Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Makine Öğrenmesi

Kapsül Haber Ajansı - Makine Öğrenmesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Makine Öğrenmesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

OPPO Dünya Çapında Güncel Patent Verilerini Paylaştı Haber

OPPO Dünya Çapında Güncel Patent Verilerini Paylaştı

Bunların 115.000'i faydalı model patentinden oluşuyor ve bu oran tüm OPPO patent başvurularının %92'sini oluşturuyor. OPPO, Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü'nün (WIPO) yayımladığı 2025 PCT (Patent İş Birliği Antlaşması) uluslararası patent başvuruları sıralamasında OPPO dünya genelinde 18. sırada yer alıyor. Bugün dünya genelinde 40'ın üzerinde ülke ve bölgede patent portföyüne sahip olan OPPO, 2025 yılı istatistiklerine göre: Avrupa'da patent tescili alan Çinli patent sahipleri arasında 5. sırada,ABD'de patent tescili alan Çinli patent sahipleri arasında 6. sırada,Çin'de verilen buluş patentleri bakımından dünya genelinde ise 7. sırada yer alıyor. 5G patentlerinin öncülerinden… Bugüne kadar 5G standardına ilişkin temel patentlerini dünya çapında 40'ın üzerinde ülke ve bölgede kullanıma sunan şirket, Avrupa Telekomünikasyon Standartları Enstitüsü’ne (ETSI) de binlerce 5G standardı patent ailesini bildirdi. OPPO, küresel cep telefonu ağları için teknik standartlar ve protokoller geliştiren telekomünikasyon konsorsiyumu 3GPP'ye (3. Nesil Ortaklık Projesi) de 5G standardıyla ilgili teknik katkılarını sunmaya da devam ediyor. Şirket önde gelen bir patent istatistik platformu olan LexisNexis® IPlytics'in Ocak 2026'da yayınladığı Global 5G Standart Esas Patent Gücü Raporu'na göre kapsamlı 5G patent gücü açısından ilk 10 arasında yer alıyor. Yapay zekâ alanında OPPO, küresel patent portföyünü sürekli genişletiyor. Bu alanda şirket öncelikli olarak görüntü işleme, bilgisayarlı görü, ses/konuşma teknolojileri, doğal dil işleme ve makine öğrenmesi alanlarına odaklanıyor. OPPO'nun video standardı patentleri de, dünya çapında 40'ın üzerinde ülke ve bölgede sürekli olarak tescil ediliyor ve dünya çapında en üst sıralarda yer alıyor. Hızlı şarj teknolojilerinin kapsamını genişletiyor OPPO’nun yenilikçi teknolojilerinin en önemli örneklerinden biri hızlı şarj teknolojisi (VOOC). Şirket, hızlı şarj teknolojisine ilişkin patentlerini bugüne kadar tüketici elektroniği, ortak kullanımlı taşınabilir şarj cihazları ve araç içi şarj sistemleri gibi sektörlerden 60'ın üzerinde şirkete lisansladı. 2021 yılında çığır açan hızlı şarj teknolojisini akıllı telefonların ötesine taşıyarak otomobillere, kamusal alanlara ve farklı elektronik cihazlara yaymayı hedefleyen Flash Initiative adlı projesini başlattı. OPPO, otomotiv sektöründe otomobil üreticileri, çip üreticileri ve modül tedarikçileriyle yaptığı patent lisanslama iş birlikleri sayesinde araç içi hızlı şarj ekosistemini de geliştiriyor. Dünya genelinde bugün 25 milyonun üzerinde araç OPPO'nun hızlı şarj patent teknolojisini kullanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nu Teknoloji'den Operasyonel Kararlar Alabilen Yapay Zekâ Platformu Haber

Nu Teknoloji'den Operasyonel Kararlar Alabilen Yapay Zekâ Platformu

Yapay zekâ bugüne kadar ağırlıklı olarak veri analizi yapan ve karar vericilere öneriler sunan bir araç olarak kullanıldı. Nu Teknoloji'nin geliştirdiği Nu AI Agent ise bu yaklaşımı bir adım ileri taşıyor. Platform; enerji yönetiminden kestirimci bakıma, bina otomasyonundan saha operasyonlarına kadar birçok süreci belirlenen kurallar doğrultusunda yöneterek işletmelerin daha hızlı ve veriye dayalı kararlar almasına katkı sağlıyor. Nu AI Agent, analiz sonuçlarına göre iş emri oluşturma, bakım süreçlerini başlatma, enerji optimizasyon senaryolarını devreye alma, ilgili ekipleri bilgilendirme veya otomasyon sistemlerine komut gönderme gibi aksiyonları şirketlerin tercihine göre otomatik olarak gerçekleştirebiliyor. Kritik operasyonlarda ise insan onayıyla ilerleyebiliyor veya belirlenen kurallar çerçevesinde tamamen otonom çalışabiliyor. Büyük dil modelleri (LLM), makine öğrenmesi ve kestirimci analiz teknolojilerini bir araya getiren Nu AI Agent; ERP, SCADA, MES, bina yönetim sistemleri (BMS) ve enerji yönetim platformları gibi mevcut kurumsal altyapılarla entegre çalışabiliyor. MQTT, Modbus, BACnet ve OPC-UA gibi yaygın endüstriyel haberleşme protokollerini destekleyen platform, şirketlerin mevcut sistemlerine ek bir altyapı yatırımı gerektirmeden kolayca uyum sağlayabiliyor. Farklı sektörlere özel kullanım senaryoları Nu AI Agent, enerji, üretim, akıllı bina ve konut teknolojileri gibi farklı alanların ihtiyaçlarına göre özelleştirilebiliyor. Akıllı sayaçlardan gelen verileri analiz ederek olağan dışı enerji tüketimini tespit edebiliyor, olası arızaları önceden belirleyerek işletmelere enerji tasarrufu sağlayacak aksiyon önerileri sunabiliyor. Güneş enerji santrallerinde üretim verileri, hava tahminleri ve ekipman performansını birlikte değerlendirerek bakım ekiplerinin saha planlamasını optimize ediyor ve olası üretim kayıplarını öngörebiliyor. Akıllı bina uygulamalarında HVAC, aydınlatma, iç ortam hava kalitesi ve enerji sistemlerini bütüncül olarak yöneterek kullanıcı konforunu artırırken işletme maliyetlerini düşürüyor. Akıllı evlerde ise kullanıcı alışkanlıklarını öğrenerek aydınlatma, iklimlendirme ve enerji tüketimini otomatik olarak yönetebiliyor. "Yapay zekâ artık sadece analiz yapan bir asistan değil, operasyon yöneten dijital bir iş arkadaşına dönüşüyor" Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Nu Teknoloji’nin İş Geliştirmeden Sorumlu Kurucu Ortağı Ayşe Nur Koroğlu, şunları söyledi: " Yapay zekâ bugüne kadar genellikle analiz yapan ve öneriler sunan bir araç olarak konumlandı. Biz ise yapay zekâyı operasyonların aktif bir parçası olarak kurguladık. Nu AI Agent, yalnızca verileri analiz eden değil; belirlenen hedefler doğrultusunda operasyonları yöneten, sonuçları takip eden ve gerektiğinde aksiyon alabilen dijital yapay zekâ ajanlarından oluşan bir platform sunuyor. Şirketler ister öneri modunda çalışabiliyor ister belirlenen kurallar çerçevesinde operasyonlarını otonom şekilde yönetebiliyor. Hedefimiz, yapay zekâyı operasyonların merkezine taşıyarak işletmelerin daha hızlı, verimli ve sürdürülebilir kararlar almasına katkı sağlamak. Yapay zekânın önümüzdeki dönemde şirketlerin dijital ekip arkadaşı haline geleceğine inanıyoruz. Çünkü gelecekte rekabet avantajı, yalnızca veriye sahip olmaktan değil; o veriyi doğru zamanda doğru karara dönüştürebilmekten geçecek." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

2026'nın ABD'de Okuyan En Başarılı 25 Türk Öğrencisi Açıklandı Haber

2026'nın ABD'de Okuyan En Başarılı 25 Türk Öğrencisi Açıklandı

StudyinAmerica.com Kurucusu Tamer Türkman, “Bu gençler, Türkiye'nin küresel başarı hikâyesinin temsilcileridir… Türkiye'nin insan kaynağının dünya ölçeğinde ne kadar güçlü olduğunun en somut göstergelerinden biridir. Bu araştırma diğer gençlere de ilham kaynağı oluyor” diyor. Türkiye'nin yetiştirdiği genç yetenekler, dünyanın en prestijli üniversitelerinde elde ettikleri akademik ve bilimsel başarılarla uluslararası arenada adlarından söz ettirmeye devam ediyor. StudyinAmerica.com Eğitim Danışmanlığı tarafından geleneksel olarak hazırlanan "ABD'de Okuyan En Başarılı 25 Türk Öğrenci" listesi açıklandı. Listede 2026 yılında da yalnızca akademik başarılarıyla değil; araştırmaları, girişimleri, sosyal sorumluluk çalışmaları ve liderlik özellikleriyle fark yaratan Türk öğrencileri buluştu. Dünyanın en iyi şirketleri ve araştırma merkezlerinde işe girdiler Harvard'dan Stanford'a, MIT'den Princeton'a dünyanın en saygın yükseköğretim kurumlarında eğitim gören Türk öğrenciler, mezuniyetlerini yüksek onur dereceleriyle tamamlarken, birçok alanda uluslararası düzeyde ses getiren çalışmalara imza attı. Bu yıl listeye giren öğrenciler arasında; kanser tedavilerine yönelik araştırmalarda görev alan, yapay zekâ tabanlı girişimiyle uluslararası yatırımcıların dikkatini çeken, makine öğrenmesi, astrofizik, quantum, moleküler biyoloji ve teorik bilgisayar bilimi gibi çalışmalarıyla araştırma fonları kazananlar bulunuyor. Ayrıca biyomedikal teknolojiler geliştiren, sürdürülebilirlik projelerine liderlik eden ve dünyanın önde gelen teknoloji şirketleri ve araştırma merkezlerinden iş teklifi alan gençler yer alıyor. Listede farklı kıstaslar dikkate alınıyor Öğrenciler sadece akademik performanslarıyla değil topluma sağladıkları katkılarla da örnek gösteriliyor. Liste, yalnızca not ortalamasını değil; araştırma üretkenliğini, liderlik becerilerini, gönüllülük faaliyetlerini ve küresel ölçekte oluşturdukları etkiyi de dikkate alıyor. Türkiye'nin küresel başarı hikâyesinin temsilcileri StudyinAmerica.com Kurucusu Tamer Türkman, her yıl açıklanan listenin yalnızca bireysel başarıları değil, Türkiye'nin uluslararası akademik alandaki potansiyelini de ortaya koyduğunu belirterek şunları söyledi: "Bugün dünyanın en güçlü üniversitelerinde eğitim gören Türk öğrenciler, yalnızca diploma alan gençler değil; geleceğin bilim insanları, teknoloji liderleri, girişimcileri ve karar vericileri olarak yetişiyor. Laboratuvarlarda yürüttükleri araştırmalar, geliştirdikleri projeler ve uluslararası başarılarıyla hem üniversitelerini hem de ülkelerini en iyi şekilde temsil ediyorlar. Bu tablo, Türkiye'nin insan kaynağının dünya ölçeğinde ne kadar güçlü olduğunun en somut göstergelerinden biridir” dedi. Gençler için ilham kaynağı Türkman "Listeye giren öğrencilerimiz, 4.00 üzerinden en az 3.70 not ortalamasıyla mezun olmanın yanında, araştırma projeleri, sosyal sorumluluk faaliyetleri, liderlik rolleri ve staj deneyimleriyle de örnek bir profil ortaya koyuyor. Pek çoğu mezun olmadan dünyanın önde gelen teknoloji şirketlerinden, araştırma merkezlerinden ve lisansüstü programlardan kabul aldı. Onların başarıları, kendilerinden sonra ABD'de eğitim almayı hedefleyen gençler için de güçlü bir ilham kaynağı oluşturuyor " şeklinde konuştu. ABD’de Okuyan En Başarılı 25 Türk Öğrenci Listesi: Alin Aşım Harvard University Hüseyin Yağız Devre Princeton University İdil Seçil University of Pennsylvania Ege Turan Stanford University Dafne Sarfati Columbia University Batuhan Sarıdede Dartmouth University Ümran Serra Koca California Institute of Technology (CALLTECH) Faruk Öztok Harvard University Derin Arat Princeton University Yaman Bora Otuzbir Massachusetts Institute of Technology’de (MIT) Handan Dilara Bıkmaz Yale University Sedik Sadık Harvard University Mayra Çoruh Pomona College Derin Algül Duke University Lara Danışman Princeton University Alp Aygen Georgetown University Beril Aydın Johns Hopkins University Yaman Bora Akbaş Georgia Tech Lara Buruk University of Chicago Arda Kaz UC Berkeley Yasemin Yüksel Columbia University Ata Güvendi Northwestern University Deniz Oray Boston University Öncel Aldanmaz Claremont McKenna College Elif Uzelli Tufts University Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Logo Yazılım KOBİ’lerin Verimliliğini ve Rekabet Gücünü Artırıyor    Haber

Logo Yazılım KOBİ’lerin Verimliliğini ve Rekabet Gücünü Artırıyor  

KOBİ’lerin hızla değişen ekonomik ve teknolojik koşullarda, verimliliklerini artırmaları ve dönüşüme daha hızlı uyum sağlayabilmeleri dijitalleşmeden geçiyor. Türkiye’nin lider yerli iş yazılımı şirketi Logo Yazılım, Ar-Ge gücüyle geliştirdiği geniş çözüm portföyü, danışmanlık hizmetleri ve esnek ödeme modelleriyle KOBİ’lerin dijital dönüşümlerini destekliyor. Birleşmiş Milletler’in (BM) 2017 yılında ilan ettiği 27 Haziran Dünya KOBİ Günü, KOBİ’lerin ekonomi için taşıdığı hayati öneme vurgu yapıyor. Ekonominin belkemiği olan KOBİ’ler, BM verilerine göre, tüm dünyadaki işletmelerin %90’ını oluşturuyor, küresel gayrisafi hasılanın yarısını üretiyor ve küresel istihdamın üçte ikisinden fazlasını sağlıyor. Türkiye’de de ekonomik dinamizmin ve büyümenin temelinde KOBİ’ler yer alıyor. KOBİ’ler, yüksek rekabet ortamında ulusal ekonomilerin gelişmesi ve korunması bakımından önemli bir role sahip. Ülkemizdeki girişimlerin yaklaşık %99,6'sını oluşturan KOBİ’ler istihdamın %68,5’ini sağlıyor, ihracatımızın %29,6’sını gerçekleştiriyor ve Ar-Ge harcamalarının %28,8’ini yapıyor. Günümüzde bulut bilişim, büyük veri, makine öğrenmesi, yapay zekâ gibi yeni teknolojiler KOBİ’lerin önünde yeni ufuklar açıyor. Yeni teknolojilerle donatılmış iş yazılımları da sürdürülebilir ve operasyonel büyüme için kritik bir kaldıraç niteliği taşıyor. TÜİK verilerine göre 2025 yılında çalışan sayısı 10-49 kişi arasında olan girişimlerin %23,6’sı kurumsal kaynak planlaması (ERP), %9,9’u müşteri ilişkileri yönetimi (CRM), %4,9’u iş zekâsı (BI) yazılımları kullandı. Çalışan sayısı 50-249 kişi arasında olan girişimlerin %46’sı ERP, %18,4’ü CRM, %10,7’si BI yazılımları kullandı. Bu açıdan dijitalleşme alanında ülkemizdeki KOBİ’lerin önünde önemli bir potansiyel bulunuyor. Ar-ge liderliği ile geniş çözüm portföyü ve danışmanlık hizmetleri Türkiye’nin lider yerli iş yazılımı şirketi Logo Yazılım, başta KOBİ’ler olmak üzere tüm işletmelerin dijital dönüşümüne destek veriyor. Türkiye’nin en fazla Ar-Ge yatırımı yapan yazılım şirketi olarak yenilikçi çözümleriyle işletmeleri dönüştürüyor. Dijital süreçlerin KOBİ’lerin hayatına girmesinde yönlendirici bir rol üstleniyor. Sunduğu ürün ve hizmetlerle, danışmanlık hizmetleriyle, şirketlere özel olarak kurgulanan çalışmalarla yol arkadaşlığı yapıyor. Kurumsal kaynak planlama (ERP) çözümlerinin yanı sıra muhasebe, ön muhasebe, bordro ve insan kaynakları yönetimi, iş analitiği, müşteri ilişkileri yönetimi, depo yönetimi sistemleri, saha satış yönetimi, iş akış yönetimi, doküman yönetimi, hazine yönetimi, B2B yönetimi, perakende, e-Dönüşüm ve fintek çözümleri gibi çok sayıda ürün ve hizmet sunuyor. Logo ERP çözümlerini kullanan işletmeler hızlı kazanımlar elde ederken, çalışan başına düşen reel net satışın pozitif ivmelenmesiyle verimlilik artışı sağlıyor. Logo ERP kullanmaya başlayan işletmeler, Logo ERP sonrası üç yılda diğer şirketlere kıyasla reel anlamda çalışan başına düşen net satışta ilk yıl %3,3, ikinci yıl %9,8 ve üçüncü yıl %9,7 oranında artış elde ediyor. “KOBİ’lerin dijitalleşmesi Türkiye’nin dijitalleşmesi” Logo Grup CEO’su Buğra Koyuncu, “KOBİ’ler, ülkemiz ekonomisinin üretim, istihdam ve büyüme açısından en önemli aktörleri arasında yer alıyor. KOBİ’lerin dijital dönüşümü, aslında Türkiye’nin dijital dönüşümü anlamına geliyor. Türkiye’nin lider yerli iş yazılımı şirketi olarak 42 yıldır KOBİ’lerin dijitalleşme yolculuklarına eşlik ediyor, teknolojiyi erişilebilir hale getirmeye odaklanıyoruz. Sunduğumuz çözüm ve hizmetlerle KOBİ’lerin verimliliklerini artırmalarına, süreçlerini daha etkin yönetmelerine ve değişen koşullara daha hızlı uyum sağlamalarına katkıda bulunuyoruz. Servisleşme stratejimiz doğrultusunda geliştirdiğimiz bulut çözümlerimiz sayesinde işletmeler herhangi bir altyapı veya sistem yatırımı yapmadan dijitalleşme fırsatlarından yararlanabiliyor. Logo Esnek Ödeme Planı ile de dijital dönüşüm yolculuklarında KOBİ’lerin bütçe yönetimlerini destekliyoruz” dedi. Logo Esnek Ödeme Planı dijital dönüşümü daha erişilebilir hale getiriyor KOBİ’lerin dijitalleşme süreçlerinin başlaması ve sürdürülebilir olması için çözümlerin maliyetler açısından erişilebilir olması ve gider yönetiminde kolaylık sağlaması büyük önem taşıyor. KOBİ’ler için bütçe yönetiminin ve finansmana erişimin öneminin farkında olan Logo Yazılım, müşterilerinin ürün ve hizmetlerine kolayca erişebilmesi için Logo Esnek Ödeme Planı’nı sunuyor. Bu modelle müşterilere ödeme konusunda farklı planlar sunuluyor ve satın alma kararları kolaylaştırılıyor. Abonelik sistemine dayalı 3 farklı ödeme planından kendileri için en uygun olanı seçebilen KOBİ’ler, iş sürekliliğinin ve rekabet gücünün temeli olan dijital dönüşüm yatırımlarını bütçe planlamalarına göre kolayca yönetebiliyor. Müşteriler artık sadece fiyat-performans karşılaştırması yapmak ya da düşük fiyatı tercih etmek yerine gerçekten ihtiyacı olan ürünü kullanabiliyor. Böylece dijitalleşme için ayırdıkları bütçeyi iş süreçlerinde en verimli şekilde değerlendirmeleri mümkün oluyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Jeopolitik Belirsizlikler Şirketlerin Siber Yatırımlarını Artırıyor Haber

Jeopolitik Belirsizlikler Şirketlerin Siber Yatırımlarını Artırıyor

PwC’nin “Dijital Dünyada Güven Araştırması 2026” çalışması, siber güvenliğin kurumlar için stratejik dayanıklılık, operasyonel süreklilik ve büyüme hedefleri açısından kritik bir gündem haline geldiğini ortaya koyuyor. Mayıs–Temmuz 2025 döneminde 72 ülkeden 3.887 iş ve teknoloji yöneticisinin katılımıyla gerçekleştirilen araştırmaya göre şirketler; jeopolitik belirsizlikler, tedarik zinciri kırılganlıkları, yapay zekâ destekli tehditler, kuantum bilişim ve siber yetenek açığı gibi çok katmanlı bir risk ortamıyla karşı karşıya bulunuyor. “Siber güvenlik artık iş stratejisinin ayrılmaz bir parçası” Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan PwC Türkiye Yönetim Danışmanlığı Hizmetleri Lideri Cem Aracı , şunları söyledi: “PwC Dijital Dünyada Güven Araştırması 2026, siber güvenliğin artık yalnızca teknik bir koruma alanı değil, kurumların belirsizliklere karşı dayanıklılığını belirleyen stratejik bir yönetim konusu olduğunu gösteriyor. Jeopolitik dalgalanmalar, yapay zekâ destekli tehditler, veri güvenliği, kuantum bilişime hazırlık ve yetenek açığı gibi başlıklar, siber güvenlik stratejilerinin daha bütüncül, proaktif ve iş hedefleriyle uyumlu şekilde yönetilmesini gerektiriyor. Araştırma bulguları, kurumların yalnızca risklere tepki veren değil; riskleri önceden gören, ölçen ve iş sürekliliğini destekleyen bir yaklaşıma ihtiyaç duyduğunu ortaya koyuyor.” Jeopolitik gelişmeler siber zafiyetleri yeniden şekillendiriyor Araştırmaya göre günümüz siber riskleri, yıkıcı teknolojiler kadar jeopolitik gelişmeler tarafından da şekilleniyor. Değişen ittifaklar, ticaret anlaşmazlıkları ve stratejik rekabet, hem tehdit ortamını hem de iş yapış biçimlerini etkiliyor. Bu ortamda iş ve teknoloji liderlerinin %60’ı, siber risk yatırımlarını önümüzdeki yıl için en önemli üç stratejik öncelikten biri olarak görüyor. Kritik altyapıların konumlandırılması, ticaret ve operasyon politikaları ile siber sigorta politikaları da kurumların gündeminde yer alıyor. Araştırma, hazırlık seviyesine duyulan güvenin sınırlı kaldığını da gösteriyor. Katılımcıların yalnızca %6’sı, kurumlarının araştırmada ele alınan tüm zafiyetler karşısında siber saldırılara “çok dayanıklı” olduğunu belirtiyor. Siber yatırımlarda proaktif yaklaşım ihtiyacı öne çıkıyor Araştırmaya katılan kurumların %78’i, önümüzdeki yıl siber güvenlik bütçelerinin artmasını bekliyor. Ancak bütçelerin nasıl kullanıldığı kritik önem taşıyor. Kurumların yalnızca %24’ü proaktif siber güvenlik önlemlerine, reaktif harcamalardan belirgin ölçüde daha fazla kaynak ayırıyor. Raporda; izleme, değerlendirme, test, kontrol, eğitim ve yönetişim gibi proaktif alanlara yatırım yapmanın, kriz sonrası müdahale ve toparlanma maliyetlerine kıyasla daha sürdürülebilir bir yaklaşım sunduğu vurgulanıyor. Yapay zekâ siber güvenlikte potansiyelden önceliğe geçiyor Araştırma, yapay zekânın siber güvenlikte yatırım önceliklerinin merkezine yerleştiğini gösteriyor. Güvenlik liderleri için yapay zekâ, siber bütçelerin dağılımında en öncelikli yatırım alanı olarak öne çıkıyor. Önümüzdeki 12 ayda kurumların öncelik verdiği yapay zekâ güvenlik yetkinlikleri arasında tehdit avcılığı ilk sırada yer alırken, ajan tabanlı yapay zekâ da öne çıkan alanlar arasında bulunuyor. Rapora göre yapay zekâ ajanları; bulut güvenliği, veri koruma, siber savunma ve operasyonlar gibi alanlarda verimlilik ve üretkenliği artırmak için önceliklendiriliyor. Veri riski yönetimi yapay zekâ başarısı için kritik hale geliyor Araştırma, yapay zekâ çözümlerinin başarılı şekilde uygulanması için güçlü veri riski yönetiminin kritik olduğunu ortaya koyuyor. Etkili yapay zekâ uygulamaları; kaliteli veri setlerine erişimin yanı sıra, bu verilerin güvenli ve doğru bağlamda kullanılmasını sağlayan kurum geneli yönetişim mekanizmalarına ihtiyaç duyuyor. Buna karşın, kurumların yalnızca %6’sı araştırmada yer alan veri riskine yönelik tüm önlemleri kurum genelinde hayata geçirmiş durumda. Veri sınıflandırma politikalarını kurum genelinde uygulayanların oranı %50, temel veri çıkış kanallarında veri kaybı önleme uygulamalarını hayata geçirenlerin oranı ise %48 seviyesinde bulunuyor. Kuantum bilişim için hazırlık süreci hız kazanmalı Rapor, kuantum bilişimin henüz doğrudan ve acil bir siber tehdit oluşturmadığını; ancak kuantum sonrası kriptografiye geçişi geciktiren kurumların hassas verilerini, kimlik doğrulama hizmetlerini ve kriptografik sistemlerini riske atabileceğini belirtiyor. Araştırmaya göre kurumların %49’u kuantuma dayanıklı güvenlik önlemlerini henüz değerlendirmemiş ya da uygulamaya başlamamış durumda. Kuantum bilişim, kurumların en hazırlıksız olduğu tehditler arasında yer almasına rağmen, güvenlik liderlerinin yalnızca %8’i bu alanı önümüzdeki yılın ilk üç bütçe önceliği arasında görüyor. Araştırmada yer alan kuantuma dayanıklı önlemlerin tamamını hayata geçiren kurumların oranı ise yalnızca %3. Siber yetenek açığı yönetilen hizmetleri stratejik bir kaldıraç haline getiriyor Siber güvenlik alanındaki iş gücü açığı, kurumların yapay zekâyı operasyonlara entegre etme, karmaşık ortamları güvence altına alma ve yeni nesil tehditlere hazırlanma çabalarını yavaşlatıyor. Araştırmaya göre siber savunmada yapay zekâ kullanımının önündeki en büyük engeller bilgi ve yetkinlik eksikliği. Kurumlar bu açığı kapatmak için yapay zekâ ve makine öğrenmesi araçlarını, güvenlik otomasyonunu, siber araçların konsolidasyonunu ve çalışanların yetkinliklerini geliştirmeyi önceliklendiriyor. Uzmanlaşmış yönetilen hizmetler de kurumların gündeminde daha fazla yer buluyor. Rapora göre kurumlar bu hizmetleri yalnızca dış kaynak kullanımı olarak değil; uzmanlık, hız ve ölçek kazandıran stratejik bir iş ortaklığı modeli olarak değerlendiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İstanbul Dijital Sanat Festivali 6. Kez AKM’de Başlıyor Haber

İstanbul Dijital Sanat Festivali 6. Kez AKM’de Başlıyor

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle, Türk Telekom ve PASHA Bank ana sponsorluğunda, Mezo tarafından hayata geçirilen festival, bu yıl “RETELL” (Yeniden Anlat) temasıyla sanatseverleri ağırlayacak. Dijital sanatın güncel üretimlerini, yapay zekâ destekli yaratıcı pratikleri ve yeni medya alanındaki yenilikçi yaklaşımları bir araya getiren festival, beş gün boyunca sergilerden performanslara, panellerden atölyelere uzanan geniş bir program sunacak. Herkese açık ve ücretsiz olarak gerçekleştirilecek etkinlik, Türkiye’nin yanı sıra dünyanın farklı ülkelerinden toplam 70 sanatçıyı İstanbul’da buluşturacak. Bu yıl “RETELL” teması etrafında şekillenen festival, dijital çağda hikâye anlatımının dönüşümünü, yapay zekânın üretim süreçlerindeki etkisini ve teknolojinin bireysel yaratıcılık ile kolektif hafıza üzerindeki rolünü tartışmaya açacak. Festival kapsamında yapay zekâ yalnızca teknolojik bir araç olarak değil, sanatın yeni ifade biçimlerini geliştiren yaratıcı bir ortak olarak ele alınacak. Afrika’dan Asya’ya uzanan farklı coğrafyalardan sanatçıları bir araya getiren festival, sanatseverlere deneyimsel ve beklenmedik anlatımlar sunacak. Festivalin direktörlüğünü Dr. Nabat Garakhanova, artistik direktörlüğünü Esra Özkan üstlenirken; küratör kadrosunda Evgeniya Romanidi, Gonzalo Herrero Delicado, Burcu Öztürkler, Ozan Turkkan, İsmail Erim Gülaçtı ve Türkiye’nin ilk yapay zekâ küratörü Avind yer alıyor. Güncel Tartışmalar ve Yeni Anlatılar Festivalin dikkat çeken bölümlerinden birini uluslararası konuşmacıları bir araya getiren panel programı oluşturuyor. “RETELL: Algımızı Ne Şekillendirir?” başlıklı oturumda dijital çağda gerçeklik, algı ve anlatı ilişkisi tartışılırken, “REWORLD: Makinenin Ötesinde Kurulan Bağlar” paneli insan ile teknoloji arasında gelişen yeni ilişki biçimlerine odaklanacak. Yapay zekânın çalışma hayatı, yaratıcılık ve üretim süreçleri üzerindeki etkileri ise “REWORLD: İnsan Deneyimi, Emek ve Yapay Zekâ” panelinde ele alınacak. Festival programında ayrıca dijital sanat alanındaki uluslararası dolaşım ağlarını ve yaratıcı iş birliklerini odağına alan “Circulating Practices: Dijital Sanat Dünyasında Hareketlilik” başlıklı oturum yer alırken, “Yerel Hafıza, Küresel Altyapı: Anlatıyı Kim Yeniden Kurar?” paneli ise kültürel hafıza, dijital altyapılar ve günümüz anlatı biçimleri üzerine önemli tartışmalara ev sahipliği yapacak. Böylece festival, sanat ve teknolojinin kesişiminde ortaya çıkan güncel meseleleri farklı disiplinlerden uzmanların katılımıyla değerlendirme fırsatı sunacak. Çocuklar ve Gençler İçin Yaratıcı Atölyeler Festival, çocuklar ve gençler için hazırlanan kapsamlı atölye programıyla da dikkat çekiyor. Katılımcılar, “İleri Dönüşümden Dijital Sanata”, “Oyun Hamurundan Dijital Sanata”, “Renkleri Yakala Atölyesi” ve “Teknoloji İzcileri Atölyesi” gibi etkinliklerde yaratıcılıklarını teknolojiyle buluşturma fırsatı yakalayacak. Yapay zekâ ve dijital üretim odaklı programlar arasında ise “Makine Öğrenmesi ile Görsel Yolculuk”, “AI Storybook”, “Geleceğin Yüzleri Atölyesi”, “Gökyüzü Kaşifleri Atölyesi”, “VR Gözlük ile Dijital İllüstrasyon” ve “Yeni Medya ve Yapay Zekâ: Dijital Üretimin Evrimi” öne çıkıyor. Oyun teknolojileri ve dijital tasarım alanlarına ilgi duyan gençler için hazırlanan programda “Dijital Oyunlarda Kreatif Video Üretimi”, “Marvelous Designer ve Unreal Engine: Oyun İçi Kostüm Tasarım Entegrasyonu ve Sinematik Render Atölyesi”, “Dijital Oyunlarda Görsel Geribildirim Sekansları”, “Karakter Tasarımı ve Yapay Zekâ ile Görsel Oluşturma” ve “Karakterini Hayata Geçir: Yapay Zekâ ile Animasyon 101” gibi uygulamalı çalışmalar da yer alıyor. Dijital Sanatın Buluşma Noktası Altıncı yılında İstanbul Dijital Sanat Festivali, teknolojiyi yalnızca sergileyen değil; onunla düşünen, sorgulayan ve yeni anlatılar geliştiren bir platform olmayı sürdürüyor. Sanat, yapay zekâ ve teknolojinin kesişim noktasında yer alan festival; sergileri, performansları, panelleri ve eğitim programlarıyla ziyaretçilerine dijital kültürün bugünü ve geleceğine dair kapsamlı bir deneyim sunmayı amaçlıyor. 3-7 Haziran tarihleri arasında Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek 6. İstanbul Dijital Sanat Festivali, beş gün boyunca sanat, teknoloji ve yaratıcılığın buluştuğu uluslararası bir platform olarak kapılarını tüm ziyaretçilere ücretsiz olarak açacak. Festivalin sponsorları arasında Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü, Anadolu Ajansı, Turkish Airlines, Yıldız Teknik Üniversitesi, Onvo, Akın Robotics, Esas Holding, DİSAD (Dijital Sanat Derneği), Meta Yapı, Mayer, Monster, Sultangazi Belediyesi, Allnjoy, Omni Event, Dewards, Adinteraction, FH İletişim, Gauss, Pakala, Node Media Lab, Ars Electronica, TODA ve Artvive yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

VakıfBank Stevie Awards MENA’dan 35 Ödülle Döndü Haber

VakıfBank Stevie Awards MENA’dan 35 Ödülle Döndü

VakıfBank, farklı ihtiyaçlara yönelik geliştirdiği yenilikçi çözümlerinin yanı sıra sosyal sorumluluk projeleri ve kurum içi iletişim alanındaki yenilikçi yaklaşımıyla uluslararası arenada önemli bir başarıya imza attı. VakıfBank, Stevie Awards MENA 2026’da kazandığı 35 ödülle hem teknoloji ve yapay zekâ alanındaki yetkinliğini hem de spor ve toplumsal etki projelerindeki liderliğini ortaya koydu. Banka, dijital dönüşümden müşteri deneyimine, sosyal sorumluluktan iletişime uzanan geniş bir yelpazede geliştirdiği projelerle uluslararası arenada önemli bir başarıya imza attı. Teknoloji ve yapay zekâ alanında güçlü performans Teknoloji ve dijital dönüşüm alanında da güçlü bir performans sergileyen Fidem Mobil projesi; Kurumsal Dönüşüm ve İyileşme, Ürün İnovasyonu ve Finans kategorilerinde gümüş ve 3 bronz olmak üzere toplam 4 ödül kazandı. Fidem Mobil Dijital Çiftçi Uygulaması ise Finansal Hizmetler Sektöründe Müşteri Hizmetlerinde Teknolojinin Yenilikçi Kullanımı kategorisinde gümüş ödüle layık görüldü. Yapay zekâ tabanlı çözümleriyle de öne çıkan VakıfBank, bu alanda geliştirdiği projelerle dikkat çekti. VakıfBank Yapay Zekâ Finansal Analiz Asistanı Yapay Zekâ ve Makine Öğrenmesi kategorisinde altın ödül kazanırken, AI destekli ATM nakit optimizasyonu platformu ve NLP tabanlı akıllı yanıt sistemi aynı kategoride gümüş ödüle layık görüldü. NLP tabanlı akıllı kategorize sistemi ise “Yılın En Yenilikçi Teknoloji Ekibi” kategorisinde altın ödül kazanarak Bankanın yapay zekâ alanındaki yetkinliğini pekiştirdi. Finansal hizmetler ve dijital bankacılık alanında geliştirilen projeler de uluslararası arenada takdir gördü. V-Ayna projesi Finansal Hizmetlerde Yenilikçi Yönetim kategorisinde altın ödül kazanırken, VakıfBank & Trendyol Dijital KOBİ kredisi projesi Teknoloji Yönetimi ve Uygulamada İnovasyon kategorisinde altın ödüle layık görüldü. VaNa gibi çözümler de müşteri deneyimi ve finans alanlarında bronz ödüller kazandı. Spor ve toplumsal etki projeleri öne çıktı VakıfBank, “Herkes İçin Voleybol” projesiyle Toplumsal İlişkiler veya Kamu Hizmeti İletişiminde İnovasyon kategorisinde altın, Kurumsal Sosyal Sorumlulukta İnovatif Başarı kategorisinde gümüş ve Etkinlik Kullanımında İnovasyon kategorisinde bronz ödülün sahibi oldu. VakıfBank Kadın Voleybol Takımı, Sponsorluklarda İnovasyon kategorisinde altın, Uluslararası Genişlemede İnovatif Başarı ve Kurumsal Sosyal Sorumlulukta İnovatif Başarı kategorilerinde ise bronz ödüller kazandı. Bosna Hersek Voleybol Okulları Stratejik İş Birliği projesi ise Kurumsal Sosyal Sorumlulukta İnovatif Başarı kategorisinde gümüş, Uluslararası Genişlemede İnovatif Başarı kategorisinde ise bronz ödüle layık görüldü. VakıfBank’ın iletişim ve marka projeleri de ödüllerle taçlandırıldı. Court of Legends projesi video kategorilerinde iki altın ödül kazanırken, BizimYerimiz Dergisi Kurum İçi Yayınlarda İnovasyon kategorisinde de altın ödüle layık görüldü. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sektör Liderleri Kuantum Yapay Zeka Dönüşümünün Eşiğinde Haber

Sektör Liderleri Kuantum Yapay Zeka Dönüşümünün Eşiğinde

Kuantum donanımlarını destekleyen tedarik zincirinin giderek daha istikrarlı hale gelmesiyle birlikte, birçok uzman bu gelişmekte olan teknolojinin 2030’lu yılların başında popülerleşerek yaygın ölçekte kullanılabilir hale geleceğini öngörüyor. Ancak bu durum, kuantum teknolojilerinin sunduğu avantajlardan bugünden yararlanmanın mümkün olmadığı anlamına gelmiyor. Tam da bu noktada kuantum yapay zeka devreye giriyor. Mevcut kuantum donanımları üzerinde makine öğrenmesi algoritmalarının çalıştırılmasını temel alan bu yaklaşım, kurumların saatler süren işlemleri dakikalar içinde tamamlamasına veya mevcut altyapılarla çözülmesi mümkün görünmeyen problemlerin üstesinden gelmesine yardımcı olabiliyor. Aynı zamanda daha az veriyle daha verimli öğrenen modellerin geliştirilmesini, modellerin zaman içerisindeki kararlılığının artırılmasını ve çok daha fazlasını mümkün kılıyor. Peki tüm bu potansiyele rağmen kurumların daha fazla yatırım yapmasının önündeki engeller neler? Veri ve yapay zeka alanında faaliyet gösteren SAS, farklı sektörlerden 500’den fazla küresel liderle kuantum yapay zeka üzerine bir araştırma gerçekleştirdi. Araştırmanın 2025 yılında yayımlanan ilk bölümünde, uygulama maliyetlerinin yüksekliği benimsenmenin önündeki en büyük engel olarak öne çıkarken, bunu bilgi ve farkındalık eksikliği takip etmişti. Ancak 2026 itibarıyla tablo değişmeye başladı. 2026’da kuantum yapay zeka benimsenmesinin önündeki başlıca engeller neler? Araştırmaya katılan liderlere göre 2026 yılında kuantum yapay zeka kullanımının önündeki en önemli engeller şu şekilde sıralandı: Gerçek dünyadaki kullanım alanlarına ilişkin belirsizliklerYüksek uygulama maliyetleriNitelikli insan kaynağı eksikliğiBilgi ve uzmanlık eksikliğiKuantum yapay zeka çözümlerinin sınırlı erişilebilirliğiNet yasal düzenlemelerin (regülasyonların) eksikliği Kuantum yapay zeka nedir ve kurumlar neden bu teknolojiyi kullanmak istiyor? SAS, klasik bilgi işlem ile kuantum bilgi işlem teknolojilerini bir spektrumun iki ucu olarak değerlendiriyor. Bir uçta güvenilirliği kanıtlanmış klasik sistemler, diğer uçta ise deneysel ancak çok daha yüksek işlem gücü sunan kuantum sistemleri yer alıyor. Sektörel ve iş dünyasına yönelik birçok problem ise bu iki yaklaşımın kesişim alanında bulunuyor. Hibrit yaklaşım sayesinde iş yükleri klasik ve kuantum işlem altyapıları arasında paylaştırılarak her iki teknolojinin güçlü yönlerinden yararlanılıyor. SAS Baş Kuantum Mimarı Bill Wisotsky, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Kurumlar, kuantum yapay zeka alanında kendilerine özgü ve patentlenebilir yaklaşımlar geliştirerek teknoloji olgunlaştığında hazır olmak istiyor. İlgi güçlü şekilde devam etse de liderler temkinli ilerliyor ve yüksek maliyetli yatırımların somut kullanım alanları yaratmamasından endişe ediyor. SAS olarak biz ise oyun alanını dengeliyor, bugünden gerçek kullanım senaryoları oluşturuyor ve müşterilerimizin geleceğin kuantum ekonomisinden pay almasını sağlamayı hedefliyoruz.” Kurumlar kuantum ekonomisine nasıl hazırlanabilir? SAS Kuantum Ürün Stratejisi Başkanı Amy Stout ise araştırmanın pazardaki önemli bir ihtiyacı ortaya koyduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: “Bu araştırma, SAS uzmanlarının sahada gözlemlediği tabloyu doğruluyor: Liderler kuantum teknolojilerine büyük ilgi duyuyor ancak giriş bariyerleri halen oldukça yüksek. Bu nedenle erişilebilir çözümlere ihtiyaç var. SAS Quantum Lab ile kurumlara, somut iş sonuçları yaratmaya odaklanan uygulamalı bir öğrenme ve inovasyon ortamı sunmayı hedefliyoruz.” SAS Quantum Lab nedir? 2026’nın dördüncü çeyreğinde SAS Viya müşterilerine sunulması planlanan SAS Quantum Lab, kurumların kuantum yapay zeka yolculuğuna başlamasını sağlayacak bir çalışma ortamı olarak konumlanıyor. Platform, mevcut projeler üzerinde çalışan kuantum uzmanlarını desteklerken, kuantum fiziği uzmanı olmayan ancak fikirlerini test etmek ve doğrulamak isteyen kullanıcıların da bu teknolojiyi keşfetmesine olanak tanıyor. Böylece kuantum yapay zeka denemelerinin maliyeti önemli ölçüde azalırken, kurumların yanlış yönlendiren sonuçların önüne geçmesi ve bu teknolojiyi güvenilir biçimde değerlendirmesi hedefleniyor. SAS Quantum Lab’in şu özellikleri içermesi planlanıyor: Kullanıcıların sektör bazlı kullanım senaryolarında klasik, kuantum ve hibrit sonuçları yan yana karşılaştırabilmesi ve iş problemleri için en uygun yaklaşımı belirleyebilmesiMevcut testlerde 100 kattan fazla hızlanma ve %99’a varan maliyet avantajı sağlayan performans optimizasyon yetenekleriSoruları yanıtlayan, örnek kodlar sunan ve sonraki adımları öneren sanal kuantum yapay zeka asistanı Kuantum yapay zeka ile hangi alanlarda dönüşüm mümkün olabilir? Araştırmanın sonunda katılımcılara, kuantum teknolojileriyle hangi iş problemlerini çözmeyi hedefledikleri de soruldu. Öne çıkan kullanım alanları arasında şunlar yer aldı: Finans sektöründe dolandırıcılık tespit sistemlerinin doğruluğunu artırarak karmaşık işlem modellerinin daha etkin analiz edilmesi5G ağ trafiğinin gerçek zamanlı optimize edilmesiMoleküler simülasyon ve ilaç keşfi süreçlerinin hızlandırılmasıTedarik zinciri dağıtım süreçleri ile lojistik operasyonlarının optimize edilmesiMüşteri davranışlarına yönelik öngörüsel modelleme odaklı makine öğrenmesi süreçlerinin geliştirilmesiDoğal dil işleme uygulamalarında büyük dil modellerinin eğitimi için gereken süre ve kaynak ihtiyacının azaltılması Wisotsky sözlerini şöyle tamamladı: “Kuantum yapay zekayı keşfetmeye hazırsanız, biz de sizinle çalışmaya hazırız. Fikirlerinizi bizimle paylaşın; uzmanlarımız kuantum yapay zekanın kurumunuza değer katacak, güvenli ve makul bir şekilde nasıl entegre edilebileceğini birlikte değerlendirsin.” Kuantum yapay zeka SAS Innovate’te gündemdeydi SAS’ın 50 yıllık inovasyon yolculuğunu kutladığı SAS Innovate global veri ve yapay zeka konferansında kamuoyuyla paylaşıldı. Etkinlik, Microsoft, Intel ve AWS’nin de aralarında bulunduğu stratejik iş ortaklarının desteğiyle hayata geçiriliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TEKNOFEST’te Lojistikte Verimlilik İçin Yenilikçi Çözümler Aranıyor Haber

TEKNOFEST’te Lojistikte Verimlilik İçin Yenilikçi Çözümler Aranıyor

Yarışma, makine öğrenmesi ve matematiksel optimizasyon tekniklerini bir araya getirerek, anahat taşımacılığında maliyet ve verimliliği artırmayı hedefliyor. Gerçek Dünya Problemlerine Dokunan Fırsat Katılımcılardan, günlük kargo talebini tahmin eden modeller geliştirmeleri ve bu verileri kullanarak sabit kiralık araç filosu ile spot araç havuzu arasında en düşük maliyetli taşıma planını oluşturan algoritmalar tasarlamaları bekleniyor. Takımlar, gerçek lojistik problemleriyle birebir çalışarak yenilikçi ve uygulanabilir çözümler sunma imkânı bulacak. Kimler Katılabilir? Yarışma en az iki, en fazla dört kişiden oluşan takımların katılımına açık. Danışmanlar ise takım sayısına dahil değil. Ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencileri yarışmaya katılabilirken, mezunlar da mezuniyetlerinin üzerinden bir akademik yıldan fazla geçmemişse başvuru yapabiliyor. Ödüllerle Geleceğe Yatırım, Son Başvuru 31 Mart Dereceye giren takımlar büyük ödüller kazanacak: birinci takım 150.000 TL, ikinci takım 120.000 TL, üçüncü takım ise 100.000 TL ile ödüllendirilecek. Bunların yanı sıra katılımcılar, sektör profesyonelleriyle tanışma, projelerini geliştirme ve kariyerlerine güçlü bir başlangıç yapma fırsatına sahip olacak. Yarışmaya başvurular 31 Mart’a kadar kabul edilecek. Geleceğin lojistik çözümlerini geliştirecek genç yetenekler için bu, hem kariyer hem de teknoloji üretme fırsatını bir araya getiren kaçırılmayacak bir fırsat. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.