet sektörlerinde; şirket kuruluşu, lisanslar, back-office yönetimi ve iş geliştirme tarafında çalışıyorum. Çek-Türk Ortak Ticaret Odası Başkanı ve DTİK / DEİK ekosisteminde aktif bir temsilci olarak Türkiye–Çekya hattında köprü kuruyorum. Bir de hayatımda çok önemli başka bir rolüm var: Efe’nin babasıyım. Kariyerinizde bugünlere gelene kadar hangi önemli dönüm noktalarını yaşadınız? Kariyerimin ilk yıllarında POS Media’da çalışırken Kiev, İstanbul, Münih ve Moskova’da ofis açmaktan sorumluydum; bu dönem bana “yeni bir ülkede sıfırdan iş kurma” disiplinini öğretti. 2014’te YeYe Agency’yi kurmam ise ikinci büyük kırılma noktasıydı; odak noktamı tamamen “şirketleri yeni pazarlara taşımaya” çevirdim. Son yıllarda lojistik sektörünü stratejik öncelik haline getirmemiz ve Çekya’yı bir merkez ülke olarak konumlandırmamız hem YeYe’nin hem de benim hikâyemde yeni bir faz başlattı. Sizin için 'başarı'yı tanımlar mısınız? Sizi diğerlerinden farklı kılan ve başarınızı sağlayan kişisel stratejiler neler? Benim için başarı; karmaşık görünen bir süreci, müşterim için öngörülebilir ve tekrarlanabilir hale getirebilmektir. Türkiye’den Avrupa’ya açılmak birçok iş insanının gözünde “risk”tir; biz o riski iyi tasarlanmış bir “rota”ya dönüştürebildiğimizde kendimi başarılı sayıyorum. Kişisel stratejim üç kelimeye indirgenebilir: Planla, Uygula, Büyüt. Önce fotoğrafı net çizerim, sonra sahada bizzat uygulamaya girerim, ardından sistemi ölçekleyip ekiplerime devrederim. Kısa vadeli fırsatların değil, uzun vadeli ilişkilerin peşinden gitmeyi tercih ediyorum. Başarıya giden yolda karşılaştığınız en büyük zorluk neydi ve bunu nasıl aştınız? En büyük zorluk, farklı ülkelerde iş yaparken mevzuat, kültür ve güven üçgenini aynı anda yönetmekti. Her ülkede yeniden “sıfırdan tanınmak” ve doğru insanlarla çalışmak zaman alıyor. Bunu, rastlantıya bırakmak yerine sistemle aşmaya çalıştım: Her yeni pazarda önce güçlü yerel ortaklar ve kurumlarla (ticaret odaları, dernekler, kamu temsilcileri) sağlam ilişkiler kurdum, sonra müşteri projelerini bu ağın üzerine inşa ettim. Bugün YeYe’nin lojistikte güçlü olmasının sebebi, bu uzun vadeli ağ inşasıdır. Bugün, sizin konumunuza ulaşmak isteyen birisi için en kritik öneriniz ne olurdu? Öncelikle “her şeyi yapan” biri olmaya çalışmak yerine, belirli bir alanda derinleşmelerini öneririm. Ben kendi odağımı “Türkiye–Avrupa hattında iş kurma ve büyütme” üzerine kurdum; bu netlik, zamanla güven ve talep yarattı. İkinci önerim; ilişkilere, kartvizit olarak değil, ekosistem olarak bakmaları. Bugün lojistikte bir firmaya destek verirken, arkasında banka, factoring, üretici, kamusal otorite gibi birçok aktörü aynı masada toplayabiliyorsak, bu yılların ilişkisine dayanıyor. Üçüncüsü de: Rakamlarla konuşmayı öğrenmek. Hedefi, maliyeti ve getiriyi net hesaplayamayan kimse sürdürülebilir başarıyı yönetemez. Liderlik anlayışınızı nasıl tanımlarsınız? Ekibinizi motive etmek ve yönlendirmek için hangi stratejileri benimsiyorsunuz? Ben kendimi “sahada olan lider” olarak tanımlıyorum. Masada strateji kurup, sahada müşterinin yanında durmayı önemsiyorum. Ekiplerimi üç şeyle motive etmeye çalışırım: Net hedef, net sorumluluk, net geri bildirim. Hangi projede, hangi müşteriye, hangi değeri sunduğumuzu herkesin açıkça bilmesini isterim. Ayrıca YeYe’de liderlik, sadece benim etrafımda kurulu bir yapı değil; her proje sorumlusunun kendi alanında inisiyatif almasını teşvik eden yatay bir model. Bu da özellikle lojistik gibi hızlı değişen bir sektörde çevikliğimizi artırıyor. Şirketinizin vizyonu ve misyonu doğrultusunda önümüzdeki yıllara dair büyük hedefleriniz nelerdir? YeYe Agency’nin vizyonu; Türk girişimciler için Avrupa’da “ilk aranan stratejik partner” olmak. Misyonumuz ise, yeni pazarlara açılmak isteyen şirketlerin üzerindeki belirsizliği azaltmak ve onlara uçtan uca destek sunmak. Önümüzdeki dönemde lojistik sektörü bizim için lokomotif olacak; Çekya modeli üzerinden, Türk taşımacılık şirketleri için Avrupa’ya girişte standart bir başarı reçetesi oluşturmak istiyoruz. Hedefimiz; 2030’a kadar, Türkiye’den Avrupa’ya açılan her 10 lojistik firmasından en az birkaçının yolculuğunda YeYe’nin imzasının olması. "Küresel ekonomik belirsizlikler ve rekabet ortamında şirketinizi nasıl konumlandırıyorsunuz? Yerel ve uluslararası pazarda fark yaratmak için ne yapıyorsunuz?" Belirsizlik arttıkça, şirketlerin güvenilir ve öngörülebilir iş ortaklarına ihtiyacı büyüyor. Biz YeYe’yi tam bu noktada, “riski azaltan, yolu sadeleştiren stratejik partner” olarak konumlandırıyoruz. Prag merkezli olmamız, Çekya’yı Avrupa lojistik haritasının kalbinde stratejik bir üs olarak kullanmamıza imkân veriyor. Türk lojistik şirketleri için sadece şirket kuran bir yapı değil; lisans, mevzuat, insan kaynağı, finansman ve iş geliştirmeyi tek elde toplayan bir “one-stop-shop” sunuyoruz. Sürdürülebilirlik ve toplumsal fayda konusunda nasıl bir yaklaşım benimsiyorsunuz? İş dünyasının bu konudaki sorumluluğunu nasıl görüyorsunuz? Sürdürülebilirliği sadece çevresel değil, ekonomik ve sosyal bir bütün olarak görüyorum. Avrupa’ya açılan her Türk şirketi, doğru kurgu yapıldığında hem kendi ayakları üzerinde duran bir yapı kuruyor hem de iki ülke arasında kalıcı bir değer zinciri oluşturuyor. Lojistikte daha verimli güzergâhlar, doğru planlama ve finansal disiplin hem karbon ayak izini hem de “boşa giden emek”i azaltıyor. Çek-Türk Ortak Ticaret Odası başkanlığımda da, şirketleri sadece kâr eden değil, bulunduğu ekosisteme istihdam, vergi ve uzun vadeli iş birliği getiren oyuncular olmaya teşvik ediyorum. Dijitalleşme ve yapay zekâ gibi teknolojiler, iş modellerinizi nasıl dönüştürüyor? Bu değişime adapte olmak için nasıl bir yol izliyorsunuz? Bugün YeYe’de yaptığımız işin önemli bir kısmı bilgi, süreç ve ilişki yönetimi. Dijitalleşme ve yapay zekâ sayesinde, bu bilgiyi sistematik hale getirip, müşterilerimize daha hızlı ve kişiselleştirilmiş hizmet sunabiliyoruz. Örneğin, lojistik kampanyalarımızda başvuru formlarından WhatsApp süreçlerine kadar birçok adımı otomatikleştiriyoruz; böylece ekibimiz rutin işler yerine stratejik konulara odaklanabiliyor. Hedefimiz, danışmanlığın insan dokunuşunu korurken; arka plandaki operasyonu mümkün olduğu kadar veri ve otomasyonla desteklemek. Bugünün iş dünyasında başarılı olmak isteyen gençlere, kariyerlerini sağlam temeller üzerine inşa etmeleri için hangi kritik tavsiyeleri verirsiniz? Öncelikle kendilerine bir “oyun alanı” seçmelerini öneririm: Lojistik, yazılım, finans… Hangi alanda olursa olsun, o alanın dili, dinamikleri ve oyuncularını derinlemesine öğrenmek çok değerli. İkinci olarak, mutlaka uluslararası bir perspektif geliştirsinler; dünya artık tek bir pazar ve dil bilmek, kültür anlamak en büyük sermaye. Üçüncüsü; sabır ve istikrar. Başarı çoğu zaman bir “patlama anı” değil, yıllarca üst üste konan küçük ama doğru adımların sonucu. Ve son olarak: Kimseye “mükemmel olma” sözü vermek zorunda değiller; ama “öğrenmeye ve gelişmeye açık olma” sözünü kendilerine vermeliler.

Risk Değil, Rota: Yalın Yüregil ile Türkiye'den Avrupa'ya Güvenle Açılmanın Formülü Haber

Risk Değil, Rota: Yalın Yüregil ile Türkiye'den Avrupa'ya Güvenle Açılmanın Formülü

Prag merkezli YeYe Agency'nin Kurucusu ve CEO'su Yalın Yüregil, "Türk şirketlerini Avrupa pazarına güvenle taşımak" misyonuyla çıktığı yolda, özellikle lojistik sektöründe nasıl vazgeçilmez bir stratejik partner haline geldiğini anlattı. İşte o keyifli röportajla sizleri baş başa bırakıyoruz... Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Ben Yalın Yüregil. Prag merkezli YeYe Agency’nin kurucusu ve CEO’suyum; işim, Türk şirketlerini Avrupa pazarına güvenle ve sistemli şekilde taşımak. Özellikle lojistik, üretim ve hizmet sektörlerinde; şirket kuruluşu, lisanslar, back-office yönetimi ve iş geliştirme tarafında çalışıyorum. Çek-Türk Ortak Ticaret Odası Başkanı ve DTİK / DEİK ekosisteminde aktif bir temsilci olarak Türkiye–Çekya hattında köprü kuruyorum. Bir de hayatımda çok önemli başka bir rolüm var: Efe’nin babasıyım. Kariyerinizde bugünlere gelene kadar hangi önemli dönüm noktalarını yaşadınız? Kariyerimin ilk yıllarında POS Media’da çalışırken Kiev, İstanbul, Münih ve Moskova’da ofis açmaktan sorumluydum; bu dönem bana “yeni bir ülkede sıfırdan iş kurma” disiplinini öğretti. 2014’te YeYe Agency’yi kurmam ise ikinci büyük kırılma noktasıydı; odak noktamı tamamen “şirketleri yeni pazarlara taşımaya” çevirdim. Son yıllarda lojistik sektörünü stratejik öncelik haline getirmemiz ve Çekya’yı bir merkez ülke olarak konumlandırmamız hem YeYe’nin hem de benim hikâyemde yeni bir faz başlattı. Sizin için 'başarı'yı tanımlar mısınız? Sizi diğerlerinden farklı kılan ve başarınızı sağlayan kişisel stratejiler neler? Benim için başarı; karmaşık görünen bir süreci, müşterim için öngörülebilir ve tekrarlanabilir hale getirebilmektir. Türkiye’den Avrupa’ya açılmak birçok iş insanının gözünde “risk”tir; biz o riski iyi tasarlanmış bir “rota”ya dönüştürebildiğimizde kendimi başarılı sayıyorum. Kişisel stratejim üç kelimeye indirgenebilir: Planla, Uygula, Büyüt. Önce fotoğrafı net çizerim, sonra sahada bizzat uygulamaya girerim, ardından sistemi ölçekleyip ekiplerime devrederim. Kısa vadeli fırsatların değil, uzun vadeli ilişkilerin peşinden gitmeyi tercih ediyorum. Başarıya giden yolda karşılaştığınız en büyük zorluk neydi ve bunu nasıl aştınız? En büyük zorluk, farklı ülkelerde iş yaparken mevzuat, kültür ve güven üçgenini aynı anda yönetmekti. Her ülkede yeniden “sıfırdan tanınmak” ve doğru insanlarla çalışmak zaman alıyor. Bunu, rastlantıya bırakmak yerine sistemle aşmaya çalıştım: Her yeni pazarda önce güçlü yerel ortaklar ve kurumlarla (ticaret odaları, dernekler, kamu temsilcileri) sağlam ilişkiler kurdum, sonra müşteri projelerini bu ağın üzerine inşa ettim. Bugün YeYe’nin lojistikte güçlü olmasının sebebi, bu uzun vadeli ağ inşasıdır. Bugün, sizin konumunuza ulaşmak isteyen birisi için en kritik öneriniz ne olurdu? Öncelikle “her şeyi yapan” biri olmaya çalışmak yerine, belirli bir alanda derinleşmelerini öneririm. Ben kendi odağımı “Türkiye–Avrupa hattında iş kurma ve büyütme” üzerine kurdum; bu netlik, zamanla güven ve talep yarattı. İkinci önerim; ilişkilere, kartvizit olarak değil, ekosistem olarak bakmaları. Bugün lojistikte bir firmaya destek verirken, arkasında banka, factoring, üretici, kamusal otorite gibi birçok aktörü aynı masada toplayabiliyorsak, bu yılların ilişkisine dayanıyor. Üçüncüsü de: Rakamlarla konuşmayı öğrenmek. Hedefi, maliyeti ve getiriyi net hesaplayamayan kimse sürdürülebilir başarıyı yönetemez. Liderlik anlayışınızı nasıl tanımlarsınız? Ekibinizi motive etmek ve yönlendirmek için hangi stratejileri benimsiyorsunuz? Ben kendimi “sahada olan lider” olarak tanımlıyorum. Masada strateji kurup, sahada müşterinin yanında durmayı önemsiyorum. Ekiplerimi üç şeyle motive etmeye çalışırım: Net hedef, net sorumluluk, net geri bildirim. Hangi projede, hangi müşteriye, hangi değeri sunduğumuzu herkesin açıkça bilmesini isterim. Ayrıca YeYe’de liderlik, sadece benim etrafımda kurulu bir yapı değil; her proje sorumlusunun kendi alanında inisiyatif almasını teşvik eden yatay bir model. Bu da özellikle lojistik gibi hızlı değişen bir sektörde çevikliğimizi artırıyor. Şirketinizin vizyonu ve misyonu doğrultusunda önümüzdeki yıllara dair büyük hedefleriniz nelerdir? YeYe Agency’nin vizyonu; Türk girişimciler için Avrupa’da “ilk aranan stratejik partner” olmak. Misyonumuz ise, yeni pazarlara açılmak isteyen şirketlerin üzerindeki belirsizliği azaltmak ve onlara uçtan uca destek sunmak. Önümüzdeki dönemde lojistik sektörü bizim için lokomotif olacak; Çekya modeli üzerinden, Türk taşımacılık şirketleri için Avrupa’ya girişte standart bir başarı reçetesi oluşturmak istiyoruz. Hedefimiz; 2030’a kadar, Türkiye’den Avrupa’ya açılan her 10 lojistik firmasından en az birkaçının yolculuğunda YeYe’nin imzasının olması. "Küresel ekonomik belirsizlikler ve rekabet ortamında şirketinizi nasıl konumlandırıyorsunuz? Yerel ve uluslararası pazarda fark yaratmak için ne yapıyorsunuz?" Belirsizlik arttıkça, şirketlerin güvenilir ve öngörülebilir iş ortaklarına ihtiyacı büyüyor. Biz YeYe’yi tam bu noktada, “riski azaltan, yolu sadeleştiren stratejik partner” olarak konumlandırıyoruz. Prag merkezli olmamız, Çekya’yı Avrupa lojistik haritasının kalbinde stratejik bir üs olarak kullanmamıza imkân veriyor. Türk lojistik şirketleri için sadece şirket kuran bir yapı değil; lisans, mevzuat, insan kaynağı, finansman ve iş geliştirmeyi tek elde toplayan bir “one-stop-shop” sunuyoruz. Sürdürülebilirlik ve toplumsal fayda konusunda nasıl bir yaklaşım benimsiyorsunuz? İş dünyasının bu konudaki sorumluluğunu nasıl görüyorsunuz? Sürdürülebilirliği sadece çevresel değil, ekonomik ve sosyal bir bütün olarak görüyorum. Avrupa’ya açılan her Türk şirketi, doğru kurgu yapıldığında hem kendi ayakları üzerinde duran bir yapı kuruyor hem de iki ülke arasında kalıcı bir değer zinciri oluşturuyor. Lojistikte daha verimli güzergâhlar, doğru planlama ve finansal disiplin hem karbon ayak izini hem de “boşa giden emek”i azaltıyor. Çek-Türk Ortak Ticaret Odası başkanlığımda da, şirketleri sadece kâr eden değil, bulunduğu ekosisteme istihdam, vergi ve uzun vadeli iş birliği getiren oyuncular olmaya teşvik ediyorum. Dijitalleşme ve yapay zekâ gibi teknolojiler, iş modellerinizi nasıl dönüştürüyor? Bu değişime adapte olmak için nasıl bir yol izliyorsunuz? Bugün YeYe’de yaptığımız işin önemli bir kısmı bilgi, süreç ve ilişki yönetimi. Dijitalleşme ve yapay zekâ sayesinde, bu bilgiyi sistematik hale getirip, müşterilerimize daha hızlı ve kişiselleştirilmiş hizmet sunabiliyoruz. Örneğin, lojistik kampanyalarımızda başvuru formlarından WhatsApp süreçlerine kadar birçok adımı otomatikleştiriyoruz; böylece ekibimiz rutin işler yerine stratejik konulara odaklanabiliyor. Hedefimiz, danışmanlığın insan dokunuşunu korurken; arka plandaki operasyonu mümkün olduğu kadar veri ve otomasyonla desteklemek. Bugünün iş dünyasında başarılı olmak isteyen gençlere, kariyerlerini sağlam temeller üzerine inşa etmeleri için hangi kritik tavsiyeleri verirsiniz? Öncelikle kendilerine bir “oyun alanı” seçmelerini öneririm: Lojistik, yazılım, finans… Hangi alanda olursa olsun, o alanın dili, dinamikleri ve oyuncularını derinlemesine öğrenmek çok değerli. İkinci olarak, mutlaka uluslararası bir perspektif geliştirsinler; dünya artık tek bir pazar ve dil bilmek, kültür anlamak en büyük sermaye. Üçüncüsü; sabır ve istikrar. Başarı çoğu zaman bir “patlama anı” değil, yıllarca üst üste konan küçük ama doğru adımların sonucu. Ve son olarak: Kimseye “mükemmel olma” sözü vermek zorunda değiller; ama “öğrenmeye ve gelişmeye açık olma” sözünü kendilerine vermeliler.

“Su tüketen sanayi tartışılmalı" Video Galeri

“Su tüketen sanayi tartışılmalı"

Bursa’nın ‘Kent Anayasası’ niteliğinde olacak olan 2050 vizyonlu 1/100.000 Ölçekli Bursa Çevre Düzeni Planı, ortak akılla hazırlanıyor. Sanayi ve lojistik sektörü temsilcileriyle bir araya gelen Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, “Dünyanın iklim krizini konuştuğu bir ortamda sıkıntıları konuşmak lazım. Bursa, artık bir su şehri değil. O yüzden su tüketen sanayi tartışılmalı" dedi.Bölgesel Muhtarlar Çalıştayları ve ‘Hayalimizdeki Bursa’yı Konuşuyoruz’ toplantılarıyla 17 ilçede vatandaşların 2050 vizyonlu ‘1/100.000’lik Çevre Düzeni Planı’na dair görüşlerini dinleyen Büyükşehir Belediyesi, sektör temsilcileriyle buluşmaya da devam ediyor. Farklı sektörlerin görüş ve önerilerinin doğrudan alındığı toplantıların son konuğu, sanayi ve lojistik sektörü temsilcileri oldu. Büyükşehir Belediyesi Ana Hizmet Binası’ndaki toplantıya, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in yanı sıra Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, BTSO KOBİ Konsey Başkanı Arif Demirören, BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Buğra Küçükkayalar, BUMİAD Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Gümüş, Büyükşehir Belediyesi yöneticileri ve ilgili kamu temsilcileri katıldı. “BURSA’DA İÇME SUYUNA DAHA ZOR ERİŞİLEBİLDİĞİNİ GÖREBİLİRİZ” Bursa’daki her katmanının planın içerisinde yer almasına büyük önem verdiklerini söyleyen Başkan Mustafa Bozbey, planın sahiplenilmesinin işlevselliği açısından da önemli olduğunu dile getirdi. Tüm sektör temsilcilerinin düşüncelerini alarak yapılan hazırlıkları da paylaştıklarını anlatan Başkan Mustafa Bozbey, “Bursa, ‘sanayi kenti’ diyoruz ama aynı zamanda tarım kenti özelliği de var. Dünyanın iklim krizini konuştuğu bir ortamda sıkıntıları konuşmak lazım. Bursa, artık bir su şehri değil. Bunu iyi anlamalıyız. O yüzden su tüketen sanayi tartışılmalı. Belki 20 sene sonra Bursa’da içme suyuna daha zor erişilebildiğini görebiliriz. Tüm olumlu ve olumsuz yönleri düşünerek 2050, 2075 ve 2100 planlama sürecini hayata geçirmeliyiz. Herkesin ortak bir noktada buluşabildiği anlayışı ortaya koymalıyız. Ancak böyle olursa kentte daha güvenli ve daha huzurlu bir yaşam süreriz” dedi.

“Su Tüketen Sanayi Tartışılmalı” Haber

“Su Tüketen Sanayi Tartışılmalı”

Bölgesel Muhtarlar Çalıştayları ve ‘Hayalimizdeki Bursa’yı Konuşuyoruz’ toplantılarıyla 17 ilçede vatandaşların 2050 vizyonlu ‘1/100.000’lik Çevre Düzeni Planı’na dair görüşlerini dinleyen Büyükşehir Belediyesi, sektör temsilcileriyle buluşmaya da devam ediyor. Farklı sektörlerin görüş ve önerilerinin doğrudan alındığı toplantıların son konuğu, sanayi ve lojistik sektörü temsilcileri oldu. Büyükşehir Belediyesi Ana Hizmet Binası’ndaki toplantıya, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in yanı sıra Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, BTSO KOBİ Konsey Başkanı Arif Demirören, BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Buğra Küçükkayalar, BUMİAD Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Gümüş, Büyükşehir Belediyesi yöneticileri ve ilgili kamu temsilcileri katıldı. “BURSA’DA İÇME SUYUNA DAHA ZOR ERİŞİLEBİLDİĞİNİ GÖREBİLİRİZ” Bursa’daki her katmanının planın içerisinde yer almasına büyük önem verdiklerini söyleyen Başkan Mustafa Bozbey, planın sahiplenilmesinin işlevselliği açısından da önemli olduğunu dile getirdi. Tüm sektör temsilcilerinin düşüncelerini alarak yapılan hazırlıkları da paylaştıklarını anlatan Başkan Mustafa Bozbey, “Bursa, ‘sanayi kenti’ diyoruz ama aynı zamanda tarım kenti özelliği de var. Dünyanın iklim krizini konuştuğu bir ortamda sıkıntıları konuşmak lazım. Bursa, artık bir su şehri değil. Bunu iyi anlamalıyız. O yüzden su tüketen sanayi tartışılmalı. Belki 20 sene sonra Bursa’da içme suyuna daha zor erişilebildiğini görebiliriz. Tüm olumlu ve olumsuz yönleri düşünerek 2050, 2075 ve 2100 planlama sürecini hayata geçirmeliyiz. Herkesin ortak bir noktada buluşabildiği anlayışı ortaya koymalıyız. Ancak böyle olursa kentte daha güvenli ve daha huzurlu bir yaşam süreriz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Lojistik Sektörü LOGISTECH Fuarı'nda Buluştu Haber

Lojistik Sektörü LOGISTECH Fuarı'nda Buluştu

İzmir'in konumu bakımından önemli bir lojistik bölge olduğunu belirten İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, 8 bin 500 yıllık tarihiyle bir liman kenti olan İzmir’in kara deniz ve havayollarının kesişim noktasındaki konumuyla Türkiye'nin doğal lojistik üssü olduğunu söyledi. İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından düzenlenen Logistech – 4. Lojistik, Depolama ve Teknolojileri Fuarı, Fuar İzmir'de kapılarını açtı. 10 Ekim'e kadar devam edecek fuarın açılışı, İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır’ın ev sahipliğinde başladı. Törene lojistik sektörünün paydaşlarının yanı sıra, Bayraklı Belediye Başkanı İrfan Önal, oda, dernek, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve sektör profesyonelleri katıldı. Fuar İzmir A Hol’de konuklarını ağırlayan LOGISTECH; katılımcı ve ziyaretçilerine lojistik sektörüne ait tüm tedarik ve ihtiyaç zincirinin bir arada olduğu bir deneyim sunuyor. Bu yıl da Çin’den Almanya’ya farklı ülkelerden ve İzmir, İstanbul, Bursa, Kocaeli, Mersin gibi illerden birçok firmanın katılımıyla sektörün ulusal ve uluslararası ölçekteki en kapsamlı buluşmalarından biri olması bekleniyor. Yıldır: Yeni ticaret kanalları açması hedefleniyor İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, “8 bin 500 yıllık tarihiyle bir liman kenti olan İzmir, kara deniz ve havayollarının da kesişim noktasındaki konumuyla Türkiye'nin doğal lojistik üssü olarak öne çıkmakta. Alsancak Limanı, Ro-Ro hatları ve organize sanayi bölgeleriyle hem iç hem dış ticaretin merkezinde yer alan İzmir'in, LOGISTECH Fuarı sayesinde bu güçlü altyapısını uluslararası yatırımcılarla buluşturarak yeni ticaret kanalları açması hedefleniyor” diye konuştu. “Lojistik sektöründeki konumunu geliştirmeye yatkın” LOGISTECH Fuarı'nın lojistik sektörünün tüm halkalarını buluşturduğunu belirten Yıldır, “İzmir Türkiye'nin üçüncü büyük şehri olması, 4,5 milyonluk nüfusu, tarihinden gelen mirası, 3 saatlik uçuş süresiyle dünyanın önemli noktalarına ulaşımı ve 16 limanıyla lojistik sektöründeki konumunu geliştirmeye son derece yatkındır” şeklinde konuştu. Genç beyinler yarışıyor Fuar kapsamında, İZFAŞ ve DB Tarımsal Enerji iş birliğiyle DEKATHON 2025-Ulaşımda Karbonsuzlaşma Ideathonu da düzenlenecek. Yarışmaya, İzmir’deki tüm üniversitelerin lisans ve yüksek lisans öğrencileri katılabilecek. 3-5 kişilik takımlar halinde oluşturulacak ekipler, 48 saat boyunca fuar alanında kalarak ulaşımda düşük emisyonlu çözümler geliştirmek için aralıksız çalışacak. Yarışmanın sonunda jüriye sunumlarını yapacak takımlar arasından ilk üçe girenler ödüllerle birlikte fikirlerinin geliştirilmesi için destek alacak. Bu yılın odak başlıkları arasında yeşil limanlar ve karbonsuz havaalanları, akıllı rota ve yük optimizasyonu, yerli kaynaklarla güçlenen tedarik zinciri, döngüsel lojistik uygulamaları ve karbon sertifikasyonu yer alıyor. Gençler, enerji verimliliğini artıracak, karbon ayak izini azaltacak ve sürdürülebilir taşımacılığı güçlendirecek projeler geliştirerek geleceğin lojistik dünyasına katkı sunmak için çalışacak. Kazanan takımlar, DB Tarımsal Enerji tarafından sağlanacak 70 bin, 50 bin ve 30 bin TL’lik ödüllerin sahibi olacak. Yarışmanın katkısı, sadece para ödülüyle sınırlı kalmayacak. Dereceye giren projeler bir yıl boyunca değerlendirilerek prototip geliştirilmesi için gerekli desteklerle hayata geçirilecek. Ayrıca, bir sonraki yıl Logistech’te projelerin hangi aşamalara geldiği de sektörle paylaşılacak. DEKATHON 2025, gençlerin enerjisini ve yaratıcılığını lojistik sektörünün sürdürülebilirlik hedefleriyle birleştiren, Türkiye’nin karbonsuzlaşma stratejisine katkı sunan önemli bir adım olarak öne çıkıyor. Logistech Fuarı, yalnızca bugünün çözümlerini değil DEKATHON ile yarının vizyonunu da gündeme taşıyarak sektöre yön veren bir merkez olma iddiasını güçlendiriyor. Bu yıl ilk kez Speed Networking Alanı Fuarın en dikkat çekici yeniliklerinden biri olan Speed Networking Alanı, bu yıl ilk kez yer alacak. Fuarın ilk günü gerçekleştirilecek etkinlikte, lojistik sektörünün temsilcileri ile dış ticaret yöneticileri birebir görüşmelerde bir araya gelecek. Etkinlik için Almanya, Bosna Hersek, Cezayir, Çin, Hollanda, İsviçre, Mısır gibi ülkelerden birlik ve oda temsilcileri İzmir’e gelecek. İzmir Ticaret Odası, Ege Bölgesi Sanayi Odası ve Ege İhracatçı Birlikleri yöneticileri ile katılımcı firmaların üst düzey yöneticileri ve sektörel birlik temsilcileri de görüşmelerde yer alacak. Böylece uluslararası heyetlerle Türk pazarındaki karar vericilerin doğrudan temas kuracağı güçlü bir platform oluşturulacak. Speed Networking ile fuar ve programların yoğun temposu nedeniyle birbirine ulaşamayan alıcı ve satıcıları hızlı, planlı ve doğrudan bir iletişim ortamında buluşturmak amaçlanıyor. Katılımcılar, kısa ama hedef odaklı görüşmeler sayesinde firmalarını tanıtma, iş birliği fırsatlarını değerlendirme ve geleceğe dönük bağlantılar kurma şansı yakalayacak. Bu sayede hem uluslararası ticarette yeni köprüler kurulacak hem de fuar ziyaretçilerinin iş görüşmelerini verimli ve sonuç odaklı biçimde gerçekleştirmeleri ve kalıcı iş birliklerinin temellerinin atmaları sağlanacak. Fuar boyunca ayrıca, etkinlikler, dernek ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile akademisyenlerin katılımlarıyla paneller, seminerler de gerçekleştirilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.