Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Maliyet Kontrolü

Kapsül Haber Ajansı - Maliyet Kontrolü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Maliyet Kontrolü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Zoho Analytics, Yapay Zekâ Ajanlarıyla  Veri Analizinde Yeni Bir Dönem Başlatıyor Haber

Zoho Analytics, Yapay Zekâ Ajanlarıyla Veri Analizinde Yeni Bir Dönem Başlatıyor

Şirketlerin kendi iş süreçlerine, performans göstergelerine ve veri ilişkilerine uygun analizler gerçekleştirilmesini sağlayan yeni teknolojilerle genişletilen platforma, SAP, PayPal ve Adobe Commerce dahil 30'dan fazla yeni entegrasyon eklendi. Zoho Analytics, gelişmiş veri güvenliği ve yönetişim özellikleri sayesinde yapay zekâ ajanlarının faaliyetlerinin, veri erişimlerinin ve kullanım maliyetlerinin merkezi olarak izlenmesine de olanak tanıyor. Küresel teknoloji şirketi Zoho Corporation, iş zekâsı (Business Intelligence – BI) çözümü Zoho Analytics'e kazandırdığı yeni yapay zekâ özelliklerini duyurdu. Şirket, veri hazırlama, veri modelleri ve analizler oluşturma, sonuçları görselleştirme, kod yazma ve SQL sorguları oluşturma gibi farklı görevleri üstlenen altı özel yapay zekâ ajanıyla Zoho Analytics'i, yapay zekâ ajanlarının birlikte çalışabildiği yeni nesil bir veri analitiği platformuna dönüştürüyor. Yeni yapıda, Zoho'nun iş zekâsına yönelik yapay zekâ asistanı Ask Zia, farklı görevlerde uzmanlaşmış ajanların çalışmalarını koordine ediyor. Kullanıcılar, doğal dilde verdikleri komutlarla analiz süreçlerini başlatabiliyor. Ask Zia ise talebe uygun yapay zekâ ajanlarını belirleyerek elde edilen sonuçları bir araya getiriyor. Böylece işletmelerin karmaşık veri analizi süreçlerini daha kolay yönetebilmesi ve verilere dayalı karar alma süreçlerini hızlandırması hedefleniyor. Zoho Avrupa Genel Müdürü Sridhar Iyengar, veri analitiğinde yeni bir dönemin başlangıcında olduklarını belirterek şunları söyledi: "Veri analitiğinde bir sonraki büyük dönüşümün henüz başındayız. İş süreçlerinde yapay zekâ ajanlarının etkin biçimde kullanılabilmesi için güçlü bir veri altyapısı temel gereklilik. Ancak ajanların yalnızca verilere erişmesi yeterli değil; bu verileri doğru yorumlayabilmelerini sağlayacak güçlü bir bilgi ve anlamlandırma katmanına da ihtiyaç var. Zoho Analytics'e kazandırdığımız yenilikler tam olarak bu ihtiyaca yanıt veriyor. İşletmelerde kullanılan tüm yapay zekâ araçlarına gerekli iş bağlamını, ölçüm kriterlerini ve yönetişim mekanizmalarını sunan, açık ve geliştirilebilir, güvenilir bir altyapı oluşturuyoruz. Böylece kullanıcıların güvenebileceği sonuçlar elde edilmesini sağlıyoruz." Yapay zekâ analizleri şirketlerin iş süreçlerine göre şekillenecek Zoho Analytics'in öne çıkan yenilikleri arasında, işletmelerin verilerini kendi faaliyet alanları ve iş süreçleri doğrultusunda tanımlamalarını sağlayan semantik katman ve ontoloji modeli bulunuyor. Bu teknolojiler sayesinde şirketler, örneğin hangi işlemlerin gelir olarak kabul edileceğini, belirli performans göstergelerinin nasıl hesaplanacağını veya farklı veri kümeleri arasında nasıl bir ilişki kurulacağını tanımlayabiliyor. Yapay zekâ ajanları da analizlerini bu tanımlamalar üzerinden gerçekleştirerek her işletmenin kendine özgü iş yapısına uygun sonuçlar ve öneriler sunabiliyor. Doğrudan Zoho Analytics'e entegre edilen bu özelliklerin kullanımı için programlama bilgisine, ayrı bir veri platformuna veya bulut veri ambarına ihtiyaç duyulmuyor. İşletmeler farklı departmanları için kendi veri modellerini oluşturabiliyor. Ayrıca açık Apache Ossie standardı sayesinde bu modeller Zoho Analytics dışındaki uygulamalarda ve iş akışlarında da kullanılabiliyor. 30'dan fazla yeni entegrasyon ve gelişmiş yapay zekâ özellikleri Zoho Analytics, mevcut 500'ü aşkın entegrasyonuna 30'dan fazla yeni bağlantı seçeneği ekliyor. Zoho ERP, SAP, PayPal, Adobe Commerce, Twilio, Notion ve Intercom gibi uygulamalarla sağlanan entegrasyonlar, işletmelerin farklı kaynaklardaki verilerini tek bir analitik ortamda değerlendirmelerine olanak tanıyor. Platformun yapay zekâ asistanı Ask Zia, önceki görüşmelerin geçmişini koruyarak kullanıcıların her yeni sorguda işlemlere baştan başlaması ihtiyacını ortadan kaldırıyor. İşletmeler, Zoho'nun kendi dil modelini veya harici bir yapay zekâ modelini tercih edebiliyor. Ayrıca kendi yapay zekâ ajanlarını geliştirerek bu ajanların hangi görevleri bağımsız olarak gerçekleştirebileceğini belirleyebiliyor. Model Context Protocol (MCP) desteği sayesinde harici yapay zekâ uygulamaları da Zoho Analytics'in yeteneklerinden yararlanabiliyor. İşletmeler, geliştirdikleri özel yapay zekâ ajanlarını farklı uygulamalara ve müşteri portallarına entegre edebiliyor. Veri güvenliği, yönetişim ve maliyet kontrolü bir arada Zoho Analytics'in yeni özellikleri, yapay zekâ ajanlarının kullanımında veri güvenliği, şeffaflık ve maliyet kontrolüne de odaklanıyor. Merkezi veri kataloğu sayesinde işletmeler, verilerin hangi kaynaklardan geldiğini ve gerçekleştirilen analizlerde nasıl kullanıldığını takip edebiliyor. Güvenlik ve yönetişim araçları ise verilere erişim yetkilerinin düzenlenmesini ve yapay zekâ ajanlarının faaliyetlerinin izlenmesini sağlıyor. Sistem yöneticileri, yapay zekâ ajanlarını kimlerin kullandığını, hangi verilere erişildiğini, ne tür yanıtlar üretildiğini ve farklı ekiplerin kullanımından kaynaklanan maliyetleri görüntüleyebiliyor. Ayrıca yeni geliştirilen yapay zekâ ajanları ve analizler, gerçek iş ortamında kullanıma alınmadan önce test edilebiliyor. Gerektiğinde önceki sürümlere geri dönülebiliyor. Ajanların farklı uygulamalara entegre edilmesi durumunda da mevcut erişim yetkileri ve güvenlik politikaları korunuyor. Araştırma şirketi IDC'nin Analitik ve Yapay Zekâdan Sorumlu Araştırma Başkan Yardımcısı Megha Kumar, Zoho Analytics'in yeni özelliklerini şöyle değerlendirdi: "Zoho, bu güncellemeyle ölçeklenebilir ve etkin biçimde yönetilebilen yapay zekâ destekli analitik için gerekli birçok unsuru bir araya getiriyor. Platforma entegre semantik ve ontoloji katmanları, yönetişim ve izleme özellikleri ile yapay zekâ ajanlarının uygulamalara entegre edilerek veya MCP üzerinden bağımsız bir arayüze ihtiyaç duymadan kullanılabilmesi bu yaklaşımın önemli parçalarını oluşturuyor. Şirketin açıklık ve farklı sistemlerle birlikte çalışabilirlik konusundaki yaklaşımı, işletmelerin kendi iş bağlamlarına dayanan analizlerden daha fazla yararlanmasına katkı sağlayacaktır. 50'den fazla yeni özellik kullanıma sunuluyor Zoho Analytics'e eklenen 50'den fazla yeni özellik arasında farklı grafik türleri, özelleştirilebilir raporlar, tahminleme araçları ve gelişmiş veri yönetimi çözümleri bulunuyor. Platformun yapay zekâ faaliyetlerini izleme ve yeni uygulamaları devreye alma yetenekleri de genişletiliyor. Yeni Data Science Studio özelliği, Jupyter Notebook'ları ve PMML modellerini destekleyerek veri bilimi çalışmalarının platform üzerinden yürütülmesine olanak tanıyor. Zoho, ilerleyen dönemde analizlerin yalnızca mevcut verilere değil, iş verilerindeki değişimlere ve yapay zekâ ajanlarının gerçekleştirdiği işlemlerin sonuçlarına da dayanmasını hedefliyor. Uzun vadede ise Zoho Analytics'in, veri gölü ve veri ambarı özelliklerini birleştiren data lakehouse yeteneklerine sahip bütünleşik bir veri platformunun temelini oluşturması planlanıyor. Dünya genelinde 100 bin işletmenin günlük olarak kullandığı Zoho Analytics; bulut, şirket içi sunucu ve hibrit ortamlarda hizmet veriyor. Platformun bulut sürümüne yönelik güncellemeler kullanıma sunulurken, gelişmiş sayfa düzenine sahip raporlama, ontoloji katmanı ve semantik model özelliklerinin ön izleme sürümleri önümüzdeki dört ila sekiz hafta içerisinde dünya genelinde erişime açılacak. Şirket içi sunucularda kullanılan sürüme yönelik güncellemeler ise 2027'nin ilk çeyreğinde sunulacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TürkTraktör 2026 Yılı Üçüncü Çeyrek Finansal Sonuçlarını Açıkladı Haber

TürkTraktör 2026 Yılı Üçüncü Çeyrek Finansal Sonuçlarını Açıkladı

Türkiye otomotiv sektörünün faaliyetteki en köklü üreticisi TürkTraktör, 2026 yılının üçüncü çeyreğine ilişkin finansal sonuçlarını açıkladı. TürkTraktör, yılın ilk dokuz ayında toplam 14 bin 913 adet traktör üretirken, Türkiye’deki traktör üretiminin yüzde 55’ini, ihracatının ise yüzde 71’ini karşıladı. Şirket, aynı dönemde yurt içi pazara 6 bin 176 adet traktör satışı gerçekleştirirken, 9 bin 225 adet traktörü ihraç etti. New Holland ve Case IH markalarının toplam pazar payı eylül ayı sonu itibarıyla yüzde 43 olarak gerçekleşti. 2026 yılının üçüncü çeyreğinde TürkTraktör’ün toplam cirosu 11,7 milyar TL olurken, şirketin FAVÖK marjı yüzde 8, dönem net zararı ise 83 milyon TL olarak kaydedildi. Şirket, dönem boyunca fiyatlandırma disiplini, maliyet kontrolü, stok ve işletme sermayesi yönetimi alanlarındaki çalışmalarını sürdürdü. Türkiye traktör pazarı ise, yılın ilk dokuz ayında geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 44 daraldı. TürkTraktör, pazarın seyrini ve çiftçilerin yatırım kararlarını etkileyen finansman koşullarını yakından takip ederek üretim ve satış planlamasını talep doğrultusunda yönetti. TürkTraktör Şirket Lideri Matthieu Séjourné, yılın ilk dokuz ayına ilişkin değerlenmesinde, “2026 yılının ilk dokuz ayında, pazar koşullarına uyum sağlarken şirketimizin operasyonel ve finansal dayanıklılığını destekleyen alanlara odaklandık. New Holland ve Case IH markalarımızla eylül ayı sonu itibarıyla yüzde 43 pazar payına ulaştık. Fiyatlandırma disiplini, maliyet kontrolü ve hem şirketimizin hem de bayilerimizin işletme sermayesi yönetimine yönelik çalışmalarımızı sürdürdük. Üretim planlamamızı ve stok seviyelerimizi talep koşullarıyla uyumlu yönetirken, çiftçilerimizin ihtiyaçlarına yanıt veren ürün ve hizmetlerimizi geliştirmeye devam ettik” ifadelerini kullandı. Türkiye tarımının uzun vadeli potansiyeline duydukları güveni vurgulayan Séjourné, sözlerini şöyle devam etti: “Yılın ilk dokuz ayında Türkiye’deki yurt içi traktör üretiminin yüzde 55’ini, ihracatının ise yüzde 71’ini karşılayarak üretim ve ihracata katkımızı sürdürdük. Mevcut koşulları dikkatle yönetirken, önümüzdeki dönemin fırsatlarına da hazırlanıyoruz. Yeni model ve donanım seçeneklerimiz, hassas tarım teknolojilerimiz ve dijital çözümlerimizle çiftçilerimizin verimlilik ihtiyaçlarına odaklanıyoruz. Bayi ve servis ağımızla üreticilerimizin yanında olmaya devam ediyoruz. Önceliğimiz, pazardaki gelişmelere karşı esnekliğimizi sürdürürken talepte oluşabilecek değişikliklere yanıt verebilecek bir yapıyla ilerlemek. Türkiye tarımına, üretime ve teknolojiye uzun vadeli katkı sunma hedefimiz doğrultusunda çalışmalarımızı sürdüreceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Fabrikada Her Şey Yolunda Görünürken Maliyetler Nasıl Büyüyor? Haber

Fabrikada Her Şey Yolunda Görünürken Maliyetler Nasıl Büyüyor?

Kurumsal yazılım pazarının küresel oyuncularından Industrial Application Software (IAS), üretim sahasından gelen verinin ERP süreçleriyle bütünleşmesinin bu kayıpları büyümeden görünür kıldığını ve üretim sürerken müdahale imkânı sağladığını vurguluyor. Üretim şirketleri malzeme, enerji ve işçilik gibi doğrudan maliyetleri yakından izliyor. Kârlılığı aşındıran bazı kayıplar ise kalite, depo, mühendislik, satın alma ve planlama gibi farklı süreçlere dağıldığı için toplam etkileri çoğu zaman sonradan görülebiliyor. Birbirinden bağımsız operasyonel aksaklıklar gibi görünen bu kayıpların ortak noktasında, sahadaki güncel bilginin doğru sürece zamanında ulaşmaması bulunuyor. Bu nedenle üretimde verinin doğruluğu kadar karar anında güncel, erişilebilir ve süreçler arasında tutarlı olması da önem taşıyor. Deloitte’un büyük üretim şirketlerinden 600 yöneticinin katılımıyla gerçekleştirdiği 2025 Akıllı Üretim ve Operasyon Araştırması, akıllı üretim yatırımlarının operasyonel karşılığını ortaya koyuyor. Katılımcıların yüzde 92’si akıllı üretimin önümüzdeki üç yılda rekabetçiliğin temel itici güçlerinden biri olacağını düşünüyor. Şirketler, akıllı üretim uygulamalarıyla üretim çıktısında ortalama yüzde 10 ila 20, çalışan verimliliğinde yüzde 7 ila 20 ve kullanılabilir kapasitede yüzde 10 ila 15 arasında iyileşme sağladıklarını bildiriyor. Akıllı üretim yatırımının değeri, sahada oluşan verinin doğru iş bağlamıyla buluşup zamanında karara dönüşmesiyle ortaya çıkıyor. Makine, kalite, depo, mühendislik, satın alma ve planlama birimleri farklı güncellikteki bilgilerle çalıştığında küçük bir sapma, birden fazla sürece yayılan maliyet zincirleri oluşturabiliyor. Bilgi gecikmesi üç noktada maliyete dönüşüyor Kalite sapması üretim sürerken görülemediğinde, aynı koşullarda üretilen her yeni ürün hatanın etkisini genişletebiliyor. İlk fire veya yeniden işleme maliyetine ayıklama, ilave kontrol, üretim planının değişmesi, teslimat gecikmesi, iade ve garanti giderleri ekleniyor. 2025 ASQE Insights on Excellence Kalite Maliyeti Araştırması’na göre, katılımcıların yalnızca yüzde 31’i kalite maliyetlerinin kurumlarının finansal performansı üzerindeki etkisini tam olarak anladığını belirtiyor. Bu bulgu, üretimin farklı aşamalarında oluşan kalite kayıplarının toplam finansal etkisini görünür kılmadaki güçlüğe işaret ediyor. Stok yönetiminde sistemde görünen miktar her zaman üretimde kullanılabilecek miktarı yansıtmıyor. Bir malzeme kayıtlarda mevcut görünse de yanlış depoda bulunabiliyor, uygun lotta olmayabiliyor, kalite onayı tamamlanmamış veya başka bir üretim emri için ayrılmış olabiliyor. Fiziksel hareketler sisteme geç işlendiğinde veya depo ile üretim kayıtları ayrıştığında planlama, gerçekte kullanılamayan bir stoka dayanıyor. Bunun sonucunda üretim hattı bekleyebiliyor; acil satın alma, gereksiz stok birikimi, kapasite kaybı ve teslimat gecikmesi ortaya çıkabiliyor. Mühendislik değişikliklerinde ise bilginin ulaştığı zaman kadar hangi süreçlere ulaştığı da belirleyici oluyor. Malzeme, ürün ağacı, rota veya teknik doküman üzerindeki bir değişiklik satın alma, planlama, kalite ve üretim süreçlerine aynı revizyon bilgisiyle yansımadığında eski tanıma göre malzeme sipariş edilebiliyor veya üretime devam edilebiliyor. Uyumsuzluk ne kadar geç fark edilirse etkilenen sipariş, malzeme ve yarı mamul sayısı da o ölçüde artıyor. Bu durum hurda, yeniden işleme ve termin kaybı riskini büyütüyor. “Doğru veri geç ulaştığında yanlış karara dönüşebilir” IAS IoT Proje Yöneticisi Tolga Küçük, maliyet kontrolünün üretim sürerken başlayan bir yönetim disiplini olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: “Üretimde maliyet kontrolü, sapmaların hangi süreçte ve hangi kararla oluştuğunu görebilmeyi gerektiriyor. Doğru veri geç ulaştığında yanlış karara dönüşebilir. Ayrıca sahada oluşan bir olayın yalnızca kayıt altına alınması yeterli değil. Bu bilginin doğru üretim emri, doğru malzeme, doğru lot ve doğru süreçle ilişkilendirilmesi gerekiyor. Aksi halde kararlar eksik veya gecikmiş bilgiyle alınıyor ve küçük bir sapma kısa sürede ciddi maliyetlere dönüşebiliyor. Üretim içi veya Kalite sinyallerinin hangi üretim emrini ve lotu, stok hareketinin hangi üretim planını, mühendislik değişikliğinin hangi ürün ağacını, rotayı ve satın alma kararını etkilediği aynı akış içinde görülebilmeli. Tüm birimler aynı güncel bilgiyle hareket ettiğinde kaybın oluşum zinciri görünür hâle geliyor ve maliyet büyümeden müdahale edilebilecek alan genişliyor.” Canias IoT, endüstriyel haberleşme protokollerini kullanarak makineler, kontrol birimleri, sensörler ve akıllı cihazlardan gelen üretim verilerinin gerçek zamanlı izlenmesini ve analiz edilmesini sağlıyor. Önceden tanımlanmış bir olay gerçekleştiğinde ilgili veri ERP çözümüne aktarılıyor. Canias ERP ise sahadaki olayı üretim emri, iş merkezleri, personel, malzeme, stok, lot, kalite süreci, ürün ağacı, rota ve revizyon bilgileriyle ilişkilendiriyor. Bütünleşik iş akışları bu bilgiyi gerekli uyarı, kontrol, onay, plan güncellemesi veya düzeltici faaliyete dönüştürüyor. Kalite, stok ve mühendislik değişikliği süreçlerinin aynı veri altyapısı içinde izlenmesi, kaybın hangi ürünleri, siparişleri, lotları ve üretim adımlarını etkilediğinin belirlenmesini kolaylaştırıyor. Şirketler böylece birden yükselen maliyetlerin nedenini açıklayan kayıtlarla üretim sürerken müdahale etmeyi sağlayan güncel bilgiyi aynı sistemde buluşturabiliyor. ERP ve IoT bütünlüğü, gerçek zamanlı raporlama, verimlilik, maliyet kontrolü ve uçtan uca izlenebilirliği ortak bir yönetim disiplini içinde bir araya getiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TürkTraktör 2026 Yılı İlk Yarıyıl Finansal Sonuçlarını Açıkladı Haber

TürkTraktör 2026 Yılı İlk Yarıyıl Finansal Sonuçlarını Açıkladı

Türkiye otomotiv sektörünün faaliyetteki en köklü üreticisi TürkTraktör, 2026 yılının ilk yarıyılına ilişkin finansal sonuçlarını açıkladı. TürkTraktör, yılın ilk altı ayında toplam 10 bin 15 adet traktör üretirken, Türkiye’deki traktör üretiminin yüzde 58’ini, ihracatının ise yüzde 74’ünü karşıladı. Şirket, aynı dönemde yurt içi pazara 3 bin 797 adet traktör satışı gerçekleştirirken, 6 bin 564 adet traktörü ihraç etti. New Holland ve Case IH markalarının toplam pazar payı haziran ayı sonu itibarıyla yüzde 41,8 olarak gerçekleşti. 2026 yılının ilk yarıyılında TürkTraktör’ün toplam cirosu 23 milyar 680 milyon TL olurken, şirketin FAVÖK marjı yüzde 2,5, net zararı ise 669 milyon TL olarak kaydedildi. Pazar koşullarındaki zayıf seyir ve maliyet baskılarının devam ettiği dönemde şirket; fiyatlandırma disiplini, maliyet kontrolü ve operasyonel verimlilik alanlarına odaklandı. Türkiye traktör pazarı, 2025 yılında kaydedilen yüzde 36’lık daralmanın ardından 2026 yılının ilk yarıyılında da küçülmeye devam etti. Pazar, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 55 oranında daraldı. Talepteki zayıflık, yüksek finansman giderleri ve artan girdi maliyetleri, sektörün ilk yarıyıl performansında belirleyici oldu. TürkTraktör Şirket Lideri Matthieu Séjourné, finansal sonuçlara ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Türkiye traktör pazarında bir süredir devam eden daralma, 2026 yılının ilk yarıyılında da etkisini sürdürdü. Talepteki zayıflık ve finansmana erişimde yaşanan güçlükler, sektör genelindeki satış adetlerini baskılamaya devam ediyor. TürkTraktör olarak bu dönemde New Holland ve Case IH markalarımızla toplam yüzde 41,8 pazar payına ulaşarak lider konumumuzu koruduk. Mevcut koşulları dikkatle takip ederken, fiyatlandırma disiplini, maliyet kontrolü ve hem şirketimizin hem de bayilerimizin işletme sermayesi yönetimi başta olmak üzere kritik alanlardaki çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” Pazar koşullarına kısa vadeli değil, uzun vadeli bir bakış açısıyla yaklaştıklarını belirten Séjourné, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yılın ilk yarıyılında Türkiye’deki traktör üretiminin yüzde 58’ini, ihracatın ise yüzde 74’ünü karşılamamız, üretim ve ihracattaki önemli konumumuzu ortaya koyuyor. Pazar koşullarına uyum sağlamak amacıyla uyguladığımız stok optimizasyonu doğrultusunda bayi stok seviyelerini azalttık. Zorlu koşullara rağmen çiftçilerimizin ihtiyaçlarına yanıt vermeye, bayi ve servis ağımızla sahadaki varlığımızı sürdürmeye devam ediyoruz. 2026 yılında tarımsal çıktıyı etkileyen güçlü yağışlarla birlikte çiftçilerimizin önceki yıla kıyasla daha güçlü bir hasada ulaştığını görüyoruz. İş makineleri alanındaki faaliyetlerimizi de planlarımız doğrultusunda yürütüyoruz. Yılın ikinci yarıyılında pazar dinamiklerini yakından izleyerek operasyonel verimliliğimizi ve maliyet yapımızı yönetmeye odaklanacağız. Orta ve uzun vadeli hedeflerimiz doğrultusunda Türkiye tarımına, üretime ve teknolojiye katkı sunmaya devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

AKO Grup’tan Yıllık 45,7 Milyon kWh’lik Yenilenebilir Enerji Üretimi Haber

AKO Grup’tan Yıllık 45,7 Milyon kWh’lik Yenilenebilir Enerji Üretimi

Türkiye’de sanayi üretimi, artan enerji maliyetleri ve küresel fiyat dalgalanmalarıyla daha kritik bir sürece girerken; enerji yönetimi şirketler için temel bir rekabet unsuru haline geldi. Bu dönemde kendi enerjisini üreten ve tüketimini optimize eden üretim modelleri hem maliyet kontrolü hem de sürdürülebilirlik açısından en etkili çözüm olarak öne çıkıyor. AKO Grup da bu dönüşümün bir parçası olarak enerji yönetimini güçlendiren yatırımlarıyla dikkat çekiyor. Grup, Petlas, AKO Grup Aküleri, AKO Jant ve Ömrünü Tamamlamış Lastik (ÖTL) Geri Dönüşüm Tesisi’nde hayata geçirilen GES yatırımları 'kendi enerjisini üreten üretim modeli'ni gerçeğe dönüştürüyor. Enerji ihtiyacının önemli bir bölümünü yenilenebilir kaynaklardan karşılayan bu yaklaşım; yalnızca maliyet avantajı sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda karbon azaltım hedefleri ve uzun vadeli rekabet gücü açısından da stratejik bir dönüşümü ifade ediyor. “Enerjimizin yüzde 40’ını güneşten karşılıyoruz” AKO Grup Yönetim Kurulu Üyesi S. Safa Özcan, enerji yatırımlarına ilişkin açıklamasında “Enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji yatırımları, üretim süreçlerimizin sürdürülebilirliği açısından önemli bir rol oynuyor. Hayata geçirdiğimiz GES projeleriyle hem karbon ayak izimizi azaltmayı hem de enerji kaynaklarını daha verimli kullanmayı hedefliyoruz. ÖTL Geri Dönüşüm Tesisi’nde enerji ihtiyacımızın yaklaşık yüzde 40’ını güneş enerjisinden karşılıyor olmamız, bu yaklaşımımızın somut örneklerinden biri. Önümüzdeki dönemde de sürdürülebilir üretim anlayışımız doğrultusunda enerji verimliliği odaklı yatırımlarımıza devam etmeyi amaçlıyoruz” ifadelerini kullandı. Enerji ve çözüm modeli: Kendi enerjisini üreten sanayi yapısı AKO Grup’un enerji stratejisi; üretim süreçlerinde enerji verimliliğini artıran, kendi elektriğini üreten ve enerji maliyetlerindeki dalgalanmalara karşı dayanıklı, sürdürülebilir bir yapı üzerine şekilleniyor. Grup genelinde devreye alınan GES yatırımlarıyla yıllık yaklaşık 45,7 milyon kWh elektrik üretimi gerçekleştirilirken, bu sayede yılda yaklaşık 2 bin 161 ton CO₂e emisyon azaltımı sağlanıyor. Tüm fabrikalarda tamamlanan GES projeleriyle birlikte, toplam 310 bin metrekare kurulu alan üzerinde yılda 40.000 MWh elektrik üretim kapasitesine ulaşıldı. Bu üretim, tesislerin toplam enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 20’sini yenilenebilir kaynaklardan karşılama imkanı sunuyor. Özellikle Ankara’daki ÖTL Geri Dönüşüm Tesisi’nde kurulan 1.476 kW AC gücündeki sistem ile yılda 2 milyon kWh elektrik üretimi hedefleniyor ve fabrikanın enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 40’ı karşılanıyor. AKO Jant tarafında ise devreye alınan GES yatırımı ile yılda 2,4 milyon kWh temiz enerji üretimi sağlanıyor. Kriz dönemlerinde stratejik avantaj: Enerji bağımsızlığı AKO Grup’un kendi enerjisini üretme modeli sayesinde üretim maliyetleri daha öngörülebilir hale gelirken, enerji arzındaki belirsizliklere karşı operasyonel dayanıklılık da güçleniyor. Özellikle ihracat odaklı üretim modelinde, enerji maliyetlerinin kontrol altına alınması rekabetçiliği doğrudan destekleyen bir unsur olarak öne çıkıyor. AKO Grup’un yaklaşımı, sanayide “enerji bağımsızlığı”nın artık bir tercih değil, stratejik bir gereklilik haline geldiğini ortaya koyuyor. Sürdürülebilirlik stratejisi kapsamında 2030 yılına kadar yüzde 58 emisyon azaltımı hedefleyen grup; bu doğrultuda sadece yenilenebilir enerjiye değil; su geri kazanımı, atık yönetimi ve düşük karbonlu ürün geliştirme süreçlerini de eş zamanlı olarak yürütüyor. Ömrünü Tamamlamış Lastik Geri Dönüşüm Tesisi’nin yıllık 75 bin ton lastik işleme kapasitesiyle Türkiye’deki lastik atığının önemli bir kısmını geri kazanması, döngüsel ekonomi yaklaşımının en güçlü örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TürkTraktör İlk Çeyrekte Üretim ve İhracatta Gücünü Korudu Haber

TürkTraktör İlk Çeyrekte Üretim ve İhracatta Gücünü Korudu

Yılın ilk üç ayında 5 bin 35 adet traktörü banttan indiren TürkTraktör, Türkiye’deki traktör üretiminin yüzde 58’ini, ihracatının ise yüzde 71’ini karşılayarak liderliğini sürdürdü. 2025 yılının genel performansıyla kıyaslandığında, şirketin pazar payındaki güçlü konumunu koruduğu ve üretim ile ihracattaki güçlü duruşunu sürdürdüğü görülüyor. TürkTraktör’ün 2026 ilk çeyrek finansal verileri doğrultusunda toplam cirosu 10 milyar 55 milyon TL olarak gerçekleşirken, zorlu piyasa koşullarına rağmen operasyonel disiplin odağını korudu. Şirketin net zararı 1 milyar 275 milyon TL, FAVÖK marjı ise yüzde 0,3 olarak gerçekleşti. 2025 yılında toplam %36 oranında daralan Türkiye traktör pazarında, 2026 yılı ilk çeyreğinde geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre %59 oranında daralma görüldü. Bu daralma eğiliminin sebepleri arasında talep tarafındaki zayıflama, artan girdi maliyetleri ve finansman giderlerinin yanı sıra bir önceki sezondan kaynaklanan sektörel olumsuzluklar belirleyici oldu. TürkTraktör Şirket Lideri Matthieu Séjourné sonuçlara ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, “Türkiye traktör pazarındaki daralma eğilimi, bu yılın ilk çeyreğinde de devam etti. Buna karşın TürkTraktör olarak mart ayı sonu itibariyle 2 markamızda toplam %44,7 pazar payımız ile güçlü pazar konumumuzu korumaya devam ettik. Mevcut piyasa koşullarında yönümüzü doğru belirlemek adına fiyatlandırma disiplini ve maliyet kontrolü başta olmak üzere kritik alanlarda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. 2026’nın ilk çeyreğinde operasyonel verimliliğimizi artırmaya ve maliyet yapımızı daha etkin yönetmeye odaklandık” dedi. Bir süredir devam eden zorlu piyasa koşullarına rağmen sektör liderliklerini koruduklarını belirten Séjourné, “New Holland ve Case IH markalarımızla Türkiye’deki traktör üretiminin yüzde 58’ini, ihracatın ise yüzde 71’ini karşılıyoruz. Bu güçlü konumumuzu korurken, çiftçilerimizin yanında olmaya ve sahadaki varlığımızı güçlendirmeye devam ediyoruz. Aynı şekilde iş makineleri alanında da istikrarlı şekilde faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Kısa vadeli planlardan ziyade orta ve uzun vadeli hareket ediyor, geleceğe güvenle bakıyoruz. Attığımız stratejik adımların yılın geri kalanında daha da etkili sonuçlar üretmesini bekliyoruz” şeklinde konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enerji Krizinden Çıkışın Yolu Güneş Enerjisinden Geçiyor Haber

Enerji Krizinden Çıkışın Yolu Güneş Enerjisinden Geçiyor

2026 itibarıyla küresel elektrik talebinin 29.000 TWh seviyesini aşacağı öngörüsü, maliyet baskısının kalıcı olduğunu ortaya koyuyor. Bu kapsamda güneş enerjisi, maliyet kontrolü sağlayan, dışa bağımlılığı azaltan ve uzun vadede öngörülebilir bir enerji yapısı sunan en güçlü alternatif olarak öne çıkıyor. Enerji maliyetlerini yönetebilmek için güneş enerjisinin stratejik bir zorunluluk haline geldiğini söyleyen Fronius Türkiye Genel Müdürü Nusret Bilen, "Hem işletmeler hem de konutlar için asıl değer, enerjiyi üretmekten çok onu öngörülebilir ve bağımsız bir yapıda yönetebilmekten geçiyor" diyor. Küresel enerji piyasalarında son dönemde yaşanan gelişmeler, enerji maliyetlerini yeniden en kritik gündem maddelerinden biri haline getirdi. Mart ayında küresel enerji enflasyonunda son 25 yılın en büyük artışının kaydedilmesi ve aylık bazda ortalama %5,5'lik yükseliş görülmesi, enerji fiyatlarındaki dalgalanmanın geçici değil, yapısal bir risk haline geldiğini ortaya koydu. Küresel jeopolitik gelişmeler petrol ve sıvılaştırılmış doğalgaz akışında kritik bir rol oynayarak fiyatları hızla yükselirken, bu gelişmeler Türkiye'de de elektrik ve doğalgaz tarifelerine yapılan yüzde 25'lik artışla doğrudan karşılık buldu. Fronius Türkiye Genel Müdürü Nusret Bilen, küresel gelişmelerin enerji maliyetleri üzerindeki etkisinin her zamankinden daha hızlı hissedildiğine dikkat çekti. Güneş enerjisi, sürdürülebilir ekonominin temel bileşeni Enerji piyasalarında yaşanan dalgalanmaların bölgesel gelişmelerle sınırlı kalmadığına vurgu yapan Nusret Bilen, "Küresel arz zincirleri ve enerji güvenliği dinamikleri doğrudan fiyatlara yansıyor. Mart ayında küresel enerji enflasyonunda yüzde 5,5'lik artışla son 25 yılın en yüksek seviyesinin görülmesi, bu kırılganlığın ne kadar derinleştiğini net bir şekilde ortaya koyuyor. Özellikle petrol ve doğalgaz fiyatlarında yaşanan yükselişin Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkelerde çok daha hızlı hissedilmesi, maliyetlerin kısa sürede yukarı yönlü hareket etmesine neden oluyor. Türkiye'de elektrik ve doğalgaz tarifelerine yapılan yüzde 25'lik artış, enerji yönetiminin artık şirketler ve konutlar için operasyonel bir konu olmaktan çıkıp ülke ekonomisi adına finansal sürdürülebilirliğin temel bileşenlerinden biri haline geldiğini açıkça ortaya koyuyor" dedi. Güneş enerjisi sistemleri fiyat dalgalanmalarına kalkan oluyor Enerji maliyetlerindeki artışın konutlar kadar şirketler üzerindeki etkisinin de giderek derinleştiğini belirten Bilen, "2025 yılında küresel ölçekte yüzde 3,3 artan elektrik talebinin 2026 yılının sonunda yüzde 3,7 seviyesine çıkması bekleniyor. Bu da enerjiye olan ihtiyacın hız kesmeden devam edeceğini gösteriyor. 2026 sonu itibarıyla toplam küresel elektrik tüketiminin 29.000 TWh seviyesini aşacak olması, mevcut sistem üzerindeki baskıyı daha da artırıyor. Bu durum, fiyatların kısa vadeli gelişmelerden bağımsız, yapısal bir talep artışına bağlı olarak yükseldiğini ortaya koyuyor. Türkiye'de de artan enerji maliyetleri, özellikle enerji yoğun sektörlerde faaliyet gösteren işletmelerin rekabet gücünü doğrudan etkiliyor. Bu noktada şirketlerin üretici konumuna geçmesi büyük önem taşıyor. Güneş enerjisi sistemleri, sunduğu öngörülebilir maliyet yapısı sayesinde işletmelerin uzun vadeli planlama yapabilmesini sağlarken, enerji bağımsızlığı kazandırarak fiyat dalgalanmalarına karşı güçlü bir koruma sunuyor. Bugün geldiğimiz noktada güneş enerjisi, maliyet kontrolü, öngörülebilirlik ve risk yönetimi açısından şirketler ve konutlar için stratejik bir yatırım haline gelmiş durumda" diye konuştu. Güneş enerjisinde yüzde 17'lik kapasite artışı Fronius Türkiye Teknik Müdürü Talha Avcı ise enerji dönüşümünün hızına dikkat çekti. "Küresel ölçekte yenilenebilir enerji yatırımlarının ulaştığı seviyeler, enerji sistemlerinin nasıl yeniden şekillendiğini net bir şekilde ortaya koyuyor" diyen Talha Avcı, şunları söyledi: "Küresel enerji düşünce kuruluşu Ember'in verilerine göre 2025 yılında dünya genelinde güneş ve rüzgar enerjisinde toplam 814 GW'lık yeni kapasite devreye alınması ve bunun yüzde 17'lik bir büyümeye işaret etmesi, dönüşümün hızını açıkça gösteriyor. Bu büyümede özellikle güneş enerjisinin 647 GW ile başı çekmesi ve toplam kurulu gücün 2,87 TW seviyesine ulaşması, teknolojinin erişilebilirliğinin ve yatırım cazibesinin giderek arttığını ortaya koyuyor. Türkiye'de de güneş enerjisi kurulu gücünün 25 GW seviyesini aşması, bu dönüşümün yerel ölçekte de güçlü bir karşılık bulduğunu gösteriyor. Artık güneş enerjisi çevresel bir tercih olmanın ötesinde, enerji maliyetlerini yönetmek isteyen işletmeler ve konut sahipleri için en rasyonel çözümlerden biri haline gelmiş durumda." 'Güneşin gücüyle 24 saat kesintisiz bağlantı' yaklaşımını odağına alıyor Enerji teknolojilerinde entegrasyonun belirleyici rolüne de dikkat çeken Avcı, "Bugün enerji yönetiminde asıl fark yaratan unsur, üretilen enerjinin ne kadar verimli yönetildiği, depolandığı ve ihtiyaç anında kullanılabildiğidir. Bu noktada inverter teknolojileri, enerji depolama sistemleri ve akıllı enerji yönetimi çözümlerinin birlikte çalıştığı entegre yapılar kritik hale geliyor. Fronius olarak geliştirdiğimiz 'Güneşin gücüyle 24 saat kesintisiz bağlantı' yaklaşımıyla, ticari yapıların ve konutların günün her anında enerjiye erişebilmesini sağlayan bütüncül çözümler sunuyoruz. Bu sayede gündüz üretilen enerjinin depolanarak gece saatlerinde de kullanılabilmesi mümkün hale gelirken, enerji maliyetleri daha öngörülebilir ve kontrol edilebilir bir yapıya kavuşuyor" ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Robot Care ile Robotik Sistemlerde Proaktif Bakım Yaklaşımı Haber

Robot Care ile Robotik Sistemlerde Proaktif Bakım Yaklaşımı

Mitsubishi Electric Fabrika Otomasyon Sistemleri, teknik destek, eğitim ve bakım gibi ürün ve çözümlerinin yaşam döngüsünü uçtan uca kapsayan “FA Center” çatısı altında sunduğu “Robot Care” programı ile robot sistemlerinin uzun ömürlü, güvenli ve yüksek performansla çalışmasını hedefliyor. Robot sistemlerine özel olarak geliştirilen “Robot Care” programı, arıza sonrası müdahale yerine olası sorunların henüz oluşmadan tespit edilmesine odaklanan proaktif bir bakım yaklaşımı sunuyor. Aşınma, gevşeme veya performans düşüşü gibi küçük çaplı sorunların erken aşamada giderilmesi, bu problemlerin büyük arızalara dönüşme riskini azaltırken, üretim hatlarında plansız duruşların da önüne geçilmesine katkı sağlıyor. Proaktif Bakım, Maliyet Kontrolü ve İş Güvenliğini Birlikte Sağlıyor “Robot Care”, robotların ömür tespiti ile hafif ve ağır bakım süreçlerini içeren kapsamlı bir hizmet anlayışı sunuyor. Kontrol ve bakım süreçlerinin düzenli gerçekleştirilmesi, robotların ömrünü uzatırken büyük arızaların ve yüksek onarım maliyetlerinin önüne geçiyor. Yüksek tekrarlanabilirlik gerektiren uygulamalarda kalite standartlarının korunmasına katkı sağlayan program, güvenlik devrelerinin düzenli kontrolü ile iş kazası risklerini düşürüyor. Öte yandan bakım süreçlerinden elde edilen veriler ve detaylı raporlamalar, işletmelere geleceğe yönelik bakım planlaması yapma imkânı sunarak daha öngörülebilir bir operasyon yapısını destekliyor. Mitsubishi Electric Fabrika Otomasyon Sistemleri, robot sistemlerinde benimsediği bu yaklaşımı diğer otomasyon bileşenlerine de entegre ediyor. Şirket, inverter teknolojileri için geliştirdiği “Inverter Care” programıyla, zorlu çevresel koşulların ekipmanlar üzerindeki olumsuz etkilerini önlemeyi ve inverter performansını korumayı amaçlıyor. Mitsubishi Electric Fabrika Otomasyon Sistemleri uzmanları, bu bakım süreçlerinin robotların ve inverterlerin kullanım yoğunluğuna bağlı olarak yılda bir kez gerçekleştirilmesini öneriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.