Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Marmara Bölgesi

Kapsül Haber Ajansı - Marmara Bölgesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Marmara Bölgesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yangın ve Patlama Risklerinde Proaktif Risk Yönetimi İşletmelerin Dayanıklılığını Artırıyor Haber

Yangın ve Patlama Risklerinde Proaktif Risk Yönetimi İşletmelerin Dayanıklılığını Artırıyor

Yangın ve patlama riski; üretim tesislerinden depolama alanlarına, enerji altyapılarından lojistik operasyonlarına kadar birçok sektörde faaliyetlerin kesintiye uğramasına neden olabiliyor. TMMOB Kimya Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi tarafından yayımlanan “Endüstriyel Yangınlar ve Patlamalar 2024 Yılı Raporu”na göre, 2024 yılında Türkiye’de 694 yangın ve 26 patlama olmak üzere toplam 720 endüstriyel yangın ve patlama tespit edildi. Son yedi yılın en yüksek seviyesine işaret eden bu olaylarda 29 işçi hayatını kaybederken, 138 işçi yaralandı. Howden Türkiye'nin analizine göre bu riskler; fiziksel hasarın yanı sıra üretim kayıpları, operasyonel kesintiler, finansal zararlar ve itibar üzerinde uzun vadeli etkiler oluşturabiliyor. Küresel risk analizleri de yangının işletmeler açısından en kritik risk başlıkları arasında yer almaya devam ettiğini ortaya koyarken, işletmelerin dayanıklılığını artıran en önemli unsurun proaktif risk yönetimi olduğu görülüyor. Her tesis farklı bir risk profili taşıyor İşletmelerin faaliyet gösterdiği sektör, üretim süreçleri, kullanılan ekipmanlar ve operasyonel yapı, yangın ve patlama risklerinin niteliğini doğrudan etkiliyor. 2024 verileri, olayların özellikle belirli sektörlerde ve sanayinin yoğunlaştığı bölgelerde öne çıktığını gösteriyor. Tekstil, ağaç-kâğıt-mobilya, metal ve plastik/kauçuk sektörleri toplam olayların yaklaşık yüzde 73’ünü oluştururken, olayların yüzde 49,1’i Marmara Bölgesi’nde, yüzde 25,7’si Ege Bölgesi’nde gerçekleşiyor. İstanbul 217 olayla ilk sırada yer alırken, Tekirdağ’da 131, Bursa’da ise 103 olay tespit ediliyor. Bu nedenle etkin bir risk yönetimi için her işletmenin risk profilinin kendi dinamikleri doğrultusunda değerlendirilmesi, risklerin kaynağında tespit edilmesi ve uygun önleyici tedbirlerin hayata geçirilmesi kritik önem taşıyor. Howden Türkiye ise bu yaklaşım doğrultusunda, işletmelerin yangın ve patlama risklerini ayrıntılı ve kapsamlı şekilde analiz ederek, işletmelerin ihtiyaçlarına ve risk profiline uygun çözümler geliştiriyor. Mevcut koruma sistemlerini inceleyen şirket, riskleri azaltmaya yönelik iyileştirme önerileri geliştirirken iş sürekliliğini destekleyen önleyici uygulamalar konusunda da danışmanlık sunuyor. Bunun yanında sigorta programlarının işletmenin risk profiline uygun şekilde optimize edilmesine yönelik çalışmalar gerçekleştirerek risk yönetimi süreçlerinin daha etkin hale gelmesine katkı sağlıyor. "Risk yönetiminde en etkili yaklaşım, riskleri ortaya çıkmadan önce analiz edebilmek" Howden Türkiye'nin yangın ve patlama risklerine yönelik yaklaşımını değerlendiren Howden Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve Bölge CEO'su Atınç Yılmaz, şu ifadelere yer verdi: "Yangın ve patlama riskleri, işletmeler açısından fiziksel hasarın ötesinde üretim süreçlerinden tedarik zincirine, finansal sonuçlardan kurumsal itibara kadar birçok alanı etkileyebiliyor. Bu nedenle risk yönetimini, olası hasarlar meydana geldikten sonra devreye giren bir süreç olarak değil, riskleri önceden belirleyerek etkilerini azaltmayı hedefleyen stratejik bir yaklaşım olarak ele alıyoruz. Howden Türkiye olarak her işletmenin faaliyet gösterdiği sektör, tesis altyapısı ve operasyonel yapısının farklı risk profilleri oluşturduğunu biliyor, bu doğrultuda işletmelere özel risk yönetimi çözümleri geliştiriyoruz. Yangın ve patlama risk analizlerinden tesis ve proses bazlı risk değerlendirmelerine, mevcut koruma sistemlerinin analizinden risk azaltıcı iyileştirme önerilerine kadar uzanan çalışmalarımızla işletmelerin risklerini bütüncül bir bakış açısıyla değerlendiriyoruz. Bunun yanında iş sürekliliğini destekleyen önleyici yaklaşımlar geliştiriyor ve sigorta programlarının işletmelerin risk profiline uygun şekilde optimize edilmesine yönelik danışmanlık hizmeti sunuyoruz. Böylece doğru risk yönetimi yaklaşımıyla işletmelerin olası kayıplarını azaltırken, operasyonel dayanıklılıklarını ve sürdürülebilir iş sürekliliklerini güçlendirmeyi hedefliyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

LÖSEV İyilikler Tırı Marmara Bölgesi’ndeki Aileleriyle Buluştu Haber

LÖSEV İyilikler Tırı Marmara Bölgesi’ndeki Aileleriyle Buluştu

Kurban Bayramı boyunca vekâleten kurban bağışları ve bayram destekleriyle ihtiyaç sahibi ailelerin yanında olan LÖSEV, yaz döneminde de lösemi ve kanser tedavisi gören çocukları ve ailelerini yalnız bırakmıyor. Türkiye’nin dört bir yanında sürdürülen yardım dağıtımlarıyla kayıtlı ailelerin ihtiyaçları karşılanmaya devam ediyor. Kurban Bayramı Sonrası LÖSEV Yardımları Devam Ediyor LÖSEV’in gelenekselleşen yardım projeleri arasında yer alan İyilikler Tırı yeniden yola çıktı. Bağışçıların destekleriyle hazırlanan yardım malzemeleri, şehir şehir dolaşarak lösemi ve kanser tedavisi gören çocuklar ile ailelerine ulaştırılıyor. İyilikler Tırı’nın bulunduğu noktalarda oluşturulan özel alanlarda aileler; et, gıda, giyim, tekstil, kırtasiye, oyuncak ve temizlik malzemeleri başta olmak üzere yüzlerce ürüne ücretsiz olarak ulaştırıldı. Aileler ihtiyaç duydukları ürünleri kendi seçimleriyle almanın mutluluğunu yaşarken çocuklar ise gönüllülerin kurduğu farklı atölyelerde keyifli vakit geçirdi. Haziran ayında İyilikler Tırı, Sakarya ve Kocaeli’nin ardından İstanbul’da Üsküdar Meydanı ve Beşiktaş Meydanı’nda yer aldı. Sonrasında ise Marmara Bölgesi’nin son durağı olan Tekirdağ’daki kayıtlı ailelerle buluşarak yardımlarını ulaştıracak. İyilikler Tırı, Mayıs ayında İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerindeki LÖSEV ailelerini ziyaret ederek desteklerini ihtiyaç sahiplerine ulaştırmıştı. LÖSEV yetkilileri, lösemi ve kanserle mücadele eden çocukların ihtiyaçlarının yalnızca belirli dönemlerle sınırlı olmadığını, yılın her günü devam ettiğini vurgulayarak, bağışçıların katkıları sayesinde daha fazla aileye ulaşıldığını ifade etti. LÖSEV, gerçekleştirdiği yardımlarla ailelerin temel ihtiyaçlarına destek olurken, aynı zamanda çocuklara ve ailelerine moral, umut ve dayanışma gücü vermeyi sürdürüyor. İyilikler Tırı da taşıdığı yardımların yanı sıra sevgi, umut ve dayanışmayı Türkiye’nin dört bir yanına ulaştırmaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çevre Bakanlığı ve OPET’ten Mega Kent İstanbul’da “Sıfır Atık” Çağrısı Haber

Çevre Bakanlığı ve OPET’ten Mega Kent İstanbul’da “Sıfır Atık” Çağrısı

T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve OPET’in akaryakıt istasyonlarında sıfır atık dönüşümünü yaygınlaştırmak ve çevre bilincini güçlendirmek amacıyla başlattığı “Sıfır Atık ile Doğaya Saygı Duy” Projesi kapsamında gerçekleştirilen çevre temizliği hareketinin yeni durağı Marmara Bölgesi oldu. Türkiye’nin 7 bölgesinden seçilecek 7 ilde yapılması planlanan çevre temizliği hareketi, Antalya ve Ankara’dan sonra İstanbul’da devam etti. 21 Nisan Salı günü İstanbul Çekmeköy’de yapılan çevre temizliği etkinliğine, OPET Yönetim Kurulu Kurucu Üyesi Nurten Öztürk, OPET Genel Müdürü Özgür Kahramanzade, Çekmeköy Belediye Başkan Yardımcısı Seyfettin Yıldırım, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İstanbul İl Müdürlüğü Sıfır Atık Şube Müdürü Elif Morina Yılmaz, Çekmeköy Belediyesi İklim Değişikliği Şube Müdürü Metehan Yılmaz, öğrenciler ile çok sayıda gönüllü katıldı. Sahip olduğu geniş istasyon ağı, terminalleri ve ofisleri ile sektörde sıfır atık dönüşümüne öncülük edecek olan OPET’in İstanbul’daki istasyon çalışanlarının da yer aldığı etkinlikte toplanan atıklar, sembolik uygulamalara dönüştürülecek. Proje kapsamında toplanan atıklardan sanatçı Sündüz Yılmaz tarafından yapılan tablo farkındalık yaratmak amacıyla OPET Çekmeköy Güney İstasyonu’nda sergilenmeye başladı. “BU DAHA BAŞLANGIÇ” Etkinlikte yaptığı konuşmada çocukların da katılımcılar arasında yer almasından büyük mutluluk duyduğunu belirten OPET Yönetim Kurulu Kurucu Üyesi Nurten Öztürk, “Ben 13 yıl öğretmenlik yaptım. Yaparak, yaşayarak öğrenmenin ne denli önemli olduğunu biliyorum. O nedenle çocuklarla birlikte burada olmak benim için çok değerli. Bizim burada hedefimiz çöpleri ayrıştırarak toplarken asıl amacımız farkındalık yaratmak ve çöpün doğaya, çevreye ve ekonomimize verdiği zararı gözler önüne sermek. Eğer bu çöpü toplamazsak, yağmurla toprağa, suya, denizlere karışacak, havamızı kirletecek. Biz bir hareket başlatıyoruz, bu bir seferberlik hareketi. Buradan tüm Türkiye’ye sesleniyorum, haydi bizimle beraber olun, ülkemiz atıklardan kurtulsun” dedi. 2021 yılında Ege’deki büyük orman yangınları sonrasında OPET olarak başlattıkları Doğaya Saygı Projesi’ne de işaret eden Öztürk sözlerine şöyle devam etti: “Amacımız yangınlardan etkilenen köyleri rehabilite ederken doğaya atılan çöpün yangınlardaki etkisini ortaya koymaktı. Ancak bu sorunun köklü çözümü için toplumsal bir bilinç oluşması gerektiğinin farkındayız. 8 Nisan 2026 tarihinde Bakanlığımızla imzaladığımız protokol gereği kendi istasyonlarımızda “Sıfır Atık ile Doğaya Saygı Duy” diyerek projemizin bir başka bacağını başlatmış bulunuyoruz. Biz OPET olarak “Tertemiz Yarınlar Okullardan Başlar” Projesi kapsamında 77 bin okula ulaşmaktayız. EBA (Eğitim Bilişim Ağı) üzerinden çevreyle ilgili konuları da çocuklarımıza öğreterek bu projeyi okullarımıza da taşımak istiyoruz. Onun için bu bir başlangıç diyoruz. Çevre Bakanlığımızla 7 bölgede her bölgeyi temsilen bir ilde etkinlikler yapacağız. Antalya, Ankara ve İstanbul’daki etkinliklerimiz bundan sonra diğer illerimizde de devam edecek.” “AMACIMIZ TEMİZ TUVALET KAMPANYASINDAKİ BAŞARIYI BURAYA DA TAŞIMAK” OPET Genel Müdürü Özgür Kahramanzade yaptığı konuşmada, “Doğaya Saygı Projemizde amacımız orman yangınlarını önlemesinin ötesinde geleceğe sahip çıkmak. Şimdi Yönetim Kurulu Kurucu Üyemiz Nurten Öztürk’ün liderliğinde yeni bir projeye daha adım attık. Nurten Hanım’ın büyük bir fedakârlık ile başlattığı Temiz Tuvalet Kampanyası tüm Türkiye’ye mal oldu ve büyük bir başarı elde etti. Amacımız aynı başarıyı buraya da taşımak, ülke genelinde atık konusunu çözmek ve toplumsal farkındalığa dönüştürmek” değerlendirmesinde bulundu. YOLLARDAKİ ATIK SORUNUNA DİKKAT ÇEKMEK İÇİN “KISA FİLM YARIŞMASI” DÜZENLENECEK Akaryakıt sektöründe bir ilk olan “Sıfır Atık ile Doğaya Saygı Duy” projesi ile istasyonlarda sıfır atığın yaygınlaştırılması ve çevre temizliği hareketinin yanı sıra çok yönlü adımlarla ilerlenmesi planlanıyor. Bu kapsamda “Sıfır Atık Yolculuğu Kısa Film Yarışması” düzenlenmesi de yıl içinde atılacak bir diğer adım olacak. Hedef, özellikle gençlerin ve sosyal medya kullanıcılarının daha aktif bir şekilde projeye katılımını sağlamak. Yarışmayla günlük yaşamın önemli bir parçası olan seyahat süreçlerinde çevreye duyarlı alışkanlıkların yaygınlaştırılması, sıfır atık yaklaşımının hayatın her alanında uygulanabilir olduğunun gösterilmesi hedefleniyor. 30 Nisan–15 Temmuz tarihleri arasında başvuruların alınacağı yarışmada değerlendirme süreci yaz aylarında tamamlanacak. Dereceye giren yapımlar Eylül 2026’da yapılacak bir törenle ödüllendirilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

OSB’lerde Değer Artışı Enflasyonun Gerisinde Kaldı Haber

OSB’lerde Değer Artışı Enflasyonun Gerisinde Kaldı

TSKB Gayrimenkul Değerleme A.Ş., organize sanayi bölgeleri (OSB) özelindeki kapsamlı araştırmalarına 2026 yılında da devam etti. Türkiye ekonomisi ve kent gelişiminde yönlendirici bir rol üstlenen, birçok firmaya ev sahipliği yapan OSB’leri inceleyen şirket, 18 ilde yer alan 31 organize sanayi bölgesini detaylı şekilde analiz etti. Çalışmada, sanayi yapılarında talebin büyük ölçüde lojistik avantajlara göre şekillendiği görülürken, lojistik açıdan güçlü bölgelerde depolama alanlarına yönelik yüksek talebin değerleri artırıcı etkisi olduğu tespit edildi. OSB’lerde tamamen veya kısmen bedelsiz arsa tahsisine yönelik desteklerin 2029 yılına kadar uzatılması da talep üzerinde etkisini sürdürdü. Sanayi yapılarında artan maliyetlerin üretim üzerinde sınırlayıcı etkisi bulunurken, kira değerlerini yukarı yönlü etkilediği ve bu durumun yatırımın geri dönüş süresinin kısalmasına katkı sağladığı gözlemlendi. İl bazlı değerlendirmelere bakıldığında; Marmara Bölgesi’nde İstanbul, Kocaeli, Bursa ve Sakarya gibi oturmuş sanayi merkezlerinde dengeli arz-talep yapısının etkisiyle kira artışlarının daha kontrollü seyrettiği görülürken, Samsun, Afyonkarahisar ve Kayseri gibi illerde arzın sınırlı kalmasının etkisiyle kira artışlarının diğer bölgelere kıyasla daha yüksek gerçekleştiği gözlemlendi. Arsa değer artışlarında ise Sakarya, Samsun, Afyonkarahisar, Denizli ve Ankara öne çıkarken, bu artışların temelinde yeni yatırım girişlerinin etkili olduğu tespit edildi. Buna karşılık Malatya, Gaziantep ve Adana’da hem kira hem arsa değer artışlarının sınırlı kalması, talebin daha zayıf seyrettiğine işaret etti. Doluluk oranları incelendiğinde, Kocaeli, Tekirdağ ve Bursa gibi sanayi yoğun bölgelerde artışların dikkat çektiği görülürken; İstanbul, Sakarya ve Ankara gibi doluluk oranı halihazırda yüksek olan illerde artışın sınırlı kaldığı gözlemlendi. Öte yandan, Malatya ve İzmir Kemalpaşa gibi bölgelerde doluluk oranlarının görece daha düşük seviyelerde kalması, bu bölgelerde arzın henüz tam olarak dolmadığını ortaya koydu. Makbule Yönel Maya: “OSB’lerde dengelenme süreci devam ediyor” TSKB Gayrimenkul Değerleme A.Ş. Genel Müdürü Makbule Yönel Maya, OSB’lere yönelik değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Sanayi yapılarına olan talebin güçlü seyrini koruduğunu, ancak son iki yılda değer artışlarının daha dengeli bir patikaya oturduğunu görüyoruz. Kira ve arsa değer artışlarının enflasyonun altında gerçekleşmesi, piyasanın daha sürdürülebilir bir dengeye doğru ilerlediğine işaret ediyor. Doluluk oranlarının birçok bölgede üst seviyelere ulaşması, organize sanayi bölgelerine olan talebin devam ettiğini ortaya koyarken, yeni sanayi alanı üretiminin önemini artırıyor. Özellikle lojistik avantajı yüksek bölgelerde depolama ve sanayi alanlarına yönelik talebin güçlü kalmaya devam edeceğini öngörüyoruz. Yatırımcı perspektifinden bakıldığında ise geri dönüş sürelerinin 16-17 yıl bandında dengelenmesi, OSB’lerin cazibesini koruduğunu ve uzun vadeli yatırım açısından önemini sürdürdüğünü gösteriyor.” Kira artışında ivme kaybı dikkat çekti Son iki yıllık verilere göre kira değerlerindeki artışın enflasyon oranının altında seyrettiği görüldü. Geçtiğimiz yıl %36 seviyesinde olan yıllık ortalama kira artışı bu yıl 10 puan geriledi ve %26,3 olarak kaydedildi. Arsa fiyatlarının yükseldiği dönemde maliyet baskıları nedeniyle yeni inşaat faaliyetlerinin yavaşlaması arzı sınırlarken; Samsun, Afyonkarahisar ve Kayseri gibi illerde kira artışlarının diğer bölgelere kıyasla daha yüksek gerçekleşmesine neden oldu. Bölgesel bazda incelendiğinde; Marmara Bölgesi’nde dengeli arz-talep yapısının kira artışlarını kontrollü seviyede tuttuğu, Ege Bölgesi’nde ise sektör çeşitliliği sayesinde daha istikrarlı bir seyir izlendiği görüldü. İç Anadolu ve benzeri bölgelerde ise daha sınırlı talep yapısı kira artışlarının görece düşük kalmasına yol açtı. Geri dönüş süresi 13,7 ve 19,5 yıl aralığında hesaplandı Marmara Bölgesi’nde güçlü ve oturmuş talep yapısının etkisiyle geri dönüş süreleri daha kısa seyretti. Dengeli bir yatırım ortamı açısından kira artışlarının arsa değer artışını aşması beklenirken, Afyonkarahisar, Eskişehir gibi arsa fiyatlarının daha hızlı artması geri dönüş sürelerini 18-19 yıl mertebesine çıkarmaktadır. Büyükşehirlerde yüksek doluluk oranı ve sürekli üretim talebi geri dönüş sürelerini daha stabil tutarken; gelişim sürecindeki şehirlerde yatırım hareketliliği geri dönüş sürelerinde daha belirgin değişimlere yol açtı. Arsa değer artışı %25 seviyesinde gerçekleşti OSB’lerde yıllık ortalama arsa değer artışı %25 olarak hesaplandı. Sakarya, Samsun, Afyonkarahisar, Denizli ve Ankara’da arsa değer artışlarının enflasyonun üzerinde gerçekleşmesinde yeni yatırımların etkili olduğu görüldü. Artan maliyetler nedeniyle yapı izinlerinde yaşanan gerileme arzı sınırlarken, bazı bölgelerde arsa fiyatlarının yükselmesine neden oldu. Buna karşın genel ortalamada artışların enflasyonun altında kaldığı tespit edildi. Malatya, Gaziantep ve Adana’da hem arsa hem kira artışlarının sınırlı kalması talebin görece zayıf seyrettiğine işaret ederken; Kayseri’de arsa değer artışının düşük kalmasına rağmen kira artışlarının yüksek olması mevcut stok üzerindeki talep baskısını ortaya koydu. Doluluk oranı %97 ile yüksek seviyesini korudu Türkiye genelinde OSB’lerde doluluk oranlarının yüksek seviyelerde seyrettiği ve birçok bölgede %100’e ulaştığı görüldü. Bu durum, sanayi alanlarına yönelik talebin güçlü şekilde devam ettiğini ve mevcut stokun büyük ölçüde dolu olduğunu ortaya koydu. Kocaeli, Tekirdağ ve Bursa gibi sanayi yoğun bölgelerde doluluk oranlarında artış gözlemlenirken, İstanbul, Sakarya ve Ankara gibi oturmuş bölgelerde zaten yüksek olan doluluk oranlarının artış potansiyelinin sınırlı kaldığı dikkat çekti. Malatya ve İzmir Kemalpaşa gibi bazı bölgelerde ise doluluk oranlarının görece daha düşük seviyelerde kalması, bu bölgelerde arzın mevcut olduğunu ve talebin daha sınırlı seyrettiğini gösterdi. Doluluk oranlarının birçok bölgede üst sınıra ulaşması, yeni sanayi alanı üretiminin önemini artırırken, talebin mevcut alanlar üzerinde yoğunlaştığını ortaya koydu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Okullarda Paycell Dönemi Başladı Haber

Okullarda Paycell Dönemi Başladı

Paycell Okul Kartı ile öğrenciler nakitsiz harçlık yönetimiyle buluşuyor. Turnike ve geçiş sistemleri sağlayıcısı Okulyo ile geliştirilen kartlar, BKM bünyesindeki yerli ödeme sistemi TROY altyapısıyla üretildi. Proje kapsamında hazırlanan kartlar, öğrencilerin kullanımına sunuldu. Öğrenciler için güvenli, veliler için takip edilebilir, okullar için kontrollü sistem Paycell Okul Kartı ile öğrenciler okul kantinlerinde ve yemekhanelerde nakitsiz alışveriş yapabiliyor, harçlıklarını okul dışında da kontrollü biçimde harcayabiliyor. Kartların kullanım alanları belirli sektörlerle sınırlandırılarak öğrencilerin güvenli harcama yapmaları da teşvik ediliyor. Öğrenciler tarafından okul kimlik kartı olarak da kullanılabilen kartların üzerinde, öğrencinin fotoğrafı, okul adı, öğrenci bilgileri ve numarası da yer alıyor. Böylece öğrenciler tarafından, turnikelerde hızlı ve güvenli giriş-çıkış işlemleri için de kullanılabiliyor. Proje aynı zamanda velilere, çocuklarının harcamalarını ve okula giriş-çıkış bilgilerini dijital ortamda takip etme imkânı sunuyor. “Ödeme deneyimini pratik ve akıllı bir yol arkadaşına dönüştürdük” Paycell Genel Müdürü Serhat Dolaz, iş birliğiyle ilgili şu açıklamalarda bulundu: “Paycell olarak ülkemize geleceğin ödeme teknolojilerini kazandırırken, kullanıcılarımızın finansal işlemlerini sadeleştirmek ve yaşamlarını kolaylaştırmak öncelikli hedefimiz. Hayata geçirdiğimiz Paycell Okul Kart Projesi, öğrencilerimizi, velilerimizi ve okul yönetimlerini kapsayan geniş bir ekosisteme dokunuyor. TROY altyapılı kartlar, öğrenciler için nakitsiz ve güvenli bir harçlık yönetiminin yolunu açarken; velilere de çocuklarının harcama ve okula giriş-çıkış bilgilerini dijital olarak takip edebilme imkânı sunuyor. Sistem yanı zamanda, okul yönetimlerinin kampüs içi güvenlik ve harcama süreçlerindeki operasyonel yükünü hafifleterek denetimi kolaylaştırırken, erken yaşta finansal okuryazarlığı teşvik ederek geleceğin bilinçli bireylerine katkı sağlıyor. Paycell olarak, ödeme deneyimini sadece bir işlem olmaktan çıkarıp, günlük yaşamda pratik ve akıllı bir yol arkadaşına dönüştürmek için çalışmaya devam ediyoruz.” Proje ile çok daha fazla okul ve öğrenci hedefleniyor İlk aşamada ağırlıklı olarak Marmara Bölgesi’nde yer alan 56 okulda hayata geçirilen proje kapsamında, bugüne kadar 50 binin üzerinde öğrenciye ulaşıldı. Projenin yıl sonuna kadar Türkiye genelindeki 400 okulda 200 bin öğrenciye ulaşması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tam Finans, İstanbul Küçükçekmece Şubesi'ni Hizmete Açtı Haber

Tam Finans, İstanbul Küçükçekmece Şubesi'ni Hizmete Açtı

Türkiye genelinde 49 şube ve 1200'e yakın çalışanıyla faaliyet gösteren Tam Finans, 2025 yılını 66 bin KOBİ'ye yaklaşık 2,4 milyar dolarlık finansman sağlayarak geride bırakmıştı. Şirket, en yaygın hizmet ağına sahip faktoring şirketi olarak mikro KOBİ'lerin nakit akışını güçlendirmeye devam ediyor. Küçükçekmece şubesi ile birlikte İstanbul'daki hizmet noktası sayısını artıran Tam Finans, Marmara Bölgesi'ndeki ticari hacmini de büyütmeyi hedefliyor. İstanbul'un ticaret ve üretim açısından hareketli ilçelerinden Küçükçekmece'de faaliyet göstermeye başlayan yeni şubeyle bölgedeki mikro KOBİ'ler ve küçük esnaf başta olmak üzere işletmelerin finansmana hızlı ve erişilebilir şekilde ulaşması hedefleniyor. İstanbul'un Ekonomisine Katkı Sunmaya Devam Edeceğiz Yeni şube açılışında açıklamalarda bulunan Tam Finans CEO'su Hakan Karamanlı, "İstanbul, Türkiye ekonomisinin lokomotifi olmanın ötesinde; üretimin, ticaretin ve girişimciliğin kalbinin attığı bir merkez konumunda. Küçükçekmece ise stratejik konumu, artan ticaret hacmi ve dinamik girişimci yapısıyla bu büyük ekonomik ekosistemin en canlı halkalarından biri. Sektörümüzde en kalabalık ekibe ve ilk Ar-Ge merkezine sahip şirketiz. Yapay zeka teknolojilerindeki güçlü kasımızla müşteri ihtiyaçları ve finansal hizmet kapsayıcılığı konusunda çok hızlı aksiyon alarak dakikalar içinde finansman sağlayabiliyoruz. Bu sayede geçen yıl Avrupa'nın en iyi KOBİ finansmanı sağlayan şirketi olduk. Motivasyonumuz her zaman çok daha fazla KOBİ'ye ulaşmak ve can suyu olmak. Bu yıl içerisinde 10 şube daha açarak sahadaki ağımızı genişleteceğiz. Yeni şubemizle, özellikle mikro KOBİ'lerin ve küçük esnafın ticari alacaklarını finanse ederek onların nakit akışlarını güçlendirerek sürdürülebilir büyümelerine katkı sağlayacağız. Küçükçekmece şubemiz ile İstanbul'daki varlığımızı daha da pekiştiriyor; üretimi, ticareti ve istihdamı destekleme kararlılığımızı sahada bir kez daha ortaya koyuyoruz" şeklinde konuştu. KOBİ'lerin Büyüme Yolculuğuna Eşlik Ediyoruz Tam Finans Satış ve Pazarlama Kıdemli Genel Müdür Yardımcısı Hayati Çelikcan ise, "Sahada görev yapan yaklaşık 750 kişilik satış gücümüzle Türkiye'nin en yaygın ve en aktif ekiplerinden birine sahibiz. Ekibimiz yılda yaklaşık 1.5 milyon müşteri ziyareti gerçekleştiriyor. Müşterilerimizle birebir temas kurarak ihtiyaçlarını yerinde analiz ediyor, 'fijital' yaklaşımımız sayesinde dijital dünyanın hızını sahadaki güçlü organizasyonumuzla birleştiriyoruz. Bu yapı sayesinde dakikalar içinde sonuç üreten, pratik ve güvenilir bir finansman modeli sunuyoruz. 2026 yılında 10 şubenin yanı sıra 15 mobil ekip kuracağız. Gençlerin istihdamını sorumluluk bilinciyle destekleyen bir şirket olarak, geçtiğimiz yıl 400 yeni mezunu Tam Finans bünyesine dahil ederek genç yeteneklere önemli bir fırsat sunduk. Bu yıl da aynı ivmeyle büyümeye devam etmeyi planlıyoruz. Sektör liderliğimizin bir çıktısı olarak geçtiğimiz yıl her 10 KOBİ'den biri ticari hayatına Tam Finans ile başladı. Küçükçekmece'de yalnızca bir şube açmıyoruz; bölgedeki üretim, ticaret ve girişimcilik ekosistemine güçlü bir finansman altyapısı kazandırıyoruz. Mikro KOBİ'lerin büyümesini hızlandıran, esnafın nakit akışını güvence altına alan ve istihdama doğrudan katkı sunan bir modelle İstanbul'daki liderliğimizi daha da pekiştiriyoruz. Anadolu'nun her şehrinde ihtiyacı olan tüm KOBİ'lere 1 saat uzaklıkta olana kadar büyümeye devam edeceğiz" dedi. Açılış törenine Tam Finans Mali İşler Kıdemli Genel Müdür Yardımcısı Mete Önol, Müşteri Hizmet Merkezi, Operasyon ve Satın Alma Genel Müdür Yardımcısı Sertaç Çıralı, Satış Direktörü Yeliz Dağlı ve Tam Finans Küçükçekmece Şube Müdürü Başak Sarıal da katıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.