Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Marmara Depremi

Kapsül Haber Ajansı - Marmara Depremi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Marmara Depremi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Japon Deprem Uzmanı Yoshinori Moriwaki, GEBKİM’de Sanayicilerle Buluştu Haber

Japon Deprem Uzmanı Yoshinori Moriwaki, GEBKİM’de Sanayicilerle Buluştu

Japon Deprem Uzmanı Yoshinori Moriwaki’nin konuşmacı olduğu programda Türkiye’nin deprem riski, Japonya ile Türkiye arasındaki farklılıklar ile deprem öncesinde, anında ve sonrasında alınması gereken önlemler ele alındı. GEBKİM Kimya İhtisas Organize Sanayi Bölgesi, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 27’nci yılında sanayi kuruluşlarının afetlere hazırlık kapasitesini ve çalışanlarda deprem farkındalığını artırmaya yönelik önemli bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. GEBKİM OSB Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programa GEBKİM katılımcı firmalarının temsilcileri, çevre organize sanayi bölgelerinden katılımcılar ile Dilovası Belediyesi’nin ilgili birimlerinden temsilciler katıldı. Program, 17 Ağustos Marmara Depremi’nde hayatını kaybeden vatandaşlar için yapılan saygı duruşuyla başladı. Moriwaki, Türkiye ve Japonya’nın Deprem Deneyimlerini Karşılaştırdı Programın konuşmacısı Japon Deprem Uzmanı Yoshinori Moriwaki, Türkiye’nin deprem kuşağındaki konumunu ve deprem haritasını değerlendirerek geçmiş depremler üzerinden önemli bilgiler aktardı. Türkiye ile Japonya’nın afetlere yaklaşımını karşılaştıran Moriwaki; yapı güvenliği, hazırlık kültürü, eğitim ve bireysel farkındalığın önemine dikkat çekti. Moriwaki, olası bir deprem öncesinde alınabilecek tedbirleri, deprem sırasında uygulanması gereken doğru davranış biçimlerini ve afet sonrasında izlenecek adımları örneklerle anlattı. Sanayi kuruluşlarında çalışanların kişisel hazırlığının yanı sıra kurumların acil durum planlarının, müdahale kapasitesinin ve düzenli tatbikatlarının afet yönetimindeki önemini vurguladı. Aracı: “Sanayinin Dirençliliği, Ülkenin Toparlanma Gücünü Doğrudan Etkiliyor” GEBKİM Kimya İhtisas OSB Yönetim Kurulu Başkanı Vefa İbrahim Aracı, Türkiye’nin geçmişte yaşadığı büyük depremlerin afetlere hazırlık konusunda önemli dersler ortaya koyduğunu belirterek, kentlerin ve sanayi bölgelerinin dirençliliğinin birlikte ele alınması gerektiğine dikkat çekti. Aracı, şu değerlendirmelerde bulundu: “Geçmiş deprem deneyimlerimiz bize gösterdi ki afetlere hazırlık, hayatın ve üretimin bütününü kapsayan uzun soluklu bir sorumluluk. Yaşam alanlarımızı, kentlerimizi ve sanayi bölgelerimizi daha dirençli hale getirecek adımları bugünden atmak zorundayız. Organize Sanayi Bölgeleri, üretim ve istihdamın yanı sıra güçlü organizasyon yapılarıyla afet sonrasında da önemli görevler üstleniyor. Üretimin devamlılığı ve tedarik zincirlerinin korunması açısından iş sürekliliği planlarının hazır olması bu nedenle büyük önem taşıyor.” “Her Fabrika Bir Kaledir” Anlayışıyla Hazırlık GEBKİM’in afetlere hazırlık çalışmalarını Mustafa Kemal Atatürk’ün “Her fabrika bir kaledir” sözünün ortaya koyduğu anlayışla sürdürdüğünü belirten Aracı, şöyle devam etti: “Biz bu sözü GEBKİM’de uzun süredir çalışmalarımıza yön veren bir anlayış olarak görüyoruz. Fabrikalarımızın, çalışanlarımızın ve üretim altyapımızın afetlere karşı hazırlıklı olması, ülkemizin ekonomik gücünün korunması açısından da önemli. GEBKİM olarak eğitimden tatbikata, arama-kurtarma kapasitesinden iş sürekliliğine uzanan çalışmalarımızı bu sorumlulukla sürdürüyoruz.” GEBKİM OSB’den Afetlere Karşı Somut Hazırlık Adımları GEBKİM OSB, afetlere hazırlık kapsamında 27 kişilik GEBKİM Arama ve Kurtarma Ekibi kurarken, GEBKİM İtfaiye personeliyle birlikte AFAD eğitimlerini tamamladı. Bölgede olası bir afette kullanılmak üzere arama-kurtarma ekipmanları, acil müdahale ve barınma çadırları ile Kimyasal Arınma Çadırı’nın da yer aldığı tam donanımlı deprem konteynerleri oluşturuldu. Düzenli deprem tatbikatlarıyla çalışanların müdahale kabiliyetinin geliştirilmesine yönelik çalışmalar da sürdürülüyor. Afet sonrası üretimin ve kritik faaliyetlerin sürdürülebilmesi için AFAD yürütücülüğünde başlatılan RESMAR Projesi kapsamında GEBKİM’in İş Sürekliliği Planı oluşturuldu. Marmara Bölgesi’ndeki OSB’lerin afetlere karşı kurumsal dayanıklılığını artırmayı hedefleyen proje, GEBKİM’in hazırlık çalışmalarının önemli bir ayağını oluşturuyor. Bunun yanında devreye alınan Acil Durum Müdahale Yazılımı kapsamında yaklaşık 2 bin kişiye eğitim verildi. 17 Ağustos Marmara Depremi’nin yıl dönümünde gerçekleştirilen programla GEBKİM OSB, sanayide afetlere hazırlık ve iş sürekliliği konusunda sürdürdüğü çalışmaları sektör temsilcileriyle paylaşırken, deprem bilincinin canlı tutulmasına yönelik önemli bir buluşmayı daha gerçekleştirdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TMB’den 17 Ağustos Mesajı: Depreme Dayanıklı Şehirler İnşa Edilmeli Haber

TMB’den 17 Ağustos Mesajı: Depreme Dayanıklı Şehirler İnşa Edilmeli

17 Ağustos 1999 meydana gelen Marmara Depremi’nin üzerinden 27 yıl geçmesine rağmen bıraktığı acının yüreklerimize kazındığını hatırlatan Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) Başkanı M. Erdal Eren, “Aradan geçen yıllara rağmen 17 Ağustos Marmara Depremi’nin ülkemizde bıraktığı izler hafızamızdaki yerini korumaktadır. Sonraki yıllarda meydana gelen depremler de bizlere, yapı güvenliğinin ve afetlere hazırlığın ertelenemeyecek kadar önemli olduğunu bir kez daha göstermiştir. Özellikle 6 Şubat 2023’te Güney Doğu’da meydana gelen depremlerin ardından ortaya çıkan tablo, şehirlerimizin afetlere karşı daha dirençli hale getirilmesi için kapsamlı ve uzun vadeli bir dönüşüme ihtiyaç olduğunu ortaya koymuştur.” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin deprem kuşağında yer alan bir ülke olduğuna dikkat çeken Başkan Eren, “Deprem riskini ortadan kaldırmak mümkün değil; ancak, doğru şehir planlaması, mühendislik esaslarına uygun yapı üretimi ve etkin denetim ile can kayıplarını en aza indirmek mümkün. Bu nedenle deprem hazırlığını yalnızca afet sonrasında yürütülen çalışmalarla sınırlamamalı, risk azaltma politikalarını şehirlerimizin gelişim sürecinin ayrılmaz bir parçası haline getirmeliyiz.” dedi. “Yapı stokunun yenilenmesi için dönüşümün önündeki engeller kaldırılmalı” Afet riskinin azaltılmasında mevcut yapı stokunun iyileştirilmesi ve yüksek risk taşıyan yapıların yenilenmesinin kritik önem taşıdığını vurgulayan TMB Başkanı M. Erdal Eren, kentsel dönüşüm uygulamalarının daha hızlı ve etkin biçimde hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti. Başkan Eren, “Bugün atacağımız her adım, yarın karşılaşabileceğimiz bir afetin sonuçlarını doğrudan etkileyecektir. Riskli yapıların tespitinden güçlendirme ve yenileme çalışmalarına kadar bütün sürecin hızlandırılması gerekmektedir. Bunun için kentsel dönüşümün ekonomik ve hukuki açıdan uygulanabilirliğini artıracak mekanizmaların güçlendirilmesi, vatandaşlarımızın dönüşüm süreçlerine katılımını kolaylaştıracak modellerin geliştirilmesi ve finansmana erişimin önündeki engellerin azaltılması büyük önem taşımaktadır.” ifadelerini kullandı. Yeni yapı üretiminde kalite ve denetimin vazgeçilmez olduğunun altını çizen Başkan Eren, “Güvenli yapılaşma, yalnızca doğru malzeme kullanımıyla değil; doğru planlama, nitelikli mühendislik hizmetleri, yetkin uygulama ve etkin denetimin bir bütün olarak işletilmesiyle mümkün olabilir. Yapı üretim zincirinin tüm aşamalarında kalite standartlarının eksiksiz uygulanması ve mevzuatın tavizsiz biçimde hayata geçirilmesi elzemdir. Bunun yanında sektörümüzde nitelikli insan kaynağının geliştirilmesi de yapı güvenliğinin sürdürülebilirliği açısından temel unsurlardan biridir.” dedi. “Depreme dayanıklı şehirler inşa etmek, yalnızca bugünün risklerini azaltmak değil, geleceğin şehirlerini doğru temeller üzerinde kurmak anlamına gelmektedir.” diyen Eren, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şehirlerimizi yalnızca bugünün ihtiyaçlarına göre değil, gelecekte karşılaşabileceğimiz afetleri de dikkate alarak tasarlamalıyız. Kamu, özel sektör, akademi ve meslek kuruluşlarının ortak akılla hareket ettiği; bilimin ve teknolojinin yol gösterici olduğu bir anlayışa ihtiyacımız var. Türkiye Müteahhitler Birliği olarak afetlere dirençli, sürdürülebilir ve güvenli şehirler inşa etme hedefi doğrultusunda üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeye devam edeceğiz. 17 Ağustos’un yıl dönümünde yitirdiğimiz canlarımızı rahmetle anıyor, aynı acıların yeniden yaşanmaması için depreme hazırlık konusunda kararlılıkla çalışmamız gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yalova'nın Deprem Riski Haritalanıyor Haber

Yalova'nın Deprem Riski Haritalanıyor

17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin acısını en ağır yaşayan kentlerden biri olan Yalova’da, olası depremlere karşı daha dirençli bir kent oluşturmak amacıyla başlatılan çalışmalar devam ediyor. Yalova Belediyesi Afet İşleri ve Risk Yönetimi Müdürlüğü tarafından yürütülen Yapı Envanter Tespit Çalışması kapsamında, kent merkezinde bulunan yaklaşık 20 bin binanın yapı özelliklerinin belirlenmesine yönelik saha taramaları gerçekleştiriliyor. Çalışmalar kapsamında bugüne kadar 4 bin bina taranırken, özellikle deniz ile Şehit Ömer Faydalı Bulvarı arasında kalan bölgedeki yapıların taraması tamamlandı. YALOVA’NIN YAPI ENVANTERİ ÇIKARILIYOR Yaklaşık 40 kişilik ekip tarafından sürdürülen çalışmalarda binalar sahada tek tek inceleniyor. Yalova Belediyesi’nin yanı sıra TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası, Yalova Üniversitesi ve ilgili kurumların katkılarıyla oluşturulan ekipler, belirli periyotlarla saha çalışmalarına devam ediyor. Tabletler aracılığıyla gerçekleştirilen taramalarda binalara ilişkin çeşitli veriler dijital ortamda kayıt altına alınırken, elde edilen veriler üzerinden 3 boyutlu modelleme ve analiz çalışmaları gerçekleştiriliyor. Çalışmalar sonucunda taranan yapıların ve bölgelerin dijital olarak haritalandırılması sağlanırken, elde edilen veriler Yalova’nın deprem riskinin ve öncelikli kentsel dönüşüm çalışmalarının daha kapsamlı şekilde değerlendirilmesine katkı sunuyor. YAPAY ZEKA İLE RİSK ÖNGÖRÜLERİ OLUŞTURULUYOR Çalışmanın bir diğer önemli ayağını ise teknolojik analizler oluşturuyor. Taranan bölgelerden elde edilen veriler değerlendirilerek, kentin henüz saha taraması yapılmamış bölgeleri için yapay zekâ destekli risk öngörüleri oluşturuluyor. Böylece saha çalışmalarının planlanması ve öncelikli bölgelerin belirlenmesine yönelik daha kapsamlı bir veri altyapısı oluşturulması hedefleniyor. Yalova Belediyesi, elde edilen verilerle kentin adeta “yapı risk röntgenini” çekmeyi ve yapı stokunun mevcut durumunu bütüncül biçimde ortaya koymayı amaçlıyor. HEDEF: KENTSEL DÖNÜŞÜMDE ÖNCELİKLİ VE DOĞRU ALANLARI BELİRLEMEK Çalışmanın temel hedeflerinden birinin, kentsel dönüşüm açısından öncelikli alanların bilimsel ve teknik veriler ışığında belirlenmesi olduğu belirtildi. Bu çalışma ile elde edilen verilerin; kentsel dönüşüm çalışmalarının planlanması, afet risklerinin azaltılması ve Yalova’nın daha dirençli bir kent haline getirilmesi açısından önemli bir altyapı oluşturması bekleniyor. YALOVA’DA 40 TOPLANMA ALANI BULUNUYOR Öte yandan Yalova’da afet sonrasında vatandaşların güvenli şekilde toplanabilmeleri amacıyla belirlenmiş 40 adet toplanma alanı bulunuyor. Yalova Belediyesi, yapı envanterinin oluşturulması, risklerin belirlenmesi ve afet sonrası hazırlık çalışmalarının geliştirilmesiyle birlikte afet öncesi hazırlık kapasitesini güçlendirmeyi hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Depremden Önce Kazanılacak 5 Saniye Bile Hayat Kurtarabilir! Haber

Depremden Önce Kazanılacak 5 Saniye Bile Hayat Kurtarabilir!

Dikey yapılaşmanın ve deprem toplanma alanlarının yapılaşmaya açılmasının önemli riskler oluşturduğuna dikkat çeken Dr. Uçan, “Ailemizin deprem anından sonra nerede toplanacağı, şehir dışına ortak kontak telefonu gibi hazırlıkların şimdiden yapılması gerekmektedir.” diye konuştu. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 27. yıldönümü dolayısıyla deprem hazırlıklarını değerlendirerek, erken uyarı sistemlerinin afet yönetimindeki önemine dikkat çekti. Dünyada deprem erken uyarı sistemleri Japonya, Meksika, Çin, ABD (Batı Yakası), Tayvan, Güney Kore ve Türkiye deprem riski yüksek ülkelerde ulusal veya bölgesel deprem erken uyarı sistemlerinin kullanıldığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, “Marmara bölgesinde EDİS firması tarafından fay hattına yakın çeşitli noktalarda hassas cihazlarla merkezler kurulmuştur. Burada depremin ilk öncü P dalgası ölçülerek, değerlendirerek konumuna göre 5 saniye ile 60 saniye arasında önceden depremi tespit ederek, büyüklüğü ve başlangıç noktası bilgilerini hizmet verdiği firmalara göndermektedir. Bu bilgiyi alan firmalarda bunu yapay zeka uygulamaları ile işleyerek olası zararı küçültmektedirler.” dedi. 5 saniye bile doğru kullanılırsa kritik olabilir Dr. Uçan, “Bu firmaya veya başka bir kuruluşa, bütün Türkiye’de deprem uyarı cihazları fay hattı bölgelerine yerleştirilmelidir. Böylece 5-60 saniye önce depremden bilgilenecektir. Bu sürede elektrik kesilebilir, doğalgaz sistemleri kapatılabilir. Fabrikalarda yapay zekâ ve otomasyon sistemleriyle yüzlerce güvenlik hareketi aktive edilebilir. Bu sayede deprem sonrasında meydana gelebilecek can kayıplarının yanı sıra ekonomik ve çevresel zarar da azaltılabilir.” diye konuştu. Dikey yapılaşmadan vazgeçilmeli Türkiye’nin deprem gerçeğine rağmen yüksek katlı yapılaşmanın devam ettiğine işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, “Dikey yapılaşma ülkemizde hız kesmeden devam etmektedir. 1999 Depreminin üzerinden 27 yıl, 2023 depreminin üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen yanlış yapılanma devam ettirilmektedir. Bu sadece İstanbul’da değil 50 bin nüfuslu şehirlerde de aynıdır. Almanya’da deprem bölgesi olmamasına rağmen yapılar genellikle 3 katlıdır. Bu sistemi bozmuyorlar. Bizde ise bu yüksek katlı binaların bazıları acil deprem toplanma bölgelerinde yapıldı. Acilen dikey yapılanmadan vazgeçilmelidir. Halen bulunan deprem toplanma alanlarının korunması sağlanmalıdır.” şeklinde konuştu. Ailenizin depremden sonra nerede buluşacağını belirleyin Depreme hazırlık için bireylerin ve ailelerin de kendi acil durum planlarını oluşturması gerektiğini dile getiren Dr. Uçan, “Ailemizin deprem anından sonra nerede toplanacağı, şehir dışına ortak kontak telefonu gibi hazırlıkların şimdiden yapılması gerekmektedir.” dedi. İlk 72 saat için hazırlıklı olun Afet ve acil durum çantasının deprem hazırlığının temel unsurlarından biri olduğuna dikkat çeken Dr. Uçan, “Büyük depremden sağ kurtulsanız bile ilk 72 saatte yardım ekiplerinin size ulaşması mümkün olmayabilir. Bu nedenle temel ihtiyaçlarımızı karşılayabilecek bir afet ve acil durum çantasını kolayca ulaşabileceğimiz bir yerde hazır bulundurmalıyız.” dedi. Afet çantasının yalnızca deprem için düşünülmemesi gerektiğini belirten Dr. Uçan, “Deprem, su baskını ve yangın gibi afetlerde kişilerin temel yaşam ihtiyaçlarını karşılayabilecek ürünleri ve ilk yardım malzemelerini içeren, kolay taşınabilir ve mümkünse su geçirmez bir çanta hazırlanmalı. Çantanın omuzda veya sırtta taşınabilmesi, afet sırasında hareket kabiliyeti açısından önemlidir.” ifadelerini kullandı. Deprem çantasında neler bulunmalı? Çantanın kişisel ve ailevi ihtiyaçlara göre hazırlanması gerektiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, bulunması gereken temel malzemeleri şöyle sıraladı: “El feneri, çok amaçlı katlanır çatal-kaşık seti, radyo, pil, plastik düdük, iş eldiveni, yağmurluk, su, korunma örtüsü, maske, sargı bezi, anında soğuk kompres, ikaz yeleği, polar battaniye, yedek anahtar (ev, işyeri, araç), termos veya matara, kuru gıda (kuruyemiş, çikolata, pestil gibi), konserve yiyecek ve bir miktar nakit para.” Önemli belgelerin de unutulmaması gerektiğini kaydeden Dr. Uçan, “Kimlik, ehliyet, pasaport, araç ruhsatı, tapu ve sigorta poliçeleri gibi önemli belgelerin fotokopileri çantada yer alabilir. Bu belgelerin dijital kopyalarının güvenli bir bulut ortamında saklanması da yararlı olacaktır.” dedi. İlaç listesini ve aile bireylerinin fotoğraflarını çantaya koyun Afet çantasındaki bazı malzemelerin kriz anında özel önem taşıdığını dile getiren Uçan, “Aile bireylerinin güncel fotoğrafları, düzenli kullanılan ilaçların listesi ve önemli tıbbi bilgiler mutlaka düşünülmeli. Yerel bir harita ile aile bireylerinin toplanma noktasını gösteren bir görsel de çantada bulunabilir.” diye konuştu. Dr. Uçan, çanta içindeki malzemelerin son kullanma tarihine dikkat edilmesi gerektiğinin de altını çizerek, "Malzemeler; kullanacak kişilerin (bebek, çocuk, yaşlı, engelli, hamile, hasta, evcil hayvan gibi) özelliklerine göre belirlenmeli, kolay kullanılabilecek ve birbirlerini olumsuz etkilemeyecek şekilde yerleştirilmeli. Deprem çantası, evde sığınma alanı olarak düşündüğümüz yerde bulundurulmalı." şeklinde konuştu. Hijyen malzemelerinin de ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Dr. Uçan, sabun veya dezenfektan, diş fırçası ve macunu, ıslak mendil, tuvalet kâğıdı ve hijyenik ped gibi temel ürünlerin ihtiyaçlara göre çantaya eklenebileceğini söyledi. Her deprem çantası aynı olmamalı Afet çantasının hazırlandıktan sonra bir köşeye bırakılmasının yeterli olmadığını vurgulayan Uçan, içindeki ürünlerin düzenli aralıklarla kontrol edilmesi gerektiğine dikkat çekti. “Malzemelerin son kullanma tarihleri mutlaka takip edilmeli.” diyen Uçan, “Çanta, kullanacak kişilerin özelliklerine göre hazırlanmalıdır. Evde bebek, çocuk, yaşlı, engelli, hamile veya kronik hastalığı bulunan biri varsa onların özel ihtiyaçları hesaba katılmalıdır. Evcil hayvanı bulunan aileler de hayvanlarının su, gıda ve diğer temel ihtiyaçlarını planlamalıdır.” ifadelerini kullandı. Dr. Uçan, afet çantasının evde kolay ulaşılabilecek ve güvenli olduğu düşünülen bir noktada bulunması gerektiğini, ayrıca iş yerlerinde ve okullarda da benzer hazırlıkların yapılmasının önemli olduğunu sözlerine ekledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

KEDV, Antakya Belediyesi İş Birliği İle Yeni Bir Merkez Daha Açtı Haber

KEDV, Antakya Belediyesi İş Birliği İle Yeni Bir Merkez Daha Açtı

Merkez, kadınların dayanışma kurabildiği ve çocukların güvenli alanlarda gelişimlerini sürdürebildiği topluluk temelli bir buluşma noktası olarak faaliyet gösterecek. 1986 yılından bu yana dar gelirli kadınların yaşam standartlarını iyileştirmek ve yerel kalkınmadaki rollerini güçlendirmek amacıyla faaliyet gösteren Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı (KEDV), deprem bölgesindeki çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. Vakıf, son olarak Antakya’da kurduğu Kadın ve Çocuk Merkezi ile bölgedeki dayanışma ağını genişletiyor. 6 Şubat depremlerinin hemen ardından üyesi olduğu uluslararası konfederasyon Oxfam ile iş birliği içinde bölgeye ulaşan KEDV; su, sanitasyon, hijyen, gıda güvenliği ve halk sağlığı gibi acil insani yardım alanlarında yerel yönetimler ve kamu kurumlarıyla koordineli çalışmalar yürüttü. Bu süreçteki saha deneyimini kalıcı yapılara dönüştüren vakıf; Hatay, Kahramanmaraş ve Gaziantep illerinde toplamda 12 Kadın ve Çocuk Merkezi kurarak bölgedeki varlığını güçlendirdi. İlk kez 1999 Marmara Depremi sonrasında hayata geçirilen ve KEDV’in afet sonrası dönemlerde kadın ve çocukların güçlenmesi için geliştirdiği topluluk temelli bir model olan "Kadın ve Çocuk Merkezleri", 6 Şubat depremlerinin ardından bu kez bölgede uygulanıyor. Bu modelle kadınların dayanışma kurabileceği, çocukların ise güvenli ve destekleyici ortamlarda gelişimlerini sürdürebileceği alanlar oluşturulması hedefleniyor. Söz konusu merkezlerde bir yandan çocuklar için güvenli oyun alanları ve gelişim odaklı öğrenme programları hayata geçirilirken, diğer yandan kadınların psikososyal olarak güçlenmesini ve geçim kaynaklarına erişim süreçlerine aktif katılımını destekleyen kapsamlı çalışmalar yürütülüyor. Bu doğrultuda liderlik, finansal okuryazarlık, girişimcilik, bilişim teknolojileri eğitimi gibi başlıklarda eğitimler düzenlenirken; yerel yönetim süreçlerine katılım, yerel örgütlenme ve yönetişim alanlarında da kapasite geliştirme faaliyetleri devam ediyor. Antakya Kadın ve Çocuk Merkezi’nin açılış töreninde konuşmasını yapan KEDV Kadın ve Çocuk Merkezleri Koordinatörü Bahar Çalışkan “6 Şubat depremlerinin ardından 1999 Marmara Depremi deneyimimizden yola çıkarak Hatay, Kahramanmaraş ve Gaziantep’te toplam 12 Kadın ve Çocuk Merkezi kurduk. Bu merkezler sayesinde bugüne kadar 23.991 kadına ve 10.056 çocuğa ulaştık. Çocuklar için güvenli oyun ve öğrenme alanlarının oluşturulması, afetin yarattığı zorlukların etkisini azaltmak ve onların gelişimini desteklemek açısından büyük önem taşıyor. Aynı zamanda kadınların güçlenmesi ve yeniden üretim süreçlerine katılması da çocukların geleceği için önemli bir adım oluşturuyor. Bugün açılışını yaptığımız bu merkezin de Antakya’daki kadınlar ve çocuklar için güvenli, kapsayıcı ve umut dolu bir buluşma noktası olacağına inanıyoruz. Bu merkezin hayata geçmesinde değerli iş birlikleri için Antakya Belediyesi’ne teşekkürlerimizi sunuyoruz.” dedi. Antakya Belediye Başkanı İbrahim Naci Yapar ise “6 Şubat depremi, asrın felaketinden sonra deprem bölgesinde kamunun yapmış olduğu yatırımların yanı sıra sivil toplumun katılımcılığı da çok değerliydi. Özellikle sosyal çalışma alanında kadınlar ve çocuklarla ilgili vakıf çalışmalarında görüyoruz ki bu eksik kalan konuyu da kısmen de olsa tamamlamış oluyoruz. Kadınların üretimde daha güçlü bir şekilde yer alabilmesi, çocukların daha güvenli bir ortamda yetişebilmesi için bizler de yerel yönetimler olarak elimizden geldiğince gayret ediyoruz. Buranın dezavantajlı bir bölge olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda, Antakya’da faaliyetler yürütülmesinin çok önemli olduğuna inanıyoruz. Geldiğimiz noktada kat ettiğimiz yolu değerlendirdiğimizde, iyi bir seçim yaptığımızı düşünüyoruz. Çünkü amacımız, bölgemizde dezavantajlı alanlardaki kadınlara ve çocuklara; eğitim, girişimcilik ve güvenli alanlar yaratılması noktasında destek olabilmek. Ellerinize sağlık. Antakya halkına, kadınlara ve çocuklara göstermiş olduğunuz ilgiden dolayı hem şahsım adına hem de belediyemiz adına teşekkür ederim.” dedi. Merkezlerde ayrıca erken çocukluk döneminde tüm gelişim alanlarını desteklemeye yönelik programların uygulandığı oyun odaları ve 0-12 yaş grubuna yönelik oyuncak kütüphaneleri yer alıyor. Bu bütünsel yapı, hem çocukların bakım ve eğitim ihtiyacına hem de kadınların aileleri ve çevrelerinin yaşam koşullarını iyileştirme ve kamusal alanda daha güçlü var olma ihtiyaçlarına yanıt veriyor. Antakya’da Antakya Belediyesi iş birliği ile açılan Kadın ve Çocuk Merkezi’nin de kentte yaşayan kadınlar ve çocuklar için güvenli, kapsayıcı ve destekleyici bir buluşma noktası olmasını hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Deprem Gerçeğine Karşı Sanayide Kritik Model Haber

Deprem Gerçeğine Karşı Sanayide Kritik Model

Türkiye’nin aktif fay hatları üzerinde yer alan bir coğrafyada bulunması, deprem gerçeğini yalnızca bireyler için değil aynı zamanda üretim, sanayi ve ekonomik sistem için de kaçınılmaz bir gerçek haline getiriyor. 1999 Marmara Depremi ve 6 Şubat 2023’te yaşanan büyük depremler, afetlere hazırlığın yalnızca kamu kurumlarının değil, sanayi bölgeleri ve üretim tesislerinin de sorumluluk alanına girdiğini açık biçimde ortaya koydu. 1–7 Mart Deprem Haftası kapsamında bu gerçek yeniden gündeme gelirken, Kocaeli Gebze V (Kimya) İhtisas Organize Sanayi Bölgesi GEBKİM, arama kurtarma kapasitesi, afet müdahale ekipmanları, eğitim programları ve uluslararası iş sürekliliği projeleriyle sanayide afetlere hazırlık konusunda dikkat çeken çalışmalar yürütüyor. GEBKİM’in hayata geçirdiği bu projeler, sanayi altyapısının yalnızca üretim ve ekonomik faaliyetler için değil, aynı zamanda afetlere karşı dirençli bir sanayi ekosistemi oluşturmak açısından da kritik bir rol üstlendiğini gösteriyor. Arama Kurtarma Ekibi ve Afet Ekipmanları Hazır Sanayi üretiminin sürdürülebilirliği ve çalışan güvenliğinin sağlanması amacıyla GEBKİM OSB’de afet hazırlıkları uzun süredir sistemli şekilde yürütülüyor. Olası deprem ve afet senaryolarına hızlı müdahale edebilmek için bölgede 27 kişilik Hafif Seviye Arama Kurtarma Ekibi oluşturulurken, afet durumlarında kullanılmak üzere özel ekipmanlarla donatılmış deprem konteynerleri de kuruldu. Bu konteynerlerde enkaz altı arama cihazlarından termal kameralara, sismik akustik dinleme sistemlerinden kırıcı ve kesici ekipmanlara kadar birçok teknik donanım yer alıyor. Jeneratörler, aydınlatma sistemleri ve arama kurtarma faaliyetlerinde kullanılan çeşitli ekipmanlar da bu altyapının bir parçasını oluşturuyor. Bölgede ayrıca acil müdahale ve barınma çadırları ile kimyasal arınma çadırları hazır tutulurken, itfaiye arama kurtarma araçları, iş makineleri ve çeşitli lojistik ekipmanlar da afet senaryolarına karşı hazır bulunduruluyor. Bu altyapı sayesinde afet sonrası müdahale kapasitesinin hızlı ve koordineli biçimde devreye alınması hedefleniyor. Acil Müdahale Yazılımı ile Sanayide Afet Bilinci Artıyor Afetlere hazırlık yalnızca ekipman ve fiziki altyapıyla sınırlı kalmıyor. İnsan kaynağının bilinçlendirilmesi de bu sürecin en önemli unsurlarından biri olarak görülüyor. Bu doğrultuda GEBKİM OSB’de faaliyet gösteren firmalara yönelik düzenli olarak eğitim programları, seminerler ve farkındalık etkinlikleri gerçekleştiriliyor. Türkiye’de ilk kez GEBKİM OSB’de hayata geçirilen Acil Müdahale Yazılımı kapsamında bugüne kadar yaklaşık iki bin kişiye afet ve acil durum eğitimleri verildi. Bu eğitimlerle çalışanların deprem ve diğer afet durumlarında doğru hareket edebilme becerilerinin geliştirilmesi hedefleniyor. Sanayi tesislerinde çalışan personelin afet anında doğru davranış biçimlerini bilmesi, hem can güvenliği hem de üretim süreçlerinin sürdürülebilirliği açısından kritik önem taşıyor. İRAP Kapsamında Sanayide Deprem Hazırlığı GEBKİM OSB’de yürütülen afet hazırlık çalışmalarının önemli bir bölümü Kocaeli İl Afet Risk Azaltma Planı (İRAP) kapsamında gerçekleştiriliyor. Organize sanayi bölgelerine düşen sorumluluklar doğrultusunda bölgede yapıların dayanıklılık ve güçlendirme çalışmaları yapılırken, olası afet senaryolarına yönelik risk azaltma planlamaları da hayata geçiriliyor. Bölgede faaliyet gösteren katılımcı firmalarla birlikte yürütülen çalışmalar kapsamında acil durum hazırlıkları ve eğitim faaliyetleri sürdürülüyor. Bu çalışmaların temel amacı, afetlere müdahale kapasitesini güçlendirmenin yanı sıra riskleri önceden azaltan dayanıklı bir sanayi altyapısı oluşturmak olarak ifade ediliyor. RESMAR Projesi ile Sanayide İş Sürekliliği GEBKİM OSB’nin afetlere hazırlık çalışmalarında öne çıkan başlıklardan biri de iş sürekliliği yönetimi. Sanayi tesislerinin afet sonrasında faaliyetlerini sürdürebilmesi hem çalışanlar hem de ülke ekonomisi açısından kritik önem taşıyor. Bu kapsamda GEBKİM OSB, Avrupa Birliği ve AFAD eş finansmanında yürütülen “RESMAR – İş Sürekliliği Yönetimi Yaklaşımı ile Sanayi Kuruluşlarının Afetlere Dirençli Hale Getirilmesi: Marmara Bölgesi Uygulaması” projesinde pilot organize sanayi bölgeleri arasında yer alıyor. Proje kapsamında yapılan teknik ziyaretlerde AFAD ve ilgili kurum temsilcileri bölgede incelemelerde bulunarak iş etki analizleri, iş sürekliliği planları ve afet yönetimi süreçlerini değerlendirdi. Bu çalışmalarla sanayi tesislerinin afet sonrası üretim ve tedarik süreçlerini sürdürebilecek yapılar kurması hedefleniyor. “Her Fabrika Bir Kaledir” Deprem gerçeğinin sanayi bölgeleri açısından büyük bir sorumluluk alanı oluşturduğunu belirteren GEBKİM OSB Yönetim Kurulu Başkanı Vefa İbrahim Aracı, “Ülkemiz deprem kuşağında yer alıyor ve bu gerçekle yaşamayı öğrenmek zorundayız. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Her fabrika bir kaledir’ sözü çok kıymetli. Bizler de sanayi bölgemize bu anlayışla yaklaşıyoruz. Sanayi tesisleri ülke ekonomisinin üretim gücünü temsil eden stratejik merkezlerdir. Bu nedenle organize sanayi bölgelerinde yürütülen hazırlık çalışmaları hem çalışanlarımızın güvenliği hem de üretim sürekliliği açısından büyük önem taşıyor. GEBKİM OSB olarak altyapımızı güçlendiren, afetlere müdahale kapasitemizi artıran ve sanayimizin iş sürekliliğini güvence altına alan çalışmaları kararlılıkla sürdürüyoruz. RESMAR Projesi gibi uluslararası iş birlikleri sayesinde sanayi kuruluşlarımızın afetlere karşı daha dirençli hale gelmesini hedefliyoruz. Amacımız, güçlü üretim kapasitesine sahip, afetlere hazırlıklı ve dayanıklı bir sanayi ekosistemi oluşturmaktır.” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.