Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Medya

Kapsül Haber Ajansı - Medya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Medya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İletişim Mezunlarının Çalışma Alanları Genişliyor! Haber

İletişim Mezunlarının Çalışma Alanları Genişliyor!

Gelecekte iletişim mezunlarının yalnızca içerik üreten değil; yapay zekâyı yöneten, veriyi hikâyeye dönüştüren, dezenformasyonu tespit eden ve dijital güveni yöneten profesyoneller olarak öne çıkacağını belirten Prof. Dr. Gül Esra Atalay, “Geleceğin iletişim mezunları algoritmaları yöneten, yapay zekâyı anlamlandıran ve dijital güven inşa eden profesyoneller olacak. Meslekler değişiyor ama iyi iletişim kurabilme becerisi her zamankinden daha değerli hâle geliyor.” dedi. Yapay zekâ içerik stratejistliği, dijital itibar yöneticiliği, dezenformasyon analistliği, veri hikâyeleştiriciliği ve insan-yapay zekâ etkileşimi tasarımcılığı gibi yeni çalışma alanlarına dikkat çeken Prof. Dr. Atalay, “Öğrencilerimizi teknolojiden korkan değil, teknolojiyi yöneten ve ona entelektüel derinlik katan profesyoneller olarak yetiştiriyoruz.” diye konuştu. Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gül Esra Atalay, yapay zekâ çağında iletişim sektörünün değişen istihdam yapısını, geleceğin iletişim mesleklerini ve öğrencilerin yeni çalışma hayatına hangi yetkinliklerle hazırlanması gerektiğini değerlendirdi. İletişim mezunlarının çalışma alanları genişliyor Teknolojik gelişmelerin iletişime duyulan ihtiyacı azaltmak yerine artırdığına işaret eden Prof. Dr. Gül Esra Atalay, dijitalleşmeyle birlikte iletişim profesyonellerinin rolünün de değiştiğini söyledi. “Bugün tam anlamıyla bir iletişim çağında yaşıyoruz.” Diyen Prof. Dr. Atalay, “İletişim elbette her zaman önemliydi ancak bugün akıllı telefonlar, sosyal ağlar ve dijital platformlar sayesinde herkesin her an ulaşılabilir olduğu hiper bağlantılı bir dünyadayız. Teknoloji iletişim kurmayı kolaylaştırırken anlam yaratmayı, güven oluşturmayı ve ortak bir zeminde buluşmayı zorlaştırıyor. Bu nedenle iletişim becerileri konusunda eğitimli olmak profesyonel yaşamda giderek daha büyük bir fark yaratıyor.” dedi. İletişimcinin işi içerik üretmekten ibaret olmayacak Yapay zekânın özellikle rutin içerik üretim süreçlerini hızla otomatikleştirdiğini ifade eden Atalay, bunun iletişim mesleklerinin ortadan kalkacağı anlamına gelmediğini, aksine iletişimcinin rolünün daha stratejik bir noktaya taşınacağını vurguladı. Prof. Dr. Atalay, “Eskiden iyi bir reklam fikri bulmak, o fikri görsele dökmek ve metnini yazmak günler, hatta haftalar alabiliyordu. Bugün yapay zekâ araçlarına doğru komutlar verdiğinizde saniyeler içinde çok sayıda alternatif elde edebiliyorsunuz. Ancak o alternatiflerden hangisinin insanın kalbine dokunacağını, hangisinin toplumsal bir karşılığı olduğunu veya hangisinin insanı gerçekten güldüreceğini algoritmalar tek başına belirleyemiyor. Yapay zekâ insan davranışını analiz edebilir ama insan gibi hissedemez.” diye konuştu. Bu nedenle gelecekte iletişim mezunlarının değerini yalnızca “üretme” becerisinin değil; seçme, doğrulama, anlamlandırma, yorumlama ve strateji geliştirme yetkinliklerinin belirleyeceğini kaydeden Prof. Dr. Atalay, insan yaratıcılığı ile yapay zekâ yeteneklerini birlikte kullanabilen profesyonellerin iş dünyasında avantaj sağlayacağını dile getirdi. Gazeteci yazandan çok doğrulayan ve anlamlandıran kişi olacak Gazeteciliğin yapay zekâdan en fazla etkilenen alanlardan biri olduğunu belirten Prof. Dr. Atalay, rutin haberlerin otomatik olarak üretilebildiği bir dönemde gazetecinin mesleki değerinin araştırmacılık, doğrulama ve yorumlama kapasitesinde yoğunlaşacağını söyledi. Prof. Dr. Atalay, “Haber yazan gazeteciden doğrulayan ve anlamlandıran gazeteciye doğru bir dönüşüm gerçekleşiyor. Rutin ajans haberlerini artık yapay zekâ yazabiliyor. Gazetecinin yeni rolü dezenformasyonu filtrelemek, derinlemesine araştırma yapmak, veri gazeteciliği yapmak ve ham verinin arkasındaki insan hikâyesini yakalamak olacak.” ifadelerini kullandı. Reklamcının yeni işi yapay zekâyı yaratıcı stratejiyle yönetmek Reklamcılıkta da benzer bir dönüşüm yaşandığını ifade eden Atalay, yapay zekânın saniyeler içinde çok sayıda reklam metni, görseli ve kampanya alternatifi üretebildiğine dikkat çekti. “Reklamcının işi artık yalnızca sıfırdan üretmek olmayacak.” diyen Atalay, “Yapay zekânın oluşturduğu alternatifler arasından markanın ruhuna, hedef kitlenin psikolojisine ve toplumsal bağlama en uygun olanı seçmek; doğru promptları oluşturmak ve yaratıcı stratejiyi kurmak daha önemli hâle gelecek.” dedi. Halkla ilişkilerde yeni istihdam alanı; dijital güven Deepfake, dezenformasyon ve yapay zekâ destekli manipülasyonların yaygınlaşmasının halkla ilişkiler ve kurumsal iletişim alanında da yeni uzmanlıklara ihtiyaç doğurduğunu kaydeden Prof. Dr. Atalay, geleceğin en önemli iletişim alanlarından birinin dijital güven ve itibar yönetimi olacağını söyledi. Atalay, “Bülten dağıtımı ve medya takibi gibi geleneksel görevler giderek otomatikleşirken, bilişsel kriz yönetimi ve güven mimarlığı daha fazla önem kazanıyor. Deepfake ve manipülasyonun bu kadar kolaylaştığı bir çağda PR profesyonelleri yapay zekâ hızında yayılan itibar krizlerini yönetmek ve toplumla kurumlar arasında sahici bağlar kurmak zorunda.” şeklinde konuştu. Deepfake çağının iletişimcisi doğrulama uzmanı da olacak Geleceğin iletişim profesyonellerinin veri ve algoritma okuryazarlığına sahip olması gerektiğini vurgulayan Atalay, deepfake ve dezenformasyonla mücadele becerilerinin istihdam açısından giderek daha önemli hâle geleceğini belirtti. İletişim öğrencileri yapay zekâyla birlikte çalışmayı öğreniyor Bu dönüşüm nedeniyle iletişim eğitiminin de yeniden tasarlanması gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Atalay, Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesinde yapay zekâyı iletişim eğitiminin farklı alanlarına entegre ettiklerini söyledi. “Öğrencilerimize her şeyden önce ‘Yapay zekâ iletişimcinin rakibi değil, onun akıllı asistanıdır.’ diyoruz.” ifadesini kullanan Atalay, şöyle devam etti: “İyi bir iletişimci olmak artık yalnızca güçlü yazma becerisine veya iyi bir görsel bakış açısına sahip olmakla sınırlı değil. Bunlara bilişsel esneklik ve yapay zekâyla doğru iletişim kurabilme becerisi de eklendi. Öğrenci yalnızca teoriyi öğrenmiyor; uygulamalı derslerde bir yapay zekâ modeline nasıl doğru komut vereceğini, çıkan sonucu nasıl değerlendireceğini ve filtreleyeceğini deneyimliyor. Yapay zekânın ürettiği bilginin doğruluğunu teyit etmek, bilişsel önyargıları fark etmek ve algoritmik manipülasyonları deşifre etmek eğitimimizin merkezinde. Sahicilik ve etik ise ana omurgamızı oluşturuyor.” Her bölümde yapay zekâ odaklı zorunlu dersler bulunuyor Fakültenin farklı bölümlerinde öğrencilerin kendi meslek alanlarıyla yapay zekâyı buluşturan zorunlu dersler aldığını belirten Prof. Dr. Atalay, “Çizgi Film ve Animasyon bölümümüzde Yapay Zekâ Destekli Konsept Geliştirme, Görsel İletişim Tasarımı bölümümüzde Görsel İletişim Tasarımında Üretken Yapay Zekâ, Gazetecilik bölümümüzde Gazetecilikte Yapay Zekâ, Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümümüzde Halkla İlişkiler ve Yapay Zekâ Uygulamaları, Radyo Televizyon ve Sinema bölümümüzde Yapay Zekâ Destekli Film Yapım ve Yönetimi, Reklamcılık bölümümüzde Dijital Reklamcılık ve Yapay Zekâ Uygulamaları, Yeni Medya ve İletişim bölümümüzde ise Yapay Zekâ derslerimiz zorunlu. Ayrıca seçmeli ders havuzumuzda da yapay zekâ temelli dersler bulunuyor.” dedi. 2-4 yıl sonra iletişim mezunlarını nasıl bir istihdam tablosu bekliyor? İletişim alanında önümüzdeki birkaç yıl içinde özellikle dijital içerik, veri, yapay zekâ, doğrulama, itibar ve kriz yönetiminin kesiştiği işlerin daha görünür hâle geleceğini ifade eden Prof. Dr. Atalay, mezunların medya kuruluşlarından reklam ajanslarına, kurumsal iletişim departmanlarından dijital platformlara, yapım şirketlerinden sosyal medya ve içerik ajanslarına kadar geniş bir alanda çalışabileceğine dikkat çekti. İletişim mezunlarının klasik mesleklerin yanı sıra teknolojiyle birlikte doğan yeni uzmanlık alanlarına da yönelebileceğini kaydeden Atalay, “Önümüzdeki 10-15 yılda en hızlı büyümesi beklenen alanların önemli bir kısmı teknik bilgi ile iletişim becerisini birlikte gerektirecek.” dedi. Yeni meslekler iletişim mezunlarını bekliyor Yapay zekânın iletişim fakültesi mezunlarının önüne yepyeni kariyer seçenekleri çıkaracağını dile getiren Atalay, geleceğin çalışma alanlarını şöyle sıraladı: “Yapay zekâ içerik stratejistliği, dijital itibar yöneticiliği, dezenformasyon analistliği, veri hikâyeleştiriciliği, insan-yapay zekâ etkileşimi tasarımcılığı, dijital doğrulama uzmanlığı, yapay zekâ destekli yaratıcı strateji, algoritmik içerik yönetimi ve dijital kriz iletişimi.” “Geleceğin iletişim mezunları algoritmaları yönetecek” İletişim alanını tercih edecek gençlerin yapay zekâ nedeniyle mesleklerin ortadan kalkacağı düşüncesiyle hareket etmemesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Gül Esra Atalay, sözlerini şöyle tamamladı: “Geleceğin iletişim mezunları algoritmaları yöneten, yapay zekâyı anlamlandıran ve dijital güven inşa eden profesyoneller olacak. Meslekler değişiyor ama iyi iletişim kurabilme becerisi her zamankinden daha değerli hâle geliyor. Yapay zekâyı doğru ve dozunda kullanabilen, eleştirel düşünebilen, insan psikolojisini anlayan, etik sınırları gözeten ve özgün fikir üretebilen iletişimciler iş dünyasında öne çıkacak. Aklını ve yaratıcılığını tamamen yapay zekâya devredenler değil, yapay zekâyı kendi yaratıcılığını güçlendiren bir araç olarak kullananlar geleceğin iletişim dünyasında yerlerini alacak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Penta Teknoloji ve Autodesk’ten Güçlü İş Birliği Mesajı Haber

Penta Teknoloji ve Autodesk’ten Güçlü İş Birliği Mesajı

Türkiye’nin öncü katma değerli teknoloji dağıtım şirketi Penta Teknoloji; mimarlık, mühendislik, inşaat, ürün tasarımı, üretim, medya ve eğlence sektörlerine yönelik çözümler sunan Autodesk ile “FY27 Kick-Off” etkinliğini düzenledi. Yaklaşık 180 katılımcıya ev sahipliği yapan organizasyon, Penta Teknoloji ile Autodesk’in Türkiye ve global ekiplerini, Türkiye’nin dört bir yanından gelen iş ortaklarıyla bir araya getirdi. Etkinlik kapsamında, geçmiş döneme ilişkin değerlendirmelerin yanı sıra hedefler, stratejik öncelikler, sektörel dönüşüm alanları, ortak büyüme ve potansiyel iş birliği fırsatları ele alındı. Programın teknik oturum ve interaktif atölye çalışmalarında; yapay zekâ uygulamaları, müşteri odaklı kampanya kurgularının güncel teknolojilerle verimliliğinin artırılması ve iş ortaklarının sahada daha etkin konumlanmasına yönelik başlıklar paylaşıldı. Sektör odaklı içerikler kapsamında ise; mimarlık, mühendislik, inşaat ve üretim alanlarına yönelik çözüm modelleri, gerçek iş senaryoları ve uygulama örnekleri üzerinden katılımcılara aktarıldı. Fatih Erünsal: “İş ortaklarımızın değer üreten bir rol üstlenmesine katkı sağlıyoruz” Penta Teknoloji Genel Müdürü Fatih Erünsal, sektörde sürdürülebilir başarının güvene dayalı, güçlü iş birlikleri ve müşteri ihtiyaçlarına yönelik doğru çözümler geliştirmekten geçtiğini belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu: “Autodesk ile yürüttüğümüz iş birliği, kurumların dijital dönüşüm süreçlerinde iş ortaklarımızın daha etkin ve katma değer yaratan bir rol üstlenmelerine katkı sağlıyor. Günümüzde sektörlerin gelişim yönünü belirleyen temel unsurlar arasında yer alan yapay zekâ, otomasyon ve veri odaklı çözümlerin; müşterilerin iş süreçleriyle doğru şekilde entegre edildiğinde gerçek değer ürettiğine inanıyor, çalışmalarımızı bu odakla yürütüyoruz. Geçtiğimiz dönemi değerlendirme ve gelecek döneme dair stratejik hedefleri önceliklendirme fırsatı bulduğumuz FY27 Kick-Off etkinliğimizin, sektörün geleceğine yönelik ortak başarı anlayışını güçlendiren önemli bir zemin oluşturduğunu düşünüyorum. Penta Teknoloji olarak veriye dayalı ve yapay zekâ destekli çalışma modellerini uçtan uca çözümlerle bir araya getirerek; iş ortaklarımızın ölçülebilir başarılarla büyümesine, pazardaki rekabetçi konumlarını pekiştirmelerine ve Türkiye’deki bilişim ekosisteminin gelişimine katkı sağlamaya devam edeceğiz.” Penta Teknoloji Hakkında Temelleri 1990 yılında atılan Penta Teknoloji, bugün en gelişmiş küresel ve yerel teknoloji ürünlerinin dağıtımını hızlı ve güvenli şekilde gerçekleştiren, Türkiye’nin lider katma değerli teknoloji dağıtıcısı şirketlerindendir. Acer, Adobe, ASUS, Autodesk, Canon, Dell Technologies, HP, Huawei, IBM, Intel, Lenovo, Logitech, Microsoft, MSI, OKI, ViewSonic ve Xerox da dahil olmak üzere, 40’tan fazla öncü teknoloji markasının dağıtıcılığını yapan Penta Teknoloji, katma değerli yatırımlarıyla öne çıkıyor. 2011 yılında teknoloji dağıtımında önde gelen isimlerden Mersa Sistem ile stratejik ortaklık yaparak Yıldız Holding bünyesine katılan Penta Teknoloji, 2012 yılı sonunda Mersa Sistem ile Penta Teknoloji adı altında birleşti. Penta Teknoloji, sektör liderliği hedefi ve katma değerli dağıtıcılık stratejisi doğrultusunda, 2013-2017 yılları arasında, Medyasoft, Ekip Elektronik, Beyaz İletişim ve Sayısal Grafik’i bünyesine kattı. Yıldız Holding bünyesinde faaliyetlerine devam eden Penta Teknoloji Mayıs 2021’de halka arz oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zeka Farkındalığı Yüksek, Eğitim Sınırlı Haber

Yapay Zeka Farkındalığı Yüksek, Eğitim Sınırlı

MMA Academy, sektöre nitelikli insan kaynağı kazandırma ihtiyacına webinarlarıyla ve MMA Global’in yalnızca MMA üyelerine açık Decoding AI for Marketers eğitimiyle yanıt veriyor. Marketing + Media Alliance Türkiye (MMA Türkiye), yapay zekanın pazarlama ve müşteri deneyimi süreçlerindeki kullanımının hızla yaygınlaştığı bir dönemde, kurumların yalnızca teknoloji adaptasyonuna değil, eğitim ve yönetişim kapasitesine de odaklanması gerektiğine dikkat çekti. MMA Academy MEA ve Kantar iş birliğiyle hazırlanan AI Adoption Study 25 araştırmasının Türkiye bulguları, pazarlama organizasyonlarında yapay zeka farkındalığının güçlü olduğunu ortaya koyuyor. Araştırmaya göre Türkiye’de katılımcıların %72’si yapay zekaya yüksek düzeyde aşinalık gösterirken, şirketlerin %46’sı yapay zeka uygulamalarını ölçekleme aşamasına geçmiş durumda. Buna karşın eğitim tarafında aynı olgunluk düzeyi henüz görülmüyor. Araştırma, Türkiye’de kurumların yalnızca %13’ünün kurumsal stratejiyle uyumlu, gelişmiş bir yapay zeka eğitim yapısına sahip olduğunu gösteriyor. Şirketlerin %44’ünde eğitim bulunmasına rağmen bu eğitimler henüz rol ve yetkinlik bazında özelleştirilmiş değil. Bulgular, yapay zekada ilerlemenin teknoloji yatırımıyla sınırlı kalamayacağını, organizasyonel yetkinlik ve eğitim başlığının da aynı hızda güçlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Bu tablo, düzenleyici gündemle birlikte daha da önem kazanıyor. Avrupa Birliği Yapay Zeka Yasası, yapay zeka kullanımında sorumluluk, yönetişim ve yetkinlik başlıklarını daha görünür hale getirirken, kurumların bu alanda daha hazırlıklı hareket etmesini gerektiriyor. MMA Academy, bu çerçevede konuyu yalnızca araştırma verileriyle değil, açık bilgi paylaşımıyla da gündeme taşıyor. 26 Mart’ta düzenlenen ve YouTube’da yayınlanan Nedir Bu AB YZ Yasası? webinarında, Baysal Sezgin Hukuk Bürosu Kurucusu, MMA Türkiye Genel Sekreteri ve Hukuk Çalışma Kurulu Başkanı Özlem Baysal Sezgin, AB Yapay Zeka Yasası’nı pazarlama ve medya ekipleri açısından ele alacak. Webinar, AI literacy, chatbot kullanımı, sentetik medya, agentic AI, şeffaflık ve sorumluluk gibi başlıklara odaklanacak. MMA Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Didem Namver, konuyla ilgili şunları söyledi: “Türkiye’de yapay zeka farkındalığı yüksek. Şimdi bu ilgiyi daha sistemli bir kurumsal yetkinliğe dönüştürmek gerekiyor. Araştırma bize açık bir tablo gösteriyor: ölçekleme var, ancak eğitim mimarisi aynı hızda gelişmiyor.” Namver sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu nedenle MMA Academy’nin bilgi içerikleri ve MMA Global’in Decoding AI for Marketers eğitimi birlikte önemli bir rol oynuyor. Hedef, pazarlama ekiplerinin yapay zekayı daha bilinçli, daha sorumlu ve daha güçlü ticari sonuçlar üretecek şekilde kullanmasına yardımcı olmak.” MMA Global tarafından sunulan Decoding AI for Marketers eğitimi, yalnızca MMA üyelerine özel olarak tasarlandı. Program, haftanın beş günü her gün bir saatlik oturumlardan oluşan yapısıyla, pazarlama profesyonellerine yapay zekayı iş hedefleriyle ilişkilendirme, riskleri daha iyi anlama ve kurum içinde daha sağlam kullanım çerçeveleri oluşturma konusunda destek vermeyi amaçlıyor. MMA Academy’nin içerik ve webinar çalışmalarıyla birlikte bu program, bölgedeki pazarlama liderleri için daha bütünlüklü bir öğrenme zemini oluşturuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kadınlar İzmir’den Ses Verdi Haber

Kadınlar İzmir’den Ses Verdi

İzmir Büyükşehir Belediyesi, Batı Anadolu Sanayici ve İş İnsanları Dernekleri Federasyonu (BASİFED) ve TOBB İzmir Kadın Girişimciler Kurulu tarafından kadınların ekonomik hayattaki rolünü güçlendirmek ve ilham veren başarı hikâyelerini görünür kılmak amacıyla 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında “Cesaretin Adı: Kadın-103 Yıllık Cesaret” zirvesi yapıldı. İş dünyasının temsilcilerini, kadın girişimcileri, akademisyenleri, sanatçıları, medya mensuplarını ve gençleri aynı çatı altında buluşturan zirvede, kadın girişimciliğinden liderliğe; yapay zekâ ve toplumsal cinsiyet ilişkisinden iş dünyasında ve medyada kadının yerine kadar pek çok önemli başlık ele alındı. Yalnızca ilham veren hikâyeler değil, somut çözüm önerileri, iyi uygulama örnekleri ve iş birliği modellerinin de konuşulduğu programa İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay ve zirvenin fikir lideri eşi Öznur Tugay, BASİFED Yönetim Kurulu Başkanı Semiha Güneş, TOBB İzmir Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Deniz Celep, İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır ile İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay da katıldı. Zirve; iş dünyası, girişimcilik, sanat, medya ve sivil toplum alanlarında ülkemize değer katan pek çok önemli ismin katkı sunduğu panellerle devam etti. “Bu takdimi onur duyarak kabul ediyorum” Programın akış yöneticiliğini üstlenen yönetim danışmanı, yazar, öğretim görevlisi İdil Türkmenoğlu, “Öznur Tugay’ın fikir liderliğindeki bu buluşmada ülkemizin çok güçlü seslerini bir araya getiriyoruz. Başarılı iş kadınları, sanat ve akademi dünyasından konuklarımız olacak. İzmir İktisat Kongresi öncesinde Kadınlar Kongresi, Mustafa Kemal Atatürk tarafından burada toplanmıştı. 103 yıldır İzmir öncülük ediyor” diyerek programı başlattı. “Güçlü hukuksal düzenlemeler hayata geçirilmeli” Projenin fikir lideri, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın eşi Öznur Tugay, “Bugün burada yalnızca bir günü takvimde işaretlemek için toplanmadık. Bugün burada emeği onurlandırmak, cesareti selamlamak, kararlılığı ve umudu büyütmek için bir aradayız. Kadın, hayatın başlangıcıdır. Bir emekçinin alın terinde, bir öğretmenin rehberliğinde, bir liderin cesaretinde kendini gösterir. Tarih boyunca kadınlar kimi zaman en önde yürüyerek kimi zaman en arkada herkesi ayakta tutarak toplumların yönünü değiştirmiştir. Hak mücadelesinde, eğitimde, ekonomide, bilimde ve sanatta sessizce ama kararlılıkla iz bırakmışlardır. Tıpkı Milli Mücadele’ye büyük destek veren Halide Edip Adıvar, Türkiye’nin ilk kadın savaş pilotu Sabiha Gökçen, ilk Türk kadın avukat ve kadın hakları savunucusu Süreyya Ağaoğlu gibi… Ne yazık ki bugün hâlâ bazı kadınlar hayallerini gerçekleştirme fırsatı bulamadan hayattan koparılıyor. Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri yalnızca bir trajedi değildir, toplum olarak hepimizin vicdanını yaralayan derin bir sorundur. Yapılması gereken, saygıyı yalnızca bir nezaket göstergesi olmaktan çıkarıp toplumsal bir ilke haline getirmektir ve bunu destekleyen güçlü hukuksal düzenlemeleri hayata geçirmektir” ifadelerini kullandı. “Güçlü bir gelecek, ancak birlikte inşa edilir” Türkiye’de kadınların istihdam oranının yalnızca yüzde 31,3 olduğunu kaydeden Öznur Tugay, şunları söyledi: “Kadınların büyük bir bölümü hâlâ üretimde, ekonomide ve toplumsal hayatın birçok alanında yeterince yer bulamıyor. Fırsat eşitliği yalnızca bir kavram olmaktan çıkarılıp yaşanan bir gerçeklik haline mutlaka getirilmelidir. Dünyayı değiştirmek büyük adımlarla değil, istikrarlı ve sabırlı duruşlarla mümkün olur. Bugün artık çok net biliyoruz ki bir toplumun gelişmişliği, kadınlarının özgürlüğüyle doğru orantılıdır. Bir toplumun adaleti, kadınlarının gördüğü saygıyla ölçülür. Bir toplumun yarını ise kadınlarının hayallerine verdiği değerle şekillenir. Güçlü bir gelecek, ancak birlikte inşa edilir. 8 Mart görünmeyen emeğin görünür olduğu, sessiz fedakârlıkların değer bulduğu, mücadelenin tarih yazdığı bir gündür.” “Her kadının arkasında tek bir erkek vardır; Mustafa Kemal Atatürk” Mustafa Kemal Atatürk’ün “Dünyada hiçbir milletin kadını, ben Anadolu kadınından daha fazla çalıştım. Milletimi kurtuluşa ulaştırmakta daha fazla emek verdim, diyemez” sözlerini hatırlatan Öznur Tugay, “Mustafa Kemal Atatürk, bu sözleriyle Türk kadınının değerini ne güzel vurgulamış. Birçok Avrupa ülkesi daha kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanımamışken o bu hakkı tanımıştı. 103 yıl önce İzmir İktisat Kongresi’nde çizdiği vizyonla kadının yalnızca aile içinde değil üretimde, ekonomide ve toplumsal hayatın her alanında güçlü bir özne olmasının yolunu açtı. Bugün burada İzmir’in güçlü kadınlarının bir araya gelerek attığı bu adım sadece bir başlangıç değildir. Kadınların emeğinin, üretiminin ve dayanışmasının büyüdüğü bir geleceğin habercisidir. Çünkü biliyoruz ki bir kadının hayatına dokunan her adım aslında toplumun yarınını değiştirir ve biz inanıyoruz ki; kadınlar birlikte yürüdüğünde hiçbir hedef uzak değildir. Emeğiyle üreten, bilgisiyle yol gösteren, cesaretiyle ilham veren, yaşamı varlığıyla güzelleştiren tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutluyorum. İyi ki varsınız, iyi ki varız, iyi ki birlikteyiz. Bu ülkede kendi ayakları üzerinde duran her kadının arkasında tek bir erkek vardır; Mustafa Kemal Atatürk” dedi. “Yapacak çok iş var” Programda “Öznur Tugay’ın eşi İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay” şeklinde takdim edilen Başkan Tugay, “Hepinizin katılımı İzmir adına onurdur. Benimle ilgili takdimi onur duyarak kabul ediyorum. Biz aslında ilk defa bir toplantıda konuşuyoruz ve eşimi gururla dinledim. Bu toplantının organizasyonundaki emeğini takdir ediyorum. Onunla her zaman gurur duydum, bugün o gururu bir kez daha hissettirdi” diye konuştu. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde elde edilen kazanımların kutlandığını ancak henüz kutlanacak bir aşamada olunmadığını söyleyen Başkan Tugay, “Kadına şiddet ve kadın cinayetleri ağır şekilde yaşanıyor. Bu konu üzerimizde gölge gibi, kara bulut gibi duruyor. Yapacak çok iş var” sözlerine yer verdi. Konuşmasında kızıyla birlikte ölü bulunan Fatmanur Çelik’e değinen Başkan Tugay, “Bu konu Türkiye tarihindeki en büyük utançlarından biridir. ‘Koruyun bizi’ diye bas bas bağırmasına rağmen korumadılar. Cenazesinde kadınların erkekleri itip onlara sahip çıkmasını çok doğru buldum, onları takdir ettim. Haklıydılar. Bu üzücü konuyu anlatmak istiyorum çünkü Türkiye’nin gerçeği bu. İstismara uğradığı halde susan kaç kadın var acaba? Konuştukları zaman onların ahlaklarının sorgulandığını, kendilerinin suçlanacağını biliyorlar. Vicdanlı insanlarsak, ahlakımız varsa, hele ki Allah inancımız varsa bunu açıklayamayız. Buna güçlü şekilde tepki göstermeliyiz. Bu, bizim başımızın üzerindeki gölgedir” diye belirtti. “Kadınlar ve erkekler eşittir” Başkan Tugay, kadınların iş hayatındaki varlığı üzerinden de şu değerlendirmelerde bulundu: “İstihdam oranında kadınlar erkeklere göre çok geride ve ‘kadınlar sadece belli işleri yapabilir, belli işleri yapamaz’ deniyor. İzmir ile gurur duyuyoruz. Kadın otobüs şoförleri Türkiye’de en fazla İzmir’de var. 300 civarında kadın otobüs şoförümüz var. Kadın otobüs şoförleri daha az kaza yapıyor, daha az şikayet alıyor. 7 yıldır belediye başkanıyım, kadınların verilen göreve daha fazla sahip çıktığını gördüm. Herhangi bir yarışta kadınlar neden geri kalıyor, çünkü o noktaya getiriliyorlar. Okul çağından itibaren sürekli geride bırakılıyorlar. Bu toplumun bilinçaltında yaptığı bir şey. ‘Kadınlar üstündür’ demiyorum, ‘erkekler üstün değildir’ diyorum. ‘Kadınlar ve erkekler eşittir’ diyorum. Eşit fırsatlar tanıyacak şekilde eğitim sistemini düzenlememiz, insanları eşit şartlarda yarışır hale getirmemiz lazım. Gazi Mustafa Kemal Atatürk bunu anladığı için cumhuriyeti kurarken kadınlara da çağrıda bulundu. İzmir İktisat Kongresi öncesi yaptığı Kadın Kongresi böyle bir şeydi. Bir toplumun kadınlarını geride tutarak o toplumu kalkındıramazsınız. Bu aynı zamanda bir kalkınma, bir ekonomi meselesidir.” “Aydınlık günleri hep beraber yaşayacağız” Konuşmasını Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü anlatarak tamamlayan Başkan Tugay, “Gazi Mustafa Kemal Atatürk, cumhuriyeti kurduğu günlerde kadınların yeniden doğuşunu sağlamış bir lideridir. Biz ondan güç alarak kadını ve erkeğiyle yolumuza devam edeceğiz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu cumhuriyet ilelebet yaşayacak ve beklenen aydınlık günleri hep beraber yaşayacağız” dedi. “Bir toplum kadınları kadar güçlüdür” Üretim ve girişimcilikte kadın gücünün ele alındığı buluşmada konuşan BASİFED Yönetim Kurulu Başkanı Semiha Güneş, “8 Mart’ı sadece kutlama günü olarak görmek eksik olur. 8 Mart hatırlamak, fark etmek ve kararlılık günüdür. Kadınların güvenliği, eşitliği, emeğinin karşılığı ve fırsatlara erişimi konusunda hala çözmemiz gereken sorunlar var ama aynı zamanda kadınların güçlenmesi yalnızca bir sosyal adalet meselesi değildir. Bir kalkınma, rekabetçilik ve güçlü bir toplum sorunudur. Atatürk daha Cumhuriyet’in ilk yıllarında kadınların toplumdaki önemini, ‘Dünyada her şey kadının eseridir’ sözüyle belirtmişti. Birçok ülke kadınların temel haklarını tartışırken Türkiye’de kadınlar seçme seçilme hakkına kavuşmuştur ve bir toplum kadınları kadar güçlüdür. İzmir’e baktığımızda bu gerçeği sayılarla görüyoruz. İzmir’de kadınların iş gücüne katılım oranının Türkiye ortalamasını üzerinde olması önemli bir avantaj ama yeterli değil. Bu noktada BASİFED olarak hedefimizi açıkça ifade etmek isterim; kadınların ekonomik katılımlarını, İzmir’de büyümenin ve sosyal refahın en önemli kaldıraçlarından biri haline getirmeliyiz” ifadelerini kullandı. “İş gücünde artış olsa da cinsiyetler arası uçurum hala var” TOBB İzmir Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Deniz Celep ise “Bugün burada çok güçlü sesleri bir araya getiriyoruz. Kadınlara öncü olmuş örnek isimleri dinleyeceğiz. Bu örnek kadınların sunumlarında da göreceğimiz gibi ekonomik sosyal ve kültürel anlamda kadınların toplumda kurucu ve taşıyıcı rolü her geçen gün daha da görünür hale geliyor. Ancak 8 Mart hem kadınların başarılarının kutlandığı hem de cinsiyet eşitliği için taleplerin daha gür bir sesle dile getirildiği bir gün. Dünyada kadınlar ve kız çocuklarının erkeklerin yasal haklarının yüzde 64’üne sahip olduğunu görüyoruz. Araştırılan ülkelerde adalet alanında kadınlar yüzde 70 engelle karşılaşıyor. Hem ekonomik hem de sosyal nedenlerle milyonlarca kadın adalet sistemi dışında bırakılıyor. Dünya genelinde son 10 yılda kadınların iş gücüne katılımı pandemi nedeniyle düşük seviyelerde seyrederken sonrasında yavaş yavaş artış gösterdi. Ancak cinsiyetler arası uçurum hala görülüyor” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Uzun Vadede Ruh Sağlığını Olumsuz Etkiliyor! Haber

Uzun Vadede Ruh Sağlığını Olumsuz Etkiliyor!

Kişiler bazen bilinçli bazen bilinçsiz olarak korku, stres ve kaygıdan korunmak için kaçınma davranışları sergilediğini aktaran Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Bu davranışlar, kişinin duygusal dengeyi koruma ve stresle başa çıkma çabalarının bir yansımasıdır. Ancak bu tür kaçınma davranışları uzun vadede kişinin kendi travmalarıyla yüzleşme sürecini geciktirebilir.” dedi. Özellikle olayların görsel ve sesli medya aracılığıyla sunulduğu durumlarda, korkuların daha belirgin hale gelebildiğine dikkat çeken Beyaz, ruh sağlığı için dengeyi bulmanın, hem gerektiğinde uzaklaşmayı hem de bilinçli olarak bilgi edinmeyi kapsadığını vurguladı. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, travmatik olaylara doğrudan maruz kalınmasa bile ortaya çıkabilen kaçınma davranışlarının nedenleri, türleri ve etkileri hakkında açıklamalarda bulundu. Travmatik olaylara doğrudan maruz kalınmasa bile kaçınma gerçekleşebilir! Kaçınma davranışının; bir kişinin bazen kasıtlı bazen de kasıtsız olarak, sıkıntı verici veya rahatsız edici bir olay yahut bir durum sonrası, hızlı ve geçici bir şekilde rahatlama ihtiyacı doğrultusunda reddetmeye-inkâr etmeye yönelik bir kaçış tepkisi olarak tanımlanabileceğini aktaran Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Kaçınma bilişsel (belirli konular üzerine düşünmekten kaçınmak), duygusal (belirli duygu veya hisleri yaşamaktan kaçınmak) veya bağlamsal (olaylardan durumlardan kaçınmak) olarak sınıflandırılabilir.” dedi. Travmatik olaylardan kaçınma davranışlarının, empati, korku, geçmiş deneyimler ve kontrol ihtiyacı gibi bir dizi psikolojik faktörün bir sonucu olarak ortaya çıkabileceğini kaydeden Beyaz, “Bu davranışlar, kişinin duygusal dengeyi koruma ve stresle başa çıkma çabalarının bir yansımasıdır. Ancak bu tür kaçınma davranışları uzun vadede kişinin kendi travmalarıyla yüzleşme sürecini geciktirebilir. Savaşlar, depremler ve doğal afetler gibi travmatik olaylar, insanlığın tarihi boyunca deneyimlediği acı verici olaylar arasında yer alır. Ancak bazı kişiler, bu tür olaylara doğrudan maruz kalmamış olsalar bile, kaçınma davranışları sergileyebilirler.” şeklinde konuştu. Travmatik olaylar hakkında bilgi edinmek, kişilerin korku ve endişelerini artırabilir! Bu durumun nedenleri hakkında bilgi veren Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, şunları dile getirdi: “Birçok kişi, haberlerde veya medyada bu tür travmatik olayları gördüğünde, empati ve duyarlılık gösterme eğilimindedir. Duygusal olarak etkilenen bu kişiler, olaylardan kaçınma eğilimine girebilirler. Empati, başkalarının acılarına karşı duyarlı olma yetisini yansıtır ve bu nedenle kişiler bu tür haberleri izlememek veya konuşmaktan kaçınmak isteyebilirler. Travmatik olaylar hakkında bilgi edinmek, kişilerin korku ve endişelerini artırabilir. Özellikle olayların görsel ve sesli medya aracılığıyla sunulduğu durumlarda, bu korkular daha belirgin hale gelebilir. Bu nedenle, kişiler bu tür haberlerden ve olaylardan uzak durmayı tercih edebilirler. Geçmişte benzer bir travmatik olaya doğrudan maruz kalan veya böyle bir olayı yaşayan kişiler, bu tür olaylardan kaçınma davranışlarını daha belirgin bir şekilde sergileyebilirler.” Kaçınma, kişinin kontrol ve güven arayışının bir yansıması olabilir! Bu durumun, geçmiş deneyimlerin travmatik olayların hatırlanması ve tekrar yaşanması korkusundan kaynaklanabileceğini ifade eden Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Olaylar hakkında bilgi edinmek, kişilerin kendilerini daha güvensiz hissetmelerine neden olabilir.” dedi. Bu tür durumlarda, kaçınma davranışlarının, kişinin olaylar üzerinde bir miktar kontrol sahibi olma çabasının bir yansıması olabileceğine değinen Beyaz, bilgi edinmeden uzaklaşarak, kişinin kendisini güvende hissetmeye çalışabileceğine işaret etti. Kaçınma, kişinin kendi duygusal sağlığını koruma girişimi olarak başlar! Kaçınma davranışlarının nedenine atıfta bulunan Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, şunları söyledi: “Kaçınma davranışları, kişinin kendini koruma mekanizmalarının bir yansıması olarak başlar. Özellikle travmatik olaylardan kaçınmak, kişinin duygusal dengeyi koruma amacını taşır. Bu tür olaylardan kaçınma, kişinin anksiyete ve stres seviyelerini kontrol etmeye ve duygusal zararlardan kaçınmaya çalıştığını gösterir. Kısacası, kaçınma, kişinin kendi duygusal sağlığını koruma girişimi olarak başlar.” Kaçınma başlangıçta korur, ama uzun vadede sorunları derinleştirebilir! Ancak, bu kaçınma davranışlarının uzun vadede sorunları daha da derinleştirebileceğine dikkat çeken Beyaz, “Özellikle kişi olayları sürekli olarak görmezden gelirse bu, olayların etkilerini ele almak ve duygusal olarak iyileşmek için gerekli olan adımları atmamak anlamına gelebilir.” dedi. Bu durumun, travmatik olayların kişinin zihinsel sağlığına daha fazla zarar vermesine yol açabileceğini vurgulayan Beyaz, “Kaçınma davranışları, kişinin olayların etkileriyle yüzleşmek ve gerektiğinde destek aramak yerine sorunları ertelemesine neden olabilir. Özetle, kaçınma davranışları, başlangıçta kişinin kendini korumasını temsil edebilir, ancak uzun vadede bu davranışlar sorunları daha da derinleştirebilir. Bu nedenle, travmatik olaylarla başa çıkmak için sağlıklı bir yol, olayların etkileriyle yüzleşmek, duygusal destek aramak ve gerektiğinde profesyonel yardım almaktır. Bu, kişinin duygusal iyileşme sürecini başlatmasına yardımcı olabilir.” uyarısında bulundu. Denge önemli! Kişilerin savaş veya diğer travmatik olaylar hakkında kaçınma davranışları göstermelerinin doğal bir tepki olabileceğini ifade eden Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Ruh sağlığı açısından bazı durumlarda gereklidir. Ancak bu, kişinin savaş veya diğer travmatik olaylarla hiç maruz kalmaması gerektiği anlamına gelmez. Ruh sağlığı açısından denge sağlamak önemlidir ve bu denge kişiden kişiye değişebilir.” şeklinde konuştu. Ruh sağlığında denge, kişinin duygusal sınırlarını tanımasıyla ilgili! Travmatik olaylardan tamamen kaçınmanın olumsuz etkilerinin de olabileceğinin altını çizen Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, sözlerini şöyle tamamladı: “Kişilerin belli bir oranda bu tür olaylarla karşılaşmaları ve bu olaylara dair bilgi sahibi olmaları, dünya olayları hakkında bilinçli ve bilgili olmalarına yardımcı olabilir. Bu, empati geliştirme, bilinçlenme ve hatta yardım sağlama isteğini destekleyebilir. Ruh sağlığı açısından denge, kişinin duygusal ihtiyaçlarını ve sınırlarını tanımakla ilgilidir. Bazen bu, travmatik olaylardan bir süre uzak durmayı içerebilirken, diğer zamanlarda bilinçli bir şekilde olaylar hakkında bilgi sahibi olmayı gerektirebilir. Her kişinin ihtiyaçları farklıdır, bu nedenle denge kişisel bir tercihe dayalıdır. Sonuç olarak, kişilerin savaş veya diğer travmatik olaylar hakkında kaçınma davranışları göstermeleri doğru bir tepki olabilir, ancak bu kaçınma, ruh sağlığı açısından dengeli bir yaklaşımla bir arada kullanılmalıdır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Uludağ’da Kayak Heyecanı Haber

Uludağ’da Kayak Heyecanı

TÜRKİYE Kayak Federasyonu ve Eker iş birliğinde Uludağ'da düzenlenecek 43'üncü Uluslararası Çocuk Kupası ve FIS Uludağ Kupası organizasyonlarının lansman toplantısı düzenlendi. Organizasyonda yaklaşık 15 ülkeden 400 sporcunun katılacağı belirtildi. 26 Şubat-5 Mart tarihleri arasında Uludağ'da 43'üncü Uluslararası Çocuk Kupası ve FIS Uludağ Kupası düzenlenecek. Türkiye Kayak Federasyonu ve Eker iş birliğiyle düzenlenecek organizasyonların lansman toplantısı, Nilüfer ilçesinde bulunan bir mekanda gerçekleştirilen iftar programının ardından gerçekleştirildi. Lansmana, Gençlik ve Spor Bakanlığı Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürü Prof. Dr. Süleyman Şahin'in yanı sıra AK Parti İl Başkanı Davut Gürkan, Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, Bursaspor Başkanı Enes Çelik, Eker Genel Müdürü Ahmet Eker ve Eker Spor Kulübü Başkanı Ece Eker ile basın mensupları katıldı. “15 ÜLKEDEN 400 SPORCUMUZ MÜCADELE EDECEK” Lansmanda konuşan Gençlik ve Spor Bakanlığı Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürü Prof. Dr. Süleyman Şahin, “Burada yalnız organizasyonun tamamlanmasını yapmak için değil Türkiye'nin kış sporlarındaki yükseliş vizyonunu paylaşmak için bir aradayız. Bursa'da Uludağ'da 26 Şubat- 5 Mart tarihleri arasında düzenleyeceğimiz 43’ncü uluslararası çocuk kayak kupası ve uluslararası kayak kupasının bir yarış değil, Türkiye'nin kış sporlarındaki iddialı bir göstergesi olduğunu göstermek için, vurgulamak için, paylaşmak için sizlerle bir aradayız. Bu organizasyonda, Kazakistan'a Hırvatistan'dan Makedonya'ya kadar birçok farklı ülke Uludağ'da misafirimiz oluyor. Bursa'da ülkemizde misafirimiz oluyor. Yaklaşık 15 ülkeden 400 sporcumuz mücadele edecek. Pistlerde yerini alacak.’’ dedi. “YARIŞACAK SPORCULARIMIZIN İÇERİSİNDEN, YARININ ŞAMPİYONLARI ÇIKACAKTIR” Uludağ’da yapılacak yarışmada şampiyon sporcuların da çıkacağını belirten Şahin, “Uludağ artık sadece Türkiye'nin değil uluslararası kayak takviminin güçlü bir merkezi olma yolunda ilerliyor. Biz federasyon olarak hedefimizi net koyduk. Türkiye'de kış spor etkinlikleri artık sadece katılım düzeyinde değil organizasyon kalitesi, teknik altyapısı, sporcu gelişimi ve özellikle de medya gönüllülüğü açısından da ileri bir seviyeye taşınacak ve bu etkinlikler yapılacaktır. Bugün de yine 43 yıldan beri düzenlenen uluslararası çocuk kupası bizim için bir gelenek değil. Bir gelecek projesidir. Çocuklarımıza erken yaşta uluslararası rekabet ortamıyla Türk kayak sporunun sürdürülebilir başarılarının temeli olduğunu bizler biliyoruz. Bugün de burada yarışacak olan sporcularımızın içerisinden inşallah yarının şampiyonları çıkacaktır” dedi. Katılımcılar olarak AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, Bursaspor Kulübü Başkanı Enes Çelik ve Eker Genel Müdürü Ahmet Eker de söz alıp teşekkürlerini iletti. Plaket takdimi ve teşekkürlerin ardından lansman sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Seray Şahiner, Son Romanını Doğduğu Şehir Bursa’da Anlattı Haber

Seray Şahiner, Son Romanını Doğduğu Şehir Bursa’da Anlattı

Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen Koza Buluşmaları, edebiyat dünyasının önemli isimlerini okurlarla buluşturmaya devam ediyor. Koza Kütüphane’de gerçekleşen ve Hakan Akdoğan’ın moderatörlüğünü üstlendiği söyleşinin bu ayki konuğu çağdaş Türk edebiyatının sevilen kalemlerinden Seray Şahiner oldu. “Suskunluğun Aile Albümü: Vatan Millet Samatya” başlıklı etkinlikte Şahiner, edebiyata bakış açısını, yazarlık serüvenini ve son romanının ortaya çıkış hikayesini anlattı. Söyleşiyi, Nilüfer Belediye Meclis Üyesi Furkan Yavuz ve çok sayıda edebiyatsever ilgiyle takip etti. “KARAKTERİN YOLCULUĞU BAŞLADIĞI YERE DÖNER” Konuşmasına Bursa ile olan kişisel bağına değinerek başlayan Seray Şahiner, 41 yıl önce Zübeyde Hanım Doğumevi’nde dünyaya geldiğini hatırlattı. Doğduğu kente bir yazar olarak gelmekten mutluluk duyduğunu belirten Şahiner, çocukluğuna dair bir anısını şu sözlerle paylaştı: “Karakterin yolculuğu hep başladığı yere döner. Dönerken de bir şeyler öğrenmiş oluyor. Annem yıllarca bana doğduğum hastanenin ilk çocuğu olduğumu, ayak izimin alınıp duvara asıldığını anlattı. Hatta ‘Bu insanlık için küçük, dünya için büyük bir adım’ denildiğine inandırdı. 13 yaşında bunun, çocuğun kendini önemsemesi için yapılmış bir şaka olduğunu öğrendim. Ancak o yaşa kadar bu his bana iyi gelmişti.” Son kitabı Vatan Millet Samatya üzerinden Türkiye’nin yakın tarihine, göç olgusuna ve değişen toplumsal yapıya değinen Şahiner, romanın 1970’lerden 1993’e uzanan bir İstanbul anlatısı olduğunu ifade etti. Şahiner, kitaptaki karakterlerin yaratım sürecinde dönemin siyasi atmosferinden ve medyasından beslendiğini vurguladı. “MİZAH HEM SİLAH HEM ATEŞKES” Yazım dilindeki mizah unsurlarına da değinen Şahiner, mizahı zorluklarla baş etmede bir savunma mekanizması olarak gördüğünü belirtti. Mutsuzluk propagandasının çok hızlı yayıldığına dikkat çeken Şahiner, “Mizah hem silah hem ateşkes. Kriz anlarında gülmek zorunda kalıyoruz. Çok neşeli olduğumuz için değil, bazen öfkeli olduğumuz için bunu yapıyoruz. O biat edilmiş kasvet hali insanı içten içe örseliyor” değerlendirmesinde bulundu. Gazetecilik geçmişinin romanlarındaki diyalog yapısını güçlendirdiğini belirten Şahiner, insanların doğal konuşma ritmini yakalamak için yaptığı gözlemleri aktardı. Röportajlarında insanların nerede duraksadığını, nerede bağlaç kullandığını analiz ettiğini söyleyen yazar, “Karakter benden ne kadar uzaksa, o kadar iyi bir yazara dönüşüyorum. Onları konuştururken bildiklerimi sadece benim bilmem, karakterlere büyük laflar ettirmemem gerekiyor” ifadelerini kullandı. Söyleşinin sonunda katılımcıların sorularını da yanıtlayan Seray Şahiner’e, Nilüfer Belediye Meclis Üyesi Furkan Yavuz günün anısına hediye verdi. Yazar Şahiner, okurları için kitaplarını da imzaladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.