Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Lojistik Sektörü

Kapsül Haber Ajansı - Lojistik Sektörü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Lojistik Sektörü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye ve İsviçre Yatırımları Raben’e Hem Büyüme Hem Genişleme Getirdi! Haber

Türkiye ve İsviçre Yatırımları Raben’e Hem Büyüme Hem Genişleme Getirdi!

2025 yılını globalde 2,3 milyar Euro’luk rekor ciro ve yüzde 6'nın üzerinde büyümeyle kapattıklarını belirten Raben Türkiye Genel Müdürü Selman Çoban, Türkiye pazarı ile küresel etkinliklerini artırma yolunda önemli bir adım attıklarına dikkati çekti. Hollanda merkezli, Avrupa'nın köklü lojistik şirketlerinden Raben Group, makroekonomik belirsizliklerin, maliyet baskılarının ve sürücü açığının damgasını vurduğu 2025 yılını güçlü finansal ve operasyonel başarılarla geride bıraktı. Raben Türkiye Genel Müdürü Selman Çoban, Grup olarak geçen yıl İsviçre ve Türkiye pazarına girdiklerini, faaliyet gösterilen ülke sayısını 17'ye çıkardıklarını belirtti. Krizde büyümeyi seçti, Türkiye ile küreselleşti 2025 yılının Avrupa’da lojistik sektörü için zorlu geçtiğini vurgulayan Çoban, "Daralan pazara ve yükselen maliyetlere rağmen ciromuz yüzde 6’lık artışla 2,3 milyar Euro'yu aştı. Sevkiyat sayımızı yüzde 5,1 artırdık, 7,8 milyon palet taşıdık. Kriz döneminde yavaşlamak yerine hızlanmayı seçtik." diye konuştu. Çoban, “Geçen yılın haziran ayında İstanbul'da kurulan yeni şirketimizle Türkiye pazarına girdik. Türk ihracatçıları için Avrupa’da önemli avantajlar sağlıyoruz. En istikrarsız piyasa koşullarında bile müşterilerimizin rekabet gücünü artırıyoruz. Türkiye’deki varlığımız, şirketimizin Avrupa Birliği ülkeleri dışına genişlemesi ve küresel bir oyuncuya dönüşmesi için en kritik eşiklerden biri oldu." bilgilerini paylaştı. Büyüme yatırımları kapsamında şirket satın almaları da yapan şirket, geçen yıl Hollanda merkezli DGO Express’i ve İsviçre'de 50 yıllık geçmişe sahip Sieber Transport’u da şirketleri arasına dâhil etti. 27 ülkede her gün 700 sefer düzenliyor Avrupa’da geçen yıl yapılan yatırımlara da değinen Çoban, 2025'te modern depolama, dijital altyapı ve gelişmiş teknoloji yatırımları hakkında şunları kaydetti: “Almanya'da, Garching bölgesinde kapasitemizi dört kat artırdığımız yeni tesise taşındık. Baden-Baden'de elektrikli araç şarj istasyonları barındıran, toplam 30.500 metrekarelik bir lojistik merkezi kurduk. Avusturya'nın Iznersdorf bölgesinde 14.000 metrekarelik yeni bir depo açtık. Romanya'da depolama kapasitemizi 32.200 metrekareye çıkardık. Slovakya ve Polonya'da yeni tesislerimizi devreye aldık. Yunanistan ve Ukrayna hatlarının ağımıza dâhil edilmesiyle Raben olarak bugün stratejik hatlarımızla toplam 27 ülkeyi kapsayan 150'den fazla rotada günlük 700 sefer düzenliyoruz. Bu devasa ağı yönetirken çevresel etkimizi de en aza indirmeyi hedefliyoruz.” Sürdürülebilirlikte en iyi yüzde 2'lik dilime girdi Çoban, sürdürülebilirlik hedeflerinin Raben’in stratejik önceliklerinin başında geldiğini belirterek, sözlerini şöyle tamamladı: “Bilim Tabanlı Hedefler (SBTi) çerçevesinde 2032 yılına kadar Kapsam 1 ve 2 emisyonlarını yüzde 60,4 azaltmayı, 2027'ye kadar ise operasyonlarımızın yüzde 79'unu sıfır karbona dönüştürmeyi taahhüt ediyoruz. Bu alandaki çabalarımız ve yatırımlarımız da karşılığını alıyor. EcoVadis tarafından yapılan değerlendirmelerde taşımacılık sektöründe en iyi yüzde 2'lik dilime girdik, gümüş madalya kazandık.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Lufthansa Cargo, Küresel Otomotiv Sektörünün Güçlü Lojistik Partneri Olmayı Sürdürüyor Haber

Lufthansa Cargo, Küresel Otomotiv Sektörünün Güçlü Lojistik Partneri Olmayı Sürdürüyor

Avrupa ve Kuzey Afrika’da gerçekleştirilen son charter operasyonları, şirketin küresel operasyon gücünü ve esnek ağ yapısını ortaya koydu. Otomotiv sektöründe üretim süreçlerinin giderek daha hızlı ve karmaşık hale gelmesi, lojistik çözümlerine olan ihtiyacı da artırıyor. Bu noktada hava kargo taşımacılığı, üretimin kesintisiz devam etmesini sağlamak, prototipleri taşımak ve yüksek değerli araçların güvenli şekilde ulaştırılması açısından kritik bir rol oynuyor. Otomotiv Sektörü Lufthansa Cargo’nun Stratejik Alanlarından Biri Lufthansa Cargo, 2024 yılından itibaren otomotiv sektörünü stratejik bir odak alanı olarak konumlandırdı. Şirket bu kapsamda üreticiler ve tedarikçiler için sektöre özel taşımacılık çözümleri geliştiriyor. Lufthansa Cargo Operasyon Direktörü Frank Bauer, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Otomotiv müşterilerimiz maksimum hız ve güvenilirlik bekliyor. Küresel ağımız ve uzman ekiplerimiz sayesinde tedarik zincirlerinin yoğun zaman baskısı altında bile sorunsuz şekilde çalışmasını sağlıyoruz.” Şirketin sunduğu çözümler arasında üretim hatları için kritik parça taşımaları, yüksek değerli araçların nakliyesi ve zaman hassasiyeti yüksek gönderiler yer alıyor. 24 Saatten Kısa Sürede Üretimi Kurtaran Operasyon Ocak ayının sonunda Avrupa’da gerçekleştirilen bir charter operasyonu, Lufthansa Cargo’nun hızlı müdahale kabiliyetini gözler önüne serdi. Belgrad’da bir otomobil üretim tesisinde eksik parçalar nedeniyle üretim hattı durma riskiyle karşı karşıya kaldı. Bunun üzerine talebin alınmasından 24 saatten kısa süre sonra Frankfurt’tan bir A321 kargo uçağı havalandı. Yük, Viyana’da: 13 ana kargo bölümü 10 alt kargo bölümü kullanılarak uçağa yüklendi ve Belgrad’a ulaştırıldı. Operasyonun ardından iki ek charter uçuşu daha gerçekleştirildi. Mercedes-Benz İçin Büyük Ölçekli Lojistik Operasyonu Şubat ayında Lufthansa Cargo, Mercedes-Benz için Fas’ın Kazablanka kentinden toplam 11 adet A321F charter uçuşu gerçekleştirdi. Sadece 11 gün içinde yapılan operasyon, yoğun havalimanı trafiğine rağmen başarıyla tamamlandı. Yerel ekipler, gerekli kargo ekipmanlarını ve yükleme ünitelerini kısa sürede organize ederek operasyonun kesintisiz devam etmesini sağladı. Bu operasyon, şirketin büyük ölçekli üretim destek operasyonlarında hızlı karar alma ve koordinasyon yeteneğini ortaya koydu. Yüksek Değerli Araçların Taşınmasında Özel Operasyon Lufthansa Cargo yalnızca üretim parçaları değil, aynı zamanda yüksek değerli araçların taşınmasında da uzmanlık sunuyor. 2026 yılının Şubat ayında Lamborghini Aventador temel alınarak özel olarak üretilmiş bir araç, Kahire’den Avrupa’ya güvenli şekilde taşındı. Operasyon sırasında gümrük ve belge işlemlerinde yapılan son dakika düzenlemelerine rağmen Lufthansa Cargo ekipleri taşımanın zamanında ve güvenli şekilde tamamlanmasını sağladı. Otomotiv Segmenti İçin Özel Yönetim Lufthansa Cargo’nun otomotiv segmentindeki stratejik gelişimi, Industry Development – Automotive Kıdemli Müdürü Rachid Massaoudi tarafından yönetiliyor. Massaoudi, otomotiv sektöründeki küresel ihtiyaçları analiz ederek müşteri taleplerine uygun lojistik çözümleri geliştiriyor. Massaoudi konuyla ilgili şunları söyledi: “Operasyon ekiplerimizle yakın iş birliği içinde müşterilerimizin ihtiyaçlarını uygulanabilir ve özel lojistik çözümlerine dönüştürüyoruz.” Küresel Otomotiv Endüstrisi İçin Stratejik Ortak Lufthansa Cargo, geniş küresel ağı, hızlı charter operasyonları ve özel taşımacılık çözümleriyle otomotiv üreticileri, tedarikçiler ve lojistik firmaları için önemli bir iş ortağı olmayı sürdürüyor. Şirket, küresel iş dünyasına lojistik destek sağlama hedefi doğrultusunda faaliyetlerini “Enabling Global Business” vizyonuyla yürütüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

2026, Lojistikte Beklentileri Yönetme Yılı Olacak Haber

2026, Lojistikte Beklentileri Yönetme Yılı Olacak

Yaklaşık 200 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşan lojistik sektörü, Türkiye ekonomisi içindeki ağırlığını her geçen yıl artırıyor. 2026 yılında ise artan e-ticaret hacmi, büyüyen operasyonel ölçek ve yükselen izlenebilirlik beklentileri, sektörü daha planlı ve daha disiplinli bir yönetim dönemine hazırlıyor. Akca Lojistik Genel Müdürü Enes Akça, önümüzdeki dönemde sektörün karşı karşıya olduğu başlıkları şu sözlerle özetliyor: “Jeopolitik riskler, finansman koşulları, maliyet baskısı, depo arzı ve kira maliyetleri, nitelikli insan kaynağı ihtiyacı ve dijitalleşme beklentisi lojistiğin gündeminde yer almaya devam ediyor. Bu tablo önümüzdeki dönemde sektörün gündeminin yine çok yoğun olacağının sinyallerini veriyor. E-ticaret ölçeği lojistiği stratejik hale getiriyor 2025 yılının özellikle e-ticaret kaynaklı operasyonel yoğunluğun belirgin biçimde arttığı bir dönem olduğunu ifade eden Enes Akça, büyüyen hacimle birlikte izlenebilirlik, raporlama ve zamanında teslimat beklentilerinin de yükseldiğine dikkat çekiyor. Büyüyen operasyon yalnızca kapasite artışı anlamına gelmiyor. Ölçek büyüdükçe hata toleransı azalıyor ve disiplinli bir yönetim anlayışı daha da kritik hale geliyor. Bugün lojistik hizmet sağlayıcılar için güçlü planlama ve süreç yönetimi, rekabet avantajının temel unsurlarından biri,” diyen Akça, artan ölçeğin beraberinde daha fazla sorumluluk getirdiğini vurguluyor. “Lojistikte artık yazılım konuşuyor” 2026’da dijitalleşme ve izlenebilirlik, lojistikte rekabetin ön koşulu haline geliyor. Akca Lojistik, takip, izlenebilirlik ve raporlama yetkinliklerini büyümenin temel unsurlarından biri olarak konumlandırıyor. Enes Akça, bu dönüşümü şu sözlerle özetliyor: “Lojistikte artık yazılım konuşuyor. Takip ve izlenebilirlik işimizin temel gerekleri arasında yer alıyor. Yapay zeka ve otonom çözümler ise bu dijital zemini güçlendirerek operasyonel maliyetler ve verimlilik üzerinde önemli katkılar sağlıyor.” Firma, Akca Teknoloji markasıyla lojistiğe özel geliştirdiği yazılımsal ve donanımsal çözümleri sahaya taşıyarak, iş ortaklarının operasyonel ihtiyaçlarına doğrudan karşılık veren uygulamalar geliştiriyor. Öncelikler değişmedi, disiplin güçlendi Makroekonomik açıdan 2026’nın 2025 ile benzer seyretmesi bekleniyor. Akca Lojistik de önümüzdeki dönemi aynı disiplinle yönetmeyi hedefliyor. Şirketin öncelikleri; maliyet yönetimi, insan kaynağı ve teknoloji yatırımlarını dengeli ve eş zamanlı biçimde sürdürmek. Kurum kültürü açısından insan odağının önemini vurgulayan Enes Akça, sözlerini şöyle tamamlıyor: “İyi iş, iyi insanla olur. 2026’da da disiplin, verimlilik ve maliyet bilinci kadar, insanı merkeze alan kurum kültürünü korumayı öncelikli görüyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkel: Hedefimiz 5 Yıl İçinde Yerli Firmalar Arasında Sektörde İlk 5’e Girmek Haber

Türkel: Hedefimiz 5 Yıl İçinde Yerli Firmalar Arasında Sektörde İlk 5’e Girmek

Lojistik sektörü, 2026 yılında “veri, yapay zeka, otomasyon” ile “sürdürülebilirlik ve intermodal” olarak ifade edilen iki ana trend üzerinde şekillenecek görünüyor. Her iki alanda da şimdiden “sahada” olan Sürat Lojistik, 2026 ve sonrası için güçlü hedefleri ile yoluna devam ediyor. 2025 yılı içinde yatırımlarını depolama ve dağıtım altyapısı, dijitalleşme ve otomasyon, intermodal hatların güçlendirilmesi, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik alanlarında yoğunlaştırdıklarını ifade eden Sürat Lojistik Genel Müdürü Tarkan Türkel, “Bugün geldiğimiz noktada; ciro ve hacim bazında Türk menşeli lojistik firmalar içinde ilk 10’da olduğumuzu ön görüyoruz. Hedef tarafında iki çıpamız var; 5 yıl içinde yerli firmalar arasında ilk 5, global oyuncuların da olduğu ölçekte ilk 10’a girmek” diyerek sözlerine şöyle devam etti: “Sürat Lojistik olarak 2026 yılı sonu için hedefimiz ise operasyonel kapasite artışı, dijitalleşme ve otomasyon, Avrupa’da doğrudan yapılanma, intermodal hatların güçlendirilmesi, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik diye sıralayabilirim. Yatırım tarafında dijital ve otomasyon yatırımları 2026 sermaye planımızda en büyük paya sahip olacak. Yıl içinde Avrupa’da doğrudan yapılanma için adımlar atmayı da planlıyoruz. İlk odağımız Doğu Avrupa ve özellikle Polonya-Romanya hattı. Polonya’yı Avrupa’ya açılan kapı olarak görüyoruz; Romanya ise Türk şirketlerinin güçlü karşılık bulduğu bir pazar. Ancak aceleci değiliz, önce ticaretimizin o pazarlarda konsolide şekilde büyümesini istiyoruz. Baktığımızda 2026’da iki ana trendin olacağını görüyoruz. İlki; veri, yapay zekâ, otomasyon. Bu tahmin, rota, kapasite, fiyatlama kararlarının algoritmalarla güçlenmesi demek. İkincisi ise sürdürülebilirlik ve intermodal. Yani karbonu ölçen, azaltan, raporlayan, modlar arası entegre çalışan ağlar öne çıkacak. Biz bu iki eksende hazır olmaktan öte, zaten sahada uygulayan taraftayız.” “OPERASYONEL KABİLİYETİMİZİ GENİŞLETİRKEN AYNI ANDA DİJİTAL OMURGAYI KURDUK” 2025 yılında sektörde hız kadar öngörülebilirlik ve maliyet yönetimi sınavının öne çıktığını yakıt, işçilik ve kapasite maliyetlerinin şirketleri daha verimli çalışmaya ittiğini belirten Türkel, bu ortamda farkı, veriyi doğru kullanan, ağı doğru kuran ve sürdürülebilirliği işin merkezine koyan oyuncuların yarattığına işaret etti. Türkel, “Biz de tam bu nedenle 2025’te odağımızı veriyle yönetilen operasyon, intermodal ve uçtan uca görünürlük ekseninde büyüttük” değerlendirmesinde bulundu. Sürat Lojistik için 2025’in ölçeği büyütürken sistem kurma yılı olduğunu kaydeden Türkel, “Operasyon kabiliyetimizi genişletirken aynı anda dijital omurgayı kurduk; yani işi sadece büyütmedik, yönetilebilir hale getirdik” diyerek şunları söyledi: “Türkiye’de 81 ile yaygın hizmet yapımızı güçlendirdik, depolama ve dağıtım yatırımlarımızı hızlandırdık; talebe göre yeni depo alanları için de çalışıyoruz. Operasyon tarafında ayrıca; dökme yük operasyonları, soğuk zincir, intermodal ve Avrupa ekspres hatları gibi çok modlu yapıyı daha entegre çalıştırdık. 2025’in ilk yarısında tonaj bazında iki katın üzerinde büyüme kaydettik; bu ivmenin arkasında kadro, operasyon disiplini ve dijitalleşme var. Ayrıca yılın ilk altı ayında iş hacmi ve ciroda da geçen yılın aynı dönemine göre iki katın üzerinde büyüme gerçekleştirdik.” “SİSTEM; TRAFİK, HAVA DURUMU VE HAT YOĞUNLUĞUNA GÖRE KENDİNİ GÜNCELLİYOR” Müşteri deneyiminde en büyük farkı görünürlük ve dinamik planlamada yarattıklarını belirten Tarkan Türkel, rota planlama, yük optimizasyonu, filo takibi ve müşteri görünürlüğünü tek platformdan yönettiklerini, bu sayede hem hız kazandıklarını hem de hata oranlarını düşürüp teslimat sürelerini kısalttıklarını kaydetti. Sürat Lojistik’i bugün bulunduğu noktaya taşıyan en büyük gücü, “doğru kadro, operasyonel disiplin ve dijitalleşme” olarak özetleyen Türkel, “Biz şirketin temel yapı taşlarını yani sistemler, süreçler ve ekibi sıfırdan kurduk. Hiyerarşiden çok sorumluluğa dayalı, hızlı karar alan bir kültür inşa ettik. Dijitalleşme ve otomasyon sahada karşılığı çok somut oldu. “Hangi gün, hangi bölgede, ne kadar taşıma olacak” gibi kararları algoritmalar önden hesaplıyor; biz de kapasiteyi, rotayı, yakıtı buna göre yönetiyoruz. Özetle: sezgiyle değil, sayılarla hareket ediyoruz; sistem trafik, hava durumu, hat yoğunluğu gibi etkenlere göre kendini güncelliyor” ifadesini kullandı.

Lojistik Planlama ve Teknoloji, E- Ticaretteki Büyümenin En Önemli Destekçisi Haber

Lojistik Planlama ve Teknoloji, E- Ticaretteki Büyümenin En Önemli Destekçisi

İş ortaklarına yenilikçi ve kişiselleştirilmiş lojistik çözümler sunan Akca Lojistik, Kasım ayında geçen yılın aynı dönemine göre sipariş adedinde %80’lik artış kaydetti. Akca Lojistik Genel Müdürü Enes Akça, “Bugün e-ticaretin genel ticaret içindeki payının yaklaşık %20 seviyelerine gelmiş olması, bu alanın artık çok daha planlı ve güçlü altyapılarla ele alınmasını zorunlu kılıyor.” dedi. Türkiye’de ve dünyada tüketici alışveriş alışkanlıklarının hızla dijitalleşmesiyle artık ticarette tüm süreçler dönüşüyor. Bu dönüşümde e-ticaret artık Türkiye ekonomisinde büyümenin önemli itici güçlerinden biri olarak konumlanıyor. Resmi verilere göre, 2024 yılı sonunda Türkiye’de e-ticaret hacmi toplamda 3 trilyon TL’ye ulaşırken, bu toplam büyüklükte perakende ticaretin payı ise 1,6 trilyon TL’ye gelmiş durumda. Türkiye’de internet üzerinden mal ve hizmet siparişi verenlerin oranı 2024 yılında %51,7 iken, 2025’te bu oran yaklaşık %8’lik büyüme ile %55,7’ye yükseldi. Bu artış eğiliminin önümüzdeki dönemde de devam etmesi bekleniyor. Akca Lojistik, tüketicinin hız ve kolaylık beklentisini dijital çözümlerle karşılıyor İş ortaklarına yenilikçi ve kişiselleştirilmiş lojistik çözümler sunan Akca Lojistik ise müşterilerinin online siparişlerini uçtan uca yöneten hizmet modeliyle 2025’te dikkat çekici bir ivme yakaladı ve 2024 yılının tüm sipariş hacmine 2025’in Eylül ayında ulaştı. Toplam sipariş adedi ise 2025’in tamamında %55 arttı. Özel kampanya dönemlerinin etkisiyle Kasım ayı ise bu yıl da e-ticaretin en yoğun dönemi olmaya devam etti. Akca Lojistik Kasım ayında geçen yılın aynı dönemine göre sipariş adetlerinde %80’lik bir artış kaydetti. Akca Lojistik’in e-ticaret operasyonu yürüttüğü sektörler baz alındığında Türkiye genelinde e-ticaret platformlarından en fazla sipariş verilen il İstanbul oldu. E-ticaretin büyümesi, lojistikte rekabetin çerçevesini yeniden şekillendiriyor Akca Lojistik Genel Müdürü Enes Akça, e-ticarette ulaşılan büyüklüğün lojistik sektörü açısından yeni bir çerçeve oluşturduğunu belirterek şu değerlendirmelerde bulundu: “E-ticaret, Türkiye ekonomisi içinde her geçen yıl payını artırarak, ticaretin geneline etki eden yapısal bir ölçeğe ulaşıyor. Bugün e-ticaretin genel ticaret içindeki payının yaklaşık %20 seviyelerine gelmiş olması, bu alanın dijital altyapıdan insan kaynağına, teknolojiden operasyonel kapasiteye kadar uzun vadeli ve sürdürülebilir bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini açıkça ortaya koyuyor. Ölçek büyüdükçe rekabetin doğası da değişiyor. Firmalar için fark yaratan unsur yalnızca fiyat değil, artan sipariş hacminin, işlerini emanet ettikleri lojistik hizmet sağlayıcısı tarafından ne kadar hızlı, ne kadar izlenebilir ve ne kadar sorunsuz yönetildiği oluyor. Çünkü e-ticaret operasyonlarını taşıyan lojistik altyapı, doğrudan müşteri deneyimini ve marka algısını etkileyen önemli bir unsur konumunda. Akca Lojistik olarak, operasyonlarımızı bu sorumluluğun da bilinciyle yönetiyoruz. İş ortaklarımızın lojistik süreçlerine uçtan uca destek oluyor; filo ağımızdaki çeşitli boyutlardaki araçlarımızla mikro dağıtım alanında son kullanıcıya kadar uzanan teslimatları hızlı ve sorunsuz bir şekilde gerçekleştiriyoruz. Perakende ve e-ticaret operasyonlarını da kapsayan bu hizmet yapısını, birbirine entegre çalışan WMS ve TMS altyapılarımız ile anlık olarak izliyor ve raporlanabilir hale getiriyoruz.”

Risk Değil, Rota: Yalın Yüregil ile Türkiye'den Avrupa'ya Güvenle Açılmanın Formülü Haber

Risk Değil, Rota: Yalın Yüregil ile Türkiye'den Avrupa'ya Güvenle Açılmanın Formülü

Prag merkezli YeYe Agency'nin Kurucusu ve CEO'su Yalın Yüregil, "Türk şirketlerini Avrupa pazarına güvenle taşımak" misyonuyla çıktığı yolda, özellikle lojistik sektöründe nasıl vazgeçilmez bir stratejik partner haline geldiğini anlattı. İşte o keyifli röportajla sizleri baş başa bırakıyoruz... Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Ben Yalın Yüregil. Prag merkezli YeYe Agency’nin kurucusu ve CEO’suyum; işim, Türk şirketlerini Avrupa pazarına güvenle ve sistemli şekilde taşımak. Özellikle lojistik, üretim ve hizmet sektörlerinde; şirket kuruluşu, lisanslar, back-office yönetimi ve iş geliştirme tarafında çalışıyorum. Çek-Türk Ortak Ticaret Odası Başkanı ve DTİK / DEİK ekosisteminde aktif bir temsilci olarak Türkiye–Çekya hattında köprü kuruyorum. Bir de hayatımda çok önemli başka bir rolüm var: Efe’nin babasıyım. Kariyerinizde bugünlere gelene kadar hangi önemli dönüm noktalarını yaşadınız? Kariyerimin ilk yıllarında POS Media’da çalışırken Kiev, İstanbul, Münih ve Moskova’da ofis açmaktan sorumluydum; bu dönem bana “yeni bir ülkede sıfırdan iş kurma” disiplinini öğretti. 2014’te YeYe Agency’yi kurmam ise ikinci büyük kırılma noktasıydı; odak noktamı tamamen “şirketleri yeni pazarlara taşımaya” çevirdim. Son yıllarda lojistik sektörünü stratejik öncelik haline getirmemiz ve Çekya’yı bir merkez ülke olarak konumlandırmamız hem YeYe’nin hem de benim hikâyemde yeni bir faz başlattı. Sizin için 'başarı'yı tanımlar mısınız? Sizi diğerlerinden farklı kılan ve başarınızı sağlayan kişisel stratejiler neler? Benim için başarı; karmaşık görünen bir süreci, müşterim için öngörülebilir ve tekrarlanabilir hale getirebilmektir. Türkiye’den Avrupa’ya açılmak birçok iş insanının gözünde “risk”tir; biz o riski iyi tasarlanmış bir “rota”ya dönüştürebildiğimizde kendimi başarılı sayıyorum. Kişisel stratejim üç kelimeye indirgenebilir: Planla, Uygula, Büyüt. Önce fotoğrafı net çizerim, sonra sahada bizzat uygulamaya girerim, ardından sistemi ölçekleyip ekiplerime devrederim. Kısa vadeli fırsatların değil, uzun vadeli ilişkilerin peşinden gitmeyi tercih ediyorum. Başarıya giden yolda karşılaştığınız en büyük zorluk neydi ve bunu nasıl aştınız? En büyük zorluk, farklı ülkelerde iş yaparken mevzuat, kültür ve güven üçgenini aynı anda yönetmekti. Her ülkede yeniden “sıfırdan tanınmak” ve doğru insanlarla çalışmak zaman alıyor. Bunu, rastlantıya bırakmak yerine sistemle aşmaya çalıştım: Her yeni pazarda önce güçlü yerel ortaklar ve kurumlarla (ticaret odaları, dernekler, kamu temsilcileri) sağlam ilişkiler kurdum, sonra müşteri projelerini bu ağın üzerine inşa ettim. Bugün YeYe’nin lojistikte güçlü olmasının sebebi, bu uzun vadeli ağ inşasıdır. Bugün, sizin konumunuza ulaşmak isteyen birisi için en kritik öneriniz ne olurdu? Öncelikle “her şeyi yapan” biri olmaya çalışmak yerine, belirli bir alanda derinleşmelerini öneririm. Ben kendi odağımı “Türkiye–Avrupa hattında iş kurma ve büyütme” üzerine kurdum; bu netlik, zamanla güven ve talep yarattı. İkinci önerim; ilişkilere, kartvizit olarak değil, ekosistem olarak bakmaları. Bugün lojistikte bir firmaya destek verirken, arkasında banka, factoring, üretici, kamusal otorite gibi birçok aktörü aynı masada toplayabiliyorsak, bu yılların ilişkisine dayanıyor. Üçüncüsü de: Rakamlarla konuşmayı öğrenmek. Hedefi, maliyeti ve getiriyi net hesaplayamayan kimse sürdürülebilir başarıyı yönetemez. Liderlik anlayışınızı nasıl tanımlarsınız? Ekibinizi motive etmek ve yönlendirmek için hangi stratejileri benimsiyorsunuz? Ben kendimi “sahada olan lider” olarak tanımlıyorum. Masada strateji kurup, sahada müşterinin yanında durmayı önemsiyorum. Ekiplerimi üç şeyle motive etmeye çalışırım: Net hedef, net sorumluluk, net geri bildirim. Hangi projede, hangi müşteriye, hangi değeri sunduğumuzu herkesin açıkça bilmesini isterim. Ayrıca YeYe’de liderlik, sadece benim etrafımda kurulu bir yapı değil; her proje sorumlusunun kendi alanında inisiyatif almasını teşvik eden yatay bir model. Bu da özellikle lojistik gibi hızlı değişen bir sektörde çevikliğimizi artırıyor. Şirketinizin vizyonu ve misyonu doğrultusunda önümüzdeki yıllara dair büyük hedefleriniz nelerdir? YeYe Agency’nin vizyonu; Türk girişimciler için Avrupa’da “ilk aranan stratejik partner” olmak. Misyonumuz ise, yeni pazarlara açılmak isteyen şirketlerin üzerindeki belirsizliği azaltmak ve onlara uçtan uca destek sunmak. Önümüzdeki dönemde lojistik sektörü bizim için lokomotif olacak; Çekya modeli üzerinden, Türk taşımacılık şirketleri için Avrupa’ya girişte standart bir başarı reçetesi oluşturmak istiyoruz. Hedefimiz; 2030’a kadar, Türkiye’den Avrupa’ya açılan her 10 lojistik firmasından en az birkaçının yolculuğunda YeYe’nin imzasının olması. "Küresel ekonomik belirsizlikler ve rekabet ortamında şirketinizi nasıl konumlandırıyorsunuz? Yerel ve uluslararası pazarda fark yaratmak için ne yapıyorsunuz?" Belirsizlik arttıkça, şirketlerin güvenilir ve öngörülebilir iş ortaklarına ihtiyacı büyüyor. Biz YeYe’yi tam bu noktada, “riski azaltan, yolu sadeleştiren stratejik partner” olarak konumlandırıyoruz. Prag merkezli olmamız, Çekya’yı Avrupa lojistik haritasının kalbinde stratejik bir üs olarak kullanmamıza imkân veriyor. Türk lojistik şirketleri için sadece şirket kuran bir yapı değil; lisans, mevzuat, insan kaynağı, finansman ve iş geliştirmeyi tek elde toplayan bir “one-stop-shop” sunuyoruz. Sürdürülebilirlik ve toplumsal fayda konusunda nasıl bir yaklaşım benimsiyorsunuz? İş dünyasının bu konudaki sorumluluğunu nasıl görüyorsunuz? Sürdürülebilirliği sadece çevresel değil, ekonomik ve sosyal bir bütün olarak görüyorum. Avrupa’ya açılan her Türk şirketi, doğru kurgu yapıldığında hem kendi ayakları üzerinde duran bir yapı kuruyor hem de iki ülke arasında kalıcı bir değer zinciri oluşturuyor. Lojistikte daha verimli güzergâhlar, doğru planlama ve finansal disiplin hem karbon ayak izini hem de “boşa giden emek”i azaltıyor. Çek-Türk Ortak Ticaret Odası başkanlığımda da, şirketleri sadece kâr eden değil, bulunduğu ekosisteme istihdam, vergi ve uzun vadeli iş birliği getiren oyuncular olmaya teşvik ediyorum. Dijitalleşme ve yapay zekâ gibi teknolojiler, iş modellerinizi nasıl dönüştürüyor? Bu değişime adapte olmak için nasıl bir yol izliyorsunuz? Bugün YeYe’de yaptığımız işin önemli bir kısmı bilgi, süreç ve ilişki yönetimi. Dijitalleşme ve yapay zekâ sayesinde, bu bilgiyi sistematik hale getirip, müşterilerimize daha hızlı ve kişiselleştirilmiş hizmet sunabiliyoruz. Örneğin, lojistik kampanyalarımızda başvuru formlarından WhatsApp süreçlerine kadar birçok adımı otomatikleştiriyoruz; böylece ekibimiz rutin işler yerine stratejik konulara odaklanabiliyor. Hedefimiz, danışmanlığın insan dokunuşunu korurken; arka plandaki operasyonu mümkün olduğu kadar veri ve otomasyonla desteklemek. Bugünün iş dünyasında başarılı olmak isteyen gençlere, kariyerlerini sağlam temeller üzerine inşa etmeleri için hangi kritik tavsiyeleri verirsiniz? Öncelikle kendilerine bir “oyun alanı” seçmelerini öneririm: Lojistik, yazılım, finans… Hangi alanda olursa olsun, o alanın dili, dinamikleri ve oyuncularını derinlemesine öğrenmek çok değerli. İkinci olarak, mutlaka uluslararası bir perspektif geliştirsinler; dünya artık tek bir pazar ve dil bilmek, kültür anlamak en büyük sermaye. Üçüncüsü; sabır ve istikrar. Başarı çoğu zaman bir “patlama anı” değil, yıllarca üst üste konan küçük ama doğru adımların sonucu. Ve son olarak: Kimseye “mükemmel olma” sözü vermek zorunda değiller; ama “öğrenmeye ve gelişmeye açık olma” sözünü kendilerine vermeliler.

Risk Değil, Rota: Yalın Yüregil ile Türkiye'den Avrupa'ya Güvenle Açılmanın Formülü Haber

Risk Değil, Rota: Yalın Yüregil ile Türkiye'den Avrupa'ya Güvenle Açılmanın Formülü

Prag merkezli YeYe Agency'nin Kurucusu ve CEO'su Yalın Yüregil, "Türk şirketlerini Avrupa pazarına güvenle taşımak" misyonuyla çıktığı yolda, özellikle lojistik sektöründe nasıl vazgeçilmez bir stratejik partner haline geldiğini anlattı. İşte o keyifli röportajla sizleri baş başa bırakıyoruz... Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Ben Yalın Yüregil. Prag merkezli YeYe Agency’nin kurucusu ve CEO’suyum; işim, Türk şirketlerini Avrupa pazarına güvenle ve sistemli şekilde taşımak. Özellikle lojistik, üretim ve hizmet sektörlerinde; şirket kuruluşu, lisanslar, back-office yönetimi ve iş geliştirme tarafında çalışıyorum. Çek-Türk Ortak Ticaret Odası Başkanı ve DTİK / DEİK ekosisteminde aktif bir temsilci olarak Türkiye–Çekya hattında köprü kuruyorum. Bir de hayatımda çok önemli başka bir rolüm var: Efe’nin babasıyım. Kariyerinizde bugünlere gelene kadar hangi önemli dönüm noktalarını yaşadınız? Kariyerimin ilk yıllarında POS Media’da çalışırken Kiev, İstanbul, Münih ve Moskova’da ofis açmaktan sorumluydum; bu dönem bana “yeni bir ülkede sıfırdan iş kurma” disiplinini öğretti. 2014’te YeYe Agency’yi kurmam ise ikinci büyük kırılma noktasıydı; odak noktamı tamamen “şirketleri yeni pazarlara taşımaya” çevirdim. Son yıllarda lojistik sektörünü stratejik öncelik haline getirmemiz ve Çekya’yı bir merkez ülke olarak konumlandırmamız hem YeYe’nin hem de benim hikâyemde yeni bir faz başlattı. Sizin için 'başarı'yı tanımlar mısınız? Sizi diğerlerinden farklı kılan ve başarınızı sağlayan kişisel stratejiler neler? Benim için başarı; karmaşık görünen bir süreci, müşterim için öngörülebilir ve tekrarlanabilir hale getirebilmektir. Türkiye’den Avrupa’ya açılmak birçok iş insanının gözünde “risk”tir; biz o riski iyi tasarlanmış bir “rota”ya dönüştürebildiğimizde kendimi başarılı sayıyorum. Kişisel stratejim üç kelimeye indirgenebilir: Planla, Uygula, Büyüt. Önce fotoğrafı net çizerim, sonra sahada bizzat uygulamaya girerim, ardından sistemi ölçekleyip ekiplerime devrederim. Kısa vadeli fırsatların değil, uzun vadeli ilişkilerin peşinden gitmeyi tercih ediyorum. Başarıya giden yolda karşılaştığınız en büyük zorluk neydi ve bunu nasıl aştınız? En büyük zorluk, farklı ülkelerde iş yaparken mevzuat, kültür ve güven üçgenini aynı anda yönetmekti. Her ülkede yeniden “sıfırdan tanınmak” ve doğru insanlarla çalışmak zaman alıyor. Bunu, rastlantıya bırakmak yerine sistemle aşmaya çalıştım: Her yeni pazarda önce güçlü yerel ortaklar ve kurumlarla (ticaret odaları, dernekler, kamu temsilcileri) sağlam ilişkiler kurdum, sonra müşteri projelerini bu ağın üzerine inşa ettim. Bugün YeYe’nin lojistikte güçlü olmasının sebebi, bu uzun vadeli ağ inşasıdır. Bugün, sizin konumunuza ulaşmak isteyen birisi için en kritik öneriniz ne olurdu? Öncelikle “her şeyi yapan” biri olmaya çalışmak yerine, belirli bir alanda derinleşmelerini öneririm. Ben kendi odağımı “Türkiye–Avrupa hattında iş kurma ve büyütme” üzerine kurdum; bu netlik, zamanla güven ve talep yarattı. İkinci önerim; ilişkilere, kartvizit olarak değil, ekosistem olarak bakmaları. Bugün lojistikte bir firmaya destek verirken, arkasında banka, factoring, üretici, kamusal otorite gibi birçok aktörü aynı masada toplayabiliyorsak, bu yılların ilişkisine dayanıyor. Üçüncüsü de: Rakamlarla konuşmayı öğrenmek. Hedefi, maliyeti ve getiriyi net hesaplayamayan kimse sürdürülebilir başarıyı yönetemez. Liderlik anlayışınızı nasıl tanımlarsınız? Ekibinizi motive etmek ve yönlendirmek için hangi stratejileri benimsiyorsunuz? Ben kendimi “sahada olan lider” olarak tanımlıyorum. Masada strateji kurup, sahada müşterinin yanında durmayı önemsiyorum. Ekiplerimi üç şeyle motive etmeye çalışırım: Net hedef, net sorumluluk, net geri bildirim. Hangi projede, hangi müşteriye, hangi değeri sunduğumuzu herkesin açıkça bilmesini isterim. Ayrıca YeYe’de liderlik, sadece benim etrafımda kurulu bir yapı değil; her proje sorumlusunun kendi alanında inisiyatif almasını teşvik eden yatay bir model. Bu da özellikle lojistik gibi hızlı değişen bir sektörde çevikliğimizi artırıyor. Şirketinizin vizyonu ve misyonu doğrultusunda önümüzdeki yıllara dair büyük hedefleriniz nelerdir? YeYe Agency’nin vizyonu; Türk girişimciler için Avrupa’da “ilk aranan stratejik partner” olmak. Misyonumuz ise, yeni pazarlara açılmak isteyen şirketlerin üzerindeki belirsizliği azaltmak ve onlara uçtan uca destek sunmak. Önümüzdeki dönemde lojistik sektörü bizim için lokomotif olacak; Çekya modeli üzerinden, Türk taşımacılık şirketleri için Avrupa’ya girişte standart bir başarı reçetesi oluşturmak istiyoruz. Hedefimiz; 2030’a kadar, Türkiye’den Avrupa’ya açılan her 10 lojistik firmasından en az birkaçının yolculuğunda YeYe’nin imzasının olması. "Küresel ekonomik belirsizlikler ve rekabet ortamında şirketinizi nasıl konumlandırıyorsunuz? Yerel ve uluslararası pazarda fark yaratmak için ne yapıyorsunuz?" Belirsizlik arttıkça, şirketlerin güvenilir ve öngörülebilir iş ortaklarına ihtiyacı büyüyor. Biz YeYe’yi tam bu noktada, “riski azaltan, yolu sadeleştiren stratejik partner” olarak konumlandırıyoruz. Prag merkezli olmamız, Çekya’yı Avrupa lojistik haritasının kalbinde stratejik bir üs olarak kullanmamıza imkân veriyor. Türk lojistik şirketleri için sadece şirket kuran bir yapı değil; lisans, mevzuat, insan kaynağı, finansman ve iş geliştirmeyi tek elde toplayan bir “one-stop-shop” sunuyoruz. Sürdürülebilirlik ve toplumsal fayda konusunda nasıl bir yaklaşım benimsiyorsunuz? İş dünyasının bu konudaki sorumluluğunu nasıl görüyorsunuz? Sürdürülebilirliği sadece çevresel değil, ekonomik ve sosyal bir bütün olarak görüyorum. Avrupa’ya açılan her Türk şirketi, doğru kurgu yapıldığında hem kendi ayakları üzerinde duran bir yapı kuruyor hem de iki ülke arasında kalıcı bir değer zinciri oluşturuyor. Lojistikte daha verimli güzergâhlar, doğru planlama ve finansal disiplin hem karbon ayak izini hem de “boşa giden emek”i azaltıyor. Çek-Türk Ortak Ticaret Odası başkanlığımda da, şirketleri sadece kâr eden değil, bulunduğu ekosisteme istihdam, vergi ve uzun vadeli iş birliği getiren oyuncular olmaya teşvik ediyorum. Dijitalleşme ve yapay zekâ gibi teknolojiler, iş modellerinizi nasıl dönüştürüyor? Bu değişime adapte olmak için nasıl bir yol izliyorsunuz? Bugün YeYe’de yaptığımız işin önemli bir kısmı bilgi, süreç ve ilişki yönetimi. Dijitalleşme ve yapay zekâ sayesinde, bu bilgiyi sistematik hale getirip, müşterilerimize daha hızlı ve kişiselleştirilmiş hizmet sunabiliyoruz. Örneğin, lojistik kampanyalarımızda başvuru formlarından WhatsApp süreçlerine kadar birçok adımı otomatikleştiriyoruz; böylece ekibimiz rutin işler yerine stratejik konulara odaklanabiliyor. Hedefimiz, danışmanlığın insan dokunuşunu korurken; arka plandaki operasyonu mümkün olduğu kadar veri ve otomasyonla desteklemek. Bugünün iş dünyasında başarılı olmak isteyen gençlere, kariyerlerini sağlam temeller üzerine inşa etmeleri için hangi kritik tavsiyeleri verirsiniz? Öncelikle kendilerine bir “oyun alanı” seçmelerini öneririm: Lojistik, yazılım, finans… Hangi alanda olursa olsun, o alanın dili, dinamikleri ve oyuncularını derinlemesine öğrenmek çok değerli. İkinci olarak, mutlaka uluslararası bir perspektif geliştirsinler; dünya artık tek bir pazar ve dil bilmek, kültür anlamak en büyük sermaye. Üçüncüsü; sabır ve istikrar. Başarı çoğu zaman bir “patlama anı” değil, yıllarca üst üste konan küçük ama doğru adımların sonucu. Ve son olarak: Kimseye “mükemmel olma” sözü vermek zorunda değiller; ama “öğrenmeye ve gelişmeye açık olma” sözünü kendilerine vermeliler.

“Su tüketen sanayi tartışılmalı" Video Galeri

“Su tüketen sanayi tartışılmalı"

Bursa’nın ‘Kent Anayasası’ niteliğinde olacak olan 2050 vizyonlu 1/100.000 Ölçekli Bursa Çevre Düzeni Planı, ortak akılla hazırlanıyor. Sanayi ve lojistik sektörü temsilcileriyle bir araya gelen Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, “Dünyanın iklim krizini konuştuğu bir ortamda sıkıntıları konuşmak lazım. Bursa, artık bir su şehri değil. O yüzden su tüketen sanayi tartışılmalı" dedi.Bölgesel Muhtarlar Çalıştayları ve ‘Hayalimizdeki Bursa’yı Konuşuyoruz’ toplantılarıyla 17 ilçede vatandaşların 2050 vizyonlu ‘1/100.000’lik Çevre Düzeni Planı’na dair görüşlerini dinleyen Büyükşehir Belediyesi, sektör temsilcileriyle buluşmaya da devam ediyor. Farklı sektörlerin görüş ve önerilerinin doğrudan alındığı toplantıların son konuğu, sanayi ve lojistik sektörü temsilcileri oldu. Büyükşehir Belediyesi Ana Hizmet Binası’ndaki toplantıya, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in yanı sıra Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, BTSO KOBİ Konsey Başkanı Arif Demirören, BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Buğra Küçükkayalar, BUMİAD Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Gümüş, Büyükşehir Belediyesi yöneticileri ve ilgili kamu temsilcileri katıldı. “BURSA’DA İÇME SUYUNA DAHA ZOR ERİŞİLEBİLDİĞİNİ GÖREBİLİRİZ” Bursa’daki her katmanının planın içerisinde yer almasına büyük önem verdiklerini söyleyen Başkan Mustafa Bozbey, planın sahiplenilmesinin işlevselliği açısından da önemli olduğunu dile getirdi. Tüm sektör temsilcilerinin düşüncelerini alarak yapılan hazırlıkları da paylaştıklarını anlatan Başkan Mustafa Bozbey, “Bursa, ‘sanayi kenti’ diyoruz ama aynı zamanda tarım kenti özelliği de var. Dünyanın iklim krizini konuştuğu bir ortamda sıkıntıları konuşmak lazım. Bursa, artık bir su şehri değil. Bunu iyi anlamalıyız. O yüzden su tüketen sanayi tartışılmalı. Belki 20 sene sonra Bursa’da içme suyuna daha zor erişilebildiğini görebiliriz. Tüm olumlu ve olumsuz yönleri düşünerek 2050, 2075 ve 2100 planlama sürecini hayata geçirmeliyiz. Herkesin ortak bir noktada buluşabildiği anlayışı ortaya koymalıyız. Ancak böyle olursa kentte daha güvenli ve daha huzurlu bir yaşam süreriz” dedi.

“Su Tüketen Sanayi Tartışılmalı” Haber

“Su Tüketen Sanayi Tartışılmalı”

Bölgesel Muhtarlar Çalıştayları ve ‘Hayalimizdeki Bursa’yı Konuşuyoruz’ toplantılarıyla 17 ilçede vatandaşların 2050 vizyonlu ‘1/100.000’lik Çevre Düzeni Planı’na dair görüşlerini dinleyen Büyükşehir Belediyesi, sektör temsilcileriyle buluşmaya da devam ediyor. Farklı sektörlerin görüş ve önerilerinin doğrudan alındığı toplantıların son konuğu, sanayi ve lojistik sektörü temsilcileri oldu. Büyükşehir Belediyesi Ana Hizmet Binası’ndaki toplantıya, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in yanı sıra Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, BTSO KOBİ Konsey Başkanı Arif Demirören, BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Buğra Küçükkayalar, BUMİAD Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Gümüş, Büyükşehir Belediyesi yöneticileri ve ilgili kamu temsilcileri katıldı. “BURSA’DA İÇME SUYUNA DAHA ZOR ERİŞİLEBİLDİĞİNİ GÖREBİLİRİZ” Bursa’daki her katmanının planın içerisinde yer almasına büyük önem verdiklerini söyleyen Başkan Mustafa Bozbey, planın sahiplenilmesinin işlevselliği açısından da önemli olduğunu dile getirdi. Tüm sektör temsilcilerinin düşüncelerini alarak yapılan hazırlıkları da paylaştıklarını anlatan Başkan Mustafa Bozbey, “Bursa, ‘sanayi kenti’ diyoruz ama aynı zamanda tarım kenti özelliği de var. Dünyanın iklim krizini konuştuğu bir ortamda sıkıntıları konuşmak lazım. Bursa, artık bir su şehri değil. Bunu iyi anlamalıyız. O yüzden su tüketen sanayi tartışılmalı. Belki 20 sene sonra Bursa’da içme suyuna daha zor erişilebildiğini görebiliriz. Tüm olumlu ve olumsuz yönleri düşünerek 2050, 2075 ve 2100 planlama sürecini hayata geçirmeliyiz. Herkesin ortak bir noktada buluşabildiği anlayışı ortaya koymalıyız. Ancak böyle olursa kentte daha güvenli ve daha huzurlu bir yaşam süreriz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.