Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Londra

Kapsül Haber Ajansı - Londra haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Londra haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Akademi ve İş Dünyası Londra’da Bir Araya Geldi Haber

Akademi ve İş Dünyası Londra’da Bir Araya Geldi

Türkiye Cumhuriyeti Birleşik Krallık Büyükelçisi Osman Koray Ertaş’ın ev sahipliğinde ve Özyeğin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Barış Tan’ın katılımı ve Özyeğin Üniversitesi Executive MBA Programı kapsamında gerçekleşen buluşmada; farklı sektörlerden iş dünyası temsilcileri, akademisyenler, Executive MBA öğrencileri ve mezunlar bir araya geldi. Özyeğin Üniversitesi Executive MBA Programı katılımcılarının Londra eğitim gezisi kapsamında gerçekleştirilen etkinlikte, akademi ve iş dünyasını uluslararası bir platformda buluşturdu. Eğitim gezisi kapsamında Executive MBA öğrencileri, London Business School’da aldıkları eğitimin yanı sıra Londra’nın iş dünyasıyla temas kurarak farklı kurumlarla görüşmeler gerçekleştirdi. Programın önemli duraklarından biri ise Türkiye Cumhuriyeti Londra Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen buluşma oldu. Türkiye Cumhuriyeti Birleşik Krallık Büyükelçisi Osman Koray Ertaş’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen etkinliğe; Özyeğin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Barış Tan, İşletme Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Mahmut Bayazıt, Executive MBA Program Direktörü Doç. Dr. Kıvılcım Döğerlioğlu Demir, Executive MBA öğrencileri, mezunlar, akademisyenler ve iş dünyası temsilcileri katıldı. Etkinlikte, Özyeğin Üniversitesi ve İngiltere’deki akademi ve iş dünyası arasındaki etkileşim ile iş birliklerinin geliştirilmesi gündeme geldi. Türkiye Cumhuriyeti Birleşik Krallık Büyükelçisi Osman Koray Ertaş, etkinlikte yaptığı konuşmada yurt dışında yaşayan Türk profesyonellerin oluşturduğu ağların önemine dikkat çekti. Londra’da son yıllarda güçlü bir Türk diasporasının oluştuğunu belirten Ertaş, Özyeğin Üniversitesi’nin iş dünyasıyla kurduğu yakın bağı değerli bulduğunu ifade etti. Ertaş, “Özyeğin Üniversitesi ülkemize büyük bir katkı sunuyor. Buradan mezun gençlerimizin bu bayrağı daha da ileri götüreceğine inanıyorum” dedi. Özyeğin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Barış Tan ise konuşmasında üniversite, iş dünyası ve farklı paydaşlar arasındaki iş birliğinin önemini vurguladı. Özyeğin Üniversitesi’nin küresel etkisi yüksek girişimci bir araştırma üniversitesi olma hedefiyle ilerlediğini belirten Tan, “Küresel etki üniversitelerin tek başına gerçekleştirebileceği bir hedef değil; iş dünyası, kamu ve sivil toplumun birlikte üreteceği ortak değerle mümkün. Üniversiteler, iş dünyası, kamu ve sivil toplum kuruluşlarının birlikte değer yaratabileceği platformlar oluşturmayı hedefliyoruz” dedi. Özyeğin Üniversitesi İşletme Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Mahmut Bayazıt ve Executive MBA Program Direktörü Doç. Dr. Kıvılcım Döğerlioğlu Demir’in koordinasyonunda gerçekleşen Londra programı; akademik eğitim, şirket ziyaretleri ve mezun buluşmasını bir araya getirdi. Program, Executive MBA katılımcılarının uluslararası iş dünyasının dinamiklerini yerinde değerlendirmelerine, farklı sektörlerden profesyonellerle deneyim paylaşmalarına ve yeni bağlantılar geliştirmelerine katkı sağladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Anadolu Sigorta’nın “Ormanın Gözleri” Projesine CSR Excellence Awards’tan Üç Ödül Haber

Anadolu Sigorta’nın “Ormanın Gözleri” Projesine CSR Excellence Awards’tan Üç Ödül

Şirket 1 Haziran 2026 tarihinde Londra’da, tarihi St Paul’s Cathedral’de gerçekleştirilen törende Sürdürülebilirlik, İnovasyon ve Topluma Bağlılık kategorilerinde silver ödül kazandı. Anadolu Sigorta’nın Tarım ve Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü iş birliğiyle hayata geçirdiği “Ormanın Gözleri” projesi, uluslararası alanda önemli bir başarıya imza attı. Proje, CSR (Corporate Social Responsibility) Excellence Awards kapsamında Sürdürülebilirlik, İnovasyon ve Topluma Bağlılık kategorilerinde ödül kazandı. Dünyanın farklı ülkelerinden kurumları bir araya getirirken ödül kazanan projelere uluslararası görünürlük ve saygınlık kazandıran CSR Excellence Awards’ta elde edilen bu başarı, Anadolu Sigorta’nın sürdürülebilirlik vizyonunun ve toplumsal fayda odaklı yaklaşımının küresel ölçekte karşılık bulduğunu ortaya koydu. Bu sayede “Ormanın Gözleri”nin teknoloji, çevre ve toplum kesişiminde yarattığı etki de güçlü şekilde tescillendi. Anadolu Sigorta Kurumsal İletişim, Sürdürülebilirlik ve Afet Yönetimi Koordinatörü Berna Ergüntan “Teknoloji ve sürdürülebilirlik odağında geliştirdiğimiz “Ormanın Gözleri” projesi, şirketimizin çevre ve doğa koruma alanındaki çalışmalarının en güçlü örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Bu projemizle elde ettiğimiz başarımızın CSR Excellence Awards’ta tescillenmesinden büyük memnuniyet duyuyorum. Ormanın Gözleri projesi, 2026 yılında devreye alınacak 4 yeni yapay zekâ destekli yangın gözetleme kulesi ve 2 yeni gözetleme sistemi ile daha da genişleyecek.” dedi. Teknoloji ve doğayı buluşturan örnek model 2022 yılında başlatılan “Ormanın Gözleri” projesi, yangın riski yüksek bölgelerde kurulan yeni nesil gözetleme kuleleri ve yapay zekâ destekli sistemler aracılığıyla erken tespit ve hızlı müdahale imkânı sağlıyor. Proje kapsamında farklı illerde hayata geçirilen kuleler sayesinde geniş ormanlık alanlar kesintisiz olarak izlenirken, bugüne kadar çok sayıda yangın büyümeden kontrol altına alındı. Kuleler yalnızca yangın gözetimiyle sınırlı kalmayıp yaban hayatının izlenmesi ve iletişim altyapısının güçlendirilmesi gibi çok boyutlu katkılar da sunuyor. Bu yönüyle proje, teknoloji temelli doğa koruma uygulamaları arasında öne çıkan bütüncül bir model niteliği taşıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Yatırımcıda Hedef: Schengen İçin Yunanistan, Gelir ve Eğitim için İngiltere Haber

Türk Yatırımcıda Hedef: Schengen İçin Yunanistan, Gelir ve Eğitim için İngiltere

Schengen bölgesinde serbest dolaşım ve yaşam planlamasını önceliklendiren yatırımcılar Yunanistan'a yönelirken, döviz bazlı kira geliri, uzun vadeli sermaye kazancı ve çocuklarının eğitim geleceğini planlamak isteyenler İngiltere'yi tercih ediyor. Uluslararası gayrimenkul danışmanlığı alanında faaliyet gösteren Golden Partner International'ın değerlendirmelerine göre, Türk yatırımcıların son dönemde en fazla ilgi gösterdiği iki Avrupa pazarı Yunanistan ve İngiltere olarak öne çıkıyor. Ancak bu iki ülke, yatırımcıya sundukları avantajlar açısından farklı ihtiyaçlara hitap ediyor. Schengen Erişimi Ve Mobilite Avantajı İçin Yunanistan Son yıllarda özellikle Golden Visa programıyla dikkat çeken Yunanistan, Avrupa'da serbest dolaşım imkânı arayan yatırımcıların öncelikli tercihleri arasında yer alıyor. Görece düşük giriş maliyetleri, Avrupa Birliği içerisinde hareket özgürlüğü sağlaması ve turizm odaklı bölgelerdeki kira geliri potansiyeli, ülkeyi Türk yatırımcılar açısından cazip kılan başlıca unsurlar arasında bulunuyor. Yunanistan'da gayrimenkul yatırımı yapan yabancı yatırımcı sayısındaki artış, yalnızca oturum hakkı elde etme motivasyonuyla değil; aynı zamanda uzun vadeli değer artışı beklentisiyle de destekleniyor. Özellikle Atina ve turistik sahil bölgelerinde gelişen yeni projeler, uluslararası yatırımcı talebini çekmeye devam ediyor. Sterlin Bazlı Gelir, Güçlü Piyasa Ve Eğitim Avantajı İçin İngiltere Öte yandan İngiltere pazarı, daha çok döviz bazlı düzenli gelir ve uzun vadeli sermaye kazancı hedefleyen yatırımcıların radarında bulunuyor. Dünyanın en şeffaf ve regüle edilmiş gayrimenkul pazarlarından biri olarak kabul edilen İngiltere, özellikle Londra merkezli yatırımlarda güçlü talep dinamikleri ve yüksek likidite avantajı sunuyor. Sterlin bazlı kira gelirleri, uluslararası yatırımcılar açısından önemli bir gelir koruma aracı olarak değerlendirilirken; Londra'nın küresel finans, eğitim ve ticaret merkezi olma özelliği, gayrimenkul değerlerini destekleyen temel faktörler arasında gösteriliyor. İngiltere'yi tercih eden yatırımcıların önemli bir bölümünü ise çocuklarının eğitim geleceğini planlayan aileler oluşturuyor. Dünyanın önde gelen üniversitelerine ve köklü eğitim kurumlarına ev sahipliği yapan İngiltere, gayrimenkul yatırımını yalnızca finansal bir araç olarak değil, aynı zamanda ailelerin uzun vadeli yaşam ve eğitim planlarının bir parçası olarak değerlendirmelerine olanak sağlıyor. Özellikle Londra ve üniversite şehirlerinde yapılan yatırımlar, hem eğitim sürecinde konaklama avantajı sunuyor hem de uzun vadede değer artışı potansiyeli taşıyor. Yatırım Kararında Motivasyon Belirleyici Oluyor Sektör uzmanlarına göre yurt dışı gayrimenkul yatırımlarında artık tek bir motivasyon bulunmuyor. Bir grup yatırımcı Schengen bölgesine erişim ve yaşam planlamasını önceliklendirirken, diğer bir grup döviz bazlı gelir yaratmayı, çocuklarının eğitim geleceğini planlamayı ve portföyünü farklı para birimleriyle çeşitlendirmeyi hedefliyor. Golden Partner Genel Müdürü Okan Ersan, konuyla ilgili değerlendirmesinde şunları söylüyor: "Bugün yatırımcılar yalnızca bir gayrimenkul satın almıyor; aynı zamanda yaşam planlarını şekillendiriyor. Bazı yatırımcılar Schengen bölgesinde serbest dolaşım ve alternatif bir yaşam seçeneği için Yunanistan'a yönelirken, bazıları sterlin bazlı gelir elde etmek ve çocuklarının eğitim geleceğini planlamak amacıyla İngiltere'yi tercih ediyor. Bu nedenle yatırım kararlarında ülkenin sunduğu yaşam, eğitim ve ekonomik fırsatların birlikte değerlendirilmesi gerekiyor." Avrupa'da Fırsat Arayışı Devam Ediyor Uzmanlar, küresel belirsizliklerin devam ettiği mevcut ortamda Türk yatırımcıların yurt dışındaki alternatif pazarlara ilgisinin önümüzdeki dönemde de süreceğini öngörüyor. Özellikle Avrupa'da yatırım karşılığı oturum programları sunan ülkeler ile güçlü kira piyasalarına sahip merkezlerin, uluslararası yatırımcıların odağında kalmaya devam etmesi bekleniyor. Bu çerçevede Yunanistan ve İngiltere, farklı yatırım hedeflerine sahip Türk yatırımcılar için Avrupa'nın iki stratejik pazarı olarak öne çıkarken; yatırım kararlarında profesyonel danışmanlık ve doğru pazar analizi her zamankinden daha kritik hale geliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sabiha Gökçen’in Londra ağı Gatwick ile Genişliyor Haber

Sabiha Gökçen’in Londra ağı Gatwick ile Genişliyor

Londra Stansted’in ardından, İngiltere’nin en işlek ve merkezi havalimanlarından Londra Gatwick’e (LGW) her gün karşılıklı direkt uçuşlar bugün itibarıyla başladı. İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı, uluslararası uçuş ağını Avrupa’nın önemli merkezleriyle güçlendirmeye devam ediyor. Pegasus Hava Yolları tarafından İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı ile Londra Gatwick Havalimanı arasında başlatılan direkt seferler, havalimanının Birleşik Krallık pazarındaki erişimini daha da artıracak. İngiltere’nin kalbine en hızlı, konforlu ve esnek ulaşım alternatifini sunan bu yeni hat, hem iş dünyası hem de dinamik turizm sektörü için zaman avantajı sağlıyor. Gatwick, Londra için pratik ve erişilebilir bir havalimanı alternatifi sunuyor Mevcut Londra Stansted operasyonlarının ardından İngiltere’nin en işlek ve stratejik merkezlerinden biri olan Londra Gatwick Havalimanı’na başlatılan bu kesintisiz hat, iki ülke arasındaki ticari ve kültürel bağları pekiştirecek bir köprü niteliği taşıyor. Airbus A320 ailesinin çevre dostu ve modern uçaklarıyla gerçekleştirilecek uçuşlar ile İstanbul Sabiha Gökçen ile Londra Gatwick arasında yaklaşık 4 saat 20 dakikalık uçuş süresiyle her gün karşılıklı seferler gerçekleştirilecek. Gatwick Havalimanı, gelişmiş demiryolu ve karayolu ağlarıyla Londra merkezine doğrudan ve kesintisiz entegrasyon sağlayarak yolculara vakitten tasarruf sunuyor. Özellikle zaman kısıtı yüksek olan iş dünyası temsilcileri ve esnek seyahat planlayan turistler için bu büyük bir kolaylık anlamına geliyor. Dünyanın önde gelen finans, ticaret, kültür ve turizm merkezlerinden biri olan Londra, yıl boyunca güçlü yolcu talebi oluşturan stratejik destinasyonlar arasında yer alıyor. Yaklaşık 9 milyonluk nüfusuyla Avrupa’nın en büyük metropollerinden biri olan şehir, aynı zamanda Birleşik Krallık’ta yaşayan geniş Türk topluluğu sayesinde İstanbul çıkışlı seyahatlerde önemli bir potansiyel taşıyor. Yeni hat ile birlikte yolculara Londra için ilave bir havalimanı alternatifi sunulurken, Pegasus'un geniş uçuş ağı sayesinde Gatwick çıkışlı yolcular İstanbul üzerinden Türkiye iç hatları başta olmak üzere Orta Doğu, Kafkasya, Balkanlar ve Orta Asya'daki birçok noktaya bağlantı imkânına sahip olacak. Bu sayede hat yalnızca Londra ile İstanbul arasındaki doğrudan yolcu trafiğini değil, bağlantılı yolcu potansiyelini de destekleyecek. İki güçlü havalimanı arasında stratejik uyum Yıllık 40 milyonu aşan yolcu trafiğiyle Birleşik Krallık'ın ikinci en yoğun havalimanı olan Gatwick, Londra'nın güneyine hizmet verirken güçlü demiryolu bağlantıları sayesinde şehir merkezine hızlı erişim sağlıyor. Avrupa'nın önde gelen şehir havalimanları arasında yer alan Gatwick ve Sabiha Gökçen, geniş destinasyon ağları, bütçe dostu seyahat seçenekleri ve verimli operasyonel yapılarıyla öne çıkıyor. Bu nedenle yeni hat, yolcu profili açısından da doğal bir uyum sunuyor. Yeni seferlerin, Sabiha Gökçen’in Avrupa pazarındaki büyümesine ve Birleşik Krallık bağlantılarının güçlenmesine katkı sağlaması bekleniyor. Sabiha Gökçen, Birleşik Krallık ağını Gatwick ile güçlendiriyor İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı, bugün 22 havayolu ile 55 ülkede 152 şehre; 118 dış hat ve 39 iç hat olmak üzere toplam 157 havalimanına bağlantı sağlıyor. Londra Gatwick seferleriyle birlikte havalimanının Birleşik Krallık pazarındaki erişimi daha da güçlenirken, yolculara daha fazla seyahat alternatifi ve daha geniş bağlantı imkânı sunulmuş olacak. İstanbul'un Anadolu yakasında yer alan Sabiha Gökçen Havalimanı, modern altyapısı, şehir merkezine hızlı entegrasyonu (metro ve otoyol bağlantıları) ve her yıl ağırladığı milyonlarca yolcusuyla Avrasya havacılık pazarının en stratejik aktarma merkezlerinden biri olarak Türkiye’nin havacılıktaki gururu olmaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Team Akfen İnşaat Sporcusu Görkem Öçal’dan Dünya Şampiyonası Başarısı Haber

Team Akfen İnşaat Sporcusu Görkem Öçal’dan Dünya Şampiyonası Başarısı

Akfen İnşaat’ın “Team Akfen İnşaat” projesi kapsamında desteklediği milli masa tenisçi Görkem Öçal, İngiltere’nin başkenti Londra’da düzenlenen Dünya Takımlar Masa Tenisi Şampiyonası’nda mücadele ederek Türk spor tarihinde dikkat çeken bir başarıya imza attı. Akfen İnşaat’ın genç milli sporcuların gelişimlerine katkı sunmak ve spora yönelik sosyal sorumluluk yaklaşımını güçlendirmek amacıyla hayata geçirdiği “Team Akfen İnşaat” projesinde yer alan Görkem Öçal, henüz 14 yaşında olmasına rağmen dünya masa tenisinin en önemli organizasyonlarından birinde Türkiye’yi temsil eden en genç sporcu oldu. Uluslararası arenada yükselişini sürdüren genç sporcu, Londra’da gerçekleştirilen Dünya Takımlar Masa Tenisi Şampiyonası’nda yalnızca performansıyla değil, yaşıyla da dikkat çekti. Elit seviyedeki sporcularla aynı arenada mücadele eden Görkem Öçal, Türk masa tenisinin geleceği adına önemli bir deneyim elde etti. Adana ÇİLTAR Masa Tenisi Spor Kulübü altyapısında yetişen ve antrenörlüğünü Gökmen Öçal’ın yaptığı milli sporcu; Avrupa Ferdi Şampiyonası’nda elde ettiği dereceler, Gençlik Olimpiyatları madalyası ve uluslararası turnuvalardaki başarılarıyla son dönemin öne çıkan genç yetenekleri arasında yer alıyor. Londra’daki dünya şampiyonası deneyimi, Görkem Öçal’ın kariyer yolculuğunda önemli bir kilometre taşı olurken, genç yaşta ulaştığı bu seviye Türkiye’de masa tenisinin gelişimi adına da dikkat çekici bir örnek oluşturdu. Team Akfen İnşaat desteğiyle çalışmalarını sürdüren Görkem Öçal, uluslararası organizasyonlarda Türkiye’yi başarıyla temsil etmeye devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kahve Dünyasında Yeni Dönem: İsveçli Teknoloji Şirketi Bluewater’dan Lezzeti ve Makine Performansını Değiştirecek Hamle Haber

Kahve Dünyasında Yeni Dönem: İsveçli Teknoloji Şirketi Bluewater’dan Lezzeti ve Makine Performansını Değiştirecek Hamle

Şirketin geliştirdiği özel mineral dengeli su formülü “Coffee Rock”, yalnızca kahvenin aromasını güçlendirmeyi değil, aynı zamanda profesyonel kahve makinelerinin ömrünü uzatmayı hedefliyor. Yeni nesil ürün, özellikle üçüncü nesil kahve akımının hızla büyüdüğü Avrupa pazarında baristalar ve kafe işletmeleri için önemli bir yenilik olarak değerlendiriliyor. Kahve hazırlığında çoğu zaman geri planda kalan su kalitesi, aslında fincandaki tadın belirleyici unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. Bluewater’ın geliştirdiği yeni teknoloji de tam olarak bu noktaya odaklanıyor. Şirket, mineral yapısı bilimsel olarak optimize edilmiş özel formülü sayesinde kahve çekirdeklerinden daha dengeli ve yoğun aroma elde edilmesini sağlıyor. Kahvenin Gizli Kahramanı: Su Kalitesi Kahve sektöründe uzun yıllardır çekirdek kalitesi, kavurma profili ve demleme teknikleri konuşulurken, suyun kimyasal yapısı çoğu zaman ikinci planda kaldı. Ancak uzmanlara göre hazırlanan kahvenin yüzde 98’den fazlasını oluşturan su, tat profilini doğrudan etkiliyor. Bluewater tarafından geliştirilen Coffee Rock formülü, özellikle magnezyum ve kalsiyum oranı üzerine kurulu hassas bir mineral dengesi içeriyor. Şirketin açıkladığı verilere göre 6’ya 1 oranındaki magnezyum-kalsiyum dengesi, kahvede tatlılık hissini artırırken aromatik katmanların daha belirgin hale gelmesini sağlıyor. Böylece kahve çekirdeğinin karakteristik özellikleri çok daha net şekilde ortaya çıkıyor. Uzmanlar, doğru mineral yapısına sahip suyun; asidite, gövde, berraklık ve aromatik yoğunluk üzerinde doğrudan etkili olduğunu belirtiyor. Özellikle nitelikli kahve tüketiminin arttığı günümüzde, suyun kimyasal dengesi artık profesyonel baristalar için vazgeçilmez kriterlerden biri haline geliyor. Kafeler İçin Sadece Lezzet Değil, Maliyet Avantajı da Sunuyor Yeni ürünün öne çıkan bir diğer yönü ise espresso makinelerinde sık karşılaşılan kireçlenme ve aşınma problemlerine çözüm sunması oldu. Geleneksel su yapılarında yüksek sıcaklık altında oluşan mineral tortuları, zamanla makinelerde performans kaybına ve ciddi bakım maliyetlerine yol açabiliyor. Bluewater, Coffee Rock’un özel termal stabiliteye sahip mineral yapısı sayesinde kireç oluşumunu önemli ölçüde azalttığını belirtiyor. Bu durum yalnızca ekipman ömrünü uzatmıyor, aynı zamanda kahve makinelerinin daha istikrarlı performans göstermesine de katkı sağlıyor. Kafe işletmeleri açısından düşünüldüğünde bu teknoloji, bakım giderlerinin azalması ve operasyonel verimliliğin yükselmesi anlamına geliyor. Özellikle yoğun servis yapan işletmeler için makine arızalarının önüne geçmek büyük önem taşıyor. Londra’daki Festivalde Avrupa Tanıtımı Yapıldı Bluewater’ın yeni ürünü ilk kez mayıs ayının başında Bangkok’ta düzenlenen World of Coffee etkinliğinde uluslararası sektör temsilcileriyle buluştu. Avrupa lansmanı ise Londra’da gerçekleştirilen Bloomtown Festival kapsamında yapıldı. Islington bölgesinde düzenlenen etkinlikte kurulan özel Bluewater Café Station sistemiyle ziyaretçilere canlı kahve demleme deneyimi sunuldu. Şirket, burada Coffee Rock teknolojisinin kahve ekstraksiyonu üzerindeki etkilerini uygulamalı olarak gösterdi. Festival boyunca sektör profesyonelleri, farklı kahve çekirdekleri üzerinde gerçekleştirilen demlemelerde ürünün aroma dengesi ve tat profiline katkısını deneyimleme fırsatı buldu. İki Yıllık Ar-Ge Süreciyle Geliştirildi Coffee Rock’un geliştirme sürecinin yaklaşık iki yıl sürdüğü belirtiliyor. Projenin arkasında Bluewater Baş Bilim İnsanı Dr. Ahmed Fawzi ile ürün geliştirme lideri Maximillian Lundin yer aldı. Şirket yetkilileri, ürünün yalnızca teorik laboratuvar çalışmalarıyla değil, gerçek kafe ortamlarında yapılan testlerle de şekillendirildiğini ifade ediyor. Böylece hem bilimsel hassasiyet hem de günlük kullanım ihtiyaçları aynı noktada buluşturuldu. Lundin yaptığı değerlendirmede, kahve lezzetinin artık çok daha kontrollü şekilde yönetilebildiğini belirterek, doğru mineralizasyon sayesinde her kahve çekirdeğinin kendi karakterini daha net ortaya koyabildiğini söyledi. Dr. Fawzi ise su kimyasının kahve sektöründe halen yeterince anlaşılmadığını ancak aslında en kritik değişkenlerden biri olduğunu vurguladı. Yeni formülün bilimsel doğruluk ile operasyonel verimliliği aynı yapıda bir araya getirdiğini ifade etti. Bluewater Küresel Pazarda Büyümeyi Hedefliyor İsveçli girişimci Bengt Rittri tarafından kurulan BLUE AB çatısı altında faaliyet gösteren Bluewater, sürdürülebilir su teknolojileri alanındaki yatırımlarıyla dikkat çekiyor. Rittri, daha önce dünya çapında tanınan hava temizleme markası Blueair’i kurmuş ve şirketi büyüttükten sonra Unilever’e satmıştı. Bluewater ise özellikle gelişmiş filtrasyon teknolojileriyle öne çıkıyor. Şirketin SuperiorOsmosis™ adı verilen sistemi, su içerisindeki kirleticilerin büyük bölümünü temizlerken geleneksel ters ozmoz sistemlerine kıyasla daha düşük su tüketimi sağlıyor. Coffee Rock’un ilk etapta İngiltere, İsveç, Kuzey Amerika, Asya ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde satışa sunulduğu açıklandı. Uzmanlara göre ürün, yalnızca kahve zincirleri için değil, premium kahve deneyimi sunmak isteyen bağımsız kafeler için de yeni bir standart oluşturabilir. Kahve sektöründe kalite rekabetinin giderek arttığı bir dönemde, su teknolojilerine yapılan yatırımların önümüzdeki yıllarda çok daha kritik hale gelmesi bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Yatırımcı Dubai’de Frene Basmadı Haber

Türk Yatırımcı Dubai’de Frene Basmadı

Çimen, Dubai’nin jeopolitik türbülansın doğrudan tarafı olmadığını ifade ederek, “Coğrafi olarak bölgenin ortasında yer almasına rağmen Dubai yönetimi sürece çok hızlı reaksiyon verdi. Hava sahasının derhal kapatılması, yatırımcı güvenliği ve finansal sistemin korunmasına yönelik alınan kararlar piyasadaki güven ortamını destekledi.” dedi. Süreçte geliştirici firmaların yatırımcı lehine yeni uygulamaları devreye aldığını aktaran Çimen, daha önce sunulan ödeme planlarında vade uzatımına gidildiğini, mortgage tarafında ise yabancı yatırımcılar için daha avantajlı finansman imkanlarının oluşturulduğunu kaydetti. Çimen, “28 Şubat haftasındaki şok etkisi çok kısa sürdü. Bu ayrıcalıkları gören Türk yatırımcı yatırımlarına devam etti. Hatta bugün Dubai genelindeki Türk yatırımcı talebi, 28 Şubat öncesi dönemin de üzerine çıkmış durumda.” ifadelerini kullandı. “Türk yatırımcı bu süreci fırsat olarak gördü” Türk yatırımcıların süreç boyunca güvenlik endişesiyle hareket etmediğini belirten Çimen, yatırım kararlarında temel belirleyicinin getiri potansiyeli olduğunu söyledi. Çimen, “Türk yatırımcı bu süreci bir güvenlik endişesi olarak değil, fırsat yatırım süreci olarak değerlendirdi. Özellikle daha önce yönlendirme yaptığımız yatırımcıların önemli bölümü yeni alımlar gerçekleştirdi. Burada en önemli unsur yatırımcının broker’a duyduğu güven oldu.” diye konuştu. Dubai ve Londra piyasalarının yatırım mantığı açısından birbirinden ayrıştığını dile getiren Çimen, Londra’nın daha çok servet korumaya yönelik bir yapı sunduğunu, Dubai’nin ise servet yaratma odaklı büyüyen bir merkez haline geldiğini anlattı. Çimen, Londra’da yatırımın yıllık geri dönüş oranının yüzde 4-6 seviyesinde bulunduğunu, Dubai’de ise bu oranın yüzde 9-11 bandına ulaştığını belirterek, “Dubai hükümeti bu modeli yasalarla destekliyor. Vergisiz kira getirisi ve dolar bazlı yüksek gelir yatırımcı açısından önemli avantaj sağlıyor.” değerlendirmesinde bulundu. Dubai’nin küresel yatırım merkezi olarak farklılaştığını ifade eden Çimen, yatırımın nakde dönüştürülmesi aşamasında alıcı kitlesinin yalnızca yerel pazardan oluşmadığını kaydetti. Çimen, “Dünyanın birçok ülkesinde yatırımınızı satmak istediğinizde alıcı kitleniz o bölgeyle sınırlı olur. Ancak Dubai’de Avrupa’dan Türkiye’ye, Ortadoğu’dan Asya’ya kadar çok geniş bir yatırımcı kitlesi oluşuyor.” dedi. Ticari gayrimenkule yönelim arttı Son dönemde Türk yatırımcıların tercihlerinde de değişim yaşandığını belirten Çimen, daha önce ağırlıklı olarak konut yatırımı yapılırken, son dönemde ticari dükkan ve ofis yatırımlarının öne çıktığını söyledi. Çimen, bu eğilimin Dubai’nin 2040 vizyonu ve ikinci master planı kapsamında yatırımcılara verdiği ekonomik güvenin göstergesi olduğunu ifade etti. Dubai’nin küresel şirketlerin bölgesel merkezlerini taşıdığı yükselen bir ekonomik merkez konumuna geldiğini belirten Çimen, Londra’nın ise daha çok prestij ve güven eksenli yatırım merkezi olarak öne çıktığını kaydetti. Çimen, “Ben Dubai’yi Londra’nın alternatifi olarak değil, yeni nesil global yatırımcının daha hızlı sonuç alabildiği tamamlayıcı bir pazar olarak görüyorum.” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.