Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Maliyet Yönetimi

Kapsül Haber Ajansı - Maliyet Yönetimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Maliyet Yönetimi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Takım Tezgâhları Sektörü Sanayi Üretiminin Dönüşümünde Kritik Rol Üstleniyor Haber

Takım Tezgâhları Sektörü Sanayi Üretiminin Dönüşümünde Kritik Rol Üstleniyor

Türkiye sanayisinde verimlilik, maliyet yönetimi ve teknolojik dönüşüm öne çıkıyor. TÜİK verilerine göre Haziran 2026'da sanayi üretimi yıllık yüzde 1,4, imalat sanayi üretimi yüzde 1,5 geriledi. Aylık bazda toplam sanayi üretimi yüzde 0,1 artarken imalat sanayi üretimi değişmedi. İstanbul Sanayi Odası Türkiye İmalat PMI da Haziran 2026'da 47,1'e gerileyerek 50 eşik değerinin altında kaldı ve sektördeki zayıflama üst üste 27. aya taşındı. Raporda yeni siparişlerdeki düşüş, fiyat baskıları ve jeopolitik gelişmeler öne çıktı. Yatırım kararlarında verimlilik öne çıkıyor Sanayi üretimindeki dalgalanmaların yatırım kararlarını daha seçici hale getirdiğini belirten GNC Makina Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Çetinkaya, üreticilerin kapasite artışının yanı sıra verimlilik ve rekabet avantajını da gözettiğini söyledi. “Maliyet ve finansman koşullarının daha belirleyici olduğu bu dönemde üreticiler, yatırımlarının geri dönüşüne, üretim kalitesine ve operasyonel verimliliğe odaklanıyor. Teknoloji yatırımları artık yalnızca kapasite artıran değil, rekabet gücünü koruyan stratejik bir araç haline geliyor.” Takım tezgâhları üretimin dönüşümünü hızlandırıyor Üretimde verimlilik, hassasiyet ve otomasyon ihtiyacının artmasıyla birlikte takım tezgâhlarının sanayinin teknolojik dönüşümündeki rolünün güçlendiğini vurgulayan Çetinkaya, CNC teknolojileri, otomasyon ve dijital çözümlerin üreticilerin rekabet gücünü doğrudan etkilediğine dikkat çekti. “Takım tezgâhlarını yalnızca üretim yapan makineler olarak değerlendirmemek gerekiyor. Bunlar, sanayinin üretim kabiliyetini belirleyen temel teknolojiler arasında yer alıyor. CNC teknolojileri, otomasyon ve dijital çözümler sayesinde üreticiler daha yüksek hassasiyetle, daha kısa çevrim süreleriyle ve daha düşük hata oranlarıyla üretim gerçekleştirebiliyor. Özellikle otomotiv, savunma ve havacılık, kalıpçılık ve genel makine imalatı gibi yüksek hassasiyet gerektiren sektörlerde bu teknolojiler, üretim kalitesinin ve rekabet gücünün önemli belirleyicilerinden biri haline geliyor.” Önümüzdeki dönemde üretim teknolojilerindeki dönüşümün yalnızca makine yatırımlarıyla sınırlı kalmayacağını, makinelerin birbirleriyle iletişim kurabildiği, üretim verilerinin anlık olarak takip edilebildiği ve bakım süreçlerinin daha öngörülebilir hale geldiği entegre üretim sistemlerinin daha fazla önem kazanacağını ifade eden Gökhan Çetinkaya, “Sanayide dijitalleşme artık tek başına bir teknoloji tercihi olmaktan çıktı. Üreticiler için verimlilik, kalite, enerji kullanımı, bakım ve kaynak yönetiminin birlikte ele alındığı bütünsel bir dönüşümden söz ediyoruz. Yapay zekâ ve veri analitiğinin üretim süreçlerine daha fazla entegre olmasıyla birlikte, önümüzdeki dönemde makinelerden elde edilen verinin üretim kararlarında daha etkin kullanıldığı bir yapıya geçiş hızlanacak.” ifadelerini kullandı. Üreticilere uçtan uca çözümler sunmaya odaklanıyoruz 2026'nın ikinci yarısında üreticilerin yatırım kararlarında verimlilik, teknoloji ve operasyonel sürdürülebilirliğin daha fazla öne çıkmasını beklediklerini belirten Çetinkaya, GNC Makina'nın yılın kalan döneminde de üreticilerin teknolojiye erişimini kolaylaştıracak çözümler geliştirmeye devam edeceğini söyledi. “2026'nın ikinci yarısında sanayicilerin yatırım kararlarında verimlilik ve teknolojik yetkinliğin daha fazla öne çıkacağını düşünüyoruz. Biz de GNC Makina olarak üreticilerin ihtiyaçlarını yakından takip ederek doğru teknolojiye, doğru çözüme ve güçlü teknik desteğe erişimini kolaylaştırmaya devam edeceğiz. Üretimin geleceğinin teknoloji, güçlü iş birlikleri ve nitelikli insan kaynağıyla şekilleneceğine inanıyor; Türkiye sanayisinin rekabet gücünü artıracak yatırımlara katkı sunmayı sürdürüyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Takım Tezgâhları Sektörü Sanayi Üretiminin Dönüşümünde Kritik Rol Üstleniyor Haber

Takım Tezgâhları Sektörü Sanayi Üretiminin Dönüşümünde Kritik Rol Üstleniyor

Türkiye sanayisinde verimlilik, maliyet yönetimi ve teknolojik dönüşüm öne çıkıyor. TÜİK verilerine göre Haziran 2026'da sanayi üretimi yıllık yüzde 1,4, imalat sanayi üretimi yüzde 1,5 geriledi. Aylık bazda toplam sanayi üretimi yüzde 0,1 artarken imalat sanayi üretimi değişmedi. İstanbul Sanayi Odası Türkiye İmalat PMI da Haziran 2026'da 47,1'e gerileyerek 50 eşik değerinin altında kaldı ve sektördeki zayıflama üst üste 27. aya taşındı. Raporda yeni siparişlerdeki düşüş, fiyat baskıları ve jeopolitik gelişmeler öne çıktı. Yatırım kararlarında verimlilik öne çıkıyor Sanayi üretimindeki dalgalanmaların yatırım kararlarını daha seçici hale getirdiğini belirten GNC Makina Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Çetinkaya, üreticilerin kapasite artışının yanı sıra verimlilik ve rekabet avantajını da gözettiğini söyledi. “Maliyet ve finansman koşullarının daha belirleyici olduğu bu dönemde üreticiler, yatırımlarının geri dönüşüne, üretim kalitesine ve operasyonel verimliliğe odaklanıyor. Teknoloji yatırımları artık yalnızca kapasite artıran değil, rekabet gücünü koruyan stratejik bir araç haline geliyor.” Takım tezgâhları üretimin dönüşümünü hızlandırıyor Üretimde verimlilik, hassasiyet ve otomasyon ihtiyacının artmasıyla birlikte takım tezgâhlarının sanayinin teknolojik dönüşümündeki rolünün güçlendiğini vurgulayan Çetinkaya, CNC teknolojileri, otomasyon ve dijital çözümlerin üreticilerin rekabet gücünü doğrudan etkilediğine dikkat çekti. “Takım tezgâhlarını yalnızca üretim yapan makineler olarak değerlendirmemek gerekiyor. Bunlar, sanayinin üretim kabiliyetini belirleyen temel teknolojiler arasında yer alıyor. CNC teknolojileri, otomasyon ve dijital çözümler sayesinde üreticiler daha yüksek hassasiyetle, daha kısa çevrim süreleriyle ve daha düşük hata oranlarıyla üretim gerçekleştirebiliyor. Özellikle otomotiv, savunma ve havacılık, kalıpçılık ve genel makine imalatı gibi yüksek hassasiyet gerektiren sektörlerde bu teknolojiler, üretim kalitesinin ve rekabet gücünün önemli belirleyicilerinden biri haline geliyor.” Önümüzdeki dönemde üretim teknolojilerindeki dönüşümün yalnızca makine yatırımlarıyla sınırlı kalmayacağını, makinelerin birbirleriyle iletişim kurabildiği, üretim verilerinin anlık olarak takip edilebildiği ve bakım süreçlerinin daha öngörülebilir hale geldiği entegre üretim sistemlerinin daha fazla önem kazanacağını ifade eden Gökhan Çetinkaya, “Sanayide dijitalleşme artık tek başına bir teknoloji tercihi olmaktan çıktı. Üreticiler için verimlilik, kalite, enerji kullanımı, bakım ve kaynak yönetiminin birlikte ele alındığı bütünsel bir dönüşümden söz ediyoruz. Yapay zekâ ve veri analitiğinin üretim süreçlerine daha fazla entegre olmasıyla birlikte, önümüzdeki dönemde makinelerden elde edilen verinin üretim kararlarında daha etkin kullanıldığı bir yapıya geçiş hızlanacak.” ifadelerini kullandı. Üreticilere uçtan uca çözümler sunmaya odaklanıyoruz 2026'nın ikinci yarısında üreticilerin yatırım kararlarında verimlilik, teknoloji ve operasyonel sürdürülebilirliğin daha fazla öne çıkmasını beklediklerini belirten Çetinkaya, GNC Makina'nın yılın kalan döneminde de üreticilerin teknolojiye erişimini kolaylaştıracak çözümler geliştirmeye devam edeceğini söyledi. “2026'nın ikinci yarısında sanayicilerin yatırım kararlarında verimlilik ve teknolojik yetkinliğin daha fazla öne çıkacağını düşünüyoruz. Biz de GNC Makina olarak üreticilerin ihtiyaçlarını yakından takip ederek doğru teknolojiye, doğru çözüme ve güçlü teknik desteğe erişimini kolaylaştırmaya devam edeceğiz. Üretimin geleceğinin teknoloji, güçlü iş birlikleri ve nitelikli insan kaynağıyla şekilleneceğine inanıyor; Türkiye sanayisinin rekabet gücünü artıracak yatırımlara katkı sunmayı sürdürüyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Eksun Gıda’dan Güçlü Performans Haber

Eksun Gıda’dan Güçlü Performans

Eksun Gıda 2024 yılı sonunda 909 milyon TL seviyesinde gerçekleşen net dönem zararından, yaklaşık 1 milyar TL’lik güçlü bir finansal dönüşümle 2026 yılının ilk altı ayında 36,2 milyon TL net kâra ulaştı. FAVÖK tutarını ise geçen yılın ilk 6 ayına göre yüzde 65 artışla 312,7 milyon TL’ye çıkaran şirket, böylece operasyonel performansındaki güçlü iyileşmeyi kârlılığına da taşıdı. Sofraların vazgeçilmezi Sinangil ve Sinangil Gluten YOK markalarıyla gıda ve un sektörünün öncü şirketleri arasında yer alan Eksun Gıda, 2026 yılının ilk yarısına ilişkin finansal sonuçlarını Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) bildirdi. Operasyonel verimlilik, etkin maliyet yönetimi, güçlü saha organizasyonu ve veri odaklı yönetim anlayışıyla yılın ilk çeyreğinde kârlılık göstergelerinde yakaladığı yukarı yönlü ivmeyi ikinci çeyrekte daha ileri taşıyan şirket, operasyonel performansındaki güçlenmeyi kârlılığına da yansıttı. TMS 29 enflasyon muhasebesi standartları uygulanmış 2026 yılı ilk yarı finansal sonuçlarına göre, Eksun Gıda’nın brüt kârı önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 9 artarak 809,4 milyon TL’ye ulaştı. Etkin maliyet yönetiminin katkısıyla brüt kâr marjı yüzde 11,2’den yüzde 13,2’ye yükseldi. Şirketin brüt karlılığındaki güçlü performans operasyonel iyileşmelerle birlikte FAVÖK verilerine de yansıdı. İlk altı ayda FAVÖK tutarı yüzde 65 artışla 312,7 milyon TL’ye çıkarken, FAVÖK marjı yüzde 2,9’dan yüzde 5,1’e ulaştı. Net Dönem Kârlılığında Dikkat Çekici Artış Eksun Gıda, yılın ilk yarısında operasyonel kârlılık göstergelerinde yakaladığı güçlü ivmeyi net dönem kârlılığına da taşıdı. Geçen yılın aynı dönemine kıyasla net dönem kârında 200 milyon TL’nin üzerinde artış sağlayan şirket, 2026 yılının ilk yarısını 36,2 milyon TL net kârla tamamladı. Finansal yapısını güçlendirmeyi de sürdüren Eksun Gıda’nın 2025 yılı sonunda 1,68 seviyesinde bulunan borç/özkaynak rasyosu, 2026 yılının ilk yarısı sonunda 1,26’ya geriledi. TMS 29 enflasyon muhasebesi uygulanmamış sonuçlarda da kârlılık göstergelerindeki güçlü seyir devam etti. Buna göre şirketin brüt kârı yüzde 40 artarak 1,1 milyar TL’ye, FAVÖK tutarı yüzde 61 artışla 577,3 milyon TL’ye ulaştı. Net kâr ise yaklaşık yüzde 120 artarak 281,8 milyon TL’ye yükseldi. Güçlü Operasyonel Performansımızı Net Kârlılığa Taşıdık Eksun Gıda Grubu Başkanı ve CEO’su Hasan Abdullah Özkan, ilk yarı performansına ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “2026 hedeflerimize emin ve kararlı adımlarla ilerliyoruz. Yılın ilk yarısında hayata geçirdiğimiz stratejik adımların finansal sonuçlarımıza güçlü biçimde yansıdığını görüyoruz. Geçen yılın aynı dönemine kıyasla net kârlılığımızda 200 milyon TL’nin üzerinde artış sağlayarak, 2026 yılının ilk altı ayında 36,2 milyon TL net kâra ulaştık. Aynı dönemde brüt kârlılığımızı güçlendirirken, operasyonel performansımızdaki güçlü ivmeyle FAVÖK tutarımızda yaklaşık yüzde 65’lik artış kaydettik. Kârlılığın farklı göstergelerinde ortaya koyduğumuz bu güçlü performansı; doğru stratejik kararlarımızın, sahadaki güçlü refleksimizin, etkin maliyet ve stok yönetimimizin ve operasyonel verimlilik odağımızın somut bir sonucu olarak değerlendiriyoruz. Güçlenen finansal yapımızla bu ivmeyi sürdürülebilir kılmaya ve şirketimizi uzun vadeli hedeflerine kararlılıkla taşımaya odaklanıyoruz..” Başarının Temelinde Saha ve Veri Gücü Var Şirket performansının arkasında güçlü organizasyon yapısı, sahadaki etkinlik ve veriyle beslenen yönetim yaklaşımının belirleyici rol oynadığını vurgulayan Eksun Gıda Grubu Başkanı ve CEO’su Hasan Abdullah Özkan, değerlendirmelerini şu sözlerle sürdürdü: “Karar alma süreçlerimizi yalnızca ERP tabanlı sistemlerle tanımlamıyor; sahadan anlık veri akışıyla beslenen, uçtan uca veri sürekliliği sağlayan dijital altyapımız ve yapay zekâ destekli analitik kabiliyetlerimizle çok katmanlı bir yönetim modeli benimsiyoruz. Sahadaki aktif varlığımız sayesinde işimizin en kritik bileşenlerinden biri olan hammadde tedarikini doğru zamanda, doğru koşullarda ve doğru kaliteyle yönetmeye odaklanıyoruz. Bu alandaki disiplinli yaklaşımımızı sürdürerek operasyonel gücümüzün temelini oluşturan doğru alım refleksimizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Tedarik zincirimizi uçtan uca bütüncül bir perspektifle ele alarak yalnızca operasyonel süreçleri yönetmekle kalmıyor; değişen piyasa dinamiklerini, küresel tedarik eğilimlerini ve risk unsurlarını eş zamanlı analiz ederek stratejik kararlarımızı bu çerçevede şekillendiriyoruz. Uluslararası ve yerel kaynaklardan doğru, güvenilir ve karşılaştırılabilir veri setlerine erişiyor; küresel tarım ve gıda piyasalarına ilişkin uluslararası otoriteler ve güvenilir kuruluşlar tarafından yayımlanan analiz ve öngörüleri düzenli olarak takip ediyoruz. Bu verileri sahadan elde ettiğimiz bilgiler, içgörü odaklı analizler ve sektörel karşılaştırmalarla derinleştirerek karar alma süreçlerimize güçlü ve sürdürülebilir bir öngörü kabiliyeti kazandırıyoruz. Bu yaklaşımı istikrarlı biçimde sürdürmemiz, karar alma hızımızı ve doğruluğunu artırırken; kurum içi uyum, iş birliği kültürümüz ve deneyimli yönetim perspektifimizle birleşerek sürdürülebilir operasyonel başarıyı destekliyor. Küresel ölçekte çeşitlenen tedarik olanaklarını yakından takip ederek hammadde yapımızı esnek ve dirençli bir şekilde yönetiyor, değişken piyasa dinamiklerine rağmen üretim kalitemizi istikrarlı biçimde sürdürüyoruz. Tüm bu yapının temelinde ise yüksek yetkinliğe sahip, sorumluluk bilinci güçlü ve belirsizlikleri etkin şekilde yönetebilen insan kaynağımız yer alıyor. Ekip arkadaşlarımızı yalnızca sürecin bir parçası olarak değil; ortak hedefler doğrultusunda değer üreten ve geleceğimizi birlikte şekillendiren stratejik paydaşlar olarak konumlandırıyoruz. Sürekli gelişimi odağına alan kurum kültürümüzle uzun vadeli ve kalıcı başarıyı güçlendirmeye devam ediyoruz.” Türkiye’nin Üretim Gücünü 20’den Fazla Ülkeye Taşıyor Türk gıda sektörünün güçlü ve güvenilir temsilcilerinden Eksun Gıda, sahadaki çevik ve organize satış ekipleriyle yüksek kalitedeki ürünlerini nihai tüketiciden profesyonel mutfaklara kadar uzanan geniş bir kullanım alanına taşıyor. Sinangil ve Sinangil Gluten YOK başta olmak üzere güçlü markalarıyla ürünlerini Türkiye’nin 81 ilinde tüketicilerle buluşturan şirket, Türkiye’deki yaygın satış gücünü uluslararası pazarlardaki etkinliğiyle destekliyor. Uzak Doğu, Orta Doğu, Afrika ve Latin Amerika başta olmak üzere 20’den fazla ülkeye ihracat gerçekleştiren Eksun Gıda, farklı coğrafyalardaki pazar ihtiyaçlarına cevap verebilen üretim kabiliyeti, yüksek kalite standartları ve güçlü tedarik yapısıyla Türk gıda sektörünün uluslararası pazarlardaki temsilini güçlendirmeyi sürdürüyor. Küresel Tedarik Olanaklarını Yakından Takip Ediyor Küresel ölçekte çeşitlenen tedarik olanaklarını yakından takip eden Eksun Gıda, hammadde ihtiyacını karşılarken yerli kaynakların yanı sıra uluslararası tedarik alternatiflerini de piyasa koşulları doğrultusunda değerlendiriyor. Sahadan gelen verileri küresel piyasa göstergeleriyle birlikte analiz eden şirket, değişen piyasa dinamiklerine hızlı şekilde uyum sağlayan alım politikasıyla tedarik sürekliliğini desteklerken üretimde yüksek kalite standardını korumaya odaklanıyor. Üretim Gücünü Yenilenebilir Enerjiyle Geleceğe Taşıyor Operasyonel ve finansal performansını sürdürülebilirlik odaklı yatırımlarla destekleyen Eksun Gıda, yenilenebilir enerji yatırımları kapsamında İzmir’de teşvik belgelerini aldığı toplam 18,9 MW kapasiteye sahip rüzgâr enerjisi santrallerinin (RES) yapım çalışmalarını sürdürüyor. Santrallerin tamamlanmasıyla birlikte şirket, üretim süreçlerinde ihtiyaç duyduğu enerjinin tamamını yenilenebilir kaynaklardan karşılamayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ülker, İlk Yarı Yıl Finansallarını Açıkladı Haber

Ülker, İlk Yarı Yıl Finansallarını Açıkladı

Türkiye’nin önemli bir üretim ve ihracat üssü olduğunu dile getiren Ülker CEO’su Özgür Kölükfakı şirketin ilk yarı yıldaki çalışmalarıyla ilgili şu bilgileri aktardı: “Türkiye’den ihracatta tonaj olarak bir önceki yılın aynı dönemine göre %11,4 büyüme sağladık. Yılın ilk altı ayında ülkemizde atıştırmalık sektöründe, Suudi Arabistan ve Mısır’da ise bisküvi pazarında liderliğimizi sürdürdük. Yılın altı ayını 63 milyar TL ciro ile bitirdik. “Ülker Varsa Mutluluk Var” diyerek ikonik markalarımızla, inovasyonlarımızla, sürdürülebilirlik çalışmalarımız ve topluma katkılarımızla tüketicilerimize, iş ortaklarımıza, ülkemize değer katmaya devam ediyoruz. Tüketicilerimizin beklentilerini, farklılaşan öğün alışkanlıkları gibi ihtiyaçlarını odağımıza alarak; çeşitli yaşam tarzlarına uygun, yenilikçi ürün portföyü hazırladık. Yılın altı aylık bölümündeki yeni ürünlerimiz arasında Ülker Çikolata Fındık Rüyası tablet, Ülker Çikolata %90 bitter, Albeni Mozaik, Hanımeller Limon Soslu Kurabiye, Dankek Mini Rulo, Çizi Big Bang çeşitlerini sayabilirim. Bütünsel iyilik konusunda Go Ahead markamızı büyütüyoruz. Go Ahead Yer Fıstıklı ve Taco Aromalı protein cipsi lansmanını gerçekleştirdik.” Sürdürülebilir tarımı destekliyoruz İsrafsız şirket kültürüyle, sürdürülebilirliğin iş yapış biçimlerinin merkezinde yer aldığını söyleyen Kölükfakı, yılın ilk yarısında da bu alandaki çalışmalarını aynı kararlılıkla sürdürdüklerini vurgulayarak şunları belirtti: “Sürdürülebilir tarıma yönelik Buğdayda Onarıcı Tarım, Fındıktan Fazlası ve Kakaodan Fazlası projelerimize eğitimler, teknik ekipman, fidan destekleriyle devam ediyoruz. Ambalaj tasarım süreçlerinde çevresel etkiyi azaltacak ve malzeme kullanımını optimize edecek çözümler geliştiriyoruz. Plastik ambalajlarımızın %100’ü geri dönüşüme uygun olarak tasarlandı. Dijital dönüşüme önem veriyoruz Dijital dönüşümü mümkün olan her noktada kullanmaya özen gösteriyoruz. IoT (nesnelerin interneti), Endüstri 4.0 ve yapay zekâ uygulamalarını satıştan üretime, pazarlamadan tedarik zincirine entegre ederek veri entegrasyonu, maliyet yönetimi ve operasyonel verimlilikte kazanımlar elde ediyoruz. Yapay zekâyı yalnızca teknoloji yatırımı olarak değil, verimlilik ve gelecekteki rekabet gücümüzü yeniden kurguladığımız, büyüme stratejimizin temel unsurlarından biri olarak konumlandırıyoruz. Bu doğrultuda Yapay Zekâ Dönüşüm Ofisi’ni kurduk ve Yapay Zekâ Yürütme Komitesi’ni hayata geçirdik. Spora destek olduk Mutlu Et, Mutlu Ol felsefesiyle uzun yıllardır Türk sporunun yanında yer alıyoruz. Dünya Kupası’nda A Milli Erkek Futbol Takımımıza kampanyamızla destek verdik. Türk basketbolunun gelişimine yönelik Türkiye Basketbol Federasyonu’yla kapsamlı bir iş birliğine imza attık ve Basketbol Milli Takımlarının üç yıl süreyle resmi sponsoru olduk. Ayrıca altyapıya destek amacıyla Basketbol Gençler Ligi’ne adımızı verdik. Bununla birlikte Turkcell Basketbol Gelişim Merkezi’nde altyapı takımlarına ayrılmış üç spor salonu bundan sonra Ülker Altyapı Salonları olarak anılacak. Türk basketbolunun geleceğine, çocuklarımıza ve gençlerimize yaptığımız güçlü bir yatırımın göstergesi. Öte yandan Milli Eğitim Bakanlığımızın çocuklara yönelik Maarifin Kalbinde Çocuk – Ramazan Şenliği ve Maarifin Kalbinde Çocuk – 23 Nisan Çocuk Köyü” projelerinin ana destekçisi olduk. Önümüzdeki dönemde de üretim, istihdam, ihracatın yanı sıra sürdürülebilir büyüme, yapay zekâ, inovasyon ve dijitalleşme alanlarındaki yatırımlarımızla ülkemize ve paydaşlarımıza değer katmaya devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yüksek Faiz Ortamında Şirketlerin Yeni Gündemi Verimlilik Oluyor Haber

Yüksek Faiz Ortamında Şirketlerin Yeni Gündemi Verimlilik Oluyor

TCMB’nin 2026 yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 28’e yükseltmesiyle birlikte, işletmeler için maliyet yönetimi ve verimlilik daha kritik hale geliyor. Faiz kararının reel sektör üzerindeki etkisini değerlendiren Erasys Mühendislik Kurucusu ve Sanayide Verimlilik Uzmanı Hakan Cengiz, yüksek finansman maliyetlerinin şirketleri yalnızca yeni yatırımlarını değil, mevcut kaynaklarını kullanım biçimlerini de yeniden gözden geçirmeye yönelttiğini söyledi. Cengiz, “Finansman maliyetlerinin yüksek olduğu bir dönemde şirketler için en önemli gündemlerden biri, mevcut kaynaklardan daha yüksek verim elde etmek. Bu nedenle verimlilik artık yalnızca maliyetleri azaltmaya yönelik bir yaklaşım değil, doğrudan rekabet gücünü ve yatırım kapasitesini destekleyen stratejik bir unsur olarak değerlendirilmeli. Şirketlerin bugün attığı verimlilik adımları, hem maliyet baskısını yönetmelerine hem de daha sağlıklı bir büyüme zemini oluşturmalarına katkı sağlayacaktır” dedi. Erasys Mühendislik Kurucusu ve Sanayide Verimlilik Uzmanı Hakan Cengiz, “Üretimdeki küçük kayıplar; zaman, iş gücü, enerji, hammadde ve kapasite açısından bir araya geldiğinde işletmeler için ciddi bir maliyet oluşturabiliyor. Bu nedenle şirketlerin mevcut süreçlerini ölçmesi, darboğazlarını tespit etmesi ve teknolojiyi doğru noktalarda devreye alması gerekiyor. Bugün verimlilik sağlayan bir süreç iyileştirmesi, yarının yatırım kapasitesini de güçlendirebilir” diye konuştu. “FAİZ KADAR ŞİRKETLERİN VERİMLİLİĞİ DE ÖNEMLİ” Merkez Bankası’nın para politikasındaki duruşunun finansman koşulları açısından yakından takip edildiğini belirten Cengiz, faizlerdeki değişimin şirketlerin maliyet yapısı üzerinde etkili olmakla birlikte tek başına rekabet gücünü belirlemediğine dikkat çekti. Cengiz, “Faizlerin seyri şirketlerin yatırım kararlarında önemli bir parametre olmaya devam ediyor. Ancak işletmelerin kendi süreçlerinde yaratabilecekleri verimlilik artışları da en az finansman koşulları kadar önemli. Şirketler dış koşulların iyileşmesini beklemek yerine bugün kontrol edebildikleri alanlarda dönüşüme başlamalı. Özellikle sanayi şirketleri teknolojik dönüşümü yalnızca yeni makine veya otomasyon yatırımı olarak görmemeli; süreç yönetimi, insan kaynağı ve operasyonel verimliliği birlikte ele almalı. Endüstri 4.0’ın gerçek karşılığı yalnızca teknoloji satın almak değil, doğru teknolojiyi doğru süreçle buluşturabilmek. Önümüzdeki dönemde daha az kaynakla daha fazla çıktı üretebilen, kaynaklarını en verimli şekilde kullanabilen şirketlerin rekabet avantajı elde edeceğini düşünüyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çimsa, Yılın İlk Yarısında Satış Gelirlerini  25,4 Milyar TL Olarak Gerçekleştirdi Haber

Çimsa, Yılın İlk Yarısında Satış Gelirlerini 25,4 Milyar TL Olarak Gerçekleştirdi

Operasyonel gücünü finansal performansla desteklemeyi sürdüren Sabancı Topluluğu şirketlerinden Çimsa, 2026 yılının ilk yarısına ilişkin sonuçlarını açıkladı. Türkiye’deki çimento tüketiminde yaşanan daralmaya rağmen, güçlü performansını devam ettiren Çimsa, Amerika’daki gri çimento öğütme tesisinin de katkısıyla konsolide satış hacmini artırdı. Yılın ilk yarısında net satışları 25,4 milyar TL seviyesinde gerçekleşen Çimsa, disiplinli maliyet yönetimi sayesinde 4,2 milyar TL FAVÖK elde ederken, net kârını yüzde 47 artışla 2,3 milyar TL’ye yükseltti. “ÇİMSA, İRLANDA’DA ALTERNATİF YAKIT KULLANIM ORANINI %61’DEN %79’A ÇIKARDI” Çimsa’nın son yıllarda farklı tesislerinde imza attığı alternatif yakıt kullanımına ilişkin yatırımlar, maliyet baskılarını hafifletti. 2024 yılının son çeyreğinde Çimsa bünyesine katılan Mannok’ta geçtiğimiz yılın ilk altı ayında yüzde 61 olan alternatif yakıt kullanım oranı, bu yılın ilk yarısı itibarıyla yüzde 79 olarak gerçekleşti. Geçtiğimiz yılın ilk yarısında, Çimsa’nın Türkiye’deki tesislerindeki alternatif yakıt kullanım oranı yüzde 16 iken, söz konusu oran 2026 yılının ilk yarısında ise yüzde 24’e yükseldi. “CAC YATIRIMININ BİLANÇOYA ETKİSİNİ GELECEK DÖNEMDE GÖRECEĞİZ” Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Çimsa Yönetim Kurulu Başkanı Umut Zenar, Çimsa’nın birçok açıdan sektörden pozitif şekilde ayrıştığını ifade ederken, “Proaktif maliyet yönetimimiz, dünyaya yayılan satış kanallarımız ve ürün portföyümüz, bizi pozitif ayrıştıran unsurların başında geliyor. Bununla birlikte, Çimsa’nın en güçlü özelliklerinden biri de bugünü başarıyla yönetirken, geleceğin stratejik adımlarını da bugünden atabilmesidir. Mersin tesisimizde geçtiğimiz haftalarda devreye giren kalsiyum alüminat çimento yatırımımız da bunun çok güçlü bir göstergesidir. Devreye aldığımız yeni yatırımımızla, yapı malzemeleri sektörünün küresel ölçekteki en stratejik ürünlerinden biri olan CAC’da üretim kapasitemizi yüzde 50 oranında artırdık. Bugün 200 bin tona yaklaşan CAC üretim kapasitemizle, Çin hariç pazarlardaki küresel tüketimin yaklaşık yüzde 20’sini tek başımıza karşılayabilir hale geldik. CAC yatırımı ile Mersin’deki kapasitenin yaklaşık yüzde 90’ı dünya pazarlarına ihraç ediliyor. Bu yatırımımızın finansal sonuçlarımıza ve döviz gelirlerimize olan etkisini de gelecek dönemlerde görmeye başlayacağız. Çimsa farklı pazarlarda oyuncu olma stratejisi ve katma değerli ürünlerde büyüme hedefiyle önümüzdeki dönemde de finansal anlamda başarılı bir performans sergilemeye devam edecektir” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Global Yatırım Holding, Net Kârını Yüzde 38 Artışla 46.5 Milyon Dolar’a Yükseltti Haber

Global Yatırım Holding, Net Kârını Yüzde 38 Artışla 46.5 Milyon Dolar’a Yükseltti

Enflasyon muhasebesi uygulanmış finansal sonuçlara göre konsolide gelirler 14,8 milyar TL, FAVÖK 6,3 milyar TL olarak gerçekleşirken, net kâr yüzde 22 artışla 2,2 milyar TL’ye ulaştı. ABD doları bazında konsolide gelirler yüzde 18, FAVÖK yüzde 21 ve net kâr yüzde 38 arttı. Global Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mehmet Kutman, 2026’nın ilk yarısında ana iş kollarının katkısıyla güçlü büyüme ve artan kârlılık kaydettiklerini belirterek, “Küresel belirsizliklere rağmen çeşitlendirilmiş portföyümüz, disiplinli yönetim yaklaşımımız ve dayanıklı iş modelimiz sayesinde güçlü finansal ve operasyonel sonuçlar elde ettik. Liman iş kolumuzda yolcu hareketleri artarken yüksek doluluk seviyeleri korundu; gaz iş kolumuzda ise etkin maliyet yönetimi güçlü kârlılığı destekledi” dedi. GYH Mali İşler Grup Başkanı Ferdağ Ildır ise, “Enflasyon muhasebesi hariç gelirlerimiz yüzde 37, FAVÖK’ümüz yüzde 39 büyüdü. ABD doları bazında gelirlerimiz yüzde 18, FAVÖK’ümüz yüzde 21 ve net kârımız yüzde 38 yükseldi. Bu sonuçlar, operasyonel gücümüzü ve disiplinli finansal yönetim anlayışımızı ortaya koyuyor” diye konuştu. Çeşitli iş kollarındaki yatırımlarıyla 4 kıta ve 20’den fazla ülkede faaliyet gösteren Global Yatırım Holding (GYH), 2026 yılının ilk yarısında ana iş kollarından gelen katkılarla güçlü finansal ve operasyonel performansını sürdürdü. Global Yatırım Holding’in konsolide gelirleri yılın ilk yarısında (IFRIC 12 hariç) 14,8 milyar TL, konsolide FAVÖK’ü 6,3 milyar TL olarak gerçekleşti. Holding’in net kârı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 22 artarak 2,2 milyar TL’ye yükseldi. Enflasyon muhasebesi hariç tutulduğunda konsolide gelirler yüzde 37 artışla 13,8 milyar TL’ye, FAVÖK ise yüzde 39 artışla 5,9 milyar TL’ye ulaştı. ABD doları bazında konsolide gelirler yüzde 18 artışla 318,3 milyon dolara, FAVÖK yüzde 21 artışla 136 milyon dolara ve konsolide net kâr yüzde 38 artışla 46,5 milyon dolara yükseldi. Finansal performans, başta liman ve gaz iş kolları olmak üzere ana faaliyet alanlarının katkısı ve etkin maliyet yönetimiyle desteklendi. “2026’nın ilk yarısında güçlü büyümemizi ve artan kârlılığımızı sürdürdük” 2026 yılının ilk yarı sonuçlarını değerlendiren Global Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mehmet Kutman, şunları söyledi: “Global Yatırım Holding olarak 2026’nın ilk yarısında, ana iş kollarımızdan gelen katkıyla güçlü büyümemizi ve artan kârlılığımızı sürdürdük. Süregelen makroekonomik ve jeopolitik belirsizliklere rağmen çeşitlendirilmiş portföy yapımız, disiplinli yönetim anlayışımız ve dayanıklı iş modelimiz güçlü finansal ve operasyonel sonuçlar elde etmemizi sağladı. Liman iş kolumuzda küresel kruvaziyer sektöründeki güçlü ivme devam etti. Konsolide limanlarımızda gemi sayısı yüzde 8, yolcu hareketleri yüzde 10 artarken, doluluk oranları yılın ilk yarısında yüzde 105-107 aralığında seyretti. Ferrol Yolcu Limanı için 30 yıllık imtiyaz hakkı elde ettik, St. Vincent ve Grenadinler Yolcu Limanı için ön anlaşma imzaladık ve Ege Port’taki payımızı yüzde 99,99’a yükselttik. Gaz iş kolumuzda etkin maliyet yönetimi ve operasyonel verimlilik güçlü kârlılığı desteklerken, Güney Afrika yatırımımızla uluslararası büyüme stratejimiz kapsamında önemli bir adım attık.” Karaköy’deki otelin 2026 son çeyreğinde faaliyete geçmesi hedefleniyor Grup şirketlerinin finansal gerçekleşmeleri hakkında açıklamalarını sürdüren Kutman, “Elektrik üretimi iş kolumuzun ilk yarı performansı, hava koşulları ve özellikle ikinci çeyrekte düşük seyreden piyasa elektrik fiyatlarının etkisiyle sınırlı kaldı. Buna karşın, 2027’nin ilk yarısında devreye alınması planlanan Bahamalar projemiz başta olmak üzere uzun vadeli stratejik yatırımlarımıza devam ediyoruz. Madencilik iş kolunda Avrupa pazarındaki talep daralması ihracat hacmini sınırlarken; enflasyonun kur artışının üzerinde seyretmesi karlılığı etkiledi. Gayrimenkul iş kolumuz ise istikrarlı nakit akışı ve FAVÖK katkısını sürdürdü. Rıhtım 51 Otel projesini tamamladık ve otelin 2026 son çeyreğinde faaliyet geçmesini planlıyoruz. Yılın geri kalanında da disiplinli sermaye tahsisi, operasyonel mükemmeliyet ve sürdürülebilir büyüme odağımızı korumaya devam edeceğiz” dedi. “Güçlü büyümeyi, artan kârlılık ve finansal disiplinle destekliyoruz” Global Yatırım Holding Mali İşler Grup Başkanı Ferdağ Ildır ise şöyle konuştu: “2026’nın ilk yarısında enflasyonist baskılar ve küresel piyasalardaki dalgalanmalara rağmen gelir ve kârlılıkta güçlü büyüme kaydettik. Enflasyon muhasebesi hariç konsolide gelirlerimiz yüzde 37 artışla 13,8 milyar TL’ye, FAVÖK’ümüz yüzde 39 artışla 5,9 milyar TL’ye yükseldi. ABD doları bazında konsolide gelirlerimiz yüzde 18, FAVÖK’ümüz yüzde 21 ve konsolide net kârımız yüzde 38 arttı. Enflasyon muhasebesi uygulanmış sonuçlara göre ise net kârımız yüzde 22 artışla 2,2 milyar TL olarak gerçekleşti. Bu sonuçlar, güçlü operasyonel performansımızı, çeşitlendirilmiş portföyümüzün dayanıklılığını ve disiplinli finansal yönetim anlayışımızı ortaya koyuyor. Konsolide brüt borcumuz yaklaşık 1,5 milyar dolar seviyesinde bulunurken, borç portföyümüzün yüzde 61’i 15 yıldan uzun vadeli ve grup kefaleti olmaksızın sağlanan finansmanlardan oluşuyor. Uzun vadeli ve düşük maliyetli finansman yapımız, finansal esnekliğimizi ve sürdürülebilir büyümemizi desteklemeye devam ediyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Aybir Lojistik Filosunun Üçte İkisini Renault Trucks Çekiciler Oluşturuyor Haber

Aybir Lojistik Filosunun Üçte İkisini Renault Trucks Çekiciler Oluşturuyor

Yurtiçi karayolu taşımacılığı alanında faaliyet gösteren Aybir Lojistik, filosunu 5 adet yeni Renault Trucks T 480 ADR çekici ile güçlendirdi. İstanbul merkezli operasyonlarını Türkiye geneline ulaştıran Aybir, yeni yatırımıyla özellikle Marmara, Ege ve İç Anadolu bölgelerindeki operasyonel kapasitesini artırmayı hedefliyor. Aybir Lojistik, e-ticaret lojistiği, proje taşımacılığı ve sözleşmeli lojistik hizmetlerinde kullandığı ilk Renault Trucks çekicilerini 2021 yılında filosuna kattı. Düzenli bakım süreçleri sayesinde 850 bin ila 900 bin kilometreye ulaşan araçlar, yüksek performansları ve düşük işletme maliyetleriyle yeni yatırım kararında önemli rol oynadı. Filo yaş ortalamasını 0-3 yaş aralığında tutmayı hedefleyen Aybir Lojistik, büyüme ve filo yenileme stratejisi kapsamında yeni yatırımlarında da tercihini Renault Trucks'tan yana kullandı. Filo büyüdü, tercih değişmedi Teslimat töreninde değerlendirmelerde bulunan Aybir Lojistik Mali İşler Direktörü Onur Ayılmazdır, Renault Trucks ile başlayan iş birliklerinin her geçen yıl daha da güçlendiğini belirterek; "2021 yılında yaptığımız ilk Renault Trucks yatırımının ardından elde ettiğimiz performans, yeni araç alımlarındaki kararımızı netleştirdi. Bugün filomuzun yaklaşık üçte ikisi Renault Trucks araçlardan oluşuyor. Yakıt ekonomisi, düşük toplam sahip olma maliyeti ve operasyonel verimlilik açısından beklentilerimizi karşılayan güvenilir bir çözüm sunuyor" şeklinde açıkladı. Yakıt tasarrufu ve satış sonrası hizmetler öne çıkıyor Araç seçiminde en önemli kriterlerinden birinin yakıt tüketimi olduğunu vurgulayan Onur Ayılmazdır, sözlerine şöyle devam etti; "Lojistik sektöründe rekabet artarken maliyet yönetimi her zamankinden daha kritik hale geldi. Renault Trucks çekicilerimizle yaklaşık iki puanlık yakıt avantajı elde ediyoruz. Bunun yanı sıra satış sonrası hizmetlerden de son derece memnunuz. Araçlarımızın tüm bakımları, Koçaslanlar Otomotiv tarafından gerçekleştiriliyor. Sürücülerimiz de araçların sürüş konforu ve performansından oldukça memnun. İlk araçlarımızı referans alarak filomuza katmıştık. Bugün ise yeni araç yatırımı planlayan firmalara Renault Trucks'ı tavsiye eden biz oluyoruz." "Tekrar tercih edilmek, en büyük referansımız" Koçaslanlar Otomotiv Orhanlı Plaza Şube Direktörü İsmail Alkan ise teslimat sırasında yaptığı açıklamada, müşteri memnuniyetinin yeni yatırımlara dönüşmesinin kendileri için en önemli başarı göstergesi olduğunu belirterek şunları söyledi: "Bir müşterimizin ilk yatırımından sonra filosunu yine Renault Trucks çekicilerle büyütmesi bizim için son derece değerli. Aybir Lojistik'in 2021 yılında başlayan Renault Trucks yolculuğunun bugün filonun büyük bölümünü kapsayacak seviyeye ulaşması, araçlarımızın sunduğu yakıt ekonomisi, dayanıklılık ve düşük toplam sahip olma maliyetinin en somut göstergelerinden biri. Satış sonrası hizmetlerimizle de müşterilerimize sunduğumuz destek, iş birliğimizi güçlendiren yegâne etkenlerden biri oluyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küresel Fuarlarda Markalar Artık Standlarıyla Konuşuyor Haber

Küresel Fuarlarda Markalar Artık Standlarıyla Konuşuyor

Uluslararası fuarlarda ürün kalitesi kadar markanın kendisini nasıl sunduğu da ticari başarının belirleyicileri arasına girdi. Bir zamanlar ürünlerin sergilendiği geçici alanlar olarak görülen fuar stantları, bugün ziyaretçi deneyimini yöneten ve şirketin küresel iddiasını ortaya koyan stratejik iletişim merkezlerine dönüşüyor. Türkiye ve Avrupa’da projeler gerçekleştiren Trias Design ise tasarımdan üretime, lojistikten kuruluma kadar uzanan bütünleşik hizmet modeliyle bu dönüşümün dikkat çeken temsilcileri arasında yer alıyor. Uluslararası fuar takviminin yeniden hareketlenmesiyle birlikte şirketler, yeni pazarlara ulaşmak ve küresel iş bağlantıları kurmak için daha yüksek bütçeler ayırmaya başladı. Ancak dünyanın önde gelen fuarlarında yer almak, tek başına görünürlük sağlamaya yetmiyor. Aynı salonda yüzlerce rakibin ziyaretçilerin dikkatini çekmeye çalıştığı organizasyonlarda markaların kendilerini anlatabilmek için yalnızca birkaç saniyesi bulunuyor. Bu kısa süre, fuar standının tasarımını basit bir mimari tercihten çıkararak doğrudan pazarlama stratejisinin parçası haline getiriyor. Sektör temsilcilerine göre artık başarılı stand; yalnızca uzaktan fark edilen değil, ziyaretçiyi içeri alan, ürünle buluşturan ve ticari görüşmeye yönlendiren stand olarak tanımlanıyor. Büyük stant her zaman güçlü etki anlamına gelmiyor Fuar alanlarında en sık karşılaşılan yanılgılardan biri, yüksek metrekarenin otomatik olarak daha güçlü marka algısı oluşturacağı düşüncesi. Oysa iyi planlanmamış büyük bir alan, ziyaretçinin markayla iletişim kurmasını zorlaştırabiliyor. Daha küçük ancak doğru kurgulanmış bir stand ise hedef kitlenin dikkatini çok daha etkili biçimde çekebiliyor. Bu nedenle tasarım sürecine “Stand nasıl görünmeli?” sorusuyla değil, “Marka bu fuarda neyi başarmak istiyor?” sorusuyla başlanması gerekiyor. Yeni müşteri kazanmak, distribütör görüşmeleri yapmak, teknolojik bir ürünü tanıtmak veya marka bilinirliğini artırmak isteyen şirketlerin ihtiyaçları birbirinden ayrılıyor. Ürün sergileme alanları, karşılama noktaları, toplantı odaları ve dijital sunum sistemleri de bu hedefe göre biçimleniyor. Türkiye’de ve Avrupa’da fuar standı projeleri gerçekleştiren Trias Design, tasarım öncesinde markanın hedeflerini, ziyaretçi profilini ve fuarın yapısını birlikte değerlendiriyor. Ortaya çıkan proje böylece yalnızca görsel beklentilere değil, ölçülebilir ticari amaçlara da cevap veriyor. Stand, markanın üç boyutlu kimliğine dönüşüyor Uluslararası fuarlarda ziyaretçilerin önemli bir bölümü, katılımcı şirketle ilk kez standında karşılaşıyor. Şirketin üretim kabiliyeti, teknoloji seviyesi ve kurumsal yapısı hakkındaki ilk izlenim de büyük ölçüde bu alanda oluşuyor. Bu nedenle logonun görünür bir noktaya yerleştirilmesi veya kurumsal renklerin kullanılması, güçlü bir marka deneyimi meydana getirmek için yeterli kabul edilmiyor. Mimari formdan kullanılan malzemeye, aydınlatmadan dijital içeriğe kadar bütün unsurların aynı marka hikâyesini anlatması gerekiyor. Savunma sanayisinde güven, mühendislik ve kontrollü erişim öne çıkarken; medikal alanda hijyen, sadelik ve teknolojik yetkinlik önem kazanıyor. Otomotiv stantlarında hareket ve performans, enerji sektöründe ise yenilikçilik ve sürdürülebilirlik daha belirgin hale geliyor. Trias Design’ın projelerinde de hazır bir tasarım kalıbını farklı şirketlere uygulamak yerine sektör, ürün ve marka karakterine göre özgün bir mimari dil oluşturulması amaçlanıyor. Ziyaretçinin izleyeceği rota önceden belirleniyor Başarılı fuar tasarımının görünmeyen tarafını ziyaretçi akışı oluşturuyor. Standın kaç cephesinin açık olduğu, ana koridorun yönü, komşu stantların yüksekliği ve ürünlerin hangi açıdan görüleceği tasarımın temel kararlarını etkiliyor. Ziyaretçinin önce markayı fark etmesi, ardından standın içine yönelmesi ve ürünle temas kurması gerekiyor. Bu yolculuğun son aşamasında ise marka temsilcileriyle görüşme yapılabilecek doğru ortamın hazırlanması önem taşıyor. Dar geçişler, gereğinden fazla mobilya, görünürlüğü azaltan kapalı yüzeyler ve yanlış konumlandırılmış toplantı alanları ziyaretçi deneyimini zayıflatabiliyor. Tasarımın yalnızca bilgisayar ekranında etkileyici görünmesi bu nedenle yeterli olmuyor; alanın fuar süresince nasıl çalışacağının da önceden hesaplanması gerekiyor. Her ürüne aynı sergileme yöntemi uygulanamıyor Küresel fuarlarda yaşanan yoğun rekabet, şirketleri daha fazla ürün göstermeye yöneltebiliyor. Ancak sınırlı alanda çok sayıda ürün ve mesaj kullanılması, ziyaretçinin dikkatini dağıtma riski taşıyor. İyi planlanmış bir stantta ziyaretçinin kısa sürede üç soruya cevap bulabilmesi bekleniyor: Şirket ne sunuyor, rakiplerinden nasıl ayrılıyor ve bu markayla neden görüşülmeli? Büyük bir sanayi makinesinin sergileneceği alan ile hassas bir medikal cihazın tanıtılacağı standın teknik ihtiyaçları aynı değil. Benzer şekilde savunma sanayisine yönelik bir ürünle tüketiciye dönük bir ürünün sunum dili de farklılaşıyor. Ürün ölçüleri, güvenlik mesafeleri, taşıma kapasitesi, elektrik bağlantıları, aydınlatma ve demonstrasyon koşullarının tasarım başlamadan belirlenmesi gerekiyor. Ürünün sonradan standa yerleştirilmesi yerine, mimarinin doğrudan ürünün çevresinde geliştirilmesi daha etkili bir sunum sağlıyor. Dijital ekranlar gösterişten çok işleve hizmet etmeli LED ekranlar, interaktif yüzeyler, artırılmış gerçeklik uygulamaları ve holografik sunumlar, yeni nesil fuar stantlarında giderek daha fazla kullanılıyor. Ancak uzmanlar, teknolojik donanımın tek başına yenilikçi bir deneyim oluşturmadığı görüşünde. Ekranların yanlış konumlandırılması, uzun videolar veya aynı anda verilen çok sayıda mesaj iletişim karmaşasına yol açabiliyor. Dijital içeriğin mimari tasarımla birlikte planlanması ve ziyaretçiyi belirli bir eyleme yönlendirmesi gerekiyor. Fuar alanına taşınması mümkün olmayan büyük üretim hatlarının dijital ortamda gösterilmesi, ürünlerin çalışma prensiplerinin animasyonlarla anlatılması ve ziyaretçinin farklı modelleri interaktif olarak inceleyebilmesi, teknolojinin işlevsel kullanım örnekleri arasında bulunuyor. Tasarım kadar üretim ve operasyon da belirleyici Yurt dışındaki fuar projeleri, estetik kararların yanında ciddi bir operasyon yönetimi gerektiriyor. Her fuar merkezinin yükseklik sınırları, yangın güvenliği kuralları, elektrik standartları, kurulum saatleri ve malzeme şartları farklılık gösterebiliyor. Bu nedenle etkileyici bir projenin hazırlanmış olması, standın aynı kalitede uygulanacağı anlamına gelmiyor. Tasarımın üretilebilir olması, parçaların lojistiğe uygun hazırlanması ve kurulumun belirlenen sürede tamamlanması gerekiyor. Kendi üretim altyapısına sahip olan Trias Design; tasarım, teknik projelendirme, üretim, nakliye, kurulum ve söküm aşamalarını tek bir operasyon zinciri içinde yönetiyor. Bu model, şirketlerin farklı tedarikçiler arasında koordinasyon sağlamak zorunda kalmasını önlerken tasarım ile uygulama arasındaki olası farklılıkları da azaltıyor. Trias Design Kurucu Ortağı Ferdi Yılmaz, şirketlerin fuar standını geçici bir dekorasyon olarak görmemesi gerektiğini belirterek şu değerlendirmeyi yapıyor: “Bir şirket küresel fuarda yalnızca ürünlerini sergilemez; üretim kültürünü, kalite anlayışını ve gelecek vizyonunu da ziyaretçiye sunar. Standın bütün unsurları markanın uluslararası pazardaki iddiasını desteklemelidir.” Sürdürülebilir stantlara ilgi artıyor Şirketlerin çevresel hedefleri ve maliyet yönetimi, yeniden kullanılabilir fuar sistemlerine yönelik ilgiyi de artırıyor. Tek kullanımlık uygulamalar yerine farklı metrekarelere uyarlanabilen, parçaları tekrar değerlendirilebilen ve lojistik avantaj sağlayan sistemler tercih ediliyor. Ancak bu noktada her marka için tek bir doğru çözüm bulunmuyor. Özel tasarım ahşap stantlar özgün bir mimari kimlik sunarken, Maxima ve modüler sistemler farklı organizasyonlarda yeniden kullanılabilmeleriyle öne çıkıyor. Doğru sistemin belirlenebilmesi için markanın yalnızca katılacağı ilk fuarın değil, yıllık organizasyon takviminin de değerlendirilmesi gerekiyor. Katılım sıklığı, hedef ülkeler, stand ölçülerindeki değişiklikler, depolama koşulları ve nakliye maliyetleri seçimi doğrudan etkiliyor. En düşük teklif, en ekonomik proje olmayabilir Fuar standı seçiminde yalnızca başlangıç fiyatına bakılması, şirketleri uygulama aşamasında ek maliyetlerle karşı karşıya bırakabiliyor. Malzeme kalitesi, teknik hizmetler, elektrik uygulamaları, nakliye, kurulum ve sökümün teklif kapsamında olup olmadığı her zaman net biçimde incelenmeli. Fuarın açılışına yetişmeyen, onaylanan tasarımdan farklı üretilen veya teknik sorunlar yaşanan bir standın şirkete vereceği zarar, ilk aşamada elde edilen fiyat avantajından çok daha yüksek olabiliyor. Alan kirası, ulaşım, konaklama, personel, lojistik ve tanıtım harcamaları birlikte düşünüldüğünde stand, toplam fuar yatırımının ziyaretçiye görünen en önemli yüzünü oluşturuyor. Bu nedenle kararın metrekare fiyatından çok yatırımın sağlayacağı ticari geri dönüş üzerinden verilmesi gerekiyor. Trias Design, markaların küresel vitrinini tasarlıyor 2023 yılında kurulan Trias Design; fuar standı tasarımı ve üretimindeki çalışmalarını Türkiye’nin yanı sıra Avrupa’daki organizasyonlara da taşıyor. Şirket, özel tasarım ahşap stantların yanında Maxima ve modüler sistemlerle farklı bütçe ve kullanım ihtiyaçlarına yönelik projeler hazırlıyor. Otomotivden enerjiye, savunma sanayisinden medikale, makineden gıdaya kadar farklı sektörlere çözüm geliştiren Trias Design, her projeyi ilgili sektörün sergileme koşullarına göre ele alıyor. Tasarımın dikkat çekmesi kadar işlevsel, uygulanabilir ve marka stratejisiyle uyumlu olması da öncelikler arasında tutuluyor. Küresel fuarlarda rekabetin giderek arttığı bir dönemde şirketin sunduğu yaklaşım, “stand yaptırmak” ile “marka deneyimi tasarlamak” arasındaki farkı ortaya koyuyor. Çünkü günümüzde doğru fuar standı yalnızca ürünleri sergilemiyor. Markayı görünür kılıyor, ziyaretçiyi yönlendiriyor, nitelikli ticari temasları destekliyor ve şirketin uluslararası pazardaki konumuna ilişkin güçlü bir mesaj veriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.