Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Marmara Denizi

Kapsül Haber Ajansı - Marmara Denizi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Marmara Denizi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TAYK-AKPA Deniz Kuvvetleri Kupası Uluslararası Yat Yarışı 55. Yıl Yarışı İçin Geri Sayım Başladı Haber

TAYK-AKPA Deniz Kuvvetleri Kupası Uluslararası Yat Yarışı 55. Yıl Yarışı İçin Geri Sayım Başladı

55 Yıllık Bir Denizcilik Mirası İlk kez 1971 yılında düzenlenen Deniz Kuvvetleri Kupası, yarım asrı aşan geçmişiyle Türkiye'nin offshore yelkencilik geleneğinin en önemli temsilcilerinden biri olarak kabul ediliyor. Türk denizcilik kültürünün simge organizasyonlarından biri haline gelen yarış, yıllar boyunca açık deniz yelkenciliğinin gelişimine katkı sağlarken, dayanıklılığı, stratejiyi, ekip ruhunu ve denizcilik kültürünü bir araya getiren eşsiz bir mücadele platformu olmayı sürdürdü. Bugün yelkenciler arasında "Güney Yarışı" adıyla anılan organizasyon, uzun offshore etapları, gece seyirleri ve değişken deniz koşullarıyla sezonun en prestijli yarışlarından biri olarak kabul ediliyor. 55. Yılda Güçlü Destek, Güçlü Organizasyon TAYK-AKPA Deniz Kuvvetleri Kupası Uluslararası Yat Yarışı 55. Yıl Yarışı, Türkiye Açıkdeniz Yarış Spor Kulübü (TAYK) organizasyonunda, Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı himayelerinde ve AKPA Chemicals ana sponsorluğunda gerçekleştirilmektedir. Organizasyon; T.C. Gençlik ve Spor Bakanlığı, Türkiye Yelken Federasyonu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, T.C. İstanbul Valiliği, Sarıyer Belediyesi, Çanakkale Valiliği, Çanakkale Belediyesi, T.C. İzmir Valiliği, İzmir Büyükşehir Belediyesi, Çeşme Belediyesi, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı, Moda Deniz Kulübü, Çeşme Marina ve Setur Marinas'ın destekleriyle hayata geçirilmektedir. Türkiye'nin en prestijli açık deniz yat yarışları arasında gösterilen TAYK-AKPA Deniz Kuvvetleri Kupası Uluslararası Yat Yarışı 55. Yıl Yarışı, kamu kurumları, yerel yönetimler ve denizcilik dünyasının önde gelen paydaşlarını ortak bir denizcilik vizyonunda buluşturmaktadır. 50 Tekne, Yüksek Rekabet Bu yıl IRC ve Multihull sınıflarında düzenlenecek organizasyonda katılım 50 tekne ile sınırlandırılırken, Türkiye'nin yanı sıra farklı ülkelerden ekiplerin de yarışa katılması bekleniyor. Uzun mesafeli etapları, değişken rüzgâr koşulları ve stratejik rota yönetimiyle öne çıkan TAYK-AKPA Deniz Kuvvetleri Kupası Uluslararası Yat Yarışı 55. Yıl Yarışı, yelkencilerin fiziksel dayanıklılığını ve ekip performansını en üst seviyede test eden yarışlar arasında yer alıyor. 55. yılında da bir yarış olmasının ötesinde Türk denizcilik kültürünü, rekabeti, takım ruhunu ve açık deniz yelkenciliği geleneğini yaşatan önemli bir buluşma noktası olmaya devam eden TAYK-AKPA Deniz Kuvvetleri Kupası, 11 Temmuz'da İstanbul Boğazı'nda verilecek startla bir kez daha Boğaz'dan Ege'ye uzanan unutulmaz bir denizcilik hikâyesine sahne olacak. 11-14 Temmuz'da İstanbul'dan Çeşme'ye Bu yıl TAYK Trofesi'nin 6. ayağı olarak düzenlenecek yarış, yaklaşık 265 deniz millik parkurunda gerçekleştirilecek. Yarış Takvimi ve Rotası 8 Temmuz 2026 Çarşamba Beşiktaş Deniz Müzesi – İstanbul Basın Lansmanı Açılış Töreni Dümenci Toplantısı 11 Temmuz 2026 Cumartesi 1. Etap: İstanbul Boğazı → Bozcaada İstanbul Boğazı'ndan start Marmara Denizi boyunca offshore mücadele Gece seyri ve Bozcaada finişi 12 Temmuz 2026 Pazar Bozcaada Birinci etap ödül töreni 13 Temmuz 2026 Pazartesi 2. Etap: Bozcaada → Çeşme Ege Denizi'nde uzun offshore etap 14 Temmuz 2026 Salı Çeşme Yarış finalleri Genel klasman ödül töreni Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kabotajın 100. Yılında 120 Milyon Yolcu Hedefi Haber

Kabotajın 100. Yılında 120 Milyon Yolcu Hedefi

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Denizcilik ve Kabotaj Bayramı’nın 100. yıl dönümünde İstanbul Beşiktaş’ta açıklamalarda bulundu. Bakan Uraloğlu, “Türk Milletinin Denizler Fatihi Barbaros Hayreddin Paşa’nın ‘Denizlere hâkim olan cihana hâkim olur’ sözü, asırlar sonra bugün de aynı güçle yankılanmaktadır. Onun bu veciz sözünden feyz alan atalarımız, Türk Boğazlarında, Karadeniz’de, Ege’de ve Akdeniz’de tam anlamıyla deniz kontrolü sağlayarak okyanuslara açılmış, bir cihan imparatorluğu kurmuşlardır.” ifadelerini kullandı. Bakan Uraloğlu, “Bu noktada bizler için ‘denizci millet, denizci ülke’ olma ülküsü, sadece bir hedef değil; denizci atalarımıza ve aziz milletimize karşı en kutsal görevlerimizden biridir.” dedi. “Bizler Gemileri Sadece Denizden Değil, Karadan Bile Yürütmüş, Tarihe Damgasını Vurmuş Bir Milletiz” 1 Temmuz 1926’da Kabotaj Kanunu ile yabancı devletlerin Türk deniz ticaretindeki hâkimiyetinin sona erdiğini anımsatan Bakan Uraloğlu, “Kıyılarımız ve limanlarımız Türk bayrağı altında Türk gemileri ve Türk firmalarıyla yönetilmeye başlamıştır. Bu yıl 100. yıl dönümünü coşkuyla kutladığımız Denizcilik ve Kabotaj Bayramı, milletimizin denizlerine ve denizciliğe verdiği önemin en büyük kanıtıdır. Bizler gemileri sadece denizden değil, karadan bile yürütmüş, tarihe damgasını vurmuş bir milletiz.” şeklinde konuştu. “Denizlerimizi Mavi Vatanımız Bildik, Denizciliği Milli ve Öncelikli Sektör Kabul Ettik” Doğal bir yarımada olan, kara sınırlarının yaklaşık üç katı deniz sınırına sahip Türkiye için attıkları her adımda, milleti denizle yeniden buluşturmanın en öncelikli hedefleri olduğunu söyleyen Uraloğlu, sözlerine şu şekilde devam etti: “Günümüzde denizcilik, yalnızca ticaret değil; aynı zamanda kültürel, sosyal ve stratejik bir kimlik meselesidir. Denizci bir ülke olmak, sadece filo büyüklüğüyle veya ticari payla ölçülmez. Buna kültürel ve sosyal boyutları ekleyerek millete ve devlete denizci bir bünye kazandırmak gerekir. Bir denizcinin oğlu olan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde son 24 yılda bu vizyonla hareket ettik. Sektörün önündeki engelleri kaldırdık, paydaşlar arasında iş birliği kültürünü güçlendirdik. Denizlerimizi mavi vatanımız bildik, denizciliği milli ve öncelikli sektör kabul ettik.” “Limanlarımızda Rekor Üstüne Rekorlar Kırdık” Uraloğlu, Türkiye’nin bugün 218 adet liman tesisi, 85 faal tersanesi, 181 tekne imal ve çekek yeri, 65 yat limanı, 23 gemi geri dönüşüm tesisi, 400 balıkçı barınağı, 144 bin gemi insanı ve 1 milyonu aşan amatör denizcisi ile dünyanın önde gelen denizci ülkelerinden olduğunu ifade etti. Uraloğlu, “Gururla ifade etmek isterim ki Türk sahipli deniz ticaret filomuz, 1 Ocak 2026 itibarıyla 2.234 gemi ve 51,8 milyon DWT kapasiteye ulaşmıştır. Yine, limanlarımızda da rekor üstüne rekorlar kırdık. Uzun yıllardır dünyanın en fazla konteyner elleçleyen ilk 100 limanı arasında olan Ambarlı, Kocaeli, Tekirdağ ve Mersin Limanlarımızın yanına geçen yıl ilk kez listeye giren Aliağa Limanımızı da ekledik. Dünyanın en fazla konteyner elleçleyen 100 limanı arasında 5 limana sahip olmamız da Ülkemizin deniz lojistiğindeki gücünü küresel arenada tescil etti.” bilgilerini paylaştı. 2002 yılından 2025 yıl sonuna limanlarda elleçlenen yük miktarının yüzde 191, konteyner miktarının ise yüzde 617 arttığına dikkati çeken Uraloğlu, “2025 yılında limanlarımızda elleçlenen yük miktarı 553,3 milyon tona, konteyner miktarı 14 milyon TEU’ya ulaştı. Yurt dışı Ro-Ro hatlarında taşınan araç sayısı da 725 bine yaklaştı. Limanlarımıza uğrayan kruvaziyer gemi sayısı ise bir önceki yıla göre yüzde 15,1 artarak 1.375 kruvaziyer gemiye, kruvaziyer yolcu sayısı ise bir önceki yıla göre yüzde 13,2 artarak yaklaşık 2,2 milyona ulaştı.” dedi. Kabotajda 120 Milyon Yolcu Hedefi Son 24 yılda inşa ettikleri yeni yat limanlarıyla, sürekli artan bağlama kapasitesiyle Türkiye’yi yat turizminde de cazibe merkezi haline getirdiklerini vurgulayan Uraloğlu, “2002’de 41 olan yat limanı sayımızı en son Gazipaşa Yat Limanımızı da hizmete açarak 65’e çıkardık. 8 bin 500 olan bağlama kapasitemizi de 3 kat artırarak yaklaşık 26 bine yükselttik. 2025 yılı içerisinde kabotaj hatlarında faaliyet gösteren firmalarımız tarafından yaklaşık 119 milyon yolcu ve 9 milyon 600 bin araç taşıdık. Bu yıl kabotaj hatlarında 120 milyon yolcu ve 10 milyon aracı aşacağımızı öngörüyoruz.” açıklamasında bulundu. “Gemi Geri Dönüşüm Alanında Dünyada 3’üncü, Avrupa’da Lideriz” Gemi inşa sanayisinin de 84 binden fazla kişiye istihdam sağlayarak küresel ölçekte güçlü bir konumda olduğunu dile getiren Bakan Uraloğlu, “85 faal tersaneyle gemi siparişinde dünyada 7’inci, tonajda 10’uncu sıradayız. Mega yat imalatında dünyada ikinci sıradayız. Gemi geri dönüşüm alanında ise Dünyada 3’üncü, Avrupa’da lideriz.” dedi. Uraloğlu, söz konusu başarıların, sadece istatistiki bir sıralama değil, aynı zamanda Türk denizciliğinin küresel arenada bir güç merkezi haline geldiğinin kanıtı olduğunu ifade etti. Uraloğlu, “Bu büyük başarılar, Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyonu, Bakanlığımızın yapıcı politikaları ve desteği ve siz değerli denizcilerimizin emeği, sektörümüzün kararlılığıyla mümkün oldu.” diye konuştu. 21,8 Milyar Lira ÖTV’siz Yakıt Desteği 2004 yılından itibaren, sicillere kayıtlı yük ve yolcu taşıyan gemilere, ticari yatlara, hizmet ve balıkçı gemilerine ÖTV’siz yakıt uygulamasını başlattıklarını hatırlatan Bakan Uraloğlu, “Bu kapsamda 22 yıl içerisinde yaklaşık 21,8 milyar lira maddi destek sağladık. Sadece 2025’te 5,3 milyar lira destek verdik. Hurda gemi teşvik programımız ile filomuzun yenilenmesini destekliyoruz. Bugüne kadar 27,3 milyon dolarlık teşvik sağladık ve teşvik miktarını artırmak için yeni düzenlemeler yapıyoruz.” şeklinde konuştu. Bakan Uraloğlu, Ro-Ro taşımacılığını geliştirmek amacıyla Tekirdağ-Trieste (İtalya) hattında düzenli seferleri desteklemek için 1,6 milyon dolarlık teşvik belgesi düzenlediklerini de belirterek “2024 yılında Ambarlı-Trieste, Tekirdağ-Trieste hatlarını açtık. 2026 yılında daha fazla Ro-Ro hattını teşvik kapsamına alarak denizyolu taşımacılığının payını artırmayı hedefliyoruz.” dedi. “Bugüne Kadar 51 Farklı Ülke ile 65 Denizcilik Anlaşması İmzaladık” Denizlerdeki hak ve menfaatleri korumak ve denizcilik alanında küresel iş birliğini geliştirmek amacıyla da önemli adımlar attıklarını dile getiren Uraloğlu, sözlerine şu şekilde devam etti: “Biliyorsunuz son dönemlerde Hürmüz Boğazı’nda yaşanan kapanmalar, deniz yollarının küresel ekonomi için ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gösterdi. Dünya petrol arzının önemli bir bölümünü etkileyen bu gelişmeler, enerji fiyatlarını yükseltti, tedarik zincirlerini zorlaştırdı ve lojistik maliyetlerini arttırdı. Biz, ateş çemberinin ortasında bile kesintisiz ve emniyetli denizciliğin merkezi jeostratejik bir güven adası olduk. Bu süreçte Türkiye, boğazları, limanları ve istikrarlı konumuyla küresel ticaretin güvenilir limanı olmaya devam etti. Bakın, 1999’dan beri kesintisiz üyesi olduğumuz Uluslararası denizcilik örgütü konseyi üyeliğine geçen yılın sonunda 139 ülkenin desteğini alarak üst üste 14. kez seçildik. Bugüne kadar 51 farklı ülke ile 65 denizcilik anlaşması imzaladık. Geçen yıl dünyanın en büyük ikinci bayrak devleti filosuna sahip olarak denizcilikte en etkili ülkelerinden biri olan Panama ile imzaladığımız anlaşmayla birlikte yaklaşık 144 bin gemi insanımızın yeterlik belgelerinin tanındığı ülke sayısı da 42’ye yükselmiş oldu.” “2025 Yılında 4.658 Gemiyi Denetledik” Uraloğlu aynı zamanda, denizlerde can, mal, çevre ve seyir emniyetini arttırmak için uluslararası ve ulusal kurallar kapsamında denetim faaliyetlerini titizlikle sürdürdüklerini dile getirdi. Bakan Uraloğlu, “2025 yılında 3.115 yabancı bayraklı gemi, 960 uluslararası ve 583 ulusal sefer yapan Türk bayraklı gemi olmak üzere toplam 4.658 gemiyi denetledik. Ana Arama Kurtarma Koordinasyon Merkezimiz (AAKKM), tüm arama-kurtarma faaliyetlerini 7/24 esasına göre kesintisiz olarak en üst düzeyde koordine etmeye devam ediyor. Uluslararası Uydu Yardımlı Arama Kurtarma Sistemi ile arama kurtarma faaliyetlerinde Irak, İran, Afganistan, Gürcistan ve Ukrayna olmak üzere 5 ülkeye de gönüllük esasına göre hizmet veriyoruz” açıklamasında bulundu. Uraloğlu, söz konusu merkezin 2025’te 379 deniz olayında 646 kişinin sağ, 101 kişinin yaralı olarak kurtarılmasını koordine ettiğini dile getirdi. Uraloğlu, “Arama kurtarma faaliyetine dönüşen 255 yasadışı göç olayında ise 7.215 kişiyi kurtardı.” şeklinde konuştu. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Gemi Trafik Hizmetleri Sistemi 20 Temmuz’da Hizmete Açılacak Bakan Uraloğlu, halihazırda hizmet veren 5 adet Gemi Trafik Hizmetleri Merkezinin yanında Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki etkinliğini artırmak ve bölgedeki deniz trafiğini daha yakından izlemek için Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Gemi Trafik Hizmetleri Sistemi kurulum çalışmalarında da sona yaklaştıklarını belirtti. Uraloğlu, “İnşallah, Kıbrıs Barış Harekâtı'nın 52. yıl dönümü olan 20 Temmuz’da hizmete açacağız.” dedi. Marmara Denizi’nin tamamını radar kapsaması altına alacak olan ve bir ulusal merkez kurulmasını da içeren Gemi Trafik Hizmetlerinin Genişletilmesi projesinin etüt-proje çalışmalarını da tamamladıklarını kaydeden Uraloğlu, “Bu projelerin tamamlanmasının ardından hem ülkemizin hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin mavi vatandaki hakimiyetini önemli ölçüde artıracağız.” açıklamasında bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İstanbul Mavisi mi Bursa Yeşili mi Ankara Grisi mi? Sosyal Medyadaki Şehir Renkleri Akımı Gündem Oldu Haber

İstanbul Mavisi mi Bursa Yeşili mi Ankara Grisi mi? Sosyal Medyadaki Şehir Renkleri Akımı Gündem Oldu

Özellikle TikTok, X ve Instagram platformlarında paylaşılan şehir videoları, Türkiye’nin üç büyük şehrini renklerle tanımlayan yeni bir dijital tartışma başlattı. Google’da “İstanbul mavisi”, “Bursa yeşili”, “Ankara grisi”, “şehir renkleri akımı” ve “Türkiye şehir estetiği” aramalarındaki yükseliş dikkat çekiyor. Kullanıcılar yaşadıkları şehirlerin ruhunu renklerle anlatırken, ortaya hem nostaljik hem de duygusal görüntüler çıkıyor. İstanbul’un boğaz manzaraları ve mavi tonları, Bursa’nın doğayla iç içe yeşil atmosferi ve Ankara’nın gri gökyüzüyle özdeşleşen şehir yapısı sosyal medyada yoğun etkileşim almaya devam ediyor. İstanbul Mavisi Sosyal Medyada Neden Bu Kadar Konuşuluyor? Akımın en dikkat çeken başlıklarından biri olan İstanbul mavisi, şehrin denizle kurduğu güçlü bağı temsil ediyor. Özellikle Boğaz görüntüleri, vapur manzaraları, martılar ve gün batımındaki mavi tonlar kullanıcıların paylaşımlarında öne çıkıyor. Sosyal medya kullanıcıları İstanbul’u anlatırken en çok “özgürlük”, “hareket”, “karmaşa içinde huzur” ve “denizin verdiği his” ifadelerini kullanıyor. Özellikle sabah saatlerinde çekilen Boğaz görüntüleri ve tarihi yarımadaya yansıyan mavi tonlar milyonlarca görüntülenmeye ulaşıyor. Google aramalarında “İstanbul mavisi nedir” ve “İstanbul neden maviyle anılıyor” gibi başlıkların yükselmesi, akımın yalnızca sosyal medya trendi olmaktan çıkıp kültürel bir tartışmaya dönüştüğünü gösteriyor. Bursa Yeşili Şehrin Kimliğini Yeniden Hatırlattı Akımın en çok destek gören şehirlerinden biri ise Bursa oldu. Kullanıcılar özellikle Uludağ etekleri, tarihi çınarlar, parklar, kestane ormanları ve doğal yaşam alanlarını paylaşarak “Bursa yeşili” kavramını öne çıkardı. Türkiye’nin en yeşil şehirlerinden biri olarak anılan Bursa, uzun yıllardır “Yeşil Bursa” ifadesiyle biliniyor. Sosyal medyada paylaşılan drone görüntülerinde şehrin doğayla bütünleşen yapısı dikkat çekerken, birçok kullanıcı Bursa’nın betonlaşmaya rağmen hâlâ doğal dokusunu koruduğunu savunuyor. Özellikle Cumalıkızık, Gölyazı, Uludağ yolu ve şehir merkezindeki tarihi ağaçların yer aldığı videolar yoğun ilgi görüyor. Kullanıcılar Bursa’yı anlatırken “nefes alan şehir”, “doğanın içindeki şehir” ve “huzurun rengi” ifadelerini sıkça kullanıyor. Ankara Grisi Tartışmanın En Duygusal Tarafı Oldu Sosyal medyada en çok yorum alan başlıklardan biri ise Ankara grisi oldu. Başkent Ankara’nın gri gökyüzü, sert mimarisi ve sakin atmosferi kullanıcılar tarafından farklı duygularla anlatılıyor. Bazı kullanıcılar Ankara’nın gri tonlarını kasvetli bulurken, bazıları ise bu atmosferin şehre karakter kattığını savunuyor. Özellikle yağmurlu havalarda çekilen Kızılay, Tunalı Hilmi, Bahçelievler ve Anıtkabir görüntüleri milyonlarca kez izlendi. Ankara için yapılan paylaşımlarda “melankoli”, “ciddiyet”, “devletin rengi” ve “soğuk ama samimi şehir” yorumları öne çıkıyor. Google’da “Ankara neden gri”, “Ankara’nın havası neden kapalı” ve “Ankara estetiği” gibi aramalarda da artış yaşanıyor. Şehirlerin Renklerle Anlatılması Yeni Bir Dijital Kültür Oluşturdu Uzmanlara göre sosyal medyada yayılan şehir renkleri akımı, insanların yaşadıkları kentlerle kurduğu duygusal bağı ortaya koyuyor. Özellikle kısa video platformlarında şehirleri yalnızca turistik yönleriyle değil, hissettirdiği duygularla anlatan içeriklerin daha fazla ilgi gördüğü belirtiliyor. İstanbul’un hareketli mavi tonları, Bursa’nın doğayı çağrıştıran yeşili ve Ankara’nın dingin grisi; kullanıcıların şehir kimliğiyle ilgili yeni bir anlatım dili oluşturmasına neden oldu. Sosyal medya analizlerine göre şehir estetiği içerikleri son dönemin en hızlı büyüyen video kategorileri arasında yer alıyor. Özellikle genç kullanıcılar yaşadıkları şehirleri yalnızca bir yerleşim alanı değil, bir “ruh hali” olarak tanımlamaya başladı. “İstanbul Mavisi mi Bursa Yeşili mi Ankara Grisi mi?” Tartışması Büyüyor Akımın büyümesiyle birlikte kullanıcılar kendi şehirlerini de renklerle tanımlamaya başladı. İzmir için “Ege mavisi”, Trabzon için “Karadeniz yeşili”, Gaziantep için ise “bakır tonları” gibi yorumlar dikkat çekiyor. Ancak sosyal medyada en yoğun etkileşim hâlâ İstanbul, Bursa ve Ankara arasında yaşanıyor. Özellikle şehir aidiyeti üzerinden yapılan paylaşımlar milyonlarca kişiye ulaşıyor. Uzmanlara göre bu tarz dijital akımlar, şehirlerin kültürel kimliğini yeniden gündeme taşırken aynı zamanda kent estetiği konusunda da farkındalık oluşturuyor. Türkiye’nin farklı şehirlerini renkler üzerinden anlatan içerikler ise sosyal medyada büyümeye devam ediyor.

Garanti BBVA ve TURMEPA’dan Deniz Çayırlarına Mavi Nefes Haber

Garanti BBVA ve TURMEPA’dan Deniz Çayırlarına Mavi Nefes

Garanti BBVA, DenizTemiz Derneği/ TURMEPA iş birliğiyle 2021 yılından bu yana sürdürdüğü Mavi Nefes Projesi ile deniz çayırlarının korunmasına yönelik çalışmaları ve ulaşılan somut sonuçları 1 Mart Dünya Deniz Çayırları Günü vesilesiyle kamuoyuyla paylaştı. Denizlerin oksijen üretiminde, karbon tutumunda ve biyolojik çeşitliliğin devamlılığında kritik rol üstlenen deniz çayırları, Mavi Nefes Projesi’nin ana odak alanlarından birini oluşturuyor. Halen bu bitki odağında Fethiye-Göcek, Marmara Denizi Prens Adaları ve Saros’ta çalışmalara devam ediliyor. Proje kapsamında Fethiye-Göcek Özel Çevre Koruma Bölgesi’nde yürütülen çalışmalarla bugüne kadar ekilen deniz çayırı fidesi sayısı 14 bine ulaştı. Ekilen alanlarda canlılık oranı yüzde 70’in üzerinde seyrediyor. 2025 yılında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen çalışmalar kapsamında Göcek’te gerçekleştirilen 14 bin deniz çayırı ekimi, işaret şamandıralarıyla “oksijen üretim noktası” olarak koruma altına alındı. Bu alanlar, denizlerin doğal karbon yutakları ve oksijen kaynakları olarak kritik bir işlev üstleniyor. Mavi Nefes Marmara Denizi İyileştirme Projesi kapsamında, Marmara Denizi’nin ekolojik açıdan en hassas bölgelerinden biri olan Prens Adaları çevresinde de müsilajın deniz altı habitatları üzerindeki etkilerini azaltmaya yönelik saha çalışmaları başlatıldı. Proje ile geliştirilen yenilikçi temizleme tekniğinin sahada test edilmesiyle Marmara Denizi’nin ekolojik dayanıklılığını artırmaya yönelik bilim temelli çözümler üretilmesi hedefleniyor. Bu kapsamda geliştirilen ve Venturi sistemiyle çalışan yenilikçi temizleme cihazı da sahada test ediliyor; hava basıncı kullanılarak müsilajın mercanlar, algler ve deniz çayırları gibi hassas canlıların üzerinden zarar vermeden uzaklaştırılması sağlanıyor. Denizlerin Sessiz Kahramanları Deniz çayırları yalnızca oksijen üretmekle kalmıyor; atmosferdeki karbonu tutarak iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir rol oynuyor. Bir kilometrekare deniz çayırı, ortalama 1.000 insanın yıllık oksijen ihtiyacını karşılıyor. Aynı zamanda balıklar ve pek çok deniz canlısı için yaşam ve üreme alanı oluşturuyor; dalga enerjisini azaltarak kıyı erozyonunu önlüyor. Ayrıca, sediment tabakalarında geçmiş yüzyılların izlerini saklayarak ekosistemin hafızasını oluşturuyor. Türkiye’de Bir İlk: Göcek’te 2.000 Yaşında Deniz Çayırı Keşfedildi Mavi Nefes Projesi kapsamında Göcek’te gerçekleştirilen bilimsel çalışmalar, Türkiye deniz araştırmaları açısından da önemli bir kilometre taşı oldu. Geçtiğimiz yıl Kızılada açıklarında tespit edilen bir deniz çayırının yaklaşık 2.000 yaşında olduğunun belirlenmesi, ülkemizde bu alanda gerçekleştirilen ilk yaş tayini çalışması olarak kayda geçti. Bu veri, Türkiye deniz araştırmaları tarihinde bir ilk ve bölgede yürütülen tüm deniz çayırı ekim çalışmalarının geleceğini etkileyecek önemli bir unsur. Mahmut Akten: “Deniz çayırları, denizlerin ve gezegenimizin geleceği için kritik önemde” Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, 1 Mart Dünya Deniz Çayırları Günü dolayısıyla yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Deniz çayırları, denizlerin ve gezegenimizin geleceği için kritik öneme sahip doğal varlıklar. Oksijen üretiminden karbon tutumuna, biyolojik çeşitliliğin korunmasından kıyıların güvenliğine kadar çok boyutlu bir ekosistem hizmeti sunuyorlar. Mavi Nefes Projesi ile 2021’den bu yana bilimin rehberliğinde attığımız adımlarla denizlerimizin yalnızca yüzeyini değil, deniz altı yaşamını da korumayı hedefliyoruz. Göcek’te 14 bine ulaşan deniz çayırı ekimi ve bu alanların ‘oksijen üretim noktası’ olarak koruma altına alınması, uzun vadeli ve kalıcı etki yaratma kararlılığımızın yansıması. Şimdi önümüze yeni bir hedef daha koyduk ve 20 bin deniz çayırına ulaşmak istiyoruz. Garanti BBVA olarak sürdürülebilirliği iş stratejimizin merkezinde konumlandırırken, denizlerimizin nefes alması için bilimi, sivil toplumu ve gönüllüleri bir araya getirmeye devam edeceğiz.” Şadan Kaptanoğlu: “Deniz çayırlarını korumak, denizlerin geleceğini korumaktır” TURMEPA Yönetim Kurulu Başkanı Şadan Kaptanoğlu, “Deniz çayırları, deniz ekosisteminin temelini oluşturan ve iklim krizine karşı en güçlü doğal müttefiklerimizden biri olan hassas habitatlardır. Mavi Nefes Projesi ile bilimsel veriler ışığında yürüttüğümüz koruma ve restorasyon çalışmaları sayesinde yalnızca bugünü korumayı değil, gelecek nesillere sağlıklı ve dirençli denizler bırakmayı amaçlıyoruz. Bölge halkının bilgi ve deneyimini sürece dahil ederek, bakanlıklar, kamu kurumları ve tüm paydaşlarımızla katılımcı bir anlayışla sahada birlikte çalışıyor, yerel sahiplenmeyi güçlendirerek kalıcı çözümler üretmeye devam ediyoruz,” diye konuştu. Mavi Nefes’in Çok Boyutlu Etkisi 2021 yılında Marmara Denizi’ndeki müsilaj krizine yanıt olarak doğan Mavi Nefes Projesi ile yalnızca temizlik değil, deniz altı yaşamını onaran bilim temelli ve uzun vadeli çözümler üretmek hedefleniyor. Bugüne kadar Marmara’dan Göcek’e, Saros Körfezi’nden Van Gölü’ne uzanan proje, denizlerde atıkların toplanmasından bilimsel araştırmalara, eğitim programlarından biyoçeşitlilik haritalamasına kadar uzanan kapsamlı çalışmalarıyla deniz ekosistemine kalıcı fayda sağlamayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Garanti BBVA ve TURMEPA’dan 2025’te Denizlerimizde Dönüştürücü Etki Haber

Garanti BBVA ve TURMEPA’dan 2025’te Denizlerimizde Dönüştürücü Etki

Proje ile atık temizliğinden deniz çayırı restorasyonuna, mercan ekosistemlerinin korunmasından farkındalık eğitimlerine pek çok faaliyet eş zamanlı devam ediyor. Garanti BBVA’nın, DenizTemiz Derneği (TURMEPA) iş birliğiyle 2021 yılından bu yana sürdürdüğü Mavi Nefes Projesi kapsamında, 2025 yılında deniz ekosistemlerinin korunmasına yönelik somut ve bilim temelli çalışmalar yürütüldü. Marmara Denizi, Van Gölü, Göcek ve Saros Körfezi’nde yürütülen çalışmalarla, denizlerin nefes almasına katkı sağlayan çevresel, bilimsel ve toplumsal etki yaratıldı. Bilimi, teknolojiyi, sivil toplumu bir araya getiren yaklaşım Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, projenin 2025 yılında ulaştığı etkiyi şu sözlerle dile getirdi: “Mavi Nefes ile denizlerimizin bugününü olduğu kadar, geleceğini de korumayı hedefliyoruz. 2025 yılında gerçekleştirdiğimiz çalışmalarla denizlerin nefes almasına katkı sağlayan somut sonuçlar elde ettik. Bilimi, teknolojiyi ve sivil toplumu bir araya getiren yaklaşımın, gelecek nesillere daha sürdürülebilir bir dünya bırakmada güçlü bir yol olduğuna inanıyoruz. Ayrıca, bu süreçte yalnızca finansman sağlamanın değil, deniz ekosistemlerini koruyan, kalıcı ve uzun vadeli etki yaratan projeleri kararlılıkla sürdürmenin kritik olacağı bilinciyle çalışmalarımıza devam edeceğiz.” TURMEPA Yönetim Kurulu Başkanı Şadan Kaptanoğlu, “Aldığımız her iki nefesten birini denizler sayesinde alıyoruz. Bu gerçek, denizlerin korunmasına yönelik kararlı ve sürekli adımlar atılmasını gerektiriyor. Garanti BBVA iş birliğiyle, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda oluşturulan Marmara Denizi Eylem Planı kapsamında, müsilaj krizine yanıt olarak 2021 yılında başlattığımız Mavi Nefes Projesi ile bilimin rehberliğinde güç birliğiyle somut çözümler üretmeye devam ediyoruz,” diye konuştu. 60 ton katı ve 613 bin litre sıvı atık denizlerden uzaklaştırıldı 2025 yılı boyunca Mavi Nefes Projesi kapsamında 60 tonun üzerinde katı atık ve 613 bin litre sıvı atık denizlerden uzaklaştırıldı. Marmara Denizi, Van Gölü ve Göcek’te gerçekleştirilen temizlik faaliyetleriyle su altı ekosistemleri üzerindeki baskılar azaltılırken, Saros Körfezi ve Göcek’te yürütülen koruma ve izleme çalışmalarıyla biyolojik çeşitliliğin devamlılığı desteklendi. Göcek’te Oksijen Üretim Noktaları Koruma Altında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen Mavi Nefes Göcek projesi kapsamında 2025 yılında, 14 bin deniz çayırı ekimi gerçekleştirilerek bu alanlar işaret şamandıralarıyla “oksijen üretim noktası” olarak koruma altına alındı. Bilimsel ölçümlerle canlılığı yüzde 70’in üzerinde teyit edilen bu alanlar, denizlerin doğal karbon yutakları ve oksijen kaynakları olarak kritik bir rol üstleniyor. Saros’ta Mercanlara Yeniden Nefes Mavi Nefes Saros Projesi kapsamında ise, yaklaşık 160 hektarlık alanda ekosistem tarama ve müdahale çalışmaları yürütüldü. Kuzey ve güney bölgelerde toplam 600 mercan kolonisinin temizliği ve sağlık taraması yapılırken, ekosisteme ciddi zarar veren 200 metrekarelik hayalet ağ denizden çıkarıldı. Bu müdahalelerle mercan ve gorgon kolonilerinin ışığa erişimi, beslenme kapasitesi ve yaşam sürekliliği güçlendirildi. Mavi Nefes ile Farkındalık da Yayılıyor Mavi Nefes Projesi, yalnızca ekosistemleri değil, toplumsal farkındalığı da odağına alıyor. 2025 yılında gezici Mavi Nefes Eğitim Otobüsü ve çevrim içi eğitimler aracılığıyla 36.800 öğrenciye ve 1.730 öğretmene ulaşıldı. Eğitim faaliyetleriyle genç nesillerde çevre bilinci güçlendirilirken, denizlerin korunmasına yönelik kalıcı bir dönüşüm hedeflendi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akdeniz ve Marmara’da Sıcaklık Stresi Artıyor Haber

Akdeniz ve Marmara’da Sıcaklık Stresi Artıyor

Türkiye İş Bankası tarafından ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü’nün kullanımına sunulan ve 2023’ten bu yana Türkiye’nin tüm denizlerinde veriler toplayan insansız su altı planörü (glider) Deniz Kâşifi, iklim değişikliğinin etkilerini, denizlerdeki oksijensizleşmeyi ve biyokimyasal döngülerdeki değişimleri uzun soluklu olarak izlemeyi sürdürüyor. Can suyu girdaplar ilk kez uzun süreli ölçümlendi 2025 yılında Akdeniz’de 60 gün boyunca inceleme yapan Deniz Kâşifi, 2 bin 100 kilometreden fazla yol kat ederek 900 dalış gerçekleştirdi. Böylece Deniz Kâşifi ile Akdeniz için can suyu olan deniz girdapları ilk kez bu kadar uzun süreli ölçümlendi. Doğu Akdeniz’in beklenenden çok daha dinamik bir girdap yapısına sahip olduğunu gösteren Deniz Kâşifi’nin topladığı verilere göre, Akdeniz’deki çok sayıda girdap, taşıdıkları ısı ve maddeler sayesinde denizlerin sıcaklığını ve iklimini düzenlemeye yardımcı oluyor. Bu girdapların körfez ve koylara taşıdığı serin ve temiz sular, özellikle Mersin ve Antalya Körfezi gibi kapalı bölgeler için hayati bir ‘havalandırma’ işlevi görüyor ve kirlilik baskısı altındaki alanlar için adeta can suyu sağlıyor. Marmara Denizi’nde bugüne kadarki en kapsamlı müsilaj verisi toplandı Deniz Kâşifi, 2025 yılında Marmara Denizi’nde de 30 gün boyunca suda kalarak 600 kilometrelik rota üzerinde 807 dalış gerçekleştirdi ve bugüne kadarki en kapsamlı müsilaj ölçümünü gerçekleştirdi. Müsilajın bir ay boyunca sürekli üretildiği, geniş bir alana yayıldığı ve Marmara Denizi’nin yapısal özelliği neticesinde müsilajın akıntılarla su kolonunda nasıl taşındığı ayrıntılı biçimde haritalandı. Özellikle Tekirdağ–Orta Çukur bölgesinde oluşan girdabın, müsilajlı tabakayı yüzeye taşıyarak sistemden daha hızlı uzaklaştırdığı tespit edilirken, bu yapının müsilajı daha hızlı hareket eden yüzey sularına taşıyarak Marmara Denizi’nden daha çabuk uzaklaşmasını sağladığı gözlemlendi. Bu döngü Deniz Kâşifi sayesinde uzun süreli olarak ilk kez tespit edildi. “Çalışmalar Deniz Kâşifi ile uzun dönemli akademik izleme sürecine girdi” Deniz Kaşifi’nin 2025 yılında yaptığı ölçümleri değerlendiren ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Barış Salihoğlu konuya ilişkin şunları söyledi: “2023 yılından bu yana Türk denizlerinde Deniz Kâşifi tarafından toplanan verilerle deniz araştırmalarında pek çok ilke imza atıldı. Deniz Kâşifi ile elde edilen veriler Marmara ve Akdeniz’deki girdap yapıları ve su sıcaklıklarının zaman içindeki değişimini ortaya koydu. Bu bulgular, deniz ekosistemlerinin iklim değişikliğine ve kirlilik baskısına nasıl tepki verdiğini gösteriyor. Ayrıca Deniz Kâşifi sayesinde Marmara Denizi’nde müsilajın yüzeyde görünmese bile denizin derinliklerinde varlığını sürdürdüğünü, yaygın olduğunu ve Marmara’nın fiziksel koşullarının sürekli müsilaj üretimine elverişli olduğunu gördük. Bu tablo, sorunun geçici değil kalıcı önlemler gerektiren yapısal bir sorun olduğunu ortaya koyuyor.” “Denizler yaşamı doğrudan ilgilendiren temel alanlardan biri“ İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Suat Sözen de, her geçen gün daha da derinleşen iklim değişikliği bağlantılı problemlerin çözümü için tek tek vatandaşların ya da kurumların sorumluluk üstlenmelerinin yetersiz kaldığını belirterek, ilgili tüm tarafların el birliğiyle çalışmasının büyük önem taşıdığını vurguladı. Sözen, iklim değişikliğiyle mücadelede deniz ekosisteminin büyüyen rolüne işaret ederek, “Genellikle akademik ve bilimsel ortamlarda konuşulan, tartışılan denizlerimizdeki durumun aslında genel kanaatin aksine pek iyi olmadığını 2021 yılında karşılaştığımız müsilaj gerçeğiyle çok net bir biçimde anladık. Deniz ekosistemi sadece çevre veya iklim değişikliğiyle ilgili bir konu değil gıda güvenliği ve ekonomik faaliyetler gibi yaşamı doğrudan ilgilendiren temel alanlardan biri. Bu yüzden biz de üç tarafı denizlerle çevrili, aynı zamanda bir iç denize sahip ülkemizde daha fazla sorumluluk üstleniyor, üniversitelerle ve sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte çalışmalar yürütüyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kandilli Rasathanesi Deprem Erken Uyarı Sisteminde Önemli Test Başarısı Haber

Kandilli Rasathanesi Deprem Erken Uyarı Sisteminde Önemli Test Başarısı

Pilot uygulama kapsamında modernize edilen istasyon ağı ve geliştirilen yazılımlar sayesinde sistem, 2 Ekim 2025 tarihinde meydana gelen Mw 5.0 büyüklüğündeki Marmara depreminde ilk uyarıyı 8.4 saniyede üretti. KRDAE’nin yürüttüğü çalışma, depremin en hızlı yayılan ilk dalgalarını tespit ederek saniyeler içinde uyarı üretebilen bir altyapının Türkiye’de hayata geçirilmesi için kritik öneme sahip. Marmara’da Hızlandırılmış Veri Ağı Pilot bölge olarak seçilen Marmara’da, istasyonların veri iletim altyapısı yenilendi ve Kandilli’ye ulaşan sinyallerin gecikme süresi 0.2 saniyeye kadar düşürüldü. Gerçek zamanlı veri, özel erken uyarı yazılımlarına aktarılırken, yazılımlar depremin konumunu ve tahmini büyüklüğünü anlık olarak değerlendirerek uyarı üretiyor. Gerçek Depremle Başarılı Test 2 Ekim 2025’te Marmara Denizi’nde meydana gelen deprem, sistem için önemli bir gerçek zamanlı test niteliği taşıdı. Sismik dalgaların karadaki istasyonlara ulaşması yaklaşık 5 saniye sürerken, yazılımlar hızlı analizle ilk uyarı sinyalini toplam 8.4 saniyede üretti. Mobil Uygulama ile Anında Bildirim Erken uyarı sinyallerinin kullanıcılara ulaştırılması amacıyla KRDAE, bir yazılım firmasıyla ortaklaşa iOS tabanlı bir mobil uygulama geliştirdi. Şu anda yaklaşık 2.500 cihaz test grubunda yer alıyor ve sistemin performansı gerçek depremler üzerinden ölçümleniyor. Türkiye Geneline Yaygınlaştırılacak KRDAE, deprem erken uyarı sisteminin ülke genelinde etkin şekilde kullanılabilmesi için kapsamlı bir geliştirme planı hazırladı. Bu kapsamda: Türkiye’nin dört bir yanında düşük gecikmeli yeni istasyonların kurulması, Android uygulamasının geliştirilmesi, Erken uyarı sinyallerinin aynı anda çok sayıda kullanıcıya ulaşmasını sağlayacak yazılım altyapısının güçlendirilmesi hedefleniyor. Bu çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte, Türkiye’nin deprem erken uyarı kapasitesinin önemli ölçüde artması ve sistemin daha geniş bir kullanıcı kitlesine ulaşması planlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Garanti BBVA ve TURMEPA’dan Müsilajla Mücadelede Yeni Adım Haber

Garanti BBVA ve TURMEPA’dan Müsilajla Mücadelede Yeni Adım

Proje kapsamında İstanbul Üniversitesi’nin geliştirdiği yeni bir müsilaj temizleme tekniği de kullanıldı. Doç. Dr. Cem Dalyan liderliğinde Burgazada açıklarında gerçekleştirilen Mavi Nefes Marmara Denizi İyileştirme Projesi’nin ilk dalışına Garanti BBVA Su Altı Dalış Kulübü, TURMEPA ve paydaş bilim insanları katıldı. Garanti BBVA’nın, DenizTemiz Derneği/ TURMEPA iş birliğiyle 2021 yılından bu yana yürüttüğü Mavi Nefes Projesi’nde, deniz altı ekosistemini korumaya yönelik bilimsel çalışmalar tüm hızıyla sürüyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen projenin Marmara ayağında, müsilajı su altı ekosisteminden uzaklaştırmaya yönelik geliştirilen temizleme tekniğinin ilk saha denemeleri Burgazada açıklarında gerçekleştirildi. TURMEPA koordinasyonunda ve Mavi Nefes Marmara Denizi İyileştirme Projesi kapsamında gerçekleştirilen dalışta, tekniğin su sütunu ve deniz tabanı üzerindeki etkileri gözlemlendi; elde edilen bulgular bir sonraki fazın bilimsel değerlendirmelerine temel oluşturmak üzere kayıt altına alındı. İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü, Hidrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cem Dalyan ve ekibinin liderliğinde gerçekleştirilen deneme dalışına Garanti BBVA Su Altı Dalış Kulübü, Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Sibel Kaya, TURMEPA Genel Müdürü Semiha Öztürk ve İstanbul Üniversitesi TTO Genel Müdürü Mehmet Besim Müftüoğlu yerinde eşlik etti. Müsilajı Kaynağında Temizleyen Yenilikçi Teknoloji TURMEPA ve İstanbul Üniversitesi iş birliğiyle geliştirilen cihaz müsilajı venturi sistemiyle hava basıncıyla temizliyor. Böylece mercanların, alglerin, deniz çayırlarının ve diğer hassas canlıların üzerini kaplayan müsilaj tabakasının fiziksel olarak uzaklaştırılması sağlanıyor. Cihaz, ekosisteme zarar vermeden biyolojik çeşitliliğin korunmasına yardımcı olacak şekilde tasarlandı. İlk denemelerde, cihazın Burgazada çevresindeki habitat üzerinde kayda değer temizlik sağladığı gözlemlendi. Mahmut Akten: “Denizlerimizin nefes alması için bilimi, teknolojiyi ve sivil toplumu bir araya getiriyoruz.” Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, projenin geldiği noktayı şu sözlerle değerlendirdi: “Mavi Nefes projemizle 2021’den bu yana denizlerin sağlığı için bilim insanları, sivil toplum ve gönüllülerle birlikte çalışıyoruz. TURMEPA’yla birlikte kararlılıkla yürüttüğümüz bu projede pek çok noktada doğaya somut katkı sağlıyor, aynı zamanda gelecek nesillerde çevre farkındalığı yaratıyoruz. Ancak amacımız yalnızca yüzeydeki atıkları temizlemek değil; deniz altı yaşamını da onaracak uzun vadeli, bilim temelli çözümler üretmek. Mavi Nefes, bu yönüyle yalnızca bir temizlik hareketi değil; veriye dayalı, ölçülebilir ve sürdürülebilir etkiyi hedefleyen bütüncül bir program. Bugün geldiğimiz noktada, yalnızca farkındalık değil, çözüm üreten teknolojiler de geliştiriyoruz. Geliştirilen cihaz, Marmara Denizi’nde müsilajın temizlenmesine ve su altı yaşamını korumaya katkı sağlayacak önemli bir adım. Garanti BBVA olarak sürdürülebilirliği iş stratejimizin merkezine koyarken bir yandan da denizlerimizin nefes alması için bilimi, teknolojiyi ve sivil toplumu bir araya getirmeye devam edeceğiz.” DenizTemiz Derneği Derneği/ TURMEPA Yönetim Kurulu Başkanı Şadan Kaptanoğlu, “TURMEPA’da hep söylediğimiz gibi aldığımız iki nefesten biri denizden geliyor. Okyanuslar ve denizler yaşamın kaynağı ve geleceğimizin teminatı. Bu nedenle onları korumak, yalnızca bugünün değil yarının da sorumluluğu. Garanti BBVA iş birliğiyle yürüttüğümüz Mavi Nefes Projesi, bu sorumluluğun bilinciyle bilimi, teknolojiyi ve toplumsal farkındalığı bir araya getiriyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından oluşturulan Marmara Denizi Eylem Planı Koordinasyon Kurulu’nda tek sivil toplum kuruluşu olarak yer alan TURMEPA’nın, Garanti BBVA ile el ele müsilaj krizine yanıt olarak 2021 yılında başlattığı bu çalışma, yalnızca müsilajla mücadele değil; aynı zamanda deniz ekosisteminin yeniden canlanmasına yönelik bir umut adımıdır. Bilimin ışığında, sürdürülebilir çözümlerle denizlerimize nefes olmaya devam edeceğiz.” dedi. İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cem Dalyan ise projeye ilişkin şunları söyledi: “Marmara Denizi, tümüyle bize ait olan eşsiz bir iç deniz. Onu korumak hem sorumluluğumuz hem de geleceğe bırakacağımız en değerli miras. Zostera ve Cymodocea türü deniz çayırları, Cystoseira yosunları ve Gorgon kolonileri gibi önemli canlı topluluklarıyla Marmara, hâlâ nefes alan bir ekosistem. Bu ekosistemin kalbi sayılan adaları ve özellikle Prens Adaları ise yüksek biyoçeşitliliğiyle Marmara’nın incisi konumunda. Projemiz, koruma temelli ve bilimsel verilerle yönlendirilen bir girişim olarak bu hassas dengeyi güçlendirmeyi amaçlıyor. Son zamanlarda yapılan çalışmalar, Marmara’nın oksijen bakımından fakirleştiğini açıkça ortaya koyuyor. Su altı ormanları bu denizin doğal oksijen kaynaklarını oluşturuyor. Dolayısıyla Prens Adaları’nı ve su altı ormanlarını korumak, yalnızca bölgesel bir çaba değil; Marmara Denizi’nin tamamını korumak anlamına geliyor.” Mavi Nefes Yolculuğundan Satır Başları Garanti BBVA ve TURMEPA’nın 2021’de başlattığı Mavi Nefes Projesi, Marmara Denizi’ndeki müsilaj krizine yanıt olarak doğdu. Bugüne kadar Marmara’dan Göcek’e, Saros Körfezi’nden Van Gölü’ne uzanan proje, denizlerde atıkların toplanmasından bilimsel araştırmalara, eğitim programlarından biyoçeşitlilik haritalamasına kadar uzanan kapsamlı çalışmalarıyla deniz ekosistemine kalıcı fayda sağlamayı sürdürüyor. Proje kapsamında bugüne dek Marmara Denizi’nde 287 tonun üzerinde, Van Gölü’nde ise 20 tondan fazla katı atık toplandı. Göcek’te faaliyet gösteren sıvı atık alım teknesi, yüzlerce tekneden 860 bin litre atık toplayarak yaklaşık 6,8 milyon litre deniz suyunun kirlenmesini önledi. Saros Körfezi’nde 35 istasyonda yapılan 45 dalışta 382 deniz türü tespit edilerek bölgenin habitat haritası çıkarıldı. Fethiye-Göcek Özel Çevre Koruma Bölgesi’nde 3 farklı istasyonda yaklaşık 10 bin deniz çayırı fidesi ekimi gerçekleştirilerek yüzde 70 başarı sağlandı. Göcek’te 2.000 yaşında olduğu belirlenen deniz çayırının yaş tayini çalışması, Türkiye deniz araştırmaları tarihinde bir ilk olarak kayda geçti. Mavi Nefes aynı zamanda toplumsal farkındalığın artırılmasını hedefliyor. TURMEPA’nın Milli Eğitim Bakanlığı protokolleri kapsamında yürüttüğü çevrim içi eğitimler ve gezici Mavi Nefes Eğitim Otobüsü ile bugüne kadar 100 bini aşkın öğrenci ve 5 binden fazla öğretmene ulaşıldı. Ayrıca lise öğrencilerine yönelik “Mavi Dedektifler” programıyla gençler, çevre bilinci kazanmanın yanı sıra kendi projelerini geliştirme fırsatı buluyor. Mavi Nefes Marmara Denizi İyileştirme Projesi ise insan kaynaklı pek çok sorunla yüz yüze kalan Prens Adaları’nın bulunduğu bölgede müsilajın yıkıcı etkilerinin azaltılması, tür çeşitliliğine etkilerinin belirlenmesi ve tür envanterlerinin ortaya koyulması hedefiyle hayata geçirildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Avrupa’nın Büyük Kentleri, Bursa’da Buluşuyor Haber

Avrupa’nın Büyük Kentleri, Bursa’da Buluşuyor

Avrupa’nın önde gelen metropol kentleri ve bölgelerini temsil eden liderleri bir araya getiren Avrupa Metropol Forumu’nun (10. EMA Forumu) düzenlediği ‘Dünya Metropol Zirvesi, İspanya’nın Barselona kentinde başladı. 14-17 Ekim tarihleri arasında yapılan zirve, metropol yönetimlerini geleceğe hazırlayarak ‘2030 sonrası küresel kentsel gündemin’ şekillenmesine katkı sunmayı hedefliyor. Zirve kapsamında dünyanın dört bir yanından belediye başkanları, metropol liderleri ve siyasi temsilciler bir araya gelerek konut krizi, kapsayıcı hareketlilik, iklim uyumu, dijital dönüşüm ve su yönetimi gibi öncelikli alanlarda ortak çözümler geliştiriyor. Zirvenin ana teması ise küresel ölçekte kentleri derinden etkileyen konut krizi olurken, su krizi ile dijitalleşme ve yapay zeka konuları da alt temalar olarak ele alınacak. 2026’da zirveye Bursa ev sahipliği yapacak Toplantıda forumun 2026 yılı ev sahipliği konusu da görüşüldü. MBB ve Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in teklifi üzerine önümüzdeki yıl EMA Forumu’nun MBB tarafından Bursa Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde gerçekleştirilmesi oy birliğiyle kabul edildi. Siyasi temsilcilerle üst düzey toplantı Başkan Mustafa Bozbey, zirvenin ilk günü Barselona Belediye Başkanı Jaume Collboni’nin ev sahipliğinde düzenlenen ‘Siyasi Temsilcilerle Üst Düzey Toplantı’ oturumuna katıldı. Metropol yönetişimi, konut krizi ve iş birliği mekanizmalarının görüşüldüğü toplantıda, Başkan Bozbey tarafından Marmara Bölgesi’nin metropol ölçeğinde yaşadığı sorunlar ve çözümler dile getirildi. “Marmara’nın geleceğini konuşmak, Avrupa’nın geleceğini konuşmaktır” Toplantının ikinci günü yapılan ‘Metropol yönetimi ve konut politikaları’ temalı açılış programında konuşan MBB Başkanı ve Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Bursa ve İstanbul’un da aralarında bulunduğu 6 büyükşehir ve 25 milyonu aşkın nüfusa ev sahipliği yapan Marmara Bölgesi’ni temsil ettiğini hatırlattı. Marmara’nın Türkiye ve bölge için önemini anlatan Başkan Bozbey, “Osmanlı İmparatorluğu’nun üç başkenti Bursa, Edirne ve İstanbul’a ev sahipliği yapan Marmara Bölgesi, geçmişte olduğu gibi bugün de doğu ile batı arasında güçlü bir köprüdür. Limanları, boğazları, ulaşım hatları ve üretim merkezleriyle Marmara, Avrupa ile Asya arasında bir geçit; küresel ticaretin, üretimin ve hareketliliğin kavşak noktasıdır. Marmara’nın geleceğini konuşmak, aslında Akdeniz Havzası’nın ve Avrupa’nın geleceğini konuşmaktır” dedi. “Ortak hareket etmek bir zorunluluktur” Marmara Denizi’nde yaşanan müsilaj krizi, yapılan çalışmalar ve yapılması gerekenler hakkında da bilgi veren Başkan Bozbey, MBB’nin 200 üyesiyle konut krizinden iklim risklerine, dijital uçurumdan sosyal eşitsizliklere kadar birçok ortak meseleyi ortak vizyonla ele aldıklarını belirtti. 3.3 milyon nüfusa sahip Bursa’nın Marmara’nın İstanbul’dan sonra ikinci, Türkiye’nin ise dördüncü büyük metropol kenti olduğunu hatırlatan Başkan Bozbey, “Hem üretimin hem yaşam kalitesinin hem de kültürel mirasın dengelendiği bir kent modelidir. Ancak şunu da biliyoruz ki hiçbir kent; konut krizini, iklim risklerini ya da dijital uçurumu tek başına aşamaz. Ortak hareket etmek artık bir tercih değil, bir zorunluluktur. Sorunlarımızı, stratejik politika önerilerimizi ve dayanışma çağrımızı ulusal ve uluslararası kurumlar nezdinde görünür kılmak hepimizin sorumluluğudur” diye konuştu. “Bir sonraki EMA Forum’a Bursamızda ev sahipliği yapmaya hazırız” Deprem riski ve iklim krizinin gölgesinde yaşayan Marmara halkı için, konut güvenliğinin aynı zamanda yaşam hakkı olduğunu ifade eden Başkan Bozbey, “Biz bu yüzden, hem afetlere dayanıklı hem de insana yakışır yaşam çevreleri kuruyoruz. Küresel ölçekte adil, kapsayıcı ve dirençli kentlerin geleceği, tıpkı Marmara örneğinde olduğu gibi, bölgesel dayanışmadan geçiyor. Bu nedenle sizleri, Marmara’nın kalbi olan Bursa’da ağırlamaktan büyük mutluluk duyacağız. Bir sonraki EMA Forum’a Bursamızda ev sahipliği yapmaya hazırız. Birlikte düşünmek, birlikte üretmek, birlikte iyileştirmek için” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.