Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Mediacat

Kapsül Haber Ajansı - Mediacat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mediacat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye’nin Kalbinde Atan Lovemark’lar 2026’da Kimler Oldu? Haber

Türkiye’nin Kalbinde Atan Lovemark’lar 2026’da Kimler Oldu?

16 kategoride yapılan araştırmaya göre tüketiciler için “en sevilen” olmak, güvenilirlik, beklenen kaliteyi sunma ve ihtiyacı iyi karşılama gibi temel beklentilerin ötesinde, kültürel olarak karşılık bulmanın, gündelik hayatın anlamlı bir parçası olmanın, özgün ve samimi bir kimlik yaratmanın ve tüm bunların üzerine inşa edilen duygusal yakınlığın gücünü gösteriyor. MediaCat olarak ilk kez 2007 yılında gerçekleştirdiğimiz, 2009’dan bu yana her yıl tekrarladığımız Türkiye’nin Lovemark’ları Araştırması 19’uncu yılında da Türkiye’nin gönlünü fetheden markaları seçti. En rekabetçi kategorilerinde meselenin arka planı Ipsos işbirliği ile incelendi. Türkiye’yi temsil eden geniş bir örneklemle, 16 farklı kategoride yürütülen çalışmada tüketicilere; akla ilk gelen marka (zihin payı), yakınlık hissi, ihtiyaçları karşılama düzeyi ve “asla vazgeçmeyeceğim marka” ifadesine katılma derecesi soruldu. Sonuçlara göre, 2026 Türkiye’sinde tüketicilerin en sevdiği markalar şöyle: Türkiye’nin En Sevilen Markaları 2026 Akaryakıt: Shell Ambalajlı Su: Erikli Bebek Bezi: Molfix Beyaz Eşya: Arçelik Çamaşır Suyu: Domestos Çikolata Kaplamalı Gofret: Ülker E-Ticaret: Trendyol Eve/İşe Yemek Siparişi Online Sitesi: Yemeksepeti Kahve: Kurukahveci Mehmet Efendi Kredi Kartı: Bonus (Garanti BBVA) Online Market: Migros One Pizza: Domino’s Saç Bakım: Elidor Salça: Tat Süpermarket: Migros Ütü: Philips İki kategoride yavaş ve istikrarlı yükseliş 2026 araştırmasının en öğretici bulgularından biri uzun zaman serisi olan kategorilerden geldi. Bu yıl akaryakıt ve kahve kategorilerinde Lovemark liderliği el değiştirdi. Kahve kategorisinde ölçümler 2017’den bu yana 10 kez, akaryakıtta ise sekiz kez yapılıyordu. Sıralamadaki değişim, yıllara yayılmış ve her yıl yalnızca bir iki puanla ilerleyen eğilimlerin sonucu olarak ortaya çıktı. Sonuçlar gösteriyor ki; marka sevgisi bir kez kazanılıp saklanan bir varlıktan çok, sürekli beslenmesi gereken bir ilişki gibi… Cinsiyetler ne söylüyor? 15 kategorinin 14’ünde, lider markayı vazgeçilmez bulan kadınların oranı erkeklerden yüksek çıktı. Buradaki tek istisna akaryakıt kategorisinde gerçekleşti. Fark çamaşır suyu, ütü ve e-ticaret kategorilerinde ise 20 puanı aştı. Burada şu ayrıntı ortaya çıkıyor; kadın tüketicilerle kurulan güçlü bağ, korunması ve derinleştirilmesi gereken bir değerken, erkek tüketicilerle bağ kurmanın yolları birçok kategoride henüz yeterince keşfedilmemiş bir fırsat. Gençler hangi kategoriyi daha çok seviyor? Yaş kırılımı da dikkat çekici bir başka tablo sunuyor. 15 kategorinin 13’ünde lider markayı vazgeçilmez bulan 15-24 yaş grubunun oranı 45 yaş üstündekilerden düşük. Bu farkın belirgin olduğu 11 kategori arasında beyaz eşya, salça ve çamaşır suyu gibi, gençlerin önemli bir bölümünün henüz satın alma kararını kendisi vermediği kategoriler de var. Yine de istisnalar anlamlı bir işaret veriyor. Gençlerin 45 yaş üstüne göre daha güçlü bağlandığı iki kategori, online yemek siparişi ve e-ticaret; iki kategorinin lideri de dijital hizmet platformu. Gençler markalara bağlanıyor; bu bağı kendi gündelik alışkanlıklarının ve temas noktalarının içinde kuruyor. Ipsos değerlendirmesi: “Güven riski azaltır; sevgi seçme arzusunu büyütür.” Araştırma sonuçlarını değerlendirilen Ipsos Türkiye Brand Health Tracking Service Line Leader Özge Sönmez şu ifadeleri kullandı: “Kahvesini hazırlarken, market siparişi verirken ya da bebeği için bez seçerken tüketici yalnızca ürün değil; bildiği, inandığı ve hayatında yer açtığı bir markayı seçiyor. Lovemark yine soruyor: Türkiye’nin kalbinde hangi markalar (y)atıyor? 2026 sonuçları, kalbe giden yolun her kategoride aynı olmadığını gösteriyor. Kahvede Kurukahveci Mehmet Efendi, yıllardır önde olan markayı geride bırakıyor. Bebek bezinde Molfix, en yakın rakibinin iki katı endeksle öne çıkıyor. Bu markaların başarısı; güvenilirlik, beklenen kaliteyi sunma ve ihtiyacı iyi karşılama gibi temel beklentilerin ötesinde, kültürel olarak karşılık bulmanın, gündelik hayatın anlamlı bir parçası olmanın, özgün ve samimi bir kimlik yaratmanın ve tüm bunların üzerine inşa edilen duygusal yakınlığın gücünü gösteriyor. Bazı kategorilerde yarış nefes nefese; örneğin kredi kartı ve salçada farklar çok az. Bu kategorilerde liderliği zihin payı taşısa da detay bulgularda rakiplerin duygusal yakınlık veya performans algısında daha güçlü olabildiğini görüyoruz. Dolayısıyla, zihin payındaki kayıp liderliği riske atabilir; bu kategorilerde marka inşasını güçlendirmek şart. Diğer uçta Trendyol, Domino’s, Domestos, Ülker ve Erikli gibi açık ara ayrışan markalar var. Bu örnekler, güçlü zihin payının performans algısı ve duygusal yakınlıkla desteklendiğinde ne kadar güçlü bir avantaja dönüşebildiğini ortaya koyuyor. Bütün bu tablo, bize güçlü bir marka ilişkisinin tek bir unsurdan ibaret olmadığını söylüyor. Fonksiyonel değer, zihin payı, tüketicinin hayatında edinilen yer, yaratılan anlam, duygusal yakınlık ve güven bu çok katmanlı yapının parçaları. Peki güven bu resmin tam olarak neresinde? Tüketiciye sadakati neyin oluşturduğunu doğrudan sorsak, güvenin ilk sıralarda gelmesi şaşırtıcı olmaz. Çünkü güven, marka ilişkisinin en görünür koşulu. Ancak asıl mesele, söylenenin ötesinde tercihi neyin hareket ettirdiğini görebilmekte. Ipsos Türkiye Marka Sağlığı Araştırmaları veri tabanında 30 binin üzerinde görüşmeden yapılan, farklı sektörlerden 45 projenin 2026 verilerini analiz ettik. Doğrudan sormak yerine, arzu ve tercihle hangi algı unsurlarının birlikte hareket ettiğine baktık. Güvenin marka arzusu ve tercihiyle ilişkisi orta düzeyde: Önemli, ancak tek başına belirleyici değil. Dolayısıyla meseleyi güven mi, sevgi mi diye ele almak yerine, bu kavramların marka ilişkisinde üstlendiği farklı rollere bakmak daha anlamlı. İkisi de tek soruyla anlaşılacak kadar basit değil; bağlantılarını birlikte okumak gerekir. En temelde ayrım net: Güven satın alma bariyerini kaldırır; sevgi satın alma isteğini yükseltir. Bir başka deyişle, güven riski azaltır; sevgi seçme arzusunu büyütür. Lovemark 2026’nın markalara mesajı net: Güveni kurmak gerekir ama orada kalmak yetmez. Kalıcı liderlik, akılda güvenli, kalpte vazgeçilmez olabilmektir.” Metodoloji Türkiye’nin Lovemark’ları 2026 araştırması MediaCat önderliğinde lpsos tarafından hayata geçirilmiştir. Araştırma 15-55 yaş aralığında, kadın-erkek oranı eşit, Türkiye temsili 2.000 kişinin katılımıyla bilgisayar destekli telefon görüşmeleri tekniği (CATI) yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Genel itibarıyla araştırmanın amacı, Türkiye’de rekabetin ve iletişim faaliyetlerinin yoğun olduğu veya merak konusu olan belirli kategorilerde hangi markanın “Lovemark” olduğunu tespit etmektir. Kategoriler, her yılın başında MediaCat önderliğinde tarafların görüşleriyle belirlenmektedir. Sonuçlarda mevsimsellik etkisini azaltmak üzere araştırmanın veri toplama periyodu geniş tutulmaktadır. 16 kategorinin sorgulandığı araştırmaya bayram ve resmi tatillerde ara verilmiştir. 2016’da yenilenen Lovemark analiz yaklaşımında olduğu gibi bu yıl da markanın zihin payı, duygusal olarak yakınlık derecesi, beklenti ve ihtiyaçları karşılama düzeyi ile asla vazgeçilemeyecek kadar sevilip sevilmediği dikkate alınıp Yapısal Eşitlik Modeli (SEM) yaklaşımı kullanılarak hesaplama yapılmıştır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Neye Güveniyor, Hangi Markalara İtibar Ediyor? Haber

Türkiye Neye Güveniyor, Hangi Markalara İtibar Ediyor?

MediaCat ve Veri Enstitüsü iş birliğiyle ilk kez düzenlenen Gryphus Summit, 24 Eylül’de Hilton Istanbul Bosphorus’ta gerçekleşti. Zirvenin merkezinde, Türkiye'de kurumsal itibarı bağımsız ve veri temelli bir yöntemle ölçmek üzere tasarlanan Gryphus İtibar Araştırması vardı. Gün boyunca itibar kavramı yalnızca iş dünyası üzerinden değil; sinema, spor, hekimlik ve ekonomi alanlarından isimlerin katılımıyla ele alındı. Yapımcı Zeynep Atakan, yönetmen Zeynep Günay, teknik direktör Şenol Güneş, ultra maraton yüzücüsü Aysu Türkoğlu, İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Talat Kırış ve ekonomist Mahfi Eğilmez, kendi alanlarında itibarın nasıl kurulduğunu ve nasıl kaybedildiğini anlattı. Zirvenin ayırt edici yanı, tanıtılan araştırmanın yöntemiydi. Türkiye’deki benzer çalışmalarda değerlendirilecek markalar genellikle bir jüri, bir editör ya da bir araştırmacı tarafından belirlenirken, Gryphus İtibar Araştırması’nda 10 kategorinin kırk finalisti de kazananları da doğrudan toplumun yanıtlarından çıktı. Araştırma iki turda, Türkiye genelinde 18 yaş üstü toplam 6.400 katılımcıyla yürütüldü. İlk turda katılımcılara hiçbir marka listesi verilmedi; yalnızca kategori söylendi ve o kategoride en itibarlı bulunan marka soruldu. Kırk finalistin tamamı bu yanıtlardan oluştu. İkinci turda, birinci turdan bağımsız bir katılımcı grubu bu markaları güven, saygı, kalite ve sosyal sorumluluk boyutlarında puanladı. Her ödül, markanın kendi sektörü içindeki sıralamasından belirlendi ve kategoriler arasında bir karşılaştırma yapılmadı. Güç ve başarı otomatik olarak itibara dönüşmüyor Günü açan Veri Enstitüsü Kurucusu Bekir Ağırdır, "Türkiye'de İtibarın Zihin Haritası" başlıklı sunumunda Türkiye'de uzun yıllar geçerli olan itibar anlayışının köklü bir zihinsel dönüşüm geçirdiğini anlattı. Makam, büyüklük, servet ve yüksek görünürlük gibi göstergelerin tek başına saygınlık üretmeye yetmediğine dikkat çeken Ağırdır, "Mesele yalnızca hangi kurumların itibarlı olduğu değil, bugünün Türkiye insanının neye itibar ettiğini ve itibarın ne anlama geldiğini yeniden anlamaktır" dedi. Yeni itibar modelinin iki ayağını şahsiyet ve marifet olarak tanımlayan Ağırdır, yetkinliğin ve performansın temsil ettiği marifetin, karakter ve etik ilkelere dayanan şahsiyetten bağımsız düşünülemeyeceğini belirtti: "Şahsiyet marifetin yerine geçemez; ancak marifet de şahsiyet eksikliğini sonsuza kadar kapatamaz. Gerçek itibar, iyi şeyler yapmak kadar iyi şeyleri iyi bir biçimde yapabilmek ve bu ikisi arasında ahenk yakalayabilmektir." Ağırdır, itibarlı olmanın hiç hata yapmamak anlamına gelmediğini, asıl sınavın hatanın ardından sergilenen tutumda verildiğini vurguladı. Her sektör ve role göre biçimlenen bir toplumsal itibar sözleşmesi olduğunu, dolayısıyla tek bir sabit reçete bulunmadığını söyleyen Ağırdır, bir bankaya paranın, gıda üreticisine sağlığın, akademisyene ise hakikatin emanet edildiğini hatırlattı. Sunumunu kurumlara bir soru değişikliği önerisiyle tamamladı: "İnsanlar benim hakkımda ne düşünüyor" yerine "insanların bana güvenmesini hak edecek ne yapıyorum". Çözünürlüğü yüksek bir itibar haritası MediaCat Genel Yayın Yönetmeni Pelin Özkan, sunumunda araştırmanın yöntemine ve beş bulgusuna odaklandı. Borges'in Bilimde Kusursuzluk Üzerine öyküsünden yola çıkarak kapsamı büyütmek yerine çözünürlüğü artırmayı hedeflediklerini belirten Özkan, 10 sektörün tek bir ölçütle seçildiğini söyledi: toplumun tamamının hakkında gerçekten bir kanaati olduğu alanlar. Özkan'ın paylaştığı beş bulgu, sektörlerin markalarla birlikte yükselip birlikte gerilediği, güven ile kalitenin aynı şey olmadığı, sosyal sorumluluğun ayrıştırıcı bir güç olmaktan çok kriz anlarında dayanıklılık sağladığı, toplumun farklı sektörlere farklı türde krediler açtığı ve ortalama puanın itibardaki bölünmeyi gizlediği yönündeydi. Aynı kategorideki markaların birbirine sanıldığından çok daha yakın durduğunu, dört kategoride sonuncu sırada kalan markanın başka kategorilerin liderlerinden daha yüksek not aldığını aktaran Özkan, Türkiye'de itibarın yaş ve cinsiyetten çok eğitim ve yaşam tarzı hattı boyunca bölündüğünü belirtti. Mercedes-Benz, Migros, Orzax ve Turkcell'in baktıkları bütün alt gruplarda kendi kategorilerinde birinci çıkarak bölünmemiş bir itibara sahip olduğunu vurguladı. Özkan sunumunu şu sözlerle tamamladı: "İtibar, sakin zamanlarda sizi rakibinizden ayırmıyor olabilir; ama kriz geldiğinde toplumun size ne kadar süre ve ne kadar kredi tanıyacağını o belirler. İtibar, iyi günlerde kazanılan ve kötü günlerde harcanan bir dayanıklılık kalemi, bir tür sigorta poliçesi." Bir hikâyeyi zamansız kılan nedir "İz Bırakan Hikâyeler Nasıl Kurulur?" oturumunda yapımcı Zeynep Atakan ile yönetmen Zeynep Günay, yaratıcı işlerde itibarın görünmez bağlarla kurulduğunu konuştu. Oyuncu, yapımcı ve izleyici arasındaki güven zincirinin projeyi doğrudan şekillendirdiğine dikkat çeken Atakan, mesleki yetkinlikten önce setteki güven ortamının belirleyici olduğunu söyledi. Geçici popülerlik yerine zamansızlığı hedeflediğini belirten Günay ise bir projenin hafızada kalabilmesi için hikâyedeki hakikate ulaşmak gerektiğini, kusursuzluk baskısı yerine kendine ve seyirciye dürüst kalmayı seçtiğini aktardı. İtibarın bütçesi yazılabilir mi "İtibarın Liderleri: Değer, Sistem ve Gayret" oturumunda Orzax CEO'su Yunus Emre Alimoğlu ile Allianz Sağlık Sigortaları Genel Müdür Yardımcısı ve İcra Kurulu Üyesi Emrah Gökmen, Bekir Ağırdır'ın moderatörlüğünde araştırmanın dört boyutunu şirketlerin gündelik kararlarına indirdi. Kaliteyi beyan edip analizle kanıtlayabileceğinizi, güven için böyle bir belge sunma imkânının bulunmadığını söyleyen Alimoğlu, güveni tüketicinin açtığı bir krediye benzetti ve tüketicinin aynı ürüne ikinci, üçüncü kez dönmesini itibarın en somut göstergesi olarak tanımladı. Sigortada satılan şeyin bir taahhüt olduğunu hatırlatan Gökmen ise sektörde ayrıştırıcı olanın finansal büyüklük değil, otuz yıl sonra da sigortalının yanında olabilecek bir sözleşmeyi bugünden tasarlayabilme gücü olduğunu belirtti. İtibar yönetimine bütçe yazılıp yazılamayacağı sorusuna iki yönetici de benzer yanıt verdi. Mesleği aktüerlik olan Gökmen böyle bir hesabın yapay kalacağını, asıl ayrımın kısa vadede kazandıracak bir karara hayır diyebilen kültürün üst yönetimden çağrı merkezine kadar herkese işlemiş olmasında olduğunu söyledi. Alimoğlu ise şöyle dedi: "Biz itibarlı olmak için hiçbir şey yapmadık. Her zaman işimizi en üst düzeyde nasıl yapabiliriz diye hareket ettik. Sanırım bu bakış açısı toplumda bir farkındalık oluşturdu." Önce insan, sonra skor Spor yöneticisi Ahmet Gülüm'ün yönettiği "Skor Unutulur, İtibar Kalır" oturumunda teknik direktör Şenol Güneş ile ultra maraton yüzücüsü Aysu Türkoğlu bir kariyeri kalıcı kılan şeyi konuştu. Kurumların itibarından önce insanın itibarına bakmak gerektiğini söyleyen Güneş, sporcunun kulüp ve ülke değiştirebileceğini, başarıyla isim, şöhret ve makam kazanabileceğini, ancak itibarın her koşulda yanında kaldığını vurguladı. Hesap kitabın olduğu yerde itibardan söz edilemeyeceğini belirten Güneş, itibarı "dürüst olmak, sözünü tutmak, saygılı ve samimi olmak" sözleriyle tarif etti. Okyanus Yedilisi parkurlarının çoğunu tamamlayan Türkoğlu ise itibarı ilk yarışındaki alçakgönüllülükle hâlâ aynı yerde durabilmek olarak tanımladı; pandemi döneminde çatıda kurulan üç metrelik bir havuzda çalıştığını, ardından vize çıkmadığı için sezonu kaybedip sıfırdan başladığını anlattı. Karar verme sanatı "Hata Payı Yok: Bilginin Ustalığa, Ustalığın Güvene Dönüştüğü Yer" oturumunda Kapital Medya Chief Content Officer'ı Alev Kaynak, İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Talat Kırış'ı ağırladı. Cerrahinin el becerisinden çok bir karar verme sanatı olduğunu ve kriz anlarında soğukkanlılığın hayati önem taşıdığını söyleyen Kırış, sağlıkta performansa dayalı niceliksel anlayışın mesleğin niteliğini zedelediğine dikkat çekti. Teknolojinin hekim denetiminde bir kaldıraç olarak kullanılması gerektiğini, güç ve yetki sahibi her profesyonel için otokontrol ile tevazunun temel kılavuz olduğunu belirtti. Kırış'a göre gerçek güven ancak sahicilik, sorumluluk ve insan hayatına duyulan derin saygıyla inşa ediliyor. Ekonominin görünmeyen sermayesi Günün son oturumunda ekonomist Mahfi Eğilmez, Türkiye'nin ekonomik sorunlarının temelinde yalnızca finansal dinamiklerin değil, siyasal ve sosyal aksaklıkların da yattığını vurguladı. Güven ve itibarın ekonomideki en kritik sermaye olduğunu belirten Eğilmez, altyapı ve hukuk güvenliği sağlanmadan yalnızca faiz artışlarıyla enflasyonun düşürülemeyeceğini söyledi. Piyasadaki durumu skinflation, shrinkflation ve greedflation kavramlarının birleşimi olan "multiflasyon" olarak tanımlayan Eğilmez, veri açıklayan kurumların tam mali ve idari bağımsızlığa kavuşturulmasının şart olduğunu vurguladı. Ödüller, zirvenin son oturumunda sahiplerini buldu Gün, Gryphus İtibar Ödülleri töreniyle tamamlandı. On kategorinin her biri kendi rekabet alanı içinde değerlendirildi ve ödüller, sektöründe en yüksek itibar puanına ulaşan markalara verildi. Akaryakıt: Shell Bankacılık: Türkiye İş Bankası E-Ticaret: Trendyol Gıda Takviyesi: Orzax GSM: Turkcell Holding: Koç Holding Kargo: Yurtiçi Kargo Market: Migros Otomotiv: Mercedes-Benz Sigortacılık: Allianz Sigorta Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CMO Awards 2026 Kazananları Açıklandı Haber

CMO Awards 2026 Kazananları Açıklandı

Bu yılki ödüller, 16–19 Nisan tarihleri arasında Antalya Paloma Grida Otel’de düzenlenen CMO Future Business Symposium kapsamında takdim edildi. Ödül töreni, sempozyum programının önemli anlarından biri olarak 18 Nisan 2026 tarihinde gerçekleştirildi. Günümüz iş dünyasının değişen dinamikleri dikkate alınarak kurgulanan CMO Awards kategorileri; farklı sektörlerden, disiplinlerden ve deneyim alanlarından liderlik örneklerini görünür kılmayı amaçlıyor. Yarışma, yalnızca bugünün başarılarını değil, pazarlama liderliğinin geleceğini şekillendiren yaklaşımları da odağına alıyor. Değerlendirme kurulunda ise MediaCat Genel Yayın Yönetmeni Pelin Özkan, Veri Enstitüsü Kurucusu Bekir Ağırdır, KAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı Esra Bezircioğlu, Deeper Yönetici Ortağı ve Reklamcı İhsan Özçıtak, Egon Zehnder Yönetici Ortağı Murat Yeşildere, Karaca International Genel Müdürü Ömer Barbaros Yis, İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Itır Erhart, WPP Media CEO’su Tolga Tamer Üner ve Concept Istanbul CEO’su Volkan İkiler yer aldı. CMO Awards 2026 Kazananları MediaCat Genel Yayın Yönetmeni Pelin Özkan’ın takdim ettiği ödüllerin kazananları şöyle: Büyüme Mimarları Elif Yıldırımcan Gülizar Öcal Doğan Özge Dağyar Acarbay Sinem Serdar İnovasyon ve Teknoloji Liderleri Murat Nur Çolakoğlu Özge Erdem Uğur Baykaler Marka ve Kültür Otoriteleri Elif Göktaş Nazlı Eda Kırali Özkan Özyavuz Etki ve Amaç Liderleri Arda Öztaşkın Burçin Çelik Onur Kırcı Deneyim Mimarları Aslı Özdural Billur Burkutoğlu Rising Stars Can Franko Egemen Yalçın Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Arçelik, “Türkiye’nin Lovemark’ları” Araştırmasında 17. Kez Zirvede Haber

Arçelik, “Türkiye’nin Lovemark’ları” Araştırmasında 17. Kez Zirvede

Arçelik Pazarlama ve Stratejiden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ragıp Balcıoğlu, “70 yıldır ‘Teknolojiyle Hayatın Kalbinde’ yer alan bir marka olarak, insanların yaşamını kolaylaştırma sorumluluğuyla hareket ediyoruz. Bizi her gün yeniden motive eden en büyük güç, tüketicilerimizin bize duyduğu güven ve verdikleri değer. Onlardan gelen her geri bildirim, ürün ve hizmetlerimizi geliştirme yolculuğumuzda bize yol gösteriyor. Bizi bir kez daha Türkiye’nin Lovemark’ı seçen tüketicilerimize teşekkür ediyoruz. Bu güveni korumak ve her temas noktasında daha iyi bir deneyim sunmak, en temel önceliğimiz olmaya devam ediyor. Onların beklentilerini dikkatle dinliyor, hayatlarına gerçek anlamda dokunacak çözümler geliştirmek için çalışıyoruz. Tüketicilerin artık yalnızca ürün değil, anlam ve değer aradığı bir dönemde, bizim için ‘en sevilen marka’ olmanın ölçütü; teknolojiyi, sürdürülebilirliği ve güveni bir arada sunabilmek. Değişen tüketici beklentilerine uyum sağlayarak, yaşamı kolaylaştıran ve değer katan çözümler üretmek her zaman önceliğimiz oldu. Güven duygusunu her gün yeniden inşa ederek Lovemark unvanını 17 yıl boyunca koruyabilmemiz, tüketicilerimizin markamıza duyduğu güvenin ve gönül bağının en güçlü göstergesi. En sevilen marka olmanın sorumluluğunu ve yolculuğumuzun ruhunu, geçmişten aldığımız ilhamla geleceğe taşımaya devam edeceğiz” diye konuştu. Türkiye’nin lider ev teknolojileri markası Arçelik, MediaCat öncülüğünde Ipsos tarafından gerçekleştirilen “Türkiye’nin Lovemark’ları” araştırmasında bu yıl da beyaz eşya kategorisinin birincisi seçildi. Tüketiciyle kurduğu güçlü bağın bir göstergesi olarak “17 yıldır üst üste” Türkiye’nin en sevilen markası olmayı başaran Arçelik, tüm kategorilerde 17 yıldır Lovemark olmayı başaran tek marka oldu. Arçelik’in Türkiye’de milyonlarca haneyle uzun yıllara yayılan bu güven ilişkisinin her zaman yenilik, ilkler ve güven üzerine inşa edildiğini vurgulayan Arçelik Pazarlama ve Stratejiden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ragıp Balcıoğlu, “70 yıllık yolculuğumuz boyunca en çok değer verdiğimiz şey, tüketicilerimizle kurduğumuz güçlü ve samimi ilişki oldu. Türkiye’nin en sevilen markalarından biri olmamızın temelinde, insanların hayatına dokunan, güven veren ve bu güveni her gün yeniden inşa eden bir anlayış yatıyor. ‘Teknolojiyle Hayatın Kalbinde’ yer alan bir marka olarak, insanların yaşamını kolaylaştırma sorumluluğuyla hareket ediyoruz. Bizi her gün yeniden motive eden en büyük güç, tüketicilerimizin bize duyduğu güven ve verdikleri değer. Onlardan gelen her geri bildirim, ürün ve hizmetlerimizi geliştirme yolculuğumuzda bize yol gösteriyor. Bizi bir kez daha Türkiye’nin Lovemark’ı seçen tüketicilerimize teşekkür ediyoruz. Bu güveni korumak ve her temas noktasında daha iyi bir deneyim sunmak, en temel önceliğimiz olmaya devam ediyor. Onların beklentilerini dikkatle dinliyor, hayatlarına gerçek anlamda dokunacak çözümler geliştirmek için çalışıyoruz. Tüketicilerin artık yalnızca ürün değil, anlam ve değer aradığı bir dönemde, bizim için ‘en sevilen marka’ olmanın ölçütü; teknolojiyi, sürdürülebilirliği ve güveni bir arada sunabilmek. Değişen tüketici beklentilerine uyum sağlayarak, yaşamı kolaylaştıran ve değer katan çözümler üretmek her zaman önceliğimiz oldu. Güven duygusunu her gün yeniden inşa ederek Lovemark unvanını 17 yıl boyunca koruyabilmemiz, tüketicilerimizin markamıza duyduğu güvenin ve gönül bağının en güçlü göstergesi. 17 yıl üst üste ‘Lovemark’ unvanına layık görülmemiz, bu başarıyı bizim için çok daha değerli kılıyor. Biz teknolojiyi, evlerin ritmine uyum sağlayan, günlük yaşamı kolaylaştıran ve aile içinde paylaşılan değerli anları güçlendiren bir deneyim olarak tasarlıyoruz. Dayanıklılık, tasarım, kullanıcı deneyimi ve sürdürülebilirliği bir bütün olarak ele alıyor; Türkiye’nin dört bir yanında yaygın bayi ve servis ağımızla ürünlerimizi evlere ulaştırıyoruz. Bu başarı, Arçelik’e gönülden bağlı milyonlarca ailenin sevgisiyle ve işini tutkuyla yapan tüm ekip arkadaşlarımızın emeğiyle mümkün oldu. En sevilen marka olmanın sorumluluğunu ve yolculuğumuzun ruhunu, geçmişten aldığımız ilhamla geleceğe taşımaya devam edeceğiz” diye konuştu. MediaCat ve Ipsos iş birliğiyle yürütülen “Türkiye’nin Lovemark’ları” araştırması, 15–55 yaş aralığında kadın erkek oranı eşit, Türkiye temsili 2000 kişi ile gerçekleştiriliyor. Araştırmada farklı yaş, cinsiyet ve sosyo-ekonomik gruplardan katılımcıların markalarla ilgili algıları, duygusal bağlılıkları, güven düzeyleri ve tercih motivasyonları değerlendiriliyor. Sayısal veriler üzerinden yapılan analizler, markaların tüketici zihnindeki konumunu ve sevgi–güven ilişkisinin gücünü ortaya koyuyor.

Yemeksepeti, 2025’te de “Türkiye’nin En Sevdiği Marka” Seçildi Haber

Yemeksepeti, 2025’te de “Türkiye’nin En Sevdiği Marka” Seçildi

Yemeksepeti, MediaCat ve Ipsos işbirliğiyle gerçekleştirilen “Türkiye’nin En Sevilen Markaları” araştırmasında, “Online Yemek Sipariş Markası” kategorisinde bir kez daha Lovemark seçildi. Geçen seneye kıyasla skorunu daha da yükselten Yemeksepeti, bu sonuçla kategorisindeki liderliğini açık ara sürdürdüğünü gösterdi. MediaCat önderliğinde Ipsos tarafından yürütülen ve Türkiye’yi temsil eden 2.000 kişilik bir örneklemle yapılan “Türkiye’nin Lovemark’ları 2025” araştırmasının sonuçları açıklandı. Yemeksepeti, “Online Yemek Sipariş Markası” kategorisinde yine ilk sırada yer alarak “Lovemark” unvanını korudu. Yemeksepeti, Lovemark Endeksi’nde liderliğini pekiştirdi Markaların tüketicilerin zihnindeki ve kalbindeki yerini ölçen araştırmaya göre Yemeksepeti, Lovemark endeksindeki puanını geçen seneye göre 4 puan yükseltti. Bu artışla rakipleriyle arasındaki farkı daha da açan Yemeksepeti’nin bu başarısında, özellikle zihin payındaki tartışmasız gücü etkili oldu. Kapsamlı değerlendirme başarıyı tescilledi Yemeksepeti’nin bu ödüle layık görülmesi, markanın tüketicilerle kurduğu bağın gücünü bir kez daha ortaya koydu. Araştırma, markanın zihin payı (akla ilk gelen marka olma), duygusal yakınlık derecesi, beklenti ve ihtiyaçları karşılama düzeyi ve tüketiciler için ne kadar vazgeçilmez olduğu gibi dört temel kritere dayanıyor. Bu kriterlerin belirli ağırlıklarla Yapısal Eşitlik Modeli (SEM) kullanılarak analiz edilmesiyle markaların Lovemark skoru hesaplanıyor. Yemeksepeti, elde ettiği bu güçlü performansla hem sektöründeki öncü konumunu pekiştirdi hem de kullanıcılarının nezdinde bir kez daha “Türkiye’nin En Sevdiği Marka” olduğunu kanıtladı. Markanın son dönemde “Keyfin Yerine Gelsin” iletişim yaklaşımıyla birlikte kullanıcılarıyla kurduğu samimi bağ daha da güçlendi. Bu yaklaşım, Yemeksepeti’nin hem markaya duyulan sevgi hem de akla ilk gelen marka olma skorlarında istikrarlı yükselişine katkı sağladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.