Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Madencilik

Kapsül Haber Ajansı - Madencilik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Madencilik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Borusan Ventures Kritik Mineral Kaynaklarını Yapay Zekâyla Keşfeden Atana Elements’e Yatırım Yaptı Haber

Borusan Ventures Kritik Mineral Kaynaklarını Yapay Zekâyla Keşfeden Atana Elements’e Yatırım Yaptı

Borusan Grubu’nun kurumsal girişim sermayesi şirketi Borusan Ventures, kritik mineral keşfini yapay zekâyla hızlandıran Atana Elements’e yatırım yaptı. Lowercarbon Capital liderliğinde gerçekleşen 27,5 milyon dolarlık tohum turuna Borusan Ventures’ın yanı sıra Earthshot Ventures, Overture Ventures, Redwoods Climate Capital, Sunna Ventures, Verve Ventures, Volta Energy Technologies ve WovenEarth de katıldı. Defne Kocabıyık Narter: Atana’nın büyüme yolculuğunda stratejik bir iş ortağı olacağız Borusan Ventures Kurucusu ve Başkanı Defne Kocabıyık Narter, yatırımla ilgili şunları söyledi: “Kritik mineraller, enerji dönüşümünün ve ileri teknoloji sanayilerinin en stratejik girdileri arasında yer alıyor. Atana, derin jeoloji uzmanlığını yapay zekâ destekli keşif teknolojileriyle birleştirerek bu alanda önemli bir dönüşüme öncülük ediyor. Borusan olarak, grup şirketlerimizden Borusan Cat aracılığıyla 5 ülkede madencilik ekosisteminin aktif bir parçasıyız ve sektöre dair güçlü bir bilgi birikimine sahibiz. Bu deneyimimiz ve küresel ağımızla, Atana Elements’in büyüme yolculuğunda yalnızca bir yatırımcı değil, aynı zamanda katma değer yaratan stratejik bir iş ortağı olacağımıza inanıyoruz.” Atana Elements’in Kurucusu ve CEO’su Tom Wilson ise şu ifadeleri kullandı: “Dünya, kritik minerallere daha hızlı ve güvenli coğrafyalardan ihtiyaç duyuyor. Atana Elements’in yaklaşımı salt teorik değil; son teknolojiyle güçlendirilmiş, deneyimli bir operasyon ekibinin öncülük ettiği, petrol ve gaz disiplinini yapay zekâyla buluşturan gerçek bir keşif modeli. Tescilli yöntemlerimizle normalde 5-10 yıl sürecek hedeflere 22 ayda ulaşabildik.” Silikon Vadisi merkezli Borusan Ventures, ABD ve Avrupa’da enerji, mobilite, lojistik, tedarik zinciri ve endüstriyel teknolojiler gibi alanlardaki erken aşama girişimlere yatırım yapıyor. Borusan Ventures, Borusan Grubu’nun 82 yıllık endüstriyel deneyiminden yararlanarak global başarı ve uzun vadeli etki hedeflediği girişimlere stratejik destek sağlıyor, yeni pazarlara erişim imkânı sunarak büyüme fırsatları yaratıyor. Atana, yapay zekâyla kritik mineral keşfini hızlandırıyor Önümüzdeki on yılda lityum başta olmak üzere kritik minerallere olan talebin mevcut rezervlerin üç katına çıkması ve sektöre 250 milyar dolarlık yeni yatırım yapılması bekleniyor. Tedarik zinciri kırılganlıkları ve ihracat kısıtlamaları sebebiyle Batılı hükümetlerin alternatif arayışları sürerken, Atana Elements, yapay zekâ teknolojisiyle kritik mineral keşif süreçlerini hızlandırıyor. Atana Elements, lityum, bakır, uranyum, hidrojen ve helyum gibi kritik mineralleri içeren akışkan mineral sistemlerinin keşfine odaklanıyor. Şirketin kurucu ekibi BP, Hess, Rio Tinto ve ExxonMobil gibi sektör liderlerinde edinilmiş derin teknik uzmanlığı, jeo-uzamsal veri bilimi ve yapay zekâ destekli analizlerle bir araya getirerek geleneksel yöntemlere kıyasla çok daha hızlı ve maliyet etkin keşif süreçleri yürütüyor. Şirket bugün ABD ve Avrupa'da toplamda 100 milyon tonun üzerinde Lityum Karbonat Eşdeğeri (LCE) potansiyeli öngörülen sahalarda hak sahibi konumunda. Atana Elements, 2025 yılında küresel ölçekte ilk 10 arasında gösterilen bir lityum tuzlu su kaynağını keşfederek yaklaşık üç yıl içinde 5 kata yakın yatırım getirisi yaratmayı başardı. Şirketin en önemli farkı, geleneksel olarak 5–10 yıl sürebilen mineral keşif süreçlerini yapay zekâ platformu sayesinde yaklaşık 22 aya kadar indirebilmesi. Bu yaklaşım, kritik mineral keşfini daha hızlı, daha öngörülebilir ve daha sermaye verimli hale getirerek sektörün dönüşümüne öncülük ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TEMA Vakfı: İklim Krizine Karşı Kaybedecek Zamanımız Kalmadı Haber

TEMA Vakfı: İklim Krizine Karşı Kaybedecek Zamanımız Kalmadı

Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın (UNEP) bu yıl Dünya Çevre Günü için yaptığı #İklimİçinŞimdi çağrısı, iklim krizine karşı acil ve kararlı adımlar atılması gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor. TEMA Vakfı, iklim krizine karşı etkili bir mücadelenin yalnızca emisyon azaltım hedefleriyle sınırlı kalamayacağına; doğayı, yaşam alanlarını koruyan ve toplumsal adaleti gözeten politikalarla mümkün olabileceğine dikkat çekiyor. En ağır yükü, en az sorumlular taşıyor İklim krizinin etkileri derinleşirken, krizden en az sorumlu olan topluluklar en ağır sonuçlarla karşı karşıya kalıyor. Dünya Eşitsizlik Raporu’na göre küresel nüfusun en zengin yüzde 1’i, sera gazı emisyonlarının yüzde 41’inden sorumluyken; en yoksul yüzde 50’nin payı yalnızca yüzde 3 düzeyinde kalıyor. Oxfam’ın 2026 yılında yayımladığı araştırma ise dünyanın en zengin yüzde 1’inin, 1,5 derece hedefiyle uyumlu yıllık karbon bütçesini yılın ilk günlerinde tükettiğini ortaya koyuyor. İklim krizinin yarattığı kuraklık, seller, aşırı hava olayları ve ekosistem kayıpları; yaşam alanlarını terk etmek zorunda kalan topluluklardan üretim gücünü kaybeden çiftçilere kadar milyonlarca insanın yaşamını doğrudan etkiliyor. Bu nedenle iklim krizine karşı geliştirilecek politikaların yalnızca emisyonları azaltmayı değil, aynı zamanda iklim adaletini sağlamayı da hedeflemesi gerekiyor. Kömürden çıkış iklim krizine karşı temel adımlardan biri Bilimsel çalışmalar, küresel sıcaklık artışını sınırlandırabilmek için fosil yakıtlardan uzaklaşılması gerektiğini ortaya koyuyor. Özellikle kömür, enerji sektöründen kaynaklanan sera gazı emisyonlarının en önemli kaynaklarından biri olmayı sürdürüyor. TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, iklim krizine karşı mücadelede kömürden çıkışın kritik önem taşıdığını belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Sera gazı emisyonlarının önemli bölümünden sorumlu olan kömürden çıkış, iklim krizine karşı mücadelenin temel adımlarından biridir. Ancak ekolojik etkiler gözetilmeden, yaşam alanları korunmadan ve yerel halkın katılımı sağlanmadan yürütülen enerji yatırımları; yeni çevresel ve toplumsal sorunlar yaratma riski taşıyor. Bu nedenle dönüşüm, yalnızca santrallerin kapatılmasıyla sınırlı kalmamalı; kömür bölgelerinde yaşayan işçileri, yerel ekonomileri ve toplulukları koruyan bütüncül bir adil geçiş politikasıyla desteklenmelidir.” Doğayı korumadan iklim kriziyle mücadele edilemez İklim krizine karşı geliştirilen politikaların doğal varlıkların korunmasıyla birlikte ele alınması gerektiğine dikkat çeken Ataç, “Son yıllarda madencilik faaliyetleri ve çeşitli mevzuat değişiklikleri nedeniyle ormanlar, tarım alanları, su varlıkları ve önemli doğa alanları üzerindeki baskı artarken, 2025 yılında kabul edilen Torba Yasa ile doğal varlıklarımız üzerindeki riskler daha da derinleşti.” dedi. Muğla’nın Milas ilçesindeki Akbelen Ormanı çevresinde yaşananlar, iklim hedefleri ile fosil yakıt politikaları arasındaki çelişkiyi ortaya koyuyor. Kömürlü termik santrallere yakıt sağlamak amacıyla yürütülen madencilik faaliyetleri için orman alanlarının kesilmek istenmesi, doğal varlıkların fosil yakıtlar uğruna nasıl baskı altına alınabildiğinin somut örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. TEMA Vakfı’nın 2020-2022 yılları arasında yayımladığı haritalama çalışmalarına göre, 29 ilde toprakların yüzde 67’si IV. Grup madenlere ruhsatlandırılmış durumda. Bu endişe verici tablo karşısında Ataç, “Ormanlar, tarım alanları ve önemli doğa alanları üzerindeki bu baskı, karbon yutaklarının devamlılığı, su döngüsünün sürdürülmesi ve iklim krizine karşı dayanıklılığın artırılmasında kritik rol oynayan ekosistemleri tehdit ediyor. Bu nedenle doğayı korumadan iklim krizini durdurmak mümkün değil.” ifadelerini kullandı. İklim için şimdi harekete geçilmeli Dünya Çevre Günü’nde yapılan #İklimİçinŞimdi çağrısının somut politikalarla desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Deniz Ataç, sözlerini şöyle sürdürdü: “İklim krizi yalnızca doğayı değil; yaşam hakkını, üretimi, su varlıklarını ve toplumsal adaleti de tehdit ediyor. Bu nedenle iklim krizine karşı atılması gereken adımlar daha fazla ertelenemez. Türkiye’nin kömürden çıkış ve adil geçiş konusunda somut adımlar atması, aynı zamanda da ormanları, tarım alanlarını, su varlıklarını ve yaşam alanlarını koruyan politikaları güçlendirmesi gerekiyor.” Türkiye’nin yıl sonunda ev sahipliği yapacağı COP31 sürecinin iklim politikalarına yönelik tartışmaların yoğunlaşacağı önemli bir dönem olduğuna işaret eden Ataç, karar alıcıları iklim krizine karşı bilim temelli, adil ve doğa dostu politikaları hızla hayata geçirmeye çağırdı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Biyolojik Çeşitlilik Kaybı Yaşam Sistemlerini Tehdit Ediyor Haber

Biyolojik Çeşitlilik Kaybı Yaşam Sistemlerini Tehdit Ediyor

Her gün kuş seslerinin azaldığı, arıların uğultusunun daha seyrek duyulduğu bir sabaha uyanıyoruz. Dereler kuruyor, toprak verimini kaybediyor... Doğadaki kayıplar bir anda gerçekleşmiyor; sessizce büyüyor. Her kayıp, doğanın dengesini bozarken insanlığın geleceğine uzanan daha büyük bir kırılmaya dönüşüyor. Bilim insanlarının ortaya koyduğu veriler, kaybın boyutunu açıkça gösteriyor. Tatlı su ekosistemlerinde kayıp yüzde 85’e ulaştı. Omurgalı tür popülasyonlarında son 50 yılda yüzde 73 azalma yaşandı. Dünya üzerindeki yaklaşık 1 milyon tür ise yok olma riskiyle karşı karşıya. Toprağı besleyen canlılar, suyu temizleyen ekosistemler, bitkileri çoğaltan tozlayıcı canlılar, iklimi dengeleyen ormanlar birer birer yok oluyor. İşte biyolojik çeşitlilik dediğimiz; yaşamı ayakta tutan bu ağın kendisi. İnsan da o ağın dışında değil; onun bir parçası. Ancak iklim krizi, arazi tahribatı, kirlilik, aşırı tüketim ve doğal yaşam alanlarının yok edilmesi nedeniyle dünya üzerindeki bu yaşam ağı her geçen gün daha kırılgan hale geliyor. "Tür kaybı, doğal yok oluş hızının 1000 katına ulaştı" TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, son yıllarda giderek derinleşen biyolojik çeşitlilik kaybının insanlığın karşı karşıya olduğu en büyük krizlerden biri olduğuna dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu: “Biyolojik çeşitlilik yalnızca doğadaki canlıların zenginliği değil; insan yaşamının devamlılığını sağlayan görünmez sistemin temelidir. Dünyadaki ağaç türlerinin yüzde 38’inin nesli tehdit altında. Fosil kayıtlarına dayanan bilimsel araştırmalara göre, bugün tür kayıpları doğal yok oluş hızının yaklaşık 1000 katına ulaştı. Bu veriler, yaşamı ayakta tutan doğal sistemlerin kritik bir kırılma noktasına yaklaştığını gösteriyor. Kaybettiğimiz her türle birlikte aslında geleceğimizin bir parçasını da kaybediyoruz.” Ataç, biyolojik çeşitliliğin korunmasının iklim kriziyle mücadele açısından büyük öneme sahip olduğunu belirterek “Şunu asla unutmamalıyız; biyolojik çeşitlilik; temiz suya erişimden sağlıklı gıdaya, doğal afetlere karşı dirençten iklimin dengesine kadar yaşamın sürdürülebilirliğini doğrudan etkiliyor. Doğa yalnızca korunması gereken bir alan değil, korunması gereken bir yaşam sistemi. Ormanlar, sulak alanlar, meralar ve tüm doğal ekosistemler; canlı türleriyle birlikte insanlığın geleceğini de ayakta tutuyor. Bu nedenle doğayı korumak artık bir tercih değil, ortak sorumluluğumuz.” uyarısında bulundu. Yerelde korunan her yaşam alanı dünyanın geleceğini etkiliyor Türkiye, üç farklı bitki coğrafyasının kesiştiği, endemik türler açısından önemli ülkeler arasında yer alıyor. Ancak korunan alanların ülke yüzölçümüne oranı yalnızca yüzde 14 düzeyinde; bu oran yüzde 17 olan dünya ortalamasının altında kalıyor. Artan madencilik faaliyetleri, plansız yapılaşma, arazi tahribatı ve doğal alanlar üzerindeki baskılar biyolojik çeşitlilik açısından ciddi riskler oluşturuyor. Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi kapsamında kabul edilen, Türkiye’nin de imzacı olduğu ve “biyolojik çeşitliliğin Paris Anlaşması” olarak tanımlanan Kunming-Montreal Küresel Biyolojik Çeşitlilik Çerçevesi, 2030 yılına kadar korunan alanların yüzde 30’a çıkarılmasını ve tahrip edilmiş ekosistemlerin yüzde 30’unun restore edilmesi hedefliyor. Bu hedefler, bu yılın teması olan “Küresel etki için yerel hareket” çağrısıyla da doğrudan örtüşüyor. Yerelde korunan bir mera, yaşatılan sulak alan ya da koruma altına alınan bir tür yalnızca bulunduğu bölgeyi değil, dünyanın ortak yaşam ağını da güçlendiriyor. “Dünyanın kendini yenileme kapasitesinden 1,5 kat fazlasını tüketiyoruz” Deniz Ataç, doğayı korumanın yalnızca kurumların ya da devletlerin değil, toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğu olduğunu vurgulayarak “Bugünkü tüketim düzeyi, dünyanın kendini yenileyebilme kapasitesinin yaklaşık 1,5 katına ulaştı. Doğanın yalnızca tüketilecek bir kaynak ya da ham madde deposu olarak görülmesi ekosistemlerle birlikte insan yaşamını da tehdit ediyor. Bu nedenle her bireyin tüketim alışkanlıklarını gözden geçirmesi ve doğayla daha dengeli bir yaşam kurması büyük önem taşıyor. Evlerimizden başlayacak hareket, yerel düzeyde alınacak bir önleme oradan ise dünyayı etkileyecek bir güce dönüşebilir.” dedi. Ataç, TEMA Vakfı’nın kurucularından merhum A. Nihat Gökyiğit’in ismini taşıyan Biyolojik Çeşitlilik Projesi ile toplumda biyolojik çeşitlilik farkındalığının yaygınlaştırılması başta olmak üzere ülkemizde korunan alanların artırılması ve doğal yaşam alanlarını tehdit eden uygulamalara karşı doğa koruma politikalarının güçlendirilmesi için faaliyetler gerçekleştirdiklerini söyleyerek doğanın hâlâ kendini yenileme gücüne sahip olduğunu ifade etti. “Bir tohum hâlâ filizlenebilir, bir dere yeniden canlanabilir, bir orman yeniden nefes olabilir. Yerelde atılan her koruma adımı; bir türü, bir ekosistemi, bir su varlığını ve aslında ortak geleceğimizi koruyor. Dünya sessizleşmeden harekete geçmek hâlâ mümkün.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enerji Diplomasisinin Kalbi İstanbul’da Atacak Haber

Enerji Diplomasisinin Kalbi İstanbul’da Atacak

Geçtiğimiz yıl 9 ülkeden 10 bakanın katılımıyla uluslararası ölçekte büyük yankı uyandıran İstanbul Doğal Kaynaklar Zirvesi, bu yıl da enerji güvenliği, yatırım ve küresel iş birlikleri açısından kritik mesajların verileceği önemli bir platform olacak. 22 Mayıs’ta İkinci İstanbul Doğal Kaynaklar Zirvesi (İNRES 2026), 22 Mayıs’ta Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde düzenlenecek. Zirvenin açılışını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gerçekleştirmesi bekleniyor. Açılış töreninde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar da katılımcılara hitap edecek. Birçok Ülkeden Üst Düzey Katılım Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın ev sahipliğinde düzenlenecek zirve; enerji ve doğal kaynaklar alanında karar vericileri, yatırımcıları, kamu temsilcilerini ve uluslararası kuruluşları İstanbul’da buluşturacak. Zirveye Avrupa, Asya ve Afrika’dan çok sayıda ülkenin bakan ve bakan yardımcılarının katılması bekleniyor. Ana Gündem Enerji Güvenliği Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın da katılacağı Bakanlar Oturumu’nda enerji güvenliği ana gündem maddesi olacak. Hürmüz krizi gibi küresel gelişmelerin yanı sıra petrol, doğal gaz, madencilik ve kritik mineraller alanındaki son durum değerlendirilecek. Zirveye katılan bakanlar, küresel enerji piyasalarına ilişkin öngörülerini paylaşacak. Devletlerin Enerji Politikalarındaki Rolü Tartışılacak Konuk bakan yardımcılarının katılacağı oturumda ise enerji ve yatırım politikalarında devletlerin üstlenmesi gereken roller masaya yatırılacak. Katılımcılar, enerji dönüşümü sürecinde kamu politikalarının önemini ve ülkeler arası iş birliği imkanlarını ele alacak. Finans ve Yatırım Masada Olacak Kamu şirketlerinin yöneticileri, uluslararası enerji şirketlerinin CEO’ları ve finans kuruluşlarının temsilcilerinin bir araya geleceği oturumda enerji ve maden sektöründeki yatırım fırsatları, finansman modelleri ve küresel ekonomik gelişmeler değerlendirilecek. İkili Görüşmeler Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar, İNRES 2026’ya iştirak eden konuk bakanlar ile ikili görüşmeler de gerçekleştirecek. Bu görüşmelerde, ülkeler arasındaki mevcut ve potansiyel iş birliği konularının masada olması planlanıyor. Zirve marjında bazı anlaşmalara da imza atılması bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çayeli Bakır’a İş Sağlığı ve Güvenliği Alanında Dünyanın Köklü Kurumlarından Çifte Ödül Haber

Çayeli Bakır’a İş Sağlığı ve Güvenliği Alanında Dünyanın Köklü Kurumlarından Çifte Ödül

Türkiye’nin yeraltı madenciliği alanındaki önemli kuruluşlarından Çayeli Bakır, iş sağlığı ve güvenliği kültürünün merkezine çalışanlarını alan uygulamalarıyla uluslararası arenada dikkat çekiyor. Çayeli Bakır, yıllar içinde oluşturduğu güçlü iş sağlığı ve güvenliği kültürünü, çalışan katılımını esas alan DÜŞÜN! İş Emniyet Programı ile daha da güçlendirdi. Şirket, iş güvenliği alanında dünyanın en saygın kuruluşları arasında gösterilen Royal Society for the Prevention of Accidents (RoSPA) ile British Safety Council (BSC) tarafından iki önemli ödüle layık görüldü. Çayeli Bakır, RoSPA Sağlık ve Güvenlik Ödülleri’ne yaptığı ilk başvuruda “Gold Award” kazanarak önemli bir başarı elde etti. 70 yılı aşkın geçmişe sahip RoSPA ödül programı; iş kazalarının önlenmesi, çalışan güvenliğinin geliştirilmesi ve sürdürülebilir iş sağlığı kültürünün yaygınlaştırılması amacıyla dünyanın dört bir yanından şirketleri değerlendiriyor. Her yıl yaklaşık 2.500 başvurunun yapıldığı programda, 60’tan fazla ülkeden kuruluş yer alıyor. British Safety Council tarafından verilen Uluslararası İş Güvenliği Ödülleri’nde ise Çayeli Bakır, “Merit” kategorisinde ödüllendirildi. Bu kategori; iş kazalarını ve meslek hastalıklarını önlemeye yönelik etkili yönetim anlayışı, çalışan refahını önceleyen yaklaşım ve sürdürülebilir güvenlik uygulamalarıyla öne çıkan kuruluşları kapsıyor. Köklü emniyet kültürü, DÜŞÜN! ile daha da güçlendi Çayeli Bakır’ın elde ettiği bu iki ödül, şirketin yalnızca operasyonel başarılarını değil, aynı zamanda çalışan sağlığı ve güvenliğine yönelik yaklaşımını da uluslararası standartlarda sürdürdüğünü ortaya koyuyor. DÜŞÜN! İş Emniyet Programı, Tehlike Bildirimi, Dur ve Konuş, BİREY Kart gibi uygulamalarla mevcut güvenlik kültürü sahada daha görünür ve etkin hale getirilirdi. Sürdürülebilir başarıya katkı sağlıyor Çayeli Bakır’ın iş sağlığı ve güvenliği alanındaki çalışmaları, şirketin sürdürülebilir madencilik yaklaşımının temel unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. Köklü güvenlik kültürü ve DÜŞÜN! ile güçlenen bu yapı; uluslararası standartlara uyumlu süreçler, sürekli iyileştirme odaklı yönetim anlayışı ve çalışan katılımını destekleyen uygulamalarla her yıl daha ileriye taşınıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Global Yatırım Holding, 2026 Yılına Güçlü Başladı Haber

Global Yatırım Holding, 2026 Yılına Güçlü Başladı

Enflasyon muhasebesi uygulanmış hali ile ise gelirlerini 7,4 milyar liraya, FAVÖK’ü ise 3,2 milyar liraya yükselten Grup, 2026 yılının ilk çeyreğinde önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 23’lük artışla 709,6 milyon lira net kar elde etti. Grup 2026’nın ilk çeyreğinde tüm finansal kalemlerde gerek TL gerekse döviz bazında önemli artışlar yakaladı. Global Yatırım Holding olarak 2026 yılına, ana iş kolları genelinde korunan güçlü performans ve operasyonel kârlılıktaki iyileşmeyle sağlam bir başlangıç yaptıklarını söyleyen Global Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mehmet Kutman, “Süregelen makroekonomik ve jeopolitik belirsizlikler ve enflasyonist baskılara rağmen, çeşitlendirilmiş portföy yapımız, disiplinli yönetim anlayışımız ve dayanıklı iş modelimiz sayesinde yılın ilk çeyreğinde güçlü finansal ve operasyonel sonuçlar elde ettik” dedi GYH Mali İşler Grup Başkanı Ferdağ Ildır ise, “Gelir ve FAVÖK’te enflasyonun üzerinde büyüme sağlarken, marjlarımızı önemli ölçüde artırmayı başardık. ABD doları bazında bakıldığında ise konsolide gelirler ve FAVÖK sırasıyla %21 ve %36 artarken, konsolide net kâr %37 yükseldi. Bu sonuçlar, operasyonel performansımızın gücünü, çeşitlendirilmiş portföyümüzün dayanıklılığını ve disiplinli finansal yönetim anlayışımızı ortaya koymaktadır” diye konuştu. Çeşitli iş kollarındaki yatırımlarıyla 4 kıta ve 20’den fazla ülkede faaliyet gösteren Global Yatırım Holding (GYH), 2026 yılının ilk çeyreğine ilişkin finansal sonuçlarını açıkladı. Grup, yılın ilk çeyreğinde güçlü operasyonel performansını sürdürürken, gelir ve kârlılığında önemli artış kaydetti. Global Yatırım Holding’in konsolide gelirleri (IFRIC 12 hariç), 1 Ocak – 31 Mart 2026 döneminde 7,4 milyar TL’ye, konsolide FAVÖK ise 3,2 milyar TL’ye yükseldi. Holding’in net kârı ise yüzde 23 artarak 709,6 milyon TL’ye çıktı. Enflasyon muhasebesi uygulanmamış haliyle ise gelirlerdeki artış yüzde 42 olurken; FAVÖK büyümesi yüzde 60 olarak gerçekleşti. ABD doları bazında bakıldığında ise konsolide gelirler yüzde 21, FAVÖK yüzde 36 ve konsolide net kâr yüzde 37 artış gösterdi. Global Yatırım Holding’in finansal performansı ağırlıklı olarak liman ve gaz iş kollarının güçlü katkısıyla desteklendi. “2026’ya güçlü operasyonel performans ve artan kârlılıkla başladık” 2026 yılının ilk çeyrek sonuçlarını değerlendiren Global Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mehmet Kutman, şunları söyledi: “Global Yatırım Holding olarak 2026 yılına, ana iş kollarımız genelinde koruduğumuz güçlü operasyonel performans ve operasyonel kârlılıktaki iyileşmeyle sağlam bir başlangıç yaptık. Süregelen makroekonomik ve jeopolitik belirsizlikler ve enflasyonist baskılara rağmen, çeşitlendirilmiş portföy yapımız, disiplinli yönetim anlayışımız ve dayanıklı iş modelimiz sayesinde yılın ilk çeyreğinde güçlü finansal ve operasyonel sonuçlar elde ettik. Liman iş kolumuzda küresel kruvaziyer sektöründeki güçlü ivme çeyrek boyunca devam ederken, Sevilla ve Acapulco limanlarını portföyümüze ekleyerek küresel ağımızı genişletmeyi sürdürdük. Gaz iş kolumuzda güçlü operasyonel performansımızı korurken, Güney Afrika yatırımımızla uluslararası büyüme stratejimiz kapsamında önemli bir adım attık. Elektrik iş kolumuzda mevsimsel etkiler ilk çeyrek sonuçları üzerinde etkili olsa da, Bahamalar projemiz başta olmak üzere uzun vadeli stratejik yatırımlarımıza kararlılıkla devam ediyoruz. Madencilik iş kolumuz ihracat talebiyle güçlü hacim büyümesi kaydederken, gayrimenkul iş kolumuz sürdürülebilir nakit akışı yaratmayı sürdürdü. Rıhtım 51 Otel projemizi tamamladık ve otelin Eylül 2026’da faaliyete geçmesini planlıyoruz. 2026 yılı boyunca disiplinli sermaye tahsisi, operasyonel mükemmeliyet ve sürdürülebilir büyüme odağımızı korumaya devam edeceğiz.” “Sonuçlarımız operasyonel gücümüzü ve portföy yapımızın dayanıklılığını ortaya koyuyor” Global Yatırım Holding Mali İşler Grup Başkanı Ferdağ Ildır ise şöyle konuştu: “2026’nın ilk çeyreğinde devam eden enflasyonist baskılar ve küresel piyasa dalgalanmalarına rağmen güçlü gelir ve kârlılık büyümesi elde ettik; gelir ve FAVÖK’te enflasyonun üzerinde büyüme sağlarken, marjlarımızı önemli ölçüde artırmayı başardık. ABD doları bazında bakıldığında ise konsolide gelirlerimiz yüzde 21, FAVÖK’ümüz yüzde 36 ve konsolide net kârımız yüzde 37 arttı. Bu sonuçlar, operasyonel performansımızın gücünü, çeşitlendirilmiş portföy yapımızın dayanıklılığını ve disiplinli finansal yönetim anlayışımızı ortaya koyuyor. Uzun vadeli ve düşük maliyetli finansman yapımız sayesinde finansal esnekliğimizi korurken, sürdürülebilir büyümemizi desteklemeye devam ediyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Doğan Holding'den Yılın İlk Çeyreğinde Güçlü Finansal Performans Haber

Doğan Holding'den Yılın İlk Çeyreğinde Güçlü Finansal Performans

Finans segmenti hariç FAVÖK marjını 7 puanlık güçlü bir artışla yüzde 11’e yükselten Doğan Holding, Net Aktif Değerini 3 milyar ABD dolarına ulaştırdı, dönemi ise 334 milyon TL net kâr ile tamamladı. 2026 yılına güçlü bir operasyonel ve finansal performansla başladıklarını vurgulayan Doğan Holding CEO’su Çağlar Göğüş, “2030 yılı için belirlediğimiz 4,5 milyar ABD doları Net Aktif Değer hedefimize odaklı bir şekilde değer yaratmaya devam ediyoruz.” Doğan Holding, 2026 yılının ilk çeyrek finansal sonuçlarını açıkladı. Stratejik odak alanlarındaki güçlü performansı ve artan operasyonel verimliliği sayesinde yıla güçlü bir başlangıç yapan Doğan Holding, Net Aktif Değerini (NAD) yılın başından itibaren yüzde 6, yıllık bazda ise yüzde 20 artırarak 3 milyar ABD dolarına ulaştırdı. Solo net nakit pozisyonunu, 633 milyon ABD doları ile 2025 yılsonuna yakın bir seviyede koruyan Holding, ilk çeyrekte 23,9 milyar TL gelir elde etti. Finans segmenti hariç FAVÖK’ünü geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 142 artışla 2,6 milyar TL’ye taşıyan Doğan Holding, 2026’nın ilk çeyreğinde 334 milyon TL net kâr elde etti. Çağlar Göğüş: Portföyümüzdeki payı artan stratejik alanlarımız, büyümemizin ana kaynağı oldu. Sonuçları değerlendiren Doğan Holding CEO’su Çağlar Göğüş, “Mart ayında artan jeopolitik hareketlilik ve bölgesel gerilimlere rağmen, 2026 yılına güçlü bir operasyonel ve finansal performansla başladık. Yılın ilk çeyreği itibarıyla gelir ve FAVÖK kompozisyonumuzun daha güçlü, dengeli ve sürdürülebilir bir yapıya kavuştuğunu görmekten memnuniyet duyuyoruz. Portföyümüzdeki yeniden yapılandırma adımlarımız güçlü sonuçlar veriyor. Özellikle stratejik odak alanlarımızın net aktif değerimiz içerisindeki ağırlığının artmasıyla birlikte, Holding’in operasyonel dayanıklılığı ve kârlılık kalitesi her geçen çeyrek daha da güçleniyor. Bu doğrultuda, stratejik odak alanlarımız olan yenilenebilir enerji, madencilik ve finansal hizmetlerin toplam Net Aktif Değerimiz içindeki payı, geçen yılın aynı dönemine göre 10 puanlık bir artışla yüzde 54’e yükseldi. Ayrıca; maliyet yönetimindeki disiplinli duruşumuzun marjlarımızı desteklemesiyle, finans segmenti hariç FAVÖK marjımızın yüzde 11’e ulaşmasından memnuniyet duyuyoruz.” dedi. Çağlar Göğüş, stratejik iş kollarındaki gelişmeleri şöyle özetledi: “Madencilik segmentimiz, yeniden yapılandırdığımız Gümüştaş Madencilik’in ilk çeyrekte yıllık bazda yüzde 141’lik gelir büyümesi ve yüzde 58 gibi yüksek bir FAVÖK marjı kaydetmesiyle değer yaratımının itici gücü oldu. Finansal hizmetlerde Hepiyi Sigorta’nın Yönetilen Portföy Büyüklüğü (YPB) geçen yıla göre %50 artışla 818 milyon ABD dolarına ulaştı. Hepiyi Sigorta, kasko pazar payını yıllık 180 baz puan artırarak sektördeki konumunu güçlendirdi ve büyümesini sürdürdü. Stratejik odak alanlarımızdan biri olan yenilenebilir enerji sektörünün güçlü temsilcisi Galata Wind ise ilk çeyrekte büyüme hedeflerine bağlılılığını sürdürerek elektrik üretimini yıllık bazda %38 artırdı.” Doğan Holding hisselerine yatırımcı güveni devam etti Doğan Holding’in 2026’nın ilk çeyreğindeki performansı, Borsa İstanbul’daki yatırımcı profiline de yansıdı. Holding, yılın başından bu yana yüzde 14 getiri kaydeden BIST-100 Endeksi’ne kıyasla 4 puanlık endeks üstü performansla yüzde 18 getiri sağladı. Holding endeksine göre kıyaslandığında ise fark 22 puana çıktı. Holding’in halka açık kısmındaki yabancı yatırımcı payı da Mart 2026 sonu itibarıyla yıllık bazda 4 puan artışla yüzde 24’e yükseldi. Bu artışın; stratejilerin hayata geçirilmesindeki disiplin, kamuyu aydınlatmadaki şeffaflık ve güçlü kurumsal yönetişime verilen kararlı bağlılık sayesinde Doğan Holding’e duyulan güvenin arttığını yansıttığı vurgulandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Makinecileri’nin İlkbahar Maratonu Başladı Haber

Türkiye’nin Makinecileri’nin İlkbahar Maratonu Başladı

Turkish Machinery markasıyla dünya vitrinine çıkan Makine İhracatçıları Birliği (MAİB), Nisan’da dünya sanayi trendlerinin belirlendiği ve bu yıl tarihinde ilk kez savunma sanayii ürünlerine de yer veren Hannover Messe ile teknik tekstil dünyasının vitrini Techtextil’de gerçekleştirdiği temasların ardından, rotayı Münih ve Düsseldorf’taki dev buluşmalara çevirecek. Makineciler 4-7 Mayıs’ta çevre teknolojileri ve döngüsel ekonominin küresel referans noktası olan IFAT fuarında, hemen ardından 7-13 Mayıs’ta ambalaj endüstrisinin en büyük organizasyonu Interpack’ta yerini alacak. Geniş bir coğrafyaya yayılan tanıtım maratonu, 12-15 Mayıs’ta Güney Afrika’da düzenlenen tarım makineleri odağındaki NAMPO Harvest Day ile devam edecek. 26-29 Mayıs’ta Rusya’da gerçekleştirilecek iş makineleri ile madencilik teknolojileri fuarı CTT Mining’de ticaret heyeti düzenleyecek makineciler ayrıca, firmaların hedef pazarlarındaki ihracat potansiyellerini güçlendirmek amacıyla Endüstriyel Sistemler ve Aksamları UR-GE Projesi kapsamında kapsamlı bir İhtiyaç Analizi Çalışması başlatacak. Küresel değer zincirlerinin stratejik bir dönüşümden geçtiği, tedarik ve ticaret yollarının yeniden çizildiği bir dönemde koordine edilen yoğun takvime ilişkin değerlendirmelerde bulunan Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Sevda Kayhan Yılmaz şunları söyledi: “Küresel sıkılaşma politikalarına bağlı olarak yatırım ortamının eski canlılığından uzakta seyrettiği son birkaç yıl, sanayi şirketlerinin ölçeklerini çok olumsuz etkiledi. Artan jeopolitik riskler, öngörülebilirliğin zayıflaması ve piyasalardaki yüksek belirsizlik, yatırım kararlarının ertelenmesine yol açarken; bu durum reel sektör üzerinde ilave bir baskı oluşturdu. Bu süreçte yaşanan kâr kaybının ardından işletmelerin yeniden toparlanabilmesi için, küresel yatırım iştahının güçlenerek devam etmesi kritik önem taşıyor. Şu aşamada büyük sıçramalardan söz etmek mümkün olmasa da devam eden savaş belirsizliği ve artan enerji maliyetlerine rağmen sipariş akışının tamamen kesilmemiş olması, yatırım iştahının temkinli de olsa sürdüğüne işaret ediyor. Biz bu dönemde sahada olmanın, doğrudan temas kurmanın ve yeni iş birliği fırsatları yaratmanın her zamankinden daha önemli olduğuna inanıyoruz. Bu doğrultuda, Mayıs ayında, stratejik açıdan önceliklendirdiğimiz üç farklı ülkede temaslarımızı yoğunlaştırarak yeni iş fırsatları geliştirmeyi hedefliyoruz.” “Her pazara ve her ihtiyaca göre yüksek kaliteli çözüm” Özellikle Almanya’daki buluşmaların stratejik önemine ve bu ülkeyle olan ilişkilerin basit ticaretin ötesinde, derin üretim entegrasyonuna dayandığına dikkat çeken Yılmaz şunları belirtti: “Türkiye ve Almanya makine sanayileri, üretim yapıları birbirini tamamlayan ve değer zincirinin aynı halkalarında yer alan iki aktör. Bu ülkede kurduğumuz bağlantılarla sanayii entegrasyonumuz derinleşirken sağladığımız ortaklıklarla rekabetçilik seviyemiz de yukarı taşınıyor. Nisan ayında ihracatçı firmalarımızın da güçlü bir temsil sağladığı Hannover Messe ve Techtextil platformlarında, Türkiye’nin sürdürülebilirliğe olan bağlılığını; döngüsellik, enerji tasarrufu ve dijital entegrasyon alanlarındaki çözüm ortağı kimliğini güçlü şekilde ortaya koyduğumuza inanıyoruz. IFAT ve Interpack fuarlarında da Türk makine sektörünün sadece güvenilir bir tedarikçi değil; İkiz Dönüşüm sürecinin pratikteki en güçlü taşıyıcısı ve stratejik bir mühendislik ortağı olduğunu aktarmaya devam edeceğiz.” Almanya’daki tanıtım çalışmalarının ardından Güney Afrika ve Rusya’daki tanıtım çalışmalarının sektörün uluslararası rekabetteki özgüvenini yansıttığını söyleyen Yılmaz, bu takvimin makine sektörünün küresel erişim kapasitesini daha da artıracağına inandıklarını belirterek şunları söyledi: “Küresel sıkılaşma politikalarına bağlı olarak yatırım ortamının temkinli seyrettiği bir dönemde, hem geleneksel pazarlarımızda kök salıyor, hem de farklı coğrafyalarda pazar yelpazemizi genişletiyoruz. Tarım makinelerinden madencilik teknolojilerine kadar farklı uzmanlık alanlarına hitap eden organizasyonlardaki varlığımızla, sektörümüzün her ihtiyaca göre yüksek kaliteli çözüm üretme kabiliyetini ve teknik esnekliğini kanıtlıyoruz. Yeni sanayi mimarisinde güvenilir bir teknoloji ortağı olarak, dünyanın her yerinde operasyonel süreklilik sunmaya ve 'Türkiye’nin Makinecileri' markasını küresel bir referans noktası olarak konumlandırmaya devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İhracatta Bahar Coşkusu Haber

İhracatta Bahar Coşkusu

Ege İhracatçı Birlikleri’nin ihracatı 4 aylık dönemde yüzde 4’lük artışla 5 milyar 926 milyon dolardan 6 milyar 155 milyon dolara çıkarken, EİB son 1 yıllık dönemde ihracatını yüzde 2’lik artışla 18 milyar 322 milyon dolardan 18 milyar 733 milyon dolara ilerledi. Nisan ayında Türkiye’nin ihracatı yüzde 22,3’lük arışla 20,8 milyar dolardan 25,4 milyar dolara çıktı. Türkiye nisan ayında 4,5 milyar dolarlık ihracat artış başarısı gösterdi. 2025 yılında Ramazan Bayramı nisan ayındayken, 2026 yılında mart ayına kayması ihracat artış hızında etkili oldu. Tarım ve madencilik ihracatı yüzde 9, sanayi ihracatı yüzde 25 arttı Ege İhracatçı Birlikleri’nin sanayi ürünleri ihracatı yüzde 25’lik artışla 570 milyon dolardan 714 milyon dolara ilerledi. EİB’de tarım sektörlerinin ihracatı yüzde 9’luk gelişimle 567 milyon dolardan 617 milyon dolara çıkarken, madencilik sektörünün ihracatı yüzde 9’luk yükselişle 112 milyon dolardan 122,5 milyon dolara geldi. Bünyesinde 12 ihracatçı birliği bulunan Ege İhracatçı Birlikleri’nde 9 birlik 2026 yılı nisan ayında ihracatlarını artırmayı başarırken, 3 ihracatçı birliği 2025 yılı nisan ayı performansının gerisinde kaldı Zirve demir ve demirdışı metaller sektörünün Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği 2025 yılı nisan ayında 205 milyon dolar olan ihracatını 2026 yılı nisan ayında yüzde 20’lik artışla 245 milyon dolara yükseltti ve zirvedeki yerini korudu. Su ürünleri ve hayvansal mamuller sektörü ihracat artış rekortmeni EİB bünyesinde gıda sektörlerinin ihracat şampiyonu olan Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği, Nisan ayında ihracatını 135,5 milyon dolardan 170,7 milyon dolara çıkararak gıda sektörleri arasındaki ihracat şampiyonluğunu açık ara sürdürdü. ESÜHMİB nisan ayında yakaladığı yüzde 26’lık ihracat artış hızıyla nisan ayında ihracat artış rekortmeni olarak çifte mutluluk yaşadı. Maden sektörü üçüncü sıraya abone oldu Ege Maden İhracatçıları Birliği, ihracatını yüzde 9’luk artışla 112,5 milyon dolardan 122,5 milyon dolara taşıdı ve zirvenin üçüncü basamağına adını yazdırdı. Yıllık ihracatını 1 milyar 348 milyon dolardan 1 milyar 421 milyon dolara çıkaran EMİB, 1,5 milyar dolar hedefine bir adım daha yaklaştı. Hazır giyim ihracatı kötü gidişe dur dedi Son 3 yıldır Türkiye’de uygulanan dezenflasyon programından olumsuz etkilenen ve ihracatta kan kaybeden Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği, Nisan ayında ihracatını yüzde 13’lük artışla 101,7 milyon dolardan 115 milyon dolara çıkardı ve kötü gidişe dur dedi. Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği ihracatını yüzde 4’lük artışla 92 milyon dolardan 96 milyon dolara taşıdı. Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği, nisan ayında ihracatını yüzde 5’lik artışla 86,6 milyon dolardan 91 milyon dolara ilerletirken, mayıs ayında başlayacak olan kiraz ihraç sezonuyla birlikte daha güçlü ihracat artışları yapabileceğinin sinyallerini verdi Küresel iklim krizi nedeniyle zor bir yıl geçiren Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin ihracatı 81,8 milyon dolardan 78,7 milyon dolara indi ancak ihracattaki düşüş yüzde 4’le sınırlı kaldı. Ege Tütün İhracatçıları Birliği ihracatını yüzde 4’lük artışla 74,6 milyon dolardan 77,5 milyon dolara taşırken, Ege Mobilya Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği yüzde 10’luk ihracat artışıyla 75,5 milyon dolar dövizi Türkiye’ye kazandırdı. Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği, nisan ayında 35,3 milyon dolarlık ihracat yaparken, Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği 25 milyon dolar ihracat gelirini hanesine yazdırdı. Son 3 yıldır ihracat kayıpları yaşayan Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği, nisan ayında makus talihini yendi. Nisan ayında ihracatını yüzde 19 artıran Egeli deri ihracatçıları 9,8 milyon dolar olan ihracatlarını 11,7 milyon dolara çıkardılar. Ege Bölgesi’nin ihracatı yüzde 19 arttı Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin özel ticaret sistemi verilerine göre; Ege Bölgesi’nin 2025 yılı nisan ayında 2 milyar 208 milyon dolar olan ihracatı 2026 yılı nisan ayında yüzde 19’luk artışla 2 milyar 635 milyon dolara ilerledi. Ege Bölgesi’ndeki 9 ilin tamamı nisan ayında ihracat artışına imza attı. İzmir’in ihracatyüzde 15’lik artışla 1 milyar 100 milyon dolardan 1 milyar 296 milyon dolara çıkarken, İzmir, Ege Bölgesi ihracatının yüzde 49’una imza attı. Son aylarda Denizli’nin gerisinde kalan Manisa, nisan ayında ihracatını yüzde 14’lük artışla 410 milyon dolardan 468 milyon dolara taşıdı ve ikinci sıradaki yerini geri aldı. Denizli, 2025 yılı nisan ayında 362,8 milyon dolar olan ihracatını yüzde 26’lık artışla 457,9 milyon dolara çıkardı ve üçüncü basamakta yer buldu. Balıkesir nisan ayında ihracatını 77 milyon dolardan 114,9 milyon dolara taşıdı. Balıkesir, yüzde 48’lik ihracat artış hızıyla Ege Bölgesi’nde ihracat artış rekortmeni il oldu. Muğla, ihracattaki istikrarlı artışını nisan ayında da sürdürdü. 2025 yılı nisan ayında 95 milyon dolar olan ihracatını 105,5 milyon dolara ilerleten Muğla, yüzde 11’lik ihracat artış hızı yakaladı. Aydın, ihracatını 70,7 milyon dolardan 82 milyon dolara çıkarırken ihracatını yüzde 17 artırdı. Afyonkarahisar’ın ihracatı yüzde 12’lik artışla 36,8 milyon dolardan 41,3 milyon dolara çıkarken, Kütahya’nın 34,5 milyon dolar olan ihracatı yüzde 16’lık ilerlemeyle 40 milyon dolara çıktı. Uşak ihracatını yüzde 44’lük artışla 20,3 milyon dolardan 29,3 milyon dolara ilerletti. Eskinazi: “Körfez krizinden Türkiye’ye kayan siparişler bu tabloyu oluşturdu” Nisan ayı ihracat rakamlarını değerlendiren Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, nisan ayındaki ihracat artışının altında 2025 yılı nisan ayına göre 2 fazla çalışma günü olmasının, 435 milyon dolarlık parite avantajının ve Körfez krizi dolayısıyla Türkiye’ye kayan siparişlerin etkili olduğunu vurguladı. Bu sevindirici artışın kalıcı olması için ihracatçıların 365 gün 24 saat azimle çalışmaya devam edeceklerini aktaran Eskinazi; “Bizler moralimizi yüksek tutup bu artışın devam etmesi ve geçmiş performansımızı tekrar kazanmak arzusundayız. TCMB’nın yüzde 3 döviz dönüşüm desteğini 3 ay uzatması, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan “Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı” kapsamında, ihracatçı kurumlar için kurumlar vergisinin yüzde 20’den yüzde14’e düşürülmesi hem imalat hem ihracat faaliyetlerini birlikte yürüten kurumlar için ise kurumlar vergisinin yüzde 19’dan yüzde 9’a indirilmesi geleceğe yönelik umutlarımızı artırıyor” şeklinde konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.