Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Marka Algısı

Kapsül Haber Ajansı - Marka Algısı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Marka Algısı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Haber Yeniden Kullanımı Nasıl Olur? Haber

Haber Yeniden Kullanımı Nasıl Olur?

Bir haber masasında asıl darboğaz çoğu zaman fikir değil, sürdürülebilir akıştır. Gün içinde yayın ritmi yükseldikçe aynı içeriği farklı mecralarda, farklı formatlarda ve farklı okur beklentilerine göre değerlendirmek gerekir. Tam da bu noktada haber yeniden kullanımı nasıl olur sorusu, yalnızca editoryal verimlilikle ilgili değil; telif, itibar, hız ve yayın stratejisiyle doğrudan ilgili hale gelir. Haberin yeniden kullanımı, en basit tanımıyla mevcut bir içeriğin yeni bir bağlamda tekrar değerlendirilmesidir. Ancak bu süreç, metni olduğu gibi kopyalayıp başka bir sayfaya koymaktan ibaret değildir. Doğru yapıldığında yayın maliyetini düşürür, görünürlüğü artırır ve içerikten alınan toplam verimi yükseltir. Yanlış yapıldığında ise telif ihlali, güven kaybı ve editoryal kalite sorunu doğurur. Haber yeniden kullanımı nasıl olur? Önce temel ayrımı netleştirmek gerekir. Bir haberin yeniden kullanımı ile yeniden yazımı aynı şey değildir. Yeniden kullanım, mevcut içeriğin haklara uygun biçimde farklı mecralarda yayınlanmasını veya başka bir formatta değerlendirilmesini ifade eder. Yeniden yazım ise aynı bilgi setinden hareketle yeni bir editoryal kurgu üretmektir. Örneğin bir ekonomi haberi internet sitesinde kısa bülten olarak yayınlanmış olabilir. Aynı içerik daha sonra sektör odaklı bir e-bültende genişletilmiş analiz olarak, sosyal medya için öne çıkan veri kartı olarak ya da video haber metni olarak tekrar değerlendirilebilir. Burada kritik nokta, bilginin özü korunurken sunum biçiminin ve hedef kitlenin değişmesidir. Bu yaklaşım özellikle dijital gazeteler, kurumsal yayıncılar, sektör portalları ve ajanslar için işlevseldir. Çünkü tek bir haberin üretim maliyeti sabit kalırken, kullanım alanı genişledikçe içerik yatırımı daha verimli hale gelir. İlk eşik: Telif ve kullanım hakkı Haber yeniden kullanımında en kritik başlık teliftir. Her haber yeniden kullanıma açık değildir. Bir içeriğin kamuya açık olması, serbestçe alınabileceği anlamına gelmez. Bu hata hâlâ çok yaygındır. İnternette görülen bir metnin kaynak gösterilerek alınabileceği varsayılır, ancak çoğu durumda yayın hakkı belirli kurallara bağlıdır. Bu nedenle yayıncıların ilk bakması gereken unsur, içeriğin kullanım modeli olmalıdır. Telifsiz ve ücretsiz dağıtılan haberler ile lisanslı ajans içerikleri arasında ciddi fark vardır. Telifsiz içeriklerde bile kimi zaman kaynak belirtme, başlık değiştirmeme ya da görsel kullanımına ilişkin ek şartlar bulunabilir. Görsel, video ve metin hakları her zaman aynı çerçevede ilerlemez. Kurumsal ölçekte çalışan medya ekipleri için burada en güvenli yol, kullanım şartları açık olan kaynaklarla çalışmaktır. Bu sadece hukuki risk yönetimi değil, operasyonel hız açısından da avantaj sağlar. Editör her içerikte ayrı ayrı tereddüt yaşamaz. Hangi içerikler yeniden kullanıma daha uygundur? Her haber aynı ölçüde yeniden değerlendirilemez. Sıcak gelişmeler yüksek trafik getirse de ömürleri kısadır. Buna karşılık sektör raporları, yönetici açıklamaları, yatırım duyuruları, üretim verileri, fuar haberleri, teknoloji lansmanları ve regülasyon değişiklikleri farklı formatlarda tekrar işlenmeye daha uygundur. Özellikle ekonomi, enerji, savunma, tarım, lojistik ve yapay zeka gibi dikey alanlarda içerik değeri tek günlük olmayabilir. Bir şirket yatırımı haberi ilk gün haber akışında yer alırken, sonraki günlerde sektör analizi içinde kullanılabilir. Aynı gelişme, yatırım trendleri dosyasında referans örnek haline gelebilir. Bu tür haberler, karar verici okur için sadece anlık bilgi değil, bağlam da üretir. Buradaki ölçüt şudur: Haber, ilk yayın anından sonra da anlam taşıyor mu? Eğer taşıyorsa, yeniden kullanım için güçlü bir adaydır. Haber yeniden kullanımında editoryal yöntem Sağlıklı bir yeniden kullanım süreci editoryal planlamayla başlar. Önce haberin çekirdek değeri belirlenir. Bu haberin asıl gücü nerede? Veride mi, açıklamada mı, etkide mi, insan hikayesinde mi? Bu soruya verilen yanıt, içeriğin ikinci hayatını belirler. Ardından hedef mecra tanımlanır. Aynı metin internet gazetesi, kurumsal blog, LinkedIn paylaşımı, e-posta bülteni ve video alt yazısı için aynı tonda kullanılamaz. Her kanalın tempo, uzunluk ve vurgu ihtiyacı farklıdır. Bu nedenle yeniden kullanım, çoğu zaman kısaltma ya da uzatma değil, yeniden konumlandırma işidir. Editör burada üç şeyi korumalıdır. Birincisi olgusal doğruluk, ikincisi bağlam bütünlüğü, üçüncüsü yayın çizgisi. Özellikle başlık değişikliklerinde tıklanma kaygısıyla haberin anlamı bozulursa, kısa vadede trafik alınsa bile kurumsal güven zedelenir. Profesyonel yayıncılıkta bu maliyet görünenden daha yüksektir. Aynı haberi farklı formatlarda değerlendirmek Dijital yayıncılıkta içerik verimliliği artık yalnızca metin üretmekle ölçülmüyor. Bir haberin farklı formatlara taşınabilmesi önemli bir rekabet avantajı sağlıyor. Özellikle yoğun yayın yapan platformlarda aynı bilginin farklı temas noktalarında yer alması marka görünürlüğünü artırıyor. Kısa bir şirket duyurusu önce standart haber olarak yayınlanabilir. Sonrasında yönetici görüşü öne çıkarılarak röportaj kutusuna dönüştürülebilir. Eğer sayı ve veri içeriyorsa infografik destekli bir dosyada yeniden kullanılabilir. Video varsa kısa sosyal klip üretilebilir. Çok dilli yayın yapan yapılarda aynı haber yabancı dil versiyonuyla yeni bir dağıtım alanı da kazanır. Buradaki denge önemlidir. Her içeriği her formata çevirmek verimli olmayabilir. Bazen haber kısa kalmalı, bazen de yalnızca bir bölümünün öne çıkarılması yeterli olur. Yeniden kullanım, içerik enflasyonu yaratmamalı; seçici ve amaç odaklı ilerlemelidir. Kaynak gösterme ve şeffaflık neden kritik? Okur kitlesi profesyonelleştikçe içerikte şeffaflık beklentisi de artar. Özellikle B2B yayıncılıkta, haberin kaynağının ve niteliğinin net biçimde anlaşılması gerekir. Eğer içerik ajans servisi ise bu belirtilmelidir. Kurumsal açıklamaya dayanıyorsa bu açıkça yazılmalıdır. Editoryal olarak yeniden düzenlendiyse bunun çerçevesi korunmalıdır. Şeffaflık sadece etik bir tercih değildir. Aynı zamanda güven üretir. Yatırımcı, yönetici, iletişim profesyoneli ya da sektör temsilcisi; okuduğu içeriğin nereden geldiğini bilmek ister. Bu da haberin yeniden kullanımında metin kadar sunum politikasının da önemli olduğunu gösterir. Yeniden kullanımda sık yapılan hatalar En yaygın hata, haberi olduğu gibi çoğaltıp farklı başlıklarla servis etmektir. Bu yöntem kısa vadede yayın sayısını artırır ama uzun vadede arama görünürlüğü, marka algısı ve okur sadakati açısından zayıf sonuç verir. Yinelenen içerik hissi oluşur. İkinci hata, güncellik kontrolünün atlanmasıdır. İlk yayınlandığında doğru olan veri, birkaç gün sonra eksik veya geçersiz hale gelebilir. Özellikle piyasa, enerji fiyatı, savunma anlaşması, ihale süreci ya da regülasyon gibi alanlarda bu risk yüksektir. Yeniden kullanılacak haber mutlaka güncel durum filtresinden geçirilmelidir. Üçüncü hata ise görsel haklarını metin haklarıyla karıştırmaktır. Bir haberi kullanma izni, içindeki fotoğrafı veya videoyu otomatik olarak kullanma hakkı vermez. Yayıncıların en çok sorun yaşadığı alanlardan biri burasıdır. Kurumsal yayıncılar için en verimli model Kurumsal iletişim ekipleri, dijital gazeteler ve niş sektör yayınları için en verimli model; yeniden kullanıma açık içerikleri planlı bir akışla değerlendirmektir. Bu yaklaşımda içerik sadece yayınlandıktan sonra değil, üretilirken de çoklu kullanım mantığıyla tasarlanır. Örneğin bir sanayi yatırımı haberi hazırlanırken kısa haber versiyonu, yönetici alıntısı, sosyal medya özeti ve görsel alt metinleri baştan kurgulanabilir. Böylece sonradan yetişme stresi azalır. Kapsül Haber Ajansı gibi telifsiz ve ücretsiz içerik sunan yapılar bu açıdan yayıncılara ciddi operasyonel esneklik sağlar. Özellikle sürekli güncel akış ihtiyacı olan dijital mecralarda bu model zaman ve maliyet avantajı üretir. Yine de tek ölçüt hız olmamalıdır. İçeriğin kurum kimliğine, yayın çizgisine ve hedef okur profilinə uyumu her zaman son kontrol noktası olmalıdır. Çünkü güçlü dağıtım ancak doğru editoryal eşleşmeyle değer üretir. Stratejik bakış: Yeniden kullanım neden büyüme aracıdır? Haber yeniden kullanımı çoğu kurumda hâlâ pratik bir masa işi gibi görülüyor. Oysa bu konu doğrudan büyüme stratejisine bağlıdır. Daha fazla içerik üretmek ile mevcut içeriği daha akıllı kullanmak aynı şey değildir. İkinci yaklaşım, özellikle uzmanlık odaklı yayıncılıkta daha sürdürülebilir sonuç verir. Sektörel haberlerde asıl farkı yaratan şey, haber adedi değil, haberin yaşam döngüsünü yönetebilmektir. Doğru seçilmiş bir içerik, ilk yayın anından sonra analiz, görüş, veri kartı, video, dosya haber ve arşiv referansı olarak değer üretmeye devam eder. Bu da yayıncıya yalnızca hacim değil, istikrar kazandırır. Bugünün yoğun medya akışında hız önemli, ancak tek başına yeterli değil. Güvenilir ve yeniden değerlendirilebilir içerik kurabilen yayıncılar, sadece akışa yetişmez; gündemi daha verimli yönetir. Haber yeniden kullanımını bu yüzden teknik bir işlem olarak değil, editoryal sermayeyi büyüten bir yetkinlik olarak görmek gerekir.

HuQQabaz 9 Ülkede Faaliyet Göstererek Büyümeye Devam Ediyor Haber

HuQQabaz 9 Ülkede Faaliyet Göstererek Büyümeye Devam Ediyor

2016 yılında İstanbul’da hayata geçen HuQQabaz, 10. yılında 9 ülkede 33 şubeye ulaşarak yerelden globale uzanan güçlü bir büyüme hikayesi ortaya koyuyor. Yılda 8 milyondan fazla misafiri ağırlayan marka, klasik restoran anlayışının ötesine geçen deneyim yaklaşımıyla gastronomi, atmosfer, servis ve misafirperverliği tek bir dilde buluşturuyor. Şehir hayatının değişen ritmine “nefes arası” fikriyle yanıt veren HuQQabaz, günün farklı saatlerine ve farklı kullanım anlarına uyum sağlayan yapısıyla ayrışıyor. Sabah kahvaltısından akşam geç saatlere, yemekten müziğe, eğlenceden ailelere yönelik deneyimlere uzanan konseptiyle HuQQabaz, günün farklı anlarına hitap eden güçlü bir buluşma noktası yaratıyor. HuQQabaz, farklı lokasyonlarda aynı standardı korurken franchise modelini de güçlü marka algısı ve merkezden yönetilen operasyonel sistemle desteklenen sürdürülebilir bir büyüme yapısına dönüştürüyor. Güçlü Marka Algısı, Yüksek Memnuniyet ve Tekrar Ziyaret Potansiyeli HuQQabaz’ın franchise modeli, sahada karşılığı olan güçlü bir marka algısıyla destekleniyor. Barem Araştırma tarafından gerçekleştirilen araştırmaya göre, markanın müşteri memnuniyet oranı %94,7, NPS skoru 76 olarak ölçüldü. Restoran sektöründe misafir deneyimi, servis standardı ve marka sadakatinin büyüme performansı açısından giderek daha belirleyici hale geldiği bir dönemde bu oranlar, HuQQabaz’ın sektörde dikkat çeken bir memnuniyet alanı yarattığını gösteriyor. Bu sonuç, markanın yalnızca tercih edilen bir deneyim sunmakla kalmadığını; misafirleri tarafından çevrelerine tavsiye edilen güçlü bir memnuniyet alanı yarattığını gösteriyor. Aynı araştırmaya göre misafirlerin %94,3’ü HuQQabaz’ı “premium” olarak tanımlıyor. Markanın tekrar ziyaret oranı da büyüme potansiyeli açısından önemli bir gösterge sunuyor. Araştırmaya göre HuQQabaz’da tekrar ziyaret etme oranı %89,5 seviyesinde gerçekleşiyor. Bu oran, HuQQabaz deneyiminin misafirler nezdinde güçlü bir yeniden tercih edilme eğilimine sahip olduğuna ve franchise modeli açısından sürdürülebilir talep yaratma gücüne işaret ediyor. Servis tarafındaki sonuçlar da markanın operasyonel gücünü destekliyor. Araştırmada HuQQabaz’ın servis memnuniyeti %88,5 olarak ölçülürken, “güleryüzlü, samimi ve ilgili ekip” başlığında oran %91,9. Karşılama, bekleme süresi, servis hızı ve ekip yaklaşımı gibi temas noktalarındaki yüksek skorlar, markanın deneyim standardını sahada istikrarlı biçimde taşıyabildiğini gösteriyor. Bu tablo, HuQQabaz’ın franchise büyümesini yalnızca şube sayısı üzerinden değil, misafir memnuniyeti ve operasyonel tutarlılık üzerinden de güçlendirdiğini ortaya koyuyor. Atasay Group Gücüyle Desteklenen Yapı HuQQabaz’ın arkasındaki yapı, kökleri 90 yılı aşkın bir geçmişe dayanan Atasay Group’a ait. Grubun ticari disiplini, operasyonel yaklaşımı ve marka yönetimi deneyimi, HuQQabaz’ın büyüme modelini destekleyen kurumsal zemini oluşturuyor. Atasay Group’un yeme-içme alanındaki yapılanması, 2013 yılında HuqqA’nın açılmasıyla birlikte Q Food & Beverage çatısı altında kuruldu. İstanbul ve Dubai’deki iki genel merkezden yönetilen bu yapı, restoran işletmeciliği, farklı yeme-içme markalarının yönetimi ve ilgili hizmet alanlarında faaliyet göstermek üzere hayata geçirildi. Q Food & Beverage bünyesinde başta HuqqA, HuQQabaz, ve The Market olmak üzere 10 farklı marka bulunuyor. Bu yapı içinde HuQQabaz; erişilebilir, ölçeklenebilir ve farklı lokasyon formatlarına uyum sağlayabilen bir marka olarak konumlanıyor. Premium-casual segmentte yer alan marka, daha geniş bir kitleye hitap eden yapısıyla Q Food & Beverage portföyünün büyüme odaklı markalarından biri olarak öne çıkıyor. Yerel Operasyon Gücünden Global Büyümeye HuQQabaz, Türkiye’deki 18 şubesiyle oluşturduğu operasyon deneyimini yurt dışı pazarlara taşıyor. Marka bugün Türkiye’nin yanı sıra Umman, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Suudi Arabistan, Ürdün, Azerbaycan, Irak ve Mısır’da varlık gösteriyor. Türkiye’de 18, globalde toplam 33 şubeye ulaşan HuQQabaz için bu çok pazarlı yapı, uluslararası büyüme hedeflerinin önemli zeminini oluşturuyor. Marka, önümüzdeki 3 yıl içinde faaliyet gösterdiği ülke sayısını 15’e, toplam şube sayısını ise 40’a çıkarmayı hedefliyor. Aynı dönemde uluslararası operasyonlardan elde edilen cironun yaklaşık beş kat artırılması planlanıyor. Standardizasyon, Eğitim ve Operasyonel Kontrol HuQQabaz’ın franchise modelinde temel öncelik, her lokasyonda aynı deneyim kalitesini sunabilmek. Bu nedenle mutfak, servis, hijyen, misafir karşılama, ekip yaklaşımı ve operasyonel işleyiş tek bir sistemin parçaları olarak ele alınıyor. Ürünlerde standart reçeteler ve tazelik önceliği korunurken, servis tarafında aynı deneyim dilini sürdüren net kriterlerle ilerleniyor. Bu yapının önemli taşıyıcılarından biri HuQQabaz Akademi. Yeni açılan şubelerde ekiplerin markanın servis kültürünü, operasyon yaklaşımını, ürün bilgisini ve misafir deneyimi standartlarını aynı çerçevede öğrenmesini sağlıyor. Eğitim süreçleri açılış öncesi hazırlıkla sınırlı kalmıyor; operasyon boyunca devam eden denetim, gelişim ve geri bildirim mekanizmalarıyla destekleniyor. Bu sistem, franchise yatırımcılarına güçlü bir markanın yanı sıra merkezden yönetilen eğitim, operasyon ve denetim altyapısına dahil olma imkânı sunuyor. Böylece HuQQabaz deneyimi kişilere veya tekil lokasyonlara bağlı kalmadan, sistemli biçimde yönetilebiliyor. HuQQabaz Yurt İçi Operasyonlardan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Feride Ürgen, operasyonel standardizasyonun franchise modeli için önemini şöyle aktarıyor: “HuQQabaz’da büyümenin en kritik koşulu, misafirin hangi şubeye giderse gitsin aynı deneyim kalitesiyle karşılaşması. Bu nedenle operasyonu servis standardı, ekip yaklaşımı, ürün bilgisi, hijyen, hız ve misafir memnuniyetiyle birlikte ele alıyoruz. Akademi yapımız bu standardın sahaya doğru şekilde aktarılmasını sağlıyor. Franchise modelinde yatırımcıya güven veren en önemli unsur, markanın deneyimini öğretilebilir, ölçülebilir ve sürdürülebilir bir sisteme dönüştürebilmiş olması.” HuQQabaz Yurt Dışı Operasyonlardan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Akın Soydan ise markanın global büyüme yaklaşımını şöyle değerlendiriyor: “HuQQabaz’ın yurt dışı büyümesinde önceliğimiz markanın deneyim standardını farklı coğrafyalarda tutarlı biçimde sürdürebilmek. Yeni pazarlara girerken sosyal yaşam dinamiklerini, tüketim alışkanlıklarını, lokasyon potansiyelini ve operasyonel sürdürülebilirliği birlikte değerlendiriyoruz. Franchise modeli bu büyümenin ana taşıyıcılarından biri. Bu modeli güçlü kılan ise merkezden yönetilen eğitim, denetim ve operasyon standartları. Türkiye’den çıkan bir markanın farklı pazarlarda aynı deneyim kalitesini sunabilmesi, global marka olma vizyonumuzun en önemli göstergelerinden biri.” Q Food & Beverage Hakkında Q Food & Beverage, kökleri 90 yılı aşkın bir geçmişe dayanan Atasay Group’un yeme-içme alanındaki yapılanmasıdır. 2013 yılında HuqqA’nın açılmasıyla birlikte kurulan Q Food & Beverage; restoran işletmeciliği, farklı yeme-içme markalarının yönetimi ve ilgili hizmet alanlarında faaliyet göstermektedir. Bünyesinde başta HuqqA, HuQQabaz ve The Market olmak üzere 10 farklı marka yer alan Q Food & Beverage, gastronomi, misafir deneyimi, marka yönetimi ve operasyonel standardizasyonu bir arada ele alan bir yapı ile büyümesini sürdürmektedir. HuqqA, premium lounge segmentinde global ölçekte konumlanırken; HuQQabaz premium-casual alanda daha erişilebilir ve ölçeklenebilir bir deneyim markası olarak öne çıkmakta, The Market ise gastronomi odağı yüksek, rafine bir deneyim sunmaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Markalaşmak Milli Bir Meseledir Haber

Markalaşmak Milli Bir Meseledir

Uzmanlara göre markalaşma artık yalnızca ticari değil, milli bir mesele olarak görülüyor. Emek verilen ürün ve hizmetlerin hak ettiği değeri görmesinde markalaşma belirleyici rol oynarken, tüketiciler de güven veren ve kendini doğru anlatabilen markalara yöneliyor. Özellikle dijital dünyada görünür olmayan markalar rekabette geri planda kalıyor. Güçlü iletişim stratejileriyle marka algısı oluşturan şirketler hem ticari büyüme sağlıyor hem de ülkelerin ekonomisine ve uluslararası itibarına katkı sağlıyor. Dünya genelinde değişen tüketici alışkanlıkları, dijitalleşen iletişim süreçleri ve artan rekabet ortamı, markalaşmayı şirketler için zorunlu hâle getiriyor. Artık yalnızca kaliteli ürün ya da hizmet sunmak yeterli değil. Günümüzde görünür olmayan, hikâyesini anlatmayan ve kendini doğru ifade edemeyen markalar hak ettiği değeri göremiyor. Markalaşmanın artık yalnızca ticari bir süreç değil, ülkelerin itibarı açısından da stratejik bir önem taşıyor. Kaliteli ürün üretmenin tek başına yeterli olmadığını ifade eden Brandistanbul PR Ajans Başkanı ve İletişim Uzmanı Hatice Kumalar, güçlü markaların yalnızca şirketleri değil, ülkelerin algısını da büyüttüğünü belirterek, ''Ülkesini seven herkes markalaşmaya yatırım yapmalı. Çünkü markalaşmak milli bir meseledir.'' dedi. Kaliteli Olmak Tek Başına Yetmiyor Artan rekabet ve değişen tüketici alışkanlıkları, markalar için yalnızca kaliteli ürün üretmenin yeterli olmadığı yeni bir dönemi beraberinde getirdi. Markalar artık yalnızca ürün satmıyor, aynı zamanda güven, hikâye ve duygu sunuyor. Eskiden gerçekten iyi ürünün kendi yolunu bulduğunu ve insanların tavsiyesiyle, kulaktan kulağa büyüyen bir güven oluştuğunu bugün milyonlarca ürünün, yüz binlerce markanın ve sayısız alternatifin olduğu bir çağda olduğumuzu belirten Hatice Kumalar, “Böyle bir düzende görünür olmayan, hikâyesini anlatmayan ve kendini doğru ifade etmeyen hiçbir marka hak ettiği değeri göremiyor. Kaliteli olmak tek başına yetmiyor. Kalitenizi anlatabilmeniz gerekiyor. Bir markanın nasıl konuştuğu, neyi temsil ettiği, topluma nasıl dokunduğu ve hangi değerlere sahip olduğu en az sunduğu hizmet kadar önem taşıyor.” dedi. Markalaşmak Bir Logo Değil, Bir Duruştur Markalaşmanın yalnızca bir görsel süreçten ibaret olmadığını ifade eden Kumalar, markaların güçlü bir iletişim dili ve sürdürülebilir bir duruş ortaya koyması gerektiğini belirterek, “Markalaşmak yalnızca bir logo yaptırmak, sosyal medya hesabı açmak ya da reklam vermek değildir. Markalaşmak; bir vizyon ortaya koymaktır. Bir duruş sergilemektir. İnsanların zihninde güvenilir, güçlü ve sürdürülebilir bir yer edinmektir.” ifadelerini kullandı. Güçlü Markalar Ülkelerin Vitrini Hâline Geliyor Küresel rekabette ülkelerin uluslararası algısında artık markalar daha belirleyici rol oynuyor. güçlü markalar yalnızca şirketlerin ticari başarısını değil, ülkelerin ekonomik gücünü, kültürel zenginliğini ve dünya üzerindeki itibarını da temsil ediyor. Yurt dışında başarı elde eden Türk markalarının aynı zamanda Türkiye’yi temsil ediyor. Bazı ülkelerin teknolojiyle, bazılarının modayla, bazılarının gastronomiyle, bazılarının tasarım ve sanatla anıldığını, çünkü güçlü markaların ülkelerin vitrini hâline geldiğini vurgulayan Kumalar, “Aslında her marka biraz da ülkesini temsil eder. Yurt dışında başarı elde eden her Türk markası yalnızca kendi ticari başarısını büyütmez; aynı zamanda Türkiye’nin üretim gücünü, kültürel zenginliğini, vizyonunu ve potansiyelini de temsil eder. Bu nedenle ben her markayı aynı zamanda bir Türk bayrağı olarak görüyorum.” dedi. Türkiye Hikâye Üreten Bir Ülke Türkiye’nin sahip olduğu kültürel miras, markalar açısından büyük bir değer taşıyor. Dünyanın artık ürünü alırken o ürünün hikâyesini satın aldığını belirten Kumalar, “Bizim topraklarımız yalnızca ürün üretmiyor, hikâye üretiyor. Artık dünya yalnızca ürünü değil, o hikâyeyi satın alıyor. Bu nedenle ürünlerimizi ve hizmetlerimizi sadece teknik özellikleriyle değil, kültürümüzle, değerlerimizle, geçmişimizle ve vizyonumuzla birlikte anlatmayı öğrenmek zorundayız.” Açıklamasını yaptı. Sürdürülebilir İletişim Güven Oluşturuyor Markalaşmanın kısa vadeli değil, uzun vadeli bir süreç olduğunu ve sürdürülebilir iletişimin güven oluşturduğunu belirten Kumalar, “Markalaşma bir günlük, bir aylık ya da dönemsel bir çalışma değildir. Sürekli görünür olmak, kendini doğru hatırlatmak, güven veren bir iletişim dili oluşturmak ve bunu istikrarlı biçimde devam ettirmek gerekir. Çünkü güven tekrar ile oluşur. İnsanlar sürekli karşılaştıkları, düzenli iletişim kuran ve kendini doğru ifade eden markalara daha fazla inanır. Doğru iletişim stratejileriyle oluşturulan güçlü markalar yalnızca şirketleri büyütmez; ülkelerin itibarını da büyütür. Ülkesini seven herkes markalaşmaya yatırım yapmalı. Çünkü güçlü markalar, güçlü ülkeler demektir.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.