Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Maliyet Kontrolü

Kapsül Haber Ajansı - Maliyet Kontrolü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Maliyet Kontrolü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

AKO Grup’tan Yıllık 45,7 Milyon kWh’lik Yenilenebilir Enerji Üretimi Haber

AKO Grup’tan Yıllık 45,7 Milyon kWh’lik Yenilenebilir Enerji Üretimi

Türkiye’de sanayi üretimi, artan enerji maliyetleri ve küresel fiyat dalgalanmalarıyla daha kritik bir sürece girerken; enerji yönetimi şirketler için temel bir rekabet unsuru haline geldi. Bu dönemde kendi enerjisini üreten ve tüketimini optimize eden üretim modelleri hem maliyet kontrolü hem de sürdürülebilirlik açısından en etkili çözüm olarak öne çıkıyor. AKO Grup da bu dönüşümün bir parçası olarak enerji yönetimini güçlendiren yatırımlarıyla dikkat çekiyor. Grup, Petlas, AKO Grup Aküleri, AKO Jant ve Ömrünü Tamamlamış Lastik (ÖTL) Geri Dönüşüm Tesisi’nde hayata geçirilen GES yatırımları 'kendi enerjisini üreten üretim modeli'ni gerçeğe dönüştürüyor. Enerji ihtiyacının önemli bir bölümünü yenilenebilir kaynaklardan karşılayan bu yaklaşım; yalnızca maliyet avantajı sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda karbon azaltım hedefleri ve uzun vadeli rekabet gücü açısından da stratejik bir dönüşümü ifade ediyor. “Enerjimizin yüzde 40’ını güneşten karşılıyoruz” AKO Grup Yönetim Kurulu Üyesi S. Safa Özcan, enerji yatırımlarına ilişkin açıklamasında “Enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji yatırımları, üretim süreçlerimizin sürdürülebilirliği açısından önemli bir rol oynuyor. Hayata geçirdiğimiz GES projeleriyle hem karbon ayak izimizi azaltmayı hem de enerji kaynaklarını daha verimli kullanmayı hedefliyoruz. ÖTL Geri Dönüşüm Tesisi’nde enerji ihtiyacımızın yaklaşık yüzde 40’ını güneş enerjisinden karşılıyor olmamız, bu yaklaşımımızın somut örneklerinden biri. Önümüzdeki dönemde de sürdürülebilir üretim anlayışımız doğrultusunda enerji verimliliği odaklı yatırımlarımıza devam etmeyi amaçlıyoruz” ifadelerini kullandı. Enerji ve çözüm modeli: Kendi enerjisini üreten sanayi yapısı AKO Grup’un enerji stratejisi; üretim süreçlerinde enerji verimliliğini artıran, kendi elektriğini üreten ve enerji maliyetlerindeki dalgalanmalara karşı dayanıklı, sürdürülebilir bir yapı üzerine şekilleniyor. Grup genelinde devreye alınan GES yatırımlarıyla yıllık yaklaşık 45,7 milyon kWh elektrik üretimi gerçekleştirilirken, bu sayede yılda yaklaşık 2 bin 161 ton CO₂e emisyon azaltımı sağlanıyor. Tüm fabrikalarda tamamlanan GES projeleriyle birlikte, toplam 310 bin metrekare kurulu alan üzerinde yılda 40.000 MWh elektrik üretim kapasitesine ulaşıldı. Bu üretim, tesislerin toplam enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 20’sini yenilenebilir kaynaklardan karşılama imkanı sunuyor. Özellikle Ankara’daki ÖTL Geri Dönüşüm Tesisi’nde kurulan 1.476 kW AC gücündeki sistem ile yılda 2 milyon kWh elektrik üretimi hedefleniyor ve fabrikanın enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 40’ı karşılanıyor. AKO Jant tarafında ise devreye alınan GES yatırımı ile yılda 2,4 milyon kWh temiz enerji üretimi sağlanıyor. Kriz dönemlerinde stratejik avantaj: Enerji bağımsızlığı AKO Grup’un kendi enerjisini üretme modeli sayesinde üretim maliyetleri daha öngörülebilir hale gelirken, enerji arzındaki belirsizliklere karşı operasyonel dayanıklılık da güçleniyor. Özellikle ihracat odaklı üretim modelinde, enerji maliyetlerinin kontrol altına alınması rekabetçiliği doğrudan destekleyen bir unsur olarak öne çıkıyor. AKO Grup’un yaklaşımı, sanayide “enerji bağımsızlığı”nın artık bir tercih değil, stratejik bir gereklilik haline geldiğini ortaya koyuyor. Sürdürülebilirlik stratejisi kapsamında 2030 yılına kadar yüzde 58 emisyon azaltımı hedefleyen grup; bu doğrultuda sadece yenilenebilir enerjiye değil; su geri kazanımı, atık yönetimi ve düşük karbonlu ürün geliştirme süreçlerini de eş zamanlı olarak yürütüyor. Ömrünü Tamamlamış Lastik Geri Dönüşüm Tesisi’nin yıllık 75 bin ton lastik işleme kapasitesiyle Türkiye’deki lastik atığının önemli bir kısmını geri kazanması, döngüsel ekonomi yaklaşımının en güçlü örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TürkTraktör İlk Çeyrekte Üretim ve İhracatta Gücünü Korudu Haber

TürkTraktör İlk Çeyrekte Üretim ve İhracatta Gücünü Korudu

Yılın ilk üç ayında 5 bin 35 adet traktörü banttan indiren TürkTraktör, Türkiye’deki traktör üretiminin yüzde 58’ini, ihracatının ise yüzde 71’ini karşılayarak liderliğini sürdürdü. 2025 yılının genel performansıyla kıyaslandığında, şirketin pazar payındaki güçlü konumunu koruduğu ve üretim ile ihracattaki güçlü duruşunu sürdürdüğü görülüyor. TürkTraktör’ün 2026 ilk çeyrek finansal verileri doğrultusunda toplam cirosu 10 milyar 55 milyon TL olarak gerçekleşirken, zorlu piyasa koşullarına rağmen operasyonel disiplin odağını korudu. Şirketin net zararı 1 milyar 275 milyon TL, FAVÖK marjı ise yüzde 0,3 olarak gerçekleşti. 2025 yılında toplam %36 oranında daralan Türkiye traktör pazarında, 2026 yılı ilk çeyreğinde geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre %59 oranında daralma görüldü. Bu daralma eğiliminin sebepleri arasında talep tarafındaki zayıflama, artan girdi maliyetleri ve finansman giderlerinin yanı sıra bir önceki sezondan kaynaklanan sektörel olumsuzluklar belirleyici oldu. TürkTraktör Şirket Lideri Matthieu Séjourné sonuçlara ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, “Türkiye traktör pazarındaki daralma eğilimi, bu yılın ilk çeyreğinde de devam etti. Buna karşın TürkTraktör olarak mart ayı sonu itibariyle 2 markamızda toplam %44,7 pazar payımız ile güçlü pazar konumumuzu korumaya devam ettik. Mevcut piyasa koşullarında yönümüzü doğru belirlemek adına fiyatlandırma disiplini ve maliyet kontrolü başta olmak üzere kritik alanlarda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. 2026’nın ilk çeyreğinde operasyonel verimliliğimizi artırmaya ve maliyet yapımızı daha etkin yönetmeye odaklandık” dedi. Bir süredir devam eden zorlu piyasa koşullarına rağmen sektör liderliklerini koruduklarını belirten Séjourné, “New Holland ve Case IH markalarımızla Türkiye’deki traktör üretiminin yüzde 58’ini, ihracatın ise yüzde 71’ini karşılıyoruz. Bu güçlü konumumuzu korurken, çiftçilerimizin yanında olmaya ve sahadaki varlığımızı güçlendirmeye devam ediyoruz. Aynı şekilde iş makineleri alanında da istikrarlı şekilde faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Kısa vadeli planlardan ziyade orta ve uzun vadeli hareket ediyor, geleceğe güvenle bakıyoruz. Attığımız stratejik adımların yılın geri kalanında daha da etkili sonuçlar üretmesini bekliyoruz” şeklinde konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enerji Krizinden Çıkışın Yolu Güneş Enerjisinden Geçiyor Haber

Enerji Krizinden Çıkışın Yolu Güneş Enerjisinden Geçiyor

2026 itibarıyla küresel elektrik talebinin 29.000 TWh seviyesini aşacağı öngörüsü, maliyet baskısının kalıcı olduğunu ortaya koyuyor. Bu kapsamda güneş enerjisi, maliyet kontrolü sağlayan, dışa bağımlılığı azaltan ve uzun vadede öngörülebilir bir enerji yapısı sunan en güçlü alternatif olarak öne çıkıyor. Enerji maliyetlerini yönetebilmek için güneş enerjisinin stratejik bir zorunluluk haline geldiğini söyleyen Fronius Türkiye Genel Müdürü Nusret Bilen, "Hem işletmeler hem de konutlar için asıl değer, enerjiyi üretmekten çok onu öngörülebilir ve bağımsız bir yapıda yönetebilmekten geçiyor" diyor. Küresel enerji piyasalarında son dönemde yaşanan gelişmeler, enerji maliyetlerini yeniden en kritik gündem maddelerinden biri haline getirdi. Mart ayında küresel enerji enflasyonunda son 25 yılın en büyük artışının kaydedilmesi ve aylık bazda ortalama %5,5'lik yükseliş görülmesi, enerji fiyatlarındaki dalgalanmanın geçici değil, yapısal bir risk haline geldiğini ortaya koydu. Küresel jeopolitik gelişmeler petrol ve sıvılaştırılmış doğalgaz akışında kritik bir rol oynayarak fiyatları hızla yükselirken, bu gelişmeler Türkiye'de de elektrik ve doğalgaz tarifelerine yapılan yüzde 25'lik artışla doğrudan karşılık buldu. Fronius Türkiye Genel Müdürü Nusret Bilen, küresel gelişmelerin enerji maliyetleri üzerindeki etkisinin her zamankinden daha hızlı hissedildiğine dikkat çekti. Güneş enerjisi, sürdürülebilir ekonominin temel bileşeni Enerji piyasalarında yaşanan dalgalanmaların bölgesel gelişmelerle sınırlı kalmadığına vurgu yapan Nusret Bilen, "Küresel arz zincirleri ve enerji güvenliği dinamikleri doğrudan fiyatlara yansıyor. Mart ayında küresel enerji enflasyonunda yüzde 5,5'lik artışla son 25 yılın en yüksek seviyesinin görülmesi, bu kırılganlığın ne kadar derinleştiğini net bir şekilde ortaya koyuyor. Özellikle petrol ve doğalgaz fiyatlarında yaşanan yükselişin Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkelerde çok daha hızlı hissedilmesi, maliyetlerin kısa sürede yukarı yönlü hareket etmesine neden oluyor. Türkiye'de elektrik ve doğalgaz tarifelerine yapılan yüzde 25'lik artış, enerji yönetiminin artık şirketler ve konutlar için operasyonel bir konu olmaktan çıkıp ülke ekonomisi adına finansal sürdürülebilirliğin temel bileşenlerinden biri haline geldiğini açıkça ortaya koyuyor" dedi. Güneş enerjisi sistemleri fiyat dalgalanmalarına kalkan oluyor Enerji maliyetlerindeki artışın konutlar kadar şirketler üzerindeki etkisinin de giderek derinleştiğini belirten Bilen, "2025 yılında küresel ölçekte yüzde 3,3 artan elektrik talebinin 2026 yılının sonunda yüzde 3,7 seviyesine çıkması bekleniyor. Bu da enerjiye olan ihtiyacın hız kesmeden devam edeceğini gösteriyor. 2026 sonu itibarıyla toplam küresel elektrik tüketiminin 29.000 TWh seviyesini aşacak olması, mevcut sistem üzerindeki baskıyı daha da artırıyor. Bu durum, fiyatların kısa vadeli gelişmelerden bağımsız, yapısal bir talep artışına bağlı olarak yükseldiğini ortaya koyuyor. Türkiye'de de artan enerji maliyetleri, özellikle enerji yoğun sektörlerde faaliyet gösteren işletmelerin rekabet gücünü doğrudan etkiliyor. Bu noktada şirketlerin üretici konumuna geçmesi büyük önem taşıyor. Güneş enerjisi sistemleri, sunduğu öngörülebilir maliyet yapısı sayesinde işletmelerin uzun vadeli planlama yapabilmesini sağlarken, enerji bağımsızlığı kazandırarak fiyat dalgalanmalarına karşı güçlü bir koruma sunuyor. Bugün geldiğimiz noktada güneş enerjisi, maliyet kontrolü, öngörülebilirlik ve risk yönetimi açısından şirketler ve konutlar için stratejik bir yatırım haline gelmiş durumda" diye konuştu. Güneş enerjisinde yüzde 17'lik kapasite artışı Fronius Türkiye Teknik Müdürü Talha Avcı ise enerji dönüşümünün hızına dikkat çekti. "Küresel ölçekte yenilenebilir enerji yatırımlarının ulaştığı seviyeler, enerji sistemlerinin nasıl yeniden şekillendiğini net bir şekilde ortaya koyuyor" diyen Talha Avcı, şunları söyledi: "Küresel enerji düşünce kuruluşu Ember'in verilerine göre 2025 yılında dünya genelinde güneş ve rüzgar enerjisinde toplam 814 GW'lık yeni kapasite devreye alınması ve bunun yüzde 17'lik bir büyümeye işaret etmesi, dönüşümün hızını açıkça gösteriyor. Bu büyümede özellikle güneş enerjisinin 647 GW ile başı çekmesi ve toplam kurulu gücün 2,87 TW seviyesine ulaşması, teknolojinin erişilebilirliğinin ve yatırım cazibesinin giderek arttığını ortaya koyuyor. Türkiye'de de güneş enerjisi kurulu gücünün 25 GW seviyesini aşması, bu dönüşümün yerel ölçekte de güçlü bir karşılık bulduğunu gösteriyor. Artık güneş enerjisi çevresel bir tercih olmanın ötesinde, enerji maliyetlerini yönetmek isteyen işletmeler ve konut sahipleri için en rasyonel çözümlerden biri haline gelmiş durumda." 'Güneşin gücüyle 24 saat kesintisiz bağlantı' yaklaşımını odağına alıyor Enerji teknolojilerinde entegrasyonun belirleyici rolüne de dikkat çeken Avcı, "Bugün enerji yönetiminde asıl fark yaratan unsur, üretilen enerjinin ne kadar verimli yönetildiği, depolandığı ve ihtiyaç anında kullanılabildiğidir. Bu noktada inverter teknolojileri, enerji depolama sistemleri ve akıllı enerji yönetimi çözümlerinin birlikte çalıştığı entegre yapılar kritik hale geliyor. Fronius olarak geliştirdiğimiz 'Güneşin gücüyle 24 saat kesintisiz bağlantı' yaklaşımıyla, ticari yapıların ve konutların günün her anında enerjiye erişebilmesini sağlayan bütüncül çözümler sunuyoruz. Bu sayede gündüz üretilen enerjinin depolanarak gece saatlerinde de kullanılabilmesi mümkün hale gelirken, enerji maliyetleri daha öngörülebilir ve kontrol edilebilir bir yapıya kavuşuyor" ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Robot Care ile Robotik Sistemlerde Proaktif Bakım Yaklaşımı Haber

Robot Care ile Robotik Sistemlerde Proaktif Bakım Yaklaşımı

Mitsubishi Electric Fabrika Otomasyon Sistemleri, teknik destek, eğitim ve bakım gibi ürün ve çözümlerinin yaşam döngüsünü uçtan uca kapsayan “FA Center” çatısı altında sunduğu “Robot Care” programı ile robot sistemlerinin uzun ömürlü, güvenli ve yüksek performansla çalışmasını hedefliyor. Robot sistemlerine özel olarak geliştirilen “Robot Care” programı, arıza sonrası müdahale yerine olası sorunların henüz oluşmadan tespit edilmesine odaklanan proaktif bir bakım yaklaşımı sunuyor. Aşınma, gevşeme veya performans düşüşü gibi küçük çaplı sorunların erken aşamada giderilmesi, bu problemlerin büyük arızalara dönüşme riskini azaltırken, üretim hatlarında plansız duruşların da önüne geçilmesine katkı sağlıyor. Proaktif Bakım, Maliyet Kontrolü ve İş Güvenliğini Birlikte Sağlıyor “Robot Care”, robotların ömür tespiti ile hafif ve ağır bakım süreçlerini içeren kapsamlı bir hizmet anlayışı sunuyor. Kontrol ve bakım süreçlerinin düzenli gerçekleştirilmesi, robotların ömrünü uzatırken büyük arızaların ve yüksek onarım maliyetlerinin önüne geçiyor. Yüksek tekrarlanabilirlik gerektiren uygulamalarda kalite standartlarının korunmasına katkı sağlayan program, güvenlik devrelerinin düzenli kontrolü ile iş kazası risklerini düşürüyor. Öte yandan bakım süreçlerinden elde edilen veriler ve detaylı raporlamalar, işletmelere geleceğe yönelik bakım planlaması yapma imkânı sunarak daha öngörülebilir bir operasyon yapısını destekliyor. Mitsubishi Electric Fabrika Otomasyon Sistemleri, robot sistemlerinde benimsediği bu yaklaşımı diğer otomasyon bileşenlerine de entegre ediyor. Şirket, inverter teknolojileri için geliştirdiği “Inverter Care” programıyla, zorlu çevresel koşulların ekipmanlar üzerindeki olumsuz etkilerini önlemeyi ve inverter performansını korumayı amaçlıyor. Mitsubishi Electric Fabrika Otomasyon Sistemleri uzmanları, bu bakım süreçlerinin robotların ve inverterlerin kullanım yoğunluğuna bağlı olarak yılda bir kez gerçekleştirilmesini öneriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

vMind ve ASNSKY’den Bilişim Dünyasında Stratejik İş Birliği: “Yönetilen Dönüşüm” Modeli Başlıyor Haber

vMind ve ASNSKY’den Bilişim Dünyasında Stratejik İş Birliği: “Yönetilen Dönüşüm” Modeli Başlıyor

Türkiye’de kurumların dijital dönüşüm yolculuğu, hibrit altyapıların yönetimi, artan güvenlik gereksinimleri ve maliyet baskısı nedeniyle yeni bir evreye giriyor. Bu yeni dönemde teknoloji yatırımlarının sürdürülebilir iş sonuçlarına dönüşmesi kritik hale gelirken, vMind ve ASNSKY önemli bir iş birliğine imza attı. İki güçlü yapı bulut, entegrasyon ve yönetilen hizmetleri tek bir operasyonel modelde birleştirerek kurumlara uçtan uca, ölçülebilir ve güvenli bir dönüşüm yaklaşımı sunmaya başladı. Kurumların ‘Hangi teknolojiyi almalıyım?’ sorusundan çok, ‘Bu yatırımı iş sonucuna nasıl dönüştürürüm?’ sorusuna odaklandıklarını belirten vMind CEO’su Volkan Duman şunları söyledi: “Teknoloji yatırımını yalnızca bir kurulum projesi olmaktan çıkarıp ölçeklenebilir ve yönetilebilir bir hizmet modeline dönüştürüyoruz. Güvenli bulut altyapımızı ve yönetilen hizmet disiplinimizi, ASNSKY’nin sahadaki güçlü ekosistemiyle birleştirerek kurumların dijital dünyada daha hızlı ve doğru aksiyon almasını sağlıyoruz” dedi. İş birliğini hibrit gerçekliğe uygun bir operasyonel dönüşüm modeli olarak tanımlayan ASNSKY Başkanı Emre Pekar ise şu değerlendirmede bulundu: “Bugün kurumların tek bir doğrultusu yok. Public, private ve hibrit yapılar birlikte yaşıyor. Biz; bulut, entegrasyon ve yönetilen hizmetleri tek çerçevede sunarak ‘nerede ne çalışmalı, nasıl güvenli olmalı, nasıl işletilmeli’ sorularını uçtan uca cevaplayan bir model kurduk. Bu yaklaşım yalnızca mevcut BT ihtiyaçlarını karşılamakla kalmıyor; aynı zamanda yapay zekâ projeleri için gerekli veri, güvenlik ve gözlemlenebilir altyapı da hazırlıyor” dedi. Hibrit Dünyada Uçtan Uca Sorumluluk, Sürdürülebilir Operasyon ve Gerçek Katma Değer Mevcut alternatiflerin önemli bir bölümü yalnızca bulut hizmeti sunarken işletim sorumluluğunu müşteriye bırakmakta, bazı yaklaşımlar ise proje bazlı kalıp uzun vadeli sürdürülebilirlik açısından sınırlı bir çerçeve sunuyor. vMind & ASNSKY modelinde ise bulut, entegrasyon ve yönetilen hizmetleri tek çerçevede sunularak hibrit yapılarda net sorumluluk, güçlü operasyon dili ve sürdürülebilir işletim sağlıyor. Böylece kurulum sonrası operasyon yükü müşteriden alınırken, yapay zekâ projeleri için gereken altyapı temeli de sistematik biçimde güçlendiriliyor. vMind ve ASNSKY iş birliği sayesinde kurumlar hibrit ortamlarda doğru iş yükü konumlandırması ve maliyet kontrolü elde ederken; entegrasyon kaynaklı performans ve erişilebilirlik sorunlarını daha hızlı teşhis edebiliyor, güvenlik görünürlüğü ve olay müdahalesinde daha disiplinli bir işletime kavuşuyor. Operasyon yükünün yönetilen hizmet modeliyle devredilmesi ise BT ekiplerinin üzerindeki baskıyı azaltarak dönüşüm projelerini daha öngörülebilir ve sürdürülebilir hale getiriyor. AI Girişimleri İçin “Doğal Altyapı”: AI Enabler İş birliğinin stratejik odak noktalarından biri de Yapay Zekâ (AI) projelerine sağladığı altyapı oldu. ASNSKY Başkanı Emre Pekar, kurulan yapının AI girişimleri için kritik bir temel oluşturduğunu vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: “AI girişimlerinin başarısı modelden önce; veri akışı, güvenli erişim ve telemetri kalitesine bağlıdır. Pek çok alternatif çözüm yalnızca küresel ölçekli bulut platformları üzerinden servis sunarken işletim sorumluluğunu müşteriye bırakıyor. Biz ise bulut, entegrasyon ve yönetilen hizmetleri tek bir çerçevede birleştiriyoruz. Böylece AI’yi ayrı bir proje olmaktan çıkarıp, iyi yönetilen bir altyapının doğal uzantısı haline getiriyoruz.” Bir bulut sağlayıcının ötesindeyiz “Türkiye’de artık temel ihtiyaç yalnızca buluta geçmek değil; hibrit yapıları güvenli, maliyet kontrollü ve sürdürülebilir biçimde işletmek” diyerek konunun önemini vurgulayan Volkan Duman, iş birliği ile parçalı ürün ve proje yaklaşımı yerine ölçülebilir hizmet ve operasyon standardını güçlendirirken, yapay zekâyı ek bir proje olmaktan çıkarıp iyi işletilen altyapının doğal uzantısı haline getireceklerini belirtti. Volkan Duman, vMind’ın rolünün de dönüştüğünü belirterek şunları ifade etti: “Bir bulut sağlayıcının ötesine geçerek hizmet tasarımı ve operasyon standardı sunan stratejik iş ortağına evriliyoruz. Müşteriyle ilişkiyi yalnızca kurulum anına değil, güvenlikten maliyet yönetimine kadar tüm yaşam döngüsüne yayıyoruz. vMind ve ASNSKY’nin ortak vizyonu; hibrit altyapı gerçekliğinde güvenlik, süreklilik ve maliyet yönetimini standartlaştırılmış bir modelle sunmak. Bu modelin, daha fazla kurumun tek elden erişebildiği ve yapay zekâ dâhil tüm dönüşüm projelerine temel oluşturan sürdürülebilir bir dijital omurga yaratması hedefleniyor. Sonuç olarak, vMind & ASNSKY iş birliği teknoloji yatırımlarını ürün odaklı yaklaşımdan çıkarıp operasyon odaklı, ölçülebilir ve sürdürülebilir bir dönüşüm modeline taşıyor; Türkiye’de hibrit çağın BT işletim anlayışına yeni bir standart kazandırıyor” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şişecam’ın 2025 Yılı Net Satışları  225 Milyar TL Seviyesinde Gerçekleşti Haber

Şişecam’ın 2025 Yılı Net Satışları 225 Milyar TL Seviyesinde Gerçekleşti

Şişecam 2025 yılına ilişkin finansal sonuçlarını açıkladı. Şirketin bu dönemdeki konsolide net satışları 225 milyar TL seviyesinde gerçekleşirken, Türkiye’den yapılan ihracatla Türkiye dışı üretimlerden yapılan satışların toplamını ifade eden uluslararası satışların konsolide satışlar içindeki payı ise yüzde 59,34 seviyesinde oldu. Şişecam'ın 2025 yılı toplam yatırımları 35,8 milyar TL, ihracatı ise 938 milyon dolar olarak açıklandı. Bu dönemde 5,6 milyon ton cam üreten şirket, 4,3 milyon ton soda külü ve 4 milyon ton endüstriyel hammadde üretimi gerçekleştirdi. 2025’in, küresel makroekonomik ve jeopolitik gelişmelerin üretimden ticarete ekonominin tüm alanlarında etkisini güçlü biçimde hissettirdiği zorlu bir yıl olduğunu ifade eden Şişecam Genel Müdürü Can Yücel, şirketin 2025 yılı performansını şöyle değerlendirdi: “2025’i jeopolitik ve ekonomik dalgalanmalara sahne olan ve ticaretin bu gelişmelerden etkilenmeye devam ettiği bir yıl olarak tamamladık. Küresel ölçekte koruyucu tedbirlerin ön plana çıktığı bu dönemde; üretim dengeleri değişirken, tedarik zincirinde riskler arttı ve öngörülebilirlik azaldı. Bu durum, yatırım kararları ve ticaret hacimleri üzerinde tüm dünyada hissedilen bir baskı oluşturdu. Süregelen bu tabloya rağmen 2025 yılında cam ve soda külü sektörlerinde sınırlı da olsa toparlanma gerçekleştiğini ifade etmek mümkün. Talepte devam eden zayıflık ve mevcut kapasite fazlalarının hem cam hem de soda külü alanlarında fiyatlamayı baskılamaya devam ettiğini gördük. Bu koşulların ortaya koyduğu zorluklara rağmen Şişecam olarak faaliyet karlılığımızı artırmaya, sürdürülebilir büyümeye, yatırımlarımızı aksatmadan sürdürerek tamamlamaya ve marka değerimizi artırmaya odaklandık. Ürün kalitemiz, coğrafi çeşitliliğimizin sunduğu esneklik, küresel marka gücümüz, köklü kültürümüz ve iş alanlarımızdaki uzmanlığımız ile çalışanlarımızın gayreti; belirsizliklerin yüksek olduğu 2025 yılında Şişecam’a önemli bir finansal ve operasyonel dayanıklılık sağladı. 2025 yılı daralan marjların dengelenmesi adına sıkı maliyet kontrolü ve verimlilik artışı çalışmalarını ele aldığımız bir yıl oldu. Verimlilik odağımızı daha sistematik bir yapıya taşımak amacıyla kapsamlı bir verimlilik yönetimi inisiyatifi başlattık. Nakit akış kapasitemizi artırma ve mali yapımızı güçlendirme hedeflerimiz doğrultusunda, yıl boyunca üretim maliyetlerimizi kontrol altına aldık ve bakım planlarımızı optimize ettik. Bu kapsamda güncellediğimiz soğuk tamir programları, fırınlarımızın daha etkin kullanılması açısından önemli kazanımlar sağladı. Örneğin, Kuzey İtalya’daki düz cam üretim tesisimizin soğuk tamirini öne çekmemiz üretim ve maliyet dengesini daha etkin yönetmemizi desteklerken, diğer fırınlarımızda revize edilen bakım periyotları operasyonel karlılığımızı artırdı. 2025, Şişecam’ın dijital dönüşüm süreçlerinde de kritik bir yıl oldu. Dijital dönüşüm projelerimizi tamamladığımız ve veriyi uçtan uca süreçlerimize entegre ederek katma değere dönüştürme imkanını sağladığımız bu yılda; teknolojik alt yapımızı köklü bir şekilde güncelledik ve verimliliğimizi maksimize etmek amacıyla yapay zekâ yetkinliklerini bu yapı üzerinde inşa etmeye başladık. Eş zamanlı olarak güncellediğimiz organizasyonel yapılanmamız ve müşteri odağında şekillendirdiğimiz iş modelimizin de hedeflediğimiz dijital yetkinliklerle birlikte çok daha yüksek katma değer sağlamasını öngörüyoruz.” Yücel, 2025 yılının Şişecam’ın stratejik yatırımları açısından da önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Yıl boyunca stratejik önceliklerimiz doğrultusunda üretim kabiliyetimizi, teknoloji altyapımızı ve coğrafi çeşitliliğimizi destekleyen önemli adımlar attık. Avrupa’daki mimari cam yapılanmamızı pazar koşullarına uyarladık. Tarsus’taki buzlu cam fırını ve enerji camı işleme hatlarını devreye alarak katma değerli ürün kapasitemizi artırdık. Denizli’deki cam ev eşyası üretimini Kırklareli’ne taşıyarak daha entegre ve sürdürülebilir bir yapı oluşturduk. 2026 yılına da sürdürülebilir büyümemize destek olacak şekilde başladık. Şubat ayında Avrupa’daki ilk cam ambalaj yatırımımız olan Macaristan, Kaposvar tesisimizin ilk fırınını ateşledik. Bulgaristan’daki düz cam tesisimizde yıllık 6 milyon metrekare kapasiteli; İtalya, San Giorgio di Nogaro’daki tesisimizde ise yıllık 6,5 milyon metrekare kapasiteli iki kaplamalı cam hattı devreye aldık. Yine yılın ilk çeyreğinde devreye alacağımız Tarsus düz cam fırını yatırımımız da ürün çeşitliliğimizi artırırken Şişecam’a operasyonel esneklik ve Ar-Ge çalışmalarımız için daha geniş bir hareket alanı sunacak.” Can Yücel, Şişecam’ın yıl içinde nakit akışını güçlendirmek amacıyla önemli finansal hamleler de gerçekleştirdiğini belirterek şöyle devam etti: “2026 başında İngiltere’deki yüzde 100 bağlı ortaklığımız aracılığıyla gerçekleştirdiğimiz 7 yıl vadeli 500 milyon ABD doları tutarındaki Eurobond ihracı, 1,7 milyar ABD doları talep ile tamamlandı. Bu talep uluslararası yatırımcıların Şişecam’ın disiplinli harcama yönetimine, verimlilik artırıcı aksiyonlarına ve öngörülebilir nakit akışına duyduğu güveni bir kez daha teyit etti. Ekim ayında Uluslararası Finans Kurumu (IFC) iş birliğiyle sağlanan uzun vadeli finansman paketi ise düz cam ve enerji camı yatırımlarımızın desteklenmesi, borç vade yapısının dengelenmesi ve sürdürülebilirlik hedeflerimizin güçlendirilmesi açısından stratejik öneme sahip bir adım oldu. Sadeleşme ve verimlilik odağında, âtıl durumdaki taşınmazlarımızı da ele aldık. Operatif olmayan gayrimenkullerimiz için oluşturduğumuz satış planı ve değerli maden portföyümüzün etkin şekilde yönetilmesi kapsamında atılan adımlar likiditemizi yıl içerisinde destekledi ve 2026 yılında da aynı şekilde katkı sağlamaya devam edecek. Ülkemizin küresel markası Şişecam, kesintisiz ve sürdürülebilir gelişim yaklaşımıyla 2026 yılında da faaliyetlerini inovasyonla destekleyerek, kaliteyi ve müşteri güvenini her zaman önceliklendirerek, yüksek bir disiplin ve titizlikle çalışmalarına devam edecek. Camın tüm alanlarında faaliyet gösteren tek küresel oyuncu olarak; finansal gücümüzü muhafaza etmeye öncelik vererek, katma değerli ürünlere odaklanarak ve enerji verimliliği sağlayan teknolojilere yatırım yaparak ülkemiz ve paydaşlarımız için değer üretmeye ve Şişecam markasını küresel ölçekte güçlendirmeye devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Su İhtiyacına Çözüm Yalova’nın Ayağına Geldi Haber

Su İhtiyacına Çözüm Yalova’nın Ayağına Geldi

Yalova ilimizde Gökçe Barajı’nın ve barajı besleyen yerel su kaynaklarının kritik seviyelere düşmesi nedeniyle Acil Su Eylem Planı kapsamında tedbirler devreye alınıyor. Yalova genelinde 26 Kasım tarihinden itibaren, her gün 20:00 – 05:00 saatleri arasında su kesintisi uygulanırken; Yalova Belediyesi, “şebekeye verilen suyun, arıtmadan geçirilmeden, içme, yemek yapma ve gıdaların yıkanması amacıyla kullanılmaması” uyarısında bulundu. Öte yandan, 2025 yılı itibarı ile üretimini Yalova’da yer alan modern fabrikasına taşıyan, Türkiye’nin global su arıtım markası Rielli, sanayi kuruluşlarında atıksu geri kazanımı, tersanelerde, yeme içme ve turizm tesislerinde ve yerleşim birimlerinde deniz suyundan kullanım ve içme suyu üretimi gibi kentin su kaynaklarının korunmasına ve su verimliliğinin artırılmasına katkı sağlayacak çözümler sunuyor. Sanayi Tesislerinde Yüzde 95'e Varabilen Atıksu Geri Kazanım Oranı Kazancı Çevre Tekniği bünyesinde geliştirilen ve üretilen su geri kazanım markası Rielli’nin, sanayi tesislerinde yüzde 95’e varabilen atıksu geri kazanım oranları sağladığını belirten Kazancı Çevre Tekniği Kurucu Genel Müdürü Artun Kazancı, “Rielli, 30 yılı aşkın köklü geçmişiyle Türkiye’nin 6 kıtada ve 80’i aşkın ülkede tercih edilen global markası kimliği taşıyor. Sanayi tesislerinde endüstriyel atıksu geri kazanımı, atıksulardan proses suyu üretimi alanlarında sunduğumuz mühendislik ve taahhüt hizmetlerimizle, üretim sürekliliğinin yanı sıra, su ve enerji maliyetlerinde önemli düşüşler sağlıyoruz. Kurulum ve devreye alma süreçleri oldukça hızlı gerçekleşen atıksu arıtım tesislerimiz, kendini amorti etme süresi bir yılın altına inebilen yatırımlarla hayata geçirilebiliyor” şeklinde konuştu. Turizm Tesislerinde ve Yerleşim Birimlerinde Deniz Suyundan Tatlı Su Üretimi Kazancı Çevre Tekniği Kurucu Genel Müdürü Artun Kazancı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Dünya genelinde su kıtlığı yaşanan bölgeler için deniz suyundan tatlı su üretimi bir zorunluluk haline gelmiş durumdadır. Bu alanda geliştirilen ve 30 yılı aşkın deneyimle olgunlaşan yerli teknolojilerimiz, bu alanda çözüm sunmaktadır. Avrupa'da kurmuş olduğumuz Deniz Suyu Ters Ozmoz tesisimiz, yaklaşık 15-20 bin kişilik bir nüfusun günlük su ihtiyacını karşılamaktadır.” Yalova’da Modern Teknolojili Üretim Tesisi Yalova’da kurulu yeni fabrikanın, 2025 yılı başında tam kapasite üretime geçtiğini belirten Artun Kazancı, “Gelişim potansiyelini ve coğrafi konumunu görerek yatırım yaptığımız Yalova ilimizde baş gösteren su kıtlığının etkilerini bertaraf etmek için sanayi kuruluşları, kamu ve yerel yönetim birimleriyle iş birliği yapmaya hazırız” dedi. Müşterilerin İş Sürekliliği, Maliyet Kontrolü ve Sürdürülebilirlik Hedeflerine Katkı Rielli Yalova Fabrikasının, hata paylarını sıfıra indirmek için optimize edilmiş otomasyon sistemleriyle hizmet verdiğini belirten Artun Kazancı, “İşimizin, müşterilerimizin iş sürekliliği, maliyet kontrolü ve sürdürülebilirlik hedefleri açısından taşıdığı önemin bilincindeyiz. Üretim tesisimizi ve süreçlerimizi, hem bu alanlarda maksimum fayda sağlamaya hem de kendi faaliyetlerimizin sürdürülebilirliğini güvence altına almaya odaklanan bir işlevsel zeka felsefesiyle tasarladık ve kurguladık. Yeni makine parkuru ve robotik vizyonla hayata geçirdiğimiz Yalova Fabrikamız, hata paylarını sıfıra indirmek için optimize edilmiş otomasyon sistemleriyle hizmet veriyor” şeklinde konuştu. Müşterilerin Spesifik İhtiyaçlarına Yönelik Makine ve İnsan İş Birliği Rielli’nin tüm projelerinin, müşterilerin spesifik ihtiyaçlarına göre hazırlandığını vurgulayan Artun Kazancı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kullanıcılarımızın ihtiyacını en iyi şekilde anlayan işlevsel tesisler üretmek için mekanikle birlikte tesislerimizin tüm elektronik kontrol sistemi ve yazılımını da üretim sürecimize entegre ettik. Bu açıdan mekanik cihazlar kadar yazılım da üreten bir fabrika haline geldik. Tüm projelerimiz bilgisayar ortamında tasarlanır, tasarım doğrudan makinelere aktarılarak ve insanla birlikte çalışan kooperatif robotlarla üretilir. Bu şekilde ara ölçüm ve üretimdeki karar sayıları en aza indirilerek tasarım en kısa sürede en az hatayla ve çoğu zaman hatasız hayata geçirilir. Öte yandan, bir iş eğer makineyle yapılabiliyorsa Rielli’de bu iş insana yaptırılmaz. Bu üretimde verimliliğimizi artırmaya odağımız kadar insanımıza ve insan emeğine verdiğimiz değerin de bir göstergesidir.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.