Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Maliyet Kontrolü

Kapsül Haber Ajansı - Maliyet Kontrolü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Maliyet Kontrolü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Şişecam’ın 2025 Yılı Net Satışları  225 Milyar TL Seviyesinde Gerçekleşti Haber

Şişecam’ın 2025 Yılı Net Satışları 225 Milyar TL Seviyesinde Gerçekleşti

Şişecam 2025 yılına ilişkin finansal sonuçlarını açıkladı. Şirketin bu dönemdeki konsolide net satışları 225 milyar TL seviyesinde gerçekleşirken, Türkiye’den yapılan ihracatla Türkiye dışı üretimlerden yapılan satışların toplamını ifade eden uluslararası satışların konsolide satışlar içindeki payı ise yüzde 59,34 seviyesinde oldu. Şişecam'ın 2025 yılı toplam yatırımları 35,8 milyar TL, ihracatı ise 938 milyon dolar olarak açıklandı. Bu dönemde 5,6 milyon ton cam üreten şirket, 4,3 milyon ton soda külü ve 4 milyon ton endüstriyel hammadde üretimi gerçekleştirdi. 2025’in, küresel makroekonomik ve jeopolitik gelişmelerin üretimden ticarete ekonominin tüm alanlarında etkisini güçlü biçimde hissettirdiği zorlu bir yıl olduğunu ifade eden Şişecam Genel Müdürü Can Yücel, şirketin 2025 yılı performansını şöyle değerlendirdi: “2025’i jeopolitik ve ekonomik dalgalanmalara sahne olan ve ticaretin bu gelişmelerden etkilenmeye devam ettiği bir yıl olarak tamamladık. Küresel ölçekte koruyucu tedbirlerin ön plana çıktığı bu dönemde; üretim dengeleri değişirken, tedarik zincirinde riskler arttı ve öngörülebilirlik azaldı. Bu durum, yatırım kararları ve ticaret hacimleri üzerinde tüm dünyada hissedilen bir baskı oluşturdu. Süregelen bu tabloya rağmen 2025 yılında cam ve soda külü sektörlerinde sınırlı da olsa toparlanma gerçekleştiğini ifade etmek mümkün. Talepte devam eden zayıflık ve mevcut kapasite fazlalarının hem cam hem de soda külü alanlarında fiyatlamayı baskılamaya devam ettiğini gördük. Bu koşulların ortaya koyduğu zorluklara rağmen Şişecam olarak faaliyet karlılığımızı artırmaya, sürdürülebilir büyümeye, yatırımlarımızı aksatmadan sürdürerek tamamlamaya ve marka değerimizi artırmaya odaklandık. Ürün kalitemiz, coğrafi çeşitliliğimizin sunduğu esneklik, küresel marka gücümüz, köklü kültürümüz ve iş alanlarımızdaki uzmanlığımız ile çalışanlarımızın gayreti; belirsizliklerin yüksek olduğu 2025 yılında Şişecam’a önemli bir finansal ve operasyonel dayanıklılık sağladı. 2025 yılı daralan marjların dengelenmesi adına sıkı maliyet kontrolü ve verimlilik artışı çalışmalarını ele aldığımız bir yıl oldu. Verimlilik odağımızı daha sistematik bir yapıya taşımak amacıyla kapsamlı bir verimlilik yönetimi inisiyatifi başlattık. Nakit akış kapasitemizi artırma ve mali yapımızı güçlendirme hedeflerimiz doğrultusunda, yıl boyunca üretim maliyetlerimizi kontrol altına aldık ve bakım planlarımızı optimize ettik. Bu kapsamda güncellediğimiz soğuk tamir programları, fırınlarımızın daha etkin kullanılması açısından önemli kazanımlar sağladı. Örneğin, Kuzey İtalya’daki düz cam üretim tesisimizin soğuk tamirini öne çekmemiz üretim ve maliyet dengesini daha etkin yönetmemizi desteklerken, diğer fırınlarımızda revize edilen bakım periyotları operasyonel karlılığımızı artırdı. 2025, Şişecam’ın dijital dönüşüm süreçlerinde de kritik bir yıl oldu. Dijital dönüşüm projelerimizi tamamladığımız ve veriyi uçtan uca süreçlerimize entegre ederek katma değere dönüştürme imkanını sağladığımız bu yılda; teknolojik alt yapımızı köklü bir şekilde güncelledik ve verimliliğimizi maksimize etmek amacıyla yapay zekâ yetkinliklerini bu yapı üzerinde inşa etmeye başladık. Eş zamanlı olarak güncellediğimiz organizasyonel yapılanmamız ve müşteri odağında şekillendirdiğimiz iş modelimizin de hedeflediğimiz dijital yetkinliklerle birlikte çok daha yüksek katma değer sağlamasını öngörüyoruz.” Yücel, 2025 yılının Şişecam’ın stratejik yatırımları açısından da önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Yıl boyunca stratejik önceliklerimiz doğrultusunda üretim kabiliyetimizi, teknoloji altyapımızı ve coğrafi çeşitliliğimizi destekleyen önemli adımlar attık. Avrupa’daki mimari cam yapılanmamızı pazar koşullarına uyarladık. Tarsus’taki buzlu cam fırını ve enerji camı işleme hatlarını devreye alarak katma değerli ürün kapasitemizi artırdık. Denizli’deki cam ev eşyası üretimini Kırklareli’ne taşıyarak daha entegre ve sürdürülebilir bir yapı oluşturduk. 2026 yılına da sürdürülebilir büyümemize destek olacak şekilde başladık. Şubat ayında Avrupa’daki ilk cam ambalaj yatırımımız olan Macaristan, Kaposvar tesisimizin ilk fırınını ateşledik. Bulgaristan’daki düz cam tesisimizde yıllık 6 milyon metrekare kapasiteli; İtalya, San Giorgio di Nogaro’daki tesisimizde ise yıllık 6,5 milyon metrekare kapasiteli iki kaplamalı cam hattı devreye aldık. Yine yılın ilk çeyreğinde devreye alacağımız Tarsus düz cam fırını yatırımımız da ürün çeşitliliğimizi artırırken Şişecam’a operasyonel esneklik ve Ar-Ge çalışmalarımız için daha geniş bir hareket alanı sunacak.” Can Yücel, Şişecam’ın yıl içinde nakit akışını güçlendirmek amacıyla önemli finansal hamleler de gerçekleştirdiğini belirterek şöyle devam etti: “2026 başında İngiltere’deki yüzde 100 bağlı ortaklığımız aracılığıyla gerçekleştirdiğimiz 7 yıl vadeli 500 milyon ABD doları tutarındaki Eurobond ihracı, 1,7 milyar ABD doları talep ile tamamlandı. Bu talep uluslararası yatırımcıların Şişecam’ın disiplinli harcama yönetimine, verimlilik artırıcı aksiyonlarına ve öngörülebilir nakit akışına duyduğu güveni bir kez daha teyit etti. Ekim ayında Uluslararası Finans Kurumu (IFC) iş birliğiyle sağlanan uzun vadeli finansman paketi ise düz cam ve enerji camı yatırımlarımızın desteklenmesi, borç vade yapısının dengelenmesi ve sürdürülebilirlik hedeflerimizin güçlendirilmesi açısından stratejik öneme sahip bir adım oldu. Sadeleşme ve verimlilik odağında, âtıl durumdaki taşınmazlarımızı da ele aldık. Operatif olmayan gayrimenkullerimiz için oluşturduğumuz satış planı ve değerli maden portföyümüzün etkin şekilde yönetilmesi kapsamında atılan adımlar likiditemizi yıl içerisinde destekledi ve 2026 yılında da aynı şekilde katkı sağlamaya devam edecek. Ülkemizin küresel markası Şişecam, kesintisiz ve sürdürülebilir gelişim yaklaşımıyla 2026 yılında da faaliyetlerini inovasyonla destekleyerek, kaliteyi ve müşteri güvenini her zaman önceliklendirerek, yüksek bir disiplin ve titizlikle çalışmalarına devam edecek. Camın tüm alanlarında faaliyet gösteren tek küresel oyuncu olarak; finansal gücümüzü muhafaza etmeye öncelik vererek, katma değerli ürünlere odaklanarak ve enerji verimliliği sağlayan teknolojilere yatırım yaparak ülkemiz ve paydaşlarımız için değer üretmeye ve Şişecam markasını küresel ölçekte güçlendirmeye devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Su İhtiyacına Çözüm Yalova’nın Ayağına Geldi Haber

Su İhtiyacına Çözüm Yalova’nın Ayağına Geldi

Yalova ilimizde Gökçe Barajı’nın ve barajı besleyen yerel su kaynaklarının kritik seviyelere düşmesi nedeniyle Acil Su Eylem Planı kapsamında tedbirler devreye alınıyor. Yalova genelinde 26 Kasım tarihinden itibaren, her gün 20:00 – 05:00 saatleri arasında su kesintisi uygulanırken; Yalova Belediyesi, “şebekeye verilen suyun, arıtmadan geçirilmeden, içme, yemek yapma ve gıdaların yıkanması amacıyla kullanılmaması” uyarısında bulundu. Öte yandan, 2025 yılı itibarı ile üretimini Yalova’da yer alan modern fabrikasına taşıyan, Türkiye’nin global su arıtım markası Rielli, sanayi kuruluşlarında atıksu geri kazanımı, tersanelerde, yeme içme ve turizm tesislerinde ve yerleşim birimlerinde deniz suyundan kullanım ve içme suyu üretimi gibi kentin su kaynaklarının korunmasına ve su verimliliğinin artırılmasına katkı sağlayacak çözümler sunuyor. Sanayi Tesislerinde Yüzde 95'e Varabilen Atıksu Geri Kazanım Oranı Kazancı Çevre Tekniği bünyesinde geliştirilen ve üretilen su geri kazanım markası Rielli’nin, sanayi tesislerinde yüzde 95’e varabilen atıksu geri kazanım oranları sağladığını belirten Kazancı Çevre Tekniği Kurucu Genel Müdürü Artun Kazancı, “Rielli, 30 yılı aşkın köklü geçmişiyle Türkiye’nin 6 kıtada ve 80’i aşkın ülkede tercih edilen global markası kimliği taşıyor. Sanayi tesislerinde endüstriyel atıksu geri kazanımı, atıksulardan proses suyu üretimi alanlarında sunduğumuz mühendislik ve taahhüt hizmetlerimizle, üretim sürekliliğinin yanı sıra, su ve enerji maliyetlerinde önemli düşüşler sağlıyoruz. Kurulum ve devreye alma süreçleri oldukça hızlı gerçekleşen atıksu arıtım tesislerimiz, kendini amorti etme süresi bir yılın altına inebilen yatırımlarla hayata geçirilebiliyor” şeklinde konuştu. Turizm Tesislerinde ve Yerleşim Birimlerinde Deniz Suyundan Tatlı Su Üretimi Kazancı Çevre Tekniği Kurucu Genel Müdürü Artun Kazancı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Dünya genelinde su kıtlığı yaşanan bölgeler için deniz suyundan tatlı su üretimi bir zorunluluk haline gelmiş durumdadır. Bu alanda geliştirilen ve 30 yılı aşkın deneyimle olgunlaşan yerli teknolojilerimiz, bu alanda çözüm sunmaktadır. Avrupa'da kurmuş olduğumuz Deniz Suyu Ters Ozmoz tesisimiz, yaklaşık 15-20 bin kişilik bir nüfusun günlük su ihtiyacını karşılamaktadır.” Yalova’da Modern Teknolojili Üretim Tesisi Yalova’da kurulu yeni fabrikanın, 2025 yılı başında tam kapasite üretime geçtiğini belirten Artun Kazancı, “Gelişim potansiyelini ve coğrafi konumunu görerek yatırım yaptığımız Yalova ilimizde baş gösteren su kıtlığının etkilerini bertaraf etmek için sanayi kuruluşları, kamu ve yerel yönetim birimleriyle iş birliği yapmaya hazırız” dedi. Müşterilerin İş Sürekliliği, Maliyet Kontrolü ve Sürdürülebilirlik Hedeflerine Katkı Rielli Yalova Fabrikasının, hata paylarını sıfıra indirmek için optimize edilmiş otomasyon sistemleriyle hizmet verdiğini belirten Artun Kazancı, “İşimizin, müşterilerimizin iş sürekliliği, maliyet kontrolü ve sürdürülebilirlik hedefleri açısından taşıdığı önemin bilincindeyiz. Üretim tesisimizi ve süreçlerimizi, hem bu alanlarda maksimum fayda sağlamaya hem de kendi faaliyetlerimizin sürdürülebilirliğini güvence altına almaya odaklanan bir işlevsel zeka felsefesiyle tasarladık ve kurguladık. Yeni makine parkuru ve robotik vizyonla hayata geçirdiğimiz Yalova Fabrikamız, hata paylarını sıfıra indirmek için optimize edilmiş otomasyon sistemleriyle hizmet veriyor” şeklinde konuştu. Müşterilerin Spesifik İhtiyaçlarına Yönelik Makine ve İnsan İş Birliği Rielli’nin tüm projelerinin, müşterilerin spesifik ihtiyaçlarına göre hazırlandığını vurgulayan Artun Kazancı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kullanıcılarımızın ihtiyacını en iyi şekilde anlayan işlevsel tesisler üretmek için mekanikle birlikte tesislerimizin tüm elektronik kontrol sistemi ve yazılımını da üretim sürecimize entegre ettik. Bu açıdan mekanik cihazlar kadar yazılım da üreten bir fabrika haline geldik. Tüm projelerimiz bilgisayar ortamında tasarlanır, tasarım doğrudan makinelere aktarılarak ve insanla birlikte çalışan kooperatif robotlarla üretilir. Bu şekilde ara ölçüm ve üretimdeki karar sayıları en aza indirilerek tasarım en kısa sürede en az hatayla ve çoğu zaman hatasız hayata geçirilir. Öte yandan, bir iş eğer makineyle yapılabiliyorsa Rielli’de bu iş insana yaptırılmaz. Bu üretimde verimliliğimizi artırmaya odağımız kadar insanımıza ve insan emeğine verdiğimiz değerin de bir göstergesidir.”

Sanayi ve İş Yerlerine İndirimli Elektrik Haber

Sanayi ve İş Yerlerine İndirimli Elektrik

Serbest tüketici uygulaması kapsamında, yıllık elektrik tüketimi 15.000 kWh’i aşan işletmeler, Uludağ Elektrik’in sunduğu indirimli tarifelerden yararlanarak, enerji maliyetlerinden tasarruf edebiliyor. Türkiye’nin her ilinden tüketiciler, serbest tüketici uygulamasıyla elektrik hizmet kalitesinde bir değişiklik olmadan Uludağ Elektrik ile indirim sözleşmesi imzalayarak avantajlı tarifelerden faydalanabiliyorlar. Uludağ Elektrik, enerji yönetiminde öngörülebilirliği ve sürdürülebilirliği odağına alan yaklaşımıyla, her ölçekteki işletmeye uygun sözleşme ve fiyatlandırma seçenekleri sunuyor. Şirket, hizmet bölgesi dışındaki illerde de müşterilerine ulaşmak amacıyla acentelik ağını sürekli genişletiyor. Arslan: “Yüksek Elektrik Tüketiminde Maliyetleri Düşüren Çözümler Sunuyoruz” Uludağ Elektrik Genel Müdürü Remezan Arslan, “Enerji sektöründe güven ve süreklilik esastır. Türkiye’nin dört bir yanında, sanayi ve ticarethanelerin ihtiyaçlarına göre tasarladığımız tarifelerle işletmelerin hem bugünkü hem de gelecekteki enerji planlamalarını destekliyoruz. Maliyet kontrolü ve bütçe yönetimine katkı sağlayan bu yaklaşımımızla, ayrıca vadeli ya da ön ödemeli alternatiflerle avantajlı seçenekler sunarak işletmelerin enerji giderlerini düşürüp rekabet güçlerini artırmalarına yardımcı oluyoruz. Her işletmenin tüketim dinamiklerinin farklı olduğunu biliyor, müşterilerin ödeme alışkanlıkları, tüketim profilleri ve ihtiyaçlarına göre en uygun sözleşme ve fiyatlandırma seçeneklerini sunuyoruz. İşletmeler, bu fırsatlara fiziki işlem merkezlerimizden, dijital platformlarımızdan ve kendi illerinde yer alan acentelerimiz üzerinden kolayca ulaşabiliyorlar” dedi. “Hem Acentelerimize Hem Müşterilerimize Kazanç Sağlıyoruz” Türkiye’nin tamamına hizmet verdiklerinin altını çizen Arslan, “Türkiye çapında yürütülen iletişim stratejisinin odağında yer alan “İndirimli Elektrik Avantajıyla İşleriniz Yolunda” mesajıyla, sanayi ve ticarethanelere avantajlı fiyatlarla enerji kullanım imkanı sunuyoruz. Ayrıca acente ağımızı da gün geçtikçe genişletiyoruz. Hizmet bölgemiz haricinde Türkiye’nin 77 ilinde Uludağ Elektrik adına indirimli elektrik satışı yapabilecek acentelikler oluşturuyoruz. Acentelerimiz aracılığıyla hem işletmelere avantajlı fiyatlar sunuyor hem de iş ortaklarımıza kazanç fırsatları sunuyoruz. “Kazan-kazan” anlayışıyla kurgulanan bu sistemimiz hem acentelerin gelir elde etmesini hem de müşterilerin indirimli elektrik avantajlarından faydalanmasını sağlıyor” şeklinde konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İK Departmanları Şirketlerin Yeni Kâr Merkezi Olabilir mi? Haber

İK Departmanları Şirketlerin Yeni Kâr Merkezi Olabilir mi?

İnsan Kaynakları, çoğu yönetici tarafından bilançonun gider tarafında yer alan bir maliyet merkezi olarak görülüyor. Oysa “Büyük İstifa” ve “Yetenek Savaşları” çağında, doğru insana yapılan yatırım, bir şirketin en büyük rekabet avantajını oluşturuyor. Kurumsal kaynak planlama pazarının liderlerinden Industrial Application Software (IAS), İK’yı bir kâr merkezine dönüştürmenin yol haritasını ve bu güce ulaşmak için şirketlerin teknolojiye mahkum olmadığını kanıtlayan yenilikçi bir çözüm sunuyor. Dijitalleşen dünyada İK departmanları, kendilerini bir teknoloji tuzağının içinde buluyor: Bir yanda, ana ERP sistemlerinin hantal, pahalı ve yetersiz İK modüllerine mahkum olmak; diğer yanda ise bu sistemlerden kaçmak için alınan ancak entegrasyonu imkansız bağımsız yazılımların yarattığı “yamalı bohça” kaosu. Her iki senaryo da şirketleri esneklikten uzaklaştırıyor, görünmez maliyetler yaratıyor ve İK'nın stratejik potansiyelini sınırlıyor. Üçüncü Yol: Finansal Kontrol ve Teknolojik Özgürlük IAS, bu ikileme karşı üçüncü ve daha akıllı bir yol sunuyor. Bu yaklaşımın ilk adımı, daha en baştan İK yatırım maliyetlerini kontrol altına almaktan geçiyor. Sürekli artan kiralama bedelleri yerine, lisansın ömür boyu müşteriye ait olduğu bir model sunan IAS, her çalışan için ayrı bir lisans gerektirmeyen eş zamanlı kullanıcı avantajıyla da ciddi bir maliyet kontrolü sağlıyor. IAS’ın bu alana getirdiği en büyük yenilik ise bu finansal ve operasyonel güce ulaşmak için şirketleri mevcut teknoloji yatırımlarını çöpe atmaya zorlamaması. Canias ERP İK modülleri, şirketlerin mevcut ERP sistemi ne olursa olsun, ondan bağımsız olarak da çalışabiliyor. Bu avantaj, şirketlere büyük ölçekli bir dijital dönüşüme gitmeden, hemen bugün İK süreçlerini optimize etme özgürlüğü tanıyor. İK'nın Kârlılığa Etkisini Ölçmek İK faaliyetlerinin kârlılığa etkisini ölçmek ancak insan kaynakları, finans ve operasyon verileri tek bir platformda birleştiğinde mümkündür. Canias ERP'nin entegrasyon gücü, bu teoriyi pratiğe dökerek İK departmanını bir kâr merkezine dönüştürüyor. Bu dönüşümün ilk adımı, doğrudan kâr yaratmaktır. Bunun en net örneği ise Ar-Ge teşvikleri takibidir. Canias ERP, Ar-Ge projelerinde çalışan personelin takibini yaparak, bunu doğrudan muhasebe kayıtlarına entegre ediyor ve şirketin devlet teşviklerinden maksimum düzeyde faydalanmasını sağlayarak İK departmanının doğrudan kâr hanesine katkı yapmasını sağlıyor. İkinci adım, operasyonel maliyet sızıntılarını tıkamaktır. Canias ERP Seyahat Yönetimi (TRV) modülü, planlanan ve gerçekleşen harcama maliyetlerini takip ederek bütçe disiplini sağlarken, Canias ERP Self Servis (SSM) modülleri ise izin, avans, bordro gibi süreçleri otomatikleştirerek İK departmanının idari yükünü ve operasyonel maliyetlerini ciddi oranda azaltıyor. Asıl stratejik fayda ise insan kaynağı yatırımının verimliliğini ölçerek geleceği şekillendirmekte yatıyor. Örneğin, bir eğitimin tüm maliyetleri Canias ERP Eğitim Yönetimi (TRN) modülünde kaydedilirken, bu eğitimin sonuçları Canias ERP Kariyer Yönetimi (CRR) modülündeki sayısal performans hedefleriyle ilişkilendiriliyor. Canias ERP’nin Rapor Sihirbazı ile bu iki veri birleştirildiğinde ise “Bu eğitim satışları yüzde kaç artırdı?” sorusunun cevabı, bir varsayım olmaktan çıkıp somut çıktılara dönüşüyor. Benzer şekilde, sistem üzerinden alınabilen personel değişim hızı analizleri, şirketlerin en büyük gizli maliyetlerinden biri olan yetenek kaybının kök nedenlerini bularak milyonlarca liralık tasarruf kapısını aralıyor. IAS Yetkinlik Merkezi Teknoloji Kıdemli Uzmanı Tolga Kölemen, Canias ERP İK modüllerinin dönüştürücü kabiliyetleri hakkında şunları söyledi: “Geçmişte İK departmanları, şirketin idari yükünü taşıyan birimlerdi. Bugünün dünyasında ise en değerli varlığımız olan insan kaynağını yöneten stratejik bir güç merkezine dönüşmeleri gerekiyor. Canias ERP ile İK liderlerine 'Bu ayki eğitim bütçesi ne kadar?' sorusundan, 'Bu eğitimle yarattığımız ciro artışı ne kadar?' sorusuna geçmelerini sağlayacak teknolojik vizyonu ve araçları sunuyoruz. Modern İK departmanlarının ihtiyaçları için geliştirdiğimiz çözümlerle, insan kaynaklarını şirketlerin geleceğini rakamlarla şekillendiren birer karar ortağına dönüştürüyoruz.” Canias ERP'nin İK çözümleri, stratejik ve kârlılık odaklı modüllerin yanı sıra, şirketlerin tüm insan kaynakları yaşam döngüsünü tek bir platformda yönetmelerini sağlayan Özlük Yönetimi, Bordrolama, İşe Alım ve Vardiya Planlama gibi temel operasyonel modülleri de içeren bütünsel bir yapı sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Özpamukçu: “Güvenli Gıda, Güçlü Tarım ve Sürdürülebilir Üretim Zinciriyle Mümkündür” Haber

Özpamukçu: “Güvenli Gıda, Güçlü Tarım ve Sürdürülebilir Üretim Zinciriyle Mümkündür”

Alp Önder Özpamukçu, gıda güvenliğinin yalnızca halk sağlığı değil, aynı zamanda ekonomik istikrar ve sürdürülebilir kalkınma açısından da stratejik bir öncelik haline geldiğini vurgulayarak, “Güvenilir, izlenebilir ve uluslararası standartlara uyumlu gıdaya erişim artık bir tercih değil, zorunluluk. Bu anlamda güvenli gıda üretimi güçlü tarım ve sürdürülebilir üretim zinciri ile mümkündür” açıklamasını yaptı. 2012 yılından bu yana, Türkiye’de modern perakende sektörünün gelişmesi ve kurumsallaşması, gıda perakendeciliğinde uluslararası standartların yakalanması konularında faaliyet gösteren Gıda Perakendecileri Derneği (GPD), Türkiye’nin ve dünyanın en kritik gündeminden biri olan gıda güvenliği konusunda da çalışmalarını sürdürüyor. Gıda güvenliğinin, sektörü, toplum sağlığını ve ekonomiyi yakından ilgilendirdiğini belirten GPD Başkanı Alp Önder Özpamukçu; iklim değişikliği, küresel tedarik zincirindeki kırılganlıklar, artan maliyetler ve üretim planlamasındaki eksikliklerin Türkiye’de gıda güvenliği açısından temel riskler oluşturduğuna dikkat çekti. Özpamukçu, “Türkiye gibi dört mevsimi yaşayan, zengin tarım potansiyeline sahip bir ülkede, bu potansiyelin ekonomiye yansıyabilmesi ancak planlı üretim, teknoloji kullanımı ve sürdürülebilir destek politikalarıyla mümkün. Güçlü bir tarım zinciri; kırsaldan kente, tarladan market rafına kadar istikrarı beraberinde getirir” diye konuştu. Perakendenin Gıda Güvenliğindeki Rolü Organize gıda perakendesinin, üretimden tüketiciye uzanan sürecin her aşamasında önemli bir sorumluluk üstlendiğini belirten Özpamukçu, “Gıda perakendeciliği, yalnızca ürün satmak değil; ürünü doğru üretmek, zamanında ulaştırmak ve süreci sürdürülebilir şekilde yönetmektir. Üyelerimiz bu anlayışla; üreticiden tüketiciye giden her adımda kalite, denetim ve şeffaflık ilkelerini gözetmektedir” diyerek sözlerine şöyle devam etti: “Organize gıda perakendesi bugün Türkiye’de 47 bin satış noktası ve 465 bini aşkın istihdam ile kayıtlı ekonomiye önemli katkı sağlıyor. Bu yapının en önemli avantajlarından biri, gıda ürünlerinde kalite güvencesi, izlenebilirlik ve denetim süreçlerinin güçlü bir sistematik içinde yürütülmesi. Gıda perakendeciliği işimizin yüzde 80’i tarım ve hayvancılıkla doğrudan bağlantılı. Tarımda ilerleme kaydedilmeden gıda arz güvenliğini sağlamak mümkün değil. Bu nedenle üretimin planlı hale getirilmesi, kooperatiflerin güçlendirilmesi ve üreticilerin modern tekniklerle desteklenmesi büyük önem taşıyor.” Özpamukçu, güçlü bir tarım altyapısının oluşturulması için yapılması gerekenleri şöyle sıraladı: Planlı ve bölgesel üretim uygulamalarının etkin hale getirilmesi,Sözleşmeli tarımın yaygınlaştırılması,Çiftçiye girdi desteği (gübre, yem, tohum) ile maliyet kontrolü sağlanması,Kooperatiflerin güçlendirilmesi ve pazarlama süreçlerinde aktif hale getirilmesi,Dijital tarım teknolojilerinin kullanımıyla verimliliğin artırılması,Genç çiftçilerin sosyal ve ekonomik olarak teşvik edilmesi,Su ve toprak dostu üretim yöntemlerinin yaygınlaştırılması. Uluslararası Standartlara Uyum: Güven ve Rekabetin Anahtarı Gıda güvenliğinde uluslararası standartlara uyumun yalnızca ihracat için değil, iç pazarda da güven ortamı yaratmak açısından kritik olduğunu vurgulayan Özpamukçu, “Tüketicinin güveni, üretimden dağıtıma kadar her aşamada ortak bir kalite diline sahip olmaktan geçiyor. Bu standartlar hem markalarımızın hem de ülkemizin itibarı açısından vazgeçilmezdir” şeklinde konuştu. 11. Ortak Gelişim Kongresi 18 Kasım’da Gerçekleşecek GPD’nin bu yıl 11’incisini düzenleyeceği Ortak Gelişim Kongresi hakkında da bilgiler veren Özpamukçu, 18 Kasım 2025 tarihinde gerçekleştirilecek kongrede gıda güvenliği ve sürdürülebilir üretim konuları farklı açılardan ele alınacağını belirterek şunları söyledi: “Sektörümüzün tüm paydaşlarını aynı masa etrafında buluşturan Ortak Gelişim Kongremizde, gıda güvenliğini çok boyutlu biçimde tartışacağız. Bu alanda atılacak adımların hem üreticilerimizin hem tüketicilerimizin geleceği için belirleyici olacağına inanıyoruz.”

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.