Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Mehmet Nuri Ersoy

Kapsül Haber Ajansı - Mehmet Nuri Ersoy haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mehmet Nuri Ersoy haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Formula 1’in Türkiye’ye Dönüşü WTM Londra Turizm Fuarı’nda Tanıtıldı Haber

Formula 1’in Türkiye’ye Dönüşü WTM Londra Turizm Fuarı’nda Tanıtıldı

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Londra’da düzenlenen WTM Londra Turizm Fuarı’nda İngiltere pazarına yönelik beklentileri, 2027 sezonunun hazırlıklarını, turizmde ürün ve pazar çeşitliliğini artırmaya yönelik çalışmaları değerlendirdi. Türkiye standı önünde basın mensuplarıyla bir araya gelen Ersoy, kongre ve etkinlik turizminden gastronomiye, kültür varlıklarının iadesinden deprem bölgesindeki turizm çalışmalarına kadar farklı başlıklarda açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin fuardaki katılımına ilişkin bilgi veren Ersoy, şunları söyledi: “WTM Londra’yı, Türkiye’nin turizm zenginliğini uluslararası sektör temsilcileriyle buluşturduğumuz ve gelecek sezonun hazırlıklarını değerlendirdiğimiz önemli bir platform olarak görüyoruz. Bu yıl 909 metrekarelik ana standımız, 255 metrekarelik destinasyon alanımız ve 50 metrekarelik spor turizmi alanımızla, 78 alt katılımcıyla fuarda yer alıyoruz. Kapadokya’nın eşsiz doğal ve kültürel mirasından gastronomiye, spor turizminden kültür turizmine kadar farklı destinasyonlarımızı ve turizm ürünlerimizi aynı çatı altında buluşturduk. Burada âdeta bir Türkiye adası oluşturduk. Sektörümüzle birlikte ülkemizin turizmdeki zenginliğini ve çeşitliliğini uluslararası alanda güçlü biçimde temsil ediyoruz.” Ulaşım maliyetleri ve son dakika rezervasyonları 2027 planlamasında öne çıkıyor İngiltere’nin Rusya ve Almanya’nın ardından Türkiye’nin üçüncü büyük kaynak pazarı olduğunu belirten Ersoy, Birleşik Krallık pazarının güçlü performansını sürdürmesini beklediklerini söyledi. Bölgedeki savaşların enerji fiyatları ve ulaşım maliyetleri üzerindeki etkisine dikkati çeken Ersoy, havacılık sektöründeki yıllık yakıt fiyatı sabitleme işlemleri nedeniyle maliyet artışlarının biletlere ilk aşamada bütünüyle yansımadığını anlattı. Bu dönemlerin sona ermesiyle yükselen petrol fiyatlarının 2027’de uçak bileti fiyatları üzerinde daha belirgin bir etki oluşturmasını beklediklerini ifade etti. Ersoy, üç saat ve üzerindeki uçuşlarda bilet başına ortalama 100 dolarlık ek yük oluşabileceğini öngördüklerini belirtti. Birçok ülkedeki tur operatörleriyle yoğun görüşmeler yürüttüklerini söyleyen Ersoy, erken rezervasyonun payının azaldığı, son dakika rezervasyonlarının ağırlığının arttığı bir döneme girilebileceğine işaret etti. Bu tabloya uygun bir tanıtım ve satış stratejisi izleyeceklerini vurgulayan Ersoy, yıl boyunca tur operatörleri, hava yolu şirketleri ve seyahat platformlarıyla kesintisiz tanıtım ve satış kampanyalarını sürdüreceklerini kaydetti. Üçüncü çeyrekteki toparlanma gelir rekorunu getirdi Turizmde üçüncü çeyrek ve ilk dokuz aylık sonuçları değerlendiren Bakan Ersoy, şubat ayının sonunda başlayan savaşın ikinci çeyreği olumsuz etkilediğini hatırlattı. İkinci çeyrek sonuçlarının açıklandığı dönemde en zor sürecin geride kaldığına ve yoğun tanıtım kampanyalarıyla üçüncü çeyrekte toparlanma sağlanacağına yönelik beklentilerini paylaştıklarını belirten Ersoy, sonuçların bu öngörüyü doğruladığını söyledi. Türkiye’nin üçüncü çeyrek turizm gelirinin yüzde 5 artışla 25 milyar 526 milyon dolara ulaştığını ifade eden Ersoy, bunun bugüne kadar elde edilen en yüksek çeyreklik turizm geliri olduğunu vurguladı. İkinci çeyrekteki olumsuz etkinin de telafi edildiğini belirten Ersoy, ilk dokuz aylık turizm gelirinin yüzde 2,4 artışla 51 milyar 278 milyon dolar olduğunu, aynı dönemde Türkiye’de 49 milyon 132 bin ziyaretçinin ağırlandığını bildirdi. Bölgedeki savaşlara ve jeopolitik risklere rağmen Türkiye’nin süreci başarıyla yönettiğini söyleyen Ersoy, şu değerlendirmede bulundu: “Başta Cumhurbaşkanımızın liderliğinde uygulamış olduğumuz dış politikamız ile ateş çemberinin ortasında tam bir istikrar adası olma pozisyonumuzu koruyoruz. İnşallah bu şekilde de süreci yönetmeye devam edeceğiz.” İngiltere pazarında şehir ve kültür turizmi güçleniyor İngiltere’nin en yoğun tanıtım yapılan ülkeler arasında yer aldığını belirten Ersoy, televizyon kanallarından dijital platformlara, sosyal medyadan kanaat önderlerinin Türkiye’de ağırlandığı programlara kadar bütün iletişim yöntemlerini kullandıklarını söyledi. Bu çalışmaları tur operatörleri, hava yolu şirketleri ve seyahat portallarıyla yürütülen doğrudan satış odaklı tanıtımlarla desteklediklerini ifade etti. İngiliz ziyaretçilerin yalnızca yaz aylarında değil, düşük sezonda ve kış döneminde de Türkiye’nin tatil bölgelerini tercih ettiğine dikkati çeken Ersoy, bu özelliğin İngiltere pazarını turizmin yıl geneline yayılması açısından önemli kıldığını belirtti. Son yıllarda İngiltere’de İstanbul’a yönelik yoğun tanıtım yaptıklarını söyleyen Ersoy, Birleşik Krallık’tan İstanbul’a gelen ziyaretçi sayısında da önemli artışlar görüldüğünü kaydetti. Bu yaklaşımın turizmi 81 ile yayma stratejisinin bir parçası olduğunu vurgulayan Ersoy, İngiltere pazarındaki çalışmaları kıyı destinasyonlarıyla sınırlamadıklarını, şehir ve kültür turizmiyle çeşitlendirdiklerini ifade etti. “60’tan fazla ürünle pazara çıkmış durumdayız” Türkiye’nin 2018’den itibaren turizmde strateji değişikliğine gittiğini belirten Bakan Ersoy, geçmişte ağırlıklı olarak deniz, kum, güneş ve arkeolojiyle öne çıkan turizm anlayışının çok daha geniş bir ürün çeşitliliğine ulaştığını söyledi. Ersoy, “Şimdi 60’tan fazla ürünle biz pazara çıkmış durumdayız.” diyerek GoTürkiye üzerinden bu çeşitliliğin yoğun biçimde tanıtıldığını ifade etti. Tanıtım kampanyalarını hem destinasyon hem de ürün temelinde yürüttüklerini belirten Ersoy, gastronominin bu yaklaşımda önemli bir yer tuttuğunu kaydetti. Michelin Rehberi’nin Türkiye’ye gelmesinin ve destinasyonların kendilerine özgü ürünlerinin öne çıkarılmasının gastronomi turizmine katkı sağladığını söyledi. Kültür Yolu Festivalleri kapsamında gastronomiye ayrı bir yer verdiklerini anlatan Ersoy, şehirlerin unutulmaya yüz tutmuş yöresel reçetelerinin menülere dâhil edilmesini sağladıklarını ve “Lezzet Noktaları” oluşturduklarını belirtti. Formula 1’den büyük zirvelere etkinlik turizmi Ürün çeşitlendirme çalışmalarına etkinlik turizmini de eklediklerini belirten Ersoy, 2027 itibarıyla Formula 1’in Türkiye’ye dönüşünün yanı sıra uluslararası futbol organizasyonları, konserler ve büyük ölçekli etkinliklerin bu alandaki önemine dikkati çekti. Türkiye’nin uluslararası zirvelere ev sahipliği yapma kapasitesinin de geliştiğini ifade eden Ersoy, NATO ve Antalya’da düzenlenecek COP31 gibi organizasyonların bu kapasiteyi ortaya koyduğunu söyledi. TGA bünyesinde MICE birimi oluşturuluyor Kongre ve toplantı turizmine ilişkin yeni çalışmalarını da açıklayan Ersoy, TGA bünyesinde toplantı, teşvik seyahati, kongre ve fuar organizasyonlarını kapsayan MICE alanına yönelik bir birim oluşturduklarını bildirdi. Bundan sonraki dönemde yalnızca devletler arası kongrelere değil, uluslararası şirketlerin büyük organizasyonlarına da teklif vermeyi hedeflediklerini belirten Ersoy, Lütfi Kırdar Kongre Merkezi ile COP31’in gerçekleştirileceği alanın bu süreçte önemli rol üstleneceğini söyledi. Lütfi Kırdar’ın Kültür ve Turizm Bakanlığına devri ile COP31 alanının etkinlik sonrasındaki birkaç ay içinde Bakanlığa devredilmesine yönelik süreci anlatan Ersoy, bu iki alanla birlikte küresel şirketlerin organizasyonlarını Türkiye’ye kazandırmak için çalışacaklarını ifade etti. Ersoy, Türkiye’nin bu ölçekteki etkinlikler için ülke olarak teklif sunmaya başlayacağını ve uluslararası organizasyonları daha yoğun biçimde ağırlamayı hedeflediklerini kaydetti. Gastronomide hedef, şehirleri uluslararası çekim merkezine dönüştürmek Türk gastronomi markalarının Londra pazarındaki varlığına ilişkin soruyu da yanıtlayan Bakan Ersoy, bu gelişmenin Türkiye’nin ürünlerinin tanıtımı açısından önemli olduğunu söyledi. Nitelikli gastronomi ürünlerine sahip olmakla bir gastronomi şehri olmanın farklı kavramlar olduğuna dikkati çeken Ersoy, uluslararası mutfakların doğru biçimde sunulduğu ve bu birikimin etkinliklerle desteklendiği şehirlerin güçlü birer gastronomi merkezi hâline gelebildiğini ifade etti. Türkiye açısından önceliklerinin şehirlerin bu niteliğe ulaşması olduğunu vurgulayan Ersoy, İstanbul’a bu doğrultuda önemli yatırımlar yaptıklarını ve sonuçlarını aldıklarını belirtti. İstanbul’un dünyanın önde gelen gastronomi şehirlerinden biri hâline geldiğini söyleyen Ersoy, elde edilen sonuçların yeni çalışmalar için motivasyon sağladığını kaydetti. Kültür varlıklarının iadesinde 14 ülkeyle iş birliği ABD’den 100 kültür varlığının Türkiye’ye iadesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ersoy, yurt dışına kaçırılan eserlerin tespit edilmesi ve mümkün olan en kısa sürede ülkeye kazandırılmasının en hassas oldukları konular arasında yer aldığını söyledi. Son sekiz yılda kaçakçılıkla mücadelede kurumsal kapasiteyi güçlendirdiklerini belirten Ersoy, ilgili yapıyı daire başkanlığı seviyesine çıkararak daha geniş bir kadroyla çalışmaya başladıklarını anlattı. Aralarında ABD’nin de bulunduğu 14 ülkeyle ikili protokol imzaladıklarını ifade eden Ersoy, bu iş birliklerinin iade süreçlerine olumlu yansıdığını vurguladı. Ersoy, geçmişte sekiz-dokuz yıl süren süreçlerin artık yedi-sekiz ay gibi sürelerde sonuçlanabildiğini söyledi. İadelerin arkasında çok sayıda kurum ve uzmanın katkı sunduğu yoğun bir uluslararası çalışma bulunduğunu belirten Ersoy, Manhattan Bölge Savcılığı ve ABD İç Güvenlik Soruşturmaları Birimi (HSI) ile yürütülen iş birliğine dikkati çekti. Kazı kayıtları, tanıklıklar ve bilimsel araştırmaların eserlerin kökeninin ve kaçırılma süreçlerinin ispatında belirleyici olduğunu anlatan Ersoy, Türkiye’nin bu alanda önemli bir uzmanlık kazandığını, başka ülkelerin de Türkiye’den danışmanlık aldığını ifade etti. “Kaçak malın ayıplı mal olarak kabul edilmesi lazım” Kültür varlığı kaçakçılığının önlenmesinde uluslararası anlayışın değişmesinin önemine işaret eden Ersoy, kaçak eserlere yönelik talebin ortadan kaldırılması gerektiğini vurguladı. Ersoy, “Artık dünyada bu bir kabul olması lazım. Yani kaçak mal, ayıplı mal olarak kabul edilmesi lazım. Herkes tarafından dışlanması lazım.” dedi. Bu yaklaşımın yaygınlaşmasının kaçak eserlerin alıcı bulmasını engelleyeceğini ve kaçak kazıları caydıracağını belirten Ersoy, ABD’den getirilen 100 kültür varlığının çok değerli eserler olduğunu söyledi. Eserlerin İstanbul Arkeoloji Müzelerinde sergilendiğini ifade eden Ersoy, ziyaretçileri bu kültür varlıklarını görmeye davet etti. Uzak pazarlarda ulaşım kapasitesi artırılıyor 2027’ye yönelik yeni pazar hedeflerine ilişkin soruyu yanıtlayan Ersoy, son sekiz yıldır kaynak pazar çeşitliliğini artırmaya odaklandıklarını belirtti. Kaynak pazarların çeşitlenmesinin turizm sektörünün krizlere karşı dayanıklılığını güçlendirdiğini vurgulayan Ersoy, yakın pazarlardaki güçlü konumlarını korurken uzak pazarlara öncelik verdiklerini söyledi. ABD, Kanada ve Çin’e yönelik çalışmalara değinen Ersoy, Kanada ile karşılıklı uçuş imkânlarının artırılmasına yönelik kararların ve Çin pazarındaki kapasite artışının bu açıdan önem taşıdığını ifade etti. Çin’de kapasitenin 21’den 49’a çıkarılmasına ilişkin kararın ardından ek uçuş imkânlarının eylül itibarıyla devreye girmeye başladığını belirten Ersoy, bu gelişmenin önümüzdeki dönemde pazardaki büyümeyi desteklemesini beklediklerini söyledi. Türk Hava Yollarıyla yakın çalıştıklarını belirten Ersoy, uzun menzilli uçakların teslimatlarının da uzak pazarlara erişimi güçlendireceğini kaydetti. Yeni Zelanda gibi uzun mesafeli uçuş noktalarına yönelik planlamalara değinen Ersoy, uzak pazarlar başta olmak üzere ulaşım ağını genişletmeyi hedeflediklerini ifade etti. “Deprem bölgesi öncelikli noktalarımızdan biri” Kahramanmaraş’a yönelik kültür ve turizm çalışmaları dolayısıyla teşekkür eden bir basın mensubuna da yanıt veren Bakan Ersoy, deprem bölgesinin öncelikleri arasında yer almaya devam edeceğini vurguladı. Şehirlerin yeniden ayağa kaldırılmasının yanı sıra ticaretin ve ekonominin canlandırılmasının da önemine dikkati çeken Ersoy, turizmin bu süreçte önemli bir katkı alanı olduğunu belirterek, “Biz de üzerimize düşeni en büyük fedakârlıkla yapacağız.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bakan Ersoy: “Antalya Turizmini 12 Aya Yayacak Yeni Bir Adım Atıyoruz” Haber

Bakan Ersoy: “Antalya Turizmini 12 Aya Yayacak Yeni Bir Adım Atıyoruz”

Türkiye turizminin göz bebeği Antalya, 9 gün boyunca konserlerden sergilere, opera ve baleden geleneksel sanatlara uzanan geniş bir programla Türkiye Kültür Yolu Festivali’ne ev sahipliği yapacak. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Antalya Kültür Yolu Festivali’nin açılışını gerçekleştirerek festival programını, kentte tamamlanan ve devam eden yatırımları ve Antalya turizminin geleceğine ilişkin yeni projeleri açıkladı. Bu yıl dördüncüsü düzenlenen festivalin açılışında Antalya Valisi Hulusi Şahin, AK Parti Antalya milletvekilleri Kemal Çelik, Mustafa Köse, İbrahim Ethem Taş ve Tuba Vural Çokal katıldı. Antalya’nın kültür ve sanatı, bilgi ve eğlenceyi, geleneksel ile evrenseli bir arada sunan Türkiye Kültür Yolu Festivali çatısı altında yeniden buluştuğunu belirten Bakan Ersoy, organizasyonun dünyanın en kapsamlı, en geniş katılımlı ve en çok ilgi gören festivallerinden biri hâline geldiğini söyledi. Türkiye’ye kazandırdıkları festival markasını bu yıl 26 şehre taşıdıklarını, yaklaşık 8 ay süren kültür ve sanat programının gelecek yıl 32 ile ulaşacağını açıklayan Ersoy, festivalin her yaş ve kesimden insanı bir araya getirirken iç turizm hareketine ve yerel ekonomilere katkı sağlamaya devam edeceğini vurguladı. Antalya’da 440 Etkinlik, 60’ın Üzerinde Lezzet Durağı Antalya’daki festivalin kapsamına ilişkin Ersoy şu ifadeleri kullandı: “Antalya için 40’tan fazla mekânda 440’tan fazla etkinlik düzenleyeceğiz. Ayrıca 85 lezzet durağı belirledik. Akdeniz mutfağı içerisinde, yörük kültürünün güçlü etkisiyle kendine özel bir yer edinen Türk mutfağının lezzet farkını damakların deneyimine sunacağız.” Festivalin ana sahnesinin Konyaaltı Beach Park’ta kurulacağını belirten Bakan Ersoy, Simge, Poizi, Sefo, Gökhan Türkmen, Ebru Yaşar, Demet Akalın ve Hakan Altun’un konserleriyle müzikseverlerin buluşacağını söyledi. Sahne sanatları programında ise sadakat, tutku ve kıskançlıkla örülü bir hayat mücadelesini anlatan Anna Karenina ile doğayı ve aşkı konu alan metinleriyle Carmina Burana eserlerinin bale yorumlarının sanatseverlerle buluşacağını belirten Ersoy, Attila operasında da tarih ve medeniyetleri şekillendiren bir fatihin gölgesinde yeni bir şehrin doğuşunun sahneye taşınacağını ifade etti. Festival kapsamındaki sergilere de değinen Ersoy, Osmanlı’nın Mukaddes Emanetleri sergisinde kutsal emanetler, Kâbe örtüleri ve Kur’an-ı Kerim nüshaları üzerinden Osmanlı’nın manevi dünyasına özel bir kapı aralanacağını belirtti. Antalya’nın Yaşayan Mirası Ustaların Ellerinde Hayat Bulacak Yaşayan Miras Antalya sergisinde geleneksel değerlerin ve Türk kültürünün sanata yansıyan uygulamalarının ziyaretçilere sunulacağını belirten Bakan Ersoy, Bakanlık tarafından Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı olarak tanınan ustaların eserlerinin sergileneceğini açıkladı. Telkari, cam ve ahşap işleri, kilim ve halı dokuma, çömlekçilik, çinicilik, keçe, ebru, tezhip ve minyatür gibi geleneksel sanatların festivalde yer alacağını belirten Ersoy, ziyaretçilerin yalnızca sanat eserlerini değil, asırlardır aktarılan bilgi, beceri, algı ve anlayışı da deneyimleyebileceğini söyledi. Yaşayan Miras programında atölyelerin, kısa film gösterimlerinin ve Düğmeli Evler üzerine bir söyleşinin düzenleneceğini aktaran Ersoy, festivalin geleneksel değerlerin anlatılmasına, yaşatılmasına ve korunmasına katkı sunacağını ifade etti. Sanatseverleri Üç Ressam sergisine de davet eden Bakan Ersoy, Mustafa Taviloğlu’nun koleksiyonundan Alaeddin Aksoy, Mehmet Güleryüz ve Komet’in farklı sanat yaklaşımlarını buluşturan eserlerin ziyaretçilere sunulacağını belirtti.Taviloğlu’nun sanat tutkusuyla oluşan bu koleksiyonun zengin bir sanat deneyimi sunduğunu vurguladı. Antalya’nın Lezzetleri Toroslar’dan Akdeniz Kıyılarına Taşınacak Gastronomiyi büyük önem verdikleri alanlardan biri olarak nitelendiren Bakan Ersoy, Türk mutfağını dünyada hak ettiği konuma taşımak ve küresel bilinirliğini artırmak için çalıştıklarını söyledi. Türkiye Kültür Yolu Festivali’ni bu hedef doğrultusunda bir vitrin olarak değerlendirdiklerini belirten Ersoy, şehirlerin ve bölgelerin mutfak zenginliklerini şeflerin hazırladığı lezzetlerle ziyaretçilere deneyimleme imkânı sunduklarını ifade etti. Antalya gastronomi programına şef Mehmet Akdağ’ın ev sahipliği yapacağını açıklayan Ersoy, Antalya, Korkuteli, Elmalı, Gömbe, Finike, Beycik ve Kaş rotasının yanı sıra Manavgat ve Alanya rotalarının oluşturulduğunu söyledi. Ersoy, belirlenen lezzet noktalarında geleneksel mutfak kültürüyle çağdaş gastronomi anlayışını buluşturan yemeklerin sunulacağını ifade etti. Festivalde 10’dan fazla konser, 30’un üzerinde sergi ve yerleştirme, 30’a yakın atölyenin yanı sıra geziler, fotoğrafçılık etkinlikleri ve çocuklar için kültür, sanat, eğlence ve öğrenmeyi bir araya getiren programlar düzenleneceğini belirten Bakan Ersoy, tüm Antalyalıları aileleriyle birlikte festivale davet etti. Bakan Ersoy Antalya’ya Kazandırılan Yatırımları Açıkladı Antalya’yı geleceğe hazırlamak amacıyla yürüttükleri çalışmaların, şehrin turizm potansiyelini en doğru şekilde değerlendirerek vatandaşların sosyokültürel ve sosyoekonomik hayatında önemli farklar oluşturmayı hedeflediğini söyleyen Bakan Ersoy, kentteki yatırımlara ilişkin açıklamalarda bulundu. 87 milyon liralık yatırımla İbradı Ormana Kültür Merkezi’ni hizmete açtıklarını belirten Ersoy, Kamu Eliyle Yapılan Kültür Yatırımlarına Destek Projesi kapsamında ise 4 projeye toplam 11,1 milyon lira destek sağladıklarını açıkladı. Antalya’nın altyapısını güçlendirmek amacıyla Serik 2 Atıksu Arıtma Tesisi ile Boğazkent Terfi Merkezi ve terfi çalışmalarını 2022 yılında, Kemer-Çamyuva Atıksu Arıtma ve Bağlantılı Altyapı Tesisleri’ni ise 2024 yılında tamamladıklarını belirten Ersoy, bu yatırımların toplam maliyetinin 8 milyar liraya ulaştığını bildirdi. Kocayatak ve Çandır mahallelerini kapsayacak ilave kanalizasyon terfi hattı ve bağlantılı altyapı tesislerinin yanı sıra Serik 2 Atıksu Arıtma Tesisi’ne 2 son çöktürme havuzu ve dezenfeksiyon ünitesi kazandırılması çalışmalarının sürdüğünü aktaran Ersoy, bu işlerin ay sonunda tamamlanmasının hedeflendiğini söyledi. Antalya’da 5 yıldızlı tesis kalitesinde hizmet sunan 14 ücretsiz halk plajını vatandaşların kullanımına açtıklarını da kaydetti. Antalya’nın Tarihine 1 Milyar Lirayı Aşan Arkeoloji Desteği Antalya’nın kültürel mirasının korunmasına yönelik çalışmaları da açıklayan Bakan Ersoy, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü aracılığıyla 2018-2026 yılları arasında 24 proje ve 101 uygulama işinin tamamlandığını, 9 proje ve 9 uygulama işinin ise devam ettiğini söyledi. Bakan Ersoy, Geleceğe Miras Projesi kapsamındaki çalışmalara ilişkin şu ifadeleri kullandı: “Arkeoloji tarihimizin en büyük projesi olan Geleceğe Miras kapsamında 2024 yılı itibarıyla Antalya’da 26 arkeolojik alanda çalışma yürütüyoruz. Bu doğrultuda, 2024-2026 döneminde kazı ve basit onarım çalışmaları için 1 milyar 60 milyon liranın üzerinde ödenek aktardık.” Arkeolojik alanlardaki koruma ve restorasyon çalışmalarının bilimsel altyapısını oluşturmak ve ziyaretçi ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla 14 projenin tamamlandığını belirten Ersoy, 7 projenin ise devam ettiğini bildirdi. Son 8 yılda Antalya Etnografya, Mevlevihane, Nekropol, Alanya Atatürk Evi ve Likya Uygarlıkları müzeleri ile Side Arif Müfid Mansel Arkeoloji Müzesi’ni ziyarete açtıklarını belirten Ersoy, 2018 yılından bu yana Antalya’da yürütülen 8 koruma amaçlı imar planı çalışmasından 6’sının tamamlandığını, kalan 2 çalışma üzerinde ise hassasiyetle çalışıldığını söyledi. Bütün bu yatırımları Antalya’nın dünya turizmindeki payını artırmak, kültürel mirasını korumak, yaşatmak ve geleceğe taşımak amacıyla gerçekleştirdiklerini belirten Bakan Ersoy, çalışmalarını aynı azim ve kararlılıkla sürdüreceklerini vurguladı. Ersoy’dan Turizmde Krizlere Dayanıklı Sektör Vurgusu Türk turizmini 12 aya ve 81 ile yayma hedefinin önemine dikkat çeken Bakan Ersoy, pazar çeşitliliğinin artırılması, farklı pazarların beklentilerini karşılayacak ürün ve hizmetlerin geliştirilmesi ve sürdürülebilir bir turizm ekosisteminin oluşturulması gerektiğini söyledi. Bu hedefe ulaşılmasıyla dünya turizminin de temel ihtiyaçlarından biri olan krizlere dayanıklı bir turizm sektörünün oluşturulacağını belirten Ersoy, Türkiye Turizm Tanıtma ve Geliştirme Ajansı (TGA) gibi kurumsal yapılanmaların, şehir ve bölge bazında yatırımların, tesis, personel, ulaşım, tanıtım ve sürdürülebilirlik alanlarında ulaşılan standartların bu hedef doğrultusunda atılmış önemli adımlar olduğunu ifade etti. Thomas Cook krizinden Covid-19 salgınına, Rusya-Ukrayna savaşından İran-İsrail-ABD çatışmalarına kadar yaşanan gelişmeler karşısında Türkiye’nin turizmde krizlere karşı direnç kazandığını gösterdiğini belirten Ersoy, bu direnci daha da güçlendirmek için çalışmaya devam ettiklerini söyledi. Antalya EXPO Alanında Kongre ve Fuar Turizmine Yeni Dönem Konuşmasının sonunda Antalya turizminin geleceği açısından önemli bir projeyi açıklayan Bakan Ersoy, kentin toplantı, teşvik seyahati, kongre ve etkinlik turizmini ifade eden M.I.C.E. alanında dünyanın en gözde destinasyonlarından biri hâline getirilmesini hedeflediklerini duyurdu. Antalya’yı kültür ve turizm yatırımlarının yanı sıra havalimanı kapasite artırımı ve diğer bakanlıklarla yürütülen karayolu ulaşımı çalışmalarıyla geleceğe hazırladıklarını belirten Ersoy, yeni projenin kentin turizm potansiyeline önemli katkı sağlayacağını söyledi. Bakan Ersoy, 9-20 Kasım tarihlerinde Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı’na (COP31) ev sahipliği yapacak Antalya’da, organizasyonun ardından EXPO alanının kongre ve fuar turizmi açısından değerlendirileceğini açıklayarak, yeni projeyle kentin turizmdeki konumunu güçlendirmeyi hedeflediklerini belirtti. Antalya için yeni bir turizm hamlesi olarak duyurduğu projeye ilişkin Bakan Ersoy şunları söyledi: “Bu büyük uluslararası organizasyona ev sahipliği yaptıktan sonra Antalya EXPO alanında, Türkiye’nin en büyük ve en önemli fuar, kongre ve etkinlik merkezlerinden birini hayata geçirmek üzere TGA çatısı altında kuracağımız ve profesyonellerden oluşan yeni bir yapılanmaya gidiyoruz. Antalya turizminin önemli bir ihtiyacı olan kongre ve fuar turizmi için dünya ölçeğinde ve çok üst düzey nitelikte bir merkez oluşturarak kış ve bahar dönemlerine de hareketlilik kazandıracağız.” Söz konusu projenin yalnızca kongre ve fuar turizmine değil, Antalya’nın sosyal, kültürel ve sanatsal hayatına da önemli katkılar sağlayacağına inandığını ifade eden Bakan Ersoy, turizm sektörüne yönelik oluşturulacak yeni destek mekanizmasının ciddi bir fark yaratacağını vurgulayarak projenin Türkiye’ye ve Antalya’ya hayırlı olması temennisinde bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Turizm Başkenti Antalya, Türkiye Kültür Yolu Festivali'ne Ev Sahipliği Yapacak Haber

Türkiye’nin Turizm Başkenti Antalya, Türkiye Kültür Yolu Festivali'ne Ev Sahipliği Yapacak

Antalya Kültür Yolu Festivali’nde konserlerden sergilere, opera ve bale gösterilerinden tiyatroya, arkeoloji gezilerinden geleneksel sanat atölyelerine ve çocuk etkinliklerine uzanan kapsamlı bir program gerçekleştirilecek. Festivalin gastronomi programında ise 40’tan fazla Lezzet Noktası, şef buluşmaları ve Antalya’nın farklı ilçelerini kapsayan gastronomi rotalarıyla kentin zengin mutfak kültürü ön plana çıkacak. Tarihi Kaleiçi sokaklarından antik kentlerine, Akdeniz'in eşsiz kıyılarından Toroslar'ın köklü kültürel mirasına uzanan zenginliğiyle Antalya, Türkiye Kültür Yolu Festivali'ne dördüncü kez ev sahipliği yapacak. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, “Antalya, yalnızca Türkiye’nin değil, Akdeniz’in de en önemli turizm merkezlerinden biri. Ancak Antalya’yı özel kılan, eşsiz kıyıları ve doğal güzelliklerinin ötesinde, binlerce yıllık medeniyet birikimini bugün hala yaşatıyor olmasıdır. Aspendos’un görkemli tiyatrosundan Perge’nin anıtsal yapılarına, Side’nin tarihi dokusundan Patara’nın arkeolojik zenginliğine, Kaleiçi’nin dar sokaklarından Toroslar’ın köklü Yörük kültürüne kadar Antalya, her köşesinde farklı bir hikâye barındırıyor. Bizim hedefimiz, bu eşsiz birikimi koruyarak geleceğe taşırken Antalya’nın turizmdeki güçlü konumunu kültür, sanat ve gastronomiyle daha da pekiştirmek. Antalya, kültürel mirasın korunması ve turizme kazandırılması Geleceğe Miras Projemiz kapsamında antik kentlerimizde yürüttüğümüz kazı, koruma ve restorasyon çalışmalarıyla geçmişin izlerini gün yüzüne çıkarıyor, bu değerlerin gelecek nesillere aktarılması için çalışıyoruz. Türkiye Kültür Yolu Festivali’ni de bu anlayışın önemli bir parçası olarak görüyoruz. Çünkü kültürel mirasımızın yalnızca korunan değil, toplumun her kesimi tarafından tanınan, deneyimlenen ve yaşatılan bir değer olmasını istiyoruz. Kültür turizminin gelişmesi, turizm hareketliliğinin çeşitlenmesi ve yerel ekonominin desteklenmesi açısından Türkiye Kültür Yolu Festivali gibi organizasyonların önemli katkılar sunduğuna inanıyoruz. Antalya’nın yalnızca yaz aylarında değil, yılın her döneminde kültürü, sanatı, tarihi ve gastronomisiyle öne çıkan bir destinasyon olmasını önemsiyoruz. Türkiye Kültür Yolu Festivali de bu hedefimize katkı sağlayan önemli organizasyonlarımızdan biri. Tüm Antalyalıları ve şehrimizi ziyaret eden yerli ve yabancı misafirlerimizi bu büyük kültür ve sanat buluşmasına davet ediyorum.” dedi. ANTALYA’NIN GASTRONOMİ ROTASI TOROSLAR’DAN AKDENİZ KIYILARINA UZANACAK Antalya Kültür Yolu Festivali’nin gastronomi programına Şef Mehmet Akdağ ev sahipliği yapacak. 2 Michelin yıldızlı Şef Ozan Kumbasar, Michelin Bib Gourmand Ödüllü Şef Vedat Başaran, Michelin Rehberi’nde yer alan Şef Claudio Chinali, Şef Bahtiyar Büyükduman, Yemek Kültürü Yazarı Aylin Öney Tan ile Şef Mutlu Şevket Yılmaz ise konuk olarak yer alacak. 31 Ekim–2 Kasım 2026 tarihleri arasında Şef Mehmet Akdağ’ın ev sahipliğinde Antalya, Korkuteli, Elmalı, Gömbe, Finike, Beycik ve Kaş’ı kapsayan gastronomi rotası düzenlenecek. Manavgat ve Alanya rotasına ise Şef Mehmet Akdağ ile gastronomi yazarı Ebru Erke birlikte ev sahipliği yapacak. Konuk isimler, festival kapsamında belirlenen Lezzet Noktaları’nı ziyaret ederek Antalya’ya özgü yemekleri yerinde deneyimleyecek. Akdeniz’in taze sebzeleri, narenciyesi ve deniz ürünleriyle Toroslar’ın köklü Yörük kültürünün buluştuğu Antalya mutfağı; zeytinyağlılar, yabani otlar, bakliyat ve tahıl yemeklerinden oluşan zengin bir gastronomi mirasını yansıtıyor. Kıyı kesimlerinde balık ve deniz ürünleri, iç kesimlerde ise et ve hamur işleri öne çıkarken, kuşaktan kuşağa aktarılan yöresel tarifler kentin mutfak kültürünün temel unsurları arasında yer alıyor. Tahinli Antalya piyazı, şiş köfte, hibeş, Alanya’nın gülüklü çorbası ve serpme böreği bölgenin özgün lezzetlerini ortaya koyarken, tahinli kabak tatlısı, turunç reçeli ve yerel turunçgiller Antalya’nın köklü sofra kültürünü tamamlıyor. Antalya’nın gastronomi zenginliği, festival kapsamında belirlenen 40’tan fazla Lezzet Noktası ile ziyaretçilere sunulacak. Muratpaşa ve Konyaaltı başta olmak üzere Kepez, Manavgat, Serik, Alanya, Kemer, Kaş ve Finike’ye uzanan gastronomi rotasında; tahinli piyaz, şiş köfte, oğlak tandır, börek ve kabak tatlısı gibi yöresel lezzetleri sunan işletmelerin yanı sıra balık ve deniz ürünleri restoranları, ev yemekleri lokantaları, dünya mutfaklarından örnekler sunan işletmeler ve şef restoranları da yer alacak. Geleneksel esnaf sofralarından çağdaş restoranlara uzanan seçki, Antalya’nın zengin mutfak mirasını ve gastronomi deneyiminin çeşitliliğini festival ziyaretçileriyle buluşturacak. ANTALYA’DA DOKUZ GÜN BOYUNCA MÜZİK RÜZGARI ESECEK Konyaaltı Beach Park'ta düzenlenecek ücretsiz konserler, festival boyunca birbirinden ünlü sanatçıların performanslarına ev sahipliği yapacak. 31 Ekim Cumartesi – Murat Boz 1 Kasım Pazar – Özcan Deniz 2 Kasım Pazartesi – Simge 3 Kasım Salı – Poizi 4 Kasım Çarşamba – Sefo 5 Kasım Perşembe – Gökhan Türkmen 6 Kasım Cuma – Ebru Yaşar 7 Kasım Cumartesi – Demet Akalın 8 Kasım Pazar – Hakan Altun Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dört Bin Yıllık Pati İzi Bulundu Haber

Dört Bin Yıllık Pati İzi Bulundu

Kurumaya bırakılan bir kerpicin üzerinden geçen köpek, yüzeyde adımlarının izlerini bıraktı. Yapının duvarında kullanılan bu kerpiç, üzerindeki pati izleriyle birlikte yaklaşık dört bin yıl sonra Tavşanlı Höyük kazılarında bulundu. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, keşfi "Patili bir dostumuzun henüz kurumamış kerpicin üzerinde bıraktığı izlere ulaştık." diyerek duyurdu. Ersoy, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı: “Tavşanlı Höyük’te yaklaşık 4.000 yıllık pati izleri bulduk. Kütahya’daki kazılarımızda, patili bir dostumuzun henüz kurumamış kerpicin üzerinde bıraktığı izlere ulaştık. Tunç Çağı’nda yangın geçirerek yıkılan bir yapının molozu içinde bulunan bu kerpiç, bir zamanlar evin duvarında yer alıyordu. Üzerindeki pati izleri, dört bin yıl önceki gündelik hayatın küçük bir anını korudu. Batı Anadolu’nun en büyük Tunç Çağı kentlerinden Tavşanlı Höyük’te yalnızca yapıları ve eserleri değil, yaşamın böylesine küçük ve beklenmedik izlerini de ortaya çıkarıyoruz. 2021’den bu yana çalışmaları yürüten Kazı Başkanımız Prof. Dr. Erkan Fidan’a ve kazı ekibimize teşekkür ediyorum.” Yaş Kerpiçte Kalan İzler Duvarda Korundu Toprak, su ve samanın karıştırılıp kalıplara dökülmesiyle hazırlanan kerpiçler, güneşte kurutularak yapı malzemesine dönüştürülüyordu. Tavşanlı Höyük’te bulunan örneğin üzerinden henüz kurumadan geçen köpeğin pati izleri, kerpicin sertleşmesiyle yüzeyde kaldı. Daha sonra evin duvarında kullanılan kerpiç, Tunç Çağı’na ait yapının yangın geçirerek yıkılmasının ardından moloz içinde kaldı. Kazılarda ele geçirilen buluntu, yerleşmedeki gündelik yaşama ilişkin somut bir iz sundu. Tunç Çağı Kentinde Gündelik Hayatın İzleri Araştırılıyor Prof. Dr. Erkan Fidan başkanlığında 2021 yılından bu yana sürdürülen kazılar, Batı Anadolu’nun en büyük Tunç Çağı kentlerinden biri olan Tavşanlı Höyük’ün mimarisini ve arkeolojik buluntularını ortaya çıkarıyor. Kerpiç üzerindeki pati izleri de bu çalışmaların, yapıların ve eserlerin yanı sıra yaklaşık dört bin yıl önce kentte yaşanan gündelik hayatın küçük ve beklenmedik ayrıntılarını belgelediğini gösteriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin 24. Durağı İzmir Haber

Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin 24. Durağı İzmir

Festivalin 24. durağı olan İzmir’de Bornova Kültür ve Sanat Merkezi’nden İzmir Kültür Sanat Fabrikası’na, Tarihi Alsancak Tren Garı’ndan Gündoğdu Meydanı’na uzanan etkinlikler, kenti dokuz gün boyunca kültür ve sanatla süsleyecek. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, “İzmir’in köklü gastronomi kültürünü ve özgün değerlerini, kültür ve sanatla bütünleştirerek uluslararası ölçekte görünür kılmayı hedefliyoruz.” dedi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, “İzmir’in kültür ve sanatla kurduğu güçlü bağ, kentin tarihinden, yaşam biçiminden ve köklü geleneklerinden besleniyor. Gastronomi de bu kültürel birikimin en özgün parçalarından biri. Biz İzmir Kültür Yolu Festivali ile kentin sahip olduğu bu zenginliği farklı disiplinlerle bir araya getiriyor, yerel değerleri daha kapsamlı bir kültür-sanat programı içinde ele alıyoruz. İzmir mutfağının geleneksel lezzetlerinden çağdaş gastronomi yaklaşımlarına uzanan seçkimizle yemek kültürünü yalnızca bir lezzet deneyimi olarak değil, tarih, üretim, gelenek ve toplumsal hafızayla şekillenen bir kültürel miras olarak değerlendiriyoruz. Bu zenginliği uluslararası ölçekte de görünür kılarak İzmir’in özgün kültürel kimliğinin daha geniş çevrelerce tanınmasına katkı sağlamayı amaçlıyoruz. Şehirlerimizin kendi değerlerinden beslenen bu yaklaşımımızla kültürel mirasın korunmasını, yaşatılmasını ve gelecek kuşaklara aktarılmasını destekliyoruz.” dedi. ZEYTİNYAĞLI LEZZETLERDEN BOYOZA, İZMİR MUTFAĞI FESTİVAL SOFRALARINDA Gastronomi programı kapsamında Michelin yıldızlı şef Osman Sezener, Michelin rehberinde yer alan şef Ahmet Güzelyağdöken ve gastronomi yazarı Müge Akgün, İzmir’in farklı rotalarına ev sahipliği yapacak. Her rota, İzmir’in kendine özgü lezzet birikimini, kültürel çeşitliliğini ve mutfak hafızasını farklı bir perspektiften ele alacak. Ev sahiplerine, Michelin yıldızlı şefler Atilla Heilbronn, Osman Serdaroğlu, Ozan Kumbasar, Aret Sahakyan, Michelin Rehberinde yer alan şef Çiğdem Seferoğlu, Sinem Özler, Erkan Özdemir, Birkan Erköylü, Uluç Sakarya, şefler Sinem Çapraz ve Sinan Karaahmet, girişimci Teoman Ünal, yemek kültürü ve tarihçisi Prof. Özge Samancı, Diyetisyen Hatice Nur Ege, yemek fotoğrafçısı Aydan Üstkanat, yemek kültürü araştırmacısı Gamze İneceli ve yemek kültürü yazarı Aylin Öney Tan eşlik edecek. Konuklar lezzet noktalarını gezerek İzmir’e özgü yemekleri tadacaklar. İzmir mutfağı, Ege’nin bereketli topraklarından gelen mevsimlik ürünleri, yenilebilir otları, zeytinyağlıları ve deniz lezzetlerini aynı sofrada buluşturan zengin bir gastronomi kültürü sunuyor. Şevketibostan, arapsaçı, cibez ve deniz börülcesi gibi otlar; enginar ve kabak çiçeği dolmasıyla birlikte bu mutfağın doğayla kurduğu güçlü bağı yansıtıyor. Boyoz ve gevrekle başlayan kahvaltılar, kumru ve söğüş gibi sokak lezzetleriyle gün boyu devam ederken, İzmir köfte ve taze deniz ürünleri sofraları çeşitlendiriyor. Kemeraltı’nda şambali, paylaşılan lokmalar ve Çeşme’nin sakızlı tatlıları ise bu lezzet yolculuğunu tamamlıyor. Geleneksel Ege yemeklerinden İzmir’in meşhur sokak lezzetlerine uzanan seçki 80’den fazla Lezzet Noktası’nda keşfedilebilecek. İzmir merkez, Çeşme, Urla, Tire ve Ödemiş’in öne çıktığı liste; boyoz, gevrek, kumru, söğüş, şambali ve lokma gibi İzmir’le özdeşleşen lezzetlerden Ege’nin ev yemeklerine, balık ve deniz ürünlerinden çağdaş şef restoranlarına uzanıyor. Tarihi boyoz fırınları, şambaliciler gibi yerel lezzet duraklarının yanı sıra Michelin Rehberi’nde yer alan restoranlar da bu çeşitliliği zenginleştiriyor. GÜNDOĞDU MEYDANI’NDA DOKUZ AKŞAM MÜZİK ŞÖLENİ YAŞANACAK İzmir Kültür Yolu Festivali kapsamında Gündoğdu Meydanı’nda düzenlenecek konserlerde Demet Akalın, Derya Uluğ, Sefo, Özcan Deniz, Hakan Altun, Ceza, Murat Boz, Serkan Kaya ve Simge müzikseverlerle buluşacak. Farklı müzik türlerini bir araya getiren konser programı, festival boyunca İzmir’de müzik dolu akşamlar yaşatacak. Festivalin konser programında popüler müziğin sevilen isimlerinin yanı sıra farklı müzik türlerine ve kültürel mirasa odaklanan özel performanslar da yer alacak. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Konseri, Cumhuriyet’in ilanının yıl dönümünü müzikle kutlayacak. Türk Dünyasında Ezgiler, Sonbahar Esintileri, Zeki Müren Şarkıları, Romantik Aryalar ve Mozart Akşamı gibi konserler de sanatseverlerle bir araya gelecek. Donanma Komutan Yardımcılığı Bandosu ile Ege Ordusu Bölge Bando Komutanlığı’nın performansları da festivalin müzik programına renk katacak. İzmir’in farklı kültür ve sanat mekanlarında gerçekleşecek buluşmalar, klasik müzikten sevilen eserlere, bando performanslarından farklı müzikal yorumlara uzanan geniş bir seçki sunacak. İZMİR’İN SOKAKLARI FOTOĞRAF KARELERİNE, MEYDANLARI ÇOCUKLARA AÇILIYOR İzmir Kültür Yolu Festivali, sergi ve atölye programlarıyla kentin kültürel birikimini farklı yönleriyle ziyaretçilere sunacak. İzmir Kültür Sanat Fabrikası Arkeoloji ve Etnografya Müzesi’nde “Osmanlı’nın Mukaddes Emanetleri” sergisi ziyaretçilerle buluşurken, “Yaşayan Miras: İzmir Sergisi” geleneksel sanat ve zanaatların örneklerini görünür kılacak. İzmir Kültür Sanat Fabrikası Resim ve Heykel Müzesi Geçici Sergi Salonu’nda yer alacak “Sır” sergisi ile Tarihi Alsancak Tren Garı’nda sanatseverlerin ziyaretine açılacak “Arayış” adlı kişisel resim sergisi de programda yer alacak. Ayrıca İzmir Kültür Sanat Fabrikası Resim ve Heykel Müzesi’nde düzenlenecek “Şehit Yakınları ve Gaziler Genel Müdürlüğü Sanata Teşvik ve Sanatla Yaşam Sergisi”, sanatın iyileştirici gücünü yansıtan eserleri bir araya getirecek. Festival boyunca geleneksel el sanatlarından çağdaş sanat uygulamalarına uzanan atölyeler, söyleşiler ve kültürel etkinlikler de gerçekleştirilecek. İzmir’in tarihini, edebiyatını ve kültürel mirasını ele alan buluşmaların yanı sıra opera, tiyatro ve müzikal gösterileri de farklı yaş gruplarından sanatseverlerle buluşacak. Fotoğraf tutkunları için düzenlenecek FotoMaraton İzmir ve FotoMaraton Çocuk etkinliklerinde katılımcılar, kentin sokaklarını, tarihi yapılarını ve özgün atmosferini kendi kadrajlarından yansıtma fırsatı bulacak. Gündoğdu Meydanı Çocuk Köyü’nde gerçekleştirilecek Çocuk Köyü Etkinlikleri ise oyun alanları, yaratıcı çalışmalar ve farklı aktivitelerle minik ziyaretçilere eğlenceli anlar yaşatacak. 24 Ekim–1 Kasım 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek İzmir Kültür Yolu Festivali, konserlerden opera ve tiyatro gösterilerine, sergilerden atölyelere, fotoğraf etkinliklerinden çocuk programlarına uzanan içeriğiyle İzmir’in farklı noktalarını dokuz gün boyunca kültür ve sanatın buluşma alanına dönüştürecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gece Müzeciliğinde Rekor Ziyaretçi Haber

Gece Müzeciliğinde Rekor Ziyaretçi

Geçen yıla göre yüzde 32 artışın kaydedildiği uygulamada Efes Ören Yeri 501 bin 811 ziyaretçiyle ilk sırada yer aldı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, gece müzeciliğine gösterilen ilgiden duyduğu memnuniyeti dile getirerek kültürel mirası daha geniş kitlelerle buluşturmak için çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini belirtti. Türkiye’nin müze ve ören yerleri, gece müzeciliği uygulamasıyla gün batımından sonra da ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor. Tarihî ve kültürel mirasın farklı bir atmosferde keşfedilmesine imkân sağlayan uygulama, bu yıl ziyaretçi sayısındaki artışla dikkat çekti. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, gece müzeciliğindeki rekoru sosyal medya hesaplarından duyurarak 1 milyon 326 bin 590 ziyaretçiye ulaşıldığını açıkladı. Geçen yıl 1 milyon 8 bin 80 olarak kaydedilen ziyaretçi sayısının yüzde 32 arttığını belirten Ersoy, tarihî ve kültürel mirasın eşsiz güzelliklerini gecenin büyüleyici atmosferinde ziyaretçilerle buluşturmanın mutluluğunu yaşadıklarını ifade etti. Ersoy, ziyaretçilerin gösterdiği yoğun ilginin çalışmaların karşılık bulduğunu ortaya koyduğunu belirterek kültürel mirası daha fazla insanla buluşturmak ve müze ile ören yerlerini yaşayan mekânlara dönüştürmek için aynı heyecan ve kararlılıkla çalışmaya devam edeceklerini vurguladı. Bakan Ersoy'un paylaşımı şöyle: "Gece müzeciliğinde 1 milyon 326 bin ziyaretçiyi geride bıraktık! Tarihimizin ve kültürel mirasımızın eşsiz güzelliklerini gecenin büyüleyici atmosferinde ziyaretçilerimizle buluşturmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Gece müzeciliği uygulamamızla 1 milyon 326 bin 590 ziyaretçiye ulaştık. Geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 32’lik artış kaydettik. Gece müzeciliğinde bu yıl en çok ziyaret edilen müze ve ören yerlerimiz: Efes Ören Yeri (501.811), Galata Kulesi (277.557), Hierapolis (Pamukkale) Ören Yeri (190.910), Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi (62.071), Didim Ören Yeri (60.884), Marmaris Müzesi (50.053). Bu ilgi bizleri hem mutlu ediyor hem de yeni çalışmalar için motive ediyor. Kültürel mirasımızı daha geniş kitlelerle buluşturmak, müze ve ören yerlerimizi yaşayan mekânlara dönüştürmek için aynı heyecan ve kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz." Gece Müzeciliğinin Zirvesinde Efes Var Gece müzeciliğinde en yüksek ziyaretçi sayısına İzmir Efes Ören Yeri ulaştı. Geçen yıl 368 bin 731 ziyaretçiyi ağırlayan Efes, bu yıl yüzde 36 artışla 501 bin 811 ziyaretçiye ev sahipliği yaptı. İstanbul'un simge yapılarından Galata Kulesi, 277 bin 557 ziyaretçiyle ikinci sırada yer aldı. Geçen yıl 205 bin 344 kişinin ziyaret ettiği kulede yüzde 35 artış kaydedildi. Denizli'deki Hierapolis (Pamukkale) Ören Yeri ise 190 bin 910 ziyaretçiyle üçüncü sırada yer aldı. İlk üçü, 62 bin 71 ziyaretçiyle Muğla Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi, 60 bin 884 ziyaretçiyle Aydın Didim Ören Yeri ve 50 bin 53 ziyaretçiyle Muğla Marmaris Müzesi takip etti. İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nde Yüzde 183, Didim'de Yüzde 119 Artış Ziyaretçi sayısındaki artış, Türkiye'nin farklı bölgelerindeki müze ve ören yerlerinde de etkisini gösterdi. İstanbul Arkeoloji Müzeleri, 8 bin 789'dan 24 bin 850'ye yükselen ziyaretçi sayısıyla yüzde 183 artış kaydetti. Aydın Didim Ören Yeri'nde ziyaretçi sayısı 27 bin 846'dan 60 bin 884'e yükselirken artış oranı yüzde 119 oldu. Antalya Patara Ören Yeri'nde ise geçen yıl 14 bin 141 olan ziyaretçi sayısı, yüzde 98 artışla 28 bin 21'e ulaştı. İzmir Efes Yamaçevler'de de ziyaretçi sayısı da yüzde 82 artarak 10 bin 718'den 19 bin 541'e çıktı. Göreme'de 31 Ekim'e Kadar, Galata'da Yıl Boyu Gece Müzeciliği 2026 yılı gece müzeciliği uygulaması, 1 Haziran-1 Ekim tarihleri arasında Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğüne bağlı 11 müze ve 11 ören yeri olmak üzere toplam 22 müze ve ören yerinde gerçekleştirildi. Ziyaretçilerden gelen talep üzerine uygulama süresi Efes ve Side ören yerlerinde 15 Ekim'e, Göreme Ören Yeri'nde ise 31 Ekim'e kadar uzatıldı. Efes ve Side'de 15 Ekim'de sona eren gece müzeciliği, Göreme'de ay sonuna kadar devam edecek. Galata Kulesi'nde ise uygulama yıl boyunca kesintisiz sürdürülecek. Kültür ve Turizm Bakanlığının gece müzeciliği uygulaması, müze ve ören yerlerinin ziyaret saatlerini genişleterek kültürel mirasın daha fazla ziyaretçiyle buluşmasına imkân sağlamayı sürdürecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Turizmde Yeni Rotalar, Alternatif Pazarlar ve Yeni Uçuş Noktaları Masada Haber

Turizmde Yeni Rotalar, Alternatif Pazarlar ve Yeni Uçuş Noktaları Masada

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Murat Şeker, Genel Müdür Ahmet Olmuştur ve Genel Müdür Yardımcısı Harun Baştürk ile bir araya geldi. İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’ndeki kabulde, Kültür ve Turizm Bakanlığı Tanıtma Genel Müdürü Timuçin Güler ile Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) Genel Müdürü Sinan Seha Türkseven de yer aldı. Uçuş kapasitesi için alternatif pazarlar gündemde Bakan Ersoy, kabule ilişkin sosyal medya paylaşımında, Türkiye’nin turizmdeki yükselişini destekleyecek iş birliği imkânlarını, hedef pazarlardaki tanıtım çalışmalarını ve ülkeye yönelik seyahat talebini artıracak ortak adımları ele aldıklarını bildirdi. Bölgesel gelişmelerin hava ulaşımına etkisinin de görüşüldüğünü belirten Ersoy, şu ifadeleri kullandı: “Bölgemizde yaşanan gelişmelerin hava ulaşımına etkileri çerçevesinde, uçuş kapasitesinin alternatif pazarlarla desteklenmesini ve yeni destinasyonların uçuş ağına kazandırılması üzerine görüş alışverişinde bulunduk.” Türkiye’nin tanıtımında ortak hedef Türkiye’nin kültür ve turizm zenginliğinin uluslararası alanda daha geniş kitlelere ulaştırılması, görüşmenin öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. THY’nin uçuş ağı ile hedef pazarlardaki tanıtım çalışmalarının Türkiye turizmine sağlayacağı katkılar ele alındı. Ersoy, paylaşımında turizmi yılın tamamına ve Türkiye’nin dört bir yanına yayma hedefini de vurgulayarak, “Turizmi yılın tamamına ve ülkemizin dört bir yanına yaymak için kurumlarımız arasındaki iş birliğini geliştirmeyi sürdüreceğiz.” açıklamasında bulundu. Bakan Ersoy, THY yönetimine ziyaretleri ve Türkiye turizmine sundukları katkılar dolayısıyla teşekkür etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akdeniz’den 2.100 Yıllık Sofra Takımı Çıktı Haber

Akdeniz’den 2.100 Yıllık Sofra Takımı Çıktı

Antalya’nın Kumluca ilçesine bağlı Adrasan açıklarında, 2025 yılında kazısına başlanan seramik yüklü gemi batığı, antik dönemin sofra kültürüne ve Akdeniz ticaretine ışık tutuyor. Deniz yüzeyinin 42–55 metre altında sürdürülen çalışmalarda bugüne kadar binlerce eser çıkarıldı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, çalışmalara ilişkin açıklamasında, “Akdeniz’in derinliklerinden 2.100 yıllık sofra takımlarını gün yüzüne çıkarıyoruz.” ifadelerini kullandı. Batıktan çıkarılan eserlerin dönemin üretim becerisini ve ticaret hayatını ortaya koyduğunu belirten Ersoy, “Sandıklara yerleştirilirken aralarına konulan kil sayesinde günümüze sağlam ulaşan bu eserler, Anadolu’nun üretim ustalığını ve Akdeniz’in ticaret geçmişini bugüne taşıyor.” dedi. Ersoy, sualtı robotlarının desteğiyle çalışmalarını sürdüren kazı ekibine ve mavi vatanın kültürel mirasını ortaya çıkaran tüm çalışma arkadaşlarına teşekkür etti. Bir gemide 122 farklı form ve boyutta seramik Batığın ana yükünü Antakya kökenli tabak ve kaseler oluşturuyor. Hatay’ın Arsuz ilçesinde, antik adıyla Rhosus’un kıyılarında üretildiği düşünülen eserler arasında kuruyemiş tabakları, çorba kaseleri, balık tabakları ve çeşitli boyutlarda tepsiler bulunuyor. Toplam 122 farklı form ve boyuttaki seramik ürün, dönemin zengin sofra kültürünü yansıtıyor. Özellikle Roma’da talep gören bu ürünler, Akdeniz dünyasının lüks yemek takımları arasında yer alıyor. Batıkta, Ege’deki bazı adalarda üretildiği düşünülen amforalar da bulundu. Farklı üretim merkezlerine işaret eden buluntular, geminin taşıdığı yükün çeşitliliğini ortaya koyuyor. Çiçero’nun dostu için sipariş ettiği kaplar Arsuz seramiklerinin tarihî önemini artıran ayrıntılardan biri, Romalı hatip ve devlet adamı Çiçero’nun yazışmalarında da yer almaları. Çiçero, MÖ 50 yılında dostu Attikus’a yazdığı mektupta, onun için Rhosus’tan seramik kaplar sipariş ettiğini anlatıyor. Bu yazışma, bölgede üretilen sofra kaplarının Roma dünyasında tanındığını ve tercih edildiğini gösteriyor. Adrasan batığında bulunan seramiklerin Rhosus üretimiyle ilişkilendirilmesi, kazıyı antik kaynaklarda adı geçen bu ürünlerin deniz ticaretindeki yerini anlamak açısından da önemli kılıyor. 2.100 yıl boyunca koruyan kil Batıktaki tabak ve kaselerin günümüze iyi durumda ulaşmasının ardında, yükleme sırasında uygulanan bir yöntem bulunuyor. Seramikler ahşap sandıklara yerleştirilmeden önce aralarına kil konuldu. Bu uygulama, gemi batarken eserlerin kırılmasını önleyerek binlerce yıl boyunca korunmalarına yardımcı oldu. Denizden çıkarılan tabak ve kaseler, dönemin işçiliğini ve biçim özelliklerini bugün de gözler önüne seriyor. Antakya’dan İtalya’ya uzanan ticaretin izleri Gemide bulunan Antakya kökenli MÖ 1. yüzyıl sikkeleri, batığın tarihlendirilmesine ışık tutuyor. Bulgular, geminin MÖ 1. yüzyılın ortalarında Antakya, Ege, Yunanistan ve İtalya kıyıları arasındaki ticaret ağı içinde faaliyet gösterdiğine işaret ediyor. Arsuz’dan yola çıktığı düşünülen geminin, muhtemelen Roma’ya doğru ilerlerken fırtına sırasında bir sığlığa çarparak battığı tahmin ediliyor. Adrasan açıklarındaki batıkta, sualtı arkeologlarının robotların da desteğiyle yürüttüğü kazı çalışmaları devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İngiltere’den Türkiye’ye Prestijli Turizm Ödülü Haber

İngiltere’den Türkiye’ye Prestijli Turizm Ödülü

Türkiye’nin sürdürülebilir turizm ve erişilebilirlik alanında yürüttüğü çalışmalar, İngiltere seyahat sektörünün köklü yayınlarından Travel Trade Gazette (TTG) tarafından düzenlenen TTG Travel Industry Awards 2026’da ödüle layık görüldü. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Türkiye’ye sürdürülebilir ve erişilebilir turizm alanında uluslararası bir ödül daha kazandırıldığını belirtti. Turizmde hedeflerini somut adımlarla hayata geçirdiklerini vurgulayan Ersoy, şunları kaydetti: “Sürdürülebilir turizm programımızla konaklama tesislerimizde çevreye duyarlı uygulamaları yaygınlaştırıyor, erişilebilir halk plajlarımızla herkesin denizden ve tatilden yararlanabilmesi için imkânlarımızı artırıyoruz.” Ersoy, TGA ekibini ve ödülün kazanılmasına katkı sunan tüm sektör paydaşlarını tebrik etti. Ödül bu yıl ilk kez verildi Londra’daki The Roundhouse’da sektör temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilen törende, bu yıl ilk kez verilen “Destination for Change” ödülünün sahibi TGA oldu. Ödül; yerel toplulukları ve ziyaretçileri gözeten, çevreye duyarlı ve kapsayıcı bir turizm anlayışını somut uygulamalarla hayata geçiren destinasyonları öne çıkarmayı amaçlıyor. Jüri değerlendirmesinde, Türkiye’nin turizm stratejisini geniş ölçekte uygulamaya koyarak ölçülebilir sonuçlar elde etmesine dikkat çekildi. Özellikle konaklama tesislerinin sürdürülebilirlik sertifikasyonu ile turizmde erişilebilirliği artırmaya yönelik çalışmalar öne çıktı. Sürdürülebilirlik standartları ülke geneline yayıldı Türkiye, 2022 yılında Küresel Sürdürülebilir Turizm Konseyi (GSTC) ile hükümet düzeyinde anlaşma imzalayarak başlattığı iş birliği kapsamında, Türkiye Çevresel ve Kültürel Sürdürülebilirlik Programı’nı hayata geçirdi. Programla sürdürülebilirlik standartları ülke genelindeki konaklama tesislerine yayılırken, 2 bin 500’ü aşkın tesis uluslararası GSTC sertifikası almaya hak kazandı. Başvuruda erişilebilir halk plajları öne çıkarıldı TGA’nın ödül başvurusunda, Türkiye’nin farklı ihtiyaçlara sahip ziyaretçilerin turizm faaliyetlerine eşit biçimde katılımını destekleyen uygulamaları da yer aldı. Başvurunun erişilebilirlik bölümünde özellikle halk plajlarında yürütülen çalışmalar öne çıkarıldı. Herkesin denizden ve tatil imkânlarından yararlanmasını kolaylaştıran erişilebilir halk plajları, Türkiye’nin kapsayıcı turizm yaklaşımının somut örnekleri arasında sunuldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.