Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Makine Öğrenmesi

Kapsül Haber Ajansı - Makine Öğrenmesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Makine Öğrenmesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Jeopolitik Belirsizlikler Şirketlerin Siber Yatırımlarını Artırıyor Haber

Jeopolitik Belirsizlikler Şirketlerin Siber Yatırımlarını Artırıyor

PwC’nin “Dijital Dünyada Güven Araştırması 2026” çalışması, siber güvenliğin kurumlar için stratejik dayanıklılık, operasyonel süreklilik ve büyüme hedefleri açısından kritik bir gündem haline geldiğini ortaya koyuyor. Mayıs–Temmuz 2025 döneminde 72 ülkeden 3.887 iş ve teknoloji yöneticisinin katılımıyla gerçekleştirilen araştırmaya göre şirketler; jeopolitik belirsizlikler, tedarik zinciri kırılganlıkları, yapay zekâ destekli tehditler, kuantum bilişim ve siber yetenek açığı gibi çok katmanlı bir risk ortamıyla karşı karşıya bulunuyor. “Siber güvenlik artık iş stratejisinin ayrılmaz bir parçası” Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan PwC Türkiye Yönetim Danışmanlığı Hizmetleri Lideri Cem Aracı , şunları söyledi: “PwC Dijital Dünyada Güven Araştırması 2026, siber güvenliğin artık yalnızca teknik bir koruma alanı değil, kurumların belirsizliklere karşı dayanıklılığını belirleyen stratejik bir yönetim konusu olduğunu gösteriyor. Jeopolitik dalgalanmalar, yapay zekâ destekli tehditler, veri güvenliği, kuantum bilişime hazırlık ve yetenek açığı gibi başlıklar, siber güvenlik stratejilerinin daha bütüncül, proaktif ve iş hedefleriyle uyumlu şekilde yönetilmesini gerektiriyor. Araştırma bulguları, kurumların yalnızca risklere tepki veren değil; riskleri önceden gören, ölçen ve iş sürekliliğini destekleyen bir yaklaşıma ihtiyaç duyduğunu ortaya koyuyor.” Jeopolitik gelişmeler siber zafiyetleri yeniden şekillendiriyor Araştırmaya göre günümüz siber riskleri, yıkıcı teknolojiler kadar jeopolitik gelişmeler tarafından da şekilleniyor. Değişen ittifaklar, ticaret anlaşmazlıkları ve stratejik rekabet, hem tehdit ortamını hem de iş yapış biçimlerini etkiliyor. Bu ortamda iş ve teknoloji liderlerinin %60’ı, siber risk yatırımlarını önümüzdeki yıl için en önemli üç stratejik öncelikten biri olarak görüyor. Kritik altyapıların konumlandırılması, ticaret ve operasyon politikaları ile siber sigorta politikaları da kurumların gündeminde yer alıyor. Araştırma, hazırlık seviyesine duyulan güvenin sınırlı kaldığını da gösteriyor. Katılımcıların yalnızca %6’sı, kurumlarının araştırmada ele alınan tüm zafiyetler karşısında siber saldırılara “çok dayanıklı” olduğunu belirtiyor. Siber yatırımlarda proaktif yaklaşım ihtiyacı öne çıkıyor Araştırmaya katılan kurumların %78’i, önümüzdeki yıl siber güvenlik bütçelerinin artmasını bekliyor. Ancak bütçelerin nasıl kullanıldığı kritik önem taşıyor. Kurumların yalnızca %24’ü proaktif siber güvenlik önlemlerine, reaktif harcamalardan belirgin ölçüde daha fazla kaynak ayırıyor. Raporda; izleme, değerlendirme, test, kontrol, eğitim ve yönetişim gibi proaktif alanlara yatırım yapmanın, kriz sonrası müdahale ve toparlanma maliyetlerine kıyasla daha sürdürülebilir bir yaklaşım sunduğu vurgulanıyor. Yapay zekâ siber güvenlikte potansiyelden önceliğe geçiyor Araştırma, yapay zekânın siber güvenlikte yatırım önceliklerinin merkezine yerleştiğini gösteriyor. Güvenlik liderleri için yapay zekâ, siber bütçelerin dağılımında en öncelikli yatırım alanı olarak öne çıkıyor. Önümüzdeki 12 ayda kurumların öncelik verdiği yapay zekâ güvenlik yetkinlikleri arasında tehdit avcılığı ilk sırada yer alırken, ajan tabanlı yapay zekâ da öne çıkan alanlar arasında bulunuyor. Rapora göre yapay zekâ ajanları; bulut güvenliği, veri koruma, siber savunma ve operasyonlar gibi alanlarda verimlilik ve üretkenliği artırmak için önceliklendiriliyor. Veri riski yönetimi yapay zekâ başarısı için kritik hale geliyor Araştırma, yapay zekâ çözümlerinin başarılı şekilde uygulanması için güçlü veri riski yönetiminin kritik olduğunu ortaya koyuyor. Etkili yapay zekâ uygulamaları; kaliteli veri setlerine erişimin yanı sıra, bu verilerin güvenli ve doğru bağlamda kullanılmasını sağlayan kurum geneli yönetişim mekanizmalarına ihtiyaç duyuyor. Buna karşın, kurumların yalnızca %6’sı araştırmada yer alan veri riskine yönelik tüm önlemleri kurum genelinde hayata geçirmiş durumda. Veri sınıflandırma politikalarını kurum genelinde uygulayanların oranı %50, temel veri çıkış kanallarında veri kaybı önleme uygulamalarını hayata geçirenlerin oranı ise %48 seviyesinde bulunuyor. Kuantum bilişim için hazırlık süreci hız kazanmalı Rapor, kuantum bilişimin henüz doğrudan ve acil bir siber tehdit oluşturmadığını; ancak kuantum sonrası kriptografiye geçişi geciktiren kurumların hassas verilerini, kimlik doğrulama hizmetlerini ve kriptografik sistemlerini riske atabileceğini belirtiyor. Araştırmaya göre kurumların %49’u kuantuma dayanıklı güvenlik önlemlerini henüz değerlendirmemiş ya da uygulamaya başlamamış durumda. Kuantum bilişim, kurumların en hazırlıksız olduğu tehditler arasında yer almasına rağmen, güvenlik liderlerinin yalnızca %8’i bu alanı önümüzdeki yılın ilk üç bütçe önceliği arasında görüyor. Araştırmada yer alan kuantuma dayanıklı önlemlerin tamamını hayata geçiren kurumların oranı ise yalnızca %3. Siber yetenek açığı yönetilen hizmetleri stratejik bir kaldıraç haline getiriyor Siber güvenlik alanındaki iş gücü açığı, kurumların yapay zekâyı operasyonlara entegre etme, karmaşık ortamları güvence altına alma ve yeni nesil tehditlere hazırlanma çabalarını yavaşlatıyor. Araştırmaya göre siber savunmada yapay zekâ kullanımının önündeki en büyük engeller bilgi ve yetkinlik eksikliği. Kurumlar bu açığı kapatmak için yapay zekâ ve makine öğrenmesi araçlarını, güvenlik otomasyonunu, siber araçların konsolidasyonunu ve çalışanların yetkinliklerini geliştirmeyi önceliklendiriyor. Uzmanlaşmış yönetilen hizmetler de kurumların gündeminde daha fazla yer buluyor. Rapora göre kurumlar bu hizmetleri yalnızca dış kaynak kullanımı olarak değil; uzmanlık, hız ve ölçek kazandıran stratejik bir iş ortaklığı modeli olarak değerlendiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İstanbul Dijital Sanat Festivali 6. Kez AKM’de Başlıyor Haber

İstanbul Dijital Sanat Festivali 6. Kez AKM’de Başlıyor

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle, Türk Telekom ve PASHA Bank ana sponsorluğunda, Mezo tarafından hayata geçirilen festival, bu yıl “RETELL” (Yeniden Anlat) temasıyla sanatseverleri ağırlayacak. Dijital sanatın güncel üretimlerini, yapay zekâ destekli yaratıcı pratikleri ve yeni medya alanındaki yenilikçi yaklaşımları bir araya getiren festival, beş gün boyunca sergilerden performanslara, panellerden atölyelere uzanan geniş bir program sunacak. Herkese açık ve ücretsiz olarak gerçekleştirilecek etkinlik, Türkiye’nin yanı sıra dünyanın farklı ülkelerinden toplam 70 sanatçıyı İstanbul’da buluşturacak. Bu yıl “RETELL” teması etrafında şekillenen festival, dijital çağda hikâye anlatımının dönüşümünü, yapay zekânın üretim süreçlerindeki etkisini ve teknolojinin bireysel yaratıcılık ile kolektif hafıza üzerindeki rolünü tartışmaya açacak. Festival kapsamında yapay zekâ yalnızca teknolojik bir araç olarak değil, sanatın yeni ifade biçimlerini geliştiren yaratıcı bir ortak olarak ele alınacak. Afrika’dan Asya’ya uzanan farklı coğrafyalardan sanatçıları bir araya getiren festival, sanatseverlere deneyimsel ve beklenmedik anlatımlar sunacak. Festivalin direktörlüğünü Dr. Nabat Garakhanova, artistik direktörlüğünü Esra Özkan üstlenirken; küratör kadrosunda Evgeniya Romanidi, Gonzalo Herrero Delicado, Burcu Öztürkler, Ozan Turkkan, İsmail Erim Gülaçtı ve Türkiye’nin ilk yapay zekâ küratörü Avind yer alıyor. Güncel Tartışmalar ve Yeni Anlatılar Festivalin dikkat çeken bölümlerinden birini uluslararası konuşmacıları bir araya getiren panel programı oluşturuyor. “RETELL: Algımızı Ne Şekillendirir?” başlıklı oturumda dijital çağda gerçeklik, algı ve anlatı ilişkisi tartışılırken, “REWORLD: Makinenin Ötesinde Kurulan Bağlar” paneli insan ile teknoloji arasında gelişen yeni ilişki biçimlerine odaklanacak. Yapay zekânın çalışma hayatı, yaratıcılık ve üretim süreçleri üzerindeki etkileri ise “REWORLD: İnsan Deneyimi, Emek ve Yapay Zekâ” panelinde ele alınacak. Festival programında ayrıca dijital sanat alanındaki uluslararası dolaşım ağlarını ve yaratıcı iş birliklerini odağına alan “Circulating Practices: Dijital Sanat Dünyasında Hareketlilik” başlıklı oturum yer alırken, “Yerel Hafıza, Küresel Altyapı: Anlatıyı Kim Yeniden Kurar?” paneli ise kültürel hafıza, dijital altyapılar ve günümüz anlatı biçimleri üzerine önemli tartışmalara ev sahipliği yapacak. Böylece festival, sanat ve teknolojinin kesişiminde ortaya çıkan güncel meseleleri farklı disiplinlerden uzmanların katılımıyla değerlendirme fırsatı sunacak. Çocuklar ve Gençler İçin Yaratıcı Atölyeler Festival, çocuklar ve gençler için hazırlanan kapsamlı atölye programıyla da dikkat çekiyor. Katılımcılar, “İleri Dönüşümden Dijital Sanata”, “Oyun Hamurundan Dijital Sanata”, “Renkleri Yakala Atölyesi” ve “Teknoloji İzcileri Atölyesi” gibi etkinliklerde yaratıcılıklarını teknolojiyle buluşturma fırsatı yakalayacak. Yapay zekâ ve dijital üretim odaklı programlar arasında ise “Makine Öğrenmesi ile Görsel Yolculuk”, “AI Storybook”, “Geleceğin Yüzleri Atölyesi”, “Gökyüzü Kaşifleri Atölyesi”, “VR Gözlük ile Dijital İllüstrasyon” ve “Yeni Medya ve Yapay Zekâ: Dijital Üretimin Evrimi” öne çıkıyor. Oyun teknolojileri ve dijital tasarım alanlarına ilgi duyan gençler için hazırlanan programda “Dijital Oyunlarda Kreatif Video Üretimi”, “Marvelous Designer ve Unreal Engine: Oyun İçi Kostüm Tasarım Entegrasyonu ve Sinematik Render Atölyesi”, “Dijital Oyunlarda Görsel Geribildirim Sekansları”, “Karakter Tasarımı ve Yapay Zekâ ile Görsel Oluşturma” ve “Karakterini Hayata Geçir: Yapay Zekâ ile Animasyon 101” gibi uygulamalı çalışmalar da yer alıyor. Dijital Sanatın Buluşma Noktası Altıncı yılında İstanbul Dijital Sanat Festivali, teknolojiyi yalnızca sergileyen değil; onunla düşünen, sorgulayan ve yeni anlatılar geliştiren bir platform olmayı sürdürüyor. Sanat, yapay zekâ ve teknolojinin kesişim noktasında yer alan festival; sergileri, performansları, panelleri ve eğitim programlarıyla ziyaretçilerine dijital kültürün bugünü ve geleceğine dair kapsamlı bir deneyim sunmayı amaçlıyor. 3-7 Haziran tarihleri arasında Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek 6. İstanbul Dijital Sanat Festivali, beş gün boyunca sanat, teknoloji ve yaratıcılığın buluştuğu uluslararası bir platform olarak kapılarını tüm ziyaretçilere ücretsiz olarak açacak. Festivalin sponsorları arasında Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü, Anadolu Ajansı, Turkish Airlines, Yıldız Teknik Üniversitesi, Onvo, Akın Robotics, Esas Holding, DİSAD (Dijital Sanat Derneği), Meta Yapı, Mayer, Monster, Sultangazi Belediyesi, Allnjoy, Omni Event, Dewards, Adinteraction, FH İletişim, Gauss, Pakala, Node Media Lab, Ars Electronica, TODA ve Artvive yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

VakıfBank Stevie Awards MENA’dan 35 Ödülle Döndü Haber

VakıfBank Stevie Awards MENA’dan 35 Ödülle Döndü

VakıfBank, farklı ihtiyaçlara yönelik geliştirdiği yenilikçi çözümlerinin yanı sıra sosyal sorumluluk projeleri ve kurum içi iletişim alanındaki yenilikçi yaklaşımıyla uluslararası arenada önemli bir başarıya imza attı. VakıfBank, Stevie Awards MENA 2026’da kazandığı 35 ödülle hem teknoloji ve yapay zekâ alanındaki yetkinliğini hem de spor ve toplumsal etki projelerindeki liderliğini ortaya koydu. Banka, dijital dönüşümden müşteri deneyimine, sosyal sorumluluktan iletişime uzanan geniş bir yelpazede geliştirdiği projelerle uluslararası arenada önemli bir başarıya imza attı. Teknoloji ve yapay zekâ alanında güçlü performans Teknoloji ve dijital dönüşüm alanında da güçlü bir performans sergileyen Fidem Mobil projesi; Kurumsal Dönüşüm ve İyileşme, Ürün İnovasyonu ve Finans kategorilerinde gümüş ve 3 bronz olmak üzere toplam 4 ödül kazandı. Fidem Mobil Dijital Çiftçi Uygulaması ise Finansal Hizmetler Sektöründe Müşteri Hizmetlerinde Teknolojinin Yenilikçi Kullanımı kategorisinde gümüş ödüle layık görüldü. Yapay zekâ tabanlı çözümleriyle de öne çıkan VakıfBank, bu alanda geliştirdiği projelerle dikkat çekti. VakıfBank Yapay Zekâ Finansal Analiz Asistanı Yapay Zekâ ve Makine Öğrenmesi kategorisinde altın ödül kazanırken, AI destekli ATM nakit optimizasyonu platformu ve NLP tabanlı akıllı yanıt sistemi aynı kategoride gümüş ödüle layık görüldü. NLP tabanlı akıllı kategorize sistemi ise “Yılın En Yenilikçi Teknoloji Ekibi” kategorisinde altın ödül kazanarak Bankanın yapay zekâ alanındaki yetkinliğini pekiştirdi. Finansal hizmetler ve dijital bankacılık alanında geliştirilen projeler de uluslararası arenada takdir gördü. V-Ayna projesi Finansal Hizmetlerde Yenilikçi Yönetim kategorisinde altın ödül kazanırken, VakıfBank & Trendyol Dijital KOBİ kredisi projesi Teknoloji Yönetimi ve Uygulamada İnovasyon kategorisinde altın ödüle layık görüldü. VaNa gibi çözümler de müşteri deneyimi ve finans alanlarında bronz ödüller kazandı. Spor ve toplumsal etki projeleri öne çıktı VakıfBank, “Herkes İçin Voleybol” projesiyle Toplumsal İlişkiler veya Kamu Hizmeti İletişiminde İnovasyon kategorisinde altın, Kurumsal Sosyal Sorumlulukta İnovatif Başarı kategorisinde gümüş ve Etkinlik Kullanımında İnovasyon kategorisinde bronz ödülün sahibi oldu. VakıfBank Kadın Voleybol Takımı, Sponsorluklarda İnovasyon kategorisinde altın, Uluslararası Genişlemede İnovatif Başarı ve Kurumsal Sosyal Sorumlulukta İnovatif Başarı kategorilerinde ise bronz ödüller kazandı. Bosna Hersek Voleybol Okulları Stratejik İş Birliği projesi ise Kurumsal Sosyal Sorumlulukta İnovatif Başarı kategorisinde gümüş, Uluslararası Genişlemede İnovatif Başarı kategorisinde ise bronz ödüle layık görüldü. VakıfBank’ın iletişim ve marka projeleri de ödüllerle taçlandırıldı. Court of Legends projesi video kategorilerinde iki altın ödül kazanırken, BizimYerimiz Dergisi Kurum İçi Yayınlarda İnovasyon kategorisinde de altın ödüle layık görüldü. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sektör Liderleri Kuantum Yapay Zeka Dönüşümünün Eşiğinde Haber

Sektör Liderleri Kuantum Yapay Zeka Dönüşümünün Eşiğinde

Kuantum donanımlarını destekleyen tedarik zincirinin giderek daha istikrarlı hale gelmesiyle birlikte, birçok uzman bu gelişmekte olan teknolojinin 2030’lu yılların başında popülerleşerek yaygın ölçekte kullanılabilir hale geleceğini öngörüyor. Ancak bu durum, kuantum teknolojilerinin sunduğu avantajlardan bugünden yararlanmanın mümkün olmadığı anlamına gelmiyor. Tam da bu noktada kuantum yapay zeka devreye giriyor. Mevcut kuantum donanımları üzerinde makine öğrenmesi algoritmalarının çalıştırılmasını temel alan bu yaklaşım, kurumların saatler süren işlemleri dakikalar içinde tamamlamasına veya mevcut altyapılarla çözülmesi mümkün görünmeyen problemlerin üstesinden gelmesine yardımcı olabiliyor. Aynı zamanda daha az veriyle daha verimli öğrenen modellerin geliştirilmesini, modellerin zaman içerisindeki kararlılığının artırılmasını ve çok daha fazlasını mümkün kılıyor. Peki tüm bu potansiyele rağmen kurumların daha fazla yatırım yapmasının önündeki engeller neler? Veri ve yapay zeka alanında faaliyet gösteren SAS, farklı sektörlerden 500’den fazla küresel liderle kuantum yapay zeka üzerine bir araştırma gerçekleştirdi. Araştırmanın 2025 yılında yayımlanan ilk bölümünde, uygulama maliyetlerinin yüksekliği benimsenmenin önündeki en büyük engel olarak öne çıkarken, bunu bilgi ve farkındalık eksikliği takip etmişti. Ancak 2026 itibarıyla tablo değişmeye başladı. 2026’da kuantum yapay zeka benimsenmesinin önündeki başlıca engeller neler? Araştırmaya katılan liderlere göre 2026 yılında kuantum yapay zeka kullanımının önündeki en önemli engeller şu şekilde sıralandı: Gerçek dünyadaki kullanım alanlarına ilişkin belirsizliklerYüksek uygulama maliyetleriNitelikli insan kaynağı eksikliğiBilgi ve uzmanlık eksikliğiKuantum yapay zeka çözümlerinin sınırlı erişilebilirliğiNet yasal düzenlemelerin (regülasyonların) eksikliği Kuantum yapay zeka nedir ve kurumlar neden bu teknolojiyi kullanmak istiyor? SAS, klasik bilgi işlem ile kuantum bilgi işlem teknolojilerini bir spektrumun iki ucu olarak değerlendiriyor. Bir uçta güvenilirliği kanıtlanmış klasik sistemler, diğer uçta ise deneysel ancak çok daha yüksek işlem gücü sunan kuantum sistemleri yer alıyor. Sektörel ve iş dünyasına yönelik birçok problem ise bu iki yaklaşımın kesişim alanında bulunuyor. Hibrit yaklaşım sayesinde iş yükleri klasik ve kuantum işlem altyapıları arasında paylaştırılarak her iki teknolojinin güçlü yönlerinden yararlanılıyor. SAS Baş Kuantum Mimarı Bill Wisotsky, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Kurumlar, kuantum yapay zeka alanında kendilerine özgü ve patentlenebilir yaklaşımlar geliştirerek teknoloji olgunlaştığında hazır olmak istiyor. İlgi güçlü şekilde devam etse de liderler temkinli ilerliyor ve yüksek maliyetli yatırımların somut kullanım alanları yaratmamasından endişe ediyor. SAS olarak biz ise oyun alanını dengeliyor, bugünden gerçek kullanım senaryoları oluşturuyor ve müşterilerimizin geleceğin kuantum ekonomisinden pay almasını sağlamayı hedefliyoruz.” Kurumlar kuantum ekonomisine nasıl hazırlanabilir? SAS Kuantum Ürün Stratejisi Başkanı Amy Stout ise araştırmanın pazardaki önemli bir ihtiyacı ortaya koyduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: “Bu araştırma, SAS uzmanlarının sahada gözlemlediği tabloyu doğruluyor: Liderler kuantum teknolojilerine büyük ilgi duyuyor ancak giriş bariyerleri halen oldukça yüksek. Bu nedenle erişilebilir çözümlere ihtiyaç var. SAS Quantum Lab ile kurumlara, somut iş sonuçları yaratmaya odaklanan uygulamalı bir öğrenme ve inovasyon ortamı sunmayı hedefliyoruz.” SAS Quantum Lab nedir? 2026’nın dördüncü çeyreğinde SAS Viya müşterilerine sunulması planlanan SAS Quantum Lab, kurumların kuantum yapay zeka yolculuğuna başlamasını sağlayacak bir çalışma ortamı olarak konumlanıyor. Platform, mevcut projeler üzerinde çalışan kuantum uzmanlarını desteklerken, kuantum fiziği uzmanı olmayan ancak fikirlerini test etmek ve doğrulamak isteyen kullanıcıların da bu teknolojiyi keşfetmesine olanak tanıyor. Böylece kuantum yapay zeka denemelerinin maliyeti önemli ölçüde azalırken, kurumların yanlış yönlendiren sonuçların önüne geçmesi ve bu teknolojiyi güvenilir biçimde değerlendirmesi hedefleniyor. SAS Quantum Lab’in şu özellikleri içermesi planlanıyor: Kullanıcıların sektör bazlı kullanım senaryolarında klasik, kuantum ve hibrit sonuçları yan yana karşılaştırabilmesi ve iş problemleri için en uygun yaklaşımı belirleyebilmesiMevcut testlerde 100 kattan fazla hızlanma ve %99’a varan maliyet avantajı sağlayan performans optimizasyon yetenekleriSoruları yanıtlayan, örnek kodlar sunan ve sonraki adımları öneren sanal kuantum yapay zeka asistanı Kuantum yapay zeka ile hangi alanlarda dönüşüm mümkün olabilir? Araştırmanın sonunda katılımcılara, kuantum teknolojileriyle hangi iş problemlerini çözmeyi hedefledikleri de soruldu. Öne çıkan kullanım alanları arasında şunlar yer aldı: Finans sektöründe dolandırıcılık tespit sistemlerinin doğruluğunu artırarak karmaşık işlem modellerinin daha etkin analiz edilmesi5G ağ trafiğinin gerçek zamanlı optimize edilmesiMoleküler simülasyon ve ilaç keşfi süreçlerinin hızlandırılmasıTedarik zinciri dağıtım süreçleri ile lojistik operasyonlarının optimize edilmesiMüşteri davranışlarına yönelik öngörüsel modelleme odaklı makine öğrenmesi süreçlerinin geliştirilmesiDoğal dil işleme uygulamalarında büyük dil modellerinin eğitimi için gereken süre ve kaynak ihtiyacının azaltılması Wisotsky sözlerini şöyle tamamladı: “Kuantum yapay zekayı keşfetmeye hazırsanız, biz de sizinle çalışmaya hazırız. Fikirlerinizi bizimle paylaşın; uzmanlarımız kuantum yapay zekanın kurumunuza değer katacak, güvenli ve makul bir şekilde nasıl entegre edilebileceğini birlikte değerlendirsin.” Kuantum yapay zeka SAS Innovate’te gündemdeydi SAS’ın 50 yıllık inovasyon yolculuğunu kutladığı SAS Innovate global veri ve yapay zeka konferansında kamuoyuyla paylaşıldı. Etkinlik, Microsoft, Intel ve AWS’nin de aralarında bulunduğu stratejik iş ortaklarının desteğiyle hayata geçiriliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TEKNOFEST’te Lojistikte Verimlilik İçin Yenilikçi Çözümler Aranıyor Haber

TEKNOFEST’te Lojistikte Verimlilik İçin Yenilikçi Çözümler Aranıyor

Yarışma, makine öğrenmesi ve matematiksel optimizasyon tekniklerini bir araya getirerek, anahat taşımacılığında maliyet ve verimliliği artırmayı hedefliyor. Gerçek Dünya Problemlerine Dokunan Fırsat Katılımcılardan, günlük kargo talebini tahmin eden modeller geliştirmeleri ve bu verileri kullanarak sabit kiralık araç filosu ile spot araç havuzu arasında en düşük maliyetli taşıma planını oluşturan algoritmalar tasarlamaları bekleniyor. Takımlar, gerçek lojistik problemleriyle birebir çalışarak yenilikçi ve uygulanabilir çözümler sunma imkânı bulacak. Kimler Katılabilir? Yarışma en az iki, en fazla dört kişiden oluşan takımların katılımına açık. Danışmanlar ise takım sayısına dahil değil. Ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencileri yarışmaya katılabilirken, mezunlar da mezuniyetlerinin üzerinden bir akademik yıldan fazla geçmemişse başvuru yapabiliyor. Ödüllerle Geleceğe Yatırım, Son Başvuru 31 Mart Dereceye giren takımlar büyük ödüller kazanacak: birinci takım 150.000 TL, ikinci takım 120.000 TL, üçüncü takım ise 100.000 TL ile ödüllendirilecek. Bunların yanı sıra katılımcılar, sektör profesyonelleriyle tanışma, projelerini geliştirme ve kariyerlerine güçlü bir başlangıç yapma fırsatına sahip olacak. Yarışmaya başvurular 31 Mart’a kadar kabul edilecek. Geleceğin lojistik çözümlerini geliştirecek genç yetenekler için bu, hem kariyer hem de teknoloji üretme fırsatını bir araya getiren kaçırılmayacak bir fırsat. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hepsiburada’dan TEKNOFEST’te Yapay Zeka Destekli Lojistik Yarışması Haber

Hepsiburada’dan TEKNOFEST’te Yapay Zeka Destekli Lojistik Yarışması

Hepsiburada, T3 Vakfı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının ana yürütücüsü olduğu TEKNOFEST 2026 kapsamında gerçek operasyonel problemlere çözüm üretmeyi hedefleyen “Yapay Zeka Destekli Lojistik Anahat Optimizasyonu Yarışması” gerçekleştirecek. Genç katılımcılardan kapasite, hacim ve servis seviyesi kısıtlarını gözeterek teslimat atamalarını gerçekleştirebilen, transfer merkezleri arasındaki rotaları en verimli şekilde planlayabilen ve makine öğrenmesi yöntemleriyle teslimat hacimlerini öngörebilen bütüncül çözümler tasarlamaları bekleniyor. Gerçek Veri Setleriyle Ölçülebilir ve Uygulanabilir Çözümler Yarışma sürecinde takımlar, gerçek operasyonel veri setleri üzerinden çalışarak maliyet, gecikme riski, kapasite kullanımı ve operasyonel kısıtları birlikte ele alan modeller geliştirecek. Bu doğrultuda ekipler karşılaştırılabilir, ölçülebilir ve sahada uygulanabilir bir anahat optimizasyon yaklaşımı sunacak. Gençler tarafından ortaya çıkarılan projeler; lojistik operasyonlarda verimliliğin artırılmasına, hizmet seviyesinin iyileştirilmesine ve sürdürülebilir planlama modellerinin ortaya çıkmasına odaklanacak. Yarışmada finale kalan takımlar, çözümlerini fiziksel sunum aşamasında jüriye aktaracak. Kazanan ekipler ise 30 Eylül - 4 Ekim tarihleri arasında Şanlıurfa’da düzenlenecek TEKNOFEST 2026 sahnesinde ödüllerini alarak projelerini geniş kitlelerle paylaşma fırsatı yakalayacak. Son Başvuru Tarihi 22 Mart Son başvuru tarihi 22 Mart 2026 olan yarışmaya ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora seviyesinde eğitim gören öğrenciler ve mezuniyet tarihinden 1 yıl geçmemiş kişiler başvurabiliyor. Takımların en az 2, en fazla 4 kişiden oluşması şartı bulunuyor. Yarışmada birinci seçilen takım 150 bin, ikinci takım 120 bin, üçüncü takım ise 100 bin liralık ödüle hak kazanacak. Yarışma takvimi, şartlar, süreçler hakkında detaylı bilgi ve başvuru için: https://teknofest.org/tr/yarismalar/yapay-zeka-destekli-lojistik-anahat-optimizasyonu-yarismasi/ Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Teknolojide Kadın Derneği, “Teknolojinin Liderleri” Programının Yeni Dönemini Başlattı Haber

Teknolojide Kadın Derneği, “Teknolojinin Liderleri” Programının Yeni Dönemini Başlattı

Teknolojide Kadın Derneği Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı Zehra Öney tarafından inşa edilen bu program, 2024 yılında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın açılış konuşmasını yaptığı ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran basın lansmanıyla duyurulmuş; kamu, özel sektör ve sivil toplum iş birliğinin güçlü bir örneği olarak konumlanmıştı. Yeni dönemde “Teknolojinin Liderleri”, bu güçlü zeminin üzerine inşa edilerek yoluna devam ediyor. Bu yıl program; siber güvenlik, makine öğrenmesi ve veri analitiği gibi Türkiye’nin dijital dönüşüm ve rekabet gücü açısından kritik öneme sahip alanlara odaklanıyor. Seçkin Bir Yetenek Havuzu ile Yoğunlaştırılmış İlk Faz Programın ilk fazında yer alan 63 öğrenci, Türkiye’nin teknoloji ekosisteminin ihtiyaç duyduğu yüksek potansiyelli ve seçkin bir yetenek havuzu olarak; tamamen ücretsiz, yoğunlaştırılmış ve uygulama odaklı bir eğitim sürecine dahil oldu. Bu faz, yalnızca bir eğitim başlangıcı değil; gençlerin erken kariyer döneminde stratejik teknoloji alanlarında derinleşmelerini, analitik düşünme becerilerini güçlendirmelerini ve uzun vadeli kariyer yolculuklarını sağlam temeller üzerine inşa etmelerini sağlayan kritik bir gelişim aşaması olarak kurgulandı. Program Liderliği Bu Yıl OBSS İnsan Kaynaklarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Sühendan Işık’ta Programın bu yılki liderliğini, OBSS İnsan Kaynaklarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Sühendan Işık üstleniyor. Sühendan Işık liderliğinde yürütülen bu dönem; gençlerin yalnızca teknik uzmanlık kazanmasının yanı sıra; stratejik düşünme, analitik bakış açısı, problem çözme, organizasyonel farkındalık ve liderlik refleksi geliştirmelerini hedefleyen bütüncül bir yetkinlik modeli üzerine inşa ediliyor. Program, katılımcıları teknoloji dünyasında yalnızca uygulayıcı değil; sorgulayan, yön veren ve etki yaratan bireyler olarak konumlandırmayı amaçlıyor. Teknoloji Ekosisteminden Güçlü Kurumsal Destek Bu yıl projede destekçi kurum olarak yer alan ve gençleri sahiplenen markalar; Akbank, Adeo, Arksigner, Commencis, Dorçe Prefabrik, Ekşi Sözlük, EnerjiSA, Esas Holding, Gtech, Hitit Bilgisayar, Join Us, Kayalar Kimya, Lenovo, Linktera, Mastercard, MediaMarkt, OBSS, Penta Teknoloji, Pera Özel Eğitim Kurumları, QNB Finansbank, Sahibinden.com, SEM, Sun Tekstil, Teknosa, Ülker, Vodafone. Bu geniş destek ağı, “Teknolojinin Liderleri” programının çok disiplinli yapısını ve özel sektörün genç yeteneklerin gelişimine yönelik güçlü sahiplenmesini ortaya koyuyor. Teknolojide Kadın Derneği Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı Zehra Öney, programın yeni dönemiyle ilgili şu değerlendirmede bulundu: “Teknolojinin Liderleri, Türkiye’nin teknoloji geleceğini şekillendirecek insan kaynağına yapılan stratejik, uzun vadeli ve sistematik bir yatırımdır. Siber güvenlikten yapay zekâya, veri analitiğinden makine öğrenmesine uzanan bu kritik alanlar; yalnızca teknik uzmanlık değil, aynı zamanda vizyon, etik, liderlik ve sorumluluk bilinci gerektiriyor. Bu programla; teknolojiyi yöneten, sorgulayan, dönüştüren ve topluma değer katan liderler yetiştirmeyi hedefliyoruz. Genç kadınların bu alanlarda daha görünür, daha cesur ve daha etkin biçimde yer alması, Türkiye’nin rekabet gücü ve sürdürülebilir kalkınması açısından stratejik bir öneme sahip. Güçlü bir iş birliği modeliyle yola çıkan Teknolojinin Liderleri, özel sektörün sahiplenmesi, gençlerin motivasyonu ve doğru içerik kurgusunun bir araya gelmesiyle gerçek bir dönüşüm yaratıyor. Bu yolculuğun zaman içinde yüzlere, binlere ve on binlere ulaşarak ülkemizin teknoloji kapasitesine ve toplumsal dönüşümüne kalıcı bir değer katacağına yürekten inanıyorum.” Program lideri Sühendan Işık, “Teknolojinin Liderleri”nin bu yılki odağına ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Teknolojinin Liderleri projesiyle, genç kadınların siber güvenlik ve yapay zeka gibi kritik teknoloji alanlarında güçlenmesini amaçlıyoruz. Bu proje, teknoloji dünyasına adım atmak isteyen genç yetenekler için ilham verici bir başlangıç noktası sunuyor. Siber güvenlik ve yapay zeka, geleceği şekillendiren en stratejik alanlar arasında yer alıyor. Biz de bu alanlarda kadınların daha görünür, daha etkin ve daha güçlü biçimde yer almasını destekliyoruz. Eğitim programımız; teknik bilgiyle birlikte analitik düşünme, problem çözme ve sorgulama becerilerini bir araya getiriyor. Katılımcılar bu süreçte yalnızca öğrenen değil; üreten, düşünen ve çözüm geliştiren bireyler olarak gelişiyor. Koçluk görüşmeleri ve mentorluk desteğiyle bu yolculuğu daha da güçlendiriyoruz. Amacımız, erken kariyer döneminde doğru temasları ve doğru yetkinlikleri kazandırmak. Teknoloji ekosisteminde sürdürülebilir dönüşümün, genç kadınların aktif katılımıyla mümkün olduğuna inanıyoruz. Teknolojinin Liderleri, geleceğin teknoloji liderlerine yapılan stratejik bir yatırım niteliği taşıyor. Bu programla kadınların potansiyelini teknolojiyle buluşturuyoruz.”

Türkiye’deki Yapay Zeka Girişimleri 457’ye Yükseldi Haber

Türkiye’deki Yapay Zeka Girişimleri 457’ye Yükseldi

Ocak 2026 itibarıyla haritaya 40 yeni girişim eklenirken, 2 girişim haritadan çıkarıldı ve Türkiye’deki toplam yapay zeka girişimi sayısı 457’ye ulaştı. Güncellemenin öne çıkan başlığı haritaya eklenen her üç girişimden birinin Agentic AI kategorisinde yer alması oldu. 2025 yılında ise ekosistem yaklaşık yüzde 20 büyüdü. Türkiye’de yapay zeka ekosisteminin gelişimini izlemek ve görünür kılmak amacıyla çalışmalarını sürdüren Türkiye Yapay Zeka İnisiyatifi (TRAI), yapay zeka alanında faaliyet gösteren yerli girişimleri düzenli olarak haritalandırmaya devam ediyor. 2017 yılında 24 olan yapay zeka girişim sayısı, Ocak 2026 itibarıyla haritaya eklenen 40 yeni girişimle birlikte 457’ye ulaştı. Aynı dönemde exit, kapanma veya çözümlerini güncelleme gerekçeleriyle 2 girişim haritadan çıkarıldı. Haritaya eklenen her üç girişimden biri Agentic AI kategorisinde yer aldı Ocak 2026 güncellemesinde haritaya eklenen girişimlerin kategori dağılımı, Agentic AI’nin açık biçimde öne çıktığını ortaya koydu. Bu dönemde haritaya dahil edilen her üç girişimden biri Agentic AI kategorisinde konumlandı. Toplam 12 girişim ile Agentic AI, eklenen girişimler arasında en yüksek paya sahip kategori oldu. Agentic AI çözümleri; bir görevi anlayan, gerektiğinde insan onayıyla ilerleyen ve çıktıyı ölçülebilir şekilde teslim eden yapılarıyla otomasyon ve karar destek senaryolarını daha görünür hale getirirken, ekosistemin “öneren asistanlar”dan işi baştan sona tamamlayan sistemlere doğru ilerlediğini ortaya koydu. Bu alanda faaliyet gösteren girişimlerin ağırlıklı olarak sektör agnostik yapıda olduğu görüldü. Agentic AI’yi, Diyalogsal Yapay Zeka (5) kategorisi izledi. Makine Öğrenmesi (3), Görüntü İşleme (3), HealthTech (3) ve Öngörü ve Veri Analitiği (3) alanlarında da eşit sayıda girişim haritaya eklendi. Altyapı ve Operasyonlar/Servis (2), LegalTech (2) ve Optimizasyon (2) kategorileri ise eklenen girişimler arasında diğer öne çıkan alanlar oldu. Bunun yanı sıra Doğal Dil İşleme (1), EdTech (1), Nesnelerin İnterneti (1), Otonom Sistemler (1) ve Görsel Üretim – Visual AI (1) kategorilerinde de yeni girişimler haritada yer aldı. 2025 yılında ekosistem yaklaşık yüzde 20 büyüdü Türkiye Yapay Zeka İnisiyatifi (TRAI) Girişim Haritası, 2025 yılı boyunca düzenli güncellemelerle izlenen istikrarlı bir büyüme çizgisi ortaya koydu. Yıla Ocak 2025’te 379 girişimle başlayan harita, bu dönemde 19 girişimin eklenmesi ve 2 girişimin çıkarılmasıyla net +17 artış kaydetti. Nisan 2025 güncellemesinde 15 yeni girişim eklenip 1 girişim çıkarıldı ve net +14 artışla toplam girişim sayısı 393’e ulaştı. Haziran 2025 itibarıyla 20 girişim eklenmesi ve 2 girişimin çıkarılmasıyla net +18 artış sağlandı; böylece ekosistem 411 girişimle ilk kez kalıcı biçimde 400+ bandına taşındı. Üçüncü çeyrekte (Eylül 2025) toplam girişim sayısı 419’a yükselirken, bu dönemin asıl kritik gelişmesi haritanın kategori yapısının yenilenmesi oldu. Bu kapsamda Üretken Yapay Zeka (GenAI) alanı; Agentic AI, Diyalogsal Yapay Zeka ve Görsel Üretim alt kırılımlarına ayrıldı ve girişimler yeni yapı doğrultusunda yeniden konumlandırıldı. Bu güncelleme, ekosistemin yalnızca ne kadar büyüdüğünü değil, aynı zamanda nasıl evrildiğini de daha net ve ölçülebilir biçimde ortaya koydu. Bu sürecin ardından Ocak 2026 güncellemesinde 40 yeni girişimin eklenmesi ve 2 girişimin çıkarılmasıyla toplam girişim sayısı 457’ye ulaştı. Son 12 aylık dönemde 78 yeni girişimin haritaya dahil edilmesiyle ekosistem yaklaşık %20 büyüme kaydederken, ortaya çıkan tablo Türkiye’de yapay zeka girişimciliğinin düzenli güncellemelerle izlenebilen, yeni oyuncularla genişleyen ve süreklilik gösteren bir yapı sergilediğini ortaya koydu. “Girişimlerin süreci sahiplenen ve sonuç üreten yapılara yöneldiğini görüyoruz” Türkiye yapay zeka ekositeminin her yıl daha da büyüdüğüne dikkat çeken TRAI Genel Müdürü Can Sinemli, güncel verileri şöyle değerlendirdi: “TRAI Girişim Haritası’nda izlediğimiz tablo, Türkiye’de yapay zeka girişimciliğinin artık teknoloji başlığı etrafında değil, gerçek iş ihtiyaçlarına dokunan, uçtan uca çözümler üreten yapılar etrafında şekillendiğini gösteriyor. Kategori yapısında yapılan güncellemelerle birlikte ekosistemin yalnızca büyüklüğünü değil, olgunlaşma yönünü de daha net izleyebiliyoruz. Bu da Türkiye yapay zeka ekosisteminin daha sürdürülebilir, daha ölçülebilir ve küresel rekabet açısından daha güçlü bir zemine oturduğunu gösteriyor.” 457 girişimle TRAI yapay zeka ekosistemi büyüyor TRAI Girişim Haritası’na eklenen girişimler, ekosistemde görünürlük kazanırken yatırımcılar, kurumsal şirketler ve potansiyel iş ortaklarıyla doğru temas noktalarına daha hızlı erişme fırsatı yakalıyor. Yatırımcılar için yeni fırsat alanlarını daha net hale getiren bu dinamik yapı; özel sektör açısından da doğru iş birliklerini, gerçek kullanım senaryolarını ve ölçeklenebilir çözümleri daha erişilebilir kılıyor. Her çeyrekte güncellenen TRAI Girişim Haritası, bu dönüşümü ölçülebilir ve karşılaştırılabilir bir çerçevede izlemek isteyen tüm paydaşlar için güncel bir referans olmayı sürdürüyor.

Doğuş Teknoloji 2026’da İş Dünyasını Dönüştürecek 5 Teknoloji Trendini Açıkladı Haber

Doğuş Teknoloji 2026’da İş Dünyasını Dönüştürecek 5 Teknoloji Trendini Açıkladı

Dijital olgunluğun yeniden tanımlanacağı 2026’da, yapay zeka yalnızca verimlilik sağlayan bir araç olmaktan çıkarak kurumsal mimarinin temel karar verici mekanizması haline gelecek. Doğuş Teknoloji, 2026 teknoloji öngörülerinde işletmelerin dijitalleşmekle sınırlı kalmayıp otonom yeteneklerle donatılmış akıllı organizasyonlara dönüşmesi gerektiğinin altını çiziyor. Bu yeni ekosistemde rekabet avantajı, teknolojiyi ne kadar hızlı benimsediğimizle değil; insanla yapay zeka ajanlarını ne ölçüde etkili bir hibrit modelde buluşturabildiğimizle belirlenecek. Finansal operasyonlardan yetenek yönetimine kadar iş dünyasının her katmanında yapay zeka teknolojilerinin dönüştürücü etkisinin hissedileceği 2026 için Doğuş Teknoloji, iş yapış biçimlerini kökten değiştirecek 5 temel teknoloji trendini sıralıyor. 2026’da İş Dünyasını Dönüştürecek 5 Teknoloji Trendi 1. “Agentic AI” ile yapay zeka, yalnızca asistan olmaktan çıkacak. Doğuş Teknoloji’nin 2026 teknoloji trendlerinin en başında gelen "Agentic AI" kavramı, 2026 yılında işletmelerde operasyonel yapıları kökten dönüştürecek. Yazılım dünyasında, yapay zekanın kod asistanı olmanın ötesine geçerek süreçleri yönettiği “AI-Native” mimariler standart hale gelecek. Sistemlerin karmaşık süreçleri optimize edebildiği bu yapıda, görev tabanlı yapay zeka ajanları, BT operasyonları ve müşteri deneyiminde uçtan uca sorumluluk alarak dijital iş gücünü oluşturacak. 2. Yapay zeka ile artan siber tehditlere karşı savunma milisaniyelere inecek: 2026’da bütün şirketleri yakından ilgilendiren bir diğer trend ise siber tehditlerin, yapay zekanın hızıyla evriliyor olması. Böylesi bir dünyada, güvenliğin de sürekli öğrenen ve önleyici yaklaşımlarla güçlenmesi kaçınılmaz hale geliyor. 2026’da siber tehditler otonom yapay zeka ile daha da karmaşıklaşırken, savunma mekanizmaları da “Zero-Trust” (Sıfır Güven) mimarileri ve kuantum sonrası kriptografi ile şekillenecek. Tehditlere tepki süresinin saniyelerden milisaniyelere ineceği bu yeni dönemde, kendi kendine karar veren ve aksiyon alan otonom siber koruma katmanları iş hayatının merkezine yerleşecek. 3. Yapay zeka, IoT cihazlarıyla fiziksel dünyamıza daha fazla dahil olacak. Yapay zeka ile gelişen teknolojilerin fiziksel dünyada da karar verici olacağını vurgulayan Doğuş Teknoloji, IoT cihazlarının basit sensörlerden çıkarak, veriyi yerinde işleyen ve anında karar verebilen “Edge AI” yapılara dönüşeceğini belirtiyor. İnşaat ve enerji sektörlerinde iş gücü dönüşümünün merkezinde yer alacak robotik sistemlerde ise çok sayıda robotun merkezi kontrolünü sağlayan filo yönetim sistemlerinin ve otonom koordinasyonun standartlaşması bekleniyor. 4. Finans ve yönetişimde “Otonom Şirket” dönemi başlayacak. 2026 trendlerinin öne çıkan bir başka başlığında ise finans fonksiyonlarında otonom veri işleme katmanlarına ve gerçek zamanlı AI modellerine geçiş yer alıyor. Muhasebe, raporlama ve mutabakat süreçlerinin RPA ve LLM (Büyük Dil Modelleri) tabanlı mekanizmalarla %80’e varan oranda otomatikleşeceği öngörülüyor. Böylece finans ekipleri operasyonel yükten arınarak senaryo simülasyonları ve stratejik risk optimizasyonuna odaklanan bir karar destek merkezine dönüşecek. BT yönetişiminde ise veri odaklı çalışma kültürü ve yapay zeka destekli risk öngörüleri, operasyonel mükemmelliği ve uyum süreçlerini garanti altına alacak. 5. İnsan Kaynakları, insanla yapay zeka arasında köprü kuran dönüşümün merkezine yerleşecek. 2026’da öne çıkacak bir diğer trend ise insan kaynakları profesyonellerinin artık teknolojiyi insan odaklı yönlendiren stratejistler olarak konumlanacak olması. Beceriden ziyade “yeni bilgi öğrenme hızının” ön plana çıkacağını belirten Doğuş Teknoloji’ye göre 2026’da yapay zeka destekli öğrenme platformlarının yetenekleri geliştirmede önemi artacak. Yapay zeka asistanların gerçek ekiplerle birlikte sorumluluk aldığı hibrit çalışma modelleri ise rekabet avantajını belirleyen en önemli unsur olacak. Doğuş Teknoloji Hakkında: Doğuş Teknoloji, bugün 10’un üzerinde sektörde pek çok firmaya hizmet veren, odağına insanı alan, hızlı, yenilikçi, proaktif ve derin analiz yetkinlikleriyle ihtiyaca özel teknoloji çözümleri sunan bir teknoloji şirketidir. Aynı zamanda Ar-Ge merkezi de bulunan Doğuş Teknoloji, 35 farklı global iş ortağının gücü ve desteğiyle RPA, veri analitiği ve tahminleme, yapay zekâ ve makine öğrenmesi, Generative AI, Mobil ve WEB uygulamaları, ERP ve CRM gibi kurumsal çözümler konularda üst düzey uzmanlıkları bulunmaktadır. Özellikle siber güvenlik alanındaki öncü uygulamalarıyla servis verdiği bölgelerin tek iş ortağı konumundadır. Değişen dünyaya hızlıca uyum sağlayabilmek için yeni teknolojileri yakından takip ederek Blockchain, mobil ve giyilebilir teknolojiler odağında çalışmalarını sürdürmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.