Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Maliyet Yönetimi

Kapsül Haber Ajansı - Maliyet Yönetimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Maliyet Yönetimi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Çalışan Bağlılığı ve Verimlilik  Yemek Hizmeti ile Şekilleniyor Haber

Çalışan Bağlılığı ve Verimlilik Yemek Hizmeti ile Şekilleniyor

Araştırmalar, beslenme alışkanlıklarının performans, bağlılık ve iş memnuniyetini etkilediğini ortaya koyarken; düzenli yemek hizmetleri hem finansal stresin azaltılmasında hem de operasyonel verimliliğin artırılmasında kritik rol oynuyor. Kurumsal yemek hizmetleri, şirketler için artık yalnızca operasyonel bir yan hak değil; İnsan Kaynakları, Satın Alma ve İdari İşler süreçlerini doğrudan etkileyen stratejik bir yönetim alanına dönüşüyor. Çalışanların gün içindeki beslenme alışkanlıkları; performans, bağlılık ve kurum içi iletişim üzerinde ölçülebilir etkiler yaratıyor. SOA Toplu Yemek Yönetim Kurulu Başkanvekili Melih Can Kocabaş konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Kurumsal yemek hizmetleri bugün artık bir yan hak değil; çalışan bağlılığını, operasyonel verimliliği ve işveren markasını doğrudan etkileyen stratejik bir yönetim aracıdır. Araştırmalar bize şunu açıkça gösteriyor: Çalışanların beslenme alışkanlıkları performans, bağlılık ve iş memnuniyeti üzerinde ölçülebilir etkiler yaratıyor. Yapılan araştırmalarda çalışanların neredeyse yarısı iş arkadaşlarıyla birlikte yedikleri öğle yemeklerini “rahatlama ve zihinsel yenilenme” fırsatı olarak tanımlaması bu anların kurum içi iletişim ve ekip dinamikleri açısından ne kadar kritik olduğunu gösteriyor. Tüm bu veriler, yemek hizmetlerinin sadece bir ihtiyaç değil, çalışan deneyimini şekillendiren stratejik bir unsur olduğunu kanıtlıyor.” Yemek tercihlerindeki çeşitlilik, finansal stres ve yan hakların çalışan memnuniyetine etkisi Çalışanların yemek tercihlerinde yenilikçi seçeneklere yönelme eğiliminde olduklarını belirtirken, bu durum kurumsal yemek hizmetlerinde menü çeşitliliği ve kalite beklentisinin çalışan memnuniyetindeki belirleyici rolünü ortaya koyuyor. Bunun yanı sıra işverenler tarafından sunulan düzenli yemek hizmetleri, çalışanların üzerindeki finansal yükün hafifletilmesinde de önemli bir yan hak olarak öne çıkıyor. Kurum içi yemek hizmetleri operasyonel süreçleri güçlendiriyor Kurumsal yemek hizmetleri, maliyet yönetimi açısından da şirketlere önemli katkılar sağlıyor. Ölçek ekonomisinin sağladığı avantajlarla birlikte birim maliyetlerin azaltılması, bölgesel fiyat farklılıklarının dengelenmesi ve bütçe planlamasının daha öngörülebilir hale gelmesi satın alma süreçlerinde daha kontrollü bir yapı oluşturuyor. İdari işler açısından bakıldığında ise kurum içi yemek hizmetleri; çalışanların dışarıda geçirdiği süreyi azaltarak operasyonel süreçlerin hızlanmasına katkı sağlıyor. Aynı zamanda güvenlik ve hijyen uygulamalarının daha etkin yönetilmesine imkan tanıyor. Yemekhaneler artık yalnızca yemek yenilen alanlar değil, çalışanların bir araya geldiği ve kurum içi etkileşimin güçlendiği çok yönlü sosyal alanlar olarak öne çıkıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nu Teknoloji, Endüstriyel IoT ve Yapay Zeka Çözümleriyle Öne Çıkıyor Haber

Nu Teknoloji, Endüstriyel IoT ve Yapay Zeka Çözümleriyle Öne Çıkıyor

Endüstriyel IoT (Nesnelerin İnterneti) ve yapay zekâ destekli sistemler sayesinde üretim hatları mekanik yapılar olmaktan çıkarak; enerji tüketimini, performans kayıplarını, bakım ihtiyaçlarını ve olası arıza risklerini anlık olarak analiz edebilen akıllı sistemlere dönüşüyor. Nu Teknoloji, Endüstriyel IoT ve yapay zekâ destekli sistemlerle sanayide enerji verimliliği, uzaktan makine yönetimi ve üretim optimizasyonuna odaklanıyor. Bugün endüstriyel IoT teknolojileri, üretim sektöründe yalnızca otomasyon değil; maliyet yönetimi, enerji verimliliği ve rekabet avantajı açısından da kritik bir dönüşüm alanı olarak görülüyor. Küresel ölçekte endüstriyel IoT pazarı da hızlı büyüyor. Grand View Research verilerine göre, 2024 yılında yaklaşık 483 milyar dolar büyüklüğe ulaşan küresel endüstriyel IoT pazarının 2030’a kadar 1,6 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. Bu büyümenin temelinde enerji verimliliği, kestirimci bakım, uzaktan yönetim teknolojilerine yönelik artan talep ve 5G IoT altyapılarının yaygınlaşmaya başlaması yer alıyor. Global endüstriyel IoT uygulamalarında, üretim tesislerinde enerji tüketiminde yüzde 10 ila yüzde 30 arasında optimizasyon sağlanabildiği, plansız makine duruşlarının ise önemli ölçüde azaltılabildiği belirtiliyor. Özellikle enerji maliyetlerinin yükseldiği ve üretim sürekliliğinin kritik hale geldiği sektörlerde veri odaklı üretim sanayi kuruluşları açısından stratejik önem taşıyor. Nu Teknoloji, geliştirdiği endüstriyel IoT ve yapay zekâ destekli sistemlerle; gerçek zamanlı veri takibi, enerji optimizasyonu, uzaktan erişim ve arıza tahmini gibi alanlarda sanayi kuruluşlarına yönelik çözümler geliştiriyor. Şirketin geliştirdiği sistemler mevcut üretim altyapılarına düşük yatırım maliyetiyle entegre edilebilirken, kablosuz haberleşme altyapısı sayesinde işletmelerin yüksek maliyetli yeni kablolama süreçlerine ihtiyaç duymadan ve üretimi durdurmadan dijital dönüşüm uygulamalarına geçiş yapabilmesine olanak sağlıyor. Ayşe Nur Koroğlu: “Geleceğin güçlü şirketleri, yalnızca büyük üretim tesislerine sahip olanlar değil; veriyi doğru okuyabilen, analiz edebilen ve yöneten şirketler olacak.” Nu Teknoloji’nin İş Geliştirmeden Sorumlu Kurucu Ortağı Ayşe Nur Koroğlu, sanayide rekabetin artık yalnızca üretim kapasitesiyle değil, veri yönetimiyle şekillendiğini söyleyerek şu değerlendirmede bulundu: “Sanayide dijital dönüşüm artık yalnızca otomasyon yatırımlarıyla sınırlı değil; veriyi doğru okuyabilen, analiz edebilen ve yöneten şirketler rekabette öne çıkıyor. Endüstriyel IoT sistemleri sayesinde makineler; enerji tüketiminden performans kayıplarına, bakım ihtiyaçlarından olası arıza risklerine kadar birçok veriyi anlık olarak aktarabiliyor. Yapay zekâ destekli analiz altyapıları ise bu verileri anlamlandırarak işletmelere operasyonel verimlilik, enerji optimizasyonu ve kestirimci bakım alanlarında önemli avantajlar sağlıyor. Özellikle plansız duruşların azaltılması ve bakım süreçlerinin öngörülebilir hale gelmesi, üretim sürekliliği açısından kritik önem taşıyor. Önümüzdeki dönemde üretimde rekabet avantajı, yalnızca kapasite artışıyla değil, enerji verimliliği, veri yönetimi ve dijital altyapı yetkinlikleriyle şekillenecek. Aynı zamanda veri güvenliği, kesintisiz haberleşme altyapıları ve yapay zekâ destekli otomasyon sistemleri sanayi şirketlerinin yatırım gündeminde daha fazla yer alacak. Nu Teknoloji olarak biz de üretim tesislerinin dijitalleşmesini kolaylaştıran, sahadan veri toplayan ve bu veriyi anlamlandıran sistemlerle sanayinin görünmeyen dijital altyapısını geliştirmeye odaklanıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Anadolu Efes, 2026’nın İlk Çeyrek Finansal Sonuçlarını Açıkladı Haber

Anadolu Efes, 2026’nın İlk Çeyrek Finansal Sonuçlarını Açıkladı

2026 yılının ilk çeyreğinde Anadolu Efes’in konsolide satış hacmi %5,3 artışla 25,6 milyon hektolitreye ulaşırken, net satış gelirleri %7,6 artışla 62,4 milyar TL seviyesinde gerçekleşti. Aynı dönemde FAVÖK %57,6 artışla 8,5 milyar TL’ye yükseldi. Operasyonel kârlılıktaki iyileşmeye rağmen net kâr yıllık bazda sınırlı bir düşüş gösterirdi. erbest nakit akışı mevsimsellik etkisiyle negatif kalmaya devam etmekle birlikte önceki yılın aynı dönemine kıyasla önemli ölçüde iyileşti. Anadolu Efes, Kamuoyu Aydınlatma Platformu’nda (KAP) 2026 yılı ilk çeyrek finansal sonuçlarını duyurdu. Açıklamaya göre şirketin konsolide satış hacmi %5,3 artarak 25,6 milyon hektolitre seviyesinde gerçekleşti. Yılın ilk çeyreğinde uluslararası bira operasyonları konsolide performansı desteklerken, meşrubat operasyonları ise Orta Asya başta olmak üzere birçok pazarda büyümeye katkı sağlamaya devam etti. “Zorlu ortama rağmen dengeli bir performans sergiledik” Bira Grubu Başkanı ve Anadolu Efes İcra Başkanı Onur Altürk, 2026 yılının ilk çeyrek sonuçlarına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “2026 yılının ilk çeyreğine, öngörülerimizin de ötesinde zorlu bir makroekonomik ortamda başladık. Türkiye bira operasyonlarımızda dönemsel tüketim alışkanlıklarındaki değişimlere bağlı olarak hacimler beklentilerimizin gerisinde kalırken, buna karşılık uluslararası operasyonlarımızın performansı ve coğrafi çeşitliliğimiz konsolide sonuçlarımızı dengeledi. Bu dönemde maliyet yönetimi, fiyatlama ve portföy optimizasyonu alanlarında disiplinli bir yaklaşım izledik. Uzun vadeli büyüme stratejimizi destekleyen yatırımlarımıza devam ederken, Özbekistan’da yerel üretime geçmek için imzaladığımız iş birliği anlaşması ile Orta Asya’daki varlığımızı güçlendirmeye yönelik önemli bir adım attık. Yerel üretim modeli ile maliyet yapımızı optimize etmeyi, ürün tazeliğini artırmayı ve pazar dinamiklerine daha hızlı yanıt verebilmeyi hedefliyoruz.’’ Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çağdaş Cam net karını yüzde 20 artırdı Haber

Çağdaş Cam net karını yüzde 20 artırdı

Avrupa’nın en yüksek cam işleme kapasiteleri arasında yer alan Çağdaş Cam, 2026 yılının ilk çeyreğinde net karını geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 20 artırarak 29,5 milyon TL seviyesine çıkardı. Şirketin net kar marjı ise yüzde 3,3’ten yüzde 5,1 seviyesine ulaştı. Küresel cam fiyatlarındaki gerilemenin ve global rekabetin etkisiyle hasılatta sınırlı bir daralma gerçekleşmesine rağmen metrekare bazlı satış hacminde yıllık artış kaydedildi. Çağdaş Cam’ın toplam varlıkları ilk çeyrek sonunda 6,95 milyar TL’ye ulaşırken, özsermayesi 5,11 milyar TL seviyesinde gerçekleşti. Şirketin özsermaye oranı yüzde 73,6 olarak kaydedildi. Tasarruf ve verimlilik odaklı yönetim modeli karlılığı güçlendirdi Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Çağdaş Cam CEO’su Serdar Raşit Pirinç, zorlu ekonomik koşullara rağmen operasyonel disiplinlerini koruduklarını belirterek, “2026 yılının ilk çeyreği, maliyet baskılarının yoğun hissedildiği ve yüksek enflasyon ortamının şirketler üzerinde ciddi etkiler yarattığı bir dönem oldu. Buna rağmen net karımızı artırmayı başardık. Özellikle maliyet optimizasyonu çalışmalarımız, yalın üretim uygulamalarımız ve süreç verimliliğine yönelik projelerimiz karlılığımıza doğrudan katkı sağladı. Enerji maliyetlerinde elde ettiğimiz tasarruf ve üretim hatlarımızdaki verimlilik artışı, maliyet baskılarına karşı önemli bir denge unsuru oluşturdu” dedi. Şirket genelinde çok sıkı bir tasarruf ve verimlilik kültürü uyguladıklarını ifade eden Pirinç, “Bugün operasyonlarımızın her aşamasında detaylı ve disiplinli bir maliyet yönetimi anlayışıyla hareket ediyoruz. 1 kuruşun, 1 damla suyun dahi önemli olduğu bir üretim döneminden geçiyoruz. İsrafa hiçbir şekilde müsaade etmiyoruz. Maliyete etki eden tüm unsurlara amasız fakatsız odaklanıyor, süreçlerimizi sürekli gözden geçiriyoruz. Verimsizlik yaratan hiçbir alışkanlığın devam etmesine izin vermiyoruz. Elde ettiğimiz tasarrufları ise hem Asyalı üreticilerle olan global rekabette gücümüzü artırmak hem de yeni ürün geliştirme ve katma değerli yatırımlarımıza kaynak yaratmak için kullanıyoruz” diye konuştu. “Enerji dönüşümünde stratejik oyunculardan biriyiz” 2026 yılına enerji dönüşümünün stratejik bir paydaşı olma vizyonuyla güçlü bir başlangıç yaptıklarını belirten Pirinç, şöyle konuştu: “Küresel piyasalardaki belirsizlikler ve bölgemizde artan jeopolitik gerilimler, enerji arz güvenliğini dünyanın en önemli gündem maddelerinden biri haline getirdi. Bu gelişmeler yenilenebilir enerji yatırımlarını bir tercih olmaktan çıkarıp zorunluluk haline dönüştürüyor. Bu süreç, güneş paneli camları alanındaki uzmanlığımızın ve uzun vadeli yatırım vizyonumuzun ne kadar doğru bir zemine oturduğunu da net şekilde ortaya koyuyor”

Turizm Haftası’nda Kruvaziyer Rüzgârı! Haber

Turizm Haftası’nda Kruvaziyer Rüzgârı!

Turizm Haftası dolayısıyla değerlendirmelerde bulunan Sea Genesis Group Başkanı Ahmet Yazıcı, kruvaziyer turizminin sadece tatil tercihi değil, aynı zamanda yüksek ekonomik katkı yaratan stratejik bir alan olduğuna dikkat çekti. 15–22 Nisan Turizm Haftası kapsamında turizm sektörünün farklı alanlarına yönelik değerlendirmeler gündeme gelirken, bu yıl öne çıkan başlıklardan biri de kruvaziyer turizmi oldu. Havaların ısınması, yaz sezonuna dönük erken planlamaların hızlanması ve özellikle tatilcilerin fiyat-performans dengesine daha fazla önem vermesi, gemi turizmine olan ilgiyi belirgin şekilde artırdı. Son dönemde hem yerli hem yabancı turistin daha planlı, daha kontrollü ve daha avantajlı tatil alternatiflerine yönelmesi, kruvaziyer turlarını yeniden güçlü bir seçenek haline getirdi. Konuyla ilgili açıklama yapan Sea Genesis Group Başkanı Ahmet Yazıcı, kruvaziyer turizminin artık yalnızca belli bir gelir grubuna hitap eden sınırlı bir tatil modeli olmadığını, değişen tüketici alışkanlıklarıyla birlikte çok daha geniş bir kitle tarafından tercih edilmeye başlandığını belirtti. Yazıcı, “Bugün tatil planı yapan insanlar sadece destinasyona değil, toplam deneyime, maliyet avantajına ve zaman yönetimine de bakıyor. Kruvaziyer turizmi bu anlamda çok güçlü bir alternatif sunuyor. Konaklama, ulaşım, yeme-içme ve farklı destinasyonları tek bir plan içinde birleştirebilmesi, bu alanı her geçen gün daha cazip hale getiriyor” dedi. Fiyat Avantajı Talebi Hızlandırdı Turizm sektöründe son yıllarda en belirleyici unsurlardan biri maliyet yönetimi olurken, kruvaziyer turizmi sunduğu bütünleşik yapı sayesinde tüketici tarafında daha kontrollü bir tatil modeli olarak öne çıkıyor. Otel, restoran, ulaşım ve ekstra harcamaların ayrı ayrı planlandığı klasik tatil anlayışına kıyasla, kruvaziyer turlarının tek paket içinde sunduğu avantajlar özellikle erken rezervasyon döneminde ciddi talep görüyor. Tabloya ilişkin değerlendirme yapan Ahmet Yazıcı, “Özellikle havaların ısınmasıyla birlikte tatil planları daha görünür hale geliyor. Bu dönemde insanlar bütçelerini daha dikkatli kullanmak istiyor. Kruvaziyer turizmi ise birçok hizmeti tek çatı altında sunduğu için fiyat avantajı yaratıyor. Bu da gemi turlarına olan ilgiyi artırıyor. Sadece lüks segmentte değil, farklı bütçelere hitap eden seçeneklerde de talebin yükseldiğini görüyoruz” ifadelerini kullandı. Yazıcı, tüketici davranışlarında yaşanan değişimin kruvaziyer turizmini daha görünür hale getirdiğini vurgulayarak, artık tatilcilerin yalnızca bir yerde konaklamayı değil, tek seyahatte birden fazla deneyim yaşamayı önemsediğini söyledi. Bu durumun kruvaziyer turizmini klasik tatil anlayışından ayrıştırdığını belirten Yazıcı, gemi turlarının hem ekonomik hem de deneyim odaklı yeni bir seyahat modeli sunduğunu ifade etti. Kruvaziyer Turizmi Ekonomik Katma Değeriyle Öne Çıkıyor Kruvaziyer turizmi yalnızca yolcu sayılarıyla değil, yarattığı ekonomik etkiyle de dikkat çekiyor. Liman şehirlerine gelen kruvaziyer yolcuları; yeme-içme, alışveriş, ulaşım, rehberlik ve tur hizmetleri başta olmak üzere birçok sektörde doğrudan ekonomik hareketlilik yaratıyor. Kısa süreli ziyaretlerine rağmen yüksek harcama eğilimi gösteren bu yolcu profili, özellikle şehir ekonomileri açısından önemli bir değer oluşturuyor. Kruvaziyer turizminin Türkiye açısından çok boyutlu bir ekonomik katkı sunduğunu belirten Yazıcı, “Bu alanı yalnızca bir tatil modeli olarak değerlendirmek eksik olur. Kruvaziyer turizmi, liman şehirlerinde esnaftan hizmet sektörüne kadar geniş bir ekonomik zinciri harekete geçiriyor. Aynı zamanda döviz girdisi sağlıyor, turizm gelirlerinin çeşitlenmesine katkıda bulunuyor ve sezonu daha dengeli hale getiriyor. Dolayısıyla burada oluşan hareketlilik yalnızca sektörel değil, doğrudan ekonomik bir değer üretiyor” diye konuştu. Kruvaziyer turizminin bir diğer önemli etkisinin de turizmi belirli aylara sıkışan yapıdan uzaklaştırması olduğuna dikkat çeken Yazıcı, seferlerin yılın farklı dönemlerine yayılmasının sektör açısından daha sürdürülebilir bir yapı oluşturduğunu belirtti. Yazıcı, bu modelin hem turizm profesyonelleri hem de şehir ekonomileri için daha istikrarlı bir gelir yapısı oluşturduğunu vurguladı. Turizm Haftası’nda Dikkatler Gemi Turizmine Çevrildi Turizm Haftası’nın, sektörün mevcut performansını değerlendirmek ve gelecek dönem hedeflerini konuşmak açısından önemli bir zaman dilimi olduğuna işaret eden Ahmet Yazıcı, bu yıl kruvaziyer turizminin daha fazla gündeme gelmesinin tesadüf olmadığını söyledi. Yazıcı, artan talep, fiyat avantajı ve değişen küresel tatil alışkanlıklarının bu alanı daha görünür hale getirdiğini belirterek, “Turizm Haftası, sadece elde edilen rakamların konuşulduğu bir dönem değil; aynı zamanda geleceğin turizm modelinin tartışıldığı bir alan. Bugün baktığımızda kruvaziyer turizmi hem ekonomik katkısı hem de değişen seyahat beklentilerine verdiği cevapla öne çıkıyor. İnsanlar artık daha pratik, daha avantajlı ve daha çok deneyim sunan tatil modellerine yöneliyor. Gemi turizmi de tam bu noktada güçlü bir karşılık veriyor” dedi. Yeni Dönemin Tatil Anlayışında Gemiler Daha Güçlü Yer Tutuyor Son yıllarda seyahat tercihlerinde öne çıkan en önemli başlıklardan biri de “tek seyahatte çoklu deneyim” yaklaşımı oldu. Tatilciler artık yalnızca bir otelde kalmayı değil, farklı durakları görebilmeyi, zamanlarını daha verimli kullanmayı ve harcamalarını daha kontrollü yapabilmeyi önemsiyor. Bu yeni tatil anlayışı, kruvaziyer turizmini daha geniş kitlelere açan başlıca nedenlerden biri olarak değerlendirildiğini söyleyen Yazıcı, “Kruvaziyer turizmi bugün artık sadece denizde yapılan bir tatil değil; planlama kolaylığı, maliyet avantajı, çoklu destinasyon deneyimi ve ekonomik katkısı ile çok yönlü bir değer alanı. Turizm Haftası vesilesiyle bu alanın daha fazla konuşulmasını çok kıymetli buluyoruz. Türkiye’nin kruvaziyer turizminde daha güçlü bir konuma ulaşacağına ve bu alandaki hareketliliğin önümüzdeki dönemde daha da artacağına inanıyoruz.” açıklamasını yaptı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Hazır Beton Birliği 2025 Yılı Hazır Beton Sektör Raporu'nu Açıkladı Haber

Türkiye Hazır Beton Birliği 2025 Yılı Hazır Beton Sektör Raporu'nu Açıkladı

2025 yılında üretim hacmini %7,7 artıran hazır beton sektörü ise 50 bini aşan istihdamı ve yaklaşık 293 milyar TL'lik cirosuyla ekonomiye güçlü katkısını sürdürürken, sektörün geleceğinde düşük karbonlu üretim ve dijital dönüşüm öne çıktı. Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB), Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Merkez Bankası, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) verileri ile THBB üyelerinin, THBB dışındaki üreticilerin ve tedarikçilerin sağladığı bilgiler ışığında hazırlanan 2025 yılı "Hazır Beton Sektör Raporu"nu yayımladı. Rapor, Türkiye ekonomisi, inşaat sektörü ve hazır beton sektörüne yönelik detaylı analizler, değerlendirmeler ve projeksiyonlar içeriyor. İnşaat Sektörü 2025'te Ekonominin Üzerinde Büyüdü 2025 yılı, Türkiye ekonomisinde dengelenme ve dezenflasyon sürecinin etkilerinin sürdüğü; buna karşılık inşaat sektörünün yeniden güçlü bir büyüme ivmesi yakaladığı bir dönem olarak kaydedildi. Türkiye ekonomisi 2025 yılında %3,6 büyürken, inşaat sektörü %10,8'lik performansıyla ekonominin üzerinde bir büyüme sergiledi. Deprem sonrası yeniden inşa faaliyetleri, kentsel dönüşüm uygulamaları, kamu altyapı yatırımları ve ertelenmiş talep, sektördeki bu canlılığın temel belirleyicileri oldu. Hazır Beton Sektörü Ekonomiye Güçlü Katkıda Bulundu Raporu değerlendiren Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB) Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Işık, "İnşaat sektöründeki büyümeye paralel olarak hazır beton sektörü de 2025 yılında Türkiye ekonomisine güçlü katkıda bulunmaya devam etti. Türkiye, hazır beton üretiminde Avrupa'daki liderliğini korurken; tesis başına üretim, teknik kapasite, yaygın hizmet ağı ve operasyonel yetkinlik açısından da öne çıktı. Resmî verilere göre sektör, 50 bini aşan istihdamı ve yaklaşık 293 milyar TL'lik cirosuyla önemli bir ekonomik büyüklüğe ulaştı. THBB tarafından yapılan sektörel araştırmaya ve çeşitli veriler kullanılarak oluşturulan modellere göre 2025 yılında 140 milyon m3 hazır beton üretimi gerçekleştiği tahmin edilmektedir. Bu büyüklük üretim hacminin ötesinde istihdam, lojistik, ekipman, agrega, çimento, kimyasal katkı ve hizmet ekosistemiyle birlikte çok geniş bir katma değer alanını temsil etmektedir." dedi. Sektörde Dönüşüm İhtiyacı Daha Görünür Hâle Geldi 2025 yılının, büyüme rakamlarının ötesinde sektörde dönüşüm ihtiyacının daha net hissedildiği bir dönem olduğunu ifade eden THBB Başkanı Yavuz Işık, "Finansmana erişim, maliyet yönetimi, nitelikli iş gücü ihtiyacı, ham madde temini ve maliyet baskıları sektörümüzün gündeminde yer almaya devam etmiştir ancak artık çok daha net görülmektedir ki, hazır beton sektörünün geleceği yalnızca daha fazla üretimde değil; daha verimli, daha izlenebilir, daha düşük karbonlu ve daha dirençli bir yapılaşma yaklaşımında yatmaktadır. Düşük karbonlu yeşil çimento kullanımını yaygınlaştırmayı hedefleyen düzenlemelerin 1 Ocak 2025 itibarıyla yürürlüğe girmesi, emisyon ticaret sistemi hazırlıkları, Avrupa Yeşil Mutabakatı ve sınırda karbon düzenlemesi gibi başlıklar; çevresel performansın artık teknik ve ticari rekabetin ayrılmaz bir parçası hâline geldiğini ortaya koydu. Bu çerçevede, düşük karbonlu beton çözümleri, geri kazanılmış kaynak kullanımı, su verimliliği, elektrikli filo dönüşümü ve dijital optimizasyon, önümüzdeki dönemin öncelikli çalışma alanları olarak öne çıkıyor." diye konuştu. "Üçüz Dönüşüm" Projesini Hayata Geçirdik Bu anlayışla Türkiye Hazır Beton Birliği olarak 2025 yılında sektöre yönelik "Üçüz Dönüşüm Danışmanlığı" modelini hayata geçirdiklerini vurgulayan THBB Başkanı Yavuz Işık, "Yeşil dönüşüm, dijital dönüşüm ve insani/sosyal dönüşümü entegre bir yapıda ele alan bu model; GPS ve IoT (nesnelerin interneti) tabanlı filo takibi, yapay zekâ destekli rota optimizasyonu, üretim-teslimat eşgüdümü, veri temelli performans yönetimi ve eğitim modüllerini bütüncül bir sistem olarak sunmaktadır. Ölçülebilir faydalar sağlayan bu yaklaşım, sektörümüzde yalnızca operasyonel verimliliği artırmakla kalmamakta; aynı zamanda güvenlik, maliyet kontrolü ve sürdürülebilirlik performansını da güçlendirmektedir. Hazır beton sektörünün geleceğini, ancak bu üç dönüşüm eksenini birlikte ele alarak kalıcı biçimde güçlendirebileceğimize inanıyoruz." şeklinde konuştu. Dirençli Yapılaşmanın Önemini Vurguluyoruz 2025 yılında üzerinde ısrarla durdukları bir diğer temel konunun ise dirençli yapılaşma olduğunu ifade eden THBB Başkanı Yavuz Işık, "Ülkemizin deprem gerçeği karşısında güvenli ve uzun ömürlü yapı üretimi artık vazgeçilmez bir zorunluluktur. Türkiye Hazır Beton Birliği olarak uzun yıllardır standartlara uygun, kalite güvenceli hazır beton kullanımının yaygınlaştırılması için çalışıyoruz ancak biliyoruz ki güvenli yapılar yalnızca kaliteli beton üretimiyle değil; doğru tasarım, doğru denetim, doğru uygulama ve nitelikli işçilikle birlikte mümkündür. Bu nedenle kentsel dönüşümün hızlanması, riskli yapı stokunun ivedilikle yenilenmesi, yapı denetim süreçlerinin etkinleştirilmesi ve kamuoyunun teknik açıdan doğru bilgilendirilmesi yönündeki çalışmalarımızı 2025 yılında da kararlılıkla sürdürdük. Hazır betonla ilgili bilgi eksikliğinden kaynaklanan dezenformasyonla mücadele etmek, Birliğimizin kamu yararı açısından üstlendiği önemli bir sorumluluktur." dedi. Sürdürülebilirlik Çalışmalarımızla Sektöre Öncülük Ediyoruz Sürdürülebilirlik alanında 2025 yılında önemli gelişmeler kaydedildiğine dikkat çeken THBB Başkanı Yavuz Işık, "Beton Sürdürülebilirlik Konseyi (CSC) kapsamında ülkemizde yıl sonu itibarıyla toplam 26 tesisin belgeli hâle gelmesi; sektörümüzde çevresel, sosyal ve yönetişim temelli dönüşümün giderek daha somut bir zemine oturduğunu göstermektedir. Kaynakların sorumlu kullanımı, şeffaflık, izlenebilirlik ve sürdürülebilir üretim anlayışının daha da yaygınlaşmasını sektörümüz adına güçlü bir kazanım olarak değerlendiriyoruz." dedi. Sektörlerimizi Yeniden Bir Araya Getirmek İçin Çalışmalara Başladık Sektörün en kapsamlı buluşmalarından biri olan BETON 2025 Hazır Beton, Çimento, Agrega, İnşaat Teknolojileri ve Ekipmanları Fuarı ve Zirvesi ile 100'ün üzerinde firmayı, 15 bini aşkın ziyaretçiyi ve 71 ülkeden sektör temsilcisini bir araya getirdiklerini ifade eden THBB Başkanı Yavuz Işık, "2025 yılında başarıyla gerçekleştirdiğimiz BETON Fuarı ve Zirvesi'nin ardından, sektörü bir araya getireceğimiz fuar ve kongre çalışmalarına yeniden başladık. BETON 2027 Fuarımızı İstanbul Fuar Merkezi'nde düzenleyeceğiz. Sektörümüzün artan ilgisi ve yoğun talep üzerine fuarımızı İstanbul Fuar Merkezi'nin daha büyük salonlarına taşıyoruz. Fuarımızda; inşaat, hazır beton, çimento ve agrega sektörlerinin en ileri teknolojilerini bir araya getireceğiz. Fuarımızla eş zamanlı olarak düzenleyeceğimiz BETON Kongresi, Birliğimizin ulusal olarak düzenlediği 7. kongresi olacak. Kongremizi akademisyenler ve araştırmacıların yanı sıra hazır beton sektörünün ve yan sanayi firmalarının temsilcileri takip edecektir." şeklinde konuştu. Sektörümüzü Geleceğe Veri Temelli Yaklaşımla Hazırlıyoruz Türkiye Hazır Beton Birliği olarak 1988 yılından bu yana ülkemizde güvenli, dayanıklı, kaliteli, çevreye duyarlı ve sürdürülebilir beton üretiminin yaygınlaşması için çalıştıklarının altını çizen THBB Başkanı Yavuz Işık, "2025 Yılı Hazır Beton Sektör Raporu; ekonomiden inşaat sektörüne, tedarik zincirinden çevresel performansa, bölgesel analizlerden sektör vizyonuna kadar geniş bir çerçevede, veriye dayalı değerlendirmeler ışığında gelecek perspektifi sunmaktadır. Düşük karbonlu üretim, dijitalleşme, kaynak verimliliği, kalite güvencesi, dirençli yapılaşma ve insan kaynağının geliştirilmesi başta olmak üzere sektörümüzün geleceğini belirleyecek bütün başlıklarda çalışmaya devam edecek; daha güvenli şehirler, daha rekabetçi işletmeler ve daha sürdürülebilir bir yapılaşma kültürü için tüm paydaşlarımızla birlikte kararlılıkla yol alacağız." dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Evden Çalışma Geri mi Geliyor? Haber

Evden Çalışma Geri mi Geliyor?

Pandemi döneminde zorunluluktan hayatımıza giren evden çalışma modeli, son yıllarda birçok şirketin ofise dönüş çağrılarıyla geri plana itilmişti. Ancak 2026’nın ilk çeyreğinde yaşanan jeopolitik gelişmeler, bu tartışmayı farklı bir nedenle yeniden gündeme taşıdı. Yaşanan krizin enerji arzı ve petrol fiyatları üzerindeki etkisi, yalnızca piyasaları değil, kurumların çalışma modellerini de yeniden şekillendiriyor. Uluslararası Enerji Ajansı yayımladığı bültende krize karşı alınabilecek önlemler arasında evden çalışmayı doğrudan önerirken, Filipinler enerji acil durumu ilan etti, Sri Lanka kamu tarafında fiilen 4 günlük çalışma haftasına geçti, Vietnam ise şirketleri uzaktan çalışmayı yaygınlaştırmaya çağırdı. Global yayınlarda yer alan haberler, yalnızca Güneydoğu Asya ile sınırlı kalmayıp, dünya genelinde birçok hükümet ve şirketin pandemi dönemindeki uygulamalara geri dönerek uzaktan çalışma, seyahat kısıtları ve enerji tasarrufu önlemlerini yeniden devreye aldığını gösteriyor. Pandemi döneminde esneklik çoğunlukla sağlık ve güvenlik gerekçesiyle savunuluyordu. Bugün ise aynı esneklik, enerji maliyetleri, yakıt arzı, tedarik zinciri kırılganlığı ve operasyonel dayanıklılık açısından yeniden değerlendiriliyor. Bu değişim, uzaktan çalışmanın kriz dönemlerinde devreye alınabilecek stratejik bir iş sürekliliği aracı olarak görülmeye başladığını gösteriyor. Enerji Krizi Çağında Yeni Standart, Esnek Çalışma Bugün gündemde olan 4 günlük hafta uygulamalarını tek bir başlık altında okumak yeterli değil. Çünkü Asya’daki son örnekler, çalışan deneyimini iyileştirmek için tasarlanan klasik 4 günlük hafta modelinden çok, enerji tasarrufu ve kaynak yönetimi amacıyla geliştirilen acil durum düzenlemeleri niteliği taşıyor. Bazı ülkelerde kamu kurumlarının çalışma günleri azaltılırken, şirketler ofis kullanımını düşürmeye ve çalışan mobilitesini sınırlamaya yönelik adımlar atıyor. Buna rağmen, bu gelişmeler iş dünyasına önemli bir gerçeği yeniden hatırlatıyor. Çalışma modeli artık yalnızca insan kaynakları politikası değil, aynı zamanda risk yönetimi ve operasyon verimliliğinin de bir parçası. Küresel Krizler, Şirketlerin Çalışma Şeklini Tekrar Değiştiriyor İnsan kaynakları firması Gilda&Partners Kurucu Ortağı Jilda Bal, konuyla ilgili değerlendirmesinde, pandemiyle birlikte çalışma hayatına giren esnekliğin bir dönem geçici bir uygulama olarak görüldüğünü, ancak bugün küresel enerji krizinin şirketleri çalışma modelini yeniden tanımlamaya yönelttiğini belirtiyor. “Gözlemlerimiz, esnek çalışmanın konfor alanından çıkıp doğrudan iş sürekliliği ve maliyet yönetimi aracı haline geldiğini gösteriyor. Enerji maliyetlerinin ve jeopolitik risklerin arttığı dönemlerde, uzaktan ve hibrit çalışma modelleri yalnızca çalışan memnuniyeti açısından değil, kurumsal çeviklik ve operasyonel dayanıklılık ve enerji maliyeti açısından da kritik bir rol üstleniyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye İMSAD’ın Yeni Dönem Başkanı Murat Savcı Oldu Haber

Türkiye İMSAD’ın Yeni Dönem Başkanı Murat Savcı Oldu

Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği’nin (Türkiye İMSAD) 39. Olağan Seçimli Genel Kurulu’nda 2026-2029 dönemini kapsayan 3 yıl için görev yapacak yönetim ve denetim kurulları belirlendi. 5 Mart 2026’da Marriott Asia’da gerçekleştirilen toplantıda, Saint Gobain Türkiye CEO’su ve İzocam ile Weber Yönetim Kurulu Üyesi Murat Savcı Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanlığı’na seçildi. “Sektörümüzün kaos yönetimi marifeti tarihi fırsatları yakalamak için teminatımızdır” Türkiye İMSAD 2020-2023 ve 2023-2026 Dönemleri Yönetim Kurulu Başkanı Tayfun Küçükoğlu, başkanlığı döneminde sürdürülen çalışmaları ve sektöre yönelik değerlendirmelerini paylaşarak; "Son 6 yılda küresel pandemi, ekonomik türbülanslar ve büyük deprem felaketi gibi tarihe iz bırakan zorlu bir dönemden geçtik. Tüm bu şoklara rağmen inşaat malzemesi sanayimiz, ihracatını 31 milyar dolara taşıdı ve dünyanın en büyük 5. üreticisi konumuna yükseldi. Sektörümüzün bu süreçte sergilediği 'kaos yönetimi' marifeti, önümüzdeki on yılın tarihi fırsatlarını yakalamak için en büyük teminatımızdır” dedi. “Bayrak değişimi yapıyoruz ancak sorumluluklarımız devam edecek” Tayfun Küçükoğlu; “Altı yıl önce bu onurlu göreve başladığımda hissettiğim heyecan, bugün yerini büyük bir huzur ve gurura bırakmıştır. Sektör olarak yorulduk ama güçlendik. Anadolu her zaman umut var etmiştir; olumlu düşünenin ve gelişim için mücadele edenin karşılığını aldığı bir coğrafyadır. Türkiye İMSAD’ın 42 yıllık köklü gelenekleri ve kurumsal yapısı, başarımızın şifresidir. Bugün bir bayrak değişimi yapıyoruz ancak sorumluluklarımız büyüyerek devam edecektir. Birlikte çalıştığım Yönetim Kurulu arkadaşlarıma, komitelerimize, paydaşlarımıza ve profesyonel ekibimize minnettarım. Yeni dönemde görev alacak arkadaşlarıma gönülden başarılar diliyorum” diyerek sözlerini noktaladı. “Türkiye İMSAD’ın etki alanını genişletmek ve değer üretmek amacıyla yola çıkıyoruz” Sözlerine sektöre ve Türkiye İMSAD’a değerli katkılar sunan önceki dönem başkanı Tayfun Küçükoğlu ve Yönetim Kuruluna teşekkür ederek başlayan Saint-Gobain Türkiye CEO’su ve Türkiye İMSAD üyelerinden Weber, İzocam ve Dalsan’ın Yönetim Kurulu Üyesi Murat Savcı; “38. Dönem Yönetim Kurulumuz tarafından hayata geçirilen çalışmalar, bugün üzerine yeni hedefler koyabileceğimiz sağlam bir zemin oluşturmuştur. Bizler de bu güçlü zemini daha ileri taşımak, Türkiye İMSAD’ın etki alanını genişletmek ve değer üretmek amacıyla yola çıkıyoruz. Yönetim Kurulumuza gösterdiğiniz güven ile üstlendiğimiz bu sorumluluğu; etkin, kapsayıcı ve sonuç odaklı bir anlayışla yerine getirmek için kararlılıkla çalışacağız” dedi. “Rotamızı birlikte belirleyip yeni projeler hayata geçireceğiz” Önümüzdeki dönem devam eden faaliyetlerin yanı sıra etki alanını büyüteceklerini aktaran Murat Savcı; “Türkiye İMSAD; sektörümüzün güç birliği platformu ve ortak aklın temsilcisidir. Küresel dönüşümler ve ekonomik dalgalanmalar, dayanışmanın ve inovatif yaklaşımların önemini her zamankinden daha fazla ortaya koymaktadır. Bir önceki dönemde yürüttüğümüz projelerimize, yeni dönemde de tüm hızıyla devam ederken; değerli üyelerimizin katkısı ve komitelerimizin deneyimiyle rotamızı birlikte belirleyip yeni projeleri de hayata geçireceğiz. Yeni dönemde özellikle; ülkemizin deprem güvenliği, sektörümüzün uluslararası rekabet gücü ve ihracat, dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşüm, yönetmelikle ve mevzuat, kalite, AR-GE, inovasyon, kamu, diğer kurum ve dernekler ile ilişkiler konularında gayretli çalışmalarımız devam edecek” dedi. “Birlikteliğimiz sektörümüzün gücünü artıracak” Konuşmasında Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” vizyonunu hatırlatan Murat Savcı; “Cumhuriyetimizin temel ilkelerinden birini oluşturan bu vizyonun bugünlerde yakın çevremizdeki olaylara ve savaşlara bakarak ne kadar doğru ve yön gösterici olduğunu görüyoruz. Bu vesile ile yakın coğrafyamızdaki tüm savaşların bir an önce bitmesini ve bölgedeki tüm insanlara barış ve huzur gelmesini diliyorum. Tüm üyelerimize ve paydaşlarımıza güvenleri, destekleri ve katkıları için tekrar teşekkür ediyor; Türkiye İMSAD’ın yeni döneminin hepimize başarı, güç ve ilham getirmesini temenni ediyorum. İnanıyorum ki birlikteliğimiz, sektörümüzün gücünü artıracak, ülkemizin sürdürülebilir kalkınmasına daha güçlü katkılar sunmamızı sağlayacaktır” diyerek sözlerini tamamladı. Sürdürülebilir enerji çözümleri Türkiye İMSAD üyeleri için stratejik bir oyun alanı Türkiye İMSAD 39. Olağan Seçimli Genel Kurul’unda İstanbul Topkapı Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı ve Büyükelçi Kerem Alkin "Enerji Jeopolitiği ve 2026 Senaryoları" başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. Dünyanın "İkinci Merkantilizm" olarak adlandırılan, bilginin ve verinin mutlak güç olduğu yeni bir döneme girdiğini belirten Kerem Alkin; küresel ticaret koridorlarındaki değişimin ve kritik mineraller üzerindeki rekabetin inşaat sanayisi için yeni fırsatlar ve riskler barındırdığını vurguladı. Özellikle veri merkezlerinin artan enerji ihtiyacına dikkat çeken Kerem Alkin, bu merkezlerin inşasında kullanılacak yeni nesil inşaat malzemelerinin ve sürdürülebilir enerji çözümlerinin Türkiye İMSAD üyeleri için stratejik bir oyun alanı sunduğunu ifade etti. Kerem Alkin ayrıca, 2026 yılına dair altın, bakır ve enerji fiyatları üzerindeki jeopolitik baskıların, sanayiciler tarafından yakından takip edilmesi gereken bir "maliyet yönetimi" süreci başlattığının altını çizdi. Kerem Alkin altın, bakır ve enerji fiyatları üzerindeki jeopolitik baskıların yanı sıra, dolar endeksindeki dalgalanmaların Euro-Dolar paritesi üzerinden ihracat pazarlarını etkileyebileceği uyarısında bulundu. Sanayiciler tarafından yakından takip edilmesi gereken bu "maliyet yönetimi" sürecinde, yüksek kredi maliyetleri ve enflasyonist baskılara karşı finansal dayanıklılığın ve yeni nesil ticaret koridorlarında (Kalkınma Yolu, Üç Deniz İnisiyatifi vb.) yer almanın vazgeçilmez bir strateji olduğunun altını çizdi. Türkiye İMSAD yeni Yönetim Kurulu Başkanı Murat Savcı hakkında: 1967 yılında Adana’da doğan Murat Savcı, 1985 yılında Tarsus Amerikan Koleji’nden ve 1990’da İTÜ İnşaat Mühendisliği bölümünden mezun olmuştur. 1991-1994 yılları arasında Almanya Dortmund Teknik Üniversitesi’nde inşaat ekonomisi ve hukuku konularında master yapmış ve aynı dönemde Üniversite’de inşaat fiziği alanında asistan olarak görev almıştır. 1994 yılında Almanya’da iş hayatına başlayan Murat Savcı, 1994-2005 yılları arasında çeşitli Alman şirketlerinde ve inşaat gruplarında Proje Müdürlüğü görevini üstlenmiştir. Murat Savcı, 2005 yılında Türkiye’de kurucusu olduğu inşaat şirketinde 2007 yılına kadar Genel Müdür olarak görev yapmıştır. 2007-2012 yılları arasında ise Avusturya merkezli Baumit firmasının Türkiye Genel Müdürlüğü görevini üstlenmiştir. 2012-2019 yılları arasında Belçika merkezli global yatırım grubu Koramic Investment Holding bünyesinde, Koramic Chemicals NV’de Yönetim Kurulu Üyesi ve Grup Şirketlerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı olarak görev alan Murat Savcı, eş zamanlı olarak Koramic Yapı Kimyasalları A.Ş.’de Yönetim Kurulu Başkanı görevini yürütmüştür. Murat Savcı 2020-2026 yılları arasında Saint-Gobain ve Alghanim Grup ortaklığı olan İzocam Tic. ve San. A.Ş.’de Genel Direktörlük ve Yönetim Kurulu Üyeliği görevlerinde bulunmuştur. Murat Savcı, 2 Şubat 2026 tarihinden itibaren Saint-Gobain Türkiye’nin tüm faaliyetlerinden sorumlu olarak CEO görevini yürütmektedir. 2009-2017 yılları arasında İZODER Yönetim Kurulu Üyeliği yapmış olan Murat Savcı, 2020 yılından itibaren 14. ve 15. Dönem İZODER Yönetim Kurulu Üyesidir. 2020 yılından bu yana Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Üyesi olan Murat Savcı, 2023 yılından itibaren TÜSİAD Üyesidir. Çok iyi derecede İngilizce ve Almanca bilmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TAB Gıda 2025’te de Güçlü Büyüme Sergiledi Haber

TAB Gıda 2025’te de Güçlü Büyüme Sergiledi

Burger King, Sbarro, Popeyes, Arby's, Usta Dönerci, Usta Pideci ve Subway markalarının faaliyetlerini sürdüren şirket, sistem genelindeki satışlarını hem kendi işletmeleri hem de franchise restoranları dahil olmak üzere %52 artışla 62,5 milyar TL'ye yükseltti. TAB Gıda, 2025 yılında da kârlı büyüme çizgisini kararlılıkla sürdürürken reel bazda hasılatını %14 artırdı, FAVÖK'ünü ise reel olarak %7 büyüterek 9,7 milyar TL’ye çıkardı. Güçlü operasyonel performansın bir göstergesi olarak %20,4 FAVÖK marjı gerçekleştiren şirket, pazar liderliğini de koruyarak operasyonel verimlilik ve mali disiplindeki başarısını bir kez daha ortaya koydu. Operasyon, İnsan Kaynakları, İç Denetim, İdari İşler ve Bilgi Teknolojilerinden Sorumlu Genel Müdür Gökhan Asok, şu değerlendirmelerde bulundu: "2025 yılında operasyonel yetkinliklerimizi genişletmek en önemli önceliklerimiz arasında yer aldı. Restoran içi süreçlerde kalite standardizasyonunu sağlamak, gıda güvenliğini güçlendirmek ve hizmet hızını artırmak için dijital çözümler, otomasyon teknolojileri ve çevik süreç yönetimi yaklaşımlarını devreye alarak verimliliğimizi yükselttik. Self-servis kiosklar, menüboard'lar, online dijital sipariş kanalları, otomasyon destekli mutfak uygulamaları ve veri tabanlı talep planlama sistemleri sayesinde, misafir deneyimini güçlendirirken operasyonel yükümüzü hafiflettik. 2025 yılı sonu itibarıyla restoranlarımızda toplam 2.600’den fazla self-servis sipariş ekranı kurduk. Dijital satışlar, toplam satışlarımızın %50’sini aşarak büyümemize önemli bir katkı sağladı. Ayrıca, paket servis siparişlerinde %22 artışla 57 milyon fiş sayısına ulaştık.” İnsan kaynağını stratejik bir değer olarak görmeye devam ettiklerini belirten Asok: “Çalışan eğitimi, yetenek yönetimi, iç iletişim, fırsat eşitliği ve kapsayıcılık başlıklarında yürüttüğümüz programlarla çalışanlarımızın mesleki ve kişisel gelişimine yatırım yapmaya devam ettik. İç denetim ve kontrol mekanizmalarımızla şirket içi yönetim kalitemizi artırırken, bilgi güvenliği ve veri koruma alanlarında uluslararası standartlara uyum sağlayan teknolojik altyapımızı güçlendirdik. Tüm bu gelişmeler, TAB Gıda'nın operasyonel sürdürülebilirliğini destekleyen ve şirketi geleceğe daha etkin hazırlayan temel bileşenler oldu." dedi. TAB Gıda'nın kaydettiği finansal ve operasyonel sonuçları değerlendiren Finans, Mali İşler, Franchise ve Yatırımcı İlişkilerinden Sorumlu Genel Müdür Özgür Çetinkaya, 2025 yılının önemli bir dönüm noktası olduğunu vurgulayarak şunları belirtti: "2025 yılını, belirlediğimiz hedeflerin de ötesine geçerek tamamladık. Reel bazda %14 hasılat büyümesi kaydederken, FAVÖK'ümüzü reel olarak %7 artırarak 9,7 milyar TL'ye ulaştırdık. FAVÖK marjımızı %20,4 seviyesinde gerçekleştirerek kârlı büyüme hedeflerimizi yakaladık. Toplam varlıklarımızı reel olarak %15 artırdık ve öz kaynaklarımızda %7 büyüme sağladık. Finansal yönetim yaklaşımımızı 2025 yılında da verimlilik ve sürdürülebilir büyüme eksenlerinde ele aldık. Gelir yapısını destekleyen operasyonel iyileştirmeler, etkin maliyet yönetimi, yatırım disiplinine dayalı karar alma süreçlerimiz ve güçlü franchise yapımızın katkısı, kârlılığımızı destekledi.” dedi. Çetinkaya, TAB Gıda'nın genişleyen restoran ağına ve franchise modelinin başarısına dikkat çekerek, sözlerine şöyle devam etti: "Restoran ağımızı genişletmeye kararlılıkla devam ettiğimiz 2025 yılında toplam 226 yeni restoran açarak restoran sayımızı 2.030'a ulaştırdık. 2.000 restoran hedefimizi aşarak önemli bir kilometre taşını geride bıraktık. Franchise restoranların portföyümüzdeki payı %44 olarak gerçekleşirken, 893 franchise lokasyonuyla ve 1,137 TAB işletmesiyle dengeli bir büyüme modeli sürdürdük.” TAB Gıda'nın pazarlama stratejileri ve marka portföyünün gücüne vurgu yapan Pazarlama ve Strateji, Paket Servis, Kurumsal Ticari İlişkilerden Sorumlu Genel Müdür Sinan Ünal: "Geniş marka portföyümüz, farklı tüketici segmentlerine hitap eden yapısıyla bize önemli bir rekabet avantajı kazandırıyor. 2025’te gerçekleşen pazarlama yatırımlarımızla misafir deneyimini güçlendirmek üzere marka bilinirliğini artıran ve menü inovasyonunu destekleyen yenilikçi bir anlayışı hayata geçirdik. Veri analitiği ve yapay zekâ uygulamalarıyla kişiselleştirilmiş müşteri deneyimi sunmayı önceliklendirdik. Strateji odaklı karar alma süreçlerimiz, markalarımızın konumlandırmasını güçlendirirken kurumsal ticari ilişkiler kapsamındaki iş birliklerimiz, tedarik zinciri verimliliğimizi ve erişilebilirliğimizi destekledi.” dedi. Ünal sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu güçlü ve kârlı büyüme vizyonumuzu, tüm paydaşlarımızın desteğiyle gerçekleştirdik. Ortak çabalarımız, vizyonumuzu daha ileri taşımamıza ve birlikte başarıya ulaşmamıza olanak sağlıyor. 2026 yılında, dijitalleşme, otomasyon, operasyonel verimlilik, sürdürülebilirlik ve deneyim odaklı büyüme, kurumsal stratejilerimizin odağında yer almaya devam edecek. Misafirlerimize güvenilir, lezzetli ve erişilebilir ürünler sunma taahhüdümüzle, tüm paydaşlarımız için sürdürülebilir değer yaratan süreçlerimizi geliştirmeye kararlılıkla devam edeceğiz." TAB Gıda, 2025 yılını operasyonel ağını genişleterek ve finansal hedeflerini gerçekleştirerek güçlü bir büyüme grafiğiyle tamamladı. Şirket, önümüzdeki dönemde verimliliği artıracak ve dijital dönüşümü derinleştirecek stratejik gelişim süreçlerini ise 2026 yılı için tüm hatlarıyla planladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.