Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Lokasyon

Kapsül Haber Ajansı - Lokasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Lokasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dubai Emlak Piyasasında Yeni Rekorlar Gelebilir Haber

Dubai Emlak Piyasasında Yeni Rekorlar Gelebilir

Güçlü merkez Yatırımcıların Dubai’ye ilgisinin devam ettiğini belirten Parcel Estates CEO’su Özden Çimen, “Savaş korkusuna rağmen Dubai’ye olan ilgi zaten hiç düşmemişti. Ancak gelişmelerin sakinleşmesiyle birlikte Dubai, uluslararası yatırımcılar açısından güçlü bir merkez olmayı sürdürüyor. Örneğin Dubai Land Department (DLD) verilerine göre Temmuz 2026’da Dubai’de gayrimenkul işlemlerinin toplam değeri 56,1 milyar BAE dirhemine ulaştı. Söz konusu rakam, haziran ayına göre yüzde 16,9’luk artış anlamına geliyor. Ayrıca ilk 7 ayda 186 yeni gayrimenkul geliştirme şirketi piyasaya girdi. Dubai’de kiralama piyasasında da hareketlilik devam ediyor. 2026’nın ilk yedi ayında şehirde 214 bin 445 kira sözleşmesi yapıldı. Mevcut hız devam ederse yeni rekorlar gelebilir. Özellikle piyasanın şeffaf yapısı, uluslararası bağlantıları ve farklı bütçelere hitap eden gayrimenkul seçenekleri yatırımcı ilgisini destekliyor” dedi. Türk yatırımcıların ilgisi devam ediyor Türk yatırımcıların Dubai gayrimenkul piyasasına yönelik ilgisinin sürdüğünü aktaran Çimen, yatırım kararlarında kira getirisi potansiyeli, lokasyon ve proje kalitesinin öne çıktığını ifade etti. Çimen, “Türk yatırımcılar açısından Dubai’yi cazip kılan unsurların başında uluslararası bir merkez olması ve farklı yatırım seçenekleri sunması geliyor. Kira getirisi potansiyeli, lokasyon ve projenin uzun vadeli değer yaratma kapasitesi yatırım kararlarında önemli rol oynuyor” diye konuştu. 61 bin konut yapılıyor Dubai’de lüks konut projelerinin devam ettiğini kaydeden Çimen, “2026'nın ilk 7 ayında 228 yeni gayrimenkul projesinin inşaatına başlandı. Toplam değer 18.2 milyar dolar seviyesinde. Bu projelerle Dubai'ye 61 binden fazla yeni konutun kazandırılması bekleniyor. Lüks konut segmentinde yatırımcıların beklentileri daha farklı. Lokasyon, proje kalitesi ve uzun vadeli değer yaratma potansiyeli burada belirleyici oluyor. Nitelikli projelere yönelik uluslararası talebin devam edeceğini düşünüyoruz” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yatırımcıların Rotası Lojistik Depolarına Çevrildi Haber

Yatırımcıların Rotası Lojistik Depolarına Çevrildi

E-ticaret sektöründe sonbahar kampanyaları, kasım indirimleri ve yılın son çeyreğine yönelik hazırlıkların başladığı Ağustos ayı, lojistik depolar açısından da hareketli bir dönemin başlangıcını oluşturuyor. Artan stok ihtiyacı ve dağıtım kapasitesi gereksinimi nedeniyle şirketler depo planlamalarını gözden geçirirken, yatırımcılar da yüksek standartlara sahip lojistik tesislere yöneliyor. Bu hareketlilik, lojistik depoların değerleme süreçlerinde dikkate alınan kriterlerin de değişmesine neden oluyor. Geçmişte ağırlıklı olarak lokasyon ve kapalı alan büyüklüğü üzerinden değerlendirilen depolar, bugün teknik altyapıları ve operasyonel kabiliyetleriyle birlikte ele alınıyor. Bir deponun mevcut ihtiyaçları karşılamasının yanı sıra gelecekte değişen lojistik operasyonlarına ne kadar uyum sağlayabileceği de yatırım değeri açısından önemli bir kriter haline geliyor. Teknik altyapı yatırım değerini doğrudan etkiliyor Lojistik depoların değerini belirleyen en önemli unsurların başında mimari plan uygunluğu geliyor. Kolon yerleşimi, raf sistemlerine uygunluk ve operasyon akışını destekleyen iç planlama, hem kullanım verimliliğini hem de kirlanabilme potansiyelini doğrudan etkiliyor. Bunun yanında zemin taşıma kapasitesi ile kat yükseklikleri de depo performansını belirleyen temel kriterler arasında yer alıyor. Ağır yük depolayabilen, yüksek raf sistemlerine uygun ve otomasyon çözümlerine entegre edilebilen depolar, günümüz lojistik ihtiyaçlarına daha kolay cevap verebildikleri için yatırım açısından daha yüksek değer görüyor. Yangın söndürme sistemleri, sprinkler altyapısı, yükleme rampaları, kapı sayısı ve tır manevra alanlarının yeterliliği de operasyonel verimlilik açısından önem taşıyan diğer başlıklar arasında bulunuyor. Özellikle yoğun sevkiyat yapan e-ticaret şirketleri için aynı anda birden fazla aracın yükleme ve boşaltma yapabilmesi operasyonel avantaj sağlarken, bu özellikler depo değerine de doğrudan yansıyor. Sürdürülebilirlik, değerleme kriterlerinden biri haline geldi Lojistik tesislerinde çevresel sürdürülebilirlik de giderek daha fazla önem kazanıyor. LEED ve BREEAM gibi uluslararası yeşil bina sertifikalarına sahip depolar, enerji verimliliği ve işletme maliyetleri açısından sundukları avantajların yanı sıra kurumsal kiracılar tarafından da daha fazla tercih ediliyor. Bununla birlikte depoların limanlara, organize sanayi bölgelerine, ana ulaşım akslarına ve tüketim merkezlerine yakınlığı da değerleme çalışmalarında önemli rol oynuyor. Ancak artık yalnızca iyi bir lokasyona sahip olmak tek başına yeterli değil; teknik standartları yüksek, sürdürülebilir ve farklı operasyon modellerine uyum sağlayabilen tesisler yatırım açısından daha güçlü bir konuma geliyor. ARGE Gayrimenkul Değerleme Süreçlerinden Sorumlu GMY Kemal Cem Onursal, konuyla ilgili olarak “Lojistik depolar artık yalnızca ürünlerin depolandığı yapılar değil, tedarik zincirinin kesintisiz işlemesini sağlayan stratejik merkezler olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle değerleme çalışmalarında yalnızca metrekare büyüklüğü ya da konuma odaklanmak doğru sonuç vermiyor. Mimari plan uygunluğu, zemin taşıma kapasitesi, kat yüksekliği, yangın güvenliği, yükleme altyapısı ve sürdürülebilirlik standartları gibi pek çok kriteri birlikte değerlendiriyoruz. Özellikle Ağustos ayı, e-ticaret şirketlerinin sonbahar operasyonlarına yönelik hazırlıklarını yaptığı bir dönem olduğu için lojistik depo pazarında hareketlilik belirgin şekilde artıyor. Önümüzdeki dönemde otomasyon teknolojilerinin yaygınlaşması, hızlı teslimat beklentilerinin artması ve sürdürülebilirlik hedeflerinin güçlenmesiyle birlikte teknik standartları yüksek lojistik depoların yatırım değerini daha da artıracağını öngörüyoruz. Değerleme süreçlerinde de artık yalnızca bugünkü kullanım koşullarını değil, bir tesisin gelecekte farklı sektörlerin ihtiyaçlarına ne ölçüde cevap verebileceğini de analiz ediyoruz. Bu yaklaşım hem yatırımcıların daha sağlıklı karar almasını sağlıyor hem de lojistik gayrimenkullerin gerçek potansiyelini daha doğru ortaya koyuyor.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Lojistik Depolarının Değerini Belirleyen Faktörler Neler? Haber

Lojistik Depolarının Değerini Belirleyen Faktörler Neler?

E-ticaret sektöründe sonbahar kampanyaları, kasım indirimleri ve yılın son çeyreğine yönelik hazırlıkların başladığı Temmuz ayı, lojistik depolar açısından da hareketli bir dönemin başlangıcını oluşturuyor. Artan stok ihtiyacı ve dağıtım kapasitesi gereksinimi nedeniyle şirketler depo planlamalarını gözden geçirirken, yatırımcılar da yüksek standartlara sahip lojistik tesislere yöneliyor. Bu hareketlilik, lojistik depoların değerleme süreçlerinde dikkate alınan kriterlerin de değişmesine neden oluyor. Geçmişte ağırlıklı olarak lokasyon ve kapalı alan büyüklüğü üzerinden değerlendirilen depolar, bugün teknik altyapıları ve operasyonel kabiliyetleriyle birlikte ele alınıyor. Bir deponun mevcut ihtiyaçları karşılamasının yanı sıra gelecekte değişen lojistik operasyonlarına ne kadar uyum sağlayabileceği de yatırım değeri açısından önemli bir kriter haline geliyor. Teknik altyapı yatırım değerini doğrudan etkiliyor Lojistik depoların değerini belirleyen en önemli unsurların başında mimari plan uygunluğu geliyor. Kolon yerleşimi, raf sistemlerine uygunluk ve operasyon akışını destekleyen iç planlama, hem kullanım verimliliğini hem de kirlanabilme potansiyelini doğrudan etkiliyor. Bunun yanında zemin taşıma kapasitesi ile kat yükseklikleri de depo performansını belirleyen temel kriterler arasında yer alıyor. Ağır yük depolayabilen, yüksek raf sistemlerine uygun ve otomasyon çözümlerine entegre edilebilen depolar, günümüz lojistik ihtiyaçlarına daha kolay cevap verebildikleri için yatırım açısından daha yüksek değer görüyor. Yangın söndürme sistemleri, sprinkler altyapısı, yükleme rampaları, kapı sayısı ve tır manevra alanlarının yeterliliği de operasyonel verimlilik açısından önem taşıyan diğer başlıklar arasında bulunuyor. Özellikle yoğun sevkiyat yapan e-ticaret şirketleri için aynı anda birden fazla aracın yükleme ve boşaltma yapabilmesi operasyonel avantaj sağlarken, bu özellikler depo değerine de doğrudan yansıyor. Sürdürülebilirlik, değerleme kriterlerinden biri haline geldi Lojistik tesislerinde çevresel sürdürülebilirlik de giderek daha fazla önem kazanıyor. LEED ve BREEAM gibi uluslararası yeşil bina sertifikalarına sahip depolar, enerji verimliliği ve işletme maliyetleri açısından sundukları avantajların yanı sıra kurumsal kiracılar tarafından da daha fazla tercih ediliyor. Bununla birlikte depoların limanlara, organize sanayi bölgelerine, ana ulaşım akslarına ve tüketim merkezlerine yakınlığı da değerleme çalışmalarında önemli rol oynuyor. Ancak artık yalnızca iyi bir lokasyona sahip olmak tek başına yeterli değil; teknik standartları yüksek, sürdürülebilir ve farklı operasyon modellerine uyum sağlayabilen tesisler yatırım açısından daha güçlü bir konuma geliyor. ARGE Gayrimenkul Değerleme Süreçlerinden Sorumlu GMY Kemal Cem Onursal, konuyla ilgili olarak “Lojistik depolar artık yalnızca ürünlerin depolandığı yapılar değil, tedarik zincirinin kesintisiz işlemesini sağlayan stratejik merkezler olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle değerleme çalışmalarında yalnızca metrekare büyüklüğü ya da konuma odaklanmak doğru sonuç vermiyor. Mimari plan uygunluğu, zemin taşıma kapasitesi, kat yüksekliği, yangın güvenliği, yükleme altyapısı ve sürdürülebilirlik standartları gibi pek çok kriteri birlikte değerlendiriyoruz. Özellikle Temmuz ayı, e-ticaret şirketlerinin sonbahar operasyonlarına yönelik hazırlıklarını yaptığı bir dönem olduğu için lojistik depo pazarında hareketlilik belirgin şekilde artıyor. Önümüzdeki dönemde otomasyon teknolojilerinin yaygınlaşması, hızlı teslimat beklentilerinin artması ve sürdürülebilirlik hedeflerinin güçlenmesiyle birlikte teknik standartları yüksek lojistik depoların yatırım değerini daha da artıracağını öngörüyoruz. Değerleme süreçlerinde de artık yalnızca bugünkü kullanım koşullarını değil, bir tesisin gelecekte farklı sektörlerin ihtiyaçlarına ne ölçüde cevap verebileceğini de analiz ediyoruz. Bu yaklaşım hem yatırımcıların daha sağlıklı karar almasını sağlıyor hem de lojistik gayrimenkullerin gerçek potansiyelini daha doğru ortaya koyuyor.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İş GYO’nun Ofis Portföyünde Doluluk Oranı Yüzde 97’ye Ulaştı Haber

İş GYO’nun Ofis Portföyünde Doluluk Oranı Yüzde 97’ye Ulaştı

Çalışma kültüründe son yıllarda yaşanan büyük dönüşüm, ticari gayrimenkul pazarında ofis binalarına yönelik beklentileri ve performans kriterlerini kökten değiştirdi. Hibrit çalışma modelinin yaygınlaşmasıyla birlikte fiziksel ofislerin geleceğinin tartışıldığı dönemin geride kaldığını ifade eden İş GYO Genel Müdürü Barlas Ülkü, güncel pazar dinamiklerine ve şirketlerin değişen stratejilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Fiziksel ofis ihtiyacının ortadan kalkmadığını, aksine şirketlerin artık çok daha seçici ve uzun vadeli bir bakış açısıyla hareket ettiğini belirten Ülkü, “Bugün ofis piyasasında mesele yalnızca doluluk değil, doğru lokasyon, kaliteli bina ve güçlü kiracı deneyimi yaratabilmek. Ayrıca bugün şirketler için ofis seçimi yalnızca metrekare büyüklüğü ya da kira seviyesi olmaktan çıktı. Hibrit çalışma düzeniyle birlikte çalışanların ofiste geçirdiği zamanın niteliği daha fazla önem kazandı. Bu nedenle şirketler, çalışan deneyimini destekleyen, ekiplerin bir araya gelmesini kolaylaştıran, verimliliği artıran ve uzun vadeli kullanım avantajı sunan ofis çözümlerine yöneliyor” dedi. İstanbul ofis piyasasında kaliteli stok eksikliği ayrışmayı artırıyor İstanbul ofis piyasasında özellikle merkezi iş alanlarında (MİA) yeni arz girişinin sınırlı kaldığını ve kaliteli A sınıfı stok eksikliğinin hissedildiğini dile getiren Ülkü, pazar göstergelerinin de bu seçici ve kalite odaklı "prime" ofis talebini doğruladığına dikkat çekti. Şirketlerin büyük metrajlı, altyapısı güçlü ve taşınmaya hazır alanları bulmakta zorlandığı bir dönemden geçildiğini ifade eden Ülkü, sözlerini şöyle sürdürdü: “Erişilebilirliği yüksek, teknik ve operasyonel açıdan güncel ihtiyaçları tam anlamıyla karşılayan binalar piyasada hızla ayrışıyor. Şirketler karar süreçlerinde kira seviyesinin yanı sıra binanın sürdürülebilirlik sertifikalarını, yetkin makamlarca 2018 deprem yönetmeliklerine uygunluk kriterlerini, ulaşım bağlantılarını, teknolojik altyapısını ve sunduğu bütünsel kullanıcı deneyimini ön planda tutuyor. Dolayısıyla her ofis alanı aynı ölçüde talep görmüyor. Doğru konumlanmış ve profesyonel yönetilen binalar değerini korurken, ulusal ve uluslararası önemli firmaların da ilgisini artırıyor ve ofis piyasasına da yön veriyor.” “Portföy stratejimizi doğru kurguladık” İş GYO’nun pazarın bu dönüşüm dalgasını çok önceden öngörerek portföy stratejisini bu yönde şekillendirdiklerini belirten Ülkü, ulaşılan operasyonel başarıya değinerek, “İstanbul ofis piyasasında talebin daha seçici, lokasyon odaklı ve kalite hassasiyeti yüksek bir yapıya bürünmesi, bizim uzun vadeli değer yaratma vizyonumuzla tamamen örtüşüyor. Bu doğru ve pazar odaklı portföy yaklaşımımızın bir yansıması olarak, bugün ofis portföyümüzde yüzde 97 doluluk oranına ulaşmış durumdayız. Ancak bu oranı yalnızca güçlü bir finansal ya da operasyonel gösterge olarak görmüyoruz. Bu başarı, kiracılarımızın değişen ihtiyaçlarını yakından takip etmemizin, güçlü kiracı ilişkilerimizin ve onlara sunduğumuz yüksek standartlı ve sağlam bina deneyiminin bir sonucudur. İş GYO olarak, geleceğin çalışma alanlarını bugünden doğru konumlandırmaya ve paydaşlarımıza değer üretmeye devam edeceğiz” diyerek sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gayrimenkulde Değer Artışını Belirleyen Yeni Dinamikler Haber

Gayrimenkulde Değer Artışını Belirleyen Yeni Dinamikler

Artık yalnızca lokasyon değil; proje güvenilirliği, mühendislik kalitesi, sosyal donatılar, ulaşım bağlantıları ve yaşam standardı gibi unsurlar da konut değerini doğrudan etkiliyor. Sektörde yapılan değerlendirmelere göre, Türkiye genelinde konut alıcılarının yaklaşık yüzde 68’i satın alma kararında yalnızca fiyat ve lokasyon yerine, projenin güvenilirliği ve yaşam kalitesini de dikkate alıyor. Büyükşehirlerde ise bu oranın yüzde 75 seviyelerine kadar yükseldiği ifade ediliyor. Ayrıca sürdürülebilirlik ve planlı şehirleşme kavramlarının da son yıllarda gayrimenkul değerlemesinde daha belirleyici hale geldiği belirtiliyor… Enerji verimliliği sağlayan, ulaşım ağlarına entegre ve sosyal yaşam alanları güçlü projelerin ikinci el değerlerinde ise ortalamaya göre yüzde 20’ye varan daha hızlı artış görüldüğü değerlendiriliyor. SEKTÖRDE ARSA VE KONUT YATIRIMLARINDA YENİ DÖNEM Medar İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Konuralp Yılmaz, gayrimenkul sektöründeki dönüşümün artık yalnızca teorik bir değişim olmadığını, sahada da karşılık bulduğunu belirterek şirketin Ankara’daki yatırım süreçlerine ilişkin bilgi verdi. Yılmaz, Medar İnşaat’ın Ankara’da farklı bölgelerde yürüttüğü arsa ve proje yatırımlarının bu dönüşümün bir yansıması olduğunu ifade ederek, “Esenboğa bölgesinde gerçekleştirdiğimiz yaklaşık 3 milyon dolarlık arsa yatırımı kapsamında geliştirdiğimiz Medar Port Projeleri’nde inşaat süreci başlamış durumda. Toplam 380 daireden oluşan projemizi etaplar halinde hem yatırımcılara hem de son kullanıcılara teslim etmeyi planlıyoruz” dedi. Sincan Saraycık ve Yeni Peçenek bölgesinde yürütülen yatırımlara da değinen Yılmaz, “Bu bölgede gerçekleştirdiğimiz yaklaşık 4,5 milyon dolarlık arsa yatırımı kapsamında Medar Batıpark ve Medar Panorama projelerimiz için proje ve ruhsat çalışmalarımız devam ediyor. Söz konusu projelerin inşaatına 2027 Şubat ayı sonunda başlamayı hedefliyoruz. Toplam 180 ve 105 daireden oluşacak bu iki proje, bölgedeki konut ihtiyacına yönelik olarak planlandı” ifadelerini kullandı. Gayrimenkul sektöründe değer algısının değiştiğine dikkat çeken Yılmaz, değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi: “Gayrimenkul sektörü bugün yalnızca yapı üretiminin değil, yaşam üretiminin konuşulduğu bir döneme girmiş durumda. Değer artık tek başına metrekare ya da lokasyonla tanımlanmıyor; bir projenin mühendislik yaklaşımı, güvenlik standartları, sosyal yaşam alanları ve uzun vadeli sürdürülebilirlik vizyonu toplam değeri belirleyen ana unsurlar haline geliyor. Özellikle büyük şehirlerde alıcıların karar süreçlerinde güven, marka itibarı ve yaşam kalitesi daha belirleyici bir konuma yükselmiş durumda. Bu değişim, sektörün daha planlı ve nitelikli projelere yönelmesini zorunlu kılıyor.” Yılmaz ayrıca Medar İnşaat’ın Ankara’daki farklı bölgelerde yatırım çalışmalarını sürdürdüğünü ve bu yatırımların artarak devam edeceğini de vurguladı. Yılmaz ayrıca Medar İnşaat’ın Ankara’daki farklı bölgelerde yatırım çalışmalarını sürdürdüğünü ve bu yatırımların devam edeceğini ifade etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Savaşlar Ticaretin Yönünü Değiştirdi, Türkiye Öne Çıktı Haber

Savaşlar Ticaretin Yönünü Değiştirdi, Türkiye Öne Çıktı

Son dönemde küresel ticarette yaşanan yön değişimi, şirketleri üretim ve dağıtım süreçlerini yeniden konumlandırmaya yöneltti. Alternatif rota ve merkez arayışının hız kazanmasıyla birlikte, ticari hareketin daha erişilebilir ve güvenli bölgelerde yoğunlaştığı görülüyor. Bu dönüşüm, ticari gayrimenkulde de dengeleri doğrudan etkilerken, yatırımcı tercihlerinde daha seçici ve temkinli bir yapı öne çıkıyor. Artık yalnızca proje geliştirmek yeterli olmazken, ticari hareketi destekleyen, ulaşılabilir ve sürdürülebilir bir yapı sunan projeler daha hızlı karşılık buluyor. Bu değişimin sahadaki yansımaları ise İstanbul’da daha net görülmeye başladı. Özellikle son dönemde hayata geçen projelerde gözlenen hareketlilik, ticari gayrimenkulde talebin tamamen ortadan kalkmadığını, ancak yön değiştirdiğini ortaya koyuyor. Bilgiçler Yapı’nın Bayrampaşa’da hayata geçirdiği AKTİM Çarşı & Ofis’te markaların yerlerini almaya başlamasıyla birlikte artan ticari hareketlilik, bu dönüşümün somut örneklerinden biri olarak gösteriliyor. Yeni ticaret rotasında Türkiye öne çıkıyor Küresel ölçekte yaşanan tedarik zinciri kırılmaları ve rota değişimleri, Türkiye’nin bölgesel konumunu daha da öne çıkarıyor. Avrupa ile Asya arasında stratejik bir geçiş noktası olan Türkiye, üretim ve dağıtım süreçlerinde alternatif merkez arayan şirketler için önemli bir seçenek haline geliyor. Özellikle İstanbul gibi ticari hareketin yoğun olduğu şehirlerde lojistik, depolama ve dağıtım alanlarına yönelik ilginin arttığı görülüyor. Bu tabloyu değerlendiren Bilgiçler Yapı Yönetim Kurulu Üyesi Ali Emre Bilgiç, küresel gelişmelerin ticari gayrimenkul üzerindeki etkisine dikkat çekiyor: “Küresel ölçekte yaşanan gelişmeler, ticaretin yönünü doğrudan etkiledi. Türkiye bu noktada önemli bir avantaj yakaladı. Özellikle lojistik ve depolama alanlarına olan talep artarken, bu durum ticari gayrimenkulde yatırım kararlarını da değiştirdi. Biz de sahada bunu net şekilde gözlemliyoruz. Hayata geçirdiğimiz projelerde lojistik, depolama ve ticari dağıtım odaklı kullanım taleplerinde belirgin bir artış var. Bu da yatırımcının artık yalnızca metrekareye değil, o alanın işlevine ve yaratacağı ticari değere odaklandığını gösteriyor. Bugün yatırımcı sadece bir gayrimenkul satın almıyor; o gayrimenkulün bulunduğu lokasyonu, erişimini ve ticari potansiyelini birlikte değerlendiriyor. Bu nedenle ticari hareketin içinde yer alan projeler daha hızlı karşılık buluyor.” Yatırımcı daha seçici, rekabet zorlaşıyor Bilgiçler Yapı Yönetim Kurulu Üyesi Ali Emre Bilgiç’e göre, ticari gayrimenkulde yaşanan bu dönüşüm önümüzdeki dönemde daha da belirgin hale gelecek. Küresel gelişmelerle birlikte ticaretin yön değiştiği bu süreçte, yatırımcıların da daha seçici ve temkinli hareket ettiği görülüyor. Bu süreçte lokasyon, erişim ve ticari potansiyel gibi unsurları doğru kurgulayan projeler öne çıkarken, bu kriterleri yeterince karşılamayan projelerde rekabetin daha da zorlaşması bekleniyor. Bu tablo, ticari gayrimenkulde tek tip bir piyasa yapısından söz etmenin zorlaştığını ve proje bazlı ayrışmanın kalıcı hale geldiğini gösteriyor. Ticaret başladı, yatırım hızlandı Yaklaşık 95 bin metrekarelik alanda hayata geçirilen AKTİM Çarşı & Ofis, toplam 338 bağımsız bölümden oluşan bütüncül bir ticaret merkezi olarak kurgulandı. Cadde mağazaları, ofis alanları ve lojistik kullanım imkanı sunan yapısıyla proje, yalnızca bir gayrimenkul değil, ticaretin doğrudan içinde konumlanan bir yapı sunuyor. Dükkanların tır ve yük araçlarının yanaşabileceği şekilde tasarlanması, yükleme ve boşaltma süreçlerinin kesintisiz ilerlemesine imkan tanırken, ayrı girişler ve lojistik akışı destekleyen altyapı sayesinde ticaretin günün her saatinde sürdürülebilmesi mümkün hale geliyor. 202 metrekareden başlayıp 443 metrekareye kadar uzanan dükkanlar ile 150 ila 500 metrekare arasındaki ofis seçenekleri, farklı ölçeklerde yatırım yapmak isteyenler için esnek bir yapı sunarken; projede satışların kısa sürede yüzde 60 seviyesine ulaşması ve markaların yerlerini almaya başlamasıyla birlikte ticari hareketlilik sahada net şekilde hissediliyor. Kiralama süreçlerinin de eş zamanlı ilerlemesi, yatırımın yalnızca planlama aşamasında değil, doğrudan operasyonel düzeyde karşılık bulduğunu ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Konut Piyasasında Talep Var, Karar Süreci Uzuyor Haber

Konut Piyasasında Talep Var, Karar Süreci Uzuyor

projedefirsat.com platformunda izlenen güncel proje ve ilan hareketleri ise bu görünümü teyit ediyor; piyasada bir duraksama değil, alıcıların daha uzun değerlendirme yaptığı ve karar kriterlerini sıkılaştırdığı yeni bir denge dönemine işaret ediyor. Bu hafta açıklanan TÜİK ve TCMB verileri, konut piyasasında fiyat artış hızının yavaşladığını ancak satış ve işlem hacminin korunduğunu ortaya koydu. TCMB Konut Fiyat Endeksi’ne göre yıllık fiyat artışı yüzde 29 seviyesine gerilerken, TÜİK verileri 2025 yılı genelinde konut satışlarının yüzde 14’ün üzerinde arttığını gösterdi. Açıklanan rakamlar, piyasada bir durgunluktan ziyade alıcı davranışlarının değiştiğine işaret ederken, projedefirsat.com platformunda izlenen güncel proje ve ilan hareketleri konut alıcısının hızlı karar döneminden uzaklaştığını ortaya koyuyor. Konut Alıcılarının Yüzde 60’ı Karar Öncesinde En Az Üç Projeyi Karşılaştırıyor projedefirsat.com verilerine göre platform kullanıcılarının yaklaşık yüzde 60’ı, konut kararı öncesinde en az üç farklı projeyi karşılaştırıyor. Aynı dönemde proje sayfalarında geçirilen ortalama inceleme süresindeki artış, alıcıların hızlı karar döneminden uzaklaştığını ve satın alma sürecini daha fazla analiz ve karşılaştırma üzerinden yürüttüğünü gösteriyor. Bu eğilim, konut alıcısının piyasadan çekilmediğini ancak karar kriterlerini sıkılaştırdığı yeni bir döneme işaret ediyor. “Piyasada Talep Var Ama Karar Süreci Uzadı” Gayrimenkul piyasasında yaşanan bu dönüşümü değerlendiren projedefirsat.com Genel Müdürü İrfan Erkmen, alıcı davranışlarındaki değişimin sahada net biçimde hissedildiğini söyledi. Erkmen, “Son dönemde piyasanın durduğuna dair bir algı var ancak platform verilerimiz bu algıyı doğrulamıyor. Talep tamamen ortadan kalkmış değil; buna karşılık alıcılar daha fazla karşılaştırma yapıyor ve karar süresini uzatıyor” dedi. Erkmen’e göre fiyatın tek başına belirleyici olduğu dönem geride kalırken, lokasyon, yapı güvenliği ve uzun vadeli değer potansiyeli gibi kriterler öne çıkıyor. “Bugün konut alıcısı acele etmiyor. Daha bilinçli, daha karşılaştırmalı ve daha seçici bir satın alma süreci yürütüyor. Bu tablo, piyasada bir frenden ziyade vites değişimine işaret ediyor” ifadelerini kullandı. Teslim Süresi ve Lokasyon Belirleyici Hale Geldi projedefirsat.com verilerine göre son dönemde platform kullanıcılarının arama ve filtreleme davranışlarında teslim tarihi ve lokasyon kriterlerinin kullanımında belirgin artış yaşanıyor. Kullanıcıların önemli bir bölümünün, fiyat karşılaştırmasından önce projenin teslim süresini ve bulunduğu bölgeyi incelemeye aldığı görülüyor. Bu eğilim, konut alıcısının kısa vadeli fırsatlardan ziyade planlama, güvenlik ve uzun vadeli değer odaklı karar vermeye başladığını ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.