Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Madencilik

Kapsül Haber Ajansı - Madencilik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Madencilik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Global Yatırım Holding, Net Kârını Yüzde 38 Artışla 46.5 Milyon Dolar’a Yükseltti Haber

Global Yatırım Holding, Net Kârını Yüzde 38 Artışla 46.5 Milyon Dolar’a Yükseltti

Enflasyon muhasebesi uygulanmış finansal sonuçlara göre konsolide gelirler 14,8 milyar TL, FAVÖK 6,3 milyar TL olarak gerçekleşirken, net kâr yüzde 22 artışla 2,2 milyar TL’ye ulaştı. ABD doları bazında konsolide gelirler yüzde 18, FAVÖK yüzde 21 ve net kâr yüzde 38 arttı. Global Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mehmet Kutman, 2026’nın ilk yarısında ana iş kollarının katkısıyla güçlü büyüme ve artan kârlılık kaydettiklerini belirterek, “Küresel belirsizliklere rağmen çeşitlendirilmiş portföyümüz, disiplinli yönetim yaklaşımımız ve dayanıklı iş modelimiz sayesinde güçlü finansal ve operasyonel sonuçlar elde ettik. Liman iş kolumuzda yolcu hareketleri artarken yüksek doluluk seviyeleri korundu; gaz iş kolumuzda ise etkin maliyet yönetimi güçlü kârlılığı destekledi” dedi. GYH Mali İşler Grup Başkanı Ferdağ Ildır ise, “Enflasyon muhasebesi hariç gelirlerimiz yüzde 37, FAVÖK’ümüz yüzde 39 büyüdü. ABD doları bazında gelirlerimiz yüzde 18, FAVÖK’ümüz yüzde 21 ve net kârımız yüzde 38 yükseldi. Bu sonuçlar, operasyonel gücümüzü ve disiplinli finansal yönetim anlayışımızı ortaya koyuyor” diye konuştu. Çeşitli iş kollarındaki yatırımlarıyla 4 kıta ve 20’den fazla ülkede faaliyet gösteren Global Yatırım Holding (GYH), 2026 yılının ilk yarısında ana iş kollarından gelen katkılarla güçlü finansal ve operasyonel performansını sürdürdü. Global Yatırım Holding’in konsolide gelirleri yılın ilk yarısında (IFRIC 12 hariç) 14,8 milyar TL, konsolide FAVÖK’ü 6,3 milyar TL olarak gerçekleşti. Holding’in net kârı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 22 artarak 2,2 milyar TL’ye yükseldi. Enflasyon muhasebesi hariç tutulduğunda konsolide gelirler yüzde 37 artışla 13,8 milyar TL’ye, FAVÖK ise yüzde 39 artışla 5,9 milyar TL’ye ulaştı. ABD doları bazında konsolide gelirler yüzde 18 artışla 318,3 milyon dolara, FAVÖK yüzde 21 artışla 136 milyon dolara ve konsolide net kâr yüzde 38 artışla 46,5 milyon dolara yükseldi. Finansal performans, başta liman ve gaz iş kolları olmak üzere ana faaliyet alanlarının katkısı ve etkin maliyet yönetimiyle desteklendi. “2026’nın ilk yarısında güçlü büyümemizi ve artan kârlılığımızı sürdürdük” 2026 yılının ilk yarı sonuçlarını değerlendiren Global Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mehmet Kutman, şunları söyledi: “Global Yatırım Holding olarak 2026’nın ilk yarısında, ana iş kollarımızdan gelen katkıyla güçlü büyümemizi ve artan kârlılığımızı sürdürdük. Süregelen makroekonomik ve jeopolitik belirsizliklere rağmen çeşitlendirilmiş portföy yapımız, disiplinli yönetim anlayışımız ve dayanıklı iş modelimiz güçlü finansal ve operasyonel sonuçlar elde etmemizi sağladı. Liman iş kolumuzda küresel kruvaziyer sektöründeki güçlü ivme devam etti. Konsolide limanlarımızda gemi sayısı yüzde 8, yolcu hareketleri yüzde 10 artarken, doluluk oranları yılın ilk yarısında yüzde 105-107 aralığında seyretti. Ferrol Yolcu Limanı için 30 yıllık imtiyaz hakkı elde ettik, St. Vincent ve Grenadinler Yolcu Limanı için ön anlaşma imzaladık ve Ege Port’taki payımızı yüzde 99,99’a yükselttik. Gaz iş kolumuzda etkin maliyet yönetimi ve operasyonel verimlilik güçlü kârlılığı desteklerken, Güney Afrika yatırımımızla uluslararası büyüme stratejimiz kapsamında önemli bir adım attık.” Karaköy’deki otelin 2026 son çeyreğinde faaliyete geçmesi hedefleniyor Grup şirketlerinin finansal gerçekleşmeleri hakkında açıklamalarını sürdüren Kutman, “Elektrik üretimi iş kolumuzun ilk yarı performansı, hava koşulları ve özellikle ikinci çeyrekte düşük seyreden piyasa elektrik fiyatlarının etkisiyle sınırlı kaldı. Buna karşın, 2027’nin ilk yarısında devreye alınması planlanan Bahamalar projemiz başta olmak üzere uzun vadeli stratejik yatırımlarımıza devam ediyoruz. Madencilik iş kolunda Avrupa pazarındaki talep daralması ihracat hacmini sınırlarken; enflasyonun kur artışının üzerinde seyretmesi karlılığı etkiledi. Gayrimenkul iş kolumuz ise istikrarlı nakit akışı ve FAVÖK katkısını sürdürdü. Rıhtım 51 Otel projesini tamamladık ve otelin 2026 son çeyreğinde faaliyet geçmesini planlıyoruz. Yılın geri kalanında da disiplinli sermaye tahsisi, operasyonel mükemmeliyet ve sürdürülebilir büyüme odağımızı korumaya devam edeceğiz” dedi. “Güçlü büyümeyi, artan kârlılık ve finansal disiplinle destekliyoruz” Global Yatırım Holding Mali İşler Grup Başkanı Ferdağ Ildır ise şöyle konuştu: “2026’nın ilk yarısında enflasyonist baskılar ve küresel piyasalardaki dalgalanmalara rağmen gelir ve kârlılıkta güçlü büyüme kaydettik. Enflasyon muhasebesi hariç konsolide gelirlerimiz yüzde 37 artışla 13,8 milyar TL’ye, FAVÖK’ümüz yüzde 39 artışla 5,9 milyar TL’ye yükseldi. ABD doları bazında konsolide gelirlerimiz yüzde 18, FAVÖK’ümüz yüzde 21 ve konsolide net kârımız yüzde 38 arttı. Enflasyon muhasebesi uygulanmış sonuçlara göre ise net kârımız yüzde 22 artışla 2,2 milyar TL olarak gerçekleşti. Bu sonuçlar, güçlü operasyonel performansımızı, çeşitlendirilmiş portföyümüzün dayanıklılığını ve disiplinli finansal yönetim anlayışımızı ortaya koyuyor. Konsolide brüt borcumuz yaklaşık 1,5 milyar dolar seviyesinde bulunurken, borç portföyümüzün yüzde 61’i 15 yıldan uzun vadeli ve grup kefaleti olmaksızın sağlanan finansmanlardan oluşuyor. Uzun vadeli ve düşük maliyetli finansman yapımız, finansal esnekliğimizi ve sürdürülebilir büyümemizi desteklemeye devam ediyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ege İhracatçı Birlikleri İhracat Rekorlarını Otomatiğe Bağladı Haber

Ege İhracatçı Birlikleri İhracat Rekorlarını Otomatiğe Bağladı

Ege İhracatçı Birlikleri temmuz ayında ihracatını yüzde 7’lik artışla 1 milyar 634 milyon dolardan 1 milyar 746 milyon dolara taşıdı ve aylık bazda tarihinin en yüksek ihracat rakamına imza attı. EİB’nin bundan önceki rekoru geçen haziran ayındaki 1 milyar 743 milyon dolardı. EİB böylelikle iki ay üst üste ihracat rekoru kırma başarısı gösterdi. Ege İhracatçı Birlikleri’nin sanayi ürünleri ihracatı yüzde 4’lük artışla 880 milyon dolardan 911 milyon dolara çıkarken, tarım sektörlerinin ihracatı yüzde 5’lik yükselişle 647,5 milyon dolardan 677,5 milyon dolara ilerledi. Madencilik sektörü yüzde 47’lik rekor artışla ihracatını 106,8 milyon dolardan 157 milyon doların üzerine taşıdı. Demir ve demirdışı metaller zirvedeki yerini korudu Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği, temmuz ayında 221,5 milyon dolarlık ihracatla zirvedeki yerini korurken, 7 aylık dönemde 1 milyar 530 milyon dolarlık, son bir yıllık dönemde 2 milyar 603 milyon dolarlık ihracat performansı ortaya koydu. Su ürünleri ve hayvansal mamuller ihracatı 2 milyar dolara koşuyor Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği 191,8 milyon dolarlık ihracatla zirve takibini sürdürdü. 2026 yılı ocak – temmuz döneminde 1 milyar 141 milyon dolarlık ihracata imza atan ESÜHMİB son 1 yıllık dönemde ihracatını yüzde14’lük artışla 1 milyar 993 milyon dolara taşıdı ve ağustos ayında yıllık ihracatının 2 milyar doları aşacağının sinyalini verdi. Maden ihracatında 1,5 milyar dolar hedefi 5 ay önce aşıldı Temmuz ayında yüzde 47’lik ihracat artışıyla EİB çatısı altında ihracat artış rekortmeni olan Ege Maden İhracatçıları Birliği 157,1 milyon dolar dövizi Türkiye’ye kazandırdı. EMİB, son 1 yıllık dönemde ihracatını yüzde 11’lik artışla 1 milyar 519 milyon dolara çıkardı ve 2026 yılı sonu için belirlediği 1,5 milyar dolar ihracat hedefine 5 ay önce ulaşma başarısı gösterdi. Hazır giyim sektörü ihracat artışını 3 aya taşıdı Mayıs ve haziran aylarında ihracatını artırma başarısı gösteren Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği, temmuz ayında da ihracatını yüzde 1 artırdı ve 129,6 milyon dolar dövizi hanesine yazdırdı. EHKİB’in ihracat artış serisi 3 aya ulaştı. Taze meyve sebze ihracatı uçuşa geçti Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği, 2025 yılı temmuz ayında 94,5 milyon dolar olan ihracatını 2026 yılı temmuz ayında yüzde 32’lik artışla 124,8 milyon dolara ilerletti. Bu artışta taze meyve sebze ihracatındaki yüzde 193’lük artış etkili oldu. Tütün ihracatı yatay bir seyir izledi Temmuz ayında Tütün Araştırmaları Bilimsel İş Birliği Merkezi (CORESTA)’nin 65’inci Zirai Kimyasal Analiz Alt Grup Toplantısı’nda 17 farklı ülkeden gelen bilim insanlarını Türkiye’de ağırlayan Ege Tütün İhracatçıları Birliği 106,4 milyon dolarlık ihracata imza atarken 2025 yılı temmuz ayındaki performansını tekrarladı. ETİB’in son 1 yıllık dönemde ihracatı yüzde 3’lük artışla 1 milyar 1 milyon dolardan 1 milyar 29 milyon dolara çıktı. Hububat bakliyat yağlı tohumlar ihracatı 89,3 milyon dolar Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği, temmuz ayında gerçekleştirdiği ihracatla 89 milyon 270 bin dolar dövizi Türkiye’ye kazandırdı Kuru meyve ihracatı 1 milyar doların üzerinde tutunuyor Çekirdeksiz kuru üzüm, kuru kayısı ve kuru incirimizi dünyanın dört bir tarafına ulaştıran Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği, iklim krizi ve rekolte düşüşlerine rağmen temmuz ayında 73 milyon doarlık ihracat başarısı ortaya koydu. EKMİB son 1 yıllık dönemde 1 milyar 13 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi ve 1 milyar doların üzerinde tutunmayı başardı. Mobilya kâğıt ve orman ürünlerinde ibre yukarı yönlü 2026 yılında fuarlar, ticaret heyetleri, tasarım yarışmalarıyla arı gibi çalışan Ege Mobilya Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği temmuz ayında ihracatını yüzde 15’lik artışla 63,3 milyon dolardan 72,6 milyon dolara yükseltti Tekstil sektörü ihracatını yüzde 15 artırdı Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği temmuz ayında ihracatını yüzde 15’lik artışla 33,7 milyon dolardan 38,8 milyon dolara ilerletti. Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği’nin ihracattaki kan kaybı temmuz ayında da sürdü. Temmuz ayında ihracatı yüzde 49 düşen EZZİB 17 milyon 558 bin dolarlık ihracat yaparken, Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği 17 milyon 442 bin dolarlık ihracata imza attı. Ege Bölgesi’nin ihracatı 3 milyar doları aştı Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre Ege Bölgesi’nin temmuz ayındaki ihracatı yüzde 6’lık artışla 2 milyar 838 milyon dolardan 3 milyar 6 milyon dolara çıktı ve 3 milyar doları aştı. İzmir, 1 milyar 714 milyon dolarlık ihracatla Ege Bölgesi ihracatının yüzde 57’sini tek başına gerçekleştirirken İzmir’de kurulu iki serbest bölge İzmir’in ihracatına 295 milyon dolarlık katkı sağladılar. Denizli ihracatını yüzde 17 artırarak 416 milyon dolardın 483,8 milyon dolara çıkardı ve bu başarısıyla Manisa’yı geride bırakarak Ege Bölgesi’nde en çok ihracat yapan ikinci il konumuna yükseldi. Manisa’nın ihracatı yüzde 21’lik azalışla 445,8 milyon dolardan 353,3 milyon dolara geriledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küresel Metal Sektörü Büyümeyi Sürdürüyor Haber

Küresel Metal Sektörü Büyümeyi Sürdürüyor

Allianz Trade Metal Sektörü Raporu’nda; küresel metal ve madencilik sektörünü, demir cevheri ve çelikten bakır, altın, lityum ve nadir toprak elementlerine kadar sanayi gelişimini ve küresel enerji dönüşümünü destekleyen temel hammaddeleri ele aldı. Raporda, 2025 yılında temel metaller ve metal ürünleri sektörünün küresel brüt üretiminin yaklaşık 9,6 trilyon dolar seviyesine ulaştığı bilgisine yer verildi. Türkiye küresel metal sektöründe önemli bir pazar… Allianz Trade Metal Sektörü Raporu’nda Türkiye’ye de geniş yer verildi. Raporda Türkiye’nin, küresel metal sektöründe yapısal açıdan önemli bir konuma sahip olduğu belirtilirken, ülkenin 2024 yılında 36,9 milyon ton ham çelik üretimiyle dünyanın yedinci büyük çelik üreticisi konumunda olduğu vurgulandı. Raporda Türkiye’nin 2025 yılında 38,1 milyon ton olan ham çelik üretiminin, 2026 yılında 40,8 milyon tona yükselmesinin beklendiği belirtildi. Bu büyüme eğiliminin, sektörün güçlü yatırım ivmesini ve Türkiye'nin Avrupa, Orta Doğu ve Orta Asya pazarlarını birbirine bağlayan stratejik coğrafi konumunu yansıttığı görüşüne yer verilen raporda, daha geniş kapsamlı temel metaller ve metal ürünleri sektörünün, 2024 yılında yaklaşık 164 milyar dolar brüt üretim gerçekleştirdiğine dikkat çekildi. Bu rakamın 2025 yılında 182 milyar dolara, 2026 yılında ise 208 milyar dolara yükselmesi öngörülüyor. Böylece sektörün, küresel talepteki iyileşme ve hurda bazlı elektrik ark ocağı çelik üretimindeki rekabet avantajının desteğiyle 2026 yılında yaklaşık yüzde 14,4 yıllık büyüme kaydetmesi beklendiği de rapordaki bilgiler arasında bulunuyor. Allianz Trade Türkiye Krediler Genel Müdür Yardımcısı Altuğ Karagöz raporla ilgili şu değerlendirmede bulunuyor: “Allianz Trade Türkiye olarak, sanayimizin temel yapı taşı ve ihracatımızın ana kaldıraçlarından biri olan metal sektöründe verdiğimiz finansal garanti misyonumuzu kararlılıkla büyütmeye devam ediyoruz. Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD) ve İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği (İDDMİB) verilerine göre, 2025 yılını 38,1 milyon tonluk ham çelik üretimi ve güçlü bir ihracat performansı ile kapatan sektör, 2026 yılında küresel pazarlardaki korumacı kotalar, Dahilde İşleme Rejimi (DİR) değişiklikleri ve Avrupa Birliği Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) gibi yapısal ve yeşil dönüşüm süreçlerini deneyimliyor. Bu zorlu ama fırsatlarla dolu konjonktürde, Türk metal üreticilerinin ve tedarik zincirinin likidite akışını korumak adına üstlendiğimiz toplam risk garanti büyüklüğünü, geçen yılın aynı dönemindeki 542 milyon Euro seviyesinden 677 milyon Euro’ya ulaştırarak sektöre sağladığımız desteği yüzde 25 oranında artırdık. Girdi maliyetleri baskısı ve küresel ticaret savaşlarının getirdiği volatiliteye karşı, proaktif risk yönetimi ve derin pazar içgörülerimizle ağır sanayimizin küresel rekabetçiliğini ve finansal sürdürülebilirliğini her adımda desteklemeyi sürdürüyoruz. Altuğ Karagöz sözlerine şöyle devam etti. “Metal sektöründeki 677 milyon Euro’luk risk portföyümüzü yönetirken, alt ürün gruplarındaki dinamikleri proaktif bir yaklaşımla takip ediyoruz. İç piyasa ve küresel kotaların baskıladığı inşaat demiri gibi uzun ürün grubuna kıyasla; otomotiv ve beyaz eşyanın ana girdisi olan yassı çelik grubu ile elektrifikasyon dalgasıyla büyüyen alüminyum ve bakır gibi demir dışı metaller daha dirençli bir talep yapısı sergiliyor. Allianz Trade Türkiye olarak, emtia fiyatlarındaki volatiliteye ve yapısal dönüşümlere rağmen, alt sektörlerin bu farklılaşan risk ve kârlılık döngülerini derinlemesine analiz ediyor, Türk metal sanayisinin tüm kırılımlarında vadeli ticaretin finansal sürdürülebilirliğini güvence altında tutuyoruz.” Allianz Trade Metal Sektörü Raporu’nda sektörün, katma değer açısından ekonomiye sağladığı katkının son derece önemli olduğu vurgulandı. Temel metaller ve metal ürünleri sektörünün, 2024 yılında yaklaşık 37,7 milyar dolar katma değer üretirken, bu tutarın 2025 yılında 42,5 milyar dolar olduğu, 2026 yılında ise yaklaşık 48,4 milyar dolara yükselmesinin beklendiği belirtildi. Böylece sektörün, Türkiye imalat sanayii gayrisafi yurt içi hasılasına en büyük katkıyı sağlayan sanayi kollarından biri olmayı sürdürdüğü raporda vurgulandı. Öte yandan sektör içerisinde demir-çeliğin, 2025-2026 döneminde yaklaşık 78-89 milyar dolar ile en büyük brüt üretim payına sahip olduğu ve demir dışı metallerin ise en hızlı büyüyen alt segment konumunda bulunduğu raporda belirtildi. Bu segmentte brüt üretimin 2024 yılındaki 24,6 milyar dolardan, 2025 yılında 34,0 milyar dolara ve 2026 yılında 40,9 milyar dolara yükselerek, yaklaşık yıllık yüzde 20 büyümesinin beklendiği raporda paylaşıldı. Demir dışı metallerdeki bu güçlü büyümenin, yurt içi madencilik yatırımlarıyla, inşaat ve otomotiv sektörlerinden gelen talebin desteği sayesinde Türkiye'nin bakır ve alüminyum işleme alanındaki artan rolünü yansıttığı da raporda yer verilen yorumlar arasında. İnşaat sektörü talebi desteklemeye devam ediyor Allianz Trade Raporu’na göre sektörde yatırımlar artış eğilimini sürdürüyor. Temel metaller ve metal ürünleri sektöründeki sermaye harcamalarının (CapEx) 2024 yılında 13,7 milyar dolar olduğu, 2025 yılında 16,4 milyar dolar ve 2026 yılında 17,8 milyar dolar seviyesine ulaşmasının beklendiği rapordaki bilgiler arasında yer alıyor. Raporda, bu yatırım görünümünün birkaç yapısal unsur tarafından desteklendiği belirtiliyor. Bunlardan ilkinin, Türkiye'nin yurt içinde çeliğin en büyük tüketicisi olan inşaat sektörü, yüksek konut kredisi faizleri ve deprem sonrası güney illerindeki yeniden inşa faaliyetlerinden kaynaklanan döngüsel baskılara rağmen talebi desteklemeye devam etmesi olduğu görüşü raporda yer alıyor. İkinci olarak, ihracat odaklı Türk çelik üreticilerinin, Avrupa'nın çelik tedarik zincirlerinde Rusya kaynaklı girdilere bağımlılığın azalmasıyla gerçekleşen yeniden yapılanmadan faydalandıkları ve özellikle Güney ve Doğu Avrupa'da pazar paylarını artırdıkları belirtiliyor. Üçüncü unsur olarak ise Türkiye'nin metal madenciliği alt sektörünün büyümesini sürdürmesi gösteriliyor. Brüt üretimin 2024 yılındaki 14,2 milyar dolar, 2025 yılında 17 milyar dolara ve 2026 yılında ise 18,2 milyar dolara yükselmesi de raporda yer verilen beklentiler arasında bulunuyor. Rapora göre; bu artış; altın, bakır ve bor madenciliğine yönelik yeni yatırımları yansıtıyor. Türkiye’nin, temiz enerji uygulamaları açısından giderek daha stratejik hâle gelen, dünyanın bilinen en büyük bor rezervlerine sahip olduğu da raporda vurgulanıyor. Türkiye dünyanın en büyük on çelik üreticisi arasındaki yerini koruyacak Raporda, 2028 yılına kadar olan orta vadeli görünümün, büyümenin devam edeceğine ancak hızının kademeli olarak yavaşlayacağına işaret ettiği bilgisi veriliyor. Sektörün brüt üretiminin 2027 yılında 221 milyar dolar, 2028 yılında ise 227 milyar dolara ulaşması rapordaki beklentiler arasında bulunuyor. Yıllık büyüme oranlarının, 2026 yılındaki güçlü toparlanmanın ardından daha sürdürülebilir yani yüzde 3-4 seviyelerine gerileyeceği öngörüsüne de raporda yer veriliyor. Çelik üretiminin ise 2027 yılında 41,9 milyon tona, 2028 yılında 43,3 milyon tona yükselerek Türkiye'nin dünyanın en büyük on çelik üreticisi arasındaki konumunu koruyacağı beklentisinden raporda söz ediliyor. Çin açık ara önde Çin'in hâkim olduğu Asya-Pasifik bölgesinin, küresel pazarın yaklaşık yüzde 60'ını oluşturduğu raporda belirtilirken, Avrupa’nın ise yaklaşık yüzde 21 ile ikinci sırada yer aldığı bilgisi veriliyor. Bu bölgesel yoğunlaşmanın, Çin'in çelik ve alüminyumdan nadir toprak elementlerine kadar metal sektörünün hemen her alanında açık ara en büyük üretici ve tüketici konumunda olduğunu yansıttığına da raporda dikkat çekiliyor. Öte yandan raporda, temel metaller ve metal ürünleri sektörünün küresel brüt üretiminin 2026 yılında yaklaşık 10,4 trilyon dolar seviyesine ulaşacağının tahmin edildiği, 2026-2028 dönemine ilişkin bileşik yıllık büyüme oranının (CAGR) ise yaklaşık yüzde 7 olacağının öngörüldüğü bilgisi veriliyor. Allianz Trade Metal Sektörü Raporu’na göre; 2021 yılındaki emtia süper döngüsü sırasında elde edilen olağanüstü kârların ardından sektörün finansal performansı 2023-2024 döneminde normalleşme sürecine girdi. Birçok baz metal ve hacimli emtianın fiyatı zirve seviyelerinden gerilerken, enerji, kimyasal reaktifler ve iş gücü gibi girdi maliyetlerinin yüksek seviyelerde kalmaya devam ettiği bilgisi de raporda yer verilen bilgiler arasında. Küresel metal ve madencilik sektörünün toplam FAVÖK (EBITDA) marjının 2025 yılında yaklaşık yüzde 15 seviyesinde gerçekleştiği, bu durumun 2021 yılındaki yüksek kârlılık döneminden itibaren normalleşmenin sürdüğünü gösterdiği raporda belirtildi. Rapora göre şirketler bu sürece sermaye disipliniyle karşılık verdi; emtia döngüsü sırasında oluşan fazla nakit, yeni kapasite yatırımlarına yönlendirilmek yerine büyük ölçüde hissedarlara dağıtıldı. Bu yaklaşım bilançoların güçlü kalmasını sağlarken gelecekteki arz artışını da sınırlandırdı. Yine rapora göre; söz konusu ihtiyatlı sermaye politikası mevcut fiyat seviyelerinde kârlılığı korusa da enerji dönüşümünün kritik minerallere yönelik talebi hızlandıkça gelecekte arz yetersizliği riskini beraberinde getirebilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Efor Yatırım’ın BIST 50 Yolculuğu 1 Temmuz’da Başlıyor Haber

Efor Yatırım’ın BIST 50 Yolculuğu 1 Temmuz’da Başlıyor

Efor Yatırım Sanayi ve Ticaret A.Ş., Borsa İstanbul’un 19 Haziran 2026 tarihli duyurusuyla açıklanan 01.07.2026-30.09.2026 dönemi pay endeksleri değişiklikleri kapsamında BIST 50 Endeksi’ne dahil edildi. Söz konusu değişiklikler, 1 Temmuz 2026 itibarıyla yürürlüğe girecek. Efor Yatırım’ın BIST 50 Endeksi’nde yer alacak olması; sermaye piyasalarındaki görünürlüğünü, yatırımcılar nezdindeki takip edilebilirliğini ve kurumsal konumlanmasını güçlendiren önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Üretimden gelen gücü, çeşitlendirilmiş faaliyet yapısı ve sürdürülebilir büyüme yaklaşımıyla faaliyetlerini sürdüren Efor Yatırım; çay, gübre ve madencilik alanlarında yarattığı katma değerle Türkiye’nin üretim ekosistemine katkı sağlamaya devam ediyor. “BIST 50’ye dahil olmak, uzun vadeli yatırım yaklaşımımızın önemli bir yansımasıdır” Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Efor Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Akkuş, şu ifadeleri kullandı: “Efor Yatırım olarak 1 Temmuz 2026 itibarıyla BIST 50 Endeksi’nde yer alacak olmayı, sermaye piyasalarındaki görünürlüğümüzü güçlendiren önemli bir kilometre taşı olarak değerlendiriyoruz. Bu gelişme; çalışanlarımızın özverili emeğinin, yatırımcılarımızın güveninin ve tüm paydaşlarımızla birlikte ortaya koyduğumuz istikrarlı büyüme yolculuğunun bir sonucudur. Kuruluşumuzdan bu yana sürdürülebilir değer üretmeyi, şeffaflığı ve güçlü kurumsal yönetim anlayışını temel ilkelerimiz arasında görüyoruz. Bizim için BIST 50’ye dahil olmak, kısa vadeli bir sonuçtan çok; uzun vadeli yatırım yaklaşımımızın, üretim odaklı büyüme stratejimizin ve Türkiye ekonomisine duyduğumuz güvenin önemli bir yansımasıdır. Önümüzdeki dönemde de üretim, yatırım, istihdam ve katma değer odağımızı koruyarak; yatırımcılarımızla düzenli, şeffaf ve mevzuata uyumlu iletişimimizi sürdürmeye devam edeceğiz. Bu yolculukta bize güvenen tüm yatırımcılarımıza, çalışma arkadaşlarımıza ve iş ortaklarımıza teşekkür ediyorum.” Efor Yatırım, önümüzdeki dönemde de faaliyet gösterdiği alanlarda üretim kapasitesini, operasyonel verimliliğini ve sürdürülebilir büyüme yaklaşımını güçlendirmeye devam ediyor. Sermaye piyasalarıyla şeffaf, düzenli ve mevzuata uyumlu iletişimini sürdüren Efor Yatırım, yatırımcıları ve tüm paydaşları için uzun vadeli değer yaratmaya odaklanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ege Bölgesi 2026'nın Beş Ayında 17,6 Milyar Dolar İhracata İmza Attı Haber

Ege Bölgesi 2026'nın Beş Ayında 17,6 Milyar Dolar İhracata İmza Attı

Ege İhracatçı Birlikleri’nden yapılan yazılı açıklamaya göre; Ege Bölgesi’nin, 2026 yılının ocak – mayıs dönemindeki ihracatı yüzde 2,5’luk düşüşle 18 milyar 60 milyon dolardan 17 milyar 605 milyon dolara geriledi. İzmir, bayram tatiline rağmen mayıs ayında ihracatını artırdı Ege Bölgesi’nin ihracatını domine eden İzmir, mayıs ayında İzmir 2 milyar 78 milyon dolarlık ihracatla hem Ege Bölgesi illeri arasında zirvedeki yerini korudu hem de ihracatını 2025 yılı mayıs ayına göre yüzde 1’de olsa artırmayı başardı. İzmir, mayıs ayında Ege Bölgesi ihracatının yüzde 57’sini temsil ederken, İzmir’in beş aylık dönemde ihracatı 9 milyar 510 milyon dolar olarak kayıtlara geçti. Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre İzmir’in en çok ihracat yapan sektörler sıralamasında kimya sektörü ihracatını yüzde 21’lik artışla 899 milyon dolardan 1 milyar 90 milyon dolara çıkardı ve zirvedeki yerini sağlamlaştırdı. Hazır giyim ve konfeksiyon sektörü İzmir’in ihracatına 533 milyon dolarlık katkı sağlarken üçüncü sırada 516 milyon dolarla çelik sektörü yer aldı. Manisa’nın ihracattaki kan kaybı arttı Ege Bölgesi ihracatını sürükleyen illerden Manisa’nın ihracatı mayıs ayında yüzde 25,3’lük düşüşle 695 milyon dolardan 519 milyon dolara düştü ve Manisa’nın ihracattaki kan kaybı arttı. Manisa’nın 5 aylık dönemde ihracatı yüzde 10’luk azalışla 3 milyar 145 milyon dolardan 2 milyar 826 milyon dolara indi. Manisa’nın 5 aylık ihracat kaybı 319 milyon doları buldu. 2026 yılının ocak – mayıs döneminde Elektrik-Elektronik Sektörü 475,8 milyon dolarlık ihracatla Manisa’da lider sektör konumunu korumakla birlikte ihracatta yüzde 35 düşüş yaşadı. İklimlendirme sektörü 380 milyon dolarlık, Otomotiv sektörü 285 milyon dolarlık ihracata imza attı. Denizli’nin ihracatı yüzde 5 arttı Ege Bölgesi’nde ihracat yönü güçlü illerden Denizli mayıs ayında 395 milyon dolar dövizi Türkiye’ye kazandırırken, Denizli’nin beş aylık dönemde ihracatı yüzde 5,2’lik artışla 1 milyar 889 milyon dolardan 1 milyar 988 milyon dolara yükseldi. Denizli’de Elektrik-Elektronik Sektörü 2026 yılının beş aylık döneminde ihracatını yüzde 12,3’lük artışla 424 milyon dolardan 476 milyon dolara çıkardı ve zirvenin yeni sahibi oldu. Denizli’de elektrik-elektronik sektörü hazır giyimi geçti Hazır giyim sektörü 2025 yılının beş aylık döneminde yaptığı 450 milyon dolarlık ihracatla birinci sıradayken, 2026 yılının ocak – mayıs döneminde ihracatta yüzde 5’lik azalışla 427 milyon dolara düştü ve uzun yıllar sonra ikinci sıraya geriledi. 364 milyon dolarlık ihracat yapan demir ve demirdışı metaller sektörü Denizli ihracatında zirvenin üçüncü basamağına adını yazdırdı. Balıkesir’in beş aylık ihracatı 1 milyar doları aştı Balıkesir, mayıs ayında 220 milyon dolarlık ihracat yaparken, 5 aylık dönemde ihracatı yüzde 5,2’lik artışla 987 milyon dolardan 1 milyar 39 milyon dolara ilerledi ve 1 milyar doları aşmayı başardı. Balıkesir’in ihracatına en büyük katkıyı 190 milyon dolarlık tutarla elektrik-elektronik sektörü sağladı. Mayıs ayında Aydın’ın ihracatı yüzde 5’lik azalışla 169 milyon dolardan 160,5 milyon dolara indi. 2026 yılının ocak – mayıs döneminde Aydın’ın ihracatı yatay bir seyir izledi ve 798 milyon dolar oldu. Madencilik sektörü 93 milyon dolarlık ihracatla Aydın’da liderliğini sürdürdü. Muğla ihracatı yüzde 6,5 artırdı Muğla, mayıs ayında 124 milyon dolar dövizi Türkiye’ye kazandırırken, beş aylık dönemde ihracatını yüzde 6,5’luk artışla 537 milyon dolardan 572 milyon dolara taşıdı. Su ürünleri ve hayvansal mamuller sektörü 385 milyon dolar ihracata imza attı ve Muğla ihracatından yüzde 67 pay aldı. Kütahya mayıs ayında 90 milyon dolarlık ihracatı hanesine yazdırırken, ocak – mayıs döneminde ihracatını yüzde 4 geliştirdi ve 410 milyon dolara ulaştı. Çimento Cam Seramik ve Toprak Ürünleri sektörü 77 milyon dolarlık ihracatla ilk sıradaki yerini korudu. Mayıs ayında Afyonkarahisar 54 milyon dolarlık ihracat performansı ortaya koyarken, beş aylık dönemde 295 milyon dolar ihracat performansı gösterdi. Madencilik sektörü 109 milyon dolarlık ihracatla Afyonkarahisar’ın ihracatında liderliğini korudu. Uşak mayıs ayında 32,4 milyon dolar dövizi ülkemize kazandırdı. Geri dönüşümün başkenti Uşak’ın beş aylık ihracatı yüzde 7’lik artışla 155 milyon dolardan 166 milyon dolara ilerledi. 37’şer milyon dolar ihracat yapan Tekstil ve Halı sektörleri Uşak’ın ihracatından yüzde 45 pay aldılar. Öztürk; “Ege Bölgesi üretim ve ihracat gücünü korudu” Ege Bölgesi’nin 2026 yılı ocak – mayıs dönemi ihracat performansını değerlendiren Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, Ege Bölgesi’nin ihracat verilerinin, küresel ticaretteki yavaşlama, maliyet artışları ve düşük kur baskısına rağmen Ege Bölgesi'nin üretim ve ihracat gücünü koruduğunu ortaya koyduğunu dile getirdi. Denizli, Balıkesir, Muğla, Kütahya ve Uşak’ın 2026 yılının ocak – mayıs döneminde ihracatlarını artırmayı başardıkları bilgisini veren Öztürk, “İzmir ve Aydın 2025 yılı performanslarına yakın bir seviyede tutundu. Manisa ve Afyonkarahisar, 2026 yılının ocak – mayıs dönemine göre 487 milyon dolar ihracat kayıplarıyla dikkati çekti. 2026 yılının kalan 7 aylık döneminde küresel talepte yaşanacak canlanma ve Türk ihracatçısının rekabetçiliğini artıracak adımlar atılması halinde Ege Bölgesi ihracatta 45 milyar dolar hacmine ulaşabileceğinin sinyallerini verdi” şeklinde konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Meralarının Yarısından Fazlasını Kaybetti Haber

Türkiye Meralarının Yarısından Fazlasını Kaybetti

Kuraklık, çölleşme ve arazi tahribatının hızla arttığı bir dönemde 17 Haziran Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü, doğal varlıkların korunmasının kritik önemini yeniden gündeme taşıyor. Birleşmiş Milletler’in 2026 yılını "Uluslararası Meralar ve Çobanlık Yılı" ilan etmesiyle birlikte, bu yılın odağı kurak ve yarı kurak ekosistemlerin korunmasında kritik rol oynayan meralar oldu. "Fark Et, Koru, İyileştir!" çağrısı, mera alanlarının ekolojik, ekonomik ve sosyal değerine dikkat çekerken; gıda güvenliği, su döngüsü ve kırsal yaşam için yaşamsal rolünü de ortaya koyuyor. TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, meraların yalnızca hayvancılıkla sınırlı görülmemesi gerektiğini belirterek, "Doğal meralar; toprağı koruyan, suyun toprağa süzülmesini sağlayan, karbon depolayan ve çok sayıda canlıya yaşam alanı sunan ekosistemlerdir. İklim krizinin etkilerinin arttığı günümüzde meralar, çölleşme ve kuraklığa karşı en güçlü doğal kalkanlarımızdan biridir." dedi. Türkiye'nin kaybettiği mera alanı, Marmara’nın iki katı büyüklüğünde Doğal meraların çölleşme ve erozyonla mücadelede kritik rol oynadığını vurgulayan Ataç, "Toprağı örterek yağışın yüzeyde oluşturduğu tahribatı azaltır, suyun toprağa sızmasını sağlar ve su döngüsüne katkı sunar. Meraların tahrip edilmesi ise erozyonu artırır, toprak kaybını hızlandırır ve kuraklığın etkilerini derinleştirir." dedi. Türkiye’nin mera varlığının son 65 yılda yüzde 54 azaldığını vurgulayan Deniz Ataç, 1960’ta yaklaşık 29 milyon hektar olan çayır ve mera alanlarının bugün 13 milyon hektar seviyesine gerilediğini hatırlattı. Kaybedilen mera alanı, Marmara Bölgesi’nin iki katını aşan büyüklükte. "Doğal meralar azalırken, mevcut alanlar üzerinde baskı da artıyor. Bu durum hem ekosistem bütünlüğü hem de gıda güvenliği açısından ciddi riskler oluşturuyor." şeklinde konuşan Ataç, tarım arazisine dönüştürme, kentleşme, madencilik faaliyetleri ve arazi kullanım değişikliklerinin bu kaybın temel nedenleri olduğunu ifade etti. Gıda üretiminin ve kırsal yaşamın güvencesi Meralar ekonomik açıdan da önemli işlevler üstleniyor; küçükbaş ve büyükbaş hayvancılık önemli ölçüde mera alanlarına bağlı olarak sürdürülüyor. Hayvancılıkta en büyük maliyet kalemlerinden birinin yem giderleri olduğuna işaret eden Ataç, “Ülkemizde meraların yüzde 70’i düşük verimli, yeterli bitki örtüsünden yoksun ve bozulmuş halde. Bu durum verim düşüklüğüne, hayvanlarda beslenme yetersizliklerine ve kaba yem açığının büyümesine yol açıyor. Oysa meraların iyileştirilmesi, kaba yem açığının azaltılmasına katkı sağlayarak üreticileri destekler. Ayrıca kırsal yaşamın sürdürülmesi ve dünya genelinde hayvancılıkla geçimini sağlayan 500 milyon insanın ekonomik olarak güçlenmesi açısından da önemli bir fırsat sunar." dedi. Biyolojik çeşitliliğin göz ardı edilen yaşam alanları Meraların aynı zamanda biyolojik çeşitlilik açısından zengin doğal ekosistemler olduğuna da dikkat çeken TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı, birkaç metrekarelik bir mera alanında onlarca farklı bitki türünün bir arada bulunabildiğini belirtti. Meraların yalnızca bitkiler için değil, böcek, kuş ve memeli türleri için de yaşam alanı sağladığının altını çizerek "Dünya üzerindeki biyolojik çeşitlilik açısından önemli bölgelerin büyük bölümü doğal mera ekosistemleriyle ilişkilidir. Buna rağmen meralar, çoğu zaman ormanlar kadar dikkat çekmemekte ve yeterince korunmamaktadır. Oysa biyolojik çeşitliliğin korunması için meraların da güçlü koruma politikalarıyla desteklenmesi gerekiyor." uyarısında bulundu. Meraları korumak geleceği korumaktır Türkiye’de 4342 Sayılı Mera Kanunu’nun mera alanlarının korunması açısından önemli bir yasal çerçeve sunduğunu belirten Ataç, buna rağmen enerji, madencilik, turizm ve çeşitli arazi kullanım taleplerinin mera alanlarını tehdit ettiğini ifade etti. Deniz Ataç, özellikle Temmuz 2025’te kabul edilen Torba Yasa gibi son yıllarda yapılan yasal düzenlemelerin de doğal alanlar üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çekerek, "Zeytinliklerden ormanlara, tarım alanlarından mera ekosistemlerine kadar birçok doğal varlık kısa vadeli kullanım baskılarıyla karşı karşıya bırakılıyor. Oysa çölleşme ve kuraklık riskinin giderek arttığı bir dönemde doğal alanları korumak, ülkemizin geleceğini korumaktır." dedi. TEMA Vakfı'nın Kurucu Onursal Başkanları merhum Hayrettin Karaca ve merhum A. Nihat Gökyiğit’in Mera Kanunu’nun yasalaşması için büyük emek verdiğini hatırlatan Ataç, sözlerini şöyle tamamladı: "Vakfımızın ilk projelerinden biri mera ıslah çalışmalarıydı. Bugün çölleşme ve kuraklıkla mücadelede başarının yolu; mera alanlarının korunmasından, tahrip olmuş alanların iyileştirilmesinden ve sürdürülebilir mera yönetiminin yaygınlaştırılmasından geçiyor. Meraları korumak yalnızca bugünün üretimini değil; su varlığımızı, gıda güvenliğimizi ve biyolojik çeşitliliğimizi de korumaktır. Bu nedenle tüm karar vericileri, yerel yönetimleri ve toplumun tüm kesimlerini doğal meraların korunması ve iyileştirilmesi için birlikte hareket etmeye davet ediyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Borusan Ventures Kritik Mineral Kaynaklarını Yapay Zekâyla Keşfeden Atana Elements’e Yatırım Yaptı Haber

Borusan Ventures Kritik Mineral Kaynaklarını Yapay Zekâyla Keşfeden Atana Elements’e Yatırım Yaptı

Borusan Grubu’nun kurumsal girişim sermayesi şirketi Borusan Ventures, kritik mineral keşfini yapay zekâyla hızlandıran Atana Elements’e yatırım yaptı. Lowercarbon Capital liderliğinde gerçekleşen 27,5 milyon dolarlık tohum turuna Borusan Ventures’ın yanı sıra Earthshot Ventures, Overture Ventures, Redwoods Climate Capital, Sunna Ventures, Verve Ventures, Volta Energy Technologies ve WovenEarth de katıldı. Defne Kocabıyık Narter: Atana’nın büyüme yolculuğunda stratejik bir iş ortağı olacağız Borusan Ventures Kurucusu ve Başkanı Defne Kocabıyık Narter, yatırımla ilgili şunları söyledi: “Kritik mineraller, enerji dönüşümünün ve ileri teknoloji sanayilerinin en stratejik girdileri arasında yer alıyor. Atana, derin jeoloji uzmanlığını yapay zekâ destekli keşif teknolojileriyle birleştirerek bu alanda önemli bir dönüşüme öncülük ediyor. Borusan olarak, grup şirketlerimizden Borusan Cat aracılığıyla 5 ülkede madencilik ekosisteminin aktif bir parçasıyız ve sektöre dair güçlü bir bilgi birikimine sahibiz. Bu deneyimimiz ve küresel ağımızla, Atana Elements’in büyüme yolculuğunda yalnızca bir yatırımcı değil, aynı zamanda katma değer yaratan stratejik bir iş ortağı olacağımıza inanıyoruz.” Atana Elements’in Kurucusu ve CEO’su Tom Wilson ise şu ifadeleri kullandı: “Dünya, kritik minerallere daha hızlı ve güvenli coğrafyalardan ihtiyaç duyuyor. Atana Elements’in yaklaşımı salt teorik değil; son teknolojiyle güçlendirilmiş, deneyimli bir operasyon ekibinin öncülük ettiği, petrol ve gaz disiplinini yapay zekâyla buluşturan gerçek bir keşif modeli. Tescilli yöntemlerimizle normalde 5-10 yıl sürecek hedeflere 22 ayda ulaşabildik.” Silikon Vadisi merkezli Borusan Ventures, ABD ve Avrupa’da enerji, mobilite, lojistik, tedarik zinciri ve endüstriyel teknolojiler gibi alanlardaki erken aşama girişimlere yatırım yapıyor. Borusan Ventures, Borusan Grubu’nun 82 yıllık endüstriyel deneyiminden yararlanarak global başarı ve uzun vadeli etki hedeflediği girişimlere stratejik destek sağlıyor, yeni pazarlara erişim imkânı sunarak büyüme fırsatları yaratıyor. Atana, yapay zekâyla kritik mineral keşfini hızlandırıyor Önümüzdeki on yılda lityum başta olmak üzere kritik minerallere olan talebin mevcut rezervlerin üç katına çıkması ve sektöre 250 milyar dolarlık yeni yatırım yapılması bekleniyor. Tedarik zinciri kırılganlıkları ve ihracat kısıtlamaları sebebiyle Batılı hükümetlerin alternatif arayışları sürerken, Atana Elements, yapay zekâ teknolojisiyle kritik mineral keşif süreçlerini hızlandırıyor. Atana Elements, lityum, bakır, uranyum, hidrojen ve helyum gibi kritik mineralleri içeren akışkan mineral sistemlerinin keşfine odaklanıyor. Şirketin kurucu ekibi BP, Hess, Rio Tinto ve ExxonMobil gibi sektör liderlerinde edinilmiş derin teknik uzmanlığı, jeo-uzamsal veri bilimi ve yapay zekâ destekli analizlerle bir araya getirerek geleneksel yöntemlere kıyasla çok daha hızlı ve maliyet etkin keşif süreçleri yürütüyor. Şirket bugün ABD ve Avrupa'da toplamda 100 milyon tonun üzerinde Lityum Karbonat Eşdeğeri (LCE) potansiyeli öngörülen sahalarda hak sahibi konumunda. Atana Elements, 2025 yılında küresel ölçekte ilk 10 arasında gösterilen bir lityum tuzlu su kaynağını keşfederek yaklaşık üç yıl içinde 5 kata yakın yatırım getirisi yaratmayı başardı. Şirketin en önemli farkı, geleneksel olarak 5–10 yıl sürebilen mineral keşif süreçlerini yapay zekâ platformu sayesinde yaklaşık 22 aya kadar indirebilmesi. Bu yaklaşım, kritik mineral keşfini daha hızlı, daha öngörülebilir ve daha sermaye verimli hale getirerek sektörün dönüşümüne öncülük ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.