Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Maneviyat

Kapsül Haber Ajansı - Maneviyat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Maneviyat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

LİBERİST’26’da Düşüncenin Rotası Yeniden Çizildi Haber

LİBERİST’26’da Düşüncenin Rotası Yeniden Çizildi

Gün boyunca gerçekleşen panel, söyleşi ve konuşmalarda şehirlerden kültürel mirasa, bilimin yeni sorularından edebiyatın geleceğine, teknoloji ile insan arasındaki değişen ilişkiye kadar pek çok konu tartışıldı. Gençlerin kültür, sanat ve düşünce dünyasına erişimini destekleyen Askıda Bilet uygulamasıyla üç yüz üniversite öğrencisi LİBERİST’26’ya ücretsiz katıldı. Kültür-sanat alanında disiplinlerarası buluşmalara alan açan Liber Kültür Sanat Derneği’nin yıllık zirvesi LİBERİST, ikinci yılında “Yeniden Düşünmek” temasıyla İş Sanat Kültür Merkezi’nde gerçekleşti. Akademisyenleri, sanatçıları, yazarları ve düşünürleri aynı sahnede buluşturan zirve, bir gün boyunca farklı disiplinlerin bugünün dünyasına yönelttiği sorulara alan açtı. Ana etkinlik moderasyonunu Erhan Ali Yılmaz’ın üstlendiği LİBERİST’26’da “Yeniden Düşünmek” teması, gün boyunca farklı disiplinlerin kendi soruları üzerinden ele alındı. Liber Kültür Sanat Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Ferah Türel’in açılış konuşmasıyla başlayan program, piyanist Beril Eren ve kemancı Aras Sulanç’ın müzik dinletisinin ardından Türkiye İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Bali’nin konuşmasıyla devam etti. Geleceğe iz bırakmak ve yeniden düşünmek üzerine konuşan Bali, “Yeniden düşünmeyi teklif etmek, zekâ ve cesaretin ötesinde aslında bir haysiyet meselesidir” diyerek kültür ve sanatın yerleşik fikirlerin üzerindeki örtüyü kaldırma gücüne dikkat çekti ve “Ya gelecek için her şeyi yeniden düşünmek zorundaysak?” sorusunu gündeme taşıdı. Liber Kültür Sanat Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Ferah Türel ile Prof. Dr. Besim Dellaloğlu’nun gerçekleştirdiği Liberist Özel Söyleşisi’nde, Dellaloğlu’nun Poetik ve Politik kitabından hareketle kültür, kalkınma ve ortak düşünce zemini konuşuldu. “Yeniden düşünmek için önceden düşünmüş olmak gerekir” diyen Dellaloğlu, kalkınmanın yalnızca sayısal göstergeler üzerinden değerlendirilemeyeceğine ve birlikte düşünebilmek için ortak bir dil ve zihniyete ihtiyaç olduğuna dikkat çekti. Özlem Gürses moderatörlüğündeki “Kimin Şehri? Kamusal Alanı Yeniden Düşünmek” başlıklı sanat panelinde Murat Germen ve Emre Zeytinoğlu, sanatın kamusal alandaki yeri üzerinden günümüz kentlerini tartıştı. Kamusal alanda sanata erişimden farklı sınıf ve kimliklerin bir arada var olmasına uzanan panelde; çoğulluk, iktidar, aidiyet ve toplumun kamusal alanı sahiplenme biçimleri ele alındı. Nilay Örnek moderatörlüğündeki Kültürel Miras Panel’inde ise Prof. Dr. Hüsamettin Koçan, bir toplumun kendi hafızasını yaratmasının önemine dikkat çekerek kültürel miras, toplumsal bellek ve aidiyet arasındaki ilişkiyi ve Baksı Müzesi’nin hikâyesini anlattı. Prof. Dr. Veysi Erkcan Özcan moderatörlüğündeki bilim panelinde Prof. Dr. Çiğdem Gündüz Demir ve Doç. Dr. Özlem Beyarslan, yapay zekânın bilimsel düşünme ve öğrenme biçimlerini nasıl dönüştürdüğünü tartıştı. Yapay zekânın sağladığı hızın insanın düşünme ve sezgi geliştirme süreçlerine etkisi ele alınırken, “Yapay zekânın sezgisi olabilir mi?” sorusu üzerinden insan sezgisi ile yapay zekânın ürettiği sonuçlara duyulan güven de sorgulandı. Prof. Dr. Zekiye Antakyalıoğlu moderatörlüğündeki edebiyat panelinde Yalın Alpay ve Cem Alpan, çağımızın edebiyatının bugünü ve geleceği nasıl yeniden düşündüğünü ele aldı. Bireyselleşmenin ve daralan kamusal alanın edebiyattaki karşılığı özkurmaca üzerinden tartışılırken; iklim krizi ve toplumsal travmalar gibi çağın meselelerinin yeni ve melez anlatı biçimlerini nasıl ortaya çıkardığı değerlendirildi. “Teknoloji ve İnsanı Yeniden Düşünmek” başlıklı felsefe panelinde ise Prof. Dr. Kaan Harun Ökten, Prof. Dr. Emre Şan ve Pelin Dilara Çolak, teknolojinin insanın dünyayı görme ve deneyimleme biçimleri üzerindeki etkisini tartıştı. “Teknoloji dünyanın tek ve baskın görme biçimi olma yolunda mı?” sorusunun gündeme geldiği panelde, teknolojinin zaman algısından bilme biçimlerimize, düşünme ve analiz yetilerimizden bireyleşme süreçlerimize kadar uzanan etkileri ele alındı. Teknolojik araçların maneviyat gibi farklı alanları da dönüştürdüğüne dikkat çekilirken, teknolojinin yarattığı değişimde felsefenin rolü tartışıldı. Günün “Yapay Zeka Çağında Satır Araları” başlıklı kapanış panelinde ise Prof. Dr. Itır Erhart ve FutureBright Group Kurucusu Akan Abdula, yapay zekânın yalnızca çalışma hayatını değil, insan ilişkilerini de dönüştürdüğüne dikkat çekti. Farklı alanlardan yola çıkan konuşmaların ortak noktasında, değişen dünyayı anlamak için yalnızca yeni cevaplar aramanın değil, bugüne kadar doğru kabul edilen soruları ve düşünme biçimlerini de yeniden ele almanın gerekliliği öne çıktı. Askıda Bilet ile üç yüzden fazla üniversite öğrencisi zirveye katıldı LİBERİST’in gençlerin kültür, sanat ve düşünce dünyasına erişimini desteklemek amacıyla sürdürdüğü Askıda Bilet uygulaması, zirvenin ikinci yılında daha fazla üniversite öğrencisine ulaştı. 2025 yılında “Merak” temasıyla gerçekleştirilen ilk LİBERİST, altı yüz katılımcıyı aynı çatı altında buluştururken, Askıda Bilet sayesinde doksan dört üniversite öğrencisi etkinliğe ücretsiz katılmıştı. Bu yıl yaklaşık sekiz yüz katılımcıyla gerçekleşen LİBERİST’26’da ise Askıda Bilet desteğiyle üç yüzden fazla üniversite öğrencisi zirveyi ücretsiz takip etti. Ferah Türel: “LİBERİST’in büyümesini yalnızca katılımcı sayısıyla ölçmüyoruz” Liber Kültür Sanat Derneği Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Ferah Türel, LİBERİST’26’nın ardından yaptığı değerlendirmede zirvenin ikinci yılında sekiz yüz katılımcıya ulaşmasının ve üç yüz üniversite öğrencisinin Askıda Bilet desteğiyle etkinliğe katılmasının kendileri için ayrı bir anlam taşıdığını belirtti. Türel, “LİBERİST’in büyümesini yalnızca katılımcı sayısıyla ölçmüyoruz. Bizim için asıl değerli olan, burada ortaya çıkan soruların ve fikirlerin bu salonun dışına taşması. Bu yıl ‘Yeniden Düşünmek’ derken insanları bildiklerinden vazgeçmeye değil, bildiklerine başka bir yerden bakmaya davet ettik. Sanattan bilime, edebiyattan felsefeye çok farklı alanlardan insanların aynı gün içinde birbirinin düşüncesine temas ettiğini görmek bizim için çok kıymetli. Özellikle Askıda Bilet sayesinde üç yüz üniversite öğrencisinin bu buluşmanın parçası olması, LİBERİST’in yaratmak istediği düşünce alanının daha fazla gence ulaşması açısından bizi ayrıca mutlu ediyor. Önümüzdeki yıllarda bu alanı daha da büyütmek, daha fazla insanı soru sormaya, tartışmaya ve birlikte düşünmeye davet etmek istiyoruz” dedi. Kitap kulübünden disiplinlerarası bir düşünce alanına 2019 yılında bir kitap kulübü olarak başlayan Liber, 2023 yılında otuz sekiz kadın kurucu üyenin öncülüğünde dernekleşti. Bugün dokuz yüz yirmi kişilik kitap kulübü ağı ve seksen üç aktif üyesiyle çalışmalarını sürdüren Liber Kültür Sanat Derneği; okuma kültürünü yaygınlaştırmayı, sanatı ve sanatçıyı desteklemeyi, bilimsel düşünceyi teşvik etmeyi ve kültürel mirası evrensel bir yaklaşımla geleceğe taşımayı amaçlıyor. İlki 2025 yılında “Merak”, ikincisi ise “Yeniden Düşünmek” temasıyla gerçekleştirilen LİBERİST Kültür ve Sanat Zirvesi de derneğin farklı disiplinler ve farklı bakış açıları arasında diyalog kurma yaklaşımının en geniş buluşma alanlarından birini oluşturuyor. Bir gün boyunca farklı disiplinlerin sorularını aynı sahnede buluşturan LİBERİST’26, ikinci yılını tek bir cevaba ulaşmaya çalışmak yerine yeni sorulara alan açarak tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kars Yaşayan Miras Şöleni Tüm Coşkusuyla Başladı Haber

Kars Yaşayan Miras Şöleni Tüm Coşkusuyla Başladı

Zengin sanatsal ve kültürel birikimiyle Yaşayan Miras Şöleni'ne ev sahipliği yapan Kars'ta, Somut Olmayan Kültürel Miras Ulusal Envanteri'nde yer alan âşıklık geleneği, Köse, Kazkaz ve Farfarafilli oyunları, keçecilik, mey yapımcılığı ve icracılığı, geleneksel oyuncak yapımı, yağmur duası törenleri ve mani söyleme geleneği olmak üzere 9 unsur ile 60 Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı bulunuyor. 16 farklı ilden toplam 50 Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı ve sanatkârın katıldığı ve birçok sanat dalının tanıtıldığı etkinlik, Gazi Kars Bedesteni'nde sanatseverlerle buluşuyor. Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcılarına ve sanatseverlere ev sahipliği yapan, yaşayan mirasımızın parçası geleneksel el sanatlarımızı desteklemeyi, sanatları ve sanatçıları tanıtmayı ve bu eşsiz mirası gelecek kuşaklara aktarmayı amaçlayan “Kars Yaşayan Miras Şöleni” başladı. Gazi Kars Bedesteni'nde gerçekleşen açılış törenine; Kars Valisi Ziya Polat, AK Parti Kars Milletvekili Adem Çalkın, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdür Yardımcısı Dr. Serkan Emir Erkmen ve Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğü Halk Kültürü Dairesi Başkanı Pervin Oymak katıldı. Uygulamalı atölyeler, sergiler, konserler, gösteriler, ustalarla söyleşiler ve mahalli sanatçıların performanslarına ev sahipliği yapan şölen, Kars'ın kültürel ve sanatsal atmosferinin zenginleşmesine katkı sağlıyor. Serhat şehrimiz Kars'ta ikinci defa düzenlenen Yaşayan Miras Şöleni, ziyaretçilere el sanatlarının inceliklerini yakından deneyimleme ve yaşayan miras unsurlarıyla tanışma fırsatı sunuyor. Kars Valisi Ziya Polat; “Büyüklerimizden, ecdadımızdan aldığımız mirası, örfümüzü, adetimizi yarınlara aktaracak şehirdeyiz.” Kars Valisi Ziya Polat yaptığı açıklamada, “Sultan Alparslan Han'ın diyarından, Harakani Hazretleri'nin huzurunda, on binlerce şehidin memleketinde yaşayan miras, gerçekten hak ettiği şehirlerden birisinde. Gazi Kars'ta, Ruslara karşı yapılan savunmada verdiği mücadeleyle ilk gazilik unvanını alan şehirdeyiz. Kafkasya'ya açılan kapıdayız. Anadolu'ya açılan kapıdayız. İnşallah daha birçok kapıya açılacak bir şehirdeyiz. Büyüklerimizden, ecdadımızdan aldığımız mirası, örfümüzü, adetimizi yarınlara aktaracak şehirdeyiz. Gazi Kars'tayız, Serhat Kars'tayız. Kültür ve Turizm Bakanlığımızın yaşayan miras şöleni geçtiğimiz yıl buradan başlamıştı. Bu sene biraz öne aldık. Gazi Kars turizm'de bu sene rekorlar üzerine rekorlar kırıyor. 650.000’in üzerinde misafirimizi bu şehir ağırladı. Bu insanlar bu şehre boşuna gelmiyor. Bu şehrin tarihiyle, kültürüyle mirasına geliyor. Bu şehir özel bir şehir. Ani yurdu. Türklerin ilk yurdu. On binlerce şehidimiz Sarıkamış'ta. Bu yurdu emanet ettikleri nesil, gelecek nesil burada. Biz de üzerimize düşen görevi hak ettiği gibi aldığımız emaneti yarınlara aktarmakla görevliyiz. Bu vesileyle Kültür ve Turizm Bakanlığımıza çok çok teşekkür ediyorum” diyerek konuşmasını sonlandırdı. “Kars; her köşesinde bir maneviyat, tarihi bir birikim, kültür ve medeniyet izi taşıyan bir şehirdir” AK Parti Kars Milletvekili Adem Çalkın konuşmasında, “Bizler Kars’ta yaşıyoruz. Kars; her köşesinde bir maneviyat, tarihi bir birikim, kültür ve medeniyet izi taşıyan bir şehirdir. Bu programın tam anlamını ve manasını bulduğu topraklarda, Serhat Kars’ta, Gazi Kars’ta hep birlikteyiz. Biraz önce Halk Kültürü Daire Başkanımız Pervin Oymak bana çok kıymetli bir anekdot aktardı. Hakikaten çok değerliydi: ‘Ülkeler sınırlarını savaşlarla genişletebilir ama kültürlerini savaşla var edemezler.’ Dolayısıyla bizler kültürümüzü ve medeniyetimizi yaşattığımız sürece ülkemizi ve vatanımızı da yaşatmış olacağız. Bu anlamda şehir olarak çok şanslıyız. Biz, Kafkasya’nın Anadolu’ya açılan serhat şehriyiz. Burada Karapapak Türkleri, Ahıska Türkleri, Azerbaycan Türkleri, Kürtler ve Türkmenler olarak hepimizin ayrı bir kültürü, ayrı bir anlayışı var. Bu çeşitlilik ve birliktelik de şehrimizi güzelleştiriyor. Bizim düğünlerimizde tek bir ezgi değil, farklı farklı ezgiler çalınır. Sofralarımızda tek bir kültürün değil, Kafkasya’nın ve Anadolu’nun ortak kültürü yer alır. Bizler Ani gibi bir mirası taşıyoruz. Burada Selçuklu’nun ve Osmanlı’nın mirasına sahip çıkıyoruz. Ebul Hasan-ı Harakani Hazretleri gibi bir zatın mirasını taşıyoruz ve bu mirası yaşatmak zorundayız. Çocuklarımızla, gençlerimizle; soframızdan düğünlerimize, halaylarımızdan nakışlarımıza kadar her alanda bu değerleri devam ettirmek durumundayız.” ifadelerini kullandı. “16 ilden gelen 50 sanatçı ile burada bir arada olacağız” Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdür Yardımcısı Dr. Serkan Emir Erkmen yaptığı açıklamada, “Bizleri biz yapan değerler olan somut olmayan kültürel mirasımızı yaşatmak, desteklemek, sanatçılar arası ilişkileri geliştirmek, somut olmayan kültürel mirasımıza ilişkin farkındalığı ve görünürlüğü artırmak amacıyla gerçekleştirdiğimiz Yaşayan Miras Şöleni vesilesiyle Kars'ta sizlerle yeniden bir arada olmanın gururunu ve mutluluğunu yaşıyorum. Üç gün boyunca; iğne oyasından ahşap oyuncağa, tar yapımından sedefkârlığa kadar çeşitli sanat dallarından, 16 ilden gelen 50 sanatçı ile burada bir arada olacağız. Gençler, çocuklar ve yetişkinler geleneksel sanatlarımızı burada deneyimleme ve görme fırsatı bulacaklar. Geleneksel Türk tiyatromuzun önemli unsurlarından olan Karagöz ve kukla gösterileri gerçekleştirilecek, hat ve ebru sergileri açılacak. Aynı zamanda şölenimizin coşkusunu artıracak konserler de düzenlenecek. Biz Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak yaşayan mirasımızı korumak ve gelecek kuşaklara aktarmak için elimizden geleni yapıyoruz.” diye konuştu. Protokol ve beraberindeki heyet açılış töreninin ardından El Sanatları Stantlarında sanatçıların performanslarını izleyip Geleneksel Çocuk Oyunları Alanı ve Türk Süsleme Sanatları Sergileri’nin açılışına katıldı. GEÇMİŞTEN GELECEĞE SANATLA DOLU ŞÖLEN Geleneksel okçuluk gösterisi, Halk Oyunları gösterisi ve tulum icrası performansı ile başlayan ve zengin sanatsal ve kültürel birikimiyle Yaşayan Miras Şöleni’ne ikinci defa ev sahipliği yapan Kars’ta İğne Oyacılığı, Ahşap Oyuncak Yapımı, Ahşap Baskı / Yazmacılık, Lüle Taşı İşleme, Rize Bezi Dokuma, Tespih Yapımı, Cam Altı, Bağlama ve Tar Yapımı, Siirt Battaniyesi Dokuma, Ahşap İşleri, Gümüş ve Oltu Taşı İşleme, Baston Yapımı, Çinicilik, Karabağ Kilimi Dokuma, Kırkyama, Telkâri, Bıçakçılık, Naht, Bitkisel Örücülük, Tel Kırma, Cam İşleri, Deri İşleme, Kazaziye, Sedefkârlık, Mücevher Sâdekârlığı gibi geleneksel el sanatlarımızın usta temsilcileri, Gazi Kars Bedesteni’de kendileri için hazırlanan stantlarda eserlerini tanıtıyor. Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcılarının gerçekleştirdiği çeşitli etkinliklerin de yer aldığı Şölen’de Atakan Berk Epruzoğlu Halk Müziği dinletisiyle Karslılarla biraraya gelirken, Türk Süsleme Sanatları Sergileri kapsamında Biz Ebru Atölyesi sanatçılarının Ebru Sergisi, Suna Gözüm’ün Mozaik Sergisi ile Yasemin Yurtkuran'ın Hüsn-i Hat Sergisi'de sanatseverlerle buluşuyor. Gazi Kars Bedesteni’nde gerçekleşen şölende, çocuklara yönelik etkinlikler kapsamında; Karagöz sanatçısı Yılmaz Karakuzu’nun Karagöz Gösterisi, Kukla sanatçısı Oğuzhan Vartolioğlu’nun Kukla gösterisi minik ziyaretçilere keyifli anlar yaşatarak onları geleneksel çocuk oyunlarıyla tanıştırıyor. Ayrıca oluşturulan çocuk oyun alanlarında Mangala, Topaç Çevirme, Seksek, Dokuztaş gibi geleneksel çocuk oyunları minik ziyaretçilerle buluşuyor. Şölen kapsamında Cumhuriyet Meydanında (Şehir Stadyumu Yanı) Şahin Atabay ve saz arkadaşları sazın sözün buluştuğu türkü dinletisiyle sanatseverlerle bir araya geldi. Ülkemizin tanınmış sanatçılarından Ekin Uzunlar ücretsiz halk konseriyle 12 Haziran Cuma akşamı Karslılarla buluşacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gelenekle Modernlik Arasında Köprü Kuran Kadın Sufiler! Haber

Gelenekle Modernlik Arasında Köprü Kuran Kadın Sufiler!

Dr. Yalçınkaya, kadın sufilerin tarih boyunca “toplumun manevi dokusunu örerken satır aralarında kalmış kahramanlar” olduklarını söyledi. ABD’deki Harvard Üniversitesi Ortadoğu Araştırmaları Merkezinde doktora sonrası araştırmalarını sürdüren Dr. Yalçınkaya, Geç Osmanlı ve Erken Cumhuriyet döneminde yaşamış kadın sufilerin “gelenek ile modernlik arasında köprü kuran öncü şahsiyetler” olduğunu vurguladı. Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü Öğretim Üyesi Dr. Arzu Eylül Yalçınkaya, Harvard Üniversitesi’nde yürüttüğü çalışmalarda Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan süreçte kadın sufilerin manevi, kültürel ve toplumsal rollerini mercek altına aldı. ABD’deki Harvard Üniversitesi Ortadoğu Araştırmaları Merkezinde doktora sonrası araştırmalarını sürdüren Dr. Yalçınkaya, Geç Osmanlı ve Erken Cumhuriyet döneminde yaşamış Hatice Cenan Sultan, Semiha Cemal Hanım, Samiha Ayverdi, Safiye Erol, Meşkure Sargut ve Sofi Huri gibi isimlerin “gelenek ile modernlik arasında köprü kuran öncü şahsiyetler” olduğunu vurguladı. Dr. Arzu Eylül Yalçınkaya, “Bu kadınlar, resmi unvanlardan ziyade manevi rehberlikleriyle toplumsal birlik ve empatiyi güçlendirdiler. Onlar hep oradaydılar; gönül erleri yetiştiren gönül anneleri, kültürümüzün isimsiz mimarları oldular.” dedi. “Kadınlar geri plandaydı” algısı bir yanılgı Tasavvuf geleneğinde kadınların genellikle geri planda kaldığı yönündeki yaygın algıyı değerlendiren Dr. Yalçınkaya, kadın sufilerin tarihsel olarak tasavvufun görünmez mimarları olduğunu ifade etti. Dr. Yalçınkaya, “Tarihsel olarak baktığımızda kadın sufiler, tasavvuf geleneğinin görünmez mimarları gibidir. İlk İslam asırlarından itibaren kadınlar tasavvuf yolunda varlık göstermiş, ancak isimleri çoğu zaman kayda geçmemiştir.” dedi. 8. yüzyılda yaşamış Rabia el-Adeviyye’nin, “kadınların da en yüksek manevi mertebelere ulaşabileceğini kanıtladığını” dile getiren Dr. Yalçınkaya, Osmanlı döneminde ise kadınların rolünün çoğunlukla tekke ve dergahların “gönül mutfağını işletmek şeklinde” olduğunu belirtti. Osmanlı’nın son dönemine damga vuran Ken’an Rifai Hazretleri’nin annesi Hatice Cenan Sultan’ın rolüne dikkat çeken Dr. Yalçınkaya, Hatice Cenan Hanım’ın oğluna olan nasihatini aktararak, bir kadın sufinin toplumsal birlik ve empatiyi nasıl yücelttiğini söyledi. Dr. Yalçınkaya, kadın sufilerin rolünün resmi unvanlardan ziyade manevi rehberlikte gizli olduğunu dile getirerek, “Dolayısıyla ‘kadınlar geri plandaydı’ algısı, tarihin satır aralarını okumadığımızda ortaya çıkan bir yanılgı. Aslında onlar hep oradaydı; gönül erleri yetiştiren gönül anneleri, kültürümüzün isimsiz mimarları oldular.” diye konuştu. Kadın sufilerin yaşam öyküleri birer yol haritası niteliğinde Modern dünyanın karmaşasında yön arayan kadınlar için tarihsel kadın sufilerin yaşam öykülerinin birer yol haritası niteliğinde olduğunu belirten Dr. Yalçınkaya, onların ortak paydasının “irade, sabır ve sevgiyle kendi nefislerini aşarak topluma ışık saçmaları” olduğunu kaydetti. Cumhuriyet’in ilk kadın felsefecilerinden Semiha Cemal Hanım’ın hayatını, “akılla kalbin, bilimle maneviyatın buluşmasına örnek” olarak gösteren Dr. Yalçınkaya, onun felsefe eğitimi almasının tasavvuf yolunda engel değil, aksine bir donanım olduğunu, Semiha Cemal’in azminin, “ilim ve irfan birlikte olabilir” mesajını genç kadınlara ulaştırdığını söyledi. Samiha Ayverdi’nin, romanlarıyla tasavvufun sevgi ve olgunlaşma prensiplerini geniş kitlelere taşırken; Safiye Erol’un ise “bir kadının hem entelektüel hem de manevî olabileceğini” göstermesiyle dikkat çektiğini anlatan Dr. Arzu Eylül Yalçınkaya, “Meşkûre Sargut Hanım ise adanmışlığı ve hizmet anlayışıyla modern kadına sabır, sevgi ve sadakat dersi veriyor. Sofi Huri ise farklı bir kültürden gelip tasavvufun enginliğinde hakikati bulan evrensel bir örnek olarak sevginin sınır tanımadığını hatırlatıyor.” ifadesinde bulundu. Günümüz tasavvuf çevrelerinde Cemalnur Sargut’un annesi olarak bilinen Meşkûre Sargut Hanımefendi’nin yaşamını “tam bir adanmışlık destanı” olarak nitelendiren Dr. Yalçınkaya, onun hikayesinin modern kadınlar için sabır, sadakat ve hizmetin sembolü olduğunu kaydetti. Maneviyat, günlük hayatla bütünleşmeli Modern dünyadaki ruhsal doyumsuzluk ve aidiyet eksikliğine karşı kadın sufilerin birer “kutup yıldızı gibi yolumuzu aydınlattığını” ifade eden Dr. Yalçınkaya, bu figürlerin maneviyatın günlük hayatla bütünleşebileceğinin kanıtları olduğunu söyledi. Samiha Ayverdi’nin kadının toplumsal uyumdaki rolünü tanımlayan sözlerini hatırlatan Dr. Yalçınkaya, Ayverdi’ye göre kadının, “cemiyet ahenginin ipuçlarını elinde tutan ve aile kavramını petekleyip dolduran sırlı kuvvet” olduğunu belirtti. “Toplumsal birliktelik ve empati, maneviyat arayışındaki herkese iyi gelecektir.” Dr. Arzu Eylül Yalçınkaya, kadın sufilerin, özellikle 1966’da Samiha Ayverdi’nin öncülüğünde kurulan Türk Kadınları Kültür Derneği (TÜRKKAD) gibi sivil toplum faaliyetleri aracılığıyla “geleneksel maneviyatı modern toplum formuna adapte ettiklerini” ve bunun günümüzde STK’larda kadınların üstlenebileceği rol için yol gösterici olduğunu ifade etti. Kadın sufiler “modern Türkiye’de bir tür manevi arka plan liderliği” yaptı Harvard Divinity School’a sunduğu araştırma önerisinin temelinde, kadın sufilerin Cumhuriyet döneminde manevi geleneğin devamında üstlendiği “arka plandaki misyonun” yattığını belirten Dr. Yalçınkaya, kadın sufilerin “modern Türkiye’de bir tür manevi arka plan liderliği” yaptığını dile getirdi. Bu çalışmaların toplumsal hafızaya kazandırılmasıyla oluşacak etkiye değinen Dr. Yalçınkaya, şunları kaydetti: “Cumhuriyet döneminde tekkelerin resmen kapalı olduğu zaman diliminde, manevi geleneğin sönmeyen ışığı kadınlar sayesinde devam etti... Kadınlar bu geleneğin öznesi, aktörü, kurucusu, hamisi olagelmiş.” Sofi Huri gibi evrensel örneklerin İslam tasavvufunun kapsayıcılığını göstermesi açısından kritik olduğunu vurgulayan Dr. Yalçınkaya, yabancı meslektaşlarının bu hikayelere hayran kaldığını ve böylece “kültürel diplomasi” diyebileceği bir faydanın ortaya çıktığını belirtti. Dr. Yalçınkaya, sözlerini bu kadın sufilerin hayatlarından öğrenilecek daha çok şeyimiz olduğunu dile getirerek, şöyle noktaladı: “Bu kadın sufilerin hayatlarından öğrenecek daha çok şeyimiz var. Onları okudukça, anlattıkça hem kendimiz manevi olarak besleniyoruz hem de toplumumuza ilham olacak değerler kazandırıyoruz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.