Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Mahir Polat

Kapsül Haber Ajansı - Mahir Polat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mahir Polat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İstanbul'da Cemal Reşit Rey Konser Salonu Yenilenen Yüzüyle Kapılarını Açtı Haber

İstanbul'da Cemal Reşit Rey Konser Salonu Yenilenen Yüzüyle Kapılarını Açtı

İBB Genel Sekreteri Mahir Polat ise, salonda yapılan çalışmalar hakkında kapsamlı bir şekilde bilgi vererek, “İlk 3 ayında 30'un üzerinde konser programı şu an netleşmiş ve programı yayınlanmış durumda. Bütün bu etkinliklerle beraber muradımızı, umudumuzu aslında yaşayan sergi alanıyla beraber Cemal Reşit Rey'in sadece performatif olarak konserlerin verildiği alan olarak değil; yaşam alanının olduğu, kültür merkezlerinin, kültür buluşma alanlarının şu an bence Türkiye'nin en çok ihtiyaç duyduğu sosyalleşmenin, yan yana gelebilmenin, yaşam enerjisini büyütebilmenin alanları olması konusuna hizmet etmesi gerekliliğiyle alan bir bütün olarak her şeyden önce bir kültürel yaşam alanı olarak dizayn edildi. Bu bakımdan Cemal Reşit Rey'in restorasyonu hayırlı, uğurlu olsun. Geldiniz, onur verdiniz. Umarım güzellikler içerisinde geçecek günler, konserler hep beraber burada buluşuruz” ifadelerini kullandı. Cemal Reşit Rey Ailesi’ni temsilen konuşan Osman Ergün de konuşmasında, “Büyük usta Cemal Reşit Rey'in zamansız eserlerinin ve daha nice kıymetli eser sahibine ait güzide eserlerin büyük ustalar eşliğinde sanatseverlerle buluşacağı bu salonda keyifli, sanat dolu bir sezon olmasını diliyoruz. Cemal Reşit Rey Köşesi ise uzun zamandır olmasını arzu ettiğimiz bir çalışma ürünü oldu. Büyük ustaya dair ince hatıraların yer aldığı köşe; siz kıymetli misafirlerimiz nezdinde, bundan sonra içinde birçok sanatsevere ilham kaynağı olacaktır. Bu vesileyle tekrar aramızda olduğunuz için teşekkür eder, saygılarımızı sunarız.” Diye konuştu. ŞİŞLİ / İSTANBUL İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), şehrin müzik hafızasında ve kültür-sanat yaşamında müstesna bir yere sahip olan Cemal Reşit Rey Konser Salonu, İBB Miras tarafından yürütülen bir yıllık kapsamlı restorasyon sürecinin ardından 7 Ekim Çarşamba günü kapılarını yeniden açtı. Büyük usta Cemal Reşit Rey’in aramızdan ayrılışının yıl dönümünde düzenlenen özel açılış töreninde, salona kazandırılan yeni yaşam alanları, dijitalleştirilen dev arşiv ve sanatın dönüştürücü gücü vurgulandı. Sezonun açılış töreninine İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Nuri Aslan, İBB Genel Sekreteri Prof. Dr. Volkan Demir, İBB’nin üst yönetimi, sanatseverler ve çok sayıda vatandaş katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan törende CRR’nin tadilat süreci ve yapılan uygulamaları içeren kısa bir film gösterimi yapıldı. Ardından protokol konuşmalarına geçildi. Burada sırasıyla Cemal Reşit Rey Ailesi adına Osman Ergün, İBB Genel Sekreteri Dr. Mahir Polat ve İBB Başkanvekili Nuri Aslan sırasıyla açılış konuşması yaptı. Aslan, konuşmasında şu ifadeleri kullandı; “Sizlere, bir buçuk yılı aşkındır hukuksuzca Silivri’de tutulan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız ve Cumhurbaşkanı Adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu’nun da selamlarını iletmek istiyorum. Yaptığımız her hizmette kendisinin emeği ve vizyonu var. Buradan kendisine ve tüm yol arkadaşlarımıza bin selam olsun.” “ÇOCUKLARIMIZIN, GENÇLERİMİZİN GÜVENLE, HUZURLA VE UMUTLA BÜYÜYECEĞİ BİR TOPLUMU İNŞA ETMEK HEPİMİZİN BOYNUNUN BORCUDUR” “Sözlerimin hemen başında, yüreğimizi yakan büyük bir acıyı paylaşmak zorundayım. Başakşehir’deki bir okulumuzda evlatlarımıza yönelik gerçekleşen elim saldırı hepimizi derinden sarstı. Hayatını kaybeden yavrumuza Allah’tan rahmet; kederli ailesine, öğretmenlerimize ve bütün milletimize sabır diliyorum. Esenyurt’ta bizleri çok üzen bir saldırı daha meydana geldi. Yaralı evlatlarımızın bir an evvel sağlıklarına kavuşması en büyük temennimizdir. Çocuklarımızın, gençlerimizin güvenle, huzurla ve umutla büyüyeceği bir toplumu inşa etmek hepimizin boynunun borcudur. Bunu hep birlikte yapmak zorundayız.” “CEMAL REŞİT REY KONSER SALONU DA İSTANBUL’UN BU BÜYÜK MÜZİK HAFIZASININ EN KIYMETLİ MEKÂNLARINDAN BİRİDİR” “Müzik, insanlığın kurduğu en eski ve en evrensel dillerden biridir. Bazen kelimelerin söyleyemediğini tek bir nota söyler. Müzik bazen bir toplumun hafızasını taşır. Müzik bazen acıyı paylaşır, sevinci çoğaltır. Çünkü müzik insanın hafızasına ve vicdanına seslenir. Bu akşam bir araya geldiğimiz Cemal Reşit Rey Konser Salonu da İstanbul’un bu büyük müzik hafızasının en kıymetli mekânlarından biridir. Burası 14 Mart 1989 akşamı, dünyaca ünlü piyanistimiz İdil Biret’in konseriyle kapılarını açtı. O günden bu yana nice büyük sanatçı bu sahneden geçti, nice eser burada yeniden hayat buldu. Ve elbette bu salonun taşıdığı isim başlı başına büyük bir miras olarak bize kaldı.” “SANATÇISINA SAHİP ÇIKAMAYAN BİR TOPLUM KAYBETMEYE MAHKÛMDUR” “Büyük bestecimiz Cemal Reşit Rey’in aramızdan ayrılışının 41’inci yıl dönümü. Cemal Reşit Rey, Cumhuriyetimizin kültür ve sanat alanında kurduğu büyük ufkun öncü isimlerinden biridir. Topraklarımızın sesini evrensel müzik diliyle buluşturdu. Doğu ile Batı arasında duvarlar kurmak yerine, ikisini aynı yaratıcı dünyanın içinde düşünmeyi başardı. Onun müziğinde İstanbul da vardır, Anadolu da; gelenek de vardır, yenilik de. Belki de Cemal Reşit Rey’i hala çağdaş kılan tam olarak budur: Köklerinden kopmadan dünyaya açılabilmek. Onun aziz hatırasını, fuayemizde ziyarete açtığımız ‘Zamanın Ötesinde Bir Nota: Cemal Reşit Rey’ sergisiyle de selamlıyoruz. Kendisini saygı, minnet ve özlemle anıyoruz. Biz 1923’te kurulan Cumhuriyet’e, Cumhuriyet’in sanatçısına, yazarına, şairine sahip çıkmayı sürdüreceğiz. Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten öğrendiğimiz de budur. Evlatlarımıza bırakacağımız miras da budur. Sanatçısına sahip çıkamayan bir toplum kaybetmeye mahkûmdur. Biz sahip çıkacağız, yanında olacağız! İstanbul’dan Anadolu’ya; memleketimizin tüm her bir köşesinde kimse kendini yalnız hissetmesin: Biz varız! Cumhuriyet’in çocukları var.” “BİZ İSTANBUL’UN HAKKINI İSTANBUL’A TESLİM EDİYORUZ” “İstanbul’un hafızasında önemli bir yere sahip olan Cemal Reşit Rey Konser Salonu, yıllardır şehrimizin sanat hayatına ev sahipliği yaptı. Bize düşen, böylesine kıymetli bir kültür mirasını korumak ve geleceğe taşımaktı. Bu nedenle salonumuzda kapsamlı bir yenileme çalışması gerçekleştirdik. Çünkü daha fazla insanımız buraya gelsin, buradan faydalansın istedik. Zira biz sanata erişimi vazgeçilmez bir yurttaşlık hakkı olarak görüyoruz. Kültür ve sanat bir şehrin ruhunu besler; insanların birlikte yaşama kültürünü güçlendirir. Tam da bu nedenle 2019’dan bu yana bu anlayışla çok güçlü bir dönüşüm başlattık. Uzun yıllar kapalı kalan, İstanbul’un gündelik hayatından kopan çok kıymetli yapıları yeniden şehre kazandırdık. Müze Gazhane, Artİstanbul Feshane, Muammer Karaca, Bulgur Palas, Çubuklu Silolaları ilk aklıma gelenlerden… Muammer Karaca’da da perdeleri açtık. Burada da açıyoruz. Çok yakında Haldun Taner ve Reşat Nuri sahnelerimizde de buluşacağız. Aslında baktığımızda biz İstanbul’un hakkını İstanbul’a teslim ediyoruz. Çünkü bu mekânlar zaten İstanbullunun, dahası bütün dünya insanlarının hakkı. Çünkü İstanbul, yolu bu şehirden geçen herkese ait bir şehir. Doğu ile Batı burada karşılaştı. Farklı diller, inançlar, sesler ve estetik anlayışlar yüzyıllar boyunca bu şehirde birbirine dokundu” “YENİ SEZONDA BU SAHNE YİNE DOPDOLU OLACAK” “Biz de İstanbul’un bu çoğulcu kültürünü geleceğe taşımak istiyoruz. Sanatı İstanbul’un her mahallesine, her yaştan İstanbulluya ulaştırmak için çalışıyoruz. Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nu da işte bu anlayışla yeniledik. Şimdi önümüzde yepyeni bir dönem var. Yeni sezonda bu sahne yine dopdolu olacak.” “CEMAL REŞİT REY KONSER SALONU’NUN YENİLENEN YÜZÜYLE BAŞLAYAN BU YENİ DÖNEMİN İSTANBUL’UN DÜŞÜNSEL VE SANATSAL YAŞAMINA DEĞER KATMASINI DİLİYORUM” “Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nun yenilenen yüzüyle başlayan bu yeni dönemin İstanbul’un düşünsel ve sanatsal yaşamına değer katmasını diliyorum. Bu salonu ilgisiyle, alkışıyla ve merakıyla yaşatan siz değerli sanatseverlere yürekten teşekkür ediyorum. İstanbul’da müziğin hiç susmadığı, sanatın hayatımızdan hiç eksilmediği nice güzel sezonlarda buluşmak dileğiyle… Hepinize ilham dolu bir sezon ve güzel bir konser akşamı diliyorum. Ancak bir Cumhuriyet çocuğu olarak 10. yıl marşını unuttuğumu sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Bestecisi Cemal Reşit Rey’in adını taşıyan bu salonda söylemek isterim ki: Memleketimizin nice zor günlerden geçti. Cumhuriyet’in çocukları olarak bu zor günlerden de hep birlikte aşacağız! Umudunuzu asla kaybetmeyin!” İBB Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Mahir Polat ise konuşmasında şunları söyledi; “Cemal Reşit Rey'i 1985 yılında kaybettiğimizde bu yapı yeni yeni inşa edilmeye başlanan, tarih olarak da hatırlamamız gerekiyor, Bedrettin Dalan döneminin yeni yapılacak kültür komplekslerinden birisi olarak inşa ediliyor. Ve görevinin son dönemleri, ardından da Nurettin Sözen Bey'in görevinin aktif dönemlerine denk gelecek şekilde en olgun kültür ürünlerinin kentteki verilmeye, sergilenmeye başladığı bir sanat yönetimi programıyla işleyen bir alan. Çalışmaya başladığında aşağı yukarı Atatürk Kültür Merkezi ile beraber iki yapı, Kongre Sergi Sarayı'nın tarihçesi içerisinde kendi yerini bulmuş iki yapıdan birisi. Çok sonra Lütfi Kırdar ve diğer sergi salonları yapıldığında bugünkü anlamıyla, eski tarihiyle olan 40'lardaki olanı değil, bugünkü anlamıyla yapıldığında İstanbul gibi Türkiye'nin kültürünün, sanatının başkenti olan yerin bir merkez odak noktası olarak bir işlevi görüyor. Bu önemini tekrar hatırlatmak gerekiyor. Tabii yıllar içerisinde özellikle kurulduğu yıllardaki sanat yönetimi politikaları ve ardından gelen yıllarda hakikaten övünülecek şekilde şu an üzerinde bulunduğum bu sahne, dünya müziğinin devleri geldi geçti bu sahneden. Türkiye'de müzikseverler dünya müziğini bu defa kendi kaynaklarından dinleyecek şekilde onları burada dinleyen, canlı performanslarla dinleyen bir süreç yaşadı. Ve bu farklı dönemlerde farklı partiler, farklı siyasi yönetimler altında hiç değişmeden sürebildi. Bu Türkiye'nin bir başarısıdır, takdir edilecek bir başarısıdır. Dolayısıyla Türkiye'de dünya müziğine kapıyı açan konservatuvar öğrencilerinin hemen hemen hepsinin gözleri dolar Cemal Reşit Rey dediğimizde. Çünkü büyük insanları burada dinlemişlerdir. Onların kayıttan değil, canlı performanslarını burada işitmişlerdir. Bu bakımdan aslında bir konser salonu aynı zamanda bir akademi nasıl olurun cevabı niteliğindedir. Hakikaten geriye dönük buraya emek veren büyük isimlere, büyük insanlara hepsine ayrı ayrı teşekkür etmek lazım. Çünkü bir kişinin, bir dönemin emeği değil, birbirinden çok çok farklı dönemin Türkiye'nin ortak emeğinin ürünü, kültür dünyasının ortak emeğinin ürünüdür. “EKREM İMAMOĞLU BURAYA ÇOK SIK GELİRDİ BİLİYORSUNUZ” “Tabii geçtiğimiz yıllarda bu alanı tekrar değerlendirmek durumunda bir ödev önümüze çıktığında sevgili başkanımız Ekrem İmamoğlu buraya çok sık gelirdi biliyorsunuz. Konserleri mutlaka takip ederdi ve geldiğinde yapının fiziksel sorunlarıyla çok yakından ilgilenirdi. Ve o yıllarda bize talimat vermişti ‘Cemal Reşit Rey Salonu'nu restore etmemiz gerekiyor’ şeklinde. Elimizdeki yoğunluklar ve diğer iş programı, buranın konser programları derken geçtiğimiz yıl başlayan restorasyon uygulaması bir yıl kadar sürdü. Ve İBB Miras'ın sadece yapıyı mekanik bir alan olarak ele almayan, hafızasını, izlerini, kendi bütünlük ve hafıza değerini de bir taraftan çok dönüştürmeyecek, yani hafızamızdaki görsel etkisinde dönüştürmeyecek koruma odaklı çalışmalarını yapmaya başladı. Peki, neler yapıldı? Bunları biraz açıklamam gerekiyor. Biz restorasyona başladıktan çok kısa bir süre sonra burada küçük bir yangın çıktı, belki basından duydunuz. Çünkü aslında Cemal Reşit Rey'in artık 40 yıla yaklaşmış zamanında, sürecinde mekanik tesisatların tamamı artık yok olmuş noktadaydı ve yangın riskiyle karşı karşıyaydı. Ki şükürler olsun restorasyona aldıktan sonra tesisatta oluşan yorgunluktan başlayan bir sistemle biz zaten kanalları açtığımızda görmüştük. Alandaki bütün makine, ekipman, tesisat sistemlerinin tamamı artık ömrünü tamamlamıştı.” “CEMAL REŞİT REY SALONU'NUN ARTIK BİR KAFESİ VE RESTORAN ALANI VAR. AYNI ZAMANDA BİR AÇIK ALAN DİNLENME NOKTASI VE BİR KÜTÜPHANESİ VAR, DİREKT AÇIK BİR SERVİS VERİYOR VE BURADA SANAT KİTAPLARINDAN OLUŞAN BİR ALAN VAR” “Gördüğünüz bütün ses sistemleri, bütün elektrik aksamları, bütün havalandırma, iklimlendirme aksamları baştan aşağı bu restorasyonda güncel teknolojiyle yer değiştirdi. Sahne teknolojisinin ihtiyaç duyduğu bütün sistemler yenilendi. Burası tabii bir konser salonu olduğu için öncelikli olarak ses sistemleri çok önemliydi. Kendileriyle hakikaten gurur duyduğumuz ses teknisyeni arkadaşlarımız Türkiye'nin en iyileridir. Cemal Reşit Rey'in bir okul olma özelliğinin teknisyenler açısından da bir değeri vardır. Bütün ses sistemlerini tekrar yenilediğimiz ve buradaki ekipmanları yeniden güncellediğimiz bir çalışmadan geçti. Çatıda ciddi yalıtım sorunları vardı, bunları elden geçirdik ve fuayede ve diğer noktalarda gördüğünüz mimari sorunları giderdik. Ne yazık ki iyi bir kafesi ya da hiçbir kafesi yoktu. Dünyada böyle bir alanın sadece konser izlemek ya da etkinlik sırasında gidilip kullanılması diye bir değer yoktur. Orayı yaşarsınız, randevularınızı orada verirsiniz, çalışmalarınızı orada yaparsınız. Cemal Reşit Rey Salonu'nun artık bir kafesi ve restoran alanı var. Aynı zamanda bir açık alan dinlenme noktası ve bir kütüphanesi var, direkt açık bir servis veriyor ve burada sanat kitaplarından oluşan bir alan var. “CRR ARŞİVİN TAMAMI DA DİJİTALİZASYON VE ARŞİV SİSTEMİ İÇERİSİNDE ELDEN GEÇTİ” “Bununla beraber kendi programı içerisinde güzel bir haber, çoğu kimsenin haberi olmayan bir durum olabilir, Cemal Reşit Rey'in başlangıcından bugüne yapılan bütün etkinlikler kayda alınmıştır ve Cemal Reşit Rey'in çok iyi bir arşivi vardır. Bu arşivin tamamı da dijitalizasyon ve arşiv sistemi içerisinde elden geçti. İnşallah yakında onu da kullanıma, erişime açık bir şekilde gidereceğiz. Tabii konser kayıtları telife de konu olduğu için onun kullanımı apayrı, özel kapalı devre olmuş olacak. Biz 2 yıllık süre zarfında Cemal Reşit Rey'de sanat yönetimini bir danışma kurulu eliyle yürütmeye karar verdik. Çünkü danışma kurulu artık tekil sanat yönetmenlerinden çok daha farklı yönleri olan insanların içinde olacağı bir yöntemle ilerlemesi gerektiğine inanıyorduk. Bu anlamda Profesör Doktor Evrim Hikmet Öğüt, Doçent Doktor Nil Kocamangil, Yiğit Özatalay ve Kamil Özler hocamız ve sevgili Can Kalaycıoğlu, aynı zamanda direktörümüz olan arkadaşımızın koordinasyonunda beşli bir koordinasyon kurulu buranın sanat yönetimini ve programını oluşturuyor. Biz 100 yıl sonra şunu söyleyebiliriz Türk Beşlileri hikâyesinden bugüne: Artık dünyada sanat ve kültür tartışmaları klasik olarak Doğu-Batı sentezli ve vulgarize bir tartışmayla gitmiyor. Artık dünya çok kültürlü, çok boyutlu ve çok eş zamanlı yaşayan bir şekilde ilerliyor. O yüzden bizim önümüzde başka bir ödev olarak hem yerelin hem de dünyanın eş zamanlı duyulması, bir ülkenin, bir toplumun kendini ifade edebilmesi kanalı olarak kültür ve sanatı baş tacı olarak tutabilmesi gibi konular öne geliyor. Ve bu yılın programı bu çerçevede hazırlanan bir duyarlılıkla farklı müzik tarzları, farklı ifade tarzlarıyla oluşmuş bir programa sahip olacak.” “UMARIM GÜZELLİKLER İÇERİSİNDE GEÇECEK GÜNLER, KONSERLER HEP BERABER BURADA BULUŞURUZ” “İlk 3 ayında 30'un üzerinde konser programı şu an netleşmiş ve programı yayınlanmış durumda. Bütün bu etkinliklerle beraber muradımızı, umudumuzu aslında yaşayan sergi alanıyla beraber Cemal Reşit Rey'in sadece performatif olarak konserlerin verildiği alan olarak değil; yaşam alanının olduğu, kültür merkezlerinin, kültür buluşma alanlarının şu an bence Türkiye'nin en çok ihtiyaç duyduğu sosyalleşmenin, yan yana gelebilmenin, yaşam enerjisini büyütebilmenin alanları olması konusuna hizmet etmesi gerekliliğiyle alan bir bütün olarak her şeyden önce bir kültürel yaşam alanı olarak dizayn edildi. Bu bakımdan Cemal Reşit Rey'in restorasyonu hayırlı, uğurlu olsun. Geldiniz, onur verdiniz. Umarım güzellikler içerisinde geçecek günler, konserler hep beraber burada buluşuruz. Ayağınıza sağlık, teşekkür ederim efendim." “BU SALONDA KEYİFLİ, SANAT DOLU BİR SEZON OLMASINI DİLİYORUZ” Cemal Reşit Rey Ailesi’ni temsilen konuşan Osman Ergün de konuşmasında, “Büyük usta Cemal Reşit Rey'in zamansız eserlerinin ve daha nice kıymetli eser sahibine ait güzide eserlerin büyük ustalar eşliğinde sanatseverlerle buluşacağı bu salonda keyifli, sanat dolu bir sezon olmasını diliyoruz. Cemal Reşit Rey Köşesi ise uzun zamandır olmasını arzu ettiğimiz bir çalışma ürünü oldu. Büyük ustaya dair ince hatıraların yer aldığı köşe; siz kıymetli misafirlerimiz nezdinde, bundan sonra içinde birçok sanatsevere ilham kaynağı olacaktır. Bu vesileyle tekrar aramızda olduğunuz için teşekkür eder, saygılarımızı sunarız.” Protokol konuşmalarının ardından program, Adrian Prabava & Airam Hernandez & CRR Senfoni Orkestrası’nın konseriyle devam etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Cumhuriyet’in Hafızası Metrohan’da Yaşayacak Haber

Cumhuriyet’in Hafızası Metrohan’da Yaşayacak

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından Beyoğlu Tünel’deki tarihi İETT Genel Müdürlüğü Binası Metrohan’ın 2. katında kurulan İBB Cumhuriyet Tarihi Araştırmaları Merkezi Zafer Toprak Arşivi törenle hizmete açıldı. 2023 senesinde hayatını kaybeden Türkiye’nin önde gelen tarihçilerinden Prof. Dr. Zafer Toprak’ın adının verildiği merkezin açılışına İBB Başkanvekili Nuri Aslan, İBB Genel Sekreteri Prof. Dr. Volkan Demir, İBB bürokratları, Merhum Prof. Dr. Zafer Toprak’ın eşi Binnaz Toprak ve ailesi, Beyoğlu ve Avcılar Belediye Başkanvekilleri, Meclis üyeleri ve çok sayıda akademisyen katıldı. Zafer Toprak Arşivi’nde; 40.996 kitap, 49.567 süreli yayın, 5.000 fotoğraf, 6.868 evrak, 595 tez, 196 afiş, 327 kartpostal ve 110 film makarası olmak üzere toplam 103.649 eser yer alıyor. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan törende sırasıyla İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, Prof. Dr. Zafer Toprak’ın eşi Binnaz Toprak, Beyoğlu Belediye Başkanvekili Sefer Karaahmetoğlu ve İBB Başkanvekili Nuri Aslan birer konuşma yaptı. Sözlerine İstanbul’un seçilmiş İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun sevgi ve selamlarını ileten Aslan, şu ifadeleri kullandı; “BURAYA GENÇ TARİHÇİLER, ÖĞRENCİLER, ARAŞTIRMACILAR GELECEK VE ZAFER HOCAMIZIN MUAZZAM ARŞİVİNDEN FAYDALANACAKLAR” “Profesör Doktor Zafer Toprak, ömrünü Cumhuriyet tarihini anlamaya, anlatmaya, belgelemeye ve gelecek nesillere aktarmaya adamış abidevi bir tarihçimiz. Hakiki bir Cumhuriyet aydınıydı. Bugün bir insanın bir ömür boyu biriktirdiği bilginin milyonlarca İstanbullunun ortak zenginliğine dönüşmesine şahitlik ediyoruz. Her zaman ne diyoruz? Eğer kendinizi yalnız hissediyorsanız Cumhuriyet kurumu olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve onun seçilmiş Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve onun yol arkadaşları hep yanınızda. İşte o şiarla gittiğimiz yolda Toprak ailesinin ve Toprak ailesinin cömert ve asil bağışıyla kamuya açılan bu muazzam hafıza, biraz önce Mahir Bey’in de söylediği, 103 bin 649 parçalık dev bir koleksiyondan oluşuyor ve artık bir Cumhuriyet kurumuna, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne emanet. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin emanete nasıl sahip çıktığını, biraz önce yine sayılarla söylenen 2 milyon Atatürk Kitaplığı Kütüphanesi aslında bunun en güzel örneklerinden birisi. Ayrıca Zafer Hocamızın çalışma masası, daktilosu, kitaplığı ve kişisel eşyalarını da burada koruyacağız. Buraya genç tarihçiler, öğrenciler, araştırmacılar gelecek ve Zafer Hocamızın muazzam arşivinden faydalanacaklar. İşte bu bizim için büyük bir gururdur.” “Bizim için Zafer Toprak’ın arşivini Metro Han’da araştırmacılarla buluşturmak neyse mahallelerimizde açtığımız kütüphaneler de tam olarak budur. Aslında o mahalleye gidip Cumhuriyeti, Cumhuriyetin çocuklarıyla buluşturuyoruz. İkisi de Cumhuriyetin eşitlikçi ve aydınlatıcı, aydınlatmacı fikrinin iki yüzüdür, iki gerçeğidir. Bugün İstanbul’un dört bir yanında hizmet veren kütüphanelerimiz; çocuklarımızın hayal kurduğu, gençlerimizin çalıştığı, Cumhuriyet fikrinin mahalle mahalle yeşerdiği kurumsal alanlardır. İnanıyoruz ki bugün o mahalle kütüphanelerinde masaya oturan her bir evladımız yarın gelecek ve Metro Han’daki bu araştırma merkezinde Cumhuriyetin geleceğine yön veren birer bilim insanı olacak. Bir yüzyıl sonra da onlar, onların yaptıklarını aynı Zafer Toprak’ın yaptıkları gibi bir başka Cumhuriyet çocuğu gelip sahip çıkacak; onlar da başka yerlerde başka Zafer Toprak kütüphaneleri açacaklar.” “MERHUM HOCAMIZ PROFESÖR DOKTOR ZAFER TOPRAK’I SAYGI, RAHMET VE MİNNETLE ANIYORUM. İBB CUMHURİYET ARAŞTIRMALARI MERKEZİ İSTANBUL’UMUZA HAYIRLI, UĞURLU OLSUN” “Biz Cumhuriyetin evlatları olarak Cumhuriyeti korumaya devam edeceğiz. Bu büyük kazanımın hayata geçmesinde vizyonuyla yolumuzu açan Cumhuriyetin güzel çocuklarından biri Ekrem Başkanımız başta olmak üzere, bu eşsiz bilimsel mirası İstanbul’a ve yarınlarımıza emanet eden Zafer Toprak ailesine ve tüm çalışma arkadaşlarımıza yürekten teşekkür ediyorum. Tabii burada Genel Sekreterimiz biraz önce söylediler, Genel Sekreter Yardımcılarımız Mahir Polat, Oktay Özel, Merve Gedik ve tüm çalışma arkadaşlarıma binlerce kez teşekkür ediyorum. Bir taraftan biz Cumhuriyetin değerlerine sahip çıkıyoruz, bir taraftan da Cumhuriyeti yaşatmak için gece gündüz mücadele ediyoruz. Merhum Hocamız Profesör Doktor Zafer Toprak’ı saygı, rahmet ve minnetle anıyorum. İBB Cumhuriyet Araştırmaları Merkezi İstanbul’umuza hayırlı, uğurlu olsun. Bilimin, aklın ve Cumhuriyetin ışığı İstanbul’un her köşesini aydınlatmaya devam etsin. İyi ki varsınız; sağ olun, var olun.” İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat ise konuşmasında şunları söyledi; “Tabii bizim için özel bir gün. Çünkü emek üzerine kurulu bir sürecin son aşamasına geldik. Oldukça zahmetli ama sonuç ürününü görmek açısından değerli bir proje. Biz, Cumhuriyet’in 100. yılında, sevgili Başkanımız Ekrem İmamoğlu Cumhuriyet’in 100. yılının bazı projelerini lanse ederken Cumhuriyet Araştırmaları Merkezi’ni de 100. yıl projesi olarak lanse etmiş ve o günlerde bu binada yapılacak bir projenin buna adanacağını deklare etmişti. Bu çalışma tabii 2023’te başlayan bir çalışma. Ne yazık ki biz aslında kendi özgün kaynaklarımızı yazmayı planlarken o günlerde talihsiz bir şekilde Zafer Hoca’yı da kaybettiğimiz günlere denk gelmişti. Bazı çalışmaların arka planını anlatmakta fayda var. Yani tarihe de kayıt düşüyoruz, çünkü biraz da tarih de böyle oluyor. Sevgili Binnaz Hocamla ben o kötü günün telefon görüşmesini unutamıyorum. Yani öyle özel bir andı. Aramızda kıymetli akademisyen hocalarım, dostlarım biliyorlar; biz o günlerde Zafer Hoca’yla aslında aktif olarak bir proje çalışıyorduk. Yani biz günübirlik görüşürken Cumhuriyet Tarihi Müzesi’ni, Taksim Maksemi’ndeki projeyi çalışırken ne yazık ki Hocayı bu koşullarda kaybettik. O gün konuştuğumuz konu şuydu aslında: Evet, bu arşiv çok değerli ama bir yandan da şu var; bir tarihçinin nasıl bir metodolojiyle çalıştığını, nasıl bir ürün koyduğunu ve kendi deneyiminin aslında onun yolundan gidecek başka akademisyenlere, entelektüellere nasıl rol model olacağının bir fikri gelişmişti.” “BİZİM BURADAKİ ESAS HEDEFİMİZ İSTANBUL’UN SADECE BİR ARŞİVİNİ DEĞİL, BİR AKADEMİSYENİN, BİR ENTELEKTÜELİN EMEĞİNİN DE DEĞERİNİN ALTINI ÇİZMEK VE KORUMAKTI” “Burası aslında sadece bir arşiv merkezi demek değil; bir akademisyenin, bir entelektüelin, Türkiye’nin toplumsal tarihine çok farklı açılardan yaklaşmış, çalışmış... Biliyorum buradaki çok değerli dostların her birisi bambaşka bir alandan onunla bir tecrübesi var ve onun neler yaptığını çok iyi biliyorlar. O yüzden o metodolojiyi taşımak adına bir önemli yanı olabilir diye düşünmüştük. Şu an Metro Han binasındayız. bir komplike bir kültür merkezi olarak düşünülen, entelektüelliğin, kültür etkinliklerinin ve çok amaçlı başka etkinliklerin de yürüyeceği İstiklal’in sonunda, Tünel Meydanı’nda bir kültür merkezi oluşan projenin bence bir katının olması gereken değerde önemli bir projeye ev sahipliği yaptı. Hayat böyle tesadüflerle, ilginç durumlarla buluşuyor. Bizim buradaki esas hedefimiz İstanbul’un sadece bir arşivini değil, bir akademisyenin, bir entelektüelin emeğinin de değerinin altını çizmek ve korumaktı.” “BAŞKA KURUMLARA DA ROL MODEL OLMASI ADINA CUMHURİYET TARİHİ ARAŞTIRMALARI MERKEZİ’Nİ AÇMIŞ BULUNUYORUZ” “Tabii böyle bir arşivi, özellikle Hocayı kaybettikten sonra biz birinci yılında yapmak istiyorduk ama bunun açılışına yetişmesi gerekiyordu. Buradan bu cumartesi yapılacak etkinliği de duyurmaktan onur duyuyorum. Hocamız, 27 akademisyenin katılacağı bir konferansla cumartesi sabahı ve pazar günü burada başlayacak bir etkinlikle anacağımız bir anma konferansını yapıyoruz. Birbirinden değerli dostlarımız var. Şu an bazı hocalarımız var aramızda. Bu vesileyle Şevket Hocam da burada, kendisine çok sevgilerimi gönderiyorum. Onunla başka başka projeleri de yapmaya devam edeceğimizin altını çizmem gerekiyor. Böyle bir alanı, bu kadar güzel bir projeyi çok anlamlı bir hocamızla buluşturarak onun hem hatırasına saygıyla hem de Türkiye’de akademisyenlerin bütün ömür boyu biriktirdikleri birikimlerin onların ölümünün ardından birden silinip gitmesinin ne kadar kötü olduğunu bilerek başka kurumlara da rol model olması adına Cumhuriyet Tarihi Araştırmaları Merkezi’ni açmış bulunuyoruz.” Prof. Dr. Zafer Toprak’ın hayat arkadaşı Akademisyen ve 24’üncü Dönem TBMM Milletvekili Binnaz Toprak da, şunları ifade etti; “BU HİKAYE, BURANIN HİKAYESİ EKREM İMAMOĞLU İLE BAŞLADI” “Gerçekten çok mutluyum. Çünkü olağanüstü bir yer olmuş burası. Uzun sürdü, zaman aldı, çok insan çalıştı ama hakikaten benim beklediğimin ötesinde bir kütüphaneye dönüşmüş. Bu hikaye, buranın hikayesi Ekrem İmamoğlu ile başladı, Sevgili Başkanımız Ekrem Bey'le… Zafer'in cenazesine gelmişti. 'Bir daha göremem herhalde ben' dedim. O kadar meşguldü ki o sıralar… 'Bir daha göremem, onun için görmüşken bu Zafer'in kitaplarından bir bahsedeyim.' dedim, bahsettim. Bana 'Hemen tabii.' dedi ve Mahir Bey'in ismini verdi. Mahir Bey inanılmaz bir insan. Hakikaten öyle. Hani böyle çok konuşup iş yapmayan insanlar vardır ya, Mahir Bey'de tam tersi. Sürekli üreten biri. İstanbul'un çehresini değiştirdiğini düşünüyorum yaptığı, reno… reno ve ettiği tarihi mekanlarla. Yani şimdi… Neyse, siyasete siyasete girmeyeyim. Şeyi diyecektim; AKP hep 'Tarihimizle ilgileniyoruz.' diyor, söylüyor ama pek pek bildiklerini zannetmiyorum, pek bir şey yaptıkları da yok.” “HAKİKATEN BÖYLE BİR ŞEY OLACAĞINI DÜŞÜNSE MÜTHİŞ SEVİNİRDİ, MÜTHİŞ GURUR DUYARDI” “Hakikaten burayı gördükten sonra şöyle düşündüm; irrasyonel bir düşünce. 'Ah keşke Zafer sağ olsaydı da bu kütüphaneyi görseydi, kitaplarının burada olduğunu görseydi.' diye düşündüm. Tabii sağ olsaydı vermezdi! Kesinlikle ayrılmazdı. Bir ara ben sormuştum 'Zafer yani günün birinde ölecek olursan nereye vermek istersin?' Hiç düşünmüyordu, çünkü çok ani bir ölümdü. Gece uykusunda, neden öldüğü de belli olmadı. 'Hiç düşünmedim.' dedi. 'Hiç aklımda bile yok.' dedi. Onun için bilemezdi ama hakikaten böyle bir şey olacağını düşünse müthiş sevinirdi, müthiş gurur duyardı.” Protokol konuşmalarının ardından İBB Genel Sekreteri Mahir Polat, protokole merkezi gezdirerek eserler hakkında ayaküstü bilgi verdi. “50 KİŞİLİK ÇOK AMAÇLI BİR SALON DA BULUNUYOR” İstanbul’un kalbinde, Taksim Tünel Meydanı’nda yer alan ve İBB Miras tarafından restore edilen tarihi İETT binası Metrohan’ın 2. katında açılan İBB Cumhuriyet Tarihi Araştırmaları Merkezi, tarihçilerin yanı sıra farklı disiplinlerden araştırmacıların da kişisel ve akademik araştırmaları için doğrudan yararlanabileceği nitelikli bir çalışma ortamı sağlıyor. 950 m2’lik bir alanda faaliyet gösteren merkezde, 90 kişilik çalışma kapasitesinin yanı sıra söyleşi ve toplantılar için 50 kişilik çok amaçlı bir salon da bulunuyor. İBB Cumhuriyet Tarihi Araştırmaları Merkezi’nde yer alan Zafer Toprak Arşivi’nde 40.996 kitap, 49.567 süreli yayın, 5.000 fotoğraf, 6.868 evrak, 595 tez, 196 afiş, 327 kartpostal, 110 film makarası bulunuyor. Prof. Dr. Zafer Toprak’ın daktiloları, ödül ve plaketleri, çalışma masası ve kitaplığı gibi objeler de 2023’te hayatını kaybeden tarihçinin çalışma odasıyla aynı biçimde tasarlanan özel bir odada korunuyor. Cumhuriyet tarihine ilişkin araştırma kaynaklarını bir araya getiren İBB Cumhuriyet Tarihi Araştırmaları Merkezi, ilerleyen dönemde kapsamını genişletirken söyleşi ve toplantılarla da Cumhuriyet tarihi üzerine farklı çalışmaların buluştuğu bir merkez olmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

"İBB’nin Tüm Müzelerine Türk Vatandaşlarının Girişi 1 Lira Olacak”  Haber

"İBB’nin Tüm Müzelerine Türk Vatandaşlarının Girişi 1 Lira Olacak” 

Açılışta önemli açıklamalarda bulunan İBB Başkanvekili Nuri Aslan, "2019'dan sonra İstanbul'da sanata bakış, tarihe bakış, mirasa bakış, geçmişe bakış ve geleceğe bakış değişti. 2019 yılından itibaren İstanbul'da bir belediyecilik modeli ortaya kondu. İstanbul modeli, halkçı belediyecilik modeli ve İBB Miras ekibiyle bir taraftan tiyatrolarımızı restore ederek, yenileyerek tekrar İstanbul'un hayatına kullanımına verirken, bir taraftan kültür merkezlerimizle, müzelerimizle İstanbul'a yeni bir aydınlanma dönemi açarken, bir taraftan da onlarca bin yıllık İstanbul'un geçmişine, tarihine sahip çıktık, çıkmaya devam ediyoruz” dedi. Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün tarihi eserlerle ilgili uygulamalarına ve İBB'nin kararlılığına dikkat çeken Nuri Aslan, "İstanbul'da yaptığımız bazı restorasyonlarda tarihi eserleri ihya ettik, çeşmelerden su akıttık, müzeler açtık ancak bazı tarihi eserlerimize kanun sebebiyle Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından el konuluyor; bize 'duracak mısınız' diye soruyorlar, biz asla durmayacağız, İstanbul'un tarihine de sanatçısına da yatırım yapmaya devam edeceğiz" diye konuştu. İBB müzeleriyle ilgili müjdeler de veren Aslan, "Yerebatan Sarnıcı'nı 1 lira yaptığımız gibi Şerefiye Sarnıcı'nı ziyaretin de 1 lira olacağını ilan ediyorum, ayrıca İBB'nin tüm müzelerine Türk vatandaşlarının girişinin 1 lira olması yönündeki teklifimizi pazartesi günü İBB Meclisi'ne sunacağız" şeklinde konuştu. BEYOĞLU / İSTANBUL İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), kentin kimliğini yansıtan kamusal alanları ve kültürel miras projelerini hayata geçirmeye devam ediyor. Bu kapsamda, iki kıtayı buluşturan su yolunun tarihsel ve kültürel belleğini gözler önüne seren İstanbul Boğaz Müzesi ile "Mehtabı Sürükledik Sularda" sergisinin açılışı Kabataş Transfer Merkezi’nde gerçekleştirildi. Programa İBB Başkanvekili Nuri Aslan, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, meclis üyeleri, siyasi parti temsilcileri, muhtarlar, sanatçılar ve çok sayıda İstanbullu katıldı. Aslan, açılış konuşmasında özetle şunları söyledi: "KABATAŞ TRANSFER MERKEZİ VE BOĞAZ MÜZESİ ŞEHRİN HAFIZASINI BULUŞTURUYOR" "İstanbul'un en güzel noktalarından biri olan Kabataş'ın, İstanbul'un geçmişiyle bugününü buluşturan yeni bir kültür mekanının açılışını gerçekleştirmek üzere bir aradayız. Kabataş Transfer Merkezi'nin farklı ulaşım sistemlerini birbirine bağlayan bir merkez olmanın ötesinde İstanbulluların şehirle kurduğu ilişkiyi güçlendiren kamusal alan olarak tasarladık ve İstanbulluların hizmetine sunduk. Buradaki seyir terası da bu yaklaşımın en önemli parçası. İstanbullular da Kabataş Transfer Merkezinde bir yerden başka bir yere geçerken duruyor, nefes alıyor ve İstanbul'a bakıyor. Boğazın iki yakasını, vapurları, tarihi sületi ve kıyıdaki yaşamı seyrediyor. İşte bugün bu manzaraya bakarken onun hikayesini de anlatacak İstanbul Boğaz Müzesi'ni İstanbullularla buluşturuyoruz." “BOĞAZİÇİ İSTANBUL'UN GÜZELLİKLERİYLE BİRLİKTE DEĞİŞİMİN DE AYNASIDIR" "Boğaziçi İstanbul'un doğal peyzajıyla birlikte kültürel belleğini de biçimlendiren eşsiz bir coğrafya. İki kıtayı birbirine bağlayan bir su yolu olmanın yanı sıra yüzyıllar boyunca insanların yaşadığı, çalıştığı, eğlendiği, yolculuk ettiği ve birbiriyle ilişki kurduğu bir yaşam alanı. 18. ve 19. yüzyıllarda yalıları, iskeleleri, mesire alanları, kayıkları ve vapurlarıyla kendine özgü bir yaşam kültürünün oluştuğu Boğaziçi zaman içerisinde İstanbul'un sosyal ve ekonomik, kültürel hayatının en önemli sahnelerinden biri haline geldi. Ancak 20. yüzyıl boyunca yaşanan vahşi göç dalgası, sanayileşme, hızlı nüfus artışı ve kentleşme boğaz içini de maalesef derinden değiştirdi. Yalıların gölgesinde yeni yerleşimler yükseldi, yeşil alanlar yapılaşma baskısıyla karşı karşıya kaldı. Ulaşım biçimleri ve insanların kıyıyla kurduğu ilişkiye dönüştü. Bu nedenle Boğaziçi İstanbul'un güzellikleriyle birlikte değişimin de aynasıdır." "MEHTABI SÜRÜKLEDİK SULARDA SERGİSİ BOĞAZİÇİ'NİN DÖNÜŞÜMÜNÜ ANLATIYOR" "Bugün açılışını yaptığımız “Mehtabı Sürükledik Sularda: Bir Boğaziçi Hikâyesi” de bu hafızanın izini sürüyor. Dün Mahir Bey ile beraber Çubuklu silolarına gittik ve oradan Boğaza ve İstanbul'a bakma fırsatı bulduk. Gerçekten dünyanın başkentinde başkente yaraşır bir hazineye sahibiz. Küratörlüğünü Ali Kayaalp'in üstlendiği bu sergi de Boğaziçi'ni yalnızca bir manzara değil, yaşanan, deneyimlenen ve hayal edilen bir mekan olarak ele alıyor. Tarihi haritalar, gravürler, fotoğraflar, kartpostallar, kitaplar ve süreli yayınlarla Türk resminin önemli sanatçılarının eserlerini bir araya getiren sergi, Boğaziçi'nin geçirdiği dönüşümü farklı dönemlerin ve farklı bakışların izleri üzerinden bize anlatılıyor. İstanbul Büyükşehir Belediyemizin Atatürk Kütüphanesi ve resim koleksiyonunun yanı sıra çok önemli özel koleksiyonlardan gelen eserler de bu sergide buluşuyor. Serginin Kabataş'ta kurulmuş olması ise bizim için ayrıca anlamlı. Çünkü burası Boğaziçi'nin ulaşım tarihinin önemli duraklarından biri." "İMAMOĞLU’NUN ORTAYA KOYDUĞU VİZYON İSTANBUL’DA YAŞAMAYA DEVAM EDİYOR" "Bu değerli vizyonun hayata geçirilmesinde büyük emeği bulunan İBB Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu'nu da anmayı bir borç biliyorum. Sabahleyin kalkar kalkmaz izin aldım ve gittim onu gördüm. Hepinize çok selamı var. Gücünü, azmini, inancını gördüm. Cumhuriyete ve Atatürk'e bağlılığını gördüm. Dolayısıyla başkanımız müthiş bir motivasyonla yarına bakıyor. Ekrem başkanımızın İstanbul için ortaya koyduğu kültürel mirası, kamusal alanı, kültürü ve sanatı bir bütün olarak ele alan kent vizyonu bugün İstanbul'un farklı noktalarında olduğu gibi Kabataş'ta da karşılık buluyor. Kendisi bir buçuk yılı aşkın bir zamandır haksız ve hukuksuz bir biçimde özgürlüğünden mahrum bırakılmış olsa da ortaya koyduğu vizyon, başlattığı çalışmalar ve liyakatlı kadroları İstanbul'da yaşamaya, İstanbullulara hizmet etmeye devam ediyor. Buradan Ekrem İmamoğlu'na İstanbul adına teşekkürlerimizi ve selamlarımızı gönderiyorum." "VAKIFLAR TARAFINDAN EL KONULSA DA TARİHİMİZE VE SANATIMIZA SAHİP ÇIKMAYA DEVAM EDECEĞİZ" "İşte İstanbul'da yaptığımız bazı restorasyonlarda bazı tarihi eserleri ihya ettik, çeşmelerden su akıttık, müzeler açtık, sergi salonları açtık. Bazı tarihi eserlerimize de Vakıflar Genel Müdürlüğü bir kanun sebebiyle şimdilik el koydu. Bir kanun maddesi çıkardılar. Onlarca binlerce yıllık tarihi eserleri İBB ihya etti ve bir gecede tapu devriyle onları da kendi üstlerine geçiriyorlar Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün ve bize soruyorlar, 'Bu durumda vazgeçeceksiniz, duracaksınız, değil mi?' Biz asla durmayacağız. İstanbul'un tarihine de, sanatçısına da yatırım yapmaya, onların önünü açmaya devam edeceğiz. Siz bugün Yerebatan Sarnıcı'nı aldınız, biz Şerefiye Sarnıcı'nı ihya ettik. Siz yarın Şerefiye Sarnıcı'nı elimizden alabilirsiniz. Biz İstanbul'un kara surlarını ihya etmeye devam ediyoruz. Siz orayı elimizden alırsanız Çubuklu Siloları'nı ayağa kaldıracağız. Oraya da müdahale etmek isterseniz biz Haliç Tersanesi'ni ihya edeceğiz. Orayı da elimizden alırsanız, efendime söyleyeyim, Cumhuriyet döneminin eserlerini ayağa kaldıracağız. Orayı da elinizden alırsanız asla pes etmeyeceğiz. Cumhuriyete sahip çıkmaya devam edeceğiz." "TÜM MÜZELERİMİZİN TÜRK VATANDAŞLARINA 1 LİRA OLMASINI MECLİSE ÖNERİYORUZ" "Nasıl Yerebatan Sarnıcı'nı 1 lira yapmışsak, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının tamamına buradan ilan ediyorum ki Şerefiye Sarnıcı'nı ziyaret de 1 lira olacak artık bundan sonra. İBB olarak önümüzdeki hafta inşallah arkadaşlarımız hafta sonundayız ama madem ki yaptıklarımızı yapmaya devam edeceğiz, ister Vakıfların elinde olsun, ister bizim elimizde olsun, bundan sonra, yine genel sekreterimiz, Büyükşehir meclis üyelerimiz burada, yetiştirebilirlerse pazartesi günü meclise sunmayı, İBB Meclis üyelerinin oy birliğiyle geçeceğine inanıyorum. İstanbul'daki İBB'nin tüm müzelerine Türk vatandaşlarının girişini de 1 lira olarak İBB meclisine öneririz. İBB meclisi de kabul ederse, 2019'dan sonra sanata, tarihe nasıl sahip çıktığımızı, müzelerimizde, sergi alanlarımızda nasıl sergilediğimizi İstanbullulara göstermek, Türkiye'deki yurttaşlarımıza göstermek isteriz." İBB GENEL SEKRETER YARDIMCISI POLAT: 4 YILLIK EMEKTE SONA GELİNDİ Açılış programında söz alan İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, İstanbul Boğaz Müzesi projesinin yaklaşık 4 yıllık titiz bir geçmişe ve ortak bir emeğe dayandığını belirterek, her aşamasında birçok kişinin fikri ve kültürel katkı sunduğu bu özel projenin İstanbullularla buluşmasından duyduğu mutluluğu dile getirdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.