Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Malzeme Geliştirme

Kapsül Haber Ajansı - Malzeme Geliştirme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Malzeme Geliştirme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bor Rezervimiz Füzyon Enerjisinde Türkiye’yi Öne Çıkarabilir Haber

Bor Rezervimiz Füzyon Enerjisinde Türkiye’yi Öne Çıkarabilir

Türkiye’nin dünya bor rezervlerinin yaklaşık yüzde 70’ine sahip olması, proton-bor füzyonunu ülkemiz açısından stratejik bir alan haline getiriyor. Proton-bor füzyonu, yüksek enerji potansiyeli, nötron üretmemesi ve düşük radyoaktivite potansiyeli gibi özellikleriyle dikkat çekiyor. Füzyon sonucu ortaya çıkan alfa parçacıklarının başta kanser olmak üzere çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılmasına yönelik araştırmalar da sürüyor. Uzmanlara göre Türkiye; bor kaynakları, malzeme geliştirme ve sağlık uygulamaları alanlarında bu teknolojinin geleceğinde önemli bir rol üstlenebilir. Yeditepe Üniversitesi’nde 5-8 Ekim tarihleri arasında düzenlenen IWPROBONO Uluslararası Çalıştayı, proton-bor füzyonu alanında çalışan bilim insanlarını bir araya getirdi. Avrupa Birliği destekli COST CA21128 PROBONO Aksiyonu kapsamında gerçekleştirilen çalıştaya 23 ülkeden 85 araştırmacı katıldı. Çalıştayda proton-bor füzyonundaki bilimsel gelişmeler, teknolojik sorunlar ve gelecekteki kullanım alanları değerlendirildi. ‘Temiz ve Sürdürülebilir Enerji Potansiyeli Var’ Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi ve aynı zamanda Bor Teknolojileri Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Bülent Büyük, proton-bor füzyonunun son yıllarda lazer ve manyetik teknolojilerdeki gelişmelerle birlikte deneysel olarak daha fazla araştırılmaya başlandığını söyledi. Füzyonun yoğun enerji üretme potansiyeline dikkat çeken Büyük, proton-bor reaksiyonunun nötron açığa çıkarmaması nedeniyle radyoaktivite açısından da önemli avantaj sunduğunu belirtti. Reaksiyon sonucunda ortaya çıkan alfa parçacıklarının yüklü olması sayesinde doğrudan elektrik üretiminin mümkün olabileceğini ifade eden Büyük, “Dünya temiz, yoğun ve sürdürülebilir enerji üretimine odaklanmış durumda. Proton-bor füzyonu bu açıdan önemli avantajlara sahip” dedi. ‘Türkiye Stratejik Yakıt Sağlayıcısı Olabilir’ Türkiye’nin bor rezervlerinin proton-bor füzyonunda önemli bir avantaj sağladığını vurgulayan Büyük, “Reaksiyonun ana kaynaklarından biri bor-11 izotopu. Dünyada yüzde 70 bor rezervine sahip olan ülkemiz için bu ciddi bir önem taşıyor. Sürdürülebilir enerji üretimi mümkün hale geldiğinde ve mevcut teknik zorluklar aşıldığında Türkiye, dünyadaki en önemli stratejik yakıt sağlayıcı ülkelerden biri olabilir” diye konuştu. Bu alandaki çalışmaların yüksek maliyetli altyapı ve tesis yatırımları gerektirdiğini belirten Büyük, Türkiye’nin özel sektör, üniversiteler ve kamu kurumları arasında ortak bir strateji oluşturmasının önemine dikkat çekti. ‘Sağlık Alanında Da Potansiyeli Var’ Proton-bor füzyonunun yalnızca enerji üretimiyle sınırlı olmadığını belirten Büyük, reaksiyon sonucu ortaya çıkan alfa parçacıklarının tıbbi uygulamalarda kullanılabileceğini söyledi. Büyük, “Proton-bor füzyonundan ortaya çıkan alfa parçacıklarının başta kanser olmak üzere çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanımına yönelik ciddi bir potansiyel bulunuyor” dedi. Yeditepe Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İpek Karaaslan da Türkiye’nin bor kaynakları nedeniyle bu alandaki gelişmelerin dışında kalmaması gerektiğini söyledi. Karaaslan, proton-bor füzyonunun henüz deneysel aşamada olduğunu belirterek, Türkiye’nin özellikle proton ve bor içeren malzemelerin geliştirilmesi ile sağlık uygulamalarında önemli bir rol üstlenebileceğini ifade etti. ‘Enerji Krizlerinin Yaşandığı Dönemde Önemli’ Füzyon çalışmalarının teknik açıdan zorlu bir alan olduğunu belirten Karaaslan, dünyada enerji ihtiyacının arttığı ve karbon sıfır hedeflerinin öne çıktığı bir dönemde bu araştırmaların önem kazandığını söyledi. Türkiye’nin bor kaynaklarının bu alanda stratejik avantaj sağlayabileceğini belirten Karaaslan, “Ülkemizin bir bor ülkesi olduğunu düşünürsek bu çalışmaların içinde yer almamak büyük bir kayıp olur” dedi. ‘Çalışmalarımız Devam Etmektedir’ Çin merkezli ENN Grup çalışanı Dr. Bing Liu ise şirket olarak 2035 yılı itibarıyla ticari prototip ölçeğine geçmeyi hedeflediklerini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu aşamada yaklaşık birkaç metre ebatlarında olan reaktörün, bir normal mahalle içerisinde rahat ve güvenli bir şekilde temiz enerji üretimini sağlayabileceğini düşünüyoruz. Bu noktada gerekli çalışmalarımız devam etmektedir” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Havacılık Motorlarında Yeni Dönem: TEI TEKNOLOJİ Çatısı Kuruluyor Haber

Havacılık Motorlarında Yeni Dönem: TEI TEKNOLOJİ Çatısı Kuruluyor

Türkiye'nin havacılık motorları alanındaki mühendislik kapasitesini daha etkin değerlendirmek, geliştirme süreçlerini hızlandırmak ve uzmanlaşmayı güçlendirmek amacıyla önemli bir yeniden yapılanma hayata geçiriliyor. TEI bünyesinde yürütülen, fikri ve sınai hakları Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığına (SSB) ait olan TF35000, TS3000 motor projeleri, malzeme geliştirme çalışmaları ile TRMOTOR bünyesinde yürütülen yardımcı güç ünitesi ve motor programları, TRMOTOR'un yeni ünvanı olan "TEI TEKNOLOJİ" çatısı altında yeniden yapılandırılacak. Bugüne kadar TEI bünyesinde TF35000 ve TS3000 programlarında görev yapan mühendislik ve diğer teknik ekipler de kurumsal bilgi birikiminin ve proje sürekliliğinin korunması amacıyla çalışmalarını, TEI TEKNOLOJİ bünyesinde sürdürecek. - Motor geliştirme çalışmaları TEI TEKNOLOJİ'de buluşacak Türk Havacılık Uzay Sanayii (TUSAŞ), GE Aerospace, Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı (TSKGV) ve Türk Hava Kurumu (THK) ortaklığında 1985'te kurulan TEI, Türkiye'nin havacılık motorları alanındaki en köklü mühendislik ve üretim kuruluşlarından biri olarak öne çıkıyor. Kuruluşundan bu yana üretim, montaj, test ve mühendislik altyapısını sürekli geliştiren TEI, bugün CFM LEAP, GE Aerospace GEnx ve GE9X başta olmak üzere, dünyanın en yaygın sivil ve askeri havacılık motoru programlarının önemli tedarikçileri arasında yer alıyor, 50'den fazla motor programı için üretim gerçekleştiriyor. Uluslararası programlarda kazandığı üretim kültürü ve mühendislik tecrübesini milli projelere de taşıyan TEI, Türk savunma sanayisinin ihtiyaç duyduğu kritik motor teknolojilerinin geliştirilmesi ve üretilmesinde önemli sorumluluk üstleniyor. Havacılık motorları ve güç sistemleri alanında yerli ve milli çözümler geliştirmek amacıyla 2017 yılında kurulan TRMOTOR da gaz türbinli motorlar ve yardımcı güç ünitesi sistemlerine yönelik yürüttüğü çalışmalarla, Türkiye'nin özgün motor geliştirme ekosisteminin önemli aktörlerinden biri haline geldi. Şirket, güçlü teknoloji altyapısı, yetişmiş insan kaynağı ve geliştirdiği mühendislik yetkinlikleriyle son yıllarda yürütülen özgün motor projelerine önemli katkılar sağladı. SSB'ye ait fikri ve sınai haklarla yürütülen motor ve malzeme geliştirme çalışmaları, TRMOTOR'un yardımcı güç ünitesi ve motor programlarıyla birlikte, TEI TEKNOLOJİ çatısı altında buluşacak. Yeni yapılanmayla birlikte, özgün motor geliştirme faaliyetleri tek bir organizasyon yapısı olacak TEI TEKNOLOJİ içinde yürütülerek mühendislik kaynaklarının daha etkin değerlendirilmesi, proje yönetiminde çevikliğin artırılması ve geliştirme süreçlerinin hızlandırılması hedefleniyor. - Geliştirme faaliyetlerinin ana omurgası olacak TEI TEKNOLOJİ bünyesinde yürütülecek programlar, Türkiye'nin yeni nesil havacılık motorları alanındaki geliştirme faaliyetlerinin ana omurgasını oluşturacak. Yeni organizasyon modeliyle birlikte, mühendislik ekipleri ortak teknik hedefler doğrultusunda çalışacak. Bilgi paylaşımı, proje koordinasyonu ve geliştirme süreçleri de tek bir yapı içinde daha etkin şekilde yönetilecek. Yeni yapılanma kapsamında, TS1400 ve PD170 motor programları TEI bünyesinde yürütülmeye devam edecek. Böylece söz konusu motorların üretim, teslimat, platform entegrasyonu ve kullanıcı ihtiyaçlarının kesintisiz şekilde karşılanması sağlanacak. TEI'nin Parça ve Modül İmalatı, Servis ve Ürün Desteği başta olmak üzere, mevcut ana faaliyet alanlarında da herhangi bir değişiklik olmayacak. Taraflar, SSB tarafından yürütülen TF35000 ve TS3000 programlarının, TEI TEKNOLOJİ'ye sorunsuz ve zamanında devredilmesi konusunda mutabakata varırken, geçiş süreci boyunca proje takvimlerinin, teknik faaliyetlerin ve mevcut yükümlülüklerin kesintisiz şekilde yürütülmesi esas alınacak. Yeni organizasyon modeliyle birlikte TEI, üretim, teslimat, ürün desteği, olgunlaşmış motor programları ve uluslararası iş birliklerine odaklanacak. TEI TEKNOLOJİ ise özgün motor geliştirme, yardımcı güç üniteleri, malzeme geliştirme ve ileri AR-GE faaliyetlerinde uzmanlaşacak. - GE Aerospace ortaklığı aynı şekilde devam edecek Yeni yapılanma, TEI'nin mevcut ortaklık yapısını veya uluslararası faaliyetlerini etkilemeyecek. TEI ile GE Aerospace arasında 41 yıldır başarıyla sürdürülen stratejik ortaklık, aynı yapıyla devam edecek. Bu doğrultuda TEI, uluslararası sivil ve askeri motor programlarındaki üretim sorumluluklarını sürdürürken, küresel tedarik zincirindeki güçlü konumunu koruyacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.