Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Lokasyon

Kapsül Haber Ajansı - Lokasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Lokasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Konut Satışları Yüzde 14,7 Geriledi Haber

Konut Satışları Yüzde 14,7 Geriledi

İkinci el konut satışlarında ise yüzde 19,4’lük düşüş yaşandı. Konut piyasasında satışların yavaşlaması, yatırım amacıyla gayrimenkul satın alanlar için yalnızca fiyat artışını değil, konutun ne kadar sürede kiralanabileceğini ve ihtiyaç halinde yeniden ne kadar kolay satılabileceğini de gündeme taşıdı. Bu kapsamda Yaşarkent Gayrimenkul Kurucusu Yaşar Doğan, konut yatırımında kira talebi, lokasyon ve yeniden satış potansiyelinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti… Türkiye’de konut piyasasına ilişkin son veriler, gayrimenkul yatırımında doğru tercih yapmanın önemini bir kez daha ortaya koydu. TÜİK verilerine göre, Ağustos 2026’da satılan 127 bin 410 konutun 44 bin 378’ini ilk el, 83 bin 32’sini ise ikinci el konutlar oluşturdu. Toplam satışların yüzde 65,2’sinin ikinci el konutlardan gerçekleşmesine karşın, bu kategoride geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 19,4 oranında düşüş kaydedildi. Ocak-Ağustos döneminde ise toplam konut satışları yüzde 6,8 azalarak 950 bin 529 oldu. Satış hacmindeki bu değişim, yatırımcı açısından konutun gelecekteki değerinin yanı sıra piyasada yeniden alıcı bulabilme potansiyelini de önemli bir değerlendirme başlığı haline getiriyor. “KONUTUN DEĞER KAZANMASI KADAR ALICI BULABİLMESİ DE ÖNEMLİ” Konut yatırımında yalnızca satın alma fiyatına ve beklenen değer artışına odaklanılmasının yeterli olmadığını belirten Yaşarkent Gayrimenkul Kurucusu Yaşar Doğan, yatırımın uzun vadeli performansının farklı unsurlarla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Doğan, “Gayrimenkul yatırımında yıllardır en çok konuşulan konu, alınan konutun birkaç yıl içerisinde ne kadar değerleneceği oldu. Ancak bugün yatırımcıların kendilerine sorması gereken başka sorular da var. Bu konutu kiraya vermek istediğimde ne kadar talep görecek? Satmak istediğimde ne kadar sürede alıcı bulabilecek? Çünkü bir gayrimenkulün kâğıt üzerinde değer kazanması, o değerden istenilen zamanda satış yapılabileceği anlamına gelmiyor. Özellikle yüksek tutarlı yatırımlarda konutun yeniden satış potansiyeli en az fiyat artışı kadar önem taşıyor” dedi. “YÜKSEK KİRA BEKLENTİSİ TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİL” Konut yatırımında kira gelirinin de doğru analiz edilmesi gerektiğine dikkat çeken Doğan, yüksek kira beklentisinin her zaman avantajlı bir yatırım anlamına gelmediğini belirtti. Doğan, “Bir konutun yüksek bedelle kiraya verilebileceğinin düşünülmesi, o konutun sürekli kiracı bulacağı anlamına gelmiyor. Önemli olan bulunduğu bölgede gerçek bir kiracı talebinin olması. Ulaşım imkânları, üniversitelere, iş merkezlerine ve sosyal yaşam alanlarına yakınlık, kiralanabilirliği doğrudan etkileyebiliyor. Örneğin yılda 12 ay kira geliri hedeflenen bir konutun uzun süre boş kalması, beklenen yıllık getiriyi önemli ölçüde düşürebilir. Bu nedenle yatırımcıların yalnızca ilanlardaki kira bedellerine değil, bölgedeki kiralama hareketliliğine ve konutun hedeflediği kiracı profiline de bakması gerekiyor” ifadelerini kullandı. “HER BÖLGEDE DEĞERLENEN KONUT AYNI HIZDA SATILMAZ” Gayrimenkulün yeniden satış sürecinde lokasyon kadar konutun özelliklerinin de belirleyici olduğunu ifade eden Doğan, yatırımcıların satın alma aşamasında gelecekteki alıcı kitlesini de düşünmesi gerektiğini söyledi. Doğan, “Aynı şehirde, hatta birbirine yakın iki bölgede bulunan konutların satış süreleri birbirinden oldukça farklı olabiliyor. Bölgedeki arz miktarı, ulaşım olanakları, binanın yaşı, aidat giderleri ve dairenin kullanım özellikleri alıcıların kararlarını etkiliyor. Çok yüksek bütçeli veya sınırlı bir alıcı kitlesine hitap eden konutlarda satış süreci uzayabilir. Buna karşılık geniş bir alıcı ve kiracı kitlesine hitap eden, günlük yaşamı kolaylaştıran özelliklere sahip konutlar daha avantajlı bir konumda olabilir. Yatırım yaparken yalnızca bugünkü fırsatı değil, birkaç yıl sonra o konutu kimin satın almak isteyeceğini de düşünmek gerekiyor” diye konuştu. “DOĞRU YATIRIM, SATIN ALIRKEN SATIŞI DA HESAPLAMAKTIR” Konut yatırımında satın alma bedeli, kira getirisi ve satış potansiyelinin bir bütün olarak ele alınması gerektiğini vurgulayan Doğan, yatırımcıların karar vermeden önce bölgesel piyasa koşullarını araştırmasının önemine değindi. Doğan, “Gayrimenkul uzun vadeli bir yatırım aracı olsa da hayatın koşulları değişebiliyor. Yatırımcı bir süre sonra farklı bir ihtiyacı nedeniyle konutunu satmak isteyebilir. Böyle bir durumda önemli olan yalnızca mülkün değerlenmiş olması değil, makul bir sürede ve piyasa koşullarına uygun bedelle satılabilmesidir. Yaşarkent Gayrimenkul olarak yatırımcıların karar süreçlerinde yalnızca bugünkü fiyatları değil, bölgenin kira talebini, gelişim potansiyelini ve yeniden satış koşullarını birlikte değerlendirmelerini önemsiyoruz. Çünkü doğru konut yatırımı, satın alırken gelecekteki kiralama ve satış ihtimallerini de hesaba katabilmektir” değerlendirmesinde bulundu. Yaşarkent Gayrimenkul’ün kurumsal iletişim, basın ilişkileri ve medya görünürlüğü çalışmaları North PR Media tarafından yürütülüyor. Gayrimenkul sektöründeki gelişmelerin ve yatırım odaklı değerlendirmelerin kamuoyuna aktarılması amacıyla sürdürülen çalışmalar kapsamında North PR Media, markanın ulusal ve sektörel basındaki görünürlüğünü güçlendirmeye odaklanıyor. North PR Media tarafından yürütülen stratejik iletişim süreçleriyle Yaşarkent Gayrimenkul’ün sektörel birikiminin ve uzman görüşlerinin daha geniş kitlelere ulaştırılması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Konut Yatırımında Yeni Dönem: Prim Kadar Satılabilirlik de Önemli Haber

Konut Yatırımında Yeni Dönem: Prim Kadar Satılabilirlik de Önemli

Gayrimenkulde uzun yıllar yatırımın başarısı büyük ölçüde satın alma ve satış fiyatı arasındaki fark üzerinden değerlendirilirken, bugün yatırımcı açısından süreç daha kapsamlı ele alınıyor. Konutun elde tutulduğu süre boyunca kira geliri sağlayabilmesi ve satış kararı verildiğinde piyasada karşılık bulabilmesi, yatırımın toplam performansını doğrudan etkiliyor… Özellikle yüksek bütçelerin söz konusu olduğu konut yatırımında, sermayenin uzun süre aynı gayrimenkulde bağlı kalması yatırımcı açısından önemli bir unsur haline geliyor. Bu nedenle yalnızca yüksek prim potansiyeli bulunan konutlar değil; geniş bir kiracı ve alıcı kitlesine hitap eden, ulaşım bağlantıları güçlü ve günlük yaşamın içinde bulunan konutlar da yatırım radarına giriyor. “YATIRIMCI ARTIK ALIRKEN NASIL ÇIKACAĞINI DA HESAPLIYOR” Konut yatırımında alıcı davranışının değiştiğine dikkat çeken Yaşarkent Gayrimenkul Kurucusu Yaşar Doğan, yatırımcının satın alma aşamasında gelecekteki kiralama ve satış sürecini de değerlendirdiğini belirtti. Doğan, “Konut yatırımında yalnızca ‘Ne kadar değer kazanır?’ sorusuyla hareket edilen dönem geride kalıyor. Bugün yatırımcı, satın aldığı konutun kiracısını kolay bulup bulamayacağını ve birkaç yıl sonra satış kararı verdiğinde ne kadar hızlı alıcıya ulaşabileceğini de düşünüyor. Çünkü yatırımın gerçek performansı yalnızca fiyatının yükselmesiyle değil, ihtiyaç duyulduğunda piyasada karşılık bulabilmesiyle de ölçülüyor” dedi. HER DEĞER KAZANAN KONUT AYNI HIZDA SATILMIYOR Bir bölgedeki fiyat artışının tek başına yatırımın doğru olduğu anlamına gelmediğini belirten Doğan, konutun hitap ettiği kitlenin genişliğinin giderek daha önemli hale geldiğini söyledi. “Bir konutun fiyatı yükselmiş olabilir ancak satışa çıktığında uzun süre alıcı bekliyorsa yatırımcı açısından farklı bir tablo ortaya çıkar” diyen Doğan, “Aynı durum kiralama için de geçerli. Yatırımcı açısından konutun boş kalmadan kira getirisi sağlaması önemli. Bu nedenle lokasyon, ulaşım, metrekare, oda dağılımı ve çevredeki yaşam olanakları artık birlikte değerlendiriliyor” ifadelerini kullandı. YATIRIMCI ‘KİM KİRALAR, KİM SATIN ALIR?’ DİYE BAKIYOR Özellikle yatırım amaçlı konut seçiminde hedef kitlenin doğru analiz edilmesi gerektiğini vurgulayan Doğan, “Satın almadan önce o bölgede kimlerin yaşamak istediğine bakmak gerekiyor. Öğrenci mi, genç profesyonel mi, aile mi? Aynı şekilde birkaç yıl sonra satışa çıkarıldığında konutun hangi alıcı grubuna hitap edeceği de önemli. Ne kadar geniş bir kitleye hitap ediyorsa yatırımın hareket kabiliyeti de o kadar güçlü oluyor” değerlendirmesinde bulundu. Doğan, önümüzdeki dönemde konut yatırımında yüksek prim beklentisinin yanında kiralanabilirlik ve yeniden satılabilirliğin daha fazla konuşulacağını belirterek, “Yatırımcı açısından iyi konut yalnızca değer kazanan değil; elde tutulduğu dönemde gelir üreten ve satış zamanı geldiğinde alıcısını bulabilen konut olacak” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Her Değer Kazanan Konut Aynı Hızda Satılmıyor Haber

Her Değer Kazanan Konut Aynı Hızda Satılmıyor

Yüksek fiyatlar ve değişen yatırım tercihleri, konut alıcısının hesaplarını yeniden şekillendiriyor. Yatırım amacıyla konut alanlar artık yalnızca gelecekteki değer artışına odaklanmıyor; düzenli kira talebi, boş kalma riski ve ihtiyaç halinde konutun yeniden ne kadar kolay satılabileceği de yatırım kararının önemli kriterleri arasına giriyor.Gayrimenkulde uzun yıllar yatırımın başarısı büyük ölçüde satın alma ve satış fiyatı arasındaki fark üzerinden değerlendirilirken, bugün yatırımcı açısından süreç daha kapsamlı ele alınıyor. Konutun elde tutulduğu süre boyunca kira geliri sağlayabilmesi ve satış kararı verildiğinde piyasada karşılık bulabilmesi, yatırımın toplam performansını doğrudan etkiliyor… Özellikle yüksek bütçelerin söz konusu olduğu konut yatırımında, sermayenin uzun süre aynı gayrimenkulde bağlı kalması yatırımcı açısından önemli bir unsur haline geliyor. Bu nedenle yalnızca yüksek prim potansiyeli bulunan konutlar değil; geniş bir kiracı ve alıcı kitlesine hitap eden, ulaşım bağlantıları güçlü ve günlük yaşamın içinde bulunan konutlar da yatırım radarına giriyor. “YATIRIMCI ARTIK ALIRKEN NASIL ÇIKACAĞINI DA HESAPLIYOR” Konut yatırımında alıcı davranışının değiştiğine dikkat çeken Yaşarkent Gayrimenkul Kurucusu Yaşar Doğan, yatırımcının satın alma aşamasında gelecekteki kiralama ve satış sürecini de değerlendirdiğini belirtti. Doğan, “Konut yatırımında yalnızca ‘Ne kadar değer kazanır?’ sorusuyla hareket edilen dönem geride kalıyor. Bugün yatırımcı, satın aldığı konutun kiracısını kolay bulup bulamayacağını ve birkaç yıl sonra satış kararı verdiğinde ne kadar hızlı alıcıya ulaşabileceğini de düşünüyor. Çünkü yatırımın gerçek performansı yalnızca fiyatının yükselmesiyle değil, ihtiyaç duyulduğunda piyasada karşılık bulabilmesiyle de ölçülüyor” dedi.“Bir konutun fiyatı yükselmiş olabilir ancak satışa çıktığında uzun süre alıcı bekliyorsa yatırımcı açısından farklı bir tablo ortaya çıkar” diyen Doğan, “Aynı durum kiralama için de geçerli. Yatırımcı açısından konutun boş kalmadan kira getirisi sağlaması önemli. Bu nedenle lokasyon, ulaşım, metrekare, oda dağılımı ve çevredeki yaşam olanakları artık birlikte değerlendiriliyor” ifadelerini kullandı. YATIRIMCI ‘KİM KİRALAR, KİM SATIN ALIR?’ DİYE BAKIYOR Özellikle yatırım amaçlı konut seçiminde hedef kitlenin doğru analiz edilmesi gerektiğini vurgulayan Doğan, “Satın almadan önce o bölgede kimlerin yaşamak istediğine bakmak gerekiyor. Öğrenci mi, genç profesyonel mi, aile mi? Aynı şekilde birkaç yıl sonra satışa çıkarıldığında konutun hangi alıcı grubuna hitap edeceği de önemli. Ne kadar geniş bir kitleye hitap ediyorsa yatırımın hareket kabiliyeti de o kadar güçlü oluyor” değerlendirmesinde bulundu. Doğan, önümüzdeki dönemde konut yatırımında yüksek prim beklentisinin yanında kiralanabilirlik ve yeniden satılabilirliğin daha fazla konuşulacağını belirterek, “Yatırımcı açısından iyi konut yalnızca değer kazanan değil; elde tutulduğu dönemde gelir üreten ve satış zamanı geldiğinde alıcısını bulabilen konut olacak” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Konut Alıcısının Öncelikleri Değişti Metrekare Mi, Lokasyon Mu? Haber

Konut Alıcısının Öncelikleri Değişti Metrekare Mi, Lokasyon Mu?

Konut satın alırken uzun yıllar evin büyüklüğü temel kriterlerden biri olurken, alıcıların öncelikleri giderek değişiyor. Ulaşım olanakları, sosyal yaşam alanlarına yakınlık, eğitim ve sağlık hizmetlerine erişim, bölgenin gelişim potansiyeli ve konutun gelecekte sağlayacağı yatırım değeri artık satın alma kararında birlikte değerlendiriliyor. Türkiye’de konut piyasasındaki hareketlilik 2026 yılında da devam ederken, özellikle büyükşehirlerde “daha büyük ev” arayışının yanında günlük yaşamı kolaylaştıran doğru konum tercihi öne çıkıyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Ağustos 2026 verilerine göre, Türkiye genelinde bir ayda 127 bin 410 konut satıldı. Bu satışların 44 bin 378’ini ilk el, 83 bin 32’sini ise ikinci el konutlar oluşturdu. İpotekli konut satışları da aynı dönemde 22 bin 131 olarak kaydedildi… Konut satışlarındaki hareketlilik sürerken, alıcıların seçim sürecinde dikkate aldığı başlıklar da çeşitleniyor. Özellikle büyükşehirlerde evin yalnızca fiziksel özellikleri değil; işe ve sosyal yaşama erişim süresi, ana ulaşım noktalarına yakınlığı, çevresindeki eğitim ve sağlık olanakları ile bulunduğu bölgenin gelecekteki gelişimi de satın alma kararında etkili oluyor. BÜYÜK EV YERİNE DOĞRU KONUM ARAYIŞI Konut tercihlerindeki değişimi değerlendiren Yaşarkent Gayrimenkul Kurucusu Yaşar Doğan, alıcıların artık evin büyüklüğünün yanında yaşam kalitesini etkileyen unsurları da dikkate aldığını belirtti. Doğan, “Konut arayan kişilerle yaptığımız görüşmelerde artık sadece evin büyüklüğü ya da oda sayısı konuşulmuyor. Hangi bölgede olduğu, ulaşım imkânları, çevresindeki sosyal yaşam, okul ve sağlık hizmetlerine erişim gibi birçok başlık aynı anda değerlendiriliyor. Özellikle günlük hayatı kolaylaştıran, ulaşım süresini azaltan ve ihtiyaçlara hızlı erişim sağlayan bölgelerin daha fazla önem kazandığını gözlemliyoruz” dedi. “LOKASYON YATIRIM KARARININ DA PARÇASI” Konutun yaşam alanı olmasının yanı sıra uzun vadeli bir yatırım olarak da değerlendirildiğini belirten Doğan, bölge seçiminin satın alma kararındaki ağırlığının arttığını söyledi. Doğan, “Bugün konut alan kişi yalnızca bugünkü ihtiyacını düşünmüyor. Bölgenin birkaç yıl sonra nasıl gelişeceğini, planlanan ulaşım bağlantılarını, çevrede oluşan ticari ve sosyal alanları da araştırıyor. Bu nedenle doğru konum, hem yaşam konforu hem de konutun gelecekteki değerini koruması açısından önemli bir kriter haline geliyor” ifadelerini kullandı. Konut seçiminde tek bir özelliğe odaklanmak yerine bütüncül bir değerlendirme yapılması gerektiğini vurgulayan Doğan, “Fiyat ve oda sayısı kadar lokasyon, ulaşım, sosyal imkânlar ve bölgenin gelişim potansiyeli de önemli. Alıcıların artık tüm bu unsurları birlikte değerlendirerek karar verdiğini görüyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dubai Emlak Piyasasında Yeni Rekorlar Gelebilir Haber

Dubai Emlak Piyasasında Yeni Rekorlar Gelebilir

Güçlü merkez Yatırımcıların Dubai’ye ilgisinin devam ettiğini belirten Parcel Estates CEO’su Özden Çimen, “Savaş korkusuna rağmen Dubai’ye olan ilgi zaten hiç düşmemişti. Ancak gelişmelerin sakinleşmesiyle birlikte Dubai, uluslararası yatırımcılar açısından güçlü bir merkez olmayı sürdürüyor. Örneğin Dubai Land Department (DLD) verilerine göre Temmuz 2026’da Dubai’de gayrimenkul işlemlerinin toplam değeri 56,1 milyar BAE dirhemine ulaştı. Söz konusu rakam, haziran ayına göre yüzde 16,9’luk artış anlamına geliyor. Ayrıca ilk 7 ayda 186 yeni gayrimenkul geliştirme şirketi piyasaya girdi. Dubai’de kiralama piyasasında da hareketlilik devam ediyor. 2026’nın ilk yedi ayında şehirde 214 bin 445 kira sözleşmesi yapıldı. Mevcut hız devam ederse yeni rekorlar gelebilir. Özellikle piyasanın şeffaf yapısı, uluslararası bağlantıları ve farklı bütçelere hitap eden gayrimenkul seçenekleri yatırımcı ilgisini destekliyor” dedi. Türk yatırımcıların ilgisi devam ediyor Türk yatırımcıların Dubai gayrimenkul piyasasına yönelik ilgisinin sürdüğünü aktaran Çimen, yatırım kararlarında kira getirisi potansiyeli, lokasyon ve proje kalitesinin öne çıktığını ifade etti. Çimen, “Türk yatırımcılar açısından Dubai’yi cazip kılan unsurların başında uluslararası bir merkez olması ve farklı yatırım seçenekleri sunması geliyor. Kira getirisi potansiyeli, lokasyon ve projenin uzun vadeli değer yaratma kapasitesi yatırım kararlarında önemli rol oynuyor” diye konuştu. 61 bin konut yapılıyor Dubai’de lüks konut projelerinin devam ettiğini kaydeden Çimen, “2026'nın ilk 7 ayında 228 yeni gayrimenkul projesinin inşaatına başlandı. Toplam değer 18.2 milyar dolar seviyesinde. Bu projelerle Dubai'ye 61 binden fazla yeni konutun kazandırılması bekleniyor. Lüks konut segmentinde yatırımcıların beklentileri daha farklı. Lokasyon, proje kalitesi ve uzun vadeli değer yaratma potansiyeli burada belirleyici oluyor. Nitelikli projelere yönelik uluslararası talebin devam edeceğini düşünüyoruz” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yatırımcıların Rotası Lojistik Depolarına Çevrildi Haber

Yatırımcıların Rotası Lojistik Depolarına Çevrildi

E-ticaret sektöründe sonbahar kampanyaları, kasım indirimleri ve yılın son çeyreğine yönelik hazırlıkların başladığı Ağustos ayı, lojistik depolar açısından da hareketli bir dönemin başlangıcını oluşturuyor. Artan stok ihtiyacı ve dağıtım kapasitesi gereksinimi nedeniyle şirketler depo planlamalarını gözden geçirirken, yatırımcılar da yüksek standartlara sahip lojistik tesislere yöneliyor. Bu hareketlilik, lojistik depoların değerleme süreçlerinde dikkate alınan kriterlerin de değişmesine neden oluyor. Geçmişte ağırlıklı olarak lokasyon ve kapalı alan büyüklüğü üzerinden değerlendirilen depolar, bugün teknik altyapıları ve operasyonel kabiliyetleriyle birlikte ele alınıyor. Bir deponun mevcut ihtiyaçları karşılamasının yanı sıra gelecekte değişen lojistik operasyonlarına ne kadar uyum sağlayabileceği de yatırım değeri açısından önemli bir kriter haline geliyor. Teknik altyapı yatırım değerini doğrudan etkiliyor Lojistik depoların değerini belirleyen en önemli unsurların başında mimari plan uygunluğu geliyor. Kolon yerleşimi, raf sistemlerine uygunluk ve operasyon akışını destekleyen iç planlama, hem kullanım verimliliğini hem de kirlanabilme potansiyelini doğrudan etkiliyor. Bunun yanında zemin taşıma kapasitesi ile kat yükseklikleri de depo performansını belirleyen temel kriterler arasında yer alıyor. Ağır yük depolayabilen, yüksek raf sistemlerine uygun ve otomasyon çözümlerine entegre edilebilen depolar, günümüz lojistik ihtiyaçlarına daha kolay cevap verebildikleri için yatırım açısından daha yüksek değer görüyor. Yangın söndürme sistemleri, sprinkler altyapısı, yükleme rampaları, kapı sayısı ve tır manevra alanlarının yeterliliği de operasyonel verimlilik açısından önem taşıyan diğer başlıklar arasında bulunuyor. Özellikle yoğun sevkiyat yapan e-ticaret şirketleri için aynı anda birden fazla aracın yükleme ve boşaltma yapabilmesi operasyonel avantaj sağlarken, bu özellikler depo değerine de doğrudan yansıyor. Sürdürülebilirlik, değerleme kriterlerinden biri haline geldi Lojistik tesislerinde çevresel sürdürülebilirlik de giderek daha fazla önem kazanıyor. LEED ve BREEAM gibi uluslararası yeşil bina sertifikalarına sahip depolar, enerji verimliliği ve işletme maliyetleri açısından sundukları avantajların yanı sıra kurumsal kiracılar tarafından da daha fazla tercih ediliyor. Bununla birlikte depoların limanlara, organize sanayi bölgelerine, ana ulaşım akslarına ve tüketim merkezlerine yakınlığı da değerleme çalışmalarında önemli rol oynuyor. Ancak artık yalnızca iyi bir lokasyona sahip olmak tek başına yeterli değil; teknik standartları yüksek, sürdürülebilir ve farklı operasyon modellerine uyum sağlayabilen tesisler yatırım açısından daha güçlü bir konuma geliyor. ARGE Gayrimenkul Değerleme Süreçlerinden Sorumlu GMY Kemal Cem Onursal, konuyla ilgili olarak “Lojistik depolar artık yalnızca ürünlerin depolandığı yapılar değil, tedarik zincirinin kesintisiz işlemesini sağlayan stratejik merkezler olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle değerleme çalışmalarında yalnızca metrekare büyüklüğü ya da konuma odaklanmak doğru sonuç vermiyor. Mimari plan uygunluğu, zemin taşıma kapasitesi, kat yüksekliği, yangın güvenliği, yükleme altyapısı ve sürdürülebilirlik standartları gibi pek çok kriteri birlikte değerlendiriyoruz. Özellikle Ağustos ayı, e-ticaret şirketlerinin sonbahar operasyonlarına yönelik hazırlıklarını yaptığı bir dönem olduğu için lojistik depo pazarında hareketlilik belirgin şekilde artıyor. Önümüzdeki dönemde otomasyon teknolojilerinin yaygınlaşması, hızlı teslimat beklentilerinin artması ve sürdürülebilirlik hedeflerinin güçlenmesiyle birlikte teknik standartları yüksek lojistik depoların yatırım değerini daha da artıracağını öngörüyoruz. Değerleme süreçlerinde de artık yalnızca bugünkü kullanım koşullarını değil, bir tesisin gelecekte farklı sektörlerin ihtiyaçlarına ne ölçüde cevap verebileceğini de analiz ediyoruz. Bu yaklaşım hem yatırımcıların daha sağlıklı karar almasını sağlıyor hem de lojistik gayrimenkullerin gerçek potansiyelini daha doğru ortaya koyuyor.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Lojistik Depolarının Değerini Belirleyen Faktörler Neler? Haber

Lojistik Depolarının Değerini Belirleyen Faktörler Neler?

E-ticaret sektöründe sonbahar kampanyaları, kasım indirimleri ve yılın son çeyreğine yönelik hazırlıkların başladığı Temmuz ayı, lojistik depolar açısından da hareketli bir dönemin başlangıcını oluşturuyor. Artan stok ihtiyacı ve dağıtım kapasitesi gereksinimi nedeniyle şirketler depo planlamalarını gözden geçirirken, yatırımcılar da yüksek standartlara sahip lojistik tesislere yöneliyor. Bu hareketlilik, lojistik depoların değerleme süreçlerinde dikkate alınan kriterlerin de değişmesine neden oluyor. Geçmişte ağırlıklı olarak lokasyon ve kapalı alan büyüklüğü üzerinden değerlendirilen depolar, bugün teknik altyapıları ve operasyonel kabiliyetleriyle birlikte ele alınıyor. Bir deponun mevcut ihtiyaçları karşılamasının yanı sıra gelecekte değişen lojistik operasyonlarına ne kadar uyum sağlayabileceği de yatırım değeri açısından önemli bir kriter haline geliyor. Teknik altyapı yatırım değerini doğrudan etkiliyor Lojistik depoların değerini belirleyen en önemli unsurların başında mimari plan uygunluğu geliyor. Kolon yerleşimi, raf sistemlerine uygunluk ve operasyon akışını destekleyen iç planlama, hem kullanım verimliliğini hem de kirlanabilme potansiyelini doğrudan etkiliyor. Bunun yanında zemin taşıma kapasitesi ile kat yükseklikleri de depo performansını belirleyen temel kriterler arasında yer alıyor. Ağır yük depolayabilen, yüksek raf sistemlerine uygun ve otomasyon çözümlerine entegre edilebilen depolar, günümüz lojistik ihtiyaçlarına daha kolay cevap verebildikleri için yatırım açısından daha yüksek değer görüyor. Yangın söndürme sistemleri, sprinkler altyapısı, yükleme rampaları, kapı sayısı ve tır manevra alanlarının yeterliliği de operasyonel verimlilik açısından önem taşıyan diğer başlıklar arasında bulunuyor. Özellikle yoğun sevkiyat yapan e-ticaret şirketleri için aynı anda birden fazla aracın yükleme ve boşaltma yapabilmesi operasyonel avantaj sağlarken, bu özellikler depo değerine de doğrudan yansıyor. Sürdürülebilirlik, değerleme kriterlerinden biri haline geldi Lojistik tesislerinde çevresel sürdürülebilirlik de giderek daha fazla önem kazanıyor. LEED ve BREEAM gibi uluslararası yeşil bina sertifikalarına sahip depolar, enerji verimliliği ve işletme maliyetleri açısından sundukları avantajların yanı sıra kurumsal kiracılar tarafından da daha fazla tercih ediliyor. Bununla birlikte depoların limanlara, organize sanayi bölgelerine, ana ulaşım akslarına ve tüketim merkezlerine yakınlığı da değerleme çalışmalarında önemli rol oynuyor. Ancak artık yalnızca iyi bir lokasyona sahip olmak tek başına yeterli değil; teknik standartları yüksek, sürdürülebilir ve farklı operasyon modellerine uyum sağlayabilen tesisler yatırım açısından daha güçlü bir konuma geliyor. ARGE Gayrimenkul Değerleme Süreçlerinden Sorumlu GMY Kemal Cem Onursal, konuyla ilgili olarak “Lojistik depolar artık yalnızca ürünlerin depolandığı yapılar değil, tedarik zincirinin kesintisiz işlemesini sağlayan stratejik merkezler olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle değerleme çalışmalarında yalnızca metrekare büyüklüğü ya da konuma odaklanmak doğru sonuç vermiyor. Mimari plan uygunluğu, zemin taşıma kapasitesi, kat yüksekliği, yangın güvenliği, yükleme altyapısı ve sürdürülebilirlik standartları gibi pek çok kriteri birlikte değerlendiriyoruz. Özellikle Temmuz ayı, e-ticaret şirketlerinin sonbahar operasyonlarına yönelik hazırlıklarını yaptığı bir dönem olduğu için lojistik depo pazarında hareketlilik belirgin şekilde artıyor. Önümüzdeki dönemde otomasyon teknolojilerinin yaygınlaşması, hızlı teslimat beklentilerinin artması ve sürdürülebilirlik hedeflerinin güçlenmesiyle birlikte teknik standartları yüksek lojistik depoların yatırım değerini daha da artıracağını öngörüyoruz. Değerleme süreçlerinde de artık yalnızca bugünkü kullanım koşullarını değil, bir tesisin gelecekte farklı sektörlerin ihtiyaçlarına ne ölçüde cevap verebileceğini de analiz ediyoruz. Bu yaklaşım hem yatırımcıların daha sağlıklı karar almasını sağlıyor hem de lojistik gayrimenkullerin gerçek potansiyelini daha doğru ortaya koyuyor.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İş GYO’nun Ofis Portföyünde Doluluk Oranı Yüzde 97’ye Ulaştı Haber

İş GYO’nun Ofis Portföyünde Doluluk Oranı Yüzde 97’ye Ulaştı

Çalışma kültüründe son yıllarda yaşanan büyük dönüşüm, ticari gayrimenkul pazarında ofis binalarına yönelik beklentileri ve performans kriterlerini kökten değiştirdi. Hibrit çalışma modelinin yaygınlaşmasıyla birlikte fiziksel ofislerin geleceğinin tartışıldığı dönemin geride kaldığını ifade eden İş GYO Genel Müdürü Barlas Ülkü, güncel pazar dinamiklerine ve şirketlerin değişen stratejilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Fiziksel ofis ihtiyacının ortadan kalkmadığını, aksine şirketlerin artık çok daha seçici ve uzun vadeli bir bakış açısıyla hareket ettiğini belirten Ülkü, “Bugün ofis piyasasında mesele yalnızca doluluk değil, doğru lokasyon, kaliteli bina ve güçlü kiracı deneyimi yaratabilmek. Ayrıca bugün şirketler için ofis seçimi yalnızca metrekare büyüklüğü ya da kira seviyesi olmaktan çıktı. Hibrit çalışma düzeniyle birlikte çalışanların ofiste geçirdiği zamanın niteliği daha fazla önem kazandı. Bu nedenle şirketler, çalışan deneyimini destekleyen, ekiplerin bir araya gelmesini kolaylaştıran, verimliliği artıran ve uzun vadeli kullanım avantajı sunan ofis çözümlerine yöneliyor” dedi. İstanbul ofis piyasasında kaliteli stok eksikliği ayrışmayı artırıyor İstanbul ofis piyasasında özellikle merkezi iş alanlarında (MİA) yeni arz girişinin sınırlı kaldığını ve kaliteli A sınıfı stok eksikliğinin hissedildiğini dile getiren Ülkü, pazar göstergelerinin de bu seçici ve kalite odaklı "prime" ofis talebini doğruladığına dikkat çekti. Şirketlerin büyük metrajlı, altyapısı güçlü ve taşınmaya hazır alanları bulmakta zorlandığı bir dönemden geçildiğini ifade eden Ülkü, sözlerini şöyle sürdürdü: “Erişilebilirliği yüksek, teknik ve operasyonel açıdan güncel ihtiyaçları tam anlamıyla karşılayan binalar piyasada hızla ayrışıyor. Şirketler karar süreçlerinde kira seviyesinin yanı sıra binanın sürdürülebilirlik sertifikalarını, yetkin makamlarca 2018 deprem yönetmeliklerine uygunluk kriterlerini, ulaşım bağlantılarını, teknolojik altyapısını ve sunduğu bütünsel kullanıcı deneyimini ön planda tutuyor. Dolayısıyla her ofis alanı aynı ölçüde talep görmüyor. Doğru konumlanmış ve profesyonel yönetilen binalar değerini korurken, ulusal ve uluslararası önemli firmaların da ilgisini artırıyor ve ofis piyasasına da yön veriyor.” “Portföy stratejimizi doğru kurguladık” İş GYO’nun pazarın bu dönüşüm dalgasını çok önceden öngörerek portföy stratejisini bu yönde şekillendirdiklerini belirten Ülkü, ulaşılan operasyonel başarıya değinerek, “İstanbul ofis piyasasında talebin daha seçici, lokasyon odaklı ve kalite hassasiyeti yüksek bir yapıya bürünmesi, bizim uzun vadeli değer yaratma vizyonumuzla tamamen örtüşüyor. Bu doğru ve pazar odaklı portföy yaklaşımımızın bir yansıması olarak, bugün ofis portföyümüzde yüzde 97 doluluk oranına ulaşmış durumdayız. Ancak bu oranı yalnızca güçlü bir finansal ya da operasyonel gösterge olarak görmüyoruz. Bu başarı, kiracılarımızın değişen ihtiyaçlarını yakından takip etmemizin, güçlü kiracı ilişkilerimizin ve onlara sunduğumuz yüksek standartlı ve sağlam bina deneyiminin bir sonucudur. İş GYO olarak, geleceğin çalışma alanlarını bugünden doğru konumlandırmaya ve paydaşlarımıza değer üretmeye devam edeceğiz” diyerek sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gayrimenkulde Değer Artışını Belirleyen Yeni Dinamikler Haber

Gayrimenkulde Değer Artışını Belirleyen Yeni Dinamikler

Artık yalnızca lokasyon değil; proje güvenilirliği, mühendislik kalitesi, sosyal donatılar, ulaşım bağlantıları ve yaşam standardı gibi unsurlar da konut değerini doğrudan etkiliyor. Sektörde yapılan değerlendirmelere göre, Türkiye genelinde konut alıcılarının yaklaşık yüzde 68’i satın alma kararında yalnızca fiyat ve lokasyon yerine, projenin güvenilirliği ve yaşam kalitesini de dikkate alıyor. Büyükşehirlerde ise bu oranın yüzde 75 seviyelerine kadar yükseldiği ifade ediliyor. Ayrıca sürdürülebilirlik ve planlı şehirleşme kavramlarının da son yıllarda gayrimenkul değerlemesinde daha belirleyici hale geldiği belirtiliyor… Enerji verimliliği sağlayan, ulaşım ağlarına entegre ve sosyal yaşam alanları güçlü projelerin ikinci el değerlerinde ise ortalamaya göre yüzde 20’ye varan daha hızlı artış görüldüğü değerlendiriliyor. SEKTÖRDE ARSA VE KONUT YATIRIMLARINDA YENİ DÖNEM Medar İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Konuralp Yılmaz, gayrimenkul sektöründeki dönüşümün artık yalnızca teorik bir değişim olmadığını, sahada da karşılık bulduğunu belirterek şirketin Ankara’daki yatırım süreçlerine ilişkin bilgi verdi. Yılmaz, Medar İnşaat’ın Ankara’da farklı bölgelerde yürüttüğü arsa ve proje yatırımlarının bu dönüşümün bir yansıması olduğunu ifade ederek, “Esenboğa bölgesinde gerçekleştirdiğimiz yaklaşık 3 milyon dolarlık arsa yatırımı kapsamında geliştirdiğimiz Medar Port Projeleri’nde inşaat süreci başlamış durumda. Toplam 380 daireden oluşan projemizi etaplar halinde hem yatırımcılara hem de son kullanıcılara teslim etmeyi planlıyoruz” dedi. Sincan Saraycık ve Yeni Peçenek bölgesinde yürütülen yatırımlara da değinen Yılmaz, “Bu bölgede gerçekleştirdiğimiz yaklaşık 4,5 milyon dolarlık arsa yatırımı kapsamında Medar Batıpark ve Medar Panorama projelerimiz için proje ve ruhsat çalışmalarımız devam ediyor. Söz konusu projelerin inşaatına 2027 Şubat ayı sonunda başlamayı hedefliyoruz. Toplam 180 ve 105 daireden oluşacak bu iki proje, bölgedeki konut ihtiyacına yönelik olarak planlandı” ifadelerini kullandı. Gayrimenkul sektöründe değer algısının değiştiğine dikkat çeken Yılmaz, değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi: “Gayrimenkul sektörü bugün yalnızca yapı üretiminin değil, yaşam üretiminin konuşulduğu bir döneme girmiş durumda. Değer artık tek başına metrekare ya da lokasyonla tanımlanmıyor; bir projenin mühendislik yaklaşımı, güvenlik standartları, sosyal yaşam alanları ve uzun vadeli sürdürülebilirlik vizyonu toplam değeri belirleyen ana unsurlar haline geliyor. Özellikle büyük şehirlerde alıcıların karar süreçlerinde güven, marka itibarı ve yaşam kalitesi daha belirleyici bir konuma yükselmiş durumda. Bu değişim, sektörün daha planlı ve nitelikli projelere yönelmesini zorunlu kılıyor.” Yılmaz ayrıca Medar İnşaat’ın Ankara’daki farklı bölgelerde yatırım çalışmalarını sürdürdüğünü ve bu yatırımların artarak devam edeceğini de vurguladı. Yılmaz ayrıca Medar İnşaat’ın Ankara’daki farklı bölgelerde yatırım çalışmalarını sürdürdüğünü ve bu yatırımların devam edeceğini ifade etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.