Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Maliyet Tasarrufu

Kapsül Haber Ajansı - Maliyet Tasarrufu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Maliyet Tasarrufu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

 Siemens, Yapay Zekâ Destekli Otonom Fabrikaları Geliştirmek için NVIDIA ile İş Birliği Yapıyor Haber

Siemens, Yapay Zekâ Destekli Otonom Fabrikaları Geliştirmek için NVIDIA ile İş Birliği Yapıyor

Siemens, Almanya’nın Erlangen kentindeki Elektronik Fabrikasında yeni yapay zekâ çözümlerini tanıtarak NVIDIA ile yapay zekâ destekli otonom üretimi geliştirmeye yönelik ortaklığında yeni bir dönüm noktasına ulaştı. Şu anda imalat sektöründe benzeri bulunmayan bu uygulamalar, üretimin devreye alınmasını hızlandırmak ve daha uyarlanabilir üretim planlaması sağlamak için yapay zekâdan ve dijital ikizlerden yararlanıyor. İki şirket, Ocak 2026’da Las Vegas’ta düzenlenen CES’te dünyanın tamamen yapay zekâ destekli ilk üretim tesislerini kuracaklarını duyurmuştu. O tarihten bu yana iki şirket, Erlangen tesisinde devam eden üretim sırasında uygulamaları birlikte geliştiriyor ve test ediyor. Erlangen, endüstriyel yapay zekâ için canlı bir laboratuvar ve bu yeteneklerin farklı sektörlere yaygınlaştırılması için bir model işlevi görüyor. Siemens ve NVIDIA, yapay zekâyı üretimin işletim sistemi hâline getirerek ürünlerin tüm değer zinciri boyunca tasarlanma, üretilme ve teslim edilme biçimini dönüştürmeyi amaçlıyor. Önümüzdeki aylarda başka uygulamaların da hayata geçirilmesi planlanıyor. Siemens AG Yönetim Kurulu Üyesi ve Dijital Endüstriler Başkanı Cedrik Neike konuyla ilgili şunları söyledi: “Almanya ve Avrupa için tarihî fırsat, yapay zekâyı veri merkezlerinden çıkarıp fabrikalara taşımakta ve endüstriyel ölçekte uygulamakta yatıyor. Bugün, NVIDIA ile birlikte Siemens Erlangen’deki Elektronik Fabrikamızda Bunun nasıl yapılabileceğini gösteriyoruz. Yıllık yüzde yedilik verimlilik artışıyla Erlangen, dünyanın en gelişmiş üretim tesislerinden biri. Aynı zamanda, her yıl yaklaşık 3.000 müşteri ziyaretiyle endüstriyel inovasyon için küresel bir buluşma noktası. Burada sanayinin geleceği yalnızca konuşulmuyor; bugün gerçeğe dönüşüyor.” NVIDIA Fiziksel Yapay Zekâ Simülasyonundan Sorumlu Başkan Yardımcısı Rev Lebaredian ise şu yorumda bulundu: “Fabrikaların tekrarlanan işleri yürüttükleri kadar değişime de uyum sağlayabilmeleri gerekiyor. Yapay zekâ ve simülasyon bunu mümkün kılıyor. Erlangen’de Siemens ve NVIDIA, yıllara dayanan iş birliklerini fabrika sahasında uygulamaya geçiriyor: fiziksel prototipler henüz ortada yokken denetim sistemlerini eğitiyor, gerçek dünyada değişiklik yapmadan önce üretim planlarını simülasyonda tasarlayıp test ediyorlar. Birlikte, dünyanın her yerindeki otonom fabrikalar için bir model oluşturuyoruz.” Siemens ve NVIDIA’nın ortak ekibi, NVIDIA’nın yapay zekâ, simülasyon ve hızlandırılmış bilgi işlem teknolojilerini Siemens’in endüstriyel yazılım, otomasyon ve üretim uzmanlığıyla birleştirerek ilk yeni yapay zekâ çözümlerini on aydan kısa sürede geliştirdi. Çözümlerin doğrudan üretim ortamında test edilmesi, ekiplerin gerçek üretim gereksinimlerine uygun çözümler geliştirmesini sağladı. Bu yeni teknolojiler, üretim planlaması ve ürün geliştirme gibi alanlarda benzeri görülmemiş iyileştirmeler sağlayabilir. Erlangen’de üretilen sürücülerin ve frekans konvertörlerinin temelini oluşturan yeni baskılı devre kartı (PCB) montajlarında sanal üretim hazırlığı, mühendislik iş yükünü yüzde 85’e, pazara sunma süresini ise yüzde 40’a kadar azaltabilir. Bu iş akışı kritik bir darboğazı ortadan kaldırıyor: Daha önce kalite kontrol hazırlığı birkaç hafta sürüyordu; çünkü ekiplerin görüntü işleme sistemlerini eğitmek için fiziksel prototipleri beklemesi ve kontrol ekipmanını elle yapılandırması gerekiyordu. Yapay zekâ artık görüntü işleme sistemlerini eğitmek için PCB montajlarının dijital ikizlerinden fotogerçekçi görseller üretiyor; böylece mühendisler, fiziksel prototipler hazır olmadan kalite kontrol hazırlığını yapabiliyor. Tesisin üretim planlamasında yeni yapay zekâ teknolojileri, kapasite, malzeme bulunabilirliği, teslimat tarihleri ve üretim hatları arasındaki dengeyi çok daha hızlı ve verimli biçimde kurmayı da vadediyor. Daha önce planlamacıların, mümkün olan en iyi kararı vermek için çeşitli faktörleri deneyimlerine dayanarak karşılaştırıp değerlendirmeleri gerekiyordu. Erlangen’deki Siemens Elektronik Fabrikasında artık bir yapay zekâ ajanı bu süreci destekliyor. Yeni siparişler geldiğinde otomatik olarak çeşitli üretim senaryoları oluşturuyor ve tanımlanmış temel performans göstergelerine (KPI) göre her seçeneğin etkisini planlamacılara gösteriyor. Bu öneriler, uygulamaya alınmadan önce üretim tesisinin tamamının dijital ikizi kullanılarak doğrulanıyor. Uçtan uca yapay zekâ ajanlarına dayalı bu üretim planlaması, yüzde 20’ye varan maliyet tasarrufu sağlayabilirken üretim operasyonlarının yeni siparişlere, malzeme kıtlığına veya değişen müşteri gereksinimlerine daha esnek yanıt vermesine olanak tanıyor. Bu gelişmeler, Siemens’in endüstriyel yazılım ve üretim uzmanlığını NVIDIA teknolojileriyle birleştiriyor. NVIDIA Cosmos dünya modelleri, kalite kontrol için gerçekçi eğitim verileri üretiyor. NVIDIA Factory Operations Blueprint, üretim planları oluşturan ve fabrikaların değişen üretim ihtiyaçlarına yanıt vermesine yardımcı olan yapay zekâ ajanlarını desteklerken NVIDIA Omniverse kütüphaneleri, ekiplerin bu planları gerçek fabrika verilerini kullanarak sanal ortamda test etmesini sağlıyor. 1971’de kurulan, Güney Almanya’daki Siemens Erlangen tesisi yaklaşık 1.000 kişiyi istihdam ediyor ve takım tezgâhları, batarya üretimi ile proses ve ayrık imalat sektörleri dâhil olmak üzere sanayi ve altyapı için güç elektroniği ve otomasyon teknolojileri üretiyor. On yılı aşkın süredir tesiste yeni dijital üretim teknolojileri, üretim devam ederken test ediliyor, geliştiriliyor ve uygulamaya alınıyor. Şu anda üretim, lojistik, kalite kontrol ve bakım alanlarında 100’den fazla yapay zekâ algoritması aktif olarak kullanılıyor. Siemens’in dönüşüme 500 milyon avro yatırım yapmasıyla tesisin 2030’a kadar daha da genişletilmesi planlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zekâ ile Yılda 270 Milyon TL Tasarruf Haber

Yapay Zekâ ile Yılda 270 Milyon TL Tasarruf

Duyarlı ve yenilikçi bankacılık anlayışını teknoloji yatırımlarıyla güçlendiren Halkbank, yapay zekâ destekli uygulamalarla operasyonel süreçlerde zaman ve maliyet tasarrufu sağlarken, ChatGPT ile dijital müşteri deneyimini geliştiriyor. Halkbank’ın internet sitesinde yer alan ürün ve hizmetler, gerçekleştirilen entegrasyonla ChatGPT üzerinden de erişilebilir hale geldi. Kullanıcılar, ChatGPT’ye giriş yaptıktan sonra “Eklentiler” bölümünden Halkbank uygulamasını aratarak “Eklentiyi Kur” seçeneğiyle uygulamayı hesaplarına bağlayabiliyor. Bağlantının tamamlanmasının ardından herhangi bir sohbette @Halkbank yazarak uygulamayla etkileşime geçilebiliyor. Eklentide Halkbank’ın ürün ve hizmetleri hakkında detaylı bilgiler yer alıyor. Bu sayede kullanıcılar, “ParafPara nasıl kazanılır?”, “Halkbank’ın güncel kampanyaları neler?”, “İhtiyaç kredisi nasıl alınır?”, “Esnaf ve KOBİ’lere yönelik hangi kredi ürünleri bulunuyor?” gibi sorularla ihtiyaç duydukları bilgilere ChatGPT üzerinden doğal bir sohbet deneyimiyle hızlı ve kolay bir şekilde ulaşabiliyor. Yapay zekâ ile yılda 13 milyon işlem, 270 milyon TL tasarruf Halkbank yapay zekâ teknolojilerini operasyonel süreçlerinde de etkin biçimde kullanıyor. Banka’ya ulaşan yıllık ortalama 4,5 milyon banka talimatının 3 milyondan fazlası yapay zekâ teknolojileri kullanılarak işleme alınıyor. Yapay zekâ destekli süreçlerden geçerek tamamlanan işlem sayısı yıllık 13 milyona yaklaşırken, bu dönüşüm sayesinde yıllık toplam 270 milyon TL tasarruf sağlanıyor. İşlemler 3 kat daha hızlı Yapay zekânın sağladığı kazanım zaman tasarrufuna da yansıyor. Herhangi bir kullanıcı müdahalesi ve kontrolü gerektirmeden otonom olarak sonuçlandırılan işlemler artık 3 kat daha hızlı gerçekleştiriliyor. Halkbank, yapay zekâ çalışmalarının kapsamını yeni projelerle genişletmeyi de sürdürüyor. 2025’te 56, 2026’da 25 olmak üzere toplam 81 yapay zekâ projesini tamamlayan Banka, 46 yeni projenin geliştirme çalışmalarına devam ediyor. “Yapay Zekânın Bankamızdaki Kullanım Alanını Sürekli Genişletiyoruz” Yapay zekâ teknolojilerini ölçülebilir verimlilik ve tasarruf sağlayan bir dönüşüm aracı olarak değerlendirdiklerini ifade eden Halkbank Strateji, Dönüşüm ve Ekosistem Genel Müdür Yardımcısı Dr. Ömer Emeç, ChatGPT entegrasyonunun Banka’nın yapay zekâ dönüşümünün müşteriye dokunan yeni adımlarından biri olduğunu söyledi. Emeç, şunları kaydetti: “Halkbank olarak yapay zekâyı operasyonel verimliliğimizi artıran, çalışanlarımızın zamanını daha yüksek katma değerli işlere yönlendiren ve müşteri deneyimini geliştiren kurumsal bir yetkinliğe dönüştürüyoruz. ChatGPT entegrasyonumuzla bu dönüşümü müşterilerimizin deneyimine de taşıyarak ürün ve hizmetlerimize ilişkin ihtiyaç duydukları bilgilere doğal bir sohbet ortamında daha kolay ulaşmalarını sağlıyoruz. Müşteri deneyiminde attığımız bu adımın yanı sıra yapay zekânın Bankamız genelindeki kullanım alanlarını da sürekli genişletiyoruz. Yapay zekânın sağladığı değeri Bankamızın daha fazla sürecine taşıyarak dijital dönüşümümüzü güçlendirmeye devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nu Teknoloji ve Gözcü Mobil'den Yapay Zeka Destekli Hijyen Yönetim Platformu Haber

Nu Teknoloji ve Gözcü Mobil'den Yapay Zeka Destekli Hijyen Yönetim Platformu

Nu Teknoloji ile Gözcü Mobil, alışveriş merkezleri, akaryakıt istasyonları, okullar, hastaneler gibi yoğun kullanıma sahip mekanların ortak alanlarındaki hijyen operasyonlarının dijitalleştirilmesi amacıyla iş birliği gerçekleştirdi. İş birliği kapsamında geliştirilen Nu WClean Akıllı Hijyen Yönetim Platformu, tuvaletlerde bulunan sabun, kâğıt havlu ve hijyen poşeti üniteleri, çöp kutuları ve diğer kritik hijyen ekipmanlarına entegre edilen IoT donanımları aracılığıyla sahadan gerçek zamanlı veri topluyor. Platform, ekipmanların doluluk ve tüketim seviyelerini gerçek zamanlı izlerken; yapay zekâ destekli analizlerle geçmiş kullanım verilerini ve tüketim eğilimlerini değerlendirerek yoğunluğu ve sarf malzemesi ihtiyacını öngörebiliyor. Sarf malzemeleri kritik seviyeye ulaşmadan ekiplerin bilgilendirilmesiyle temizlik operasyonlarının belirli zaman aralıklarına göre değil, sahadaki gerçek ihtiyaca göre planlanması sağlanıyor. Bu sayede gereksiz malzeme kullanımının azaltılması, erken ve ihtiyaç dışı dolumların önlenmesi ve manuel kontrollerin azaltılarak temizlik operasyonlarının daha verimli yönetilmesi amaçlanıyor. Platformun, manuel kontrol ihtiyacında yüzde 90'a varan azalma ve hijyen operasyonlarında yüzde 30'a varan maliyet tasarrufu sağlama potansiyeli bulunuyor. İlk pilot uygulama, günün her saatinde yoğun ziyaretçi trafiğinin yaşandığı ve hijyen standartlarının sürekliliğinin önem taşıdığı akaryakıt istasyonlarında hayata geçirildi. Platformun ilerleyen dönemde oteller, hastaneler, okullar, üniversiteler, alışveriş merkezleri, üretim tesisleri, belediyeler ve kamu kurumları gibi yoğun kullanıma sahip ortak alanlarda yaygınlaştırılması hedefleniyor. Ayşe Nur Koroğlu: "Hijyen süreçlerini ihtiyaç oluşmadan önce yönetmek mümkün" Nu Teknoloji İş Geliştirmeden Sorumlu Kurucu Ortağı Ayşe Nur Koroğlu, platformla ilgili şu değerlendirmede bulundu: "Bugün kullanıcılar, insan yoğunluğunun fazla olduğu mekânlarda yalnızca temiz bir ortam değil, ihtiyaç duydukları anda eksiksiz çalışan bir hizmet bekliyor. Bir sabun ünitesinin boş olması veya kâğıt havlunun tükenmesi yalnızca hijyenle ilgili bir sorun değil, aynı zamanda müşteri deneyimini etkileyen operasyonel bir aksaklık anlamına geliyor. Ortak kullanım alanlarında dijital hijyen yönetimi henüz gelişmekte olan bir teknoloji alanı. Nu WClean'ı yalnızca ekipmanlardan veri toplayan bir sensör sistemi olarak değil, sahadan başlayan ve verinin operasyona dönüştürülmesine kadar uzanan uçtan uca bir dijital hijyen yönetim çözümü olarak tasarladık. Platformun IoT sensörlerini, akıllı donanımlarını ve haberleşme altyapısını geliştirdik. Mevcut bina otomasyonlarından bağımsız çalışan sistem, ilave kablolama ya da karmaşık altyapı yatırımları gerektirmeden kurulabiliyor. Geçmiş kullanım verilerini analiz ederek yoğunluk yaşanabilecek gün ve saatlerin, sarf malzemesi ihtiyacının ve personel planlamasının daha öngörülebilir hale gelmesini sağlıyor. Gözcü Mobil'in yazılım ve sistem entegrasyonu kabiliyetleriyle bir araya gelen bu altyapıyla işletmelerin sorun ortaya çıktıktan sonra değil, ihtiyaç oluşmadan önce harekete geçmesini sağlayan veriye dayalı bir yönetim modeli sunuyoruz.” Yiğit Yanık: "Donanımdan gelen veriyi operasyonel değere dönüştürüyoruz" Gözcü Mobil Kurucu Ortağı Yiğit Yanık ise iş birliğiyle ilgili şunları söyledi: "Nu Teknoloji tarafından geliştirilen sensör, donanım ve haberleşme altyapısını yazılım ve sistem entegrasyonu kabiliyetlerimizle uçtan uca çalışan bir hijyen yönetim platformuna dönüştürüyoruz. Sahadaki cihazlardan elde edilen verilerin merkezi platforma aktarılması, analiz edilmesi ve operasyon ekiplerine anlamlı uyarılar olarak sunulması Gözcü Mobil'in yazılım ve entegrasyon altyapısı üzerinden gerçekleştiriliyor. Amacımız işletmelerin hijyen süreçlerini yalnızca takip etmelerini değil, elde edilen veriler doğrultusunda daha planlı ve verimli şekilde yönetmelerini sağlamak. Nu Teknoloji ile Gözcü Mobil iş birliğinin farklı sektörlerde önemli bir ihtiyaca cevap vereceğine inanıyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

SAS: Agentic AI Yatırımlarından Gerçek Değer Elde Etmenin Anahtarı İnsan Uzmanlığı Haber

SAS: Agentic AI Yatırımlarından Gerçek Değer Elde Etmenin Anahtarı İnsan Uzmanlığı

Şirketler yapay zekâda deneysel aşamadan, iş akışlarında bağımsız eylemler alabilen agentic AI sistemlerine geçerken; SAS liderlerine göre YZ yatırım getirisindeki yeni sınav, kuruluşların insan karar verme yetkinliğini devre dışı bırakmadan otomasyonu ölçeklendirip ölçeklendiremeyeceği olacak. Otomasyon kısa vadede maliyet tasarrufu sağlayabilir. Ancak SAS yöneticileri, kalıcı yapay zekâ değerinin; insanın bağlam bilgisi, hesap verebilirliği ve sektörel uzmanlığını güçlendirecek şekilde tasarlanan sistemlerden geliyor. Bu değer aynı zamanda hedefleri belirleme, sınırları tanımlama ve yüksek riskli kararları alma sorumluluğunu insanlarda tutan yönetişim çerçevelerine dayanıyor. Bu insan odaklı yaklaşım aynı zamanda ticari bir gereklilik. 2025 yılında SAS tarafından desteklenen IDC araştırması, güvenilir yapay zekâya öncelik veren kurumların AI projelerinden elde ettikleri yatırım getirisini (ROI) ikiye katlama olasılığının %60 daha yüksek olduğunu gösteriyor. Bu yaklaşım, SAS'ın 50 yıllık yaklaşımının temelini oluşturuyor: Teknoloji, insanların anlayışını, karar verme yetisini ve başarabileceklerini genişletmelidir. 2026 yılında 50. yılını kutlayan SAS, bu ilkeyi yapay zekâ çağına da taşıyarak kurumların sorumlu bir şekilde yenilik yapmasına, AI yönetişimini ölçeklendirmesine ve veriyi güvenilir kararlara dönüştürmesine yardımcı oluyor. Herkes yapay zekâya erişebiliyorsa rekabet avantajı ne olacak? “Herkes aynı yanıtlara tek bir komutla ulaşabildiğinde, insan uzmanlığı ve muhakemesi fark yaratan unsur haline geliyor. Yapay zekâ yanıtlar üretebilir ancak bir işletmeyi, müşterilerini ve geleceğini şekillendiren kararları anlayan insanların yerini alamaz. Yapay zekâdan en fazla faydayı sağlayacak kuruluşlar, insan uzmanlığının yerine geçmek yerine onu güçlendirmek için yapay zekâdan yararlananlar olacak.” Bryan Harris, SAS, Teknolojiden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı (CTO) Yapay zekâ çalışanların yerini mi alacak, yoksa iş dünyasının ihtiyaç duyduğu yetkinlikleri mi değiştirecek? “Yapay zekâ bazı görevleri otomatikleştirecek ve bazı rollerin yapısını değiştirecek ancak daha büyük etki, insanların başarılı olmak için ihtiyaç duyacağı yetkinlikler üzerinde görülecek. Buradaki en büyük fırsat, herkesi veri bilimciye dönüştürmek değil, daha fazla insanın daha iyi kararlar almasını sağlamak. Her çalışandan uzman olmasını beklemek yerine yapay zekâ, ihtiyaç duydukları anda uzmanlığa erişmelerini sağlayabilir. Öne geçecek şirketler, en fazla işi otomatikleştirenler değil, en doğru kararları alanlar olacak.” Udo Sglavo, SAS, Uygulamalı Yapay Zekâ ve Modelleme Başkan Yardımcısı Güvenilir yapay zekâ yönetişiminde “insan liderliği” ne anlama geliyor? “İnsan gözetimi, otomatikleştirilmiş bir sürecin sonunda gerçekleştirilen sembolik bir kontrol noktası olmamalı. Yapay zekânın insani değerleri yansıtmasını istiyorsak insanların sistemlerin nasıl tasarlandığı, yönetildiği ve kullanıldığı süreçlere dâhil olması gerekiyor. Amaç yalnızca ‘döngüde insan’ yaklaşımı değil; özellikle kararların belirsizlik, risk veya gerçek dünyada önemli sonuçlar içerdiği durumlarda ‘liderlik eden insan’ yaklaşımını benimsemek.” Reggie Townsend, SAS, Veri Etiğinden Sorumlu Başkan Yardımcısı En yüksek yatırım getirisini hangi tür yapay zekâ projeleri sağlıyor? “Yaygın inanışın aksine, yapay zekânın en yüksek getirisi çalışan sayısını azaltmaktan gelmiyor. Nitekim SAS tarafından geçen yıl yaptırılan IDC araştırmasına göre, müşteri deneyimine odaklanan yapay zekâ girişimleri, maliyet azaltmayı hedefleyen girişimlere kıyasla neredeyse yüzde 20 daha yüksek getiri sağlıyor. Otomasyon ve verimlilik elbette önemli. Ancak daha yüksek getiriler, yapay zekânın insanların inovasyonu desteklemesine ve yalnızca daha hızlı değil, daha iyi bir deneyim sunmasına yardımcı olduğu durumlarda ortaya çıkıyor.” Stu Bradley, SAS, Risk, Suistimal ve Uyum Çözümlerinden Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Liderler yapay zekâ okuryazarlığını geliştirmek ve kontrolsüz yapay zekâ kullanımının önüne geçmek için ne yapmalı? “Yapay zekâ okuryazarlığı artık liderlerin sorumluluğunda. Yöneticilerin, yapay zekânın nerede fayda sağladığını, nerede risk yarattığını ve çalışanların yapay zekâyı nasıl sorumlu bir şekilde kullanması gerektiğini açıklayarak kuruluşları için birer ‘yapay zekâ tercümanı’ olmaları gerekiyor. Liderler net beklentiler ortaya koymaz ve bu davranışlara kendileri de örnek olmazsa, kontrolsüz yapay zekâ kullanımının yaygınlaşmasına şaşırmamalılar.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Teknoloji Yatırımlarının Merkezinde Test Edilebilirlik Ve İnsan Faktörü Yer Almalı Haber

Teknoloji Yatırımlarının Merkezinde Test Edilebilirlik Ve İnsan Faktörü Yer Almalı

Rekabet avantajı artık sadece iyi bir ürün ya da hizmet sunmaktan geçmiyor. Müşterinin bugünkü ihtiyacını anlamak kadar, yarın karşılaşacağı problemi bugünden öngörebilmek de artık çok kritik. Doğru dijitalleşen şirketler bu noktada rakiplerinden bir adım öne geçiyor. Bu şirketler daha hızlı kararlar alıyor, daha şeffaf çalışıyor ve müşterileriyle güvene dayalı bir ilişki kurabiliyorlar. TesterYou Kurucusu Barış Sarıalioğlu, “Dijitalleşme, bizim için işleri hızlandıran ve maliyetleri düşüren bir araç değil. Yaptığımız her projenin odağında insan faktörü var. Dijitalleşmenin ve teknolojinin odağına insan faktörünü koyan kurumların sürdürülebilir değerler yaratabileceğine inanıyoruz.” diyor. Dijital dönüşüm son dönemde en çok konuşulan konuların başında geliyor. Dijital dönüşümü doğru bir şekilde ele alan şirketler, sorun ortaya çıktıktan sonra çözüm arayan yapılardan çıkıp, sorunu daha oluşmadan fark ediyor ve önlem alan yapılara dönüşüyor. Bu noktada ise veriyi doğru yorumlamak, süreçleri doğru tasarlamak, kaliteyi işin sonuna değil başına koymak gerekiyor. Doğru bir dijitalleşme stratejisi oluşturan kurumlar; yalnızca ürün ya da hizmet sunmanın ötesinde; o ürün veya hizmetin tüm yaşam döngüsü boyunca müşteriye güven veren bir deneyim tasarlıyor. Teknoloji sihirli bir çözüm değil Dijital dönüşümün bir teknoloji satın alma projesi olmadığının belirten TesterYou Kurucusu Barış Sarıalioğlu, “Dijital dönüşüm konusundaki yaklaşımların yeniden ele alınması gerektiğini düşünüyoruz. Dönüşüm teknolojiyle başlayan bir olgu değil. Dijitalleşmeye öncelikle ihtiyaçların analiz edilmesiyle başlanmalı. Doğru bir kültürel altyapıyla bu alandaki sorunlar analitik bir şekilde çözülebilir. Her zaman karşımızdakini dinlemenin önemine inanıyoruz. Sorunların gerçek çözümü, tüm ekibi işin içine dahil ederek ortak bir akıl benimsenmesinden geçiyor. Tecrübelerimiz bizlere tüm yaklaşımın kapsayıcı bir nitelikte oluşturulmadığında teknoloji yatırımlarının uzun vadede fayda değil, genellikle verimsizlik ürettiğini gösteriyor. Her zaman altını çizdiğimiz gibi teknoloji yatırımının merkezinde; kalite, test edilebilirlik, sürdürülebilirlik ve insan faktörü olmalı.” diyor. Otomasyonla daha yüksek değerler üretmek mümkün Otomasyonun sağladığı zaman ve maliyet tasarrufuna odaklanılmaması gerektiğini vurgulayan Sarıalioğlu, “Otomasyon bizler için oldukça değerli bir konu. Fakat bizler alışılmış yaklaşımın dışına çıkarak otomasyona zaman ve maliyet tasarrufu sağlayan bir olgu olarak bakmıyoruz. Bizler için otomasyonun asıl işlevi; insanların enerjisini tekrar eden işlerden alıp onları daha nitelikli alanlara yönlendirmesi. Ekiplerin yaratıcılığını ve stratejik düşünme kabiliyetini artırabilmesi için rutin işleri yapacak bir otomasyon felsefesi benimsenmeli. Bu yaklaşımla birlikte odağımızdaki insan aklını daha verimli kullanarak, daha yüksek değerler yaratmak mümkün. Bizler de tüm iş süreçlerimizde bu strateji paralelinde hareket ediyor, kalıcı değerler yaratmaya odaklanıyoruz.” dedi. Türk şirketleri yeni yaklaşımları deneme konusunda oldukça cesur Türkiye’deki şirketlerin dijital dönüşüm konusunda güçlü bir adaptasyon kabiliyeti olduğuna dikkat çeken Barış Sarıalioğlu, “Ülkemiz genç ve öğrenmeye istekli bir yetenek havuzuna sahip. Bu konuda oldukça şanslıyız. Yeni teknolojileri benimsemeye hazır nitelikli gençlere sahibiniz. Türk şirketlerinin de yeni araçları ve yaklaşımları deneme konusunda oldukça cesur olduğunu gözlemliyoruz. Bu sinerjiyi uzun vadeli bir stratejiye dönüştüren şirketler kalıcı bir inovasyon kültürüne ve sürdürülebilir kalite anlayışına sahip olabilir. Önemli olan yeni teknolojilerin denenmesi değil, bu teknolojileri kurum kültürüne entegre ederek bir dönüşüm yaklaşımına ulaşılması. Türk şirketlerinin sahip olduğu nitelikli yetenek havuzunu değerlendirerek küresel şirketlerle rekabet edecek bir hacme ulaşabileceğini düşünüyoruz. Yapay zeka, otomasyon, veri analitiği gibi konuları önümüzdeki dönemde daha çok duymaya devam edeceğiz fakat en önemli nokta bu teknolojileri hangi amaçla kullandığımız olacak. Doğru teknolojilere yatırım yapan kurumların kendilerini geleceğe taşıyacağını düşünüyoruz.” şeklinde konuştu. Kalite bakış açısı insanla, kültürle ve doğru mühendislik disipliniyle başlar Dijital dönüşüm süreçlerinde yazılım testinin geleceği hakkında da açıklamalarda bulunan Sarıalioğlu, “Dünya, yazılım testi konusunda farklı bir yöne evrilmeyi sürdürüyor. Bugüne dek yazılım testi projenin sonunda yapılan bir kontrol işi olarak görülüyordu. Artık test ve kalite mühendisliği işin merkezinde yer alıyor. Bu gelişme bizleri en çok heyecanlandıran konuların başında yer alıyor. Teknolojinin evrildiği bu süreç kuşkusuz yaptığımız işin önemini bir kez daha ortaya koymuş durumda. Gelecekte yapay zeka ve makine öğrenimiyle birlikte hataları daha kod yazılırken tahmin eden, test senaryolarını otomatik üreten, hatta bazı durumlarda kendini iyileştirebilen sistemleri daha fazla göreceğiz. Bu teknik gelişmeler, insan merkezli stratejilere entegre edilmeli. Bizler teknolojiye; insan, kültür ve doğru mühendislik çerçevesinde yaklaşıyoruz. Bu felsefemizle heyecanımızı bir an olsun kaybetmeden dijital kalite kültürünün yaygınlaştırılması için çalışmayı sürdüreceğiz.” açıklamasını yaptı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Acer EMEA’dan Yapay Zeka Destekli Yeşil Lojistik Hamlesi Haber

Acer EMEA’dan Yapay Zeka Destekli Yeşil Lojistik Hamlesi

Acer EMEA, küresel tedarik zincirinin dijital dönüşümünü yapay zeka destekli ve kendini kanıtlamış bir lojistik çözümüyle hızlandırıyor. Şirket, gecikmeleri, yoğunlukları ve tedarik zinciri genelindeki olası aksaklıkları önceden tahmin etmeyi sağlayan yenilikçi bir sistemle lojistik yönetimini dönüştürmeyi hedefliyor. Bu sayede daha hızlı ve etkili operasyonel kararlar alınması desteklenirken, her sevkiyatın CO2 emisyonlarının izlenmesi de sağlanarak tedarik zincirinin sürdürülebilirliği ve çevresel optimizasyonu güçlendiriliyor. Bu ortaklık sayesinde Acer, artık deniz, hava, kara ve demiryoluyla yapılan uluslararası sevkiyatları uçtan uca izleyebiliyor; taşıyıcılardan, kurumsal ERP sistemlerinden, lojistik platformlarından ve bağımsız uydu kaynaklarından gelen verileri, tüm tedarik zinciri için tek, merkezi ve güvenilir bir bilgi kaynağında birleştirebiliyor. Yeni sistem, Acer’ın Doğu Asya ile Batı Avrupa arasındaki rotalarda varıştan on gün öncesine kadar tahmini varış sürelerinde (ETA) daha yüksek doğruluk elde etmesini, gecikmeleri azaltmasını, maliyet tasarrufu sağlamasını ve güvenlik stokunda azalma elde etmesini sağladı. Geleneksel takip sisteminden öngörücü ve yapay zeka destekli bu lojistik modeline geçiş, tedarik zinciri ekiplerinin yalnızca gerçekten kritik sevkiyatlara odaklanmasını sağlayarak, karar alma süreçlerini hızlandıran ve envanter seviyelerinin optimize edilmesi ve sevkiyatların ürün kodu (SKU) düzeyine kadar takip edilmesi de dahil olmak üzere operasyonel verilerin güncellenmesi ve düzeltilmesiyle ilgili manuel görevleri önemli ölçüde azaltan “istisnai” bir yönetim yaklaşımını benimsiyor. Projenin başarılı lansmanının ardından Acer ve Wakeo, Barselona’da düzenlenen Gartner Supply Chain Symposium’da çözümün sağladığı temel faydaları birlikte tanıtıyor. Acer EMEA’nın Asya’dan EMEA bölgesine uzanan ve birden fazla taşıma modeline sahip karmaşık lojistik akışları göz önüne alındığında, farklı taşıma yöntemlerini kullanan her türlü akış ve kombine sevkiyatı tam olarak kapsayabilecek bir çözüm bulmak çok önemliydi. Artık Acer, en karmaşık taşıma operasyonlarında dahi doğru ve bağımsız veri takibi sağlayabilen, aynı zamanda CO2 emisyonlarını izleyebilen dijital bir çözüm kullanıyor. Acer EMEA Tedarik Zinciri Kıdemli Direktörü Riccardo Bernasconi konuyla ilgili “Yeni öngörücü sistem, ekibimizin daha doğru verilere erişmesini ve daha hızlı kararlar almasını sağlıyor. Giderek daha değişken hale gelen iş ortamında, güvenilir ve güncel sevkiyat verilerine erişim, tedarik zincirinin çevikliğini artırmanın yanı sıra müşteriler ve son kullanıcılar için hizmet sürekliliğini sağlamada kritik rol oynuyor. Bu projenin değeri yalnızca operasyonel görünürlüğü artırmasıyla ortaya çıkmıyor; aynı zamanda en karmaşık senaryolarda bile işi destekleyebilecek daha akıllı bir karar alma modeline doğru dönüşüm fırsatında kendini gösteriyor.” dedi. “Bu yolculukta Acer ekibini desteklemekten gurur duyuyoruz.” diyen Wakeo CEO’su ve Kurucu Ortağı Julien Cote, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Bu ortaklık, küresel ölçekte ve tüm taşıma modlarında operasyon yönetme yetkinliğimizin güçlü bir göstergesi. Günümüzde tedarik zinciri dayanıklılığı yalnızca daha hızlı tepki verebilmek değil, aynı zamanda bir adım sonrasını öngörebilmek anlamına geliyor. Yapay zeka, gerçek zamanlı öneriler ve Wakeo’nun piyasa kıyaslamalarıyla desteklenen, kriz yönetimi modelinden proaktif bir modele geçişi mümkün kılıyor. Acer’ın dayanıklılık ve sürdürülebilirlik performansını güçlendirmeyi sürdürmeyi hedefliyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mondi Argesim Teknoloji İçin Ürüne Özel Ambalaj Tasarımıyla %10 Maliyet Tasarrufu Sağladı Haber

Mondi Argesim Teknoloji İçin Ürüne Özel Ambalaj Tasarımıyla %10 Maliyet Tasarrufu Sağladı

2023 yılında başlayan iş birliği kapsamında, Argesim Teknoloji’nin standart ABOX kutuları ve köpük dolgulu ambalajları; güneş enerjisi sistemleri ve tahıl ambarları alanlarında kullanılan sensörler için özel olarak tasarlanan, yüksek mukavemetli ve ürüne özel oluklu mukavva çözümlerle değiştirildi. Kutu ölçülerinin, dayanımının ve ergonomisinin optimize edilmesiyle Mondi, sevkiyat kaynaklı üretim hasarlarını ortadan kaldırırken, tedarik zinciri genelinde operasyonel riskleri azalttı. Yeniden tasarlanan ambalajlar, daha sürdürülebilir ambalaj çözümlerine yönelik yurt dışı müşteri tercihlerine yanıt vererek, köpük malzeme kullanımını tamamen ortadan kaldırdı. Yeni ambalaj çözümleri, Argesim Teknoloji’nin mevcut üretim ve lojistik süreçlerine sorunsuz şekilde entegre edilerek, herhangi bir ek yatırım gerektirmeden ölçülebilir maliyet tasarrufu sağladı. Geliştirilen ürün koruması ve elleçleme verimliliği, zaman kayıplarının azaltılmasına ve sevkiyat süreçlerinin daha sorunsuz ilerlemesine katkı sundu. Projenin etkisi müşteri geri bildirimlerine de yansıdı; sevkiyat kaynaklı şikayetlerin yerini olumlu geri dönüşler alırken, her ürüne özel olarak tasarlanan ambalajların etkisiyle genel marka algısında da iyileşme sağlandı. Mondi Corrugated Turkey Satış ve Pazarlama Direktörü Metin Morhayim, projeyle ilgili şunları söyledi: “Bu proje, özel olarak tasarlanan ambalaj çözümlerinin tek başına ürün korumasının ötesinde somut bir değer yarattığını gösteriyor. Ambalajı müşterinin tam ihtiyaçları doğrultusunda yeniden tasarlayarak; ek bir yatırım gerektirmeden maliyet optimizasyonu sağladık, operasyonel verimliliği artırdık ve sürdürülebilirlik hedeflerini destekledik.” Argesim Teknoloji Üretim Mühendisi Furkan Canbay ise şunları ekledi: “Mondi’nin süreç boyunca sergilediği iş birliğine dayalı yaklaşım ve hızlı geri dönüşleri, ürün korumasını artıran, operasyonları sadeleştiren ve net maliyet avantajları sağlayan bir ambalaj çözümünün hayata geçirilmesine katkı sağladı.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Aras Rotalama Platformu, CIO Ödülleri 2026’da  Ödüle Layık Görüldü Haber

Aras Rotalama Platformu, CIO Ödülleri 2026’da  Ödüle Layık Görüldü

Aras Kargo CXO Medya tarafından bu yıl 16. kez düzenlenen, dijital dönüşüm projeleri ile teknoloji liderlerinin ödüllendirildiği CIO Ödülleri kapsamında, iştiraki Aras Digital tarafından geliştirilen yeni nesil teslimat modeli Aras Rotalama Platformu ile ödül kazandı. Aras Digital çatısı altında geliştirilen yapay zeka temelli Aras Rotalama Platformu, rota optimizasyonu sayesinde günlük dağıtım planlarının en verimli şekilde oluşturulmasını sağlıyor. Platform ile tahmini teslimat saatleri müşterilerle önceden paylaşılabiliyor ve gönderiler anlık olarak canlı takip edilebiliyor Kuryeler, mobil cihazları üzerinden tüm operasyonel süreçlerini kolayca yönetirken, entegre navigasyon desteği sayesinde en uygun rotalar belirleniyor. Bu sayede hem operasyonel verimlilik artıyor hem de zaman ve yakıt tasarrufu sağlanıyor. Platformun sunduğu bu avantajlar; yakıt tüketiminin azaltılması, teslimat süreçlerinin hızlandırılması ve karbon emisyonlarının düşürülmesi gibi önemli kazanımları ile “En İyi Maliyet Tasarrufu Projeleri” kategorisinde ödüle layık görüldü. “Veri odaklı rota optimizasyonu ile operasyonel verimlilik” Ödülü değerlendiren Aras Dijital Genel Müdürü Kenan Cebeci, şu açıklamada bulundu: “CIO Ödülleri kapsamında ‘En İyi Maliyet Tasarrufu Projeleri’ kategorisinde ödül almak, Aras Rotalama Platformu’nun yalnızca bir teknoloji çözümü değil, aynı zamanda operasyonel verimliliği ve sürdürülebilirliği birlikte ele alan stratejik bir dönüşüm projesi olduğunu ortaya koyuyor bu proje ile operasyonel süreçlerimizi uçtan uca daha akıllı ve verimli hale getirirken, aynı zamanda veri odaklı rota optimizasyonu sayesinde önemli ölçüde kaynak verimliliği sağlıyoruz. Navigasyon desteğiyle kuryelerimiz için en verimli rotaları belirleyerek hem yakıt tasarrufu elde ediyor hem de karbon ayak izimizi azaltarak doğaya duyarlı bir teslimat modeli sunuyoruz. Müşterilerimize sunduğumuz canlı kargo takibi ve esnek teslimat seçenekleriyle kullanıcı deneyimini mükemmelleştirirken, teslimat süreçlerinde verimlilik, sürdürülebilirlik ve müşteri memnuniyetini bir arada ele alan bütüncül bir yaklaşım ortaya koyuyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sungrow Yeni Enerji Depolama Sistemi PowerKeeper’ı Tanıttı Haber

Sungrow Yeni Enerji Depolama Sistemi PowerKeeper’ı Tanıttı

Dünyanın öncü temiz enerji çözümleri markası Sungrow, İtalya’da düzenlenen Sungrow Avrupa C&I ESS Zirvesi’nde ticari ve endüstriyel alan için geliştirdiği yeni enerji depolama sistemi (ESS) PowerKeeper’ı tanıttı. Markanın sıfır kayıp ve sıfır kesinti prensibini temel alan; yüksek performans, kesintisiz çalışma ve maksimum verimlilik özelliklerini bir araya getiren “ACE 007” ve “ACE Profit” vizyonu doğrultusunda geliştirilen PowerKeeper Serisi, Sungrow’un işletmelerin ihtiyaçlarına en uygun çözümleri sunma yaklaşımının en yeni temsilcisi olarak öne çıkıyor. Enerji dönüşümü alanında dünyanın önde gelen veri ve analiz kuruluşu Wood Mackenzie’ye göre Avrupa’nın ticari ve endüstriyel (C&I) enerji depolama kapasitesi 2034 yılına kadar 13 kat artarak 33 GW / 77 GWh seviyesine ulaşacak. Elektrik fiyatlarının yükselmesi ve kesintilere karşı güçlü bir enerji sistemine duyulan ihtiyaç, işletmeler için öncelikli hale geliyor. Bu nedenle çözümlerin tasarımdan kuruluma, işletmeden bakıma kadar tüm yaşam döngüsü boyunca sorunsuz bir deneyim sunması ve işletme sürekliliği için güç kararlılığını güvence altına alması kritik önem taşıyor. Buna ek olarak ticari ve endüstriyel kullanıcılar; tüketim profilleri ve finansal öncelikleri birbirinden farklı birçok sektörü kapsıyor. Bu da daha modüler yapıları zorunlu kılıyor. İşletmeler İçin Enerji Depolamada Yeni Nesil Çözüm: PowerKeeper Serisi Farklı yapı ve ölçekteki işletmelerin çeşitli ihtiyaç ve beklentilerine yanıt vermek üzere geliştirilen PowerKeeper Serisi, 12,5 kWh modüler tasarımlı esnek bir enerji depolama çözümü sunuyor. Sistem tek bir hibrit inverter ile 50–1000 kWh kapasiteyi 2–8 saat aralığında destekleyebilirken, birden fazla inverter bağlantısıyla kapasite sınırsız şekilde genişletilebiliyor. PowerKeeper’ın ölçeklenebilir yapısı küçük mağazalardan büyük fabrikalara kadar her tür işletmeye uyum sağlayarak ihtiyaca göre kapasite kurulmasını sağlıyor; gereğinden fazla yatırım yapmayı engelliyor ve bu yolla ilk yatırım maliyetlerini azaltıyor. 10 milisaniyede şebekeden bağımsız moda geçebilen PowerKeeper, kesintisiz enerji sağlıyor ve dahili ATS, 250 kW yüke kadar destek sunuyor. Bu da 2.500 m²’lik bir süpermarket için yeterli güç anlamına geliyor ve ek kabin gerektirmeyerek alan ve maliyet tasarrufu sağlıyor. Kompakt Yapı ve Hızlı Kurulum Kolay ve hızlı kurulum imkânı sunan PowerKeeper, 12,5 kWh tek modül veya 50 kWh ön montajlı stack seçenekleri ile geliyor. IP66 sertifikasına sahip ESS çözümü, –20°C ile 50°C çalışma aralığı ve Tip I + II yıldırım direnci ile uzun vadeli güvenilirlik sunuyor. 50 santimetreye kadar su baskınlarına dayanıklı olan PowerKeeper, Kuzey Avrupa’nın soğuk kışında, Güney Avrupa’nın sıcak yazlarında veya Akdeniz kıyılarının tuzlu/korozyonlu ikliminde kararlı bir performans sergiliyor. Akım, voltaj, hücre sıcaklığı, NTC yüksek sıcaklık algılama ve güvenlik sensörünü içeren 5D uyarı sistemini kullanan PowerKeeper; hücre, paket ve istasyon seviyelerinde üçlü koruma sunuyor. Bu yapı, her bir cihazın kendi içinde koruma sağlayarak günlük kullanım sırasında olası riskleri erken tespit eder ve kullanıcıya daha güvenli, sorunsuz bir operasyon sağlar. Yapay Zekâ Destekli Akıllı Enerji Yönetimi PowerKeeper; güneş enerjisi sistemleriyle birlikte kullanım, enerji depolama ve elektrikli araç şarjı, küçük ölçekli yerel şebekeler ve yedek güç çözümleri ile bağımsız ticari ve endüstriyel enerji depolama sistemleri dahil pek çok senaryoya kolayca uyum sağlıyor. Öz tüketim, arbitraj, FFR ve talep kontrolü dahil birçok gelir akışını destekleyen sistem, gerçek zamanlı elektrik fiyatları, üretim tahminleri ve yük tahminlerine göre kârlılık stratejilerini otomatik optimize eden yapay zekâ tabanlı modlarla geliyor. Bu da kullanıcıların kârlılığı kolayca artırmasına olanak tanıyor. Bu yaklaşım, sistemin tüm yaşam döngüsünde karşılaşılan ihtiyaçlara çözüm sunarak Sungrow’un ticari ve endüstriyel alandaki portföyünü güçlendiriyor ve şirketin karbon nötr bir geleceğe yönelik kararlılığını pekiştiriyor. Sungrow Avrupa C&I ESS Zirvesi’nde Pazarın Geleceği Masaya Yatırıldı İtalya’nın Como kentinde düzenlenen Sungrow Avrupa C&I ESS Zirvesi, 200’ün üzerinde şirket yöneticisi, sektör temsilcisi, iş ortağı ve medya mensubunu bir araya getirdi. Etkinlikte Avrupa’da esnek, maliyet etkin ve düşük karbonlu enerji çözümlerine yönelik artan talep ele alındı. Panel oturumlarında, farklı Avrupa ülkelerindeki gelişmeler, ihtiyaçlar ve düzenleyici çerçeveler değerlendirildi; katılımcılarla bölgenin öne çıkan büyüme fırsatları ve stratejik yaklaşımlar paylaşıldı. Zirveden elde edilen uzman görüşleri ve müşteri içgörüleri, Sungrow’un Avrupa'nın ticari ve endüstriyel enerji altyapısının modernleşmesi ve karbon azaltımı hedeflerini destekleme konusundaki kararlılığını bir kez daha ortaya koydu. Sungrow bugün dünya genelinde 1000’den fazla, Avrupa’da ise 200’den fazla ticari ve endüstriyel enerji depolama projesini hayata geçirmiş durumda. Bağımsız ESS, PV+ESS ve PV+ESS+EV şarj çözümlerini kapsayan bu geniş proje portföyü, şirketin hızla gelişen pazarda iş ortaklarını destekleme konusundaki güçlü konumunu pekiştiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.