Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Maliyet Optimizasyonu

Kapsül Haber Ajansı - Maliyet Optimizasyonu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Maliyet Optimizasyonu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Enerjisa Üretim’in Filoda Tercihi Kia Haber

Enerjisa Üretim’in Filoda Tercihi Kia

Yenilikçi ürün gamı, gelişmiş teknolojileri ve sürdürülebilir mobilite vizyonuyla dikkat çeken Kia, kurumsal filo alanındaki güçlü iş birliklerine yenilerini eklemeye devam ediyor. 1996’dan bu yana Türkiye’nin enerji dönüşümüne yön veren Enerjisa Üretim, filosunu Kia EV3 ve Sportage modelleriyle genişleterek operasyonel kapasitesini ve verimliliğini artırdı. Enerjisa Üretim’in tercih ettiği karma filo yapısı, farklı operasyonel ihtiyaçlara yönelik esnek ve verimli bir çözüm sunuyor. Filoda yer alan Kia EV3 modelleri, şirketin sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlarken; Sportage modelleri ise üstün sürüş konforu, ileri teknolojileri ve çok yönlü kullanım özellikleriyle saha operasyonlarında yüksek performans sunuyor. Dünyada “Yılın Otomobili” seçilen Kia EV3, şehir içi kullanımda 604 kilometreye varan menziliyle elektrikli mobilite alanında dikkat çekerken; Sportage ise modern tasarımı, geniş iç hacmi ve gelişmiş sürüş destek sistemleriyle kurumsal kullanıcıların beklentilerine güçlü bir şekilde yanıt veriyor. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Çelik Motor Genel Müdürü Şafak Savcı şunları söyledi: "Türkiye’nin enerji sektöründeki en güçlü markalarından biri Enerjisa Üretim’in Kia’yı tercih etmesinden büyük memnuniyet duyuyoruz. EV3 ve Sportage modellerimizin bir arada yer aldığı bu filo yatırımı, Kia’nın farklı ihtiyaçlara cevap verebilen geniş ürün gamının önemli bir göstergesidir. İş ortaklarımızın operasyonel verimlilik, maliyet optimizasyonu ve sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlamaya devam edeceğiz." Enerjisa Üretim’in tercihi, Kia’nın Türkiye kurumsal filo pazarındaki güçlü konumunu pekiştirirken, markanın farklı kullanım senaryolarına uygun çözümler sunabilen güvenilir bir mobilite ortağı olarak öne çıktığını bir kez daha ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bir Ürün Gerçekten Ne Kadar Enerji Tüketiyor?  Haber

Bir Ürün Gerçekten Ne Kadar Enerji Tüketiyor? 

Üretim şirketleri için enerji maliyeti, uzun yıllar boyunca ay sonunda gelen fatura üzerinden görülen ve genel üretim giderleri içinde dağıtılan bir kalem olarak değerlendirildi. Ancak enerji talebinin arttığı, maliyet baskısının sürdüğü ve karbon düzenlemelerinin üretim kararlarını daha fazla etkilediği yeni dönemde bu yaklaşım şirketlere yeterli bir öngörü sağlamıyor. Uluslararası Enerji Ajansı’nın Electricity 2026 raporuna göre küresel elektrik talebinin 2026-2030 döneminde yıllık ortalama yüzde 3,6 artması bekleniyor. Bu tablo, sanayi şirketleri için enerji yönetiminin dönemsel bir maliyet takibi olmaktan çıkıp operasyonel karar alma süreçlerinin merkezine yerleştiğini gösteriyor. Bugün üreticiler açısından kritik soru “Bu ay ne kadar enerji faturası ödedik?” değil. Asıl ihtiyaç hangi ürünün, hattın, siparişin ve üretim koşulunun bu maliyeti yarattığını görebilmek. Üretim hattındaki bir makinenin beklenenden fazla enerji tüketmesi, plansız duruşlar, verimsiz çalışma süreleri ya da sipariş bazlı kapasite kullanımı, ürün kârlılığını doğrudan etkileyebiliyor. Ancak operasyonel veri ile finansal veri birbirinden kopuk ilerlediğinde, bu etki çoğu zaman dönem sonunda fark ediliyor. Enerji verisi üretim maliyetiyle birlikte okunmalı Kurumsal kaynak planlama (ERP) pazarının liderlerinden Industrial Application Software (IAS), enerji maliyetinin üretim süreçlerinden bağımsız bir gider kalemi olarak değil, ürün ve sipariş bazlı maliyet analizinin izlenebilir bir bileşeni olarak ele alınması gerektiğine dikkat çekiyor. Canias ERP’nin siparişe göre gerçek birim maliyet takibi, malzeme izlenebilirliği, kapasite planlaması ve operasyonel kalite kontrol gibi kabiliyetleri; enerji tüketimi verisinin de üretim performansı ve maliyet analiziyle aynı zeminde değerlendirilmesine imkan tanıyor. Canias IoT altyapısı ise üretim sahasından gelen verilerin ERP süreçleriyle bütünleşmesini destekliyor. Canias IoT Gateway; ERP sunucuları ile kontrol birimleri, sensörler ve akıllı cihazlar arasında iki yönlü bağlantı kurarak kaynak tüketimi ve çevresel değerler gibi verilerin gerçek zamanlı izlenmesini, analiz edilmesini ve görselleştirilmesini sağlıyor. Önceden tanımlanmış kurallara bağlı olaylarda izlenen veriler otomatik olarak ERP çözümüne aktarılabiliyor. Böylece enerji tüketimi, sahadan gelen ayrı bir teknik veri olarak kalmıyor; üretim emri, makine durumu, hat performansı, sipariş ve maliyet bilgisiyle birlikte yönetilebiliyor. Bu veri akışı, Canias ERP’nin Sürdürülebilirlik Yönetimi (ESM) modülüyle birlikte ele alındığında enerji tüketiminin maliyet analizinin yanı sıra karbon hesaplaması ve sürdürülebilirlik raporlamasında da kullanılmasını mümkün kılıyor. Bu sayede sahadan gelen enerji verisi; üretim emri, makine durumu, sipariş ve maliyet bilgisiyle birlikte karbon ayak izi hesaplamasını besleyen izlenebilir bir veri katmanına dönüşüyor. Ay sonu faturası yerine anlık karar verisi IAS CAO’su (Chief Automation Officer) Nuri Aycan, enerji tüketiminin ERP ve IoT entegrasyonuyla birlikte üretim şirketleri için daha yönetilebilir bir karar verisine dönüştüğünü belirterek şunları söyledi: “Enerji yönetimi artık üretimden ayrı takip edilen bir maliyet başlığı olarak ele alınamaz. Şirketler hangi ürünün, hattın ya da siparişin ne kadar enerji tükettiğini görebildiğinde, maliyet optimizasyonu ve sürdürülebilirlik aynı veri zemini üzerinde yönetilebilir hale geliyor. Canias, ERP ve IoT entegrasyonuyla üretim, enerji ve süreç verilerini gerçek zamanlı olarak birbirine bağlıyor. Böylece enerji tüketimi yalnızca dönem sonunda raporlanan bir gider değil; üretim planlamasını, fiyatlandırmayı, kârlılık analizini ve karbon hesaplamasını besleyen operasyonel bir karar verisine dönüşüyor.” Bu yaklaşım, özellikle dar marjlarla çalışan üretim şirketleri açısından kritik önem taşıyor. Enerji maliyetinin doğru ürünle, doğru hatla ve doğru siparişle ilişkilendirilememesi, kârlılık analizlerinde görünmeyen sapmalara yol açabiliyor. Ürün bazında enerji tüketimini izleyebilen şirketler, hangi üretim koşullarının maliyeti artırdığını daha hızlı görebiliyor; verimsiz çalışan hatları, yüksek tüketim yaratan makineleri veya planlama kaynaklı sapmaları daha erken tespit edebiliyor. Karbon düzenlemeleri enerji verisinin değerini artırıyor Enerji tüketiminin üretim verisiyle ilişkilendirilmesi, yalnızca maliyet yönetimi açısından değil, karbon raporlaması ve ihracat rekabeti açısından da önem kazanıyor. Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nda geçiş dönemi 2023-2025 arasında tamamlandı; mekanizmanın mali sonuçlar doğuran yeni uygulama dönemi ise 1 Ocak 2026 itibarıyla başladı. Bu yeni dönem, enerji ve emisyon verilerinin izlenebilir, doğrulanabilir ve raporlanabilir biçimde yönetilmesini özellikle ihracatçı üreticiler açısından daha kritik hale getiriyor. Canias ERP’nin Sürdürülebilirlik Yönetimi (ESM) modülü, sürdürülebilirlik verilerinin manuel tablolar üzerinden toplanması yerine üretim, satın alma ve finans süreçleriyle bağlantılı biçimde yönetilmesini destekliyor. ESM’nin Fatura Kontrol modülüyle entegrasyonu, karbon tüketim değerlerinin satın alınan ürünlerin faturaları üzerinden hesaplanmasına olanak tanırken; Temel Veriler entegrasyonu karbon tüketim değerlerinin malzeme ve malzeme-tedarikçi ikilisi bazında saklanmasını sağlıyor. Bu yapı, şirketlerin enerji tüketimini ve karbon verisini daha güvenilir, karşılaştırılabilir ve denetlenebilir biçimde yönetmesine yardımcı oluyor. Kapsam 1, 2 ve 3 seviyelerindeki tüketimlerin ayrı ayrı raporlanabilmesi; karbon ayak izinin daha sağlıklı hesaplanmasına, sürdürülebilirlik performansının daha şeffaf izlenmesine ve ihracat süreçlerinde gerekli veri altyapısının güçlenmesine zemin hazırlıyor. IAS CAO’su (Chief Automation Officer) Nuri Aycan, enerji maliyeti ve sürdürülebilirlik yönetiminin artık aynı operasyonel çerçevede ele alınması gerektiğini vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü: “Enerji tüketimi, CO₂ emisyonları ve kaynak kullanımı artık üretimden bağımsız izlenebilecek başlıklar değil. Bu veriler üretim süreçleriyle birlikte okunduğunda şirketler hem maliyetlerini hem de sürdürülebilirlik performanslarını daha doğru yönetebiliyor. Canias ERP, IoT ve ESM Sürdürülebilirlik Yönetimi modülüyle sahadan gelen veriyi üretim planlaması, maliyet optimizasyonu ve karbon hesaplamasıyla aynı zeminde buluşturarak bu dönüşümü destekliyor.” Enerji, maliyet ve sürdürülebilirlik aynı dijital omurgada buluşuyor IAS’ın Almanya’da Factory Innovation Awards’ta “Sürdürülebilir Akıllı Fabrika” kategorisinde Altın Ödül’e layık görülmesi de Canias’ın sürdürülebilirliği üretim süreçlerinde ölçülebilir ve yönetilebilir bir performans alanına dönüştüren yaklaşımının uluslararası ölçekte karşılık bulduğunu gösterdi. Canias’ın bütünleşik yapısı, şirketlerin enerji tüketimini yalnızca maliyet kontrolü için değil, verimlilik, sürdürülebilirlik ve rekabet gücü açısından da yönetmesini mümkün kılıyor. Üretim sahasından gelen veriler ERP içinde işlendiğinde ve ESM Sürdürülebilirlik Yönetimi modülüyle karbon hesaplamalarına bağlandığında, enerji artık ay sonunda dağıtılan görünmez bir gider olmaktan çıkıyor; üretim planlamasını, ürün kârlılığını, fiyatlandırmayı ve karbon yönetimini etkileyen stratejik bir veri katmanına dönüşüyor. IAS, Canias ERP, IoT ve ESM çözümleriyle üretim şirketlerinin enerji, maliyet ve sürdürülebilirlik verilerini aynı dijital omurga üzerinde yönetmesine katkı sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

OMSAN Lojistik’ten Otomotivde Entegre Güç Hamlesi   Haber

OMSAN Lojistik’ten Otomotivde Entegre Güç Hamlesi  

OYAK Lojistik şirketlerinden OMSAN Lojistik ile Türkiye otomotiv pazarının en güçlü oyuncularından biri olan Doğuş Otomotiv arasındaki iş birliği, kapsamı genişleyen yeni operasyon modeli ile gelişmeye devam ediyor. Japon NYK tarafından kalitesi “İş Emniyeti ve Hasarsızlık” ödülü verilerek tescillenmiş Port Yarımca’da, Doğuş Otomotiv’e sunulan bitmiş araç lojistiği hizmetlerinin entegre bir modele evrilmesi amaçlanıyor. OMSAN, sağladığı söz konusu entegre model ile yeni dönemde liman operasyonları, stok yönetimi ve katma değerli hizmetleri kapsayan uçtan uca bir çözüm sunma gayesiyle sektördeki güçlü konumunu pekiştiriyor. Diğdem Liga, “Operasyonel Gücümüzü Entegre Bir Yapıya Dönüştürüyoruz” Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan OMSAN Lojistik Otomotiv ve Yurt Dışı Ofisler Grup Direktörü Diğdem Liga, otomotiv lojistiğinde dönüşen ihtiyaçlara dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Türkiye’nin iki köklü ve güçlü grubuna bağlı OMSAN ve Doğuş Otomotiv olarak uzun yıllardır sürdürdüğümüz iş birliğimizi, değişen müşteri ihtiyaçları ve operasyonel gereksinimler doğrultusunda geliştirmeye devam ediyoruz. Port Yarımca’da hayata geçirdiğimiz bu model ile yalnızca bir taşıma hizmeti sunmuyor; liman, stoklama, elleçleme ve dağıtımı tek bir yapı altında topluyoruz. Bu yaklaşım, operasyonel verimliliği ve kaliteyi artırıyor, müşterimize hız ve esneklik kazandırıyor. Port Yarımca Merkezli Operasyon Modeli Yeni yapı kapsamında OMSAN, Türkiye’deki limanlar içinde en büyük otomobil kapalı stoklama alanı olan Port Yarımca’da Doğuş Otomotiv için; 40 bin metrekarelik kapalı otopark alanında hizmet verecek,Gemilerin tahliye operasyonlarını yürütecek,Terminal operasyonları kapsamında araçların sevkiyat hazırlıklarını organize edecek,Liman sahasına ek olarak aynı gümrüğe bağlı antrepolarında da ek stok kapasitesi sağlayacak,Liman ile OMSAN Antrepo sahaları arasındaki taşımaları yapacak ve sahalardaki araç elleçlemelerini gerçekleştirecek. OMSAN otomotiv lojistiğinde yeni standart Söz konusu stratejik genişleme ile OMSAN, otomotiv lojistiğinde yalnızca bir taşıyıcı değil; uçtan uca çözüm sunan entegre bir iş ortağı olarak konumunu güçlendiriyor. Liman operasyonlarından bayi teslimatına kadar uzanan tüm sürecin tek merkezden yönetilmesi, sektörde hız, kalite ve maliyet optimizasyonu açısından yeni bir standart oluşturuyor. OMSAN Lojistik, OYAK 2030 vizyonu doğrultusunda; entegre, dijital ve sürdürülebilir lojistik çözümleriyle otomotiv sektöründe değer yaratmaya ve küresel ölçekte tercih edilen lojistik oyuncular arasında yerini sağlamlaştırmaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

PowerMatrix ile Akıllı ve Entegre Çözüm Haber

PowerMatrix ile Akıllı ve Entegre Çözüm

Sungrow, Çin’in Hefei kentinde düzenlenen Global Yenilenebilir Enerji Zirvesi’nde en yeni çözüm ve teknolojilerini dünya genelinden iş ortakları ve sektör temsilcileriyle paylaştı. Etkinlikte öne çıkan yenilikler arasında, fotovoltaik sistemler (PV) ile enerji depolama entegrasyonunu sistem seviyesinde yeniden tanımlayan yeni nesil PowerMatrix çözümü de yer aldı. Enerji sistemlerinin dinamik çalışma koşulları altında sistem stabilitesini korurken arz ve talebi dengeleme konusunda karşılaştığı zorluklara çözüm sunmak amacıyla geliştirilen PowerMatrix, çok portlu topoloji, yerleşik PV-depolama entegrasyonu, dağıtık kontrol, yeniden yapılandırılabilir enerji akışları ve kaynak seviyesinde şebeke oluşturma (grid-forming) olmak üzere beş temel inovasyon üzerine inşa edildi. Sistem; PV, depolama, şebeke ve yükleri, enerjinin gerçek zamanlı olarak yönlendirilebildiği, dengelenebildiği ve optimize edilebildiği birleşik, çok düğümlü bir enerji ağı altında bir araya getiriyor. Bu sistem seviyesindeki yeniden tasarım sayesinde sistem stabilitesi artırılırken maliyetler optimize ediliyor ve enerji zincirinin tamamında daha yüksek enerji verimliliği sağlanıyor. Farklı Uygulamalar İçin Ölçeklenebilir Çözüm Şebeke ölçekli projeler, ticari ve endüstriyel (C&I) uygulamalar, madencilik mikro şebekeleri ve yapay zekâ veri merkezleri gibi farklı kullanım alanları için tasarlanan PowerMatrix; farklı operasyonel ihtiyaçlara uyum sağlayabilen birleşik ve ölçeklenebilir bir enerji altyapısı sunarken hem şebekeye bağlı hem de şebekeden bağımsız senaryoları destekliyor. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Sungrow Başkan Yardımcısı ve Utility PV Invertör İş Birimi Başkanı Lee Zhang, “Yenilenebilir enerjinin baskın bir enerji kaynağı olarak büyümeye devam etmesiyle birlikte, enerji sistemleri güneş ve depolama teknolojilerinin koordinasyonu ve stabilitesine yönelik daha yüksek gereksinimler doğuruyor. PowerMatrix ile bağımsız ekipman entegrasyonundan derin koordinasyon sağlayan sistem tasarımına geçişi desteklemeyi hedefliyoruz. Böylece güneş ve depolama çözümlerinin geleceğin enerji sistemlerinde akıllı bir merkez olarak konumlanmasını sağlamayı ve yenilenebilir enerjiyi istikrarlı ve güvenilir bir güç kaynağı haline getirmeyi amaçlıyoruz.” Stabilitenin Yeniden Tanımı: Dengelemeye Dayalı Sistemlerden Yerleşik Stabiliteye PowerMatrix, koordineli çok düğümlü çalışma yapısı sayesinde stabil ve kesintisiz enerji arzı sağlıyor. Sistem; yüksek PV DC/AC oranlarını, yüksek ESS kapasitesini ve yıllık yaklaşık 3.000 saat tam yük çalışma süresini destekliyor. Operasyon sırasında sistem; çoklu enerji akış yolları ve dinamik yeniden yapılandırma sayesinde dinamik koşullar altında kesintisiz enerji akışı sağlarken, düğüm seviyesindeki arıza izolasyonu sayesinde etkilenmeyen birimlerin çalışmaya devam etmesine imkân tanıyor. Alt dizi seviyesinde her bir birim, hem şebekeye bağlı hem de ada modunda çalışmayı destekleyen, şebeke oluşturma (grid-forming) kabiliyetine sahip bağımsız bir güneş + depolama sistemi olarak görev yapıyor. Sistem, 10 ms gerilim stabilizasyonu ve 5 ms atalet yanıtı dâhil olmak üzere milisaniye seviyesinde tepki süresi sunarak sistem dayanıklılığını ve toparlanma performansını önemli ölçüde artırıyor. Maliyette Yeni Yaklaşım: Sistem Seviyesinde Maliyet Optimizasyonu PowerMatrix, yalnızca ekipman bazlı maliyet azaltımının ötesine geçerek sistem genelinde maliyet optimizasyonu sağlıyor. Daha önce farklı cihaz ve sistem katmanlarına dağıtılmış fonksiyonları tek bir yapı altında toplayarak sistem karmaşıklığını ve mühendislik gereksinimlerini azaltıyor. Aynı zamanda daha esnek kapasite artışı ve proje yaşam döngüsü boyunca maliyet optimizasyonu imkânı sunuyor. Çin’de 1 GW şebeke bağlantı kapasitesi, 8 GWh kurulu depolama kapasitesi ve yıllık 3.000 saat tam yük çalışma süresi üzerinden tasarlanan referans bir projede, geleneksel AC bağlantılı mimariye kıyasla yaklaşık 120 milyon dolar toplam yatırım maliyeti (CAPEX) tasarrufu sağlanıyor. Bu tasarruf; trafo merkezi ve iletim kabloları, depolama ekipmanları, PV ekipmanları ve diğer sistem bileşenlerinde elde ediliyor. Yatırım perspektifinden bakıldığında ise kademeli kurulum ve ölçeklenebilir genişleme sayesinde kapasite, proje ihtiyaçlarına paralel olarak artırılabiliyor. Bu da başlangıç yatırım yükünü azaltarak yatırımın talep ve proje gelişimiyle daha uyumlu ilerlemesini sağlıyor. Verimlilikte Yeni Seviye: Uçtan Uca Enerji Optimizasyonu PowerMatrix, enerji zincirinin tamamında verimliliği artırıyor: PV tarafı: MW başına 28 MPPT’ye kadar destek sunan yüksek yoğunluklu MPPT mimarisi sayesinde gölgeleme, yön farklılıkları ve modül yaşlanmasına bağlı uyumsuzluk kayıpları azaltılarak toplam enerji üretimi artırılıyor.Depolama tarafı: Hücreden santrale SOC dengeleme ile kullanılabilir enerji kapasitesi yaklaşık %8 oranında artırılıyor.Dönüşüm ve iletim: PV’den depolamaya doğrudan şarj ile çok aşamalı enerji dönüşümü azaltılarak enerji transfer verimliliği %5’e kadar artırılıyor. Ayrıca kaynak seviyesinde şebeke oluşturma kabiliyeti, daha yüksek yenilenebilir enerji penetrasyonunu desteklerken kesinti (curtailment) oranlarını düşürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Goodyear'da Üst Yönetim Değişikliği: Mahmut Sarıoğlu Genel Müdürlük Görevini de Üstlenecek Haber

Goodyear'da Üst Yönetim Değişikliği: Mahmut Sarıoğlu Genel Müdürlük Görevini de Üstlenecek

Goodyear Lastikleri T.A.Ş. (BIST: GOODY), Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yaptığı açıklamada üst yönetimde önemli bir görev değişikliğine gidildiğini duyurdu. Şirket Yönetim Kurulu’nun 20 Mayıs 2026 tarihli kararı doğrultusunda, mevcut Genel Müdür Octavian Grigore Velcan’ın görevinden ayrılması kabul edilirken, Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Sarıoğlu’nun 1 Haziran 2026 tarihinden itibaren Genel Müdür olarak atanmasına karar verildi. Böylece Mahmut Sarıoğlu, Goodyear Lastikleri’nde hem Yönetim Kurulu Başkanlığı hem de Genel Müdürlük görevlerini birlikte yürütecek. Mahmut Sarıoğlu Çift Görev Üstlenecek Şirket tarafından yapılan açıklamada, aynı kişinin hem Yönetim Kurulu Başkanı hem de Genel Müdür olarak görev yapmasının temel nedenleri detaylı şekilde paylaşıldı. KAP açıklamasına göre Mahmut Sarıoğlu’nun İstanbul’da yerleşik olması sayesinde: karar alma süreçlerinde operasyonel hızın artırılması, yönetim etkinliğinin güçlendirilmesi, sürdürülebilir büyüme hedeflerine daha güçlü odaklanılması, gelir ve kârlılık hedeflerinin desteklenmesi, amaçlanıyor. Şirket ayrıca bu yönetim yapısının Goodyear markasının değerini daha da güçlendirmesinin hedeflendiğini belirtti. Goodyear Lastikleri’nde Yeni Dönem Başlıyor Türkiye lastik sektörünün önemli oyuncularından biri olan Goodyear Lastikleri T.A.Ş., yeni yönetim yapısıyla birlikte operasyonel verimlilik ve stratejik büyüme hedeflerine odaklanmayı sürdürüyor. Özellikle otomotiv sektöründeki dönüşüm, elektrikli araç teknolojileri ve global rekabet ortamı göz önünde bulundurulduğunda, şirketlerin daha hızlı karar alma süreçlerine yöneldiği dikkat çekiyor. Goodyear Lastikleri’nin aldığı bu kararın da şirketin yönetim süreçlerinde çeviklik ve etkinliği artırmayı hedeflediği değerlendiriliyor. KAP Açıklamasında Dikkat Çeken Mesaj Şirketin açıklamasında özellikle “operasyonel hız” ve “sürdürülebilir büyüme” vurgusu öne çıktı. Uzmanlara göre şirketlerin üst yönetim yapılanmalarında son dönemde: daha hızlı karar alma, lokal yönetim gücü, operasyonel çeviklik, maliyet optimizasyonu, stratejik koordinasyon, gibi başlıklara daha fazla önem verdiği görülüyor. Goodyear Lastikleri’nin yeni yönetim modelinin de bu dönüşüm yaklaşımının bir parçası olduğu değerlendiriliyor. Goodyear Lastikleri Hisseleri ve Yatırımcı Gündemi GOODY hisseleri yatırımcılar tarafından yakından takip edilirken, üst yönetimde gerçekleşen değişikliklerin şirket stratejilerine olası etkileri de piyasa açısından önem taşıyor. Şirketin önümüzdeki dönemde: büyüme stratejileri, operasyonel performansı, kârlılık hedefleri, yatırım planları, yakından izlenecek başlıklar arasında yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şişecam’ın 2026 İlk Çeyrek Net Satışları 57,5 Milyar TL Oldu Haber

Şişecam’ın 2026 İlk Çeyrek Net Satışları 57,5 Milyar TL Oldu

Bu dönemde Şişecam’ın toplam satışları içinde uluslararası satışlarının payı yüzde 61 seviyesinde gerçekleşirken; toplam yatırımları 5,7 milyar TL, ihracatı ise 228 milyon dolar oldu. Şişecam’ın aynı dönemdeki üretim performansı da güçlü seyrini sürdürdü. Şirket, ilk çeyrekte 1,3 milyon ton cam, 1,1 milyon ton soda külü ve 0,9 milyon ton endüstriyel hammadde üretimi gerçekleştirdi. “2026, dayanıklılığın test edildiği bir yıl” Şişecam Genel Müdürü Can Yücel, ilk çeyrek sonuçlarını değerlendirirken küresel ekonomik görünüme dikkat çekti: “2026 yılı, jeopolitik gelişmelerin, enerji arzına ilişkin endişelerin ve süregelen enflasyon baskılarının etkisiyle başladı. Özellikle Orta Doğu’da artan gerilim, küresel ölçekte yeni bir maliyet baskısı ve enflasyon dalgası beklentisini güçlendirdi. Bu tablo, sıkı para politikalarının devamını desteklerken, şirketler açısından daha dayanıklı ve esnek yapılar kurma ihtiyacını da ön plana çıkardı. Bu ortamda Şişecam, küresel konumlanmasının avantajlarını kullanarak ve katma değerli ürün portföyünü geliştirerek risk odaklı yaklaşımı sürdürdü. 2025 boyunca uyguladığımız dengeli ve disiplinli yönetim anlayışını 2026 yılına da kesintisiz şekilde taşıyoruz. Teknoloji odaklı dönüşümümüze devam ederken, enerji verimliliği ve maliyet optimizasyonu programlarımızı hızlandırıyor; aynı zamanda tedarik zincirimizi daha da güçlendiriyoruz.” Yatırımlar büyümeyi destekliyor Yücel, Şişecam’ın 2026 yılına güçlü bir yatırım performansıyla başladığını vurgulayarak şunları söyledi: “Yıla, orta ve uzun vadede gelirlerimizi destekleyecek yatırımlarımızı devreye alarak başladık. Avrupa’daki ilk cam ambalaj yatırımımız olan Macaristan Kaposvár tesisimizde ilk fırınımızı test üretimi için devreye aldık. Bulgaristan ve İtalya’daki düz cam tesislerimizde devreye aldığımız iki yeni kaplamalı cam hattı ile Avrupa’daki kaplama kapasitemizi yaklaşık iki katına çıkararak katma değerli ürün portföyümüzü genişlettik. Tarsus’ta hayata geçirdiğimiz yeni yeşil saha düz cam yatırımımızda TR9 hattını devreye alarak yıllık 432 bin ton brüt üretim kapasitesi oluşturduk ve dünyanın en büyük düz cam üretim komplekslerinden birine ulaştık. Ayrıca Kuzey İtalya düz cam fabrikamızda planlı bakım ve soğuk tamir çalışmalarını tamamlayarak üretimi yeniden başlattık. Planlı duruş yönetimi sayesinde Avrupa’daki diğer tesislerimizin kapasite kullanım oranlarını dengeli şekilde optimize ederken, bu adım ile FVÖK seviyesindeki kârlılığımıza 25 milyon Euro olumlu katkı sağladık.” Finansman ve nakit yönetiminde güçlü adımlar Yücel, finansman tarafındaki gelişmelere de dikkat çekti: “2026 yılının başında İngiltere’deki bağlı ortaklığımız üzerinden 500 milyon ABD doları tutarında Eurobond ihracı gerçekleştirdik. 1,7 milyar ABD doları talep gören bu işlem, uluslararası yatırımcıların Şişecam’a duyduğu güveni bir kez daha teyit etti. Son bir yıl içinde sağladığımız uzun vadeli kaynaklarla birlikte bu işlem, küresel belirsizlikler karşısında likidite yönetimimizi güçlendirmemize önemli katkı sağladı.” Yılın geri kalanında odak: verimlilik ve değer yaratma 2026 yılının ilk çeyreğine ilişkin değerlendirmelerin ardından Yücel, yılın geri kalanıyla ilgili beklentilerini şöyle paylaştı: “İlk çeyrekte elde ettiğimiz performans güçlü bir zeminde ilerlediğimizi gösteriyor. Yılın geri kalanında da dengeli ve disiplinli yönetim anlayışımızı sürdürmeye; devreye giren yeni yatırımlarımızdan azami verim sağlamaya, şirket değerimizi artırmaya ve kârlılığı önceliklendirmeye devam edeceğiz. Bu doğrultuda portföyümüzü daha rasyonel ve katma değerli bir yapıya dönüştürürken, müşteri odaklı yaklaşımımızı daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz. Güçlü finansal disiplinimiz, genişleyen katma değerli ürün portföyümüz, nitelikli müşteri yapımız ve Şişecam’ın 90 yıllık tecrübesi ile küresel rekabette fark yaratmaya devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çağdaş Cam net karını yüzde 20 artırdı Haber

Çağdaş Cam net karını yüzde 20 artırdı

Avrupa’nın en yüksek cam işleme kapasiteleri arasında yer alan Çağdaş Cam, 2026 yılının ilk çeyreğinde net karını geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 20 artırarak 29,5 milyon TL seviyesine çıkardı. Şirketin net kar marjı ise yüzde 3,3’ten yüzde 5,1 seviyesine ulaştı. Küresel cam fiyatlarındaki gerilemenin ve global rekabetin etkisiyle hasılatta sınırlı bir daralma gerçekleşmesine rağmen metrekare bazlı satış hacminde yıllık artış kaydedildi. Çağdaş Cam’ın toplam varlıkları ilk çeyrek sonunda 6,95 milyar TL’ye ulaşırken, özsermayesi 5,11 milyar TL seviyesinde gerçekleşti. Şirketin özsermaye oranı yüzde 73,6 olarak kaydedildi. Tasarruf ve verimlilik odaklı yönetim modeli karlılığı güçlendirdi Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Çağdaş Cam CEO’su Serdar Raşit Pirinç, zorlu ekonomik koşullara rağmen operasyonel disiplinlerini koruduklarını belirterek, “2026 yılının ilk çeyreği, maliyet baskılarının yoğun hissedildiği ve yüksek enflasyon ortamının şirketler üzerinde ciddi etkiler yarattığı bir dönem oldu. Buna rağmen net karımızı artırmayı başardık. Özellikle maliyet optimizasyonu çalışmalarımız, yalın üretim uygulamalarımız ve süreç verimliliğine yönelik projelerimiz karlılığımıza doğrudan katkı sağladı. Enerji maliyetlerinde elde ettiğimiz tasarruf ve üretim hatlarımızdaki verimlilik artışı, maliyet baskılarına karşı önemli bir denge unsuru oluşturdu” dedi. Şirket genelinde çok sıkı bir tasarruf ve verimlilik kültürü uyguladıklarını ifade eden Pirinç, “Bugün operasyonlarımızın her aşamasında detaylı ve disiplinli bir maliyet yönetimi anlayışıyla hareket ediyoruz. 1 kuruşun, 1 damla suyun dahi önemli olduğu bir üretim döneminden geçiyoruz. İsrafa hiçbir şekilde müsaade etmiyoruz. Maliyete etki eden tüm unsurlara amasız fakatsız odaklanıyor, süreçlerimizi sürekli gözden geçiriyoruz. Verimsizlik yaratan hiçbir alışkanlığın devam etmesine izin vermiyoruz. Elde ettiğimiz tasarrufları ise hem Asyalı üreticilerle olan global rekabette gücümüzü artırmak hem de yeni ürün geliştirme ve katma değerli yatırımlarımıza kaynak yaratmak için kullanıyoruz” diye konuştu. “Enerji dönüşümünde stratejik oyunculardan biriyiz” 2026 yılına enerji dönüşümünün stratejik bir paydaşı olma vizyonuyla güçlü bir başlangıç yaptıklarını belirten Pirinç, şöyle konuştu: “Küresel piyasalardaki belirsizlikler ve bölgemizde artan jeopolitik gerilimler, enerji arz güvenliğini dünyanın en önemli gündem maddelerinden biri haline getirdi. Bu gelişmeler yenilenebilir enerji yatırımlarını bir tercih olmaktan çıkarıp zorunluluk haline dönüştürüyor. Bu süreç, güneş paneli camları alanındaki uzmanlığımızın ve uzun vadeli yatırım vizyonumuzun ne kadar doğru bir zemine oturduğunu da net şekilde ortaya koyuyor”

Karaca, AWS ile 10 Kat Yüksek Trafik Kapasitesi ve Yüzde 50 Maliyet Tasarrufu Elde Etti Haber

Karaca, AWS ile 10 Kat Yüksek Trafik Kapasitesi ve Yüzde 50 Maliyet Tasarrufu Elde Etti

Karaca, AWS altyapısı ve servisleriyle kampanya dönemlerindeki yoğun trafiği 10 kat daha yüksek performansla yönetebiliyor ve e-ticaret operasyonlarında ise yüzde 50’ye varan maliyet optimizasyonu elde ediyor. Karaca, Karaca Home, Emsan ve Jumbo gibi markalarla hem fiziksel perakende mağazalarında hem de dijital kanallarda geniş bir varlık gösteren şirket, global büyüme stratejisi doğrultusunda 2024 itibarıyla 48 ülkede 576 mağaza ile doğrudan müşterileriyle buluşuyor. 50’den fazla ülkeye de ihracat yapan Karaca, müşterilerinin günlük hayatlarında fark yaratma misyonuyla Swiss Crystal serisi gibi yenilikçi ürünleri ile hem estetik hem de fonksiyonellik açısından katma değer sağlıyor. 10 kat yüksek trafik kapasitesi, yüzde 50 maliyet tasarrufu Karaca, yerleşik fiziksel altyapısında (on-prem) trafik dalgalanmalarında anında tepki verebilecek ölçeklendirme kabiliyeti, yüksek erişilebilirlik ve yüksek operasyonel kaynak tüketimi gibi zorluklarla karşı karşıyaydı. Bunların yanı sıra güvenlik ihtiyaçlarını da göz önünde bulunduran şirket, AWS ile altyapısını rekabet avantajı yaratan bir güce dönüştürdü: Dinamik Kapasite: Karaca artık tamamen otonom ve otomatik olarak ölçeklenebilir bir yapıya sahip ve bu sayede trafik artışları bir tehdit olmaktan çıkıp fırsata dönüştü.Finansal Şeffaflık: Maliyetler gizli bir yük olmaktan çıktı; optimize edilmiş ve net bir şekilde yönetilebilir bir operasyonel gider modeline geçildi.Performans Sıçraması: Karaca servisleri sadece stabil kalmadı, sektörün en yüksek performans standartlarını yakaladı.Güvenlik ve Yönetilebilirlik: Yüksek güvenlik standartları servislerin doğasında var oldu ve yönetim karmaşasının ortadan kalkmasıyla operasyonlar radikal ölçüde kolaylaştı. Karaca’nın monolitik yapıdan mikroservis mimarisine geçişte kullandığı AWS teknolojileri arasında Amazon EC2 & Auto Scaling, AWS Lambda, Amazon RDS & Aurora, Amazon S3, CloudFront, Amazon CloudWatch, AWS WAF & Shield, Amazon EKS, Elastic Load Balancing, AWS CodePipeline ve Amazon OpenSearch Service yer alıyor. Karaca’nın sistemleri AWS altyapısı ve servisleriyle geçmişe oranla 10 kat daha fazla trafik altında bile çok daha stabil çalışır hale geldi. Diğer yandan optimizasyon ve yönetilen servis kullanımı sayesinde e-ticaret altyapı maliyetlerinde yüzde 50 iyileşme kaydedildi. Bu sayede hız ve çeviklikte iyileşme kaydeden Karaca, yeni fikirleri pazara sunma süresini kısaltıyor ve altyapı yönetimi yerine geliştirme hızına odaklanıyor. "AIDA" ile Kişiselleştirilmiş Alışveriş Deneyimi Karaca, dijitalleşme vizyonu doğrultusunda geliştirdiği “AIDA” yapay zekâ projesini de AWS üzerinde büyüterek müşterilerine zenginleştirilmiş bir deneyim sunuyor. AIDA sayesinde kullanıcılar, ürünler hakkında anlık yanıtlar alabiliyor ve kendilerine özel kişiselleştirilmiş önerilerle alışveriş yapabiliyor. Özellikle yoğun kampanya dönemlerinde, aynı anda oluşan yüksek trafik altında dahi tüm süreçler sorunsuz yönetiliyor. Yoğun alışveriş dönemlerinde dahi ürün arayan, siparişini sorgulayan veya destek talebinde bulunan müşteriler de kesintisiz hizmet alıyor. AWS’in global ölçekte edindiği e-ticaret deneyimi ve sunduğu gelişmiş servisler sayesinde, Karaca müşterilerine daha güvenli, ölçeklenebilir, yüksek performanslı ve maliyet açısından optimize edilmiş bir dijital alışveriş ortamı sunuyor. AWS’in global içerik dağıtım ağı (CloudFront) sayesinde ise dünya genelindeki tüm kullanıcılarına hızlı ve tutarlı bir deneyim sağlıyor. Karaca, 2030 yılına kadar sektöründe dünyanın ilk üç markasından biri olmayı hedefliyor. Özellikle ABD, Çin ve Avrupa pazarlarındaki büyüme planlarında AWS’in sunduğu küresel ölçeklenebilirlik kritik bir rol oynuyor. Mars Teknoloji Genel Müdürü, Karaca Group CIO’su Hakan Duran, konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “AWS dönüşümü, operasyonel yeteneklerimizde gerçek bir paradigma değişimi yarattı; eskiden yönetilmesi zorlu olan süreçler, bugün artık yeni standartlarımız haline geldi. Bu teknolojik güç, geliştirme ekiplerimizin üzerindeki yönetim yükünü kaldırarak inovasyon döngümüzü hızlandırdı ve yeni fikirlerimizi pazara sunma süremizi inanılmaz ölçüde kısalttı. Bugün sadece veriye dayalı ticari kararları daha hızlı almakla kalmıyor, aynı zamanda optimize edilmiş global erişim ağımızla dünyanın her noktasındaki kullanıcımıza aynı yüksek hızda ve tutarlılıkta bir deneyim sunuyoruz. Özetle AWS, bize sadece teknik bir yetkinlik değil, pazarın en yüksek beklentilerini sürekli ve güvenle karşılama gücü kazandırdı.” AWS Türkiye Genel Müdürü Berrin Özselçuk ise, “Karaca, dijital dönüşümü sayesinde pazarda ‘hızlı, güvenilir ve her an hazır’ konumunu sağlamlaştırarak sadece bugünün değil, yarının da taleplerini karşılayabilecek durumda. Bu da son kullanıcılara daha güvenli ve yüksek performanslı, kesintisiz, kişiselleştirilmiş bir deneyim sunuyor. Alışveriş deneyimini sürekli bir şekilde iyileştirmelerine, sektörlerinde dünyanın ilk üç markasında biri olma hedeflerine doğru sağlam adımlarla ilerlerken kendilerine eşlik etmekten büyük mutluluk duyuyoruz,” şeklinde konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TEMSA, Dünyanın Dört Bir Yanından İş Ortaklarını Bir Araya Getirdi Haber

TEMSA, Dünyanın Dört Bir Yanından İş Ortaklarını Bir Araya Getirdi

TEMSA; düzenlediği Tedarikçi Buluşması’nda kalite, yeni projeler, risk yönetimi, rekabetçilik, yapay zekâ, sürdürülebilirlik ve iş birliği başlıkları altında şekillenen yol haritasını iş ortaklarıyla paylaştı. Tedarik zinciri alanında güçlü ekosistem ve ortak değer yaratma unsurlarının ön plana çıktığı etkinlikte, TEMSA’nın gelecek dönem stratejisi de detaylı şekilde ele alındı. Buluşmada, TEMSA CEO’su Evren Güzel’in yanı sıra Operasyon Genel Müdür Yardımcısı Fatih Tunçbilek, Ar-Ge ve Teknoloji Genel Müdür Yardımcısı Caner Sevginer ile Satınalma ve Tedarik Zinciri Direktörü Akın Ergür gerçekleştirdikleri sunumlarla şirketin operasyonel yapısı, teknoloji vizyonu ve tedarik zinciri stratejisine ilişkin önemli bilgiler paylaştı. “Rekabet artık tedarik zincirleri arasında yaşanıyor” Günümüzde rekabet koşullarının artık marka ve ürünlerin ötesine geçtiğini belirten TEMSA CEO’su Evren Güzel, etkinlikte yaptığı konuşmada: “Rekabet artık yalnızca markalar ve ürünler arasında yaşanmıyor; güçlü ve entegre tedarik zincirlerinin birbirleriyle olan rekabeti ve ekosistemler arasında şekilleniyor. Müşterilerimizin ortak beklentisi güvenli, kaliteli ve rekabetçi çözümler sunmamız. Küresel rekabette güçlü tedarik zincirine sahip olmayan firmaların başarılı olacağına olasılık vermiyoruz. Bu anlamda TEMSA’nın en güçlü yönlerinden biri, uçtan uca tedarik zinciri yönetimine sahip olması. Bugün TEMSA, döviz bazında çift haneli büyüme kaydeden, Avrupa ve Türkiye’de kendi tarihinin en yüksek otobüs satış adetlerine ulaşan, ciro ve ihracatta rekorlar kıran bir marka konumunda. Bu başarı; kurduğumuz stratejik iş ortaklıkları, güçlü iş birlikleri ve global ekosistemimiz sayesinde mümkün oldu. Gelecek hedefimiz ise; esnek ve çeşitli bir ürün portföyü, kıtalar arasında güçlü ayak izi ile TEMSA’yı küresel ölçekte 1 milyar dolarlık ciroya sahip ‘Tercih Edilen Mobilite Markası’ haline getirmek” ifadelerini kullandı. “Hedefimiz zirve ve zirveye iş ortaklarımızla birlikte tırmanacağız” 2025 yılını başarılı sonuçlarla tamamladıklarını vurgulayan Evren Güzel, TEMSA tarihinin en güçlü satış ve üretim performansına ulaştıklarını belirterek sözlerine şöyle devam etti: “2025 yılı gibi zorlu koşulların yaşandığı bir dönemde, konsolide ciromuzu geçtiğimiz yıla göre döviz bazında yüzde 10 artırarak 554 milyon dolar seviyesine taşıdık. Türkiye’de büyümemizi sürdürürken, Avrupa’daki öncelikli pazarlarımızda yeni satış rekorlarına imza attık. Bir önceki yıla göre döviz bazında yüzde 7’lik artışla ihracatımızı 316 milyon dolara ulaştırdık. Zorlu faaliyet ortamına rağmen tüm bunları müşteriyi odağa alan küresel büyüme stratejimiz, operasyonel mükemmeliyet anlayışımız ve kurduğumuz stratejik iş birlikleri ile başardık. Bu başarı hikayesinde bizimle yol alan tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum. Bu yıl ve devamında da hızlı büyümemizi sürdürmeye odaklandık. Hedefimiz zirve diyoruz ve bu zirveye iş ortaklarımızla birlikte tırmanacağız.” Yıllık satınalma hacmi 350 milyon Euro’yu aşıyor Yurt içinde 20 şehirde 270, yurt dışında ise 24 ülkede 150 tedarikçisi bulunan TEMSA’nın, yıllık satınalma hacmi 350 milyon Euro’yu aşıyor. Asya’dan Avrupa ve Kuzey Amerika’ya kadar geniş bir coğrafyada güçlü bir tedarikçi ekosistemini yöneten TEMSA; özellikle yapay zekâ ve dijitalleşme yatırımlarıyla tedarik zincirinde sürdürülebilirlik, maliyet optimizasyonu ve risk yönetimini odağına alarak uzun vadeli değer yaratmayı hedefliyor. Tedarikçi performansında da iyileşme sağlayan TEMSA, 2024 yılında 77,15 olan ortalama performans skorunu 2025 yılında 81,15’e yükseltti. TEMSA, tüm projelerde tedarikçilerini tasarım ve planlama aşamasından itibaren sürece dahil ediyor. Bu yaklaşım, maliyet ve lojistik yönetiminde rekabet avantajı sağlarken, krizlere hazırlıklı bir ekosistem oluşturarak sürdürülebilir büyümeyi destekliyor. Dijitalleşme ve yapay zekâ uygulamaları ise veriye dayalı karar alma süreçlerini güçlendirirken, sürdürülebilirlik ve yeşil tedarik kriterleri, uzun vadeli değer yaratmayı destekliyor. Kalite ve sürdürülebilirlikte “yeşil satınalma” anlayışı TEMSA, sürdürülebilirlik alanında elde ettiği global başarılarla da tedarik zinciri alanında öncü bir konumda yer alıyor. Şirketlerin çevre, işçi ve insan hakları, etik ve sürdürülebilir tedarik alanlarındaki performansını değerlendiren uluslararası EcoVadis platformunun 2025 değerlendirmesinde 78 puanla dünya genelinde en iyi yüzde 6’lık dilimde yer alan TEMSA'nın, Sürdürülebilir Tedarik Puanı ise geçtiğimiz yıllara kıyasla %92,5 yükseldi. CDP (Carbon Disclosure Project) değerlendirmelerinde hem İklim Değişikliği hem de Su Güvenliği alanlarında A Listesi’ne girerek küresel liderler arasında konumlandı. Aynı zamanda CDP tarafından gerçekleştirilen Tedarikçi İlişkileri Değerlendirmesinde, üst üste üçüncü kez A Listesi’nde yer alarak global liderler arasındaki konumunu korumaya devam etti. Önümüzdeki dönemde de TEMSA, tedarikçi seçiminde kalite ve çevresel sürdürülebilirlik kriterlerini öne çıkaran “yeşil satınalma” yaklaşımıyla faaliyetlerine devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.