Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Markalaşma

Kapsül Haber Ajansı - Markalaşma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Markalaşma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Turşu İhracatında 500 Milyon Dolar Hedefine Bir Adım Kaldı Haber

Turşu İhracatında 500 Milyon Dolar Hedefine Bir Adım Kaldı

Türkiye, 2025 yılında iklim krizinde hammadde sorunu yaşamasına rağmen turşu ihracatında yüzde 2,5’luk artışa imza atarak 447 milyon dolardan 458 milyon dolara ilerledi ve 500 milyon dolar hedefine ulaşmak için büyük bir adım attı. Türkiye’nin turşu ihracatında 500 milyon dolar hedefine bir adım kaldı. Türkiye’nin yıllık 58-60 milyon ton meyve sebze ürettiği bilgisini veren Türkiye Meyve Sebze Mamulleri İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Hayrettin Uçak, sezonunda tüketilemeyen meyve sebzelerinyıl boyunca tüketilmesi amacıyla kurulan turşuların, Türk sofraları yanında dünyanın dört bir tarafındaki sofralara lezzet ve şifa olduğunu vurguladı. Turşu ihracatında 2026 yılı hedefi 500 milyon doları geçmek Turşu ihracatının 2024 yılında 447 milyon dolar seviyesinde gerçekleştiğini kaydeden Uçak, “2025 yılında iklim krizi nedeniyle meyve sebze üretiminde düşüşler yaşandı. Bunun etkisiyle turşu ihracatımız miktar bazında 332,1 milyon kilogramdan 311 milyon kilograma geriledi. Miktardaki düşüşe rağmen ihracat gelirimiz yüzde 2,5’luk artışla 458 milyon dolara ulaştı. Bu tablo katma değerli ihracat ve birim fiyat performansındaki yükseliği ortaya koydu. 2026 yılında meyve sebze üretiminde daha verimli bir sezon geçiriyoruz. Turşu ürünlerinin sağlıklı beslenme trendinden dolayı dünya genelinde daha fazla talep görmesiyle birlikte ürün çeşitliliği, markalaşma ve katma değerli üretim yatırımlarıyla 2026 yılında turşu ihracatında 500 milyon dolar hedefini aşacağımıza inanıyoruz” şeklinde konuştu. İzmir, Türkiye’nin turşu ihracatının yüzde 45’ini yaptı Türkiye’nin turşu ihracatında İzmir’in 207 milyon dolarlık tutarla açık ara birinci olduğunun altını çizen Başkan Uçak şöyle devam etti: “İzmir, turşu sektörünün lokomotifi olmayı sürdürüyor. İzmir, turşu ihracatından yüzde 45 pay alıyor. İzmir’i 65 milyon dolarla Bursa, 52 milyon dolarla Manisa takip etti. İstanbul, Aydın, Gaziantep ve Hatay da ihracata güçlü katkı veren iller arasında yer aldı. Türk turşusunu en çok Almanlar, Amerikalılar ve İngilizler sevdi Türkiye, 2025 yılında 128 ülkeye turşu ihraç ederken, Türk turşusunu en çok Almanlar sevdi. Almanya, 84,5 milyon dolarlık Türk turşusu talep ederken, ikinci sırada 42,3 milyon dolarla Amerika Birleşik Devletleri yer aldı. İngiltere 32,5 milyon dolarlık turşu ithalatıyla zirvenin üçüncü basamağının sahibi olurken, Romanya’ya 19 milyon dolarlık, Hollanda’ya 16,5 milyon dolarlık turşu ihraç edildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Seranit TURQUALITY Programı’na Kabul Edildi Haber

Seranit TURQUALITY Programı’na Kabul Edildi

2021 yılından bu yana Ticaret Bakanlığı bünyesindeki Marka Destek Programı’nı başarıyla yürüten Seranit, kurumsal gelişim sürecindeki bu disiplinli çalışmasının sonucunda dünyanın devlet destekli ilk ve tek markalaşma programı olan TURQUALITY Programı kapsamına alındı. Dünyanın devlet destekli ilk ve tek markalaşma programı olan TURQUALITY, Türkiye’nin küresel ölçekte rekabet edebilir markalar yaratma vizyonunun en stratejik halkasını oluşturuyor. Sadece üretim gücüyle değil; finansal performans, kurumsal yönetişim, inovasyon kapasitesi ve marka gücü gibi farklı alanlarda gerçekleştirilen kapsamlı değerlendirme süreçlerinden başarıyla geçen markaların kabul edildiği bu platform, Seranit’in uzun vadeli stratejik planlamasının bir ürünü olarak öne çıkıyor. Bu gelişme, şirketin sadece üretim gücüyle değil, aynı zamanda kurumsal altyapısı, tasarım vizyonu ve marka yönetimi süreçleriyle de dünya standartlarında olduğunu tescil ediyor. Yaklaşık beş yıl süren Marka Destek Programı döneminde ihracat pazarlarındaki etkinliğini artıran ve uluslararası rekabet gücünü yükselten Seranit, TURQUALITY ile bu başarıyı sürdürülebilir bir küresel liderliğe dönüştürmeyi hedefliyor. Marka Destek Programı’ndan TURQUALITY’ye: Planlı Bir Büyüme Hikayesi Sürece ilişkin değerlendirmelerde bulunan Seranit Genel Müdürü Bayram Nadir Erze, TURQUALITY Programı’na kabul edilmenin marka için tarihi bir dönüm noktası olduğunu vurguladı: “TURQUALITY Programı’na kabul edilmemiz, Seranit için sadece bir teşvik mekanizmasına dahil olmak değil, yıllardır titizlikle sürdürdüğümüz kurumsallaşma ve markalaşma yatırımlarımızın en üst düzeyde teyit edilmesidir. 2021 yılında dahil olduğumuz Marka Destek Programı ile başlayan bu nitelikli dönüşüm süreci, bugün bizi küresel arenada çok daha rekabetçi bir noktaya taşıdı. Seranit olarak artık Türkiye’nin sınırlarını aşan, uluslararası pazarlarda tercih edilen ve Türk kalitesini temsil eden bir dünya markası olma yolunda yeni ve çok daha güçlü bir döneme giriyoruz. Bu destekle birlikte yeni pazarlardaki büyüme ivmemizi hızlandıracak ve küresel marka yatırımlarımızı stratejik bir yaklaşımla artıracağız. Türk markasının uluslararası gücünü tüm dünyaya göstermeye kararlıyız.” Uluslararası Arenada Nitelikli Temsil Seranit, yeni dönemde odağını “Türkiye’de güçlü bir marka olmanın ötesine” taşıyarak, Türk seramik sektörünü küresel arenada en yüksek kalitede temsil etmeye odaklanıyor. TURQUALITY Programı’nın sağladığı ivmeyle birlikte, faaliyet gösterdiği tüm pazarlarda marka bilinirliğini artırmaya ve yüksek katma değerli ürünleriyle Türk seramik sektörünün küresel temsiline katkı sunmaya devam edecek olan Seranit, bu yeni dönemde tasarım, inovasyon ve sürdürülebilirlik ilkeleriyle dünya pazarlarındaki payını artırmayı hedefliyor. Bu başarı, Seranit’in planlı büyüme ve sürdürülebilir küreselleşme ilkelerinin bir sonucu olarak konumlanırken, şirketin dünya genelindeki satış noktalarında, prestijli projelerde ve uluslararası fuarlarda sahip olduğu güçlü imajı bir üst seviyeye taşıması bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk İlaç Sanayisinde Yerli Tedarik Hamlesi Haber

Türk İlaç Sanayisinde Yerli Tedarik Hamlesi

Osmanlı döneminde eczacılık faaliyetlerine ev sahipliği yapan Rumeli Han’da gerçekleştirilen etkinlikte; ilaç üreticileri, ham madde ve etken madde tedarikçileri, makine üreticileri, otomasyon ve yazılım firmaları ile sektör profesyonelleri doğrudan temas kurdu. Yerli üretim kapasitesinin artırılması, sürdürülebilir üretim altyapısının güçlendirilmesi ve küresel rekabette daha güçlü bir konum elde edilmesine yönelik stratejik başlıklar öne çıktı. HÜRMÜZ’ÜN KAPATILMASI İLAÇ YAN SANAYİNİN ÖNEMİNİ HATIRLATTI İlaç yan sanayisinin stratejik önemi ve yerli üretim vizyonuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan TİYSAT Yönetim Kurulu Başkanı Erdinç Yaşrin: “Ortadoğu’da yaşanan sorunlar ve Hürmüz Boğazı’nın kapatılması hepimize açıkça göstermiştir ki; üretim kadar süreklilik ve erişim de hayati öneme sahip. Güçlü bir yan sanayi bizi ayakta tutar, güçlü bir satış ve iş birliği yaklaşımı ise bizi büyütür. İlaç yan sanayisi yalnızca üretimi destekleyen bir yapı değil; sağlıkta bağımsızlığın, sürdürülebilir üretimin ve güçlü ekonominin temelini oluşturan stratejik bir ekosistemdir. Pandemi süreci ve küresel gelişmeler, üretim kadar erişim ve sürekliliğin de kritik olduğunu gösterdi. Güçlü bir yan sanayi bizi ayakta tutarken, güçlü iş birlikleri ve doğru anlatım bizi büyütecektir. İlaç sektörü dünyanın en rekabetçi alanlarından biri. Bu nedenle güçlü bir üretim kadar, güçlü bir anlatım, markalaşma ve pazarlama anlayışı da gerekli. Yerli üretim kapasitesinin güçlenmesiyle birlikte sektörümüzün küresel rekabet gücünün de artacağına inanıyoruz. Üretmek çok kıymetlidir ancak ortaya koyduğunuz değeri dünyaya ulaştırabildiğiniz ölçüde gerçek başarıya dönüşür” ifadelerinde bulundu. KÜRESEL KRİZLERE KARŞI YERLİ ENTEGRE ÜRETİM EKOSİSTEMİ KURULMALI Yerli üretim, güçlü tedarik zinciri ve ilaç sanayisinde değişen küresel rekabet dinamiklerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Artkim Group Kurucusu ve CEO’su Ahmet Güler; “Bugün ilaç sanayisinde rekabet yalnızca üretim kapasitesiyle değil; teknoloji kullanımından tedarik zinciri yönetimine, inovasyon gücünden kurulan stratejik iş birliklerine kadar çok boyutlu bir yapıyla şekilleniyor. Bu nedenle yerli ve entegre bir üretim ekosistemi oluşturmak, sektörümüz açısından artık bir tercih değil; sürdürülebilir büyümenin temel gerekliliklerinden biri haline geliyor. Artkim Group olarak gerçekleştirdiğimiz bu organizasyonun yalnızca bir B2B etkinliği değil; Türk ilaç sanayisinin yerli üretim ekseninde güçlenmesine katkı sağlayacak stratejik bir iş birliği platformu olduğuna inanıyoruz. Yerli üreticilerimizi doğrudan karar vericilerle buluşturarak uzun vadeli, sürdürülebilir ve yüksek katma değerli iş birliklerinin önünü açmayı hedefliyoruz” dedi. Sadece TİYSAT üyelerine özel masa katılımıyla gerçekleştirilen organizasyonda, ilaç üretim zincirinin tüm halkaları birebir görüşmeler gerçekleştirdi. Etkinlik boyunca özellikle son yıllarda yaşanan küresel lojistik problemleri, ham maddeye erişim süreçleri, üretim sürekliliği ve bölgesel krizlerin ilaç sanayisine etkileri gündeme taşındı. Sektör temsilcileri, yerli üretim altyapısının güçlendirilmesinin yalnızca ekonomik değil; sağlık güvenliği açısından da kritik bir gereklilik olduğuna dikkat çekti. SEKTÖRÜN YENİ DÖNEM AJANDASI DA PAYLAŞILDI Etkinlik kapsamında ayrıca hazırlıkları devam eden TİYSAT e-dergisine ilişkin bilgiler sektör temsilcileriyle paylaşılırken, 29-30 Haziran tarihlerinde TÜSEB-TİYSAT iş birliğiyle düzenlenecek Arama Konferansı için çalışmaların sürdüğü aktarıldı. Programa katılım sağlayan TÜSEB Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Murat Sarğın da sektör temsilcileriyle bir araya gelerek yürütülen çalışmalar hakkında değerlendirmelerde bulundu. Gerçekleştirilen birebir görüşmelerin; yeni yatırım süreçlerine, yerli üretim odaklı projelere ve sektörler arası uzun vadeli iş birliklerine katkı sağlaması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ayvalık’ta Tarihi Buluşma Haber

Ayvalık’ta Tarihi Buluşma

Kuzey Ege’nin üretim gücü, tarım vizyonu ve zeytincilik mirası Ayvalık’ta aynı çatı altında buluştu. Bölgenin ilk ihtisas fuarı olma özelliğini taşıyan AGROAYVALIK 2026 Ayvalık Tarım ve Hayvancılık Fuarı, görkemli bir törenle kapılarını açarken, eş zamanlı düzenlenen Zeytin Üretim Zirvesi de sektörün en önemli buluşma platformlarından biri oldu. 15-18 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilecek organizasyonun açılış törenine siyasetçiler, belediye başkanları, iş insanları, akademisyenler, üreticiler ve sektör temsilcileri yoğun ilgi gösterdi. Açılışa katılımın yüksek olması, AGROAYVALIK’ın daha ilk yılında bölgesel sınırları aşan güçlü bir organizasyon haline geldiğini ortaya koydu. “AGROAYVALIK önemli bir ticaret merkezi olacak” Açılışta konuşan Kare Fuarcılık İcra Kurulu Başkanı Ercüment Er, Kuzey Ege’de düzenlenen ilk ihtisas fuarını hayata geçirmenin gururunu yaşadıklarını söyledi. Fuarda tarım ve hayvancılık sektöründe faaliyet gösteren firmaların ürün ve hizmetlerini sergileme imkânı bulacağını belirten Er, Balıkesir, İzmir, Manisa ve Çanakkale’den çok sayıda heyetin fuarı ziyaret edeceğini ifade etti. Eş zamanlı düzenlenen Zeytin Üretim Zirvesi’nin de üretici, akademisyen ve ihracatçıları bir araya getirerek sektörün ihtiyaçlarının konuşulacağı önemli bir platform olacağını dile getiren Er, AGROAYVALIK’ın gelecek yıllarda da büyüyerek devam edeceğini kaydetti. “Altınova üretimin merkezi” Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar ise konuşmasında Altınova’nın tarım açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bölgeye “Altınova” adını verdiğini hatırlatan Uçar, bu bereketli toprakların modern tarım teknikleriyle daha ileri taşınması gerektiğini söyledi. Tarım ve hayvancılığın yalnızca ekonomik bir faaliyet değil, aynı zamanda milli bağımsızlık ve gıda güvenliği açısından stratejik bir alan olduğunu belirten Uçar, teknoloji, markalaşma ve sürdürülebilir üretim vurgusu yaptı. Uçar ayrıca fuarların kent ekonomisine büyük katkı sunduğunu belirterek, fuar turizminin Ayvalık’ın marka değerini artıracağını ifade etti. “Tarım Ayvalık’ın kalbinin atışı” Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin de Ayvalık’ın tarih boyunca üretimle anılan özel bir kent olduğunu söyledi. Tarım ve hayvancılığın yalnızca bir geçim kaynağı değil, aynı zamanda kültür ve yaşam biçimi olduğunu belirten Ergin, zeytin ve zeytinyağının ilçenin kimliğini yansıttığını ifade etti. İklim krizi ve artan maliyetler nedeniyle tarımda yeni teknolojilerin önem kazandığını vurgulayan Ergin, AGROAYVALIK 2026’nın sektör temsilcileriyle üreticileri buluşturarak önemli bir vizyon ortaya koyduğunu söyledi. “Tarım milli güvenlik meselesidir” İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez ise konuşmasında tarım ve hayvancılığın siyaset üstü bir konu olduğunu belirterek, üretimin milli güvenlik meselesi olarak görülmesi gerektiğini ifade etti. Türkiye’nin tarım ve zeytincilik potansiyeline rağmen üreticinin artan maliyetlerle mücadele ettiğini dile getiren Çömez, çiftçilerin desteklenmesi gerektiğini söyledi. Tarım sektörünün stratejik bir alan olduğuna dikkat çeken Çömez, AGROAYVALIK’ın bölge ekonomisine ve üreticilere önemli katkılar sağlayacağını kaydetti. 156 firma katıldı Konuşmaların ardından protokol üyeleri tarafından açılış kurdelesi kesildi ve katılımcı stantları ziyaret edildi. Altınova Kapalı Pazaryeri’nin 8 bin 600 metrekarelik alanında düzenlenen fuarda 156 firma ve firma temsilciliği yer aldı. Fuarda yeni nesil traktörler, tarım makineleri, akıllı sulama sistemleri, dijital tarım teknolojileri, hayvancılık ekipmanları, yem teknolojileri, sera çözümleri ve yenilenebilir enerji uygulamaları yoğun ilgi gördü. Ayvalık zeytinciliğin karar merkezi oluyor AGROAYVALIK 2026’yı farklı kılan en önemli unsur ise aynı çatı altında düzenlenen Zeytin Üretim Zirvesi oldu. Tarım Gazetecileri ve Yazarları Derneği (TAGYAD) Başkanı İsmail Uğural koordinasyonunda gerçekleştirilen zirvede; üretimden ihracata, coğrafi işaretten lisanslı depoculuğa kadar sektörün kritik başlıkları ele alınıyor. Yerel yönetimlerin tarım politikaları, üreticilerin maliyet sorunları, sürdürülebilir tarım uygulamaları ve kadın üreticilerin kırsal kalkınmadaki rolü gibi konuların masaya yatırıldığı zirvenin, sektör adına önemli çözüm önerileri ve iş birliklerine zemin hazırlaması bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TURQUALITY Uzmanları İhracata Omuz Verecek Haber

TURQUALITY Uzmanları İhracata Omuz Verecek

İhracat Akademisi tarafından, Ege İhracatçı Birlikleri ve İzmir Ticaret Odası iş birliğiyle düzenlenen “5. TURQUALITY® Uzmanı Eğitim Programı” İzmir Ticaret Odası’nda başladı. Eğitim programına katılan 172 isim önümüzdeki süreçte Ege Bölgesi’nin markalı ihracat yolculuğunda firmalara uzman olarak destek verecek. TURQUALITY Uzmanı Eğitim Programı açılışında konuşan İhracat Genel Müdür Yardımcısı Bülent Tuncer, 2025 yılının küresel belirsizliklerin arttığı ve korumacılığın güç kazandığı bir dönem olduğunu, buna rağmen, 2025’te mal ihracatımız 273,4 milyar dolarla rekor kırdığını, hizmetler ihracatımız ise 122,6 milyar dolara yükseldiğini vurguladı. Ticaret Bakanlığı olarak ülkemizin yatırım – istihdam – üretim – sürdürülebilir kalkınma politikasının en önemli bileşenlerinden olan ihracatın, tabana yayılması ve artırılmasına yönelik çok çeşitli faaliyetler yürüttüklerini dile getiren Tuncer, “2022 yılında 5973 sayılı İhracat Destekleri Hakkında Karar ile mal ticaretine yönelik tüm desteklerimizi bir çatı altına aldık ve mal ihracatçısı şirketlerimizin yurt dışı operasyonlarının neredeyse her aşamasının desteklenmesi hedefiyle çok kapsamlı bir destek paketi kurguladık. Bu karar içinde yurt dışı fuar katılımlarından, yurt dışı tanıtım faaliyetlerine; yurt dışında yer alan birimlerin kira ödemelerinden markalaşmaya yönelik gerçekleştirecekleri faaliyetlere, kurumsal kapasitenin geliştirilmesinden bilişim altyapısının yönetilmesine kadar çok geniş bir yelpazede destek mekanizmalarını yürütüyoruz. 2025 yılında 33 milyar TL’lik desteğimizi ihracatçılarımızın kullanımına sunduk. 2026 yılı için ise bu miktarı daha da artırarak 45 milyar TL’ye yükseltecek ve ihracatçılarımıza çok daha yüksek bir kaynakla buluşturacağız” şeklinde konuştu. Öztürk: “Devlet destekleri can suyu” TURQUALITY® Programını küresel marka olmak isteyen ihracatçı firmalar için hazırlanmış terzi işi stratejik bir destek programı olarak tanımlayan Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, devlet desteklerini de küresel rekabetin yoğunlaştığı bu dönemde ihracatçılarımız için adeta can suyu niteliği taşıdığını vurguladı. TURQUALITY Programının odağında; firmalarımızın markalaşma süreçlerini güçlendirmek, katma değerli üretim ve ihracatı artırmak ve Türk markalarını dünya pazarlarında daha güçlü bir konuma taşımanın yer aldığına dikkati çeken Öztürk; firmaların TURQUALITY® desteklerinden azami ölçüde yararlanmaları ve süreçleri sağlıklı şekilde yönetebilmeleri için uzman insan kaynağının önemine dikkat çekti. Öztürk, “Bu nedenle TURQUALITY® Uzmanı Eğitim Programı’nın İzmir’de düzenlenmesini son derece kıymetli buluyoruz. Marka ve TURQUALITY® Desteğine İlişkin Genelge kapsamında firmalarımıza tanıtımdan fuarlara, kurumsal altyapıya yönelik danışmanlık desteğinden istihdam desteğine, hedef pazara yönelik danışmanlık desteğinden birim desteğine, franchise desteğinden, Pazar araştırma raporları desteğine çok farklı destekler sunuluyor. Son dönemde destek kapsamına alınan sürdürülebilirlik danışmanlığı desteği de firmalarımızın kurumsal sürdürülebilirlik seviyelerini yükseltmeleri açısından son derece önemli katkılar sağlıyor” şeklinde konuştu. Türkiye’nin 282 milyar dolar ihracat hedefine ulaşması ve ihracatçı firmaların uluslararası pazarlarda rekabetçi olabilmesi için devlet desteklerinin gerekliliğinin altını çizen Öztürk şöyle konuştu; “Ege İhracatçı Birlikleri olarak devlet desteklerinin ihracatçılarımıza daha etkin şekilde ulaşması adına yoğun bir çalışma yürütüyoruz. 2025 yılında 2,4 milyar TL tutarındaki devlet yardımının ihracatçılarımıza ulaşmasına aracılık ettik. 2024 yılında aracılık ettiğimiz 1 milyar 261 milyon TL’lik destek tutarına göre yaklaşık yüzde 90’lık bir artış anlamına geliyor. Bu desteklerden 2025 yılında Ege İhracatçı Birlikleri üyesi 2 bin 612 firma ve iş birliği kuruluşu yararlandı. 2025 yılında en fazla destek verilen başlıklar; 754,5 milyon TL ile yurt dışı fuar katılımları, 454,5 milyon TL ile TURQUALITY® projeleri ve 426 milyon TL ile tarım destekleri oldu” diyerek sözlerini noktaladı. Arıkan: “Stratejik bir destek mekanizması” Günümüz dünyasında ihracatın miktarının yanında, niteliğinin de önem taşıdığına vurgu yapan İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Serdar Gökhan Arıkan, “Katma değerli üretim, markalaşma ve teknolojik dönüşümün, sürdürülebilir ihracat başarısının temel unsurları haline geldiğini görüyoruz. Bu kapsamda, ülkemizin en stratejik destek mekanizmalarından biri olan Turquality programı, Türk firmalarının küresel marka yolculuğunda kritik bir rol üstleniyor. Bu program sayesinde birçok Türk markamız, bugün dünyanın farklı coğrafyalarında önemli başarılara imza atıyor. Markalarımız sadece ürün ihraç eden değil, aynı zamanda küresel ölçekte değer yaratan, marka algısı oluşturan ve tüketici tercihlerini etkileyen güçlü oyuncular haline geliyor” dedi. Arıkan sözlerini şöyle sürdürdü: “İzmir Ticaret Odası olarak KOBİ’lerimizin küresel pazarlardaki direncini artırmayı öncelikli sorumluluğumuz görüyoruz. İhracatçı sayısını artırmak ve mevcut ihracatçılarımızın doğru ve hızlı bilgiye erişimini güçlendirmek amacıyla, Ticaret Bakanlığı ile TOBB arasında imzalanan protokol çerçevesinde, Odamız bünyesinde “İhracat Destek Ofisi” kuruldu. Üyelerimize hedef pazar analizi ve ihracat destekleri konularında birebir danışmanlık sağlanıyor, çok sayıda seminer ve eğitim düzenliyoruz. Turquality Uzmanı Eğitimi Programı’nı düzenleyen İhracat Akademisi, Ticaret Bakanlığı ile Yükseköğretim Kurulu arasında imzalanan iş birliği protokolü kapsamında hayata geçirilen son derece değerli bir girişim. Ülkemizin dış ticaret alanında ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağını yetiştirmek amacıyla çalışmalarına devam eden İhracat Akademisinin verimli çalışmalara imza atmasından memnuniyet duyuyoruz. Ticaret Bakanlığımız başta olmak üzere bu değerli organizasyonun hayata geçirilmesinde emeği geçen tüm kurum ve kuruluşlarımıza teşekkür ediyoruz.” Programın açılışına, T.C. Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdür Yardımcısı Bülent TUNCER, Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet ÖZTÜRK, İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Serdar Gökhan ARIKAN, T.C. Ticaret Bakanlığı Markalaşma ve Tasarım Destekleri Daire Başkanı Ebru GÜLSOY ROJAS ATENCIO ve Ege İhracatçı Birlikleri Genel Sekreter Yardımcısı Kemal Coşkun katılım sağladı. İhracat Akademisi bünyesinde bugüne kadar birçok ilde düzenlenen eğitim programlarından 900’ü aşkın katılımcının faydalandığı belirtilirken, program sonunda başarılı katılımcılara katılım/başarı belgesi verileceği aktarıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Markalaşmak Milli Bir Meseledir Haber

Markalaşmak Milli Bir Meseledir

Uzmanlara göre markalaşma artık yalnızca ticari değil, milli bir mesele olarak görülüyor. Emek verilen ürün ve hizmetlerin hak ettiği değeri görmesinde markalaşma belirleyici rol oynarken, tüketiciler de güven veren ve kendini doğru anlatabilen markalara yöneliyor. Özellikle dijital dünyada görünür olmayan markalar rekabette geri planda kalıyor. Güçlü iletişim stratejileriyle marka algısı oluşturan şirketler hem ticari büyüme sağlıyor hem de ülkelerin ekonomisine ve uluslararası itibarına katkı sağlıyor. Dünya genelinde değişen tüketici alışkanlıkları, dijitalleşen iletişim süreçleri ve artan rekabet ortamı, markalaşmayı şirketler için zorunlu hâle getiriyor. Artık yalnızca kaliteli ürün ya da hizmet sunmak yeterli değil. Günümüzde görünür olmayan, hikâyesini anlatmayan ve kendini doğru ifade edemeyen markalar hak ettiği değeri göremiyor. Markalaşmanın artık yalnızca ticari bir süreç değil, ülkelerin itibarı açısından da stratejik bir önem taşıyor. Kaliteli ürün üretmenin tek başına yeterli olmadığını ifade eden Brandistanbul PR Ajans Başkanı ve İletişim Uzmanı Hatice Kumalar, güçlü markaların yalnızca şirketleri değil, ülkelerin algısını da büyüttüğünü belirterek, ''Ülkesini seven herkes markalaşmaya yatırım yapmalı. Çünkü markalaşmak milli bir meseledir.'' dedi. Kaliteli Olmak Tek Başına Yetmiyor Artan rekabet ve değişen tüketici alışkanlıkları, markalar için yalnızca kaliteli ürün üretmenin yeterli olmadığı yeni bir dönemi beraberinde getirdi. Markalar artık yalnızca ürün satmıyor, aynı zamanda güven, hikâye ve duygu sunuyor. Eskiden gerçekten iyi ürünün kendi yolunu bulduğunu ve insanların tavsiyesiyle, kulaktan kulağa büyüyen bir güven oluştuğunu bugün milyonlarca ürünün, yüz binlerce markanın ve sayısız alternatifin olduğu bir çağda olduğumuzu belirten Hatice Kumalar, “Böyle bir düzende görünür olmayan, hikâyesini anlatmayan ve kendini doğru ifade etmeyen hiçbir marka hak ettiği değeri göremiyor. Kaliteli olmak tek başına yetmiyor. Kalitenizi anlatabilmeniz gerekiyor. Bir markanın nasıl konuştuğu, neyi temsil ettiği, topluma nasıl dokunduğu ve hangi değerlere sahip olduğu en az sunduğu hizmet kadar önem taşıyor.” dedi. Markalaşmak Bir Logo Değil, Bir Duruştur Markalaşmanın yalnızca bir görsel süreçten ibaret olmadığını ifade eden Kumalar, markaların güçlü bir iletişim dili ve sürdürülebilir bir duruş ortaya koyması gerektiğini belirterek, “Markalaşmak yalnızca bir logo yaptırmak, sosyal medya hesabı açmak ya da reklam vermek değildir. Markalaşmak; bir vizyon ortaya koymaktır. Bir duruş sergilemektir. İnsanların zihninde güvenilir, güçlü ve sürdürülebilir bir yer edinmektir.” ifadelerini kullandı. Güçlü Markalar Ülkelerin Vitrini Hâline Geliyor Küresel rekabette ülkelerin uluslararası algısında artık markalar daha belirleyici rol oynuyor. güçlü markalar yalnızca şirketlerin ticari başarısını değil, ülkelerin ekonomik gücünü, kültürel zenginliğini ve dünya üzerindeki itibarını da temsil ediyor. Yurt dışında başarı elde eden Türk markalarının aynı zamanda Türkiye’yi temsil ediyor. Bazı ülkelerin teknolojiyle, bazılarının modayla, bazılarının gastronomiyle, bazılarının tasarım ve sanatla anıldığını, çünkü güçlü markaların ülkelerin vitrini hâline geldiğini vurgulayan Kumalar, “Aslında her marka biraz da ülkesini temsil eder. Yurt dışında başarı elde eden her Türk markası yalnızca kendi ticari başarısını büyütmez; aynı zamanda Türkiye’nin üretim gücünü, kültürel zenginliğini, vizyonunu ve potansiyelini de temsil eder. Bu nedenle ben her markayı aynı zamanda bir Türk bayrağı olarak görüyorum.” dedi. Türkiye Hikâye Üreten Bir Ülke Türkiye’nin sahip olduğu kültürel miras, markalar açısından büyük bir değer taşıyor. Dünyanın artık ürünü alırken o ürünün hikâyesini satın aldığını belirten Kumalar, “Bizim topraklarımız yalnızca ürün üretmiyor, hikâye üretiyor. Artık dünya yalnızca ürünü değil, o hikâyeyi satın alıyor. Bu nedenle ürünlerimizi ve hizmetlerimizi sadece teknik özellikleriyle değil, kültürümüzle, değerlerimizle, geçmişimizle ve vizyonumuzla birlikte anlatmayı öğrenmek zorundayız.” Açıklamasını yaptı. Sürdürülebilir İletişim Güven Oluşturuyor Markalaşmanın kısa vadeli değil, uzun vadeli bir süreç olduğunu ve sürdürülebilir iletişimin güven oluşturduğunu belirten Kumalar, “Markalaşma bir günlük, bir aylık ya da dönemsel bir çalışma değildir. Sürekli görünür olmak, kendini doğru hatırlatmak, güven veren bir iletişim dili oluşturmak ve bunu istikrarlı biçimde devam ettirmek gerekir. Çünkü güven tekrar ile oluşur. İnsanlar sürekli karşılaştıkları, düzenli iletişim kuran ve kendini doğru ifade eden markalara daha fazla inanır. Doğru iletişim stratejileriyle oluşturulan güçlü markalar yalnızca şirketleri büyütmez; ülkelerin itibarını da büyütür. Ülkesini seven herkes markalaşmaya yatırım yapmalı. Çünkü güçlü markalar, güçlü ülkeler demektir.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Olivtech’te Tarımın Geleceği Ve Markalaşma Vizyonu Ele Alındı Haber

Olivtech’te Tarımın Geleceği Ve Markalaşma Vizyonu Ele Alındı

İzmir tarım ve gıda sektörünün önemli buluşmalarından biri olan Gurme İzmir Olivtech – 12. Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı, İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde ve İZFAŞ organizasyonuyla Fuar İzmir’de kapılarını açtı. Fuar kapsamında düzenlenen etkinliklerin ilk oturumu olan “Topraktan Markaya: Tarımın Dönüşen Gücü ve Gelecek Vizyonu” başlıklı panelde; tarımın katma değerli üretime dönüşüm süreci, markalaşma stratejileri ve sektörün geleceğine yönelik vizyon ele alındı. Moderatörlüğünü İzmir Ticaret Borsası Genel Sekreteri Dr. Erçin Güdücü’nün yaptığı oturumda; tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım, İzmir Ticaret Odası Meclis Üyesi Günay Baysal, İzmir Ticaret Borsası Temsilcisi ve Tariş Zeytin Zeytinyağı Tic. A.Ş. Genel Müdürü Cengiz Dikmen ile Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Rahmi Balsarı konuşmacı olarak yer aldı. Marka kavramı ne ifade ediyor? Dr. Erçin Güdücü, “Bugün zeytin ve zeytinyağının topraktan markaya dönüşümünü ele alacağız. Bu süreç nasıl işliyor, ülkemizde hangi aşamalardan geçiyor? Tarım, ticaret ve üretici tarafına yakından temas eden bir isim olarak, marka kavramı çiftçi ve üretici için ne ifade ediyor?” diye konuştu. “Yapısal sorunlar çözülmeden markalaşma zor” Tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım, Türkiye’de tarımın temel sorunları çözülmeden, markalaşma sürecinin sağlıklı ilerleyemediğine dikkat çekti. Yaklaşık 30 yıllık meslek deneyimine atıfta bulunan Yıldırım, “Topraktan markaya geçişi uzun yıllardır konuşuyoruz, ancak üretimde yaşanan yapısal sorunlar nedeniyle bu aşamaya bir türlü geçemiyoruz. Tarım gündemi çoğunlukla maliyetler, fiyatlar ve destekler etrafında şekilleniyor. Bu başlıkların ötesine geçmekte zorlanıyoruz” dedi. İklim koşulları ve küresel gelişmelerin üretim üzerindeki etkilerine de değinen Yıldırım, “2025 yılı üretici açısından oldukça zor geçti. Kuraklık, aşırı sıcaklıklar ve don olayları çiftçiyi ciddi şekilde etkiledi. 2026 yılı ise umut verici yağışlarla başladı, ancak bu kez de küresel gerilimler nedeniyle maliyetler arttı. Böyle bir ortamda üreticinin önceliği ayakta kalmak oluyor. Bu nedenle markalaşma gibi katma değerli süreçleri konuşmakta zorlanıyoruz” şeklinde konuştu. “Türkiye zeytinyağında güçlü, iç tüketimde geride” Rahmi Balsarı, Türkiye’nin, dünya zeytinyağı üretiminin yaklaşık yüzde 10’unu gerçekleştirdiğini belirterek, “Bu, son 30 yılda sektöre yapılan yatırımların önemli bir sonucu. Nitekim son 25 yılda arzımız yüzde 150 oranında arttı. Üretimle birlikte iç tüketimimizde de artış yaşandı. Ancak iç tüketimimiz, örneğin Yunanistan seviyesinde olsaydı, mevcut üretimimiz ihracata dahi yetmeyebilirdi. Bu nedenle hem iç tüketimi artırmak hem de katma değerli ihracata odaklanmak büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı. Sektörün hedeflerine de değinen Balsarı, “Amacımız, yerli ve milli markalarımızın dünya pazarlarında daha güçlü şekilde yer alması. Bu noktada sevindirici gelişmeler de var. Son 2,5 yılda Türkiye’den 140 ülkeye ambalajlı zeytinyağı ihracatı gerçekleştirildi. Bu ihracat, 343 firma tarafından yapıldı. Uygun koşullar sağlandığında Türk ihracatçısının ürünlerini farklı kanallar aracılığıyla dünya pazarlarına sunabildiğini görüyoruz” diye konuştu. “Girdiler pahalı, ürün çiftçide ucuz, tüketicide ise pahalı” Günay Baysal ise “Topraktan markaya” sürecinde ticaret odaları ve sivil toplum kuruluşlarının rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, “Tarım, önemi tartışılmaz bir sektör. Ancak ülkemizde hala ciddi sorunlar var. Girdiler pahalı, ürün çiftçide ucuz, tüketicide ise pahalı. Çiftçi yeterince kazanamamaktan, tüketici yüksek fiyatlardan, sanayici işlemek için, ihracatçı ise dünya pazarına sunacak kaliteli ürün bulamamaktan şikayet ediyor” dedi. Ege Bölgesi’nin tarımsal potansiyeline dikkat çeken Baysal, “Ege Bölgesi; zeytin, incir, üzüm, pamuk ve sebzeleriyle yalnızca İzmir’in değil, Türkiye’nin en önemli tarım havzalarından biri. Bu potansiyeli doğru değerlendirerek değer yaratmamız gerekiyor. Bugün dünyada ne kadar ürettiğiniz değil, ürettiğinize ne kadar anlam ve değer kattığınız ölçülüyor. Ürünlerin bir hikayesi olmalı ve bu hikayeyle dünya pazarlarına açılmalı. Bir zeytin artık sadece zeytin değil; coğrafi işareti, sürdürülebilir üretim yöntemleri, ambalajı ve markasıyla katma değerli bir ürüne dönüşüyor” diyerek Türkiye’nin bu dönüşümü gerçekleştirebilecek potansiyele sahip olduğunu belirtti. 110 yıllık markanın dönüşümünü anlattı Cengiz Dikmen de konuşmasında Tariş’in markalaşma yolculuğunu örnek göstererek, özellikle son 25 yılda hayata geçirilen dönüşüm sürecini paylaştı. Tariş Zeytinyağı’nın 110 yıllık köklü geçmişi olduğunun altını çizen Dikmen, “Ben özellikle son 25 yılda markalaşma adına attığımız adımları vurgulamak isterim. Bu süreçte üretimden pazarlamaya kadar pek çok alanda önemli değişimler gerçekleştirdik. Öncelikle kalite standardizasyonunu sağladık. Modern tesis yatırımlarıyla üretim altyapımızı güçlendirdik, ürün kalitesinde sürekliliği yakaladık. Ardından ambalaj ve ürün çeşitliliğine odaklanarak tüketici beklentilerine uygun, katma değerli ürünler geliştirdik” dedi. Markalaşma sürecinde kurumsal kimlik ve iletişim çalışmalarına da önem verdiklerini belirten Dikmen, “Tariş markasını sadece bir üretici kimliğinden çıkarıp, tüketiciyle güven bağı kuran bir marka haline getirmeye çalıştık. Yurt içi pazarda bilinirliğimizi artırırken, yurt dışında da markalı ihracata yöneldik. Üreticiden gelen gücü doğru şekilde organize ederek hem kaliteyi hem de sürdürülebilirliği sağladık” diye konuştu. Gıdada kalite ve katma değer konuşuldu Olivtech kapsamında düzenlenen etkinliklerin ikinci panelinde, “Gıdada Kalite ve Katma Değer: Proses, Teknoloji ve Biyoaktif Bileşenler” başlığı ele alındı. Panelin moderatörlüğünü yapan Dokuz Eylül Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Turgay Bucak, gıdada kalitenin artık yalnızca üretimle sınırlı bir kavram olmadığını belirterek, “Bugün kaliteyi konuşurken sadece ürünü değil, aynı zamanda onun hikayesini, üretim sürecini ve bilimsel altyapısını da konuşuyoruz. Zeytinyağı gibi stratejik bir üründe katma değer yaratmanın yolu, geleneksel bilgi ile teknolojiyi bir araya getirmekten geçiyor” dedi. “Kalite daha dalında başlar” Zeytinyağı Akademisi Başkanı Dr. Abidin Tatlı ise zeytinin dalından üretim sürecine ilişkin teknik değerlendirmelerde bulundu. Tatlı, “Zeytinyağında kalite, daha zeytin dalındayken başlar. Hasat zamanı, taşıma koşulları, sıkım süresi ve üretim teknolojisi doğrudan ürünün kalitesini belirler. Zeytinyağının aroması, meyvemsiliği ve kusursuzluğu, ancak duyusal analizle ortaya konulabilir. Bu da ürünün ulusal ve uluslararası standartlara uygunluğunu belirleyen en önemli aşamalardan biridir” diye konuştu. İleri teknoloji Panelin diğer konuşmacısı Can Kayacılar da “Süperkritik karbondioksit ile zeytinyağı ve zeytin yan ürünlerinden polifenol zenginleştirme: bilimden sağlık değerine” başlıklı sunumunda ileri teknoloji uygulamalarına dikkat çekti. Kayacılar, “Süperkritik karbondioksit teknolojisi sayesinde zeytin ve yan ürünlerinden yüksek katma değerli biyoaktif bileşenler elde etmek mümkün. Bu yöntem hem sağlık alanında yeni kullanım alanları yaratıyor hem de sektör için ekonomik değer üretiyor” dedi. Genç girişimciler yenilikçi üretim modellerini paylaştı Olivtech kapsamında düzenlenen etkinliklerin üçüncü panelinde, “Geleceği Üreten Genç Girişimciler” başlığı ele alındı. Moderatörlüğünü The7 Kurucusu Çise Ulus’un üstlendiği panelde, tarım ve gıda sektöründe genç girişimciliğin yükselen rolü, yenilikçi üretim modelleri ve sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımlar değerlendirildi. Panelde Von Urla kurucusu Gökçe Erkuşöz, çiftçi Umut Ayberk ve Sutchu markasının kurucusu Yasemin Sezgin yer aldı. Katılımcılar, kendi girişimcilik deneyimlerinden yola çıkarak tarım, üretim ve gıda alanında değer yaratan yeni iş modellerine ilişkin görüşlerini paylaştı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Zeytinin Zirvesi İzmir’de Kuruluyor Haber

Zeytinin Zirvesi İzmir’de Kuruluyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından düzenlenen Olivtech - 12. Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı, 30 Nisan - 2 Mayıs 2026 tarihleri arasında Fuar İzmir C Hol’de gerçekleştirilecek. Olivtech, ortaya çıkaracağı ticari hacmin yanı sıra sektörün tüm bileşenlerini bir araya getiren kapsamlı etkinlik programıyla da öne çıkacak. Olivtech Fuarı, sektördeki yenilikleri ve teknolojik gelişmeleri sergilemek, sektör profesyonellerini bir araya getirerek iş birliği olanakları yaratmak amacıyla düzenlenirken, üretimden işleme ve tüketime uzanan geniş bir yelpazede faaliyet gösteren paydaşları aynı çatı altında buluşturmayı hedefliyor. 85 katılımcının yer alacağı fuarda, Türkiye’nin 19 farklı şehrinin yanı sıra Almanya, Fransa, İsveç, Kanada ve Libya’dan katılımcılar da bulunacak. Zeytin ve zeytinyağı başta olmak üzere süt ürünleri, şarap ve tarım teknolojilerine odaklanan fuar, katılımcılara güncel trendleri takip etme, yeni iş bağlantıları kurma ve sektörel gelişmelere dair kapsamlı bir perspektif kazanma imkanı sunacak. Fuarı ülkemizin yanı sıra Balkanlar, Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika başta olmak üzere farklı coğrafyalardan sektör profesyonellerinin ziyaret etmesi bekleniyor. Tarımdan gastronomiye Fuar zengin etkinlik programıyla da dikkat çekecek. Söyleşiler, mutfak atölyeleri, tadım etkinlikleri, lansmanlar, deneyim alanları ve sergi ile zenginleşen program kapsamında üretimden tüketime uzanan süreç farklı başlıklar altında ele alınacak. Tarımda dönüşüm, gıdada kalite, üretim süreçleri, markalaşma, sürdürülebilirlik, değer zinciri, tüketim alışkanlıkları ve gastronomi gibi konuların değerlendirileceği etkinlikler, sektörün güncel dinamiklerine ışık tutacak. Olivtech’in etkinlik programı, üniversiteler, kamu kurumları ve sektör paydaşlarının iş birliğiyle hazırlanırken İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, ilgili belediye birimleri ile üniversiteler ve sektör temsilcileri de programa katkı sağladı. Karşılayan, kapsayan ve birleştiren Fuar, 30 Nisan saat 11.00’de gerçekleştirilecek açılış töreniyle başlayacak. Aynı gün saat 12.15’te CHP Tarım ve Orman Politikaları Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu, “Türkiye’de zenginliği yerin altında aramayın: En büyük zenginliğimiz yeşil altın zeytin” başlıklı konuşmasıyla sektörün güncel dinamiklerini değerlendirecek. “Karşılayan – Kapsayan – Birleştiren” temasıyla kurgulanan ilk gün programında saat 13.15’te düzenlenecek söyleşide, “Topraktan Markaya: Tarımın Dönüşen Gücü ve Gelecek Vizyonu” başlığı ele alınacak. Panelin moderatörlüğünü İzmir Ticaret Borsası Genel Sekreteri Dr. Erçin Güdücü üstlenirken, Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım, İzmir Ticaret Odası Meclis Üyesi Günay Baysal ile İzmir Ticaret Borsası temsilcisi ve aynı zamanda Tariş Zeytin ve Zeytinyağı AŞ Genel Müdürü Cengiz Dikmen ile Ege İhracatçı Birlikleri temsilcisi konuşmacı olarak yer alacak. Saat 14.30’da gerçekleştirilecek “Gıdada Kalite ve Katma Değer: Proses, Teknoloji ve Biyoaktif Bileşenler” başlıklı panelde Dokuz Eylül Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Turgay Bucak moderatörlüğü üstlenecek. Endüstriyel Bilim İnsanı Can Kayacılar ile Zeytinyağı Akademisi Başkanı Dr. Abidin Tatlı, zeytinyağı üretiminde proses yönetimi, duyusal analiz ve teknolojik gelişmeler üzerine değerlendirmelerde bulunacak. Saat 15.45’te düzenlenecek “Geleceği Üreten Genç Girişimciler” panelinde moderatörlüğü The7 Kurucusu Çise Ulus üstlenirken Von Urla Kurucusu Gökçe Erkuşöz, üretici Umut Ayberk ve Sütçü markasının kurucusu Yasemin Sezgin, üretim ve markalaşma süreçlerine ilişkin deneyimlerini paylaşacak. İzmir Bağ Yolu Lansmanı Olivtech’te gerçekleştirilecek Günün sonunda saat 17.00’de gerçekleştirilecek İzmir Bağ Yolu Lansmanı’nda, İzmir Büyükşehir Belediyesi Turizm Şube Müdürlüğü tarafından yürütülen proje kamuoyuna sunulacak. Avrupa Konseyi Kültür Rotaları Programı kapsamındaki Iter Vitis ağı üyeliğiyle hayata geçirilen İzmir Bağ Yolu; Urla, Seferihisar, Menderes, Selçuk, Kemalpaşa, Çeşme, Torbalı ve Karabağlar’daki bağ ve şarap üreticilerini kapsayan tematik bir rota olarak öne çıkıyor. Yerel üreticiler ile gastronomi değerlerini buluşturan proje, sürdürülebilir turizmin geliştirilmesine katkı sağlamayı amaçlıyor. Lansman kapsamında rotaya dahil edilen 18 işletmeye sertifika verilecek. Proje ile İzmir’in gastronomi turizmindeki konumunun güçlendirilmesi ve Avrupa Konseyi Kültür Rotaları Şarap Rotası ağıyla entegrasyonunun artırılması hedefleniyor. 1 Mayıs’ta üretim, emek ve değer zinciri Fuarın ikinci günü olan 1 Mayıs, “Üretim – Emek – Değer Zinciri” temasıyla gerçekleştirilecek. Saat 11.00’de düzenlenecek “Süt ve Peynir Üretiminde Değer Zinciri” başlıklı panelin moderatörlüğünü Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölümü’nden Prof. Dr. Harun Raşit Uysal üstlenirken Ulusal Süt Konseyi Yönetim Kurulu Üyesi ve Manisa Celal Bayar Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aslı Akpınar, Tire Süt Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Osman Öztürk ve Pınar Süt İmalat Müdürü Hüseyin Önel konuşmacı olarak yer alacak. Aynı gün saat 12.15’te gerçekleştirilecek “Zeytinin Yolculuğu: Kalite, Verim ve Gelecek” başlıklı panelde moderatörlüğü İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür yapacak. Panelde, Bademli Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Hurşit Nallı, Gödence Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Özcan Kokulu ve Zeytincilik Araştırma Enstitüsü’nden Dr. Ayla Mumcu yer alacak. Saat 14.00’te düzenlenecek “Bağdan Şişeye: Terroir, Teknoloji ve Trendler” başlıklı panelde ise moderatörlüğü Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Altındişli yaparken Ege Üniversitesi Ege Meslek Yüksekokulu’ndan Prof. Dr. Ufuk Yücel, Urla Bağ Yolu Derneği Başkanı, USCA Bağcılık ve Şarapçılık Kurucusu Serpil Erdurak ile danışman önolog Işık Gülçubuk konuşmacı olacak. Deneyim ve algıya odaklanılacak Fuarın son günü olan 2 Mayıs, “Tüketim – Deneyim – Algı” temasıyla düzenlenecek. Saat 10.00’da gerçekleştirilecek “Dr. Zeytin” oturumunda Dr. Esat Hoşgönül ve Dr. Feray Özgür Saraçoğlu, zeytin ve zeytinyağının sağlık üzerindeki etkilerini hekim ve eczacı perspektifinden ele alacak. Saat 11.00’de düzenlenecek “Sütü Nasıl Tüketiyoruz? Yeni Nesil Yaklaşımlar” başlıklı panelin moderatörlüğünü Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölümü’nden Prof. Dr. Cem Karagözlü yaparken Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Sedef Nehir El, TE-TA Teknik Tarım Genel Müdürü ve Tarım 4.0 Teknoloji ve Etki Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sumer Tömek Bayındır ile Ege Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aykan Candemir konuşmacı olarak yer alacak. Saat 12.15’te gerçekleştirilecek “Gelenekten Geleceğe Zeytinyağının Sofralarımızdaki Değeri” başlıklı paneli İzmir Konak Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Derman Küçükaltan yönetirken, Köstem Zeytinyağı Müzesi Kurucusu Doç. Dr. Levent Köstem, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Özgür Sarıbaş, Genç ve Naturel A.Ş. Kurucusu Prof. Dr. Seda Genç ve endokrin, metabolizma ve beslenme alanında uzman Prof. Dr. Ceyhun Dizdarer konuşmacı olacak. Mutfak atölyeleri ve deneyim alanları Fuar kapsamında, Türk mutfağının önemli temsilcilerinden Şef Özlem Mekik moderatörlüğünde düzenlenecek mutfak atölyelerinde, alanında uzman şefler Ege ve İzmir mutfağından özel reçetelerini ziyaretçilerle paylaşacak. 1 Mayıs’ta DoubleTree by Hilton’dan Executive Chef İlhami Dinç, Ege otlarını yorumladığı “Çağla bademli ballı Ege otları harmanı”nı hazırlayacak. 2 Mayıs’ta da Mövenpick Otel’den Executive Chef Murat Yıldız “Levrekli şevketi bostan”, Kaya Otel’den Su Şefi Yahya Yıldırım ise “İzmir kumru ekmeği üzerine enginarlı köfte” sunumlarıyla ziyaretçilerle buluşacak. Ziyaretçiler, mutfak atölyeleri ile lezzet dolu bir deneyim yaşayacak. Sergiden tadım etkinliklerine eşsiz bir deneyim sunacak Fuar süresince ayrıca üniversitelerle yapılan iş birliğiyle hazırlanan tadım etkinlikleri gerçekleştirilecek. Zeytinyağı ve peynir tadımlarının yapılacağı “Olivbar” alanı ile zeytinin dalından sofraya uzanan yolculuğunu anlatan “Köstem Zeytinyağı Müzesi” özel seçkisi zeytinyağı sergisi ziyaretçilere açık olacak. Olivtech, üretimden tüketime uzanan değer zincirini tüm boyutlarıyla ele alarak sektör temsilcileri için güçlü bir buluşma noktası oluşturacak. Fuar, 10.00 – 18.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Trendyol'dan e-Ticarete Atılacak Yeni Satıcılara Özel Avantaj ve Destekler Haber

Trendyol'dan e-Ticarete Atılacak Yeni Satıcılara Özel Avantaj ve Destekler

Ticaret Bakanlığı'nın Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), MÜSİAD, TOBB Türkiye E-ticaret Meclisi ve sektör oyuncularının katkısıyla yürüteceği eğitim programı, yerli üretici, esnaf ve KOBİ'leri e-ticaretle tanıştıracak. Trendyol'un da destekçileri arasında bulunduğu Elektronik Ticareti Güçlendirme Projesi, girişimciliği güçlendirip esnaf ve KOBİ'leri dijital ticaretin sunduğu yeni fırsatlarla buluşturmayı hedefliyor. Program, yerel üreticilere markalaşma, dijital görünürlük ve lojistik fırsatlarıyla yalnızca yurt içi değil küresel pazarlara da açılma fırsatı sunuyor. Trendyol’dan e-ticarete yeni başlayacaklara ayrıcalıklar Projeye destek veren şirketler arasındaki Trendyol, eğitimleri tamamlayıp e-ticarete adım atacak yeni satıcılara özel destek ve avantajlar sunacak. Trendyol'da e-ticarete başlayacak yeni satıcılar, ilk ürün yükleme sonrası 60 gün geçerli %20 komisyon indirimi, e-ticaret, e-ihracat ve satıcı paneli süreçlerinde birebir danışmanlık desteği, anlaşmalı bankalarda kredi ve ticari kart fırsatları, ilk 60 gün geçerli ücretsiz e-fatura paketi ve Trendyol satıcılarına özel avantajlı KEP adresi ücretlendirmesi gibi ayrıcalıklardan yararlanacak. Trendyol ayrıca girişimci kadınlara ve kadın kooperatiflerine özel komisyon avantajının yanı sıra Kadın Girişimci Rozeti ile görünürlük avantajı gibi ayrıcalıkları, e-ticarete başlayacak kadın üretici ve girişimcilere sağlayacak. Eğitimlerde ilk adres Aydın oldu Türkiye genelinde 30 ili kapsayacak Elektronik Ticareti Güçlendirme Projesi’nde ilk eğitimler, Aydın Ticaret Odası’nda 6 Nisan Pazartesi günü Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı M.Rifat Hisarcıklıoğlu’nun katılımıyla başladı. Manisa, Aydın ve ilçelerindeki esnaf ve KOBİ'ler, Aydın’daki eğitimlere yoğun katılım gösterdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.